Tarihin en ölümcül kralı - Georges Nzongola-Ntalaja: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu tarihsel anlatı, II. Leopold’un Kongo’yu nasıl özel mülkü olan bir koloniye dönüştürdüğünü, ölümcül bir kauçuk düzeni kurduğunu, Kongoluların tanıklıkları ve uluslararası raporlarla teşhir edildiğini ve Belçika yönetimi ile bağımsızlık sonrasına uzanan sonuçlar bıraktığını inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. His testimony joined hundreds of others — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: joined fiilinin tek bir şefin tanıklığını giderek büyüyen ortak bir kanıt bütününün parçası hâline getirdiğini anlayın. Bu anlatım tekniğini, bireysel bir anlatıyı yalıtılmış bir ifade olarak vermek yerine daha geniş bir soruşturmaya, kamu kampanyasına veya tarihsel değişime bağlamak için kullanabilirsiniz. 2. that corroborated the nature and scale of the atrocities. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: corroborate sözcüğünü, bir anlatının başka kanıtlarla doğrulandığını belirten resmî bir fiil olarak; nature and scale ifadesini ise zulmün hem niteliğini hem boyutunu açıklayan rapor dili eşleşmesi olarak tanıyın. Böylece soruşturma özetlerini daha doğru yorumlayıp yazabilirsiniz. 3. are thought to have died — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Belirsiz bir sayıyı kesin olarak kanıtlanmış göstermeden, dayanağı olan tarihsel bir tahmini aktaran bu edilgen bildirim yapısını öğrenin. be thought to have + geçmiş zaman ortacı kalıbını, önceki olaylara ilişkin sonuçları uygun ölçüde temkinli bir tonla vermek için uyarlayabilirsiniz.
Bu derste
Chief Lontulu laid 110 twigs in front of a foreign commission. Kelime
0:13Şef Lontulu, yabancı bir komisyonun önüne 110 dal bıraktı.
a foreign commission: yabancı bir resmî komisyon
Burada commission, bir konuyu araştırmak, kanıtları dinlemek veya resmî bir görevi yerine getirmek üzere atanmış resmî bir grubu ifade eder. Foreign, grubun nereden geldiğini veya kim tarafından oluşturulduğunu belirtir. Bu durumda bir grup insanın önünde kanıt sunulduğu için commission, satıştan kazanılan para değil, bir kurum anlamındadır. Tarih ve haber metinlerinde hear testimony, investigate ve question witnesses gibi eylemler genellikle bu anlama işaret eder.
Alıştırma
At the public hearing, the commission questioned three witnesses. cümlesinde commission büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Bir satışın gerçekleştirilmesi karşılığında ödenen para
- Araştırma yapmak veya kanıt dinlemek üzere atanmış resmî bir grup
- İthal ürünlerden alınan vergi
Cevabı göster
Araştırma yapmak veya kanıt dinlemek üzere atanmış resmî bir grup
Every twig represented a person in his village who died because of King Leopold's horrific regime in the Congo, Notlar
0:18Her bir dal, Kral Leopold'un Kongo'daki korkunç rejimi yüzünden köyünde ölen birini temsil ediyordu,
who died because of: ilgi cümleciği ve neden
Who died because of ..., a person ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Who o kişiye gönderme yapar, died ne olduğunu söyler ve because of nedeni belirtir. Bu kalıp, kişiyi tanımlayan bilgiyi ve nedeni tek bir isim öbeğinde toplar: a person who died because of the regime. Because of ifadesinden sonra bir isim veya isim öbeği gelmelidir; özne ve fiil içeren tam bir cümlecik ise normalde because sonrasında gelir.
Alıştırma
Workers sözcüğünü who ile niteleyen ve bir isim öbeğinden önce because of kullanan dört kelimelik tam kalıpla cümleyi tamamlayın: The memorial honors workers ____ unsafe conditions.
Cevabı göster
who died because of
King Leopold's horrific regime in the Congo: Kral Leopold'un Kongo'daki korkunç sömürge rejimi
King Leopold, Belçika Kralı II. Leopold'u ifade eder. Bu cümlede his regime in the Congo, onun Kongo Özgür Devleti'nde bizzat denetlediği; zorla çalıştırma, aşırı şiddet ve kitlesel ölümlerle bağlantılı sömürge sistemini anlatır. Horrific sözcüğü kınamayı açıkça ortaya koyar. Buradaki regime, sıradan bir Kongo hükümeti için kullanılan tarafsız bir ad değildir; cümlede sözü edilen ölümlere yol açan baskıcı sömürge yönetimi sistemini ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede King Leopold's horrific regime in the Congo neyi ifade ediyor?
- II. Leopold'un Kongo Özgür Devleti'ndeki baskıcı sömürge sistemi
- Yerel Kongolu liderlerin yönettiği sıradan bir idari sistem
- Kauçuk işçilerine ödeme yapmak için oluşturulmuş bir Belçika programı
Cevabı göster
II. Leopold'un Kongo Özgür Devleti'ndeki baskıcı sömürge sistemi
all in the name of rubber: hepsi kauçuk adına
all in the name of X kalıbı, az önce sözü edilen bütün eylemlerin veya zararların X bir neden ya da gerekçe olarak gösterilerek gerçekleştirildiğini anlatır. Buradaki all, önceki ölümleri ve şiddeti tek bir yargıda toplar. Rubber yalnızca malzemenin kendisini değil, kauçuğun ve sağladığı kazancın peşinden gidilmesini ifade eder. Bu karanlık bağlamda in the name of eleştireldir; kauçuğun vahşet için ileri sürülen gerekçe olduğunu açığa çıkarır.
Alıştırma
Ulusal güvenliği ileri sürülen gerekçe olarak sunan, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: They suppressed the report ____ national security.
Cevabı göster
in the name of
Chief Lontulu separated the twigs into four piles: Kalıp ifadeler
0:27Şef Lontulu dalları dört yığına ayırdı:
dalları dört yığına ayırdı
separate A into B, bir bütünü B’nin belirttiği gruplara, yığınlara veya parçalara bölmek demektir. Bu cümlede A, the twigs; ortaya çıkan sonuç ise four piles’tır. Yani ifade, dalların nasıl sınıflandırıldığını anlatır. Yapı separate + nesne + into + sonuç şeklindedir. Vurgu, yalnızca dört yığının var olmasında değil, dalları ayırarak bu düzeni oluşturma eylemindedir.
Alıştırma
Cümleyi tamamla: The librarian separated the books ____ three piles by topic.
Cevabı göster
into
then proceeded to name the dead one by one. Kalıp ifadeler
0:35sonra ölüleri tek tek isimlendirmeye başladı.
then proceeded to name: isimleri tek tek söylemeye geçmek
Then proceeded to name, önceki eylem veya adımdan sonra konuşanın isimleri tek tek söylemeye geçtiği anlamına gelir. Burada name, insanların adlarını söylemek veya sıralamak anlamında bir fiildir; isim anlamındaki ad değildir. Yapı proceed to + fiilin yalın hâlidir. Then sırayı açıkça gösterir; proceeded to ise bu geçişe resmî, anlatımsal veya prosedürel bir ton verir.
Alıştırma
Doğal tamamlamayı seçin: After introducing the finalists, the host ____ them in alphabetical order.
- then proceeded to name
- then proceeded naming
- then proceeded name
Cevabı göster
then proceeded to name
one by one: tek tek, sırayla
One by one, bir gruptaki kişi veya şeylerin aynı anda değil, ayrı ayrı ve sırayla ele alındığını belirten kalıplaşmış bir zarf ifadesidir. Burada name eylemini niteler: ölen her kişinin adı sırası geldiğinde söylenmiştir.
Alıştırma
One sözcüğünü tekrarlayan ve “ayrı ayrı, sırayla” anlamına gelen üç sözcüklü kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The nurse called the patients ____.
Cevabı göster
one by one
His testimony joined hundreds of others Anlatım akışı
0:38Onun ifadesi diğer yüzlerce ifadeye katılarak
to help bring an end to one of the greatest atrocities in history. Kalıp ifadeler
0:40tarihteki en büyük vahşetlerden birinin sona ermesine yardımcı oldu.
His testimony joined hundreds of others: bireysel tanıklıktan ortak kanıta
His testimony önce dikkati tek bir kişinin tanıklığına yöneltir. Joined hundreds of others ifadesinde others, other testimonies yerine kullanılır; böylece tek bir tanıklık, benzer kanıtlardan oluşan çok daha büyük bir bütünün içine yerleştirilir. Joined, bir kişinin bir kuruluşa üye olması anlamına gelmez. Bireysel katkıdan ortak etkiye geçiş sağlayan bir bilgi köprüsü kurar; ardından gelen to help bring an end... bölümü, bu tanıklıkların birlikte neyin gerçekleşmesine yardımcı olduğunu açıklar.
Alıştırma
“Her petition joined thousands of others” bilgiyi nasıl düzenler?
- Tek bir dilekçeyi çok daha büyük bir ortak çabanın içine yerleştirir.
- Binlerce kişinin tek bir ortak dilekçe yazdığını söyler.
- Dilekçenin bir kuruluşun üyesi olduğunu söyler.
Cevabı göster
Tek bir dilekçeyi çok daha büyük bir ortak çabanın içine yerleştirir.
to help bring an end to: sona ermeye katkıda bulunmak
To help bring an end to something, bir şeyin sona ermesine katkıda bulunmak anlamına gelir. Bu cümlede tanıklık, diğer tanıklıklara katılarak vahşetin sona ermesine katkı sağlıyor; tek başına sona erdirdiği anlamına gelmez. İlk to amaç bildirir: tanıklıklar vahşetin sona ermesine yardımcı olmak için bir araya gelir. Bring an end to, bir çatışmayı, krizi veya ciddi bir durumu sona erdirmekten söz eden daha resmî bir kalıptır.
Alıştırma
Hedef kalıp olan help + bring an end to + isim öbeğini kullanarak cümleyi tamamlayan seçenek hangisidir? The agreement could ____ the conflict.
- help bring an end to
- help stop
- help bring the conflict to an end
Cevabı göster
help bring an end to
European countries participated in the so-called Scramble for Africa. Kültür
0:48Avrupa ülkeleri sözde Afrika Talanı'na katıldı.
the so-called Scramble for Africa: sözde Afrika'nın Talanı
The Scramble for Africa, 1800'lerin sonlarında başlayıp Avrupa güçlerinin Afrika topraklarını ele geçirmek, denetlemek ve sömürgeleştirmek için yarıştığı dönemin tarihsel adıdır. Bu cümlede participated in, Avrupa ülkelerinin bu daha geniş sömürgecilik rekabetine katıldığı anlamına gelir. Scramble burada sıradan bir acele veya yarış anlamında değildir. So-called, bu adlandırmaya belli bir mesafe koyarak söz konusu adın yaygın biçimde kullanıldığını belirtir. Burada yerleşmiş bir tarihsel adı tanıtır; aynı zamanda bu adın Avrupa merkezli bir bakışı yansıtabileceğini ve Afrika halklarının yaşadığı zararı tarafsız biçimde anlatmadığını da ima edebilir.
Alıştırma
Bu cümlede the so-called Scramble for Africa neyi ifade ediyor?
- Afrika'da düzenlenen bir Avrupa yarışı
- Avrupa güçlerinin Afrika topraklarını ele geçirip sömürgeleştirdiği tarihsel rekabet
- Afrika ülkeleri arasındaki modern bir ticaret anlaşmazlığı
Cevabı göster
Avrupa güçlerinin Afrika topraklarını ele geçirip sömürgeleştirdiği tarihsel rekabet
exploiting African resources and enriching their countries. Dilbilgisi
0:55Afrika kaynaklarını sömürdüler ve kendi ülkelerini zenginleştirdiler.
exploiting ... and enriching ... paralel -ing yapıları olarak
Virgülden sonra gelen exploiting African resources ve enriching their countries, and ile bağlanan iki paralel -ing öbeğidir. İkisinin de örtük öznesi They'dir; ayrı ana eylemler başlatmak yerine sömürgeleştirme hakkında ek bilgi verirler. İlk öbek sömürgeleştirmenin nasıl yapıldığını, ikincisi ise sonucunu gösterir. Bu yapı, ana olayı ilgili yöntem ve sonuçlarla birlikte tek cümlede sıkıştırır; tarih ve açıklama metinlerinde bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
exploiting ... and enriching ... ana cümleyle nasıl ilişkilidir?
- Sömürgeleştirmenin yöntemini ve sonucunu eklerler.
- Özneleri They ile ilgisiz iki eylem başlatırlar.
- İki eylemin sömürgeleştirmeden önce tamamlandığını gösterirler.
Cevabı göster
Sömürgeleştirmenin yöntemini ve sonucunu eklerler.
Belgium had recently become an independent kingdom.
0:59Belçika yakın zamanda bağımsız bir krallık olmuştu.
wanted to acquire what he called a slice of this magnificent African cake. Deyimler
1:04bu muhteşem Afrika pastasından, kendi deyimiyle, bir dilim elde etmek istiyordu.
a slice of this magnificent African cake sömürgeci bir metafor olarak
Bu metaforda Afrika, dilimlere ayrılabilen muhteşem bir pasta gibi sunulur; a slice ise Leopold'un sahiplenmek istediği toprak, kaynak ve kazanç payını ifade eder. Gerçek bir yiyecekten söz edilmiyor. Sözler what he called ifadesiyle Leopold'a atfedilir. Magnificent, Afrika'yı onun sahiplenici bakış açısından çekici bir ödül gibi gösterir; anlatıcının onayını belirtmez. Metafor, bir kıtayı ve insanlarını bölüşülebilen mülk olarak gören sömürgeci tutumu açığa çıkarır.
Alıştırma
Cümledeki a slice of this magnificent African cake ne anlama gelir?
- Afrika'nın topraklarından, kaynaklarından ve sömürgeci kazançlardan bir pay.
- Leopold'un ele geçirmek istediği gerçek bir tatlı.
- Anlatıcının Afrika yemeklerine övgüsü.
Cevabı göster
Afrika'nın topraklarından, kaynaklarından ve sömürgeci kazançlardan bir pay.
he read colonial explorer Henry Morton Stanley's reports about traveling through Africa.
1:11sömürgeci kaşif Henry Morton Stanley'nin Afrika'daki seyahatleriyle ilgili raporlarını okudu.
Stanley emphasized the Congo Basin's majesty.
1:17Stanley, Kongo Havzası'nın ihtişamını vurguluyordu.
Leopold contracted him to return to the Congo. Kelime
1:22Leopold onu Kongo'ya geri dönmesi için tuttu.
Leopold onu geri dönmesi için sözleşmeyle görevlendirdi
Contract someone to do something, belirli bir görevi yapması için birini genellikle resmi bir anlaşmayla işe almak veya görevlendirmek demektir. Burada contracted geçmiş zamanlı fiildir, him görevlendirilen kişidir ve Leopold onun Kongo'ya dönmesini resmi bir görev olarak ayarlamıştır. Bu ifade sıradan bir rica yerine resmi bir görevlendirmeyi vurgular. Leopold'un kendisinin geri dönmeyi kabul ettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The museum contracted an expert ____ restore the painting.
Cevabı göster
to
Stanley deceived leaders into signing some 450 treaties allowing for land use. Notlar
1:26Stanley yerel liderleri kandırarak arazi kullanımına izin veren yaklaşık 450 antlaşma imzalattı.
Stanley liderleri kandırarak imzalattı
Deceive someone into doing something, bir kişiyi kandırarak sonunda bir eylemi yapmasını sağlamak demektir. Burada leaders kandırılan kişilerdir ve signing the treaties, Stanley'nin onları kandırarak yaptırdığı eylemdir. Yapı deceive + kişi + into + fiilin -ing biçimidir. Eylemin kandırma sonucunda gerçekleştiğini gösterir; into'dan sonra signing kullanılır, to sign kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The fake notice deceived visitors ____ sharing their login details.
Cevabı göster
into
some 450 treaties allowing for land use: yaklaşık sayı ve resmî yetkilendirme
some 450 ifadesinde some bir sayıdan önce gelerek ‘yaklaşık’ anlamını verir. Bu nedenle ifade, toplam 450 antlaşmanın belirsiz bir bölümünü değil, yaklaşık 450 antlaşmayı anlatır. allowing for land use, treaties sözcüğünü niteleyen bir ortaç öbeğidir. Burada allow for, anlaşmaların arazi kullanımını resmî olarak mümkün kıldığını veya buna kurumsal bir dayanak sağladığını gösterir. Bu sömürgeci bağlamda hukuk dili, arazi üzerindeki denetimi gündelik bir arazi kullanımı olarak değil, antlaşmalarla verilmiş bir yetki olarak sunar.
Alıştırma
Bu bağlamda some 450 treaties allowing for land use ne anlatır?
- Tarımı düzenleyen 450 numaralı antlaşma
- Arazi kullanımını mümkün kılan yaklaşık 450 resmî anlaşma
- Toplam 450 antlaşmanın sayısı belirtilmeyen bir bölümü
Cevabı göster
Arazi kullanımını mümkün kılan yaklaşık 450 resmî anlaşma
Leopold persuaded the US and European powers to grant him ownership of the Congo, Kalıp ifadeler
1:32Leopold, ABD ve Avrupa güçlerini Kongo'nun mülkiyetini kendisine vermeye ikna etti,
to grant him ownership: mülkiyetin resmen verilmesi
Grant someone ownership of something, bir kişiye bir şeyi sahiplenme yönündeki yasal hakkı resmen vermek demektir. to grant him ownership ifadesinde him hakkı alan kişidir, ownership verilen haktır, of the Congo ise mülkiyetin neyle ilgili olduğunu belirtir. Grant; bir hükûmet, mahkeme, kurum veya başka bir yetkili merci bir hak ya da statüyü resmen verdiğinde kullanılır. Fiil yalnızca yetkilendirme eylemini anlatır; kararın hukuken veya ahlaken haklı olduğunu tek başına göstermez.
Alıştırma
Elena'yı hakkı alan kişi olarak kullanıp resmî hukuk cümlesini grant + alıcı + ownership yapısıyla tamamlayın: After reviewing the evidence, the court ____ of the house.
Cevabı göster
granted Elena ownership
pledging to protect free trade in the region. Dilbilgisi
1:37bölgedeki serbest ticareti koruma sözü verdi.
pledging to protect free trade: resmî bir taahhüt eklemek
Virgülden sonra gelen -ing öbeği pledging to protect free trade, ana cümleyle aynı örtük özneye, yani Leopold'a sahiptir. Güçleri kendisine mülkiyet vermeye ikna ederken resmî olarak ne yapmayı taahhüt ettiğini ekler. Pledging yalnızca onun ortaya koyduğu taahhüdü aktarır; anlatıcının bu taahhüdü samimi bulduğunu veya Leopold'un daha sonra bunu yerine getirdiğini göstermez. main clause, pledging to + verb kalıbı da ana eylemle bağlantılı resmî bir sözü eklemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümledeki pledging to protect free trade bize ne anlatır?
- ABD ve Avrupalı güçler, Leopold için serbest ticareti koruma sözü verdi.
- Leopold mülkiyeti elde etmeye çalışmadan önce serbest ticareti zaten korumuştu.
- Leopold mülkiyeti elde etmeye çalışırken resmî bir taahhütte bulundu, ancak cümle bu taahhüdü yerine getirdiğini göstermez.
Cevabı göster
Leopold mülkiyeti elde etmeye çalışırken resmî bir taahhütte bulundu, ancak cümle bu taahhüdü yerine getirdiğini göstermez.
a territory more than 80 times the size of Belgium Dilbilgisi
1:43Belçika'nın 80 katından fazla büyüklükte olan
and home to 20 million people, Kalıp ifadeler
1:46ve 20 milyon insana ev sahipliği yapan bir bölge,
more than 80 times the size of Belgium: kesin bir kat karşılaştırması
more than + number + times + the size of + noun kalıbı toplam büyüklüğü karşılaştırır. Burada size kara alanı anlamındadır; dolayısıyla bölgenin yüzölçümü, Belçika'nın yüzölçümünün 80 ile çarpımından daha büyüktü. Bu öbek territory sözcüğünü doğrudan niteler; tam cümle hâli The territory was more than 80 times the size of Belgium. olurdu. Bu kalıp yalnızca very large demek yerine ölçülebilir bir karşılaştırma sunar.
Alıştırma
N times the size of ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The new warehouse is exactly three times ____ the old one.
Cevabı göster
the size of
and home to 20 million people: 20 milyon insana ev sahipliği yapan
Be home to, “birinin ya da bir şeyin yaşadığı veya bulunduğu yer olmak” anlamına gelir. Burada home to 20 million people, bu bölgede 20 milyon insanın yaşadığını belirtir; home, tek bir kişinin evinden daha geniş bir anlam taşır. and bağlacı bu nüfus bilgisini önceki büyüklük açıklamasına ekler. Bu kalıp bir yerle ilişkili hayvanları, bitkileri, kurumları veya önemli yapıları tanıtmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“…… için yaşam alanıdır” anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: This wetland is ____ hundreds of bird species.
Cevabı göster
home to
by no one it actually belonged to. Anlatım akışı
1:51bölgeyle aslında hiçbir bağı olmayan kişiler tarafından.
was declared his own private colony: kendi özel kolonisi ilan edildi
Declare A B, “A'nın B kimliğine veya statüsüne sahip olduğunu resmen ilan etmek” anlamına gelir. Edilgen A was declared B biçiminde bölge eylemden etkilenen ögedir; his own private colony ise bölgeye dayatılan statüdür. Edilgen yapı önce bölgeyi ve ona ne olduğunu gösterir. Daha sonraki by öbeği, ilanı yapan kişiyi belirtirken bölgenin aslında ona ait olduğunu reddeder. Bu nedenle ifade, iddianın haklı olduğunu kanıtlamak yerine bir güç kullanımını aktarır.
Alıştırma
declare A B yapısının basit geçmiş edilgen biçimini kullanın: After the final inspection, the building ____ unsafe.
Cevabı göster
was declared
by no one it actually belonged to: meşruiyet izlenimini sonda tersine çeviren ifade
Edilgen yapı, ilanı önce resmî bir işlemmiş gibi sunar. Sondaki by öbeği daha sonra kritik sınırlamayı verir: ilan, yerin gerçekte ait olduğu hiç kimse tarafından yapılmamıştır. Bu geç bilgi ilk meşruiyet izlenimini tersine çevirir, anlatımı ironik hâle getirir ve yeri kendi malı gibi sahiplenen kişiyi meşru hakkı olmayan biri olarak gösterir. No one ifadesini ardından gelen ilgi yan cümlesiyle birlikte okuyun: no one (whom) it actually belonged to. Buradaki no one, hiç ilan yapılmadığı anlamına gelmez; ilanın meşru bir sahibinden gelmediğini belirtir.
Alıştırma
by no one it actually belonged to ifadesi cümlenin sonunda esas olarak ne yapar?
- Toprağın hiç kimseye ait olamayacağını söyler.
- İddianın meşru bir sahibinden gelmediğini ortaya koyar.
- Hiç kimsenin herhangi bir ilan yapmadığını söyler.
Cevabı göster
İddianın meşru bir sahibinden gelmediğini ortaya koyar.
Leopold lost no time consolidating power in what he called the Congo Free State. Notlar
1:54Leopold, Kongo Bağımsız Devleti adını verdiği bölgede iktidarını sağlamlaştırmakta hiç vakit kaybetmedi.
lost no time consolidating power: lose no time + -ing yapısı
Lose no time doing something, bir işe gecikmeden hemen başlamak veya onu hemen yapmak anlamına gelir. Cümledeki lost no time consolidating power, Leopold’un denetimini güçlendirmek için hızla harekete geçtiğini anlatır; yanlışlıkla zaman kaybettiği anlamına gelmez. Yapı lose no time + fiilin -ing biçimidir. Lose, zamana veya özneye göre değişirken sonraki fiil -ing biçiminde kalır: loses no time acting, lost no time acting.
Alıştırma
Cümleyi contact fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: After spotting the error, Maya lost no time ____ the support team.
Cevabı göster
contacting
what he called the Congo Free State: adı Leopold'a ait gösterip mesafe koymak
what he called the Congo Free State ifadesi, bu adın Leopold'un kendi verdiği ad olduğunu açıkça gösterir; cümlede what he called ... siyasi varlığı ad öbeği gibi tanımlar. Adı Leopold'un kullandığı bir etiket olarak sunmak, anlatıcının bu adı tamamen tarafsız bir tanım olarak benimsemediğini gösterir. Burada Free State adın bir parçasıdır ve bölgenin gerçekten özgür olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede what he called the Congo Free State esas olarak neyi gösterir?
- Leopold'un başka insanlardan bir ad seçmelerini istediğini
- Adı Leopold'un verdiğini ve anlatıcının bu adla arasında belli bir mesafe bıraktığını
- Anlatıcının varlığın resmi adından emin olmadığını
- Free State ifadesinin gerçek özgürlüğü kesin olarak anlattığını
Cevabı göster
Adı Leopold'un verdiğini ve anlatıcının bu adla arasında belli bir mesafe bıraktığını
and forced many Congolese men to complete unpaid labor. Notlar
2:01ve birçok Kongolu erkeği ücretsiz işçi olarak çalışmaya zorladı.
forced many Congolese men to complete unpaid labor: birini bir şey yapmaya zorlamak
force someone to do something, bir kişiyi kendi isteği dışında veya gerçek bir seçeneği olmadan bir şey yapmaya zorlamak demektir. Yapı force + kişi + to + fiilin yalın hâlidir. Bu cümlede many Congolese men zorlanan kişileri, to complete unpaid labor ise onların yapmaya zorlandığı eylemi gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: The guards forced the visitors ____ the building.
Cevabı göster
to leave
unpaid labor: ücret ödenmeyen emek
Unpaid labor, karşılığında ödenmesi gereken ücret veya başka bir bedel alınmadan yapılan emek anlamına gelir. Unpaid, sayılamayan labor ismini niteler; bu nedenle ifade tek bir işi değil, bir emek türünü veya emek bütününü anlatır. Sömürü tartışmalarında bu ifade, ödeme yapılmaması şeklindeki ekonomik durumu belirtir. Emeğin gönüllü mü yoksa zorla mı yaptırıldığını tek başına göstermez; bu bilgi çevresindeki bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Çalışanlara ücret ödenmediğini anlatan resmî bir raporda bu cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The inquiry documented months of ____.
- unpaid labor
- volunteer work
- paid employment
Cevabı göster
unpaid labor
creating a massive international market for rubber. Dilbilgisi
2:12ve kauçuk için devasa bir uluslararası pazar yarattığında.
creating ...: sonucu göstermek için şimdiki zaman ortaç yan cümlesi kullanmak
Bu cümlede creating a massive international market for rubber, önceki olayın sonucunu belirten bir -ing yan cümlesidir. Havalı lastiğin yeniden geliştirilmesi yeni pazarın doğmasına yol açmıştır; creating, önceki olaydan bağımsız başka bir eylem değildir. Ana cümle, V-ing kalıbı önceki olayın tamamına bağlanıp onun sonucunu belirtebilir. Burada creating, lastiğin yeniden geliştirilmesinin etkisini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle önceki olayın sonucunu virgül + -ing yapısıyla açıkça gösterir?
- The workers damaged the bridge to block the main road.
- The storm damaged the bridge before the main road closed.
- The storm damaged the bridge, blocking the main road.
Cevabı göster
The storm damaged the bridge, blocking the main road.
the pneumatic tire: havalı lastik
Pneumatic tire, içinde basınçlı hava bulunan bir lastiktir. Hava yükü taşır ve darbeleri yumuşatır; pneumatic, basınçlı havayla çalışan veya içinde basınçlı hava bulunan anlamındaki teknik sıfattır. Bu cümlede mucidin yeniden geliştirdiği nesne pneumatic tire'dır. Yaygınlaşması kauçuk için çok daha büyük bir pazar oluşturmuştur; dolayısıyla terimi tanımak cümledeki neden-sonuç ilişkisini açık hâle getirir.
Alıştırma
The cart has pneumatic tires to absorb bumps cümlesinde pneumatic tires ne anlama gelir?
- içinde hava bulunmayan dolgu lastikler
- basınçlı havayla desteklenen lastikler
- elektrikle çalışan lastikler
Cevabı göster
basınçlı havayla desteklenen lastikler
The Congo had one of the world's largest supplies.
2:15Kongo dünyanın en büyük rezervlerinden birine sahipti.
requiring villages to meet ever greater rubber quotas. Kalıp ifadeler
2:20köylerin giderek artan kauçuk kotalarını karşılamasını zorunlu kıldı.
seized the opportunity: fırsatı kararlılıkla değerlendirmek
Seized the opportunity, seize the opportunity ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Leopold'un uygun bir fırsatı fark edip hızla harekete geçtiği anlamına gelir. Burada seize mecaz anlamda kullanılır ve eylemi etkin, hızlı ve kararlı gösterir. İfade tek başına eylemin iyi mi yoksa kötü mü olduğunu belirtmez. Bu cümlede fırsat giderek artan kauçuk kotaları dayatmak için kullanıldığı için eylem olumsuz değerlendirilir.
Alıştırma
Cümleyi seize the opportunity ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When the lead singer became ill, Nora ____ to perform on stage.
Cevabı göster
seized the opportunity
requiring villages to meet ever greater rubber quotas: köylerden giderek artan kauçuk kotalarını karşılamalarını istemek
require + object + to-infinitive yapısında object, eylemi kimin yapmasının beklendiğini; to-infinitive ise istenen eylemi gösterir. Burada requiring, Leopold'ün fırsatı nasıl kullandığını açıklayan -ing biçimli ek bir öğedir; villages da orada yaşayan toplulukları ifade eder. Meet a quota, gereken miktara ulaşmak demektir; kotayla karşılaşmak demek değildir. Ever greater, giderek daha büyük anlamına gelir. Bu nedenle ifade, yalnızca bir kez yüksek olan bir kotayı değil, sürekli artan kauçuk kotalarını anlatır.
Alıştırma
require ... to, meet a quota ve ever greater hedef yapılarını kullanarak cümleyi tamamlayın: New rules ____ factories ____ ____ recycling quotas.
Cevabı göster
required · to meet · ever greater
Congolese men had to harvest the material from wild vines.
2:23Kongolu erkekler bu malzemeyi yabani sarmaşıklardan hasat etmek zorundaydı.
Leopold's army entered villages and held women and children hostage Kalıp ifadeler
2:31Leopold'un ordusu köylere girerek kadınları ve çocukları rehin aldı
held women and children hostage: kadınları ve çocukları rehin tutmak
Hold + person + hostage, başka bir kişiyi veya grubu bir talebi yerine getirmeye zorlamak için birini tutsak etmek demektir. Held, hold fiilinin geçmiş zaman biçimidir; hostage nesneden sonra nesne tamamlayıcısı olarak gelir ve o kişiye zorla kabul ettirilen durumu anlatır. Bu cümlede kadınlar ve çocuklar yalnızca bekletilmemiş veya gözaltına alınmamıştır. Kota karşılanana kadar baskı aracı olarak kullanılmışlardır.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The kidnappers held three tourists ____ while demanding money.
Cevabı göster
hostage
imkânsız kota karşılanana kadar
Until, devam eden bir eylemin ya da durumun bitiş noktasını gösterir. Burada kadınları ve çocukları rehin tutma eylemi, kotaya ulaşılana kadar sürmüştür. the quota was met cümlesinde quota edilgen yapının öznesidir: kota karşılanan hedeftir ve bunu kimin yaptığı söylenmez. Meet a quota, gerekli miktara ulaşmak demektir; bir kişiyle buluşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi complete fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The records stayed sealed until the legal review ____.
Cevabı göster
was completed
sexually violated women: cinsel şiddeti anlatan resmî ve dolaylı ifade
sexually violated, cinsel saldırıyı veya cinsel şiddeti resmî ve dolaylı biçimde anlatır. Basitçe bir kuralı ihlal etmek ya da bir gerekliliğe uymamak anlamına gelmez. Sexually, ihlalin türünü belirterek anlamı cinsel şiddete yöneltir. Bu ifade ciddi bir eylemi ayrıntılı ve grafik biçimde anlatmadan dile getirir; ancak zararın ciddiyetini azaltmaz.
Alıştırma
Resmî bir raporda, şu cümlede sexually violated ne anlama gelir? The investigation found that the guards had sexually violated several detainees。
- tutuklularla tartıştılar
- tutuklularla ilgili bir kuralı ihlal ettiler
- tutuklulara cinsel saldırıda bulundular veya onları cinsel olarak istismar ettiler
Cevabı göster
tutuklulara cinsel saldırıda bulundular veya onları cinsel olarak istismar ettiler
and deprived children of food and water. Kalıp ifadeler
2:39ve çocukları yiyecek ve sudan mahrum bıraktı.
deprive someone of something: birini bir şeyden mahrum bırakmak
deprived children of food and water ifadesinde deprive + kişi + of + şey kalıbı kullanılır. Bu kalıp, birinin önemli bir şeye sahip olmasını veya onu elde etmesini engellemek anlamına gelir. Children etkilenen kişileri, food and water ise onlara verilmeyen temel ihtiyaçları belirtir. Bu kalıp her zaman kişinin zaten sahip olduğu bir şeyi elinden almak anlamına gelmez. İhtiyaç duyduğu veya alması gereken bir şeye erişimini engellemek anlamına da gelebilir. Of, kişinin mahrum bırakıldığı şeyi tanıtır.
Alıştırma
Sabit kalıbı tamamlayın: The closure deprived villagers ____ access to medical care.
Cevabı göster
of
Leopold's army responded to resistance or failure to meet quotas Kalıp ifadeler
2:52Leopold'un ordusu direnişe veya kotaları karşılayamamaya
respond to A with B: A'ya B ile karşılık vermek
Respond to A with B, A'ya B'yi kullanarak veya yaparak karşılık vermek anlamına gelir. To ile başlayan bölüm karşılığı tetikleyen olayı, davranışı ya da sorunu; with ile başlayan bölüm ise karşılığın kendisini belirtir. Burada resistance or failure to meet quotas A, unflinching torture and executions ise B'dir. Respond yalnızca sözlü cevap vermek anlamına gelmez; B bir eylem, politika veya başka bir önlem olabilir.
Alıştırma
respond to A with B yapısını tamamlayın: The city responded ____ repeated flooding ____ a new drainage plan.
Cevabı göster
to · with
by removing a hand from anyone they killed. Dilbilgisi
3:07bunu öldürdükleri herhangi birinin elini keserek yapacaklardı.
in the line of duty: resmî görevini yerine getirirken
in the line of duty, “resmî görevleri yerine getirirken” veya “bu görevlerin yerine getirilmesiyle doğrudan bağlantılı olarak” anlamına gelen resmî ve kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede, mermilerin özel bir amaçla değil, askerlere verilen görevlerin bir parçası olarak kullanıldığı iddiasını belirtir. Bu ifade, bir olayı kişinin görev sorumluluklarıyla doğrudan ilişkilendirir. Buradaki line, sıra ya da fiziksel bir çizgi anlamına gelmez.
Alıştırma
Raporu “resmî sorumlulukları yerine getirirken” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: The firefighter was injured ____ during a rescue.
Cevabı göster
in the line of duty
by removing ...: yöntemi by + -ing ile belirtmek
by + fiilin -ing biçimi, bir şeyi yapmak için kullanılan yöntem veya aracı gösterir. Burada by removing a hand from anyone they killed, askerlere mermilerin görev sırasında kullanıldığını nasıl kanıtlamalarının emredildiğini açıklar. Bu kalıpta by bir edattır; bu yüzden ardından fiilin yalın biçimi remove değil, -ing biçimi removing gelir. Cümlede anlatılan eylem son derece şiddet içerikli olsa da dil bilgisi kalıbının kendisi tarafsız ve yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi by + enter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Nina unlocked the door ____ the correct code.
Cevabı göster
by entering
To avoid harsh penalties: to + fiil ile amaç belirtme
Baştaki To avoid harsh penalties ifadesi ana eylemin amacını belirtir; yani “Bunu neden yaptılar?” sorusuna cevap verir. Yapı to + fiilin yalın hâlidir; burada to avoid kullanılmıştır. Amaç ifadesi cümlenin başına geldiğinde genellikle ana cümleden virgülle ayrılır. Örtük öznesi çoğunlukla ana cümlenin öznesidir; burada they ile belirtilen kişiler iki eylemi de gerçekleştirir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki cümle başı amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ harsh penalties, the company changed its policy.
Cevabı göster
To avoid
account for lost bullets: kayıp eşyaların akıbetini açıklamak
account for lost bullets ifadesinde account for, “bir şeye ne olduğunu veya neden kayıp olduğunu açıklamak” anlamına gelir. İfade, mermilerin yokluğu, kullanımı ya da nerede olduğu konusunda tatmin edici bir açıklama yapmaya odaklanır. account for ifadesini tam bir fiil kalıbı olarak ele alın; nesnesinden önce for kullanılmalıdır. Bu cümlede baştaki to, bağlanan iki fiile de uygulanır: yapı to avoid ... and (to) account for ... şeklindedir ve ikinci to söylenmemiştir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “bir şeye ne olduğunu açıklamak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The manager asked us to ____ the missing equipment.
Cevabı göster
account for
cut off: bir şeyi tamamen ayırmak
Burada cut off, bir vücut bölümünü keserek tamamen ayırmak anlamına gelir. Off parçacığı ayrılma sonucunu ekler; cut tek başına, bir parçayı tamamen ayırmadan kesik açmayı da anlatabilir. Cut off, nesne aldığında ayrılabilen bir öbek fiildir. İsimle hem cut off the branch hem de cut the branch off kullanılabilir. Zamir ise ortaya gelmelidir: cut it off denir, cut off it denmez.
Alıştırma
Cut off ile it zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The loose thread was catching on the zipper, so I cut ____.
Cevabı göster
it off
soldiers would sever people's hands and bring them to their commanders
3:23askerler insanların ellerini keser ve onları komutanlarına getirirdi
If rubber quotas weren't met: geçmiş zamanda edilgen bir koşul
Vurgulanan başlangıç, if, rubber quotas öznesi ve were not ifadesinin kısaltması olan weren't sözcüğünü birleştirir. Yapı met ile tamamlanır: If rubber quotas weren't met. Meet a quota, gerekli miktara ulaşmak anlamına gelir. Kota eyleme maruz kaldığı için weren't met, were not + geçmiş zaman ortacı biçimindeki geçmiş zaman edilgen yapıdır. If yan cümlesi, sonucu tetikleyen koşulu belirtir. Bu tarihî anlatımda would + fiilin yalın hâli, koşul her ortaya çıktığında düzenli olarak onu izleyen sonucu gösterir; bunun mutlaka gerçek dışı veya olgulara aykırı bir varsayım olması gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümle, geçmişte bir koşula bağlı olarak tekrarlanan bir sonucu doğal biçimde anlatır?
- If the report isn't approved, the project will be paused.
- If the report wasn't approved, the project would be paused.
- If the report wasn't approved, the project was paused once.
Cevabı göster
If the report wasn't approved, the project would be paused.
Kauçuk yerine: teslim edilen şey beklenen şeyin yerini alır
Instead of rubber, beklenen kauçuğun yerine başka bir şeyin teslim edilmesi ya da götürülmesi anlamına gelir. Burada them, kesilen elleri ifade eder; yani eller, komutanların beklediği kauçuğun korkunç bir ikamesi hâline gelir. Bu ifade cümlenin sonunda yer alarak beklenti ile gerçeklik arasında bir karşıtlık kurar. Önce gerçekten teslim edilen şey söylenir, normalde teslim edilmesi gereken ürün ise en sonda açıklanır; bu gecikmiş karşıtlık şiddetin yarattığı sarsıntıyı artırır.
Alıştırma
Bir ürünün başka bir ürünün yerine verildiğini gösteren ifadeyi tamamlayın: The clinic received masks ____ gloves.
Cevabı göster
instead of
causing widespread starvation and disease. Dilbilgisi
3:32yaygın açlığa ve hastalıklara neden oldu.
dramatically upended daily life and agriculture,:günlük yaşamı ve tarımı kökten altüst etmek
Upend kelimesi gerçek anlamıyla bir şeyi ters çevirmek demektir. Bu cümlede dramatically upended, rejimin günlük yaşamın ve tarımın normal düzenini köklü biçimde bozup altüst ettiğini anlatır; küçük bir rahatsızlıktan söz etmez. Bu ifade rejimin eylemini geniş kapsamlı bir toplumsal sonuçla ilişkilendirir: hem günlük rutinler hem de gıda üretimi etkilenmiştir. Böylece ardından gelen açlık ve hastalıkların nedeni daha anlaşılır hâle gelir.
Alıştırma
Yeni yasanın sektörün işleyiş biçimini kökten değiştirdiğini en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The new law briefly disrupted one meeting.
- The new law upended the way the industry operated.
- The new law described the way the industry operated.
Cevabı göster
The new law upended the way the industry operated.
causing widespread starvation and disease: sonucu bildiren ortaç yapısı
Virgülden sonra gelen causing, ana cümledeki durumun tamamının sonucunu belirtir. Burada yaşanan bozulma, yaygın açlık ve hastalığa yol açmıştır. Bu, sonuç bildiren bir ortaç yapısıdır. Yaygın kalıp ana cümle, causing + sonuç biçimindedir. causing ifadesinin anlamca öznesi yalnızca en yakın isim olan agriculture değil, önce anlatılan olayın tamamıdır.
Alıştırma
Sonucu göstermek için cümleyi cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The pipe burst, ____ serious water damage.
Cevabı göster
causing
with the wealth he extracted: sömürü yoluyla alınan servet
Burada extracted, özellikle denetim veya sömürü yoluyla bir yerden ya da halktan servet almak anlamına gelir. Bir nesnenin içinden bir şeyi fiziksel olarak çıkarma anlamında değildir. Bu sözcük, servetin sistemli biçimde çekilip alındığını gösterdiği için yalnızca got veya acquired demekten daha eleştireldir. with the wealth he extracted, sömürüyle elde edilen bu servetin inşaat projelerinin kaynağını oluşturduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The rulers extracted wealth from the territory. extracted wealth en güçlü biçimde neyi ima eder?
- Bölgede yaşarken sıradan maaşlar kazandılar.
- Kendi servetlerini bölgenin içinde güvenli biçimde sakladılar.
- Genellikle denetim veya sömürü yoluyla bölgenin servetini sistemli biçimde aldılar.
Cevabı göster
Genellikle denetim veya sömürü yoluyla bölgenin servetini sistemli biçimde aldılar.
people brought international attention to the horrific abuses of Leopold's Congo Free State. Kalıp ifadeler
3:43insanlar Leopold'un Kongo Bağımsız Devleti'ndeki korkunç istismarlara uluslararası dikkat çekti.
bring international attention to something: bir şeye uluslararası ilgi çekmek
Bring attention to something, insanların bir şeyi fark etmesini veya önemli görmesini sağlamak demektir. International eklendiğinde, farklı ülkelerdeki insanların ya da uluslararası toplumun konuya dikkat etmeye başladığı anlatılır. Yapı bring + international/public/media attention + to + konu şeklindedir. Bu cümlede insanlar, istismarların uluslararası bir mesele hâline gelmesini sağlamıştır; bring burada bir şeyi fiziksel olarak taşımak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hedef eşdizimi tamamlayın: The investigation brought international attention ____ the unsafe working conditions.
Cevabı göster
to
accuse someone of something: birini bir şeyle suçlamak
Accuse someone of something, bir kişinin yanlış bir şey yaptığını veya bundan sorumlu olduğunu ileri sürmek demektir. Suçlanan kişi accuse fiilinden hemen sonra, iddia edilen eylem ya da yanlış ise of'tan sonra gelir. Burada King Leopold suçlanan kişidir; deceit ve ardından gelen maddeler ise iddia edilen yanlışları belirtir. of'tan sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır: accuse someone of fraud; accuse someone of lying.
Alıştırma
Sabit yapıyı tamamlayın: The investigators accused the manager ____ falsifying records.
Cevabı göster
of
slave raiding: insanları yakalayıp köleleştirmeye yönelik baskınlar
Bu tarihsel bağlamda slave raiding, insanları yakalayıp köleleştirmek için yapılan şiddet içeren baskınlar demektir. Sıradan bir saldırıyı değil, örgütlü şiddetin belirli bir biçimini adlandırır. slave raiding birleşik ifadesinde slave, baskınların amacını belirtir. Baskınları köleleştirilmiş insanların yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu tarihsel bağlamda slave raiding ne anlama gelir?
- Köleleştirilmiş insanların düzenlediği saldırılar
- İnsanları yakalayıp köleleştirmeye yönelik şiddet içeren baskınlar
- Çalınan malzemeleri geri almaya yönelik askerî baskınlar
Cevabı göster
İnsanları yakalayıp köleleştirmeye yönelik şiddet içeren baskınlar
a general policy of cruelty: sistematik ve yaygın zulüm
Bu cümlede a policy of cruelty, zulmü tek ve yalıtılmış bir acımasızlık eylemi olarak değil, iktidardakilerce desteklenen örgütlü ve sürekli bir yaklaşım olarak sunar. Burada policy, tutarlı bir hareket tarzı anlamına gelebilir; resmî ve yazılı bir belge olmak zorunda değildir. General, bu zulmün geniş çaplı olduğunu ve insanlara yönelik genel muamelenin ayırt edici bir özelliği hâline geldiğini ekler.
Alıştırma
Burada a general policy of cruelty neyi vurgular?
- Zulüm sistematikti ve zaman içinde yaygın biçimde uygulanıyordu.
- Bir kişi tek bir acımasız davranışta bulunmuştu.
- Zulmü önlemek için yazılı bir politika oluşturulmuştu.
Cevabı göster
Zulüm sistematikti ve zaman içinde yaygın biçimde uygulanıyordu.
that corroborated the nature and scale of the atrocities. Kalıp ifadeler
4:07vahşetin doğasını ve ölçeğini doğrulayan.
corroborated the nature and scale of the atrocities: vahşetlerin niteliğini ve boyutunu kanıtlarla desteklemek
Corroborated, mevcut bir anlatıyı veya suçlamayı destekleyen ek kanıt sağladı demektir. that ile başlayan ilgi cümleciği raporun ne yaptığını açıklar; raporun önceki iddiaları yalnızca tekrarladığı anlamına gelmez. the nature and scale of the atrocities hem vahşetlerin niteliğini, yani nasıl eylemler olduğunu, hem de kapsamını, yani ne kadar yaygın olduğunu özetler. Bu ikili resmî soruşturma ve raporlarda yaygındır.
Alıştırma
Bu cümlede corroborated ne anlama gelir?
- Rapor, vahşetlerin niteliği ve ne kadar yaygın olduğu hakkındaki anlatıları destekleyen ek kanıt sundu.
- Rapor vahşetleri anlattı, ancak önceki iddiaları desteklemedi.
- Rapor, vahşetlerle ilgili herhangi bir suçlama yönelten ilk belgeydi.
Cevabı göster
Rapor, vahşetlerin niteliği ve ne kadar yaygın olduğu hakkındaki anlatıları destekleyen ek kanıt sundu.
Leopold appointed his own commission to investigate the accusations. Kalıp ifadeler
4:14Leopold iddiaları araştırmak üzere kendi komisyonunu atadı.
appointed his own commission to investigate the accusations: suçlamaları araştırmak üzere kendi komisyonunu atadı
Appointed his own commission, Leopold'un kendi yetkisi altında resmî bir kurulu resmen seçtiği veya oluşturduğu anlamına gelir. to ile kurulan mastar yapısı kurulun amacını belirtir: suçlamaları araştırmak. Accusations, kurulun incelemesi gereken yanlış davranış iddialarıdır; önceden kanıtlanmış gerçekler değildir. His own, araştırmacıları kimin seçtiğine dikkat çeker. Atamayı yapan taraf suçlamalarla bağlantılıysa bu ifade bağımsızlık konusunda soru işaretleri doğurabilir; ancak cümle komisyonun taraflı olduğunu doğrudan söylemez.
Alıştırma
Cümleyi appoint a commission to investigate yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Following public complaints, the city ____ the allegations.
Cevabı göster
appointed a commission to investigate
They heard numerous witness statements in the Congo,
4:18Kongo'da çok sayıda tanık ifadesi dinlediler,
Chief Lontulu's included: iyelik eksiltisi
Chief Lontulu's bağımsız kullanılan bir iyelik ad öbeğidir. Chief Lontulu's witness statement ifadesinin yerini tutar; eksiltilen witness statement, önceki çoğul öbek numerous witness statements içinden tamamlanır. Bir kümenin ardından gelen X's included, X'e ait olanın da bu kümeye dahil olduğunu belirtir. Ana cümleye eklenen kısa bir tamamlayıcıdır; eksik bir yan cümle değildir.
Alıştırma
“Several reports were reviewed, the auditor's included,” cümlesinde “the auditor's” neyin yerini tutar?
- the auditor
- the auditor's review
- the auditor's report
Cevabı göster
the auditor's report
Their report only confirmed the worst. Kalıp ifadeler
4:24Raporları yalnızca en kötü olanı doğruladı.
only confirmed the worst: en kötü korkuları doğrulamak
Confirm the worst, kanıtların en çok korkulan ciddi olasılığın gerçek olduğunu göstermesi demektir. Burada the worst bir ad öbeği olarak kullanılır; the worst outcome veya the worst fears gibi somut içerik bağlamdan tamamlanır. Only, confirmed the worst fiil öbeğini niteler. Raporun yaptığı tek şeyin doğrulamak olduğunu belirtir: rapor güven verici bir bilgi sunmamış, aksine en karamsar beklentiyi desteklemiştir.
Alıştırma
“Their report only confirmed the worst” neyi ima eder?
- Rapor en ciddi korkuları destekledi.
- Rapor güven verici kanıtlar sundu.
- Rapor bir belgeyi en kötü olarak sıraladı.
Cevabı göster
Rapor en ciddi korkuları destekledi.
Facing pressure: cümle başındaki ortaç yapısı
Facing pressure, cümle başında kullanılan şimdiki zaman ortaç yapısıdır. Ana eylemin gerçekleştiği koşulu verir ve burada bir nedeni de ima eder: Leopold baskı altındayken ya da baskı altında olduğu için harekete geçmiştir. Bu yapıda açıkça belirtilen bir özne yoktur; örtük özne ana cümleden anlaşılır. Dolayısıyla hem baskıyla karşı karşıya kalan hem de kontrolü bırakan kişi Leopold'dur. Bu kısa yapı, odağın ana olayda kalmasını sağlar.
Alıştırma
Cümle başındaki ortaç yapısının örtük öznesiyle ana cümlenin öznesinin aynı olduğu cümle hangisidir?
- Facing pressure from voters, the mayor changed the plan.
- Facing pressure from voters, there was a change to the plan.
- Facing pressure from voters, the plan was changed by the mayor.
Cevabı göster
Facing pressure from voters, the mayor changed the plan.
relinquish control of X to Y: X'in kontrolünü resmî olarak Y'ye devretmek
relinquish control of X to Y, X üzerindeki kontrolü bırakmak ve bu kontrolün Y tarafından devralınmasını sağlamak demektir. Bu cümlede X, the Congo; Y ise the Belgian government ifadesidir. Relinquish resmî bir sözcüktür ve kontrolün ilk sahibinin yetkisinden vazgeçmesini vurgular. Tek başına kararın gönüllü olduğunu göstermez; bu cümlede nedeni Facing pressure açıklar.
Alıştırma
Gerekli edatları kullanarak resmî kalıbı tamamlayın: The founder relinquished control ____ the company ____ the new board.
Cevabı göster
of · to
But this did not mean justice: beklenen bir sonucu düzeltmek
Burada But, beklenen bir sonucun düzeltileceğini bildirir. this önceki olaya gönderme yapar; did not mean justice ise bu olayın adaletin sağlandığını kanıtlamadığını belirtir. But this did not mean + isim veya yan cümle kalıbı, anlatıcının bir gerçeği kabul ederken okurun bundan çıkarabileceği anlamı ya da sonucu reddetmesini sağlar. Bu kalıp, gerçekleşen olay ile olayın nasıl değerlendirilmesi gerektiğini birbirinden ayırır.
Alıştırma
Aşırı iyimser bir sonucu reddetmek için But this did not mean... kalıbını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- The repairs began because the building was already safe.
- The repairs began, so the building was definitely safe.
- The repairs began, but this did not mean the building was safe.
Cevabı göster
The repairs began, but this did not mean the building was safe.
The Belgian state awarded Leopold 50 million francs Kalıp ifadeler
4:35Belçika devleti, Kongo lehine yaptığı büyük fedakarlığın bir kanıtı olarak
in testimony for his great sacrifice in favor of the Congo. Anlatım akışı
4:38Leopold'u 50 milyon frank ile ödüllendirdi.
awarded Leopold 50 million francs: award + alıcı + miktar
awarded Leopold 50 million francs ifadesinde award iki nesne alır: Leopold alıcıdır, 50 million francs ise verilen miktardır. Kalıp award + kişi + şey biçimindedir. Burada award, resmî bir kararla bir şeyi vermek ya da tahsis etmek anlamına gelir. Yalnızca adı olan ödüller için değil; para, tazminat, sözleşme veya onur payesi için de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede award, bir alıcı ve para miktarıyla doğru şekilde kullanılmıştır?
- The panel awarded Maya with five thousand dollars.
- The panel awarded Maya five thousand dollars.
- The panel awarded five thousand dollars Maya.
Cevabı göster
The panel awarded Maya five thousand dollars.
in testimony for his great sacrifice: resmî övgü ve ironi
Bu ifade ödemeyi Belçika devletinin törensel diliyle sunar: parayı Leopold'un “büyük fedakârlığının” kamusal bir kanıtı veya takdiri olarak çerçeveler. Bu sözler resmî bir gerekçeyi aktarır; anlatıcının kendi yargısını kendiliğinden ifade etmez. Leopold'un Kongo'daki kötü uygulamalarını anlatan bir bağlamda bu yüce övgü, bilinen eylemlerle çatışır. Kurumun sözleriyle çevredeki anlatı arasındaki mesafe ironi yaratır ve resmî dilin yanlışları nasıl aklayabildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu bağlamda in testimony for his great sacrifice ne işlev görür?
- Frankın tarafsız bir tanımını verir.
- Törensel bir resmî övgüyü aktarır ve bu övgünün kötü uygulamalarla ilgili anlatıyla çatışması ironi yaratır.
- Anlatıcının Leopold'a duyduğu samimi hayranlığı ifade eder.
Cevabı göster
Törensel bir resmî övgüyü aktarır ve bu övgünün kötü uygulamalarla ilgili anlatıyla çatışması ironi yaratır.
For more than 50 years following: sonraki döneme bağlama
For more than 50 years following ifadesinde for ile başlayan bölüm, sömürge durumunun ne kadar sürdüğünü belirtir. Following az önce bahsedilen olaya gönderme yapar ve “ondan sonra” anlamına gelir; böylece tüm ifade zaman çizelgesini sonraki döneme taşır. Burada following bir ismin önünde değil, sürenin arkasında yer alır. Anlamı “ondan sonraki 50 yılı aşkın süre boyunca”dır; “önceki 50 yıl boyunca” değildir.
Alıştırma
For more than 50 years following ifadesindeki zaman ilişkisini en iyi hangi açıklama korur?
- Önceki olaydan önceki 50 yılı aşkın süre boyunca
- O olayın son 50 yılı sırasında
- O olaydan sonraki 50 yılı aşkın süre boyunca
Cevabı göster
O olaydan sonraki 50 yılı aşkın süre boyunca
remained a Belgian colony until declaring independence: dönüm noktasına kadar süren bir durum
remained a Belgian colony ifadesinde remain, ardından a Belgian colony isim öbeğini alan bir bağlayıcı fiildir. Bu, söz konusu siyasi statünün sürdüğünü gösterir; remain sonrasında as gerekmez. until declaring independence bu durumu sona erdiren olayı belirtir. declaring eyleminin örtük öznesi, remained ile aynı özne olan the Congo’dur. Bu yapı, bir durumun dönüm noktasına kadar sürdüğünü göstermeye yarar.
Alıştırma
Statünün bağımsızlık ilanına kadar sürdüğünü göstermek için cümleyi remained ve until ile tamamlayın: The territory ____ a colony ____ declaring independence in 1975.
Cevabı göster
remained · until
he was unseated in a US and Belgian-backed coup. Kültür
5:01ABD ve Belçika destekli bir darbede koltuğundan edildi.
unseated in a US and Belgian-backed coup: desteklenen bir darbeyle iktidardan uzaklaştırılma
Buradaki he, bağımsız Kongo’nun ilk başbakanı Patrice Lumumba’yı ifade eder. Was unseated edilgendir: Yalnızca bir sandalyeden kaldırılmadı, görevinden ve iktidardan uzaklaştırıldı. Coup, hükûmet gücünün ani ve olağan dışı biçimde ele geçirilmesidir. US and Belgian-backed, darbenin Amerika Birleşik Devletleri ve Belçika’dan destek aldığını anlatır. Backed desteğin var olduğunu söyler, ancak bu cümle desteğin biçimini belirtmez.
Alıştırma
unseated in a US and Belgian-backed coup ifadesini en doğru açıklayan seçenek hangisidir?
- ABD ve Belçika’nın düzenlediği bir seçimde göreve geldi.
- Darbeyle ilgili bir toplantı sırasında başka bir sandalyeye geçti.
- ABD ve Belçika’nın desteklediği bir darbeyle iktidardan zorla uzaklaştırıldı.
Cevabı göster
ABD ve Belçika’nın desteklediği bir darbeyle iktidardan zorla uzaklaştırıldı.
Lumumba was assassinated under Belgian supervision. Kelime
5:07Lumumba Belçika gözetimi altında suikasta kurban gitti.
assassinated under Belgian supervision: Belçika gözetimi altında suikasta uğradı
Under Belgian supervision, suikastın Belçikalı yetkililer veya görevliler durumu denetlerken ya da kontrol ederken gerçekleştiği anlamına gelir. Buradaki under fiziksel bir konumu değil, otorite ilişkisini gösterir. Bu tarihsel ifade, olayı Belçika tarafının sorumluluğu veya müdahil olmasıyla ilişkilendirir. Ancak bu ifade tek başına Belçikalı personelin suikastı gerçekleştirdiğini ya da açıkça onayladığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi seçenek operasyonun Birleşmiş Milletler tarafından denetlendiğini doğru şekilde gösterir?
- The operation was carried out with UN approval.
- The operation was carried out under UN supervision.
- The operation was carried out without UN oversight.
Cevabı göster
The operation was carried out under UN supervision.
The coup launched the country into a decades-long dictatorship. Deyimler
5:11Darbe, ülkeyi on yıllar sürecek bir diktatörlüğe sürükledi.
launch the country into a decades-long dictatorship: ülkeyi onlarca yıl süren diktatörlüğe sürüklemek
Burada launch + object + into a state, nesnenin yeni bir duruma girmesine neden olmak anlamına gelir. The coup nedendir, the country etkilenen nesnedir ve a decades-long dictatorship ortaya çıkan durumdur. Launch burada mecaz anlamdadır: darbeyi uzun bir diktatörlük dönemini başlatan güç olarak sunar; fiziksel bir fırlatmayı veya ürün piyasaya sürmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bir olayın bir şeyi yeni bir duruma soktuğunu göstermek için launch + object + into kullanan cümle hangisidir?
- The company launched a new product.
- The speaker launched into a long explanation.
- The sudden ban launched the industry into a period of rapid change.
Cevabı göster
The sudden ban launched the industry into a period of rapid change.
are thought to have died: daha önce gerçekleşmiş bir olayı aktarma
Are thought to have died, edilgen bir aktarım yapısıdır. Ölüm sayısını doğrudan doğrulanmış kesin bir gerçek olarak değil, bir tahmin veya kabul gören sonuç olarak sunar ve değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtmez. Kalıp, özne + be thought to have + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. Burada şimdiki zaman biçimindeki are thought güncel değerlendirmeyi, tamamlanmış mastar to have died ise ölümlerin bu değerlendirmeden önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
be thought to have + geçmiş zaman ortacı kullanarak tamamlayın: The bridge ____ during the earthquake.
Cevabı göster
is thought to have collapsed
during King Leopold's occupation and looting of the Congo: tarihsel bağlam olarak işgal ve yağma
During, ölümlerin gerçekleştiği zamanı veya tarihsel arka planı belirtir. Ardından gelen isim öbeğinde occupation, bir toprağın dışarıdan gelen siyasi veya askerî bir güç tarafından kontrol edilmesi; looting ise mal veya kaynakların zorla ya da yasal izin olmadan alınması anlamına gelir. King Leopold's, eş görevli occupation ve looting isimlerinin ikisini de niteler. Of the Congo, her ikisinden etkilenen yeri belirtir; böylece ifade, toprak kontrolü ile yağmayı aynı dönemin bağlantılı iki yönü olarak sunar. During, ölümleri bu dönemin içine yerleştirir ancak tek başına dil bilgisel olarak neden bildirmez.
Alıştırma
Bu cümlede during the army's occupation and looting of the city ifadesi ne anlama gelir?
- Ordu şehri kontrol edip oradaki malları alırken.
- Ordu mensupları şehirde çalışıp yasal olarak malzeme satın alırken.
- Ordu şehre girmeden önce ve hiçbir mal alınmamışken.
Cevabı göster
Ordu şehri kontrol edip oradaki malları alırken.
Despite this devastation: ödünleme ilişkisi kurmak
Despite this devastation, cümlenin başına yerleştirilmiş bir ödünleme ifadesidir. Önce ağır yıkımın gerçek olduğunu kabul eder, ardından ana cümlede temel sonucu verir. Despite, normalde başka bir sonucu beklenir kılan bir olguya karşın gerçekleşen sonucu gösterir. Burada yıkım, taleplere yanıt verilmesi beklentisini doğurur; bu nedenle have gone unanswered daha çarpıcı olur.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ödünleme sözcüğüyle tamamlayın: ____ the clear evidence, the committee delayed its decision.
Cevabı göster
Despite
calls for reparations: tarihsel zararların giderilmesine yönelik kamusal talepler
Bu cümlede calls, telefon aramalarını değil, kamusal çağrı veya talepleri ifade eder. a call ya da calls for + isim kalıbı, bir şeyin gerçekleşmesi veya sağlanması yönündeki talebi adlandırır. Reparations; özellikle kölelik, sömürgecilik, savaş veya devletin kötüye kullanımıyla bağlantılı ciddi tarihsel ya da sistemsel zararları gidermeyi amaçlayan tazminatları ve diğer önlemleri ifade eder. Bu nedenle calls for reparations, bu tür zararların giderilmesine yönelik kamusal talepler demektir.
Alıştırma
Tarihsel bir adaletsizlikle ilgili haberde calls for reparations büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Rutin bir ticari sözleşmeyi görüşmek için davetler
- Sıradan bir mağaza iadesini soran telefon aramaları
- Zararı tazmin etmeye veya gidermeye yönelik önlemler için kamusal talepler
Cevabı göster
Zararı tazmin etmeye veya gidermeye yönelik önlemler için kamusal talepler
have gone unanswered: bugüne kadar yanıtsız kalmak
Go + sıfat, bir duruma geçmeyi ya da o durumda kalmayı anlatabilir. go unanswered ifadesinde go, bir yere gitmek anlamına gelmez; bir soru, istek, çağrı, mesaj veya kaygının yanıt ya da karşılık almaması demektir. Present perfect have gone, geçmişi şimdiye bağlar. Burada çağrılar daha önce yapılmıştır ve şu ana kadar karşılık görmemiştir.
Alıştırma
go unanswered ifadesini present perfect biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: My three requests for an update ____.
Cevabı göster
have gone unanswered
To this day: bugüne dek hâlâ
To this day, aradan bunca zaman geçmesine rağmen bir şeyin bugün bile geçerli olduğunu anlatır. Bir gerçeği, durumu veya etkiyi geçmişle bağlantılı ve hâlâ doğru ya da önemli olarak sunar. Cümle başında kullanıldığında sonraki yan cümlenin zaman çerçevesini belirler ve durumun uzun süredir devam ettiğini vurgular.
Alıştırma
Gizemin hâlâ çözülmediğini göstermek için to this day kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, no one knows who painted the picture.
Cevabı göster
To this day
can be found the monuments King Leopold built Dilbilgisi
5:28Kral Leopold'un inşa ettiği anıtlar bulunabilir
on a foundation of inconceivable cruelty. Deyimler
5:31hayal edilemeyecek bir zulmün temeli üzerinde.
can be found the monuments: resmî konum devrikliği
Başa alınan yer ifadesi throughout Belgium önce mekânsal çerçeveyi kurar. Ardından edilgen fiil öbeği can be found, dilbilgisel öznesi the monuments King Leopold built... ifadesinden önce gelir ve resmî bir konum devrikliği oluşturur. Normal özne-önce dizilişte yapı The monuments King Leopold built ... can be found throughout Belgium şeklindedir. Uzun öznenin sona bırakılması, bilginin mekândan orada görülen şeye ilerlemesini sağlar ve anıtların geniş bir alana yayılmış olduğunu vurgular.
Alıştırma
Across the island can be found several rare plants cümlesini normal özne-önce dizilişiyle yeniden ifade eden seçenek hangisidir?
- Several rare plants can be found across the island.
- Several rare plants can find the island.
- The island can be found near several rare plants.
Cevabı göster
Several rare plants can be found across the island.
on a foundation of inconceivable cruelty: güçlü bir kınama içeren mecaz
Burada foundation iki düzeyde işlev görür. Bir anıtın fiziksel temelini çağrıştırır, ancak on a foundation of inconceivable cruelty esas olarak anıtların ardındaki ahlaki ve tarihsel temeli belirtir. Cruelty bir yapı malzemesi değildir. Bu ifade, anıtların temsil ettiği başarıların hayal edilmesi güç derecede aşırı acılara dayandığını söyler ve betimlemeye güçlü bir kınama tonu verir.
Alıştırma
The company's success was built on a foundation of dishonesty ne anlama gelir?
- Şirketin başarısı dürüst olmayan uygulamalara dayanıyordu.
- Şirket, dürüst olmayışı yapı malzemesi olarak kullandı.
- Şirket, bir binanın güvenli olmayan temelini onardı.
Cevabı göster
Şirketin başarısı dürüst olmayan uygulamalara dayanıyordu.
When European colonizers arrived in modern-day Zimbabwe,
5:36Avrupalı sömürgeciler günümüz Zimbabve'sine vardıklarında,
they saw the ruins of a splendid ancient city.
5:40muhteşem bir antik şehrin kalıntılarını gördüler.
"This couldn't have been constructed by indigenous people,"
5:43"Bu yerli halklar tarafından inşa edilmiş olamaz,"
about the city of Great Zimbabwe with this video.
5:50Büyük Zimbabve şehri hakkında bu videoyla öğrenin.