Bir Fil Nasıl Patlatılır – Yaşamın Boyutu 2: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Filler, Etrüsk sivri fareleri ve yeni doğan bebekler karşılaştırılarak vücut büyüklüğünün ısı dengesini ve metabolizma hızını değiştirmesi gösterilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The bigger an animal is, the less active its cells are. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: biri artarken diğeri azalan iki değişkeni bağlantılı karşılaştırmayla anlatmak. 2. run on overdrive — Deyimler ve mecazlı ifadeler: küçük sivri fareyi sıcak tutmak için normal düzeyin üstünde çalışan hücreleri makineye benzeten mecazı anlamak. 3. Until it's not anymore. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kısa Until parçasının önceki savı tersine çevirip belirgin bir anlatı dönüşü yaratmasını görmek.
Bu derste
Let's shrink an elephant to the size of a mouse and enlarge a mouse and make it the size of an elephant
0:01Bir fili bir fare boyutuna küçültelim ve bir fareyi büyütüp bir fil boyutuna getirelim,
because this is our video and we want to see what happens.
0:07çünkü bu bizim videomuz ve ne olacağını görmek istiyoruz.
First, our now tiny elephant stumbles around and then drops dead. Kalıp ifadeler
0:09İlk olarak, artık minik olan filimiz tökezleyip yere düşerek ölüyor.
drops dead: anlatıda ani ölüm
Burada drops dead, “aniden yere yığılır ve ölür” demektir. Bu fiil öbeği, öyküde hızlı ve sert bir sonuç verir: fil sendeledikten sonra ölür. Anlatılarda drop dead, hem düşme eylemini hem de ölümcül sonucu kısa bir ifadede birleştirebilir.
Alıştırma
Bu cümlede drops dead ne anlama gelir? “The actor takes one step, drops dead, and the curtain falls.”
- Birine öfkeyle gitmesini söyler.
- Uyumak için uzanır.
- Aniden yere yığılır ve ölür.
Cevabı göster
Aniden yere yığılır ve ölür.
frozen to death: to ölümcül sonucu gösterir
Frozen to death, “aşırı soğuk nedeniyle ölmüş” demektir. Frozen, freeze fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve virgülden sonraki ifade minik filin ölümcül durumunu anlatır. Bu sonuç yapısında to death, bir eylem ya da durumun ölümle sonuçlandığını gösterir. Amaç veya hareket yönü bildirmez. Aynı yapı starve to death ve bleed to death ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Uyarıyı freeze ve sonuç ifadesi to death ile tamamlayın: Without shelter, a lost hiker could ____.
Cevabı göster
freeze to death
Our giant mouse looks very uncomfortable for a moment
0:18Dev faremiz ise bir an için çok rahatsız görünüyor,
Doğrudan sonucu bildiren leaving ... everywhere yan cümlesi
Bu cümlede leaving hot mouse insides everywhere, it explodes ifadesinin doğrudan sonucunu ekleyen -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Patlama, farenin sıcak iç organlarının her yere saçılıp kalmasına neden olur. leaving ifadesinin örtük nedeni mouse insides değil, önceki olayın tamamı, yani patlamadır. Tam yan cümle + virgül + -ing yan cümlesi kalıbı, “ve bunun sonucunda ...” anlamını daha sıkı bir anlatımla verebilir.
Alıştırma
leaving hot mouse insides everywhere cümlede hangi görevi görür?
- Patlamadan önce gerçekleşen ayrı bir olayı anlatır.
- Patlamanın doğrudan sonucunu belirtir.
- Farenin iç organlarının kendi kendine uzaklaştığını söyler.
Cevabı göster
Patlamanın doğrudan sonucunu belirtir.
We are optimized to function precisely for the size we are
0:27Bizler, olduğumuz boyutta hassas bir şekilde çalışmak üzere optimize edilmişizdir,
and would die horribly in any other environment.
0:31ve başka herhangi bir ortamda korkunç bir şekilde ölürdük.
but they're pretty similar in their dimensions across all species.
0:55ancak tüm türlerde boyutları birbirine oldukça benzerdir.
A blue whale doesn't have bigger cells than a hummingbird, Dilbilgisi
0:58Bir mavi balinanın hücreleri bir sinek kuşunun hücrelerinden daha büyük değildir,
doesn't have bigger cells ... just a lot more of them: daha büyük değil, sayıca daha fazla
doesn't have bigger cells than a hummingbird önce hücre boyutuna ilişkin bir karşılaştırmayı reddeder: mavi balinanın tek bir hücresi, sinek kuşunun hücresinden daha büyük değildir. just a lot more of them düzeltmeyi verir. Them, cells sözcüğüne gönderme yapar; more ise her hücrenin ne kadar büyük olduğunu değil, kaç hücre bulunduğunu belirtir. not X, just Y kalıbı dinleyiciyi reddedilen açıklamadan amaçlanan açıklamaya yönlendirir.
Alıştırma
Nesnelerin aynı boyutta fakat sayıca daha fazla olduğunu hangi cümle söyler?
- The large box has bigger buttons than the small box.
- The large box doesn't have bigger buttons, just a lot more of them.
- The large box has fewer buttons, but each one is bigger.
Cevabı göster
The large box doesn't have bigger buttons, just a lot more of them.
Cells have to do a lot of stuff to stay alive
1:03Hücreler hayatta kalmak için pek çok şey yapmak zorundadır
and they need energy to be able to do so. Kalıp ifadeler
1:05ve bunu yapabilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.
do so: Daha önce belirtilen bir eyleme gönderme
Bu cümlede do so, daha önce geçen do a lot of stuff to stay alive eyleminin yerine kullanılır. Do bir eylemi gerçekleştirme anlamı taşır; so ise az önce belirtilen eyleme gönderme yapar. Bu yapı, bütün bir fiil öbeğini tekrar etmeyi önler. Dinleyen veya okuyan kişi eylemi yakın bağlamdan açıkça anlayabildiğinde do so kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi back up your files ifadesinin yerine geçen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The guide asks you to back up your files, so please ____ before the update.
Cevabı göster
do so
animal cells convert food and oxygen into usable chemical energy. Kalıp ifadeler
1:09hayvan hücreleri besin ve oksijeni kullanılabilir kimyasal enerjiye dönüştürür.
convert A into B: Girdiyi ve sonucu belirtme
Burada convert food and oxygen into usable chemical energy, girdi maddelerini değiştirerek sonuçta kullanılabilir bir enerji biçimi elde etmek anlamına gelir. Kalıp convert A into B biçimindedir: A değiştirilen şeyi, B ise yeni sonucu belirtir. Bu kalıpta into, bir yere doğru hareketi değil, dönüşümün sonucunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi convert A into B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: This machine converts used plastic ____ building blocks.
Cevabı göster
into
the powerhouse of the cell ifadesinin mecaz anlamı
Bu cümlede the powerhouse of the cell, mitokondriler için kullanılan bir mecazdır. Powerhouse, çok miktarda güç ya da enerji üreten bir şeydir; bu yüzden ifade mitokondrileri hücrenin başlıca enerji üreten yapıları olarak gösterir. Bu, gerçek bir bina anlamına gelmez ve mitokondrilerin hücrenin tüm enerjisini depoladığı demek değildir. Bu imge, mitokondrileri birçok hücresel etkinlikte kullanılabilen enerji taşıyıcısı ATP’nin üretimiyle ilişkilendirir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Mitokondriler, hücre için ATP üretiminin başlıca gerçekleştiği yerlerdir.
- Her mitokondri gerçek anlamda bir enerji santrali binasıdır.
- Mitokondriler hücrenin ihtiyaç duyacağı bütün enerjiyi depolar.
Cevabı göster
Mitokondriler, hücre için ATP üretiminin başlıca gerçekleştiği yerlerdir.
They're like little coal engines that spit out tiny ATP batteries, Öbek fiiller
1:18Bunlar, minik ATP pilleri tüküren küçük kömür motorları gibidirler,
spit out ile hızlıca üretmek
Burada spit out, bir şeyi hızla üretmek veya dışarı vermek anlamındaki bir öbek fiildir. Bu imge mitokondrileri hızla ATP üreten küçük makineler gibi gösterir; gerçek anlamda tükürmeyi anlatmaz. Yazıcılar, programlar ve diğer sistemlerle kullanıldığında spit out; sayfaların, sayıların veya sonuçların hızla ortaya çıkmasını anlatabilir. Özenli bir üretimden çok hızlı ve otomatik çıktıyı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi hızlıca üretmek anlamına gelen canlı ve gündelik öbek fiille tamamlayın: The printer can ____ fifty pages in a minute.
Cevabı göster
spit out
which the cell can use for almost everything it needs to do.
1:22ve hücre bu pilleri yapması gereken neredeyse her şey için kullanabilir.
they reach a scorching 50 degrees Celsius.
1:31kavurucu bir sıcaklık olan 50 santigrat dereceye ulaşırlar.
And some of our cells have up to 2,000 mitochondria,
1:33Ve bazı hücrelerimiz 2.000'e kadar mitokondriye sahiptir,
The more ..., the more ...: bağlantılı değişimler
Eşleşik “the + comparative ..., the + comparative ...” yapısı, değişen iki miktarı birbirine bağlar. Bu cümlede hücre sayısı arttıkça vücudun ürettiği toplam ısı miktarı da artar. Her iki “the” de artikel değil, bu yapının sabit işaretleridir. Bu yapı bağlantılı bir eğilimi anlatır: ilk miktardaki değişime ikinci miktarda buna karşılık gelen bir değişim eşlik eder. Bağlama göre neden-sonuç ilişkisi ima edebilir; ancak dil bilgisi yapısı tek başına kesin bir nedenselliği kanıtlamaz, yalnızca bir bağıntı gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, pratik arttıkça özgüvenin de arttığını ifade edecek şekilde tamamlayın. Her iki boşlukta da aynı iki kelimelik karşılaştırma ifadesini kullanın: ____ you practice, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
If our bodies didn't find ways of losing this heat, Dilbilgisi
1:46Eğer vücudumuz bu ısıyı kaybetmenin yollarını bulamasaydı,
If ... didn't ..., ... would ...: şimdiki zamana ait gerçek dışı koşul
Bu, şimdiki zamana yönelik gerçek dışı bir koşul cümlesidir: koşul bölümü “didn't find” ifadesindeki gibi “if + geçmiş zaman”, sonuç bölümü ise “would + fiilin yalın hâli” kullanır. Buradaki “didn't”, geçmişte gerçekleşmiş bir olayı değil, hayal edilen şimdiki bir durumu anlatır. Vücudun gerçekte ısıyı atma yolları olduğu için konuşmacı bunun tersini hayal eder ve sonucunu belirtir. “Would be cooked” edilgen yapıdadır; “die” da aynı “would” yardımcı fiilini paylaşır ve “would die” anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen anlam şudur: şimdiki zamana ait bu gerçek dışı koşul doğru olsaydı, bu sonuç ortaya çıkardı.
Alıştırma
Okulun gerçekte bir kütüphanesi var. Hangi cümle şimdiki gerçeğin tersini doğru biçimde hayal edip sonucunu belirtir?
- If the school didn't have a library, we will study somewhere else.
- If the school didn't have a library, we would study somewhere else.
- If the school doesn't have a library, we would study somewhere else.
Cevabı göster
If the school didn't have a library, we would study somewhere else.
because of the way bodies change as living beings scale up. Öbek fiiller
1:54çünkü canlılar büyüdükçe vücutların değişim şekli bunu gerektirir.
scale up: boyutu veya kapasiteyi artırmak
Scale up, büyümek ya da bir şeyin boyutunu, kapasitesini veya çalışma ölçeğini büyütmek anlamına gelir. Burada living beings scale up, canlıların genel vücut boyutunun artması demektir; scale onları tartmakla ilgili değildir. Bu öbek fiil, organisms scale up örneğindeki gibi nesnesiz veya scale up production örneğindeki gibi nesneli kullanılabilir. Bu nedenle küçük bir ölçekten daha büyük bir ölçeğe geçişi açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve kapasiteyi artırmak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The clinic needs to ____ its testing program before winter.
Cevabı göster
scale up
Animals have three properties here that are important.
1:58Hayvanların burada önemli olan üç özelliği vardır.
their insides grow faster than their outsides.
2:11iç kısımlarının dış kısımlarından daha hızlı büyümesidir.
hard to wrap your head around: anlaması zor
Hard to wrap your head around, bir şeyi açıkça anlamanın zor olduğunu belirten bir deyimdir; özellikle de fikir şaşırtıcı veya sezgilere aykırı geliyorsa kullanılır. Cümlede anlaşılması zor olan fikir is that ifadesinden sonra verilir. Buradaki görüntü mecazidir; fiziksel olarak başı sarma eylemi yoktur. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar something is hard to wrap your head around ve it is hard to wrap your head around something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve anlamak anlamına gelen deyimle tamamlayın: The way this tiny device stores so much data is hard to ____.
Cevabı göster
wrap your head around
the surface is now four times the original size Dilbilgisi
2:22yüzey artık orijinal boyutun dört katıdır
Bir görüşü güçlendirip netleştirmek için In fact
In fact, önceki ifadeyi daha kesin veya daha güçlü hâle getiren bilgiyi sunar. Burada ilk cümle, iki ölçümün de yalnızca iki katına çıktığı yönündeki basit düşünceyi reddeder; ardından In fact, yüzey alanının ilk hâlinin dört katına çıktığı daha şaşırtıcı ve kesin sonucu verir. Bir beklentiden veya genel iddiadan, bu iddiayı düzelten, doğrulayan ya da netleştiren bir gerçeğe geçerken kullanılır. Yalnızca bir şeyin doğru olduğunu belirtmez; yeni bilginin önceki ifadeyle ilişkisini de gösterir.
Alıştırma
Önceki beklentiyi düzelten daha güçlü bir gerçeği en iyi sunan bağlacı seçin: The shortcut did not save time. ___, it added ten minutes to the trip.
- For example
- In fact
- Meanwhile
Cevabı göster
In fact
and the volume of the cube eight times the original size.
2:24ve küpün hacmi de orijinal boyutun sekiz katı olur.
four times the original size: eklenen miktar değil, toplam kat
number + times + the original size kalıbı, güncel bir ölçümü başlangıç değeriyle karşılaştırır. Four times the original size, güncel boyut = 4 × ilk boyut anlamına gelir. Yeni toplam boyutu anlatır; ilk boyuta dört ilk boyut daha eklendiği anlamına gelmez. Size ismi bağlama göre alan, dosya boyutu veya fiziksel ölçüler gibi ilgili ölçümü belirtebilir. Altyazının ikinci yarısında is now sözcükleri atılmıştır: the volume of the cube [is now] eight times the original size.
Alıştırma
Şu cümleleri okuyun: A file was originally 10 megabytes. It is now four times the original size. Dosyanın yeni boyutu nedir?
- 14 MB
- 40 MB
- 50 MB
Cevabı göster
40 MB
square cube law: yüzey alanı ve hacim
Square cube law, yani kare-küp yasası, geometrik olarak benzer nesnelerin boyutu değiştiğinde ne olduğunu açıklar. Her uzunluk k ölçek katsayısıyla çarpılırsa yüzey alanı k'nin karesiyle, hacim ise k'nin küpüyle çarpılır. Örneğin bütün uzunlukları iki katına çıkarmak yüzey alanını dört, hacmi sekiz katına çıkarır. Buradaki square ve cube, ölçek katsayısının ikinci ve üçüncü kuvvetini belirtir; kare biçimiyle küp biçimli iki ayrı nesneyi belirtmez. Bu yasa, daha büyük bir cismin hacmine oranla neden daha az yüzey alanına sahip olduğunu ve bunun ısı kaybı gibi olayları nasıl etkilediğini açıklar.
Alıştırma
Geometrik olarak benzer bir model, her uzunluğu üç katına çıkacak şekilde büyütülüyor. Square cube law uyarınca ne olur?
- Yüzey alanı ve hacmi 3 katına çıkar.
- Yüzey alanı 9, hacmi 27 katına çıkar.
- Yüzey alanı 3, hacmi 9 katına çıkar.
Cevabı göster
Yüzey alanı 9, hacmi 27 katına çıkar.
and has been annoying nature for billions of years. Deyimler
2:30ve milyarlarca yıldır doğanın canını sıkmaktadır.
annoying nature ifadesindeki kişileştirme
annoying nature ifadesinde doğa, rahatsızlık hissedebilen bir insanmış gibi kişileştirilir. Cümlenin asıl anlamı, square cube law'un milyarlarca yıl boyunca canlılar ve evrim için sürekli zorluklar veya kısıtlamalar oluşturduğudur. Bu anlatım mizah katar ve soyut bir bilimsel sınırlamayı daha canlı hâle getirir. Doğanın gerçekten duyguları olduğunu söylemez.
Alıştırma
'The rule has been annoying nature for billions of years,' cümlesinde annoying nature esas olarak ne anlatır?
- Bilim insanlarının yasaya ad veremedikleri için rahatsız olduklarını söyler.
- Doğanın milyarlarca yıl boyunca gerçek anlamda öfke hissettiğini söyler.
- Yasanın uzun zamandır canlılar için sorunlar veya kısıtlamalar oluşturduğunu mizahi biçimde söyler.
Cevabı göster
Yasanın uzun zamandır canlılar için sorunlar veya kısıtlamalar oluşturduğunu mizahi biçimde söyler.
Because heat can only leave an object via its surface.
2:36Çünkü ısı bir cismi yalnızca yüzeyi aracılığıyla terk edebilir.
So if we make our mouse the size of an elephant
2:40Dolayısıyla faremizi bir fil boyutuna getirirsek,
it has 3,600 times more surface from which to lose heat. Dilbilgisi
2:44ısıyı kaybedebileceği yüzey alanı 3.600 kat daha fazla olur.
from which to lose heat: kısa bir ilgi sözcüğü ve mastar yapısı
Burada which önceki surface sözcüğüne gönderme yapar; from ise bu yüzeyi ısının cisimden ayrıldığı yer veya arayüz olarak gösterir. Bu nedenle ifade, “cismin üzerinden ısı kaybedebildiği yüzey” anlamına gelir. noun + preposition + which + to-infinitive kalıbı, isimden sonra gelen kısa bir niteleyicidir. Olası bir eylemi veya kullanımı ismin ardından yoğunlaştırarak verir; buradaki daha açık biçim surface from which the body can lose heat olurdu. Bu, which ile kurulan bir soru değildir.
Alıştırma
Cümleyi kısa ve resmî from + which + to kalıbıyla tamamlayın: The device has a wide metal surface ____ release heat.
Cevabı göster
from which to
filled with trillions and trillions of new hot mitochondria Kalıp ifadeler
2:52ve trilyonlarca yeni, sıcak mitokondri ile dolar,
trillions and trillions of: miktarı tekrarla vurgulama
Trillions and trillions of, anlamı güçlendirmek için aynı büyük sayı sözcüğünü tekrarlar. number word + and + the same number word + of + noun kalıbı, miktarı şaşırtıcı derecede büyük gösterir. Bu matematiksel değil, vurgulu bir ifadedir: iki kullanım birbirine eklenmez ve ifade kesin bir toplam belirtmez. Burada yeni sıcak mitokondrilerin sayısını neredeyse hayal edilemeyecek kadar büyük hissettirir.
Alıştırma
Konuşmacı, hücre sayısının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgulamak ancak kesin bir sayı vermemek istiyor. Hangi ifade en uygundur? The sample contains ____.
- trillions of cells
- two trillion cells
- trillions and trillions of cells
Cevabı göster
trillions and trillions of cells
A lot more ... not that much more: sıkıştırılmış bir karşıtlık
Bu iki kısa ve paralel parçada an animal gains gibi tekrarlanan bir yan cümle söylenmez. Burada insides, iç hacmi gündelik bir şekilde temsil ederken skin, ısıyı dışarı verebilen yüzey alanını temsil eder. Miktar ifadeleri savı hızlıca özetler: a lot more, hacimdeki büyük artışı; not that much more ise yüzey alanındaki daha küçük artışı gösterir. Not that much more yine de bir miktar artış olduğu anlamına gelir. Noktalı virgül, uyumsuzluğun öne çıkması için iki sonucu yan yana koyar.
Alıştırma
“A lot more insides; not that much more skin” ifadesindeki karşıtlığı en iyi hangi cümle anlatır?
- İç hacim artar ama deri yüzey alanı hiç artmaz.
- İç hacim büyük ölçüde artarken deri yüzey alanı daha küçük bir miktarda artar.
- İç hacim ve deri yüzey alanı tam olarak aynı miktarda artar.
Cevabı göster
İç hacim büyük ölçüde artarken deri yüzey alanı daha küçük bir miktarda artar.
Deal with: bir sorunu ele almak
Burada deal with, bir sorunu ele almak veya ona karşılık vermek anlamına gelir. Sorun aşırı ısıdır; dolayısıyla soru, büyük hayvanların bu ısıyı nasıl kontrol altında tuttuğunu sorar. Kalıp deal with + isim öbeği şeklindedir: deal with the heat, deal with a complaint, deal with a difficult customer. With bu kalıbın bir parçasıdır; deal the heat amaçlanan anlamı vermez.
Alıştırma
Cümleyi “ele almak” anlamını veren deal ve gerekli edatla tamamlayın: The technician will ____ the overheating problem.
Cevabı göster
deal with
they evolved ways to get rid of energy more easily, Öbek fiiller
3:10enerjiden daha kolay kurtulmanın yollarını evrimleştirmişlerdir,
For one, ile destekleyici bir nokta sunmak
For one, daha geniş bir kümedeki neden, yöntem veya destekleyici noktalardan birini sunar. Burada ardından gelen yan tümceyi, hayvanların enerjiyi daha kolay dışarı atabilir hâle gelme yollarından biri olarak çerçeveler. Sonrasında başka bir nokta gelebilir, ancak konuşan eksiksiz ve numaralı bir liste sunacağını vadetmez. Genellikle ilgili noktanın başında yer alır ve ardından virgül gelir. One, akıl yürütmedeki bir öğeyi belirtir; bir kişiyi ya da tek öğeyi ifade etmez.
Alıştırma
Şu cümleleri okuyun: We should take the new route. For one, it is safer. For one neyi belirtir?
- Konuşan bir neden veriyor ve başka nedenleri de olabilir.
- Bu, mümkün olan tek nedendir.
- Güzergâh bir kişi için tasarlanmıştır.
Cevabı göster
Konuşan bir neden veriyor ve başka nedenleri de olabilir.
get rid of + isim veya zamir
Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya başka bir şekilde artık mevcut olmamasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede dışarı atılan şey enerjidir; özellikle fazla ısı kastedilir. Yapı get rid of + isim veya zamirdir: get rid of waste, get rid of it. Get rid of ifadesini tek bir kalıp olarak kullanın; of zorunludur.
Alıştırma
rid içeren ve istenmeyen bir şeyi kaldırmak anlamına gelen üç sözcüklü sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ these old files before the move.
Cevabı göster
get rid of
much, much slower: karşılaştırmayı güçlendirme
Much, slower gibi karşılaştırma derecesindeki bir sıfattan önce gelerek büyük bir farkı gösterebilir: much slower, “çok daha yavaş” demektir. Bu cümlede slower, hücrelerin fiziksel hareketini değil, faaliyet hızını anlatır. Much sözcüğünün tekrarlanması konuşmada güçlü bir vurgu katar. Much, much slower, farkın özellikle büyük olduğunu belirtir; bu tekrar yeni bir karşılaştırma biçimi oluşturmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sürecin diğerinden çok daha düşük bir hızda işlediğini ek konuşma vurgusuyla doğal biçimde anlatır?
- The new process is very slow, like the old one.
- The new process is much, much slower than the old one.
- The new process is slightly slower than the old one.
Cevabı göster
The new process is much, much slower than the old one.
The bigger ... the less ...: bağlantılı karşılaştırma yapısı
the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı, değişen iki miktarı birbirine bağlar. İlk yan cümle bir değişimi sunar, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı değişimi gösterir. Burada hayvanın boyutu büyüdükçe her hücrenin metabolik faaliyet düzeyi azalır. Bu kalıptaki iki the, sıradan belirli tanımlıklar değil dil bilgisel işaretleyicilerdir. Bigger bir artışı, less active ise bir azalmayı gösterir; aynı kalıpta başka karşılaştırma biçimleri de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, daha yüksek fiyat ile satın alma isteğinin azalması arasındaki ilişkiyi bağlantılı karşılaştırmalarla doğru biçimde gösterir?
- The highest the price is, the least willing people are to buy it.
- The price is higher, the people are less willing to buy it.
- The higher the price is, the less willing people are to buy it.
Cevabı göster
The higher the price is, the less willing people are to buy it.
If we classify animals by their metabolic rates Kalıp ifadeler
3:30Hayvanları metabolizma hızlarına göre sınıflandırırsak
and compare that to their overall mass, Kalıp ifadeler
3:32ve bunu toplam kütleleriyle karşılaştırırsak,
classify animals by their metabolic rates: by sınıflandırma ölçütünü belirtir
classify A by B kalıbı, B'yi karar ölçütü olarak kullanıp A'yı kategorilere ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede A, animals; sınıflandırmanın dayanağı ise their metabolic rates ifadesidir. Buradaki by, sınıflandırmada kullanılan ölçütü belirtir. Eylemi gerçekleştiren kişiyi veya şeyi göstermez.
Alıştırma
Cümleyi classify A by B kalıbıyla tamamlayın: Researchers ____ the samples ____ their chemical composition.
Cevabı göster
classify · by
compare that to their overall mass: that ilk ölçümün yerini tutar
compare A to B yapısı, aralarındaki ilişkiyi, benzerlikleri veya farkları incelemek için A ile B'yi bir araya getirir. Burada A, hayvanların metabolic rates ifadesine gönderme yapan that zamiridir; B ise their overall mass ifadesidir. That, compare fiilinden sonra nesne konumunda olduğu için bir yan cümle başlatan bağlaç değildir. Tam anlam, metabolizma hızlarını hayvanların toplam kütlesiyle karşılaştırmaktır.
Alıştırma
İki ölçüm arasında ilişki kurmak için compare A to B yapısını açık ve doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- To check the relationship, compare the weekly energy use that the outdoor temperature.
- To check the relationship, compare the weekly energy use to the outdoor temperature.
- To check the relationship, compare to the weekly energy use the outdoor temperature.
Cevabı göster
To check the relationship, compare the weekly energy use to the outdoor temperature.
Rule of Thumb: pratik ama kesin olmayan bir genel kural
Rule of thumb, kesin bir yasa ya da hesaplama değil, deneyime dayanan pratik bir genel kural demektir. Konuşmacı burada bu eğilimin yüzde 100 doğru olmasa bile yararlı olduğunu belirtir. Bu ifadeyi bir tahmini veya genel eğilimi sunarken kullanabilirsin. İstisnaların olabileceğini açıkça kabul ederken hızlı bir değerlendirme yapmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Pratik ama kesin olmayan bir genel kural anlamındaki deyimle cümleyi tamamla: As a ____, budget a little extra time for delays.
Cevabı göster
rule of thumb
Mitokondri Metaforu Olarak Little Coal Ovens
little coal ovens ifadesi, filin hücrelerindeki mitokondrileri anlatan bir metafordur. Kömür fırını yakıt yakıp ısı açığa çıkarır; benzer şekilde mitokondriler de yiyeceklerde depolanan enerjiyi hücrelerin kullanabileceği enerjiye dönüştürür ve bunun bir kısmını ısı olarak açığa çıkarır. little ve ovens sözcükleri açıklama boyunca aynı imgeyi sürdürür: dev bir hayvanın içinde sayısız küçük yapı etkin hâlde çalışır. Gerçek fırınlar hayal etme; bu imgeyi mitokondrilerle ilişkilendir.
Alıştırma
“Elephants are huge meat sacks filled with trillions and trillions of little coal ovens,” cümlesinde little coal ovens ne anlama geliyor?
- yiyecek enerjisini dönüştürüp ısı açığa çıkaran mitokondriler için bir metafor
- filin bulunduğu alanı ısıtmak için kullanılan makineler
- filin midesindeki bölmeler
- bir filin içinde gerçekten kömür yakan fırınlar
Cevabı göster
yiyecek enerjisini dönüştürüp ısı açığa çıkaran mitokondriler için bir metafor
So they keep the ovens just active enough to keep them running Dilbilgisi
3:45Bu yüzden fırınları sadece onları çalışır durumda tutacak kadar aktif tutarlar
active enough to keep them running: çalışmayı sürdürecek kadar aktif
Active enough to keep them running, sıfat + enough + to-infinitive yapısını izler. Enough, active sözcüğünden sonra gelir ve yeterli olan en düşük dereceyi belirtir; keep them running ise bu derecenin mümkün kıldığı sonucu ifade eder. Burada sistemler çok aktif tutulmaz; yalnızca çalışmayı sürdürmek için gereken ölçüde aktif tutulur. Bir niteliğin bir eylem veya sonuç için gereken eşiğe ulaştığını anlatırken bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
quiet sözcüğünü ve sıfat + enough + to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The room is ____ record the interview.
Cevabı göster
quiet enough to
chill: rahat ve acele etmeyen
Burada chill, pace sözcüğünü niteleyen gündelik bir sıfattır. Rahat, tasasız ve acele etmeyen anlamına gelir; soğuk bir sıcaklığı anlatmaz. Konuşmacı biyolojik bir sürece insana özgü bir ruh hâli vererek yavaş metabolizmayı samimi ve mizahi biçimde anlatır. Aynı sıfat, baskı hissi vermeyen kişileri, planları, yerleri veya ortamları da tanımlayabilir.
Alıştırma
Bu gündelik cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Rahat ve baskısız bir öğleden sonra istediğimiz için planı da rahat tuttuk: We wanted a relaxed, low-pressure afternoon, so we kept the plan ___.
- cold
- chilly
- chill
Cevabı göster
chill
Small animals need to go the exact opposite way. Kalıp ifadeler
3:56Küçük hayvanların ise tam tersi bir yoldan gitmesi gerekir.
go the exact opposite way: tam bir tersine dönüş
Bu cümlede go the exact opposite way, “tamamen karşıt bir yönde değişmek veya işlemek” anlamına gelir. Way burada bir yöntemi, eğilimi ya da değişim yönünü anlatır; mutlaka bir yol veya fiziksel hareket anlamına gelmez. Bu ifade güçlü bir karşıtlık kurar: Bir grup bir etkinliği azaltıyorsa diğerinin onu artırması gerekir. Exact, opposite sözcüğünü güçlendirerek yalnızca farklı bir seçimi değil, bütünüyle tersine dönüşü gösterir.
Alıştırma
İki eğilimin tamamen karşıt yönlerde ilerlediğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When outdoor temperatures fall, heating costs often ____.
Cevabı göster
go the exact opposite way
you have a lot of surface area compared to not a lot of volume.
3:59az hacme kıyasla çok fazla yüzey alanınız vardır.
So very tiny mammals came up with a very extreme solution. Öbek fiiller
4:08Bu yüzden çok minik memeliler çok uç bir çözüm bulmuşlardır.
came up with: bir çözüm geliştirmek
Come up with + isim, bir fikir, plan, yanıt veya çözümü “düşünmek, oluşturmak ya da önermek” anlamına gelir. Came up with basit geçmiş zaman biçimidir ve with, nesneden önce kullanılan öbek fiilin bir parçası olarak kalmalıdır. Burada memeliler gerçekten bilinçli bir plan yapmıyor. Bu anlatım evrimi kişileştirir: Biyolojik özellik, sanki hayvanların icat ettiği uç bir çözüm gibi sunulur.
Alıştırma
Cümleyi “düşündü veya geliştirdi” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After several tests, the team ____ a safer design.
Cevabı göster
came up with
Canlı bir tanıtım için Meet X
Belgesel ve medya anlatımında Meet X bir tanıtma kalıbıdır. Yeni bir konuyu, sanki izleyiciye yüz yüze tanıtılıyormuş gibi doğrudan odağa getirir. Buradaki meet, gerçek bir yüz yüze buluşma ayarlamak anlamına gelmez. “Şimdi Etrüsk sivri faresini tanıyalım” işareti verir ve açılışı doğrudan ve canlı kılar.
Alıştırma
“Meet the Etruscan shrew,” cümlesinde Meet ne işe yarar?
- İki hayvanın karşılaştığını söyler.
- Yeni bir konuyu doğrudan izleyiciye tanıtır.
- İzleyiciye sosyal bir buluşma planlamasını söyler.
Cevabı göster
Yeni bir konuyu doğrudan izleyiciye tanıtır.
more closely related to A than to B karşılaştırması
more closely related to A than to B kalıbı, ilişkinin yöneldiği iki olası hedefi karşılaştırır. Öznenin A ile bağlantısının B ile bağlantısından daha güçlü veya yakın olduğunu belirtir. İki to öbeği related to A ... than to B biçiminde paraleldir. to sözcüğünün tekrarlanması, A ile B'nin aynı ilişkinin iki hedefi olduğunu ve öznenin doğrudan B ile karşılaştırılmadığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Karşılaştırma sözcüğünden sonra to tekrar edilecek şekilde cümleyi tam olarak iki İngilizce sözcükle tamamlayın: Dolphins are more closely related to hippos ____ fish.
Cevabı göster
than to
With a body length of 4 cm: cümle başında arka plan veren bir öbek
Cümle başındaki with + isim öbeği, ana cümleden önce ilgili bir özelliği arka plan bilgisi olarak verir. Burada With a body length of 4 cm hayvanın boyutunu belirtir; ana cümle de ardından ağırlığını söyler. Bu with öbeğinde çekimli fiil bulunmadığından tek başına tam bir cümle değildir. Ana cümlenin öznesinin, öbekte belirtilen özelliğe sahip olduğu anlaşılır: hayvanın vücut uzunluğu 4 cm'dir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir ürün özelliğini arka plan bilgisi olarak vermek için cümle başında with öbeğini doğru kullanır?
- With a width of 6 cm, the camera fits easily in a pocket.
- With the camera, a width of 6 cm fits easily in a pocket.
- With a width of 6 cm.
Cevabı göster
With a width of 6 cm, the camera fits easily in a pocket.
as much as a paperclip: eşit ağırlık karşılaştırması
Bu cümlede as much as, söz konusu ölçü bakımından aynı değere sahip tanıdık bir nesneyi karşılaştırma noktası olarak verir. Fiil weighs olduğu için örtük ölçüt ağırlıktır: hayvan yaklaşık bir ataş kadar ağırdır. Bu karşılaştırma, 1,8 g gibi soyut bir değeri gözde canlandırılması kolay bir örneğe dönüştürür. Şekli veya boyutu karşılaştırmaz; hangi ölçülebilir özelliğin eşit olduğunu bağlam gösterir.
Alıştırma
The tiny sensor weighs about 1.8 g, as much as a paperclip cümlesindeki karşılaştırma ne anlama gelir?
- Boyutu yaklaşık bir ataşın boyutuyla aynıdır.
- Ağırlığı yaklaşık bir ataşın ağırlığıyla aynıdır.
- Bir ataştan yaklaşık 1,8 kat daha ağırdır.
Cevabı göster
Ağırlığı yaklaşık bir ataşın ağırlığıyla aynıdır.
so its cells run on overdrive to stay warm. Deyimler
4:31hücreleri sıcak kalmak için aşırı hızda çalışır.
run on overdrive: aşırı yüksek tempoda çalışmak
Burada run on overdrive, hücreleri normal seviyesinin çok üzerinde çalışan bir makineye benzetir. Hücreler son derece yoğun ve hızlı çalışarak hayvanın ısı üretmeye devam etmesini sağlar. Bu ifade mecazidir: Gerçek bir araç vitesini değil, olağan dışı yoğunluktaki etkinliği anlatır. Her zamanki hızının ötesinde çalışan bir insan zihni, ekip veya sistem için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Olağan dışı yüksek bir yoğunlukla çalışmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: During the emergency, the backup system had to ____ to keep the network online.
Cevabı göster
run on overdrive
Its tiny ovens are filled at maximum capacity.
4:33Minik fırınları maksimum kapasiteyle doldurulmuştur.
up to 1,200 times a minute: dakikada 1.200 defaya kadar
up to 1,200 times a minute ifadesinde up to, 1.200 sayısının mümkün olan en yüksek sıklık olduğunu gösterir. Gerçek sayı daha düşük olabilir; cümle, kalbin her zaman tam olarak 1.200 kez attığını söylemez. Yapı up to + sayı + times + a + zaman birimi şeklindedir. Burada times tekrarlanan olayları sayar, a minute ise “dakikada” anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle 300’ün mümkün olan en yüksek sıklık olduğunu ve gerçek sıklığın daha düşük olabileceğini söyler?
- The fan spins at least 300 times a minute.
- The fan spins exactly 300 times a minute.
- The fan spins up to 300 times a minute.
Cevabı göster
The fan spins up to 300 times a minute.
And while an African elephant consumes around 4% of its body weight in food each day,
4:51Ve bir Afrika fili her gün vücut ağırlığının yaklaşık %4'ü kadar besin tüketirken,
our shrew needs 200% of its body weight in food a day just to survive.
4:55sivri faremiz sadece hayatta kalabilmek için günde vücut ağırlığının %200'ü kadar yiyeceğe ihtiyaç duyar.
Imagine having to eat 2,000 Big Macs a day, Dilbilgisi
5:00Günde 2.000 Big Mac yemek zorunda olduğunuzu hayal edin,
Imagine having to + fiilin yalın hâli
Imagine + -ing biçimi, dinleyiciyi bir deneyimi gözünde canlandırmaya çağırır. Burada having to eat, yemek zorunda olmak anlamına gelir; dolayısıyla ifade dinleyiciden kendisini bu zor duruma koymasını ister. Birinden bir şeyi yapmak zorunda kalmayı hayal etmesini istediğinizde Imagine having to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi Imagine ve ardından have to ifadesinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: “____ commute for three hours every day.”
Cevabı göster
Imagine having to
but then not so much: ama sonra pek de değil
but then not so much ifadesinde so much, önceki fun sözcüğüne gönderme yapar. Eksik sözcükler bağlamdan anlaşılır: “but then [it was] not so much [fun].” Bu, deneyimin daha sonra çok daha az eğlenceli hâle geldiği anlamına gelir; bir şeyin miktarının az olduğu anlamına gelmez. Bu, konuşma dilinde eksiltidir: Dinleyici yinelenen bilgiyi kolayca tamamlayabildiği için konuşan kişi onu söylemez. Ölçülü biçimde yapılan bu tersine dönüş kuru veya mizahi duyulabilir.
Alıştırma
“The new schedule seemed convenient at first, but after the first week, not so much,” cümlesinde not so much ne anlama gelir?
- Programa yalnızca az miktarda zaman ayrıldı.
- Konuşan kişi bunun hiçbir zaman kullanışlı olduğunu düşünmedi.
- Daha sonra çok daha az kullanışlı hâle geldi.
Cevabı göster
Daha sonra çok daha az kullanışlı hâle geldi.
needs 40 times more food than a cubic centimeter of elephant. Dilbilgisi
5:09bir santimetreküp filden 40 kat daha fazla yiyeceğe ihtiyaç duyar.
40 times more food than ... ile katlı karşılaştırma
number + times + more + noun + than + comparison point kalıbı, katlar arasındaki farkı ifade eder. Gündelik açıklayıcı İngilizcede 40 times more food than genellikle “yaklaşık kırk kat besin miktarı” anlamında kullanılır. Burada 40 times, more food ifadesini niteler; than ise karşılaştırma ölçütü olarak fil dokusunu sunar. Karşılaştırma eşit hacimler arasındadır: bir santimetreküp sivri fare dokusu ile bir santimetreküp fil dokusu. Bir sivri farenin ve bir filin günlük toplam besin tüketimleri karşılaştırılmamaktadır.
Alıştırma
Titiz bilimsel İngilizcede, eşit hacimdeki sivri fare ve fil dokularının ihtiyaç duyduğu besin miktarları arasında 40:1 oranı olduğunu en açık biçimde hangi cümle belirtir?
- One cubic centimeter of shrew tissue needs 40 percent more food than one cubic centimeter of elephant tissue.
- A whole shrew needs 40 times as much food as a whole elephant.
- One cubic centimeter of shrew tissue needs 40 times as much food as one cubic centimeter of elephant tissue.
Cevabı göster
One cubic centimeter of shrew tissue needs 40 times as much food as one cubic centimeter of elephant tissue.
If an elephant's cells suddenly become as active as the cells of a shrew, Dilbilgisi
5:13Eğer bir filin hücreleri aniden bir sivri farenin hücreleri kadar aktif hale gelseydi,
If ... become as active as ..., ... would be generated varsayım yapısı
If yan cümlesi hayalî bir değişim kurar: fil hücrelerinin sivri fare hücreleriyle aynı etkinlik düzeyine ulaşması. As active as, her bakımdan benzerlik değil, etkinlik ölçeğinde eşitlik belirtir. Would be generated, öngörülen sonucu edilgen yapıda sunar ve odağı ısıyı neyin ürettiğine değil, ısının kendisine yöneltir.
Alıştırma
Gerçek dışı veya gerçekleşme olasılığı çok düşük bir şimdiki zaman varsayımı için standart ve uyumlu kalıbı hangi cümle kullanır?
- If the cells become much more active, a large amount of heat will be generated.
- If the cells had become much more active, a large amount of heat would have been generated.
- If the cells became much more active, a large amount of heat would be generated.
Cevabı göster
If the cells became much more active, a large amount of heat would be generated.
All the liquids in the elephant would suddenly start boiling
5:20Filin içindeki tüm sıvılar aniden kaynamaya başlar
in an impressive explosion of steaming hot burning elephant parts.
5:24buharı tüten, sıcak, yanan fil parçalarının etkileyici bir patlamasıyla.
“Oluşturan” veya “meydana getiren” anlamındaki “making up”
Burada “making up”, “oluşturan” veya “meydana getiren” anlamındadır. -ing yan cümlesi “proteins” sözcüğünü niteler: “the proteins making up our cells” ifadesi “the proteins that make up our cells” biçiminde genişletilebilir. Proteinler bileşenlerdir; hücrelerimiz ise bu bileşenlerin oluşturduğu daha büyük bütündür. Bu anlam için etken kalıp “parts make up a whole” şeklindedir. Edilgen kalıp bakış açısını tersine çevirir: “a whole is made up of parts”.
Alıştırma
“Make up” ifadesinin “oluşturan” anlamındaki iki sözcüklü biçimini kullanın: The volunteers ____ the rescue team come from six towns.
Cevabı göster
making up
would probably be denatured and stop producing heat. Kelime
5:33muhtemelen denatüre olur ve ısı üretmeyi durdururdu.
Gerçeklere dönüş işareti olarak “In reality,”
“In reality”, konuşanın hayalî, abartılı veya basitleştirilmiş bir tasvirden çıkıp gerçekte ne olacağına döndüğünü gösterir. Burada doğruluk çerçevesini değiştirir: Cümle, patlama senaryosunu geliştirmeyi bırakıp bilimsel açıdan daha gerçekçi sonucu verir. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında bütün ifadeyi kapsar ve dinleyiciyi önceki beklentisini gözden geçirmeye hazırlar. Bu nedenle görünüşten veya varsayımdan gerçeğe geçiş yapmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Örnek cümlede “In reality” ne işlev görüyor?
- Abartılı bir senaryodan gerçekte olacaklara dönüldüğünü gösterir.
- Aynı hayalî düzeyde başka bir ayrıntı sunar.
- Bir sonraki olayın zaman bakımından daha önce olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Abartılı bir senaryodan gerçekte olacaklara dönüldüğünü gösterir.
denatured: protein yapısının ve işlevinin bozulması
Burada denatured, proteinlerin normal üç boyutlu yapısının örneğin aşırı ısı nedeniyle bozulduğu anlamına gelir. Bir proteinin şekli onun çalışmasına yardımcı olduğu için denatüre olmuş proteinler çoğu zaman normal biyolojik işlevlerini kaybeder. Denatürasyon, proteinlerin anında yok olması demek değildir. Bu cümlede, hücre proteinlerinin bir patlama meydana gelmeden önce ısı üreten süreçleri neden durduracağını açıklar.
Alıştırma
'Extreme heat denatured the enzyme,' cümlesinde enzime ne oldu?
- Maddenin içinden hemen yok oldu.
- Yapısı değiştiği için muhtemelen normal işlevini kaybetti.
- Eskisinden daha fazla ısı üretmeye başladı.
Cevabı göster
Yapısı değiştiği için muhtemelen normal işlevini kaybetti.
than melting an elephant into a massive hot goo.
5:37fili devasa sıcak bir balçığa eritmekten çok daha eğlencelidir.
the scaling of the speed of metabolism happens everywhere,
5:42metabolizma hızının ölçeklenmesi her yerde gerçekleşir,
Regardless, ile ana noktaya dönmek
Burada Regardless, önceki ayrıntılar belirsiz veya farklı olsa bile bunların sonrasında söylenecek şeyi değiştirmediği anlamına gelir. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında yan tartışmayı kapatır ve açıklamayı metabolizmayla ilgili ana iddiaya geri getirir. Konuşanın umursamadığı anlamına gelmez; önceki konunun bir sonraki sonuçla ilgisiz olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi kesin varış saatini bilmemenin planı değiştirmediğini gösterir? 'The train may be early or late. ...'
- As a result, we will be at the station by six.
- For example, we will be at the station by six.
- Regardless, we will be at the station by six.
Cevabı göster
Regardless, we will be at the station by six.
as if it were: gerçek dışı bir karşılaştırma
As if, bir görünüş veya davranış ile gerçek olduğu ileri sürülmeyen bir durum arasında karşılaştırma kurar. Burada bebeğin davranışı, annenin bir parçası olan bir şeyin davranışına benzetilir; cümle iki kimliğin kelimesi kelimesine aynı olduğunu ileri sürmez. As if it were... yapısındaki were, varsayımsal veya gerçeğe aykırı bir durum için kullanılan geleneksel gerçek dışı biçimdir. Aktarılabilir kalıp özne + fiil + as if + özne + were + tümleç şeklindedir.
Alıştırma
As if ve be fiilinin geleneksel gerçek dışı biçimiyle tamamlayın: From the street, the empty office looked ____ abandoned.
Cevabı göster
as if it were
Its cells have about the same metabolic rate,
5:52Hücreleri, annesinin organlarıyla aşağı yukarı aynı
rather than an individual: alternatif bir sınıflandırmayı reddetmek
Rather than, konuşanın reddettiği veya bir kenara bıraktığı alternatifi tanıtır. Burada tercih edilen sınıflandırma “daha büyük bir bütünün parçası”, bununla yarışan sınıflandırma ise “bir birey”dir. X rather than Y kalıbı, yalnızca not eklemeye göre seçimi daha açık hâle getirir. X ve Y genellikle dil bilgisi bakımından paralel biçimlere sahiptir; burada her ikisi de olası sınıflandırmaları adlandıran isim öbekleridir. Karşıtlık, ele alınan bakış açısı için geçerlidir ve individual sözcüğünün bütün olası anlamlarını kapsamak zorunda değildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sınıflandırmayı seçip diğerini reddetmek için rather than kullanıyor?
- The doctor described the warning sign and wrote down the diagnosis.
- The doctor discussed the symptom after making a diagnosis.
- The doctor described the symptom as a warning sign rather than a diagnosis.
Cevabı göster
The doctor described the symptom as a warning sign rather than a diagnosis.
Until it's not anymore: keskin bir anlatı dönüşü
Until, hemen önce belirtilen durumun sona erdiği noktayı gösterir: doğumdan önce bebek daha büyük bir bütünün parçasıdır. Bu eksiltili cümle, doğum sınırında önceki düşünceyi tersine çevirir. it's not anymore ifadesinde not, önceki açıklamayı olumsuzlar. Dinleyici bu açıklamayı bağlamdan tamamlayabildiği için açıklama söylenmez. Düşünceyi böyle kısa bir parçayla bitirmek merak ve keskin bir anlatı dönüşü yaratır.
Alıştırma
Bir bebeğin daha büyük bir bütünün parçası olduğu söylendikten sonra Until it's not anymore. cümle parçası ne yapar?
- Önceki durumla ilgisiz bir neden verir.
- Önceki durumun zamanla güçlendiğini söyler.
- Önceki durumun yalnızca bir dönüm noktasına kadar sürdüğünü ve sonrasında artık doğru olmadığını söyler.
Cevabı göster
Önceki durumun yalnızca bir dönüm noktasına kadar sürdüğünü ve sonrasında artık doğru olmadığını söyler.
and all its internal processes speed up rapidly. Öbek fiiller
6:07ve tüm iç süreçleri hızla hızlanır.
The very moment: kesin ve anında gerçekleşen bir tetikleyici
The very moment, “tam olarak ... olduğu anda” anlamına gelir. Burada very, moment sözcüğünün kesinliğini güçlendirir; anın son derece kısa olduğunu anlatmaz. The very moment + özne + fiil, ana cümle kalıbıyla bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu yapı, ana olayın fark edilir bir gecikme olmadan hemen başladığını gösterir.
Alıştırma
Kesin anı vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the doors opened, the crowd cheered.
Cevabı göster
The very moment
a switch is flipped: ani bir durum değişikliği
Buradaki a switch is flipped fiziksel bir anahtarı anlatmaz; bir benzetmedir. Bir olayın, bir durumdan başka bir duruma ani ve belirgin bir geçişi tetiklediğini ifade eder. Edilgen yapı, değişime kimin veya neyin yol açtığından çok değişimin kendisine odaklanır. Bu cümlede doğum tetikleyicidir ve bebeğin iç süreçleri daha hızlı işlemeye başlar.
Alıştırma
Cümleyi ani bir durum değişikliğini anlatan edilgen anahtar benzetmesiyle tamamlayın: When the emergency plan was activated, ____, and the whole team moved into crisis mode.
Cevabı göster
a switch was flipped
speed up: daha hızlı hâle gelmek
Speed up, daha hızlı hâle gelmek veya bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak demektir. Burada all its internal processes öznedir ve speed up ifadesinden sonra nesne gelmez; bu nedenle öbek fiil geçişsizdir: süreçlerin kendisi daha yüksek bir hızda işlemeye başlar. Bu hız artışı biyolojik etkinlikle ilgilidir; bebeğin uzayda daha hızlı hareket etmesiyle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi “daha hızlı hâle gelmek” anlamındaki hedef geçişsiz öbek fiille tamamlayın: The download should ____ once the network is less busy.
Cevabı göster
speed up
the baby's cells have the same activity rate as a mammal its size.
6:13bebeğin hücreleri kendi boyutundaki bir memeliyle aynı aktivite oranına sahip olur.
Babies literally transition from being an organ Kalıp ifadeler
6:17Bebekler tam anlamıyla sadece birkaç saat içinde bir organ olmaktan çıkıp
Bir organ olmaktan bir birey olmaya geçiş
Transition from A to B, bir durumdan diğerine geçmek veya değişmek demektir. Burada from being an organ başlangıç durumunu, to being an individual ise son durumu belirtir. Being sözcüğünün tekrarlanması iki kısmın dil bilgisi açısından paralel olmasını sağlar. Bu cümlede organ, fetüsün doğumdan önce metabolik açıdan bağımlı olan rolünü anlatan işlevsel bir benzetmedir; katı bir tıbbi sınıflandırma değildir. Bu ifade, doğumu bireysel varoluşa doğru hızlı bir geçiş olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak transition from A to B kalıbıyla tamamlayın: Over the next year, the library will ____ a paper-based system ____ a digital one.
Cevabı göster
transition from · to
But there's one thing where big and small things are very similar,
6:23Ancak büyük ve küçük şeylerin çok benzer olduğu bir konu vardır:
Mammals tend to have a similar amount of heartbeats over their lifetime, Dilbilgisi
6:27Memeliler yaşamları boyunca benzer miktarda kalp atışına sahip olma eğilimindedirler,
tend to have: kesinlik değil, genel bir eğilim
Tend to + fiilin yalın hâli, genellikle veya sıkça gerçekleşen bir durumu anlatır. İstisnalara yer bırakarak genelleme yapar. Buradaki tend to have, yaşam boyu toplam kalp atışı sayısının benzer olmasının memeliler arasında geniş bir eğilim olduğunu, her memeli için geçerli kesin bir kural olmadığını belirtir. Bu ifade niyet veya seçim anlatmaz. Typically ve around 1 billion, iddianın genel bir durumu ve yaklaşık bir sayıyı anlattığını göstererek ifadeyi daha da temkinli yapar.
Alıştırma
Hangi cümle bir plan veya kesin bir tahmin yerine genel bir eğilim hakkında temkinli bir iddiada bulunur?
- New employees tend to ask more questions during their first week.
- New employees will always ask more questions during their first week.
- New employees intend to ask more questions during their first week.
Cevabı göster
New employees tend to ask more questions during their first week.
So while the shrew and elephant are very different, Dilbilgisi
6:34Yani, fare ve fil çok farklı olmalarına rağmen,
they share a similar number of heartbeats over the course of their lives. Kalıp ifadeler
6:37hayatları boyunca benzer sayıda kalp atışını paylaşırlar.
While the shrew and elephant are very different ifadesinde karşıtlık bildiren while
Burada while, although veya even though gibi ‘-e rağmen’ ya da ‘-se de’ anlamına gelir. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söylemez. While yan cümlesi sivri fare ile filin çok farklı olduğunu kabul eder; ana cümle ise ardından şaşırtıcı benzerliği verir. Yeniden kullanılabilen yapı While + yan cümle, ana cümle şeklindedir. İki olguyu karşı karşıya getirerek ikinci olguyu öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümlede while, aynı anda gerçekleşen iki eylemi değil bir karşıtlığı belirtir?
- Please wait here while I check the schedule.
- I listened to a podcast while I washed the dishes.
- While the café is small, it serves a wide range of dishes.
Cevabı göster
While the café is small, it serves a wide range of dishes.
over the course of their lives: zaman içinde ilerleyen bir yaşam süresi
Over the course of their lives, yaşamlarının başından sonuna kadar olan süreyi ilerleyen bir dönem olarak ele alır. Bu cümlede kalp atışı sayısını belirli bir anda ölçülen kalp hızı değil, yaşam boyu biriken toplam sayı olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp over the course of + zaman dönemi veya gelişen olay şeklindedir. Bu süre içinde gelişen değişimleri, tekrarlanan olayları ya da biriken toplamları anlatmak için sıkça kullanılır; burada course, ders veya rota değil, süreç anlamındadır.
Alıştırma
Hedef dört kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the year, the town added three new parks.
Cevabı göster
Over the course of
the opposite ... somehow still the same ile kurulan görünürdeki çelişki
Bu cümle önce yüzeysel bir çelişki kurar: yaşam hızları “birbirinin tam tersidir”, ama bir şey “yine de aynıdır”. İki ifade aynı şeyi ölçmez. opposite kalp atış hızını ve metabolizma temposunu, the same ise yaşam boyunca toplam kalp atışı sayısının yaklaşık olarak benzer olmasını anlatır. İki düşünce and somehow still ile bağlanınca ortak sonuç cümlenin sonuna bırakılır. Bu karşıtlıkla bitiriş, karmaşık bir karşılaştırmayı akılda kalıcı bir sonuca sıkıştırır: hızlar farklı olsa da toplam benzer olabilir.
Alıştırma
Cümlenin gerçek bir çelişki olmadığını en iyi hangi yorum açıklar?
- İki yaşamın her yönünün aynı olduğunu söyler.
- Yaşam tempolarının farklı olduğu iddiasını geri çeker.
- Zıt yaşam tempolarını yaşam boyu benzer bir toplamla karşılaştırır.
Cevabı göster
Zıt yaşam tempolarını yaşam boyu benzer bir toplamla karşılaştırır.
And for a video in which we made elephants explode for no good reason, Kalıp ifadeler
6:46Ve sırf eğlence olsun diye filleri patlattığımız bir video için,
for no good reason: geçerli bir sebep olmadan
for no good reason, “geçerli veya kabul edilebilir bir sebep olmadan” demektir. good burada gerekçenin niteliğini değerlendirir; sebebin hoş olduğunu ya da eylemin iyi yapıldığını anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman bir davranışı eleştirmek veya kişinin kendi anlamsız davranışıyla dalga geçmek için kullanılır. Burada konuşmacı kendisiyle alay eder: filler savunulabilir bir sebep için değil, etki yaratmak için patlatılmıştır.
Alıştırma
Jon şaka olsun diye bütün sandalyeleri koridora taşıdı, ancak bunu yapmak için geçerli bir gerekçesi yoktu. Bunu neden yaptığını en iyi hangi ifade anlatır?
- for no reason
- for no good reason
- for some reason
Cevabı göster
for no good reason
this is the most romantic ending we could come up with.
6:50bulabildiğimiz en romantik son da budur.