Loki ve usta inşaatçı efsanesi - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
693 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon anlatı, İskandinav tanrılarının Asgard’ı koruyacak bir duvar için gizemli bir duvar ustasıyla pazarlık etmesini konu alıyor. Ustanın doğaüstü ilerleyişi Freyja’yı, güneşi ve ayı kaybetmelerine yol açmak üzereyken Loki müdahale ediyor, yapıcının gerçek kimliği ortaya çıkıyor ve Thor’un dönüşü krizi sona erdiriyor; bu olay ayrıca Odin’in sekiz bacaklı atının beklenmedik kökenini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Asgard, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bu özel adın sıradan bir coğrafi yeri değil, İskandinav tanrılarının yaşadığı diyarı belirttiğini anlayın. Bu arka plan, hikâyeyi doğru mitolojik sisteme yerleştirerek pazarlığı, karakterlerin ilişkilerini ve Jotunheim devlerinin oluşturduğu tehdidi daha rahat takip etmenizi sağlar. 2. But it was only the next morning when they saw him returning that the gods began to worry. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Temel tepkiyi belirli bir zaman açıklanana kadar erteleyen uzun it was...that vurgu yapısını çözümleyin. Böylece karmaşık bir cümlede ana düşünceyi bulabilir ve resmî anlatımın tanrıların ancak ertesi sabah kaygılanmaya başladığını nasıl öne çıkardığını fark edebilirsiniz. 3. The only payment the builder would receive, and the last thing he would ever see, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: İki paralel bölümün önce vaat edilen ödül beklentisini oluşturup ardından ödemeyi ölümcül bir cezaya dönüştürmesini inceleyin. Bu yapı, hikâyenin doruk noktasındaki gerilimi, ironiyi ve sert biçimde sunulan ters köşeyi yorumlamanıza yardımcı olur.

Bu derste

Asgard, a realm of wonders, was where the Norse gods made their home. Notlar

0:06

Harikalar diyarı Asgard, İskandinav tanrılarının yuvasıydı.

Kültür

Asgard, İskandinav tanrılarının mitolojik yurdu

Asgard, İskandinav mitolojisindeki bir dünyanın özel adıdır ve geleneksel olarak Aesir tanrılarıyla ilişkilendirilir. Bu cümlede Asgard’ın İskandinav tanrılarının yurdu olarak sunulması, hikâyeyi gerçek bir ülkeye ya da sıradan bir şehre değil, mitolojik bir evrene yerleştirir. Bu arka plan, Asgard’ı Odin, Thor ve Valhalla gibi aynı mitolojiye ait diğer kişi ve yerlerle ilişkilendirmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede Asgard neyi ifade eder?

  1. Kuzey Avrupa’da gerçek bir ülke
  2. İnsanların yaşadığı sıradan bir şehir
  3. İskandinav tanrılarının mitolojik yurdu
Cevabı göster

İskandinav tanrılarının mitolojik yurdu

Kelime

a realm of wonders: büyülü bir dünyayı anlatan edebî ifade

Bu cümlede a realm of wonders, olağanüstü şeylerle dolu bir dünya ya da diyar anlamına gelir. Bu isim öbeği Asgard’dan sonra açıklayıcı bir appositive olarak gelir; Asgard’ı yeniden adlandırır ve sadece yerini belirtmek yerine onun niteliğini anlatır. Realm, “krallık”, “dünya” veya “alan” anlamında edebî bir kelimedir. Sıradan place kelimesine göre cümleye daha görkemli, mitolojik ve hayal gücü taşıyan bir ton verir; of wonders ise sihir ve harika duygusunu ekler.

Alıştırma

Realm kelimesi hangi cümlede doğal kullanılmıştır?

  1. Please paint the realm in the kitchen blue.
  2. I left my keys in the realm beside the front door.
  3. The wizard stepped into a realm of living shadows.
Cevabı göster

The wizard stepped into a realm of living shadows.

Kalıp ifadeler

made their home: bir yeri yuva edinmek

Made their home, bir yerde yaşamak ve orayı yuva olarak benimsemek ya da oraya yerleşmek anlamına gelir. Bu cümlede, İskandinav tanrılarının Asgard'ı yuva edindiğini anlatır. Bu ifade bir ev inşa etmek anlamına gelmez. İnsanların, toplulukların veya hayvanların bir yeri yaşam alanı olarak benimsediğini vurgular.

Alıştırma

Bir yeri yuva edinme ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: After moving from city to city, the artist made her ____ in a quiet village.

Cevabı göster

home

There, Odin's great hall of Valhalla towered above the mountains, Kültür

0:11

Orada, Odin'in ulu salonu Valhalla dağların üzerinde yükseliyor

Kültür

Odin's great hall of Valhalla: Odin'in mitolojik büyük salonu

Valhalla, İskandinav mitolojisinde Odin'le ilişkilendirilen büyük salondur. Bu cümlede Odin's great hall of Valhalla, yükselen yerin sıradan bir yemek veya toplantı salonu değil, mitolojik bir salon olduğunu belirtir. Geleneksel mitte, ölümden sonra seçilen savaşçılar Valhalla'ya götürülebilir. Bu nedenle bu isim savaş, kahramanca onur ve ölümden sonraki yaşamı çağrıştırır.

Alıştırma

Bu cümlede Valhalla neyi ifade eder?

  1. Odin ve seçilmiş ölü savaşçılarla ilişkili mitolojik bir salon
  2. Tanrıların yemek yediği sıradan bir yemek salonu
  3. Bütün İskandinav tanrılarının yaşadığı diyarın tamamı
Cevabı göster

Odin ve seçilmiş ölü savaşçılarla ilişkili mitolojik bir salon

and Bifrost, the rainbow bridge, anchored itself. Kültür

0:16

ve gökkuşağı köprüsü Bifrost, buraya demir atıyordu.

Kültür

Bifrost, the rainbow bridge: açıklayıcı eş görevli ifade

Bifrost, Asgard'ı diğer dünyalara bağlayan İskandinav mitolojisindeki köprünün özel adıdır. Virgüller arasına alınan the rainbow bridge, Bifrost'un ne olduğunu kısaca açıklayan sınırlayıcı olmayan bir eş görevli ifadedir. İki bölüm de aynı köprüğü ifade eder; iki ayrı yeri değil. Genel olarak bir özel addan sonra virgülle ayrılmış bir isim öbeği kullanmak, cümleyi bölmeden bilinmeyen bir adı açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Bifrost, the rainbow bridge, anchored itself cümlesinde the rainbow bridge ne işe yarar?

  1. İkinci bir köprü tanıtır
  2. Bifrost'un nerede bulunduğunu gösterir
  3. Bifrost'un ne olduğunu açıklar
Cevabı göster

Bifrost'un ne olduğunu açıklar

But though their domain was magnificent, Dilbilgisi

0:20

Ancak krallıkları görkemli olsa da,

it stood undefended from the giants and trolls of Jotunheim, Kalıp ifadeler

0:22

tanrıları hor gören ve onları yok etmeye çalışan Jotunheim'in

Dilbilgisi

But though: keskin bir dönüşten önce taviz bildirme

But bu cümleyi önceki bir düşünceye bağlar ve yön değişikliğini gösterir. Though bir taviz bildiren yan cümle başlatır: though their domain was magnificent, bu görkemin normalde güç veya güvenlik beklentisi yaratacağını anlatır. But though A, B yapısı önce olumlu bir gerçeği kabul eder, ardından beklenen sonucun tersini verir. Burada bölge görkemlidir, ama yine de savunmasızdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir gerçeği kabul edip ardından zıt bir sonuca dönmek için But though kullanır?

  1. But though the room was small, it felt warm and welcoming.
  2. Though the room was small, but it felt warm and welcoming.
  3. But the room was small though because it felt warm.
Cevabı göster

But though the room was small, it felt warm and welcoming.

Kalıp ifadeler

stood undefended from: bir tehdide karşı korumasız kalmak

stand + sıfat yapısı fiziksel olarak ayakta durma eylemini değil, devam eden bir durumu anlatır. Bu cümlede stood undefended from, from'dan sonra gelen devler ve troller karşısında “korumasız kalmıştı” anlamındadır. Bu ifade, yeri bir tehdide açık ve savunmasız olarak betimler. Korunmasız bırakılmış bir grup, yer veya sistem için de kullanılabilir.

Alıştırma

The castle stood undefended from enemy attacks cümlesinde stood undefended from ne anlama gelir?

  1. Kale, düşman saldırılarına karşı korumasız kaldı.
  2. Kale fiziksel olarak ayağa kalkıp düşmana saldırdı.
  3. Kale düşman saldırılarına karşı tamamen korunuyordu.
Cevabı göster

Kale, düşman saldırılarına karşı korumasız kaldı.

who despised the gods and sought to destroy them. Kelime

0:26

devlerine ve trollerine karşı savunmasız duruyordu.

Kelime

sought to destroy: niyeti geçmişte anlatan resmî ifade

Sought to destroy, “yok etmeye çalıştı” veya “yok etmeyi amaçladı” anlamına gelir. Sought, seek fiilinin geçmiş zaman biçimidir; seek to + fiil bir nesneyi aramayı değil, amaçlanan eylemi veya hedefi anlatır. Bu ifade tried to destroy ifadesinden daha resmî ve anlatısaldır. Öznelerin ne yapmaya çalıştığını gösterir, ancak başarılı olduklarını tek başına söylemez.

Alıştırma

Bu resmî anlatı cümlesini en iyi hangi seçenek tamamlar? The attackers ___ the bridge before dawn.

  1. sought to destroy
  2. sought the bridge
  3. tried to destroy
Cevabı göster

sought to destroy

One day, when Thor, strongest of the gods,

0:30

Bir gün, tanrıların en güçlüsü Thor,

was off fighting these foes, a stranger appeared, Kalıp ifadeler

0:32

bu düşmanlarla savaşmaya gittiğinde, güçlü gri bir ata

Kalıp ifadeler

was off fighting: sadece savaşıyor değil, uzakta savaşıyordu

was off fighting, Thor'un alıştığı yerden ayrılıp dışarıda savaştığı anlamına gelir. Bu ifade hem yapılan etkinliği hem de Thor'un orada olmadığını vurgular. Hikâyede bu kullanım, yabancı ortaya çıktığında Thor'un neden orada olmadığını açıklar. Genel olarak be off doing something, birinin bir şey yapmak için bulunduğu yerden ayrıldığını anlatabilir; buradaki off, kapalı anlamına gelmez.

Alıştırma

Leah'nın buradan ayrıldığını ve şu anda dışarıda köpeği gezdirdiğini en açık şekilde anlatan cümle hangisidir?

  1. Leah is off walking the dog.
  2. Leah is off to walk the dog.
  3. Leah is walking the dog.
Cevabı göster

Leah is off walking the dog.

riding a powerful gray horse.

0:36

binmiş bir yabancı ortaya çıktı.

The visitor made the gods an astonishing offer. Kalıp ifadeler

0:38

Ziyaretçi tanrılara şaşırtıcı bir teklifte bulundu.

Kalıp ifadeler

made the gods an astonishing offer: tanrılara şaşırtıcı bir teklif yaptı

made the gods an astonishing offer, make + kişi + an offer kalıbını kullanır. The gods teklifi alan kişilerdir; an astonishing offer ise ziyaretçinin sunduğu şeydir. Make an offer, bir fiyat, anlaşma, iş fırsatı veya başka bir teklif sunmak için kullanılan doğal İngilizce eşdizimidir. Bu cümlede made, make fiilinin geçmiş zamanıdır; İngilizcede normal olarak do an offer denmez.

Alıştırma

“Şirket ona cömert koşullar sundu” anlamındaki doğal cümleyi seçin.

  1. The company did her a generous offer.
  2. The company made to her a generous offer her.
  3. The company made her a generous offer.
Cevabı göster

The company made her a generous offer.

He would build them the greatest wall they'd ever seen, Dilbilgisi

0:42

Onlara, gördükleri en görkemli duvarı inşa edecekti;

Dilbilgisi

the greatest wall they'd ever seen: o zamana kadar gördükleri en görkemli duvar

the + en üstünlük derecesi + isim + özne + had ever + fiilin üçüncü hâli kalıbı, geçmişteki belirli bir ana kadar öznenin deneyimlediği hiçbir şeyin buna denk olmadığını anlatır. Burada greatest wall ... bu duvarın onların daha önce gördüğü bütün duvarları aşacağını söyler. they'd ever seen içindeki they'd, they would değil, they had anlamındadır. Seen fiilin üçüncü hâlidir; bu nedenle had seen past perfect oluşturur. Ever ise karşılaştırmayı o andan önceki bütün deneyimlere yayar.

Alıştırma

Hangi cümle, geçmişteki bir anda daha önce yedikleri hiçbir yemeğin bundan daha iyi olmadığını anlatır?

  1. It was the better meal they'd ever eat.
  2. It was the best meal they've ever eaten.
  3. It was the best meal they'd ever eaten.
Cevabı göster

It was the best meal they'd ever eaten.

higher than any giant could climb, Dilbilgisi

0:45

hiçbir devin tırmanamayacağı kadar yüksek

and stronger than any troll could break.

0:47

ve hiçbir trolün kıramayacağı kadar sağlam.

Dilbilgisi

higher than any ... could ... and stronger than any ... could ...: sınırları vurgulayan paralel karşılaştırmalar

Cümle iki paralel sınır kullanır: higher than any giant could climb ve stronger than any troll could break. Her bölümde karşılaştırma sıfatı + than any + isim + could + fiil yapısı, duvarın o grubun herhangi bir üyesinin yapabileceğinin ötesinde olduğunu anlatır. Tekrarlanan yapı, vaadin dengeli ve etkileyici duyulmasını sağlar. Asıl anlam, hiçbir devin duvarı aşamayacağı ve hiçbir trolün onu kıramayacağıdır; any, hepsinin başarılı olabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, hiçbir çocuğun nehri geçemeyeceğini ve hiçbir dalgıcın dibine ulaşamayacağını aynı paralel karşılaştırmayla anlatır?

  1. The river was wider than any child could swim across and deeper than any diver could reach.
  2. The river was wide enough for any child to swim across and shallow enough for any diver to reach the bottom.
  3. The river was wider than every child and deeper than every diver.
Cevabı göster

The river was wider than any child could swim across and deeper than any diver could reach.

All he asked in return was the beautiful goddess Freyja's hand in marriage, Notlar

0:50

Karşılığında tek istediği güzel tanrıça Freyja ile evlenmek,

Dilbilgisi

All he asked in return was …: karşılığında istediği tek şey … idi

All he asked in return was ... ifadesi, karşılığında istediği tek şeyin was kelimesinden sonra geldiğini belirtir. All he asked in return cümlenin öznesi olarak işlev görür; was somut isteği tanıtır. Bu bir soru değildir. in return, karşılığında veya telafi olarak anlamına gelir. Bu yapı, bir iyilik, hizmet ya da anlaşmada yalnızca bir koşul veya karşılık istendiğini vurgular.

Alıştırma

Bunun istediği tek karşılık olduğunu anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: The mechanic fixed the radio, and ____ a glass of water.

Cevabı göster

all he asked in return was

Kalıp ifadeler

hand in marriage: evlenme teklifi için geleneksel bir ifade

hand in marriage, evlilik istemekle ilgili geleneksel bir ifadedir. Freyja's hand in marriage ifadesinde bu söz, Freyja ile evlenme fırsatını veya onayını mecazlı biçimde anlatır; gerçek bir eli anlatmaz. ask for someone's hand in marriage, o kişiyle evlenmek istediğini söylemek ve ona evlenme teklif etmek anlamına gelir. Günümüzde genellikle böyle anlaşılır; ancak ifade, talibin eskiden ailesinin onayını aradığı gelenekleri de hatırlatabilir.

Alıştırma

The count asks for Elise's hand in marriage cümlesinde bu ifade ne anlama gelir?

  1. Elise'ten bir şey taşımasına yardım etmesini ister
  2. Elise'in elini ödünç almak ister
  3. Elise ile evlenmek ister
Cevabı göster

Elise ile evlenmek ister

along with the sun and moon from the sky.

0:55

ayrıca gökyüzünden güneş ve aydı.

The gods balked at this request and were ready to send him away, Notlar

0:59

Tanrılar bu isteğe karşı çıkarak onu geri göndermeye hazırlandılar,

Kelime

balked at this request: bu isteği kabul etmeye direnmek

Balk at something, bir şey mantıksız, rahatsız edici veya fazla zor göründüğü için onu kabul etmekten ya da yapmaktan geri durmak demektir. Buradaki balked at this request, tanrıların isteği yalnızca beğenmediğini değil, onu kabul etmeye güçlü biçimde direndiğini anlatır. Yaygın yapı balk at + isim veya -ing biçimidir. İfade, birinden onay vermesi ya da harekete geçmesi beklendiği anda kişinin tereddüt etmesine veya reddetmesine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi balk at ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The committee ____ the sudden fee increase.

Cevabı göster

balked at

Öbek fiiller

send him away: birini oradan göndermek

Send someone away, bir kişinin bulunduğu yerden ayrılmasını sağlamak veya ona gitmesini söylemek demektir. Bu cümlede tanrılar ziyaretçiyi uzaklaştırmaya hazırdır; bu nedenle send, postalamak veya teslim etmek anlamına gelmez. Nesne bir zamirse send ile away arasına gelir: send him away denir, send away him denmez.

Alıştırma

Hangi cümle, muhafızın onun ayrılmasını sağladığını doğal biçimde anlatır?

  1. The guard sent him away.
  2. The guard mailed him away.
  3. The guard sent away him.
Cevabı göster

The guard sent him away.

but the trickster Loki concocted a devious plan. Notlar

1:03

ancak düzenbaz Loki sinsi bir plan kurdu.

Kültür

Mitolojideki düzenbaz Loki

the trickster Loki ifadesinde trickster, mitoloji ve edebiyatta görülen bir karakter türüdür: Öykünün gidişatını değiştirirken kuralları çiğneyen, kandıran veya sorun çıkaran zeki bir figürü anlatır. Bu sözcük yalnızca şaka yapmayı seven biri demek değildir. Bu ifade, Loki'nin ne yaptığını söylemeden önce onun öyküdeki rolünü tanıtır. Böylece planını, bir düzenbaza özgü zeki ama sorun çıkarıcı bir davranış olarak anlamaya hazırlarız.

Alıştırma

Bir mit ya da halk hikâyesinde the trickster Loki ifadesi neyi tanımlar?

  1. Her kurala her zaman uyan lider
  2. Zekice hileler kullanan ve olayları değiştirebilen mitolojik ya da hikâye karakteri
  3. Tek görevi şaka anlatmak olan sıradan kişi
Cevabı göster

Zekice hileler kullanan ve olayları değiştirebilen mitolojik ya da hikâye karakteri

Kalıp ifadeler

concocted a devious plan: kurnaz bir plan tasarlamak

Burada concocted, concoct fiilinin geçmiş zamanıdır ve bir şeyi bilerek düşünüp ortaya çıkarmak ya da oluşturmak anlamına gelir. Plan ile kullanıldığında, bir şeyi düzenlemeye karar vermekten çok, planın dikkatle, gizlice veya şüpheli bir biçimde oluşturulduğunu düşündürür. A devious plan, dolaylı ya da dürüst olmayan bir kurnazlıktan yararlanan plandır. Bu nedenle concocted a devious plan, Loki'nin sadece plan yapmadığını; olumsuz bir çağrışımı olan kurnaz bir plan tasarladığını anlatan güçlü bir anlatı ifadesidir.

Alıştırma

Kaçakçıların kurnaz bir planı gizlice tasarladığını gösteren, dersteki ifadeyi kullanan cümle hangisidir?

  1. The smugglers concocted a devious plan to hide the paintings.
  2. The smugglers made a devious plan to hide the paintings.
  3. The smugglers concocted a devious excuse to hide the paintings.
Cevabı göster

The smugglers concocted a devious plan to hide the paintings.

He told the gods they should accept the stranger's offer,

1:07

Tanrılara yabancının teklifini kabul etmelerini,

but set such strict conditions that he would fail to complete the wall in time. Dilbilgisi

1:10

fakat duvarı zamanında tamamlayamaması için çok katı şartlar koymalarını söyledi.

Dilbilgisi

such strict conditions that he would fail: başarısız olmasına yol açacak kadar katı koşullar

Such strict conditions that he would fail, such ... that sonuç yapısının bir parçasıdır. Such, strict conditions isim öbeğinin önünde yer alır; that ise sonucu bildiren he would fail to complete the wall in time yan cümlesini başlatır. Burada anlatılan yalnızca koşulların katı olması değildir. Koşullar, başarısızlığa yol açacak kadar katıdır. Konuşan kişi teklifi kabul ediyor gibi görünürken, zamanında yerine getirilemeyecek şartlar koymayı amaçlar.

Alıştırma

Sonuç yapısını tamamlayın: They set ____ strict rules ____ nobody could finish on time.

Cevabı göster

such · that

That way, they would lose nothing while getting most of the wall built for free. Notlar

1:15

Böylece hiçbir şey kaybetmeden duvarın çoğunu bedavaya inşa ettirmiş olacaklardı.

Anlatım akışı

That way: böylece, bu şekilde

Cümlenin başındaki That way, az önce sözü edilen yönteme veya plana gönderme yapar ve bunun beklenen sonucunu anlatır. Burada, hiçbir şey kaybetmeden duvarın büyük bölümünü bedavaya yaptırma avantajını önceki plana bağlar. Buradaki way gerçek bir yol değil, bir şeyi yapma biçimidir. That way bilgiyi “yöntem → sonuç” düzeninde kurar: önce eylem veya plan açıklanır, sonra bunun ne sağlayacağı söylenir.

Alıştırma

Önceki eyleme gönderme yapan ve “bu şekilde” anlamına gelen bağlayıcıyı yazın: Charge the tablet tonight. ____, it will be ready in the morning.

Cevabı göster

That way

Dilbilgisi

while getting most of the wall built: eş zamanlı durumlar ve get + nesne + fiilin üçüncü hâli

while + -ing, ana cümledeki durumla aynı zamanda gerçekleşen bir eylem veya durum ekler. Gizli özne genellikle ana cümlenin öznesidir; burada ikisi de they sözcüğüne bağlıdır. Yani hiçbir şey kaybetmezken aynı zamanda duvarın büyük kısmının yapılmasını sağlarlar. getting most of the wall built, get + nesne + fiilin üçüncü hâli yapısını kullanır. Bu yapı, duvarı başka birine yaptırmak veya yapılmasını ayarlamak anlamına gelir; eylem duvara uygulanır.

Alıştırma

get fiilinin -ing biçimini ve repair fiilinin üçüncü hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: Mia waited outside while ____ her phone ____.

Cevabı göster

getting · repaired

Freyja didn't like this idea at all, Kalıp ifadeler

1:20

Freyja bu fikri hiç beğenmedi,

Kalıp ifadeler

at all: olumsuzluğu güçlendirme

Bu olumsuz cümlede at all, didn't like ifadesindeki olumsuzluğu güçlendirir. “Hiçbir şekilde” veya “hiçbir ölçüde” anlamına gelir; yani Freyja’nın fikri hiç beğenmediğini anlatır. Bu ifade bir yer belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle filmin hiçbir şekilde korkutucu olmadığını doğal biçimde anlatır?

  1. The movie wasn't scary at all.
  2. The movie was scary at all.
  3. The movie wasn't all scary.
Cevabı göster

The movie wasn't scary at all.

but Odin and the other gods were convinced and came to an agreement with the builder. Kalıp ifadeler

1:23

ama Odin ve diğer tanrılar ikna oldular ve inşaatçıyla bir anlaşmaya vardılar.

Kalıp ifadeler

came to an agreement with: ... ile anlaşmaya vardı

Come to an agreement with someone, görüşme sonrasında biriyle ortak bir karara veya üzerinde uzlaşılan şartlara varmak demektir. Bu cümlede came anlaşmanın tamamlandığını, with the builder ise anlaşmanın diğer tarafını gösterir. Anlaşmanın konusunu belirtmek için agreement sözcüğünden sonra about ya da on kullanılabilir: come to an agreement with someone about/on something.

Alıştırma

Came ile başlayan hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: After discussing the team rules, Ava ____ her coach.

Cevabı göster

came to an agreement with

He would only have one winter to complete the wall. Dilbilgisi

1:28

Duvarı tamamlamak için sadece bir kışı olacaktı.

Dilbilgisi

would only have one winter to complete: tamamlamak için yalnızca bir kış süresi olacaktı

Burada would, anlaşma uyarınca daha sonra geçerli olacak durumu aktarır; onun bir şey yapmaya istekli olduğu anlamına gelmez. would only have + süre + to + fiil kalıbı, bir görevi tamamlamak için sınırlı bir süre bulunduğunu gösterir. Only, one winter ifadesine odaklanır; temel fikir, daha fazla süreye izin verilmemesidir. To complete the wall, bu süre içindeki görevi belirtir.

Alıştırma

would, only, one week ve complete sözcüklerini hedef süre sınırlaması kalıbında kullanın: Under the deal, Leo ____ the repairs.

Cevabı göster

would only have one week to complete

If any part was unfinished by the first day of summer, Notlar

1:31

Eğer yazın ilk gününde herhangi bir kısım yarım kalırsa,

he would receive no payment.

1:34

hiçbir ödeme almayacaktı.

Dilbilgisi

If ... was unfinished, ... would receive no payment: koşul ve sonuç

if yan cümlesi koşulu verir: son tarihte tek bir kısım bile hâlâ tamamlanmamıştır. Ana cümle ise anlaşmadaki sonucu verir: kendisine hiç para ödenmez. Burada would receive, “almaya istekliydi” anlamına gelmez. Would, koşul gerçekleşirse ortaya çıkacak sonucu gösterir. Bu koşul-sonuç yapısı kuralları, anlaşmaları ve cezaları açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir koşulu ve bu koşulun olası cezasını doğru biçimde ifade eder?

  1. If the report would be incomplete, the contractor received no payment.
  2. If the report was incomplete, the contractor would receiving no payment.
  3. If the report was incomplete, the contractor would receive no payment.
Cevabı göster

If the report was incomplete, the contractor would receive no payment.

Kelime

by the first day of summer: son tarih belirten by

by + belirli bir zaman yapısında by, “en geç o zamana kadar” anlamına gelir. Yazın ilk günü son tarihtir: iş daha erken bitirilebilir, ancak bu son tarihe gelindiğinde tamamlanmış olmalıdır. Bu ifade, “yalnızca yazın ilk gününde” anlamına gelmez. İzin verilen en geç zamanı belirler.

Alıştırma

Cümleyi “en geç” anlamını veren edatla tamamlayın: The application must arrive ____ noon on Friday.

Cevabı göster

by

And he could have no help from any other people. Dilbilgisi

1:36

Ve başka kimseden yardım alamayacaktı.

Dilbilgisi

could have no help from any other people: geçmişteki bir anlaşmada yasak

Bu cümlede could, geçmişteki bir anlaşmanın koyduğu sınırları gösterir. could have no help from any other people, kuralların onun başka hiç kimseden yardım almasına izin vermediği anlamına gelir; yardım bulma becerisinden söz etmez. Burada have, yardım almak ya da kendisine yardım verilmek anlamındadır. no help ile from any other people birlikte yasağı eksiksiz ifade eder: dışarıdan yardım yasaktı.

Alıştırma

Hangi cümle, eski bir kuralın dışarıdan yardım almayı yasakladığını söyler?

  1. Under the old rules, each player could have help from anyone else.
  2. Under the old rules, each player could have helped anyone else.
  3. Under the old rules, each player could have no help from anyone else.
Cevabı göster

Under the old rules, each player could have no help from anyone else.

The gods sealed the deal with solemn oaths Notlar

1:40

Tanrılar anlaşmayı görkemli yeminlerle mühürlediler

Deyimler

sealed the deal: bir anlaşmayı kesinleştirmek

Sealed the deal, seal the deal deyiminin geçmiş zaman biçimidir. Birinin, anlaşmayı kesin veya resmî hâle getiren son adımı tamamladığı anlamına gelir. Burada anlaşmayı doğrulayan şey ciddi yeminlerdir. Seal mecazidir; tanrılar bir anlaşmayı fiziksel olarak kapatmıyor veya örtmüyor.

Alıştırma

Cümleyi seal the deal ifadesinin doğru zaman biçimiyle tamamlayın: Their signatures finally ____.

Cevabı göster

sealed the deal

and swore the mason would come to no harm in Asgard. Kalıp ifadeler

1:42

ve duvar ustasının Asgard'da hiçbir zarar görmeyeceğine dair yemin ettiler.

Kelime

solemn oaths: ciddi ve bağlayıcı yeminler

Solemn oaths ifadesinde solemn, önemli bir duruma uygun şekilde ciddi, resmî ve ağırbaşlı anlamına gelir; yalnızca üzgün demek değildir. Oath, özellikle güçlü ahlaki, hukuki veya törensel ağırlığı olan bir sözdür. Burada ifade, anlaşmanın gelişigüzel sözlerle değil, yemin edenlerin uyması beklenen ciddi yeminlerle onaylandığını gösterir.

Alıştırma

Yeni bir görevlinin görevlerini sadakatle yerine getireceğine yemin ettiği resmî bir törene en uygun ifade hangisidir?

  1. a quick suggestion
  2. a solemn oath
  3. a casual promise
Cevabı göster

a solemn oath

Kalıp ifadeler

swore ... would come to no harm: güçlü bir güvenlik garantisi

Swore, güçlü bir sözün içeriğini başlatır; bu içeriği veren yan cümleden önce that kullanılmayabilir. Burada duvar ustasının güvende kalacağına dair ciddi bir güvence verdiler; would ise yemin anından sonra gerçekleşecek sonucu gösterir. Come to harm “zarar görmek”, come to no harm ise “hiç zarar görmemek, güvende kalmak” demektir. Buradaki come to bir yere hareket etmeyi değil, bir sonuca ulaşmayı anlatır.

Alıştırma

“Hiç zarar görmeden güvende kalmak” anlamındaki kalıp ifadeyle resmî güvenlik garantisini tamamlayın: The guide swore that every child would ____.

Cevabı göster

come to no harm

In the morning,

1:47

Sabah olduğunda,

the stranger began to dig the foundations at an astonishing speed. Kalıp ifadeler

1:48

yabancı, temelleri şaşırtıcı bir hızla kazmaya başladı.

Kalıp ifadeler

at an astonishing speed: şaşırtıcı bir hızla

at + speed sözcüğünü merkez alan bir ad öbeği yapısı, bir eylemin ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatır. Burada at an astonishing speed, kazma işinin şaşırtıcı derecede hızlı yapıldığını belirtir. Astonishing, anlatıcının şaşkınlığını da eklediği için bu ifade very fast ifadesinden daha canlı ve öyküleyicidir.

Alıştırma

“Şaşırtıcı derecede hızlı bir hızla” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The new software processed the files ____.

Cevabı göster

at an astonishing speed

And at nightfall, he set off towards the mountains to obtain the building stones. Öbek fiiller

1:52

Ve gece çöktüğünde yapı taşlarını almak için dağlara doğru yola çıktı.

Öbek fiiller

set off towards: bir yöne doğru yola çıkmak

Bu cümlede set off, “bir yolculuğa başlamak” veya “yola çıkmak” anlamındadır. Towards hareket yönünü belirtir; bu nedenle set off towards the mountains, dağların bulunduğu yöne doğru ilerlemeye başladığını anlatır. Bu ifade varışı değil, yolculuğun başlangıcını belirtir. Towards sözcüğünden sonraki yer hedef olabilir, ancak cümle yalnızca kişinin hangi yöne gittiğini söyler.

Alıştırma

“Bir yerin yönüne doğru hareket etmeye başladılar” anlamındaki üç sözcüklü yolculuk ifadesiyle cümleyi tamamlayın: At first light, the explorers ____ the valley.

Cevabı göster

set off towards

But it was only the next morning when they saw him returning Dilbilgisi

1:57

Fakat tanrıların endişelenmeye başlaması,

that the gods began to worry.

2:00

ancak ertesi sabah onun geri döndüğünü gördüklerinde oldu.

Dilbilgisi

It was only ... that ...: geç bir zaman noktasını vurgulama

Cümle, bir zamanı vurgulamak için It was only + zaman ifadesi + that + olay kalıbını kullanır. Buradaki it dilbilgisel bir yer tutucudur; belirli bir nesneyi göstermez. Vurgulanan zaman ifadesi the next morning when they saw him returning bölümüdür ve when yan cümlesi o sabahı daha açık biçimde tanımlar. Only, o zamanı bir sınır olarak gösterir: tanrılar daha önce endişelenmeye başlamamıştır. Normal söz diziminde temel mesaj The gods began to worry only the next morning olurdu; ancak bu vurgu kalıbı zamanı daha belirgin hâle getirir.

Alıştırma

Korkunun ışıklar söndüğünde başladığını vurgulamak için It was only ... that ... kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. It was when only the lights went out that we felt afraid.
  2. It was only when the lights went out when we felt afraid.
  3. It was only when the lights went out that we felt afraid.
Cevabı göster

It was only when the lights went out that we felt afraid.

As agreed, no other people were helping the mason, Kalıp ifadeler

2:02

Anlaşıldığı üzere duvar ustasına yardım eden başka kimse yoktu,

Kalıp ifadeler

As agreed: önceki bir anlaşmaya uygun olarak

As agreed, “daha önce kararlaştırılan şeye uygun olarak” anlamına gelen kısaltılmış bir giriş yan cümlesidir. as was agreed ifadesine yakındır. Burada as, “...-e uygun olarak” anlamındadır; “... olduğunda” anlamında değildir. Bu ifade, ardından gelen olgu veya eylemi ilgili kişilerin daha önce aldığı bir karara bağlar.

Alıştırma

Cümleyi “önceki anlaşmamıza uygun olarak” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, I will send the final file by noon.

Cevabı göster

As agreed

but his horse Svadilfari was hauling a load of stones Kalıp ifadeler

2:05

ancak atı Svadilfari, arkalarında yerde hendekler bırakacak kadar

Kalıp ifadeler

hauling a load of stones: bir yük taşı çekip taşımak

Burada hauling, ağır bir şeyi efor harcayarak çekmek veya taşımak demektir. A load of stones, taşınan bir miktar taşı ifade eder; load burada “yük” ya da bir seferde taşınan miktar anlamındaki isimdir. Yeniden kullanılabilir kalıp haul a load of + malzeme veya nesneler biçimindedir. Odak, yalnızca bir şeyi yerden kaldırmakta değil, kayda değer bir yükü taşımaktadır.

Alıştırma

İşçilerin önemli miktarda ağır tuğla taşıdığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The workers loaded a haul of bricks to the building site.
  2. The workers hauled a load of bricks to the building site.
  3. The workers hauled a load bricks to the building site.
Cevabı göster

The workers hauled a load of bricks to the building site.

so massive it left trenches in the ground behind them. Dilbilgisi

2:09

devasa bir taş yükünü sürüklüyordu.

Dilbilgisi

so massive (that) it left...: that sözcüğü düşürülmüş sonuç yapısı

so massive it left... ifadesinde so yüksek bir dereceyi belirtir, it left trenches yan cümlesi ise sonucu verir. Tam kalıp so + sıfat + that + sonuç yan cümlesi biçimindedir. Burada that düşürülmüştür: so massive (that) it left.... Sonuç yan cümlesi dil bilgisi bakımından hâlâ so massive bölümüne bağlıdır; ilgisiz ayrı bir eylem gibi okunmamalıdır.

Alıştırma

Sonuç bildirmek için that sözcüğü düşürülmüş so + sıfat yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The suitcase was such heavy I could barely lift it.
  2. The suitcase was so heavy could barely lift it.
  3. The suitcase was so heavy I could barely lift it.
Cevabı göster

The suitcase was so heavy I could barely lift it.

Winter came and went. Deyimler

2:13

Kış geldi ve geçti.

Deyimler

“Winter came and went”: bütün bir mevsimin geçip gitmesi

Bir mevsim came and went olduğunda, o mevsimin başladığı, devam ettiği ve sona erdiği anlatılır. Burada Winter came and went, bütün kışın geçtiği anlamına gelir; gerçek bir hareketi anlatmaz. Yazarlar bu kısa kalıpla bir zaman dilimini hızla atlar ve hikâyeyi daha sonra olanlara taşır.

Alıştırma

Bir anlatıda “The school year came and went” genellikle ne demektir?

  1. Bütün okul yılı geçti.
  2. Okul yılı bir yere girip sonra oradan ayrıldı.
  3. Okul yılı başlamadan iptal edildi.
Cevabı göster

Bütün okul yılı geçti.

The stranger kept building. Dilbilgisi

2:15

Yabancı inşa etmeye devam etti.

Svadilfari kept hauling.

2:16

Svadilfari taşımaya devam etti.

Dilbilgisi

“kept building” ... “kept hauling”: geçmişte devam eden eylemler

Kept + -ing biçimi, geçmişte bir şeyi yapmaya devam etmek anlamına gelir. Kept building, yabancının inşa etmeyi sürdürdüğünü; kept hauling ise Svadilfari’nin yük taşımayı sürdürdüğünü anlatır. Burada kept, “sakladı” anlamına gelmez. İki kısa cümle aynı yapıyı tekrarlar. Bu paralel yapı, iki eylemin de düzenli biçimde sürdüğü hissini verir.

Alıştırma

Eylemin devam ettiğini göstermek için cümleyi keep + -ing yapısının geçmiş biçimiyle tamamlayın: Even after sunset, Maya ____ the mural.

Cevabı göster

kept painting

And neither snow nor rain could slow their progress. Dilbilgisi

2:18

Ve ne kar ne de yağmur onların ilerleyişini yavaşlatamadı.

Dilbilgisi

neither snow nor rain could slow: neither...nor... ile iki seçeneği dışlama

neither A nor B, iki unsuru aynı anda dışlar ve ikisinin de belirtilen sonucu oluşturmadığını anlatır. Bu cümlede snow ve rain birlikte özne oluşturur; yani ne kar ne de yağmur onların ilerlemesini yavaşlatabildi. neither...nor... zaten olumsuz anlam taşıdığı için yan cümlede could slow kullanılır; could'dan sonra ayrıca not getirilmez.

Alıştırma

Hangi cümle hem anahtarın hem de kodun kilidi açamadığı anlamına gelir?

  1. Either the key or the code opened the lock.
  2. Neither the key nor the code didn't open the lock.
  3. Neither the key nor the code opened the lock.
Cevabı göster

Neither the key nor the code opened the lock.

With only three days left until summer, Dilbilgisi

2:22

Yaza sadece üç gün kala,

Dilbilgisi

With only three days left until summer: kalan süreyi ifade etme

With + isim öbeği + left, belirli bir miktarın kaldığını söyleyen bir arka plan yapısıdır. Bu cümlede yaza yalnızca üç gün kalmıştır; bu yüzden ifade bir geri sayım oluşturur ve ana cümleye aciliyet duygusu katar. Left, leave fiilinin sıfat olarak kullanılan ve kalan anlamına gelen geçmiş ortaç biçimidir; sol yönü anlamındaki left değildir. Until summer, geri sayımın bitiş noktasını belirtir.

Alıştırma

Geri sayım ifadesini tamamlayın: With only one day ____ until the game, we practiced again.

Cevabı göster

left

the wall stood high and impenetrable,

2:24

duvar yüksek ve aşılmaz bir şekilde ayakta duruyor,

with only the gate left to be built. Dilbilgisi

2:27

sadece kapının inşa edilmesi kalmıştı.

Dilbilgisi

with only the gate left to be built: yalnızca kapı inşa edilmeyi bekliyordu

With, ana duruma eşlik eden bir durumu tanıtır: bu aşamada işin yalnızca bir bölümü, yani kapı kalmıştır. with + isim + left to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ismin hâlâ o eyleme maruz kalması gerektiğini gösterir. the gate inşa edilen şey olduğu için to be built edilgen yapıdadır ve “henüz inşa edilmesi gerekiyor” demektir; “zaten inşa edildi” demek değildir.

Alıştırma

left to be done kalıbını ve repair fiilini kullanın: With only the roof ____, the crew was almost done.

Cevabı göster

left to be repaired

Horrified, the gods realized that not only would they lose their fertility goddess forever, Dilbilgisi

2:30

Dehşete düşen tanrılar, bereket tanrıçalarını sonsuza dek kaybetmekle kalmayıp,

but without the sun and moon,

2:35

güneş ve ay olmadan,

the world would be plunged into eternal darkness. Deyimler

2:37

dünyanın sonsuz bir karanlığa gömüleceğini fark ettiler.

Dilbilgisi

not only would they lose ... but without ...: not only sonrasında devrik yapı

Not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki sonucu bağlar ve ikinci sonucu daha da ciddi gösterir. Burada ilk sonuç tanrıçayı kaybetmektir; but başka bir sonucu getirir, without the sun and moon ise dünyayı karanlıkta bırakacak koşulu belirtir. but sonrasındaki also isteğe bağlıdır. not only yan tümcenin başına geldiğinde yardımcı veya kiplik fiil özneden önce gelir. Normal diziliş olan they would lose, not only would they lose biçimine dönüşür. Bu devriklik yalnızca not only bulunan yan tümcede zorunludur; but sonrasındaki yan tümceye otomatik olarak uygulanmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede yan tümce başındaki not only doğru kullanılmıştır?

  1. Not only did Maya missed the train, but she also lost her phone.
  2. Not only did Maya miss the train, but she also lost her phone.
  3. Not only Maya missed the train, but she also lost her phone.
Cevabı göster

Not only did Maya miss the train, but she also lost her phone.

Deyimler

sonsuz karanlığa sürüklenmek

be plunged into eternal darkness ifadesinde plunged into, bir şeyin fiziksel olarak suya atlaması değil, ciddi bir duruma aniden veya zorla sokulması anlamına gelir. Edilgen yapı, the world ifadesini dışarıdan gelen bir olaydan etkilenen unsur olarak gösterir; would ise sonucu olası veya beklenen bir sonuç olarak sunar. Eternal darkness bilerek dramatik bir görüntü oluşturur: Dünya sonsuza kadar ışıksız kalacaktır. Bu yüzden ifade, yalnızca become dark demekten daha güçlüdür ve destansı ya da felaket odaklı anlatıları anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Dersdeki edilgen ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Without the sun and moon, the world would ____ eternal darkness。

Cevabı göster

be plunged into

They wondered why they'd made such a foolish wager, Kelime

2:40

Neden böyle aptalca bir bahse girdiklerini merak ettiler

Kelime

aptalca bir bahis

Wager, bir sonuca bağlı olarak para veya başka bir şeyin riske atıldığı bahistir. a foolish wager ifadesinde foolish, kararın akıllıca olmadığını belirtir; wager ise riskli bahsin kendisini adlandırır. they'd made such a foolish wager cümlesinde bütün ifade made fiilinin nesnesidir; make a wager bir bahse girmek veya bahis yapmak anlamına gelir. Wager, günlük konuşmalardaki bet kelimesinden daha resmî ya da anlatısaldır. Bu nedenle burada anlaşma önemli ve hikâyeye özgü bir şey gibi duyulur.

Alıştırma

Riskli bir bahis için daha resmî veya anlatısal kelimeyi seçin: They had made such a foolish ____。

  1. bet
  2. wager
  3. wage
Cevabı göster

wager

and then remembered Loki and his terrible advice.

2:43

ve sonra Loki'yi ve onun berbat tavsiyesini hatırladılar.

Suddenly, Loki didn't feel so clever. Ton ve niyet

2:48

Aniden, Loki kendini eskisi kadar zeki hissetmedi.

Ton ve niyet

didn't feel so clever: bir plan ters teptikten sonraki ironik eleştiri

Bu cümlede Loki'nin zekâsı birdenbire değişmemiştir ve Loki yalnızca kötü bir ruh hâlinde değildir. Bu, hafif bir ifadeyle yapılan ironidir: Planının akıllıca olduğunu sanmıştır, ancak sonuçlar öyle olmadığını gösterir. Not feel so clever now, bir kişinin önceki öz güveninin veya kararının yanlış olduğunu fark ettiğini gösterebilir. Anlatıcı, doğrudan kişinin aptalca davrandığını söylemeden onu eleştirebilir.

Alıştırma

Bir kişi zaman kazanmak için kestirme yola giriyor ama kayboluyor. Hangi cümle aynı ironik düşünceyi ifade eder?

  1. After an hour of wandering, she didn't feel so clever anymore.
  2. After an hour of wandering, she felt proud of her excellent shortcut.
  3. After an hour of wandering, she forgot how to think.
Cevabı göster

After an hour of wandering, she didn't feel so clever anymore.

All of his fellow gods threatened him with an unimaginably painful death Kalıp ifadeler

2:51

Eğer inşaatçının ödemesini almasını engelleyecek bir yol bulmazsa,

Kalıp ifadeler

threaten someone with something: tehdidin içeriğini belirtmek

Threaten + kişi + with + isim öbeği, bir kişinin açıkça belirtilen bir zarardan, sonuçtan veya zarar verme aracından korkmasını sağlamak anlamına gelir. Tehdit edilen kişi threaten fiilinden hemen sonra gelir; with ise tehdit olarak kullanılan şeyi tanıtır. Bu cümlede him tehdit edilen kişidir, an unimaginably painful death ise tehdit edilen sonuçtur. İsim öbeği kullanılan bu yapıda with edatı gereklidir.

Alıştırma

Yapıyı gerekli edatla tamamlayın: The teacher threatened the class ____ extra homework if they kept shouting.

Cevabı göster

with

if he didn't find some way to prevent the builder from getting his payment. Kalıp ifadeler

2:55

diğer tüm tanrılar onu hayal edilemeyecek kadar acı verici bir ölümle tehdit etti.

Kalıp ifadeler

prevent the builder from getting: prevent + nesne + from + fiil-ing

prevent someone from doing something kalıbı, bir kişinin bir eylemi yapmasını engellemek ya da o eylemi imkânsız hâle getirmek anlamına gelir. Burada the builder engellenen kişidir, getting his payment ise engellenmesi gereken eylemdir. prevent'ten sonra bir nesne, ardından from ve son olarak fiilin -ing biçimi gelir: prevent + nesne + from + fiil-ing.

Alıştırma

Standart kalıbı tek sözcükle tamamlayın: The locked gate prevented the dog ____ running into the street.

Cevabı göster

from

So Loki promised to take care of the situation and dashed away. Kalıp ifadeler

2:59

Böylece Loki durumu halledeceğine söz verdi ve oradan hızla uzaklaştı.

Kalıp ifadeler

take care of the situation: durumu ele almak ve sorumluluğu üstlenmek

Bu cümlede take care of the situation, zor durumla ilgilenmek ve gerekeni yapmak anlamına gelir. Bir kişiye bakmak anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın sorumluluğu üstlendiğini gösterir; ancak atılacak adımları belirtmez ve sorunun tamamen çözüleceğini garanti etmez.

Alıştırma

Sözü tamamlamak için take care of kullanın: Don't worry about the printer; I'll ____ it.

Cevabı göster

take care of

Outside, night had fallen, Deyimler

3:04

Dışarıda gece çökmüştü,

Deyimler

night had fallen — gece çökmüştü

night had fallen, anlatılarda gecenin çöktüğünü, yani havanın karardığını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki fallen, gecenin fiziksel olarak düştüğü anlamına gelmez. Past perfect yapısı had fallen, gecenin anlatıdaki başka bir geçmiş olaydan önce olduğunu gösterir. Böylece sahnenin zamanı ve atmosferi önce kurulmuş olur.

Alıştırma

Gecenin çöktüğünü anlatan ifade ile cümleyi tamamlayın: By the time the hikers reached the cabin, ____.

Cevabı göster

night had fallen

and the builder prepared to set off to retrieve the final load of stones.

3:05

ve inşaatçı son taş yükünü getirmek için yola çıkmaya hazırlanıyordu.

But just as he called Svadilfari to him, Dilbilgisi

3:10

Fakat tam Svadilfari'yi yanına çağırdığında,

a mare appeared in the field.

3:12

tarlada bir kısrak belirdi.

Dilbilgisi

just as — tam …dığı anda

Burada just as, tam …dığı anda anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. he called Svadilfari to him yan cümlesini başlatır; ana cümle ise o anda ne olduğunu söyler. Just, iki eylemin zamanının çok yakından çakıştığını vurgular. Bu yüzden kısrağın ortaya çıkışı ani görünür ve yapıcının eylemini keser. Bu ifadede just, sadece anlamına gelmez.

Alıştırma

İki olayın tam olarak aynı anda olduğunu vurgulamak için just as kullanılan cümle hangisidir?

  1. Just before I reached the station, the train pulled away.
  2. Just like I reached the station, the train pulled away.
  3. Just as I reached the station, the train pulled away.
Cevabı göster

Just as I reached the station, the train pulled away.

She was so beautiful Dilbilgisi

3:14

O kadar güzeldi ki

that Svadilfari ignored his master and broke free of his reins. Öbek fiiller

3:15

Svadilfari efendisini görmezden gelerek dizginlerinden kurtuldu.

Dilbilgisi

so beautiful that...: derece ve sonuç

so + adjective + that + clause kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so beautiful dereceyi belirtir; that ile başlayan yan cümle ise sonucu verir: Svadilfari efendisini görmezden geldi ve dizginlerinden kurtuldu. that ile başlayan bölümü ek bir betimleme olarak değil, sonuç olarak okuyun. Bu kalıbı so + adjective/adverb + that + result şeklinde yeniden kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Sonuç kalıbını tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Mia could not lift it.

Cevabı göster

so · that

Öbek fiiller

broke free of his reins: bir kısıtlamadan kurtulmak

Break free of something, bir bağdan, denetimden veya kısıtlamadan kurtulmak anlamına gelir. Bu cümlede broke, break fiilinin geçmiş zaman biçimidir; reins ise atın kurtulduğu fiziksel kısıtlama olan dizginlerdir. Aynı ifade break free of fear veya break free of an old habit örneklerinde olduğu gibi fiziksel olmayan sınırlamalar için de kullanılabilir. Temel düşünce, kontrol altında olmaktan özgür olmaya geçmektir.

Alıştırma

Cümleyi break free of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The dog pulled hard and finally ____ its leash.

Cevabı göster

broke free of

The mason tried to catch him,

3:20

Duvar ustası onu yakalamaya çalıştı,

but the mare ran deep into the woods

3:21

ama kısrak ormanın derinliklerine doğru koştu

and Svadilfari followed.

3:24

ve Svadilfari onu takip etti.

The stranger was furious.

3:26

Yabancı çok öfkeliydi.

He knew that the gods were behind this and confronted them. Deyimler

3:27

Bunun arkasında tanrıların olduğunu biliyordu ve onlarla yüzleşti.

Deyimler

were behind this: olanlardan sorumlu olmak

Burada were behind this, bir olayın gizli nedeni ya da sorumlusu olmak anlamına gelir. Tanrılar fiziksel olarak bir şeyin arkasında değildir; o, olanları onların çıkardığına veya planladığına inanır. Behind'den sonra bir olay, eylem ya da sorun geldiğinde ifade genellikle sorumluluk yükler ve şüphe ya da suçlama ima edebilir.

Alıştırma

The audit showed that a former employee was behind the data leak cümlesinde was behind ne anlama gelir?

  1. Sızıntıyı ilk bildiren kişi olmak
  2. Verilerin fiziksel olarak arkasında olmak
  3. Veri sızıntısına neden olmaktan veya onu düzenlemekten sorumlu olmak
Cevabı göster

Veri sızıntısına neden olmaktan veya onu düzenlemekten sorumlu olmak

No longer as a mild-mannered mason, Notlar

3:31

Artık yumuşak huylu bir duvar ustası olarak değil,

Kelime

mild-mannered: sakin ve saldırgan olmayan bir mizaç

Bu cümlede mild-mannered, mason kelimesinden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kişinin sakin, yumuşak huylu ve saldırgan olmadığını anlatır; duvarcıyı zararsız ve uysal biri gibi gösterir. Bu ifade tek bir nazik davranışı değil, genel olarak istikrarlı bir mizacı veya dışa yansıyan tavrı anlatır. Cümledeki bu ilk izlenim, sonradan ortaya çıkan korkunç devle karşıtlığı güçlendirir.

Alıştırma

Aşağıdaki açıklamalardan hangisi mild-mannered bir kişiye en uygundur?

  1. çabuk öfkelenen ve kavga etmeye hevesli olan
  2. davranışlarında sakin ve yumuşak olan
  3. kibarlık kurallarının hepsine uymaya dikkat eden
Cevabı göster

davranışlarında sakin ve yumuşak olan

but in his true form as a terrifying mountain giant. Kalıp ifadeler

3:33

korkunç bir dağ devi olan gerçek formundaydı.

Dilbilgisi

No longer as a mild-mannered mason, but in his true form: kimlik karşıtlığı

Bu parça, aynı kişinin iki farklı şekilde sunulmasını karşılaştırır. No longer as a mild-mannered mason önceki uysal huylu duvar ustası rolünü veya görünüşünü ortadan kaldırır; but in his true form ise şimdi gösterilen kimliği tanıtır. Özne ve ana fiil, çevredeki anlatım bunları zaten verdiği için atlanmıştır. Bunu He appeared no longer as ... but in his true form ... gibi anlayabiliriz; bu sıkıştırılmış biçim, kimliğin ortaya çıkışını ani ve dramatik gösterir.

Alıştırma

Rol değişikliğini göstermek için karşıtlığın tam biçimini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. She appeared no longer as a trainee, but in her true form as an engineer.
  2. She appeared no longer as a trainee, but her true form as an engineer.
  3. She appeared no longer a trainee, but in her true form an engineer.
Cevabı göster

She appeared no longer as a trainee, but in her true form as an engineer.

Kalıp ifadeler

in his true form: gerçek fiziksel biçimiyle ortaya çıkmak

Burada in his true form, onun hangi biçimde veya durumda ortaya çıktığını anlatan bir edat öbeğidir. Gerçekte olduğu haliyle anlamına gelir; form burada dış görünüşü ya da fiziksel biçimi anlatır, belgeyi veya doldurulacak formu değil. Ardından gelen as a terrifying mountain giant, bu gerçek biçimin ne olduğunu açıklar. Bu ifade, karakterin başka bir görünümden sonra gerçek görünüşünü ya da doğasını ortaya çıkardığını belirtir.

Alıştırma

Kılık değiştirmiş bir yaratığın gerçek fiziksel biçimini gösterdiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The creature appeared in its true self.
  2. The creature appeared in its true role.
  3. The creature appeared in its true form.
Cevabı göster

The creature appeared in its true form.

This was a big mistake. Anlatım akışı

3:37

Bu büyük bir hataydı.

Anlatım akışı

This was a big mistake: önceki eylemi değerlendirme ve dönüm noktasını haber verme

Buradaki This, hemen önce anlatılan eyleme gönderme yapar. Anlatıcı bu eylemi big mistake olarak değerlendirir; yani bu cümle yeni bir olay anlatmak yerine önceki eylemi yorumlar. Eylem ile sonuçları arasına yerleştirilen bu kısa yorum, bir dönüm noktasına işaret eder. Dinleyiciye önceki eylemin sorun çıkaracağını düşündürür ve merak yaratır.

Alıştırma

Bir karakter harekete geçtikten sonra This was a big mistake. bir öyküde büyük olasılıkla hangi işlevi görür?

  1. Eylemin gerçekleştiği kesin zamanı verir.
  2. Önceki eylemi değerlendirir ve kötü sonuçların yaklaştığını bildirir.
  3. Olayla ilgisi olmayan bir karakteri tanıtır.
Cevabı göster

Önceki eylemi değerlendirir ve kötü sonuçların yaklaştığını bildirir.

Thor had just returned to Asgard. Dilbilgisi

3:39

Thor henüz Asgard'a dönmüştü.

Dilbilgisi

had just returned: geçmişteki bir noktadan hemen önce tamamlanan eylem

Had returned, past perfect yapısıdır ve Thor’un dönüşünü geçmişteki başka bir noktadan önceye yerleştirir. Just, dönüşün daha sonraki bu geçmiş olaydan yalnızca kısa bir süre önce gerçekleştiğini gösterir. Geçmiş zamanda anlatılan bir öyküde çok yakın zamanda gerçekleşmiş daha eski bir eyleme dönmek için had just + past participle kullanılır. Karşılaştırma noktası da geçmişte olmalı veya bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi had + just + return fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: When the meeting started, Elena ____ from lunch.

Cevabı göster

had just returned

And now that the gods knew a giant was in their midst, Notlar

3:42

Ve tanrılar aralarında bir dev olduğunu anladıklarından,

Dilbilgisi

now that: yeni bir durumu gerekçe olarak sunmak

Now that, kısa süre önce gerçek olmuş veya artık önem kazanmış bir durumu tanıtır ve bunu ardından gelen şeyin gerekçesi olarak sunar. Burada tanrıların aralarında bir dev bulunduğunu yeni öğrenmeleri, bundan sonra yapacaklarını değiştirir. Kalıp now that + cümlecik şeklindedir; ardından bir sonuç, karar veya sonraki eylem gelir. That bu bağlacın bir parçasıdır; “şu şey” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir durumun yeni gerçekleştiğini ve sonucun gerekçesi olduğunu belirten iki sözcüklü bağlacı kullanın: ____ everyone is here, we can begin.

Cevabı göster

Now that

Kelime

in their midst: gruplarının içinde

In their midst, “gruplarının içinde” veya “tam aralarında” anlamına gelir. Bu cümlede dev yalnızca yakınlarda değildir; tanrıların kendi aralarında bulunmaktadır. in + iyelik + midst kalıbındaki iyelik sözcüğü, kişiyi veya şeyi çevreleyen grubun kim olduğunu belirtir. Bu ifade, birinin grup içindeki varlığını daha yakın, önemli veya şaşırtıcı hissettirebilir.

Alıştırma

Cümleyi in + iyelik + midst kalıbıyla tamamlayın: The villagers discovered that a spy had been living ____ for years.

Cevabı göster

in their midst

they disregarded their oaths. Kelime

3:45

yeminlerini hiçe saydılar.

Kelime

Yeminlerini hiçe saydılar: ciddi bir söze bilerek uymamak

disregarded, bir şeyin varlığını bildiği hâlde ona saygı göstermemek veya ona uymamak anlamına gelir. Burada their oaths ciddi yeminleri anlatır; yani yemin ettiklerini biliyorlardı ama yeminlerine uymadılar. disregard, göz ardı edilen şeyi doğrudan nesne olarak alır: bir kuralı, uyarıyı, sözü ya da yemini disregard etmek. Bu kelime yalnızca bir şeyi bilmemek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede disregarded their oaths ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Ettikleri yeminlere dikkatle uydular.
  2. Yeminlerin var olduğunu biliyorlardı ama onlara uymamayı seçtiler.
  3. Yeminlerin varlığından haberdar değillerdi.
Cevabı göster

Yeminlerin var olduğunu biliyorlardı ama onlara uymamayı seçtiler.

The only payment the builder would receive, Anlatım akışı

3:47

İnşaatçının alacağı tek ödeme

and the last thing he would ever see, Deyimler

3:49

ve göreceği en son şey,

was the swing of Thor's mighty hammer, Mjolnir. Kültür

3:51

Thor'un güçlü çekici Mjolnir'in savrulmasıydı.

Anlatım akışı

Tek ödeme ... ve hayatında göreceği son şey

Vurgulanan bölüm, and ile bağlanan iki paralel isim öbeğinden oluşur: the only payment the builder would receive ve the last thing he would ever see. Bu iki öbek birlikte was önündeki özneyi oluşturur; was'tan sonra cevap, Thor'un çekicinin darbesi açıklanır. İlk bölüm bir ödül beklentisi yaratır, ancak ikinci bölüm anlamı ölüme doğru çevirir. Aynı olay hem onun “ödemesi” hem de göreceği son şey olarak sunulur; bu da ironik ve karanlık bir son yaratır.

Alıştırma

Bu cümledeki paralel yapı ne işe yarar?

  1. Yapıcının alacağı iki farklı ödemeyi sıralar.
  2. Yapıcının Mjolnir sayesinde nasıl para kazanacağını açıklar.
  3. Cevabı geciktirir ve aynı olayı hem bir ödül hem de ölümcül bir ceza gibi gösterir.
Cevabı göster

Cevabı geciktirir ve aynı olayı hem bir ödül hem de ölümcül bir ceza gibi gösterir.

Deyimler

hayatında göreceği son şey

the last thing he would ever see ifadesi, onun hayatının geri kalanında göreceği son görüntü anlamına gelir; yalnızca tesadüfen bakacağı bir sonraki şeyi anlatmaz. Would, hikâyenin bakış açısından tasarlanan geleceği; ever ise zaman aralığının onun tüm hayatını kapsadığını gösterir. Ardından Thor'un çekici ona doğru savrulduğu için bu ifade, onun hemen sonra öleceğini dolaylı olarak anlatır. Die kelimesini doğrudan söylemez, ama tehlikeyi daha dramatik hâle getirir.

Alıştırma

Dramatik ve tehlikeli bir sahnede şu cümle en güçlü biçimde neyi ima eder: The closing blast door was the last thing the guard would ever see?

  1. Gardiyan o kapıyı daha önce birçok kez görmüştü
  2. Gardiyan kısa süreliğine gözlerini kapatıp sonra devam edecekti
  3. Gardiyan kısa süre sonra ölecek ve bir daha hiçbir şey görmeyecekti
Cevabı göster

Gardiyan kısa süre sonra ölecek ve bir daha hiçbir şey görmeyecekti

Kültür

Thor'un güçlü çekici: Mjolnir

Thor's mighty hammer ifadesi bir isim öbeğidir: Thor's sahiplik bildirir, mighty ise hammer sözcüğünü niteler. Virgülden sonra gelen Mjolnir bir eş görevli yapıdır; aynı çekicin adını verir. Farklı bir nesneyi adlandırmaz. İskandinav mitolojisinde Thor gök gürültüsü tanrısıdır ve Mjolnir onun ünlü sihirli çekicidir. Bu kısa arka plan, çekicin neden olağanüstü bir gücü temsil ettiğini açıklar: bu, sıradan markalı bir alet değil, mitolojik bir silahtır.

Alıştırma

Thor's mighty hammer, Mjolnir ifadesinde Mjolnir nedir?

  1. Thor'un yaşadığı şehir
  2. Thor'un güçlü çekicinin adı
  3. Sıradan aletler üreten bir şirket
Cevabı göster

Thor'un güçlü çekicinin adı

As they set the final stones into the wall,

3:55

Son taşları duvara yerleştirirken,

the gods celebrated their victory.

3:57

tanrılar zaferlerini kutladılar.

Loki was not among them, however. Anlatım akışı

4:00

Ancak Loki aralarında değildi.

Anlatım akışı

Cümlenin sonundaki however

Burada cümlenin sonundaki however, tanrıların zaferlerini kutladığı yönündeki önceki düşünceye bir karşıtlık ekler. Loki'nin aralarında bulunmamasının, az önce anlatılan olumlu durumun bir istisnası olduğunu gösterir. however'ı sona koymak, okuyucunun önce olguyu almasını, ardından karşıtlığı duymasını sağlar. Bu kullanım ölçülü ve yazılı anlatıma özgü bir ritim oluşturur; however yalnızca son kelimeyi değil, cümlenin tamamını etkiler.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık eklemek için cümlenin sonunda however'ı doğal biçimde kullanır?

  1. The museum was crowded. However, we left.
  2. The museum was crowded, however we left.
  3. The museum was crowded. We left, however.
Cevabı göster

The museum was crowded. We left, however.

Several months would pass before he finally returned, Dilbilgisi

4:02

Sonunda dönmesinden önce aylar geçecek

Dilbilgisi

Several months would pass before: geçmiş bakış açısından zamanı ilerletmek

Bu öyküde would, geçmişteki bir noktadan ileriye bakarak onun dönmesinden önce birkaç ay geçeceğini anlatır. Bu, geçmişteki gelecek kullanımıdır; koşul bildiren would değildir. Several months öznedir, would pass fiil öbeğidir ve before daha sonra gerçekleşen olayı tanıtır. Bu yapı hikâyeyi zaman bakımından ilerletir ve dönüşünden önceki bekleyişi vurgular.

Alıştırma

Geçmiş bakış açısıyla anlatılan bir hikâyede Years would pass before they met again. cümlesindeki would ne anlama gelir?

  1. Geçmişteki bir noktadan görülen daha sonraki olay
  2. Geçmişte tekrarlanan bir eylem
  3. Zamanın geçmesi için yerine getirilmesi gereken bir koşul
Cevabı göster

Geçmişteki bir noktadan görülen daha sonraki olay

followed by a beautiful gray foal with eight legs. Dilbilgisi

4:05

ve arkasından sekiz bacaklı güzel, gri bir tay gelecekti.

Dilbilgisi

followed by: arkadan neyin geldiğini belirtmek

followed by, daha önce sözü edilen kişi veya şeyin arkasından kimin ya da neyin geldiğini kısa biçimde ekleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Bu cümlede güzel gri tayın öndeki kişi veya canlının arkasından geldiğini anlatır. İlişki edilgendir: Önce sözü edilen özne takip edilen taraftır; by'dan sonra gelen isim ise takip eden taraftır. Bu yapı, tam bir cümle kurmadan eşlik eden bilgiyi ekler.

Alıştırma

Takımın kaptandan sonra geldiğini gösteren ifadeyi tamamlayın: The captain entered the stadium, ____ the team。

Cevabı göster

followed by

The foal would grow into a magnificent steed named Sleipnir Notlar

4:08

Tay büyüyerek Sleipnir adında muhteşem bir küheylana dönüşecek

Öbek fiiller

would grow into: zamanla yeni bir biçime veya role dönüşmek

would grow into, geçmişteki bir zamandan daha sonraki bir değişime bakar. Bu cümlede tayın daha sonra Sleipnir adlı görkemli bir savaş atına dönüştüğünü anlatır. grow into yalnızca büyümek değil, zaman içinde yeni bir biçime, role, kimliğe veya duruma doğru gelişmek demektir. into'dan sonra gelen isim, öznenin sonunda neye dönüşeceğini belirtir.

Alıştırma

“Yavaş yavaş yeni bir role dönüşmek” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: The young robot would ____ a helpful assistant。

Cevabı göster

grow into

and become Odin's mount,

4:13

ve Odin'in bineği olacak,

Kültür

named Sleipnir ... Odin's mount: Sleipnir adı ve Odin'in bineği

Sleipnir, bu cümlede tayın alacağı addır. İskandinav mitolojisinde Sleipnir, Odin'in olağanüstü sekiz bacaklı atıdır; bu nedenle cümle tayın gelecekteki kimliğini ve rolünü anlatır. Buradaki mount, bir insanın bindiği hayvan anlamında bir isimdir. Odin's mount, Odin'in bindiği hayvan, yani Odin'in bineği demektir; dağ anlamına gelmez. Bu ifade atı Odin'in mitolojik dünyasıyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümlede Odin's mount ne anlama geliyor?

  1. Odin'in bindiği hayvan
  2. Eyerle birlikte kullanılan bir ekipman
  3. Odin'le ilişkili bir dağ
Cevabı göster

Odin'in bindiği hayvan

a horse that could outrun the wind itself. Deyimler

4:14

rüzgârın kendisinden daha hızlı koşabilen bir at haline gelecekti.

Deyimler

could outrun the wind itself: inanılmaz hızı anlatan abartı

could outrun the wind itself, atın rüzgârdan daha hızlı koşabildiği anlamına gelir; ancak bu, gerçek bir yarışın kelimesi kelimesine anlatımı değildir. Burada rüzgâr, hız için aşırı bir karşılaştırma ölçütü olarak kullanılır. itself, karşılaştırmanın rüzgârın kendisiyle yapıldığını vurgular: rüzgâr bile geride bırakılabilir. Bu mitolojik betimlemede abartı, atın hızını olağanüstü gösterir.

Alıştırma

could outrun the wind itself ifadesi esas olarak neyi vurgular?

  1. At rüzgârı kontrol edebiliyordu.
  2. At yalnızca rüzgârlı günlerde koşuyordu.
  3. At inanılmaz derecede hızlıydı.
Cevabı göster

At inanılmaz derecede hızlıydı.

But exactly where he had come from Dilbilgisi

4:17

Ancak tam olarak nereden geldiği,

was something Loki preferred not to discuss. Ton ve niyet

4:20

Loki'nin bahsetmeyi tercih etmediği bir konuydu.

Dilbilgisi

Exactly where he had come from was something: özne görevinde bir where yan cümleciği

exactly where he had come from yan cümleciği bilinmeyen tek bir gerçeği, yani onun tam olarak hangi yerden veya kaynaktan geldiğini belirtir. Bu where yan cümleciğinin tamamı ana cümlenin öznesidir; was bağlayıcı fiil, something ise onun tümleci görevindedir. Bu yan cümlecik doğrudan bir soru değil, daha büyük bir bildirme cümlesinin parçası olduğu için he had come şeklindeki düz cümle sırasını kullanır; had he come sırasını kullanmaz. Exactly, “tam olarak” veya “tam olarak neresi” anlamını güçlendirir.

Alıştırma

Hangi cümlede where yan cümleciği doğru biçimde özne olarak kullanılmıştır?

  1. Where the package had been sent remained unclear.
  2. Where had the package been sent?
  3. The package had been sent somewhere.
Cevabı göster

Where the package had been sent remained unclear.

Ton ve niyet

Preferred not to discuss: bir konudan nazikçe kaçınma yolu

Preferred not to discuss, “bu konuda konuşmamayı seçti” anlamına gelir. Burada prefer, sevilen etkinlikler arasındaki sıradan bir tercihi anlatmaz. Loki'nin sessizliğini kişisel bir tercih gibi sunarak konunun özel, utandırıcı veya hassas olduğunu nazikçe belirtir. Kalıp prefer not to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Refused to discuss ifadesinden daha ölçülüdür, ancak yine de net bir sınır koyar: kişi o konu hakkındaki konuşmanın devam etmesini istemez.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşınız özel bir aile meselesini soruyor. “I'd prefer not to discuss that.” diye cevap veriyorsunuz. Bu cevap nazik ama net bir sınır koyar mı?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Evet

How did Thor get his mighty Mjolnir?

4:24

Thor güçlü Mjolnir'ine nasıl sahip oldu?

Trace the legend of his hammer with this video.

4:27

Bu video ile çekicinin efsanesinin izini sürün.