Oyun oynamak ne kadar önemli? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
910 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, savaş sonrası Danimarka’da ortaya çıkan bir fikirden gelişen ve çocukların atılmış inşaat malzemelerini kendi yönettikleri oyunlara dönüştürdüğü macera oyun alanlarını inceliyor. Uzmanlar özgürlüğün ve kontrollü risklerin dayanıklılık, özgüven ve zorluklarla başa çıkma yolları geliştirebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. At first glance, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İlk izlenimi aktardıktan sonra daha dikkatli bakıldığında farklı bir gerçeğin ortaya çıktığını anlatmayı öğrenin. Bu ifade, hurda yığını gibi görünen bir yer ile çocukların gerçekte kurduğu yaratıcı oyun alanları arasında karşıtlık oluşturmak için kullanışlıdır. 2. is what Anna calls self-directed play. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Daha önce anlatılmış bir eyleme ya da kavrama ad vermek için kullanılan “is what someone calls…” yapısını tanıyıp kullanın. Bu kalıp, fikri önce gündelik sözlerle açıklayıp ardından uzmanlık terimini açıkça tanımlamanızı sağlar. 3. psychological ways of managing your emotions — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Başa çıkma stratejilerini zor durumlarda duyguları yönetme yöntemleri olarak anlatan doğal isim yapısını öğrenin. Bunu psikoloji, eğitim ve kişisel öz yönetim konularında kullanabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello,

0:08

Merhaba,

this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

bu, BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Pippa.

0:11

Ben Pippa.

And I'm Phil.

0:12

Ve ben Phil.

What was your favorite game when you were a child, Dilbilgisi

0:13

Çocukken en sevdiğin oyun neydi,

Pippa?

0:15

Pippa?

Dilbilgisi

What was your favorite ... when you were ...?: geçmişteki bir tercihi sorma

What was your favorite + tekil isim ...? geçmişteki bir dönemde bir kişinin en çok neyi sevdiğini sorar. Bu cümlede was, favorite game ifadesini geçmiş zamana yerleştirir; when you were a child ise bu dönemin çocukluk olduğunu belirtir. İki bölüm de geçmiş zamanda kalır: What was your favorite X when you were Y? X yerine bir şey, Y yerine geçmişteki bir yaş veya dönem getirilebilir.

Alıştırma

Geçmişteki bir tercihi soran cümleyi tamamlayın: What ____ your favorite toy when you ____ five?

Cevabı göster

was · were

I think my favorite game was skipping with a skipping rope. Kelime

0:16

Sanırım en sevdiğim oyun ip atlamaktı.

Kelime

skipping with a skipping rope: Britanya İngilizcesinde “ip atlamak”

Burada skipping, dönen bir ipin üzerinden tekrar tekrar zıplama etkinliğini ifade eder. A skipping rope bu etkinlikte kullanılan iptir. Bu nedenle skipping with a skipping rope, ip atlama oyunu oynamak demektir; bir ipin üzerinden geçmek veya bir ipi atlamak anlamına gelmez. Skip fiilinin hangi anlamda kullanıldığını çevresindeki sözcükler belirler: with a skipping rope ifadesi ip atlama etkinliğine işaret eder.

Alıştırma

Hangi cümlede Britanya İngilizcesindeki skipping sözcüğü ip atlama etkinliği anlamında kullanılmıştır?

  1. The children are skipping the first game because it is raining.
  2. The children are skipping past the gate on their way home.
  3. The children are skipping with a skipping rope in the playground.
Cevabı göster

The children are skipping with a skipping rope in the playground.

How about you? Ton ve niyet

0:20

Peki ya senin?

Ton ve niyet

How about you? ile aynı soruyu karşı tarafa yöneltmek

How about you? o anda konuşulan soruyu veya konuyu karşı tarafa yöneltir. Burada kişi hakkında kelimesi kelimesine bir soru sormak yerine “Peki senin cevabın ne?” anlamına gelir. Hangi sorudan söz edildiği zaten belli olduğu için konuşmacının sorunun tamamını tekrar etmesi gerekmez. Bu ifade, konuşma sırasını doğal biçimde karşı tarafa verir.

Alıştırma

En sevdiğiniz sporu söyledikten sonra, hangi soru karşı tarafı aynı soruya cevap vermeye doğal biçimde davet eder?

  1. What about the weather?
  2. How about you?
  3. How are you?
Cevabı göster

How about you?

Well, I could never skip. Dilbilgisi

0:21

Şey, ben hiç ip atlayamazdım.

Dilbilgisi

could never skip: geçmişte uzun süre devam eden yetersizlik

Burada skip “ip atlamak” demektir. Geçmişten söz edilen bu bağlamda could yeteneği ifade eder; never ise hatırlanan dönemin tamamını kapsar. I could never skip, konuşmacının o dönemde hiçbir zaman ip atlayamadığını anlatır; yalnızca bir denemede başarısız olduğunu değil. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp could never + fiilin yalın hâlidir. could never başka bağlamlarda farklı anlamlara gelebileceği için geçmiş bağlamı önemlidir.

Alıştırma

Geçmişte uzun süren bir yetersizliği göstermek için cümleyi could never ile tamamlayın: When I was little, I ____ swim without help.

Cevabı göster

could never

So, um I think I just preferred playing football. Dilbilgisi

0:23

Yani, ııı sanırım ben sadece futbol oynamayı tercih ederdim.

Dilbilgisi

preferred playing football: prefer + -ing yapısı

Preferred, prefer fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada preferred playing football, konuşanın futbol oynamayı başka bir seçeneğe veya diğer etkinliklere göre daha çok sevdiğini anlatır. Playing, prefer fiilinden sonra bir etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Şimdiki zamanın devam eden biçimi değildir. Prefer + -ing, bir etkinliğe yönelik genel veya alışkanlığa dayalı tercihi sıkça ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: On rainy afternoons, Mia preferred ____ comics indoors.

Cevabı göster

reading

Oh, well, that's a good game to play in the playground.

0:25

Oh, pekâlâ, bu oyun alanında oynamak için iyi bir oyun.

80 years ago,

0:28

80 yıl önce,

it was quite common for children in Britain's cities to play in bomb sites, Notlar

0:29

Britanya şehirlerindeki çocukların bombalanmış alanlarda oynaması oldukça yaygındı,

Dilbilgisi

It was quite common for ... to ...: geçmişte yaygın olan bir durumu anlatmak

Bir eylemin geçmişte oldukça yaygın olduğunu söylemek için It was quite common for + kişi veya grup + to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanın. Bu yapıda it yalnızca özne konumunu doldurur. Common olarak tanımlanan asıl içerik for children in Britain's cities to play in bomb sites bölümüdür. Quite common oldukça yaygın demektir; genel bir durumu anlatır ve her çocuğun mutlaka bunu yaptığını göstermez.

Alıştırma

Yapıyı for ve to ile tamamlayın: It was common ____ neighbours ____ share tools.

Cevabı göster

for · to

the ruins of houses which had been destroyed in World War II. Dilbilgisi

0:34

İkinci Dünya Savaşı'nda yıkılmış evlerin kalıntıları.

Kültür

bomb sites: bombardımandan sonra kalan yerler

Bomb site, bir bombanın binalara zarar verdiği veya onları yıktığı yerdir. Burada bomb sites, II. Dünya Savaşı sırasında yıkılan evlerden geriye kalan harabeleri ve açık alanları ifade eder. Bombalar o anda patlamamaktadır. Bu ifade bombardımandan sonra kalan hasarlı yerleri adlandırır; yani çocuklar devam eden bir bombardımanın ortasında değil, savaş kalıntılarının arasında oynuyordu.

Alıştırma

Bu cümlede bomb sites ne anlama geliyor?

  1. Bombaların o anda patladığı yerler
  2. Bombaların üretildiği fabrikalar
  3. Bombardımandan sonra hasarlı veya harabe hâlinde kalan yerler
Cevabı göster

Bombardımandan sonra hasarlı veya harabe hâlinde kalan yerler

Dilbilgisi

which had been destroyed: daha önce gerçekleşen edilgen bir olay

Which, houses sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, houses sözcüğüne döner; bu nedenle cümlecik o evlere ne olduğunu anlatır. Had been destroyed, edilgen past perfect yapısıdır: had + been + fiilin üçüncü hâli. Edilgen yapı, evlerin eylemi yapan değil eylemden etkilenen taraf olduğunu gösterir. Past perfect ise yıkımın, evlerin harabe olduğu daha sonraki geçmiş durumdan önce gerçekleştiğini belirtir.

Alıştırma

İlgi cümleciğini destroy fiilinin edilgen past perfect biçimiyle tamamlayın: The guide showed us photographs of houses which ____ before the families returned.

Cevabı göster

had been destroyed

Today,

0:38

Bugün,

the idea is back in fashion with kids playing not in bomb sites, Notlar

0:38

bu fikir yeniden moda oldu; çocuklar bombalanmış alanlarda değil,

but in junk playgrounds,

0:43

hurda oyun alanlarında oynuyorlar,

Anlatım akışı

not in A, but in B: yerleri paralel biçimde karşılaştırmak

Not in A, but in B iki yeri karşı karşıya koyar. not bölümü ilk yeri dışarıda bırakır, but bölümü ise doğru veya önemli yeri verir; bu nedenle vurgu B'nin üzerine düşer. İki tarafı paralel tut: Her iki tarafta da in + yer kullanılır. Bu kalıp, bir fikri başka bir fikirle değiştirmek için not + bir yapı, but + aynı yapı biçiminde de kullanılabilir.

Alıştırma

Yer karşılaştırmasını not in A, but in B ile tamamla: The school concert was ____ the gym, ____ the theatre.

Cevabı göster

not in · but in

also called adventure playgrounds. Kalıp ifadeler

0:45

bunlara macera oyun alanları da deniyor.

Deyimler

is back in fashion: yeniden moda olmak

Be back in fashion, bir şeyin eskiden popüler olduğunu, sonra popülerliğini yitirdiğini ve şimdi yeniden popüler olduğunu anlatır. Burada çocukların oyununa ilişkin bir fikrin yeni bir biçimde geri dönüşünü ifade eder. Bu ifadede fashion yalnızca kıyafetlerle ilgili değildir. Fikirler, etkinlikler, tasarımlar veya işleri yapma biçimleriyle ilgili eğilimleri de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade be back in fashion ile tamamla ve be fiilini özneye uygun hâle getir: After years of simple designs, this colorful style ____.

Cevabı göster

is back in fashion

Kalıp ifadeler

also called + başka bir ad

Also called + ad, aynı kişi, yer, şey veya fikir için başka bir ad ekler. Burada bağlamdan anlaşılan özne junk playgrounds, bunların diğer adı ise adventure playgrounds ifadesidir. Called, kısaltılmış bir edilgen tanımlamada geçmiş ortaçtır. Yeni adı doğrudan called sözcüğünden sonra getirin: also called adventure playgrounds; also called as adventure playgrounds demeyin.

Alıştırma

Tam olarak also called + ad yapısını oluşturmak için bir sözcük yazın: Football is also ____ soccer in some countries.

Cevabı göster

called

In contrast to pre-made playgrounds where swings and slides are fixed in place, Notlar

0:47

Salıncakların ve kaydırakların yerlerine sabitlendiği hazır oyun alanlarının aksine,

Anlatım akışı

In contrast to + karşılaştırma noktası

In contrast to + isim öbeği, belirgin bir fark verilmeden önce karşılaştırma noktasını kurar. Cümlenin başında kullanıldığında okuyucuya sonraki bilgiyi pre-made playgrounds ile karşılaştırarak düzenlemesini söyler. Burada to bir edattır ve pre-made playgrounds onun nesnesidir. Tüm ifade, ardından gelen açıklamayı karşılaştırma noktasına bağlar; contrast cümlenin ana fiili değildir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı tam In contrast to yapısıyla tamamlayın: ____ the noisy cafeteria, the library is calm.

Cevabı göster

In contrast to

Kalıp ifadeler

are fixed in place: sabitlenmiş ekipmanı anlatmak

are fixed in place ifadesinde are fixed edilgen bir yapıdır; salıncakların ve kaydırakların kurulduğu konumlara sabitlendiğini anlatır. İfade ekipmanın nerede sabit kaldığını belirtir; birinin onu tamir ettiği anlamına gelmez. Salıncağın oturağı gibi bir parça tasarlandığı şekilde hareket edebilir; sabit olan ekipmanın bulunduğu yerdir. Bu ifade oyun alanı ekipmanları, mobilyalar veya başka bir yere taşınması amaçlanmayan düzenekler için kullanılabilir.

Alıştırma

The benches are fixed in place cümlesinde fixed in place ne anlama gelir?

  1. Banklar onarılmıştır.
  2. Banklar yanlış yerdedir.
  3. Banklar tek bir konuma sabitlenmiştir.
Cevabı göster

Banklar tek bir konuma sabitlenmiştir.

adventure playgrounds provide pieces of building materials for kids to build things themselves. Dilbilgisi

0:52

macera oyun alanları, çocukların kendi başlarına bir şeyler inşa etmeleri için yapı malzemesi parçaları sağlar.

Dilbilgisi

provide pieces of building materials for kids to build things themselves: amaç bildiren yapı

Cümle provide + sağlanan şey + for + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. pieces of building materials, oyun alanlarının sağladığı şeydir; for kids to build things themselves ise kullanıcıları ve amaçlanan etkinliği belirtir. for ile başlayan bölüm amacı ve sunulan imkânı anlatır, malzemelerin çocuklara ait olduğunu değil. themselves, işi bir yetişkinin onlar için yapması yerine çocukların kendilerinin yapacağını vurgular.

Alıştırma

for + kişi + to + fiil yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The art room provides colored paper ____ children ____ make paper crowns.

Cevabı göster

for · to

Reporter William Kremer went to see one such playground in Wrexham, Kalıp ifadeler

0:57

Muhabir William Kremer, Wrexham'daki bu tür bir oyun alanını görmeye gitti,

Kalıp ifadeler

one such playground: daha önce belirtilen türün bir örneği

One such + tekil sayılabilen isim, “az önce belirtilen türün bir örneği” anlamına gelir. Burada such daha önce tanıtılan oyun alanı türüne gönderme yapar, one ise bu gruptan belirli bir örnek seçer. Bu yapı, açıklamanın tamamını tekrarlamadan yeni bilgiyi önceki bilgiye bağlar: önce bir tür tanıtılır, ardından one such ile o türden bir örneğe geçilir.

Alıştırma

One such ve library ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: The article described a new type of free library. The reporter visited ____ in Bristol.

Cevabı göster

one such library

North Wales for BBC World Service program People Fixing the World.

1:02

Kuzey Galler'de, BBC Dünya Servisi programı People Fixing the World için.

At first glance, Kalıp ifadeler

1:06

İlk bakışta,

the land is little more than a junkyard. Kalıp ifadeler

1:07

bu arazi bir çöplükten hallice.

Kalıp ifadeler

At first glance: hızlı oluşan ilk izlenim

At first glance, “bir şeye ilk kez hızlıca baktığınızda” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin dikkatli bir sonuç değil, ilk izlenim olduğunu gösterir. Bir cümleyi başlattığında çoğu zaman dinleyiciyi bir düzeltmeye veya sürprize hazırlar: ilk görünüş her şeyi göstermeyebilir.

Alıştırma

Hızlı bir ilk izlenimi belirten, yukarıda öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the old book looks ordinary, but its pages contain hand-painted maps.

Cevabı göster

At first glance

Kalıp ifadeler

little more than + isim: neredeyse sadece

be + little more than + isim yapısı “neredeyse yalnızca” veya “…den pek de fazlası değil” anlamına gelir. Burada konuşan kişi araziyi çok daha iyi bir yer olarak değil, temelde bir hurdalık olarak görüyor. Bu, kesin bir ölçüm değildir. Araziyi düşük veya hayal kırıklığı yaratan bir kategoriye koyan bir değerlendirmedir.

Alıştırma

Hangi cümle barınağın temelde yalnızca ahşap bir kutu olduğunu söylüyor?

  1. The shelter was much more than a wooden box.
  2. The shelter was a little more than a wooden box.
  3. The shelter was little more than a wooden box.
Cevabı göster

The shelter was little more than a wooden box.

There are stacks of used wooden pallets and big reels for holding wires. Notlar

1:10

Kullanılmış tahta palet yığınları ve kabloları tutmak için büyük makaralar var.

Kalıp ifadeler

stacks of + çoğul isim: katmanlı birkaç yığın

Stacks of + çoğul isim, nesnelerin üst üste konduğu birkaç ayrı grubu anlatır. Bu cümlede kullanılmış ahşap paletler, açıkça görülen yığınlar hâlinde düzenlenmiştir. Bu ifade hem miktarı hem de şekli anlatır. Paletlerin nasıl yerleştirildiğini söylemeyen many pallets ifadesinden daha özeldir.

Alıştırma

Hangi cümle kitapların katmanlı birkaç yığın hâlinde düzenlendiğini açıkça söylüyor?

  1. There are stacks of books beside the desk.
  2. There are a few books beside the desk.
  3. There are lots of books beside the desk.
Cevabı göster

There are stacks of books beside the desk.

Kelime

kabloları sarmaya yarayan büyük makaralar

Burada reels, elektrik teli veya kablonun üzerine sarılıp saklanabildiği büyük ve yuvarlak nesneleri ifade eder. for holding wires ifadesi kullanım amacını belirtir; yani bunlar film makarası değil, kablo sarmaya yarayan makaralardır. reel kelimesinin somut anlamı, üzerinde ne taşındığına göre belirlenir. Tel, kablo, ip veya hortum gibi uzun ve esnek malzemeleri taşımak için kullanılabilir. Bu cümlede gerekli ipucunu ardından gelen ifade verir.

Alıştırma

Cümlede big reels for holding wires neyi ifade ediyor?

  1. Teli tutmak için kullanılan büyük, yuvarlak nesneler
  2. Film göstermek için kullanılan makaralar
  3. Tahta kesmek için kullanılan aletler
Cevabı göster

Teli tutmak için kullanılan büyük, yuvarlak nesneler

But if you look a little bit closer, Dilbilgisi

1:14

Ancak biraz daha yakından bakarsanız,

you'll see crooked homemade structures, Kelime

1:16

çarpık, el yapımı yapılar göreceksiniz,

Dilbilgisi

biraz daha dikkatli bakarsanız

if you look a little bit closer ifadesi daha dikkatli gözlemleme koşulu kurar. Biraz daha dikkatli bakıldığında ilk bakışta fark edilmeyen bir şeyin görülebileceği anlamına gelir; closer her zaman fiziksel olarak yaklaşmak demek değildir. Bu yapı, açıklamayı ilk izlenimden yeni fark edilen bir ayrıntıya taşır. Bu cümlede you'll see bu koşulun sonucunu bildirir.

Alıştırma

Birini bir ayrıntıyı daha dikkatli incelemeye yönlendiren cümleyi tamamlayın: If you ____, you'll notice a tiny signature in the painting.

Cevabı göster

look a little bit closer

hidey-holes and turrets. Kelime

1:18

saklanma delikleri ve kulecikler.

Kelime

crooked homemade structures: eğri büğrü ev yapımı yapılar

crooked homemade structures, insanların kendi yaptığı ve şekli düzensiz ya da düz olmayan yapıları anlatır. Burada crooked şekli, homemade ise yapılış biçimini belirtir; bu nedenle ifade, el yapımı ve biraz kaba görünen yapıları gözümüzde canlandırır. Bu cümlede crooked, “dürüst olmayan” anlamına gelmez. Yapıların eğri göründüğünü anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede crooked homemade structures için en uygun anlam hangisidir?

  1. Şekli düz olan profesyonel yapılar
  2. Dürüst olmayan insanların yaptığı yapılar
  3. Şekli düzensiz, el yapımı yapılar
Cevabı göster

Şekli düzensiz, el yapımı yapılar

Kelime

hidey-holes: küçük saklanma yerleri

hidey-hole, birinin veya bir şeyin saklanabileceği küçük bir yeri anlatır. hide ile hole kelimelerini birleştiren bu eğlenceli birleşik kelime, cümledeki hidey-holes biçiminde birkaç küçük saklanma yerini belirtir. Kelime günlük ve çocukça bir havaya sahiptir. Bu yüzden söz konusu yerleri resmî odalar veya teknik yapılar olarak değil, eğlenceli gizli köşeler olarak gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede hidey-hole hangi anlama gelir? The kitten squeezed into a hidey-hole behind the sofa.

  1. Dışarıyı seyretmek için yüksek bir kule
  2. Toplantılar için resmî bir oda
  3. Saklanmak için küçük ve günlük bir yer
Cevabı göster

Saklanmak için küçük ve günlük bir yer

Children run barefoot.

1:20

Çocuklar çıplak ayakla koşuyor.

They swing on ropes and throw themselves down a makeshift water slide. Notlar

1:22

İplerde sallanıyorlar ve derme çatma bir su kaydırağından aşağı atlıyorlar.

Kalıp ifadeler

Derme çatma bir su kaydırağından kendini hızla aşağı bırakmak

throw themselves down a makeshift water slide ifadesindeki throw, ayrı bir nesneyi fırlatmak anlamına gelmez. Kendi bedenlerini isteyerek harekete geçirip kaydıraktan hızla aşağı inmeleri anlamındadır. Dönüşlülük zamiri themselves, they öznesine geri gönderme yapar: hareketi başlatan kişilerle hareket eden kişiler aynıdır. throw oneself down a route ve throw oneself onto a surface kalıpları, hareketi güçlü ve tüm bedenle yapılan bir eylem olarak gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle çocukların kendi bedenlerini isteyerek bir yokuştan aşağı attığını gösterir?

  1. The children threw themselves down the grassy bank.
  2. The children walked carefully down the grassy bank.
  3. The children threw a ball down the grassy bank.
Cevabı göster

The children threw themselves down the grassy bank.

Kelime

Derme çatma su kaydırağı

Makeshift, o anki bir ihtiyacı karşılamak için genellikle özel olarak üretilmiş araçlar yerine eldeki malzemelerle bir araya getirilen bir şeyi anlatır. Bu nedenle a makeshift water slide, normal biçimde üretilmiş veya kalıcı olarak kurulmuş bir kaydırak değil, doğaçlama yapılmış bir su kaydırağıdır. Sözcük, nesnenin nasıl yapıldığına odaklanır: o an için pratik bir çözüm olarak hızla yapılmıştır. Sonucun basit olduğunu düşündürebilir, ancak mutlaka güvensiz veya kötü yapılmış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum en iyi makeshift sözcüğüyle anlatılır?

  1. Kalıcı bir tuğla ev
  2. Hafta sonu için kiralanmış, profesyonel olarak üretilmiş bir çadır
  3. Çarşaf ve dallardan hızla yapılmış bir barınak
Cevabı göster

Çarşaf ve dallardan hızla yapılmış bir barınak

At first glance,

1:26

İlk bakışta,

William sees only junk.

1:27

William sadece hurda görüyor.

The phrase at first glance

1:29

At first glance (ilk bakışta) ifadesi,

means looking at something for the first time before having a chance to look more carefully.

1:31

bir şeye daha dikkatli bakma şansı bulamadan ona ilk kez bakmak anlamına gelir.

Adventure playgrounds are indeed full of junk,

1:36

Macera oyun alanları gerçekten de hurda ile doludur,

pieces of construction material like old tires, Kalıp ifadeler

1:39

eski lastikler gibi inşaat malzemesi parçaları,

planks of wood and lengths of rope. Kalıp ifadeler

1:42

tahta kalaslar ve uzun ipler.

Kalıp ifadeler

pieces of construction material: yapı malzemelerini parça parça saymak

Bu cümlede construction material sayılamayan bir ad olarak kullanılır: ayrı ayrı sayılabilen nesneleri değil, genel bir malzeme kategorisini belirtir. Pieces of ifadesi bu malzemeyi sayılabilen ayrı parçalara böler. Buradaki piece mutlaka kırılmış bir parça anlamına gelmez. Genel bir birim sözcüğüdür; eski lastikler, tahta kalaslar ve ip bölümleri bu ayrı parçaların örnekleridir.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklük birim ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The team saved three ____ construction material for a new project.

Cevabı göster

pieces of

Kalıp ifadeler

planks of wood ... lengths of rope: malzemeye uygun birim sözcükleri

Planks of wood ve lengths of rope, her malzemenin biçimine uygun birim adları kullanır. Plank, tahtadan yapılmış uzun ve yassı bir kalastır; bu nedenle planks of wood kalasları sayar. A length of rope, genellikle kesilmiş veya kullanılacak bir miktar olarak ayrılmış tek bir ip bölümüdür. Lengths of rope içindeki lengths, soyut uzunluk ölçüsünü değil, ayrı bölümleri belirten sayılabilen bir addır.

Alıştırma

Dersteki malzeme ve birim ifadelerini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Bring two ____ for the platform and three ____ for tying the frame.

Cevabı göster

planks of wood · lengths of rope

But look closely and you'll see children using the junk to play, Dilbilgisi

1:45

Ancak yakından baktığınızda, çocukların bu hurdaları oynamak için kullandığını göreceksiniz,

Dilbilgisi

look closely and you'll see: eylemden sonuca giden yapı

look closely and you'll see, “emir cümlesi + and + sonuç” yapısını kullanır. Konuşan önce dinleyenden dikkatle bakmasını ister, sonra bu eylemin sonucunda ne görüleceğini söyler. Bu cümlede dikkatle bakınca çocukların bu işe yaramaz eşyaları oyun oynamak için kullandığı görülecektir. Buradaki you'll see yalnızca uzak bir gelecekten söz etmez. Kalıp, “Dikkatle bakarsanız, ... göreceksiniz” anlamına yakındır ve gözlem sonucunu öne çıkarır.

Alıştırma

Gözleme yönlendiren ve sonucu belirten kalıbı tamamlayın: ____ a small star in the corner.

Cevabı göster

Look closely and you'll see

building dens and hidey-holes. Kelime

1:49

sığınaklar ve saklanma yerleri inşa ettiklerini.

Kelime

building dens: çocuklar için oyun sığınağı yapmak

building dens ifadesinde den, çocukların oyun oynamak için yaptığı küçük sığınak veya gizli üs anlamına gelir. Bu alanlar genellikle battaniye, dal, kutu ya da başka gevşek malzemelerle yapılır. Building eylemi, dens ise çoğul biçimi gösterir. Den, hayvanların yuvası veya ini anlamına da gelebilir; ancak bu cümledeki anlam bu değildir. Buradaki temel fikir, çocukların saklanmak, oynamak veya hayal oyunu kurmak için yaptığı bir alandır; kalıcı bir bina değildir.

Alıştırma

Çocukların oyun oynamak için küçük sığınaklar yaptığını en iyi anlatan ifade hangisidir? The children spent the afternoon ____.

  1. building dens
  2. building permanent houses
  3. building nests
Cevabı göster

building dens

A hidey-hole is a small place for hiding things

1:52

Hidey-hole (saklanma deliği), bir şeyleri saklamak için küçük bir yerdir,

or in this case for children to hide themselves. Anlatım akışı

1:55

ya da bu durumda çocukların kendilerini saklaması içindir.

Anlatım akışı

in this case: genel bir açıklamayı mevcut duruma indirgeme

In this case, genel bir tanımdan konuşulan belirli duruma geçer. Cümle önce hidey-hole’un bir şeyleri saklamak için olduğunu söyler, ardından düşünceyi daraltır: burada saklananlar çocukların kendileridir. Buradaki case, “durum” ya da “örnek” anlamındadır; hukuki “dava” anlamında değildir. Bu ifade, genel bir açıklamanın belirli bir duruma nasıl uygulandığını gösterebilir; durumun mutlaka bir istisna olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Bu belirli durumda” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This room normally stores supplies, but ____ it is a quiet reading area.

Cevabı göster

in this case

In this episode,

1:58

Bu bölümde,

we'll be hearing how adventure playgrounds are giving kids the freedom and space to play. Notlar

1:59

macera oyun alanlarının çocuklara oyun oynamaları için nasıl özgürlük ve alan verdiğini dinleyeceğiz.

Anlatım akışı

we'll be hearing how: gelecek açıklamayı önceden belirtme

Bir programın girişinde we'll be hearing how, dinleyicilerin sırada ne öğreneceğini önceden belirtir. Buradaki hearing yalnızca bir sesi fark etmekten daha geniş bir anlama gelir: dinleyiciler röportajlar, haberler veya açıklamalar yoluyla bilgi alacaktır. How; bir yöntemi, süreci ya da bir şeyin nasıl gerçekleştiğini açıklayan bir yan cümleyi başlatır. Örnekte, macera oyun alanlarının çocuklara nasıl özgürlük ve oyun alanı sağladığına ilişkin gelecek açıklamayı tanıtır.

Alıştırma

Podcast tanıtımını hedef ifadeyle tamamlayın: In today's episode, ____ bees make honey.

Cevabı göster

we'll be hearing how

Kalıp ifadeler

giving kids the freedom and space to play: çocuklara özgürce oynama hakkı ve alanı vermek

give someone the freedom and space to do something, bir kişinin kendi seçimlerini yapmasına izin vermek ve ona harekete geçmesi için gereken koşulları sağlamak demektir. Burada oyun alanları, çocukların yetişkinler tarafından fazla kontrol edilmeden nasıl oynayacaklarını seçmelerine izin veriyor. Space gerçek bir fiziksel alanı anlatabilir; ayrıca zamanı, fırsatı veya müdahale olmadan hareket etme payını da anlatabilir. to ile kurulan mastar, bu özgürlük ve alanın desteklediği eylemi belirtir: to play.

Alıştırma

Hem bağımsızlığı hem de deneme alanını anlatan vurgulanmış yapıyla cümleyi tamamlayın: A good art club gives children ____.

Cevabı göster

the freedom and space to experiment

As usual, we'll be learning some useful new words and phrases. Anlatım akışı

2:04

Her zamanki gibi, yararlı bazı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.

Anlatım akışı

As usual: bilinen bir rutini belirtmek

As usual, “normalde olanla aynı şekilde” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen bilgiyi yerleşmiş bir rutinin veya tekrarlanan bir düzenin parçası olarak sunar. Burada dinleyicilere kelime ve ifadeler öğrenmenin programın düzenli bir bölümü olduğunu anlatır. Usual, alışılmış olanı tanımlar; tek başına sıkıcı veya önemsiz anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bugünkü dersin bilinen rutine uygun ilerlediğini doğal biçimde anlatır?

  1. The lesson sometimes ends with a quiz.
  2. As usual, the lesson ends with a quiz.
  3. This is the first lesson to end with a quiz.
Cevabı göster

As usual, the lesson ends with a quiz.

And remember,

2:08

Ve unutmayın,

you can find all this episode's vocabulary

2:09

bu bölümün tüm kelimelerini

along with a transcript on our website bbclearningenglish.com. Kalıp ifadeler

2:11

ve dökümünü web sitemiz bbclearningenglish.com'da bulabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

along with a transcript: eşlik eden bir öğe eklemek

Bu cümlede along with a transcript, “bir konuşma metniyle birlikte” anlamına gelir. Konuşma metnini, bölümün kelimelerine eşlik eden ek bir kaynak olarak sunar. along with ifadesini tek bir edat öbeği olarak düşünün. Burada along, bir şeyin yanında hareket etmek ya da bir güzergâhı takip etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Derste geçen ve “birlikte” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The museum ticket includes an audio guide ____ a map.

Cevabı göster

along with

But now, I have a question for you, Pippa. Ton ve niyet

2:15

Ama şimdi, sana bir sorum var, Pippa.

Ton ve niyet

I have a question for you: bir soruya giriş yapmak

I have a question for you, dinleyiciye birazdan bir soru geleceğini bildirir. Buradaki for you, sorunun kime yöneltildiğini ve kimin cevap vermesinin beklendiğini gösterir. Bu cümle asıl sorudan önce açık ve nazik bir geçiş sağlar. Pippa adının eklenmesi, kime hitap edildiğini netleştirir.

Alıştırma

Hangi cümle, sıradaki soruyu Maya'nın cevaplamasının beklendiğini nazikçe belirtir?

  1. I have a question for you, Maya.
  2. I have a question about Maya.
  3. Maya has a question for me.
Cevabı göster

I have a question for you, Maya.

We know that adventure playgrounds started off after the Second World War, Öbek fiiller

2:18

Macera oyun alanlarının İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra başladığını biliyoruz,

Öbek fiiller

started off: bir şeyin başlangıç noktasını vurgulamak

Started off, start off fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “başladı” anlamına gelir ve dikkati macera oyun alanlarının tarihindeki başlangıç noktasına çeker. Off, öbek fiilin bir parçasıdır; uzaklaşma yönünde gerçek bir hareket anlatmaz. Bu yapı, bir şeyin nasıl geliştiği açıklanmadan önce onun ilk zamanını, yerini, büyüklüğünü veya biçimini tanıtabilir.

Alıştırma

Cümleyi start off fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The science club ____ as a lunchtime activity.

Cevabı göster

started off

but in which country?

2:23

peki hangi ülkede?

Was it A, France, B, Germany, or C, Denmark?

2:24

A, Fransa mıydı, B, Almanya mıydı, yoksa C, Danimarka mıydı?

Hmm, I think maybe France.

2:30

Hmm, sanırım belki Fransa.

I think French children maybe were very adventurous.

2:33

Fransız çocuklarının belki çok maceraperest olduklarını düşünüyorum.

Okay, well,

2:36

Tamam, pekâlâ,

we'll find out the answer to that question later in the program. Öbek fiiller

2:36

bu sorunun cevabını programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out the answer to ... later: cevabı daha sonra öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede izleyiciler cevabı daha sonra öğrenecektir; ifade, fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez. Answer isminden sonra soru veya problem belirtilirken normalde to kullanılır: the answer to that question. Later, bilginin verilmesini erteler ve sunucunun merak oluşturmasına yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunucu cevabın sona doğru açıklanacağını söylüyor. Hangi cümle bunu en iyi ifade eder?

  1. We'll find that question to the answer later.
  2. We'll work out the answer to that question later.
  3. We'll find out the answer to that question later.
Cevabı göster

We'll find out the answer to that question later.

Adventure playgrounds give kids the freedom to choose how they play. Kalıp ifadeler

2:40

Macera oyun alanları, çocuklara nasıl oynayacaklarını seçme özgürlüğü verir.

Kalıp ifadeler

give someone the freedom to do something: birine bir şeyi yapma özgürlüğü vermek

give someone the freedom to do something kalıbı, bir kişinin ne yapacağına veya bir şeyi nasıl yapacağına gerçekten kendisinin karar vermesine izin vermek anlamına gelir. Bu cümlede bu özgürlüğü alan kişiler kids sözcüğüyle belirtilmiştir. to choose how they play mastar grubu, çocukların tam olarak hangi özgürlüğe sahip olduğunu açıklar. Burada seçebildikleri şey how they play, yani nasıl oynayacaklarıdır.

Alıştırma

give someone the freedom to kalıbını tam olarak tamamlayın: The art teacher gives children ____ choose their own materials.

Cevabı göster

the freedom to

According to child development expert Dr. Anna Housley Juster, Anlatım akışı

2:45

Çocuk gelişimi uzmanı Dr. Anna Housley Juster'a göre,

this freedom is vital Kelime

2:49

bu özgürlük hayati önem taşıyor,

Kelime

is vital: yalnızca önemli değil, vazgeçilmez

Burada is vital, “kesinlikle gerekli ya da son derece önemli” demektir. Konuşmacı bu özgürlüğü, çocuklar için yalnızca olsa iyi olacak bir şey değil, ihtiyaç duydukları bir şey olarak sunar. Vital yalnızca tıp ya da vital signs bağlamıyla sınırlı değildir. Günlük ve resmî İngilizcede sağlık, güvenlik, başarı veya gelişim açısından kritik rol oynayan her şeyi anlatabilir.

Alıştırma

Vurgulanan sözcükle cümleyi tamamlayın: Clean water is ____ for good health.

Cevabı göster

vital

as she explains here to BBC World Service's People Fixing the World.

2:51

BBC Dünya Servisi'nin People Fixing the World programında burada açıkladığı gibi.

Anlatım akışı

According to...: bilgi kaynağını belirtmek

According to bir bilginin veya görüşün kaynağını tanıtır. Burada virgülden önce adı verilen kaynak, çocuk gelişimi uzmanı Dr. Anna Housley Juster'dır ve sonraki ifade onun görüşü olarak sunulur. Bu kalıp, sıradaki kanıtın veya görüşün kime ait olduğunu dinleyiciye söyleyerek bilgiyi düzenler. Tek başına, konuşanın bu görüşe şahsen katıldığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Kaynak bildiren ifadeyi tamamlayın: ____ the school notice, the trip starts at nine.

Cevabı göster

According to

It's true.

2:55

Bu doğru.

We do tend to minimize play in certain ways, Notlar

2:56

Oyunu belirli yönlerden küçümseme eğilimindeyiz,

Dilbilgisi

do tend to minimize: yaygın bir eğilimi vurgulamak

Tend to, sık görülen ancak her seferinde gerçekleşmeyen bir eğilimi anlatır. Bu olumlu cümlede do vurgu ekler: Konuşmacı bu eğilimin gerçekten var olduğunu belirtir. Burada minimize, bir şeyi fiziksel olarak küçültmek değil, “olduğundan daha az önemli görmek” demektir. Bu nedenle do tend to minimize, “gerçekten sık sık olduğundan az önem vermek” anlamına gelir.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: When we are rushed, we ____ the importance of checking our work.

Cevabı göster

do tend to minimize

Kelime

minimize play: oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli görmek

Bu cümlede minimize play, oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli ya da değerli görmek demektir. Bu, oyuna ayrılan sürenin mutlaka azalması değil, bir tutum veya değerlendirmedir. Minimize, “bir şeyi olabildiğince küçük hâle getirmek” anlamına da gelebilir; ancak soyut bir konuyla kullanıldığında çoğu zaman onun önemini, etkisini veya ciddiyetini küçümsemek anlamına gelir. Hangi anlamın kastedildiğini bağlam gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede minimize play ne anlama geliyor?

  1. Oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli görmek.
  2. Çocuklara oynamaları için daha az dakika vermek.
  3. Oyuncakları fiziksel olarak küçültmek.
Cevabı göster

Oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli görmek.

but actually, Anlatım akışı

2:59

ancak aslında,

Anlatım akışı

but actually: daha doğru bir ana fikri sunmak

But bir karşıtlık olduğunu gösterir; actually ise konuşanın daha doğru veya daha önemli fikrinin sırada olduğunu dinleyiciye bildirir. Birlikte kullanıldığında but actually, konuşmayı önceki fikirden bir düzeltmeye veya durumu daha açık görmeye yönlendirir. but actually ifadesini duyduğunuzda, sonraki sözlerin önceki fikri düzelteceğini, sorgulayacağını veya daha doğru bir bakış açısına yerleştireceğini bekleyebilirsiniz.

Alıştırma

Dinleyici but actually ifadesinden sonra ne tür bir bilgi beklemelidir?

  1. Bir düzeltme veya daha doğru bir ana fikir
  2. Konuşanın sözünü bitirdiğini gösteren bir işaret
  3. Önceki sözlerle karşıtlık oluşturmayan ilgisiz bir ayrıntı
Cevabı göster

Bir düzeltme veya daha doğru bir ana fikir

after the most basic needs are met for children, Notlar

3:00

çocukların en temel ihtiyaçları karşılandıktan sonra,

Dilbilgisi

after ... needs are met: sonraki sonucu zaman sırasına koymak

After bir zaman yan cümlesi başlatır. Temel ihtiyaçların karşılanmasını önce gerçekleşen olay olarak gösterir; ana cümledeki sonuç daha sonra gerçekleşir ya da ancak o zaman geçerli hâle gelir. Are met ifadesinde needs eylemden etkilendiği için fiil edilgendir. Meet needs, ihtiyaçları karşılamak veya gereken desteği sağlamak demektir; ihtiyaçlarla karşılaşmak demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi after ve meet fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Children can join the game ____ their safety needs ____.

Cevabı göster

after · are met

so food, shelter, water,

3:03

yani yiyecek, barınak, su,

safe place to be, Kalıp ifadeler

3:05

bulunulacak güvenli bir yer,

Kalıp ifadeler

most basic needs are met: meet needs eşdizimi

Meet a need, bir ihtiyaç için gerekli olan şeyi sağlamak demektir. Edilgen needs are met yapısında odak, desteği kimin sağladığından çok ihtiyaçların bu desteği almasıdır. Burada most basic needs; yiyecek, su, barınak ve güvenlik gibi temel gereklilikleri anlatır. Aynı eşdizim öğrenme, sağlık veya duygusal ihtiyaçları da tanımlayabilir.

Alıştırma

Yaygın meet needs eşdizimini tamamlayın: The care team makes sure that every child's basic needs are ____.

Cevabı göster

met

Kalıp ifadeler

safe place to be: bir kişinin güvenle kalabileceği bir yer

Burada safe place to be, bir kişinin tehlikede olmadan kalabileceği bir yer anlamına gelir. Listede, insanların ihtiyaç duyduğu temel bir güvenlik türünü belirtir. Mastar yapısındaki to be, place sözcüğünü açıklar ve “birinin bulunabileceği veya kalabileceği yer” anlamını verir. Safe tehlike bulunmadığını anlatır; bu nedenle to be gereksiz bir ek değildir.

Alıştırma

'a safe place to be' ifadesinde 'to be' neyi anlatır?

  1. Bir kişinin orada bulunabileceğini veya kalabileceğini anlatır.
  2. Yerin çok uzakta olduğunu anlatır.
  3. Kişinin o yeri inşa etmesi gerektiğini anlatır.
Cevabı göster

Bir kişinin orada bulunabileceğini veya kalabileceğini anlatır.

play is by far the most important factor for healthy child development. Kalıp ifadeler

3:07

oyun, sağlıklı çocuk gelişimi için açık ara en önemli faktördür.

Kalıp ifadeler

by far the most important factor: açık ara önde olmayı vurgulama

By far, the most important üstünlük yapısını güçlendirir. Farkın büyük olduğunu anlatır: oyun, diğer bütün etkenlerden çok daha önemli olarak sunulur. Kalıp by far + the + üstünlük derecesi (+ isim) şeklindedir. by far çıkarılırsa cümle yine bir etkeni ilk sıraya koyar, ancak bu kadar açık bir farkı vurgulamaz.

Alıştırma

Cümleyi üstünlük yapısını güçlü biçimde vurgulayan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Of all the routes, this one is ____ the shortest.

Cevabı göster

by far

Kalıp ifadeler

healthy child development: çocukların sağlıklı gelişimi

Healthy child development; eğitim, sağlık, psikoloji ve ebeveynlik konularında yaygın bir isim öbeğidir. Çocukların fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan sağlıklı biçimde büyüyüp gelişmesi anlamına gelir. Burada child, söz konusu development türünü belirtir. Development büyüme ve ilerleme demektir; arazi geliştirme ya da ticari ürün geliştirme anlamında değildir.

Alıştırma

healthy child development ifadesinde development ne anlama gelir?

  1. Çocukların büyümesi ve ilerlemesi
  2. Yeni binalar için arazi hazırlamak
  3. Yeni bir ticari ürün oluşturmak
Cevabı göster

Çocukların büyümesi ve ilerlemesi

Anna thinks play is as important as a child's basic needs like food and safety. Dilbilgisi

3:12

Anna, oyunun yiyecek ve güvenlik gibi bir çocuğun temel ihtiyaçları kadar önemli olduğunu düşünüyor.

Dilbilgisi

is as important as: eşit derecede önemli olmayı karşılaştırma

A is as + adjective + as B kalıbı, A ile B’nin söz konusu niteliğe aynı derecede sahip olduğunu belirtir. Burada oyun, bir çocuğun temel ihtiyaçlarıyla aynı önem düzeyine yerleştirilir. İki as de gereklidir: as important as. Important yerine derecesi değişebilen başka bir sıfat kullanılabilir; örneğin as useful as veya as difficult as.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını tam ifadeyle tamamlayın: For good communication, listening is ____ speaking.

Cevabı göster

as important as

But unfortunately, the importance of play tends to be minimized. Dilbilgisi

3:17

Ancak ne yazık ki, oyunun önemi küçümsenme eğilimindedir.

Dilbilgisi

tends to be minimized: küçümsenme eğilimi

tends to + fiil, her durumda gerçekleşmeyen ama tekrarlanan bir eğilimi anlatır. be minimized edilgen yapıdır: bir şey gerçekte olduğundan daha az önemli görülür ve bunu kimin yaptığı söylenmez. Bu nedenle tends to be minimized, bir şeyin çoğu zaman küçümsendiği veya daha az önemli görüldüğü anlamına gelir. Oyunun önemi kendiliğinden azalıyor demek değildir.

Alıştırma

Bir şeyin sık sık daha az önemli görüldüğünü anlatan tekrarlanan edilgen yargıyı doğru veren cümle hangisidir?

  1. The value of sleep tends to be minimized.
  2. The value of sleep tends to minimize.
  3. The value of sleep is tend to be minimized.
Cevabı göster

The value of sleep tends to be minimized.

If something tends to happen,

3:21

Eğer bir şey tends to happen (olma eğiliminde ise),

it happens often and is likely to happen again. Dilbilgisi

3:23

sık sık olur ve muhtemelen tekrar olacaktır.

Dilbilgisi

is likely to happen again: yeniden gerçekleşmesi muhtemel

be likely to + fiil, güçlü bir olasılığı ifade eder. is likely to happen again ifadesinde öznenin yeniden gerçekleşmesi beklenir, ancak konuşan kişi bu sonucu kesinmiş gibi sunmaz. Yapı be likely to + fiil şeklindedir; bu nedenle likely kelimesinden sonra to happen gelmelidir, to olmadan likely happen denmez. Again, tekrarlanma anlamı ekler.

Alıştırma

Tekrarlanma olasılığını ifade etmek için be likely to + temel fiil yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The same error ____ if we do not fix the process。

Cevabı göster

is likely to happen again

Anna says that after a child's basic needs are met,

3:26

Anna, bir çocuğun temel ihtiyaçları karşılandıktan sonra,

play is by far the most important factor in a healthy childhood.

3:30

oyunun sağlıklı bir çocuklukta açık ara en önemli faktör olduğunu söylüyor.

She uses the phrase by far to mean by a great amount.

3:34

Büyük bir farkla anlamına gelmesi için by far ifadesini kullanıyor.

For example,

3:39

Örneğin,

your teacher might say,

3:39

öğretmeniniz şöyle diyebilir,

"You're by far the best student in class."

3:41

"Sınıftaki açık ara en iyi öğrenci sensin."

The freedom to take controlled risks in a safe environment Kalıp ifadeler

3:44

Güvenli bir ortamda kontrollü riskler alma özgürlüğü,

Kalıp ifadeler

to take controlled risks: sınırları belirlenmiş zorlukları göze almak

take controlled risks ifadesinde take, bir şeyi alıp götürmek değil, riski kabul etmek veya göze almak anlamına gelir. Risk, bir şeyin ters gitme olasılığıdır. Controlled, zorluğun sınırları, planlaması veya koruyucu önlemleri olduğunu gösterir. Etkinlik tamamen risksiz değildir, ancak tehlike yönetilebilir bir düzeyde tutulur.

Alıştırma

Hangi durum taking controlled risks için en iyi örnektir?

  1. Yeni gelen her etkinliği reddetmek
  2. Güvenlik ekipmanı takıp bir eğitmenin yönlendirmelerini izleyerek yeni bir tırmanma duvarını denemek
  3. Çevreye bakmadan yoğun bir yola koşmak
Cevabı göster

Güvenlik ekipmanı takıp bir eğitmenin yönlendirmelerini izleyerek yeni bir tırmanma duvarını denemek

Kalıp ifadeler

in a safe environment: güvenli çevresel koşullar içinde

In a safe environment, bir etkinliğin tehlikeyi azaltmak için düzenlenmiş çevre ve koşullar içinde gerçekleştiğini belirtir. In edatı, etkinliği bu ortamın içine yerleştirir. Buradaki environment yalnızca doğal çevre anlamına gelmez. Odayı veya alanı, ekipmanı, kuralları, gözetimi ve etkinliğin çevresindeki desteği de kapsayabilir.

Alıştırma

Güvenli çevresel koşullar içinde anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Children can explore new materials ____.

Cevabı göster

in a safe environment

is what Anna calls self-directed play. Notlar

3:47

Anna'nın kendi kendine yönlendirilen oyun olarak adlandırdığı şeydir.

Dilbilgisi

is what Anna calls ...: daha önce sözü edilen bir fikre ad verme

Daha önce sözü edilen fikir + is what + kişi + calls + ad kalıbı, önceden yapılan bir açıklamayı bir adla ilişkilendirir. Burada önceki fikre self-directed play adı veriliyor. What Anna calls self-directed play, “Anna'nın self-directed play dediği şey” anlamına gelen ve isim görevi yapan bir yan cümledir. What burada soru oluşturmaz. Bu ilişki Anna calls that earlier idea self-directed play şeklinde de ifade edilebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, daha önce sözü edilen bir fikri adlandırmak için is what + kişi + calls + ad kalıbını doğru kullanıyor?

  1. This freedom what Maya calls is independent learning.
  2. This freedom is what does Maya call independent learning.
  3. This freedom is what Maya calls independent learning.
Cevabı göster

This freedom is what Maya calls independent learning.

Kelime

self-directed play: çocukların kendi seçimleriyle yön verdiği oyun

Self-directed play, çocukların etkinliği seçtiği, nasıl ilerleyeceğine karar verdiği ve çoğu zaman kendi fikirlerini ya da kurallarını oluşturduğu oyundur. Self-directed, yönü çocukların belirlediği anlamına gelir. Mutlaka yalnız oynamak demek değildir: çocuklar birlikte oynarken de oyunu kendileri yönlendirebilir.

Alıştırma

Hangi durum self-directed play için en açık örnektir?

  1. Bir yetişkin her adımı seçer ve çocuklar onu taklit eder.
  2. Çocuklar oyunu seçer ve kendi kurallarını oluşturur.
  3. Çocuklar yalnız oturur ve önceden belirlenmiş bir çalışma kâğıdını tamamlar.
Cevabı göster

Çocuklar oyunu seçer ve kendi kurallarını oluşturur.

Here, she explains more to Myra Anubi,

3:50

Burada, Myra Anubi'ye daha fazla açıklama yapıyor,

presenter of BBC program People Fixing the World.

3:52

BBC programı People Fixing the World'ün sunucusu.

So, what you're saying is letting kids play Notlar

3:56

Yani, söylediğiniz şey çocukların oynamasına izin vermek,

Ton ve niyet

what you're saying is ... ile anladığını kontrol etme

What you're saying is ... başka birinin fikrini kendi sözlerinizle özetlemeye giriş yapar. Burada konuşan kişi fikri letting kids play şeklinde özetliyor ve doğru anlayıp anlamadığını kontrol ediyor. Bu ifade genellikle “Doğru mu anladım?” anlamına gelir; “Senden şüphe ediyorum” anlamına değil. is'ten sonraki sözler, karşınızdaki kişinin ne demek istediğine dair özetinizi verir.

Alıştırma

Anladığınızı kontrol eden bu dersteki dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: So, ____ we need to leave before six.

Cevabı göster

what you're saying is

Dilbilgisi

letting kids play: let + nesne + fiilin yalın hâli

Let + nesne + fiilin yalın hâli, birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasına izin vermek anlamına gelir. letting kids play içinde kids nesnedir, yani eylemi yapmasına izin verilen kişilerdir; play ise fiilin yalın hâlidir. Eylem fiilinden önce to eklemeyin: let kids play deyin, let kids to play demeyin. Bu cümlede is'ten sonra eylemin tamamı bir içerik olarak adlandırıldığı için let, -ing biçimi olan letting hâline gelir.

Alıştırma

Parantez içindeki fiilin yalın hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: Let the children ____ outside. (play)

Cevabı göster

play

free play actually or play

3:59

aslında serbest oyun ya da kendi başlarına

on their own and kind of come up with the ideas. Notlar

4:00

oynamaları ve bir nevi fikirler üretmeleri.

Kalıp ifadeler

on their own: bağımsız hareket etmek

On their own, “yardım almadan” ya da “ne yapılacağına başkası karar vermeden” anlamına gelebilir. Bu cümlede çocuklar bir yetişkinin planını izlemek yerine nasıl oynayacaklarını kendileri seçip yönlendiriyor. Bu ifade her çocuğun fiziksel olarak tek başına olduğu anlamına gelmez. Vurgunun bağımsızlıkta mı, yalnız olmakta mı yoksa ikisinde birden mi olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

On their own hakkındaki şu ifadenin doğru olup olmadığına karar verin: Bu şekilde oynayan çocuklar odadaki tek çocuklar olmak zorundadır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Öbek fiiller

come up with the ideas: fikirleri bulmak

Come up with, bir şeyi düşünüp bulmak veya oluşturmak anlamına gelen üç sözcüklü bir fiil ifadesidir. Burada come up with the ideas, çocukların oyunları için fikirler üretmesi anlamına gelir; fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

“Düşünüp bulmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ a simple plan before lunch.

Cevabı göster

come up with

That's really crucial for their development. Kalıp ifadeler

4:03

Bu, onların gelişimi için gerçekten çok önemli.

Kalıp ifadeler

crucial for their development: gelişimleri için son derece önemli

Crucial, bir şeyin ortaya çıkacak sonuç açısından son derece önemli olduğunu belirtir. Bu cümlede crucial for their development, konuşulan şeyin çocukların büyüme ve öğrenme biçimleri üzerinde büyük etkisi olduğunu anlatır. crucial for + isim yapısı, etkilenen kişiyi, süreci veya alanı belirtir. Buradaki for bir amaç bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi crucial for ile tamamlayın: Daily reading is ____ a child's language development.

Cevabı göster

crucial for

It's 100% crucial for their development. Kelime

4:05

Gelişimleri için %100 çok önemlidir.

Kelime

Günlük konuşmada vurgu olarak 100% crucial

100% crucial ifadesindeki 100%, ölçümle elde edilmiş bir istatistik değildir. Günlük konuşmada güçlü vurgu katar ve completely ya da absolutely anlamına gelir. Konuşan kişi, bir şeyin crucial olduğundan tamamen emin olduğunu göstermek için bunu kullanır. Sayı, iddiayı güçlendirir; gelişimin tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

It's 100% crucial for their development. cümlesinde 100% temel olarak ne yapar?

  1. Bir ölçümden elde edilen kesin sonucu bildirir.
  2. Konuşan kişinin tamamen emin olduğunu güçlü biçimde vurgular.
  3. Gelişimin zaten tamamlandığı anlamına gelir.
Cevabı göster

Konuşan kişinin tamamen emin olduğunu güçlü biçimde vurgular.

In what I meant when I said that it's protective Kelime

4:08

Bunun koruyucu olduğunu söylediğimde kastettiğim şey,

Kelime

it's protective: koruyucu bir etkiyi belirtmek

Bu cümlede it's protective, bir şeyin koruyucu bir etkisi olduğu, yani riski azaltmaya veya zararı önlemeye yardımcı olduğu anlamına gelir. Sıfat, bir etkinliğin ya da etkenin ne yaptığını anlatır; bir kişinin birini savunmak istemesini anlatmaz. Buradaki it, daha önce söz edilen etkinliğe veya etkene gönderme yapar. Bu yüzden be + protective yapısı, o etkenin sağlıklı gelişime yardımcı olduğunu gösterir. Çocuk gelişimi bağlamında protective, tamamen güvenli veya risksiz demek değildir.

Alıştırma

Çocuk gelişimi bağlamında it's protective ne anlama gelir?

  1. Riski veya zararı azaltmaya yardımcı olur.
  2. Birini savunmak isteyen bir kişiyi anlatır.
  3. Birisi tarafından zaten korunmuştur.
Cevabı göster

Riski veya zararı azaltmaya yardımcı olur.

is that kids build resiliency, Kalıp ifadeler

4:10

çocukların dayanıklılık,

Kalıp ifadeler

kids build resiliency: toparlanma becerisini geliştirmek

Kids build resiliency, çocukların stres, başarısızlıklar veya değişimlere uyum sağlama ve devam edebilecek kadar toparlanma becerisini zamanla geliştirmesi demektir. Resiliency bir beceridir; çocukların hiçbir zaman üzülmeyeceği anlamına gelmez. Burada build + soyut bir isim, deneyim, destek ve pratik yoluyla zaman içinde bir şeyi geliştirmek anlamına gelir. Bu nedenle build resiliency bir büyüme sürecini anlatır; fiziksel bir nesne inşa etmeyi anlatmaz.

Alıştırma

Hangi cümle build resiliency ifadesini doğru kullanıyor?

  1. Small challenges can help children build resiliency over time.
  2. Small challenges show that children never feel upset.
  3. Small challenges can help children build a physical wall over time.
Cevabı göster

Small challenges can help children build resiliency over time.

confidence, coping strategies, Kelime

4:12

özgüven, başa çıkma stratejileri,

Kelime

coping strategies: stres ve zorluklarla başa çıkma yöntemleri

Coping strategies, insanların stresle, zor durumlarla veya yoğun duygularla başa çıkmak için kullandıkları zihinsel ya da davranışsal yöntemlerdir. Sakinleşmek, yardım istemek veya bir problemi daha küçük adımlara bölmek bunlara örnek olabilir. Bu listede ifade, oyun yoluyla gelişebilen bir beceriyi adlandırır: bir zorluk karşısında tamamen bunalmak yerine onunla başa çıkmanın yollarını öğrenmek.

Alıştırma

Hangi durum coping strategy kullanımının en açık örneğidir?

  1. Stresle başa çıkmak için yavaşça nefes almak
  2. Bir masanın uzunluğunu ölçmek
  3. Bir spor kulübünün programını yazmak
Cevabı göster

Stresle başa çıkmak için yavaşça nefes almak

regulation strategies, Kelime

4:15

düzenleme stratejileri geliştirmeleridir,

Kelime

regulation strategies: duyguları ve davranışları düzenleme stratejileri

Regulation strategies, kişinin bir duruma daha etkili karşılık verebilmesi için duygularını, dikkatini veya davranışlarını ayarlamasına yardımcı olan yöntemlerdir. Bir çocuk durabilir, yavaşça nefes alabilir, duygusunu adlandırabilir veya sırasını bekleyebilir. Bu çocuk gelişimi listesinde regulation, öz yönetim anlamına gelir. Yasalara veya resmî kurallara gönderme yapmaz.

Alıştırma

Çocuk gelişimi bağlamında hangi eylem bir regulation strategy örneğidir?

  1. Öfkeyle tepki vermeden önce durup beşe kadar saymak
  2. Bir park kuralının yasal olarak geçerli olup olmadığını kontrol etmek
  3. Okula giden en kısa yolu seçmek
Cevabı göster

Öfkeyle tepki vermeden önce durup beşe kadar saymak

so many of the skills that we know,

4:16

bildiğimiz o kadar çok beceri,

uh, lead to healthy human development are developed in play. Notlar

4:19

ııı, sağlıklı insan gelişimine yol açan beceriler, oyun sırasında gelişir.

Kalıp ifadeler

lead to healthy human development: sağlıklı insan gelişimine katkıda bulunmak

Lead to, “bir sonuca yol açmak veya katkıda bulunmak” anlamına gelir. Burada beceriler, sağlıklı insan gelişimini destekleyen etkenler olarak sunuluyor; healthy human development, lead to ifadesinin yöneldiği sonuçtur. Bu cümlede lead to healthy human development, skills sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Bir kişiyi fiziksel olarak bir yere götürmek değil, soyut bir neden-sonuç ilişkisi anlatır.

Alıştırma

Neden ve sonuç ifadesini tamamlayın: Regular reading can ____ a wider vocabulary。

Cevabı göster

lead to

Dilbilgisi

are developed in play: oyun içinde oluşmak

Are developed in play edilgen bir yapıdır. Skills, geliştirilen veya oluşan şeydir; in play ise bunun gerçekleştiği etkinliği ya da ortamı belirtir. Konuşan kişi, bunu kimin geliştirdiğini söylemeden becerilere ve onları oluşturan deneyime odaklanır. Buradaki developed, bir ürünün üretilmesi değil, zamanla oluşması veya güçlenmesi anlamındadır.

Alıştırma

Notta geçen edilgen ifadeyi tamamlayın: Many social skills ____。

Cevabı göster

are developed in play

Myra mentions the importance of free play and Anna says it's 100% crucial, Kelime

4:23

Myra serbest oyunun öneminden bahsediyor ve Anna bunun %100 çok önemli olduğunu söylüyor,

Kelime

free play: çocuğun yön verdiği serbest oyun

Free play, çocukların ne yapacaklarını seçtiği ve etkinliğin nasıl ilerleyeceğini kendilerinin belirlediği oyundur. Bir yetişkinin belirlediği her adımı izlemekten farklıdır. Burada free, seçme ve keşfetme özgürlüğüne sahip olmak demektir. Etkinliğin ücretsiz olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum free play için en açık örnektir?

  1. Bir yetişkin her çocuğa tam olarak neyi, ne zaman yapacağını söylüyor.
  2. Çocuklar ücretsiz olduğu için bir oyun indiriyor.
  3. Çocuklar bazı blokları seçip kendi oyunlarını oluşturuyor.
Cevabı göster

Çocuklar bazı blokları seçip kendi oyunlarını oluşturuyor.

meaning completely.

4:29

yani tamamen.

You can also say 100% as an informal response to mean, Kelime

4:32

Resmi olmayan bir yanıt olarak şu anlama gelecek şekilde %100 de diyebilirsiniz,

Kelime

100% ifadesini samimi bir yanıt olarak söylemek: tam katılma

Bu cümlede say 100% as an informal response, one hundred percent sözlerini kısa bir sözlü yanıt olarak kullanmak demektir. Birinin görüşüne yanıt verdiğinde tam katılmayı ifade eder: “Evet, kesinlikle.” to mean sözleri, ardından gelen anlam açıklamasını başlatır. Burada to, to mean yapısında mean ile birliktedir; response to someone ifadesini tamamlamaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız “This park needs more trees.” diyor. Siz “100%.” diye yanıtlıyorsunuz. Yanıtınız ne anlama gelir?

  1. Ölçülmüş bir yüzde bildiriyorsunuz.
  2. Kibarca karşı çıkıyorsunuz.
  3. Tamamen katılıyorsunuz.
Cevabı göster

Tamamen katılıyorsunuz.

"Yes, I agree with you completely." Kalıp ifadeler

4:36

"Evet, sana tamamen katılıyorum."

Kalıp ifadeler

agree with you completely: sana tamamen katılmak

agree with you completely, konuşan kişinin karşısındaki kişinin görüşünü hiç çekinmeden paylaştığını belirten doğrudan bir yanıttır. Agree with yapısından sonra katılınan kişi veya görüş gelir; completely ise katılmanın derecesinin tam olduğunu açıkça gösterir. Bu cümlede Yes, açık ve vurgulu bir katılma ifadesi başlatır. Karşınızdaki kişinin az önce söylediğini tamamen desteklediğinizi göstermek istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Doğru edatla yanıtı tamamlayın: Yes, I agree ____ you completely。

Cevabı göster

with

Adventure playgrounds have lots of small dangers, Kalıp ifadeler

4:38

Macera oyun alanlarında bir sürü küçük tehlike vardır,

Kalıp ifadeler

lots of small dangers: nispeten küçük birçok tehlike

lots of small dangers, konuşan kişinin boyut, ciddiyet veya kapsam açısından sınırlı gördüğü birçok ayrı riski ifade eder. Lots of, günlük ve samimi bir biçimde çok sayıda şeyi belirtir; small ise tehlikelerin sayısını değil dangers kelimesini niteler. Small, tehlikelerin zararsız veya önemsiz olduğu anlamına gelmez. Burada oyun alanında tek bir büyük tehdit yerine, her biri ayrı ayrı sınırlı görünen birçok tehlike bulunduğu anlatılır.

Alıştırma

Adventure playgrounds have lots of small dangers cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?

  1. Çok büyük ve ciddi tek bir tehlike.
  2. Her biri boyut veya ciddiyet bakımından nispeten sınırlı olan birçok risk.
  3. Hiçbir risk yok.
Cevabı göster

Her biri boyut veya ciddiyet bakımından nispeten sınırlı olan birçok risk.

hard pieces of wood, sharp metal, nails.

4:41

sert tahta parçaları, keskin metaller, çiviler.

According to Anna,

4:44

Anna'ya göre,

taking small risks when playing with these Dilbilgisi

4:45

bunlarla oynarken küçük riskler almak

makes kids more resilient and builds coping strategies, Kalıp ifadeler

4:47

çocukları daha dayanıklı hale getirir ve başa çıkma stratejileri oluşturur,

Dilbilgisi

Taking small risks ... makes kids more resilient: özne olarak bir etkinlik

Taking small risks when playing with these bir gerund öbeğidir. Etkinliğin tamamı cümlenin öznesidir; birine risk almasını söyleyen bir emir değildir. Bu özne tek bir etkinlik olarak görüldüğü için tekil fiil makes kullanılır. doing something + makes + someone + adjective kalıbı bir etkinliğin sonucunu açıklar. Bu cümlede makes kids more resilient, etkinliğin çocukların zorluklardan sonra daha kolay toparlanmasına yardımcı olduğunu anlatır.

Alıştırma

make fiilinin doğru biçimini kullanın: Taking short breaks ____ me more focused.

Cevabı göster

makes

Kalıp ifadeler

builds coping strategies: zorluklarla başa çıkma yolları geliştirmek

build coping strategies ifadesi, stresle, sorunlarla veya zor duygularla başa çıkmaya yarayan yöntemleri zaman içinde geliştirmek demektir. Buradaki build, fiziksel bir şey inşa etmeyi değil, aşamalı gelişimi anlatır. Tam cümlede builds, makes ile aynı özneyi, yani taking small risks ifadesini paylaşır. Kids, makes fiilinin nesnesidir; builds fiilinin öznesi değildir. Bu nedenle tekil biçim olan builds, etkinliğin ne yaptığını belirtir.

Alıştırma

Vurgulanan ifadeyi doğru fiil biçimiyle kullanarak cümleyi tamamlayın: Working through manageable problems ____.

Cevabı göster

builds coping strategies

a term for the psychological ways children develop to manage challenging situations. Notlar

4:51

bu, çocukların zorlayıcı durumları yönetmek için geliştirdikleri psikolojik yollara verilen bir isimdir.

Anlatım akışı

a term for the psychological ways ...: bir terimin tanımını sunmak

a term for ... daha sonra gelen bir fikrin adı olarak bir kelimeyi veya ifadeyi tanıtır. Bu cümlede açıklanan terimi tanımıyla ilişkilendirir ve dinleyenin terimin neyi ifade ettiğini anlamasına yardımcı olur. Yaygın yapı X is a term for Y şeklindedir: X kelime veya ifade, Y ise onun adlandırdığı fikir ya da şeydir. Bu, bir terimin tanımını düzenleyen bir bilgi kalıbıdır; okul dönemi veya zaman sınırı anlamındaki term kullanımı değildir.

Alıştırma

Tanım kalıbı olan a term for ile cümleyi tamamlayın: A habitat is ____ the place where an animal lives.

Cevabı göster

a term for

Kalıp ifadeler

to manage challenging situations: zor durumlarla başa çıkmak

to manage challenging situations bir eylemin amacını anlatır: zor durumlarla başa çıkmak, onları ele almak veya kontrol altında tutmak. Burada manage kelimesinin nesnesi bir durumdur; bu nedenle insanları denetlemek anlamına gelmez. to manage yapısındaki mastar, bu psikolojik yöntemlerin neden geliştirildiğini açıklar: çocukların zor koşullarla başa çıkmasına yardımcı olmak için geliştirilirler. Challenging, çaba veya beceri gerektiren anlamına gelir; mutlaka imkânsız demek değildir.

Alıştırma

Good plans help children manage challenging situations cümlesinde manage ne anlama gelir?

  1. bir şirkete sahip olmak ve onu işletmek
  2. zor durumlarla başa çıkmak veya onları ele almak
  3. bir grup çalışanı denetlemek
Cevabı göster

zor durumlarla başa çıkmak veya onları ele almak

And Phil, I think it's time for the answer to your quiz question. Kalıp ifadeler

4:56

Ve Phil, sanırım bilgi yarışması sorunun cevabının zamanı geldi.

Kalıp ifadeler

It's time for + isim öbeği: sonraki aşamaya geçmek

“It's time for + isim öbeği”, adı geçen etkinliğin, olayın veya aşamanın şimdi başlaması gerektiğini bildirir. Burada “the answer to your quiz question” sonraki aşamayı adlandırır; konuşmacı böylece doğal biçimde cevabı açıklama bölümüne geçer. “for”dan sonra gelen sözcükler bir isim öbeği oluşturur. Bu nedenle yapı; ders, toplantı, program veya günlük bir düzen içinde sonraki aşamaya geçmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Öğle yemeği şimdi başlamalı. Cümleyi tamamlayın: It's time ____ lunch.

Cevabı göster

for

Yes, I asked you in which country adventure playgrounds started.

4:59

Evet, sana macera oyun alanlarının hangi ülkede başladığını sormuştum.

Um, you said France,

5:04

Iıı, Fransa demiştin,

but I'm afraid the correct answer was Denmark. Ton ve niyet

5:06

ama korkarım doğru cevap Danimarka'ydı.

Ton ve niyet

I'm afraid...: mesajı kibarca yumuşatmak

“I'm afraid + tümce”, dinleyicinin hoşuna gitmeyebilecek bir haberi sunmak için sıkça kullanılır. Burada korkuyu anlatmaz; üzüntü belirtir ve doğru cevabın Danimarka olduğu yönündeki düzeltmeyi yumuşatır. Bu ifade mesajın daha az sert duyulmasını sağlar, ancak ardından gelen bilgi açık kalır. Birini düzeltirken, bir isteği reddederken veya olumsuz bir sonucu bildirirken kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sınıf arkadaşı A'yı seçti. Hangi cümle ona doğru cevabın B olduğunu kibarca söyler?

  1. You're wrong. The correct answer is B.
  2. I'm afraid the correct answer is B.
  3. I'm scared that the correct answer is B.
Cevabı göster

I'm afraid the correct answer is B.

They were introduced by Danish architect Carl Theodor Sørensen. Dilbilgisi

5:08

Danimarkalı mimar Carl Theodor Sørensen tarafından tanıtıldılar.

Dilbilgisi

were introduced by ...: bir şeyi kimin kullanıma soktuğunu belirtme

were introduced, were ve geçmiş zaman ortacı introduced ile kurulan geçmiş zaman edilgen yapısıdır. They eylemden etkilenen şeyleri gösterir; by sonrasındaki sözler ise bunları kullanıma sokan kişiyi belirtir. Burada introduce, bir fikir, sistem, ürün veya uygulamanın bir yerde ya da grupta kullanılmasını sağlamak anlamındadır. İki kişiyi birbiriyle tanıştırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Kaynağı belirtmek için introduce fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini ve by sözcüğünü kullanın: The recycling programme ____ the city council last year.

Cevabı göster

was introduced by

Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı

5:13

Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

let's recap: kısa bir tekrara geçme

Let's recap, bir şeyi birlikte gözden geçirmeye davet eder. Aynı zamanda konuşmayı düzenler: dinleyenlere yeni bilginin anlatımına ara verildiğini ve kısa bir tekrarın başladığını bildirir. Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Recap, her ayrıntıyı yeniden anlatmak değil, en önemli noktaları kısaca tekrar söylemek anlamına gelen bir fiildir.

Alıştırma

Hangi cümle bir grubu kısa bir tekrara başlamaya doğal biçimde davet eder?

  1. Let's recap to the three main points before we finish.
  2. Let's recap the three main points before we finish.
  3. Let's recapped the three main points before we finish.
Cevabı göster

Let's recap the three main points before we finish.

starting with the phrase at first glance, Anlatım akışı

5:16

at first glance ifadesiyle başlayarak,

Anlatım akışı

starting with the phrase: ilk öğeyi belirtmek

starting with the phrase, dinleyene bir liste, tekrar veya süreçte hangi öğenin ilk geldiğini gösteren bir ortaç öbeğidir. Burada the phrase, tekrarlanacak ilk öğeyi adlandırır; starting with, ifadeyle birlikte bir şey yapıldığı anlamına gelmez. starting with + isim öbeği kalıbı, yeni ve tam bir cümle kurmadan bilgileri sıraya koyar. İlk öğeyi belirtir ve dinleyeni dizinin geri kalanına hazırlar.

Alıştırma

Hangi cümle bir dizideki ilk öğeyi belirtmek için starting with kullanıyor?

  1. Let's check the packing list, starting with from the passport.
  2. Let's check the packing list, starting the passport.
  3. Let's check the packing list, starting with the passport.
Cevabı göster

Let's check the packing list, starting with the passport.

where you see something quickly without a chance to consider it more carefully. Dilbilgisi

5:19

bir şeyi daha dikkatli değerlendirme fırsatı bulamadan hızlıca gördüğünüz durum.

Dilbilgisi

without a chance to consider it more carefully: düşünme fırsatının olmaması

without a chance to consider it more carefully, bir şeyi devam etmeden önce daha dikkatli değerlendirme fırsatının olmadığını anlatır. Vurgu düşünmeyi kasten reddetmekte değil, gerekli fırsatın bulunmamasındadır. Yapıda without kelimesinden sonra a chance isim öbeği gelir; to consider it more carefully ise bu fırsatın ne için olduğunu açıklar. more carefully, consider fiilini niteler ve hızlı bir ilk bakıştan daha dikkatli düşünmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: She left without a chance ____ say goodbye.

Cevabı göster

to

A hidey-hole is a small place for hiding things in Dilbilgisi

5:24

Hidey-hole, içine bir şeyler saklamak için kullanılan küçük bir yerdir

or hiding yourself in.

5:27

ya da kendinizi içine saklayabileceğiniz.

Dilbilgisi

a place for hiding things in: amacı anlatan for + -ing

Bir isimden sonra gelen for + -ing biçimi, o şeyin ne amaçla kullanıldığını anlatabilir. Burada a small place for hiding things, “bir şeyleri saklama amacı taşıyan küçük bir yer” demektir. Sondaki in, bir şeyi ya da kendinizi o yerin içine saklama anlamını tamamlar. İngilizcede bu edat sonda kalabilir: a place for hiding things in. or’dan sonra for yeniden söylenmemiş ama anlaşılmıştır: for hiding things in or for hiding yourself in.

Alıştırma

Hangi cümle küçük bir kutunun amacını for + -ing ile doğru biçimde açıklar?

  1. It's a small box to keeping spare keys in.
  2. It's a small box for keeping spare keys in.
  3. It's a small box for keep spare keys in.
Cevabı göster

It's a small box for keeping spare keys in.

If people tend to do something,

5:28

İnsanlar bir şeyi tend to do (yapma eğiliminde) ise,

they do it often and will probably continue to do it in the future. Dilbilgisi

5:31

onu sık sık yaparlar ve muhtemelen gelecekte de yapmaya devam edeceklerdir.

Dilbilgisi

continue to do it in the future: gelecekte de bunu yapmaya devam etmek

Continue to + fiilin yalın hâli, bir eylemin sürmesi anlamına gelir. continue to do it içinde do it, daha önce sözü edilen eylemin yerine geçer; böylece fiil grubunun tamamı tekrarlanmaz. Will, devam etme durumunu geleceğe yerleştirir; probably ise bunun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: Bir kişi şimdi ya da sık sık bir şey yapar ve will probably continue to do it in the future.

Alıştırma

Hangi cümle bir eylemin sık sık gerçekleştiğini ve daha sonra da büyük olasılıkla süreceğini anlatır?

  1. They practise every week and probably continued to do it yesterday.
  2. They practise every week and will probably continue to do it in the future.
  3. They practise every week and will probably continue to did it in the future.
Cevabı göster

They practise every week and will probably continue to do it in the future.

The phrase by far means by a great amount.

5:35

By far ifadesi büyük bir farkla anlamına gelir.

Saying 100% means completely

5:38

%100 demek tamamen anlamına gelir

and can be used to emphasize a statement Dilbilgisi

5:42

ve bir ifadeyi vurgulamak için kullanılabilir

or show that you totally agree with it.

5:44

ya da ona tamamen katıldığınızı göstermek için.

Dilbilgisi

can be used to emphasize ... or show ...: iki olası kullanımı belirtme

Can be used to + fiilin yalın hâli, olası bir amaç veya işlevi açıklayan edilgen bir kalıptır. Burada 100% ifadesinin ne yapabileceğini anlatır. Tek bir to, or ile bağlanan iki eylemi başlatır: emphasize a statement ve show complete agreement. show öncesinde to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi can be used to ile tamamlayın: A flashlight ____ see in the dark or signal for help.

Cevabı göster

can be used to

And finally,

5:46

Ve son olarak,

coping strategies are psychological ways of managing your emotions in challenging situations. Kalıp ifadeler

5:47

coping strategies (başa çıkma stratejileri), zorlayıcı durumlarda duygularınızı yönetmenin psikolojik yollarıdır.

Kalıp ifadeler

psychological ways of managing your emotions: duygularınızı yönetmenin psikolojik yolları

Ways of + -ing, bir şeyi yapma yöntemlerini anlatır. ways of managing your emotions ifadesinde of edatından sonra -ing biçimindeki managing gelir ve bu yöntemlerin ne yapmanıza yardımcı olduğunu gösterir. Psychological, yöntemlerin türünü belirtir: bu yöntemler zihin ve duygularla ilgilidir.

Alıştırma

Cümleyi manage fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The class teaches useful ways of ____ stress.

Cevabı göster

managing

Kalıp ifadeler

challenging situations: başa çıkması zor durumlar

Bu cümlede challenging situations, başa çıkması zor olan ve strese yol açabilen durumlar demektir. Challenging, situations sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Burada challenging esas olarak “eğlenceli” veya “heyecan verici” anlamına gelmez. Olanları yönetmek için gereken çabayı vurgular; bu yüzden ifade sorunlar, baskı veya beklenmedik güçlükler için kullanılabilir.

Alıştırma

“Breathing slowly can help in challenging situations.” cümlesinde challenging situations ne anlama gelir?

  1. Birinin başka birini oyuna davet ettiği durumlar
  2. Her zaman eğlenceli ve heyecan verici olan durumlar
  3. Başa çıkmak için çaba gerektiren zor durumlar
Cevabı göster

Başa çıkmak için çaba gerektiren zor durumlar

Once again,

5:53

Bir kez daha,

our six minutes are up. Deyimler

5:53

altı dakikamız doldu.

Deyimler

our six minutes are up: altı dakikamız doldu

our six minutes are up ifadesinde “belirli bir süre + be up” yapısı, izin verilen veya planlanan sürenin bittiğini belirtir. Six minutes çoğul bir özne olduğu için are kullanılır. Burada up yön belirtmez. Cümle, altı dakikalık programın bitmesi gerektiğini bildirir. Aynı yapı time is up, your ten minutes are up ve benzeri süre sınırlarında da kullanılır.

Alıştırma

Zamanlayıcı çaldı. Cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____.

Cevabı göster

are up

But remember,

5:54

Ama unutmayın,

you can find many more trending topics Kalıp ifadeler

5:55

çok daha fazla trend konu bulabilirsiniz

Kalıp ifadeler

Çok daha fazla gündemdeki konu

you can find many more trending topics ifadesinde many more, daha önce sözü edilenlere ek olarak çok daha fazla konu olduğunu belirtir. topics çoğul sayılabilen bir isimdir; bu nedenle much more değil, many more kullanılır. Trending, özellikle internette ve medyada o anda popüler olan veya çok konuşulan anlamına gelir. İfade, şu anda gündemde olan daha fazla konuyu bulabileceğinizi anlatır; soyut anlamda trendler hakkındaki konuları değil.

Alıştırma

Bir web sitesinde diğerinden daha fazla güncel popüler konu bulunduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The website has many more trending topics than the old one.
  2. The website has many trending more topics than the old one.
  3. The website has much more trending topics than the old one.
Cevabı göster

The website has many more trending topics than the old one.

plus a quiz and worksheet for this episode Kalıp ifadeler

5:57

artı bu bölüm için bir test ve çalışma sayfası

Kalıp ifadeler

Ayrıca bir quiz ve çalışma kâğıdı

plus a quiz and worksheet for this episode ifadesindeki plus, bir listeye başka bir öğe ekler. Burada, daha önce sözü edilen kaynaklara ek olarak bu bölüm için bir quiz ve çalışma kâğıdı bulunduğunu anlatır; matematikteki toplama anlamı değildir. Buradaki plus, konuşmada, web sayfalarında ve tanıtım metinlerinde ek bir öğeyi kısa ve samimi biçimde sunar. İfade iki ek kaynağı, yani bir quiz ile bir çalışma kâğıdını sıralar.

Alıştırma

Hangi cümlede plus bir teklife veya listeye ek bir öğe eklemek için kullanılmıştır?

  1. The box contains crayons, plus a small notebook.
  2. The plus sign joins these numbers.
  3. Two plus three equals five.
Cevabı göster

The box contains crayons, plus a small notebook.

on our website bbclearningenglish.com.

6:00

web sitemiz bbclearningenglish.com'da.

Hope to see you there soon, Ton ve niyet

6:03

Sizi yakında orada görmeyi umuyorum,

Ton ve niyet

Samimi bir kapanış olarak Hope to see you there soon

Hope to see you there soon, bir daveti veya vedayı sıcak bir şekilde bitirmek için kullanılır. Konuşan kişinin, karşısındaki kişinin daha önce sözü edilen yere, etkinliğe veya çevrim içi alana gelmesinden ya da orayı ziyaret etmesinden memnun olacağını anlatır. Burada there, BBC Learning English internet sitesini belirtir. Tam cümle I hope to see you there soon. şeklindedir. Rahat konuşmalarda ve samimi mesajlarda I sık sık atılır, ancak anlam değişmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınızı kütüphanedeki bir etkinliğe davet ettiniz. Hangi kapanış doğal ve dil bilgisi açısından doğrudur?

  1. Hope to see you there soon.
  2. Hope seeing you there soon.
  3. Hope to seeing you there soon.
Cevabı göster

Hope to see you there soon.

but for now, Anlatım akışı

6:04

ama şimdilik,

it's goodbye.

6:05

hoşça kalın deme vakti.

Anlatım akışı

Geçici bir kapanış işareti olarak but for now

But for now, mesajın akışını düzenlemeye yardımcı olur. But, dikkati daha sonrası hakkındaki bir düşünceden uzaklaştırır; for now ise söylenen şeyin yalnızca şu an için geçerli olduğunu belirtir. Burada programın şimdi bittiğini, ancak sonsuza dek sona ermediğini anlatır. Daha sonra geri dönme ihtimalini açık bırakarak bir konuşmayı bitirmek veya bir etkinliğe ara vermek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “We have more to discuss, but for now, let's stop here.” but for now ne anlatıyor?

  1. Durmadan yalnızca konuyu değiştiriyoruz.
  2. Durmalı ve bir daha asla devam etmemeliyiz.
  3. Şimdi duruyoruz, ancak daha sonra devam edebiliriz.
Cevabı göster

Şimdi duruyoruz, ancak daha sonra devam edebiliriz.

Goodbye.

6:06

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.