Plaj | Tam Bölüm | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
432 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Bluey bulduğu deniz kabuğunu annesine göstermek için sahili tek başına geçer. Dalgalar izlediği ayak izlerini silip hayvanlar yolunu kapatsa da cesaretini toplayarak ilerler. Buluşmaları, annesinin hem yalnızlığı hem de birlikte geçirilen zamanı önemsediğini gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. keep an eye on you. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Babanın bir gözü gerçekten saklamasından değil, Bluey’yi uzaktan gözetip kollamasından söz edildiğini anlayın. keep an eye on someone ifadesini gündelik bir ortamda birine göz kulak olmayı teklif ederken kullanın. 2. Can't go backward, can't go forward. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: Paralel iki cümlenin ve tekrarın, Bluey’nin çıkmazını nasıl anlık ve gergin hâle getirdiğine dikkat edin. Bu dengeli kalıbı hiçbir yönün ya da seçeneğin mümkün görünmediği durumları çarpıcı biçimde anlatmak için kullanın. 3. But this is nice too, though. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Cümle sonundaki though sözcüğünün, annenin yalnız yürümeyi sevmesiyle Bluey’nin yanında olmasından hoşlanmasını nasıl nazikçe dengelediğini görün. Önceki görüşü sertçe reddetmeden sıcak bir çekince veya ek bakış sunmak için bu yapıyı kullanın.

Bu derste

Mum.

0:06

Anne.

Dad.

0:11

Baba.

Bingo.

0:17

Bingo.

Bluey.

0:22

Bluey.

Beach!

0:30

Plaj!

This episode of Bluey is called The beach. Dilbilgisi

0:31

Bluey'nin bu bölümünün adı Plaj.

Dilbilgisi

is called + ad: “adı …”

Be called + bir ad, “bu ada sahip olmak” veya “şu adla anılmak” demektir. Bu cümlede is called bölümün adı olan The beach ifadesini tanıtır; called burada “telefonla arandı” anlamına gelmez. Yapı özne + be + called + ad şeklindedir. Be özneye göre değişir: it is called, they are called.

Alıştırma

Cümleyi be called + bir ad yapısıyla tamamlayın: Our new puppy ____ Coco.

Cevabı göster

is called

Mum,

0:36

Anne,

beach.

0:36

plaj.

Beach.

0:37

Plaj.

Beach.

0:38

Plaj.

Aw, poor Mum.

0:40

Ah, zavallı anne.

She's all on her own. Kalıp ifadeler

0:41

Yapayalnız kalmış.

Kalıp ifadeler

all on her own: tamamen yalnız

On her own, “yanında hiç kimse olmadan” demektir. Burada all anlamı güçlendirir: Yalnızca bir şeyi bağımsız yaptığı değil, tamamen yalnız olduğu anlatılır. İyelik sözcüğünü kişiye göre değiştirin: on my own, on your own, on his own veya on their own. Aynı kalıp bir eylemi anlatırken “yardım almadan” anlamına da gelebilir; hangi anlamın kastedildiğini bağlam belirler.

Alıştırma

Cümleyi all on + iyelik sözcüğü + own yapısıyla tamamlayın: Maya sat at the back of the bus ____.

Cevabı göster

all on her own

Mum likes being by herself.

0:43

Annen yalnız kalmayı sever.

Oh, I wonder why. Ton ve niyet

0:45

Oh, acaba neden.

Ton ve niyet

I wonder why ile hafif ve imalı bir yorum

Bu cümlede I wonder why soru biçiminde bir düşüncedir, ancak güçlü bir yanıt talebi değildir. Konuşan kişi, annenin neden yalnız kalmayı sevdiğinin kolayca tahmin edilebildiğini zaten görür ve görünürdeki merakı hafif, imalı bir yorum olarak kullanır. Başka durumlara aktarılabilecek ipucu, sözlerle durum arasındaki uyuşmazlıktır: neden açık olduğunda I wonder why, cevabın kolayca tahmin edilebildiğini ima edebilir. Böyle bir ipucu yoksa genellikle gerçek bir merakı ifade eder.

Alıştırma

Lena elinde boş bir bisküvi paketi tutuyor ve tişörtünde kırıntılar var. Erkek kardeşi “I wonder why there are no biscuits left.” diyor. En olası anlam nedir?

  1. Lena’nın bisküvileri yediğini şakayla ima ediyor.
  2. Ne olduğuna dair hiçbir ipucu göremediğini söylüyor.
  3. Lena’dan acilen eksiksiz bir açıklama talep ediyor.
Cevabı göster

Lena’nın bisküvileri yediğini şakayla ima ediyor.

Beach.

0:46

Plaj.

Here comes a big one. Dilbilgisi

1:00

İşte büyük bir tane geliyor.

Dilbilgisi

Here comes + isim ile yaklaşanı haber verme

Here comes + isim, birinin ya da bir şeyin geldiğini haber veren bir uyarıdır. Here comes a big one örneğinde olduğu gibi here sözcüğünü ve fiili isimden önce getirerek yaklaşan ya da yeni beliren şeye dikkat çeker. Bu devrik sıra anlık ve canlı bir etki verir. Bu cümlede one, bağlamdan anlaşılan sayılabilir bir ismin, yani a big wave ifadesinin yerine geçer. Bir sayısı anlamına gelmez. Özne bir zamir olduğunda İngilizce normal özne-fiil sırasını kullanır: Here it comes denir, Here comes it denmez.

Alıştırma

Notta verilen kalıpla yaklaşanı haber veren cümleyi tamamlayın. Treninizin yaklaştığını görüyorsunuz: “____ our train!”

Cevabı göster

Here comes

Ready? steady.

1:02

Hazır? Başla.

I'm just gonna go for a walk along the beach. Notlar

1:08

Ben sadece plaj boyunca biraz yürüyüş yapacağım.

Kelime

just gonna: küçük ve rahat bir planı anlatmak

Gonna, geleceğe yönelik bir planı veya niyeti anlatırken kullanılan going to yapısının yaygın, gündelik konuşma biçimidir. Ardından gonna go örneğindeki gibi fiilin yalın hâli gelir. Buradaki just, “az önce” değil, “sadece” anlamındadır. Planı küçük ve gündelik gösterir: konuşan kişi bunun yalnızca rahat bir yürüyüş olduğunu söylüyor.

Alıştırma

Gündelik cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I'm ____ check the door.

Cevabı göster

just gonna

Kalıp ifadeler

go for a walk: keyif veya dinlenme amacıyla yürüyüşe çıkmak

Go for a walk, keyif, egzersiz veya dinlenme amacıyla dışarı çıkıp yürümek anlamına gelen kalıplaşmış, gündelik bir ifadedir. Bir hedefe doğru gitmeyi değil, yürüyüş etkinliğini anlatır. İfadeyi bir bütün olarak öğrenin: İngilizcede go for a walk denir; walk a walk denmez. Örnekteki along the beach, yürüyüşün nerede yapıldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “rahatlatıcı bir yürüyüşe çıkmak” anlamındaki vurgulanmış kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: We often ____ after dinner.

Cevabı göster

go for a walk

Kalıp ifadeler

along the beach: sahil boyunca ilerlenen rota

Bu cümlede along the beach, yürüyüşün izlediği yolu anlatır: kişi kumsalın uzunluğu boyunca ilerler. along; yol, patika, nehir, duvar, kumsal gibi çizgi hâlinde uzanan bir yerle kullanıldığında hareketin onu takip ettiğini gösterir. Yalnızca 'Nerede?' değil, 'Hangi rota boyunca?' sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Hareketin kumsalın uzunluğu boyunca ilerlediğini söyleyen cümle hangisidir?

  1. We sat on the beach.
  2. We looked at the beach.
  3. We walked along the beach.
Cevabı göster

We walked along the beach.

Why do you like walking by yourself?

1:11

Neden tek başına yürümeyi seviyorsun?

Hmm, not sure actually.

1:14

Hmm, aslında pek emin değilim.

I just do. Ton ve niyet

1:17

Sadece seviyorum işte.

Ton ve niyet

I just do: önceki fiil öbeğinin yerine kullanılan do

I just do ifadesindeki do, önceki soru veya cümleden zaten anlaşılan bir fiil öbeğinin yerine geçer. Burada like walking alone ifadesini temsil eder; böylece konuşan kişi bütün fiil öbeğini tekrarlamaz. just, 'verecek başka bir neden yok; yalnızca böyle hissediyorum' anlamını ekler. Bu yanıt bağlama bağlıdır; do tek başına yeni bir eylemin adını vermez.

Alıştırma

love old maps ifadesini tekrarlamamak için onun yerine geçen fiille yanıtı tamamlayın: Why do you love old maps? — I don't know. I just ____.

Cevabı göster

do

See you soon little mermaid.

1:18

Yakında görüşürüz küçük denizkızı.

Wow, look at this shell.

1:25

Vay canına, şu deniz kabuğuna bak.

Wow.

1:26

Vay canına.

Can I go and show Mum? Kalıp ifadeler

1:28

Gidip anneme gösterebilir miyim?

Kalıp ifadeler

go and show Mum: ardışık eylemleri bağlamak

Go and + fiilin yalın hâli, bir yere gitmeyi ve ardından yapılan eylemi tek ve doğal bir eylem zinciri olarak sunar. Go and show Mum ifadesi “annenin yanına gidip ona o şeyi göstermek” anlamındadır; and, birbiriyle ilgisiz etkinlikleri değil, bağlantılı iki adımı birleştirir. Go and sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: show doğrudur; showing veya showed kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi go and + fiil eylem zinciriyle tamamlayın: My brother is in the kitchen, so I'll ____ him my drawing.

Cevabı göster

go and show

Yeah, all right. Ton ve niyet

1:29

Evet, pekala.

Ton ve niyet

all right: bir isteği kabul etmek

Burada all right, isteği kabul edip izin veren sözlü bir yanıttır; “tamam” veya “yapabilirsin” anlamına gelir. Bu anlam, her şeyin doğru olduğu şeklindeki sözcük anlamından değil, yanıt olarak kullanılmasından doğar. Yeah, kabulü açıkça belirtir; bu nedenle Yeah, all right bu konuşmada isteğin kabul edildiğini ifade eder.

Alıştırma

Bir çocuk “Can I have one more minute?” diye soruyor. Hangi yanıt izin verir?

  1. That's right.
  2. Not at all.
  3. All right.
Cevabı göster

All right.

Off you go. Ton ve niyet

1:30

Hadi git bakalım.

Ton ve niyet

Off you go: gitmesi veya başlaması için samimi bir teşvik

“Off you go”, birine artık ayrılmasını, yola çıkmasını veya bir etkinliğe başlamasını söyleyen konuşma dilinde bir ifadedir. Burada off, bulunduğu yerden uzaklaşma veya yola koyulma anlamı katar; “kapatmak” anlamına gelmez. Genellikle izin verildikten veya hazırlık tamamlandıktan sonra söylenir. Bu yüzden sert bir emirden çok, sıcak bir “Hadi, artık başlayabilirsin” teşviki gibi duyulabilir.

Alıştırma

Bir ebeveyn çocuğuna dışarıda oynaması için izin verdikten hemen sonra “Off you go.” diyor. Ebeveyn ne yapıyor?

  1. Çocuğu sıcak bir şekilde gitmeye ve başlamaya teşvik ediyor
  2. Çocuğun gidip gidemeyeceğini soruyor
  3. Çocuğa bir şeyi kapatmasını söylüyor
Cevabı göster

Çocuğu sıcak bir şekilde gitmeye ve başlamaya teşvik ediyor

Bingo and I'll wait here.

1:31

Bingo ve ben burada bekleyeceğiz.

Really?

1:32

Gerçekten mi?

Is that Mum with the orange hat over there?

1:34

Şuradaki turuncu şapkalı annem mi?

Yeah, that's her.

1:37

Evet, o.

And I can go all that way by myself? Kalıp ifadeler

1:38

Ve o kadar yolu tek başıma gidebilir miyim?

Kalıp ifadeler

go all that way by myself: bütün mesafe ve bunu tek başına yapmak

“Go all that way” ifadesinde all, söz edilen yere kadar olan mesafenin tamamını vurgular; that way ise bu mesafeyi oldukça uzun olarak gösterir. Go yolculuğu veya hareketi anlatır, ancak kendi başına yürüyerek gitmek demek değildir. “By myself”, başka biri bana eşlik etmeden veya yardım etmeden demektir. İfade bir bütün olarak, konuşanın o uzun mesafenin tamamını tek başına gidip gidemeyeceğini şaşkınlıkla veya heyecanla onaylatmasını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi all that way ve doğru by + dönüşlü zamir yapısıyla tamamlayın: I can go ____.

Cevabı göster

all that way by myself

Yeah,

1:40

Evet,

I'll keep an eye on you. Deyimler

1:41

gözüm üzerinde olacak.

Deyimler

keep an eye on you: seni dikkatle izlemek ve kollamak

Keep an eye on someone or something, bir sorun olduğunu fark etmek ve gerektiğinde yardım edebilmek için birini ya da bir şeyi izlemek veya kontrol etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede konuşan kişi, onu izlemeye devam edeceğini söyleyerek karşısındakini rahatlatıyor. keep an eye on ifadesini tek bir kalıp olarak öğrenin. On, izlenen kişi veya şeyi tanıtır; fiziksel temas ya da gerçek anlamda bir göz ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi keep an eye on deyimiyle tamamlayın: Could you ____ my bag while I buy a ticket?

Cevabı göster

keep an eye on

For real life? Kelime

1:42

Gerçek hayattaki gibi mi?

Kelime

Çocuksu bir soru olarak For real life?

For real life?, Is that really true? veya Is that really going to happen? anlamına gelen eğlenceli ve çocuksu bir sorudur. Bu cümlede heyecanlı bir şaşkınlık ifade eder. Eklenen life sözcüğü ifadeyi belirgin ve karaktere özgü hâle getirir. Yetişkinlerin normalde kullandığı soru değildir ve Real life is different from a game. cümlesindeki real life gibi isim öbeğinden farklıdır.

Alıştırma

Bir yetişkin sıradan bir konuşmada beklenmedik iyi bir haber duyuyor. Haberin doğru olup olmadığını sormanın en geniş kullanıma sahip ve doğal yolu hangisidir?

  1. For real life?
  2. Really?
  3. For real?
Cevabı göster

Really?

Yeah,

1:43

Evet,

just don't go in the water. Ton ve niyet

1:43

sadece suya girme.

Ton ve niyet

just don't + fiilin yalın hâli: net bir sınır eklemek

İzin verdikten sonra just don't + fiilin yalın hâli, “Bunu yapabilirsin ama şunu yapma” anlamında tek ve net bir kısıtlama ekler. Bu cümledeki sınır, suya girmemektir. Burada just, “az önce” değil, “yalnızca” ya da “tek koşul şu” anlamındadır. don't sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: don't go, don't touch, don't open.

Alıştırma

“Tek koşul, yapmamak” anlamındaki iki kelimelik hedef kalıpla cümleyi tamamlayın: You can play in the garden; ____ pick the flowers.

Cevabı göster

just don't

Okay.

1:45

Tamam.

But how will you get there with no legs, mermaid?

1:46

Peki ayakların olmadan oraya nasıl gideceksin, denizkızı?

Oh yeah.

1:49

Ah evet.

You can be King Neptune, Kültür

1:50

Sen Kral Neptün olabilirsin,

and you give me legs!

1:52

ve bana bacak veriyorsun!

Kültür

King Neptune: Roma'nın deniz tanrısı

Neptün, Roma mitolojisindeki deniz tanrısıdır. King Neptune, hikâyelerde ve hayal oyunlarında bu deniz tanrısının sık görülen bir biçimidir; buradaki King, gerçek bir modern kralı değil, hayalî bir unvanı belirtir. Bu arka plan çocuğun fikrini açıklar: deniz kızı oyununda, denizlerin güçlü hükümdarının büyü kullanarak deniz kızına bacak verebileceği hayal edilir.

Alıştırma

Bu hayal oyunu cümlesinde King Neptune kimdir?

  1. Roma mitolojisinden bir deniz tanrısı figürü
  2. Gerçek bir modern kral
  3. Neptune adlı bir komşu
Cevabı göster

Roma mitolojisinden bir deniz tanrısı figürü

Woo.

1:54

Vuu.

Legs.

1:56

Bacaklar.

Actually,

2:03

Aslında,

she's a bit far away. Kalıp ifadeler

2:03

biraz uzakta kalmış.

Kalıp ifadeler

a bit far away: mesafe ifadesini yumuşatmak

a bit far away ifadesinde a bit, biraz anlamına gelir ve far away ifadesini niteler. Böylece konuşan kişi mesafenin fark edilir ölçüde uzak olduğunu, ancak son derece uzak olmadığını söyler. a bit + sıfat yapısı, bir betimlemeyi yumuşatmak ve daha az güçlü göstermek için sık kullanılır. Burada da mesafe hakkındaki yorumun nazik ve biraz tereddütlü duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle istasyonun son derece uzak değil, biraz uzak olduğunu anlatır?

  1. The station is a bit away far.
  2. The station is very far away.
  3. The station is a bit far away.
Cevabı göster

The station is a bit far away.

But little mermaid,

2:06

Ama küçük denizkızı,

you can follow Mum's footsteps. Kalıp ifadeler

2:07

annenin ayak izlerini takip edebilirsin.

Kalıp ifadeler

follow Mum's footsteps: gerçek ayak izlerini takip etmek

Burada follow Mum's footsteps gerçek anlamdadır: anne kumda bir sıra ayak izi bırakmıştır ve küçük deniz kızı bu izleri rehber olarak kullanıp aynı yoldan gidebilir. Bu fiziksel ortamda footsteps, annenin adımlarının işaretlediği yolu anlatır. Başka bir bağlamda benzer bir ifade, birinin yaşamını veya meslek yolunu örnek almak anlamına gelebilir; bu yüzden gerçek anlamı seçmeden önce ortada gerçek izler olup olmadığına bakılır.

Alıştırma

Bir aile yeni yağmış karda ilerliyor ve babanın bot izleri açıkça görülüyor. Hangisi, diğerlerinin bu gerçek izleri yol gösterici olarak kullandığı anlamına gelir?

  1. They follow Dad's footsteps.
  2. Dad follows their footsteps.
  3. They follow in Dad's footsteps by becoming doctors.
Cevabı göster

They follow Dad's footsteps.

Oh yeah,

2:10

Ah evet,

thanks King Neptune.

2:11

teşekkürler Kral Neptün.

Good luck.

2:13

İyi şanslar.

I am the mermaid who got her legs. Dilbilgisi

2:16

Ben bacaklarına kavuşan denizkızıyım.

Dilbilgisi

the mermaid who got her legs: who ile bir karakteri belirtmek

who got her legs, the mermaid ifadesinden sonra gelen bir ilgi cümleciğidir. Konuşanın hangi deniz kızını kastettiğini belirtir. Who, the mermaid ifadesine gönderme yapar ve cümlecikte got fiilinin öznesidir. Genellenebilir kalıp “kişi veya insan gibi düşünülen karakter + who + fiil ya da olay” şeklindedir. Burada got her legs, deniz kızının hikâyede insan bacaklarına kavuştuğu anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan ilgi cümleciğini seçin: She is the girl ___.

  1. which found the key
  2. who found the key
  3. who she found the key
Cevabı göster

who found the key

But they only last a day, Kelime

2:20

Ama bunlar sadece bir gün sürüyor,

little mermaid.

2:22

küçük denizkızı.

Kelime

last a day: “sürmek” anlamındaki last fiili

Burada last, bir süre boyunca devam etmek, var olmak veya kullanılabilir durumda kalmak anlamında bir fiildir. last a day örneğinde olduğu gibi, hemen ardından bir süre gelebilir. Only bu sınırı vurgular: en fazla bir gün. They, deniz kızının bacaklarını belirtir. İfade, bacakların bir gün boyunca varlığını koruduğunu söyler; “son gün” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Sürmek” anlamındaki last fiilinin doğru biçimini kullanın: The class ____ an hour.

Cevabı göster

lasts

So enjoy them.

2:23

O yüzden tadını çıkar.

Okay,

2:26

Tamam,

I will.

2:26

çıkaracağım.

Woo.

2:29

Vuu.

Seagulls, can you please move? Ton ve niyet

2:36

Martılar, lütfen çekilir misiniz?

Ton ve niyet

can you please move?: birinden kibarca çekilmesini istemek

Can you please + fiilin yalın biçimi, birinden bir eylem yapmasını istemek için kullanılır. Burada move yalnızca konum değiştirmek değil, kenara çekilmek veya yolu açmak anlamındadır. Cümle soru biçiminde olsa da konuşan kişi asıl olarak bir yeteneği sorgulamıyor. Kibarca bir istekte bulunuyor ve martılar anlayıp cevap verebilirmiş gibi onlarla konuşuyor.

Alıştırma

Kibar isteği can, you ve please kullanarak tamamlayın: ____ close the gate?

Cevabı göster

Can you please

A mermaid wants to get through. Öbek fiiller

2:38

Bir denizkızı geçmek istiyor.

Öbek fiiller

get through: bir engelin arasından geçmek

Get through burada kapalı, dar veya kalabalık bir alandan geçip diğer tarafa ulaşmak anlamındadır. Odak, yolu kapatan şeyin ötesine fiziksel olarak geçmektir. Bu cümlede get through ifadesini tek bir fiil öbeği olarak ele alın; get, almak veya elde etmek anlamına gelmez. Başka bağlamlarda get through bir işi bitirmek veya zor bir deneyimi atlatmak anlamına gelebilir, ancak burada bu anlamlar geçerli değildir.

Alıştırma

“Bir engelin arasından geçmek” anlamındaki iki sözcüklü fiil öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The doorway is crowded, but we need to ____.

Cevabı göster

get through

Dad, can you

2:41

Baba, sen

Oh, that's right. Anlatım akışı

2:43

Ah, doğru ya.

Dad's back there.

2:45

Babam geride kaldı.

Anlatım akışı

that's right: Bir gerçeği hatırlayıp doğrulama

Bu cümlede that's right, “Şimdi hatırladım” anlamına gelir. Konuşan kişi bir gerçeği kendi kendine doğrular; başka birine cevabının doğru olduğunu söylemez. Burada söylem belirleyicisi olarak çalışır: bir gerçeğin yeniden hatırlandığı anı gösterir ve sonraki cümle o gerçeği açıklar. Böylece dinleyen kişi düşüncedeki değişimi takip edebilir.

Alıştırma

“Oh, that's right. The library closes early today.” cümlesinde that's right ne işe yarar?

  1. Birine cevabının doğru olduğunu söyler.
  2. Birine sağa dönmesini söyler.
  3. Konuşan kişinin bir gerçeği az önce hatırladığını gösterir.
Cevabı göster

Konuşan kişinin bir gerçeği az önce hatırladığını gösterir.

Well...

2:50

Şey...

Then

2:51

Sonra

Uh,

3:06

Ih,

you cheeky wave. Kelime

3:07

seni yaramaz dalga.

Kelime

you cheeky wave: Kişileştirme ve şakacı, hafif azarlama

Cheeky, günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde çoğu zaman şakacı bir biçimde “yaramaz” ya da “biraz küstah” demektir. you cheeky wave ifadesinde konuşan kişi, dalgayla sanki bilerek yaramazlık yapan biriymiş gibi konuşur. Bu söz ciddi bir hakaret değil, hafif ve şakacı bir azarlamadır. “you + adjective + noun” kalıbı bir nesneyi insan gibi gösterebilir ve konuşanın tepkisini doğrudan ifade edebilir.

Alıştırma

Değerlendirme: Bir çocuk bir bisküvi alınca ebeveyni gülümseyerek “You cheeky monkey!” diyor. Bu normalde ciddi bir hakaret midir?

  1. Hayır, normalde şakacı ve hafif bir azarlamadır.
  2. Evet, normalde ciddi bir hakarettir.
Cevabı göster

Hayır, normalde şakacı ve hafif bir azarlamadır.

You washed away my Mum's footsteps. Öbek fiiller

3:08

Annemin ayak izlerini silip süpürdün.

Öbek fiiller

washed away: akan suyla silinip götürülmüş

Bu cümlede washed away, suyun kumdaki izleri yerinden sürükleyip yok etmesi anlamına gelir. Wash ve away birlikte çalışır: away, bir şeyin yalnızca temizlenmesini değil, bulunduğu yerden kaldırılmasını anlatır. Kullanılabilen kalıplar wash something away ve wash away something biçimindedir. Nesne bir zamirse wash it away örneğindeki gibi ortaya gelir. Replikte kullanılan geçmiş zaman biçimi washed away şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi wash away ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The wave ____ the footprints before we took a photo.

Cevabı göster

washed away

Ooh.

3:12

Ooh.

Pipis.

3:14

İstiridyeler.

Pippies coming up for wee wees. Notlar

3:17

İstiridyeler çiş yapmak için yukarı çıkıyor.

Kültür

Pippies: Avustralya sahillerinin kumunda yaşayan küçük kabuklu deniz canlıları

Burada Pippies, Avustralya sahillerinde kuma gömülü yaşayan küçük kabuklu deniz canlılarını anlatır. Replikte onların ıslak kumun içinden yukarı çıkması anlatıldığı için bu sözcük bir insanın adı değil, sahil canlılarının adıdır.

Alıştırma

Bu sahil sahnesinde Pippies neyi ifade ediyor?

  1. Bir okyanus dalgası türünü
  2. Kumda yaşayan küçük kabuklu deniz canlılarını
  3. Pippies adlı bir çocuğu
Cevabı göster

Kumda yaşayan küçük kabuklu deniz canlılarını

Kelime

wee wees: çiş yapmak için kullanılan çocuk dili

“Wee wees”, idrar yapmak ya da çiş yapmak anlamına gelen çocuk diline ait bir ifadedir. Bu cümlede “coming up for wee wees”, çiş yapmak için kumdan çıkmak anlamına gelir; bu söz seçimi açıklamaya oyunbaz ve çocuksu bir hava katar. Bu tekrarlı biçim, küçük çocuklarla kullanılan konuşma tarzına aittir. Bu bedensel işlev için tarafsız veya resmî bir terim değildir.

Alıştırma

Yargılayın: Resmî bir tıbbi raporda “wee wees” kullanmak doğaldır.

  1. Evet. “Wee wees” resmî bir tıbbi terimdir.
  2. Hayır. “Wee wees” çocuk diline ait bir ifadedir.
Cevabı göster

Hayır. “Wee wees” çocuk diline ait bir ifadedir.

Oh, hey mate. Kelime

3:23

Oh, selam dostum.

Kelime

hey mate: dostça ve samimi bir selam

“Hey, mate” rahat ve dostça bir selamlamadır. Burada “mate”, kabaca “arkadaş” veya “dostum” anlamında bir hitap sözüdür; romantik partner anlamına gelmez. Bu hitap, karşıdaki kişiyi eşit biri gibi gösterir. Bir arkadaş, tanıdık veya bazen yeni tanışılan biri için kullanılabilir; bu nedenle mutlaka yakın arkadaşlık anlamı taşımaz.

Alıştırma

Rahat bir konuşmada “Thanks, mate” cümlesindeki “mate” ne işe yarar?

  1. Karşıdaki kişinin konuşanın romantik partneri olduğunu belirtir.
  2. Karşıdaki kişiye samimi bir şekilde hitap eder.
  3. Karşıdaki kişiye resmî bir unvan verir.
Cevabı göster

Karşıdaki kişiye samimi bir şekilde hitap eder.

Where are you going, little matey? Kelime

3:25

Nereye gidiyorsun küçük dostum?

Kelime

little matey: şakacı ve takma ad havası taşıyan bir hitap

little matey, bir çocuk veya hayvan gibi küçük bir dosta sevgiyle ve şakacı biçimde hitap etmenin bir yoludur. Burada yengeç, cana yakın bir karakter gibi ele alınıyor; matey resmî bir unvan değildir. Mate ile karşılaştırıldığında matey daha gösterişli ve biraz eski moda bir havaya sahiptir. Little ile birlikte çocukça duyulabilir ve basmakalıp korsan konuşmasını çağrıştırabilir. -y/-ey sonu çoğu zaman gayriresmî, takma ad benzeri bir ton yaratır; ancak bu etki kelimeye ve bağlama göre değişir.

Alıştırma

“little matey” hangi durumda doğal olarak sevgi dolu ve şakacı duyulur?

  1. Bir avukat mahkemede hâkime hitap eder.
  2. Bir çalışan şirket müdürüne resmî biçimde hitap eder.
  3. Bir çocuk oyun sırasında oyuncak bir yengeçle nazikçe konuşur.
Cevabı göster

Bir çocuk oyun sırasında oyuncak bir yengeçle nazikçe konuşur.

Pinchy pinchy.

3:27

Kıskaç kıskaç.

I'm the mermaid who got her crab legs.

3:29

Ben yengeç bacakları olan denizkızıyım.

Where are you going, Pinchy?

3:33

Nereye gidiyorsun Kıskaç?

Okay, see you.

3:35

Tamam, görüşürüz.

Ooh, the orange speck Mum is getting bigger. Anlatım akışı

3:49

Ooh, turuncu nokta olan annem büyümeye başladı.

Anlatım akışı

the orange speck Mum is getting bigger: görünür büyüklük yaklaşmayı gösteriyor

the orange speck Mum sözleri, anneyi önce Bluey'nin uzaktan görebildiği küçücük turuncu bir nokta olarak sunar. Turuncu renk annenin şapkasından gelir; uzaktaki mesafe ise onun bir nokta gibi görünmesine neden olur. Is getting bigger gerçek bir fiziksel değişimi değil, görünür büyüklüğü anlatır. Bluey yaklaştıkça annesi görüş alanında daha fazla yer kaplar. Bu görsel değişim, seyircinin aralarındaki mesafenin azaldığını anlamasını sağlayacak şekilde bilgiyi düzenler.

Alıştırma

“The distant tower is getting bigger” cümlesindeki görsel değişim bize büyük olasılıkla ne anlatır?

  1. Gözlemci kuleye yaklaşıyor.
  2. Gözlemci kuleden uzaklaşıyor.
  3. Kule gerçekten uzayarak büyüyor.
Cevabı göster

Gözlemci kuleye yaklaşıyor.

Mum,

3:52

Anne,

I got a shell to show you. Kalıp ifadeler

3:53

sana gösterecek bir deniz kabuğum var.

Kalıp ifadeler

got a shell to show you: sahiplik ve amaç

I got a shell to show you cümlesinde got, konuşanın o anda bir deniz kabuğuna sahip olduğunu belirtir. Bu çok gündelik cümlede have got anlamı taşır; odak, kabuğun bulunma veya alınma anında değildir. to show you bölümü kabuğun ne amaçla elde tutulduğunu açıklar: konuşan kişi karşısındakinin onu görmesini ister. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp have got + şey + to show + kişi şeklindedir.

Alıştırma

I've got a photo to show you cümlesine anlamca en yakın seçenek hangisidir?

  1. Sana göstermek istediğim bir fotoğrafım var.
  2. Bana bir fotoğraf vermeni istiyorum.
  3. Fotoğrafı sana zaten gösterdim.
Cevabı göster

Sana göstermek istediğim bir fotoğrafım var.

Oh, she can't hear you.

3:56

Ah, seni duyamıyor.

Better keep going. Ton ve niyet

3:58

Yürümeye devam etsem iyi olacak.

Ton ve niyet

Better keep going: had better yapısının kısaltılmış biçimi

Better keep going, had better + fiilin yalın hâli yapısının gündelik dilde kısaltılmış biçimidir. Söylenmeyen özne bağlamdan anlaşılır; bu nedenle I'd better keep going, we'd better keep going veya you'd better keep going anlamına gelebilir. Burada better, duruma göre atılacak en mantıklı sonraki adımı gösterir; yalnızca good sözcüğünün karşılaştırma anlamını taşımaz. Bu kalıpta better sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: better keep denir, better to keep denmez.

Alıştırma

Bu kısa kişisel hatırlatmayı Better + catch the next train ile tamamlayın: The station closes soon. ____.

Cevabı göster

Better catch the next train

I'm coming.

3:59

Geliyorum.

Jellyfish.

4:02

Denizanası.

Ha ha, you can't sting me, jellyfish.

4:14

Ha ha, beni sokamazsın, denizanası.

I am the mermaid who got her legs.

4:20

Ben bacaklarına kavuşan denizkızıyım.

An old castle.

4:29

Eski bir kale.

I wonder who lived here. Dilbilgisi

4:31

Acaba burada kim yaşadı.

Dilbilgisi

I wonder who lived here: dolaylı soruda sözcük dizimi

I wonder who lived here cümlesinde I wonder dolaylı bir soru başlatır. Bu yapı, başka birine doğrudan soru sormak yerine konuşanın merakını ifade eder. wonder sonrasındaki yan cümle düz cümle dizilişini kullanır. Burada who, lived fiilinin öznesidir; bu yüzden doğal biçim who lived here olur. Nötr bir dolaylı soruda, yalnızca soru anlamı bulunduğu için did eklenmez veya sözcükler devrik kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede I wonder sonrasında düz cümle dizilişi doğru kullanılmıştır?

  1. I wonder where Maya lives.
  2. I wonder where lives Maya.
  3. I wonder where does Maya live.
Cevabı göster

I wonder where Maya lives.

Maybe this is where the other mermaids live. Dilbilgisi

4:34

Belki de diğer denizkızları burada yaşıyordur.

Dilbilgisi

this is where the other mermaids live: bir yeri tanımlama

this is where the other mermaids live yapısında where, this sözcüğünün gösterdiği yeri tanımlayan bir yan cümle başlatır. İfade, “burası diğer deniz kızlarının yaşadığı yer” anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp This is where + özne + fiil şeklindedir. Bir yerde ne olduğunu veya o yerin ne için kullanıldığını anlatır. Bu, where ile sorulan doğrudan bir soru değildir; bu yüzden yan cümle düz cümle dizilişini korur.

Alıştırma

Öğle yemeği yenilen yeri belirten cümleyi tamamlayın: This is ____ we eat lunch.

Cevabı göster

where

Hello.

4:51

Merhaba.

Um, would you mind moving? Ton ve niyet

4:53

Hmm, biraz çekilir misiniz?

Ton ve niyet

Would you mind moving?: kibar bir rica

Would you mind + fiilin -ing biçimi? birinden bir şey yapmasını kibarca istemenin bir yoludur. Sözcüğü sözcüğüne, eylemin karşı tarafı rahatsız edip etmeyeceğini sorar; ancak asıl işlevi ricayı daha az doğrudan söylemektir. mind sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi gelir: would you mind moving denir, would you mind to move denmez. Buradaki moving, yer açmak için konum değiştirmek anlamındadır.

Alıştırma

Kibar ricayı move fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Would you mind ____ your bag so I can sit down?

Cevabı göster

moving

I need to show this shell to my Mum.

4:55

Bu deniz kabuğunu anneme göstermem lazım.

Maybe I will just head back. Öbek fiiller

5:00

Belki de geri dönmeliyim.

Öbek fiiller

Head back: önceki bir yere geri dönmek

Head, “gitmek” veya “belirli bir yöne ilerlemek” anlamında fiil olarak kullanılabilir. Head back ifadesinde back, önceki bir yere veya yöne geri dönme anlamını ekler; buradaki head, bedenin bir parçası olan “baş” anlamında değildir. İfade bu cümledeki gibi tek başına kullanılabilir veya ardından hedef gelebilir: head back home ya da head back to the hotel.

Alıştırma

Geri dönmek anlamına gelen, head içeren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rain is getting heavier, so let's ____ to the car.

Cevabı göster

head back

I think I've had enough walking by myself. Kalıp ifadeler

5:03

Sanırım tek başıma yeterince yürüdüm.

Kalıp ifadeler

I've had enough walking by myself: sınıra ulaşmak

I've had enough walking by myself cümlesinde have had enough + -ing, bir etkinliğin konuşanın sınırına ulaştığını ve artık devam etmek istemediğini anlatır. Walking by myself sözünün belirttiği etkinlik genel olarak yürümek değil, tek başına yürümektir. Bu ifade yorgunluk, bıkkınlık, korku ya da sadece bırakmaya yönelik kararlı bir karar gösterebilir. Kişinin bunu zaten yeterince yaşadığını ima ettiği için I don't want to ifadesinden daha güçlüdür.

Alıştırma

have had enough + -ing yapısını tamamlayın: I've ____ waiting, so I'm going home.

Cevabı göster

had enough

Oh,

5:06

Ah,

Dad's just a blue speck.

5:07

babam artık sadece mavi bir nokta.

Can't go backward, Anlatım akışı

5:10

Geriye gidemem,

can't go forward.

5:12

ileriye gidemem.

Anlatım akışı

Can't go backward, can't go forward: paralel yapı çıkmazı vurguluyor

İki bölüm de aynı can't go + yön kalıbını kullanır ve yalnızca backward sözcüğü forward olarak değişir. Bu paralel yapı zıt yönleri yan yana koyar, böylece ikisi aynı sorunun eşleşen parçaları olarak anlaşılır. Her iki yön de kapalı olduğu için kısa tekrar cümleye hızlı ve gergin bir ritim verir, ayrıca konuşanın sıkışıp kaldığını vurgular. Her iki bölümde de I öznesi anlaşılır durumdadır; öznenin atılması dikkati engellenen harekete verir.

Alıştırma

Cümlede can't go + yön kalıbının tekrarlanmasının temel etkisi nedir?

  1. Birine nereye gitmesi gerektiğini söyleyen iki ayrı talimat verir.
  2. backward ve forward yönlerini ikisi de kapalı olan yönler olarak sunar ve konuşanın sıkıştığını vurgular.
  3. İleri gitmenin mümkün, geri gitmenin ise imkânsız olduğunu söyler.
Cevabı göster

backward ve forward yönlerini ikisi de kapalı olan yönler olarak sunar ve konuşanın sıkıştığını vurgular.

What am I gonna do? Ton ve niyet

5:15

Ne yapacağım ben?

Ton ve niyet

What am I gonna do?: kaygılı bir iç soru

What am I gonna do? konuşan kişi kendini çıkmazda hissettiğinde, endişelendiğinde veya bir sonraki adımda ne yapacağını bilmediğinde verilen yaygın bir tepkidir. Kişi bunu kendi kendine söyleyebilir; dolayısıyla her zaman başka birinden cevap istemez. Burada gonna, going to ifadesinin resmî olmayan konuşma biçimidir. Soru, önceden kararlaştırılmış bir plandan çok bundan sonra hangi eylemin yapılacağıyla ilgilidir.

Alıştırma

Buradaki What am I gonna do? kullanımına en uygun durum hangisidir?

  1. Konuşan kişi adını söyler.
  2. Konuşan kişi çıkmazda hisseder ve sonra ne yapacağını düşünür.
  3. Konuşan kişi bir işi bitirdiğini sakince duyurur.
Cevabı göster

Konuşan kişi çıkmazda hisseder ve sonra ne yapacağını düşünür.

Mum's footsteps.

5:18

Annemin ayak izleri.

Little mermaid's just gotta be brave. Kelime

5:22

Küçük denizkızının sadece cesur olması gerek.

Kelime

just gotta be brave: günlük dilde gereklilik ve kendini cesaretlendirme

just gotta be brave ifadesinde gotta, got to biçimini temsil eder. Önceki 's burada has anlamına gelir ve ikisi birlikte has got to be brave yapısını oluşturur: küçük denizkızının cesur olması gerekir. Just, cesur olmayı o anda gereken tek basit şey olarak sunar. Kişinin kendini cesaretlendirdiği bu cümlede gereklilik, resmî bir kuraldan değil, zor bir anla yüzleşmekten kaynaklanır.

Alıştırma

Tarafsız yazıda “She's just gotta be brave” ifadesinin en iyi karşılığı hangi cümledir?

  1. She just has to be brave.
  2. She is just going to be brave.
  3. She was just brave.
Cevabı göster

She just has to be brave.

I am the mermaid who got her legs,

5:25

Ben bacaklarına kavuşan denizkızıyım,

but only for a day.

5:27

ama sadece bir günlüğüne.

Thanks for moving, Mr. Pelican. Ton ve niyet

5:42

Çekildiğiniz için teşekkürler Bay Pelikan.

Ton ve niyet

Thanks for moving: Thanks for + -ing ile belirli bir davranış için teşekkür etmek

Thanks for + fiilin -ing biçimi, hangi davranış için teşekkür ettiğinizi açıkça belirtir. Burada moving, yer açmak için kenara çekilmek demektir; yani konuşan kişi Bay Pelikan'a bu belirli davranışı için teşekkür eder. Bu yapıda for bir edattır, bu yüzden ardından gelen fiil -ing biçimini alır: Thanks for moving denir, Thanks for move denmez.

Alıştırma

Cümleyi help fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Thanks for ____ me carry this box.

Cevabı göster

helping

Bluey!

5:46

Bluey!

Mum.

5:48

Anne.

Did you come all this way by yourself?

5:57

Bütün bu yolu tek başına mı geldin?

Yeah.

6:00

Evet.

I'm a mermaid who got her legs.

6:01

Ben bacaklarına kavuşan denizkızıyım.

Past the jellyfish? Dilbilgisi

6:03

Denizanasını geçerek mi?

Dilbilgisi

Past the jellyfish?: rotayı doğrulayan eksiltili ifade

Past the jellyfish?, daha önce konuşulmakta olan bir rotanın bir bölümünü doğrulayan eksiltili bir konuşma ifadesidir. Yaklaşık olarak Did you go past the jellyfish? anlamına gelir. Özne ve fiil bağlamdan anlaşıldığı için söylenmemiştir. Burada past, hareket ederken bir yerin yanından veya ötesine geçmek anlamındaki bir edattır. Önceki bir zamanı anlatan past ismi değildir. Tam bir soruda past, hareket fiilinden sonra kalır: Did you go past the jellyfish?

Alıştırma

Bir arkadaşınız yürüyüşünde geçtiği yerleri sıralıyor. Gölün yanından da geçip geçmediğini doğal biçimde soran kısa takip sorusu hangisidir?

  1. Past the lake?
  2. The past lake?
  3. Did you past the lake?
Cevabı göster

Past the lake?

Yeah, and the pelican.

6:05

Evet, ve pelikanı da.

And I saw a whole herd of crabs. Kelime

6:07

Ayrıca bütün bir yengeç sürüsü gördüm.

Kelime

a whole herd of crabs: büyük bir grup için eğlenceli bir abartı

Burada a whole herd of crabs, çok büyük bir yengeç grubu anlamına gelir. Whole vurgu katar; bütün yengeçleri tek bir büyük kalabalık gibi göstererek sayılarının özellikle fazla olduğu hissini verir. Herd normalde sığır, fil veya geyik gibi hayvanlar için kullanılır, yengeçler için değil. Bu beklenmedik eşleşme eğlenceli ve abartılıdır; yengeç grubuna standart bir ad vermek yerine keşfi özellikle heyecanlı gösterir.

Alıştırma

Konuşmacı bu canlı hikâyede neden a whole herd of crabs diyor?

  1. Bir yengeç grubunun standart bilimsel terimini kullanmak için
  2. Yengeçlerin ne kadar çok olduğunu eğlenceli biçimde abartmak için
  3. Her yengecin eksiksiz olduğunu söylemek için
Cevabı göster

Yengeçlerin ne kadar çok olduğunu eğlenceli biçimde abartmak için

You little star. Deyimler

6:10

Seni küçük yıldız.

Deyimler

You little star: sevgi dolu bir övgü

You little star, iyi bir şey yapan kişiyi sıcak ve sevgi dolu bir şekilde övmek için kullanılır. Star burada mecazdır; çok başarılı olan veya özellikle yardımsever davranan bir kişiyi anlatır. Little, bir yetişkin bir çocukla sıcak biçimde konuştuğunda ya da çok yakın kişiler şakacı bir tonla konuştuğunda şefkat katar. Kişinin başarısının küçük veya önemsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir çocuk kaybolan oyuncağı buluyor ve ebeveyni gülümseyerek “You little star!” diyor. Ebeveyn ne demek istiyor?

  1. Çocuğu gösteriş yapmaması için uyarıyor.
  2. Çocuğu başarılı olduğu için sevgiyle övüyor.
  3. Çocuğun fiziksel olarak küçük olduğunu ve bir yıldıza benzediğini söylüyor.
Cevabı göster

Çocuğu başarılı olduğu için sevgiyle övüyor.

Listen to this. Anlatım akışı

6:12

Şunu dinle.

Anlatım akışı

Listen to this: dikkati sırada söylenecek şeye yöneltmek

Listen to this, yeni bir bilgiden önce dikkati toplamak için kullanılan bir işarettir. Dinleyiciye sıradaki fikrin, haberin ya da hikâye bölümünün dikkatle dinlenmesi gerektiğini bildirir. Buradaki this, görünür bir nesneyi değil, konuşanın birazdan söyleyeceği şeyi ileriye dönük olarak gösterir. Bu kullanım konuşmayı düzenlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Burada “Listen to this.” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Dinleyiciden yakındaki bir nesneyi bulmasını istemek.
  2. Dikkati konuşanın birazdan söyleyeceği şeye yöneltmek.
  3. Konuşanın önceki cümleyi duymadığını belirtmek.
Cevabı göster

Dikkati konuşanın birazdan söyleyeceği şeye yöneltmek.

I love walking by myself.

6:31

Kendi başıma yürümeyi çok seviyorum.

Oh yeah?

6:34

Öyle mi?

Why's that?

6:35

Neden ki?

Um, I don't know.

6:36

Hmm, bilmiyorum.

I just do.

6:38

Sadece seviyorum işte.

But this is nice too, though. Ton ve niyet

6:41

Ama böylesi de çok güzelmiş.

Ton ve niyet

But ... too, though: iki görüşü yumuşakça dengelemek

Cümle önce But ile başka bir yöne döner, ardından too ile mevcut durumun da güzel olduğunu söyler. Böylece konuşan önceki tercihini korurken ikinci bir olumlu görüş ekler. Cümle sonundaki though, yine de veya öyle olsa da anlamına yakın, gündelik bir ödünleyici ek yorum getirir. Konuşmada But başta, though ise sonda birlikte kullanılabilir: But dönüşü açıkça belirtirken though yorumu yumuşatıp tamamlar.

Alıştırma

“But this is nice too, though.” hangi tutumu ifade eder?

  1. Konuşan önceki tercihini korur, ancak mevcut durumun da güzel olduğunu kabul eder.
  2. Konuşan iki durumun tamamen aynı olduğunu söyler.
  3. Konuşan mevcut durumu tamamen reddeder.
Cevabı göster

Konuşan önceki tercihini korur, ancak mevcut durumun da güzel olduğunu kabul eder.