Yeni yürümeye başlayan çocuklardan ne öğrenebiliriz? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
938 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Neil ve Beth, öfke nöbetlerinden cesaretlendirici iç konuşmaya kadar küçük çocukların davranışlarını inceliyor ve yetişkinlerin neden çocukların doğal olarak gösterdiği şefkatle kendilerine yaklaşmayı öğrenebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. known as the terrible twos. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Hayal kırıklığı ve duygu patlamalarının sık görüldüğü iki yaş civarındaki zorlu dönem için İngilizcede kullanılan yaygın adı anlayabilir, ifadeyi kelimesi kelimesine “iki korkunç şey” diye yanlış yorumlamaktan kaçınabilirsiniz. 2. Self-talk means the messages that you tell yourself — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: self-talk sözcüğünün sıradan bir sohbeti değil, kişinin kendisine yönelttiği destekleyici ya da eleştirel mesajları anlattığını kavrayabilir; terimi iç ses, duygular, stres ve öz yönetim hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 3. you're down on yourself — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu mecazlı ifadenin kişinin kendinden düş kırıklığına uğraması veya kendisini sert biçimde yargılaması anlamına geldiğini anlayabilir ve iyi bir arkadaşla konuşur gibi kendinizle konuşarak değiştirebileceğiniz olumsuz tutumu nasıl anlattığını fark edebilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:04

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:12

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Neil.

0:15

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:16

Ve ben Beth.

You may have one or know someone who does Dilbilgisi

0:17

Belki sizin de çocuğunuz var veya olan birini tanıyorsunuzdur

and at one time you've been one yourself. Kalıp ifadeler

0:20

ve bir zamanlar siz de öyleydiniz.

Dilbilgisi

know someone who does içinde tekrarı önleyen does

know someone who does ifadesinde does, daha önceki have one fiil öbeğinin yerine geçer. Açık hâli know someone who has one olur; buradaki one küçük bir çocuğu anlatır. İngilizcede bir fiil öbeğini tekrar etmemek için do, does veya did bu şekilde kullanılabilir. Buradaki does, önceki kısmın yerine geçen bir yardımcı fiildir; “bir eylem yapmak” anlamındaki asıl do fiili değildir.

Alıştırma

has a bicycle ifadesinin yerine geçen yardımcı fiili boşluğa yazın: Mia has a bicycle, and I know someone else who ____, too.

Cevabı göster

does

Kalıp ifadeler

at one time you've been one: geçmişteki bir durum

At one time, “bir zamanlar” veya “geçmişteki bir dönemde” anlamına gelir. Kesin bir tarih vermeden geçmişteki bir durumu anlatır; bir şeyin tam olarak bir kez gerçekleştiği anlamına gelmez. you've been one içindeki one, küçük bir çocuğu anlatır. Bu nedenle at one time you've been one, sizin de geçmişte küçük bir çocuk olduğunuz anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede at one time “bir zamanlar” anlamında kullanılmıştır?

  1. Read one page at a time.
  2. I rang the bell one time.
  3. At one time, this building was a school.
Cevabı göster

At one time, this building was a school.

I'm talking about toddlers.

0:23

Yeni yürümeye başlayan çocuklardan (toddlers) bahsediyorum.

A toddler is a young child usually between 2 and 4 years old Kalıp ifadeler

0:25

Yeni yürümeye başlayan çocuk, genellikle 2 ile 4 yaşları arasında,

who is learning to walk or toddling. Dilbilgisi

0:30

yürümeyi öğrenen veya paytak paytak yürüyen (toddling) küçük bir çocuktur.

Kalıp ifadeler

between 2 and 4 years old: yaş aralığı belirtme

Between 2 and 4 years old bir yaş aralığı belirtir. Kalıp between + ilk yaş + and + ikinci yaş + years old şeklindedir. Burada usually, bu aralığın kesin bir kural değil, genel bir ölçü olduğunu gösterir. Between'den sonra to değil, and kullanılır.

Alıştırma

Yaş aralığını between ... and ile tamamlayın: The class is for children ____ 8 ____ 10 years old.

Cevabı göster

between · and

Dilbilgisi

who is learning to walk or toddling: bir kişi hakkında bilgi ekleme

Who is learning to walk or toddling, a young child ifadesini açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Who, çocuğa gönderme yapar ve cümleciğin öznesidir. İsim + who + fiil kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan bir kişinin eylemini veya özelliğini eklemeyi sağlar. Burada or, learning to walk ile toddling ifadelerini iki olası betimleme olarak bağlar ve ikisi de aynı is yardımcı fiilini kullanır.

Alıştırma

“Okumayı öğrenen bir çocuk” anlamına gelen, doğru kurulmuş ifadeyi seçin.

  1. a child who learning to read
  2. a child who is learning to read
  3. a child which is learning to read
Cevabı göster

a child who is learning to read

It's an important stage in a child's development

0:33

Bu, bir çocuğun gelişiminde önemli bir aşamadır

as they learn to move and understand the world around them. Dilbilgisi

0:36

çünkü hareket etmeyi ve çevrelerindeki dünyayı anlamayı öğrenirler.

Dilbilgisi

as they learn...: birlikte gerçekleşme ve nedeni açıklama

Bu cümlede as, önemli aşama sırasında neler olduğunu anlatan yan cümleyi başlatır: çocuklar hareket etmeyi ve çevrelerini anlamayı öğrenmektedir. Bu aşama ile öğrenme süreci birlikte ilerler ve bu öğrenme, aşamanın neden önemli olduğunu da açıklar. Burada as bir bağlaçtır ve yaklaşık olarak 'bu süreç yaşanırken' demektir; ayrıca hafif bir 'çünkü' anlamı taşır. work as a teacher örneğindeki gibi 'bir rolde/olarak' anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnek cümlede as they learn to move and understand the world around them nasıl bir ilişki anlatıyor?

  1. Aşama önemli olmasına rağmen öğrenme gerçekleşir.
  2. Çocukların rolü veya mesleği öğrenci olmaktır.
  3. Öğrenme bu aşama sırasında gerçekleşir ve aşamanın neden önemli olduğunu açıklamaya yardımcı olur.
Cevabı göster

Öğrenme bu aşama sırasında gerçekleşir ve aşamanın neden önemli olduğunu açıklamaya yardımcı olur.

It's also known as the terrible twos. Kültür

0:39

Bu aynı zamanda korkunç ikiler olarak da bilinir.

Kültür

known as the terrible twos: gündelik bir ebeveynlik ifadesi

Be known as, '... olarak bilinmek' veya '... diye adlandırılmak' anlamına gelir. The terrible twos, İngilizce ebeveynlik dilinde iki yaş civarındaki dönemi anlatan yaygın ve gündelik bir ifadedir; bu dönemde bazı çocuklar daha sık öfke nöbeti geçirebilir veya her şeyi kendileri yapmayı çok isteyebilir. Twos, iki kişi veya şey değil, iki yaş anlamına gelir. Terrible, zor bir dönemi mizahi ya da bıkkın bir tonla anlatır; çocuğun kötü olduğu anlamına gelmez ve tıbbi bir etiket değildir.

Alıştırma

İngilizce ebeveynlik dilinde the terrible twos genellikle neyi ifade eder?

  1. Bazı çocukların iki yaş civarında yaşadığı zorlu bir dönem
  2. Kötü davranan iki çocuk
  3. Bir çocuğun ikinci hatası
Cevabı göster

Bazı çocukların iki yaş civarında yaşadığı zorlu bir dönem

When toddlers can't do the things they want to, Dilbilgisi

0:42

Yeni yürümeye başlayan çocuklar yapmak istedikleri şeyleri yapamadıklarında,

they experience frustration

0:45

hayal kırıklığı yaşarlar

Dilbilgisi

When ..., they ...: olağan bir durum ve sonucu

when yan cümlesi önce durumu verir: küçük çocuklar yapmak istediklerini yapamaz. Ana cümle ise ardından gelen tepkiyi belirtir: hayal kırıklığı yaşarlar. Burada when, yalnızca geçmişteki tek bir anı değil, olağan veya tekrarlanan bir durumu anlatır. Yeniden kullanılabilecek yapı When + özne + fiil, özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Olağan bir tepkiyi anlatmak için When + durum, sonuç yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. When the baby is hungry, she cries.
  2. When the baby is hungry, crying.
  3. When is the baby hungry, she cries.
Cevabı göster

When the baby is hungry, she cries.

which often leads to tantrums, Kalıp ifadeler

0:47

ve bu genellikle öfke nöbetlerine (tantrums) yol açar,

Kalıp ifadeler

often leads to tantrums: neden ve sonuç için lead to

Lead to, “bir sonuca neden olmak veya bir sonuç doğurmak” anlamına gelir. which often leads to tantrums ifadesinde which, frustration sözcüğüne gönderme yapar; tantrums ise sonuçtur. Often, bunun her seferinde değil, birçok kez gerçekleştiğini belirtir. Sonuca yol açan frustration tekil olduğu için leads sözcüğü -s ile biter.

Alıştırma

Neden-sonuç ifadesini tamamlayın: Too much noise can lead ____ mistakes.

Cevabı göster

to

a sudden and noisy outburst of anger. Kelime

0:49

ani ve gürültülü bir öfke patlaması.

Kelime

a sudden and noisy outburst of anger: tantrums ifadesini tanımlama

a sudden and noisy outburst of anger isim öbeği, tantrums sözcüğünden sonra gelir ve bu sözcüğü açıklar. Bu bir eşleme yapısıdır: ikinci isim öbeği birincisini yeniden adlandırır veya tanımlar. An outburst of anger, öfkenin aniden ve güçlü biçimde ortaya çıkmasıdır; buna çoğu zaman bağırma veya başka gürültülü davranışlar eşlik eder. Sadece öfkeli olmaktan daha ani ve daha güçlüdür.

Alıştırma

Hangi durum an outburst of anger ifadesine en iyi örnektir?

  1. Bir çocuk uzun bir yürüyüşten sonra yavaş yavaş yorulur.
  2. Bir oyun bittiğinde bir çocuk aniden bağırır ve ayaklarını yere vurur.
  3. Bir çocuk sessizce hayal kırıklığına uğrar ve resim çizmeye devam eder.
Cevabı göster

Bir oyun bittiğinde bir çocuk aniden bağırır ve ayaklarını yere vurur.

We've probably all seen the tears and screams

0:52

Muhtemelen hepimiz küçük bir çocuğun istediğini alamadığında

when a young child can't have what they want.

0:54

döktüğü gözyaşlarını ve çığlıklarını görmüşüzdür.

Yes, the famous temper tantrums.

0:57

Evet, o meşhur öfke nöbetleri.

But being a toddler is also an exciting time Anlatım akışı

1:00

Ancak yeni yürümeye başlayan bir çocuk olmak aynı zamanda heyecan verici bir zamandır

as a child's personality starts to develop.

1:04

çünkü çocuğun kişiliği gelişmeye başlar.

Anlatım akışı

But being a toddler is also an exciting time: odağı değiştirme

But, anlatım yönünün değiştiğini gösterir. Olumsuz veya zor noktalardan sonra cümle olumlu bir bakışa geçer: küçük çocukluk dönemi heyecan vericidir. Also, olumlu bakışın önceki zorluklarla birlikte var olduğunu ve onları geçersiz kılmadığını gösterir. Cümle başındaki But ... also ..., konuşanın iki yönü dengelediğini ve odağı ikinci yöne taşıdığını dinleyiciye fark ettirir.

Alıştırma

Birkaç zorluğu anlattıktan sonra hangi cümle, her iki yönü de doğru tutarak konuyu olumlu bir yöne en iyi şekilde geçirir?

  1. But there are also many enjoyable moments.
  2. Because every moment is difficult.
  3. For example, another problem may appear.
Cevabı göster

But there are also many enjoyable moments.

So, what can we adults learn from toddlers? Anlatım akışı

1:07

Peki biz yetişkinler yeni yürümeye başlayan çocuklardan ne öğrenebiliriz?

Anlatım akışı

So, what can we adults learn from toddlers? sorusunu yönlendirici soru olarak kullanmak

Burada So, bu soruyu önceki girişe bağlar ve bir sonraki ana fikre geçildiğini gösterir. Soru, odağı küçük çocuklardan bahsetmekten yetişkinlerin onlardan ne öğrenebileceğine çevirir. Konuşmacı hemen bir yanıt istemez. Bir programda veya konuşmada böyle bir soru yönlendirici soru görevi görür: dinleyiciye bir sonraki bölümde neyin inceleneceğini bildirir.

Alıştırma

Bu soru programın yapısında ne işe yarıyor?

  1. Programın inceleyeceği ana soruyu ortaya koyar.
  2. Dinleyiciden hemen olgusal bir yanıt vermesini ister.
  3. Yeni bir konu açmadan tartışmayı bitirir.
Cevabı göster

Programın inceleyeceği ana soruyu ortaya koyar.

That's what we'll be finding out in this program Öbek fiiller

1:10

Bu programda işte bunu öğreneceğiz,

Öbek fiiller

finding out: bir yanıtı veya bilgiyi öğrenmek

Find out, bir yanıtı keşfetmek veya bir bilgiyi öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu bilgi çoğu zaman sorarak, kontrol ederek, gözlemleyerek veya araştırarak elde edilir. İki sözcük tek bir birim olarak çalışır; out burada dışarı doğru hareket anlamına gelmez. Buradaki finding out, önceki cümledeki soruya gönderme yapar. Program bu soruyu inceleyecek ve yanıtını ortaya çıkaracaktır.

Alıştırma

Find out öbek fiilindeki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: We checked the website to find ____ when the library opens.

Cevabı göster

out

along with some useful new vocabulary. Kalıp ifadeler

1:12

bazı faydalı yeni kelimelerle birlikte.

Kalıp ifadeler

along with: ek bilgi eklemek

Bu cümlede along with, “ile birlikte” veya “-e ek olarak” anlamına gelir. Programın ana soruyu inceleyeceğini ve ayrıca some useful new vocabulary sunacağını belirtir. A along with B yapısında genellikle asıl odak A’dır; B ise ona eşlik eden veya eklenen bilgidir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “-e ek olarak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The ticket includes museum entry, ____ a free guide.

Cevabı göster

along with

But first, I have a question for you, Beth.

1:15

Ama önce sana bir sorum var Beth.

Being a toddler is certainly an important stage in a child's growth,

1:17

Yeni yürümeye başlayan bir çocuk olmak kesinlikle bir çocuğun büyümesinde önemli bir aşamadır,

but which of the following statements is true? Kalıp ifadeler

1:21

ama aşağıdaki ifadelerden hangisi doğrudur?

Kalıp ifadeler

which of the following statements is true? — tek bir doğru seçenek seçmek

Bu, dinleyiciden biraz sonra verilen sınırlı bir listeden tek doğru ifadeyi seçmesini isteyen standart bir bilgi yarışması sorusudur. Which of the following, “aşağıdaki seçeneklerden hangisi” anlamına gelir; statements ise doğru ya da yanlış olduğuna karar verilebilen tam fikirleri ifade eder. is true ifadesindeki fiil tekildir çünkü soruda tek bir doğru ifade beklenir. Birden fazla seçenek doğru olabilecekse Which of the following statements are true? diye sorulabilir.

Alıştırma

Standart bilgi yarışması sorusunu dersteki dört kelimelik başlangıçla tamamlayın: ____ statements is true?

Cevabı göster

Which of the following

A,

1:24

A,

toddlers are attracted to shapes that resemble the human body. Kalıp ifadeler

1:25

yeni yürümeye başlayan çocuklar insan vücudunu andıran şekillerden etkilenirler.

Kalıp ifadeler

be attracted to: bir şeye ilgi duymak veya çekilmek

Be attracted to, “bir şeye ilgi duymak veya doğal olarak çekilmek” anlamına gelir. Burada şekiller küçük çocukların dikkatini çeker; romantik bir çekim anlatılmaz. Yapı be + attracted + to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Be fiilinin biçimi özneye ve zamana göre değişir.

Alıştırma

“Bir şeye çekilmek” anlamındaki kalıbı tamamlayın: Many insects are attracted ____ light.

Cevabı göster

to

B,

1:29

B,

toddlers are more active than at any other time in their lives. Dilbilgisi

1:29

yeni yürümeye başlayan çocuklar hayatlarındaki diğer herhangi bir dönemden daha aktiftirler.

Dilbilgisi

more active than at any other time in their lives: yaşam dönemlerini karşılaştırmak

More active, active sıfatının karşılaştırma biçimidir. Than karşılaştırmayı başlatır; at any other time in their lives ise küçük çocukların bu dönemini kendi yaşamlarındaki diğer bütün dönemlerle karşılaştırır, başka insanlarla değil. Other, söz edilen dönemi karşılaştırma kümesinden çıkarır. “Karşılaştırma biçimi + than at any other time...” yapısı, belirtilen zaman aralığında bu özelliğin en yüksek derecede mevcut dönemde bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, onun şimdi hayatının diğer bütün dönemlerinden daha öz güvenli olduğunu söyler?

  1. She is more confident than at any other time in her life.
  2. She is as confident as she was at another time in her life.
  3. She was confident at another time in her life.
Cevabı göster

She is more confident than at any other time in her life.

Or C,

1:33

Veya C,

toddlers can grow up to 3 cm during sleep time. Kelime

1:34

yeni yürümeye başlayan çocuklar uyku sırasında 3 cm'ye kadar büyüyebilirler.

Kelime

grow up to 3 cm: up to üst sınırı belirtir

Burada grow “boyut olarak büyümek” anlamına gelir ve up to 3 cm mümkün olan en yüksek büyüme miktarını belirtir. Gerçek büyüme 3 cm’den az olabilir; 3 cm üst sınırdır. Sayı, sözcüklerin grow + up to 3 cm şeklinde gruplanması gerektiğini gösterir. up to bir üst sınır belirttiğinde bu yapı başka fiillerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi üst sınır bildiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This lift can carry ____ eight people.

Cevabı göster

up to

Hmm.

1:39

Hımm.

Uh I think toddlers can grow up to 3 cm while they sleep.

1:39

Hımm sanırım yeni yürümeye başlayan çocuklar uyurken 3 cm'ye kadar büyüyebilirler.

Okay, Beth.

1:43

Tamam, Beth.

We'll find out if that's the correct answer later in the program.

1:44

Bunun doğru cevap olup olmadığını programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

At 2 or 3 years old,

1:48

2 veya 3 yaşlarındayken,

there's not much toddlers can do for themselves. Kalıp ifadeler

1:50

yeni yürümeye başlayan çocukların kendileri için yapabilecekleri pek bir şey yoktur.

Kalıp ifadeler

do for themselves: kendi ihtiyaçlarını karşılamak

Bu cümlede much “birçok şey” anlamına gelir; dolayısıyla tam düşünce “küçük çocukların kendileri için yapabilecekleri pek fazla şey yoktur” şeklindedir. For themselves, toddlers sözcüğüne geri gönderme yapar ve başka birinin onlar için yapması yerine kendi ihtiyaçlarını karşılamaları anlamına gelir. do something for oneself yapısı genellikle öz bakım veya bağımsızlığı anlatır. Dönüşlülük biçimini özneye göre değiştirin: for myself, for yourself, for herself veya for themselves.

Alıştırma

Hangi cümle, çocukların bazı ihtiyaçlarını bir yetişkin onlar için yapmadan kendilerinin karşılayabildiğini en iyi ifade eder?

  1. The children can do some things for themselves.
  2. The children can do some things for their teacher.
  3. The children can watch an adult do some things.
Cevabı göster

The children can do some things for themselves.

They depend on mom or dad to feed, clothe, Kalıp ifadeler

1:53

Beslenmek, giyinmek için anne veya babaya bağımlıdırlar,

and care for them.

1:56

ve de bakılmak için.

Kalıp ifadeler

depend on someone to do something: birinin bir şey yapmasına güvenmek

Depend on someone to do something, “bir işi o kişinin yapmasına ihtiyaç duymak veya bunu yapacağına güvenmek” anlamına gelir. Bu cümlede mom or dad güvenilen kişidir; to feed, clothe, and care for them ise o kişinin yapmasına ihtiyaç duyulan işleri belirtir. Birkaç fiil aynı to sözcüğünü paylaşıyorsa to yalnızca listenin başında bir kez yazılır: to feed, clothe, and care for them. Care for, “bakımını üstlenmek” demektir.

Alıştırma

depend on someone to do something kalıbını tamamlayın: For the class trip, we depend ____ Ms Patel ____ book the coach.

Cevabı göster

on · to

So it's strange to think there's anything adults could learn. Kalıp ifadeler

1:57

Bu yüzden yetişkinlerin öğrenebileceği herhangi bir şey olduğunu düşünmek garip.

Kalıp ifadeler

it's strange to think ...: şaşırtıcı bir düşünceye tepki vermek

It's strange to think ..., ardından gelen düşüncenin şaşırtıcı veya hayal edilmesi zor olduğunu anlatır. Burada strange, yetişkinlerin öğrenebileceği bir şey olabileceği düşüncesini değerlendirir; yetişkinleri tanımlamaz. Bu başlangıç önce konuşanın tepkisini verir, ardından eksiksiz bir düşünceyi sunar. Sonrasında that kullanılan veya kullanılmayan bir yan cümle gelebilir: It's strange to think (that) + yan cümle.

Alıştırma

Fotoğrafın yalnızca beş yıl önce çekildiğine ilişkin şaşırtıcı düşünceyi hangi cümle doğal biçimde sunar?

  1. I'm strange to think this photo was taken only five years ago.
  2. It's strange to think this photo was taken only five years ago.
  3. This photo thinks strangely that it was taken only five years ago.
Cevabı göster

It's strange to think this photo was taken only five years ago.

But not according to Dr. Hasan Merali, Anlatım akışı

2:01

Ama yeni çıkan 'Sleep Well, Take Risks, Squish the Peas' kitabının yazarı

Anlatım akışı

But not according to: aynı fikirde olmayan bir kaynağı belirtmek

But not according to + kişi veya kaynak, az önce söylenen iddiayı reddeder ve adı verilen kaynağın farklı bir görüşü olduğunu belirtir. Burada Dr. Hasan Merali’nin önceki cümledeki fikre katılmadığını gösterir. Bu kısa geçiş, bilgiyi düzenler: ikinci kaynağın gerekçeleri verilmeden önce dinleyiciyi bir görüşten başka bir görüşe taşır. According to görüşün veya bilginin kime ait olduğunu gösterir; but not ise karşıtlığı açık hâle getirir.

Alıştırma

İlk iddiayı reddeden ve kurtarma ekibinin farklı bir görüşü olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The path looks safe. ____ the mountain rescue team.

Cevabı göster

But not according to

author of a new book Sleep Well, Take Risks, Squish the Peas, Anlatım akışı

2:04

ve kendisi de yeni yürümeye başlayan bir çocuk babası olan

and father to his own toddler,

2:09

Dr. Hasan Merali'ye göre durum böyle değil.

Anlatım akışı

author of ... and father to ...: bir isimden sonra iki rol belirtmek

author of ... ve father to ... ad öbeklerinin ikisi de bu parçadan hemen önce adı geçen aynı kişiyi, Dr. Hasan Merali’yi tanımlar. Bu öbekler and ile bağlanır: ilki onun konuyla ilgili bir kitapla bağlantısını, ikincisi ise küçük bir çocuğun babası olarak doğrudan deneyimini gösterir. Bir kişinin adından sonra kullanılan bu tür açıklayıcı ara ifade, yeni bir cümle başlatmadan kişiyi tanıtan bir arka plan ekler. Burada iki rol birlikte, küçük çocuklarla ilgili görüşlerinin neden dinlenmeye değer olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bu tanıtımda author of ... and father to ... ikilisi ne işe yarar?

  1. Kitabın küçük çocuk tarafından yazıldığını söyler.
  2. Hem konuyla ilgili mesleki bir yeterlilik hem de doğrudan kişisel deneyim sunar.
  3. İki farklı kişiyi tanıtır.
Cevabı göster

Hem konuyla ilgili mesleki bir yeterlilik hem de doğrudan kişisel deneyim sunar.

who spoke with BBC Radio 4 program Woman's Hour. Kültür

2:11

Kendisi BBC Radio 4'ün Woman's Hour programında konuştu.

Kültür

BBC Radio 4 program Woman's Hour: bir program adını tanıma

BBC Radio 4, Birleşik Krallık'ta ulusal yayın yapan bir radyo istasyonudur ve Woman's Hour onun programlarından birinin adıdır. Bu cümlede vurgulanan sözcükler, kişinin konuştuğu medya programını belirtir. Woman's Hour ifadesini özel ad olarak anlayın. Sözcükleri tek tek çevirip ifadeyi bir kadına ait bir saat anlamındaki sıradan bir söz grubu olarak yorumlamayın.

Alıştırma

Bu cümlede Woman's Hour neyi ifade ediyor?

  1. BBC Radio 4'teki bir programı
  2. Bir kadının radyoya sahip olduğu bir saati
  3. Röportaj yapılan kişinin adını
Cevabı göster

BBC Radio 4'teki bir programı

When I see the toddlers by themselves, Kalıp ifadeler

2:15

Yeni yürümeye başlayan çocukları tek başlarına gördüğümde,

Kalıp ifadeler

by themselves: yalnız olmak veya yardım almadan hareket etmek

By themselves, küçük çocukların başka biri onlara eşlik etmeden veya doğrudan yardım etmeden kendi başlarına olduklarını anlatır. Toddlers çoğul olduğu için çocuklar grup olarak yine birlikte olabilir; ifade her çocuğun tamamen yalnız olduğu anlamına gelmek zorunda değildir. Themselves, toddlers sözcüğüne gönderme yapar. by + dönüşlülük zamiri yapısı, birinin yanında kimse olmamasını veya yardım almadan bir şey yapmasını anlatabilir. Burada kimin yararlandığını değil, çocukların durumunu açıklar.

Alıştırma

'Yardım almadan' anlamını vermek için cümleyi by + doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: Maya and Leo built the model ____.

Cevabı göster

by themselves

they're doing a lot of things out loud.

2:17

birçok şeyi yüksek sesle yapıyorlar.

Little Julie's putting on her mitts Öbek fiiller

2:19

Küçük Julie eldivenlerini takıyor

saying Julie can do it.

2:20

ve Julie bunu yapabilir diyor.

Öbek fiiller

putting on her mitts: tek parmaklı eldivenleri takma eylemi

putting on her mitts ifadesinde put on, tek parmaklı eldivenleri ellere takmak anlamına gelir. Burada Julie's, Julie is ifadesinin kısaltmasıdır; bu nedenle is putting on, eylemin o anda gerçekleşmekte olduğunu gösterir. Bir giysiyi giyme veya aksesuarı takma eylemi için put on + giysi ya da aksesuar kullanılır. Örneğin palto, ayakkabı, gözlük veya tek parmaklı eldivenle kullanılabilir. Burada mitts, mittens anlamındadır: başparmak için ayrı, diğer parmaklar için tek bir bölümü olan sıcak eldivenler.

Alıştırma

Cümleyi put on ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: It is cold outside, so Ava is ____ her mitts before she leaves.

Cevabı göster

putting on

And Coltan's over on the side and he's looking down at his boots

2:22

Coltan ise bir kenarda botlarına bakıyor,

and they're on the wrong way Kalıp ifadeler

2:24

ve ters giymiş

and so he says, "Oh, Coltan did this wrong."

2:26

ve bu yüzden, "Ah, Coltan bunu yanlış yaptı." diyor.

Kalıp ifadeler

on the wrong way: giyilmiş ancak yanlış konumda

they're on the wrong way cümleciğinde on, botların zaten giyilmiş olduğunu; the wrong way ise konumlarının ya da sağ-sol eşleşmesinin yanlış olduğunu anlatır. Bu sahnede çocuk botların doğru giyilmediğini fark eder; ancak ifade, sağ ve sol botların mı değiştirildiğini yoksa başka bir yön hatası mı olduğunu tam olarak söylemez. Aynı yapı, daha önce giyilmiş veya takılmış bir şeyin yanlış konumda olduğunu anlatabilir: be + on + the wrong way. Neyin giyildiği ya da takıldığı bağlamdan anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bir çocuk botlarını yanlış giymiştir, ancak hatanın tam olarak ne olduğu bilinmemektedir. Bu genel anlama hangi cümle uyar?

  1. His boots are on the wrong way.
  2. His boots are on the wrong feet.
  3. He is going the wrong way in his boots.
Cevabı göster

His boots are on the wrong way.

And this idea of self-talk

2:29

Ve bu kendi kendine konuşma fikri,

is really a way to decrease stress in anxiety-provoking situations. Notlar

2:31

kaygı uyandıran durumlarda stresi azaltmanın gerçekten bir yoludur.

Kalıp ifadeler

a way to decrease stress: a way to + fiil ile yöntem anlatmak

Bu cümlede a way to decrease stress, stresi azaltmaya yarayan bir yöntem anlamına gelir. to decrease stress mastar öbeği, bu yöntemin amacını veya sonucunu belirtir. Bir şeyin nasıl yapılabileceğini anlatmak için a way to + fiilin yalın hâli kalıbını kullan: a way to save time, a way to solve the problem. a artikeli bunun tek yöntem olmak zorunda olmadığını, olası yöntemlerden biri olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi a way to ile tamamla: Taking three slow breaths is ____ calm down before a test.

Cevabı göster

a way to

Kelime

anxiety-provoking: kaygıya yol açan şeyleri anlatan birleşik sıfat

in anxiety-provoking situations ifadesinde birleşik sıfat anxiety-provoking, situations sözcüğünü niteler ve 'kaygıya neden olan veya olabilecek' anlamına gelir. Bu sıfat, duyguyu yaşayan kişiyi değil, duygunun kaynağını ya da tetikleyicisini anlatır. anxiety + provoking parçaları, bir isimden önce tek bir niteleyici olarak birlikte çalışır. Kısa çizgi, bunların tek bir sıfat oluşturduğunu gösterir: anxiety-provoking situations.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve 'kaygıya neden olabilecek' anlamına gelen kısa çizgili birleşik sıfatla tamamla: For some people, speaking to a large audience can be ____.

Cevabı göster

anxiety-provoking

Dr. Merali

2:36

Dr. Merali

observed toddlers talking to themselves out loud.

2:37

yeni yürümeye başlayan çocukların kendileriyle yüksek sesle konuştuklarını gözlemledi.

When you talk out loud, Kalıp ifadeler

2:40

Yüksek sesle konuştuğunuzda (out loud),

you speak so that other people can hear you. Dilbilgisi

2:42

başkalarının sizi duyabileceği şekilde konuşursunuz.

Kalıp ifadeler

talk out loud: başkalarının duyacağı şekilde sesli konuşmak

Talk out loud, sözcükleri yalnızca zihninde tutmak yerine sesini kullanarak söylemek demektir. Bu cümlede out loud, nasıl konuştuğunu gösterir: sözcükler seslendirilir ve duyulabilir. Out loud mutlaka yüksek ses düzeyinde konuşmak anlamına gelmez. Önemli olan sözcüklerin sessiz kalmayıp sesli söylenmesidir.

Alıştırma

Hangi cümle, Mia'nın bağırdığını söylemeden sözcükleri sesiyle okuduğu anlamına gelir?

  1. Mia reads the note out loud.
  2. Mia reads the note silently.
  3. Mia reads the note loudly.
Cevabı göster

Mia reads the note out loud.

Dilbilgisi

so that ... can ...: amaç belirtmek

so that other people can hear you bölümünde so that, konuşmanın amacını belirtir: başkalarının seni duyabilmesini sağlamak için sesini kullanırsın. Yararlı bir kalıp eylem + so that + biri + can + fiilin yalın hâli şeklindedir. so that sonrasındaki bölüm, eylemle neyin mümkün hâle getirilmek istendiğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren iki sözcüklü bağlaçla tamamla: Hold the sign higher ____ everyone can see it.

Cevabı göster

so that

But it's what the toddlers were saying Dilbilgisi

2:44

Ama asıl gerçekten ilginç olan

that's really interesting.

2:47

yeni yürümeye başlayan çocukların ne söylediği.

Dilbilgisi

It's what ... that's ...: önemli bilgiyi odağa yerleştirmek

It is X that ... kalıbı, X bölümünü en güçlü odağa yerleştiren bir vurgu yapısıdır. Buradaki X, what the toddlers were saying bölümüdür; yani küçük çocukların söylediklerinin içeriğidir. Bu nedenle cümle, genel olarak çocuklardan çok onların ne söylediğine özel dikkat çeker. Daha tarafsız biçimi What the toddlers were saying is really interesting. olur.

Alıştırma

Bu vurgu yapısı hangi bilgiyi odağa alır?

  1. Küçük çocukların söylediklerinin içeriğini
  2. Küçük çocukların konuştuğu yeri
  3. Küçük çocukların yaşını
Cevabı göster

Küçük çocukların söylediklerinin içeriğini

When a little girl called Julie learned how to put on her gloves, Notlar

2:48

Julie adında küçük bir kız eldivenlerini nasıl takacağını öğrendiğinde,

Dilbilgisi

called Julie: adı belirten kısaltılmış ifade

a little girl called Julie ifadesinde called Julie, isimden sonra gelir ve kızın adını belirtir. Bu, a little girl who is called Julie yapısının kısaltılmış hâli olan bir geçmiş zaman ortacı grubudur. İsim + called + ad kalıbı; bir insanı, hayvanı, yeri veya nesneyi adıyla kısaca tanıtmak için kullanılır. Burada called, telefon etti değil, adı ... olan anlamındadır.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: A dog called Max waited by the gate. called Max ne anlama gelir?

  1. Max'e bağıran
  2. adı Max olan
  3. Max'i telefonla arayan
Cevabı göster

adı Max olan

Öbek fiiller

put on her gloves: eldivenleri ellere takma eylemi

put on her gloves ifadesinde put on, eldivenleri ellere geçirip takılı hâle getirmek demektir. put on + giysi ya da aksesuar, son duruma değil giyme veya takma eylemine odaklanır. Burada nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelir: put on her gloves. Aynı kalıp palto, ayakkabı veya şapka ile de kullanılır.

Alıştırma

“Üzerine giymek veya takmak” anlamındaki hedef öbek fiille cümleyi tamamla: It is cold, so ____ your coat before you go outside.

Cevabı göster

put on

she told herself,

2:52

kendi kendine dedi ki,

"Julie can do it." Ton ve niyet

2:54

"Julie bunu yapabilir."

Ton ve niyet

Julie can do it: bir çocuğun kendi kendine konuşarak kendini cesaretlendirmesi

Julie can do it cümlesi, kelime anlamıyla Julie’nin bunu başarabileceğini söyler. Julie bu sözü kendi kendine söylediği için buradaki asıl işlev yalnızca bir gerçeği bildirmek değil, kendine güven vermektir. Küçük çocuklar kendi kendilerine konuşurken bazen I yerine kendi adlarını kullanır. Başka durumlarda kendini cesaretlendirmek için I can do it, bir başkasını cesaretlendirmek için You can do it kullanılır.

Alıştırma

Lena sesli okuma konusunda gergin. Kendini cesaretlendirmek için hangi cümleyi söyleyebilir?

  1. Can you do it for me?
  2. I did it yesterday.
  3. I can do it.
Cevabı göster

I can do it.

This is a special kind of talking out loud

2:55

Bu özel bir tür yüksek sesle konuşmadır

known as self-talk. Kalıp ifadeler

2:58

ve kendi kendine konuşma (self-talk) olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

known as self-talk: bir terimi tanıtma

Known as + ad, “o adla anılan” anlamına gelir. Burada known as self-talk, hemen önce açıklanan özel konuşma türüne bir ad verir. Tam yapı which is known as self-talk olarak düşünülebilir. which is çıkarıldığında, a special kind of talking out loud ifadesini niteleyen daha kısa bir geçmiş zaman ortacı öbeği oluşur.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrenilen ve “adı verilen” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This reading method is ____ skimming.

Cevabı göster

known as

Self-talk means the messages that you tell yourself Kelime

3:00

Kendi kendine konuşma, kendinize söylediğiniz mesajlar

and the way in which you tell them. Dilbilgisi

3:03

ve onları söyleme biçiminiz anlamına gelir.

Kelime

Self-talk: kendine yönelttiğin mesajlar

Self-talk, “I can do this” veya “I always make mistakes.” gibi kendine yönelttiğin mesajların, yorumların ya da talimatların akışıdır. Bu cümlede messages, telefonla gönderilen yazılı mesajları değil, bu düşüncelerin içeriğini ifade eder. Self-talk sesli söylenebilir veya zihinde sessizce gerçekleşebilir. Temel fikir, mesajı üreten ve alan kişinin aynı olmasıdır.

Alıştırma

Hangi durum self-talk örneğidir?

  1. Yarıştan önce Kim kendine “Hazırım.” der.
  2. Antrenörü talimat verirken Kim onu dinler.
  3. Kim antrenörüne yarış hakkında bir mesaj gönderir.
Cevabı göster

Yarıştan önce Kim kendine “Hazırım.” der.

Dilbilgisi

the way in which you tell them: bunları kendinize söyleme biçiminiz

the way in which you tell them, “bu mesajları kendinize nasıl söylediğiniz” anlamına gelir. in which ilgi ifadesi, way ismini açıklayan bir yan cümleyi başlatır; them ise messages sözcüğüne gönderme yapar. Cümle, içeriği söyleme biçiminden ayırır: iç konuşma hem kendinize ne söylediğinizi hem de bunu nasıl söylediğinizi kapsar.

Alıştırma

Cümleyi resmî, iki sözcüklü ilgi ifadesiyle tamamlayın: The way ____ the coach explains the rule makes it easy to understand.

Cevabı göster

in which

It's your inner voice Deyimler

3:05

O sizin iç sesinizdir

and in toddlers,

3:06

ve yeni yürümeye başlayan çocuklarda,

it's usually positive and encouraging.

3:07

genellikle olumlu ve cesaretlendiricidir.

Deyimler

your inner voice: iç sesin

your inner voice, kendinize yönelttiğiniz özel sözler, düşünceler ve yargılar için kullanılan bir benzetmedir. Mutlaka kulağınızla duyabileceğiniz bir ses anlamına gelmez. Burada inner voice, iç konuşmayı başka bir şekilde anlatır. Onun olumlu ve cesaret verici olarak tanımlanması, bu özel düşüncelerin tonunun da önemli olduğunu gösterir.

Alıştırma

İç konuşmayla ilgili bir tartışmada your inner voice büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kendinize yönelttiğiniz özel düşünceler ve yorumlar
  2. Çok sessiz konuşurken çıkan ses
  3. Odadaki başka bir kişinin alçak sesi
Cevabı göster

Kendinize yönelttiğiniz özel düşünceler ve yorumlar

Unfortunately, as we grow up, Öbek fiiller

3:10

Ne yazık ki, büyüdükçe,

our self-talk often becomes less encouraging Dilbilgisi

3:12

kendi kendimize konuşmalarımız genellikle daha az cesaretlendirici

and more critical.

3:15

ve daha eleştirel hale gelir.

Öbek fiiller

as we grow up: zamanla büyümek

as we grow up ifadesindeki grow up, yaşça büyümek, özellikle çocukluktan yetişkinliğe geçmek anlamına gelir. Bir öbek fiildir. As zaman ilişkisi kurar: ana ifadedeki değişim, büyüme süreci sırasında gerçekleşir. Buradaki as, ‘-dıkça’ veya ‘-iken’ anlamındadır; ‘çünkü’ anlamında değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede grow up, yaşça büyümek ve yetişkinliğe ilerlemek anlamında kullanılmıştır?

  1. Sales can grow by ten percent this year.
  2. This plant can grow up to one metre tall.
  3. My little brother is growing up quickly.
Cevabı göster

My little brother is growing up quickly.

Dilbilgisi

less encouraging and more critical: değişimin iki yönü

less encouraging and more critical, değişimin birbirine zıt iki yönünü göstermek için iki karşılaştırma biçimi kullanır. Less + sıfat, bir özelliğin azaldığını; more + sıfat ise başka bir özelliğin arttığını gösterir. And bu iki değişimi dengeli bir anlatımda birleştirir. Buradaki critical, kusur bulmaya veya olumsuz yargılamaya eğilimli anlamındadır. Encouraging ile karşıtlık oluşturur; bu cümlede çok önemli anlamına gelmez.

Alıştırma

Düzenleme, anlatımın tonunu iyileştirdi. Cümleyi less ... and more ... ile tamamlayın: After the rewrite, the message became ____ negative and ____ encouraging.

Cevabı göster

less · more

Instead of a positive loving inner voice, Kalıp ifadeler

3:16

Olumlu ve sevgi dolu bir iç ses yerine,

as adults,

3:19

yetişkinler olarak,

we tend to tell ourselves, Kalıp ifadeler

3:20

kendimize şöyle deme eğilimindeyizdir,

"You can't do it."

3:21

"Bunu yapamazsın."

Kalıp ifadeler

Instead of ...: seçilmeyen seçeneği önce sunma

Instead of, seçilmeyen veya gerçekleşmeyen kişiyi, şeyi ya da eylemi belirtir. Ana cümle daha sonra gerçek alternatifi verir. Burada sevgi dolu iç ses ortaya çıkmayan seçenektir; devamındaki bölüm ise yetişkinlerin kendilerine sıkça ne söylediğini gösterir. instead of yapısından sonra isim, zamir veya fiilin -ing biçimi gelebilir: instead of tea, instead of me, instead of waiting. Cümlenin başında kullanıldığında ana mesajdan önce karşıtlığı kurar.

Alıştırma

Cümleyi Instead of ile tamamlayın: ____ playing indoors, Maya went to the park.

Cevabı göster

Instead of

Kalıp ifadeler

tend to tell ourselves: yaygın bir eğilimi anlatma

Tend to + fiilin yalın hâli, her seferinde gerçekleşen bir şeyi değil, yaygın veya gerçekleşmesi olası bir durumu anlatır. Bu cümlede insanlar kendilerine sık sık “You can't do it” der, ancak bu kullanım istisnalara da izin verir. tend to tell yapısında tell, to sonrasında fiilin yalın hâlidir. Ourselves, we sözcüğüne döner; yani konuşanlarla mesajı alanlar aynı kişilerdir.

Alıştırma

Hangi cümle, istisnalara izin veren yaygın bir durumu anlatır?

  1. Nora never checks the weather before cycling.
  2. Nora tends to check the weather before cycling.
  3. Nora always checks the weather before cycling.
Cevabı göster

Nora tends to check the weather before cycling.

or "You're no good." Kelime

3:22

veya "Hiçbir işe yaramazsın."

Kelime

"You're no good.": kişiye yönelik geniş ve sert bir olumsuz yargı

"You're no good." cümlesinde no good, are fiilinden sonra tamamlayıcı olarak kullanılır ve you hakkında geniş bir olumsuz yargı bildirir. Bağlama göre “işe yaramazsın”, “yeterince iyi değilsin” veya “kötü ya da güvenilmez birisin” gibi anlamlara gelebilir; “iyi bir şeye sahip değilsin” anlamına gelmez. Belirli bir beceri veya durum söylenmediği için bu yargı kişinin tamamına yönelikmiş gibi duyulabilir. Bu olumsuz iç konuşma örneğinde kişi, tek bir hatayı sakin biçimde anlatmak yerine kendi değerine veya yeteneğine saldırmaktadır.

Alıştırma

Hangi kullanımda "You're no good." kişiye yönelik geniş ve incitici bir yargı bildirir?

  1. Bir tartışma sırasında biri "You're no good." cümlesini tek başına söyler.
  2. Bir takım arkadaşı "This plan is no good." der.
  3. Bir antrenör "You're not good at tennis yet." der.
Cevabı göster

Bir tartışma sırasında biri "You're no good." cümlesini tek başına söyler.

Here's Dr. Merali again

3:24

Dr. Merali yine burada

explaining more to BBC Radio 4 program Woman's Hour.

3:25

BBC Radio 4 programı Woman's Hour'da daha fazlasını açıklıyor.

We often get into the cycle of negative self-talk Deyimler

3:30

Sıklıkla olumsuz kendi kendine konuşma döngüsüne giriyoruz

Deyimler

"get into the cycle of negative self-talk": tekrarlanan bir düzene girmek

Get into the cycle of ... tekrarlanan bir düzene girmek veya bu düzenin içinde sıkışmak anlamına gelir. Burada cycle mecazdır: bir adım diğerine yol açar ve aynı düzen yeniden başlar; fiziksel bir daireyi ya da bisikleti anlatmaz. Negative self-talk, kişinin kendisine yönelttiği eleştirel veya cesaret kırıcı söz ve düşüncelerdir. İfade bir bütün olarak olumsuz düşüncelerin döngü içinde daha fazla olumsuz düşünceye yol açabileceğini anlatır. Yeni durumlarda yaygın biçimde kullanılabilen yapı get into a cycle of + isim veya -ing eylemidir.

Alıştırma

Hangi cümlede a cycle, bir kişinin içine sıkıştığı tekrarlanan bir düzen anlamında kullanılmıştır?

  1. She drew a circle around the answer.
  2. The child rode a bicycle around the park.
  3. She got into a cycle of worrying and sleeping badly.
Cevabı göster

She got into a cycle of worrying and sleeping badly.

and I think one of the best strategies that we can do Dilbilgisi

3:33

ve bence uygulayabileceğimiz en iyi stratejilerden biri

is give ourselves more positive self-talk.

3:35

kendimize daha fazla olumlu kendi kendine konuşma fırsatı vermek.

Dilbilgisi

one of the best strategies ... is ...: ana fiilin neden tekil olduğu

One of the best strategies, çok iyi stratejilerden oluşan bir gruptan seçilen bir strateji anlamına gelir. one of ifadesinden sonra sayılabilen isim çoğul olur: strategies. that we can do yan cümlesi strategies sözcüğünü açıklar, ancak tüm öznenin ana sözcüğü yine one olur. one tekil olduğu için ana bağ fiili are değil, is olur. is sonrasındaki give ourselves more positive self-talk ifadesi bu tek stratejinin ne olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede one of + çoğul isim yapısı ve tekil ana fiil doğru kullanılmıştır?

  1. One of the most useful tools are a timer.
  2. One of the most useful tools is a timer.
  3. One of the most useful tool is a timer.
Cevabı göster

One of the most useful tools is a timer.

So,

3:38

Yani,

an easy way to do it Dilbilgisi

3:38

bunu yapmanın kolay bir yolu,

is when you're down on yourself and angry with yourself, Deyimler

3:40

kendinize yüklendiğinizde ve kendinize kızgın olduğunuzda,

Dilbilgisi

an easy way to do it is ...: bir yöntem sunma kalıbı

An easy way to do it is ..., basit bir yöntemi tanıtmak için kullanılan bir kalıptır. Öznenin ana sözcüğü way'dir. to do it mastar öbeği yöntemin ne işe yaradığını gösterir; is ise özneyi ardından gelen açıklamaya bağlar. Yaygın tam kalıp An easy way to + fiil is to + fiil şeklindedir; örneğin An easy way to remember it is to draw a picture. Altyazıda is sonrasındaki sözler when ile başladığı için konuşan kişi önce yöntemin kullanılabileceği durumu belirtir.

Alıştırma

An easy way to ... is to ... kalıbını tamamlayın: An easy ____ remember a new word is to use it in a sentence.

Cevabı göster

way to

Deyimler

be down on yourself: kendine fazla yüklenmek

be down on yourself, kendin hakkında kötü düşünmek veya kendini gereğinden fazla eleştirmek demektir. Burada down on birlikte anlam taşır; birinin nerede bulunduğunu anlatmaz. Bu cümlede you're down on yourself kişinin kendine nasıl baktığını anlatırken angry with yourself buna öfke duygusunu ekler. Bir kişi yalnızca kusurlarına odaklanıp kendini haksız yere yargıladığında bu ifade kullanılabilir.

Alıştırma

Maya bir hata yaptı ve şimdi hiçbir şeyi iyi yapamadığını söylüyor. 'Maya is down on herself' ne demektir?

  1. Kendini gereğinden fazla eleştiriyor.
  2. Birinin altında duruyor.
  3. Başka birini eleştiriyor.
Cevabı göster

Kendini gereğinden fazla eleştiriyor.

think about talking to yourself as a good friend Ton ve niyet

3:44

aslında kendinizle değil de iyi bir arkadaşınızla konuşuyormuş gibi

instead of actually you.

3:47

düşünmektir.

Ton ve niyet

talking to yourself as a good friend: as + rol

talking to yourself as a good friend ifadesinde as a good friend, kendinle konuşurken benimsemen gereken rolü veya tutumu gösterir. Tavsiye, kendini sertçe eleştirmek yerine ilgili bir arkadaşın sana göstereceği sabrı ve nezaketi kendine de göstermendir. Bu, as + rol yapısıdır: as, bir kişinin hareket ederken hangi role sahip olduğunu veya hangi rolü seçtiğini gösterir. Konuşmada gerçekten iyi bir arkadaşın bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

'Try talking to yourself as a good friend,' tavsiyesinde 'as a good friend' ne anlama gelir?

  1. Yakında iyi bir arkadaş dururken konuşmak.
  2. İyi bir arkadaşın rolünü ve nazik tutumunu benimsemek.
  3. Yalnızca arkadaşlarından biriyle konuşmak.
Cevabı göster

İyi bir arkadaşın rolünü ve nazik tutumunu benimsemek.

And you'll notice that difference

3:48

Ve o farkı hissedeceksiniz

in how you talk to yourself.

3:50

kendinizle konuşma biçiminizde.

As an adult,

3:52

Bir yetişkin olarak,

you might be down on yourself.

3:53

kendinize yükleniyor (down on yourself) olabilirsiniz.

If you're down on yourself,

3:56

Eğer kendinize yükleniyorsanız,

you feel disappointed

3:57

kendinizi hayal kırıklığına uğramış

and self-critical about yourself.

3:59

ve kendinize karşı aşırı eleştirel hissedersiniz.

When this happens,

4:01

Bu olduğunda,

your self-talk gets very negative. Kalıp ifadeler

4:02

kendi kendine konuşmanız çok olumsuz bir hal alır.

Kalıp ifadeler

gets very negative: değişimi anlatan get + sıfat yapısı

Burada get + sıfat, “... hâle gelmek” anlamındadır. gets very negative ifadesinde gets bir durum değişimini gösterir, very negative sözcüğünü güçlendirir ve negative iç konuşmayı niteler. Aynı kalıp birçok değişim için kullanılabilir: get tired, get cold veya get angry. Özneye ve zamana göre get biçimini gets, got veya will get olarak değiştirin.

Alıştırma

Hangi cümlede bir durum değişimini anlatmak için get + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The sky got darkness before the storm.
  2. The sky got darkly before the storm.
  3. The sky got dark before the storm.
Cevabı göster

The sky got dark before the storm.

For example,

4:05

Örneğin,

telling yourself you're no good.

4:05

kendinize işe yaramaz olduğunuzu söylemek gibi.

And this can lead to a negative cycle, Kelime

4:08

Ve bu durum olumsuz bir döngüye (negative cycle) yol açabilir,

a pattern of repeating the same negative thoughts

4:10

aynı olumsuz düşünceleri tekrar tekrar düşünme paterni,

over and over again. Kalıp ifadeler

4:13

defalarca.

Kelime

a negative cycle: tekrarlanan zararlı bir örüntü

Burada a negative cycle, tekrarlanan ve kendi kendine sürüp giden zararlı bir örüntü anlamındadır. Cycle soyut anlamda kullanılır; fiziksel bir daireyi ya da bisikleti ifade etmez. Virgülden sonraki sözler ifadeyi açıklar: aynı olumsuz düşüncelerin tekrar tekrar yinelendiği bir örüntü. Bu tür bir döngü, bir şey değişene veya örüntüyü kesintiye uğratana kadar devam eder.

Alıştırma

“Worry causes poor sleep, and poor sleep causes more worry, creating a negative cycle.” cümlesinde a negative cycle ne anlama gelir?

  1. Koyu renkle çizilmiş bir daire
  2. Tekrarlanan ve daha fazla soruna yol açmayı sürdüren zararlı bir örüntü
  3. Bir kez yaşanıp sona eren bir sorun
Cevabı göster

Tekrarlanan ve daha fazla soruna yol açmayı sürdüren zararlı bir örüntü

Kalıp ifadeler

over and over again: tekrar tekrar

Over and over again, aynı eylemin, olayın veya düşüncenin birçok kez tekrarlandığını belirtir. Again sözcüğünden daha güçlü bir vurgu taşır. Again yalnızca bir kez daha anlamına gelebilirken over and over again tekrarın sürekli olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümledeki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Ben asked the same question over and over ____.

Cevabı göster

again

This can be a problem,

4:15

Bu bir sorun olabilir,

but not for toddlers

4:16

ama doğal olarak kendileriyle nazikçe konuşmakta çok iyi olan

who are naturally good at talking kindly to themselves Kalıp ifadeler

4:17

ve küçük şeyleri kutlamayı bilen,

Kalıp ifadeler

naturally good at talking kindly to themselves: good at + -ing yapısı

Be good at + isim ya da -ing biçimi, bir etkinlikte becerikli olmak anlamına gelir. At bir edat olduğu için burada talk veya to talk değil, talking kullanılır. Naturally yeteneğin kolay ve doğal geldiğini, kindly nasıl konuşulduğunu, themselves ise her kişinin sözleri kendisine yönelttiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için explain fiilinin doğru biçimini kullanın: Mia is good at ____ hard ideas clearly.

Cevabı göster

explaining

and celebrating the little things, Deyimler

4:20

giyinmeyi öğrenmek gibi,

like learning to get dressed. Kalıp ifadeler

4:23

yeni yürümeye başlayan çocuklar için değil.

Deyimler

celebrating the little things: küçük başarıları önemsemek

Bu cümlede celebrating the little things, küçük ilerlemeleri veya başarıları fark edip bunlara sevinmek demektir. Resmî bir kutlama düzenlemek anlamına gelmez. Bu ifade günlük ilerlemeye değer verir. Kendi kendine giyinmeyi öğrenmek gibi basit bir beceri bile fark edilmeye ve desteklenmeye değerdir.

Alıştırma

“Küçük başarıları fark edip önemsemek” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Remember to ____, even when your only win is packing your bag on time.

Cevabı göster

celebrate the little things

Kalıp ifadeler

get dressed: giyinip hazır olmak

Get dressed, kıyafetlerini giyip hazır olmak demektir. Burada get, “bir duruma gelmek” anlamındadır; dressed ise ortaya çıkan giyinmiş durumu anlatır. Bu ifade giyinmeyi tek ve tamamlanmış bir eylem olarak ele alır ve normalde ardından belirli bir giysi adı almaz.

Alıştırma

“Kıyafetlerini giyip hazır olmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo can ____ by himself before school.

Cevabı göster

get dressed

The solution for overcritical grown-ups, Kelime

4:25

Aşırı eleştirel yetişkinler için çözüm,

according to Dr. Merali,

4:27

Dr. Merali'ye göre,

Kelime

overcritical grown-ups: olumsuz yargı taşıyan gündelik ifade

Bu bağlamda overcritical grown-ups, kendilerini yararlı ya da makul olandan daha sert yargılayan yetişkinler demektir. over- ön eki “gereğinden fazla” anlamı katar; bu yüzden overcritical olumsuz bir değerlendirme taşır. Grown-ups, adults sözcüğünün gündelik bir karşılığıdır. İfade tek başına, başkalarını fazla eleştiren yetişkinleri de anlatabilir; burada öz konuşma bağlamı, kişinin kendine karşı aşırı eleştirel olması anlamını verir.

Alıştırma

Bu cümlede overcritical grown-ups ne anlama geliyor?

  1. Her ayrıntıyı dikkatle kontrol eden yetişkinler
  2. Kendilerini gereğinden fazla sert yargılayan yetişkinler
  3. Yetişkinleri eleştiren çocuklar
Cevabı göster

Kendilerini gereğinden fazla sert yargılayan yetişkinler

pretend you're talking to a good friend

4:29

iyi bir arkadaşınızla konuşuyormuşsunuz gibi davranmak,

instead of to yourself,

4:31

kendiniz yerine,

just like toddlers do. Dilbilgisi

4:32

tıpkı küçük çocukların yaptığı gibi.

Dilbilgisi

just like toddlers do: tekrarlanan eylemin yerine do kullanımı

just like toddlers do ifadesinde do, daha önce anlamı anlaşılmış olan fiil grubunun yerine geçer. Burada arkadaşla konuşur gibi konuşma fikrine geri gönderme yapar; böylece eylemin tamamı tekrarlanmaz. Bu, yardımcı fiil do'nun bir eylemin yerine kullanılmasıdır: geniş zamanda I, you, we, they ve diğer çoğul öznelerle do; üçüncü tekil şahısla does; geçmiş zamanda did kullanılır.

Alıştırma

Tekrarlanan eylemin yerine geçen yardımcı fiille cümleyi tamamlayın: I build sandcastles just like my friends ____.

Cevabı göster

do

It seems us adults can learn something from young children after all, Kelime

4:34

Görünüşe göre biz yetişkinler, nihayetinde küçük çocuklardan bir şeyler öğrenebiliriz,

being kind to ourselves. Kalıp ifadeler

4:38

kendimize nazik olmayı.

Kelime

Gayriresmî özne olarak us adults

Bu cümlede us adults, “biz yetişkinler” anlamına gelir. İfadenin tamamı can learn fiilinin öznesidir; bu yüzden us ile başlasa da nesne değildir. Özne konumunda us kelimesinden sonra bir grubu adlandıran isim kullanmak, Britanya İngilizcesinin bazı çeşitlerinde de duyulan gayriresmî ve standart dışı bir konuşma kalıbıdır. Standart İngilizcede burada we adults kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede “we adults” standart İngilizceye uygun biçimde özne olarak kullanılmıştır?

  1. Us adults can learn from children.
  2. We adults can learn from children.
  3. Children can teach us adults.
Cevabı göster

We adults can learn from children.

Kalıp ifadeler

being kind to ourselves: be kind to + dönüşlülük zamiri

Burada being kind to ourselves, yetişkinlerin öğrenebileceği “şeyin” ne olduğunu açıklar: kendimize sert davranmak yerine özenli ve sabırlı davranmak. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be kind to + kişi şeklindedir. Bu kişi özneyle aynıysa uygun dönüşlülük zamiri kullanılır: be kind to yourself, ourselves veya themselves.

Alıştırma

Cümleyi be kind to ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: After a tough day, we should be ____.

Cevabı göster

kind to ourselves

When they're not having tantrums, Anlatım akışı

4:40

Öfke nöbeti geçirmediklerinde,

toddlers really are wonderful little creatures,

4:42

yeni yürümeye başlayan çocuklar gerçekten de harika küçük yaratıklardır,

Anlatım akışı

When they're not having tantrums: övgüden önce esprili bir sınırlama

Baştaki when yan cümlesi, övgüyü küçük çocukların öfke nöbeti geçirmediği zamanlar çerçevesinde sunar. Bu ayrıntının önce verilmesi, övgünün kesin bir yargıdan çok esprili bir istisna içerdiğini gösterir. Bu sıralama küçük bir şaka da yaratır. Konuşmacı önce çocukların zor yanından söz eder, ardından onları içtenlikle över; böylece yorum hafif ve dengeli bir hava kazanır.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki yan cümle ne yapıyor? When she isn't teasing her brother, Mia is very helpful.

  1. Mia'nın hiç yardım etmediğini söyler.
  2. Övgüyü sınırlar ve ona eğlenceli bir ton verir.
  3. Mia'nın erkek kardeşiyle ne zaman dalga geçeceğini sorar.
Cevabı göster

Övgüyü sınırlar ve ona eğlenceli bir ton verir.

which reminds me of your question, Anlatım akışı

4:45

ki bu bana sorunu hatırlattı,

Neil.

4:46

Neil.

Anlatım akışı

which reminds me of your question: önceki konuya doğal biçimde dönmek

Buradaki which, belirli bir isme değil, az önce söylenen düşüncenin tamamına gönderme yapar. Remind someone of something yapısında me hatırlayan kişidir; your question ise yeniden akla gelen şeydir. Bu yan cümle bir köprü görevi görür. Güncel konu daha önceki bir soruyu hatırlatır ve konuşmacı ani bir geçiş yapmadan o soruya dönebilir.

Alıştırma

Cümleyi which ve remind me of kullanan şimdiki zamanlı bir yan cümleyle tamamlayın: You mentioned the old playground, ____ our first day at school.

Cevabı göster

which reminds me of

Right.

4:47

Doğru.

I asked you which statement about toddlers was true.

4:47

Sana küçük çocuklarla ilgili hangi ifadenin doğru olduğunu sormuştum.

And I said it was that toddlers can grow up to 3 cm

4:50

Ve ben de küçük çocukların 3 cm'ye kadar büyüyebileceği şeklinde yanıt vermiştim

while they sleep.

4:55

uyurken.

Was I right?

4:56

Haklı mıydım?

Uh

4:57

Hımm

I think you know that you're not right, Ton ve niyet

4:57

Sanırım haksız olduğunu sen de biliyorsun,

Beth.

4:59

Beth.

Ton ve niyet

I think you know that you're not right: karşı tarafın da durumu bildiğini ima eden dolaylı bir düzeltme

Konuşan kişi Beth'e yanıldığını söylüyor, ancak bunu You're wrong kadar doğrudan söylemiyor. I think ifadeyi daha az kesin hâle getirirken you know that Beth'in hatayı muhtemelen kendisinin de fark ettiğini düşündürüyor. Bu ima cümleye biraz suçlama katabilir. Cümle nazik bir düzeltme gibi duyulabilir, ancak “Bunun yanlış olduğunu sen de biliyorsun” anlamını da taşıyabilir.

Alıştırma

Hangi cümle birini dolaylı olarak düzeltirken o kişinin hatayı muhtemelen zaten bildiğini de ima eder?

  1. I think you know that this answer isn't right.
  2. I don't think this answer is right.
  3. You're wrong about the answer.
Cevabı göster

I think you know that this answer isn't right.

That was the wrong answer.

5:00

Bu yanlış cevaptı.

It's true that toddlers do grow when sleeping, Dilbilgisi

5:01

Yeni yürümeye başlayan çocukların uyurken büyüdüğü doğrudur,

but not as much as 3 cm.

5:04

ama 3 cm kadar değil.

Dilbilgisi

It's true that ... but not as much as ...: önce kabul edip sonra dereceyi sınırlamak

It's true that konuşanın kabul ettiği kısmı sunar. Ardından but not as much as miktarın veya etkinin birinin iddia ettiğinden daha küçük olduğunu belirtir. Konuşan önce aynı fikirde olur, sonra abartılan kısmı düzeltir. Burada much büyüme miktarını ifade eder. but sonrasında, tekrarlanan özne ve fiil zaten açık olduğu için toddlers do not grow söylenmez. Anlam, büyümenin 3 cm'den az olduğudur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kabul etme ve sınırlama kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ the medicine helps, ____ some advertisements claim.

Cevabı göster

It's true that · but not as much as

In fact, Anlatım akışı

5:07

Aslında,

the correct answer was that being a toddler

5:07

doğru cevap, yürümeye başlayan çocuk olmanın

is the most active period of your whole life, Dilbilgisi

5:09

hayatınızın en aktif dönemi olduğuydu,

Anlatım akışı

In fact: bir düzeltme veya daha doğru bilgi sunmak

In fact, dinleyene sıradaki bilginin daha doğru olduğunu bildirir. Burada doğru cevabı sunar ve önceki bir tahminin yerini alır ya da onu düzeltir. Cümlenin başında bu söylem belirteci mesajı düzenler: önce bir düşünce veya beklenti gelir, ardından In fact gerçekte doğru olanı sunar.

Alıştırma

Önce havuzun saat onda açıldığını düşündünüz, ancak doğru saatin dokuz olduğunu öğrendiniz. Düzeltmeyi en iyi hangi cümle sunar?

  1. Maybe the pool opens at nine.
  2. For example, the pool opens at nine.
  3. In fact, the pool opens at nine.
Cevabı göster

In fact, the pool opens at nine.

Dilbilgisi

the most active period of your whole life: üstünlük derecesi ve karşılaştırma alanı

the most active, bir dönemin karşılaştırılan diğer tüm dönemlerden daha yüksek bir hareketlilik düzeyine sahip olduğunu belirtir. the most + adjective ile kurulan bir üstünlük derecesidir. the most active period of your whole life ifadesinde period seçilen ögedir, of your whole life ise karşılaştırma alanını gösterir. the most + adjective + noun + of + range kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

active kullanarak cümleyi the most + adjective kalıbıyla tamamlayın: This was ____ week of the whole summer.

Cevabı göster

the most active

which isn't hard to believe if you live with one. Ton ve niyet

5:12

ki onlardan biriyle yaşıyorsanız buna inanmak hiç de zor değil.

Ton ve niyet

which isn't hard to believe if you live with one: ortak deneyime dayanan hafif bir yorum

Burada which, az önce söylenen iddianın tamamına gönderme yapar. isn't hard to believe, inanması kolay demektir. one daha önce geçen tek bir kişiyi veya nesneyi tekrarlamayı önler; burada a toddler ifadesinin yerini tutar. if ile başlayan yan cümle, küçük bir çocukla yaşayan kişileri bu iddiayı günlük deneyimleriyle karşılaştırmaya çağırır. Böylece bilgi tanıdık gelir ve hafif, imalı bir şaka oluşur: küçük çocukları tanıyan kişiler iddianın neden doğru olduğunu kolayca anlayabilir.

Alıştırma

“Cats often wake people up early, which isn't hard to believe if you live with one,” cümlesinde son bölümün temel işlevi nedir?

  1. Dinleyenin birden fazla kedisi olup olmadığını sorar.
  2. Kedilerle yaşayanların bile bu iddiaya şaşırdığını söyler.
  3. Bir kediyle yaşamanın iddiayı inanılır kıldığına dair hafif bir yorum ekler.
Cevabı göster

Bir kediyle yaşamanın iddiayı inanılır kıldığına dair hafif bir yorum ekler.

Okay,

5:15

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned in this program Anlatım akışı

5:16

bu programda yeni yürümeye başlayan çocuklar,

about toddlers,

5:18

paytak paytak yürüyen

Anlatım akışı

let's recap: gözden geçirmeyi başlatan bir işaret

Let's recap, daha önce ele aldığımız konuları kısaca gözden geçirelim demektir. Bir geçiş ifadesi olarak dinleyene dersin, bölümün veya tartışmanın yeni bir konuya değil, özete geçtiğini bildirir. Burada recap bir fiildir. Gözden geçirilecek şey ardından gelir: recap the vocabulary veya recap what we learned.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğrenilen iki kelimelik gözden geçirme işaretiyle tamamlayın: Before we finish, ____ the three main ideas from today's lesson.

Cevabı göster

let's recap

young children who are toddling

5:19

veya yürümeyi öğrenen çocuklar (toddlers) hakkında öğrendiğimiz

or learning to walk.

5:21

kelimeleri tekrarlayalım.

A tantrum is a noisy uncontrolled

5:23

Öfke nöbeti (tantrum) gürültülü ve kontrolsüz bir

outburst of anger,

5:26

öfke patlamasıdır,

usually from a young child.

5:28

genellikle küçük bir çocuk tarafından yapılır.

If you say something out loud,

5:30

Bir şeyi yüksek sesle (out loud) söylerseniz,

you say it in a way

5:31

onu diğer insanların duyabileceği

that other people can hear.

5:32

bir şekilde söylersiniz.

Self-talk refers to the messages that you tell yourself Kalıp ifadeler

5:34

Kendi kendine konuşma (self-talk), kendinize söylediğiniz mesajları

and the way in which you tell them.

5:38

ve bunları söyleme biçiminizi ifade eder.

Kalıp ifadeler

Bir terimi tanımlamak için refers to

Burada refers to, “ifade eder” veya “anlamına gelir” demektir ve Self-talk teriminin tanımını verir. Kalıp X refers to Y şeklindedir: X açıklanan terim, Y ise bu terimin adlandırdığı düşünce veya şeydir. Tanımlarda refers to, means ifadesinden biraz daha resmî duyulur ve bir kelime ya da adın neyi gösterdiğini vurgular.

Alıştırma

Tanımı refers to ile tamamlayın: In this guide, screen time ____ time spent using a screen.

Cevabı göster

refers to

It's your inner voice.

5:40

O sizin iç sesinizdir.

The phrase to be down on yourself

5:42

Kendine yüklenmek (to be down on yourself) tabiri,

means to feel disappointed

5:44

kendinizle ilgili hayal kırıklığına uğramış

and self-critical about yourself.

5:45

ve özeleştirel hissetmek anlamına gelir.

And finally,

5:48

Ve son olarak,

a negative cycle

5:49

olumsuz bir döngü (negative cycle),

is a pattern of repeating the same negative thoughts

5:50

aynı olumsuz düşünceleri tekrar tekrar düşünme

over and over again.

5:53

paternidir.

Something a toddler would never do.

5:55

Küçük bir çocuğun asla yapmayacağı bir şey.

Once again,

5:58

Bir kez daha,

our 6 Minutes are up. Deyimler

5:58

6 Dakikamız doldu.

Deyimler

our 6 Minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Burada our 6 Minutes are up, programın altı dakikalık süresinin bittiğini ve ayrılan zamanın kalmadığını belirtir. Bu zaman ifadesinde up, “yukarı doğru” anlamına gelmez. 6 Minutes ifadesi çoğul olduğu için are kullanılır. Tekil time ile Our time is up veya Time is up denir.

Alıştırma

Cümleyi be up ifadesiyle tamamlayın: Your ten minutes ____, so please put down your pencils.

Cevabı göster

are up

But remember to join us again next time

6:00

Ancak daha fazla trend olan konu ve faydalı kelimeler için

for more trending topics and useful vocabulary

6:02

bir dahaki sefere 6 Minute English'te

here at 6 Minute English.

6:06

bize tekrar katılmayı unutmayın.

Goodbye for now.

6:08

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:08

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:10

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.