Dünyanın EN SEÇKİN Özel Kuvvetleri Hangileri?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.427 kelime 213 kel/dk

Video özeti: Dokuz seçkin birlik görev, seçilme, gizlilik ve eğitimle karşılaştırılıyor; zihinsel baskı İngiliz SAS birliğini Navy Seals'ın üstüne taşıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “a bridge too far” — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: uzak köprü değil, olağan kapasiteyi aşan görev anlamını öğrenin ve erişilemeyen planlar için kullanın. 2. “no more compelling than” — Dilbilgisi ve Cümle Kalıpları: bir kanıtın diğerinden güçlü olmadığını görün, more compelling than ile ayırın ve zayıf savları karşılaştırın. 3. “get into your head,” — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: fiziksel giriş değil, psikolojik baskı anlamını tanıyın; korku, eleştiri veya kalıcı düşüncenin etkisini anlatın.

Bu derste

Almost all countries have a special elite unit of soldiers that have been trained both physically and mentally

0:00

Hemen hemen her ülkenin, fiziksel ve zihinsel olarak eğitilmiş özel seçkin bir askeri birliği vardır

to fight enemies when the job is a bridge too far for regular soldiers. Deyimler

0:04

ve bu birlikler, görev normal askerler için boyunu aştığında düşmanlarla savaşmak üzere görevlendirilir.

Deyimler

a bridge too far: pratik sınırları aşan bir zorluk

Bu cümlede a bridge too far, görevi yapması beklenen kişilerin yeteneğini veya kaynaklarını aşan bir iş anlamına gelen bir deyimdir. Gerçek bir köprüden söz edilmez. Bu ifade çoğunlukla be, seem veya prove fiillerinden sonra gelir ve bir hedefi makul sınırın ötesindeki bir zorluk olarak gösterir: Teoride mümkün olabilir, ancak bu koşullarda o kişi veya grup için mümkün değildir.

Alıştırma

Cümleyi, bu kişinin makul biçimde başa çıkabileceği sınırı aşmak anlamındaki deyimle tamamlayın: With only one day to prepare, organizing the whole festival alone would be ____.

Cevabı göster

a bridge too far

Months of grueling training,

0:08

Çoğu seçkin asker adayı için çok fazla olan

which is too much for most aspiring elite soldiers,

0:10

aylarca süren zorlu eğitimler,

also teaches them to endure and withstand punishment and torture.

0:13

aynı zamanda onlara cezalara ve işkencelere dayanmayı ve karşı koymayı öğretir.

We don't know many of these elite soldiers

0:16

Bu seçkin askerlerin çoğunu tanımayız

because for the most part what they do remains a secret Kalıp ifadeler

0:18

çünkü yaptıkları şeylerin büyük bir kısmı gizli kalır

and with it their identity.

0:20

ve bununla birlikte kimlikleri de öyle.

Kalıp ifadeler

for the most part: temkinli bir genelleme yapmak

For the most part, genel olarak veya çoğu durumda anlamına gelir. Sonraki ifadenin genel olarak doğru olduğunu belirtirken bazı istisnalara da yer bırakır. Burada askerlerin görevlerinin ve kimliklerinin gizli kaldığı iddiasını yumuşatır: Gizlilik ana eğilimdir, ancak mutlak bir kural değildir.

Alıştırma

Temkinli bir genelleme yapmak için dersteki dört sözcüklü ifadeyi kullanın: ____, the buses arrive on time, but delays happen during storms.

Cevabı göster

For the most part

They work in the background for much of the time Deyimler

0:22

Zamanlarının büyük bir kısmında arka planda çalışırlar

Deyimler

work in the background: kamuoyunun dikkatini çekmeden katkıda bulunmak

Bu cümlede work in the background, kamuoyu tarafından görülmeden veya fark edilmeden önemli işler yapmak anlamına gelir. Background burada mecazidir; bir fotoğraf ya da sahnedeki fiziksel konumu değil, düşük görünürlüğü anlatır. work in the background kalıbı, görünür sonuçlara katkıda bulunan ancak kendileri kamuoyunun dikkatinden uzak kalan kişi veya ekipleri anlatabilir.

Alıştırma

Hangi durum “work in the background” ifadesinin mecaz anlamına en iyi uyar?

  1. Bir teknik ekip internet sitesini sessizce çalışır durumda tutar ve kullanıcılar onları nadiren fark eder.
  2. Bir çalışan masayı ofisin arka tarafına taşır.
  3. İki oyuncu bir fotoğrafta ana karakterin arkasında durur.
Cevabı göster

Bir teknik ekip internet sitesini sessizce çalışır durumda tutar ve kullanıcılar onları nadiren fark eder.

and only occasionally do the public hear of their missions. Dilbilgisi

0:23

ve halk onların görevlerini sadece ara sıra duyar.

Dilbilgisi

only occasionally do the public hear: başa alınan only sonrasında devrik yapı

İkinci bağlı cümlede only occasionally, görevlerin kamuoyu tarafından ne kadar seyrek duyulduğunu vurgulamak için özneden önce gelir. Bu kısıtlayıcı ifadenin başa alınması cümleciğe resmî ve anlatısal bir ton verir. Only occasionally başa alındığında özne ile yardımcı fiil devrik sıraya girer: only occasionally + do + the public + hear. Yardımcı fiil özneden önce gelir ve ana fiil yalın biçimde kalır. Normal sözcük dizilişiyle düşünce The public only occasionally hear of their missions. şeklindedir. Bu cümlede the public çoğul bir topluluk olarak ele alındığı için does yerine do kullanılır.

Alıştırma

Başa alınmış kısıtlayıcı bir sıklık ifadesinden sonra devrik yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Only rarely we see snow here.
  2. Only rarely do we see snow here.
  3. Only rarely do we sees snow here.
Cevabı göster

Only rarely do we see snow here.

They provide their own citizens with security

0:26

Kendi vatandaşlarına güvenlik sağlarlar

but for their enemies they are ghosts to be feared. Deyimler

0:29

ancak düşmanları için korkulması gereken birer hayalettirler.

Deyimler

ghosts to be feared: gizli tehlikeyi anlatan bir metafor

Burada ghosts, görülmesi veya izlenmesi zor ama yine de tehlikeli kişiler için kullanılan bir metafordur. Askerler doğaüstü varlıklar değildir ve ölmüş de değillerdir; bu imge, düşmanın bakış açısından gizliliği, görünmezliği ve korkuyu birleştirir. to be feared mastar öbeği ghosts sözcüğünü niteler ve “başkalarının korkması gereken” anlamına gelir. Daha genel olarak birine ghost demek, özellikle dramatik anlatımlarda o kişiyi ele avuca sığmaz veya tespit edilmesi neredeyse imkânsız biri olarak gösterebilir.

Alıştırma

“The masked scouts moved silently and became ghosts to be feared,” cümlesinde ghosts to be feared neyi anlatır?

  1. Ölmüş ve doğaüstü varlıklar olarak geri dönmüşlerdi.
  2. Gizleniyorlardı, izlenmeleri zordu ve düşmanlarını korkutuyorlardı.
  3. Nereye gittiklerini açıkça duyurmuşlardı.
Cevabı göster

Gizleniyorlardı, izlenmeleri zordu ve düşmanlarını korkutuyorlardı.

Today we'll look at the best of them in this episode of the Infographics Show,

0:31

Bugün The Infographics Show'un bu bölümünde onlardan en iyilerini,

most elite special forces in the world.

0:34

dünyanın en seçkin özel kuvvetlerini inceleyeceğiz.

Don't forget to subscribe and click the bell button

0:37

Abone olmayı ve zil düğmesine tıklamayı unutmayın

so that you can be part of our notification squad. Dilbilgisi

0:39

böylece bildirim ekibimizin bir parçası olabilirsiniz.

Dilbilgisi

Amaç bildiren so that

Burada so that bir amaç cümleciği başlatır. Abone olmak ve zil düğmesine tıklamak yapılan eylemlerdir; bildirim ekibine katılmak ve bildirimleri almak ise amaçlanan sonuçtur. Yaygın bir kalıp do X so that + özne + can/will + fiil şeklindedir. Bu cümlede can, ilk eylemlerin amacı mümkün kıldığını gösterir. Bu yapı, derece ve sonuç anlatan so + sıfat/zarf + that kalıbından farklıdır.

Alıştırma

Cümleyi amaç bildiren iki sözcüklü bağlaçla tamamlayın: Save the map offline ____ you can view it without internet access.

Cevabı göster

so that

Number nine,

0:41

Dokuz numara,

SSG, Pakistan.

0:42

SSG, Pakistan.

Also known as the Black Storks,

0:43

Kara Leylekler olarak da bilinen

the Special Services Group was formed in 1956.

0:45

Özel Hizmetler Grubu 1956 yılında kurulmuştur.

They assist the army in numerous conflicts and military operations,

0:48

Orduya çok sayıda çatışmada ve askeri operasyonda yardımcı olurlar,

as well as serve the country in countering terrorism.

0:51

ayrıca terörizmle mücadelede ülkeye hizmet ederler.

The training is grueling, but that's a given for this list. You can join this band of soldiers Deyimler

0:53

Eğitim çok yorucudur, ancak bu liste için bu bilinen bir gerçektir. Bu asker grubuna

Deyimler

That's a given: zaten kabul edilmiş bir gerçek

that's a given ifadesinde a given, zaten kesin kabul edilen ve bu nedenle yeniden kanıtlanması ya da tartışılması gerekmeyen bir gerçeği veya durumu belirten isim grubudur. Burada konuşmacı, zorlu eğitimi listedeki her kuvvetten beklenen bir özellik olarak görüyor. That's a given kalıbı, başka bir konuya geçmeden önce bir bilgiyi ortak ve yerleşmiş bir ön kabul olarak işaretlemenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “bu zaten beklenen ve kesin bir şey” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Working late during launch week is tiring, but ____.

Cevabı göster

that's a given

only if you have at least two years experience in the Pakistani Armed Forces. Training takes nine months Dilbilgisi

0:58

yalnızca Pakistan Silahlı Kuvvetleri'nde en az iki yıllık deneyiminiz varsa katılabilirsiniz. Eğitim dokuz ay sürer

Dilbilgisi

Only if: gerekli bir koşulu belirtme

Only if gerekli bir koşulu belirtir. You can join only if you have at least two years of experience, katılan herkesin bu deneyime sahip olması gerektiği anlamına gelir. Bu deneyimin tek başına yeterli olduğunu söylemez. Bir kişi bu koşulu karşılayıp başka bir koşulda başarısız olabilir veya seçilmeyebilir.

Alıştırma

Örnek cümlede only if ne anlama geliyor?

  1. En az iki yıllık deneyim kabul edilmeyi garanti eder.
  2. En az iki yıllık deneyim gereklidir, ancak bu kabul edilmeyi garanti etmez.
  3. İki yıldan az deneyimi olan adaylar yine de bu koşulu karşılayabilir.
Cevabı göster

En az iki yıllık deneyim gereklidir, ancak bu kabul edilmeyi garanti etmez.

and includes such things as a 36-mi march in just 24 hours.

1:03

ve sadece 24 saat içinde 36 millik (yaklaşık 58 km) bir yürüyüş gibi şeyleri içerir.

With Pakistan's borders always on high alert, Kalıp ifadeler

1:06

Pakistan sınırlarının her zaman yüksek alarmda olması nedeniyle,

these are some very courageous soldiers that,

1:08

bunlar çok cesur askerlerdir ve

unlike some units on this list,

1:10

bu listedeki bazı birimlerin aksine,

are in danger throughout much of their careers.

1:12

kariyerlerinin büyük bir bölümünde tehlike altındadırlar.

Kalıp ifadeler

on high alert: yüksek alarm durumu

On high alert, tehlike ortaya çıkabileceği için olağanüstü bir dikkat ve hazırlık durumunda olmak demektir. Tek bir uyarı mesajı almayı değil, devam eden bir durumu anlatır. Buradaki always on high alert, sınırların sürekli hazırlık gerektirdiğini gösterir; bu da askerlerin kariyerlerinin büyük bölümünde neden tehlikeyle karşı karşıya olduklarını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “yüksek hazırlık durumunda” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: After the security warning, the station remained ____ overnight.

Cevabı göster

on high alert

Number eight,

1:14

Sekiz numara,

GSG 9,

1:15

GSG 9,

Germany.

1:16

Almanya.

One might think that compared to SSG, Anlatım akışı

1:17

İnsan, SSG ile kıyaslandığında,

Germany's Grenzschutzgruppe 9 is not very busy.

1:19

Almanya'nın Grenzschutzgruppe 9'unun çok meşgul olmadığını düşünebilir.

Anlatım akışı

One might think that: karşıtlığa zemin hazırlamak

One might think that, daha fazla bilgi verilmeden önce makul görünen geçici bir varsayım sunar. Might, iddianın kesinliğini azaltır: konuşan kişi, okuyucu veya dinleyicinin yapabileceği bir çıkarımı sunar ama bunu tamamen benimsemez. Bu cümlede ifade bir karşıtlığa zemin hazırlar. Dinleyici birimin yoğun olmadığını düşünebilir, ancak sonraki bilgi bu beklentiyi düzeltir. Başka durumlara aktarılabilecek sav kalıbı One might think that X, but Y şeklindedir.

Alıştırma

“One might think that the cheapest plan is best, but hidden fees change the picture,” cümlesinde başlangıçtaki ifade ne işe yarar?

  1. Adı belirtilen bir kişinin sözlerini aynen aktarır.
  2. Konuşan kişinin nihai ve kesin görüşünü belirtir.
  3. Daha sonra düzeltilecek geçici bir ilk izlenim sunar.
Cevabı göster

Daha sonra düzeltilecek geçici bir ilk izlenim sunar.

But as a police tactical unit,

1:22

Ancak bir polis taktik birimi olarak,

they are involved with matters not so much concerning protecting borders, Dilbilgisi

1:24

sınırları korumaktan ziyade

but stepping in when the job is too big for the police. Öbek fiiller

1:27

işin polisin boyunu aştığı durumlarda devreye girmekle ilgilenirler.

Dilbilgisi

not so much A, but B: A’yı geri plana atıp B’yi vurgulamak

Bu cümlede not so much A, but B, A’yı geri plana atar ve dikkati B’ye yöneltir. Sınırları koruma görevi tamamen reddedilmez; konuşmacı, sıradan polis için fazla büyük olan işlere müdahale etmeyi daha önemli tanım olarak sunar. Bu kalıp, iki tanım birbiriyle kısmen örtüşse de bunlardan biri konuyu daha doğru biçimde çerçevelediğinde kullanışlıdır. Vurgu değişiminin kolayca anlaşılması için A ve B’yi dil bilgisel olarak paralel tutun.

Alıştırma

İlk tanımı geri plana atıp ikinciyi vurgulayan bu nottaki iki parçalı kalıpla cümleyi tamamlayın: The workshop is ____ about receiving advice, ____ about testing ideas with other designers.

Cevabı göster

not so much · but

Öbek fiiller

‘Müdahale etmek’ anlamında step in

Burada stepping in, durum sıradan polisin başa çıkamayacağı kadar zorlaştığı için müdahale etmek anlamına gelir. Yalnızca fiziksel olarak bir yere girmeyi değil; yardım etmek, kontrolü ele almak veya sorunun kötüleşmesini önlemek için olaya dâhil olmayı anlatır. Bu öbek fiil, müdahale eylemine odaklanır. Yaygın uzantıları arasında step in when something happens ve step in to do something bulunur.

Alıştırma

Müdahale etmek anlamındaki öbek fiili kullanın: When the two departments could not agree, the director had to ____ and make a final decision.

Cevabı göster

step in

This might include terrorism,

1:29

Bu durum terörizmi kapsayabilir,

but also kidnapping and extortion.

1:31

ama aynı zamanda adam kaçırma ve haraç kesmeyi de içerir.

Their last known mission,

1:33

Bilinen son görevleri,

for instance,

1:34

örneğin,

was the 2016 mass shooting in Munich.

1:34

2016'daki Münih toplu silahlı saldırısıydı.

They've even been involved in taking down Hells Angels. Notlar

1:36

Hatta Hells Angels çetesinin çökertilmesinde bile görev aldılar.

Öbek fiiller

Bir örgütü yenmek veya çökertmek anlamında taking down

Burada taking down, tehdit oluşturan bir örgütü koordineli bir eylemle yenmek, etkisiz hâle getirmek veya çökertmek demektir. İfade, grubu fiziksel olarak aşağı taşımayı değil, aynı şekilde faaliyet gösteremez hâle getirmeyi anlatır. Bu ifade geniş kapsamlıdır: eylemin tek bir tutuklama mı, birkaç tutuklama mı yoksa daha büyük bir operasyon mu olduğunu söylemez. En doğru çeviriyi seçmek için çevredeki bağlama bakın.

Alıştırma

“The task force helped take down the fraud network,” cümlesinde take down büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Ağ hakkında bilgi kaydetmek
  2. Ağı fiziksel olarak daha alçak bir konuma taşımak
  3. Ağı bir operasyonla çökertmek veya yenmek
Cevabı göster

Ağı bir operasyonla çökertmek veya yenmek

Kültür

Bir örgüt adı olarak Hells Angels

Hells Angels, uluslararası bir motosiklet kulübünün özel adıdır; doğaüstü varlıkları anlatan genel bir ifade değildir. Bu cümlede, eylemin hedefi olan örgütü belirtir. Bu ad, kolluk kuvvetleri ve organize suç soruşturmalarıyla ilgili haberlerde yer almıştır; ancak yalnızca bu cümle, belirli bir olayda ne yaşandığını veya herhangi bir hukuki sonucu kanıtlamaz.

Alıştırma

Örnek cümlede Hells Angels neyi belirtir?

  1. Uluslararası bir motosiklet kulübü
  2. Bir polis biriminin adı
  3. Cehennemden gelen doğaüstü varlıklar için genel bir ifade
Cevabı göster

Uluslararası bir motosiklet kulübü

They may not have the most rigorous training on this list,

1:39

Bu listedeki en zorlu eğitime sahip olmayabilirler,

but as a special police unit,

1:41

ancak özel bir polis birimi olarak,

they are hard to beat. Deyimler

1:42

yenilmeleri zordur.

Deyimler

hard to beat: geçilmesi zor

Bu cümlede hard to beat, diğer birimlerin onları yenmesinin veya geride bırakmasının çok zor olduğu anlamına gelir. Buradaki beat rekabetle ilgilidir; fiziksel olarak vurmak anlamında değildir. Özne + be + hard to + fiil yapısı dikkati özneye yöneltir: they are hard to beat, “başkalarının onları yenmesi zordur” demektir. Bu yapı güçlü bir övgü olarak sıkça kullanılır ancak özneyi yenmenin imkânsız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, rakip tekliflerin çok azının daha iyi olduğu anlamına gelir?

  1. The weekend package is hard to beat.
  2. The weekend package is hard to book.
  3. The weekend package is hard to find.
Cevabı göster

The weekend package is hard to beat.

Number seven,

1:43

Yedi numara,

MARCOS,

1:44

MARCOS,

India.

1:45

Hindistan.

The Marine Commando Force is India's version of the US's Navy Seals Kalıp ifadeler

1:45

Deniz Komando Kuvvetleri, ABD'nin Navy Seals

or the UK's SBS.

1:49

veya İngiltere'nin SBS'sinin Hindistan versiyonudur.

Kalıp ifadeler

India's version of the US's Navy Seals: Navy SEALs'in Hindistan'daki versiyonu

Burada India's version of the US's Navy Seals, Deniz Komando Gücü'nü tanınmış bir ABD birimiyle genel olarak benzer role sahip Hindistan'daki karşılık olarak tanıtır. Karşılaştırma aynı kimliğe değil, benzer bir role dayanır. Tekrar kullanılabilen X's version of Y kalıbı, bilinen Y referansını X'in ülkesine, kuruluşuna veya ortamına yerleştirir. Version; yapı, yetki, eğitim veya ayrıntılar bakımından farklılıklara yer bırakır.

Alıştırma

Bir yazar, "The app is the school's version of a town square." diyor. Bu neyi ifade eder?

  1. Okul, tüm kent meydanlarının yasal sahibidir.
  2. Fiziksel bir kent meydanının bire bir kopyasıdır.
  3. Tamamen aynı olmasa da okul için genel olarak benzer bir sosyal işlev görür.
Cevabı göster

Tamamen aynı olmasa da okul için genel olarak benzer bir sosyal işlev görür.

Their motto is The Few,

1:50

Sloganları "Azlar,

The Fearless.

1:52

Korkusuzlar"dır.

They deal with anything from counter terrorism Dilbilgisi

1:52

Terörle mücadeleden

to fighting pirates and operations underwater.

1:54

korsanlarla savaşmaya ve su altı operasyonlarına kadar her şeyle ilgilenirler.

Dilbilgisi

Geniş bir aralık için anything from ... to ...

Bu cümlede anything from ... to ..., geniş bir görev yelpazesi olduğunu göstermek için counter terrorism ifadesini bir uca, fighting pirates ifadesini diğer uca yerleştirir; operations underwater da başka bir örnek ekler. Sayılan unsurlar temsili örneklerdir, eksiksiz bir liste değildir. Yeniden kullanılabilir yapı anything from + ilk örnek + to + ikinci örnek biçimindedir. Özenle oluşturulan yeni örneklerde A ve B genellikle iki paralel isim öbeği ya da iki paralel -ing yapısı olarak düzenlenir. Burada from ... to hareketi, zamanı veya gerçek bir güzergâhı değil, kapsamı anlatır.

Alıştırma

Geniş bir görev yelpazesini göstermek için anything ile başlayan iki parçalı ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: A community manager handles ____ answering questions ____ calming tense discussions.

Cevabı göster

anything from · to

In 2015,

1:57

2015 yılında,

the India Times gave 15 reasons why this special forces outfit was the best in the world,

1:58

India Times bu özel kuvvetler birliğinin dünyanın en iyisi olması için 15 neden sıraladı,

although the evidence was no more compelling than a few other units on this list could provide. Dilbilgisi

2:02

ancak kanıtlar bu listedeki diğer birkaç birimin sunabileceğinden daha ikna edici değildi.

Dilbilgisi

no more compelling than: karşılaştırmalı üstünlüğü reddetmek

although kuşkucu bir dönüş başlattıktan sonra no more compelling than, bu kanıtların diğer birkaç birliğin sunabileceği kanıtlardan daha yüksek bir ikna gücüne sahip olmadığını belirtir. no sözcüğü, more ... than yapısının normalde ileri süreceği üstünlüğü iptal eder. Yeniden kullanılabilir X is no more + sıfat + than Y yapısı, X'in söz konusu özellikte Y'yi aştığını reddeder. Kullanımda her ikisinin de pek etkileyici olmadığını ima edebilir; ancak tek başına tam eşitliği kanıtlamaz ve X'in bu özellikten tamamen yoksun olduğunu söylemez.

Alıştırma

The second report's evidence was no more convincing than the first report's. Bu cümle ne anlama gelir?

  1. İkinci rapor açıkça ilk rapordan daha ikna ediciydi.
  2. İlk rapor hiçbir kanıt sunmadı.
  3. İkinci rapor, ilk rapordan daha ikna edici değildi.
Cevabı göster

İkinci rapor, ilk rapordan daha ikna edici değildi.

They do have a very difficult 2 to 3-yr training period,

2:06

Çok zorlu geçen 2 ila 3 yıllık bir eğitim dönemleri vardır,

as it's a continuous process,

2:09

çünkü bu kesintisiz bir süreçtir

and apparently 80% of trainees drop out early. Öbek fiiller

2:10

ve görünüşe göre kursiyerlerin %80'i erkenden elenir.

Öbek fiiller

drop out: tamamlamadan ayrılmak

Burada drop out, eğitimi tamamlamadan önce katılmayı bırakmak, yani yarıda ayrılmak anlamına gelir. %80 oranı, uzun eğitim sürecini bitirmeyen kursiyerleri belirtir; ifade kelime anlamıyla bir yerden düşmek demek değildir. Drop out geçişsiz bir öbek fiildir. Bağlam açıksa tek başına kullanılabilir. Ayrılınan faaliyet belirtilirken drop out of + okul, kurs, program, yarışma veya proje yapısı kullanılır.

Alıştırma

Drop out ifadesinin geçmiş zaman biçimini ve gerekli edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Omar ____ the photography program after two weeks.

Cevabı göster

dropped out of

It includes 5 weeks of hell,

2:13

Times'a göre bu,

according to the Times,

2:15

uzun yürüyüşler,

consisting of long marches,

2:16

uyku yoksunluğu

sleep deprivation,

2:18

ve silah eğitiminden oluşan

and arms training.

2:19

5 haftalık bir cehennemi içerir.

If they pass that,

2:19

Bunu geçerlerse,

they then do their parachute and diving training.

2:21

daha sonra paraşüt ve dalış eğitimlerini yaparlar.

As India has all the perfect spots for intense training,

2:23

Hindistan yoğun eğitim için mükemmel noktalara sahip olduğundan,

MARCOS spend a lot of time being thrown into the jungle and left on mountains.

2:26

MARCOS, ormana atılarak ve dağlarda bırakılarak çok zaman harcar.

One commando said he did the Navy Seals course with ease during an exchange program. Kalıp ifadeler

2:29

Bir komando, bir değişim programı sırasında Navy Seals kursunu kolaylıkla tamamladığını söylemiştir.

Kalıp ifadeler

with ease: zorlanmadan

With ease, 'zorlanmadan' veya 'fazla çaba göstermeden' anlamına gelir. Bu cümlede komandonun Navy SEALs kursunu nasıl tamamladığını anlatır: kursun herkes için kolay olduğunu değil, kendisine kolay geldiğini söyler. Bu ifade zarf görevi görür ve genellikle nitelediği eylemden sonra gelir: complete the task with ease veya pass the test with ease. Anlatım ve değerlendirmelerde easily için kısa bir alternatiftir.

Alıştırma

'Zorlanmadan' anlamındaki iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Even on her first try, Lina solved the logic puzzle ____.

Cevabı göster

with ease

Number six,

2:33

Altı numara,

Delta Force.

2:34

Delta Force.

The USA's Delta Force is a special unit of the army

2:35

ABD'nin Delta Force birliği, ordunun

that deals mostly with hostage rescue and counter terrorism.

2:37

çoğunlukla rehin kurtarma ve terörle mücadele ile ilgilenen özel bir birimidir.

It was actually formed for that in the 1970s

2:40

Aslında 1970'lerde bir dizi terör saldırısının ardından

following a slew of terrorist attacks. Kelime

2:42

bunun için kurulmuştu.

Kelime

a slew of: büyük miktar bildiren resmî olmayan bir ifade

A slew of, “çok sayıda” veya “birçok” anlamına gelir. Bu cümlede terör saldırılarını, birliğin kurulmasına katkıda bulunan çok sayıdaki olay olarak sunar. Yapı a slew of + isim öbeği şeklindedir. Buradaki slew, kalıplaşmış miktar ifadesinin içindeki bir isimdir; slay fiilinin “öldürdü” anlamındaki geçmiş zaman biçimi değildir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “çok sayıda” anlamına gelen resmî olmayan miktar ifadesiyle tamamlayın: The support team received ____ requests after the update.

Cevabı göster

a slew of

The unit is relatively small with just 1,000 soldiers,

2:45

Birlik, sadece 1.000 askeriyle nispeten küçüktür,

around 300 of whom are trained for direct action. Dilbilgisi

2:48

bunların yaklaşık 300'ü doğrudan operasyon için eğitilmiştir.

Dilbilgisi

around 300 of whom: grubun bir bölümünü belirten ilgi cümleciği

Around 300 of whom ifadesinde around, 300 sayısının yaklaşık olduğunu gösterir; whom ise 1,000 soldiers ile belirtilen kişilere gönderme yapar. İfade, “o askerlerin yaklaşık 300'ü” anlamına gelir; birliğin 300'ü anlamına gelmez. Tam kalıp miktar + of whom + fiil şeklindedir. Daha önce belirlenmiş bir insan grubunun bir kısmı hakkında ek bilgi veren tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır.

Alıştırma

Cümleyi “o kişilerin içinden” anlamına gelen iki sözcüklü ilgi ifadesiyle tamamlayın: The hospital has 500 nurses, about 80 ____ work in the emergency department.

Cevabı göster

of whom

Recruits are taken from the military when they have enough experience,

2:50

Askerler yeterli deneyime sahip olduklarında ordudan seçilirler

and as it's a very secretive unit,

2:53

ve çok gizli bir birim olduğu için,

recruits have to get past many security checks Öbek fiiller

2:55

acemiler birçok güvenlik kontrolünden geçmelidir

Öbek fiiller

get past: zorunlu bir kontrolü başarıyla geçmek

Bu cümlede get past, işe alım sürecinin devam edebilmesi için güvenlik kontrollerini başarıyla geçmek anlamına gelir. Zorunlu bir kontrolü gizlice atlatmayı değil, o kontrolü başarıyla tamamlamayı anlatır. get past + engel, kontrol veya aşama yapısı genellikle bir güçlüğü ya da onay adımını aşarak ilerlemeye odaklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede get past, zorunlu bir adımı atlatmak yerine başarıyla tamamlamak anlamında kullanılmıştır?

  1. Once you get past the bank, turn left.
  2. The driver bypassed the checkpoint on a side road.
  3. The application must get past the safety review before production begins.
Cevabı göster

The application must get past the safety review before production begins.

and must also have never incurred a court martial. Kültür

2:57

ve ayrıca hiçbir zaman askeri mahkemeye çıkmamış olmaları gerekir.

Kültür

court martial / court-martial: askerî adli süreç

Court-martial, bir askerin askerî hukuka göre bir suç nedeniyle yargılandığı askerî adli süreçtir. Burada incurred a court-martial, böyle bir sürece tabi tutulmuş olmak anlamına gelir; dolayısıyla koşul, böyle bir geçmişin bulunmamasıdır. Bu süreç sıradan bir sivil mahkemeye değil, askerî adalet sistemine aittir. Terim yargılama sürecini adlandırır ve kişinin mutlaka suçlu bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümlede court-martial ne anlama geliyor?

  1. Askerlik hizmetinden sonra verilen resmî bir ödül
  2. Bir askeri yargılamak için kullanılan askerî adli süreç
  3. Herkese açık sıradan bir sivil mahkeme
Cevabı göster

Bir askeri yargılamak için kullanılan askerî adli süreç

You also have to pass a series of physical tests,

2:59

Ayrıca 40 lb'lik (yaklaşık 18 kg) bir sırt çantasıyla yürüyüş yapmak,

such as hikes with a 40-lb backpack,

3:01

ve tam giyimli halde 2 mil (3,2 km) koşup 100 m yüzebilmek gibi

and also be able to run 2 mi and swim 100 m fully clothed.

3:03

bir dizi fiziksel testi geçmeniz gerekir.

It doesn't sound as grueling as the Seals,

3:07

Seals kadar zorlu gelmeyebilir,

but trainees will also be pushed to their psychological limits under interrogations. Deyimler

3:09

ancak kursiyerler sorgulamalar altında psikolojik sınırlarına da zorlanacaktır.

Deyimler

Psikolojik sınırlarına kadar zorlanmak

Pushed to their psychological limits, kursiyerlerin başa çıkma kapasiteleri neredeyse tükenene kadar çok yoğun zihinsel baskıya maruz bırakılması demektir. Buradaki baskı sorgulama eğitiminden gelir; fiziksel olarak itmek kastedilmez. push someone or something to their or its limits kalıbı kapasiteyi bir sınır gibi ele alır. psychological, physical veya technical gibi bir sıfat, hangi kapasitenin sınandığını belirtebilir.

Alıştırma

Örnekte pushed to their psychological limits ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak işaretlenmiş bir sınıra doğru taşındılar.
  2. Başa çıkma kapasitelerini neredeyse tüketen aşırı zihinsel baskıya maruz kaldılar.
  3. Kesin bir psikolojik puanı ölçmeleri istendi.
Cevabı göster

Başa çıkma kapasitelerini neredeyse tüketen aşırı zihinsel baskıya maruz kaldılar.

Number five,

3:13

Beş numara,

Alpha Group,

3:14

Alfa Grubu,

Russia.

3:15

Rusya.

Of course,

3:16

Elbette,

Russia has an excellent special forces unit with such a powerful military.

3:16

böylesine güçlü bir orduya sahip Rusya'nın mükemmel bir özel kuvvetler birliği de var.

The Alpha Group is what the name says,

3:20

Alfa Grubu isminin de anlattığı gibi,

the best soldiers in all of Russia.

3:21

tüm Rusya'nın en iyi askerleridir.

Created by the KGB in 1974, Dilbilgisi

3:23

1974'te KGB tarafından kurulan

the unit helps with police matters,

3:26

birlik polis meselelerine yardımcı olur,

but also with military matters.

3:27

ancak askeri meselelere de el atar.

Dilbilgisi

Cümle başında geçmiş zaman ortaç öbeği olarak Created by the KGB in 1974

Created by the KGB in 1974, the unit hakkında arka plan bilgisi veren, cümle başındaki bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan the unit'tir: The unit was created by the KGB in 1974. Bu kısaltma, haber ve açıklayıcı metinlerin edilgen arka plan bilgisini ana cümleden önce vermesini sağlar. Ana cümlenin öznesi, created tarafından nitelenen kişi veya şey olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle, doğru örtük özneyle cümle başında bir geçmiş zaman ortaç öbeği kullanıyor?

  1. Designing for small kitchens, the table folds flat against the wall.
  2. Built in 1920, tourists visit the museum every day.
  3. Designed for small kitchens, the table folds flat against the wall.
Cevabı göster

Designed for small kitchens, the table folds flat against the wall.

This might relate to terrorism,

3:29

Bu, terörizm,

hostage taking,

3:30

rehin alma

and covert operations in and outside the country. Kelime

3:31

ve ülke içindeki ve dışındaki gizli operasyonlarla ilgili olabilir.

Kelime

covert operations ifadesinin anlamı

Bu cümlede covert operations, askerî, istihbarat veya güvenlik bağlamında gizlice yürütülen planlı görevleri ifade eder. Covert genellikle görevin arkasındaki kişilerin veya hükümetin açıkça belirlenmemesi ya da kabul edilmemesi gerektiğini anlatır; faaliyetin kendisi de gizlenmiş olabilir. Bu ifade, yalnızca private veya confidential demekten daha güçlü ve daha özeldir. Bu iki sözcük sıradan bilgileri veya kişisel konuları anlatabilirken covert operations planlı bir eylemi ve kasıtlı gizlemeyi düşündürür.

Alıştırma

Destekleyen hükümetin katılımını gizlemek üzere tasarlanan bir görevle ilgili bu İngilizce cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The agency conducted several ____.

  1. confidential meetings
  2. covert operations
  3. private activities
Cevabı göster

covert operations

One such internal operation included the 1983 hijacking of Aeroflot flight 6833,

3:33

Böyle bir iç operasyon, Aeroflot'un 6833 sefer sayılı uçağının 1983'te kaçırılmasını içeriyordu;

which unfortunately resulted in the loss of life of five hostages, Kelime

3:39

bu, ne yazık ki beş rehinenin hayatını kaybetmesiyle sonuçlandı

but also the capture and killing of the hijackers.

3:42

ancak korsanların yakalanması ve öldürülmesiyle de neticelendi.

Kelime

resulted in the loss of life: neden-sonuç ve ölçülü rapor dili

Bu cümlede resulted in, uçak kaçırma olayının yol açtığı sonucu bildirir: insanlar öldü. Kalıp neden + result in + sonuç şeklindedir ve sonuç bir ad öbeği ya da -ing biçimi olabilir. The loss of life, ölümü anlatan resmî ve ölçülü bir ifadedir; haberlerde ve resmî raporlarda sık görülür. Bu ölçülü anlatım olayın ciddiyetini azaltmaz. Of five hostages hem kaç kişinin öldüğünü hem de bu kişilerin kim olduğunu belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi resulted in ve ardından gelen resmî rapor ifadesi loss of life ile tamamlayın: The building collapse ____.

Cevabı göster

resulted in the loss of life

They were also heavily involved with the Soviet War in Afghanistan.

3:45

Ayrıca Afganistan'daki Sovyet Savaşı'na da büyük ölçüde dahil oldular.

Training lasts 3 years

3:48

Eğitim 3 yıl sürer

and you must be between 22 and 27 years old to start.

3:49

ve başlamak için 22 ile 27 yaşları arasında olmanız gerekir.

They only want the smartest soldiers,

3:52

Sadece en zeki askerleri isterler,

so you must have a university education to join.

3:54

bu yüzden katılmak için üniversite eğitimine sahip olmalısınız.

You'll then have to pass a series of physical tests

3:56

Daha sonra bir dizi fiziksel testten

and also diving,

3:59

ayrıca dalış,

sniper operations,

3:59

keskin nişancı operasyonları,

parachuting,

4:01

paraşütle atlama

and martial arts.

4:01

ve dövüş sanatları eğitimlerinden geçmeniz gerekecek.

Number four,

4:02

Dört numara,

SBS.

4:03

SBS.

The Special Boat Service is the UK's wet version of the SAS Deyimler

4:04

Özel Tekne Servisi (Special Boat Service), Birleşik Krallık SAS'ının su üzerindeki versiyonudur

and has similarities to the Navy Seals.

4:07

ve Navy Seals ile benzerlikler taşır.

Deyimler

Resmî olmayan işlev benzetmesi olarak “wet version of the SAS”

“The wet version of the SAS” ifadesi resmî olmayan bir benzetmedir. SBS'yi genel işlevi bakımından SAS'la karşılaştırırken “wet” sözcüğüyle SBS'nin su ve deniz operasyonlarına daha fazla odaklandığını vurgular. “Version of” gerçek anlamda bir kopya demek değildir; “wet” de SAS'ın yalnızca ıslandığı anlamına gelmez. “The [ayırt edici özellik] version of X” kalıbı, bilinen bir şeyi ve belirgin bir farkı kullanarak az bilinen bir şeyi hızlıca açıklamaya yarar.

Alıştırma

“The SBS is the wet version of the SAS” cümlesinde “wet version” ne anlama gelir?

  1. Üyeleri ve ekipmanı ıslandıktan sonraki SAS
  2. Resmî birlik adlarında kullanılan resmî bir askerî kategori
  3. Genel olarak benzer, ancak su ve deniz görevlerine daha fazla odaklanan bir birlik
Cevabı göster

Genel olarak benzer, ancak su ve deniz görevlerine daha fazla odaklanan bir birlik

Like the SAS,

4:09

SAS gibi,

it was formed during World War II

4:10

İkinci Dünya Savaşı sırasında

as a special covert unit often working behind enemy lines.

4:12

genellikle düşman hatlarının gerisinde çalışan özel bir gizli birlik olarak kuruldu.

The training is quite similar to that of the SAS, Dilbilgisi

4:15

Eğitimi SAS'ınkine oldukça benzerdir,

although obviously recruits have much more challenging training in the water.

4:17

ancak acemilerin sudaki eğitimleri doğal olarak çok daha zordur.

Dilbilgisi

Tekil karşılaştırmada “similar to that of”

“Similar to that of the SAS” ifadesinde that, tekil training adının yerine geçer. Açık hâli “similar to the training of the SAS” olurdu; ancak that kullanımı training sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Bu değiştirme, karşılaştırmayı paralel tutar: bir kuruluşun eğitimi başka bir kuruluşun eğitimiyle karşılaştırılır. Tekil veya sayılamayan bir ad için that, çoğul ad için ise karşılık olarak those kullanılır.

Alıştırma

“The design” ifadesini tekrarlamamak için bu notta öğretilen tekil ad yerine geçen yapıyı kullanın: The design of this website is similar to ____ its mobile app.

Cevabı göster

that of

In fact,

4:21

Aslında,

according to an elite forces website in the UK,

4:21

Birleşik Krallık'taki seçkin bir kuvvetler web sitesine göre,

SBS soldiers believe they are better trained

4:24

SBS askerleri daha iyi eğitildiklerine inanıyorlar

because the ocean is a much more challenging environment than land.

4:25

çünkü okyanus karadan çok daha zorlu bir ortamdır.

The counter argument is that the SAS are more involved in conflicts Anlatım akışı

4:28

Karşıt görüş ise, SAS'ın çatışmalara daha fazla dahil olduğu

and are better funded,

4:31

ve daha iyi finanse edildiği,

so they are put to much more use.

4:32

dolayısıyla daha fazla kullanıldığı yönündedir.

Anlatım akışı

The counter argument is that ile karşı argüman sunmak

“The counter argument is that ...” kalıbı, konuşanın önceki iddiayı destekleyen başka bir nokta eklemek yerine o iddiaya karşı çıkan bir gerekçe sunmaya geçtiğini gösterir. Bu kalıp dengeli bir tartışma düzenler: önce bir görüş ortaya konur, ardından karşı tarafın akıl yürütmesi bir that yan tümcesiyle sunulur. Buradaki that yan tümcesi, SBS lehindeki önceki gerekçeye rağmen SAS’ın neden daha üstün değerlendirilebileceğini açıklar.

Alıştırma

Karşıt bir gerekçeyi açıkça sunan tartışma kalıbıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: Some people say remote work weakens collaboration. ____ it lets companies hire specialists from anywhere.

Cevabı göster

The counter argument is that

Number three,

4:34

Üç numara,

Sayeret Matkal,

4:35

Sayeret Matkal,

Israel.

4:36

İsrail.

Otherwise known as the General Staff Reconnaissance Unit 269, Kalıp ifadeler

4:37

Diğer adıyla Genelkurmay Keşif Birimi 269 olarak bilinen

this special forces unit,

4:40

bu özel kuvvetler birimi,

like the SAS,

4:41

SAS gibi,

spends much of its time behind enemy lines.

4:42

zamanının çoğunu düşman hatlarının gerisinde geçirir.

Kalıp ifadeler

Otherwise known as ile başka bir ad sunmak

“Otherwise known as X” yapısında otherwise, “aksi takdirde” değil, “başka bir adla” anlamına gelir. İfade, X’in aynı kişi, kuruluş, yer veya eser için kullanılan alternatif bir ad olduğunu belirtir. Cümlenin başında yer aldığında “Otherwise known as ...” kısa bir ek bilgi ifadesidir. Anlamca öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı varlık olmalıdır; örnekte iki ad da aynı özel kuvvet birliğine gönderme yapar.

Alıştırma

Bir kafe günümüzde hem “Harbor Café” hem de “The Lantern Room” adını kullanıyor. “The Lantern Room” adını hâlen kullanılan alternatif ad olarak hangi ifade tanıtır?

  1. Otherwise known as
  2. Formerly known as
  3. Otherwise
Cevabı göster

Otherwise known as

In fact,

4:44

Aslında,

it shares the same motto of Who Dares Wins. Deyimler

4:45

SAS ile aynı "Cesaret Eden Kazanır" sloganını paylaşırlar.

Deyimler

Who Dares Wins: who bir soru sözcüğü değildir

Bu sloganda who bir soru başlatmaz. “... yapan kişi” veya “her kim ... ise” anlamına gelir: cesurca davranmaya istekli bir kişinin başarılı olma olasılığı daha yüksektir. Kısa ve dengeli ifade, sözü genel bir ilke gibi gösterir. Cesareti ve girişkenliği över; risk alan herkesin mutlaka kazanacağını vaat etmez.

Alıştırma

“Who Dares Wins” sloganında who ne anlama gelir?

  1. ... yapan kişi veya her kim ... ise
  2. Hangi kişi?
  3. Yalnızca kazanacağı zaten kesin olan kişi
Cevabı göster

... yapan kişi veya her kim ... ise

It was formed in the 1950s

4:48

1950'lerde kurulmuştur

and the small unit consisted of hand-picked men who were not just physically strong, Notlar

4:49

ve bu küçük birlik, sadece fiziksel olarak güçlü olmakla kalmayıp,

but showed superior intelligence to other soldiers.

4:53

diğer askerlerden daha üstün bir zeka gösteren özenle seçilmiş adamlardan oluşuyordu.

Kelime

hand-picked: bilinçli ve dikkatli biçimde seçilmiş

Hand-picked, belirli bir amaç için bilinçli ve dikkatli biçimde seçilmiş demektir. Burada erkekler, zorlu fiziksel ve zihinsel ölçütleri karşıladıkları için tek tek seçilmiştir. Sözcük çoğu zaman özel bir özeni veya sıkı ölçütleri düşündürür, ancak yalnızca seçimin nasıl yapıldığını bildirir; seçilen kişilerin nesnel olarak en iyi olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir yönetmen yeni bir film için küçük bir oyuncu grubunu büyük bir özenle seçti. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The director assembled a hand-picked cast for the film.
  2. The director assembled a randomly selected cast for the film.
  3. The director assembled a handmade cast for the film.
Cevabı göster

The director assembled a hand-picked cast for the film.

Dilbilgisi

not just A, but B: A'yı doğrulayıp B'yi eklemek

not just A, but B kalıbı A'nın doğru olduğunu onaylar ve ardından B'yi ek, çoğu zaman daha önemli veya beklenmedik bir nokta olarak sunar. Burada adamların fiziksel olarak güçlü olduğu onaylanırken üstün zekâları ayrıca vurgulanır. İki bölüm paralel bilgileri düzenler: not just ilk özelliği, but ise ek özelliği tanıtır. Buradaki but, A'yı geçersiz kılmaz veya onunla çelişmez.

Alıştırma

İlk faydayı doğrulayıp ikincisini ekleyen iki parçalı yapıyla cümleyi tamamlayın: The new policy protects ____ employees ____ customers.

Cevabı göster

not just · but

Recruitment camp itself is reported as hell,

4:56

Acemi eğitim kampının kendisi bir cehennem olarak bildirilir,

with the young men going through intense physical training without much sleep. Öbek fiiller

4:58

genç adamlar fazla uyumadan yoğun fiziksel eğitimlerden geçerler.

Öbek fiiller

going through intense physical training: zorlu bir süreci yaşamak

Going through intense physical training, yoğun eğitim sürerken onu yaşamak ve ona dayanmak anlamına gelir. Go through bir olayı, süreci veya zor dönemi nesne olarak alabilir; yalnızca bir yerin içinden fiziksel olarak geçme anlamıyla sınırlı değildir. Bu cümlede going, with the young men ifadesinden sonra gelip gençlerin ne yaşadığını eklediği için -ing biçimindedir. Bu ifade tek başına eğitimi tamamladıklarını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede go through, altyazıdaki gibi bir süreci yaşamak anlamında kullanılmıştır?

  1. The hikers went through the tunnel to reach the valley. — Yürüyüşçüler vadiye ulaşmak için tünelden geçti.
  2. The team went through months of testing before the product launched. — Ekip, ürün piyasaya çıkmadan önce aylar süren testlerden geçti.
  3. Maya got through the final interview and received an offer. — Maya son mülakatı başarıyla geçti ve bir teklif aldı.
Cevabı göster

The team went through months of testing before the product launched. — Ekip, ürün piyasaya çıkmadan önce aylar süren testlerden geçti.

If they get through that,

5:01

Eğer bunu atlatırlarsa,

secondary training lasts for almost 2 years.

5:02

ikinci eğitim neredeyse 2 yıl sürer.

This will consist of large and small arms training,

5:04

Bu, büyük ve küçük silah eğitimini,

navigation and reconnaissance,

5:07

navigasyon ve keşfi,

martial arts,

5:08

dövüş sanatlarını

and an insanely long 75-mi march.

5:09

ve delice uzun 75 millik (yaklaşık 120 km) bir yürüyüşü içerecektir.

After that,

5:12

Bunun ardından,

they will specialize in one or more skills.

5:12

bir veya daha fazla beceride uzmanlaşacaklardır.

Number two,

5:14

İki numara,

US Navy Seals.

5:15

ABD Navy Seals.

The Seals are renowned for breaking Deyimler

5:16

Seals, insanları yıkmasıyla ünlüdür

people, and as you will know from our show on this unit,

5:18

ve bu birim hakkındaki programımızdan da bileceğiniz gibi,

very few people actually make it through the training. Öbek fiiller

5:20

çok az kişi gerçekten eğitimi tamamlayabilir.

Deyimler

Aşırı baskı mecazı olarak breaking people

Bu cümlede breaking people, kursiyerlere fiziksel dayanıklılıkları, özgüvenleri veya iradeleri çökene kadar baskı uygulamak anlamına gelir. Güçlü bir mecazdır; insanların bedenlerinin kelimenin tam anlamıyla kırıldığını söylemez. Çoğul people sözcüğü, bunu eğitim sisteminin tekrar tekrar yarattığı bir sonuç olarak sunar. very few people actually make it through ifadesiyle birlikte, birçok kursiyeri yenip eleyen aşırı bir süreci vurgular.

Alıştırma

Bu bağlamda breaking people ne anlama geliyor?

  1. Kursiyerlerin dayanıklılığını veya iradesini aşırı baskıyla çökertmek anlamına gelir.
  2. Kursiyerleri daha küçük takımlara ayırmak anlamına gelir.
  3. Kursiyerlere fiziksel nesneleri kırmayı öğretmek anlamına gelir.
Cevabı göster

Kursiyerlerin dayanıklılığını veya iradesini aşırı baskıyla çökertmek anlamına gelir.

Öbek fiiller

Zorluğun sonuna ulaşmak için make it through

Bu cümlede make it through, pes etmeden veya durmak zorunda kalmadan zor bir deneyimin sonuna başarıyla ulaşmak anlamına gelir. Burada eğitimi tamamlamayı ifade eder; very few ise bu başarının nadir olduğunu gösterir. it zamiri burada bir nesneye işaret etmez. make it through + zor bir dönem, süreç veya olay şeklindeki yeniden kullanılabilir kalıbın parçasıdır. through, bu deneyimi başından sonuna kadar dayanılması gereken bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki ‘başarıyla sonuna kadar dayanmak’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hikers were exhausted, but they managed to ____ the night safely.

Cevabı göster

make it through

Not only that, Anlatım akışı

5:22

Sadece bu da değil,

just in the last few years there have been instances of deaths occurring during recruitment,

5:23

daha geçtiğimiz birkaç yıl içinde acemilik döneminde meydana gelen,

which have occurred in the training pool and elsewhere.

5:27

eğitim havuzunda ve başka yerlerde ölümlerin yaşandığı vakalar olmuştur.

Anlatım akışı

Güçlenen bir geçiş ifadesi olarak Not only that

Burada Not only that tek başına kullanılabilen bir geçiş ifadesidir. That önceki düşünceye gönderme yapar ve ifadenin bütünü bununla ilgili başka bir olguyu sunar. Bu geçiş, bilginin giderek güçlendiğini gösterir: yeni olgu yalnızca ek bilgi değildir; genellikle daha güçlü veya daha ciddi bir dayanak sağlar. Böylece dinleyici savın nasıl güçlendiğini takip edebilir.

Alıştırma

İkinci cümlenin bağlantılı ve daha güçlü bir neden eklediğini en iyi hangi geçiş ifadesi gösterir? The road is already icy. _____, thick fog is reducing visibility.

  1. In other words
  2. Not only that
  3. For example
Cevabı göster

Not only that

In fact,

5:29

Aslında,

in 2016,

5:30

2016'da,

it was reported that the nine deaths during training from 2013 to 2016

5:30

2013'ten 2016'ya kadar eğitim sırasındaki dokuz ölümün

was more than happened in actual combat.

5:35

gerçek çatışmalarda yaşananlardan daha fazla olduğu bildirildi.

Although we should say that these were not only due to training,

5:37

Gerçi bunların sadece eğitimden değil,

but the consequences of the stresses of going through it.

5:39

bunun getirdiği stresin sonuçlarından kaynaklandığını da söylemeliyiz.

Recruits experience a personal hell, Anlatım akışı

5:42

Acemiler tam anlamıyla kişisel bir cehennem yaşarlar,

literally,

5:44

çünkü

as the worst of the training is called Hell Week.

5:45

eğitimin en kötü kısmı Cehennem Haftası olarak adlandırılır.

Anlatım akışı

a personal hell, literally ... Hell Week ifadesindeki kelime oyunu

A personal hell, aşırı acı veren bir deneyimi anlatan mecazdır. Bu cümlede adayların eğitimi nasıl yaşadığını ifade eder; dinî anlamdaki cehennemin fiziksel olarak gerçek olduğu anlamına gelmez. Literally, Hell Week adına yönelik retorik bir geri dönüş oluşturur. Bu ad hell sözcüğünü tekrarladığı için konuşmacı önceki mecazı şakacı biçimde kelimenin tam anlamıyla doğruymuş gibi gösterir. Sözcük, mecazın gerçekten doğru olduğunu kanıtlamak yerine kelime oyununu destekler.

Alıştırma

Bu cümlede literally neden bir kelime oyunu oluşturuyor? “Everyone walked into a nightmare, literally—the escape room was called Nightmare.”

  1. Literally her abartıyı otomatik olarak gerçeğe dönüştürür.
  2. Nightmare odanın gerçek adıdır ve mecazı yankılar.
  3. Herkes gerçek, doğaüstü bir kâbusun içine girmiştir.
Cevabı göster

Nightmare odanın gerçek adıdır ve mecazı yankılar.

This is when most people drop out.

5:47

İnsanların çoğunun bıraktığı zaman burasıdır.

If you do manage to get through it all,

5:49

Eğer tüm bunları atlatmayı başarırsanız,

there is no doubt you are one tough cookie. Deyimler

5:50

hiç şüphe yok ki çok çetin ceviz birisiniz.

Deyimler

one tough cookie: dayanıklılığa yönelik günlük bir övgü

Bu cümlede one tough cookie, çok güçlü, dayanıklı ve zor bir deneyime katlanabilen bir kişiyi anlatan günlük bir deyimdir. Burada cookie yiyecek anlamında değildir. You are one tough cookie ifadesindeki one vurguyu artırır; konuşan kişi gerçekten dayanıklı olduğunuzu söyler. Deyim, övgüye hafif ve şakacı bir ton katar.

Alıştırma

Aşağıdaki kişilerden hangisi doğal biçimde one tough cookie diye övülebilir?

  1. Aylar süren ağrılı rehabilitasyonu pes etmeden tamamlayan bir koşucu
  2. Tek bir kolay soruya bakan bir öğrenci
  3. Bir kutu kurabiye satın alan bir müşteri
Cevabı göster

Aylar süren ağrılı rehabilitasyonu pes etmeden tamamlayan bir koşucu

You'll also have some of the best military acumen in the world. Kelime

5:52

Ayrıca dünyadaki en iyi askeri zekalardan birine sahip olacaksınız.

Kelime

military acumen: belirli bir alanda keskin muhakeme

Military acumen, askerî konularda keskin ve uygulamaya dönük muhakeme, yani bir durumu okuyup etkili kararlar verme yeteneği demektir. Acumen yalnızca gerçekleri bilmekten fazlasıdır; içgörüyü ve karar verme becerisini vurgular. Acumen sözcüğünden önceki military, alanı belirtir. Aynı yapı business acumen, financial acumen ve political acumen ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “keskin, uygulamaya dönük muhakeme” anlamına gelen resmî isimle tamamlayın: Her ability to spot hidden risks shows remarkable financial ____.

Cevabı göster

acumen

Number one,

5:55

Bir numara,

British SAS.

5:56

İngiliz SAS.

You may be wondering why we are putting the SAS above the Seals, Anlatım akışı

5:57

Neden SAS’ı Seals’ın üzerinde tuttuğumuzu merak ediyor olabilirsiniz,

a unit that has seen its fair share of deaths during training.

6:00

eğitim sırasında oldukça fazla ölüm yaşanmış bir birimden söz ediyoruz.

Anlatım akışı

Dinleyiciye yönelik geçiş olarak You may be wondering why

You may be wondering why, dinleyicilerin aklında olması muhtemel bir soruyu önceden dile getirir. Burada konuşmacı, sıralamayı açıklamadan önce olası bir itirazı tartışmaya dahil eder. You may be wondering why + cümlecik, dinleyiciye yönelik bir geçiş kalıbıdır. May burada izin değil, dinleyicinin düşüncesi hakkında nazik bir olasılık belirtir; böylece konuşmacı dinleyicinin ne düşündüğünü kesin biçimde bildiğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi may + be wondering + why içeren beş sözcüklü kalıpla tamamlayın: ____ the schedule changed.

Cevabı göster

You may be wondering why

The difference is the SAS has a more vigorous,

6:02

Fark şu ki, SAS'ın daha zorlu,

some might say torturous, Ton ve niyet

6:05

bazılarının işkence gibi diyebileceği,

mental training.

6:06

bir zihinsel eğitimi vardır.

Ton ve niyet

Daha güçlü bir yargıyı yumuşatan some might say

Some might say, parantez içi bir yumuşatma ifadesidir: daha güçlü olan torturous nitelemesini kesin bir gerçek olarak sunmak yerine belirsiz bir gruba atfeder. Böylece konuşmacı çarpıcı bir yargıyı dile getirirken onunla arasında bir miktar mesafe bırakır. more vigorous ile torturous arasına yerleştirilmesi, nispeten nötr bir tanımdan çok daha sert bir tanıma geçildiğini de gösterir. Gerçek kişilere danışıldığını kanıtlamaz ve konuşmacının daha sert nitelemeyi reddettiği anlamına da gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşmacının doğrudan bağlılığını yumuşatırken daha güçlü ve öznel bir yargıyı sunmak için some might say ifadesini kullanıyor?

  1. The deadline is ambitious—I would say unrealistic.
  2. Several managers documented that the deadline is unrealistic.
  3. The deadline is ambitious—some might say unrealistic.
Cevabı göster

The deadline is ambitious—some might say unrealistic.

The physical training seems as difficult as the Seals training

6:07

Fiziksel eğitim Seals'ın eğitimi kadar zor görünür

and you are expected to navigate through jungles in Belize and Borneo,

6:10

ve Belize ile Borneo'daki ormanlarda yolunuzu bulmanız

as well as make your way out of mountain ranges carrying a heavy backpack and weapons. Notlar

6:13

ve ağır bir sırt çantası ile silahlar taşıyarak sıradağların dışına çıkmanız beklenir.

Dilbilgisi

as well as ile paralel bir eylem eklemek

Bu cümlede as well as, navigate through jungles eyleminin yanına ikinci bir görev olarak make your way out of mountain ranges eylemini ekler. Her iki fiil öbeği de are expected to yapısına bağlıdır; dolayısıyla katılımcılardan iki görevi de yapmaları beklenir. As well as bu kalıpta eylemleri bağladığında iki tarafın dil bilgisel biçimleri paralel olmalıdır: to navigate ... as well as make ... ya da navigating ... as well as making .... Buradaki anlamı and also'dur; as ... as karşılaştırma kalıbı değildir.

Alıştırma

Cümleyi as well as ile tamamlayın: The role involves reviewing applications ____ interviewing candidates.

Cevabı göster

as well as

Kalıp ifadeler

make your way out of: çıkış yolunu bulmak

Make your way out of ifadesindeki make, yaratmak anlamına gelmez. İfade, bir yerin içinden dışına doğru ilerlemek veya çıkış yolunu bulmak anlamındadır ve çoğu zaman düzenli ilerleme ya da çaba duygusu taşır. Burada katılımcılar ağır ekipman taşırken sıradağlardan çıkmalıdır. Kalıp make + iyelik belirleyicisi + way + yön ya da varış öbeği şeklindedir. İyelik belirleyicisi hareket eden kişiye göre değişir: I make my way, you make your way ve we make our way.

Alıştırma

Cümleyi make one's way out of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: After the lights failed, we followed the exit signs and ____ the building.

Cevabı göster

made our way out of

This is where the deaths occurred recently,

6:17

İşte ölümlerin yakın zamanda meydana geldiği yer burasıdır,

but there is something even more brutal

6:19

ama daha da acımasız bir şey vardır

and that is the psychological training of the SAS.

6:20

ve o da SAS'ın psikolojik eğitimidir.

Veterans have said you might get injured doing the physical stuff,

6:23

Gaziler, fiziksel şeyleri yaparken yaralanabileceğinizi,

but when the trainers get into your head, Deyimler

6:25

ancak eğitmenler kafanızın içine girdiğinde,

many people cannot stand this. Kelime

6:27

birçok insanın buna dayanamadığını söylemişlerdir.

Deyimler

get into your head: psikolojik etki kurmak

Burada get into your head, üzerinizde psikolojik etki kurmak ve baskı ya da korkunun düşüncelerinizi, duygularınızı veya performansınızı etkilemeye başlaması demektir. Fiziksel olarak bir kafanın içine girmeyi anlatmaz. Aktarılabilir kalıp özne + get into + iyelik belirleyicisi + head şeklindedir. Özne bir kişi, yorum, korku veya fikir olabilir; birinin zihnine girdiğinde onu zihinsel olarak uzaklaştırmak zorlaşır. Bu cümlede ifade, psikolojik baskıyı fiziksel yaralanmayla karşılaştırır.

Alıştırma

Bu cümlede get into your head ne anlama geliyor?

  1. Fiziksel olarak kafanızın içine girmek
  2. Belirli bir yerde ayakta durmanızı sağlamak
  3. Size yeni bir fiziksel beceri öğretmek
  4. Psikolojik baskıyla düşünce ve duygularınızı etkilemek
Cevabı göster

Psikolojik baskıyla düşünce ve duygularınızı etkilemek

Kelime

cannot stand: bir şeyi dayanılmaz bulmak

Burada stand, ayakta durmak değil, tahammül etmek veya dayanmak anlamındaki bir fiildir. Cannot stand this, psikolojik baskının dayanılmaz geldiğini ve birçok insanın bunu kabul etmeyi sürdüremediğini belirtir. Aktarılabilir kalıp cannot/can't stand + isim, zamir veya -ing biçimi şeklindedir: cannot stand the noise, can't stand it ve can't stand waiting. Genellikle bir şeyi yalnızca sevmemekten daha güçlü bir olumsuz tepkiyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve ‘dayanılmaz bulmak’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The alarm has been beeping for an hour, and I ____ the noise anymore.

Cevabı göster

cannot stand

It will include humiliation techniques,

6:29

Bu, aşağılama tekniklerini,

being held in stress positions,

6:30

stres pozisyonlarında tutulmayı,

getting no sleep or food or water,

6:32

uyku, yiyecek veya su verilmemesini,

having music blasted at you, Dilbilgisi

6:34

size son ses müzik dinletilmesini

and even being locked in small cages.

6:36

ve hatta küçük kafeslere kilitlenmeyi içerecektir.

Dilbilgisi

having music blasted at you: have + nesne + geçmiş zaman ortacı

having music blasted at you ifadesinde having, have fiilinin -ing biçimidir; music nesnedir ve blasted geçmiş zaman ortacıdır. have + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbı, nesneye bir eylem uygulandığını gösterir; at you ise yüksek sese kimin maruz bırakıldığını belirtir. Buradaki listenin bütünü, deneyimin istenmeyen bir şey olduğunu gösterir. Yani kişi müziği kendisi çalmıyor, yüksek sesli müziğe maruz bırakılıyor. Aynı kalıp başka bağlamlarda I had my bike repaired örneğindeki gibi kişinin ayarladığı bir işi de anlatabilir. Bir şeyin ayarlandığını mı yoksa kişinin başına mı geldiğini bağlam belirler.

Alıştırma

'We had cold water sprayed at us,' cümlesinde had + nesne + geçmiş zaman ortacı neyi gösterir?

  1. Bir miktar soğuk suya sahiptik.
  2. Biri bize soğuk su püskürttü ve biz buna maruz kaldık.
  3. Başka insanlara soğuk suyu bizzat biz püskürttük.
Cevabı göster

Biri bize soğuk su püskürttü ve biz buna maruz kaldık.

The sadistic Brits,

6:37

Sadist İngilizler,

eh? Ton ve niyet

6:38

ha?

Ton ve niyet

Gündelik tepki çağrısı olarak eh?

Eh?, bir yorumun sonuna eklenen gündelik bir ifadedir. Dinleyeni katılmaya, tepki vermeye veya konuşmayı takip ettiğini göstermeye çağırır. Bu bağlamda hafifçe takılan bir right? işlevi görür. Mutlaka gerçek bir bilgi istemez. Abartılı The sadistic Brits nitelemesinden sonra bu ifade, cümleyi daha etkileşimli ve yarı şaka gibi gösterir. Ancak ses tonu eh? ifadesini meydan okuyucu da yapabilir.

Alıştırma

'A dramatic ending, eh?' cümlesinde konuşan büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Bitirmek için resmî olarak izin istemek
  2. dramatic sözcüğünün sözlük anlamını sormak
  3. Dinleyeni yoruma katılmaya veya karşılık vermeye çağırmak
Cevabı göster

Dinleyeni yoruma katılmaya veya karşılık vermeye çağırmak

Another thing about the SAS is that you work closely with MI5 and MI6,

6:39

SAS hakkında bir başka şey de MI5 ve MI6 ile yakın çalışmanızdır,

which basically makes you both a soldier and a spy.

6:43

bu da temel olarak sizi hem asker hem de ajan yapar.

So,

6:46

Peki,

based on everything you heard about these elite special forces units,

6:46

bu seçkin özel kuvvetler birimleri hakkında duyduğunuz her şeye dayanarak,

which do you think is the best?

6:49

sizce en iyisi hangisi?

Let us know in the comments.

6:50

Yorumlarda bizimle paylaşın.

Also,

6:51

Ayrıca,

be sure to check out our other video called American Soldier versus British Soldier.

6:52

Amerikan Askeri İngiliz Askerine Karşı adlı diğer videomuzu da mutlaka izleyin.

Thanks for watching

6:55

İzlediğiniz için teşekkürler

and as always,

6:56

ve her zaman olduğu gibi,

don't forget to like,

6:57

beğenmeyi,

share,

6:57

paylaşmayı

and subscribe.

6:57

ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:58

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.