Transgender Olmanın Bilimi ft. Gigi Gorgeous: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
733 kelime 174 kel/dk

Video özeti: Anlatım kromozom, beyin ve genetiği biyolojik cinsiyet-cinsiyet kimliği ayrımına, araştırma sınırlarına ve reddedilme risklerine bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. break down — Deyimsel fiiller: “karmaşık konuyu açık parçalara ayırıp anlatmak” anlamını öğrenin; “zarar vermek” sanmayın ve analize girişte kullanın. 2. assigned male at birth, — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: doğumda atanan cinsiyeti anlatan saygılı terimi tanıyın ve cinsiyet kimliğinden ayırın. 3. Even though ... still ... — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: bilimsel doğrulama ile süren depresyon veya kaygı arasındaki ödünlemeyi izleyin; karşıt koşula rağmen geçerli sonucu anlatın.

Bu derste

There's a lot of misinformation out there about what it means to be transgender, Notlar

0:00

Transgender olmanın ne anlama geldiği konusunda ortalıkta pek çok yanlış bilgi var,

Kelime

“Daha geniş dünyada” anlamındaki out there

Buradaki out there, görülebilen belirli bir yeri göstermez. “Daha geniş dünyada” veya “kamuoyunda” anlamına gelir; yani yanlış bilgi dolaşıyor ya da birçok kişinin erişebileceği durumda bulunuyor. Bu anlamı söylenti, fırsat veya risk gibi içinde bulunulan ortamın ötesinde var olan ya da yayılan şeyler için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“There are many rumors out there about the new rule,” cümlesinde out there ne anlama gelir?

  1. Konuşmacıdan uzaktaki belirli bir yerde bulunan
  2. Kamuoyunda dolaşan veya var olan
  3. Belirli bir binanın dışında bulunan
Cevabı göster

Kamuoyunda dolaşan veya var olan

Dilbilgisi

Gömülü soru yapısı what it means to be

what it means to be transgender, about sözcüğünden sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Sadece sözlük tanımını değil, transgender olmanın gerçek anlamı veya deneyimi olan tartışma konusunu belirtir. Gömülü bir soruda İngilizce, what + it + means + to be şeklindeki düz cümle dizilişini kullanır. Buraya does eklenmez. Doğrudan soru biçimi What does it mean to be transgender? şeklindedir.

Alıştırma

Gömülü soruyu doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.

  1. We talked about what does it mean to be a responsible leader.
  2. We talked about what means it to be a responsible leader.
  3. We talked about what it means to be a responsible leader.
Cevabı göster

We talked about what it means to be a responsible leader.

but recently scientists have begun to look more closely into the neurology, Öbek fiiller

0:04

ama bilim insanları son zamanlarda bunun ardındaki nörolojiyi,

physiology, and psychology behind it.

0:08

fizyolojiyi ve psikolojiyi daha yakından incelemeye başladı.

Öbek fiiller

look more closely into: daha ayrıntılı araştırmak

Burada look into, fiziksel olarak bir şeyin içine bakmak değil, “araştırmak veya incelemek” anlamına gelir. Bilim insanları konuyla bağlantılı nörolojiyi, fizyolojiyi ve psikolojiyi inceliyor. more closely araştırmanın nasıl yapıldığını niteler ve daha ayrıntılı inceleme anlamı verir. Buradaki gibi look ile into arasına gelebilir; look into the issue more closely sıralaması da doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “daha ayrıntılı araştırmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: After finding conflicting results, the researchers decided to ____ the original data.

Cevabı göster

look more closely into

So today, we're going to break down what science does know in a respectful and educational way. Öbek fiiller

0:11

Bu yüzden bugün, bilimin bu konuda bildiklerini saygılı ve eğitici bir şekilde ele alacağız.

Öbek fiiller

break down: karmaşık bir konuyu parçalara ayırarak açıklamak

Burada break down geçişli kullanılır ve what science does know yan cümlesini nesne olarak alır. Bu karmaşık bilgi bütününü açıklanabilmesi için daha küçük ve anlaşılır parçalara ayırmak anlamına gelir. Bu açıklama anlamı derslerde, sunumlarda ve analizlerde yaygındır. Bu cümlede bir şeyin çalışmayı bırakması anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “parçalara ayırıp açıklamak” anlamına gelen iki kelimelik phrasal verb ile tamamlayın: The trainer will ____ the safety procedure into four simple stages.

Cevabı göster

break down

Hey guys,

0:16

Selam arkadaşlar,

I'm Gigi Gorgeous,

0:16

Ben Gigi Gorgeous,

and today I'm here with AsapSCIENCE to break down the science of being transgender.

0:17

ve bugün AsapSCIENCE ile birlikte trans olmanın bilimsel yönünü ele almak için buradayım.

Before we get too deep into it, Deyimler

0:22

Konunun derinliklerine inmeden önce,

Deyimler

Get Too Deep Into: şu anda gerekenden fazla ayrıntı

Burada get too deep into, bir konuyu o aşamada yararlı olandan daha fazla ayrıntı veya karmaşıklıkla incelemeye başlamak demektir. Deep mecazidir ve too aşırılık bildirir; fiziksel bir derinlikten söz edilmez. Baştaki Before we... yapısı, temel bilgilerin önce gelebilmesi için ayrıntılı tartışmayı erteler. Get too deep into ifadesinden sonra bir konu veya ayrıntılar gelir; bu yapı, bir konunun ne kadar derin ve ne zaman ele alınacağını kontrol etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Tasarım ayrıntılarının bu aşamada grubun ihtiyacından fazla olacağını gösteren ifadeyi seçin: Before we _____ the design options, let's decide what the product must do.

  1. get into
  2. get too deep into
  3. get out of
  4. get deep into
Cevabı göster

get too deep into

we have to look at your genetic sex or the chromosomes you have.

0:24

genetik cinsiyetinize, yani sahip olduğunuz kromozomlara bakmamız gerekiyor.

These were determined right at fertilization,

0:27

Bunlar daha döllenme anında,

when the sperm cell from your father,

0:30

babanızdan gelen ve

which carries an X or a Y chromosome,

0:32

X ya da Y kromozomu taşıyan sperm hücresinin

fused with the egg from your mother, Kalıp ifadeler

0:35

annenizden gelen ve

Kalıp ifadeler

Fused With: başka bir şeyle tek bir bütün hâlinde birleşmek

Burada fused with, öznenin başka bir hücre veya malzemeyle birleşerek tek bir bütün hâline gelmesi demektir. Bu kalıpta fuse geçişsizdir ve with birleşilen diğer tarafı belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp A fuses with B şeklindedir; tamamlanmış geçmiş bir olay için fused kullanılır. Özne, birleşen şeylerden biridir; iki nesne üzerinde işlem yapan dışarıdan bir etken değildir.

Alıştırma

Cümleyi fuse fiilinin geçmiş zaman biçimi ve birleşilen tarafı belirten edatla tamamlayın: Under intense heat, the coating ____ the steel surface and formed one solid layer.

Cevabı göster

fused with

which carries an X chromosome.

0:36

X kromozomu taşıyan yumurta hücresiyle birleşmesiyle belirlenir.

But until six or seven weeks after fertilization,

0:38

Ancak döllenmeden altı ya da yedi hafta sonrasına kadar,

both XY and XX embryos have identical gonads.

0:41

hem XY hem de XX embriyolarının gonadları aynıdır.

Around seven weeks,

0:45

Yaklaşık yedinci haftada,

the male sex organs start to develop because of a gene on the Y chromosome called SRY.

0:46

SRY adı verilen Y kromozomundaki bir gen sayesinde erkek cinsel organları gelişmeye başlar.

It causes cells to become more specialized,

0:52

Bu gen, hücrelerin daha özelleşmiş hâle gelmesini sağlar,

and these cells create testosterone,

0:54

ve bu hücreler testosteron üretir;

which in turn triggers the development of structures like the penis and scrotum, Anlatım akışı

0:56

bu da penis ve skrotum gibi yapıların gelişimini tetikler,

Anlatım akışı

which in turn triggers: nedensel zinciri ilerletmek

which in turn triggers ... ilgi cümleciği, hemen önce açıklanan sonucu bir sonraki sonucun nedeni hâline getirir. Burada which, önceki sonucu, yani hücrelerin testosteron üretmesini ifade eder; triggers ise bunun etkisini, penis ve skrotum gibi yapıların gelişimini tanıtır. in turn, “nedensel zincirin bir sonraki halkası olarak” anlamına gelir. Bilimsel bir açıklamanın her aşamayı birbirinden kopuk bir ifade olarak sunmadan A, B’ye neden olur noktasından B, C’ye neden olur noktasına ilerlemesini sağlar. İnsanların veya nesnelerin sırayla bir şey yapması anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk sonucu bir sonraki sonucun nedeni hâline getirerek nedensel zinciri bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: Heavy rain saturates the soil, ____ landslides.

Cevabı göster

which in turn triggers

while other cells block female development by degenerating the female ducts. Dilbilgisi

1:00

diğer hücreler ise dişi üreme kanallarını körelterek dişi gelişimini engeller.

Dilbilgisi

while: eş zamanlı ve karşıt süreçleri bağlamak

Burada while, daha önce açıklanan süreçle aynı anda gerçekleşen başka bir süreci tanıtırken iki gelişim yolunu da karşılaştırır: Bir hücre grubu erkek gelişimini desteklerken diğer hücreler dişi gelişimini engeller. Bu nedenle bağlaç, paralel iki bilgiyi düzenler ve bunların zıt rollerini belirtir. while yalnızca “... olduğu sırada” anlamına gelebilse de bu cümlede hem eş zamanlılık hem karşıtlık gerekir. Onu yalnızca zaman belirteci olarak okumak, konuşmacının neden bir hücre grubundan ve onun gelişim üzerindeki etkisinden başka bir gruba ve başka bir etkiye geçtiğini gözden kaçırır.

Alıştırma

Eş zamanlı ancak birbiriyle karşıt iki işlevi sunan bağlacı seçin: The front wheels steer, ____ the rear wheels provide stability.

  1. because
  2. when
  3. while
Cevabı göster

while

However, in female development,

1:04

Ancak dişi gelişiminde,

because there is no Y chromosome with the SRY gene,

1:06

SRY genini taşıyan bir Y kromozomu olmadığı için,

these ducts stay intact and become the uterus, cervix, upper vagina,

1:10

bu kanallar bozulmadan kalır ve rahme, rahim ağzına, vajinanın üst kısmına

and the oviduct with the help of estrogen and chemicals secreted by the early kidney. Kalıp ifadeler

1:14

ve yumurta kanalına dönüşür; bu süreçte östrojen ile erken dönem böbreğin salgıladığı kimyasallar rol oynar.

Kalıp ifadeler

with the help of: yardımcı bir etkeni tanıtmak

Bu cümlede with the help of, östrojeni ve erken dönem böbrekten gelen kimyasalları gelişim sonucuna yardımcı olan etkenler olarak tanıtır. Buradaki help, yardım edenin insan olmasını gerektirmez. with the help of + isim öbeği kalıbı, bir şeyin sonucu mümkün kıldığını veya sonuca katkıda bulunduğunu belirtir. Bu kalıp tek başına adı geçen etkenin tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Yazılımı yardımcı bir etken olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: We analyzed the data ____ specialized software.

Cevabı göster

with the help of

But it's not always that simple. Anlatım akışı

1:19

Ama süreç her zaman bu kadar basit değildir.

Anlatım akışı

it's not always that simple: bir genellemeyi sınırlandırmak

Burada that, simple sözcüğünü niteleyen bir derece sözcüğüdür: az önce verilen açıklamanın gösterdiği kadar basit anlamına gelir. Fiziksel bir nesneyi adlandırmak yerine önceki açıklamaya gönderme yapar. Not always düzeltmenin kapsamını sınırlar: açıklama tipik durumlarda geçerli olabilir, ancak istisnalar veya ek etkenler vardır. Cümle, bütün açıklamayı reddetmek yerine genellemeden bu karmaşıklıklara yumuşak bir geçiş yapar.

Alıştırma

Bir konuşmacı şöyle diyor: The rule usually works, but it's not always that simple. Konuşmacı ne yapıyor?

  1. Kuralın tamamını yanlış diye reddetmek.
  2. Genellemeyi sınırlandırmak ve istisnalara geçiş hazırlamak.
  3. Her durumun aynı ölçüde basit olduğunu iddia etmek.
Cevabı göster

Genellemeyi sınırlandırmak ve istisnalara geçiş hazırlamak.

There are sometimes even rare combinations like XXY, XXX, XXYY, etc.

1:21

Bazen XXY, XXX, XXYY vb. nadir kombinasyonlar bile görülür;

and even people with XX chromosomes that develop male genitals and characteristics

1:28

hatta XX kromozomlarına sahip olup erkek cinsel organları ve erkeklere özgü özellikler geliştiren insanlar da vardır.

due to a piece of the Y chromosome breaking off and switching places to an X chromosome. Öbek fiiller

1:33

Bunun nedeni, Y kromozomunun bir parçasının koparak X kromozomuna geçmesidir.

Öbek fiiller

breaking off: daha büyük bir yapıdan kopup ayrılmak

Bu cümlede breaking off, parçanın ait olduğu kromozomdan kopup ayrılması anlamına gelir. off parçacığı ayrılma anlamını ekler; dolayısıyla parça artık Y kromozomuna bağlı kalmaz. Break off, "The handle broke off." örneğindeki gibi bir parçanın kendiliğinden ayrılmasını veya "She broke off a piece." örneğindeki gibi birinin bir parçayı ayırmasını anlatabilir. Görüşmeleri ya da iletişimi aniden kesmek anlamına da gelebilir; ancak burada dinlenmek için ara vermek değil, fiziksel ayrılma kastedilir.

Alıştırma

Hangi cümle bir parçanın daha büyük bir bütünden ayrıldığını belirtir?

  1. The branch bent in the wind.
  2. The branch grew in the wind.
  3. The branch broke off in the wind.
Cevabı göster

The branch broke off in the wind.

But sexual differentiation in the brain actually happens much later than gonadal differentiation. Dilbilgisi

1:38

Fakat beyindeki cinsel farklılaşma, gonadların farklılaşmasından çok daha sonra gerçekleşir.

Dilbilgisi

much later than: büyük bir zaman farkını vurgulamak

Bu cümlede much later than, iki sürecin gerçekleşme zamanını karşılaştırır. Later than, beyin farklılaşmasının gonadal farklılaşmadan sonra gerçekleştiğini; much ise aradaki zaman farkının büyük olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı much + comparative + than biçimindedir; much faster than ve much colder than buna örnektir. Much, bir şeyin kaç kez gerçekleştiğini değil, farkın büyüklüğünü belirtir. Karşılaştırma biçiminden hemen önce very kullanmayın: very later than değil, much later than deyin.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için bu dersteki üç sözcüklü karşılaştırmayı kullanın: The second bus arrived ____ the first.

Cevabı göster

much later than

And yes,

1:44

Ve evet,

although controversial, Anlatım akışı

1:44

tartışmalı olsa da,

male and female brains have structural and functional differences between each other.

1:46

erkek ve kadın beyinleri arasında yapısal ve işlevsel farklılıklar vardır.

Anlatım akışı

Ödünleyici bir giriş olarak although controversial,

Burada although controversial, eksiltili bir ödünleme girişidir. Yaklaşık olarak although this claim or idea is controversial anlamına gelir. Bağlamdan anlaşılabildiği için özne ve be fiilinin bir biçimi açıkça söylenmez. Ana cümleden önce gelerek önce görüş ayrılığını kabul eder, ardından temel iddiayı sunar. Konuşanın temkinli tutumunu gösterir; iddianın doğru olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümlenin başındaki although controversial, ne işe yarar?

  1. İddianın bilimsel olarak doğru olduğunu kanıtlar.
  2. İddiayı yalnızca erkek konuşmacılarla sınırlar.
  3. İddiayı sunmadan önce iddianın tartışmalı olduğunu kabul eder.
Cevabı göster

İddiayı sunmadan önce iddianın tartışmalı olduğunu kabul eder.

Studies have found that males generally have a larger cerebrum, cerebellum, and hippocampus, Anlatım akışı

1:51

Araştırmalar, erkeklerde genel olarak serebrum, beyincik ve hipokampusun daha büyük olduğunu,

while females have higher density left frontal lobes and larger volumes in the right frontal lobes.

1:56

kadınlarda ise sol frontal lob yoğunluğunun daha yüksek, sağ frontal lob hacminin de daha büyük olduğunu ortaya koymuştur.

Anlatım akışı

Kanıt aktarma çerçevesi olarak Studies have found that

Studies have found that, ardından gelen that yan cümlesini araştırmaların bildirdiği bir bulgu olarak sunar. Present perfect yapıdaki have found, bu bulguları konuşanın kişisel gözlemi olarak değil, güncel tartışmayla bağlantılı sonuçlar olarak gösterir. Bu çerçevenin kapsamı yalnızca that sonrasındaki iddiadır. generally gibi sözcükler kapsamı daha da sınırlar; dolayısıyla cümle her bireyin bu kalıba uyduğunu değil, genel bir eğilimi bildirir.

Alıştırma

Cümleyi burada öğretilen dört sözcüklük kanıt aktarma çerçevesiyle tam olarak tamamlayın: ____ short walks can improve mood.

Cevabı göster

Studies have found that

So what exactly do we see when we look at the brain of a transgender person? Anlatım akışı

2:02

Peki trans bir bireyin beynine baktığımızda tam olarak ne görüyoruz?

Anlatım akışı

So what exactly do we see...? ile odağı daraltıp açıklamayı bağlama

So, bu soruyu hemen önceki açıklamaya bağlar. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçmez; genel arka plandan sonraki bölümde ele alınacak belirli bir soruna yönelir. Exactly odağı daraltır. Dinleyiciye gözlemlenebilen şeyler hakkında kesin bir açıklama beklemesi gerektiğini bildirir ve ardından gelecek kanıtların cevaplayacağı soruyu açıkça ortaya koyar.

Alıştırma

Bir sunumda “So what exactly do we see?” sorusunun temel işlevi nedir?

  1. Konuşmacının zaten kesin bir sonuca vardığını söyler.
  2. Konuyu daraltır ve kesin bir cevap ya da kanıtın geleceğini bildirir.
  3. Konuyu ilgisiz bir kişisel hikâyeye çevirir.
Cevabı göster

Konuyu daraltır ve kesin bir cevap ya da kanıtın geleceğini bildirir.

Several studies have shown that transgender brains are both structurally and functionally more similar to their experienced gender identity than their biological sex. Dilbilgisi

2:06

Birçok araştırma, trans bireylerin beyinlerinin hem yapısal hem de işlevsel olarak biyolojik cinsiyetlerinden çok deneyimledikleri cinsiyet kimliğine benzediğini göstermiştir.

Dilbilgisi

more similar to X than Y: iki referans noktasına göre benzerliği karşılaştırma

A is more similar to X than Y kalıbı, aynı A öznesini iki referans noktasıyla karşılaştırır. A’nın Y’ye benzediğinden daha fazla X’e benzediğini ifade eder. Bu cümlede structurally ve functionally, karşılaştırmanın iki boyutunu belirtir. Similar sözcüğünden sonra to gelir; than ise ikinci referans noktasını tanıtır: more similar to X than Y. Yapı benzerlik derecelerini karşılaştırır; X ve Y’nin değerini sıralamaz veya X’in Y’ye benzediğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi more similar to X than Y kalıbının eksik iki parçasıyla tamamlayın: The new layout is ____ the mobile app ____ it is to the old website.

Cevabı göster

more similar to · than

One study found that trans women,

2:16

Bir araştırma, trans kadınların,

who, despite being assigned male at birth, Notlar

2:17

doğumda erkek olarak atanmış olmalarına rağmen,

had a smaller female-sized structure in the hypothalamus.

2:20

hipotalamuslarında kadınlardakine benzer boyutta, daha küçük bir yapı bulunduğunu ortaya koydu.

Dilbilgisi

despite being + -ing yapısı: kısa bir karşıtlık

Despite being, karşıtlığı kısa ve yoğun bir biçimde ifade eder. Bu cümlede ifade, trans kadınların doğumda erkek olarak atanmış olması olgusunu, hipotalamustaki daha küçük ve kadınlara özgü boyuttaki bir yapı bulgusuyla karşılaştırır. Despite sözcüğünden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir; doğrudan özne ve çekimli fiilden oluşan tam bir yan cümle gelmez. Buradaki being, be fiilinin -ing biçimidir ve gizli öznesi trans women'dır; progressive tense değildir.

Alıştırma

Kısa despite + -ing yapısını koruyarak cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin. _____ nervous, Priya gave the presentation clearly.

  1. Despite being
  2. Although she was
  3. Because she was
Cevabı göster

Despite being

Kültür

assigned male at birth: doğumda erkek olarak atanmış

Assigned male at birth, bir kişinin doğduğu sırada yapılan bir sınıflandırmayı anlatan edilgen bir ifadedir; bu sınıflandırma genellikle gözlemlenen fiziksel özelliklere dayanır. Assigned, tıbbi veya idari görevlilerin kaydettiği sınıflandırmayı anlatır; kişinin bu sınıflandırmayı seçtiği anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, trans kadınlar hakkında arka plan bilgisi verirken cinsiyet kimliklerini doğumdaki bu sınıflandırmadan ayrı tutar. Kişinin kayıt geçmişini açıklar; bugün kim olduğunu tanımlamaz.

Alıştırma

assigned male at birth ifadesini doğru ve saygılı biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. Assigned male at birth means the person chose to be male as a baby.
  2. The form lets people state their gender identity separately from whether they were assigned male at birth.
  3. The form asks people which sex they chose at birth.
Cevabı göster

The form lets people state their gender identity separately from whether they were assigned male at birth.

MRI scans also show the brain structures of trans people to be more similar in thickness to their experienced gender and not their sex. Dilbilgisi

2:23

MR taramaları da trans bireylerin beyin yapılarının kalınlık bakımından biyolojik cinsiyetlerine değil, deneyimledikleri cinsiyete daha çok benzediğini gösteriyor.

Dilbilgisi

show + nesne + to be + tümleç

Bu cümlede show, the brain structures of trans people ifadesini nesne olarak alır; ardından to be ve more similar in thickness tümleci gelir. Yapı, kanıtların nesnenin tümleçte belirtilen özelliğe sahip olduğunu gösterdiğini anlatır. Bu, show + nesne + to be + tümleç biçimindeki nesne-artı-mastar yapısıdır. Buradaki mastar amaç bildirmez. Araştırma dilinde bir bulguyu kısa ve yoğun biçimde verir; temel iddia değişmeden çoğu zaman show that + yan cümle biçimine açılabilir.

Alıştırma

show + object + to be yapısını kullanarak bu şimdiki zaman rapor cümlesini tamamlayın: “The lab results ____ the sample ____ free of contamination.”

Cevabı göster

show · to be

Finally,

2:30

Son olarak,

the pheromone androstadienone causes different hypothalamic responses in male and female brains.

2:31

androstadienon feromonu, erkek ve kadın beyinlerinin hipotalamuslarında farklı tepkilere yol açar.

And when individuals with gender dysphoria were exposed to it, Kalıp ifadeler

2:36

Cinsiyet disforisi yaşayan bireyler bu feromona maruz bırakıldığında,

the hypothalamic response matched their perceived gender rather than their sex. Kalıp ifadeler

2:39

hipotalamus tepkileri biyolojik cinsiyetlerinden ziyade algıladıkları cinsiyetle örtüşmüştür.

Kalıp ifadeler

be exposed to + uyaran veya etken

Burada were exposed to, bireylerin deneyin bir parçası olarak daha önce sözü edilen maddeyle temas ettirildiği anlamına gelir. Edilgen yapının öznesi maruz kalmayı yaşayan kişi ya da şeydir; to ise uyaranı veya etkeni tanıtır. Kalıp be + exposed + to + isim biçimindedir. Buradaki gibi maruz kalma kontrollü ve nötr olabilir; ifade tek başına temasın kazara ya da zararlı olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi expose fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve doğru edatla tamamlayın: “During the study, participants ____ a series of short tones.”

Cevabı göster

were exposed to

Kalıp ifadeler

rather than: ikinciyle değil, ilk etkenle eşleşmek

Bu cümlede rather than, tepkinin eşleşebileceği iki şeyi bağlar: kişilerin algıladığı toplumsal cinsiyet ve biyolojik cinsiyet. Tepkinin ikinciyle değil, birinciyle eşleştiğini belirtir. Aynı matched fiili iki taraf için de geçerlidir. Bir iddianın Y yerine X'e uyduğunu söylemek için X rather than Y kullanılır; bu ifade iki seçeneği karşılaştırır ancak zaman sırası veya değer üstünlüğü bildirmez.

Alıştırma

Örüntünün ikinci etkenle değil, birinci etkenle eşleştiğini söyleyen cümle hangisidir?

  1. The pattern matched the reported symptoms rather than the test date.
  2. The pattern matched both the reported symptoms and the test date.
  3. The pattern matched the reported symptoms after the test date.
Cevabı göster

The pattern matched the reported symptoms rather than the test date.

These studies help to highlight how masculinization or feminization of the gonads is not always the same as the brain,

2:44

Bu çalışmalar, gonadların erkeksileşmesi ya da dişileşmesinin beyinde her zaman aynı şekilde gerçekleşmediğini

and that there's a difference between your sex or your anatomy Dilbilgisi

2:50

ve biyolojik cinsiyetiniz, yani anatominiz

and your gender or how we perceive our own bodies.

2:53

ile cinsiyet kimliğiniz, yani kendi bedeninizi nasıl algıladığınız arasında fark bulunduğunu vurguluyor.

Dilbilgisi

there's a difference between X and Y: X ile Y arasında fark vardır

There's a difference between X and Y kalıbı, iki fikir veya kategorinin aynı olmadığını belirtir. Burada X biyolojik cinsiyet veya anatomi, Y ise toplumsal cinsiyet ya da insanların kendi bedenlerini algılama biçimidir. Between iki karşılaştırma konumu açar ve and ikinci konumu tanıtır: between X and Y. Her konumun içindeki or, aynı tarafı başka bir şekilde adlandırır veya açıklar; iki tarafı bağlayan and sözcüğünün yerini almaz.

Alıştırma

There's a difference between X and Y kalıbını eksiksiz tamamlayın: ____ planning a trip ____ taking one.

Cevabı göster

There's a difference between · and

There also seems to be a genetic component to transgender identity. Anlatım akışı

2:56

Trans kimliğin genetik bir bileşeni de var gibi görünüyor.

Anlatım akışı

Kanıta dayalı bir çekince olarak “seems to be”

Bu cümlede seems to be, genetik bileşeni kanıtlanmış bir olgu olarak değil, mevcut kanıtların işaret ettiği bir sonuç olarak sunar. Yapı there seems to be + isim öbeğidir ve there dil bilgisel özne görevindedir. Bu temkinli ifade, konuşanın iddiaya bağlılık derecesini düşürür. Bileşenin yalnızca genetikmiş gibi göründüğü ya da konuşanın kanıtlara güvenmediği anlamına gelmez; sonucun ne kadar güçlü olduğu konusundaki belirsizliği belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, iddiayı kanıtlanmış gibi sunmadan ön bulguları en iyi şekilde aktarır?

  1. There is definitely a link between sleep and memory.
  2. There cannot be a link between sleep and memory.
  3. There seems to be a link between sleep and memory.
Cevabı göster

There seems to be a link between sleep and memory.

Looking at family histories,

3:00

Aile geçmişlerine bakıldığında,

gender identity incongruence seems to run in the family, Deyimler

3:01

cinsiyet kimliği uyumsuzluğunun aynı ailede tekrarlandığı görülüyor;

meaning they may be inherited.

3:04

bu da durumun kalıtsal olabileceği anlamına geliyor.

Deyimler

Ailede tekrarlanan özellikler için “run in the family”

Run in the family, bir özelliğin, eğilimin, yeteneğin ya da durumun aynı ailenin birden fazla üyesinde görüldüğünü anlatan bir deyimdir. Buradaki run fiziksel hareket olan “koşmak” anlamında değildir. Bu cümlede ailede görülen örüntü, cinsiyet kimliği uyumsuzluğunun kalıtsal olabileceğine dair kanıt olarak sunulur. Deyim kendi başına yalnızca aile içi kümelenmeyi gösterir; sebebin genler olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Durumun birkaç akrabada görüldüğünü anlatan deyimle cümleyi tamamlayın: Migraine seems to ____.

Cevabı göster

run in the family

The CYP17 gene,

3:06

CYP17 geni

which controls the body's level of sex hormones,

3:08

vücuttaki cinsiyet hormonlarının düzeyini kontrol eder

has a changed allele that is expressed frequently in trans men.

3:11

ve bu genin değişime uğramış bir aleli trans erkeklerde sıkça görülür.

Although more research could be done, Anlatım akışı

3:14

Daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulsa da,

scientists are currently looking at over 3 million DNA markers for transgender identity

3:16

bilim insanları şu anda trans kimlikle ilişkili 3 milyondan fazla DNA belirtecini inceliyor

to investigate any genetic link for being trans.

3:21

ve trans olmakla genetik faktörler arasında bir bağlantı olup olmadığını araştırıyorlar.

Anlatım akışı

Although more research could be done, ile bir sınırlamayı temkinli biçimde kabul etmek

Although more research could be done, ödünleme bildiren bir giriştir. Önce bir sınırlamayı kabul eder: Kanıtlar henüz tamamlanmamıştır. Ardından ana cümle, hâlihazırda yürütülen çalışmayı sunar. Bu bilgi sırası, mevcut araştırmayı geçersiz saymadan iddiayı temkinli hâle getirir; could be done daha fazla araştırmanın yararlı olacağı anlamına gelir, şu anda araştırma yapmanın imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha fazla kanıtın yararlı olacağını kabul ederken ana ifadenin geçerliliğini koruyan en uygun giriş hangisidir?

  1. Because research cannot be done,
  2. Although more research could be done,
  3. After all research has been completed,
Cevabı göster

Although more research could be done,

Even though scientific studies validate the experience of transgender people, Dilbilgisi

3:24

Bilimsel çalışmalar trans bireylerin deneyimlerini doğrulasa da,

they're still suffering from more depression and anxiety than the general public. Kalıp ifadeler

3:28

trans bireyler hâlâ genel nüfusa kıyasla daha fazla depresyon ve kaygı yaşıyor.

Dilbilgisi

Even though ... still ... ile devam eden bir sonucu göstermek

Even though, farklı bir sonuç beklemenize yol açabilecek bir gerçeği sunar. Bu cümlede bilimsel çalışmaların deneyimleri doğrulaması, yaşanan sıkıntının azalacağı beklentisini oluşturur. Still ise bu gerçeğe rağmen karşıt sonucun devam ettiğini gösterir. Even though X, Y still Z kalıbı, X’in doğru olduğunu ancak Z’yi engellemediğini ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi Even though ... still ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the road was icy, the bus ____ arrived on time.

Cevabı göster

Even though · still

Kalıp ifadeler

suffering from + bir durum veya süregelen sorun

suffer from + isim öbeği yapısında from, bir kişiyi olumsuz etkileyen hastalığı, belirtiyi veya süregelen sorunu belirtir. Burada suffering from depression and anxiety, yalnızca kısa süreli üzgün ya da endişeli hissetmek değil, depresyon ve kaygının zararlı etkilerini yaşamak anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen yapı suffer from + durum veya sorun biçimindedir. Fiil, zaman ya da görünüşe göre suffers from, suffered from ve is suffering from gibi biçim değiştirir.

Alıştırma

Bir sağlık sorununun bir kişiyi olumsuz etkilediğini belirten sabit fiil-edat kalıbıyla cümleyi tamamlayın: For years, she has been ____ chronic migraines.

Cevabı göster

suffering from

The risk of suicide is more prominent in transgender people who have been rejected by their family,

3:32

İntihar riski, aileleri tarafından reddedilmiş,

discriminated in the workplace, Dilbilgisi

3:38

iş yerinde ayrımcılığa uğramış

or in healthcare.

3:40

ya da sağlık hizmetlerinde ayrımcılık görmüş trans bireylerde daha yüksektir.

Dilbilgisi

discriminated in the workplace: anlamı ve standart biçimi

Burada discriminated, bir kişinin kimliği veya bir gruba mensubiyeti nedeniyle haksız muamele görmesi anlamına gelir. In the workplace, bu eşitsiz muamelenin gerçekleştiği ortamı belirtir. discriminated sıfat-fiili, ortak who have been yapısı altında rejected ile eş görevli kullanılmıştır; daha sonra gelen or in healthcare kısmında discriminated yeniden anlaşılır ancak yazılmaz. Özenli modern İngilizcede muameleyi gören kişi için normal edilgen yapı be discriminated against biçimindedir; bu nedenle discriminated against in the workplace daha açık standart biçimdir.

Alıştırma

Bu cümlede discriminated in the workplace ne anlama geliyor?

  1. iş yeriyle ilgili iki seçenek arasında dikkatle ayrım yapması istenmek
  2. kimlik veya grup mensubiyeti nedeniyle işte haksız muamele görmek
  3. herhangi bir nedenle bir iş arkadaşı tarafından kişisel olarak sevilmemek
Cevabı göster

kimlik veya grup mensubiyeti nedeniyle işte haksız muamele görmek

Suicide risks seem to decrease after gender transitioning,

3:41

Cinsiyet uyum sürecinden sonra intihar riskinin azaldığı görülüyor;

suggesting that gender dysphoria can cause an extreme amount of emotional pain, Anlatım akışı

3:45

bu da cinsiyet disforisinin son derece yoğun bir duygusal acıya yol açabileceğini,

Anlatım akışı

suggesting that: kanıtı temkinli bir çıkarıma bağlamak

Bu cümlede suggesting that, cinsiyet geçişinden sonra intihar risklerinin azalıyor gibi göründüğüne ilişkin önceki gözleme gönderme yapan bir şimdiki zaman ortacı tamamlayıcısıdır. Ardından gelen bilgiyi bu gözlemin desteklediği bir yorum olarak sunar: Cinsiyet disforisi ağır duygusal acıya neden olabilir. Bilgiyi düzenleyen bir bağlantı olarak gözlem veya sonuç + suggesting that + yorum yapısı, kanıttan temkinli bir çıkarıma geçmeyi sağlar. Suggesting destek bulunduğunu belirtir, kanıtlanmışlık bildirmez; tek başına nedensellik kurmaz.

Alıştırma

İkinci yan cümleyi kanıtlanmış bir gerçek yerine temkinli bir çıkarım olarak sunan bağlayıcıyı seçin: Error rates fell after the instructions were simplified, ______ users understood the process better.

  1. showing that
  2. proving that
  3. suggesting that
Cevabı göster

suggesting that

even to the point of suicide. Kalıp ifadeler

3:50

hatta kişiyi intihara sürükleyebileceğini düşündürüyor.

Kalıp ifadeler

even to the point of + isim/-ing: uç bir sonuca ulaşmak

Even to the point of, betimlemeyi olağanüstü derecede uç bir seviyeye veya sonuca taşır. Burada duygusal acının intiharın mümkün hâle gelebileceği kadar ağırlaşabileceğini söyler; even bu son noktanın ne kadar uç olduğunu vurgular. Kalıp even to the point of + isim veya -ing biçimidir. Bir durum çarpıcı bir sonuca ulaşacak kadar şiddetlendiğinde kullanışlıdır; ancak o durumdaki herkesin bu sonuca ulaşacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Uç bir sonucu belirtmek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The disagreement escalated, ____ ending the partnership.

Cevabı göster

even to the point of

If you, a family member,

3:51

Eğer siz, bir aile üyeniz

or a friend is suffering from gender dysphoria,

3:52

ya da bir arkadaşınız cinsiyet disforisi yaşıyorsa,

there are a few links in the description for more information.

3:55

daha fazla bilgi için açıklama kısmında birkaç bağlantı bulabilirsiniz.

Thank you so much Gigi for being part of this video. Ton ve niyet

3:58

Bu videoda yer aldığın için çok teşekkürler, Gigi.

Ton ve niyet

Thank you so much ... for being part of ile eksiksiz teşekkür etme

Thank you so much güçlü ve içten bir teşekkür ifade eder; so much katılım miktarını değil, teşekkürün derecesini artırır. for being part of teşekkürün nedenini belirtir. for edatından sonra being bir ulaç görevindedir. Yeniden kullanılabilir kalıp Thank you (so much), [person], for + isim veya -ing biçimidir. Burada Gigi'ye videoya katıldığı için teşekkür ediliyor.

Alıştırma

Amir panele konuk olarak katıldı. Sunucunun teşekkürünü hedef ifadeyle tamamlayın: Thank you so much, Amir, ____ our panel.

Cevabı göster

for being part of

It means so much, Ton ve niyet

4:00

Bu bizim için çok şey ifade ediyor

and we're happy that you're here to do this with us.

4:00

ve bunu bizimle birlikte yapmak için burada olmandan mutluluk duyuyoruz.

Ton ve niyet

It means so much: duygusal önemi ifade etme

It, diğer kişinin katılımına veya destekleyici davranışına gönderme yapar. means so much, bu davranışın konuşan kişi için duygusal açıdan çok önemli olduğunu belirtir; sözlerin birçok tanımı olduğu anlamına gelmez. Anlamlı yardım, destek, varlık veya iyiliğe karşı kullanılabilen bir yanıttır. Bu önemi kimin hissettiği açık değilse to me ya da to us eklenebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız sizin için önemli bir etkinliğe katılıyor. It means so much to me that you came cümlesindeki It means so much to me neyi ifade eder?

  1. Gelmiş olman benim için duygusal açıdan çok önemli.
  2. Neden geldiğini anlamıyorum.
  3. Birçok kez geldin.
Cevabı göster

Gelmiş olman benim için duygusal açıdan çok önemli.

Oh, well thank you guys for using your channel,

4:02

Ah, ben de kanalınızı,

your platform,

4:05

yani platformunuzu,

validating transgender experiences with science,

4:06

trans bireylerin deneyimlerini bilimle doğrulamak için kullandığınızdan dolayı size teşekkür ederim;

which just brings us closer to equality. Deyimler

4:09

bu da bizi eşitliğe biraz daha yaklaştırıyor.

Deyimler

brings us closer to: soyut bir hedefe doğru ilerleme

Bu cümlede brings us closer to, fiziksel mesafeyi ilerleme için bir mecaz olarak kullanır. Burada which, trans deneyimlerini bilimle doğrulama eylemine gönderme yapar. Bu eylem toplumun eşitlik yolunda ilerlemesine yardımcı olur; us belirli kişilerin fiziksel olarak hareket ettirilmesini değil, genel anlamda insanları veya toplumu ifade eder. bring + someone + closer to + an abstract goal kalıbı, “birinin o hedefe doğru ilerlemesine yardımcı olmak” anlamına gelir. Tamamlanmayı değil ilerlemeyi bildirir: eylem eşitliğe katkıda bulunur, ancak eşitliğin zaten sağlandığını iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi bring ve us içeren hedef ifadeyle tamamlayın: Each honest conversation ____ an agreement.

Cevabı göster

brings us closer to

Absolutely.

4:11

Kesinlikle.

If you guys want to check out Gigi's channel,

4:11

Gigi'nin kanalına göz atmak isterseniz,

we'll put links in the description or on the screen somewhere.

4:13

bağlantıları açıklama kısmına veya ekranda bir yere koyacağız.

Otherwise, you can subscribe for more science here every week,

4:15

Bunun dışında, her hafta daha fazla bilim içeriği için buradan kanalımıza abone olabilirsiniz,

and we'll see you next time.

4:18

ve bir dahaki sefere görüşürüz.

Peace.

4:20

Hoşça kalın.