Bir Fil Nasıl Patlatılır – Yaşamın Boyutu 2: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.110 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Filler, Etrüsk sivri fareleri ve yeni doğan bebekler karşılaştırılarak vücut büyüklüğünün ısı dengesini ve metabolizma hızını değiştirmesi gösterilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. The bigger an animal is, the less active its cells are. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: biri artarken diğeri azalan iki değişkeni bağlantılı karşılaştırmayla anlatmak. 2. run on overdrive — Deyimler ve mecazlı ifadeler: küçük sivri fareyi sıcak tutmak için normal düzeyin üstünde çalışan hücreleri makineye benzeten mecazı anlamak. 3. Until it's not anymore. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: kısa Until parçasının önceki savı tersine çevirip belirgin bir anlatı dönüşü yaratmasını görmek.

Bu derste

Let's shrink an elephant to the size of a mouse and enlarge a mouse and make it the size of an elephant

0:01

Bir fili bir fare boyutuna küçültelim ve bir fareyi büyütüp bir fil boyutuna getirelim,

because this is our video and we want to see what happens.

0:07

çünkü bu bizim videomuz ve ne olacağını görmek istiyoruz.

First, our now tiny elephant stumbles around and then drops dead. Kalıp ifadeler

0:09

İlk olarak, artık minik olan filimiz tökezleyip yere düşerek ölüyor.

Kalıp ifadeler

drops dead: anlatıda ani ölüm

Burada drops dead, “aniden yere yığılır ve ölür” demektir. Bu fiil öbeği, öyküde hızlı ve sert bir sonuç verir: fil sendeledikten sonra ölür. Anlatılarda drop dead, hem düşme eylemini hem de ölümcül sonucu kısa bir ifadede birleştirebilir.

Alıştırma

Bu cümlede drops dead ne anlama gelir? “The actor takes one step, drops dead, and the curtain falls.”

  1. Birine öfkeyle gitmesini söyler.
  2. Uyumak için uzanır.
  3. Aniden yere yığılır ve ölür.
Cevabı göster

Aniden yere yığılır ve ölür.

Tiny elephant buddy is very cold,

0:14

Küçük fil dostumuz çok üşüyor,

frozen to death in minutes. Kalıp ifadeler

0:16

ve dakikalar içinde donarak ölüyor.

Kalıp ifadeler

frozen to death: to ölümcül sonucu gösterir

Frozen to death, “aşırı soğuk nedeniyle ölmüş” demektir. Frozen, freeze fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve virgülden sonraki ifade minik filin ölümcül durumunu anlatır. Bu sonuç yapısında to death, bir eylem ya da durumun ölümle sonuçlandığını gösterir. Amaç veya hareket yönü bildirmez. Aynı yapı starve to death ve bleed to death ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Uyarıyı freeze ve sonuç ifadesi to death ile tamamlayın: Without shelter, a lost hiker could ____.

Cevabı göster

freeze to death

Our giant mouse looks very uncomfortable for a moment

0:18

Dev faremiz ise bir an için çok rahatsız görünüyor,

and then it explodes,

0:21

ve sonra patlıyor,

leaving hot mouse insides everywhere. Dilbilgisi

0:22

her yere sıcak fare iç organları saçıyor.

Dilbilgisi

Doğrudan sonucu bildiren leaving ... everywhere yan cümlesi

Bu cümlede leaving hot mouse insides everywhere, it explodes ifadesinin doğrudan sonucunu ekleyen -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. Patlama, farenin sıcak iç organlarının her yere saçılıp kalmasına neden olur. leaving ifadesinin örtük nedeni mouse insides değil, önceki olayın tamamı, yani patlamadır. Tam yan cümle + virgül + -ing yan cümlesi kalıbı, “ve bunun sonucunda ...” anlamını daha sıkı bir anlatımla verebilir.

Alıştırma

leaving hot mouse insides everywhere cümlede hangi görevi görür?

  1. Patlamadan önce gerçekleşen ayrı bir olayı anlatır.
  2. Patlamanın doğrudan sonucunu belirtir.
  3. Farenin iç organlarının kendi kendine uzaklaştığını söyler.
Cevabı göster

Patlamanın doğrudan sonucunu belirtir.

Why?

0:25

Neden mi?

Because of size.

0:26

Boyut yüzünden.

We are optimized to function precisely for the size we are

0:27

Bizler, olduğumuz boyutta hassas bir şekilde çalışmak üzere optimize edilmişizdir,

and would die horribly in any other environment.

0:31

ve başka herhangi bir ortamda korkunç bir şekilde ölürdük.

But why exactly?

0:33

Peki ama tam olarak neden?

Why does our mouse explode

0:35

Neden faremiz patlıyor

and can we do this to our elephant too

0:37

ve çok uğraşırsak bunu filimize de

if we try hard?

0:39

yapabilir miyiz?

Life on this planet is based on cells.

0:51

Bu gezegendeki yaşam hücrelere dayanır.

Cells do vary in size,

0:53

Hücrelerin boyutları değişiklik gösterir,

but they're pretty similar in their dimensions across all species.

0:55

ancak tüm türlerde boyutları birbirine oldukça benzerdir.

A blue whale doesn't have bigger cells than a hummingbird, Dilbilgisi

0:58

Bir mavi balinanın hücreleri bir sinek kuşunun hücrelerinden daha büyük değildir,

just a lot more of them.

1:01

sadece onlardan çok daha fazlasına sahiptir.

Dilbilgisi

doesn't have bigger cells ... just a lot more of them: daha büyük değil, sayıca daha fazla

doesn't have bigger cells than a hummingbird önce hücre boyutuna ilişkin bir karşılaştırmayı reddeder: mavi balinanın tek bir hücresi, sinek kuşunun hücresinden daha büyük değildir. just a lot more of them düzeltmeyi verir. Them, cells sözcüğüne gönderme yapar; more ise her hücrenin ne kadar büyük olduğunu değil, kaç hücre bulunduğunu belirtir. not X, just Y kalıbı dinleyiciyi reddedilen açıklamadan amaçlanan açıklamaya yönlendirir.

Alıştırma

Nesnelerin aynı boyutta fakat sayıca daha fazla olduğunu hangi cümle söyler?

  1. The large box has bigger buttons than the small box.
  2. The large box doesn't have bigger buttons, just a lot more of them.
  3. The large box has fewer buttons, but each one is bigger.
Cevabı göster

The large box doesn't have bigger buttons, just a lot more of them.

Cells have to do a lot of stuff to stay alive

1:03

Hücreler hayatta kalmak için pek çok şey yapmak zorundadır

and they need energy to be able to do so. Kalıp ifadeler

1:05

ve bunu yapabilmek için enerjiye ihtiyaç duyarlar.

Kalıp ifadeler

do so: Daha önce belirtilen bir eyleme gönderme

Bu cümlede do so, daha önce geçen do a lot of stuff to stay alive eyleminin yerine kullanılır. Do bir eylemi gerçekleştirme anlamı taşır; so ise az önce belirtilen eyleme gönderme yapar. Bu yapı, bütün bir fiil öbeğini tekrar etmeyi önler. Dinleyen veya okuyan kişi eylemi yakın bağlamdan açıkça anlayabildiğinde do so kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi back up your files ifadesinin yerine geçen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The guide asks you to back up your files, so please ____ before the update.

Cevabı göster

do so

To get this energy,

1:08

Bu enerjiyi elde etmek için,

animal cells convert food and oxygen into usable chemical energy. Kalıp ifadeler

1:09

hayvan hücreleri besin ve oksijeni kullanılabilir kimyasal enerjiye dönüştürür.

Kalıp ifadeler

convert A into B: Girdiyi ve sonucu belirtme

Burada convert food and oxygen into usable chemical energy, girdi maddelerini değiştirerek sonuçta kullanılabilir bir enerji biçimi elde etmek anlamına gelir. Kalıp convert A into B biçimindedir: A değiştirilen şeyi, B ise yeni sonucu belirtir. Bu kalıpta into, bir yere doğru hareketi değil, dönüşümün sonucunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi convert A into B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: This machine converts used plastic ____ building blocks.

Cevabı göster

into

This happens in our mitochondria,

1:14

Bu olay, hücrenin enerji santrali olan

the powerhouse of the cell. Deyimler

1:16

mitokondrimizde gerçekleşir.

Deyimler

the powerhouse of the cell ifadesinin mecaz anlamı

Bu cümlede the powerhouse of the cell, mitokondriler için kullanılan bir mecazdır. Powerhouse, çok miktarda güç ya da enerji üreten bir şeydir; bu yüzden ifade mitokondrileri hücrenin başlıca enerji üreten yapıları olarak gösterir. Bu, gerçek bir bina anlamına gelmez ve mitokondrilerin hücrenin tüm enerjisini depoladığı demek değildir. Bu imge, mitokondrileri birçok hücresel etkinlikte kullanılabilen enerji taşıyıcısı ATP’nin üretimiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?

  1. Mitokondriler, hücre için ATP üretiminin başlıca gerçekleştiği yerlerdir.
  2. Her mitokondri gerçek anlamda bir enerji santrali binasıdır.
  3. Mitokondriler hücrenin ihtiyaç duyacağı bütün enerjiyi depolar.
Cevabı göster

Mitokondriler, hücre için ATP üretiminin başlıca gerçekleştiği yerlerdir.

They're like little coal engines that spit out tiny ATP batteries, Öbek fiiller

1:18

Bunlar, minik ATP pilleri tüküren küçük kömür motorları gibidirler,

Öbek fiiller

spit out ile hızlıca üretmek

Burada spit out, bir şeyi hızla üretmek veya dışarı vermek anlamındaki bir öbek fiildir. Bu imge mitokondrileri hızla ATP üreten küçük makineler gibi gösterir; gerçek anlamda tükürmeyi anlatmaz. Yazıcılar, programlar ve diğer sistemlerle kullanıldığında spit out; sayfaların, sayıların veya sonuçların hızla ortaya çıkmasını anlatabilir. Özenli bir üretimden çok hızlı ve otomatik çıktıyı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi hızlıca üretmek anlamına gelen canlı ve gündelik öbek fiille tamamlayın: The printer can ____ fifty pages in a minute.

Cevabı göster

spit out

which the cell can use for almost everything it needs to do.

1:22

ve hücre bu pilleri yapması gereken neredeyse her şey için kullanabilir.

Just like an engine,

1:25

Tıpkı bir motor gibi,

mitochondria get really hot while working.

1:26

mitokondriler de çalışırken gerçekten çok ısınır.

In human skin cells,

1:29

İnsan deri hücrelerinde,

they reach a scorching 50 degrees Celsius.

1:31

kavurucu bir sıcaklık olan 50 santigrat dereceye ulaşırlar.

And some of our cells have up to 2,000 mitochondria,

1:33

Ve bazı hücrelerimiz 2.000'e kadar mitokondriye sahiptir,

which are radiating their heat into the cell.

1:36

ve bunlar ısılarını hücrenin içine yayarlar.

So being alive generates a lot of heat.

1:39

Yani hayatta olmak çok fazla ısı üretir.

The more cells you have, Dilbilgisi

1:42

Ne kadar çok hücreniz varsa,

the more heat your body generates in total.

1:44

vücudunuz toplamda o kadar çok ısı üretir.

Dilbilgisi

The more ..., the more ...: bağlantılı değişimler

Eşleşik “the + comparative ..., the + comparative ...” yapısı, değişen iki miktarı birbirine bağlar. Bu cümlede hücre sayısı arttıkça vücudun ürettiği toplam ısı miktarı da artar. Her iki “the” de artikel değil, bu yapının sabit işaretleridir. Bu yapı bağlantılı bir eğilimi anlatır: ilk miktardaki değişime ikinci miktarda buna karşılık gelen bir değişim eşlik eder. Bağlama göre neden-sonuç ilişkisi ima edebilir; ancak dil bilgisi yapısı tek başına kesin bir nedenselliği kanıtlamaz, yalnızca bir bağıntı gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, pratik arttıkça özgüvenin de arttığını ifade edecek şekilde tamamlayın. Her iki boşlukta da aynı iki kelimelik karşılaştırma ifadesini kullanın: ____ you practice, ____ confident you become.

Cevabı göster

The more · the more

If our bodies didn't find ways of losing this heat, Dilbilgisi

1:46

Eğer vücudumuz bu ısıyı kaybetmenin yollarını bulamasaydı,

we would be cooked from the inside and die.

1:49

içeriden pişer ve ölürdük.

Dilbilgisi

If ... didn't ..., ... would ...: şimdiki zamana ait gerçek dışı koşul

Bu, şimdiki zamana yönelik gerçek dışı bir koşul cümlesidir: koşul bölümü “didn't find” ifadesindeki gibi “if + geçmiş zaman”, sonuç bölümü ise “would + fiilin yalın hâli” kullanır. Buradaki “didn't”, geçmişte gerçekleşmiş bir olayı değil, hayal edilen şimdiki bir durumu anlatır. Vücudun gerçekte ısıyı atma yolları olduğu için konuşmacı bunun tersini hayal eder ve sonucunu belirtir. “Would be cooked” edilgen yapıdadır; “die” da aynı “would” yardımcı fiilini paylaşır ve “would die” anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen anlam şudur: şimdiki zamana ait bu gerçek dışı koşul doğru olsaydı, bu sonuç ortaya çıkardı.

Alıştırma

Okulun gerçekte bir kütüphanesi var. Hangi cümle şimdiki gerçeğin tersini doğru biçimde hayal edip sonucunu belirtir?

  1. If the school didn't have a library, we will study somewhere else.
  2. If the school didn't have a library, we would study somewhere else.
  3. If the school doesn't have a library, we would study somewhere else.
Cevabı göster

If the school didn't have a library, we would study somewhere else.

But this is a problem for bigger animals

1:52

Ancak bu, daha büyük hayvanlar için bir sorundur

because of the way bodies change as living beings scale up. Öbek fiiller

1:54

çünkü canlılar büyüdükçe vücutların değişim şekli bunu gerektirir.

Öbek fiiller

scale up: boyutu veya kapasiteyi artırmak

Scale up, büyümek ya da bir şeyin boyutunu, kapasitesini veya çalışma ölçeğini büyütmek anlamına gelir. Burada living beings scale up, canlıların genel vücut boyutunun artması demektir; scale onları tartmakla ilgili değildir. Bu öbek fiil, organisms scale up örneğindeki gibi nesnesiz veya scale up production örneğindeki gibi nesneli kullanılabilir. Bu nedenle küçük bir ölçekten daha büyük bir ölçeğe geçişi açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve kapasiteyi artırmak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The clinic needs to ____ its testing program before winter.

Cevabı göster

scale up

Animals have three properties here that are important.

1:58

Hayvanların burada önemli olan üç özelliği vardır.

Their length,

2:01

Uzunlukları,

their outsides or skin,

2:02

dış kısımları yani derileri,

and their insides, like organs, bones,

2:04

ve organlar, kemikler gibi iç kısımları,

and hopes and dreams.

2:06

ve umutları, hayalleri.

The thing that's hard to wrap your head around is Deyimler

2:08

Kavraması zor olan şey ise

that when things grow,

2:10

nesneler büyüdüğünde,

their insides grow faster than their outsides.

2:11

iç kısımlarının dış kısımlarından daha hızlı büyümesidir.

Deyimler

hard to wrap your head around: anlaması zor

Hard to wrap your head around, bir şeyi açıkça anlamanın zor olduğunu belirten bir deyimdir; özellikle de fikir şaşırtıcı veya sezgilere aykırı geliyorsa kullanılır. Cümlede anlaşılması zor olan fikir is that ifadesinden sonra verilir. Buradaki görüntü mecazidir; fiziksel olarak başı sarma eylemi yoktur. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıplar something is hard to wrap your head around ve it is hard to wrap your head around something şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz ve anlamak anlamına gelen deyimle tamamlayın: The way this tiny device stores so much data is hard to ____.

Cevabı göster

wrap your head around

Imagine a fleshy cube.

2:15

Etten bir küp hayal edin.

If you double the length of its sides,

2:17

Eğer kenarlarının uzunluğunu iki katına çıkarırsanız,

its surface and volume do not double.

2:19

yüzey alanı ve hacmi iki katına çıkmaz.

In fact, Anlatım akışı

2:21

Aslında,

the surface is now four times the original size Dilbilgisi

2:22

yüzey artık orijinal boyutun dört katıdır

Anlatım akışı

Bir görüşü güçlendirip netleştirmek için In fact

In fact, önceki ifadeyi daha kesin veya daha güçlü hâle getiren bilgiyi sunar. Burada ilk cümle, iki ölçümün de yalnızca iki katına çıktığı yönündeki basit düşünceyi reddeder; ardından In fact, yüzey alanının ilk hâlinin dört katına çıktığı daha şaşırtıcı ve kesin sonucu verir. Bir beklentiden veya genel iddiadan, bu iddiayı düzelten, doğrulayan ya da netleştiren bir gerçeğe geçerken kullanılır. Yalnızca bir şeyin doğru olduğunu belirtmez; yeni bilginin önceki ifadeyle ilişkisini de gösterir.

Alıştırma

Önceki beklentiyi düzelten daha güçlü bir gerçeği en iyi sunan bağlacı seçin: The shortcut did not save time. ___, it added ten minutes to the trip.

  1. For example
  2. In fact
  3. Meanwhile
Cevabı göster

In fact

and the volume of the cube eight times the original size.

2:24

ve küpün hacmi de orijinal boyutun sekiz katı olur.

Dilbilgisi

four times the original size: eklenen miktar değil, toplam kat

number + times + the original size kalıbı, güncel bir ölçümü başlangıç değeriyle karşılaştırır. Four times the original size, güncel boyut = 4 × ilk boyut anlamına gelir. Yeni toplam boyutu anlatır; ilk boyuta dört ilk boyut daha eklendiği anlamına gelmez. Size ismi bağlama göre alan, dosya boyutu veya fiziksel ölçüler gibi ilgili ölçümü belirtebilir. Altyazının ikinci yarısında is now sözcükleri atılmıştır: the volume of the cube [is now] eight times the original size.

Alıştırma

Şu cümleleri okuyun: A file was originally 10 megabytes. It is now four times the original size. Dosyanın yeni boyutu nedir?

  1. 14 MB
  2. 40 MB
  3. 50 MB
Cevabı göster

40 MB

Which is called the square cube law Kültür

2:28

Buna kare-küp yasası denir

Kültür

square cube law: yüzey alanı ve hacim

Square cube law, yani kare-küp yasası, geometrik olarak benzer nesnelerin boyutu değiştiğinde ne olduğunu açıklar. Her uzunluk k ölçek katsayısıyla çarpılırsa yüzey alanı k'nin karesiyle, hacim ise k'nin küpüyle çarpılır. Örneğin bütün uzunlukları iki katına çıkarmak yüzey alanını dört, hacmi sekiz katına çıkarır. Buradaki square ve cube, ölçek katsayısının ikinci ve üçüncü kuvvetini belirtir; kare biçimiyle küp biçimli iki ayrı nesneyi belirtmez. Bu yasa, daha büyük bir cismin hacmine oranla neden daha az yüzey alanına sahip olduğunu ve bunun ısı kaybı gibi olayları nasıl etkilediğini açıklar.

Alıştırma

Geometrik olarak benzer bir model, her uzunluğu üç katına çıkacak şekilde büyütülüyor. Square cube law uyarınca ne olur?

  1. Yüzey alanı ve hacmi 3 katına çıkar.
  2. Yüzey alanı 9, hacmi 27 katına çıkar.
  3. Yüzey alanı 3, hacmi 9 katına çıkar.
Cevabı göster

Yüzey alanı 9, hacmi 27 katına çıkar.

and has been annoying nature for billions of years. Deyimler

2:30

ve milyarlarca yıldır doğanın canını sıkmaktadır.

Deyimler

annoying nature ifadesindeki kişileştirme

annoying nature ifadesinde doğa, rahatsızlık hissedebilen bir insanmış gibi kişileştirilir. Cümlenin asıl anlamı, square cube law'un milyarlarca yıl boyunca canlılar ve evrim için sürekli zorluklar veya kısıtlamalar oluşturduğudur. Bu anlatım mizah katar ve soyut bir bilimsel sınırlamayı daha canlı hâle getirir. Doğanın gerçekten duyguları olduğunu söylemez.

Alıştırma

'The rule has been annoying nature for billions of years,' cümlesinde annoying nature esas olarak ne anlatır?

  1. Bilim insanlarının yasaya ad veremedikleri için rahatsız olduklarını söyler.
  2. Doğanın milyarlarca yıl boyunca gerçek anlamda öfke hissettiğini söyler.
  3. Yasanın uzun zamandır canlılar için sorunlar veya kısıtlamalar oluşturduğunu mizahi biçimde söyler.
Cevabı göster

Yasanın uzun zamandır canlılar için sorunlar veya kısıtlamalar oluşturduğunu mizahi biçimde söyler.

So why is this a problem for big animals?

2:33

Peki bu neden büyük hayvanlar için bir sorundur?

Because heat can only leave an object via its surface.

2:36

Çünkü ısı bir cismi yalnızca yüzeyi aracılığıyla terk edebilir.

So if we make our mouse the size of an elephant

2:40

Dolayısıyla faremizi bir fil boyutuna getirirsek,

or 60 times longer,

2:42

yani 60 kat daha uzun yaparsak,

it has 3,600 times more surface from which to lose heat. Dilbilgisi

2:44

ısıyı kaybedebileceği yüzey alanı 3.600 kat daha fazla olur.

Dilbilgisi

from which to lose heat: kısa bir ilgi sözcüğü ve mastar yapısı

Burada which önceki surface sözcüğüne gönderme yapar; from ise bu yüzeyi ısının cisimden ayrıldığı yer veya arayüz olarak gösterir. Bu nedenle ifade, “cismin üzerinden ısı kaybedebildiği yüzey” anlamına gelir. noun + preposition + which + to-infinitive kalıbı, isimden sonra gelen kısa bir niteleyicidir. Olası bir eylemi veya kullanımı ismin ardından yoğunlaştırarak verir; buradaki daha açık biçim surface from which the body can lose heat olurdu. Bu, which ile kurulan bir soru değildir.

Alıştırma

Cümleyi kısa ve resmî from + which + to kalıbıyla tamamlayın: The device has a wide metal surface ____ release heat.

Cevabı göster

from which to

But it has 216,000 times more volume

2:48

Ancak hacmi 216.000 kat daha fazla olur

filled with trillions and trillions of new hot mitochondria Kalıp ifadeler

2:52

ve trilyonlarca yeni, sıcak mitokondri ile dolar,

that produce more heat.

2:55

daha fazla ısı üreten mitokondrilerle.

Kalıp ifadeler

trillions and trillions of: miktarı tekrarla vurgulama

Trillions and trillions of, anlamı güçlendirmek için aynı büyük sayı sözcüğünü tekrarlar. number word + and + the same number word + of + noun kalıbı, miktarı şaşırtıcı derecede büyük gösterir. Bu matematiksel değil, vurgulu bir ifadedir: iki kullanım birbirine eklenmez ve ifade kesin bir toplam belirtmez. Burada yeni sıcak mitokondrilerin sayısını neredeyse hayal edilemeyecek kadar büyük hissettirir.

Alıştırma

Konuşmacı, hücre sayısının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgulamak ancak kesin bir sayı vermemek istiyor. Hangi ifade en uygundur? The sample contains ____.

  1. trillions of cells
  2. two trillion cells
  3. trillions and trillions of cells
Cevabı göster

trillions and trillions of cells

A lot more insides; Anlatım akışı

2:57

Çok daha fazla iç kısım;

not that much more skin.

2:59

fakat o kadar da fazla deri yoktur.

Anlatım akışı

A lot more ... not that much more: sıkıştırılmış bir karşıtlık

Bu iki kısa ve paralel parçada an animal gains gibi tekrarlanan bir yan cümle söylenmez. Burada insides, iç hacmi gündelik bir şekilde temsil ederken skin, ısıyı dışarı verebilen yüzey alanını temsil eder. Miktar ifadeleri savı hızlıca özetler: a lot more, hacimdeki büyük artışı; not that much more ise yüzey alanındaki daha küçük artışı gösterir. Not that much more yine de bir miktar artış olduğu anlamına gelir. Noktalı virgül, uyumsuzluğun öne çıkması için iki sonucu yan yana koyar.

Alıştırma

“A lot more insides; not that much more skin” ifadesindeki karşıtlığı en iyi hangi cümle anlatır?

  1. İç hacim artar ama deri yüzey alanı hiç artmaz.
  2. İç hacim büyük ölçüde artarken deri yüzey alanı daha küçük bir miktarda artar.
  3. İç hacim ve deri yüzey alanı tam olarak aynı miktarda artar.
Cevabı göster

İç hacim büyük ölçüde artarken deri yüzey alanı daha küçük bir miktarda artar.

Our mouse is very dead,

3:01

Faremiz kesinlikle öldü,

very fast.

3:02

hem de çok hızlı bir şekilde.

But big things like elephants exist,

3:04

Ancak filler gibi büyük şeyler var,

so how do they deal with the heat? Öbek fiiller

3:07

peki ısı ile nasıl başa çıkıyorlar?

Öbek fiiller

Deal with: bir sorunu ele almak

Burada deal with, bir sorunu ele almak veya ona karşılık vermek anlamına gelir. Sorun aşırı ısıdır; dolayısıyla soru, büyük hayvanların bu ısıyı nasıl kontrol altında tuttuğunu sorar. Kalıp deal with + isim öbeği şeklindedir: deal with the heat, deal with a complaint, deal with a difficult customer. With bu kalıbın bir parçasıdır; deal the heat amaçlanan anlamı vermez.

Alıştırma

Cümleyi “ele almak” anlamını veren deal ve gerekli edatla tamamlayın: The technician will ____ the overheating problem.

Cevabı göster

deal with

For one, Anlatım akışı

3:10

Bir kere,

they evolved ways to get rid of energy more easily, Öbek fiiller

3:10

enerjiden daha kolay kurtulmanın yollarını evrimleştirmişlerdir,

Anlatım akışı

For one, ile destekleyici bir nokta sunmak

For one, daha geniş bir kümedeki neden, yöntem veya destekleyici noktalardan birini sunar. Burada ardından gelen yan tümceyi, hayvanların enerjiyi daha kolay dışarı atabilir hâle gelme yollarından biri olarak çerçeveler. Sonrasında başka bir nokta gelebilir, ancak konuşan eksiksiz ve numaralı bir liste sunacağını vadetmez. Genellikle ilgili noktanın başında yer alır ve ardından virgül gelir. One, akıl yürütmedeki bir öğeyi belirtir; bir kişiyi ya da tek öğeyi ifade etmez.

Alıştırma

Şu cümleleri okuyun: We should take the new route. For one, it is safer. For one neyi belirtir?

  1. Konuşan bir neden veriyor ve başka nedenleri de olabilir.
  2. Bu, mümkün olan tek nedendir.
  3. Güzergâh bir kişi için tasarlanmıştır.
Cevabı göster

Konuşan bir neden veriyor ve başka nedenleri de olabilir.

Öbek fiiller

get rid of + isim veya zamir

Get rid of, istenmeyen bir şeyi kaldırmak, atmak veya başka bir şekilde artık mevcut olmamasını sağlamak anlamına gelir. Bu cümlede dışarı atılan şey enerjidir; özellikle fazla ısı kastedilir. Yapı get rid of + isim veya zamirdir: get rid of waste, get rid of it. Get rid of ifadesini tek bir kalıp olarak kullanın; of zorunludur.

Alıştırma

rid içeren ve istenmeyen bir şeyi kaldırmak anlamına gelen üç sözcüklü sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ these old files before the move.

Cevabı göster

get rid of

like huge flat ears

3:13

ısının kaçabileceği geniş bir yüzey alanına sahip olan

that have a lot of surface where heat can escape.

3:14

büyük yassı kulaklar gibi.

But that's not enough.

3:18

Ancak bu yeterli değildir.

Nature's solution is actually very elegant.

3:19

Doğanın çözümü aslında çok zariftir.

Elephant cells are much, Dilbilgisi

3:22

Fil hücreleri fare hücrelerinden çok

much slower than mice cells.

3:24

ama çok daha yavaştır.

Dilbilgisi

much, much slower: karşılaştırmayı güçlendirme

Much, slower gibi karşılaştırma derecesindeki bir sıfattan önce gelerek büyük bir farkı gösterebilir: much slower, “çok daha yavaş” demektir. Bu cümlede slower, hücrelerin fiziksel hareketini değil, faaliyet hızını anlatır. Much sözcüğünün tekrarlanması konuşmada güçlü bir vurgu katar. Much, much slower, farkın özellikle büyük olduğunu belirtir; bu tekrar yeni bir karşılaştırma biçimi oluşturmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sürecin diğerinden çok daha düşük bir hızda işlediğini ek konuşma vurgusuyla doğal biçimde anlatır?

  1. The new process is very slow, like the old one.
  2. The new process is much, much slower than the old one.
  3. The new process is slightly slower than the old one.
Cevabı göster

The new process is much, much slower than the old one.

The bigger an animal is, Dilbilgisi

3:26

Bir hayvan ne kadar büyükse,

the less active its cells are.

3:27

hücreleri o kadar az aktiftir.

Dilbilgisi

The bigger ... the less ...: bağlantılı karşılaştırma yapısı

the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı, değişen iki miktarı birbirine bağlar. İlk yan cümle bir değişimi sunar, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı değişimi gösterir. Burada hayvanın boyutu büyüdükçe her hücrenin metabolik faaliyet düzeyi azalır. Bu kalıptaki iki the, sıradan belirli tanımlıklar değil dil bilgisel işaretleyicilerdir. Bigger bir artışı, less active ise bir azalmayı gösterir; aynı kalıpta başka karşılaştırma biçimleri de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, daha yüksek fiyat ile satın alma isteğinin azalması arasındaki ilişkiyi bağlantılı karşılaştırmalarla doğru biçimde gösterir?

  1. The highest the price is, the least willing people are to buy it.
  2. The price is higher, the people are less willing to buy it.
  3. The higher the price is, the less willing people are to buy it.
Cevabı göster

The higher the price is, the less willing people are to buy it.

If we classify animals by their metabolic rates Kalıp ifadeler

3:30

Hayvanları metabolizma hızlarına göre sınıflandırırsak

and compare that to their overall mass, Kalıp ifadeler

3:32

ve bunu toplam kütleleriyle karşılaştırırsak,

it's clearly visible.

3:34

bu açıkça görülür.

Kalıp ifadeler

classify animals by their metabolic rates: by sınıflandırma ölçütünü belirtir

classify A by B kalıbı, B'yi karar ölçütü olarak kullanıp A'yı kategorilere ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede A, animals; sınıflandırmanın dayanağı ise their metabolic rates ifadesidir. Buradaki by, sınıflandırmada kullanılan ölçütü belirtir. Eylemi gerçekleştiren kişiyi veya şeyi göstermez.

Alıştırma

Cümleyi classify A by B kalıbıyla tamamlayın: Researchers ____ the samples ____ their chemical composition.

Cevabı göster

classify · by

Kalıp ifadeler

compare that to their overall mass: that ilk ölçümün yerini tutar

compare A to B yapısı, aralarındaki ilişkiyi, benzerlikleri veya farkları incelemek için A ile B'yi bir araya getirir. Burada A, hayvanların metabolic rates ifadesine gönderme yapan that zamiridir; B ise their overall mass ifadesidir. That, compare fiilinden sonra nesne konumunda olduğu için bir yan cümle başlatan bağlaç değildir. Tam anlam, metabolizma hızlarını hayvanların toplam kütlesiyle karşılaştırmaktır.

Alıştırma

İki ölçüm arasında ilişki kurmak için compare A to B yapısını açık ve doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. To check the relationship, compare the weekly energy use that the outdoor temperature.
  2. To check the relationship, compare the weekly energy use to the outdoor temperature.
  3. To check the relationship, compare to the weekly energy use the outdoor temperature.
Cevabı göster

To check the relationship, compare the weekly energy use to the outdoor temperature.

It's not 100% accurate,

3:36

Bu %100 doğru değildir,

but it is a good rule of thumb. Deyimler

3:38

ancak iyi bir pratik kuraldır.

Deyimler

Rule of Thumb: pratik ama kesin olmayan bir genel kural

Rule of thumb, kesin bir yasa ya da hesaplama değil, deneyime dayanan pratik bir genel kural demektir. Konuşmacı burada bu eğilimin yüzde 100 doğru olmasa bile yararlı olduğunu belirtir. Bu ifadeyi bir tahmini veya genel eğilimi sunarken kullanabilirsin. İstisnaların olabileceğini açıkça kabul ederken hızlı bir değerlendirme yapmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Pratik ama kesin olmayan bir genel kural anlamındaki deyimle cümleyi tamamla: As a ____, budget a little extra time for delays.

Cevabı göster

rule of thumb

Elephants are huge meat sacks

3:40

Filler, trilyonlarca küçük kömür fırınıyla dolu

filled with trillions and trillions of little coal ovens. Deyimler

3:42

devasa et çuvallarıdır.

Deyimler

Mitokondri Metaforu Olarak Little Coal Ovens

little coal ovens ifadesi, filin hücrelerindeki mitokondrileri anlatan bir metafordur. Kömür fırını yakıt yakıp ısı açığa çıkarır; benzer şekilde mitokondriler de yiyeceklerde depolanan enerjiyi hücrelerin kullanabileceği enerjiye dönüştürür ve bunun bir kısmını ısı olarak açığa çıkarır. little ve ovens sözcükleri açıklama boyunca aynı imgeyi sürdürür: dev bir hayvanın içinde sayısız küçük yapı etkin hâlde çalışır. Gerçek fırınlar hayal etme; bu imgeyi mitokondrilerle ilişkilendir.

Alıştırma

“Elephants are huge meat sacks filled with trillions and trillions of little coal ovens,” cümlesinde little coal ovens ne anlama geliyor?

  1. yiyecek enerjisini dönüştürüp ısı açığa çıkaran mitokondriler için bir metafor
  2. filin bulunduğu alanı ısıtmak için kullanılan makineler
  3. filin midesindeki bölmeler
  4. bir filin içinde gerçekten kömür yakan fırınlar
Cevabı göster

yiyecek enerjisini dönüştürüp ısı açığa çıkaran mitokondriler için bir metafor

So they keep the ovens just active enough to keep them running Dilbilgisi

3:45

Bu yüzden fırınları sadece onları çalışır durumda tutacak kadar aktif tutarlar

Dilbilgisi

active enough to keep them running: çalışmayı sürdürecek kadar aktif

Active enough to keep them running, sıfat + enough + to-infinitive yapısını izler. Enough, active sözcüğünden sonra gelir ve yeterli olan en düşük dereceyi belirtir; keep them running ise bu derecenin mümkün kıldığı sonucu ifade eder. Burada sistemler çok aktif tutulmaz; yalnızca çalışmayı sürdürmek için gereken ölçüde aktif tutulur. Bir niteliğin bir eylem veya sonuç için gereken eşiğe ulaştığını anlatırken bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

quiet sözcüğünü ve sıfat + enough + to yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The room is ____ record the interview.

Cevabı göster

quiet enough to

and never at full power.

3:48

ve asla tam güçte çalıştırmazlar.

Their whole metabolism is slow.

3:51

Tüm metabolizmaları yavaştır.

Things move at a nice chill pace. Kelime

3:53

İşler güzel, sakin bir tempoda ilerler.

Kelime

chill: rahat ve acele etmeyen

Burada chill, pace sözcüğünü niteleyen gündelik bir sıfattır. Rahat, tasasız ve acele etmeyen anlamına gelir; soğuk bir sıcaklığı anlatmaz. Konuşmacı biyolojik bir sürece insana özgü bir ruh hâli vererek yavaş metabolizmayı samimi ve mizahi biçimde anlatır. Aynı sıfat, baskı hissi vermeyen kişileri, planları, yerleri veya ortamları da tanımlayabilir.

Alıştırma

Bu gündelik cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Rahat ve baskısız bir öğleden sonra istediğimiz için planı da rahat tuttuk: We wanted a relaxed, low-pressure afternoon, so we kept the plan ___.

  1. cold
  2. chilly
  3. chill
Cevabı göster

chill

Small animals need to go the exact opposite way. Kalıp ifadeler

3:56

Küçük hayvanların ise tam tersi bir yoldan gitmesi gerekir.

Kalıp ifadeler

go the exact opposite way: tam bir tersine dönüş

Bu cümlede go the exact opposite way, “tamamen karşıt bir yönde değişmek veya işlemek” anlamına gelir. Way burada bir yöntemi, eğilimi ya da değişim yönünü anlatır; mutlaka bir yol veya fiziksel hareket anlamına gelmez. Bu ifade güçlü bir karşıtlık kurar: Bir grup bir etkinliği azaltıyorsa diğerinin onu artırması gerekir. Exact, opposite sözcüğünü güçlendirerek yalnızca farklı bir seçimi değil, bütünüyle tersine dönüşü gösterir.

Alıştırma

İki eğilimin tamamen karşıt yönlerde ilerlediğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: When outdoor temperatures fall, heating costs often ____.

Cevabı göster

go the exact opposite way

If you're small,

3:59

Eğer küçükseniz,

you have a lot of surface area compared to not a lot of volume.

3:59

az hacme kıyasla çok fazla yüzey alanınız vardır.

You don't have a lot of cell ovens

4:03

Çok fazla hücre fırınınız yoktur

and lose the heat they produce very fast.

4:05

ve ürettikleri ısıyı çok hızlı kaybedersiniz.

So very tiny mammals came up with a very extreme solution. Öbek fiiller

4:08

Bu yüzden çok minik memeliler çok uç bir çözüm bulmuşlardır.

Öbek fiiller

came up with: bir çözüm geliştirmek

Come up with + isim, bir fikir, plan, yanıt veya çözümü “düşünmek, oluşturmak ya da önermek” anlamına gelir. Came up with basit geçmiş zaman biçimidir ve with, nesneden önce kullanılan öbek fiilin bir parçası olarak kalmalıdır. Burada memeliler gerçekten bilinçli bir plan yapmıyor. Bu anlatım evrimi kişileştirir: Biyolojik özellik, sanki hayvanların icat ettiği uç bir çözüm gibi sunulur.

Alıştırma

Cümleyi “düşündü veya geliştirdi” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: After several tests, the team ____ a safer design.

Cevabı göster

came up with

Meet the Etruscan shrew, Anlatım akışı

4:12

Dünyadaki en küçük memeli olan

the smallest mammal on Earth.

4:14

Etrüsk sivri faresiyle tanışın.

Anlatım akışı

Canlı bir tanıtım için Meet X

Belgesel ve medya anlatımında Meet X bir tanıtma kalıbıdır. Yeni bir konuyu, sanki izleyiciye yüz yüze tanıtılıyormuş gibi doğrudan odağa getirir. Buradaki meet, gerçek bir yüz yüze buluşma ayarlamak anlamına gelmez. “Şimdi Etrüsk sivri faresini tanıyalım” işareti verir ve açılışı doğrudan ve canlı kılar.

Alıştırma

“Meet the Etruscan shrew,” cümlesinde Meet ne işe yarar?

  1. İki hayvanın karşılaştığını söyler.
  2. Yeni bir konuyu doğrudan izleyiciye tanıtır.
  3. İzleyiciye sosyal bir buluşma planlamasını söyler.
Cevabı göster

Yeni bir konuyu doğrudan izleyiciye tanıtır.

A mole-like thing

4:16

Farelerden çok kirpilere daha yakın akraba olan

that's more closely related to hedgehogs than to mice. Dilbilgisi

4:17

köstebeğe benzer bir canlı.

Dilbilgisi

more closely related to A than to B karşılaştırması

more closely related to A than to B kalıbı, ilişkinin yöneldiği iki olası hedefi karşılaştırır. Öznenin A ile bağlantısının B ile bağlantısından daha güçlü veya yakın olduğunu belirtir. İki to öbeği related to A ... than to B biçiminde paraleldir. to sözcüğünün tekrarlanması, A ile B'nin aynı ilişkinin iki hedefi olduğunu ve öznenin doğrudan B ile karşılaştırılmadığını açıkça gösterir.

Alıştırma

Karşılaştırma sözcüğünden sonra to tekrar edilecek şekilde cümleyi tam olarak iki İngilizce sözcükle tamamlayın: Dolphins are more closely related to hippos ____ fish.

Cevabı göster

than to

With a body length of 4 cm, Dilbilgisi

4:20

4 cm'lik vücut uzunluğuyla

it only weighs about 1.8 g,

4:22

sadece yaklaşık 1,8 g ağırlığındadır,

Dilbilgisi

With a body length of 4 cm: cümle başında arka plan veren bir öbek

Cümle başındaki with + isim öbeği, ana cümleden önce ilgili bir özelliği arka plan bilgisi olarak verir. Burada With a body length of 4 cm hayvanın boyutunu belirtir; ana cümle de ardından ağırlığını söyler. Bu with öbeğinde çekimli fiil bulunmadığından tek başına tam bir cümle değildir. Ana cümlenin öznesinin, öbekte belirtilen özelliğe sahip olduğu anlaşılır: hayvanın vücut uzunluğu 4 cm'dir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir ürün özelliğini arka plan bilgisi olarak vermek için cümle başında with öbeğini doğru kullanır?

  1. With a width of 6 cm, the camera fits easily in a pocket.
  2. With the camera, a width of 6 cm fits easily in a pocket.
  3. With a width of 6 cm.
Cevabı göster

With a width of 6 cm, the camera fits easily in a pocket.

as much as a paperclip. Dilbilgisi

4:24

yani bir ataş kadar.

Dilbilgisi

as much as a paperclip: eşit ağırlık karşılaştırması

Bu cümlede as much as, söz konusu ölçü bakımından aynı değere sahip tanıdık bir nesneyi karşılaştırma noktası olarak verir. Fiil weighs olduğu için örtük ölçüt ağırlıktır: hayvan yaklaşık bir ataş kadar ağırdır. Bu karşılaştırma, 1,8 g gibi soyut bir değeri gözde canlandırılması kolay bir örneğe dönüştürür. Şekli veya boyutu karşılaştırmaz; hangi ölçülebilir özelliğin eşit olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

The tiny sensor weighs about 1.8 g, as much as a paperclip cümlesindeki karşılaştırma ne anlama gelir?

  1. Boyutu yaklaşık bir ataşın boyutuyla aynıdır.
  2. Ağırlığı yaklaşık bir ataşın ağırlığıyla aynıdır.
  3. Bir ataştan yaklaşık 1,8 kat daha ağırdır.
Cevabı göster

Ağırlığı yaklaşık bir ataşın ağırlığıyla aynıdır.

It's a tiny ridiculous being.

4:26

Minicik, gülünç bir varlıktır.

It would basically cool off immediately,

4:29

Esasen anında soğuyacağı için,

so its cells run on overdrive to stay warm. Deyimler

4:31

hücreleri sıcak kalmak için aşırı hızda çalışır.

Deyimler

run on overdrive: aşırı yüksek tempoda çalışmak

Burada run on overdrive, hücreleri normal seviyesinin çok üzerinde çalışan bir makineye benzetir. Hücreler son derece yoğun ve hızlı çalışarak hayvanın ısı üretmeye devam etmesini sağlar. Bu ifade mecazidir: Gerçek bir araç vitesini değil, olağan dışı yoğunluktaki etkinliği anlatır. Her zamanki hızının ötesinde çalışan bir insan zihni, ekip veya sistem için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Olağan dışı yüksek bir yoğunlukla çalışmak” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: During the emergency, the backup system had to ____ to keep the network online.

Cevabı göster

run on overdrive

Its tiny ovens are filled at maximum capacity.

4:33

Minik fırınları maksimum kapasiteyle doldurulmuştur.

Its heart beats up to 1,200 times a minute Dilbilgisi

4:37

Kalbi dakikada 1.200 defaya kadar atar

and it breathes up to 800 times a minute.

4:39

ve dakikada 800 defaya kadar nefes alır.

Dilbilgisi

up to 1,200 times a minute: dakikada 1.200 defaya kadar

up to 1,200 times a minute ifadesinde up to, 1.200 sayısının mümkün olan en yüksek sıklık olduğunu gösterir. Gerçek sayı daha düşük olabilir; cümle, kalbin her zaman tam olarak 1.200 kez attığını söylemez. Yapı up to + sayı + times + a + zaman birimi şeklindedir. Burada times tekrarlanan olayları sayar, a minute ise “dakikada” anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle 300’ün mümkün olan en yüksek sıklık olduğunu ve gerçek sıklığın daha düşük olabileceğini söyler?

  1. The fan spins at least 300 times a minute.
  2. The fan spins exactly 300 times a minute.
  3. The fan spins up to 300 times a minute.
Cevabı göster

The fan spins up to 300 times a minute.

This creates an extreme need for energy,

4:42

Bu da aşırı bir enerji ihtiyacı yaratır,

so the shrew has to eat constantly.

4:45

bu yüzden sivri fare sürekli yemek zorundadır.

After only 4 hours without food,

4:47

Yemeksiz geçen sadece 4 saatin ardından,

it starves to death.

4:49

açlıktan ölür.

And while an African elephant consumes around 4% of its body weight in food each day,

4:51

Ve bir Afrika fili her gün vücut ağırlığının yaklaşık %4'ü kadar besin tüketirken,

our shrew needs 200% of its body weight in food a day just to survive.

4:55

sivri faremiz sadece hayatta kalabilmek için günde vücut ağırlığının %200'ü kadar yiyeceğe ihtiyaç duyar.

Imagine having to eat 2,000 Big Macs a day, Dilbilgisi

5:00

Günde 2.000 Big Mac yemek zorunda olduğunuzu hayal edin,

Dilbilgisi

Imagine having to + fiilin yalın hâli

Imagine + -ing biçimi, dinleyiciyi bir deneyimi gözünde canlandırmaya çağırır. Burada having to eat, yemek zorunda olmak anlamına gelir; dolayısıyla ifade dinleyiciden kendisini bu zor duruma koymasını ister. Birinden bir şeyi yapmak zorunda kalmayı hayal etmesini istediğinizde Imagine having to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi Imagine ve ardından have to ifadesinin -ing biçimini kullanarak tamamlayın: “____ commute for three hours every day.”

Cevabı göster

Imagine having to

more than one a minute.

5:03

dakikada birden fazla.

Fun for a while,

5:04

Bir süreliğine eğlenceli,

but then not so much. Ton ve niyet

5:06

ama sonra o kadar da değil.

Ton ve niyet

but then not so much: ama sonra pek de değil

but then not so much ifadesinde so much, önceki fun sözcüğüne gönderme yapar. Eksik sözcükler bağlamdan anlaşılır: “but then [it was] not so much [fun].” Bu, deneyimin daha sonra çok daha az eğlenceli hâle geldiği anlamına gelir; bir şeyin miktarının az olduğu anlamına gelmez. Bu, konuşma dilinde eksiltidir: Dinleyici yinelenen bilgiyi kolayca tamamlayabildiği için konuşan kişi onu söylemez. Ölçülü biçimde yapılan bu tersine dönüş kuru veya mizahi duyulabilir.

Alıştırma

“The new schedule seemed convenient at first, but after the first week, not so much,” cümlesinde not so much ne anlama gelir?

  1. Programa yalnızca az miktarda zaman ayrıldı.
  2. Konuşan kişi bunun hiçbir zaman kullanışlı olduğunu düşünmedi.
  3. Daha sonra çok daha az kullanışlı hâle geldi.
Cevabı göster

Daha sonra çok daha az kullanışlı hâle geldi.

So a cubic centimeter of shrew

5:07

Yani bir santimetreküp sivri fare,

needs 40 times more food than a cubic centimeter of elephant. Dilbilgisi

5:09

bir santimetreküp filden 40 kat daha fazla yiyeceğe ihtiyaç duyar.

Dilbilgisi

40 times more food than ... ile katlı karşılaştırma

number + times + more + noun + than + comparison point kalıbı, katlar arasındaki farkı ifade eder. Gündelik açıklayıcı İngilizcede 40 times more food than genellikle “yaklaşık kırk kat besin miktarı” anlamında kullanılır. Burada 40 times, more food ifadesini niteler; than ise karşılaştırma ölçütü olarak fil dokusunu sunar. Karşılaştırma eşit hacimler arasındadır: bir santimetreküp sivri fare dokusu ile bir santimetreküp fil dokusu. Bir sivri farenin ve bir filin günlük toplam besin tüketimleri karşılaştırılmamaktadır.

Alıştırma

Titiz bilimsel İngilizcede, eşit hacimdeki sivri fare ve fil dokularının ihtiyaç duyduğu besin miktarları arasında 40:1 oranı olduğunu en açık biçimde hangi cümle belirtir?

  1. One cubic centimeter of shrew tissue needs 40 percent more food than one cubic centimeter of elephant tissue.
  2. A whole shrew needs 40 times as much food as a whole elephant.
  3. One cubic centimeter of shrew tissue needs 40 times as much food as one cubic centimeter of elephant tissue.
Cevabı göster

One cubic centimeter of shrew tissue needs 40 times as much food as one cubic centimeter of elephant tissue.

If an elephant's cells suddenly become as active as the cells of a shrew, Dilbilgisi

5:13

Eğer bir filin hücreleri aniden bir sivri farenin hücreleri kadar aktif hale gelseydi,

a crazy amount of heat would be generated.

5:17

çılgınca bir miktarda ısı üretilirdi.

Dilbilgisi

If ... become as active as ..., ... would be generated varsayım yapısı

If yan cümlesi hayalî bir değişim kurar: fil hücrelerinin sivri fare hücreleriyle aynı etkinlik düzeyine ulaşması. As active as, her bakımdan benzerlik değil, etkinlik ölçeğinde eşitlik belirtir. Would be generated, öngörülen sonucu edilgen yapıda sunar ve odağı ısıyı neyin ürettiğine değil, ısının kendisine yöneltir.

Alıştırma

Gerçek dışı veya gerçekleşme olasılığı çok düşük bir şimdiki zaman varsayımı için standart ve uyumlu kalıbı hangi cümle kullanır?

  1. If the cells become much more active, a large amount of heat will be generated.
  2. If the cells had become much more active, a large amount of heat would have been generated.
  3. If the cells became much more active, a large amount of heat would be generated.
Cevabı göster

If the cells became much more active, a large amount of heat would be generated.

All the liquids in the elephant would suddenly start boiling

5:20

Filin içindeki tüm sıvılar aniden kaynamaya başlar

and then it would explode

5:23

ve ardından patlardı;

in an impressive explosion of steaming hot burning elephant parts.

5:24

buharı tüten, sıcak, yanan fil parçalarının etkileyici bir patlamasıyla.

In reality, Anlatım akışı

5:28

Gerçekte,

before an explosion occurred,

5:29

bir patlama meydana gelmeden önce,

the proteins making up our cells Öbek fiiller

5:31

hücrelerimizi oluşturan proteinler

Öbek fiiller

“Oluşturan” veya “meydana getiren” anlamındaki “making up”

Burada “making up”, “oluşturan” veya “meydana getiren” anlamındadır. -ing yan cümlesi “proteins” sözcüğünü niteler: “the proteins making up our cells” ifadesi “the proteins that make up our cells” biçiminde genişletilebilir. Proteinler bileşenlerdir; hücrelerimiz ise bu bileşenlerin oluşturduğu daha büyük bütündür. Bu anlam için etken kalıp “parts make up a whole” şeklindedir. Edilgen kalıp bakış açısını tersine çevirir: “a whole is made up of parts”.

Alıştırma

“Make up” ifadesinin “oluşturan” anlamındaki iki sözcüklü biçimini kullanın: The volunteers ____ the rescue team come from six towns.

Cevabı göster

making up

would probably be denatured and stop producing heat. Kelime

5:33

muhtemelen denatüre olur ve ısı üretmeyi durdururdu.

Anlatım akışı

Gerçeklere dönüş işareti olarak “In reality,”

“In reality”, konuşanın hayalî, abartılı veya basitleştirilmiş bir tasvirden çıkıp gerçekte ne olacağına döndüğünü gösterir. Burada doğruluk çerçevesini değiştirir: Cümle, patlama senaryosunu geliştirmeyi bırakıp bilimsel açıdan daha gerçekçi sonucu verir. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında bütün ifadeyi kapsar ve dinleyiciyi önceki beklentisini gözden geçirmeye hazırlar. Bu nedenle görünüşten veya varsayımdan gerçeğe geçiş yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Örnek cümlede “In reality” ne işlev görüyor?

  1. Abartılı bir senaryodan gerçekte olacaklara dönüldüğünü gösterir.
  2. Aynı hayalî düzeyde başka bir ayrıntı sunar.
  3. Bir sonraki olayın zaman bakımından daha önce olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Abartılı bir senaryodan gerçekte olacaklara dönüldüğünü gösterir.

Kelime

denatured: protein yapısının ve işlevinin bozulması

Burada denatured, proteinlerin normal üç boyutlu yapısının örneğin aşırı ısı nedeniyle bozulduğu anlamına gelir. Bir proteinin şekli onun çalışmasına yardımcı olduğu için denatüre olmuş proteinler çoğu zaman normal biyolojik işlevlerini kaybeder. Denatürasyon, proteinlerin anında yok olması demek değildir. Bu cümlede, hücre proteinlerinin bir patlama meydana gelmeden önce ısı üreten süreçleri neden durduracağını açıklar.

Alıştırma

'Extreme heat denatured the enzyme,' cümlesinde enzime ne oldu?

  1. Maddenin içinden hemen yok oldu.
  2. Yapısı değiştiği için muhtemelen normal işlevini kaybetti.
  3. Eskisinden daha fazla ısı üretmeye başladı.
Cevabı göster

Yapısı değiştiği için muhtemelen normal işlevini kaybetti.

But a meat explosion is much more fun

5:36

Ancak bir et patlaması,

than melting an elephant into a massive hot goo.

5:37

fili devasa sıcak bir balçığa eritmekten çok daha eğlencelidir.

Regardless, Anlatım akışı

5:41

Her ne olursa olsun,

the scaling of the speed of metabolism happens everywhere,

5:42

metabolizma hızının ölçeklenmesi her yerde gerçekleşir,

even in places we don't expect,

5:45

beklemediğimiz yerlerde bile,

like pregnant women.

5:47

örneğin hamile kadınlarda.

Anlatım akışı

Regardless, ile ana noktaya dönmek

Burada Regardless, önceki ayrıntılar belirsiz veya farklı olsa bile bunların sonrasında söylenecek şeyi değiştirmediği anlamına gelir. Cümlenin başında virgülle kullanıldığında yan tartışmayı kapatır ve açıklamayı metabolizmayla ilgili ana iddiaya geri getirir. Konuşanın umursamadığı anlamına gelmez; önceki konunun bir sonraki sonuçla ilgisiz olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi kesin varış saatini bilmemenin planı değiştirmediğini gösterir? 'The train may be early or late. ...'

  1. As a result, we will be at the station by six.
  2. For example, we will be at the station by six.
  3. Regardless, we will be at the station by six.
Cevabı göster

Regardless, we will be at the station by six.

A baby in the womb of its mother

5:48

Annesinin rahmindeki bir bebek

behaves as if it were a part of her. Dilbilgisi

5:50

sanki onun bir parçasıymış gibi davranır.

Dilbilgisi

as if it were: gerçek dışı bir karşılaştırma

As if, bir görünüş veya davranış ile gerçek olduğu ileri sürülmeyen bir durum arasında karşılaştırma kurar. Burada bebeğin davranışı, annenin bir parçası olan bir şeyin davranışına benzetilir; cümle iki kimliğin kelimesi kelimesine aynı olduğunu ileri sürmez. As if it were... yapısındaki were, varsayımsal veya gerçeğe aykırı bir durum için kullanılan geleneksel gerçek dışı biçimdir. Aktarılabilir kalıp özne + fiil + as if + özne + were + tümleç şeklindedir.

Alıştırma

As if ve be fiilinin geleneksel gerçek dışı biçimiyle tamamlayın: From the street, the empty office looked ____ abandoned.

Cevabı göster

as if it were

Its cells have about the same metabolic rate,

5:52

Hücreleri, annesinin organlarıyla aşağı yukarı aynı

the same speed of life,

5:55

metabolizma hızına, yani aynı yaşam hızına

as its mother's organs.

5:56

sahiptir.

It is truly a part of a bigger whole

5:58

O aslında bir birey olmaktan çok,

rather than an individual. Dilbilgisi

6:00

daha büyük bir bütünün parçasıdır.

Dilbilgisi

rather than an individual: alternatif bir sınıflandırmayı reddetmek

Rather than, konuşanın reddettiği veya bir kenara bıraktığı alternatifi tanıtır. Burada tercih edilen sınıflandırma “daha büyük bir bütünün parçası”, bununla yarışan sınıflandırma ise “bir birey”dir. X rather than Y kalıbı, yalnızca not eklemeye göre seçimi daha açık hâle getirir. X ve Y genellikle dil bilgisi bakımından paralel biçimlere sahiptir; burada her ikisi de olası sınıflandırmaları adlandıran isim öbekleridir. Karşıtlık, ele alınan bakış açısı için geçerlidir ve individual sözcüğünün bütün olası anlamlarını kapsamak zorunda değildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir sınıflandırmayı seçip diğerini reddetmek için rather than kullanıyor?

  1. The doctor described the warning sign and wrote down the diagnosis.
  2. The doctor discussed the symptom after making a diagnosis.
  3. The doctor described the symptom as a warning sign rather than a diagnosis.
Cevabı göster

The doctor described the symptom as a warning sign rather than a diagnosis.

Until it's not anymore. Anlatım akışı

6:02

Ta ki artık öyle olmayana kadar.

Anlatım akışı

Until it's not anymore: keskin bir anlatı dönüşü

Until, hemen önce belirtilen durumun sona erdiği noktayı gösterir: doğumdan önce bebek daha büyük bir bütünün parçasıdır. Bu eksiltili cümle, doğum sınırında önceki düşünceyi tersine çevirir. it's not anymore ifadesinde not, önceki açıklamayı olumsuzlar. Dinleyici bu açıklamayı bağlamdan tamamlayabildiği için açıklama söylenmez. Düşünceyi böyle kısa bir parçayla bitirmek merak ve keskin bir anlatı dönüşü yaratır.

Alıştırma

Bir bebeğin daha büyük bir bütünün parçası olduğu söylendikten sonra Until it's not anymore. cümle parçası ne yapar?

  1. Önceki durumla ilgisiz bir neden verir.
  2. Önceki durumun zamanla güçlendiğini söyler.
  3. Önceki durumun yalnızca bir dönüm noktasına kadar sürdüğünü ve sonrasında artık doğru olmadığını söyler.
Cevabı göster

Önceki durumun yalnızca bir dönüm noktasına kadar sürdüğünü ve sonrasında artık doğru olmadığını söyler.

The very moment a baby is born, Dilbilgisi

6:04

Bir bebek doğduğu anda,

a switch is flipped Deyimler

6:06

bir düğmeye basılır

and all its internal processes speed up rapidly. Öbek fiiller

6:07

ve tüm iç süreçleri hızla hızlanır.

Dilbilgisi

The very moment: kesin ve anında gerçekleşen bir tetikleyici

The very moment, “tam olarak ... olduğu anda” anlamına gelir. Burada very, moment sözcüğünün kesinliğini güçlendirir; anın son derece kısa olduğunu anlatmaz. The very moment + özne + fiil, ana cümle kalıbıyla bir zaman yan cümlesi başlatır. Bu yapı, ana olayın fark edilir bir gecikme olmadan hemen başladığını gösterir.

Alıştırma

Kesin anı vurgulayan üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the doors opened, the crowd cheered.

Cevabı göster

The very moment

Deyimler

a switch is flipped: ani bir durum değişikliği

Buradaki a switch is flipped fiziksel bir anahtarı anlatmaz; bir benzetmedir. Bir olayın, bir durumdan başka bir duruma ani ve belirgin bir geçişi tetiklediğini ifade eder. Edilgen yapı, değişime kimin veya neyin yol açtığından çok değişimin kendisine odaklanır. Bu cümlede doğum tetikleyicidir ve bebeğin iç süreçleri daha hızlı işlemeye başlar.

Alıştırma

Cümleyi ani bir durum değişikliğini anlatan edilgen anahtar benzetmesiyle tamamlayın: When the emergency plan was activated, ____, and the whole team moved into crisis mode.

Cevabı göster

a switch was flipped

Öbek fiiller

speed up: daha hızlı hâle gelmek

Speed up, daha hızlı hâle gelmek veya bir şeyin daha hızlı gerçekleşmesini sağlamak demektir. Burada all its internal processes öznedir ve speed up ifadesinden sonra nesne gelmez; bu nedenle öbek fiil geçişsizdir: süreçlerin kendisi daha yüksek bir hızda işlemeye başlar. Bu hız artışı biyolojik etkinlikle ilgilidir; bebeğin uzayda daha hızlı hareket etmesiyle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi “daha hızlı hâle gelmek” anlamındaki hedef geçişsiz öbek fiille tamamlayın: The download should ____ once the network is less busy.

Cevabı göster

speed up

36 hours after birth,

6:11

Doğumdan 36 saat sonra,

the baby's cells have the same activity rate as a mammal its size.

6:13

bebeğin hücreleri kendi boyutundaki bir memeliyle aynı aktivite oranına sahip olur.

Babies literally transition from being an organ Kalıp ifadeler

6:17

Bebekler tam anlamıyla sadece birkaç saat içinde bir organ olmaktan çıkıp

to being an individual in mere hours.

6:20

bir birey olmaya geçiş yaparlar.

Kalıp ifadeler

Bir organ olmaktan bir birey olmaya geçiş

Transition from A to B, bir durumdan diğerine geçmek veya değişmek demektir. Burada from being an organ başlangıç durumunu, to being an individual ise son durumu belirtir. Being sözcüğünün tekrarlanması iki kısmın dil bilgisi açısından paralel olmasını sağlar. Bu cümlede organ, fetüsün doğumdan önce metabolik açıdan bağımlı olan rolünü anlatan işlevsel bir benzetmedir; katı bir tıbbi sınıflandırma değildir. Bu ifade, doğumu bireysel varoluşa doğru hızlı bir geçiş olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak transition from A to B kalıbıyla tamamlayın: Over the next year, the library will ____ a paper-based system ____ a digital one.

Cevabı göster

transition from · to

But there's one thing where big and small things are very similar,

6:23

Ancak büyük ve küçük şeylerin çok benzer olduğu bir konu vardır:

Heartbeats.

6:26

Kalp atışları.

Mammals tend to have a similar amount of heartbeats over their lifetime, Dilbilgisi

6:27

Memeliler yaşamları boyunca benzer miktarda kalp atışına sahip olma eğilimindedirler,

typically around 1 billion.

6:31

genellikle 1 milyar civarında.

Dilbilgisi

tend to have: kesinlik değil, genel bir eğilim

Tend to + fiilin yalın hâli, genellikle veya sıkça gerçekleşen bir durumu anlatır. İstisnalara yer bırakarak genelleme yapar. Buradaki tend to have, yaşam boyu toplam kalp atışı sayısının benzer olmasının memeliler arasında geniş bir eğilim olduğunu, her memeli için geçerli kesin bir kural olmadığını belirtir. Bu ifade niyet veya seçim anlatmaz. Typically ve around 1 billion, iddianın genel bir durumu ve yaklaşık bir sayıyı anlattığını göstererek ifadeyi daha da temkinli yapar.

Alıştırma

Hangi cümle bir plan veya kesin bir tahmin yerine genel bir eğilim hakkında temkinli bir iddiada bulunur?

  1. New employees tend to ask more questions during their first week.
  2. New employees will always ask more questions during their first week.
  3. New employees intend to ask more questions during their first week.
Cevabı göster

New employees tend to ask more questions during their first week.

So while the shrew and elephant are very different, Dilbilgisi

6:34

Yani, fare ve fil çok farklı olmalarına rağmen,

they share a similar number of heartbeats over the course of their lives. Kalıp ifadeler

6:37

hayatları boyunca benzer sayıda kalp atışını paylaşırlar.

Dilbilgisi

While the shrew and elephant are very different ifadesinde karşıtlık bildiren while

Burada while, although veya even though gibi ‘-e rağmen’ ya da ‘-se de’ anlamına gelir. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söylemez. While yan cümlesi sivri fare ile filin çok farklı olduğunu kabul eder; ana cümle ise ardından şaşırtıcı benzerliği verir. Yeniden kullanılabilen yapı While + yan cümle, ana cümle şeklindedir. İki olguyu karşı karşıya getirerek ikinci olguyu öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümlede while, aynı anda gerçekleşen iki eylemi değil bir karşıtlığı belirtir?

  1. Please wait here while I check the schedule.
  2. I listened to a podcast while I washed the dishes.
  3. While the café is small, it serves a wide range of dishes.
Cevabı göster

While the café is small, it serves a wide range of dishes.

Kalıp ifadeler

over the course of their lives: zaman içinde ilerleyen bir yaşam süresi

Over the course of their lives, yaşamlarının başından sonuna kadar olan süreyi ilerleyen bir dönem olarak ele alır. Bu cümlede kalp atışı sayısını belirli bir anda ölçülen kalp hızı değil, yaşam boyu biriken toplam sayı olarak gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp over the course of + zaman dönemi veya gelişen olay şeklindedir. Bu süre içinde gelişen değişimleri, tekrarlanan olayları ya da biriken toplamları anlatmak için sıkça kullanılır; burada course, ders veya rota değil, süreç anlamındadır.

Alıştırma

Hedef dört kelimelik ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the year, the town added three new parks.

Cevabı göster

Over the course of

Their speed of life is the opposite Anlatım akışı

6:41

Yaşam hızları birbirinin zıttıdır

and somehow still the same.

6:43

ama bir şekilde hala aynıdır.

Anlatım akışı

the opposite ... somehow still the same ile kurulan görünürdeki çelişki

Bu cümle önce yüzeysel bir çelişki kurar: yaşam hızları “birbirinin tam tersidir”, ama bir şey “yine de aynıdır”. İki ifade aynı şeyi ölçmez. opposite kalp atış hızını ve metabolizma temposunu, the same ise yaşam boyunca toplam kalp atışı sayısının yaklaşık olarak benzer olmasını anlatır. İki düşünce and somehow still ile bağlanınca ortak sonuç cümlenin sonuna bırakılır. Bu karşıtlıkla bitiriş, karmaşık bir karşılaştırmayı akılda kalıcı bir sonuca sıkıştırır: hızlar farklı olsa da toplam benzer olabilir.

Alıştırma

Cümlenin gerçek bir çelişki olmadığını en iyi hangi yorum açıklar?

  1. İki yaşamın her yönünün aynı olduğunu söyler.
  2. Yaşam tempolarının farklı olduğu iddiasını geri çeker.
  3. Zıt yaşam tempolarını yaşam boyu benzer bir toplamla karşılaştırır.
Cevabı göster

Zıt yaşam tempolarını yaşam boyu benzer bir toplamla karşılaştırır.

And for a video in which we made elephants explode for no good reason, Kalıp ifadeler

6:46

Ve sırf eğlence olsun diye filleri patlattığımız bir video için,

Kalıp ifadeler

for no good reason: geçerli bir sebep olmadan

for no good reason, “geçerli veya kabul edilebilir bir sebep olmadan” demektir. good burada gerekçenin niteliğini değerlendirir; sebebin hoş olduğunu ya da eylemin iyi yapıldığını anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman bir davranışı eleştirmek veya kişinin kendi anlamsız davranışıyla dalga geçmek için kullanılır. Burada konuşmacı kendisiyle alay eder: filler savunulabilir bir sebep için değil, etki yaratmak için patlatılmıştır.

Alıştırma

Jon şaka olsun diye bütün sandalyeleri koridora taşıdı, ancak bunu yapmak için geçerli bir gerekçesi yoktu. Bunu neden yaptığını en iyi hangi ifade anlatır?

  1. for no reason
  2. for no good reason
  3. for some reason
Cevabı göster

for no good reason

this is the most romantic ending we could come up with.

6:50

bulabildiğimiz en romantik son da budur.