Yaşlanmayı Nasıl Tedavi Ederiz – Kendi Yaşam Süreniz İçinde?: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
1.097 kelime 177 kel/dk

Video tanıtımı: Yaşlanmış hücreler, NAD+ ve kök hücrelerle ilgili üç fare araştırması sağlıklı yaşamı inceliyor; insan deneyleri hâlâ gereklidir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. health spans, - Sözcük ve kullanım düzeyi: Hastalıksız yılları toplam yaşam süresi olan life spans ifadesinden ayırın ve araştırma önceliğini anlayın. 2. The older you get, the more of them there are inside you. - Dil bilgisi: İki bağlantılı değişim için the + karşılaştırma, the + karşılaştırma yapısını kullanın ve them sözcüğünü yaşlanmış hücrelerle ilişkilendirin. 3. magic bullet - Deyim ve mecaz: Tek çözüm mecazını tanıyın ve neden eşgüdümlü tedaviler ile ek insan kanıtlarının tercih edildiğini anlayın.

Bu derste

Health is the most valuable thing we have in life,

0:00

Sağlık hayatta sahip olduğumuz en değerli şeydir,

but we tend to forget that until we lose it. Kalıp ifadeler

0:03

ama onu kaybedene kadar bunu unutma eğilimindeyiz.

Kalıp ifadeler

tend to forget: genel bir eğilimi anlatmak

tend to forget ifadesinde tend to + fiilin yalın hâli, sık görülen veya gerçekleşmesi olası bir örüntüyü anlatır. Burada insanların sağlığın ne kadar değerli olduğunu sık sık unuttuğu anlamına gelir. Bu ifade, bunun her seferinde olduğunu söylemez. İddiayı always sözcüğüne göre daha az kesin kılar ve alışkanlıkları ya da genel eğilimleri anlatmak için kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle, her seferinde gerçekleştiğini söylemeden genel bir örüntüyü anlatır?

  1. When I am tired, I tend to make small mistakes.
  2. When I am tired, I always make small mistakes.
  3. When I am tired, I intend to make small mistakes.
Cevabı göster

When I am tired, I tend to make small mistakes.

We're living longer than ever before, Dilbilgisi

0:06

Daha önce hiç olmadığı kadar uzun yaşıyoruz,

Dilbilgisi

longer than ever before: tüm geçmişle karşılaştırma

longer than ever before ifadesinde longer karşılaştırma biçimidir ve than ever before karşılaştırmayı geçmişteki tüm zamanlara genişletir. Cümle, insanların artık geçmişteki herhangi bir zamandan daha uzun yaşadığını söyler. ever, before sözcüğünün kapsamını güçlendirir: yalnızca “daha önce” anlamına gelmez, tüm geçmişi kapsayan bir karşılaştırma kurar.

Alıştırma

Cümleyi “geçmişteki herhangi bir zamandan” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Our team is working faster ____.

Cevabı göster

than ever before

which is great.

0:08

ki bu harika.

But an unforeseen consequence of this is that we also spend Kalıp ifadeler

0:09

Ancak bunun öngörülemeyen bir sonucu, aynı zamanda

a larger and larger portion of our lives being sick. Dilbilgisi

0:13

hayatımızın giderek daha büyük bir bölümünü hasta olarak geçirmemizdir.

Kalıp ifadeler

an unforeseen consequence of this: önceden beklenmeyen bir sonucu tanıtmak

An unforeseen consequence of this, az önce sözü edilen değişikliğin önceden beklenmeyen bir sonucu demektir. Burada this, insanların daha uzun yaşamasına gönderme yapar; ifade, hasta geçirilen sürenin artmasını şaşırtıcı sonuç olarak sunar. Yaygın yapı an unforeseen consequence of X is that + yan cümle şeklindedir. Bir neden veya değişiklikten onun beklenmeyen etkilerinden birine geçiş sağlar. Unforeseen, önceden düşünülmemiş demektir; tahmin edilmesi imkânsız demek değildir.

Alıştırma

an unforeseen consequence of this ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Değişikliğin temel amacını tanıtır.
  2. Sonucun asla tahmin edilemeyeceğini kanıtlar.
  3. Önceden beklenmeyen bir sonucu tanıtır.
Cevabı göster

Önceden beklenmeyen bir sonucu tanıtır.

Dilbilgisi

larger and larger: kademeli değişim için tekrarlı karşılaştırma biçimi

Larger and larger, aynı miktarın veya oranın zamanla sürekli arttığını göstermek için larger karşılaştırma biçimini and ile tekrarlar. Bu cümlede, hayatın hasta geçirilen kısmı büyümektedir; ifade iki ayrı bölümden söz etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp comparative + and + the same comparative şeklindedir: colder and colder, harder and harder. Birçok uzun sıfatta İngilizce bunun yerine more and more + adjective kullanır; örneğin more and more expensive.

Alıştırma

Hangi cümlede zaman içinde devam eden artışı göstermek için tekrarlı karşılaştırma biçimi kullanılmıştır?

  1. The town is becoming larger and larger each year.
  2. The larger town has two stations.
  3. The town is larger than the village.
Cevabı göster

The town is becoming larger and larger each year.

Getting old currently means spending more time in pain.

0:16

Şu anda yaşlanmak, acı içinde daha fazla zaman geçirmek anlamına geliyor.

So scientists are trying to shift the attention of the medical community Kalıp ifadeler

0:21

Bu nedenle bilim insanları, tıp camiasının dikkatini

from optimizing life spans to optimizing health spans, Kelime

0:25

yaşam süresini optimize etmekten, sağlık süresini optimize etmeye kaydırmaya çalışıyor,

the part of our lives during which we're disease-free.

0:29

yani hayatımızın hastalıksız olduğumuz kısmına.

Kalıp ifadeler

shift the attention ... from optimizing life spans to optimizing health spans: odağı yaşam süresinden sağlıklı yaşam süresine kaydırmak

Shift the attention from A to B, A yerine B’yi yeni ana odak yapmak demektir. Burada bilim insanları, tıp camiasının yaşam süresinden çok sağlıklı yaşam süresine öncelik vermesini istiyor. from ... to ... kalıbı, vurgunun değiştiğini gösterir. Bu kalıp tek başına A’nın tamamen terk edildiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Hızın tamamen terk edildiğini söylemeden, güvenliğin hız yerine ana öncelik olması gerektiğini belirten cümle hangisidir?

  1. We should shift our attention from speed to safety.
  2. We should draw attention to speed and safety.
  3. We should split our attention between speed and safety.
Cevabı göster

We should shift our attention from speed to safety.

Kelime

health span: hayatın hastalıksız geçirilen bölümü

Health span, bir insanın hayatının sağlıklı geçirilen bölümüdür. Bu cümlede virgülden sonraki ifade, terimi daha özel olarak insanların hastalıksız olduğu dönem şeklinde tanımlar. Bu terim, yaşanan tüm yılları değil, sağlıklı yılları ölçer. Bu nedenle bir kişinin life span süresi uzun, health span süresi ise daha kısa olabilir.

Alıştırma

Bir insanın hayatının sağlıklı geçirilen bölümünü hangi terim ifade eder?

  1. life span
  2. health span
  3. insurance coverage period
Cevabı göster

health span

To do this,

0:33

Bunu yapmak için,

we need to attack the root cause of almost all bodily defects, Kalıp ifadeler

0:33

neredeyse tüm bedensel kusurların temel nedenine saldırmalıyız,

aging itself.

0:37

yani yaşlanmanın kendisine.

Kalıp ifadeler

attack the root cause: sorunun temel kaynağını ele almak

Burada attack, bir şeye fiziksel olarak saldırmak değil, onunla kararlı ve doğrudan ilgilenmek demektir. The root cause, başka sorunlara yol açan temel nedendir. Attack the root cause bir bütün olarak yalnızca görünür belirtileri azaltmak yerine bu temel nedene odaklanmak anlamına gelir. Bu cümlede yaşlanmanın kendisi, ele alınması gereken kaynak olarak sunuluyor.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: Repainting the wall will not stop the water leak; we need to ____.

Cevabı göster

attack the root cause

Unbeknown to most people, Kelime

0:39

Çoğu insanın bilmediği şey,

the science of aging has made enormous progress in the last few years

0:40

yaşlanma biliminin son birkaç yılda muazzam ilerleme kaydettiği

Kelime

Unbeknown to most people: fark edilmeyen bir gerçeği sunmak

Unbeknown to most people, çoğu insanın bu gerçeği bilmediği anlamına gelir. unbeknown to + kişi yapısında ifade, kimin habersiz olduğunu belirtir. Cümlenin başına virgülle birlikte getirildiğinde ardından gelen gerçeğin tamamı hakkında yorum yapar ve onu bilinmeyen ya da şaşırtıcı bir bilgi olarak sunar. Burada çoğu insanın yaşlanma araştırmalarındaki son büyük ilerlemelerden habersiz olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

"Unbeknown to most people, the library had stored the letters for decades," cümlesindeki başlangıç ifadesi bize ne anlatır?

  1. Çoğu insan kütüphaneyi tanımlayamıyordu.
  2. Çoğu insan ardından gelen gerçeği bilmiyordu.
  3. Mektupların bilinen bir sahibi yoktu.
Cevabı göster

Çoğu insan ardından gelen gerçeği bilmiyordu.

with human trials about to begin in the near future. Dilbilgisi

0:44

ve insan deneylerinin yakın gelecekte başlamak üzere olduğudur.

Dilbilgisi

About to begin: başlamak üzere olmak

Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Bu nedenle about to begin, başlamayı yalnızca gelecekteki bir olasılık olarak değil, eli kulağında bir olay olarak sunar. with + isim + about to + fiil yapısında with öbeği, ana ifadeye eşlik eden bir durum ekler. Human trials about to begin anlam bakımından human trials are about to begin ifadesine karşılık gelir, ancak bu with yapısının içine are eklenmez.

Alıştırma

Hareketin eli kulağında olduğunu göstermek için İngilizce cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The train is ____ leave, so get on now.

Cevabı göster

about to

Let's look at three examples of discoveries that might benefit people who are alive right now.

0:47

Şu anda yaşayan insanlara fayda sağlayabilecek keşiflerin üç örneğine bakalım.

One, senescent cells.

1:03

Bir, yaşlı (senesent) hücreler.

Your cells have an expiration date. Deyimler

1:07

Hücrelerinizin bir son kullanma tarihi vardır.

Deyimler

Sınırlı ömür mecazı olarak expiration date

Expiration date, gerçek anlamıyla bir ürünün artık kullanılmaması veya geçerli sayılmaması gereken tarihi belirtir. Your cells have an expiration date cümlesinde ifade mecazidir: Hücrelerin üzerinde basılı bir tarih yoktur, ancak bölünmeye ve işlev görmeye devam etme kapasiteleri sınırlıdır. Günlük hayattaki ürün imgesi, karmaşık bir biyolojik sınırı gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Cümleyi, her hücrenin sona ereceği kesin ve bilinen bir gün bulunduğu şeklinde değil, hücrelerin işlevsel ömrünün sınırlı olduğu şeklinde anlayın.

Alıştırma

'Even the most popular online trend has an expiration date,' cümlesinde expiration date ne anlama gelir?

  1. Eğilimin popülerliğini kaybetmesinden önceki sınırlı süre
  2. Her sosyal medya paylaşımında basılı bir tarih
  3. Eğilimin ilk kez keşfedildiği gün
Cevabı göster

Eğilimin popülerliğini kaybetmesinden önceki sınırlı süre

Each time one of your cells divides,

1:09

Hücrelerinizden biri her bölündüğünde,

it copies its chromosomes.

1:11

kromozomlarını kopyalar.

Because of the way this works,

1:13

Bunun çalışma şeklinden dolayı,

they lose a tiny bit of DNA at the ends.

1:15

uç kısımlardaki DNA'nın küçücük bir bölümünü kaybederler.

This could be catastrophic,

1:18

Bu felaket olabilirdi,

so to protect themselves,

1:19

bu yüzden kendilerini korumak için,

we have long segments of DNA called telomeres that sort of act like the stiff bits at the end of shoelaces. Anlatım akışı

1:21

ayakkabı bağcıklarının ucundaki sert kısımlar gibi davranan telomer adı verilen uzun DNA parçalarımız var.

Anlatım akışı

sort of act like: yaklaşık bir benzetme

sort of act like ifadesinde act like bir karşılaştırma kurar: Telomerler, ikisi de bir ucu korumaya yardımcı olduğu için ayakkabı bağlarının sert uçlarıyla karşılaştırılır. sort of bu karşılaştırmayı sınırlar. İşlevin benzer olduğunu, telomerlerle bağcık uçlarının malzeme, şekil veya nesne olarak aynı olmadığını anlatır. Açıklamalarda bu yumuşatıcı ifade, benzetmeyi anlaşılır kılarken tamamen aynıymış gibi görünmesini önler.

Alıştırma

“These roots sort of act like anchors” cümlesinde sort of ne yapar?

  1. Karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir.
  2. Kökleri bir çapa türü olarak sınıflandırır.
  3. Köklerle çapaların tamamen aynı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Karşılaştırmanın yaklaşık olduğunu gösterir.

But they shrink with every cell division.

1:27

Ama her hücre bölünmesinde küçülürler.

In some cells,

1:30

Bazı hücrelerde,

after a number of divisions,

1:31

belirli sayıda bölünmeden sonra,

the telomeres are gone and the cell becomes a zombie, Deyimler

1:32

telomerler yok olur ve hücre bir zombiye dönüşür,

a senescent cell.

1:35

yani yaşlı bir hücreye.

Deyimler

becomes a zombie: senesan hücre için bir benzetme

becomes a zombie ifadesinde becomes bir durum değişikliğini gösterir; zombie ise gerçek bir yaratık değil, bir benzetmedir. Bölünmeyi bırakmış ama hâlâ canlı ve mevcut olan bir hücreyi betimler. Ardından gelen a senescent cell ifadesi bu durumun bilimsel adını verir. Canlı bir görüntü oluşturan zombie sözcüğü, genel dinleyicinin “hâlâ orada olan ama artık normal bölünme döngüsünü izlemeyen” bir şeyi gözünde canlandırmasına yardım eder; resmî bir biyolojik kategori değildir.

Alıştırma

“The cell becomes a zombie and stops dividing, but it remains alive” cümlesinde becomes a zombie ne anlama gelir?

  1. Hücre bir film canavarına dönüşür.
  2. Hücre ölür ve hemen yok olur.
  3. Hücre normal biçimde bölünmeyi bırakır, ancak canlı kalır.
Cevabı göster

Hücre normal biçimde bölünmeyi bırakır, ancak canlı kalır.

Senescent cells stay around and don't die. Öbek fiiller

1:37

Yaşlı hücreler etrafta kalır ve ölmezler.

Öbek fiiller

stay around: varlığını sürdürmek

Bu cümlede stay around, “varlığını sürdürmek” veya “yok olmamak” anlamına gelir. Hücreler yok olmak ya da ölmek yerine vücudun içinde kalır. Burada around hareket bildirmez. Stay around, bir süre varlığını sürdüren insanlar, nesneler, etkiler veya sorunlar için de kullanılabilen bir ifadedir.

Alıştırma

Cümleyi “varlığını sürdürmek” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Some unpleasant smells ____ even after the room is cleaned.

Cevabı göster

stay around

The older you get, Dilbilgisi

1:41

Ne kadar yaşlanırsanız,

the more of them there are inside you.

1:42

içinizde bunlardan o kadar fazla olur.

Dilbilgisi

The older ..., the more ... karşılaştırma yapısı

The older you get, the more of them there are değişen iki miktarı birbirine bağlar: yaş arttıkça vücuttaki yaşlanmış hücrelerin sayısı da artar. Them, yaşlanmış hücreleri ifade eder. the + comparative ..., the + comparative ... yapısında ilk yan cümle değişen bir koşulu, ikinci yan cümle ise bağlantılı sonucu veya eğilimi verir. Buradaki iki the karşılaştırmayı işaretler; sıradan belirli tanımlıklar değildir.

Alıştırma

Karşılaştırma çiftini long ve hard sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle tamamlayın: ____ you wait, ____ it is to find a seat.

Cevabı göster

The longer · the harder

They harm tissue around them and are linked to many diseases that accompany old age, Kalıp ifadeler

1:44

Etrafındaki dokuya zarar verirler ve yaşlılıkla birlikte gelen birçok hastalıkla bağlantılıdırlar,

like diabetes and kidney failure.

1:49

diyabet ve böbrek yetmezliği gibi.

Kalıp ifadeler

are linked to: ilişki var, kanıtlanmış neden yok

Burada are linked to, ele alınan kanıtlara göre “bağlantılıdır” anlamına gelir. Yapı be + linked to + isim veya isim öbeği biçimindedir. Bu ifade bir ilişki bildirir. Tek başına hücrelerin hastalıklara doğrudan yol açtığını ya da tek neden olduklarını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bir çalışma ilişki buluyor ancak nedeni kanıtlamıyor. Sonucu en doğru aktaran cümle hangisidir?

  1. The condition is caused by poor sleep.
  2. The condition is the same as poor sleep.
  3. The condition is linked to poor sleep.
Cevabı göster

The condition is linked to poor sleep.

But what if you could kill them off? Notlar

1:52

Peki ya onları öldürebilseydiniz?

Dilbilgisi

what if you could ...?: olası bir çözümü hayal etmek

What if you could ...? dinleyiciden olası bir durumu hayal etmesini ister. Bu cümlede could, henüz gerçek olmayan bir yeteneği sunar; böylece konuşmacı bir sorunu anlatmaktan olası bir çözümü araştırmaya geçer. Yeniden kullanılabilen kalıp What if + özne + could + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir. Bir varsayım ortaya koyar ve neler olabileceğini düşündürür; eylemin daha önce gerçekleşip gerçekleşmediğini sormaz.

Alıştırma

Hayal edilen bir yeteneği tanıtan üç kelimelik kalıpla soruyu tamamlayın: ____ visit any planet, which one would you choose?

Cevabı göster

What if you could

Öbek fiiller

kill them off: anlamı ve zamirin yeri

Bu cümlede kill them off, zararlı yaşlanmış hücrelerin muhtemelen tamamını veya büyük bir kısmını yok etmek anlamına gelir. Kill off genellikle hedefi ölüm ya da imha yoluyla ortadan kaldırılan bir grup olarak gösterir. Kill off ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne them gibi bir zamirse kill ile off arasına gelir: kill them off denir, kill off them denmez.

Alıştırma

kill off ve them zamirini kullanarak cümleyi tamamlayın: The pests are spreading, so we need to ____.

Cevabı göster

kill them off

Scientists genetically engineered mice so that they could destroy their senescent cells as they pleased. Deyimler

1:54

Bilim insanları fareleri genetik olarak değiştirdiler, böylece istedikleri zaman kendi yaşlı hücrelerini yok edebiliyorlardı.

Deyimler

as they pleased: seçme özgürlüğü

Burada as they pleased, seçtikleri herhangi bir şekilde veya zamanda anlamına gelir. They bilim insanlarını ifade eder: yaşlanmış hücrelerin ne zaman ya da nasıl yok edileceğini bilim insanları kontrol ediyordu. as + özne + please yapısında please; istemek, seçmek veya uygun görmek anlamında bir fiildir. Buradaki pleased geçmiş zamandır; istekleri kibarlaştırmak için kullanılan please değildir.

Alıştırma

"The visitors could explore the museum as they pleased," cümlesinde as they pleased ne anlama gelir?

  1. Her adım öncesinde kibarca izin istemeleri gerekiyordu.
  2. Müzeyi nasıl veya ne zaman gezeceklerini seçebiliyorlardı.
  3. Müze çalışanlarını mutlu etmek zorundaydılar.
  4. Belirlenmiş tek bir rotayı izliyorlardı.
Cevabı göster

Müzeyi nasıl veya ne zaman gezeceklerini seçebiliyorlardı.

Older mice without senescent cells were more active.

2:00

Yaşlı hücreleri olmayan yaşlı fareler daha aktifti.

Their hearts and kidneys worked better,

2:03

Kalpleri ve böbrekleri daha iyi çalışıyordu,

and they were less prone to cancer. Kalıp ifadeler

2:05

ve kansere daha az eğilimliydiler.

Kalıp ifadeler

less prone to: daha düşük eğilim veya risk

Burada less prone to, bir şeyden “zarar görmeye veya bir şeyi geliştirmeye daha az yatkın olmak” anlamına gelir. Bu ifade daha düşük bir eğilim veya riski anlatır; yüzüstü bir vücut pozisyonunu anlatmaz. Yapı be + less prone to + isim veya -ing biçimidir. Bu cümlede cancer, ortaya çıkma riski daha düşük olan istenmeyen sağlık durumudur.

Alıştırma

“This device is less prone to overheating” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Asla aşırı ısınmayacağı garanti edilmiştir.
  2. Aşırı ısınma eğilimi daha düşüktür.
  3. Aşırı ısınırken yüzüstü yatmaktadır.
Cevabı göster

Aşırı ısınma eğilimi daha düşüktür.

Overall,

2:07

Genel olarak,

they lived up to 30% longer and in better health than average mice. Kelime

2:08

ortalama farelere göre %30'a kadar daha uzun ve daha sağlıklı yaşadılar.

Kelime

up to 30%: tipik bir sonuç değil, üst sınır

Up to 30% bir üst sınır belirler: artış, %30’u geçmeyen herhangi bir oran olabilir. Her farenin tam olarak %30 daha uzun yaşadığını veya ortalamanın %30 olduğunu söylemez. Bir sonuç, fiyat, indirim, hız ya da başka bir sayı up to ifadesinden sonra geliyorsa, tipik veya garanti edilen bir değer hakkında ek bilgi verilmediği sürece o sayıyı maksimum değer olarak yorumlayın.

Alıştırma

Bir hizmet “Save up to 40%.” şeklinde reklam yapıyor. Bundan güvenle hangi sonucu çıkarabilirsiniz?

  1. Her müşteri tam olarak %40 tasarruf eder.
  2. Reklamı yapılan en yüksek tasarruf oranı %40’tır.
  3. Ortalama tasarruf oranı %40’tır.
Cevabı göster

Reklamı yapılan en yüksek tasarruf oranı %40’tır.

Since we can't genetically engineer all of the cells in the human body,

2:13

İnsan vücudundaki tüm hücreleri genetik olarak değiştiremeyeceğimiz için,

we need to find another way to get rid of our senescent cells. Öbek fiiller

2:16

yaşlı hücrelerimizden kurtulmanın başka bir yolunu bulmalıyız.

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen veya artık ihtiyaç duyulmayan bir şeyi kaldırmak ya da ortadan kaldırmak anlamına gelir. Bu cümlede yaşlanmış hücrelerin vücuttan uzaklaştırılmasını anlatır. İfade sabit bir bütün olarak kullanılır: get rid of + isim veya zamir. Of zorunludur ve rid normalde bu anlamda tek başına kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi, istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need to ____ these old files before the move.

Cevabı göster

get rid of

But how do we kill them without harming healthy cells? Dilbilgisi

2:20

Peki sağlıklı hücrelere zarar vermeden onları nasıl öldürürüz?

Dilbilgisi

without harming: without + fiil-ing kullanımı

Without harming, kaçınılması gereken bir eylemi belirtir: yaşlanmış hücreler öldürülmeli, ancak sağlıklı hücrelere zarar verilmemelidir. Without bir eylemden önce geldiğinde edat görevi görür ve fiilin -ing biçimini almasını gerektirir: without + fiil-ing. Bu yapı, bir eylem gerçekleşirken diğerinin gerçekleşmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi without ve damage fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: She opened the package ____ the gift inside.

Cevabı göster

without damaging

Most cells in the body commit a programmed cell suicide when they're damaged. Kelime

2:23

Vücuttaki çoğu hücre hasar gördüğünde programlanmış bir hücre intiharı gerçekleştirir.

Kelime

Bilimsel bir mecaz olarak programmed cell suicide

Bu cümlede programmed cell suicide, hasarlı bir hücrenin ölmesine yol açan içsel bir biyolojik süreci izlemesi anlamına gelir. Programmed sözcüğü, bu sürecin kazara olmadığını ve hücrenin içindeki talimatlarla kontrol edildiğini gösterir. Bu ifade hücreyi insan gibi gösterir. Suicide normalde bir insanın kendi yaşamına kasıtlı olarak son vermesini anlatır; ancak burada hücrenin kendi faaliyetini sona erdirmesini canlı ve gündelik bir dille açıklar. Bir insan davranışını anlatmaz.

Alıştırma

Bir biyoloji açıklamasında programmed cell suicide ne anlama gelir?

  1. Vücudun bütün hücreleri hemen yok etmesi.
  2. Bir insanın kendi yaşamına son vermeye karar vermesi.
  3. Bir hücrenin ölmesine yol açan içsel bir süreci izlemesi.
Cevabı göster

Bir hücrenin ölmesine yol açan içsel bir süreci izlemesi.

But senescent cells don't.

2:28

Ancak yaşlı hücreler bunu yapmaz.

It turns out that they underproduce a protein that tells them when it's time to die. Anlatım akışı

2:30

Görünüşe göre onlara ne zaman ölmeleri gerektiğini söyleyen bir proteini eksik üretiyorlar.

Anlatım akışı

Keşfedilen bir gerçeği açıklayan It turns out that

It turns out that, kontrol ettikten, yeni bilgi edindikten veya sonucu gördükten sonra açıklığa kavuşan bir gerçeği tanıtır. Burada sıradaki bilginin konuşmacının keşfettiği bir açıklama olduğunu gösterir. Bu kalıp bilgiyi önceki bir soru veya beklentiden gerçek sonuca taşıyarak düzenler. Genellikle hafif bir şaşkınlık ya da düzeltme anlamı taşır; bir şeyi fiziksel olarak döndürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Önce anahtarlarının okulda olduğunu düşündün. Daha sonra onları çantanda buldun. Bu keşfi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. It seems that the keys might be in my bag.
  2. It turns out that the keys were in my bag.
  3. The results show that the keys were in my bag.
Cevabı göster

It turns out that the keys were in my bag.

So,

2:36

Böylece,

in a late 2016 study,

2:36

2016 sonlarında yapılan bir araştırmada,

mice were given an injection of this protein.

2:38

farelere bu proteinin bir enjeksiyonu verildi.

It killed 80% of all their senescent cells while causing almost no harm to healthy cells. Dilbilgisi

2:40

Sağlıklı hücrelere neredeyse hiçbir zarar vermezken tüm yaşlı hücrelerinin %80'ini öldürdü.

Dilbilgisi

while causing: ana sonucu bir yan etkiye bağlamak

Bu cümlede while causing, ana sonuç olan killed 80% of all their senescent cells ifadesine ikinci bir sonuç ekler. İki sonucun öznesi aynıdır: it. Yani yaşlanmış hücreleri öldüren şey, sağlıklı hücrelere de neredeyse hiç zarar vermemiştir. While, güçlü bir istenen etki ile çok az istenmeyen zarar arasındaki karşıtlığı da vurgular. Yeniden kullanılabilecek yapı ana cümle + while + -ing ifadesidir. Özneyi tekrarlamadan bir eylemi ya da sonucu ana bilgi olarak sunup aynı anda gerçekleşen veya onu dengeleyen başka bir sonuç eklemenizi sağlar. Burada while, bir zaman süresini değil, sonuçlar arasındaki ilişkiyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi while ve cause fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new filter removed the smoke ____ almost no noise.

Cevabı göster

while causing

The treated mice became generally healthier and even regrew lost hair.

2:47

Tedavi edilen fareler genel olarak daha sağlıklı hale geldi ve hatta dökülen tüyleri yeniden çıktı.

As a result, Anlatım akışı

2:52

Sonuç olarak,

there are a number of new companies looking at treatments involving senescent cells,

2:53

yaşlı hücreleri içeren tedavileri inceleyen çok sayıda yeni şirket var,

and the first human trials will start soon.

2:57

ve ilk insan deneyleri yakında başlayacak.

Anlatım akışı

As a result: bir sonucu belirtmek

As a result, ardından gelen bilginin daha önce belirtilen bir nedenden kaynaklandığını dinleyiciye bildiren cümle düzeyinde bir bağlayıcıdır. Burada anlatım, farelerdeki başarılı sonuçlardan daha sonraki sonuçlara geçer: şirketler tedavileri araştırmaktadır ve insanlar üzerindeki denemeler yaklaşmaktadır. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir. Neden-sonuç yapısını açıkça gösterir ve Bunun yüzünden ne oldu? sorusunu yanıtlar. Yeni bir örnek vermez veya yalnızca sıradaki olayı listelemez.

Alıştırma

Sonuç ilişkisini doğru gösteren bağlayıcıyı seçin: The storm damaged several power lines. ____, the neighborhood lost electricity.

  1. For example
  2. As a result
  3. In contrast
Cevabı göster

As a result

Two, NAD+.

3:01

İki, NAD+.

Cells are made from hundreds of millions of parts.

3:04

Hücreler yüz milyonlarca parçadan oluşur.

They're the structures, machines, messages,

3:07

Bunlar yapılar, makineler, mesajlar

and the catalysts that make reactions happen.

3:10

ve reaksiyonların gerçekleşmesini sağlayan katalizörlerdir.

All these parts constantly need to be destroyed, cleaned up, and rebuilt. Dilbilgisi

3:13

Tüm bu parçaların sürekli olarak yok edilmesi, temizlenmesi ve yeniden inşa edilmesi gerekir.

Dilbilgisi

need to be + destroyed, cleaned up, and rebuilt: edilgen gereklilik

need to be + geçmiş zaman ortacı yapısı, bir eylemin gerekli olduğunu ve öznenin bu eyleme maruz kaldığını anlatır. Bu cümlede all these parts, yok edilen, temizlenen ve yeniden oluşturulan şeylerdir; bu eylemleri başka bir şeye yapan taraf değildir. Üç geçmiş zaman ortacı grubu aynı need to be kalıbını paylaşır. İngilizcede kalıp bir kez söylenip eylemler sıralanabilir. Böylece süreç açıkça anlatılır ve gereksiz tekrar önlenir.

Alıştırma

need to be ve replace fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak cümleyi tamamlayın: The damaged windows ____ before the school reopens.

Cevabı göster

need to be replaced

As we age,

3:17

Yaşlandıkça,

this process becomes less effective,

3:18

bu süreç daha az etkili hale gelir,

and so parts become crumpled, bunched up, or are removed slower.

3:20

böylece parçalar buruşur, bir araya toplanır veya daha yavaş uzaklaştırılır.

Or they are no longer produced in the quantities we need. Dilbilgisi

3:25

Ya da artık ihtiyacımız olan miktarlarda üretilmezler.

Dilbilgisi

no longer produced: geçmişte üretilen ancak şimdi üretilmeyen

No longer, bir şeyin geçmişte doğru olduğunu ya da gerçekleştiğini, ancak şimdi sona erdiğini anlatır. are no longer produced yapısında özne edilgen eyleme maruz kalmaya devam eder, fakat üretim artık gerçekleşmez. Bir be biçimiyle kullanıldığında no longer normalde be fiilinden sonra ve geçmiş zaman ortacından önce gelir: are + no longer + produced. Üretim süresinin çok kısa olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi no longer ifadesini normal konumuna yerleştirerek tamamlayın: Paper tickets are ____ accepted at this station.

Cevabı göster

no longer

One of these parts is NAD+,

3:29

Bu parçalardan biri NAD+'dır,

a coenzyme that tells our cells to look after themselves. Öbek fiiller

3:31

hücrelerimize kendilerine bakmalarını söyleyen bir koenzim.

Öbek fiiller

look after themselves: kendilerine bakmak

Burada look after, birinin ya da bir şeyin bakımını yapmak veya onu korumak anlamına gelir; gözleri bir yere yöneltmek anlamına gelmez. Cümle hücrelere insana özgü bir davranış verir: NAD+, kendilerini korumaya ve onarmaya yardımcı olan süreçleri yürütmeleri için hücrelere sinyal gönderir. Dönüşlülük zamiri themselves, our cells ifadesine gönderme yapar. Başka durumlara aktarılabilen yapı look after + kişi, hayvan, eşya veya sistem şeklindedir ve onun bakımından sorumlu olmayı anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle birinden bitkilerle ilgilenmesini istiyor?

  1. Could you look for my plants while I am away?
  2. Could you look after my plants while I am away?
  3. Could you look at my plants while I am away?
Cevabı göster

Could you look after my plants while I am away?

At age 50,

3:35

50 yaşında,

we only have about half as much in our bodies as we do at age 20. Dilbilgisi

3:36

vücudumuzda 20 yaşındakinin sadece yarısı kadarına sahibiz.

Dilbilgisi

half as much in our bodies as we do: vücuttaki miktarın yarısı

Half as much ... as, 1:2 oranı kurar: 50 yaşındaki miktar, 20 yaşındaki miktarın yaklaşık %50'sidir. Much kullanılmasının nedeni, cümlenin sayılamayan bir miktarı, burada NAD+ miktarını karşılaştırmasıdır. in our bodies sözleri bu miktarın nerede bulunduğunu açıklar. Do, tekrarlanan have fiilinin yerine geçer; bu nedenle as we do at age 20, as we have at age 20 anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp half as much + sayılamayan isim + as + karşılaştırma noktası şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi half as much ... as kalıbıyla tamamlayın. Küçük tank, büyük tanktaki suyun %50'sini alır: This small tank holds ____ water ____ the large tank.

Cevabı göster

half as much · as

Lower amounts of it are linked to a whole bunch of diseases Kelime

3:40

Düşük miktarları birçok hastalıkla bağlantılıdır

Kelime

a whole bunch of: «birçok» demenin samimi bir yolu

Bu cümlede a whole bunch of, «çok sayıda» veya «birçok» anlamına gelir. Diseases sözcüğünü kalabalık bir grup olarak gösterir; bunch burada gerçek anlamıyla bir buket veya bağlanmış bir demet değildir. Bu ifade samimi ve konuşma diline özgüdür. Bilimsel bir açıklamayı daha rahat gösterir; ancak resmî yazılarda sayıyı vurgulamak için genellikle many veya numerous, çeşitliliği vurgulamak için a wide range of kullanılır.

Alıştırma

Birçok hastalığın söz konusu olduğu anlamını korurken resmî bir bilimsel rapora en uygun cümle hangisidir?

  1. The study examined links between air pollution and one particular disease.
  2. The study examined links between air pollution and a whole bunch of diseases.
  3. The study examined links between air pollution and numerous diseases.
Cevabı göster

The study examined links between air pollution and numerous diseases.

from skin cancer to Alzheimer's,

3:43

cilt kanserinden Alzheimer'a,

cardiovascular disease, and multiple sclerosis.

3:45

kardiyovasküler hastalık ve multipl skleroza kadar.

But NAD+ can't enter cells,

3:49

Fakat NAD+ hücrelere giremez,

so we can't get it as a pill.

3:51

bu yüzden onu bir hap olarak alamayız.

But scientists noticed that other more flexible substances could enter cells

3:53

Ancak bilim insanları daha esnek diğer maddelerin hücrelere girebildiğini

and would then turn into NAD+ inside. Öbek fiiller

3:57

ve daha sonra içeride NAD+'a dönüşeceğini fark ettiler.

Öbek fiiller

turn into: değişip başka bir şey hâline gelmek

Burada turn into, değişip başka bir şey hâline gelmek demektir. Maddeler önce hücrelere girer, ardından NAD+ hâline gelir. Into, değişimin sonucunu belirtir. Yapı turn into + isim veya isim öbeği şeklindedir: turn into ice, turn into a problem. Bir özne başka bir nesnenin değişmesine neden oluyorsa turn + nesne + into + sonuç kullanılır: Heat turns water into steam.

Alıştırma

Cümleyi «değişip başka bir şey hâline gelmek» anlamındaki öbek fiille tamamlayın: When water freezes, it can ____ ice.

Cevabı göster

turn into

In 2016,

4:01

2016'da,

multiple trials on mice showed that they boosted the multiplication of skin, brain, and muscle stem cells.

4:02

fareler üzerinde yapılan çok sayıda deneme, bunların cilt, beyin ve kas kök hücrelerinin çoğalmasını artırdığını gösterdi.

They were rejuvenated,

4:08

Gençleştiler,

had a higher ability to repair their DNA,

4:10

DNA'larını onarmak için daha yüksek bir yeteneğe sahip oldular,

and had a slightly increased lifespan.

4:12

ve yaşam süreleri biraz arttı.

This even got NASA interested, Dilbilgisi

4:15

Bu NASA'nın bile ilgisini çekti,

Dilbilgisi

got NASA interested: get + nesne + sıfat

Burada got, “bir duruma gelmesine neden oldu” anlamındadır. Kalıp get + nesne + sıfat şeklindedir: NASA nesnedir ve interested, NASA'nın yeni durumunu anlatır. This, daha önce söz edilen araştırma sonucuna gönderme yapar. Cümle, bu sonucun NASA'nın ilgisini çektiğini söyler; birinin “NASA'yı elde ettiği” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede get + nesne + sıfat yapısı “birinin ilgilenmesini sağlamak” anlamında kullanılmıştır?

  1. The discovery got the scientists interested.
  2. The scientists got an interesting result.
  3. The discovery got the scientists to test it.
Cevabı göster

The discovery got the scientists interested.

which is looking for a way to minimize the DNA damage

4:17

NASA, DNA hasarını en aza indirmenin bir yolunu arıyor,

astronauts would be exposed to from cosmic radiation on Mars missions. Kalıp ifadeler

4:20

astronotların Mars görevlerinde kozmik radyasyondan maruz kalacağı hasarı.

Kalıp ifadeler

be exposed to: zararlı bir etkene maruz kalmak

be exposed to yapısında exposed, edilgen bir yapıda kullanılan geçmiş zaman ortacıdır. İfade, genellikle bir madde, koşul veya etkiyle “temas etmek” ya da “ona maruz kalmak” anlamına gelir. Burada astronotlar Mars görevleri sırasında kozmik radyasyonla temas edecek ve bunun sonucunda DNA'ları zarar görebilecektir. İfade yalnızca teması anlatır; ne kadar hasar oluşacağını tek başına belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi “zararlı bir maddeyle temas etmek” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Workers may ____ toxic fumes if the room is not ventilated.

Cevabı göster

be exposed to

There are human trials being planned right now,

4:24

Şu anda planlanan insan denemeleri var,

but it's too soon to say if this will boost our healthspan or even lifespan. Ton ve niyet

4:27

ancak bunun sağlık süremizi veya yaşam süremizi uzatıp uzatmayacağını söylemek için çok erken.

Ton ve niyet

too soon to say if: temkinli sonuçlar

Bu cümlede too soon to say if, bir şeyin doğru olup olmadığına karar vermek için henüz yeterli kanıt bulunmadığı anlamına gelir. Buradaki soon, günün erken bir saatini değil, sonuca varmak için doğru aşamaya gelinip gelinmediğini anlatır. it is too soon to say if/whether + yan cümle kalıbı, bir sonucu ertelemek için kullanılır. Daha fazla zaman veya kanıtla cevabın netleşebileceğini gösterir.

Alıştırma

Küçük bir çalışma umut verici sonuçlar verdi, ancak daha fazla deneye ihtiyaç var. Hangi cümle uygun kesinlik düzeyini ifade eder?

  1. The treatment will definitely work for everyone.
  2. It is too soon to say if the treatment will work for everyone.
  3. It is too late to study whether the treatment works.
Cevabı göster

It is too soon to say if the treatment will work for everyone.

But NAD+ is a serious candidate and could become the first human anti-aging pill. Kalıp ifadeler

4:31

Ancak NAD+ ciddi bir adaydır ve insanların ilk yaşlanma karşıtı hapı olabilir.

Kalıp ifadeler

serious candidate: gerçek şansı olan bir aday

serious candidate ifadesinde serious, güvenilir ve dikkatle değerlendirmeye değer anlamına gelir. NAD+ gerçek bir şansı olan bir seçenek olarak sunulur; adayın ciddi veya somurtkan bir kişiliği olduğu anlatılmaz. a serious candidate for + isim ve a serious candidate to become + isim kalıpları güçlü bir potansiyel ifade eder, ancak adayın seçildiği veya kesinlikle başarılı olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Üç tasarım tüm güvenlik testlerini geçti, ancak henüz bir kazanan seçilmedi. Hangi cümle, bir tasarımın kazanacağını iddia etmeden gerçekten değerlendirmeye değer olduğunu söyler?

  1. This design has already been selected.
  2. This design is a serious candidate for selection.
  3. This design cannot be considered.
Cevabı göster

This design is a serious candidate for selection.

Three, stem cells.

4:38

Üç, kök hücreler.

Stem cells are like cell blueprints that sit at various places in the body Anlatım akışı

4:41

Kök hücreler vücudun çeşitli yerlerinde bulunan hücre planları gibidir

Anlatım akışı

Stem cells are like cell blueprints: benzetmeyle açıklama

X is like Y kalıbı bir benzetme kurar: tanıdık olmayan bir fikri, gözde canlandırması daha kolay bir şeyle karşılaştırarak açıklar. Burada cell blueprints, kök hücreleri yeni hücreler üretmek için bir başlangıç planı olarak anlamaya yardımcı olan basit bir model sunar. Bu karşılaştırma, bilgiyi tanıdık bir görüntüden bilimsel bir fikre doğru düzenler. Sözcüğü sözcüğüne gerçek değildir ve yalnızca yararlı bir özelliği öne çıkarır: kök hücreler gerçek çizimler değildir ve bu görüntü onlar hakkındaki her şeyi açıklamaz.

Alıştırma

Cümlede are like cell blueprints ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Kök hücrelerin basılı çizimler olduğunu söylemek
  2. Kök hücrelerin nerede bulunduğunu göstermek
  3. Kök hücreleri tanıdık bir karşılaştırmayla açıklamak
Cevabı göster

Kök hücreleri tanıdık bir karşılaştırmayla açıklamak

and copy themselves to produce a steady flow of fresh young cells. Kalıp ifadeler

4:46

ve taze, genç hücrelerin istikrarlı bir akışını üretmek için kendilerini kopyalarlar.

Kalıp ifadeler

a steady flow of: sürekli ve düzenli bir tedarik

A steady flow of + isim, oldukça düzenli bir hızda gelmeye, hareket etmeye veya üretilmeye devam eden sürekli bir miktar ya da tedarik anlamına gelir. Burada yeni ve genç hücreler tek seferde değil, devamlı olarak üretilir. Flow burada mecazidir: hücrelerin sıvı gibi hareket etmesi gerekmez. İfade sürekliliğe ve düzenliliğe odaklanır; messages ve visitors gibi çoğul sayılabilen isimlerle ya da money ve information gibi sayılamayan isimlerle kullanılabilir.

Alıştırma

Sürekli ve düzenli tedarik anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The help desk received ____ questions throughout the day.

Cevabı göster

a steady flow of

But they decline as we age, Anlatım akışı

4:50

Ama biz yaşlandıkça azalırlar,

and so we decline too.

4:51

ve biz de onlarla birlikte çökeriz.

Anlatım akışı

Tekrarlanan decline ile iki tür gerilemenin bağlanması

İlk decline, insanlar yaşlandıkça kök hücrelerin sayısının ya da işlevinin azalmasını anlatır. İkinci decline ifadesinde özne we olur: Bedenlerimizin de gerilediği anlamına gelir; insanların kelimenin gerçek anlamıyla aşağı doğru hareket ettiğini söylemez. Aynı fiilin tekrarı, iki değişimi kısa bir neden-sonuç zincirinde birbirine bağlar. X declines, and so Y declines too kalıbı, cümlenin tek başına bilimsel nedenselliğin tamamını kanıtlamamasına rağmen ikinci değişimi birincinin sonucu gibi hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümlede, ikinci değişimin birinciyle bağlantılı olduğu izlenimini vermek için aynı tür anahtar sözcük tekrarı kullanılmıştır?

  1. When their confidence drops, their performance drops too.
  2. Their confidence drops, but their performance remains steady.
  3. Confidence and performance can both change.
Cevabı göster

When their confidence drops, their performance drops too.

Without new parts,

4:54

Yeni parçalar olmadan,

human bodies break.

4:55

insan vücudu bozulur.

In mice,

4:57

Farelerde,

scientists observed that as the stem cells in their brains disappeared,

4:58

bilim insanları beyinlerindeki kök hücrelerin kaybolmasıyla

they started to develop diseases.

5:02

hastalıklar geliştirmeye başladıklarını gözlemlediler.

So they took stem cells from baby mice brains

5:04

Bu yüzden yavru fare beyinlerinden kök hücreleri aldılar

and injected them directly into the brains of middle-aged mice.

5:07

ve onları doğrudan orta yaşlı farelerin beyinlerine enjekte ettiler.

More specifically,

5:11

Daha spesifik olarak,

the hypothalamus,

5:12

hipotalamus,

a part that's involved in regulating a lot of bodily functions. Kalıp ifadeler

5:14

birçok bedensel işlevi düzenlemede yer alan bir bölümdür.

Kalıp ifadeler

involved in regulating: be involved in + -ing

Burada involved in regulating, “kontrol etme veya düzenleme sürecinde rol oynar” anlamına gelir. Hipotalamusu bedenin düzenleme sisteminin bir parçası olarak anlatır; bu organın bilinçli biçimde harekete geçmeyi seçtiğini düşündürmez. Kalıp be involved in + isim veya -ing biçimidir. In bir edat olduğu için regulate, regulating olur: is involved in regulating.

Alıştırma

Be involved in ve fight ifadelerini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The immune system ____ infections.

Cevabı göster

is involved in fighting

The fresh stem cells reinvigorated older brain cells

5:18

Taze kök hücreler daha yaşlı beyin hücrelerini canlandırdı

by secreting micro RNAs that regulated their metabolism. Dilbilgisi

5:21

metabolizmalarını düzenleyen mikro RNA'lar salgılayarak.

Dilbilgisi

by secreting: yöntemi by + -ing ile gösterme

By + -ing biçimi, ana cümledeki sonucu ortaya çıkaran araç veya yöntemi gösterir. Burada by secreting, taze kök hücrelerin yaşlı beyin hücrelerini nasıl yeniden canlandırdığını açıklar. Mikro RNA salgılamanın bu sonucu elde etme yolu olduğu anlamına gelir. secreting eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan fresh stem cells ifadesidir. By burada yöntemi gösterir; yer bildirmez ve yalnızca daha sonra gerçekleşen bir eylem anlamına gelmez.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için cümleyi by + use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The team reduced waste ____ reusable containers.

Cevabı göster

by using

After 4 months,

5:25

4 ay sonra,

brain and muscles worked better than those of untreated mice, Dilbilgisi

5:26

beyinleri ve kasları tedavi edilmeyen farelerden daha iyi çalışıyordu,

Dilbilgisi

worked better than those of: tekrarlanan çoğul isimlerin yerine those kullanmak

Those, brain and muscles sıralı isim grubunun yerine geçerek bu grubun tekrarlanmasını önler. those of untreated mice ifadesi, tedavi edilmemiş farelerin beyin ve kasları anlamına gelir; those farelerin kendisini göstermez. Bu kullanım karşılaştırmayı paralel tutar: tedavi edilen farelerin organları, tedavi edilmeyen farelerin aynı organlarıyla karşılaştırılır. Yerine kullanılan sözcük, çıkarılan isim grubunun tekil veya çoğul olmasına uymalıdır.

Alıştırma

prices sözcüğünü tekrarlamamak için tek sözcüklü çoğul karşılığı kullanın: The prices at this store are lower than ____ at the other store.

Cevabı göster

those

and on average, Kalıp ifadeler

5:29

ve ortalama olarak,

they lived 10% longer.

5:30

%10 daha uzun yaşadılar.

Kalıp ifadeler

On average: grup sonucu, bireysel garanti değil

“On average”, %10 daha uzun yaşamayı grubun ortalama sonucu olarak sunar. Gözlemlenen yaşam sürelerini tek bir özet değerde birleştirir; her bireyin tam olarak %10 daha uzun yaşadığı anlamına gelmez. Bu ifade, iddianın kapsamını sınırlar. Bir sayıdan önce duyduğunuzda, sayıyı grup düzeyinde bir istatistik olarak yorumlayın ve bireysel sonuçların daha yüksek veya daha düşük olabileceğini unutmayın.

Alıştırma

Bir klinik şöyle bildiriyor: On average, patients slept one hour longer. Doğru yorum hangisidir?

  1. Yalnızca tipik bir hasta bir saat daha uzun uyudu.
  2. Grubun ortalama artışı bir saatti, ancak bireysel sonuçlar farklı olabilir.
  3. Her hasta tam olarak bir saat daha uzun uyudu.
Cevabı göster

Grubun ortalama artışı bir saatti, ancak bireysel sonuçlar farklı olabilir.

Another study took stem cells from mice embryos

5:33

Başka bir çalışma fare embriyolarından kök hücreleri aldı

and injected them directly into the hearts of older mice.

5:36

ve onları doğrudan yaşlı farelerin kalplerine enjekte etti.

As a consequence,

5:39

Sonuç olarak,

they had improved heart function,

5:40

kalp fonksiyonları iyileşti,

could exercise 20% longer,

5:42

%20 daha uzun süre egzersiz yapabildiler,

and weirdly enough, Ton ve niyet

5:44

ve tuhaf bir şekilde,

their hair regrew faster.

5:46

tüyleri daha hızlı yeniden çıktı.

Ton ve niyet

Weirdly enough: şaşırtıcı bir sonucu anlatmaya başlamak

“Weirdly enough”, konuşmacının “şaşırtıcı biçimde” veya “garip bir şekilde” anlamına gelen yorumudur. Ardından gelen tüm ifadeyi değerlendirir: tüylerin daha hızlı yeniden uzaması beklenmedik bir sonuç olarak sunulur. Burada enough, kalıplaşmış weirdly enough yorumunun bir parçasıdır; “yeterli miktar” anlamına gelmez. Bu ifade, sonraki cümlenin doğru olduğu iddiasını değiştirmeden konuşmacının tepkisini ekler.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “şaşırtıcı biçimde” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____, the old printer started working again.

Cevabı göster

Weirdly enough

What all of this tells us is that there is not a single magic bullet with which to cure aging. Notlar

5:52

Bütün bunların bize söylediği şey, yaşlanmayı iyileştirecek tek bir sihirli değnek olmadığıdır.

Anlatım akışı

What all of this tells us is that: kanıtları özetleyip sonuç sunmak

What all of this tells us is that... birkaç olgu veya sonuçtan sonra bir sonuç cümlesi sunar. All of this önceki kanıtları tek bir düşüncede toplar; tells us ise kanıtların gerçekten konuşması değil, «gösterir» veya «işaret eder» anlamındadır. Kalıp What + evidence tells us + is that + conclusion şeklindedir. Ana sonucu sona kadar bekleterek dinleyicinin önce konuşmacının önceki bilgileri bir araya getirdiğini anlamasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi dersteki sonuç kalıbının aynısıyla tamamlayın: The river rose after each of the three storms. ____ the bridge needs better protection.

Cevabı göster

What all of this tells us is that

Deyimler

magic bullet: tek ve kolay bir çözüm

Magic bullet, zor veya karmaşık bir sorunu tamamen çözen tek, basit ve güçlü bir çözüm için kullanılan bir benzetmedir. Gerçek bir mermi ya da belirli bir ilacın adı anlamına gelmez. there is not a single magic bullet ifadesinde konuşmacı, tek bir tedavinin yaşlanmayı iyileştirebileceği düşüncesini reddeder. Bu ifade, karmaşık bir sorunun birden fazla yaklaşım gerektireceğini belirtmek için özellikle kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede magic bullet olağan mecaz anlamıyla kullanılmıştır?

  1. The museum displayed a magic bullet made by a wizard.
  2. The new timetable helped a little, so it was a magic bullet for every transport problem.
  3. There is no magic bullet for traffic congestion; the city needs several coordinated changes.
Cevabı göster

There is no magic bullet for traffic congestion; the city needs several coordinated changes.

It requires a complex array of different therapies. Kalıp ifadeler

5:58

Farklı tedavilerden oluşan karmaşık bir dizi gerektirir.

Kalıp ifadeler

a complex array of: karmaşık ve çeşitli bir bütün

Bu cümlede a complex array of, birbiriyle bağlantılı birçok unsurdan oluşan çeşitli ve karmaşık bir bütünü anlatır. Yalnızca sayıyı değil, bu unsurları düzenlemenin veya birleştirmenin zorluğunu da vurgular. Buradaki array, bilgisayardaki veri yapısı anlamında değil, küme veya bileşim anlamında kullanılan genel bir isimdir. a complex array of + çoğul isim kalıbı, birkaç farklı parçadan oluşan bir çözümü özetlemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle hem çeşitliliği hem de karmaşıklığı en iyi vurgular?

  1. The rescue plan depends on a complex array of medical and logistical measures.
  2. The rescue plan includes many measures.
  3. The rescue plan includes one simple measure.
Cevabı göster

The rescue plan depends on a complex array of medical and logistical measures.

We can kill off senescent cells to clear away the junk, Deyimler

6:01

Çöpleri temizlemek için yaşlı hücreleri öldürebiliriz,

Deyimler

clear away the junk: «atıkları» ortadan kaldırmak

Clear away, bir yeri veya sistemi daha temiz hâle getirmek için istenmeyen maddeleri ortadan kaldırmak anlamına gelir. Junk sözcüğünün gerçek anlamı işe yaramayan çöptür; ancak burada tüm ifade, zararlı yaşlanmış hücrelerin yok edilmesini anlatan bir temizlik benzetmesidir. Bu benzetme, karmaşık bir biyolojik süreci basit bir düşünce modeline dönüştürür: istenmeyen hücreleri belirleyip ortadan kaldırmak. Bu bir özettir; yaşlanmanın yalnızca gerçek anlamdaki atıklardan kaynaklandığı iddiası değildir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada clear away the junk bu cümlede büyük olasılıkla ne anlama gelir? The treatment targets damaged cells to clear away the junk.

  1. Dokuya daha fazla hücre eklemek
  2. İstenmeyen hücreleri ortadan kaldırmak
  3. Sıradan ev çöplerini taşımak
Cevabı göster

İstenmeyen hücreleri ortadan kaldırmak

give ourselves fresh new stem cells to fill the gap, Deyimler

6:04

boşluğu doldurmak için kendimize yepyeni kök hücreler verebiliriz,

Deyimler

fill the gap: eksikliği gidermek

Bu cümlede fill the gap, mevcut kök hücre kaynağı artık ihtiyacı karşılayamadığında eksik olanı sağlamak anlamına gelir. Buradaki gap, gözle görülen bir açıklık değil, işlev veya tedarik eksikliğidir. fill a/the gap kalıbı başka durumlara aktarılabilen bir benzetmedir: yeni bir şey, eksik kapasitenin yerini alarak sistemin çalışmaya devam etmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The new after-school club will ____ while the youth center is closed.

Cevabı göster

fill the gap

all while regulating the metabolism of the other cells using medication. Dilbilgisi

6:07

bunu yaparken de ilaç kullanarak diğer hücrelerin metabolizmasını düzenleyebiliriz.

Dilbilgisi

all while + -ing: eş zamanlı eylemi vurgulamak

Bu cümlede all while regulating, önceki önlemlerle aynı anda devam eden başka bir eylemi ekler. All, bütün sürecin paralel ilerlediği fikrini güçlendirir; cells sözcüğünü nitelemez. While sonrasındaki fiil -ing biçimindedir. Fiilin örtük öznesi, genel planı uygulayan kişi veya etkenle aynıdır; bu nedenle yapı while that agent is regulating the other cells ifadesinin kısaltılmış biçimidir.

Alıştırma

İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini vurgulamak için all while + -ing yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The chef served thirty guests and trained a new assistant afterward.
  2. The chef served thirty guests because a new assistant was training.
  3. The chef served thirty guests, all while training a new assistant.
Cevabı göster

The chef served thirty guests, all while training a new assistant.

This video comes with a big caveat. Kalıp ifadeler

6:12

Bu videonun büyük bir uyarısı var.

Kalıp ifadeler

comes with a big caveat: önemli bir sınırlama

Bu cümlede comes with a big caveat, videonun içeriğinin nasıl değerlendirilmesi gerektiğini etkileyen önemli bir uyarı veya sınırlama taşıdığı anlamına gelir. Buradaki come with, iki şeyin fiziksel olarak birlikte gelmesini anlatmaz. Big, bu çekincenin küçük bir ayrıntı değil, ciddi bir sınırlama olduğunu gösterir. X comes with a caveat kalıbı, yararlı veya umut verici bir şeyi sunarken onu tamamen kabul etmeden önce dikkate alınması gereken bir koşulu da belirtir.

Alıştırma

Hangi durum “This offer comes with a big caveat” ifadesinin anlamına en uygundur?

  1. Teklife ücretsiz bir hediye daha dâhil.
  2. Teklif cazip, ancak önemli bir sınırlaması var.
  3. Teklifin hiçbir koşulu veya riski yok.
Cevabı göster

Teklif cazip, ancak önemli bir sınırlaması var.

After all, Anlatım akışı

6:14

Ne de olsa,

these studies have been carried out on mice. Öbek fiiller

6:15

bu çalışmalar fareler üzerinde gerçekleştirildi.

Anlatım akışı

After all: destekleyici neden sunan bağlayıcı

After all, daha önce söylenen bir uyarıyı, değerlendirmeyi veya kararı destekleyen bir neden sunan bağlayıcıdır. Bu nedeni dinleyicinin kabul edebileceği ya da hatırlaması gereken bir bilgi olarak gösterir. Burada önce çekince belirtilir, ardından After all onun temel dayanağını sunar: çalışmalar fareler üzerinde yapılmıştır. Bilgi, önce değerlendirme ve sonra onu destekleyen neden gelecek şekilde düzenlenir.

Alıştırma

Dinleyicinin kolayca kabul edebileceği bir neden eklemek için dersteki bağlayıcıyı kullanın: You should take a jacket. ____, it may get cold tonight.

Cevabı göster

After all

Öbek fiiller

carried out: bir çalışma yürütmek

Carried out, gerçekleştirildi veya yürütüldü anlamına gelir. Bu cümlede studies gerçekleştirilen çalışmayı, on mice ise bu çalışmanın deneklerinin fareler olduğunu belirtir. Have been carried out, have been + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen present perfect yapısıdır. Çalışmayı kimin yaptığına değil, çalışmaların tamamlanmış ve şu anki konuyla ilgili olmasına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi hedef phrasal verb'ün doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: The safety tests were ____ before the product launch.

Cevabı göster

carried out

There's no guarantee the same therapies would work in us to the same extent, Ton ve niyet

6:18

Aynı tedavilerin bizde de aynı derecede işe yarayacağının garantisi yok,

Ton ve niyet

There's no guarantee: belirsizliği belirtmek

There's no guarantee, kanıtların ne ölçüde söz vermeye izin verdiğine bir sınır koyar. Sonucun belirsiz olduğunu söyler; imkânsız olduğunu söylemez. Yaygın yapı There's no guarantee (that) + yan cümle biçimindedir. Buradaki yan cümle, farelerde kullanılan tedavilerin insanlarda aynı ölçüde işe yaramayabileceğini söyler. Böylece konuşan kişi, hayvan sonuçlarını insanlar için kesin bir tahmin gibi sunmaktan kaçınır.

Alıştırma

Hangi cümle başarının belirsiz, ancak hâlâ mümkün olduğunu söylüyor?

  1. There's no chance the new schedule will solve every delay.
  2. The new schedule is guaranteed to solve every delay.
  3. There's no guarantee the new schedule will solve every delay.
Cevabı göster

There's no guarantee the new schedule will solve every delay.

but they are proof of concepts. Kelime

6:22

ama bunlar kavram kanıtlarıdır.

Kelime

proof of concepts: birden fazla kavram için ilk kanıt

Burada proof of concepts, birkaç fikrin ilke olarak işe yarayabileceğini gösteren ilk kanıtlar anlamına gelir. Farelerden elde edilen sonuçlar olası yaklaşımları destekler; ancak bu yaklaşımların tamamlanmış tedaviler olduğunu göstermez. Araştırma ve mühendislikte proof of concept, “Bu temel fikir işe yarayabilir mi?” sorusunu yanıtlar. “İnsanlar için güvenli, güvenilir ve etkili mi?” sorusunu henüz yanıtlamaz.

Alıştırma

Bir fare çalışması, birkaç tedavi için “proof of concepts” olarak tanımlanıyor. Dikkatli yorum hangisidir?

  1. Tedavilerin insanlar için güvenli ve etkili olduğunu kanıtlar.
  2. Birkaç tedavi fikrinin ilke olarak işe yarayabileceğine dair ilk kanıtı sağlar.
  3. Tamamlanmış tedavilerin halkın kullanımına hazır olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Birkaç tedavi fikrinin ilke olarak işe yarayabileceğine dair ilk kanıtı sağlar.

To learn more about how we can modify our own healthspan, Dilbilgisi

6:24

Kendi sağlık süremizi nasıl değiştirebileceğimiz hakkında daha fazla bilgi edinmek için

we need human trials.

6:27

insan deneylerine ihtiyacımız var.

Dilbilgisi

To learn more ..., we need ...: amaç ile gerekliliği bağlamak

Baştaki mastar yapısı To learn more about ..., amacı belirtir. Ana cümle we need human trials ise bu amaca ulaşmak için gerekli olan sonraki adımı söyler. Yeniden kullanılabilecek kalıp To + fiil ..., we need + isim veya eylem biçimindedir. Burada insan deneyleri, insanın sağlıklı yaşam süresini değiştirme konusunda kanıt toplama yolu olarak sunulur; sağlıklı yaşam süresinin şimdiden değiştirilebildiğinin kanıtı değildir.

Alıştırma

Cümleyi derste kullanılan tam amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ about which route is safest, we need to check the map.

Cevabı göster

To learn more

We've only covered a tiny part of the research that's being done right now,

6:29

Şu anda yapılmakta olan araştırmaların sadece küçük bir bölümünü ele aldık,

and only scratched the surface of these ideas. Deyimler

6:33

ve bu fikirlerin sadece yüzeyini çizdik.

Deyimler

only scratched the surface: yalnızca yüzeyine değinmek

Only scratched the surface, çok daha büyük bir konunun yalnızca küçük ve temel bir bölümünü ele aldığımızı belirten bir deyimdir. Burada video, araştırmaların ve fikirlerin yalnızca küçük bir kısmını tanıttığını anlatır. Yaygın kalıp scratch the surface of + konu şeklindedir. Only, just veya barely, ele alınan kısmın sınırlı olduğunu daha da belirginleştirir; ifade fiziksel olarak bir şeyi çizmekten söz etmez.

Alıştırma

“Yalnızca küçük bir bölümünü incelemek” anlamındaki deyimi tamamlayın: After one short meeting, we had only ____ of the problem.

Cevabı göster

scratched the surface

The field of healthspan extension needs more attention and funding.

6:36

Sağlık süresini uzatma alanının daha fazla ilgiye ve fona ihtiyacı var.

If it gets it, Dilbilgisi

6:40

Eğer bunu alırsa,

all of us might enjoy growing old without pain.

6:41

hepimiz acı çekmeden yaşlanmanın tadını çıkarabiliriz.

Dilbilgisi

If it gets it, ... might enjoy ...: koşul gerçekleşirse belki...

Bu, açık bir koşul cümlesidir: If + geniş zaman, burada gets, gelecekte gerçekleşmesi mümkün bir koşulu verir; might ise kesin olmayan bir sonucu belirtir. Cümle bir söz değil, umut ifade eder: Destek alınması herkesin acı çekmeden yaşlanmasını mümkün kılabilir. Bağlamda iki it farklı şeyleri gösterir. İlk it, sağlıklı yaşam süresine yönelik araştırma alanıdır; ikinci it ise bu alanın alabileceği ilgi ve finansmandır.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu garanti etmeden gerçekçi bir gelecek olasılığı sunar?

  1. If the town funds the new clinic next year, more families will definitely receive care.
  2. If the town funds the new clinic next year, more families might receive care.
  3. If the town funded the new clinic next year, more families might receive care.
Cevabı göster

If the town funds the new clinic next year, more families might receive care.

If you now want to support the research on aging directly,

6:48

Yaşlanma araştırmalarını doğrudan desteklemek istiyorsanız,

you can do so at lifespan.io,

6:51

bunu lifespan.io adresinden yapabilirsiniz,

a community of people actively supporting the scientists working to cure aging.

6:53

yaşlanmayı tedavi etmek için çalışan bilim insanlarını aktif olarak destekleyen insanlardan oluşan bir topluluk.

Check them out to learn about the latest advances

6:58

En son gelişmeler hakkında bilgi edinmek için onlara göz atın

and visit their blog or group on Facebook.

7:01

ve bloglarını veya Facebook'taki gruplarını ziyaret edin.

The lifespan team also kindly supported the creation of this video

7:04

Lifespan ekibi de bu videonun oluşturulmasını

with a donation and their expertise.

7:07

bir bağış ve uzmanlıklarıyla nazikçe destekledi.

If you want to help us make more of our videos,

7:10

Videolarımızdan daha fazlasını yapmamıza yardımcı olmak isterseniz,

you can do so on patreon.com.

7:13

bunu patreon.com adresinden yapabilirsiniz.