Yaşlanmayı Nasıl Tedavi Ederiz – Kendi Yaşam Süreniz İçinde?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video tanıtımı: Yaşlanmış hücreler, NAD+ ve kök hücrelerle ilgili üç fare araştırması sağlıklı yaşamı inceliyor; insan deneyleri hâlâ gereklidir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. health spans, - Sözcük ve kullanım düzeyi: Hastalıksız yılları toplam yaşam süresi olan life spans ifadesinden ayırın ve araştırma önceliğini anlayın. 2. The older you get, the more of them there are inside you. - Dil bilgisi: İki bağlantılı değişim için the + karşılaştırma, the + karşılaştırma yapısını kullanın ve them sözcüğünü yaşlanmış hücrelerle ilişkilendirin. 3. magic bullet - Deyim ve mecaz: Tek çözüm mecazını tanıyın ve neden eşgüdümlü tedaviler ile ek insan kanıtlarının tercih edildiğini anlayın.
Bu derste
Health is the most valuable thing we have in life,
0:00Sağlık hayatta sahip olduğumuz en değerli şeydir,
but we tend to forget that until we lose it. Kalıp ifadeler
0:03ama onu kaybedene kadar bunu unutma eğilimindeyiz.
tend to forget: genel bir eğilimi anlatmak
tend to forget ifadesinde tend to + fiilin yalın hâli, sık görülen veya gerçekleşmesi olası bir örüntüyü anlatır. Burada insanların sağlığın ne kadar değerli olduğunu sık sık unuttuğu anlamına gelir. Bu ifade, bunun her seferinde olduğunu söylemez. İddiayı always sözcüğüne göre daha az kesin kılar ve alışkanlıkları ya da genel eğilimleri anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, her seferinde gerçekleştiğini söylemeden genel bir örüntüyü anlatır?
- When I am tired, I tend to make small mistakes.
- When I am tired, I always make small mistakes.
- When I am tired, I intend to make small mistakes.
Cevabı göster
When I am tired, I tend to make small mistakes.
longer than ever before: tüm geçmişle karşılaştırma
longer than ever before ifadesinde longer karşılaştırma biçimidir ve than ever before karşılaştırmayı geçmişteki tüm zamanlara genişletir. Cümle, insanların artık geçmişteki herhangi bir zamandan daha uzun yaşadığını söyler. ever, before sözcüğünün kapsamını güçlendirir: yalnızca “daha önce” anlamına gelmez, tüm geçmişi kapsayan bir karşılaştırma kurar.
Alıştırma
Cümleyi “geçmişteki herhangi bir zamandan” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Our team is working faster ____.
Cevabı göster
than ever before
But an unforeseen consequence of this is that we also spend Kalıp ifadeler
0:09Ancak bunun öngörülemeyen bir sonucu, aynı zamanda
a larger and larger portion of our lives being sick. Dilbilgisi
0:13hayatımızın giderek daha büyük bir bölümünü hasta olarak geçirmemizdir.
an unforeseen consequence of this: önceden beklenmeyen bir sonucu tanıtmak
An unforeseen consequence of this, az önce sözü edilen değişikliğin önceden beklenmeyen bir sonucu demektir. Burada this, insanların daha uzun yaşamasına gönderme yapar; ifade, hasta geçirilen sürenin artmasını şaşırtıcı sonuç olarak sunar. Yaygın yapı an unforeseen consequence of X is that + yan cümle şeklindedir. Bir neden veya değişiklikten onun beklenmeyen etkilerinden birine geçiş sağlar. Unforeseen, önceden düşünülmemiş demektir; tahmin edilmesi imkânsız demek değildir.
Alıştırma
an unforeseen consequence of this ifadesinin doğru yorumu hangisidir?
- Değişikliğin temel amacını tanıtır.
- Sonucun asla tahmin edilemeyeceğini kanıtlar.
- Önceden beklenmeyen bir sonucu tanıtır.
Cevabı göster
Önceden beklenmeyen bir sonucu tanıtır.
larger and larger: kademeli değişim için tekrarlı karşılaştırma biçimi
Larger and larger, aynı miktarın veya oranın zamanla sürekli arttığını göstermek için larger karşılaştırma biçimini and ile tekrarlar. Bu cümlede, hayatın hasta geçirilen kısmı büyümektedir; ifade iki ayrı bölümden söz etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp comparative + and + the same comparative şeklindedir: colder and colder, harder and harder. Birçok uzun sıfatta İngilizce bunun yerine more and more + adjective kullanır; örneğin more and more expensive.
Alıştırma
Hangi cümlede zaman içinde devam eden artışı göstermek için tekrarlı karşılaştırma biçimi kullanılmıştır?
- The town is becoming larger and larger each year.
- The larger town has two stations.
- The town is larger than the village.
Cevabı göster
The town is becoming larger and larger each year.
Getting old currently means spending more time in pain.
0:16Şu anda yaşlanmak, acı içinde daha fazla zaman geçirmek anlamına geliyor.
So scientists are trying to shift the attention of the medical community Kalıp ifadeler
0:21Bu nedenle bilim insanları, tıp camiasının dikkatini
the part of our lives during which we're disease-free.
0:29yani hayatımızın hastalıksız olduğumuz kısmına.
shift the attention ... from optimizing life spans to optimizing health spans: odağı yaşam süresinden sağlıklı yaşam süresine kaydırmak
Shift the attention from A to B, A yerine B’yi yeni ana odak yapmak demektir. Burada bilim insanları, tıp camiasının yaşam süresinden çok sağlıklı yaşam süresine öncelik vermesini istiyor. from ... to ... kalıbı, vurgunun değiştiğini gösterir. Bu kalıp tek başına A’nın tamamen terk edildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hızın tamamen terk edildiğini söylemeden, güvenliğin hız yerine ana öncelik olması gerektiğini belirten cümle hangisidir?
- We should shift our attention from speed to safety.
- We should draw attention to speed and safety.
- We should split our attention between speed and safety.
Cevabı göster
We should shift our attention from speed to safety.
health span: hayatın hastalıksız geçirilen bölümü
Health span, bir insanın hayatının sağlıklı geçirilen bölümüdür. Bu cümlede virgülden sonraki ifade, terimi daha özel olarak insanların hastalıksız olduğu dönem şeklinde tanımlar. Bu terim, yaşanan tüm yılları değil, sağlıklı yılları ölçer. Bu nedenle bir kişinin life span süresi uzun, health span süresi ise daha kısa olabilir.
Alıştırma
Bir insanın hayatının sağlıklı geçirilen bölümünü hangi terim ifade eder?
- life span
- health span
- insurance coverage period
Cevabı göster
health span
we need to attack the root cause of almost all bodily defects, Kalıp ifadeler
0:33neredeyse tüm bedensel kusurların temel nedenine saldırmalıyız,
attack the root cause: sorunun temel kaynağını ele almak
Burada attack, bir şeye fiziksel olarak saldırmak değil, onunla kararlı ve doğrudan ilgilenmek demektir. The root cause, başka sorunlara yol açan temel nedendir. Attack the root cause bir bütün olarak yalnızca görünür belirtileri azaltmak yerine bu temel nedene odaklanmak anlamına gelir. Bu cümlede yaşlanmanın kendisi, ele alınması gereken kaynak olarak sunuluyor.
Alıştırma
Cümleyi üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Repainting the wall will not stop the water leak; we need to ____.
Cevabı göster
attack the root cause
the science of aging has made enormous progress in the last few years
0:40yaşlanma biliminin son birkaç yılda muazzam ilerleme kaydettiği
Unbeknown to most people: fark edilmeyen bir gerçeği sunmak
Unbeknown to most people, çoğu insanın bu gerçeği bilmediği anlamına gelir. unbeknown to + kişi yapısında ifade, kimin habersiz olduğunu belirtir. Cümlenin başına virgülle birlikte getirildiğinde ardından gelen gerçeğin tamamı hakkında yorum yapar ve onu bilinmeyen ya da şaşırtıcı bir bilgi olarak sunar. Burada çoğu insanın yaşlanma araştırmalarındaki son büyük ilerlemelerden habersiz olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
"Unbeknown to most people, the library had stored the letters for decades," cümlesindeki başlangıç ifadesi bize ne anlatır?
- Çoğu insan kütüphaneyi tanımlayamıyordu.
- Çoğu insan ardından gelen gerçeği bilmiyordu.
- Mektupların bilinen bir sahibi yoktu.
Cevabı göster
Çoğu insan ardından gelen gerçeği bilmiyordu.
with human trials about to begin in the near future. Dilbilgisi
0:44ve insan deneylerinin yakın gelecekte başlamak üzere olduğudur.
About to begin: başlamak üzere olmak
Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Bu nedenle about to begin, başlamayı yalnızca gelecekteki bir olasılık olarak değil, eli kulağında bir olay olarak sunar. with + isim + about to + fiil yapısında with öbeği, ana ifadeye eşlik eden bir durum ekler. Human trials about to begin anlam bakımından human trials are about to begin ifadesine karşılık gelir, ancak bu with yapısının içine are eklenmez.
Alıştırma
Hareketin eli kulağında olduğunu göstermek için İngilizce cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The train is ____ leave, so get on now.
Cevabı göster
about to
Let's look at three examples of discoveries that might benefit people who are alive right now.
0:47Şu anda yaşayan insanlara fayda sağlayabilecek keşiflerin üç örneğine bakalım.
Sınırlı ömür mecazı olarak expiration date
Expiration date, gerçek anlamıyla bir ürünün artık kullanılmaması veya geçerli sayılmaması gereken tarihi belirtir. Your cells have an expiration date cümlesinde ifade mecazidir: Hücrelerin üzerinde basılı bir tarih yoktur, ancak bölünmeye ve işlev görmeye devam etme kapasiteleri sınırlıdır. Günlük hayattaki ürün imgesi, karmaşık bir biyolojik sınırı gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Cümleyi, her hücrenin sona ereceği kesin ve bilinen bir gün bulunduğu şeklinde değil, hücrelerin işlevsel ömrünün sınırlı olduğu şeklinde anlayın.
Alıştırma
'Even the most popular online trend has an expiration date,' cümlesinde expiration date ne anlama gelir?
- Eğilimin popülerliğini kaybetmesinden önceki sınırlı süre
- Her sosyal medya paylaşımında basılı bir tarih
- Eğilimin ilk kez keşfedildiği gün
Cevabı göster
Eğilimin popülerliğini kaybetmesinden önceki sınırlı süre
they lose a tiny bit of DNA at the ends.
1:15uç kısımlardaki DNA'nın küçücük bir bölümünü kaybederler.
we have long segments of DNA called telomeres that sort of act like the stiff bits at the end of shoelaces. Anlatım akışı
1:21ayakkabı bağcıklarının ucundaki sert kısımlar gibi davranan telomer adı verilen uzun DNA parçalarımız var.
sort of act like: yaklaşık bir benzetme
sort of act like ifadesinde act like bir karşılaştırma kurar: Telomerler, ikisi de bir ucu korumaya yardımcı olduğu için ayakkabı bağlarının sert uçlarıyla karşılaştırılır. sort of bu karşılaştırmayı sınırlar. İşlevin benzer olduğunu, telomerlerle bağcık uçlarının malzeme, şekil veya nesne olarak aynı olmadığını anlatır. Açıklamalarda bu yumuşatıcı ifade, benzetmeyi anlaşılır kılarken tamamen aynıymış gibi görünmesini önler.
Alıştırma
“These roots sort of act like anchors” cümlesinde sort of ne yapar?
- Karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir.
- Kökleri bir çapa türü olarak sınıflandırır.
- Köklerle çapaların tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster
Karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir.
becomes a zombie: senesan hücre için bir benzetme
becomes a zombie ifadesinde becomes bir durum değişikliğini gösterir; zombie ise gerçek bir yaratık değil, bir benzetmedir. Bölünmeyi bırakmış ama hâlâ canlı ve mevcut olan bir hücreyi betimler. Ardından gelen a senescent cell ifadesi bu durumun bilimsel adını verir. Canlı bir görüntü oluşturan zombie sözcüğü, genel dinleyicinin “hâlâ orada olan ama artık normal bölünme döngüsünü izlemeyen” bir şeyi gözünde canlandırmasına yardım eder; resmî bir biyolojik kategori değildir.
Alıştırma
“The cell becomes a zombie and stops dividing, but it remains alive” cümlesinde becomes a zombie ne anlama gelir?
- Hücre bir film canavarına dönüşür.
- Hücre ölür ve hemen yok olur.
- Hücre normal biçimde bölünmeyi bırakır, ancak canlı kalır.
Cevabı göster
Hücre normal biçimde bölünmeyi bırakır, ancak canlı kalır.
Senescent cells stay around and don't die. Öbek fiiller
1:37Yaşlı hücreler etrafta kalır ve ölmezler.
stay around: varlığını sürdürmek
Bu cümlede stay around, “varlığını sürdürmek” veya “yok olmamak” anlamına gelir. Hücreler yok olmak ya da ölmek yerine vücudun içinde kalır. Burada around hareket bildirmez. Stay around, bir süre varlığını sürdüren insanlar, nesneler, etkiler veya sorunlar için de kullanılabilen bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi “varlığını sürdürmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Some unpleasant smells ____ even after the room is cleaned.
Cevabı göster
stay around
The older ..., the more ... karşılaştırma yapısı
The older you get, the more of them there are değişen iki miktarı birbirine bağlar: yaş arttıkça vücuttaki yaşlanmış hücrelerin sayısı da artar. Them, yaşlanmış hücreleri ifade eder. the + comparative ..., the + comparative ... yapısında ilk yan cümle değişen bir koşulu, ikinci yan cümle ise bağlantılı sonucu veya eğilimi verir. Buradaki iki the karşılaştırmayı işaretler; sıradan belirli tanımlıklar değildir.
Alıştırma
Karşılaştırma çiftini long ve hard sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle tamamlayın: ____ you wait, ____ it is to find a seat.
Cevabı göster
The longer · the harder
They harm tissue around them and are linked to many diseases that accompany old age, Kalıp ifadeler
1:44Etrafındaki dokuya zarar verirler ve yaşlılıkla birlikte gelen birçok hastalıkla bağlantılıdırlar,
are linked to: ilişki var, kanıtlanmış neden yok
Burada are linked to, ele alınan kanıtlara göre “bağlantılıdır” anlamına gelir. Yapı be + linked to + isim veya isim öbeği biçimindedir. Bu ifade bir ilişki bildirir. Tek başına hücrelerin hastalıklara doğrudan yol açtığını ya da tek neden olduklarını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bir çalışma ilişki buluyor ancak nedeni kanıtlamıyor. Sonucu en doğru aktaran cümle hangisidir?
- The condition is caused by poor sleep.
- The condition is the same as poor sleep.
- The condition is linked to poor sleep.
Cevabı göster
The condition is linked to poor sleep.
what if you could ...?: olası bir çözümü hayal etmek
What if you could ...? dinleyiciden olası bir durumu hayal etmesini ister. Bu cümlede could, henüz gerçek olmayan bir yeteneği sunar; böylece konuşmacı bir sorunu anlatmaktan olası bir çözümü araştırmaya geçer. Yeniden kullanılabilen kalıp What if + özne + could + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir. Bir varsayım ortaya koyar ve neler olabileceğini düşündürür; eylemin daha önce gerçekleşip gerçekleşmediğini sormaz.
Alıştırma
Hayal edilen bir yeteneği tanıtan üç kelimelik kalıpla soruyu tamamlayın: ____ visit any planet, which one would you choose?
Cevabı göster
What if you could
kill them off: anlamı ve zamirin yeri
Bu cümlede kill them off, zararlı yaşlanmış hücrelerin muhtemelen tamamını veya büyük bir kısmını yok etmek anlamına gelir. Kill off genellikle hedefi ölüm ya da imha yoluyla ortadan kaldırılan bir grup olarak gösterir. Kill off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne them gibi bir zamirse kill ile off arasına gelir: kill them off denir, kill off them denmez.
Alıştırma
kill off ve them zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The pests are spreading, so we need to ____.
Cevabı göster
kill them off
Scientists genetically engineered mice so that they could destroy their senescent cells as they pleased. Deyimler
1:54Bilim insanları fareleri genetik olarak değiştirdiler, böylece istedikleri zaman kendi yaşlı hücrelerini yok edebiliyorlardı.
as they pleased: seçme özgürlüğü
Burada as they pleased, seçtikleri herhangi bir şekilde veya zamanda anlamına gelir. They bilim insanlarını ifade eder: yaşlanmış hücrelerin ne zaman ya da nasıl yok edileceğini bilim insanları kontrol ediyordu. as + özne + please yapısında please; istemek, seçmek veya uygun görmek anlamında bir fiildir. Buradaki pleased geçmiş zamandır; istekleri kibarlaştırmak için kullanılan please değildir.
Alıştırma
"The visitors could explore the museum as they pleased," cümlesinde as they pleased ne anlama gelir?
- Her adım öncesinde kibarca izin istemeleri gerekiyordu.
- Müzeyi nasıl veya ne zaman gezeceklerini seçebiliyorlardı.
- Müze çalışanlarını mutlu etmek zorundaydılar.
- Belirlenmiş tek bir rotayı izliyorlardı.
Cevabı göster
Müzeyi nasıl veya ne zaman gezeceklerini seçebiliyorlardı.
Older mice without senescent cells were more active.
2:00Yaşlı hücreleri olmayan yaşlı fareler daha aktifti.
less prone to: daha düşük eğilim veya risk
Burada less prone to, bir şeyden “zarar görmeye veya bir şeyi geliştirmeye daha az yatkın olmak” anlamına gelir. Bu ifade daha düşük bir eğilim veya riski anlatır; yüzüstü bir vücut pozisyonunu anlatmaz. Yapı be + less prone to + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede cancer, ortaya çıkma riski daha düşük olan istenmeyen sağlık durumudur.
Alıştırma
“This device is less prone to overheating” cümlesi ne anlama gelir?
- Asla aşırı ısınmayacağı garanti edilmiştir.
- Aşırı ısınma eğilimi daha düşüktür.
- Aşırı ısınırken yüzüstü yatmaktadır.
Cevabı göster
Aşırı ısınma eğilimi daha düşüktür.
they lived up to 30% longer and in better health than average mice. Kelime
2:08ortalama farelere göre %30'a kadar daha uzun ve daha sağlıklı yaşadılar.
up to 30%: tipik bir sonuç değil, üst sınır
Up to 30% bir üst sınır belirler: artış, %30’u geçmeyen herhangi bir oran olabilir. Her farenin tam olarak %30 daha uzun yaşadığını veya ortalamanın %30 olduğunu söylemez. Bir sonuç, fiyat, indirim, hız ya da başka bir sayı up to ifadesinden sonra geliyorsa, tipik veya garanti edilen bir değer hakkında ek bilgi verilmediği sürece o sayıyı maksimum değer olarak yorumlayın.
Alıştırma
Bir hizmet “Save up to 40%.” şeklinde reklam yapıyor. Bundan güvenle hangi sonucu çıkarabilirsiniz?
- Her müşteri tam olarak %40 tasarruf eder.
- Reklamı yapılan en yüksek tasarruf oranı %40’tır.
- Ortalama tasarruf oranı %40’tır.
Cevabı göster
Reklamı yapılan en yüksek tasarruf oranı %40’tır.
Since we can't genetically engineer all of the cells in the human body,
2:13İnsan vücudundaki tüm hücreleri genetik olarak değiştiremeyeceğimiz için,
we need to find another way to get rid of our senescent cells. Öbek fiiller
2:16yaşlı hücrelerimizden kurtulmanın başka bir yolunu bulmalıyız.
get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Get rid of, istenmeyen veya artık ihtiyaç duyulmayan bir şeyi kaldırmak ya da ortadan kaldırmak anlamına gelir. Bu cümlede yaşlanmış hücrelerin vücuttan uzaklaştırılmasını anlatır. İfade sabit bir bütün olarak kullanılır: get rid of + isim veya zamir. Of zorunludur ve rid normalde bu anlamda tek başına kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these old files before the move.
Cevabı göster
get rid of
But how do we kill them without harming healthy cells? Dilbilgisi
2:20Peki sağlıklı hücrelere zarar vermeden onları nasıl öldürürüz?
without harming: without + fiil-ing kullanımı
Without harming, kaçınılması gereken bir eylemi belirtir: yaşlanmış hücreler öldürülmeli, ancak sağlıklı hücrelere zarar verilmemelidir. Without bir eylemden önce geldiğinde edat görevi görür ve fiilin -ing biçimini almasını gerektirir: without + fiil-ing. Bu yapı, bir eylem gerçekleşirken diğerinin gerçekleşmediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi without ve damage fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: She opened the package ____ the gift inside.
Cevabı göster
without damaging
Most cells in the body commit a programmed cell suicide when they're damaged. Kelime
2:23Vücuttaki çoğu hücre hasar gördüğünde programlanmış bir hücre intiharı gerçekleştirir.
Bilimsel bir mecaz olarak programmed cell suicide
Bu cümlede programmed cell suicide, hasarlı bir hücrenin ölmesine yol açan içsel bir biyolojik süreci izlemesi anlamına gelir. Programmed sözcüğü, bu sürecin kazara olmadığını ve hücrenin içindeki talimatlarla kontrol edildiğini gösterir. Bu ifade hücreyi insan gibi gösterir. Suicide normalde bir insanın kendi yaşamına kasıtlı olarak son vermesini anlatır; ancak burada hücrenin kendi faaliyetini sona erdirmesini canlı ve gündelik bir dille açıklar. Bir insan davranışını anlatmaz.
Alıştırma
Bir biyoloji açıklamasında programmed cell suicide ne anlama gelir?
- Vücudun bütün hücreleri hemen yok etmesi.
- Bir insanın kendi yaşamına son vermeye karar vermesi.
- Bir hücrenin ölmesine yol açan içsel bir süreci izlemesi.
Cevabı göster
Bir hücrenin ölmesine yol açan içsel bir süreci izlemesi.
It turns out that they underproduce a protein that tells them when it's time to die. Anlatım akışı
2:30Görünüşe göre onlara ne zaman ölmeleri gerektiğini söyleyen bir proteini eksik üretiyorlar.
Keşfedilen bir gerçeği açıklayan It turns out that
It turns out that, kontrol ettikten, yeni bilgi edindikten veya sonucu gördükten sonra açıklığa kavuşan bir gerçeği tanıtır. Burada sıradaki bilginin konuşmacının keşfettiği bir açıklama olduğunu gösterir. Bu kalıp bilgiyi önceki bir soru veya beklentiden gerçek sonuca taşıyarak düzenler. Genellikle hafif bir şaşkınlık ya da düzeltme anlamı taşır; bir şeyi fiziksel olarak döndürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Önce anahtarlarının okulda olduğunu düşündün. Daha sonra onları çantanda buldun. Bu keşfi en iyi hangi cümle anlatır?
- It seems that the keys might be in my bag.
- It turns out that the keys were in my bag.
- The results show that the keys were in my bag.
Cevabı göster
It turns out that the keys were in my bag.
It killed 80% of all their senescent cells while causing almost no harm to healthy cells. Dilbilgisi
2:40Sağlıklı hücrelere neredeyse hiçbir zarar vermezken tüm yaşlı hücrelerinin %80'ini öldürdü.
while causing: ana sonucu bir yan etkiye bağlamak
Bu cümlede while causing, ana sonuç olan killed 80% of all their senescent cells ifadesine ikinci bir sonuç ekler. İki sonucun öznesi aynıdır: it. Yani yaşlanmış hücreleri öldüren şey, sağlıklı hücrelere de neredeyse hiç zarar vermemiştir. While, güçlü bir istenen etki ile çok az istenmeyen zarar arasındaki karşıtlığı da vurgular. Yeniden kullanılabilecek yapı ana cümle + while + -ing ifadesidir. Özneyi tekrarlamadan bir eylemi ya da sonucu ana bilgi olarak sunup aynı anda gerçekleşen veya onu dengeleyen başka bir sonuç eklemenizi sağlar. Burada while, bir zaman süresini değil, sonuçlar arasındaki ilişkiyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi while ve cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new filter removed the smoke ____ almost no noise.
Cevabı göster
while causing
The treated mice became generally healthier and even regrew lost hair.
2:47Tedavi edilen fareler genel olarak daha sağlıklı hale geldi ve hatta dökülen tüyleri yeniden çıktı.
there are a number of new companies looking at treatments involving senescent cells,
2:53yaşlı hücreleri içeren tedavileri inceleyen çok sayıda yeni şirket var,
As a result: bir sonucu belirtmek
As a result, ardından gelen bilginin daha önce belirtilen bir nedenden kaynaklandığını dinleyiciye bildiren cümle düzeyinde bir bağlayıcıdır. Burada anlatım, farelerdeki başarılı sonuçlardan daha sonraki sonuçlara geçer: şirketler tedavileri araştırmaktadır ve insanlar üzerindeki denemeler yaklaşmaktadır. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. Neden-sonuç yapısını açıkça gösterir ve Bunun yüzünden ne oldu? sorusunu yanıtlar. Yeni bir örnek vermez veya yalnızca sıradaki olayı listelemez.
Alıştırma
Sonuç ilişkisini doğru gösteren bağlayıcıyı seçin: The storm damaged several power lines. ____, the neighborhood lost electricity.
- For example
- As a result
- In contrast
Cevabı göster
As a result
and the catalysts that make reactions happen.
3:10ve reaksiyonların gerçekleşmesini sağlayan katalizörlerdir.
All these parts constantly need to be destroyed, cleaned up, and rebuilt. Dilbilgisi
3:13Tüm bu parçaların sürekli olarak yok edilmesi, temizlenmesi ve yeniden inşa edilmesi gerekir.
need to be + destroyed, cleaned up, and rebuilt: edilgen gereklilik
need to be + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir eylemin gerekli olduğunu ve öznenin bu eyleme maruz kaldığını anlatır. Bu cümlede all these parts, yok edilen, temizlenen ve yeniden oluşturulan şeylerdir; bu eylemleri başka bir şeye yapan taraf değildir. Üç geçmiş zaman ortacı grubu aynı need to be kalıbını paylaşır. İngilizcede kalıp bir kez söylenip eylemler sıralanabilir. Böylece süreç açıkça anlatılır ve gereksiz tekrar önlenir.
Alıştırma
need to be ve replace fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak cümleyi tamamlayın: The damaged windows ____ before the school reopens.
Cevabı göster
need to be replaced
and so parts become crumpled, bunched up, or are removed slower.
3:20böylece parçalar buruşur, bir araya toplanır veya daha yavaş uzaklaştırılır.
Or they are no longer produced in the quantities we need. Dilbilgisi
3:25Ya da artık ihtiyacımız olan miktarlarda üretilmezler.
no longer produced: geçmişte üretilen ancak şimdi üretilmeyen
No longer, bir şeyin geçmişte doğru olduğunu ya da gerçekleştiğini, ancak şimdi sona erdiğini anlatır. are no longer produced yapısında özne edilgen eyleme maruz kalmaya devam eder, fakat üretim artık gerçekleşmez. Bir be biçimiyle kullanıldığında no longer normalde be fiilinden sonra ve geçmiş zaman ortacından önce gelir: are + no longer + produced. Üretim süresinin çok kısa olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi no longer ifadesini normal konumuna yerleştirerek tamamlayın: Paper tickets are ____ accepted at this station.
Cevabı göster
no longer
a coenzyme that tells our cells to look after themselves. Öbek fiiller
3:31hücrelerimize kendilerine bakmalarını söyleyen bir koenzim.
look after themselves: kendilerine bakmak
Burada look after, birinin ya da bir şeyin bakımını yapmak veya onu korumak anlamına gelir; gözleri bir yere yöneltmek anlamına gelmez. Cümle hücrelere insana özgü bir davranış verir: NAD+, kendilerini korumaya ve onarmaya yardımcı olan süreçleri yürütmeleri için hücrelere sinyal gönderir. Dönüşlülük zamiri themselves, our cells ifadesine gönderme yapar. Başka durumlara aktarılabilen yapı look after + kişi, hayvan, eşya veya sistem şeklindedir ve onun bakımından sorumlu olmayı anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle birinden bitkilerle ilgilenmesini istiyor?
- Could you look for my plants while I am away?
- Could you look after my plants while I am away?
- Could you look at my plants while I am away?
Cevabı göster
Could you look after my plants while I am away?
we only have about half as much in our bodies as we do at age 20. Dilbilgisi
3:36vücudumuzda 20 yaşındakinin sadece yarısı kadarına sahibiz.
half as much in our bodies as we do: vücuttaki miktarın yarısı
Half as much ... as, 1:2 oranı kurar: 50 yaşındaki miktar, 20 yaşındaki miktarın yaklaşık %50'sidir. Much kullanılmasının nedeni, cümlenin sayılamayan bir miktarı, burada NAD+ miktarını karşılaştırmasıdır. in our bodies sözleri bu miktarın nerede bulunduğunu açıklar. Do, tekrarlanan have fiilinin yerine geçer; bu nedenle as we do at age 20, as we have at age 20 anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp half as much + sayılamayan isim + as + karşılaştırma noktası şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi half as much ... as kalıbıyla tamamlayın. Küçük tank, büyük tanktaki suyun %50'sini alır: This small tank holds ____ water ____ the large tank.
Cevabı göster
half as much · as
Lower amounts of it are linked to a whole bunch of diseases Kelime
3:40Düşük miktarları birçok hastalıkla bağlantılıdır
a whole bunch of: «birçok» demenin samimi bir yolu
Bu cümlede a whole bunch of, «çok sayıda» veya «birçok» anlamına gelir. Diseases sözcüğünü kalabalık bir grup olarak gösterir; bunch burada gerçek anlamıyla bir buket veya bağlanmış bir demet değildir. Bu ifade samimi ve konuşma diline özgüdür. Bilimsel bir açıklamayı daha rahat gösterir; ancak resmî yazılarda sayıyı vurgulamak için genellikle many veya numerous, çeşitliliği vurgulamak için a wide range of kullanılır.
Alıştırma
Birçok hastalığın söz konusu olduğu anlamını korurken resmî bir bilimsel rapora en uygun cümle hangisidir?
- The study examined links between air pollution and one particular disease.
- The study examined links between air pollution and a whole bunch of diseases.
- The study examined links between air pollution and numerous diseases.
Cevabı göster
The study examined links between air pollution and numerous diseases.
cardiovascular disease, and multiple sclerosis.
3:45kardiyovasküler hastalık ve multipl skleroza kadar.
But scientists noticed that other more flexible substances could enter cells
3:53Ancak bilim insanları daha esnek diğer maddelerin hücrelere girebildiğini
and would then turn into NAD+ inside. Öbek fiiller
3:57ve daha sonra içeride NAD+'a dönüşeceğini fark ettiler.
turn into: değişip başka bir şey hâline gelmek
Burada turn into, değişip başka bir şey hâline gelmek demektir. Maddeler önce hücrelere girer, ardından NAD+ hâline gelir. Into, değişimin sonucunu belirtir. Yapı turn into + isim veya isim öbeği şeklindedir: turn into ice, turn into a problem. Bir özne başka bir nesnenin değişmesine neden oluyorsa turn + nesne + into + sonuç kullanılır: Heat turns water into steam.
Alıştırma
Cümleyi «değişip başka bir şey hâline gelmek» anlamındaki öbek fiille tamamlayın: When water freezes, it can ____ ice.
Cevabı göster
turn into
multiple trials on mice showed that they boosted the multiplication of skin, brain, and muscle stem cells.
4:02fareler üzerinde yapılan çok sayıda deneme, bunların cilt, beyin ve kas kök hücrelerinin çoğalmasını artırdığını gösterdi.
had a higher ability to repair their DNA,
4:10DNA'larını onarmak için daha yüksek bir yeteneğe sahip oldular,
got NASA interested: get + nesne + sıfat
Burada got, “bir duruma gelmesine neden oldu” anlamındadır. Kalıp get + nesne + sıfat şeklindedir: NASA nesnedir ve interested, NASA'nın yeni durumunu anlatır. This, daha önce söz edilen araştırma sonucuna gönderme yapar. Cümle, bu sonucun NASA'nın ilgisini çektiğini söyler; birinin “NASA'yı elde ettiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede get + nesne + sıfat yapısı “birinin ilgilenmesini sağlamak” anlamında kullanılmıştır?
- The discovery got the scientists interested.
- The scientists got an interesting result.
- The discovery got the scientists to test it.
Cevabı göster
The discovery got the scientists interested.
which is looking for a way to minimize the DNA damage
4:17NASA, DNA hasarını en aza indirmenin bir yolunu arıyor,
astronauts would be exposed to from cosmic radiation on Mars missions. Kalıp ifadeler
4:20astronotların Mars görevlerinde kozmik radyasyondan maruz kalacağı hasarı.
be exposed to: zararlı bir etkene maruz kalmak
be exposed to yapısında exposed, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. İfade, genellikle bir madde, koşul veya etkiyle “temas etmek” ya da “ona maruz kalmak” anlamına gelir. Burada astronotlar Mars görevleri sırasında kozmik radyasyonla temas edecek ve bunun sonucunda DNA'ları zarar görebilecektir. İfade yalnızca teması anlatır; ne kadar hasar oluşacağını tek başına belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi “zararlı bir maddeyle temas etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Workers may ____ toxic fumes if the room is not ventilated.
Cevabı göster
be exposed to
but it's too soon to say if this will boost our healthspan or even lifespan. Ton ve niyet
4:27ancak bunun sağlık süremizi veya yaşam süremizi uzatıp uzatmayacağını söylemek için çok erken.
too soon to say if: temkinli sonuçlar
Bu cümlede too soon to say if, bir şeyin doğru olup olmadığına karar vermek için henüz yeterli kanıt bulunmadığı anlamına gelir. Buradaki soon, günün erken bir saatini değil, sonuca varmak için doğru aşamaya gelinip gelinmediğini anlatır. it is too soon to say if/whether + yan cümle kalıbı, bir sonucu ertelemek için kullanılır. Daha fazla zaman veya kanıtla cevabın netleşebileceğini gösterir.
Alıştırma
Küçük bir çalışma umut verici sonuçlar verdi, ancak daha fazla deneye ihtiyaç var. Hangi cümle uygun kesinlik düzeyini ifade eder?
- The treatment will definitely work for everyone.
- It is too soon to say if the treatment will work for everyone.
- It is too late to study whether the treatment works.
Cevabı göster
It is too soon to say if the treatment will work for everyone.
But NAD+ is a serious candidate and could become the first human anti-aging pill. Kalıp ifadeler
4:31Ancak NAD+ ciddi bir adaydır ve insanların ilk yaşlanma karşıtı hapı olabilir.
serious candidate: gerçek şansı olan bir aday
serious candidate ifadesinde serious, güvenilir ve dikkatle değerlendirmeye değer anlamına gelir. NAD+ gerçek bir şansı olan bir seçenek olarak sunulur; adayın ciddi veya somurtkan bir kişiliği olduğu anlatılmaz. a serious candidate for + isim ve a serious candidate to become + isim kalıpları güçlü bir potansiyel ifade eder, ancak adayın seçildiği veya kesinlikle başarılı olacağı anlamına gelmez.
Alıştırma
Üç tasarım tüm güvenlik testlerini geçti, ancak henüz bir kazanan seçilmedi. Hangi cümle, bir tasarımın kazanacağını iddia etmeden gerçekten değerlendirmeye değer olduğunu söyler?
- This design has already been selected.
- This design is a serious candidate for selection.
- This design cannot be considered.
Cevabı göster
This design is a serious candidate for selection.
Stem cells are like cell blueprints that sit at various places in the body Anlatım akışı
4:41Kök hücreler vücudun çeşitli yerlerinde bulunan hücre planları gibidir
Stem cells are like cell blueprints: benzetmeyle açıklama
X is like Y kalıbı bir benzetme kurar: tanıdık olmayan bir fikri, gözde canlandırması daha kolay bir şeyle karşılaştırarak açıklar. Burada cell blueprints, kök hücreleri yeni hücreler üretmek için bir başlangıç planı olarak anlamaya yardımcı olan basit bir model sunar. Bu karşılaştırma, bilgiyi tanıdık bir görüntüden bilimsel bir fikre doğru düzenler. Sözcüğü sözcüğüne gerçek değildir ve yalnızca yararlı bir özelliği öne çıkarır: kök hücreler gerçek çizimler değildir ve bu görüntü onlar hakkındaki her şeyi açıklamaz.
Alıştırma
Cümlede are like cell blueprints ifadesinin temel görevi nedir?
- Kök hücrelerin basılı çizimler olduğunu söylemek
- Kök hücrelerin nerede bulunduğunu göstermek
- Kök hücreleri tanıdık bir karşılaştırmayla açıklamak
Cevabı göster
Kök hücreleri tanıdık bir karşılaştırmayla açıklamak
and copy themselves to produce a steady flow of fresh young cells. Kalıp ifadeler
4:46ve taze, genç hücrelerin istikrarlı bir akışını üretmek için kendilerini kopyalarlar.
a steady flow of: sürekli ve düzenli bir tedarik
A steady flow of + isim, oldukça düzenli bir hızda gelmeye, hareket etmeye veya üretilmeye devam eden sürekli bir miktar ya da tedarik anlamına gelir. Burada yeni ve genç hücreler tek seferde değil, devamlı olarak üretilir. Flow burada mecazidir: hücrelerin sıvı gibi hareket etmesi gerekmez. İfade sürekliliğe ve düzenliliğe odaklanır; messages ve visitors gibi çoğul sayılabilen isimlerle ya da money ve information gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir.
Alıştırma
Sürekli ve düzenli tedarik anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The help desk received ____ questions throughout the day.
Cevabı göster
a steady flow of
Tekrarlanan decline ile iki tür gerilemenin bağlanması
İlk decline, insanlar yaşlandıkça kök hücrelerin sayısının ya da işlevinin azalmasını anlatır. İkinci decline ifadesinde özne we olur: Bedenlerimizin de gerilediği anlamına gelir; insanların kelimenin gerçek anlamıyla aşağı doğru hareket ettiğini söylemez. Aynı fiilin tekrarı, iki değişimi kısa bir neden-sonuç zincirinde birbirine bağlar. X declines, and so Y declines too kalıbı, cümlenin tek başına bilimsel nedenselliğin tamamını kanıtlamamasına rağmen ikinci değişimi birincinin sonucu gibi hissettirir.
Alıştırma
Hangi cümlede, ikinci değişimin birinciyle bağlantılı olduğu izlenimini vermek için aynı tür anahtar sözcük tekrarı kullanılmıştır?
- When their confidence drops, their performance drops too.
- Their confidence drops, but their performance remains steady.
- Confidence and performance can both change.
Cevabı göster
When their confidence drops, their performance drops too.
scientists observed that as the stem cells in their brains disappeared,
4:58bilim insanları beyinlerindeki kök hücrelerin kaybolmasıyla
So they took stem cells from baby mice brains
5:04Bu yüzden yavru fare beyinlerinden kök hücreleri aldılar
and injected them directly into the brains of middle-aged mice.
5:07ve onları doğrudan orta yaşlı farelerin beyinlerine enjekte ettiler.
a part that's involved in regulating a lot of bodily functions. Kalıp ifadeler
5:14birçok bedensel işlevi düzenlemede yer alan bir bölümdür.
involved in regulating: be involved in + -ing
Burada involved in regulating, “kontrol etme veya düzenleme sürecinde rol oynar” anlamına gelir. Hipotalamusu bedenin düzenleme sisteminin bir parçası olarak anlatır; bu organın bilinçli biçimde harekete geçmeyi seçtiğini düşündürmez. Kalıp be involved in + isim veya -ing biçimidir. In bir edat olduğu için regulate, regulating olur: is involved in regulating.
Alıştırma
Be involved in ve fight ifadelerini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The immune system ____ infections.
Cevabı göster
is involved in fighting
The fresh stem cells reinvigorated older brain cells
5:18Taze kök hücreler daha yaşlı beyin hücrelerini canlandırdı
by secreting micro RNAs that regulated their metabolism. Dilbilgisi
5:21metabolizmalarını düzenleyen mikro RNA'lar salgılayarak.
by secreting: yöntemi by + -ing ile gösterme
By + -ing biçimi, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran araç veya yöntemi gösterir. Burada by secreting, taze kök hücrelerin yaşlı beyin hücrelerini nasıl yeniden canlandırdığını açıklar. Mikro RNA salgılamanın bu sonucu elde etme yolu olduğu anlamına gelir. secreting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan fresh stem cells ifadesidir. By burada yöntemi gösterir; yer bildirmez ve yalnızca daha sonra gerçekleşen bir eylem anlamına gelmez.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için cümleyi by + use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team reduced waste ____ reusable containers.
Cevabı göster
by using
brain and muscles worked better than those of untreated mice, Dilbilgisi
5:26beyinleri ve kasları tedavi edilmeyen farelerden daha iyi çalışıyordu,
worked better than those of: tekrarlanan çoğul isimlerin yerine those kullanmak
Those, brain and muscles sıralı isim grubunun yerine geçerek bu grubun tekrarlanmasını önler. those of untreated mice ifadesi, tedavi edilmemiş farelerin beyin ve kasları anlamına gelir; those farelerin kendisini göstermez. Bu kullanım karşılaştırmayı paralel tutar: tedavi edilen farelerin organları, tedavi edilmeyen farelerin aynı organlarıyla karşılaştırılır. Yerine kullanılan sözcük, çıkarılan isim grubunun tekil veya çoğul olmasına uymalıdır.
Alıştırma
prices sözcüğünü tekrarlamamak için tek sözcüklü çoğul karşılığı kullanın: The prices at this store are lower than ____ at the other store.
Cevabı göster
those
On average: grup sonucu, bireysel garanti değil
“On average”, %10 daha uzun yaşamayı grubun ortalama sonucu olarak sunar. Gözlemlenen yaşam sürelerini tek bir özet değerde birleştirir; her bireyin tam olarak %10 daha uzun yaşadığı anlamına gelmez. Bu ifade, iddianın kapsamını sınırlar. Bir sayıdan önce duyduğunuzda, sayıyı grup düzeyinde bir istatistik olarak yorumlayın ve bireysel sonuçların daha yüksek veya daha düşük olabileceğini unutmayın.
Alıştırma
Bir klinik şöyle bildiriyor: On average, patients slept one hour longer. Doğru yorum hangisidir?
- Yalnızca tipik bir hasta bir saat daha uzun uyudu.
- Grubun ortalama artışı bir saatti, ancak bireysel sonuçlar farklı olabilir.
- Her hasta tam olarak bir saat daha uzun uyudu.
Cevabı göster
Grubun ortalama artışı bir saatti, ancak bireysel sonuçlar farklı olabilir.
Another study took stem cells from mice embryos
5:33Başka bir çalışma fare embriyolarından kök hücreleri aldı
and injected them directly into the hearts of older mice.
5:36ve onları doğrudan yaşlı farelerin kalplerine enjekte etti.
Weirdly enough: şaşırtıcı bir sonucu anlatmaya başlamak
“Weirdly enough”, konuşmacının “şaşırtıcı biçimde” veya “garip bir şekilde” anlamına gelen yorumudur. Ardından gelen tüm ifadeyi değerlendirir: tüylerin daha hızlı yeniden uzaması beklenmedik bir sonuç olarak sunulur. Burada enough, kalıplaşmış weirdly enough yorumunun bir parçasıdır; “yeterli miktar” anlamına gelmez. Bu ifade, sonraki cümlenin doğru olduğu iddiasını değiştirmeden konuşmacının tepkisini ekler.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “şaşırtıcı biçimde” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____, the old printer started working again.
Cevabı göster
Weirdly enough
What all of this tells us is that there is not a single magic bullet with which to cure aging. Notlar
5:52Bütün bunların bize söylediği şey, yaşlanmayı iyileştirecek tek bir sihirli değnek olmadığıdır.
What all of this tells us is that: kanıtları özetleyip sonuç sunmak
What all of this tells us is that... birkaç olgu veya sonuçtan sonra bir sonuç cümlesi sunar. All of this önceki kanıtları tek bir düşüncede toplar; tells us ise kanıtların gerçekten konuşması değil, «gösterir» veya «işaret eder» anlamındadır. Kalıp What + evidence tells us + is that + conclusion şeklindedir. Ana sonucu sona kadar bekleterek dinleyicinin önce konuşmacının önceki bilgileri bir araya getirdiğini anlamasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi dersteki sonuç kalıbının aynısıyla tamamlayın: The river rose after each of the three storms. ____ the bridge needs better protection.
Cevabı göster
What all of this tells us is that
magic bullet: tek ve kolay bir çözüm
Magic bullet, zor veya karmaşık bir sorunu tamamen çözen tek, basit ve güçlü bir çözüm için kullanılan bir benzetmedir. Gerçek bir mermi ya da belirli bir ilacın adı anlamına gelmez. there is not a single magic bullet ifadesinde konuşmacı, tek bir tedavinin yaşlanmayı iyileştirebileceği düşüncesini reddeder. Bu ifade, karmaşık bir sorunun birden fazla yaklaşım gerektireceğini belirtmek için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede magic bullet olağan mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
- The museum displayed a magic bullet made by a wizard.
- The new timetable helped a little, so it was a magic bullet for every transport problem.
- There is no magic bullet for traffic congestion; the city needs several coordinated changes.
Cevabı göster
There is no magic bullet for traffic congestion; the city needs several coordinated changes.
It requires a complex array of different therapies. Kalıp ifadeler
5:58Farklı tedavilerden oluşan karmaşık bir dizi gerektirir.
a complex array of: karmaşık ve çeşitli bir bütün
Bu cümlede a complex array of, birbiriyle bağlantılı birçok unsurdan oluşan çeşitli ve karmaşık bir bütünü anlatır. Yalnızca sayıyı değil, bu unsurları düzenlemenin veya birleştirmenin zorluğunu da vurgular. Buradaki array, bilgisayardaki veri yapısı anlamında değil, küme veya bileşim anlamında kullanılan genel bir isimdir. a complex array of + çoğul isim kalıbı, birkaç farklı parçadan oluşan bir çözümü özetlemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle hem çeşitliliği hem de karmaşıklığı en iyi vurgular?
- The rescue plan depends on a complex array of medical and logistical measures.
- The rescue plan includes many measures.
- The rescue plan includes one simple measure.
Cevabı göster
The rescue plan depends on a complex array of medical and logistical measures.
We can kill off senescent cells to clear away the junk, Deyimler
6:01Çöpleri temizlemek için yaşlı hücreleri öldürebiliriz,
clear away the junk: «atıkları» ortadan kaldırmak
Clear away, bir yeri veya sistemi daha temiz hâle getirmek için istenmeyen maddeleri ortadan kaldırmak anlamına gelir. Junk sözcüğünün gerçek anlamı işe yaramayan çöptür; ancak burada tüm ifade, zararlı yaşlanmış hücrelerin yok edilmesini anlatan bir temizlik benzetmesidir. Bu benzetme, karmaşık bir biyolojik süreci basit bir düşünce modeline dönüştürür: istenmeyen hücreleri belirleyip ortadan kaldırmak. Bu bir özettir; yaşlanmanın yalnızca gerçek anlamdaki atıklardan kaynaklandığı iddiası değildir.
Alıştırma
Bilimsel bir açıklamada clear away the junk bu cümlede büyük olasılıkla ne anlama gelir? The treatment targets damaged cells to clear away the junk.
- Dokuya daha fazla hücre eklemek
- İstenmeyen hücreleri ortadan kaldırmak
- Sıradan ev çöplerini taşımak
Cevabı göster
İstenmeyen hücreleri ortadan kaldırmak
give ourselves fresh new stem cells to fill the gap, Deyimler
6:04boşluğu doldurmak için kendimize yepyeni kök hücreler verebiliriz,
fill the gap: eksikliği gidermek
Bu cümlede fill the gap, mevcut kök hücre kaynağı artık ihtiyacı karşılayamadığında eksik olanı sağlamak anlamına gelir. Buradaki gap, gözle görülen bir açıklık değil, işlev veya tedarik eksikliğidir. fill a/the gap kalıbı başka durumlara aktarılabilen bir benzetmedir: yeni bir şey, eksik kapasitenin yerini alarak sistemin çalışmaya devam etmesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new after-school club will ____ while the youth center is closed.
Cevabı göster
fill the gap
all while regulating the metabolism of the other cells using medication. Dilbilgisi
6:07bunu yaparken de ilaç kullanarak diğer hücrelerin metabolizmasını düzenleyebiliriz.
all while + -ing: eş zamanlı eylemi vurgulamak
Bu cümlede all while regulating, önceki önlemlerle aynı anda devam eden başka bir eylemi ekler. All, bütün sürecin paralel ilerlediği fikrini güçlendirir; cells sözcüğünü nitelemez. While sonrasındaki fiil -ing biçimindedir. Fiilin örtük öznesi, genel planı uygulayan kişi veya etkenle aynıdır; bu nedenle yapı while that agent is regulating the other cells ifadesinin kısaltılmış biçimidir.
Alıştırma
İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini vurgulamak için all while + -ing yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The chef served thirty guests and trained a new assistant afterward.
- The chef served thirty guests because a new assistant was training.
- The chef served thirty guests, all while training a new assistant.
Cevabı göster
The chef served thirty guests, all while training a new assistant.
comes with a big caveat: önemli bir sınırlama
Bu cümlede comes with a big caveat, videonun içeriğinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini etkileyen önemli bir uyarı veya sınırlama taşıdığı anlamına gelir. Buradaki come with, iki şeyin fiziksel olarak birlikte gelmesini anlatmaz. Big, bu çekincenin küçük bir ayrıntı değil, ciddi bir sınırlama olduğunu gösterir. X comes with a caveat kalıbı, yararlı veya umut verici bir şeyi sunarken onu tamamen kabul etmeden önce dikkate alınması gereken bir koşulu da belirtir.
Alıştırma
Hangi durum “This offer comes with a big caveat” ifadesinin anlamına en uygundur?
- Teklife ücretsiz bir hediye daha dâhil.
- Teklif cazip, ancak önemli bir sınırlaması var.
- Teklifin hiçbir koşulu veya riski yok.
Cevabı göster
Teklif cazip, ancak önemli bir sınırlaması var.
these studies have been carried out on mice. Öbek fiiller
6:15bu çalışmalar fareler üzerinde gerçekleştirildi.
After all: destekleyici neden sunan bağlayıcı
After all, daha önce söylenen bir uyarıyı, değerlendirmeyi veya kararı destekleyen bir neden sunan bağlayıcıdır. Bu nedeni dinleyicinin kabul edebileceği ya da hatırlaması gereken bir bilgi olarak gösterir. Burada önce çekince belirtilir, ardından After all onun temel dayanağını sunar: çalışmalar fareler üzerinde yapılmıştır. Bilgi, önce değerlendirme ve sonra onu destekleyen neden gelecek şekilde düzenlenir.
Alıştırma
Dinleyicinin kolayca kabul edebileceği bir neden eklemek için dersteki bağlayıcıyı kullanın: You should take a jacket. ____, it may get cold tonight.
Cevabı göster
After all
carried out: bir çalışma yürütmek
Carried out, gerçekleştirildi veya yürütüldü anlamına gelir. Bu cümlede studies gerçekleştirilen çalışmayı, on mice ise bu çalışmanın deneklerinin fareler olduğunu belirtir. Have been carried out, have been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen present perfect yapısıdır. Çalışmayı kimin yaptığına değil, çalışmaların tamamlanmış ve şu anki konuyla ilgili olmasına odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi hedef phrasal verb'ün doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: The safety tests were ____ before the product launch.
Cevabı göster
carried out
There's no guarantee the same therapies would work in us to the same extent, Ton ve niyet
6:18Aynı tedavilerin bizde de aynı derecede işe yarayacağının garantisi yok,
There's no guarantee: belirsizliği belirtmek
There's no guarantee, kanıtların ne ölçüde söz vermeye izin verdiğine bir sınır koyar. Sonucun belirsiz olduğunu söyler; imkânsız olduğunu söylemez. Yaygın yapı There's no guarantee (that) + yan cümle biçimindedir. Buradaki yan cümle, farelerde kullanılan tedavilerin insanlarda aynı ölçüde işe yaramayabileceğini söyler. Böylece konuşan kişi, hayvan sonuçlarını insanlar için kesin bir tahmin gibi sunmaktan kaçınır.
Alıştırma
Hangi cümle başarının belirsiz, ancak hâlâ mümkün olduğunu söylüyor?
- There's no chance the new schedule will solve every delay.
- The new schedule is guaranteed to solve every delay.
- There's no guarantee the new schedule will solve every delay.
Cevabı göster
There's no guarantee the new schedule will solve every delay.
proof of concepts: birden fazla kavram için ilk kanıt
Burada proof of concepts, birkaç fikrin ilke olarak işe yarayabileceğini gösteren ilk kanıtlar anlamına gelir. Farelerden elde edilen sonuçlar olası yaklaşımları destekler; ancak bu yaklaşımların tamamlanmış tedaviler olduğunu göstermez. Araştırma ve mühendislikte proof of concept, “Bu temel fikir işe yarayabilir mi?” sorusunu yanıtlar. “İnsanlar için güvenli, güvenilir ve etkili mi?” sorusunu henüz yanıtlamaz.
Alıştırma
Bir fare çalışması, birkaç tedavi için “proof of concepts” olarak tanımlanıyor. Dikkatli yorum hangisidir?
- Tedavilerin insanlar için güvenli ve etkili olduğunu kanıtlar.
- Birkaç tedavi fikrinin ilke olarak işe yarayabileceğine dair ilk kanıtı sağlar.
- Tamamlanmış tedavilerin halkın kullanımına hazır olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Birkaç tedavi fikrinin ilke olarak işe yarayabileceğine dair ilk kanıtı sağlar.
To learn more about how we can modify our own healthspan, Dilbilgisi
6:24Kendi sağlık süremizi nasıl değiştirebileceğimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek için
To learn more ..., we need ...: amaç ile gerekliliği bağlamak
Baştaki mastar yapısı To learn more about ..., amacı belirtir. Ana cümle we need human trials ise bu amaca ulaşmak için gerekli olan sonraki adımı söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp To + fiil ..., we need + isim veya eylem biçimindedir. Burada insan deneyleri, insanın sağlıklı yaşam süresini değiştirme konusunda kanıt toplama yolu olarak sunulur; sağlıklı yaşam süresinin şimdiden değiştirilebildiğinin kanıtı değildir.
Alıştırma
Cümleyi derste kullanılan tam amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ about which route is safest, we need to check the map.
Cevabı göster
To learn more
We've only covered a tiny part of the research that's being done right now,
6:29Şu anda yapılmakta olan araştırmaların sadece küçük bir bölümünü ele aldık,
and only scratched the surface of these ideas. Deyimler
6:33ve bu fikirlerin sadece yüzeyini çizdik.
only scratched the surface: yalnızca yüzeyine değinmek
Only scratched the surface, çok daha büyük bir konunun yalnızca küçük ve temel bir bölümünü ele aldığımızı belirten bir deyimdir. Burada video, araştırmaların ve fikirlerin yalnızca küçük bir kısmını tanıttığını anlatır. Yaygın kalıp scratch the surface of + konu şeklindedir. Only, just veya barely, ele alınan kısmın sınırlı olduğunu daha da belirginleştirir; ifade fiziksel olarak bir şeyi çizmekten söz etmez.
Alıştırma
“Yalnızca küçük bir bölümünü incelemek” anlamındaki deyimi tamamlayın: After one short meeting, we had only ____ of the problem.
Cevabı göster
scratched the surface
The field of healthspan extension needs more attention and funding.
6:36Sağlık süresini uzatma alanının daha fazla ilgiye ve fona ihtiyacı var.
all of us might enjoy growing old without pain.
6:41hepimiz acı çekmeden yaşlanmanın tadını çıkarabiliriz.
If it gets it, ... might enjoy ...: koşul gerçekleşirse belki...
Bu, açık bir koşul cümlesidir: If + geniş zaman, burada gets, gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşulu verir; might ise kesin olmayan bir sonucu belirtir. Cümle bir söz değil, umut ifade eder: Destek alınması herkesin acı çekmeden yaşlanmasını mümkün kılabilir. Bağlamda iki it farklı şeyleri gösterir. İlk it, sağlıklı yaşam süresine yönelik araştırma alanıdır; ikinci it ise bu alanın alabileceği ilgi ve finansmandır.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu garanti etmeden gerçekçi bir gelecek olasılığı sunar?
- If the town funds the new clinic next year, more families will definitely receive care.
- If the town funds the new clinic next year, more families might receive care.
- If the town funded the new clinic next year, more families might receive care.
Cevabı göster
If the town funds the new clinic next year, more families might receive care.
If you now want to support the research on aging directly,
6:48Yaşlanma araştırmalarını doğrudan desteklemek istiyorsanız,
a community of people actively supporting the scientists working to cure aging.
6:53yaşlanmayı tedavi etmek için çalışan bilim insanlarını aktif olarak destekleyen insanlardan oluşan bir topluluk.
Check them out to learn about the latest advances
6:58En son gelişmeler hakkında bilgi edinmek için onlara göz atın
and visit their blog or group on Facebook.
7:01ve bloglarını veya Facebook'taki gruplarını ziyaret edin.
The lifespan team also kindly supported the creation of this video
7:04Lifespan ekibi de bu videonun oluşturulmasını
If you want to help us make more of our videos,
7:10Videolarımızdan daha fazlasını yapmamıza yardımcı olmak isterseniz,