Dövmelerin tarihi - Addison Anderson: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
767 kelime 169 kel/dk

Video açıklaması: Video, dövmenin tarihini antik mumyalardan ve İngilizce “tattoo” sözcüğünün Polinezya kökeninden başlayarak statü simgesi, zorla vurulan damga, yeniden sahiplenilen kimlik ve modern kişisel ifade biçimi olarak üstlendiği rollere kadar izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. stretching back at least 8,000 years. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: Bir geleneğin, kurumun veya tarihsel kaydın geçmişte ne kadar eskiye uzandığını anlatmayı öğrenin. stretching back ile at least birlikteliği uzun bir zaman aralığını gösterirken verilen tarihin kesin başlangıç noktası değil, temkinli biçimde belirlenmiş en düşük tahmin olduğunu da ifade eder. 2. as people take ownership of that status or history. — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: take ownership of ifadesinin yalnızca bir şeye sahip olmak değil, bir kimliği veya zor deneyimi etkin biçimde kabul etmek, sahiplenmek ve yeniden tanımlamak anlamına da gelebileceğini kavrayın. Böylece toplulukların dayatılmış bir etiketi ya da acı geçmişi seçilmiş bir hafıza, kimlik veya dayanışmaya nasıl dönüştürdüğünü anlatabilirsiniz. 3. you can never go wrong with Mom. — Deyimler ve mecazi ifadeler: can never go wrong with kalıbını, hayal kırıklığı yaratma ihtimali düşük ve güvenilir bir seçeneği samimi biçimde önerme yolu olarak tanıyın. Burada Mom mizahi bir kapanış sağlar; aynı yapı yemek, hediye, tarz veya pratik strateji önerirken de kullanılabilir.

Bu derste

Thinking of getting a tattoo? Ton ve niyet

0:06

Dövme yaptırmayı mı düşünüyorsunuz?

Ton ve niyet

Thinking of getting ...?: gündelik dilde kısaltılmış soru

Thinking of getting ...? gündelik dilde kullanılan kısaltılmış bir sorudur. Are you bölümü atılmıştır; tam biçimi Are you thinking of getting ...? şeklindedir. Konuşan kişi kendi düşüncelerini anlatmıyor, dinleyenin bir şey yapmayı düşünüp düşünmediğini soruyor. think of bu anlamda kullanıldığında, sonraki eylem normalde -ing biçimini alır. Burada getting a tattoo, dövme yaptırmak anlamına gelir. Kısa biçim, konuyu hızlı ve samimi bir şekilde açar.

Alıştırma

Olası bir satın alma hakkında soru sormak için kullanılan belirtilmiş başlangıçla gündelik, kısaltılmış soruyu tamamlayın: ____ a used car?

Cevabı göster

Thinking of getting

Decorating your birthday suit would add another personal story Deyimler

0:08

Çıplak bedeninizi süslemek, başka bir kişisel hikaye ekleyecektir

to a history of tattoos

0:11

dövmelerin tarihine,

Deyimler

Decorating your birthday suit: mizahi bir örtmece

Birthday suit, çıplak olmayı ifade eden gündelik ve mizahi bir örtmecedir. Espri, giysisiz bedeni kişinin doğduğu anda üzerindeki suit olarak hayal eder. Dövmelerle ilgili bu bağlamda decorating your birthday suit, bedene dövme desenleri eklemek anlamına gelir. Giysileri süslemek demek değildir; ifade, düşünceyi daha eğlenceli ve dolaylı hâle getirir.

Alıştırma

Cümlede birthday suit neyi ifade ediyor?

  1. bir dövme deseni
  2. çıplak bir beden
  3. doğum günü partisi için giysiler
Cevabı göster

çıplak bir beden

stretching back at least 8,000 years. Kalıp ifadeler

0:12

en az 8.000 yıl geriye uzanan.

Kalıp ifadeler

stretching back at least 8,000 years: en az 8.000 yıllık tarihsel alt sınır

Burada stretching back at least 8,000 years, a history of tattoos ifadesini niteleyen bir -ing grubudur. Stretch back, fiziksel olarak esnemeyi değil, zaman içinde geçmişe doğru uzanmayı anlatır. At least, 8,000 years ifadesini bir alt sınır yapar. Bu tarih en az 8.000 yıllıktır ve daha eski olabilir; ifade kesin bir başlangıç noktası vermez.

Alıştırma

Cümleyi, “geçmişe doğru en az belirtilen süre kadar uzanan” anlamındaki dört kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The archive contains records ____ 200 years.

Cevabı göster

stretching back at least

Tattooed mummies from around the world

0:16

Dünyanın dört bir yanından dövmeli mumyalar,

attest to the universality of body modification Kalıp ifadeler

0:18

vücut modifikasyonunun evrenselliğini kanıtlamaktadır

across the millennia Kelime

0:20

binyıllar boyunca

Kalıp ifadeler

attest to the universality of body modification: beden değişikliğinin evrenselliğine kanıt oluşturmak

Bu cümlede attest to, “bir şeye kanıt oluşturmak” veya “bir şeyi göstermek” anlamına gelir. Dövmeli mumyalar kanıttır; varılan sonuç ise dövme gibi beden değişikliği uygulamalarının uzun dönemler boyunca insanlar arasında yaygın biçimde görülmüş olmasıdır. Attest to içindeki to bir edattır. Burada the universality of body modification isim grubunu başlatır. Attest to sonrasında yalın fiil değil, bir isim grubu veya -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, “bir şeye kanıt oluşturmak” anlamındaki iki kelimelik resmî ifadeyle tamamlayın: These records ____ the value of preserving local history.

Cevabı göster

attest to

Kelime

across the millennia: birden fazla bin yıllık dönem boyunca

Millennia, bin yıllık bir dönemi ifade eden millennium sözcüğünün çoğuludur. Across the millennia, “birden fazla bin yıllık dönem boyunca” anlamına gelir; yani milyonlarca yılı değil, çok uzun bir tarihsel zaman aralığını anlatır. Buradaki across, beden değiştirmenin birçok farklı çağda görülen bir olgu olduğunu gösterir. Aynı kalıp, çok uzun bir tarih boyunca yaşanan değişimi, devamlılığı veya tekrarlanan insan davranışlarını anlatabilir.

Alıştırma

“Birden fazla bin yıllık dönem boyunca” anlamını veren vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The design has evolved ____.

Cevabı göster

across the millennia

and to the fact that you really were stuck with it forever Kalıp ifadeler

0:22

ve lazerle sildirmeyi icat etmeye henüz fırsat bulamamışsa uygarlığınız,

if your civilization never got around to inventing laser removal. Öbek fiiller

0:25

gerçekten sonsuza dek onunla kalmak zorunda olduğunuz gerçeğini de.

Kalıp ifadeler

stuck with it forever: ondan sonsuza dek kurtulamamak

Be stuck with + isim veya zamir, bir şeyden kurtulmanın, onu değiştirmenin ya da ondan kaçınmanın uygulanabilir bir yolu olmadığı için onu tutmak veya onunla uğraşmak zorunda kalmak demektir. Genellikle durumun istenmediğini düşündürür. Bu cümlede it dövmeyi ifade eder; forever ise bir silme yöntemi olmadan sonucun fiilen kalıcı olduğunu vurgular. Stuck burada mecazidir; fiziksel olarak yapışmış bir şey yoktur.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın eski telefonu kullanmaya devam etmek dışında uygulanabilir bir seçeneği olmadığını anlatır?

  1. I'm sticking with this old phone.
  2. This old phone is stuck to me.
  3. I'm stuck with this old phone.
Cevabı göster

I'm stuck with this old phone.

Öbek fiiller

got around to inventing: get around to + -ing yapısı

Get around to doing something, genellikle bir işi erteledikten sonra sonunda onu yapacak zaman veya fırsat bulmak anlamına gelir. Never ile kullanıldığında eylemin hiç gerçekleşmediğini belirtir. Burada uygarlığın icadı, gecikmiş bir işmiş gibi mizahi biçimde sunulur: uygarlık lazerle silme teknolojisini yaratma aşamasına hiç ulaşmamıştır. Bu yapıda to bir edattır ve ardından -ing biçimi gelir: got around to inventing doğrudur; get around to invent yanlıştır.

Alıştırma

Yapıyı invent fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The council never got around to ____ a safer system.

Cevabı göster

inventing

A mummy from the Chinchorro culture

0:29

Chinchorro kültürüne ait bir mumyanın

in pre-Incan Peru

0:31

İnka öncesi Peru'da

has a mustache tattooed on his upper lip.

0:32

üst dudağında dövmeyle yapılmış bir bıyığı var.

Ötzi, mummified iceman of the Alps,

0:35

Alplerin mumyalanmış buz adamı Ötzi'nin,

has patterned charcoal tats along his spine, Kelime

0:37

omurgası boyunca kömür desenli dövmeleri vardır,

behind his knee,

0:40

dizinin arkasında,

and around his ankles,

0:41

ve ayak bileklerinin etrafında,

Kelime

patterned charcoal tats: tats sözcüğünün gündelik kullanımı

Tats, tattoos sözcüğünün gündelik ve kısaltılmış biçimidir. Patterned charcoal tats ifadesinde temel isim tats'tir; patterned, izlerin tekrarlanan çizgiler veya şekiller oluşturduğunu, charcoal ise dövme izlerinde kullanılan koyu renkli karbon malzemeyi belirtir. Anlatıcı, tarihsel bir açıklamada daha hafif ve konuşma diline yakın bir ton oluşturmak için tats sözcüğünü kullanır. İfade yine dövmeleri anlatır; tats adlı ayrı bir nesne türünü değil.

Alıştırma

Bir müze etiketi Ötzi'nin vücudundaki izlerden söz ediyor. Resmî yazıda hangi sözcük en uygundur?

  1. tattooing
  2. tattoos
  3. tats
Cevabı göster

tattoos

which might be from an early sort of acupuncture. Dilbilgisi

0:42

ki bu erken dönem bir tür akupunkturdan olabilir.

Dilbilgisi

which might be from ...: köken hakkında temkinli bir tahmin

Virgülden sonra gelen which, daha önce sözü edilen dövmeler hakkında ek bilgi veren sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Burada be from, bir şeyden kaynaklanmak veya kökeni bir şeye dayanmak anlamındadır; bu nedenle cümlecik izler için olası bir açıklama sunar. Might belirsizlik bildirir. Konuşmacı akupunktur açıklamasının kanıtlandığını ileri sürmez; bunu sınırlı kanıtlara dayanan bir yorum olarak sunar. Bu yapı, önce bir gözlemi belirtip ardından temkinli bir varsayım eklemek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, kaynağı yalnızca bir olasılık olarak sunmak için sınırlayıcı olmayan bir which cümleciği kullanır?

  1. The stain, which might be from a leaking pipe, appeared overnight.
  2. The stain, which is from a leaking pipe, appeared overnight.
  3. The stain, which must be from a leaking pipe, appeared overnight.
Cevabı göster

The stain, which might be from a leaking pipe, appeared overnight.

The mummy of Amunet,

0:45

Amunet'in mumyası,

a priestess in Middle Kingdom Egypt,

0:47

Orta Krallık dönemi Mısır'ında bir rahibe,

features tattoos thought to symbolize Dilbilgisi

0:49

sembolize ettiği düşünülen dövmeler taşır

sexuality and fertility.

0:50

cinsellik ve doğurganlığı.

Dilbilgisi

thought to symbolize: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği

Thought to symbolize sexuality and fertility, tattoos sözcüğünden sonra gelir ve onu niteler. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi cümleciğidir; tam biçimi tattoos which or that are thought to symbolize sexuality and fertility şeklindedir. Thought, edilgen are thought to yapısındaki geçmiş zaman ortacıdır; ana cümlenin geçmiş zaman fiili değildir. Bu yapı, yorumun sahibini belirtmeden insanların veya araştırmacıların görüşünü aktarır ve yorumu kesin bir gerçek gibi sunmaz. İsim + thought to + fiilin yalın hâli kalıbı belgesellerde, haberlerde ve ansiklopedik metinlerde yaygındır.

Alıştırma

Hangi tam ilgi cümleciği tattoos thought to symbolize fertility ile aynı yapı ve anlama sahiptir?

  1. tattoos which definitely symbolize fertility
  2. tattoos which make people think about fertility
  3. tattoos which are thought to symbolize fertility
Cevabı göster

tattoos which are thought to symbolize fertility

Even older than the mummies,

0:52

Mumyalardan bile daha eski olan,

figurines of seemingly tattooed people

0:54

görünüşte dövmeli insanların heykelcikleri

and tools possibly used for tattooing

0:56

ve muhtemelen dövme yapmak için kullanılan aletler

date back tens of thousands of years. Kalıp ifadeler

0:59

on binlerce yıl öncesine dayanıyor.

Kalıp ifadeler

date back tens of thousands of years: on binlerce yıl öncesine dayanmak

date back + süre, bir şeyin günümüzden o kadar zaman önce başladığını veya zaten var olduğunu belirtir. Burada figurines ... and tools ... birleşik ve çoğul özne olduğu için fiilin yalın biçimi date kullanılır. tens of thousands of years kesin bir yaş değil, on binlerce yıllık geniş bir zaman ölçeği belirtir.

Alıştırma

Cümleyi date back ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This stone tower ____ nearly six hundred years.

Cevabı göster

dates back

Tattoos don't have one historical origin point that we know of, Kalıp ifadeler

1:02

Bildiğimiz kadarıyla dövmelerin tek bir tarihi çıkış noktası yok,

but why do we English speakers call them all tattoos?

1:05

ama neden biz İngilizce konuşanlar hepsine "tattoo" (dövme) diyoruz?

Kalıp ifadeler

that we know of: bir iddiayı mevcut bilgilerle sınırlamak

that we know of, one historical origin point ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Bu olumsuz yapıda iddiayı konuşanların şu anda sahip olduğu bilgilerle sınırlar. Bu nedenle cümle, şu anda bilinen tek bir köken noktası olmadığını söyler. Böyle bir kökenin hiç var olmadığını kanıtlamaz; burada know of, bir şeyin varlığından haberdar olmak anlamındadır.

Alıştırma

Bu cümledeki sınırlayıcı ifade ne anlama gelir?: There are no earlier examples that we know of.

  1. Daha eski örneklerin hiçbir zaman var olmadığını kanıtlar.
  2. Konuşan kişi daha eski örneklerin tam olarak ne zaman yapıldığını bilir.
  3. Şu anda bilinen daha eski bir örnek yoktur.
Cevabı göster

Şu anda bilinen daha eski bir örnek yoktur.

The word is an Anglophonic modification of "tatao," Kelime

1:09

Kelime, "tatao"nun İngilizceye uyarlanmış halidir,

a Polynesian word used in Tahiti,

1:12

Tahiti'de kullanılan Polinezya kökenli bir kelimedir,

Kelime

“tatao”nun İngilizceye uyarlanmış biçimi: Anglophonic modification

Bu köken açıklamasında Anglophonic, İngilizce konuşmayla veya İngilizce konuşanların kullanımıyla bağlantılı demektir. İfade, İngilizcedeki tattoo sözcüğünü tatao sözcüğünden uyarlanmış bir biçim olarak sunar; iki sözcüğün birbiriyle ilgisiz olduğu anlamına gelmez. a modification of X yapısı, X’i daha eski veya kaynak biçim olarak, açıklanan sözcüğü de onun değiştirilmiş bir sürümü olarak gösterir. Buradaki modification ses veya yazılı biçim değişikliğini kapsayabilir; bu nedenle yalnızca telaffuzun değiştiğine dair kesin bir iddia olarak okunmamalıdır.

Alıştırma

Bu köken açıklamasında an Anglophonic modification of tatao ne anlama gelir?

  1. yalnızca Tahiti’de kullanılan standart Polinezya dili yazımı
  2. tatao sözcüğünden İngilizcenin etkisiyle uyarlanmış bir biçim
  3. Anglosaksonlar tarafından icat edilmiş ilgisiz bir sözcük
Cevabı göster

tatao sözcüğünden İngilizcenin etkisiyle uyarlanmış bir biçim

where English Captain James Cook landed in 1769 Dilbilgisi

1:14

1769'da İngiliz Kaptan James Cook'un karaya çıktığı

and encountered heavily tattooed men and women.

1:18

ve ağır dövmeli erkek ve kadınlarla karşılaştığı yerdir.

Dilbilgisi

Tahiti, where ... landed: yer bildiren ilgi cümleciği

Where, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır ve Tahiti adlı yere gönderme yapar. Bu yapıda where, o yerde anlamına gelir: Cook 1769’da Tahiti’ye çıktı. Cümlecik, yeni bir cümle başlatmadan Tahiti hakkında arka plan bilgisi ekler. Where did he land? sorusundaki soru sırasını değil, where + özne + fiil biçimindeki düz cümle sırasını kullanır.

Alıştırma

Hangi cümlede where, bir yer hakkında arka plan bilgisi eklemek için doğru kullanılmıştır?

  1. The museum, where the first meeting took place, is now closed.
  2. The museum, where did the first meeting take place, is now closed.
  3. The museum, which the first meeting took place, is now closed.
Cevabı göster

The museum, where the first meeting took place, is now closed.

Stories of Cook's findings

1:21

Cook'un bulgularının hikayeleri

and the tattoos his crew acquired

1:22

ve mürettebatının edindiği dövmeler

cemented our usage of tattoo Deyimler

1:24

bizim tattoo kelimesini kullanımımızı sağlamlaştırdı

over previous words like scarring,

1:26

yara açma (scarring),

painting, and staining

1:28

boyama (painting) ve lekeleme (staining) gibi önceki kelimelerin yerine

and sparked a craze in Victorian English high society. Notlar

1:29

ve Viktorya dönemi İngiliz yüksek sosyetesinde bir çılgınlık başlattı.

Deyimler

cemented our usage of tattoo: bir kullanımı sağlam biçimde yerleştirmek

Burada cemented, cement fiilinin mecaz anlamda kullanılan geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyi sağlam biçimde yerleştirmek anlamına gelir; dolayısıyla cemented our usage of tattoo, bu hikâyelerin eski sözcükler yerine tattoo kelimesini kabul gören kullanım hâline getirdiğini anlatır. Fiil pekiştirme anlamı taşır: kullanım zaten oluşmaya başlamıştı ve hikâyeler onu daha kalıcı ve sağlam hâle getirdi. Reputation, status, authority veya relationship gibi soyut isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Özgün cümledeki cemented sözcüğünü en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Tattoo sözcüğünü ilk kez ortaya çıkarıp tanıttı.
  2. Tattoo kullanımını sağlam biçimde yerleştirdi.
  3. Tattoo sözcüğünü fiziksel olarak çimentoyla kapladı.
Cevabı göster

Tattoo kullanımını sağlam biçimde yerleştirdi.

Kalıp ifadeler

sparked a craze: ani bir toplumsal çılgınlık başlattı

Sparked, kıvılcım çıkarmak anlamından gelen bir mecazdır ve burada bir şeyin aniden başlamasına neden olmak demektir. A craze, bir şeye yönelik yoğun ve yaygın coşku dönemidir ve çoğu zaman çok uzun sürmez. Sparked a craze bir bütün olarak ani bir popülerlik dalgası başlatmak anlamına gelir. Cümlede, yolculuklarla ilgili hikâyeler Viktorya dönemi İngiliz yüksek sosyetesinde dövmeyi moda hâline getirmiştir.

Alıştırma

Hangi cümle bir oyunun ani ve yoğun bir popülerlik dalgasına neden olduğunu anlatır?

  1. The game sparked a craze.
  2. The game attracted a few quiet reviews.
  3. The game reflected a long-term trend.
Cevabı göster

The game sparked a craze.

Kültür

Victorian English high society: dönem, yer ve toplumsal sınıf

Victorian, Kraliçe Victoria’nın hüküm sürdüğü dönemi belirtir; English burada İngilizce dilini değil İngiltere’yi niteler; high society ise zengin, yüksek statülü ve etkili üst sınıfı ifade eder. Bu ifade, söz konusu akımı Viktorya dönemi seçkinlerinin arasına yerleştirir. Modanın yalnızca toplumun kenarındaki gruplara ait olmadığını, güçlü sosyal çevrelere de ulaştığını gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede Victorian English high society neyi ifade ediyor?

  1. Viktorya dönemi insanlarının kullandığı İngilizceyi inceleyen bir grubu
  2. Viktorya döneminde İngiltere’nin üst sınıfını
  3. Kraliçe Victoria’nın evinde çalışan hizmetkârları
Cevabı göster

Viktorya döneminde İngiltere’nin üst sınıfını

We might think of Victorians having Victorian attitudes about such a risqué thing, Kelime

1:33

Viktoryalıların böylesine riskli bir şey hakkında Viktoryen tutumlara sahip olduğunu düşünebiliriz,

Kelime

such a risqué thing: toplumsal ölçülere göre cüretkâr, tehlikeli değil

such a risqué thing ifadesinde such a, “böyle bir şey” ya da “bu derece bir şey” anlamına gelir. Risqué, hafif cinsel ima taşıyan veya geleneksel uygunluk ölçülerine meydan okuyacak kadar cüretkâr bir şeyi anlatır. Burada dövme, muhafazakâr Viktorya dönemi insanlarının uygunsuz veya cüretkâr görebileceği bir şey olarak sunulur. Söz konusu olan gerçek bir tehlike değil, toplumsal saygınlıktır.

Alıştırma

Hangi cümlede risqué, “hafif cinsel imalı veya toplumsal ölçülere göre cüretkâr” anlamında doğru kullanılmıştır?

  1. The magazine was known for its risqué cartoons.
  2. Putting all your savings in one stock is risqué.
  3. The icy road was risqué after the storm.
Cevabı göster

The magazine was known for its risqué cartoons.

and you can find such sentiments

1:38

ve böyle duygular bulabilirsiniz

and even bans on tattooing throughout history.

1:40

ve tarih boyunca dövmeye yönelik yasaklar bile.

But while publicly some Brits looked down their noses at tattoos, Deyimler

1:43

Ancak kamuoyunda bazı İngilizler dövmelere burun kıvırırken,

behind closed doors and away from their noses, Deyimler

1:46

kapalı kapılar ardında ve gözlerden uzak,

lots of people had them.

1:49

birçok insanın dövmesi vardı.

Deyimler

looked down their noses at tattoos: dövmelere tepeden bakmak

Look down one's nose at someone or something, bir kişiyi veya şeyi genellikle üstünlük duygusuyla aşağı görmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada bazı Britanyalılar dövmeleri toplum içinde düşük sınıfa ait veya uygunsuz görüyordu; gerçek bir burun hareketinden söz edilmiyor. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I look down my nose, she looks down her nose ve they look down their noses. At, yargılanan kişi veya şeyi belirtir.

Alıştırma

Cümleyi hedef deyimin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: They ____ our inexpensive clothes because they thought the clothes were beneath them.

Cevabı göster

looked down their noses at

Deyimler

behind closed doors ... away from their noses: kamusal-özel karşıtlığı ve kelime oyunu

Behind closed doors, özel olarak veya halka açık erişim olmadan anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Publicly ile karşıtlık kurar ve cümledeki bilgiyi kamusal olan ile özel olan arasındaki farka göre düzenler. Away from their noses ikinci bir deyim değildir. Looked down their noses at içindeki noses sözcüğünü eğlenceli biçimde yeniden kullanır ve mecazi burnu, eleştirenlerin görüş alanı dışındaki hayalî bir yere dönüştürür. Bu tekrar hem mizah katar hem de toplumun yargısından gizlenen davranışa işaret eder.

Alıştırma

Bu cümlede away from their noses ifadesini komik yapan nedir?

  1. Önceki looked down their noses at tattoos deyimindeki noses sözcüğünü yineler.
  2. ‘Özel bir toplantıda’ anlamına gelen standart bir deyimdir.
  3. Herkesin gerçekten burnunu kapattığını söyler.
Cevabı göster

Önceki looked down their noses at tattoos deyimindeki noses sözcüğünü yineler.

Reputedly, Queen Victoria had a tiger fighting a python, Kelime

1:51

Söylentilere göre Kraliçe Victoria'nın pitonla dövüşen bir kaplanı vardı,

Kelime

Reputedly: bir iddianın doğrulanmadığını belirtmek

Reputedly, bilgiyi tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak sunmak yerine genellikle söylenen veya başkaları tarafından aktarılan bir iddia olarak tanıtır. Bu cümlede Kraliçe Victoria hakkındaki iddiayı bir miktar belirsizlik taşıyan bir anekdot olarak değerlendirmeniz gerektiğini gösterir. Tarih veya haber metinlerini okurken bu zarfı kanıt gücünü gösteren bir işaret olarak düşünün: yazar bir iddiayı aktarır, ancak kendisini o iddiadan bir ölçüde uzak tutar.

Alıştırma

Reputedly, ardından gelen iddia hakkında ne anlatır?

  1. İddia başkaları tarafından aktarılmıştır ancak tamamen doğrulanmamış olabilir.
  2. Konuşan kişi iddiayı bizzat doğrulamıştır.
  3. Olayın daha sonra gerçekleşeceği kesindir.
Cevabı göster

İddia başkaları tarafından aktarılmıştır ancak tamamen doğrulanmamış olabilir.

and tattoos became very popular

1:55

ve dövmeler çok popüler hale geldi

among Cook's fellow soldiers,

1:57

Cook'un asker arkadaşları arasında,

who used them to note their travels. Kelime

1:59

yolculuklarını not etmek için kullandıkları.

Kelime

used them to note their travels: note fiilinin “kaydetmek” anlamı

used them to note their travels ifadesinde them, tattoos sözcüğünü gösterir; note ise use + object + to + verb yapısındaki mastardır. Burada note “kaydetmek veya işaretlemek” anlamındadır; yani dövmeler askerlerin yolculuklarını gösteren işaretler olarak kullanılmıştır. Bu ifade, askerlerin derilerine gezi notları yazdığı anlamına gelmez. Resmî anlatımlarda note, kaydedilen şeyi doğrudan arkasına alan bir fiil olabilir: note a change, note a date veya note a journey.

Alıştırma

Cümleyi “kaydetmek” anlamındaki note sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The guide used a map ____ every stop on the route.

Cevabı göster

to note

You crossed the Atlantic,

2:01

Atlantik'i geçtin,

get an anchor.

2:02

bir çapa yaptır.

Been south of the equator,

2:03

Ekvator'un güneyinde bulundun,

time for your turtle tat. Ton ve niyet

2:05

kaplumbağa dövmenin zamanı geldi.

Ton ve niyet

time for your turtle tat: It's time for + isim öbeği

time for your turtle tat ifadesinin tam biçimi It's time for your turtle tat şeklindedir. It's time for + isim öbeği kalıbı, o şey ya da etkinlik için uygun anın geldiğini belirtir. Burada konuşan kişi, ekvatorun güneyine gitmeyi kaplumbağa dövmesi yaptırmak için bir nedenmiş gibi şakacı bir dille sunar. Your, dövmenin dinleyici için olduğunu gösterir; tat ise tattoo sözcüğünün gayriresmî kısaltmasıdır.

Alıştırma

Dersteki ifadeyle bu şakacı öneriyi tamamlayın: You finished the project, so it's ____ your victory dance.

Cevabı göster

time for

But Westerners sported tattoos Kelime

2:06

Ancak Batılılar dövmelerini sergiliyorlardı

long before meeting the Samoans and Maori of the South Pacific.

2:08

Güney Pasifik'in Samoalıları ve Maorileriyle tanışmadan çok önce.

Kelime

Westerners sported tattoos: sport fiilinin taşımak veya sergilemek anlamı

Westerners sported tattoos ifadesinde sport, dikkat çekici bir özelliği görünüşün parçası olarak taşımak, bulundurmak veya sergilemek anlamına gelen geçişli bir fiildir. Sported bu fiilin geçmiş zaman biçimidir. Cümle, dövmelerin Batılıların görünüşünde görülebilen özellikler olduğunu söyler; onların spor yaptığını söylemez. Bu kullanım, nötr have fiiline göre daha canlı ve sergilemeye odaklı bir betimleme sunar; ancak kişinin bilerek gösteriş yaptığı anlamına her zaman gelmez.

Alıştırma

Burada sported ne anlama geliyor? Maya sported a bright red coat at the concert.

  1. Konserden önce paltoyu saklamıştı.
  2. Paltoyu görünüşünün dikkat çekici bir parçası olarak giyiyor ve sergiliyordu.
  3. Paltoyu taşırken spor yapıyordu.
Cevabı göster

Paltoyu görünüşünün dikkat çekici bir parçası olarak giyiyor ve sergiliyordu.

Crusaders got the Jerusalem cross, Kültür

2:12

Haçlılar Kudüs haçını yaptırırdı,

so if they died in battle, Dilbilgisi

2:14

böylece savaşta ölürlerse,

they'd get a Christian burial.

2:15

Hristiyan cenazesi alabilirlerdi.

Kültür

Hristiyan kimliğinin işareti olarak Kudüs haçı

Kudüs haçı, Kudüs’le ve tarihsel olarak Haçlı Seferleriyle ilişkilendirilen bir Hristiyan haç desenidir. Bu cümlede Haçlılar bu deseni, Hristiyan kimliklerini görünür biçimde gösteren bir işaret olarak bedenlerinde taşıyordu. Bu işaret, öldükten sonra başkalarının onları Hristiyan olarak tanımasına ve Hristiyan usulü gömmesine yardımcı olabilirdi. Buradaki cross, dini bir sembol olan “haç” anlamında bir isimdir; “bir taraftan diğerine geçmek” anlamındaki fiil değildir.

Alıştırma

Cümleye göre Kudüs haçının pratik amacı neydi?

  1. Taşıyan kişinin hangi sınırları geçtiğini kaydediyordu.
  2. Savaşın Kudüs şehrinin içinde gerçekleştiğini gösteriyordu.
  3. Taşıyan kişinin Hristiyan olduğunu göstererek Hristiyan usulü gömülmesini sağlıyordu.
Cevabı göster

Taşıyan kişinin Hristiyan olduğunu göstererek Hristiyan usulü gömülmesini sağlıyordu.

Dilbilgisi

so if ..., they'd ...: bir önlemi olası sonucuna bağlamak

Bu cümlede so, işaretin alınmasını amaçlanan pratik sonuca bağlar. If yan cümlesi olası bir olayı, yani savaşta ölmeyi belirtir; they'd get ise bu durumda ne olacağını söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp geçmişteki eylem + so + if + geçmiş zaman, would + fiilin yalın hâli biçimindedir. Geçmişte, daha sonra gerçekleşebilecek bir duruma karşı alınan önlemi anlatmak için kullanışlıdır. Burada they'd, they would demektir; they had değildir, çünkü get fiilin yalın hâlidir.

Alıştırma

Hangi cümlede aynı ‘geçmişteki eylem + so + if koşulu + olası sonuç’ kalıbı kullanılmıştır?

  1. I wrote my email on the folder, so if someone found it, they would contact me.
  2. I wrote my email on the folder, but someone will definitely find it.
  3. I wrote my email on the folder because someone contacted me yesterday.
Cevabı göster

I wrote my email on the folder, so if someone found it, they would contact me.

Roman soldiers on Hadrian's Wall Kültür

2:17

Hadrian Duvarı'ndaki Romalı askerlerin

had military tattoos

2:19

askeri dövmeleri vardı

and called the Picts beyond it Kültür

2:21

ve onun ötesindeki Piktleri

Picts for the pictures painted on them.

2:23

üzerlerine çizilen resimlerden (pictures) dolayı Piktler (Picts) olarak adlandırdılar.

Kültür

Roman soldiers on Hadrian's Wall: Roma sınırı bağlamı

Hadrian's Wall, yani Hadrian Duvarı, Britanya'nın kuzeyinde tahkim edilmiş bir Roma sınırıydı. Bu nedenle Roman soldiers on Hadrian's Wall, sıradan bir duvarın üzerinde duran askerleri değil, bu sınır boyunca görev yapan askerleri ifade eder. Bu ortam beyond it ifadesini anlamlı kılar: duvar, askerlerin bulunduğu tarafı öbür tarafta Piktler olarak tanımlanan insanlardan ayırır. Özel ad, aralarındaki teması anlamak için gereken tarihî coğrafyayı sağlar.

Alıştırma

Hadrian's Wall bu cümleye hangi bilgiyi katar?

  1. Dövme yapmak için yüzey olarak kullanılan bir duvarı anlatır.
  2. Piktlerin Roma şehrindeki bir duvarın içinde yaşadığını söyler.
  3. Askerlerin konuşlandığı, Britanya'nın kuzeyindeki bir Roma sınırını belirtir.
Cevabı göster

Askerlerin konuşlandığı, Britanya'nın kuzeyindeki bir Roma sınırını belirtir.

Kültür

called ... Picts for ...: adlandırma ve belirtilen gerekçe

Burada call, call + nesne + ad yapısını izler: the Picts beyond it adlandırılan gruptur; ikinci Picts ise bu gruba verilen addır. for the pictures painted on them ifadesi, adın öne sürülen dayanağını, yani vücutlarına çizilmiş resimleri belirtir. Tarihî bir açıklamada bu, adın kökenine ilişkin bir iddia gibi işlev görür; ancak cümle tek başına bu etimolojinin kesin olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Adlandırma yapısını call + nesne + ad ve for + isim öbeği ile tamamlayın: The children ____ Snowball ____ his white fur.

Cevabı göster

called the rabbit · for

There's also a long tradition of people Anlatım akışı

2:26

Ayrıca uzun bir geleneği vardır insanların

being tattooed unwillingly.

2:28

kendi istekleri dışında dövme yapılmasının.

Anlatım akışı

There's also a long tradition of ...: başka bir tarihsel çizgi açmak

There's also ... konuşmacının bağlantılı ikinci bir tarihsel çizgi eklediğini gösterir. Gönüllü veya kültürel dövmelerden söz edildikten sonra bu cümle, istekleri dışında dövmelenen insanlara geçer. A long tradition of bir uygulamanın uzun zamandır var olduğu anlamına gelir. Burada tradition tarafsızdır: uygulamanın uzun süre devam ettiğini anlatır, onaylandığını değil.

Alıştırma

Bu cümlenin metindeki temel işlevi nedir?

  1. Dövmenin her zaman gönüllü olduğu sonucuna varır.
  2. Zorla dövme yapılmasıyla ilgili ek bir tarihsel çizgi açar.
  3. Daha önceki bir olayın tarihini düzeltir.
Cevabı göster

Zorla dövme yapılmasıyla ilgili ek bir tarihsel çizgi açar.

Greeks and Romans tattooed slaves and mercenaries

2:30

Yunanlılar ve Romalılar kölelere ve paralı askerlere dövme yaparlardı

to discourage escape and desertion. Dilbilgisi

2:32

kaçmayı ve firarı caydırmak için.

Dilbilgisi

to discourage escape and desertion: amaç bildiren bir to-mastarı

to discourage escape and desertion ifadesi amaç bildiren bir to-mastarıdır. Dövmenin neden yapıldığını açıklar: hedeflenen amaç, bu eylemlerin gerçekleşme olasılığını azaltmaktı. Burada discourage, birinin özgüvenini kırmak değil, caydırmak anlamındadır. Escape kaçıp kurtulmayı; desertion ise askerî hizmeti veya verilen bir görevi izinsiz terk etmeyi ifade eder.

Alıştırma

Amaç ifadesini discourage fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The library posted reminder signs to ____ loud conversations.

Cevabı göster

discourage

Criminals in Japan were tattooed as such

2:35

Japonya'daki suçlular böyle dövmeliydi

as far back as the 7th century. Kalıp ifadeler

2:37

7. yüzyıla kadar uzanan bir geçmişe.

Kalıp ifadeler

as far back as the 7th century: çok eski bir zamanı vurgulama

Bu cümlede as far back as the 7th century, “en az 7. yüzyıl kadar eski bir tarihte” anlamına gelir. Uygulamanın dinleyicinin tahmin edebileceğinden çok daha önce var olduğunu vurgular. Yeniden kullanılabilen yapı as far back as + geçmişteki bir tarih, dönem veya olay biçimindedir. Buradaki back, mekândaki bir konumu değil, zamandaki uzaklığı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “en az bu kadar eski bir tarihte” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The festival appears in written records ____ the 10th century.

Cevabı göster

as far back as

Most infamously, Anlatım akışı

2:40

En rezili,

the Nazis tattooed numbers on the chests or arms

2:41

Nazilerin göğüslere veya kollara rakam dövmeleri yapmasıydı

of Jews and other prisoners

2:43

Yahudilerin ve diğer mahkumların

at the Auschwitz concentration camp

2:45

Auschwitz toplama kampında

in order to identify stripped corpses. Dilbilgisi

2:47

soyunmuş cesetleri teşhis edebilmek için.

Anlatım akışı

Most infamously: en kötü şöhretli örneği sunma

Most infamously, değerlendirme içeren bir geçiş ifadesidir. Ardından gelen olayı dizideki en kötü şöhretli örnek olarak seçer; böylece hem bilgiyi düzenler hem de güçlü bir kınama ifade eder. Infamously yalnızca “ünlü biçimde” değil, “kötü bir şey nedeniyle yaygın olarak bilinen biçimde” demektir. Bu cümlede ifade, dinleyiciyi en ağır olumsuz örneğe hazırlar.

Alıştırma

Hangi durum Most infamously ile başlayan bir giriş için uygundur?

  1. Bir şirketin en iyi bilinen ve en ciddi dolandırıcılık vakası
  2. Bir şehrin en popüler halka açık parkı
  3. Bir bilim insanının yaygın biçimde takdir edilen keşfi
Cevabı göster

Bir şirketin en iyi bilinen ve en ciddi dolandırıcılık vakası

Dilbilgisi

in order to identify stripped corpses: giysileri çıkarılmış cesetleri teşhis etmek için

In order to identify, numaraların dövmelenme amacını belirtir. in order to + fiilin yalın hâli yapısı amacı açıkça ifade eder ve yalnızca to kullanmaktan biraz daha resmîdir. Burada stripped corpses, giysileri çıkarılmış cesetler demektir; bu nedenle giysiler kimlik tespitine yardımcı olamazdı. Stripped, corpses sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır ve burada sadeleştirilmiş anlamına gelmez.

Alıştırma

Dersteki üç sözcüklü amaç yapısını kullanın: Each evidence bag received a unique number ____ identify it later.

Cevabı göster

in order to

But tattoos forced on prisoners and outcasts Anlatım akışı

2:50

Ancak mahkumlara ve dışlanmışlara zorla yapılan dövmeler

can be redefined

2:52

yeniden tanımlanabilir

as people take ownership of that status or history. Kalıp ifadeler

2:53

insanlar o statüyü veya tarihi sahiplendikçe.

Anlatım akışı

tattoos ... can be redefined: dayatılan bir işaretten anlamın geri kazanılmasına

Tattoos forced on prisoners and outcasts isim öbeği, önceki baskıcı bağlamı görünür tutar. Ardından can be redefined yeni bir yön açar: aynı işaretlerin anlamı sabit değildir. Edilgen yapı, başkaları tarafından dayatılan bir şeyden insanların yeniden yorumlayıp sahiplenebileceği bir şeye geçişi düzenler. Redefined, mürekkebin fiziksel olarak değiştirilmesini değil, toplumsal anlamın değişmesini ifade eder.

Alıştırma

Tattoos ... can be redefined cümlede nasıl bir bilgi geçişi oluşturur?

  1. Mahkûmları numaralandırmak için başka bir yöntem ekler.
  2. Mürekkebin çıkarılıp yenisiyle değiştirilmesi gerektiğini açıklar.
  3. Dayatılan bir işaretten insanların onun anlamını geri kazanabilme olasılığına geçer.
Cevabı göster

Dayatılan bir işaretten insanların onun anlamını geri kazanabilme olasılığına geçer.

Kalıp ifadeler

take ownership of that status or history: o statüyü ya da geçmişi sahiplenip anlamı üzerinde söz sahibi olmak

Bu cümlede take ownership of that status or history, o kimliği ya da geçmişi kişinin kendi deneyiminin bir parçası olarak etkin biçimde kabul etmesi ve ne anlama geldiğini belirleme gücünü sahiplenmesi demektir. Buradaki ownership hukuki mülkiyeti değil, özne olma gücünü anlatır. as ile başlayan yan cümle, yeniden tanımlamayla birlikte gerçekleşen değişimi açıklar: İnsanlar bir zamanlar kendilerine dayatılan etiketin ya da geçmişin anlamını geri aldıklarında dövme de yeni bir anlam kazanabilir.

Alıştırma

Cümleyi “etkin biçimde kabul edip anlamı üzerinde söz sahibi olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Rather than let others define her experience, she chose to ____ her story.

Cevabı göster

take ownership of

Primo Levi survived Auschwitz

2:56

Primo Levi Auschwitz'ten sağ kurtuldu

and wore short sleeves to Germany

2:59

ve Almanya'ya kısa kollu giyerek gitti

after the war

3:00

savaştan sonra

to remind people of the crime his number represented. Dilbilgisi

3:01

insanlara numarasının temsil ettiği suçu hatırlatmak için.

Dilbilgisi

to remind people of the crime his number represented: numarasının simgelediği suçu insanlara hatırlatmak

to remind people of ... mastar ifadesi, kısa kollu giysi giymenin amacını belirtir: Numarayı görünür kılarak insanların onunla bağlantılı suçu hatırlamasını sağlamak. remind someone of something kalıbı, “birine bir şeyi hatırlatmak” demektir. the crime his number represented ifadesinde his number represented, that sözcüğünün atıldığı bir ilgi cümleciğidir: the crime that his number represented. Buradaki represent, “simgelemek veya anlamını taşımak” demektir; numara birinin adına konuşmak yerine Nazi suçuna işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümle, levhanın amacının ziyaretçilere geçmişteki bir olayı hatırlatmak olduğunu söyler?

  1. The plaque was installed to remind visitors of the protest.
  2. The plaque was installed to represent visitors at the protest.
  3. The plaque was installed to remind visitors to protest.
Cevabı göster

The plaque was installed to remind visitors of the protest.

Today, some Holocaust survivors' descendants

3:04

Bugün, bazı Holokost kurtulanlarının torunları

have their relatives' numbers tattooed on their arms.

3:07

akrabalarının numaralarını kollarına dövme yaptırıyor.

The Torah has rules against tattoos, Kültür

3:10

Tevrat'ta dövmeye karşı kurallar var,

but what if you want to make indelible Kelime

3:12

ama ya silinmez yapmak istersen

what you feel should never be forgotten?

3:14

asla unutulmaması gerektiğini hissettiğin şeyi?

Kültür

rules against tattoos: dövmeye karşı dinî bir kısıtlama

Tevrat, Yahudi kutsal metinleri ve hukuk geleneğinin temelini oluşturur. Burada rules against tattoos, dövmeye karşı olduğu veya dövmeyi yasakladığı düşünülen dinî kuralları ifade eder. Bu arka plan sorudaki gerilimi yaratır: dinî bir kısıtlama, kalıcı bir işaret aracılığıyla bir anıyı koruma isteğiyle çatışır. Cümle bu seçimi bir ikilem olarak sunar.

Alıştırma

rules against tattoos ifadesi cümlede hangi çatışmayı kuruyor?

  1. Dinî bir kısıtlamayı, kalıcı bir işaretle anıyı koruma isteğiyle karşı karşıya getiriyor.
  2. Tevrat'ın fiziksel olarak bir dövmeye yaslandığını söylüyor.
  3. Tarihi hatırlamak isteyen herkesin dövme yaptırmak zorunda olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Dinî bir kısıtlamayı, kalıcı bir işaretle anıyı koruma isteğiyle karşı karşıya getiriyor.

Kelime

make indelible: bir şeyi silinemez hâle getirmek

Indelible, kaldırılması veya silinmesi imkânsız anlamına gelir. Sonuç bildiren yaygın make + object + adjective yapısında make a memory indelible denebilir. Burada nesne, uzun what you feel should never be forgotten yan cümlesidir; bu yüzden sıfattan sonra gelir: make indelible what you feel should never be forgotten. Cümle gerçek ve mecaz anlamdaki kalıcılığı birbirine bağlar. Dövme, çıkarılması zor fiziksel bir iz bırakırken onun temsil ettiği anının da insanların zihninden silinemeyecek şekilde kalması amaçlanır.

Alıştırma

Cümleyi “silinmesi imkânsız” anlamına gelen sıfatla tamamlayın: The memorial was designed to make the workers' memory ____.

Cevabı göster

indelible

And those criminals and outcasts of Japan,

3:16

Ve Japonya'nın o suçluları ve dışlanmışları,

where tattooing was eventually outlawed Kelime

3:19

dövmenin nihayetinde yasa dışı ilan edildiği yerde

from the mid-19th century to just after World War II,

3:21

19. yüzyılın ortalarından İkinci Dünya Savaşı'nın hemen sonrasına kadar,

Kelime

was eventually outlawed from ... to ...: yasal yasak ve geçerli olduğu dönem

Was eventually outlawed edilgen bir yapıdır: Bir yasa, dövme yapmayı sonunda yasa dışı hâle getirmiştir. Buradaki outlaw bir fiildir; kanun kaçağı anlamındaki outlaw isim değildir. From the mid-19th century to just after World War II, yasal yasağın geçerli olduğu tüm dönemin başlangıç ve bitişini gösterir. Eventually, yasağın önceki gelişmelerden sonra ortaya çıktığını belirtir; dönemin başlangıç ve bitiş noktalarını değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi outlaw fiilinin edilgen biçimiyle ve zaman aralığını başlatan sözcükle tamamlayın: Under the former law, public dancing ____ 1925 to 1930.

Cevabı göster

was outlawed from

added decoration to their penal tattoos Kelime

3:24

cezai dövmelerine süslemeler eklediler

with designs borrowed from woodblock prints, Kültür

3:27

ahşap baskılardan ödünç alınan tasarımlarla,

Kelime

added decoration to their penal tattoos: mevcut ceza işaretlerini süslemek

Added decoration to their penal tattoos, add + eklenen şey + to + mevcut nesne yapısını izler: Zaten var olan dövmelere dekoratif tasarımlar eklediler. Penal, ceza veya ceza sistemiyle ilgili demektir. Buradaki penal tattoos, ceza veya suçlu statüsüyle bağlantılı işaretlerdi; dolayısıyla onları süslemek, başlangıçta zorla uygulanmış işaretlerin görünümünü ve toplumsal anlamını değiştirdi.

Alıştırma

Bu cümlede penal tattoos ne anlama gelir?

  1. kalemlerle çizilmiş geçici dövmeler
  2. ceza veya suçlu statüsüyle bağlantılı dövmeler
  3. yalnızca bir spor takımını desteklemek için yapılan dövmeler
Cevabı göster

ceza veya suçlu statüsüyle bağlantılı dövmeler

popular literature,

3:29

popüler edebiyattan,

and mythical spiritual iconography.

3:30

ve efsanevi ruhsal ikonografiden.

Kültür

ahşap baskılardan alınan tasarımlar

Ahşap baskılar, oyulmuş ahşap kalıplardan basılan görüntülerdir. Bu bağlamda dövme tasarımlarının görsel kaynaklarından biridir. Borrowed from, tasarımların baskılardan konu, biçim veya üslup aldığı anlamına gelir. Geri verilmesi gereken fiziksel bir nesneyi ödünç alma eylemini değil, sanatsal etkilenmeyi anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede designs borrowed from woodblock prints ne anlama geliyor?

  1. Ahşap baskıları yapan sanatçılar dövme tasarımlarını kopyalıyor.
  2. Tasarımlar ahşap baskılardan fikirler veya görsel unsurlar alıyor.
  3. Tasarımcılar fiziksel baskıları geçici olarak ödünç alıyor ve geri vermek zorunda kalıyor.
Cevabı göster

Tasarımlar ahşap baskılardan fikirler veya görsel unsurlar alıyor.

Yakuza gangs viewed their outsider tattoos Dilbilgisi

3:33

Yakuza çeteleri dışlanmış dövmelerini

as signs of lifelong loyalty and courage.

3:36

yaşam boyu sadakat ve cesaretin işaretleri olarak gördüler.

Dilbilgisi

… yaşam boyu sadakat ve cesaretin işaretleri olarak gördü

View A as B kalıbı, A’yı B olarak görmek veya yorumlamak anlamına gelir. Burada A, their outsider tattoos; B ise signs of lifelong loyalty and courage ifadesidir. Çeteler dövmelerin yalnızca görünüşünü anlatmıyor, onlara bir anlam yüklüyor. A sign of something, bir şeyin kanıtı veya simgesi demektir. Buradaki signs, dövmelerin neyi temsil ettiğini belirtir; asılı ilanlar veya trafik levhaları anlamına gelmez.

Alıştırma

View A as B yapısını geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The judges ____ her calm response ____ a sign of confidence.

Cevabı göster

viewed · as

After all, Anlatım akışı

3:38

Ne de olsa,

they lasted forever

3:39

sonsuza dek kalıyorlardı

and it really hurt to get them.

3:40

ve yaptırmak gerçekten acıtıyordu.

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir neden eklemek

After all, konuşanın dinleyici tarafından kolayca kabul edileceğini düşündüğü destekleyici bir nedeni sunan söylem belirtecidir. Burada dövmelerin kalıcı olması ve yaptırılırken duyulan acı, sadakat ve cesaret hakkındaki önceki iddiayı destekleyen kanıtlar olarak sunulur. Bilgiyi “iddia + neden” biçiminde düzenler. İçinde after bulunsa da “her şey bittikten sonra” anlamına gelmez ve zaman sırası anlatmaz.

Alıştırma

Açık bir destekleyici neden ekleyen iki kelimelik söylem belirteciyle cümleyi tamamlayın: We should call Maya. ____, she may be worried.

Cevabı göster

After all

For the Maori,

3:43

Maoriler için,

whose tattoos weren't an accepted mainstream tradition,

3:44

dövmeleri kabul görmüş bir ana akım geleneği olmayan,

if you shied away from the excruciating chiseling in Öbek fiiller

3:47

eğer moko tasarımınızın acı verici kazınmasından

of your moko design, Kültür

3:50

kaçarsanız,

your unfinished tattoo marked your cowardice. Kelime

3:51

yarım kalan dövmeniz korkaklığınızı işaretliyordu.

Öbek fiiller

shied away from: korku veya rahatsızlık nedeniyle kaçınmak

Shied away from, shy away from ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin korkutucu, acı verici, rahatsız edici veya riskli bulduğu bir şeyden kaçındığını ya da geri durduğunu anlatır. Burada acı verici dövme sürecine sonuna kadar dayanmamayı ifade eder. Kalıp shy away from + isim veya -ing biçimidir. Bir duruma verilen tepkiyi anlatır; yalnızca kişinin utangaç bir karakteri olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi shy away from ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: He ____ speaking in public because he feared criticism.

Cevabı göster

shied away from

Kültür

moko design: geleneksel bir Māori dövme deseni

Moko, geleneksel bir Māori dövme biçimini adlandıran Māori kökenli bir terimdir. Bir moko kimliği ve aile soyunu aktarabilir; bu nedenle moko design burada yalnızca süsleme değil, kültürel anlam taşıyan bir dövme desenidir. Bu arka plan cümlenin mantığını açıklar: anlatılan tarihsel durumda, acı veren işlem tamamlanmadan bırakıldığında, yarım kalan dövme başkalarının cesaret eksikliği olarak yorumlayabileceği görünür bir işaret olurdu. Cümle bu toplumsal yargıyı aktarır; her yarım dövmeyi bu şekilde tanımlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede moko design en doğru biçimde neyi ifade ediyor?

  1. Bir dövme aleti modeli
  2. Yarım kalmış herhangi bir süsleme deseni
  3. Kimlik ve soyla bağlantılı geleneksel bir Māori dövme deseni
Cevabı göster

Kimlik ve soyla bağlantılı geleneksel bir Māori dövme deseni

Kelime

marked your cowardice: bir özelliği belirgin hâle getirmek

Burada marked, bir şeyi gösterdi veya belirgin hâle getirdi anlamındadır. Yarım kalan dövme, başkalarının kişinin cesaret eksikliğine hükmetmesine yol açan görünür bir kanıt işlevi görüyordu. Cowardice, cesaret eksikliği veya korkaklık anlamındaki isimdir. mark + soyut isim yapısı, bir şeyi bir niteliğin, tutumun ya da değişimin işareti olarak sunabilir; korkaklığa not verildiği veya üzerine fiziksel bir işaret çizildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede marked, bir niteliği veya tutumu belirgin hâle getirmek anlamındadır?

  1. His silence marked his disapproval.
  2. The teacher marked the homework after class.
  3. She marked the box with a blue pen.
Cevabı göster

His silence marked his disapproval.

Today,

3:54

Bugün,

unless you go the traditional route, Kalıp ifadeler

3:55

geleneksel yoldan gitmezseniz,

your tattoo artist will probably use a tattoo machine

3:56

dövme sanatçınız muhtemelen bir dövme makinesi kullanacaktır

Kalıp ifadeler

unless you go the traditional route: geleneksel yöntemi seçmediğiniz sürece

Bu cümlede unless, ana tahminin istisnasını belirtir: Geleneksel yöntem seçilmediği sürece büyük olasılıkla bir dövme makinesi kullanılacaktır. Go the traditional route, “bir şeyi yapmanın geleneksel yolunu seçmek” anlamına gelir. Buradaki route mecazidir; gerçek bir yolu değil, bir yaklaşımı veya izlenecek yöntemi anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp go the + sıfat veya isim + route şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi, “geleneksel yöntemi seçmeniz durumu hariç” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: ____, the clinic will use the newer procedure.

Cevabı göster

Unless you go the traditional route

based on the one patented by Samuel O'Reilly in 1891,

4:00

Samuel O'Reilly'nin 1891'de patentini aldığı makineye dayanan,

itself based on Thomas Edison's stencil machine from 1876. Dilbilgisi

4:04

ki o da Thomas Edison'un 1876'daki şablon makinesine dayanıyordu.

Dilbilgisi

Kısaltılmış ek yan cümle olarak itself based on ...

Buradaki itself, the one patented by Samuel O'Reilly in 1891 ifadesine, yani daha önce sözü edilen eski dövme makinesine gönderme yapar; dövme sanatçısını veya Edison'ın şablon makinesini göstermez. Based on Thomas Edison's stencil machine, O'Reilly'nin makinesinin de daha eski bir tasarımdan geldiğini belirtir. Bu ifade kısaltılmış bir ek yan cümledir: itself based on ..., which was itself based on ... yapısının daha kısa biçimidir. Böylece cümle bir kaynak zinciri kurar: modern makine O'Reilly'nin makinesine, O'Reilly'nin makinesi de Edison'ın makinesine dayanır.

Alıştırma

Kısaltılmış ek yan cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new sensor, itself ____ an older design, uses less power.

Cevabı göster

based on

But with the incredibly broad history of tattoos Dilbilgisi

4:09

Ancak dövmelerin inanılmaz derecede geniş tarihi

giving you so many options,

4:12

size çok fazla seçenek sunarken,

what are you going to get?

4:13

ne yaptıracaksınız?

Dilbilgisi

Arka plan veren with + isim öbeği + -ing biçimi

With + isim öbeği + -ing biçimi, ana cümle için bir arka plan çerçevesi kurar. Buradaki isim öbeği the incredibly broad history of tattoos ifadesidir; giving you so many options ise bu tarihin ne yaptığını, yani birçok olasılık sunduğunu anlatır. Ana cümle what are you going to get? sorusudur. Giving bu ana cümlenin temel fiili değildir. with yapısını başa koymak arka planı kısa biçimde verir ve sonra dikkati sorudaki karara yöneltir.

Alıştırma

Cümleyi doğru biçimde açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Giving temel fiildir, bu yüzden ayrı bir ana cümle yoktur.
  2. with öbeği arka planı verir ve ana cümle sorudur.
  3. With, konuşan kişiyle tarihin fiziksel olarak birlikte olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

with öbeği arka planı verir ve ana cümle sorudur.

This is a bold-lined expression of who you are Anlatım akışı

4:15

Bu, kim olduğunuzun kalın çizgili bir ifadesidir

or who you want to appear to be.

4:18

veya kim gibi görünmek istediğinizin.

Anlatım akışı

who you are ... who you want to appear to be: gerçek ve yansıtılmak istenen kimlik

Who you are ve who you want to appear to be, expression of ifadesini tamamlayan paralel yan cümlelerdir. İlki gerçek kimliğini, ikincisi ise başkalarının algılamasını istediğin imajı sunar. Or bu iki olasılığı yan yana getirir. Appear to be, “öyle görünmek” veya “öyleymiş izlenimi vermek” anlamına gelir; “görünür hâle gelmek” anlamında değildir. who ... be kalıbının tekrarı cümleye denge verir ve kimlik fikrini gerçek kimlik ile yansıtılan imaj olarak düzenler.

Alıştırma

Paralel yapı hangi karşıtlığı ifade ediyor?

  1. Aniden ortaya çıkabileceğin iki farklı yer arasındaki karşıtlık.
  2. Gerçek kimliğin ile başkalarının görmesini istediğin imaj arasındaki karşıtlık.
  3. Geçmişteki kimliğin ile başkalarının senin için seçtiği kimlik arasındaki karşıtlık.
Cevabı göster

Gerçek kimliğin ile başkalarının görmesini istediğin imaj arasındaki karşıtlık.

As the naturalist aboard Cook's ship said Anlatım akışı

4:20

Cook'un gemisindeki doğa bilimcinin dediği gibi

of the tataoed Tahitians,

4:22

dövmeli Tahitililer hakkında,

Anlatım akışı

As the naturalist aboard Cook's ship said: kaynağı tanıtma

“As + source + said”, “bu kişinin söylediği gibi” anlamına gelen ve alıntıyı çerçeveleyen bir yan cümledir. Önce kaynağı belirtir, ardından bu kaynağın sözlerinin veya görüşünün geleceğini bildirir. Bu örnekte virgül, okuyucuyu bir sonraki satırdaki alıntıya hazırlar. Kaynağı belirten ifadede aboard Cook's ship, hangi naturalist kişisinden söz edildiğini açıklar: Cook'un gemisinde bulunan doğa bilimci. Burada aboard, “bir gemide” anlamındadır; “başka bir ülkede” anlamına gelmez.

Alıştırma

“As the naturalist aboard Cook's ship said” ifadesi cümlede ne yapar?

  1. Kaynağın sözlerini vermeden önce kaynağı tanıtır.
  2. Yazarın doğa bilimciyi düzelttiğini gösterir.
  3. Doğa bilimcinin konuştuktan sonra gemiye bindiğini söyler.
Cevabı göster

Kaynağın sözlerini vermeden önce kaynağı tanıtır.

"Everyone is marked thus in different parts of his body,

4:24

"Herkes bedeninin farklı yerlerinde bu şekilde işaretlenmiş,

according maybe to his humor Kelime

4:27

belki mizacına göre

or different circumstances of his life."

4:29

veya hayatındaki farklı koşullara göre."

Kelime

his humor or different circumstances of his life: humor sözcüğünün eski anlamı

Bu tarihî alıntıda humor eski bir anlam taşır: kişinin mizacı, ruh hâli veya eğilimi. Günümüzdeki komik olma ya da mizah anlayışına sahip olma anlamına gelmez. His humor, or aracılığıyla different circumstances of his life ifadesine bağlanır. Bu iki ifade alternatif açıklamalar sunar: bir tarafta kişisel mizaç veya eğilim, diğer tarafta yaşam koşulları vardır. Eski metinlerde çevredeki mantıksal ilişki, günümüzde yaygın olmayan bir sözcük anlamını ortaya çıkarabilir.

Alıştırma

Tarihî alıntıda “his humor” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. onun mizacı veya kişisel eğilimi
  2. insanları güldürme yeteneği
  3. anlattığı bir şaka
Cevabı göster

onun mizacı veya kişisel eğilimi

Maybe your particular humor and circumstances Anlatım akışı

4:32

Belki sizin özel mizacınız ve koşullarınız

suggest getting a symbol of cultural heritage,

4:34

kültürel mirasınıza ait bir sembol yaptırmanızı öneriyordur,

a sign of spirituality,

4:37

ruhaniyetin bir işaretini,

sexual energy,

4:39

cinsel enerjiyi,

or good old-fashioned avant-garde defiance, Kelime

4:40

veya eski moda güzel bir avangart meydan okumayı,

Anlatım akışı

Maybe your particular humor and circumstances: önceki fikre dönüp dinleyiciye yönelme

Maybe, cümleyi bir emir olarak değil, olası bir kişisel sonuç olarak sunar. Konuşmacı önceki tarihî alıntıdaki humor and circumstances sözlerini tekrar eder ve your particular ifadesini ekleyerek fikri dinleyiciye yöneltir. Bu geri dönüş, yeni bir konu başlatmak yerine önceki bilgiyi güncel ve kişisel bir seçime bağlar. Burada humor, komedi değil, kişinin mizacı veya eğilimi anlamındaki eski kullanımdadır. circumstances ile birlikte kişiliğin ve içinde bulunulan durumun, seçilecek simgeyi etkileyebileceğini anlatır.

Alıştırma

Maybe your particular humor and circumstances ifadesinin buradaki temel söylem işlevi nedir?

  1. Konuyu dövmeden komediye çevirir.
  2. Önceki alıntıdaki bir hatayı düzeltir.
  3. Tarihî alıntıdaki sözleri hatırlatıp konuyu dinleyicinin kendi seçimine yöneltir.
Cevabı göster

Tarihî alıntıdaki sözleri hatırlatıp konuyu dinleyicinin kendi seçimine yöneltir.

Kelime

good old-fashioned avant-garde defiance: şakacı bir çelişki

Good old-fashioned genellikle tanıdık, geleneksel ve zaman içinde kendini kanıtlamış bir şeyi tanıtır. Avant-garde deneysel ve geleneklerin çok ilerisinde olmayı, defiance ise açık direnişi ifade eder. Old-fashioned ile avant-garde yan yana getirildiğinde bilinçli bir çelişki oluşur. Sıcak ve geleneksel tınlayan çerçeve, gelenek karşıtı bir tutumu mizahi biçimde sunar ve listeyi şakacı, ironik bir havayla bitirir.

Alıştırma

good old-fashioned avant-garde defiance ifadesindeki mizahı oluşturan nedir?

  1. Defiance geleneğe saygıyla itaat etmek demektir.
  2. Old-fashioned ve avant-garde tamamen aynı anlama gelir.
  3. Geleneksel tınlayan good old-fashioned, son derece sıra dışı avant-garde defiance ifadesini çerçeveler.
Cevabı göster

Geleneksel tınlayan good old-fashioned, son derece sıra dışı avant-garde defiance ifadesini çerçeveler.

a reminder of a great accomplishment

4:43

büyük bir başarının hatırlatıcısını

or of how you think it would look cool

4:45

veya nasıl havalı görüneceğini düşündüğünüzü

if Hulk Hogan rode a rhino. Kültür

4:46

Hulk Hogan bir gergedana binerse.

Kültür

if Hulk Hogan rode a rhino: absürt ve hayalî bir görüntü

Hulk Hogan, abartılı ve gösterişli kamu imajıyla tanınan ünlü bir Amerikalı profesyonel güreşçi ve popüler kültür figürüdür. Onu bir gergedanın üstünde hayal etmek, bilerek absürt ve abartılı bir görüntü yaratır; esprinin işe yaraması için bunun gerçekten yaşanmış olması gerekmez. Burada if Hulk Hogan rode a rhino, hayalî bir tasarım fikri sunar. Rode, ride fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak bu if yan cümlesinde would look cool ile birlikte varsayımsal bir durumu belirtir, geçmişte yaşanmış bir olayı değil.

Alıştırma

Bu cümlede if Hulk Hogan rode a rhino ne işe yarıyor?

  1. Kişisel bir tasarım seçiminin ne kadar sıra dışı olabileceğini absürt ve hayalî bir görüntüyle mizahi biçimde gösteriyor.
  2. Gergedanların güreş gösterilerinde yaygın olarak kullanıldığını açıklıyor.
  3. Profesyonel güreş tarihinde gerçekten yaşanmış bir olayı aktarıyor.
Cevabı göster

Kişisel bir tasarım seçiminin ne kadar sıra dışı olabileceğini absürt ve hayalî bir görüntüyle mizahi biçimde gösteriyor.

It's your expression,

4:48

Bu sizin ifadeniz,

your body,

4:50

sizin vücudunuz,

so it's your call. Deyimler

4:50

yani sizin kararınız.

Deyimler

it's your call: kararı karşı tarafa bırakmak

It's your call, konuşma dilinde sık kullanılan ve “karar sana ait” ya da “sen karar ver” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki call, telefon görüşmesi değil, karar veya değerlendirme anlamındadır. Cümlede so, bunu bir sonuç olarak sunar: ifade biçimi ve beden dinleyiciye ait olduğu için son seçim de ona aittir.

Alıştırma

call kullanarak “karar sana ait” anlamını veren deyimle cümleyi tamamlayın: I've explained both options, so ____.

Cevabı göster

it's your call

Just two rules:

4:52

Sadece iki kural:

you have to find a tattooist who won't be ashamed Ton ve niyet

4:53

fikrinizi çizmekten utanmayacak

to draw your idea,

4:56

bir dövmeci bulmalısınız

Ton ve niyet

who won't be ashamed to draw your idea: mizahi bir sınır

who won't be ashamed to draw your idea ilgi cümleciği tattooist sözcüğünü niteler. Be ashamed to do something, bir eylemi yapmanın utanç verici, mahcup edici veya kişinin kendisini kötü gösterecek bir şey olduğunu hissetmek demektir; o eylemi yapacak beceriye sahip olmamak demek değildir. Burada konuşmacı mizah amacıyla abartır. Verilmek istenen mesaj, tasarımın kişisel veya sıra dışı olabileceği, ancak dövme sanatçısının bile onunla ilişkilendirilmek istemeyeceği kadar utandırıcı olmaması gerektiğidir.

Alıştırma

Vurgulanan ilgi cümleciği burada temel olarak neyi ima ediyor?

  1. Ciddi bir meslek kuralının dövme sanatçısına her tasarımı onaylama zorunluluğu getirdiğini.
  2. Dövme sanatçısının tasarımı çizecek kadar becerikli olmayabileceğini.
  3. Tasarımın, dövme sanatçısının bile onunla ilişkilendirilmek istemeyeceği kadar utandırıcı olmaması gerektiğini.
Cevabı göster

Tasarımın, dövme sanatçısının bile onunla ilişkilendirilmek istemeyeceği kadar utandırıcı olmaması gerektiğini.

and when in doubt, Kalıp ifadeler

4:57

ve şüpheye düştüğünüzde,

you can never go wrong with Mom. Deyimler

4:58

Anne (Mom) yazdırırsanız asla yanılmazsınız.

Kalıp ifadeler

when in doubt: güvenli bir varsayılan seçenek sunmak

When in doubt, “ne yapacağından veya neyi seçeceğinden emin olmadığında” anlamına gelir. when you are in doubt ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve genellikle basit, güvenilir bir varsayılan seçeneği sunmak için cümlenin başında kullanılır. Burada doubt, konuşmacının veya dinleyicinin bir karar hakkındaki kararsızlığını anlatır. Başka bir kişinin dürüst olmadığından şüphelenmek anlamına gelmez.

Alıştırma

“Ne yapacağından emin olmadığında” anlamına gelen, öğrendiğiniz iki kelimelik ifadeyi tamamlayın: When ____, check the instructions again.

Cevabı göster

in doubt

Deyimler

You can never go wrong with + isim: güvenilir bir seçenek önerme

“You can never go wrong with + isim” kalıbı, bir şeyi güvenli ve güvenilir bir seçenek olarak önerir. Buradaki go wrong, “yanlış seçim yapmak veya tatmin edici olmayan bir sonuç almak” demektir; yanlış yöne gitmek değildir. Bu cümlede Mom (“Anne”), klasik bir dövme konusu olarak öneriliyor. Kesinlik bildiren never, gerçek anlamda bir garanti vermek yerine kendinden emin ve şakacı bir vurgu katıyor.

Alıştırma

Hangi cümle taze çiçekleri doğal biçimde güvenilir bir seçenek olarak öneriyor?

  1. You can never go wrong with fresh flowers.
  2. Fresh flowers can be difficult to find in winter.
  3. You should never bring fresh flowers.
Cevabı göster

You can never go wrong with fresh flowers.