Çikolata: Gerçek bir Willy Wonka ile tanışın ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, Fazer’in yeni çikolatalar geliştirip tadan, müşteri ilgisine göre piyasaya çıkış zamanını belirleyen ve hem satış başarılarından hem de başarısızlıklardan ders çıkaran araştırma ve geliştirme yöneticisini tanıtıyor. Ayrıca Britanya’nın en çok satan çikolatasının Mars Bar olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a real-life Willy Wonka, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Roald Dahl’ın kurgusal şekerleme mucidine yapılan göndermenin, gerçek hayatta benzer bir işi yapan kişiyi nasıl canlı biçimde tanımladığını anlamak ve dinleyici göndermeyi biliyorsa bu tür kültürel karşılaştırmaları kullanmak. 2. enough consumer demand, — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Fiyat ve bulunabilirlik gibi etkenlere bağlı olarak müşterilerin ürünü satın alma isteğinin yeterli düzeye ulaşmasını ifade eden bu ticari terimi tanımak ve bir ürünün piyasaya sürülmeye hazır olup olmadığını tartışırken kullanmak. 3. Flop or not, — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Bir şeyin başarısız olabileceğini kabul ettikten sonra daha geniş ve olumlu bir değerlendirmeye dönmek için bu kısa yapıyı kullanmak; böylece olumsuz ihtimalin bütün sonucu belirlemesini önlemek.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
In Britain, millions of kids grow up reading the books of Roald Dahl. Dilbilgisi
0:14İngiltere'de milyonlarca çocuk Roald Dahl'ın kitaplarını okuyarak büyüyor.
grow up reading: çocukluk boyunca süren bir etkinlik
grow up reading ifadesinde reading, kişi büyürken çocukluk boyunca gerçekleşen bir etkinliği anlatır. Okumanın kişi yetişkin olduktan sonra başladığı anlamına gelmez. Bir etkinliğin, dilin veya etkinin kişinin çocukluğunun düzenli bir parçası olduğunu anlatmak için grow up + fiil-ing yapısını kullanın. Sona ermiş bir çocukluk döneminden söz ederken grow yerine grew kullanın.
Alıştırma
Çocukluk boyunca süren bir alışkanlığı göstermek için cümleyi grow up + read yapısının geçmiş hâliyle tamamlayın: Lena ____ adventure stories with her sister.
Cevabı göster
grew up reading
including best sellers like Matilda and the BFG. Kelime
0:24Matilda ve BFG gibi en çok satanlar da dahil.
best sellers: çok yüksek sayıda satılan kitaplar
Best sellers çoğul bir isim öbeğidir. Burada, bir şeyleri satmakta özellikle iyi olan insanları değil, çok yüksek sayıda satılan kitapları anlatır. Tekil biçimi best seller şeklindedir. Bu isim, oyuncak veya oyun gibi özellikle iyi satan başka bir ürün türünü de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede best seller, çok iyi satan bir kitap anlamında isim olarak kullanılmıştır?
- The author wrote a best-selling novel.
- The seller placed the novel in the window.
- The novel became a best seller.
Cevabı göster
The novel became a best seller.
But one book in particular is many people's favorite, Kalıp ifadeler
0:28Ancak özellikle bir kitap birçok insanın favorisidir:
Charlie and the Chocolate Factory.
0:31Charlie and the Chocolate Factory (Charlie'nin Çikolata Fabrikası).
one book in particular: birçok kitabın içinden birini öne çıkarmak
one book in particular, “diğerlerinin arasından öne çıkan belirli bir kitap” demektir. Konuşan kişi önce daha geniş bir kitap grubundan söz eder, ardından dikkati bunlardan birine yöneltmek için book kelimesinden sonra in particular ifadesini kullanır. Tekrar kullanılabilen kalıp one + tekil isim + in particular şeklindedir. Burada in particular “özellikle” veya “belirli olarak” demektir; bir yer anlatmaz.
Alıştırma
Bir grubun içinden tek bir öğeyi öne çıkaran ifadeyle cümleyi tamamlayın: I liked all the drawings, but one drawing ____ made me smile.
Cevabı göster
in particular
the poor kid whose luck turns around when he wins a golden ticket to the local chocolate factory. Öbek fiiller
0:37yerel çikolata fabrikasına altın bilet kazanıp şansı yaver giden fakir çocuk.
luck turns around: şansın iyiye dönmesi
luck turns around ifadesinde turn around mecaz anlamdadır: şanssız bir dönem sona erer ve işler daha iyi gitmeye başlar. Altın bileti kazanmak, Charlie'nin durumunu iyiye çeviren olaydır. Tekrar kullanılabilen kalıp someone's luck turns around veya someone's luck turned around şeklindedir. Bu ifade genellikle olumlu bir değişimden önce yaşanan şanssız ya da zor bir döneme işaret eder.
Alıştırma
Cümleyi luck ve turn around ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: After several disappointing games, Leo's ____ when he scored the winning goal.
Cevabı göster
luck turned around
The factory is run by the mysterious Willy Wonka,
0:44Fabrika, gizemli Willy Wonka tarafından işletiliyor,
who invents all kinds of sweets and chocolates for the children to try. Kalıp ifadeler
0:47o, çocukların denemesi için her türlü tatlıyı ve çikolatayı icat ediyor.
all kinds of: birçok farklı türde
all kinds of, “birçok farklı türde” anlamına gelir. Bu cümlede sweets and chocolates ifadesini büyük ve çeşitli bir grup olarak gösterir. Buradaki kinds, “türler” anlamındaki çoğul isimdir; “nazik” veya “şefkatli” anlamına gelmez. Kalıp all kinds of + isim şeklindedir. Kesin sayıdan çok çeşitliliğin önemli olduğu durumlarda kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “birçok farklı türde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: At the art table, we use ____ colors.
Cevabı göster
all kinds of
Everything from strawberry-coated fudge to marshmallow pillows. Dilbilgisi
0:52Çilek kaplamalı fudge'dan marshmallow yastıklarına kadar her şey.
Everything from X to Y: geniş bir çeşitlilik göstermek
Everything from X to Y, geniş bir kümenin uçlarını göstermek için iki örnek kullanır. Bu kümenin X, Y ve daha pek çok şeyi içerdiği anlamına gelir; dolayısıyla ifade bir yerden başka bir yere yolculuğu değil, çeşitliliği gösterir. Altyazıda iki sıra dışı tatlı, Wonka'nın icatlarına örnektir. Bu satır, önceki cümledeki düşünceyi tamamlayan bir cümle parçasıdır. Tam bir cümle The factory makes everything from X to Y kalıbını izleyebilir.
Alıştırma
Kampın bu etkinliklerle birlikte daha birçok etkinlik sunduğunu gösterecek aralık kalıbını tamamlayın: The camp offers ____ painting ____ rock climbing.
Cevabı göster
everything from · to
Neil, I really wanted to visit that chocolate factory.
0:57Neil, o çikolata fabrikasını gerçekten ziyaret etmek istemiştim.
you also dreamed of tasting chocolate for a living. Kalıp ifadeler
1:03siz de geçiminizi çikolata tadarak sağlamanın hayalini kurmuşsunuzdur.
if that story sounds familiar, then ...: tanıma hissinden bağlantılı bir deneyime geçiş
if ile başlayan bölüm, dinleyiciyi hikâyeyi kendi deneyiminden tanıyor olabileceğini düşünmeye davet eder. sounds familiar, “bilindik geliyor veya hatırlanıyor” demektir; “tanıdık bir sesi var” demek değildir. then, sırada gelen bağlantılı düşünceye işaret eder. Burada bütün kalıp, hikâyenin doğru olup olmadığını sınamak yerine çocukluktan kalma olası ortak bir hayale dostça geçiş yapar.
Alıştırma
Örnekte if that story sounds familiar, then ifadesinin temel işlevi nedir?
- Hikâyeyi anlatan kişinin sesinin fiziksel özelliklerini betimlemek
- Dinleyiciden hikâyenin gerçekte doğru olduğunu kanıtlamasını istemek
- Tanıma hissi uyandırıp bağlantılı olası bir deneyime geçmek
Cevabı göster
Tanıma hissi uyandırıp bağlantılı olası bir deneyime geçmek
for a living: çalışarak para kazanmak
for a living, “para kazanmak için yapılan iş olarak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede tasting chocolate bir iş olarak hayal edilir. “Hayatta kalmak için” anlamına gelmez. Yaygın yapı, etkinlik veya iş bildiren fiil + for a living biçimindedir: She writes for a living.
Alıştırma
“Para kazanmanın bir yolu olarak” anlamındaki bu derste öğretilen kalıpla cümleyi tamamlayın: My aunt designs games ____.
Cevabı göster
for a living
a real-life Willy Wonka: gerçek hayattaki bir Willy Wonka
Willy Wonka, Charlie'nin Çikolata Fabrikası'ndaki sıra dışı şekerlemeler icat etmesiyle tanınan kurgusal çikolata üreticisidir. Bu çalışana a real-life Willy Wonka denmesi, onu gerçek dünyada çikolatayla ilgili benzer bir iş yapan biri olarak tanıtır. Burada real-life, gerçek dünyada var olan anlamındadır. Bu bir benzetmedir; çalışanın gerçekten Willy Wonka olduğu iddia edilmez.
Alıştırma
Bu cümlede a real-life Willy Wonka ne anlama geliyor?
- Kurgusal Willy Wonka'nın gerçekten var olduğunun kanıtı
- Çikolata üretme işi Willy Wonka'nınkine benzeyen gerçek bir kişi
- Bir filmde Willy Wonka'yı oynayan bir oyuncu
Cevabı göster
Çikolata üretme işi Willy Wonka'nınkine benzeyen gerçek bir kişi
Heini Atula has the kind of job most people can only dream of. Deyimler
1:19Heini Atula, çoğu insanın sadece hayalini kurabileceği türden bir işe sahip.
most people can only dream of: çoğu insanın yalnızca hayalini kurabileceği
most people can only dream of bölümü, işin o kadar çekici veya nadir olduğunu anlatır ki çoğu insan onu hayal edebilir ya da isteyebilir ama ona sahip olma ihtimali düşüktür. Can only, gerçekçi olarak yapabilecekleri tek şeyin hayal kurmak olduğunu düşündürerek hayranlık veya imrenme katar. Bu bölüm, the kind of job ifadesini açıklar. dream of ifadesinin anlaşılan nesnesi daha önce sözü edilen job kelimesidir; daha açık biçimi the kind of job that most people can only dream of olurdu.
Alıştırma
Bir şeyi isteyebilmek ancak ona sahip olma ihtimalinin düşük olması anlamındaki bu derste geçen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: They are staying in a hotel most travellers ____.
Cevabı göster
can only dream of
Heini is head of research and development at Fazer, Kelime
1:25Heini, Fazer'da araştırma ve geliştirme başkanıdır;
Bir iş unvanı olarak head of research and development
Burada head of research and development bir iş unvanıdır. Şirketin araştırma ve geliştirme çalışmalarına liderlik eden kişiyi belirtir. Genellikle R&D olarak kısaltılan research and development, ürün oluşturma ve geliştirme çalışmalarını ifade eder. Tekrar kullanılabilen kalıp head of + bölüm, ekip veya alandır. Örneğin head of sales ve head of design denebilir. Bu cümlede head, vücut bölümü olan baş değil, sorumlu kişi anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iş unvanı kalıbıyla tamamlayın: Priya leads the sales department. Priya is ____ sales.
Cevabı göster
head of
a confectionery company in Finland which has been making and selling chocolate for over 130 years. Dilbilgisi
1:28bu şirket, 130 yılı aşkın süredir çikolata yapıp satan Finlandiyalı bir şekerleme şirketidir.
has been making and selling ... for over 130 years: günümüze kadar süren faaliyet
Has been making and selling, present perfect continuous yapısıdır: has been + fiil-ing. making ve selling eylemlerinin ikisi de has been yardımcı yapısını paylaşır. Şirketin bu faaliyetlere geçmişte başladığını ve şimdi de sürdürdüğünü gösterir. For over 130 years sürenin uzunluğunu belirtir. for + zaman süresi, since + başlangıç noktası kullanılır. Bu kalıp, uzun zamandır devam eden ve hâlâ süren bir faaliyet için uygundur.
Alıştırma
grow ve sell fiillerinin present perfect continuous biçimleriyle tamamlayın: The club started three years ago and still does both. It ____ flowers for three years.
Cevabı göster
has been growing and selling
Heini is responsible for buying the cocoa beans used to make chocolate Kalıp ifadeler
1:36Heini, çikolata yapımında kullanılan kakao çekirdeklerini satın almaktan
and coming up with ideas for new chocolate products to sell. Öbek fiiller
1:40ve satılacak yeni çikolata ürünleri için fikirler üretmekten sorumludur.
responsible for buying: be responsible for + -ing yapısı
Bu cümlede is responsible for buying, kakao çekirdeklerini satın almanın Heini'nin görevlerinden biri olduğu anlamına gelir. responsible for, bir kişinin ilgilenmesi gereken görevi veya alanı belirtir. for bir edat olduğu için ardından gelen eylem -ing biçimini alır: be responsible for + -ing. Görevi belirtirken responsible for buying kullanın; responsible for buy ya da responsible to buy kullanmayın.
Alıştırma
buy fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya is responsible for ____ snacks for the trip.
Cevabı göster
buying
coming up with ideas: come up with + isim
coming up with ideas, fikir düşünüp üretmek anlamına gelir. Come up with tek bir bütün gibi çalışan çok sözcüklü bir fiildir; sözcükleri birlikte tutun ve düşünülen fikri, planı ya da çözümü with ifadesinden sonra getirin. Burada coming ile buying paralel yapılardır. Her iki -ing grubu da responsible for ifadesini takip eder; böylece cümle iki görevi belirtir: çekirdekleri satın almak ve fikirler üretmek.
Alıştırma
come up with ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: The team spent an hour ____ names for the robot.
Cevabı göster
coming up with
So, my question for you ... is this: ile odak sorusunu sunmak
So, girişten ana soruya geçildiğini gösterir. My question for you, yanıtlaması beklenen kişiyi belirtir; Neil ise doğrudan hitaptır. Is this, ileride söylenecek olana işaret eder: asıl soru iki noktadan hemen sonra gelir. Bu kalıp, önemli bir soru sorulmadan önce herkesin dikkatini toplar.
Alıştırma
Odak sorusunu sunan kalıbı tamamlayın: So, ____: Which route should we take?
Cevabı göster
my question for you is this
what is Britain's best-selling chocolate bar? Kalıp ifadeler
1:47İngiltere'nin en çok satan çikolata barı hangisidir?
İsimden önce best-selling: Britain's best-selling chocolate bar
Britain's best-selling chocolate bar burada Britanya'da en yüksek satışa sahip çikolata barı anlamına gelir. Britain's karşılaştırılan pazarı belirler; best-selling ise tadı veya kaliteyi değil, satışları anlatır. Bir isimden önce best-selling birleşik sıfattır ve normalde kısa çizgiyle yazılır: a best-selling book, the best-selling toy.
Alıştırma
Cümleyi best-selling ifadesinin doğru yazımıyla tamamlayın: What is the shop's ____ toy?
Cevabı göster
best-selling
Well, I'm going to guess that it's KitKat. Ton ve niyet
1:57Şey, sanırım KitKat olduğunu tahmin edeceğim.
I'm going to guess: emin olunmayan bir cevap vermek
I'm going to guess, konuşanın emin olduğunu iddia etmeden bir cevap vermek üzere olduğunu gösterir. Bu ifade, doğrudan "It's KitKat." demekten daha az kesin duyulur. Burada be going to + fiilin yalın hâli, sırada yapılması amaçlanan eylemi, yani guess eylemini anlatır. Hareket etmek anlamına gelmez. Tahmin, "I'm going to guess that it's KitKat." örneğindeki gibi that ile başlayan bir yan cümleyle verilebilir.
Alıştırma
Bir kavanozda kaç bilye olduğundan emin değilsiniz. Hangi cevap, yirminin bir tahmin olduğunu açıkça belirtir?
- Please tell me that there are twenty.
- I'm going to guess that there are twenty.
- I know for certain that there are twenty.
Cevabı göster
I'm going to guess that there are twenty.
I will reveal the correct answer at the end of the program.
2:01Doğru cevabı programın sonunda açıklayacağım.
Fazer is Finland's largest chocolate maker.
2:08Fazer, Finlandiya'nın en büyük çikolata üreticisidir.
With over 6,000 employees: cümleye arka plan bilgisiyle başlamak
With over 6,000 employees, ana ifadeden önce arka plan bilgisi veren, cümle başındaki bir with öbeğidir. Burada with, "sahip olmak" anlamındadır: çalışanlara ana cümlenin öznesi olan Fazer sahiptir. Over, "-den fazla" demektir. With + isim öbeği, + ana cümle kalıbı, önce bir sayı veya özellik verip ardından bunun neden önemli olduğunu söyleyebilir. Özellikle tanıtımlarda ve raporlarda bilgiyi kısa biçimde düzenleme yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle, okulun büyüklüğünü arka plan bilgisi olarak vermek için cümle başında doğal biçimde bir with öbeği kullanır?
- The school met with eight hundred students after class.
- With eight hundred students, the school needs a larger cafeteria.
- Eight hundred students walked with the principal.
Cevabı göster
With eight hundred students, the school needs a larger cafeteria.
Heini and her team think up new and exciting chocolate products.
2:13Heini ve ekibi yeni ve heyecan verici çikolata ürünleri tasarlıyorlar.
Here, Heini explains more to Ruth Alexander for BBC World Service program,
2:17Burada Heini, BBC World Service programı olan
Part of your job is to travel around the world and eat chocolate. Dilbilgisi
2:24İşinizin bir kısmı dünyayı dolaşmak ve çikolata yemek.
Part of your job is to + fiilin yalın hâli: bir iş sorumluluğunu açıklamak
Part of your job is to + fiilin yalın hâli, sonraki eylemin işin tamamındaki görevlerden biri olduğunu anlatır. Part of, sorumlulukların bir bölümünü belirtir; yarı zamanlı çalışmak anlamına gelmez. Kalıp Part of + iyelik sözcüğü + job + is to + fiilin yalın hâli şeklindedir. İki eylem aynı to sözcüğünü paylaşabilir. to travel ... and eat ... ifadesinde iki eylem de iş görevi olarak sunulur.
Alıştırma
Bir kütüphanede çalışıyorsunuz ve çeşitli görevleriniz var. Cümleyi Part of my job is to + fiilin yalın hâli kalıbıyla tamamlayın: ____ help visitors find books.
Cevabı göster
Part of my job is to
would be a dream: hayal edilen ideal bir durum
would be a dream, bir şeyin ideal ve çok arzulanan bir durum olacağını anlatır. Buradaki a dream mecazidir; uykuda görülen rüya değildir. would, durumu hayal edilen, olası veya henüz gerçek olmamış bir şey olarak sunar. Konuşan kişi bunu doğrudan istemek yerine fikri sıcak bir biçimde değerlendirir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız, en sevdiğiniz yazarla çalışma fırsatı bulabileceğinizi söylüyor. Bu hayalî fırsatı ideal bulduğunuzu en iyi hangi yanıt gösterir?
- That is a routine task.
- That was a dream I had last night.
- That would be a dream.
Cevabı göster
That would be a dream.
you get the different information from different sources around the world.
2:31dünyanın dört bir yanındaki farklı kaynaklardan farklı bilgiler alıyorsunuz.
to actually develop and launch a certain type of products,
2:43belirli bir ürün türünü gerçekten geliştirmek ve piyasaya sürmek için,
when there is a like a consumer demand.
2:47örneğin bir tüketici talebi olduğunda, gibi şeyler kalıyor.
when is the right time to actually develop and launch a...: geliştirme ve piyasaya sürme için doğru zamanı sormak
when is the right time to...? soru kalıbı, bir şeyi yapmak için en uygun zamanın ne olduğunu sorar. Actually, konuşmacının yalnızca bir fikirden söz etmek yerine onu gerçekten uygulamayı kastettiğini gösterir. Ürün planlamasında develop bir ürünü oluşturup hazırlamak, launch ise onu piyasaya sunmak anlamına gelir. Bu nedenle develop and launch birbiriyle bağlantılı iki aşamayı belirtir. Burada launch, bir şeyi uzaya fırlatmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyla ürün planlama sorusunu tamamlayın: When is ____ this new service?
Cevabı göster
the right time to actually develop and launch
How does it feel when...?: bir durumun nasıl hissettirdiğini sormak
How does it feel when...? bir kişinin belirli bir durumda ne hissettiğini sorar. When sözcüğünden sonraki bölüm durumu açıklar; böylece soru, ne olduğundan kişinin nasıl tepki verdiğine yönelir. Burada feel, bir şeye dokunmak değil, bir duygu ya da ruh hâli yaşamak anlamındadır. Doğal bir cevap gurur, heyecan, rahatlama veya şaşkınlık gibi duyguları anlatabilir.
Alıştırma
Hangi soru, birinin ödül kazandığında verdiği duygusal tepkiyi sorar?
- What does the award feel like in your hand?
- When did you win the award?
- How does it feel when you win an award?
Cevabı göster
How does it feel when you win an award?
You really feel proud of my team who is creating Kalıp ifadeler
3:01Ürünleri ve lezzet deneyimini yaratan ekibimle
feel proud of + bir kişi, şey veya başarı
Feel proud of + bir kişi, grup, şey veya başarı, o kişi ya da şey nedeniyle güçlü bir gurur ve mutluluk hissetmek demektir. Of edatı gurura neden olan nesneyi gösterir, bu yüzden yapının gerekli bir parçasıdır. Feel proud of duygunun kendisini vurgular. Bu cümlede my team gurur duyulan nesnedir; ekibin yaratıcı çalışması da nedenini açıklar.
Alıştırma
Sabit ifadeyi eksik edatla tamamlayın: The coach feels proud ____ the team.
Cevabı göster
of
we chocolate eaters just weren't ready for it? Ton ve niyet
3:14henüz buna hazır olmadığını hissettiğiniz?
just weren't ready for it?: nazik bir açıklama
Weren't ready for it burada insanların alışılmadık ürünü henüz kabul etmeye istekli veya hazır olmadığı anlamına gelir. Araç eksikliğini ya da gerçek bir hazırlığın yapılmamasını değil, psikolojik kabulü veya pazarın ürünü benimsemesini anlatır. Just, bunu basit ve daha nazik bir açıklama olarak sunar: sorun ürünün kendisinden çok zamanlama veya hedef kitle olabilir. Cümle soru biçiminde olduğu için konuşan kişi bunu kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak öne sürer.
Alıştırma
Bir kafe çok sıra dışı bir lezzet sundu ancak müşteriler bunu henüz kabul etmedi. Hangi cümle bu nedeni daha nazik biçimde açıklar?
- The flavor failed because customers just weren't ready to it.
- The flavor failed because customers had not prepared it.
- The flavor failed because customers just weren't ready for it.
Cevabı göster
The flavor failed because customers just weren't ready for it.
I think those flops are as important as the products which are gaining great sales, Dilbilgisi
3:18Bence bu başarısızlıklar, yüksek satış rakamlarına ulaşan ürünler kadar önemli,
those flops are as important as the products: iki grubun eşit derecede önemli olması
A is as important as B kalıbı, A ile B'nin aynı derecede önemli olduğunu söyler. Burada those flops A, the products ise B'dir; yani başarısız ürünler başarılı ürünlerden daha az önemli görülmez. Yapı as + adjective + as şeklindedir. İkinci as, karşılaştırılan B öğesini getirir; “çünkü” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “eşit derecede önemli” anlamını veren karşılaştırmayla tamamlayın: Learning from mistakes is ____ celebrating success.
Cevabı göster
as important as
something that you want to happen very much but is not very likely to.
3:30yani gerçekleşmesini çok istediğiniz ama olma ihtimali pek olmayan bir şey.
a dream: çok istenen ama gerçekleşmesi pek olası olmayan bir şey
Burada a dream, gerçekleşmesi pek olası görünmese bile birinin olmasını çok istediği bir şeyi anlatır. Uykuda görülen bir rüya değildir. Çikolata yapma işine a dream denmesi, bu işi çok arzulanan bir fırsat olarak sunar. Başka bağlamlarda dream ideal bir hedefi, işi veya geleceği de anlatabilir.
Alıştırma
Burada a dream ne anlama geliyor? Becoming a pilot was her dream.
- Gerçekleştirmeyi çok istediği bir ideal
- Uyurken gördüğü bir görüntü
- Her gün yaptığı sıradan bir iş
Cevabı göster
Gerçekleştirmeyi çok istediği bir ideal
her dream came true: hayali gerçek oldu
Burada dream, güçlü bir istek veya hedef anlamındadır. Her dream came true, onun umut ettiği şeyin gerçekten gerçekleştiğini ifade eder. Dream öznedir ve came true, come true ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Yaygın yapı dream, hope veya wish + come true şeklindedir. Umut edilen bir sonucun gerçeğe dönüşmesini anlatır; bir rüyanın gerçek bir nesneye dönüşmesini değil.
Alıştırma
Kalıp ifadeyi geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After years of practice, her dream finally ____.
Cevabı göster
came true
launch it: bir ürünü halka tanıtmak
Bu ürün bağlamında launch it, ürünü halka veya pazara resmî olarak tanıtmak anlamına gelir. It, daha önce belirtilen yeni çikolata barını ifade eder. Burada launch geçişli bir fiildir; bu nedenle yapı launch + product şeklindedir. Ticari bağlam launch fiiline ürünü piyasaya sürme anlamını verir; kimse çikolata barını havaya atmıyor veya fırlatmıyor.
Alıştırma
Bir şirket yeni bir oyunu ilk kez halka tanıtıyor. Bu durumu en iyi hangi cümle anlatır?
- The company will finish making the game next week.
- The company will launch the game next week.
- The company will sell one copy of the game next week.
Cevabı göster
The company will launch the game next week.
a measurement of how much customers want to buy something
3:51bu, müşterilerin bir şeyi satın almayı ne kadar istediklerinin bir ölçüsüdür ve
based on factors like its price and availability.
3:55fiyatı ve bulunabilirliği gibi faktörlere dayanır.
enough consumer demand: yeterli tüketici talebi
Consumer demand, bir pazardaki müşterilerin bir ürün veya hizmeti ne kadar satın almak istediğini anlatır. Enough consumer demand ifadesindeki enough, satın alma ilgisinin ürün çıkarmak gibi bir ticari adım için gereken düzeye ulaştığını gösterir. Burada demand, pazarla ilgili bir iş terimidir. Başka bir kişiye yöneltilen sert bir istek veya emir anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede consumer demand, bir pazardaki alıcıların satın alma ilgisini ifade eder?
- The customer made a demand to see the manager.
- Consumer demand for smaller phones is growing.
- The coach demanded that everyone arrive early.
Cevabı göster
Consumer demand for smaller phones is growing.
an idiom meaning that it becomes available for people to buy in the shops.
4:06bu, insanların mağazalardan satın alabileceği anlamına gelen bir deyimdir.
hits the shelves: mağazalarda satışa sunulmak
Bir ürün hits the shelves olduğunda müşterilerin mağazalarda satın alabileceği duruma gelir. Bu bir deyimdir; hit, ürünün fiziksel olarak bir rafa çarptığı anlamına gelmez. Özne genellikle üründür. Before it hits the shelves ifadesi, çikolata barının daha sonra satışa sunulacağı zamanı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen perakende deyimiyle tamamlayın: The new cereal ____ next Monday.
Cevabı göster
hits the shelves
Then it's just a question of waiting to see if people go for or choose the new product. Kalıp ifadeler
4:11O zaman geriye sadece insanların yeni ürünü tercih edip (go for) etmeyeceğini görmek için beklemek kalır.
it's just a question of waiting to see if: geriye sadece sonucu bekleyip görmek
it's just a question of waiting to see if ... ana eylemin tamamlandığını ve geriye yalnızca bir şeyin olup olmayacağını bekleyip görmenin kaldığını anlatır. Bu cümlede konuşan kişi, insanların yeni ürünü seçip seçmeyeceğini beklemektedir. Buradaki question of, cevaplanması gereken belirli bir soru getirmez. Bu yapı sonucu hâlâ belirsiz gösterir ve şu anda başka bir şey yapmaya gerek olmadığını vurgular.
Alıştırma
Geriye sadece sonucu bekleyip görmenin kaldığını anlatan İngilizce ifadeyi tamamlayın: The application is complete, so it's just a question of ____ if the team approves it.
Cevabı göster
waiting to see
Some of Heini's biggest successes have been her blueberry truffle and the heart-shaped Geisha bar she invented.
4:18Heini'nin en büyük başarılarından bazıları, icat ettiği yaban mersinli trüf ve kalp şeklindeki Geisha barıdır.
a flop: başarısız bir ürün, eser veya plan
a flop; ürün, film, program, gösteri, plan veya benzeri bir şeyin tamamen başarısız olduğunu anlatan gündelik bir isimdir. Genellikle satışların ya da halkın tepkisinin kötü olması nedeniyle kullanılır. Bu cümlede yeni çikolata barı piyasada başarılı olmadığı için a flop olarak adlandırılıyor. Burada flop, fiziksel olarak düşme hareketini anlatmaz. İsim olarak sonucun başarısız olduğunu belirtir.
Alıştırma
Yeni bir film çok az bilet sattı ve kötü eleştiriler aldı. Hangi cümlede a flop doğru kullanılmıştır?
- The film was a hit.
- The film was ready to watch.
- The film was a flop.
Cevabı göster
The film was a flop.
Heini thinks she has one of the best jobs in the world,
4:34Heini, dünyanın en iyi işlerinden birine sahip olduğunu düşünüyor,
even if she doesn't get to eat as much of her chocolate inventions as Willy Wonka. Kalıp ifadeler
4:37Willy Wonka kadar kendi çikolata icatlarından çok yiyemese bile.
Flop or not: sonucu değiştirmeyen bir olasılık
Flop or not, Whether it is a flop or not ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada a flop, başarılı olmayan bir şeyi anlatır. Baştaki ifade iki olasılığı da kapsar: ürün başarısız olabilir veya olmayabilir. Bu ifade, sonucu bir kenara bırakarak mesajı düzenler. Her iki durumda da ana sonuç değişmez: Heini hâlâ harika bir işi olduğunu düşünür.
Alıştırma
Cümleyi “başarısız olsun ya da olmasın” anlamındaki kısa ifadeyle tamamlayın: ____, the prototype gave our team useful experience.
Cevabı göster
Flop or not
she doesn't get to eat: fırsatı veya izni olmamak
get to + fiilin yalın hâli yapısında get to, bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak demektir. Bu nedenle she doesn't get to eat, onun böyle bir fırsatı veya ayrıcalığı olmadığını anlatır; olumsuz biçim, iyi bir imkânın kaçırıldığını da düşündürebilir. Burada to, eat mastarının parçasıdır. Yapı, sadece onun yiyip yemediğine değil, bu eylemi yapma fırsatına sahip olup olmadığına odaklanır.
Alıştırma
Maya'nın bu fırsata sahip olmadığını göstermek için get to yapısının geniş zamandaki olumsuz biçimini kullanın: Maya works backstage, but she ____ watch the show.
Cevabı göster
doesn't get to
isn't it time to reveal the answer to your question, Beth? Ton ve niyet
4:44sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi, Beth?
speaking of best-selling chocolate: ilgili bir konuya geçiş
Speaking of + bir isim öbeği, sonraki yorumu konuşmada zaten geçen bir konuya bağlar. Burada speaking of best-selling chocolate, çikolata konusunu yeniden ele alıp konuşmayı onunla bağlantılı cevaba yönlendirir. Bu, “... konusundan söz açılmışken” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir; birine konuşmasını söyleyen bir emir değildir.
Alıştırma
Cümleyi hedef geçiş ifadesi speaking of ile tamamlayın: ____ birthdays, have you bought Mia a present?
Cevabı göster
Speaking of
isn't it time to reveal ...?: nazikçe harekete geçirme
Isn't it time to + fiilin yalın hâli? bir eylem için doğru zamanın geldiğini söylemek amacıyla kullanılan olumsuz bir sorudur. Burada isn't it time to reveal, Beth'i cevabı vermeye nazikçe yönlendirir. Konuşan kişi genellikle karşısındakinin aynı fikirde olmasını bekler. Bu nedenle soru, zamanı gerçekten sormaktan çok bir hatırlatma veya hafif bir teşvik görevi görür.
Alıştırma
Soruyu hedef kalıp isn't it time to ile tamamlayın: ____ start the meeting?
Cevabı göster
Isn't it time to
I asked you about Britain's best-selling chocolate bar,
4:48Sana İngiltere'nin en çok satan çikolata barını sormuştum,
and you guessed it's the KitKat, which was the wrong answer, I'm afraid, Neil. Ton ve niyet
4:52ve sen KitKat olduğunu tahmin ettin, ki bu yanlış cevaptı, korkarım Neil.
Nezaket bildiren bir yumuşatıcı olarak I'm afraid
Burada I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. Az önce verilen bilginin hoş karşılanmayacağını belirtir: Neil'in cevabı yanlıştı. Bu ifade bir düzeltmeyi, reddi veya başka bir kötü haberi yumuşatır. Nezaket ya da üzüntü gösterir, ancak olumsuz mesajın doğruluğunu değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki nazik yumuşatıcıyla tamamlayın: ____ we don't have any seats left.
Cevabı göster
I'm afraid
In fact, the UK's most popular chocolate is the Mars Bar,
4:58Aslında, Birleşik Krallık'ın en popüler çikolatası Mars Bar'dır,
meaning that over 3 million bars get made every day. Dilbilgisi
5:02bu da her gün 3 milyondan fazla bar üretildiği anlamına geliyor.
bars get made: konuşma dilindeki get edilgeni
bars get made ifadesinde çikolata barları eylemden etkilenen taraftır. Get + geçmiş zaman ortacı made, get'li edilgen yapıyı oluşturur; dolayısıyla ifade barların üretildiği anlamına gelir, bir şey elde ettikleri anlamına gelmez. Get'li edilgen yapı çoğu zaman bir olayın gerçekleşmesine veya sonucuna odaklanır. Burada üreticinin kim olduğu söylenmeden her gün milyonlarca bara ne olduğu anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin get'li edilgen biçimiyle tamamlayın: Thousands of these toy cars ____ every month.
Cevabı göster
get made
let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:08bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap the vocabulary: özete geçildiğini belirtmek
Let's recap the vocabulary, dinleyicileri önemli kelimeleri birlikte gözden geçirmeye davet eder. Burada recap, daha önce işlenenleri kısaca özetlemek anlamına gelir. Bu ifade programın akışını da düzenler: ana öğretim bölümünün bittiğini ve özetin başladığını gösterir. recap sonrasındaki sözcükler neyin gözden geçirileceğini belirtir.
Alıştırma
Herkesi kısa bir özete başlamaya davet eden hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the three main points.
Cevabı göster
Let's recap
something you really want to happen but is not likely to.
5:12gerçekleşmesini çok istediğiniz ancak muhtemel olmayan bir şey.
when what you really want to happen actually does.
5:19gerçekten olmasını istediğiniz şeyin aslında olmasıdır.
When a company launches a new consumer product,
5:23Bir şirket yeni bir tüketici ürününü piyasaya sürdüğünde (launch),
Consumer demand is a measurement of consumers' desire to buy a product
5:29Tüketici talebi (consumer demand), tüketicilerin bir ürünü satın alma arzusunun bir ölçüsüdür
based on factors like its price and availability.
5:33ve fiyatı ve bulunabilirliği gibi faktörlere dayanır.
I'll go for the fish: bir seçeneği seçmek
I'll go for the fish cümlesinde go for, seçeneklerden birini seçmek anlamına gelir. Konuşan kişi menüden balık yemeğini seçer; buradaki go hareket etmeyi anlatmaz. I think I'll... kararı doğal ve biraz kararsız gösterir; seçim sanki o anda yapılıyormuş gibi duyulur.
Alıştırma
Restoran cümlesini “seçmek” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: I think I'll ____ the soup.
Cevabı göster
go for
our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi
"our 6 minutes are up" ifadesindeki are up, ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini anlatır. Burada up, “yukarı” anlamına gelmez. Belirli bir sürenin bittiğini duyurmak için “zaman ifadesi + be up” yapısını kullanabilirsiniz. İngilizcede fiil özneyle uyumlu olur: six minutes are up, ancak time is up denir.
Alıştırma
Süre duyurusunu be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your five minutes ____, so please stop writing.
Cevabı göster
are up
but remember to join us again next time for more trending topics and useful vocabulary
5:56ancak daha fazla trend olan konu ve yararlı kelimeler için bir dahaki sefere bize katılmayı unutmayın