Gerrymandering: Seçimleriniz Nasıl Manipüle Ediliyor: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Hayvan demokrasisi seçim sınırlarının temsili nasıl bozduğunu gösteriyor, dört çözümü karşılaştırıyor ve sorunu oy sistemine bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. gerrymandering, (Siyasi ve gerçek bağlam): bölgeleri parti çıkarı için değiştirmenin anlamını kavrayın ve tarafsız düzenlemeden ayırın. 2. It turns out that (Söylem ve retorik): önceki varsayımı bozan bir bulguyu veya anlatıdaki dönüşü tanıtın. 3. While it seems unsavory, (Dil bilgisi ve kalıplar): bir önerinin kuşkulu göründüğünü kabul edip ardından karşıt, incelikli bir yargı sunun.
Bu derste
Queen Lion of the animal kingdom is giving more democracy to her citizens
0:00Hayvanlar aleminin Kraliçe Aslan'ı, vatandaşlarına daha fazla demokrasi sağlıyor
legislative branch: yönetimin yasa yapan bölümü
Bu cümlede legislative branch, bir yönetimin yasa yapmaktan sorumlu bölümünü ifade eder. Buradaki branch, ağaç dalı değil, kurumsal bir bölüm anlamındadır. Hayvanlar âlemi bir yönetime sahipmiş gibi kişileştirilmiştir: bu organın eklenmesi, vatandaşların yasa yapımında temsil edilmesini sağlar. Bu ifade bir yönetim işlevini tanımaya yardımcı olur; ancak yasama organlarının kesin yetkileri siyasi sisteme göre değişir.
Alıştırma
Bu cümlede legislative branch ne anlama geliyor?
- Yönetimin mahkemede yasaları yorumlayan bölümü
- Yönetimin yasaları uygulayan bölümü
- Yönetimin yasa yapan bölümü
Cevabı göster
Yönetimin yasa yapan bölümü
The citizens each get one vote and are divided into ranges. Dilbilgisi
0:05Vatandaşların her birinin bir oyu var ve bölgelere ayrılıyorlar.
citizens each get: each ile çoğul özne uyumu
citizens each get yapısında citizens çoğul öznedir. Each, vatandaşları tek tek vurgulamak için özneden sonra kullanılan dağıtıcı bir sözcüktür; özneyi tekil yapmaz. Bu nedenle fiil gets değil, çoğul biçim olan get olur. Each, tekil isimden önce gelip özneyi oluşturursa—each citizen—fiil tekil olur: Each citizen gets one vote. Anlam benzerdir, ancak özne-fiil uyumu dilbilgisel özneye göre belirlenir.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: The players each ____ one locker.
Cevabı göster
have
To best understand how the system works,
0:13Sistemin nasıl çalıştığını en iyi şekilde anlamak için,
let's take a look at a small colony where there are just two political parties, Kalıp ifadeler
0:14sadece iki siyasi partinin olduğu küçük bir koloniye göz atalım,
Let's take a look at ile bir örnek sunmak
Let's take a look at, konuşmacının dinleyicileri sıradaki örneği birlikte incelemeye çağırdığı kapsayıcı bir geçiş ifadesidir. Burada genel açıklamadan küçük koloni örneğine geçiş yapar; asıl anlamı gözleri fiziksel olarak bir yöne çevirmek değildir. Let's take a look at + isim veya soru yan cümlesi kalıbını, açıklayacağınız bir örneği, grafiği, sonucu ya da bir şeyin nasıl çalıştığını tanıtmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan geçiş ifadesiyle tamamlayın: To understand the rule, ____ one simple example.
Cevabı göster
let's take a look at
All is well for several election cycles Kalıp ifadeler
0:26Birkaç seçim döngüsü boyunca her şey yolunda gidiyor
All is well ile genel durumu anlatmak
All is well, durumun genel olarak iyi olduğu ve görünürde önemli bir sorun bulunmadığı anlamına gelir. Buradaki all, herkesin sağlıklı olmasını değil, olayların genel durumunu ifade eder. Bir anlatıda bu ifade, daha sonraki bir değişiklik veya sorundan önce sakin ve istikrarlı bir başlangıç durumu kurabilir. Ancak ifade tek başına her şeyin iyi kalacağını garanti etmez.
Alıştırma
Bir proje yöneticisi, her ekip üyesinin sağlıklı olduğunu değil, bütün lansman sürecinin sorunsuz ilerlediğini anlatmak istiyor. Hangi cümle uygundur?
- Every team member feels well today.
- They are all well after the launch.
- All is well with the launch.
Cevabı göster
All is well with the launch.
until the animal kingdom census taker comes around Öbek fiiller
0:28ta ki hayvanlar alemi nüfus sayım memuru gelip
and shows that the population has both moved and grown. Dilbilgisi
0:30nüfusun hem yer değiştirdiğini hem de arttığını gösterene kadar.
comes around: dönemsel bir ziyaret için
Bu cümlede comes around, “alışılmış zaman geldiğinde yeniden gelir veya ziyarete gelir” demektir. Nüfus sayımı görevlisinin gelişi, tekrarlanan bir sayım döngüsünün parçası olarak beklenir; dairesel bir hareket anlatılmaz. Come around ayrıca “kendine gelmek” veya “fikrini değiştirmek” anlamlarına da gelebilir. Ancak burada ziyarete gelen bir kişi ile dönemsel bir olayın bulunması, anlamın “yeniden ziyarete gelmek” olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “düzenli bir rutinin parçası olarak yeniden ziyarete gelir” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: Every six months, the technician ____ to test the alarms.
Cevabı göster
comes around
has both moved and grown: ortak bir yardımcı fiil
Both ... and ... eşit önemdeki iki paralel değişimi birbirine bağlar. Burada both, moved sözcüğünü önceden haber verir; and ise grown sözcüğünü getirir. Böylece nüfusun iki yönden değiştiği anlatılır: dağılımı yer değiştirmiş, büyüklüğü artmıştır. Yardımcı fiil has iki geçmiş zaman ortacına da uygulanır: has moved ve has grown. İki fiil aynı özneyi, zamanı ve görünüşü paylaştığında İngilizcede and sonrasında has sözcüğünü tekrar etmek normalde gerekmez.
Alıştırma
İki paralel değişime eşit vurgu yapan iki bağlama sözcüğüyle cümleyi tamamlayın: The library has ____ expanded its study area ____ added more computers.
Cevabı göster
both · and
so the ranges' boundaries must be redrawn.
0:37bu yüzden bölgelerin sınırları yeniden çizilmelidir.
This is where ... begins: dönüm noktasını işaretlemek
Bu cümlede This is where the trouble begins, anlatımdaki dönüm noktasını işaretler. Dinleyiciye arka plan bölümünün bittiğini ve asıl sorunun bu aşamada başladığını söyler. Where her zaman fiziksel bir yeri göstermez. This is where + yan cümle kalıbında bir anı, adımı ya da sürecin bir noktasını gösterebilir: '...nın başladığı nokta burasıdır.' Bu kalıp öyküyü veya açıklamayı düzenler ve dikkati sonraki bölüme çeker.
Alıştırma
Hangi cümle, arka planın bittiğini ve ana çatışmanın öykünün bu noktasında başladığını en iyi şekilde belirtir?
- This is where the real conflict begins.
- This is a place where conflict is common.
- The real conflict is difficult to explain.
Cevabı göster
This is where the real conflict begins.
Redrawing electoral boundaries is a huge political problem.
0:41Seçim sınırlarını yeniden çizmek büyük bir siyasi sorundur.
the representatives of the Jungle Council hire a weaselly consultant
0:45Orman Konseyi temsilcileri, sinsi bir gelincik danışmanını tutuyor
to figure out where the new boundaries should go. Öbek fiiller
0:48yeni sınırların nereye çizilmesi gerektiğini bulması için.
figure out: düşünerek veya araştırarak cevaba ulaşmak
Burada figure out, düşünerek, araştırarak veya hesaplayarak yeni sınırların nereden geçmesi gerektiğini belirlemek anlamına gelir. Bu bir öbek fiildir; figure burada 'şekil' ya da 'sayı' anlamına gelmez. Birisi bir cevaba ulaştığında, zor bir şeyi anladığında veya çözüm bulduğunda figure out kullanılır. Nesnesi bir isim öbeği ya da where the new boundaries should go gibi bir soru yan cümlesi olabilir.
Alıştırma
Cümleyi figure out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After comparing the train schedules, Lena ____ the fastest route.
Cevabı göster
figured out
everything will be okay because the Jungle Council will,
0:52her şey yolunda olacak çünkü Orman Konseyi,
as close as possible: pratik sınırlar içinde mümkün olduğunca yakın
Burada as close as possible, gerçek koşulların izin verdiği en yüksek benzerlik derecesine ulaşmak anlamına gelir. Close fiziksel mesafeyi değil, bir şeyin başka bir şeye ne kadar benzediğini veya uyduğunu anlatır; possible ise kusursuz bir eşleşmenin mümkün olmayabileceğini gösterir. Bu ifade, reflect fiilini niteleyen bir derece zarfı işlevindedir: konsey, oy verme düzenini uygulamada mümkün olan en küçük farkla yansıtmalıdır. Başka durumlara aktarılabilen as + sıfat/zarf + as possible yapısı, sınırlamalar içinde ulaşılabilecek en yüksek hedefi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “koşulların izin verdiği kadar yakın” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Choose a replacement date ____ to the original date.
Cevabı göster
as close as possible
he can turn their slim majority into a landslide victory in the election. Dilbilgisi
1:03seçimlerdeki kıl payı çoğunluklarını ezici bir zafere dönüştürebileceğini söylüyor.
for a price: ödemenin koşul olması
For a price ifadesinde for, karşılığında verilmesi gereken şeyi, yani miktarı belirtilmemiş bir ödemeyi tanıtır. Burada Gelincik, manda partisi kendisine ödeme yaparsa vaat ettiği seçim sonucunu sağlayabileceğini iddia eder. İfade normal bir satışta gerçek anlamlı ve tarafsız olabilir. Ancak vaat edilen eylem nüfuz kullanmayı veya yanlış bir davranışı içeriyorsa kişinin para için harekete geçmeye hazır olduğunu ima eder. Anlaşmanın bir koşulunu belirtir; kesin miktarı sormaz.
Alıştırma
Ödeme anlaşmanın koşuluysa cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The guide can arrange a private tour, ___.
- at a price
- for the price
- for a price
Cevabı göster
for a price
turn their slim majority into a landslide victory: turn A into B yapısı
turn A into B yapısında turn, “dönmek” değil, “değişmesine neden olmak” anlamına gelir. A başlangıçtaki şeyi ya da durumu, into ise yeni sonucu belirtir. Bu cümlede their slim majority A, a landslide victory ise B'dir: danışman, küçük bir avantajı ezici bir zafere dönüştürebileceğini iddia eder. Bu yapı somut nesneler, durumlar ve soyut sonuçlarla kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi turn A into B yapısının eksik iki parçasıyla tamamlayın: Careful editing can ____ a rough draft ____ a clear report.
Cevabı göster
turn · into
the buffalo wouldn't have to listen to those pesky jackalope filibusters anymore,
1:09mandalar artık jackalope'ların o sinir bozucu konuşmalarını dinlemek zorunda kalmayacaktı,
pay up: borçlu olunan veya talep edilen parayı ödemek
Pay up, borçlu olunan ya da ödenmesi istenen paranın tamamını vermek demektir. Up burada tamamlanma anlamı katar; yukarı doğru hareket anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman ödemenin bir talep, hatırlatma, gecikme ya da isteksizlikten sonra yapıldığını düşündürür. Bu cümlede gladly bu baskı hissini yumuşatır: üzerinde anlaşılan parayı isteyerek verirler.
Alıştırma
They finally paid up after three reminders cümlesinde paid up ne anlama gelir?
- Ödenmesi beklenen paranın tamamını ödediler.
- Daha sonraki bir zamanda ödeme yapmayı teklif ettiler.
- Parayı daha yüksek bir yere taşıdılar.
Cevabı göster
Ödenmesi beklenen paranın tamamını ödediler.
How can Weasel deliver on his promise? Kalıp ifadeler
1:14Gelincik sözünü nasıl yerine getirebilir?
deliver on his promise: verdiği sözü yerine getirmek
Bu soruda deliver on his promise, söz verdiği şeyi yapmak ve vaat edilen sonucu gerçekleştirmek anlamına gelir. Buradaki deliver, bir şeyi taşımak veya teslim etmek anlamında değildir. Kalıp deliver on + a promise, commitment veya pledge şeklindedir. on bu ifadenin bir parçasıdır; dolayısıyla Weasel yalnızca söz vermekle kalmayıp gerçekten harekete geçmelidir.
Alıştırma
Cümleyi deliver içeren ifadeyle tamamlayın: The council promised to open the new library this year. Now it must ____.
Cevabı göster
deliver on its promise
By packing together as many jackalope voters into one range as possible Dilbilgisi
1:18Mümkün olduğunca çok jackalope seçmenini bir bölgeye sıkıştırarak
the buffalo party can win an additional seat without any voters switching allegiance. Dilbilgisi
1:22manda partisi, hiçbir seçmen parti değiştirmeden fazladan bir koltuk kazanabilir.
By packing: yöntemi gösteren by + -ing
Cümlenin başındaki By packing, ana sonuca götüren yöntemi tanıtır: parti bir sandalye daha kazanabilir. Burada by, bir son tarihten önce anlamına değil, yoluyla veya yaparak anlamına gelir. Kalıp by + fiil-ing şeklindedir. Packing ve spreading, by sonrasında paralel kullanılan iki -ing eylemidir ve sonucun nasıl elde edilebileceğini birlikte açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede By checking the figures twice hangi işlevi görüyor? By checking the figures twice, Mia found the mistake.
- Edilgen bir yan cümlede eylemi gerçekleştiren kişi veya şeyi belirtir.
- Mia’nın hatayı belirtilen bir zamandan daha geç olmadan bulduğunu söyler.
- Mia’nın hatayı bulmak için kullandığı yöntemi açıklar.
Cevabı göster
Mia’nın hatayı bulmak için kullandığı yöntemi açıklar.
without any voters switching allegiance: without + isim + -ing
without any voters switching allegiance ifadesinde without, mevcut olmayan bir koşulu belirtir. -ing yan cümleciğinin açıkça belirtilmiş kendi öznesi vardır: any voters. Switching, bu seçmenlerin gerçekleştirmediği eylemi anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı without + isim veya zamir + -ing biçimindedir. Ana olayın, söz konusu kişi ya da grup -ing ile belirtilen eylemi yapmazken gerçekleştiğini anlatır. Burada switch allegiance, siyasi desteğini değiştirmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümle, partinin kazanabileceğini ve hiçbir seçmenin siyasi desteğini değiştirmediğini açıkça ifade eder?
- The party can win by getting voters to switch allegiance.
- The party can win without any voters switching allegiance.
- The party can win without switching allegiance.
Cevabı göster
The party can win without any voters switching allegiance.
the intentional changing of electoral boundaries for their benefit.
1:29kendi çıkarları için seçim sınırlarının kasıtlı olarak değiştirilmesidir.
What ... have done is called ...: tamamlanmış bir eylemi adlandırma
Burada What Weasel and the buffalo have done bir soru değil, isim yan cümleciğidir. What, yaptıkları şey veya gerçekleştirdikleri eylemler anlamına gelir; yan cümleciğin tamamı önceki davranışı bir bütün hâlinde sunarak cümlenin öznesi olur. Ardından is called + ad biçimindeki edilgen yapı bu davranışa bir ad verir. What + özne + have/has done + is called + ad kalıbı, karmaşık bir eylemi özetleyip ardından sınıflandırmak veya tanımlamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede What ... have done özne olarak kullanılır ve ardından eylemin adı verilir?
- What the volunteers have done is called community mapping.
- The volunteers have called the community mapping project complete.
- What have the volunteers done for the community?
Cevabı göster
What the volunteers have done is called community mapping.
gerrymandering: seçim bölgelerinin partizan amaçla değiştirilmesi
Gerrymandering, bir siyasi partiye veya gruba haksız avantaj sağlamak amacıyla seçim bölgesi sınırlarının kasıtlı biçimde çizilmesi ya da yeniden çizilmesidir. Temel unsurlar niyet ve belirli bir siyasi tarafın çıkarıdır; seçim bölgesi sınırlarındaki her değişiklik gerrymandering değildir. Burada virgülden sonraki ifade, terimi seçim sınırlarının kişinin kendi çıkarı için kasıtlı biçimde değiştirilmesi olarak doğrudan tanımlar. Böylece hikâyedeki değiştirilen alanlarla gerçek bir seçim uygulaması arasında bağlantı kurar.
Alıştırma
Hangi durum en doğru biçimde gerrymandering olarak tanımlanır?
- Bir parti, rakiplerinin seçmenlerini birkaç bölgede toplamak ve daha fazla sandalye kazanmak için seçim bölgelerini yeniden çizer.
- Seçim görevlileri kötü hava nedeniyle oy verme süresini uzatır.
- Bağımsız bir komisyon, hiçbir partiyi kayırmadan nüfus değişikliklerine göre seçim bölgesi sınırlarını günceller.
Cevabı göster
Bir parti, rakiplerinin seçmenlerini birkaç bölgede toplamak ve daha fazla sandalye kazanmak için seçim bölgelerini yeniden çizer.
the underrepresented and disgruntled jackalope party approaches Weasel
1:34yetersiz temsil edilen ve hoşnutsuz olan jackalope partisi Gelincik'e yaklaşıyor
and asks if he can manipulate the ranges to be in their favor Kalıp ifadeler
1:37ve sınırları mandalar yerine
instead of in the buffaloes.
1:40kendi lehlerine olacak şekilde değiştirip değiştiremeyeceğini soruyor.
in their favor: onların lehine
In their favor, “onların lehine” veya “onlara yarar sağlayacak biçimde” anlamına gelir. Bu cümlede their bir grubu ifade eder; konuşan kişi alanların mandalar yerine bu gruba yardım edecek şekilde düzenlenmesini ister. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp in + iyelik biçimi + favor şeklindedir: in my favor, in your favor, in her favor veya in the team's favor. Kararların, kanıtların, kuralların, olasılıkların ya da düzenlemelerin bir tarafa yönelmesini anlatır. Cümlenin sonunda the buffaloes ifadesinden sonra favor sözcüğü bağlamdan anlaşılacak şekilde bırakılmıştır. Kastedilen tam karşıtlık in their favor rather than in the buffaloes' favor biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi their kullanılan hedef ifadeyle tamamlayın: Because Maya's team needs more time, the delayed start works ____.
Cevabı göster
in their favor
Teatral onay ifadesi “Why, indeed, he can.”
Bu cümlede Why bir neden sormaz. Bir yanıtın başında Why, Well’e benzeyen, eski moda ya da teatral bir ünlem gibi kullanılabilir. Virgül ve he can düz cümle dizilişi, bunun soru değil, ünlemli bir yanıt olduğunu gösterir. Indeed onayı güçlendirir. He can, daha önce sözü edilen eylem örtük bırakılarak “bunu yapabilir” anlamına gelir; dolayısıyla yanıtın bütünü güçlü bir evet ifade eder: “Elbette yapabilir.”
Alıştırma
Şakacı bir yanıtta biri “Can Leo solve the puzzle?” diye soruyor. Hangi yanıt Why sözcüğünü örnekteki gibi soru sormadan kullanıyor?
- Why can he solve it?
- Why, indeed, he can.
- Because he can solve it.
Cevabı göster
Why, indeed, he can.
Weasel packs buffalo voters into a few ranges
1:44Gelincik manda seçmenlerini birkaç bölgeye sıkıştırıyor
and spreads the rest among the jackalope supporters.
1:46ve geri kalanını jackalope destekçileri arasına yayıyor.
the jackalopes, who represent a minority of voters,
1:50seçmenlerin bir azınlığını temsil eden jackalope'lar,
are now, nonetheless, the majority party on the Jungle Council. Anlatım akışı
1:52buna rağmen artık Orman Konseyindeki çoğunluk partisidir.
Ödünleme bildiren bağlayıcı nonetheless
Nonetheless, ödünleme bildiren bağlayıcı bir zarftır. Normalde zıt bir sonuca götürecek bir gerçeğe rağmen sonraki ifadenin geçerliliğini koruduğunu okuyucuya bildirir. Burada representing a minority, jackalopeların konseyi kontrol edemeyeceği beklentisini oluşturur; ancak are ... the majority party bu beklentiyi tersine çevirir. Virgüller nonetheless sözcüğünü ara söz niteliğinde bir bağlayıcı olarak işaretler; sözcük partiyi betimlemek yerine karşıtlığı düzenler.
Alıştırma
Bir rapor, ciddi bir soruna rağmen olumlu bir sonuç elde edildiğini göstermek istiyor. Hangi cümle doğru bağlayıcıyı kullanıyor?
- The equipment was old. Therefore, it worked reliably.
- The equipment was old. Nonetheless, it worked reliably.
- The equipment was old. For example, it worked reliably.
Cevabı göster
The equipment was old. Nonetheless, it worked reliably.
Weasel can take the exact same voters and get either party to win the election. Dilbilgisi
1:59Gelincik tamamen aynı seçmenleri alıp herhangi bir partinin seçimi kazanmasını sağlayabilir.
get either party to win: get + nesne + to-infinitive
get + nesne + to-infinitive yapısı, nesnenin bir eylemi yapmasını sağlamak, onu ikna etmek, bunun için düzenleme yapmak veya sonucu bir şekilde gerçekleştirmek anlamına gelir. get either party to win ifadesinde either party nesne, to win ise ortaya çıkan eylemdir. Get çoğu zaman, bazen çaba veya düzenleme yoluyla sonucun başarıyla gerçekleşmesine odaklanır. Burada iki partinin birden kazanması kastedilmez; either party, iki partiden herhangi biri demektir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için şu sözcükleri tam olarak doğru sırada kullanın: get / Omar / to check / the figures. Before we publish the report, I need to ____.
Cevabı göster
get Omar to check the figures
and eventually every colony in the animal kingdom pays him to gerrymander their ranges.
2:06ve sonunda hayvanlar alemindeki her koloni bölgelerini kendi lehlerine çizmesi için ona ödeme yapar.
Weasel now uses his computer to test hundreds of thousands of range combinations
2:11Gelincik artık yüz binlerce bölge kombinasyonunu test etmek için bilgisayarını kullanıyor
to get the results he needs.
2:17seçmen davranışlarının ayrıntılı istatistiksel modelleriyle birlikte.
Queen Lion has seen what Weasel is up to Öbek fiiller
2:19Kraliçe Aslan, Gelincik'in ne peşinde olduğunu görüyor
what Weasel is up to: gizli etkinlik veya planlar
what Weasel is up to ifadesinde be up to, bir şey yapıyor veya planlıyor olmak anlamına gelir; çoğu zaman etkinliğin gizli, şüpheli ya da araştırılmaya değer olduğu düşüncesini taşır. Bu nedenle has seen what ... is up to, kraliçenin onun eylemini veya planını ortaya çıkardığı anlamına gelir. İfadenin tamamı dolaylı bir sorudur, bu yüzden düz cümle sırasını kullanır: what + Weasel + is + up to. Doğrudan soru What is Weasel up to? olurdu.
Alıştırma
'The editor checked what the reporter was up to,' cümlesinde 'what the reporter was up to' ne anlama gelir?
- Karar verme hakkı yalnızca muhabirdeydi.
- Editör, izin verilen azami muhabir sayısını kontrol etti.
- Editör, muhabirin ne yaptığını veya planladığını kontrol etti.
Cevabı göster
Editör, muhabirin ne yaptığını veya planladığını kontrol etti.
the census taker reminds her that ranges still need to be redrawn as the population changes.
2:23nüfus sayım memuru, nüfus değiştikçe sınırların hala yeniden çizilmesi gerektiğini ona hatırlatıyor.
How is it going to be decided?: karar yöntemini sormak
How is it going to be decided? cümlesi how ile kurulan bir soruyu, be going to gelecek zaman yapısını ve edilgen be decided yapısını birleştirir. Kalıp şöyledir: How + is + özne + going to be + fiilin üçüncü hâli? Burada how, gelecekteki bir kararın hangi yöntemle veya süreçle alınacağını sorar. Edilgen yapı, kararı kimin vereceğine değil, neyin karara bağlanacağına odaklanır.
Alıştırma
Seçim yöntemi henüz bilinmiyor. Kararı verecek kişiyi veya kararın tamamlanıp tamamlanmadığını değil, yöntemi soran soru hangisidir?
- Who is going to decide the winner?
- How is the winner going to be decided?
- Has the winner been decided?
Cevabı göster
How is the winner going to be decided?
a bipartisan committee must agree on all new range boundaries.
2:31iki partili bir komite tüm yeni bölge sınırları üzerinde anlaşmalıdır.
After all, if both parties have to agree on the ranges, Anlatım akışı
2:36Sonuçta, her iki parti de sınırlar üzerinde anlaşmak zorundaysa,
then they must end up being fair to everyone. Öbek fiiller
2:38o zaman eninde sonunda herkes için adil olmalıdır.
After all, ile destekleyici bir gerekçe sunmak
After all, az önce söylenen iddiayı destekleyen bir gerekçeyi sunan söylem işaretleyicisidir. Gerekçeyi dinleyicinin bildiği veya kabul edebileceği bir nokta olarak gösterir: iki partinin de anlaşmak zorunda olması, sonucun adil olması gerektiğine kanıt olarak sunulur. Burada zaman anlatmaz. Yararlı bir düzen şöyledir: İddia. After all, destekleyici gerekçe.
Alıştırma
Az önce Mia'nın yolu hatırlayacağını söylediniz. Hangi sonraki cümle, kolayca kabul edilebilecek destekleyici bir gerekçeyi doğal biçimde ekler?
- After all, she walks this way every day.
- After everything, she walks this way every day.
- Finally, she walks this way every day.
Cevabı göster
After all, she walks this way every day.
end up being: sonunda bir duruma gelmek
End up being, bir süreç geliştikten sonra “sonunda bir durumda olmak” veya “sonunda bir hâle gelmek” anlamına gelir. Başta planlanmamış ya da ilk beklentiden farklı olabilecek nihai duruma odaklanır. Kalıp end up + -ing şeklindedir; bu nedenle be, to be değil being olur. Bu cümlede konuşmacı, iki taraf da kabul etmek zorunda olduğu için üzerinde anlaşılan sınırların sonunda herkes için adil olacağını öngörüyor. Buradaki up fiziksel bir yön belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi end up sonrasında be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: With all these extra fees, the cheap trip may end up ____ more expensive than expected.
Cevabı göster
being
after a few election cycles using this solution,
2:41bu çözümü kullanarak birkaç seçim döngüsü geçtikten sonra,
Queen Lion notices that she always sees the same faces on the Jungle Council.
2:43Kraliçe Aslan, Orman Konseyi'nde her zaman aynı yüzleri gördüğünü fark eder.
Representatives almost never get defeated in their elections.
2:47Temsilciler seçimlerde neredeyse hiç yenilgiye uğramazlar.
It turns out that the interests of the representatives Anlatım akışı
2:50Görünüşe göre temsilcilerin çıkarlarıyla
It turns out that: ortaya çıkan bir sonucu sunmak
It turns out that, gerçekler kontrol edildikten veya olayların nasıl geliştiği görüldükten sonra keşfedilen ya da ortaya çıkan bilgiyi sunar. Sonuç çoğu zaman önceki bir düşünceyle çelişir, ancak mutlaka şaşırtıcı olması gerekmez. It biçimsel bir öznedir; bir kişiye ya da nesneye gönderme yapmaz ve asıl mesajı that yan cümlesi taşır. Bu cümlede yapı, tartışmayı adalet beklentisinden temsilcilerle vatandaşların çıkarlarının farklı olduğu bulgusuna taşır.
Alıştırma
Resmî tarifeyi kontrol ettiniz ve önceki inancınızın yanlış olduğunu gördünüz. Doğrulanmış sonucu en iyi hangi cümle sunar?
- It seems that the last train may leave at 10 p.m.
- At first, I thought the last train left at 10 p.m.
- It turns out that the last train leaves at 10 p.m.
Cevabı göster
It turns out that the last train leaves at 10 p.m.
Citizens want elections where the candidates have to earn their vote. Kalıp ifadeler
2:55Vatandaşlar, adayların oylarını kazanmak için çaba göstermek zorunda olduğu seçimler istiyor.
earn their vote: seçmenlerin desteğini kazanmak
earn their vote ifadesinde earn, bunu hak ettiğinizi göstererek vatandaşların seçim desteğini kazanmak demektir. Their, citizens sözcüğüne gönderme yapar; adaylar para kazanmıyor veya oy pusulasını ödeme olarak almıyor. Bu ifade, oyu otomatik olarak elde edilmeyen bir destek olarak sunar. Başka durumlarda da kullanılabilen earn + someone's vote yapısı, bir seçmeni eylemleriniz, fikirleriniz veya geçmiş performansınızla ikna etmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “seçmenlerin desteğini kazanmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The candidate must ____ by listening to local concerns.
Cevabı göster
earn their vote
These are close elections where either candidate has a chance of winning. Kalıp ifadeler
2:58Bunlar, her iki adayın da kazanma şansı olan başa baş geçen seçimlerdir.
has a chance of winning: olası bir sonuç
Has a chance of winning, kazanmanın gerçek bir olasılık olduğu ancak kesin olmadığı anlamına gelir. Burada chance, rastlantısal bir olayı veya sıranın gelmesini değil, olasılığı ifade eder. Yapı have/has a chance of + fiilin -ing hâlidir. Bu cümlede either candidate dilbilgisel olarak tekildir; bu nedenle has kullanılır ve of edatından sonra winning gelir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi has a chance of + reach fiilinin -ing hâlini kullanarak tamamlayın: The young runner is improving quickly and ____ the final.
Cevabı göster
has a chance of reaching
But, representatives don't want close elections,
3:02Ancak temsilciler başa baş geçen seçimler istemezler,
elections where they run in a range that is filled with supporters. Kelime
3:05destekçilerle dolu bir bölgede aday oldukları seçimleri isterler.
run in a range: bir seçim bölgesinde aday olmak
Burada run, hızlı hareket ederek koşmak değil, bir seçimde aday olmak anlamına gelir. run in a range ifadesinde in, yarışın gerçekleştiği seçim bölgesini belirtir; bu hikâyede range bu kurgusal bölgenin adıdır. Bu kalıp gerçek siyasi dilde de kullanılabilir: run in + seçim bölgesi, kişinin nerede aday olduğunu gösterir; siyasi bağlam da run fiiline seçim anlamını verir.
Alıştırma
“Bir seçim bölgesinde aday olmak” anlamına gelen ifadeyi seçin: Lena will ___ the Eastside constituency this autumn.
- run for
- run in
- run across
Cevabı göster
run in
Because the representatives are in charge of the boundaries, Kalıp ifadeler
3:09Temsilciler sınırlardan sorumlu oldukları için,
in charge of the boundaries: sınırları yönetmekten sorumlu olmak
In charge of, bir şeyi yönetmekten veya kontrol etmekten sorumlu olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede temsilciler sınırları belirleme yetkisine sahiptir; yalnızca bu işe yardım etmekle yükümlü değildir. of kelimesinden sonra gelen isim öbeği, kişi ya da grubun kontrolündeki şeyi belirtir. Bu ifade genellikle devam eden bir görev veya yetki alanını anlatır; kişiler, ekipler, departmanlar ve kurumlar için kullanılabilir.
Alıştırma
“Bir görevin parçası olarak bir şeyi yönetmek veya kontrol etmek” anlamındaki ifadeyi seçin: The librarian is ___ the book club.
- in front of
- in need of
- in charge of
Cevabı göster
in charge of
The first is to set up a politically independent commission of appointed experts Öbek fiiller
3:18Birincisi, sınırları çizmek için siyasi olarak bağımsız, atanmış uzmanlardan
Siyasi açıdan bağımsız bir komisyon kurmak
Burada set up, bir şeyin çalışmaya başlayabilmesi için onu kurmak veya oluşturmak anlamına gelir. Nesnesi siyasi açıdan bağımsız bir komisyondur; dolayısıyla ifade, fiziksel bir nesneyi yerleştirmeyi değil resmî bir kurum oluşturmayı anlatır. Aktarılabilir kalıp set up + kuruluş, sistem, hizmet veya etkinlik şeklindedir. Nesne ve bağlam, phrasal verb'ün hangi anlamının kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümleyi hangi phrasal verb doğru şekilde tamamlar? The council plans to ___ an independent task force to review road safety.
- set aside
- set off
- set out
- set up
Cevabı göster
set up
Independent commissions are much better than bipartisan committees,
3:23Bağımsız komisyonlar iki partili komitelerden çok daha iyidir,
but still not ideal because they usually group similar areas together,
3:26ancak yine de ideal değildir çünkü genellikle benzer bölgeleri bir araya getirirler,
is not as independent as it appears. Dilbilgisi
3:33göründüğü kadar bağımsız olmama ihtimali her zaman vardır.
Göründüğü kadar bağımsız olmamak
not as + sıfat + as kalıbı iki dereceyi karşılaştırır. Burada karşılaştırmanın diğer tarafı, komisyonun görünüşünün düşündürdüğü bağımsızlık derecesidir; dolayısıyla gerçek bağımsızlığı daha düşük olabilir. Bu ifade kesin değil, temkinli bir iddiadır. Komisyonun hiç bağımsız olmadığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi not as ... as kalıbıyla tamamlayın: The hotel room is ____ spacious ____ the photos suggest.
Cevabı göster
not as · as
The second option is to let math decide the boundaries.
3:36İkinci seçenek, sınırları matematiğin belirlemesine izin vermektir.
There are a number of ways to mathematically divide an area into equally populous ranges. Kelime
3:38Bir alanı matematiksel olarak eşit nüfuslu bölgelere ayırmanın çeşitli yolları vardır.
Equally populous ranges: nüfusları eşit bölgeler
Burada equally populous, “aynı sayıda insan içeren” demektir. Bölgelerin yüzölçümleri veya şekilleri farklı olabilir; eşit olan seçmen sayılarıdır. Populous normalde çok sayıda sakini olan bir yeri veya bölgeyi anlatır. Equally populous içinde karşılaştırmalı olarak kullanılır: Her bölgenin yalnızca kalabalık olması değil, diğerleriyle aynı nüfusa sahip olması amaçlanır.
Alıştırma
“The map creates four equally populous districts.” cümlesinde neyin eşit olması gerekir?
- Her bölgenin yüzölçümü
- Her bölgedeki insan sayısı
- Bölge sakinlerinin her bölgeyi ne kadar sevdiği
Cevabı göster
Her bölgedeki insan sayısı
The simplest example of this is called the shortest split line method.
3:42Bunun en basit örneğine en kısa bölünme çizgisi yöntemi denir.
and repeat as necessary until all the ranges are made.
3:47ve tüm bölgeler oluşana kadar gerektiği kadar tekrarlayın.
In twain: iki parçaya
In twain, “iki parçaya” veya “ikiye” demektir. Bu cümlede splits the voters in twain, çizginin seçmenleri iki gruba ayırdığını belirtir. Twain, two anlamına gelen eski bir sözcüktür. Bilerek kullanılan bu eski tarz ifade, teknik bir talimata görkemli veya eğlenceli bir hava verir. İfade yalnızca iki parça belirtir; bu parçaların eşit olup olmadığını bağlam göstermelidir.
Alıştırma
Fantastik üsluplu cümleyi “iki parçaya” anlamındaki eski ifadeyle tamamlayın: The enchanted blade cut the iron chain ____.
Cevabı göster
in twain
This is much better than an independent commission,
3:51Bu bağımsız bir komisyondan çok daha iyidir,
but it does have the problem of occasionally producing skewed election results Dilbilgisi
3:53ancak sınırların çizildiği yerdeki saf şanssızlık nedeniyle
just through the pure bad luck of where the boundaries are drawn.
3:56ara sıra çarpık seçim sonuçları üretme gibi bir sorunu vardır.
Vurgulu does have kullanımı
Bu olumlu cümlede does, have fiilini vurgular: sorun gerçekten vardır. Konuşmacı az önce bir avantaj sunmuş, ardından but it does have yapısıyla gerçek bir dezavantajı kabul etmiştir. Olumlu bir ifadeyi vurgulamak için do, does veya did + fiilin yalın hâlini kullanın. Bu yapı özellikle bir beklentiyi düzeltirken, ödün verirken veya bir gerçeğin üzerinde ısrar ederken kullanılır. Zaman ve üçüncü tekil kişi işaretini does taşıdığı için have yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Üçüncü tekil kişi öznesi için have fiilinin vurgulu biçimiyle cümleyi tamamlayın: The proposal looks affordable, but it ____ one hidden cost.
Cevabı göster
does have
all citizens can check the results and be confident that there is no intentional bias in the system. Kalıp ifadeler
4:01tüm vatandaşlar sonuçları kontrol edebilir ve sistemde kasıtlı bir önyargı olmadığından emin olabilir.
be confident that + tam bir yan cümle
Be confident that, birinin doğru olduğundan emin olduğu şeyi bildiren tam bir yan cümleyi başlatır. Burada vatandaşlar sonuçları kontrol edebildiği için sistemde kasıtlı yanlılık olmadığına dair güvenleri kanıta dayanır. Yapı be + confident + that yan cümlesi şeklindedir. Be fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: I am confident that..., they were confident that... veya you can be confident that....
Alıştırma
Emin olmak anlamına gelen ve tam bir yan cümleyi başlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After checking every figure, we can ____ the report is accurate.
Cevabı göster
be confident that
hire back the Weasel and embrace gerrymandering. Deyimler
4:08Gelincik'i geri işe alın ve gerrymandering'i benimseyin.
embrace gerrymandering ifadesinin mecaz anlamı
Burada embrace, birini kollarla kucaklamak değil, bir fikir veya yöntemi isteyerek kabul edip bilinçli biçimde kullanmak demektir. İfade, seçim bölgelerini siyasi çıkar için düzenleme yönteminin önerilen çözümün bir parçası hâline getirildiğini anlatır. Bu kullanım belirli bir amaçla sınırlı olabilir: Bir kişi, bir yöntemin her biçimini onaylamadan veya onu ahlaken iyi görmeden de belirli bir amaç için o yöntemi benimseyebilir.
Alıştırma
Bu cümlede embrace gerrymandering ne anlama geliyor?
- Bölgelerin sınırlarını çizen kişiyi fiziksel olarak karşılamak
- Bu yöntemin varlığını kabul etmek ama kullanmayı reddetmek
- Önerilen amaç için seçim bölgelerini siyasi çıkar doğrultusunda düzenleme yöntemini bilinçli olarak benimseyip kullanmak
Cevabı göster
Önerilen amaç için seçim bölgelerini siyasi çıkar doğrultusunda düzenleme yöntemini bilinçli olarak benimseyip kullanmak
pay him to make the winners most closely match the voters as a whole. Kalıp ifadeler
4:11kazananların seçmen kitlesinin bütünüyle en iyi şekilde eşleşmesini sağlaması için ona ödeme yapın.
as a whole: bir grubu topluca değerlendirmek
Burada as a whole, seçmenleri karşılaştırmanın birimi hâline getirir: Grup, kişiler tek tek ele alınarak değil, topluca değerlendirilir. Amaç, kazananların tüm seçmenlerdeki genel dağılımı yansıtmasıdır. İfade, her bir seçmenin kendi tercihiyle eşleşen bir kazanana sahip olacağını söylemez. Grup düzeyindeki bir sonucu anlatır.
Alıştırma
‘Üyeler tek tek değil, topluca ele alındığında’ anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee ____ supports the plan, although two members disagree.
Cevabı göster
as a whole
this is actually the best way to avoid disproportionate representation,
4:16aslında orantısız temsiliyetin önüne geçmenin en iyi yolu budur,
While it seems unsavory: ödünleme bildiren while
Burada While, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Konuşmacı önce yöntemin ahlaken rahatsız edici veya sakıncalı görünebileceğini kabul eder, ardından asıl iddiayı sunar: Bu aslında en iyi seçenektir. İlk izlenim ile konuşmacının son değerlendirmesi karşı karşıya getirilir. While bu kullanımda “-se de” veya “her ne kadar” anlamındadır; “-iken” anlamında değildir. Bir kaygıyı kabul ettikten sonra ona ters yönde bir iddia sunmak için kullanılabilir.
Alıştırma
While it seems unsavory bu cümlede nasıl bir işlev görüyor?
- Asıl iddianın neden doğru olduğunu açıklar.
- Asıl iddiayı sunmadan önce olası bir itirazı kabul eder.
- Asıl iddianın ne zaman gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Asıl iddiayı sunmadan önce olası bir itirazı kabul eder.
the worst ile kullanılan by far
By far, the worst üstünlük yapısını güçlendirir. Bu sorunun yalnızca en kötü sorun olmadığını, karşılaştırmadaki diğer bütün sorunlardan açıkça daha kötü olduğunu belirtir. Bu ifade büyük bir fark olduğunu gösterir. by far the best örneğinde olduğu gibi çoğunlukla üstünlük yapısından önce ya da by far the better option gibi yapılarda kullanılır. Buradaki far, fiziksel mesafeyi değil karşılaştırmadaki farkı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “diğerlerinin hepsinden açıkça daha fazla” anlamındaki iki sözcüklü sabit pekiştiriciyle tamamlayın: Of the three proposals, this is ____ the most practical.
Cevabı göster
by far
But, considering these three solutions leaves Queen Lion grumpy. Dilbilgisi
4:22Ancak bu üç çözümü değerlendirmek Kraliçe Aslan'ı huysuzlaştırıyor.
Considering... leaves + nesne + sıfat
Bu cümlede considering these three solutions, özne görevindeki bir -ing isim-fiil öbeğidir. Çözümleri dikkatle düşünme etkinliğini adlandırır. Etkinliğin tamamı tek bir şey olarak görüldüğü için leaves tekil biçimdedir. Leave + nesne + sıfat, “birini veya bir şeyi sonuç olarak o durumda bırakmak” anlamına gelir. Burada Queen Lion nesnedir; grumpy ise ortaya çıkan durumu anlatır. Kullanılabilir kalıp şöyledir: -ing etkinliği + tekil fiil + kişi veya şey + sıfat.
Alıştırma
Cümleyi compare ve leave fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: ____ the two plans ____ us uncertain.
Cevabı göster
Comparing · leaves
but still may result in uncompetitive elections or disproportionate results, Kalıp ifadeler
4:27ancak yine de rekabetçi olmayan seçimlere veya orantısız sonuçlara yol açabilir,
result in + sonuç
Result in, “belirli bir sonuca neden olmak veya onu ortaya çıkarmak” anlamına gelir. in edatından sonraki isim öbeği etkiyi belirtir; bu nedenle uncompetitive elections ve disproportionate results, ilk iki çözümün olası sonuçlarıdır. Neden + result in + sonuç kalıbını kullanın. Fiil, zamana veya yapıya göre results in, resulted in ya da may result in biçimine girebilir.
Alıştırma
Gerekirse biçimini değiştirerek cümleyi hedef ifade result in ile tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.
Cevabı göster
result in
while the third just feels wrong: while ile karşıtlık kurma
Burada while iki farklı değerlendirmeyi birbirine bağlar. Önceki bölüm olası seçim sonuçlarını anlatırken son yan cümle üçüncü seçeneğin kişide öznel bir ahlaki rahatsızlık yarattığını söyler. Bu, zaman bildiren while değil, karşıtlık kuran while'dır. Bir analizi “A'nın bir tür sorunu varken B'nin başka bir sorunu var” biçiminde düzenler; feels wrong, “ahlaken ya da sezgisel olarak kabul edilemez görünüyor” demektir, “teknik olarak yanlış” değil.
Alıştırma
Hangi cümlede while, eş zamanlı eylemler göstermek yerine iki farklı değerlendirmeyi karşılaştırmak için kullanılmıştır?
- She read a book while the baby slept.
- The basic plan is cheaper, while the premium plan offers better support.
- Please wait here while I call the office.
Cevabı göster
The basic plan is cheaper, while the premium plan offers better support.
Gerrymandering to avoid the problems of gerrymandering is odd.
4:32Gerrymandering'in sorunlarından kaçınmak için gerrymandering yapmak gariptir.
Remembering what she learned about voting before,
4:36Daha önce oylama hakkında öğrendiklerini hatırlayarak,
she realizes that all this gerrymandering is really just a symptom of a more fundamental problem: Deyimler
4:38tüm bu gerrymandering olayının aslında daha temel bir sorunun belirtisi olduğunu fark eder:
gerrymandering is ... a symptom of a more fundamental problem: belirti ve temel neden
Bu cümlede symptom mecaz olarak kullanılır. Seçim bölgelerinin manipüle edilmesi görünür belirtidir; seçim sistemindeki daha derin bir zayıflık ise altta yatan sorun olarak sunulur. X is a symptom of Y kalıbı, gözlemlenebilir bir sorunu onun temel nedeninden ayırır. Really just, X'in rolünü sınırlar: X'in zararsız ya da önemsiz olduğunu değil, Y'nin kanıtı veya sonucu olduğunu söyler.
Alıştırma
Temel neden kalıbı X is a symptom of Y'yi tek sözcükle tamamlayın: Repeated delays are a ____ of poor planning.
Cevabı göster
symptom
the method by which each citizen gets only one vote Dilbilgisi
4:42her vatandaşın sadece bir oy alabildiği
and elects only one representative.
4:45ve sadece bir temsilci seçebildiği yöntemin bir sorunudur bu.
the method by which ...: bir yöntemi açıklayan resmî yapı
the method by which ... ifadesinde which, önceki method sözcüğüne gönderme yapar; by ise o yöntemi “kullanarak” veya o yöntem “aracılığıyla” anlamına gelir. Ardından gelen yan cümle, bu yöntemle ne olduğunu açıklar. Bu, edatın öne alındığı bir ilgi cümleciğidir: by, which sözcüğünden önce gelir. the method by which + özne + fiil kalıbı, bir sürecin nasıl işlediğini kısa ve resmî biçimde açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Resmî cümleyi by ve doğru ilgi zamiriyle tamamlayın: The report explains the method ____ each application is reviewed.
Cevabı göster
by which
There are ways to eliminate gerrymandering and restore competitive elections
4:47Gerrymandering'i ortadan kaldırmanın ve rekabetçi seçimleri geri getirerek
make her citizens happy: make + nesne + sıfat
make her citizens happy ifadesinde her citizens, make fiilinin nesnesidir; happy ise onların ortaya çıkan durumunu anlatan bir sıfattır. İfade, “vatandaşlarını mutlu etmek” anlamına gelir. Aktarılabilir kalıp make + nesne + sıfat yapısıdır. Make the room quiet veya make the task easier örneklerinde olduğu gibi, neden olunan bir durumu ya da değişimi anlatır.
Alıştırma
Yeni parkın bölge sakinlerini mutlu ettiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The mayor wanted the residents to be happy.
- The new park made the residents happy.
- The new park made the residents to be happy.
Cevabı göster
The new park made the residents happy.
Queen Lion is going to have to make some big fundamental changes to her democracy. Dilbilgisi
4:53Kraliçe Aslan demokrasisinde bazı büyük, köklü değişiklikler yapmak zorunda kalacaktır.
going to have to: öngörülebilir bir gelecek gerekliliği
Be going to, gerekliliği beklenen bir geleceğe yerleştirir; have to ise koşulların veya gerekliliklerin eylemi zorunlu kıldığını belirtir. Birlikte is going to have to make, değişiklikleri yapmanın kaçınılmaz hâle gelmesinin beklendiği anlamına gelir. Kalıp subject + be + going to + have to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada is, Queen Lion öznesiyle uyumludur; make ise have to'dan sonra yalın hâlde kalır.
Alıştırma
Cümleyi be going to + have to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Because the bridge will close at dusk, the driver ____ take another route.
Cevabı göster
is going to have to