Oyun oynamak ne kadar önemli? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, savaş sonrası Danimarka’da ortaya çıkan bir fikirden gelişen ve çocukların atılmış inşaat malzemelerini kendi yönettikleri oyunlara dönüştürdüğü macera oyun alanlarını inceliyor. Uzmanlar özgürlüğün ve kontrollü risklerin dayanıklılık, özgüven ve zorluklarla başa çıkma yolları geliştirebildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. At first glance, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İlk izlenimi aktardıktan sonra daha dikkatli bakıldığında farklı bir gerçeğin ortaya çıktığını anlatmayı öğrenin. Bu ifade, hurda yığını gibi görünen bir yer ile çocukların gerçekte kurduğu yaratıcı oyun alanları arasında karşıtlık oluşturmak için kullanışlıdır. 2. is what Anna calls self-directed play. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Daha önce anlatılmış bir eyleme ya da kavrama ad vermek için kullanılan “is what someone calls…” yapısını tanıyıp kullanın. Bu kalıp, fikri önce gündelik sözlerle açıklayıp ardından uzmanlık terimini açıkça tanımlamanızı sağlar. 3. psychological ways of managing your emotions — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Başa çıkma stratejilerini zor durumlarda duyguları yönetme yöntemleri olarak anlatan doğal isim yapısını öğrenin. Bunu psikoloji, eğitim ve kişisel öz yönetim konularında kullanabilirsiniz.
Bu derste
this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08bu, BBC Learning English'ten Six Minute English.
What was your favorite ... when you were ...?: geçmişteki bir tercihi sorma
What was your favorite + tekil isim ...? geçmişteki bir dönemde bir kişinin en çok neyi sevdiğini sorar. Bu cümlede was, favorite game ifadesini geçmiş zamana yerleştirir; when you were a child ise bu dönemin çocukluk olduğunu belirtir. İki bölüm de geçmiş zamanda kalır: What was your favorite X when you were Y? X yerine bir şey, Y yerine geçmişteki bir yaş veya dönem getirilebilir.
Alıştırma
Geçmişteki bir tercihi soran cümleyi tamamlayın: What ____ your favorite toy when you ____ five?
Cevabı göster
was · were
I think my favorite game was skipping with a skipping rope. Kelime
0:16Sanırım en sevdiğim oyun ip atlamaktı.
skipping with a skipping rope: Britanya İngilizcesinde “ip atlamak”
Burada skipping, dönen bir ipin üzerinden tekrar tekrar zıplama etkinliğini ifade eder. A skipping rope bu etkinlikte kullanılan iptir. Bu nedenle skipping with a skipping rope, ip atlama oyunu oynamak demektir; bir ipin üzerinden geçmek veya bir ipi atlamak anlamına gelmez. Skip fiilinin hangi anlamda kullanıldığını çevresindeki sözcükler belirler: with a skipping rope ifadesi ip atlama etkinliğine işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümlede Britanya İngilizcesindeki skipping sözcüğü ip atlama etkinliği anlamında kullanılmıştır?
- The children are skipping the first game because it is raining.
- The children are skipping past the gate on their way home.
- The children are skipping with a skipping rope in the playground.
Cevabı göster
The children are skipping with a skipping rope in the playground.
How about you? ile aynı soruyu karşı tarafa yöneltmek
How about you? o anda konuşulan soruyu veya konuyu karşı tarafa yöneltir. Burada kişi hakkında kelimesi kelimesine bir soru sormak yerine “Peki senin cevabın ne?” anlamına gelir. Hangi sorudan söz edildiği zaten belli olduğu için konuşmacının sorunun tamamını tekrar etmesi gerekmez. Bu ifade, konuşma sırasını doğal biçimde karşı tarafa verir.
Alıştırma
En sevdiğiniz sporu söyledikten sonra, hangi soru karşı tarafı aynı soruya cevap vermeye doğal biçimde davet eder?
- What about the weather?
- How about you?
- How are you?
Cevabı göster
How about you?
could never skip: geçmişte uzun süre devam eden yetersizlik
Burada skip “ip atlamak” demektir. Geçmişten söz edilen bu bağlamda could yeteneği ifade eder; never ise hatırlanan dönemin tamamını kapsar. I could never skip, konuşmacının o dönemde hiçbir zaman ip atlayamadığını anlatır; yalnızca bir denemede başarısız olduğunu değil. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp could never + fiilin yalın hâlidir. could never başka bağlamlarda farklı anlamlara gelebileceği için geçmiş bağlamı önemlidir.
Alıştırma
Geçmişte uzun süren bir yetersizliği göstermek için cümleyi could never ile tamamlayın: When I was little, I ____ swim without help.
Cevabı göster
could never
So, um I think I just preferred playing football. Dilbilgisi
0:23Yani, ııı sanırım ben sadece futbol oynamayı tercih ederdim.
preferred playing football: prefer + -ing yapısı
Preferred, prefer fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada preferred playing football, konuşanın futbol oynamayı başka bir seçeneğe veya diğer etkinliklere göre daha çok sevdiğini anlatır. Playing, prefer fiilinden sonra bir etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Şimdiki zamanın devam eden biçimi değildir. Prefer + -ing, bir etkinliğe yönelik genel veya alışkanlığa dayalı tercihi sıkça ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: On rainy afternoons, Mia preferred ____ comics indoors.
Cevabı göster
reading
Oh, well, that's a good game to play in the playground.
0:25Oh, pekâlâ, bu oyun alanında oynamak için iyi bir oyun.
it was quite common for children in Britain's cities to play in bomb sites, Notlar
0:29Britanya şehirlerindeki çocukların bombalanmış alanlarda oynaması oldukça yaygındı,
It was quite common for ... to ...: geçmişte yaygın olan bir durumu anlatmak
Bir eylemin geçmişte oldukça yaygın olduğunu söylemek için It was quite common for + kişi veya grup + to + fiilin yalın biçimi yapısını kullanın. Bu yapıda it yalnızca özne konumunu doldurur. Common olarak tanımlanan asıl içerik for children in Britain's cities to play in bomb sites bölümüdür. Quite common oldukça yaygın demektir; genel bir durumu anlatır ve her çocuğun mutlaka bunu yaptığını göstermez.
Alıştırma
Yapıyı for ve to ile tamamlayın: It was common ____ neighbours ____ share tools.
Cevabı göster
for · to
the ruins of houses which had been destroyed in World War II. Dilbilgisi
0:34İkinci Dünya Savaşı'nda yıkılmış evlerin kalıntıları.
bomb sites: bombardımandan sonra kalan yerler
Bomb site, bir bombanın binalara zarar verdiği veya onları yıktığı yerdir. Burada bomb sites, II. Dünya Savaşı sırasında yıkılan evlerden geriye kalan harabeleri ve açık alanları ifade eder. Bombalar o anda patlamamaktadır. Bu ifade bombardımandan sonra kalan hasarlı yerleri adlandırır; yani çocuklar devam eden bir bombardımanın ortasında değil, savaş kalıntılarının arasında oynuyordu.
Alıştırma
Bu cümlede bomb sites ne anlama geliyor?
- Bombaların o anda patladığı yerler
- Bombaların üretildiği fabrikalar
- Bombardımandan sonra hasarlı veya harabe hâlinde kalan yerler
Cevabı göster
Bombardımandan sonra hasarlı veya harabe hâlinde kalan yerler
which had been destroyed: daha önce gerçekleşen edilgen bir olay
Which, houses sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, houses sözcüğüne döner; bu nedenle cümlecik o evlere ne olduğunu anlatır. Had been destroyed, edilgen past perfect yapısıdır: had + been + fiilin üçüncü hâli. Edilgen yapı, evlerin eylemi yapan değil eylemden etkilenen taraf olduğunu gösterir. Past perfect ise yıkımın, evlerin harabe olduğu daha sonraki geçmiş durumdan önce gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
İlgi cümleciğini destroy fiilinin edilgen past perfect biçimiyle tamamlayın: The guide showed us photographs of houses which ____ before the families returned.
Cevabı göster
had been destroyed
not in A, but in B: yerleri paralel biçimde karşılaştırmak
Not in A, but in B iki yeri karşı karşıya koyar. not bölümü ilk yeri dışarıda bırakır, but bölümü ise doğru veya önemli yeri verir; bu nedenle vurgu B'nin üzerine düşer. İki tarafı paralel tut: Her iki tarafta da in + yer kullanılır. Bu kalıp, bir fikri başka bir fikirle değiştirmek için not + bir yapı, but + aynı yapı biçiminde de kullanılabilir.
Alıştırma
Yer karşılaştırmasını not in A, but in B ile tamamla: The school concert was ____ the gym, ____ the theatre.
Cevabı göster
not in · but in
is back in fashion: yeniden moda olmak
Be back in fashion, bir şeyin eskiden popüler olduğunu, sonra popülerliğini yitirdiğini ve şimdi yeniden popüler olduğunu anlatır. Burada çocukların oyununa ilişkin bir fikrin yeni bir biçimde geri dönüşünü ifade eder. Bu ifadede fashion yalnızca kıyafetlerle ilgili değildir. Fikirler, etkinlikler, tasarımlar veya işleri yapma biçimleriyle ilgili eğilimleri de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade be back in fashion ile tamamla ve be fiilini özneye uygun hâle getir: After years of simple designs, this colorful style ____.
Cevabı göster
is back in fashion
also called + başka bir ad
Also called + ad, aynı kişi, yer, şey veya fikir için başka bir ad ekler. Burada bağlamdan anlaşılan özne junk playgrounds, bunların diğer adı ise adventure playgrounds ifadesidir. Called, kısaltılmış bir edilgen tanımlamada geçmiş ortaçtır. Yeni adı doğrudan called sözcüğünden sonra getirin: also called adventure playgrounds; also called as adventure playgrounds demeyin.
Alıştırma
Tam olarak also called + ad yapısını oluşturmak için bir sözcük yazın: Football is also ____ soccer in some countries.
Cevabı göster
called
In contrast to pre-made playgrounds where swings and slides are fixed in place, Notlar
0:47Salıncakların ve kaydırakların yerlerine sabitlendiği hazır oyun alanlarının aksine,
In contrast to + karşılaştırma noktası
In contrast to + isim öbeği, belirgin bir fark verilmeden önce karşılaştırma noktasını kurar. Cümlenin başında kullanıldığında okuyucuya sonraki bilgiyi pre-made playgrounds ile karşılaştırarak düzenlemesini söyler. Burada to bir edattır ve pre-made playgrounds onun nesnesidir. Tüm ifade, ardından gelen açıklamayı karşılaştırma noktasına bağlar; contrast cümlenin ana fiili değildir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tam In contrast to yapısıyla tamamlayın: ____ the noisy cafeteria, the library is calm.
Cevabı göster
In contrast to
are fixed in place: sabitlenmiş ekipmanı anlatmak
are fixed in place ifadesinde are fixed edilgen bir yapıdır; salıncakların ve kaydırakların kurulduğu konumlara sabitlendiğini anlatır. İfade ekipmanın nerede sabit kaldığını belirtir; birinin onu tamir ettiği anlamına gelmez. Salıncağın oturağı gibi bir parça tasarlandığı şekilde hareket edebilir; sabit olan ekipmanın bulunduğu yerdir. Bu ifade oyun alanı ekipmanları, mobilyalar veya başka bir yere taşınması amaçlanmayan düzenekler için kullanılabilir.
Alıştırma
The benches are fixed in place cümlesinde fixed in place ne anlama gelir?
- Banklar onarılmıştır.
- Banklar yanlış yerdedir.
- Banklar tek bir konuma sabitlenmiştir.
Cevabı göster
Banklar tek bir konuma sabitlenmiştir.
adventure playgrounds provide pieces of building materials for kids to build things themselves. Dilbilgisi
0:52macera oyun alanları, çocukların kendi başlarına bir şeyler inşa etmeleri için yapı malzemesi parçaları sağlar.
provide pieces of building materials for kids to build things themselves: amaç bildiren yapı
Cümle provide + sağlanan şey + for + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. pieces of building materials, oyun alanlarının sağladığı şeydir; for kids to build things themselves ise kullanıcıları ve amaçlanan etkinliği belirtir. for ile başlayan bölüm amacı ve sunulan imkânı anlatır, malzemelerin çocuklara ait olduğunu değil. themselves, işi bir yetişkinin onlar için yapması yerine çocukların kendilerinin yapacağını vurgular.
Alıştırma
for + kişi + to + fiil yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The art room provides colored paper ____ children ____ make paper crowns.
Cevabı göster
for · to
Reporter William Kremer went to see one such playground in Wrexham, Kalıp ifadeler
0:57Muhabir William Kremer, Wrexham'daki bu tür bir oyun alanını görmeye gitti,
one such playground: daha önce belirtilen türün bir örneği
One such + tekil sayılabilen isim, “az önce belirtilen türün bir örneği” anlamına gelir. Burada such daha önce tanıtılan oyun alanı türüne gönderme yapar, one ise bu gruptan belirli bir örnek seçer. Bu yapı, açıklamanın tamamını tekrarlamadan yeni bilgiyi önceki bilgiye bağlar: önce bir tür tanıtılır, ardından one such ile o türden bir örneğe geçilir.
Alıştırma
One such ve library ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: The article described a new type of free library. The reporter visited ____ in Bristol.
Cevabı göster
one such library
North Wales for BBC World Service program People Fixing the World.
1:02Kuzey Galler'de, BBC Dünya Servisi programı People Fixing the World için.
At first glance: hızlı oluşan ilk izlenim
At first glance, “bir şeye ilk kez hızlıca baktığınızda” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin dikkatli bir sonuç değil, ilk izlenim olduğunu gösterir. Bir cümleyi başlattığında çoğu zaman dinleyiciyi bir düzeltmeye veya sürprize hazırlar: ilk görünüş her şeyi göstermeyebilir.
Alıştırma
Hızlı bir ilk izlenimi belirten, yukarıda öğretilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the old book looks ordinary, but its pages contain hand-painted maps.
Cevabı göster
At first glance
little more than + isim: neredeyse sadece
be + little more than + isim yapısı “neredeyse yalnızca” veya “…den pek de fazlası değil” anlamına gelir. Burada konuşan kişi araziyi çok daha iyi bir yer olarak değil, temelde bir hurdalık olarak görüyor. Bu, kesin bir ölçüm değildir. Araziyi düşük veya hayal kırıklığı yaratan bir kategoriye koyan bir değerlendirmedir.
Alıştırma
Hangi cümle barınağın temelde yalnızca ahşap bir kutu olduğunu söylüyor?
- The shelter was much more than a wooden box.
- The shelter was a little more than a wooden box.
- The shelter was little more than a wooden box.
Cevabı göster
The shelter was little more than a wooden box.
There are stacks of used wooden pallets and big reels for holding wires. Notlar
1:10Kullanılmış tahta palet yığınları ve kabloları tutmak için büyük makaralar var.
stacks of + çoğul isim: katmanlı birkaç yığın
Stacks of + çoğul isim, nesnelerin üst üste konduğu birkaç ayrı grubu anlatır. Bu cümlede kullanılmış ahşap paletler, açıkça görülen yığınlar hâlinde düzenlenmiştir. Bu ifade hem miktarı hem de şekli anlatır. Paletlerin nasıl yerleştirildiğini söylemeyen many pallets ifadesinden daha özeldir.
Alıştırma
Hangi cümle kitapların katmanlı birkaç yığın hâlinde düzenlendiğini açıkça söylüyor?
- There are stacks of books beside the desk.
- There are a few books beside the desk.
- There are lots of books beside the desk.
Cevabı göster
There are stacks of books beside the desk.
kabloları sarmaya yarayan büyük makaralar
Burada reels, elektrik teli veya kablonun üzerine sarılıp saklanabildiği büyük ve yuvarlak nesneleri ifade eder. for holding wires ifadesi kullanım amacını belirtir; yani bunlar film makarası değil, kablo sarmaya yarayan makaralardır. reel kelimesinin somut anlamı, üzerinde ne taşındığına göre belirlenir. Tel, kablo, ip veya hortum gibi uzun ve esnek malzemeleri taşımak için kullanılabilir. Bu cümlede gerekli ipucunu ardından gelen ifade verir.
Alıştırma
Cümlede big reels for holding wires neyi ifade ediyor?
- Teli tutmak için kullanılan büyük, yuvarlak nesneler
- Film göstermek için kullanılan makaralar
- Tahta kesmek için kullanılan aletler
Cevabı göster
Teli tutmak için kullanılan büyük, yuvarlak nesneler
biraz daha dikkatli bakarsanız
if you look a little bit closer ifadesi daha dikkatli gözlemleme koşulu kurar. Biraz daha dikkatli bakıldığında ilk bakışta fark edilmeyen bir şeyin görülebileceği anlamına gelir; closer her zaman fiziksel olarak yaklaşmak demek değildir. Bu yapı, açıklamayı ilk izlenimden yeni fark edilen bir ayrıntıya taşır. Bu cümlede you'll see bu koşulun sonucunu bildirir.
Alıştırma
Birini bir ayrıntıyı daha dikkatli incelemeye yönlendiren cümleyi tamamlayın: If you ____, you'll notice a tiny signature in the painting.
Cevabı göster
look a little bit closer
crooked homemade structures: eğri büğrü ev yapımı yapılar
crooked homemade structures, insanların kendi yaptığı ve şekli düzensiz ya da düz olmayan yapıları anlatır. Burada crooked şekli, homemade ise yapılış biçimini belirtir; bu nedenle ifade, el yapımı ve biraz kaba görünen yapıları gözümüzde canlandırır. Bu cümlede crooked, “dürüst olmayan” anlamına gelmez. Yapıların eğri göründüğünü anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede crooked homemade structures için en uygun anlam hangisidir?
- Şekli düz olan profesyonel yapılar
- Dürüst olmayan insanların yaptığı yapılar
- Şekli düzensiz, el yapımı yapılar
Cevabı göster
Şekli düzensiz, el yapımı yapılar
hidey-holes: küçük saklanma yerleri
hidey-hole, birinin veya bir şeyin saklanabileceği küçük bir yeri anlatır. hide ile hole kelimelerini birleştiren bu eğlenceli birleşik kelime, cümledeki hidey-holes biçiminde birkaç küçük saklanma yerini belirtir. Kelime günlük ve çocukça bir havaya sahiptir. Bu yüzden söz konusu yerleri resmî odalar veya teknik yapılar olarak değil, eğlenceli gizli köşeler olarak gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede hidey-hole hangi anlama gelir? The kitten squeezed into a hidey-hole behind the sofa.
- Dışarıyı seyretmek için yüksek bir kule
- Toplantılar için resmî bir oda
- Saklanmak için küçük ve günlük bir yer
Cevabı göster
Saklanmak için küçük ve günlük bir yer
They swing on ropes and throw themselves down a makeshift water slide. Notlar
1:22İplerde sallanıyorlar ve derme çatma bir su kaydırağından aşağı atlıyorlar.
Derme çatma bir su kaydırağından kendini hızla aşağı bırakmak
throw themselves down a makeshift water slide ifadesindeki throw, ayrı bir nesneyi fırlatmak anlamına gelmez. Kendi bedenlerini isteyerek harekete geçirip kaydıraktan hızla aşağı inmeleri anlamındadır. Dönüşlülük zamiri themselves, they öznesine geri gönderme yapar: hareketi başlatan kişilerle hareket eden kişiler aynıdır. throw oneself down a route ve throw oneself onto a surface kalıpları, hareketi güçlü ve tüm bedenle yapılan bir eylem olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle çocukların kendi bedenlerini isteyerek bir yokuştan aşağı attığını gösterir?
- The children threw themselves down the grassy bank.
- The children walked carefully down the grassy bank.
- The children threw a ball down the grassy bank.
Cevabı göster
The children threw themselves down the grassy bank.
Derme çatma su kaydırağı
Makeshift, o anki bir ihtiyacı karşılamak için genellikle özel olarak üretilmiş araçlar yerine eldeki malzemelerle bir araya getirilen bir şeyi anlatır. Bu nedenle a makeshift water slide, normal biçimde üretilmiş veya kalıcı olarak kurulmuş bir kaydırak değil, doğaçlama yapılmış bir su kaydırağıdır. Sözcük, nesnenin nasıl yapıldığına odaklanır: o an için pratik bir çözüm olarak hızla yapılmıştır. Sonucun basit olduğunu düşündürebilir, ancak mutlaka güvensiz veya kötü yapılmış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum en iyi makeshift sözcüğüyle anlatılır?
- Kalıcı bir tuğla ev
- Hafta sonu için kiralanmış, profesyonel olarak üretilmiş bir çadır
- Çarşaf ve dallardan hızla yapılmış bir barınak
Cevabı göster
Çarşaf ve dallardan hızla yapılmış bir barınak
means looking at something for the first time before having a chance to look more carefully.
1:31bir şeye daha dikkatli bakma şansı bulamadan ona ilk kez bakmak anlamına gelir.
Adventure playgrounds are indeed full of junk,
1:36Macera oyun alanları gerçekten de hurda ile doludur,
pieces of construction material like old tires, Kalıp ifadeler
1:39eski lastikler gibi inşaat malzemesi parçaları,
pieces of construction material: yapı malzemelerini parça parça saymak
Bu cümlede construction material sayılamayan bir ad olarak kullanılır: ayrı ayrı sayılabilen nesneleri değil, genel bir malzeme kategorisini belirtir. Pieces of ifadesi bu malzemeyi sayılabilen ayrı parçalara böler. Buradaki piece mutlaka kırılmış bir parça anlamına gelmez. Genel bir birim sözcüğüdür; eski lastikler, tahta kalaslar ve ip bölümleri bu ayrı parçaların örnekleridir.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklük birim ifadesini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The team saved three ____ construction material for a new project.
Cevabı göster
pieces of
planks of wood ... lengths of rope: malzemeye uygun birim sözcükleri
Planks of wood ve lengths of rope, her malzemenin biçimine uygun birim adları kullanır. Plank, tahtadan yapılmış uzun ve yassı bir kalastır; bu nedenle planks of wood kalasları sayar. A length of rope, genellikle kesilmiş veya kullanılacak bir miktar olarak ayrılmış tek bir ip bölümüdür. Lengths of rope içindeki lengths, soyut uzunluk ölçüsünü değil, ayrı bölümleri belirten sayılabilen bir addır.
Alıştırma
Dersteki malzeme ve birim ifadelerini aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Bring two ____ for the platform and three ____ for tying the frame.
Cevabı göster
planks of wood · lengths of rope
But look closely and you'll see children using the junk to play, Dilbilgisi
1:45Ancak yakından baktığınızda, çocukların bu hurdaları oynamak için kullandığını göreceksiniz,
look closely and you'll see: eylemden sonuca giden yapı
look closely and you'll see, “emir cümlesi + and + sonuç” yapısını kullanır. Konuşan önce dinleyenden dikkatle bakmasını ister, sonra bu eylemin sonucunda ne görüleceğini söyler. Bu cümlede dikkatle bakınca çocukların bu işe yaramaz eşyaları oyun oynamak için kullandığı görülecektir. Buradaki you'll see yalnızca uzak bir gelecekten söz etmez. Kalıp, “Dikkatle bakarsanız, ... göreceksiniz” anlamına yakındır ve gözlem sonucunu öne çıkarır.
Alıştırma
Gözleme yönlendiren ve sonucu belirten kalıbı tamamlayın: ____ a small star in the corner.
Cevabı göster
Look closely and you'll see
building dens: çocuklar için oyun sığınağı yapmak
building dens ifadesinde den, çocukların oyun oynamak için yaptığı küçük sığınak veya gizli üs anlamına gelir. Bu alanlar genellikle battaniye, dal, kutu ya da başka gevşek malzemelerle yapılır. Building eylemi, dens ise çoğul biçimi gösterir. Den, hayvanların yuvası veya ini anlamına da gelebilir; ancak bu cümledeki anlam bu değildir. Buradaki temel fikir, çocukların saklanmak, oynamak veya hayal oyunu kurmak için yaptığı bir alandır; kalıcı bir bina değildir.
Alıştırma
Çocukların oyun oynamak için küçük sığınaklar yaptığını en iyi anlatan ifade hangisidir? The children spent the afternoon ____.
- building dens
- building permanent houses
- building nests
Cevabı göster
building dens
A hidey-hole is a small place for hiding things
1:52Hidey-hole (saklanma deliği), bir şeyleri saklamak için küçük bir yerdir,
or in this case for children to hide themselves. Anlatım akışı
1:55ya da bu durumda çocukların kendilerini saklaması içindir.
in this case: genel bir açıklamayı mevcut duruma indirgeme
In this case, genel bir tanımdan konuşulan belirli duruma geçer. Cümle önce hidey-hole’un bir şeyleri saklamak için olduğunu söyler, ardından düşünceyi daraltır: burada saklananlar çocukların kendileridir. Buradaki case, “durum” ya da “örnek” anlamındadır; hukuki “dava” anlamında değildir. Bu ifade, genel bir açıklamanın belirli bir duruma nasıl uygulandığını gösterebilir; durumun mutlaka bir istisna olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bu belirli durumda” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This room normally stores supplies, but ____ it is a quiet reading area.
Cevabı göster
in this case
we'll be hearing how adventure playgrounds are giving kids the freedom and space to play. Notlar
1:59macera oyun alanlarının çocuklara oyun oynamaları için nasıl özgürlük ve alan verdiğini dinleyeceğiz.
we'll be hearing how: gelecek açıklamayı önceden belirtme
Bir programın girişinde we'll be hearing how, dinleyicilerin sırada ne öğreneceğini önceden belirtir. Buradaki hearing yalnızca bir sesi fark etmekten daha geniş bir anlama gelir: dinleyiciler röportajlar, haberler veya açıklamalar yoluyla bilgi alacaktır. How; bir yöntemi, süreci ya da bir şeyin nasıl gerçekleştiğini açıklayan bir yan cümleyi başlatır. Örnekte, macera oyun alanlarının çocuklara nasıl özgürlük ve oyun alanı sağladığına ilişkin gelecek açıklamayı tanıtır.
Alıştırma
Podcast tanıtımını hedef ifadeyle tamamlayın: In today's episode, ____ bees make honey.
Cevabı göster
we'll be hearing how
giving kids the freedom and space to play: çocuklara özgürce oynama hakkı ve alanı vermek
give someone the freedom and space to do something, bir kişinin kendi seçimlerini yapmasına izin vermek ve ona harekete geçmesi için gereken koşulları sağlamak demektir. Burada oyun alanları, çocukların yetişkinler tarafından fazla kontrol edilmeden nasıl oynayacaklarını seçmelerine izin veriyor. Space gerçek bir fiziksel alanı anlatabilir; ayrıca zamanı, fırsatı veya müdahale olmadan hareket etme payını da anlatabilir. to ile kurulan mastar, bu özgürlük ve alanın desteklediği eylemi belirtir: to play.
Alıştırma
Hem bağımsızlığı hem de deneme alanını anlatan vurgulanmış yapıyla cümleyi tamamlayın: A good art club gives children ____.
Cevabı göster
the freedom and space to experiment
As usual, we'll be learning some useful new words and phrases. Anlatım akışı
2:04Her zamanki gibi, yararlı bazı yeni kelimeler ve ifadeler öğreneceğiz.
As usual: bilinen bir rutini belirtmek
As usual, “normalde olanla aynı şekilde” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında, ardından gelen bilgiyi yerleşmiş bir rutinin veya tekrarlanan bir düzenin parçası olarak sunar. Burada dinleyicilere kelime ve ifadeler öğrenmenin programın düzenli bir bölümü olduğunu anlatır. Usual, alışılmış olanı tanımlar; tek başına sıkıcı veya önemsiz anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle bugünkü dersin bilinen rutine uygun ilerlediğini doğal biçimde anlatır?
- The lesson sometimes ends with a quiz.
- As usual, the lesson ends with a quiz.
- This is the first lesson to end with a quiz.
Cevabı göster
As usual, the lesson ends with a quiz.
along with a transcript on our website bbclearningenglish.com. Kalıp ifadeler
2:11ve dökümünü web sitemiz bbclearningenglish.com'da bulabilirsiniz.
along with a transcript: eşlik eden bir öğe eklemek
Bu cümlede along with a transcript, “bir konuşma metniyle birlikte” anlamına gelir. Konuşma metnini, bölümün kelimelerine eşlik eden ek bir kaynak olarak sunar. along with ifadesini tek bir edat öbeği olarak düşünün. Burada along, bir şeyin yanında hareket etmek ya da bir güzergâhı takip etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Derste geçen ve “birlikte” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The museum ticket includes an audio guide ____ a map.
Cevabı göster
along with
I have a question for you: bir soruya giriş yapmak
I have a question for you, dinleyiciye birazdan bir soru geleceğini bildirir. Buradaki for you, sorunun kime yöneltildiğini ve kimin cevap vermesinin beklendiğini gösterir. Bu cümle asıl sorudan önce açık ve nazik bir geçiş sağlar. Pippa adının eklenmesi, kime hitap edildiğini netleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, sıradaki soruyu Maya'nın cevaplamasının beklendiğini nazikçe belirtir?
- I have a question for you, Maya.
- I have a question about Maya.
- Maya has a question for me.
Cevabı göster
I have a question for you, Maya.
We know that adventure playgrounds started off after the Second World War, Öbek fiiller
2:18Macera oyun alanlarının İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra başladığını biliyoruz,
started off: bir şeyin başlangıç noktasını vurgulamak
Started off, start off fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada “başladı” anlamına gelir ve dikkati macera oyun alanlarının tarihindeki başlangıç noktasına çeker. Off, öbek fiilin bir parçasıdır; uzaklaşma yönünde gerçek bir hareket anlatmaz. Bu yapı, bir şeyin nasıl geliştiği açıklanmadan önce onun ilk zamanını, yerini, büyüklüğünü veya biçimini tanıtabilir.
Alıştırma
Cümleyi start off fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The science club ____ as a lunchtime activity.
Cevabı göster
started off
Was it A, France, B, Germany, or C, Denmark?
2:24A, Fransa mıydı, B, Almanya mıydı, yoksa C, Danimarka mıydı?
I think French children maybe were very adventurous.
2:33Fransız çocuklarının belki çok maceraperest olduklarını düşünüyorum.
we'll find out the answer to that question later in the program. Öbek fiiller
2:36bu sorunun cevabını programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.
find out the answer to ... later: cevabı daha sonra öğrenmek
Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede izleyiciler cevabı daha sonra öğrenecektir; ifade, fiziksel bir nesneyi bulmak anlamına gelmez. Answer isminden sonra soru veya problem belirtilirken normalde to kullanılır: the answer to that question. Later, bilginin verilmesini erteler ve sunucunun merak oluşturmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sunucu cevabın sona doğru açıklanacağını söylüyor. Hangi cümle bunu en iyi ifade eder?
- We'll find that question to the answer later.
- We'll work out the answer to that question later.
- We'll find out the answer to that question later.
Cevabı göster
We'll find out the answer to that question later.
Adventure playgrounds give kids the freedom to choose how they play. Kalıp ifadeler
2:40Macera oyun alanları, çocuklara nasıl oynayacaklarını seçme özgürlüğü verir.
give someone the freedom to do something: birine bir şeyi yapma özgürlüğü vermek
give someone the freedom to do something kalıbı, bir kişinin ne yapacağına veya bir şeyi nasıl yapacağına gerçekten kendisinin karar vermesine izin vermek anlamına gelir. Bu cümlede bu özgürlüğü alan kişiler kids sözcüğüyle belirtilmiştir. to choose how they play mastar grubu, çocukların tam olarak hangi özgürlüğe sahip olduğunu açıklar. Burada seçebildikleri şey how they play, yani nasıl oynayacaklarıdır.
Alıştırma
give someone the freedom to kalıbını tam olarak tamamlayın: The art teacher gives children ____ choose their own materials.
Cevabı göster
the freedom to
According to child development expert Dr. Anna Housley Juster, Anlatım akışı
2:45Çocuk gelişimi uzmanı Dr. Anna Housley Juster'a göre,
is vital: yalnızca önemli değil, vazgeçilmez
Burada is vital, “kesinlikle gerekli ya da son derece önemli” demektir. Konuşmacı bu özgürlüğü, çocuklar için yalnızca olsa iyi olacak bir şey değil, ihtiyaç duydukları bir şey olarak sunar. Vital yalnızca tıp ya da vital signs bağlamıyla sınırlı değildir. Günlük ve resmî İngilizcede sağlık, güvenlik, başarı veya gelişim açısından kritik rol oynayan her şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Vurgulanan sözcükle cümleyi tamamlayın: Clean water is ____ for good health.
Cevabı göster
vital
as she explains here to BBC World Service's People Fixing the World.
2:51BBC Dünya Servisi'nin People Fixing the World programında burada açıkladığı gibi.
According to...: bilgi kaynağını belirtmek
According to bir bilginin veya görüşün kaynağını tanıtır. Burada virgülden önce adı verilen kaynak, çocuk gelişimi uzmanı Dr. Anna Housley Juster'dır ve sonraki ifade onun görüşü olarak sunulur. Bu kalıp, sıradaki kanıtın veya görüşün kime ait olduğunu dinleyiciye söyleyerek bilgiyi düzenler. Tek başına, konuşanın bu görüşe şahsen katıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Kaynak bildiren ifadeyi tamamlayın: ____ the school notice, the trip starts at nine.
Cevabı göster
According to
We do tend to minimize play in certain ways, Notlar
2:56Oyunu belirli yönlerden küçümseme eğilimindeyiz,
do tend to minimize: yaygın bir eğilimi vurgulamak
Tend to, sık görülen ancak her seferinde gerçekleşmeyen bir eğilimi anlatır. Bu olumlu cümlede do vurgu ekler: Konuşmacı bu eğilimin gerçekten var olduğunu belirtir. Burada minimize, bir şeyi fiziksel olarak küçültmek değil, “olduğundan daha az önemli görmek” demektir. Bu nedenle do tend to minimize, “gerçekten sık sık olduğundan az önem vermek” anlamına gelir.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: When we are rushed, we ____ the importance of checking our work.
Cevabı göster
do tend to minimize
minimize play: oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli görmek
Bu cümlede minimize play, oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli ya da değerli görmek demektir. Bu, oyuna ayrılan sürenin mutlaka azalması değil, bir tutum veya değerlendirmedir. Minimize, “bir şeyi olabildiğince küçük hâle getirmek” anlamına da gelebilir; ancak soyut bir konuyla kullanıldığında çoğu zaman onun önemini, etkisini veya ciddiyetini küçümsemek anlamına gelir. Hangi anlamın kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede minimize play ne anlama geliyor?
- Oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli görmek.
- Çocuklara oynamaları için daha az dakika vermek.
- Oyuncakları fiziksel olarak küçültmek.
Cevabı göster
Oyunu gerçekte olduğundan daha az önemli görmek.
but actually: daha doğru bir ana fikri sunmak
But bir karşıtlık olduğunu gösterir; actually ise konuşanın daha doğru veya daha önemli fikrinin sırada olduğunu dinleyiciye bildirir. Birlikte kullanıldığında but actually, konuşmayı önceki fikirden bir düzeltmeye veya durumu daha açık görmeye yönlendirir. but actually ifadesini duyduğunuzda, sonraki sözlerin önceki fikri düzelteceğini, sorgulayacağını veya daha doğru bir bakış açısına yerleştireceğini bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Dinleyici but actually ifadesinden sonra ne tür bir bilgi beklemelidir?
- Bir düzeltme veya daha doğru bir ana fikir
- Konuşanın sözünü bitirdiğini gösteren bir işaret
- Önceki sözlerle karşıtlık oluşturmayan ilgisiz bir ayrıntı
Cevabı göster
Bir düzeltme veya daha doğru bir ana fikir
after the most basic needs are met for children, Notlar
3:00çocukların en temel ihtiyaçları karşılandıktan sonra,
after ... needs are met: sonraki sonucu zaman sırasına koymak
After bir zaman yan cümlesi başlatır. Temel ihtiyaçların karşılanmasını önce gerçekleşen olay olarak gösterir; ana cümledeki sonuç daha sonra gerçekleşir ya da ancak o zaman geçerli hâle gelir. Are met ifadesinde needs eylemden etkilendiği için fiil edilgendir. Meet needs, ihtiyaçları karşılamak veya gereken desteği sağlamak demektir; ihtiyaçlarla karşılaşmak demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi after ve meet fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: Children can join the game ____ their safety needs ____.
Cevabı göster
after · are met
most basic needs are met: meet needs eşdizimi
Meet a need, bir ihtiyaç için gerekli olan şeyi sağlamak demektir. Edilgen needs are met yapısında odak, desteği kimin sağladığından çok ihtiyaçların bu desteği almasıdır. Burada most basic needs; yiyecek, su, barınak ve güvenlik gibi temel gereklilikleri anlatır. Aynı eşdizim öğrenme, sağlık veya duygusal ihtiyaçları da tanımlayabilir.
Alıştırma
Yaygın meet needs eşdizimini tamamlayın: The care team makes sure that every child's basic needs are ____.
Cevabı göster
met
safe place to be: bir kişinin güvenle kalabileceği bir yer
Burada safe place to be, bir kişinin tehlikede olmadan kalabileceği bir yer anlamına gelir. Listede, insanların ihtiyaç duyduğu temel bir güvenlik türünü belirtir. Mastar yapısındaki to be, place sözcüğünü açıklar ve “birinin bulunabileceği veya kalabileceği yer” anlamını verir. Safe tehlike bulunmadığını anlatır; bu nedenle to be gereksiz bir ek değildir.
Alıştırma
'a safe place to be' ifadesinde 'to be' neyi anlatır?
- Bir kişinin orada bulunabileceğini veya kalabileceğini anlatır.
- Yerin çok uzakta olduğunu anlatır.
- Kişinin o yeri inşa etmesi gerektiğini anlatır.
Cevabı göster
Bir kişinin orada bulunabileceğini veya kalabileceğini anlatır.
play is by far the most important factor for healthy child development. Kalıp ifadeler
3:07oyun, sağlıklı çocuk gelişimi için açık ara en önemli faktördür.
by far the most important factor: açık ara önde olmayı vurgulama
By far, the most important üstünlük yapısını güçlendirir. Farkın büyük olduğunu anlatır: oyun, diğer bütün etkenlerden çok daha önemli olarak sunulur. Kalıp by far + the + üstünlük derecesi (+ isim) şeklindedir. by far çıkarılırsa cümle yine bir etkeni ilk sıraya koyar, ancak bu kadar açık bir farkı vurgulamaz.
Alıştırma
Cümleyi üstünlük yapısını güçlü biçimde vurgulayan iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: Of all the routes, this one is ____ the shortest.
Cevabı göster
by far
healthy child development: çocukların sağlıklı gelişimi
Healthy child development; eğitim, sağlık, psikoloji ve ebeveynlik konularında yaygın bir isim öbeğidir. Çocukların fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal açıdan sağlıklı biçimde büyüyüp gelişmesi anlamına gelir. Burada child, söz konusu development türünü belirtir. Development büyüme ve ilerleme demektir; arazi geliştirme ya da ticari ürün geliştirme anlamında değildir.
Alıştırma
healthy child development ifadesinde development ne anlama gelir?
- Çocukların büyümesi ve ilerlemesi
- Yeni binalar için arazi hazırlamak
- Yeni bir ticari ürün oluşturmak
Cevabı göster
Çocukların büyümesi ve ilerlemesi
Anna thinks play is as important as a child's basic needs like food and safety. Dilbilgisi
3:12Anna, oyunun yiyecek ve güvenlik gibi bir çocuğun temel ihtiyaçları kadar önemli olduğunu düşünüyor.
is as important as: eşit derecede önemli olmayı karşılaştırma
A is as + adjective + as B kalıbı, A ile B’nin söz konusu niteliğe aynı derecede sahip olduğunu belirtir. Burada oyun, bir çocuğun temel ihtiyaçlarıyla aynı önem düzeyine yerleştirilir. İki as de gereklidir: as important as. Important yerine derecesi değişebilen başka bir sıfat kullanılabilir; örneğin as useful as veya as difficult as.
Alıştırma
Eşitlik karşılaştırmasını tam ifadeyle tamamlayın: For good communication, listening is ____ speaking.
Cevabı göster
as important as
But unfortunately, the importance of play tends to be minimized. Dilbilgisi
3:17Ancak ne yazık ki, oyunun önemi küçümsenme eğilimindedir.
tends to be minimized: küçümsenme eğilimi
tends to + fiil, her durumda gerçekleşmeyen ama tekrarlanan bir eğilimi anlatır. be minimized edilgen yapıdır: bir şey gerçekte olduğundan daha az önemli görülür ve bunu kimin yaptığı söylenmez. Bu nedenle tends to be minimized, bir şeyin çoğu zaman küçümsendiği veya daha az önemli görüldüğü anlamına gelir. Oyunun önemi kendiliğinden azalıyor demek değildir.
Alıştırma
Bir şeyin sık sık daha az önemli görüldüğünü anlatan tekrarlanan edilgen yargıyı doğru veren cümle hangisidir?
- The value of sleep tends to be minimized.
- The value of sleep tends to minimize.
- The value of sleep is tend to be minimized.
Cevabı göster
The value of sleep tends to be minimized.
it happens often and is likely to happen again. Dilbilgisi
3:23sık sık olur ve muhtemelen tekrar olacaktır.
is likely to happen again: yeniden gerçekleşmesi muhtemel
be likely to + fiil, güçlü bir olasılığı ifade eder. is likely to happen again ifadesinde öznenin yeniden gerçekleşmesi beklenir, ancak konuşan kişi bu sonucu kesinmiş gibi sunmaz. Yapı be likely to + fiil şeklindedir; bu nedenle likely kelimesinden sonra to happen gelmelidir, to olmadan likely happen denmez. Again, tekrarlanma anlamı ekler.
Alıştırma
Tekrarlanma olasılığını ifade etmek için be likely to + temel fiil yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The same error ____ if we do not fix the process。
Cevabı göster
is likely to happen again
Anna says that after a child's basic needs are met,
3:26Anna, bir çocuğun temel ihtiyaçları karşılandıktan sonra,
play is by far the most important factor in a healthy childhood.
3:30oyunun sağlıklı bir çocuklukta açık ara en önemli faktör olduğunu söylüyor.
She uses the phrase by far to mean by a great amount.
3:34Büyük bir farkla anlamına gelmesi için by far ifadesini kullanıyor.
The freedom to take controlled risks in a safe environment Kalıp ifadeler
3:44Güvenli bir ortamda kontrollü riskler alma özgürlüğü,
to take controlled risks: sınırları belirlenmiş zorlukları göze almak
take controlled risks ifadesinde take, bir şeyi alıp götürmek değil, riski kabul etmek veya göze almak anlamına gelir. Risk, bir şeyin ters gitme olasılığıdır. Controlled, zorluğun sınırları, planlaması veya koruyucu önlemleri olduğunu gösterir. Etkinlik tamamen risksiz değildir, ancak tehlike yönetilebilir bir düzeyde tutulur.
Alıştırma
Hangi durum taking controlled risks için en iyi örnektir?
- Yeni gelen her etkinliği reddetmek
- Güvenlik ekipmanı takıp bir eğitmenin yönlendirmelerini izleyerek yeni bir tırmanma duvarını denemek
- Çevreye bakmadan yoğun bir yola koşmak
Cevabı göster
Güvenlik ekipmanı takıp bir eğitmenin yönlendirmelerini izleyerek yeni bir tırmanma duvarını denemek
in a safe environment: güvenli çevresel koşullar içinde
In a safe environment, bir etkinliğin tehlikeyi azaltmak için düzenlenmiş çevre ve koşullar içinde gerçekleştiğini belirtir. In edatı, etkinliği bu ortamın içine yerleştirir. Buradaki environment yalnızca doğal çevre anlamına gelmez. Odayı veya alanı, ekipmanı, kuralları, gözetimi ve etkinliğin çevresindeki desteği de kapsayabilir.
Alıştırma
Güvenli çevresel koşullar içinde anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Children can explore new materials ____.
Cevabı göster
in a safe environment
is what Anna calls self-directed play. Notlar
3:47Anna'nın kendi kendine yönlendirilen oyun olarak adlandırdığı şeydir.
is what Anna calls ...: daha önce sözü edilen bir fikre ad verme
Daha önce sözü edilen fikir + is what + kişi + calls + ad kalıbı, önceden yapılan bir açıklamayı bir adla ilişkilendirir. Burada önceki fikre self-directed play adı veriliyor. What Anna calls self-directed play, “Anna'nın self-directed play dediği şey” anlamına gelen ve isim görevi yapan bir yan cümledir. What burada soru oluşturmaz. Bu ilişki Anna calls that earlier idea self-directed play şeklinde de ifade edilebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, daha önce sözü edilen bir fikri adlandırmak için is what + kişi + calls + ad kalıbını doğru kullanıyor?
- This freedom what Maya calls is independent learning.
- This freedom is what does Maya call independent learning.
- This freedom is what Maya calls independent learning.
Cevabı göster
This freedom is what Maya calls independent learning.
self-directed play: çocukların kendi seçimleriyle yön verdiği oyun
Self-directed play, çocukların etkinliği seçtiği, nasıl ilerleyeceğine karar verdiği ve çoğu zaman kendi fikirlerini ya da kurallarını oluşturduğu oyundur. Self-directed, yönü çocukların belirlediği anlamına gelir. Mutlaka yalnız oynamak demek değildir: çocuklar birlikte oynarken de oyunu kendileri yönlendirebilir.
Alıştırma
Hangi durum self-directed play için en açık örnektir?
- Bir yetişkin her adımı seçer ve çocuklar onu taklit eder.
- Çocuklar oyunu seçer ve kendi kurallarını oluşturur.
- Çocuklar yalnız oturur ve önceden belirlenmiş bir çalışma kâğıdını tamamlar.
Cevabı göster
Çocuklar oyunu seçer ve kendi kurallarını oluşturur.
presenter of BBC program People Fixing the World.
3:52BBC programı People Fixing the World'ün sunucusu.
So, what you're saying is letting kids play Notlar
3:56Yani, söylediğiniz şey çocukların oynamasına izin vermek,
what you're saying is ... ile anladığını kontrol etme
What you're saying is ... başka birinin fikrini kendi sözlerinizle özetlemeye giriş yapar. Burada konuşan kişi fikri letting kids play şeklinde özetliyor ve doğru anlayıp anlamadığını kontrol ediyor. Bu ifade genellikle “Doğru mu anladım?” anlamına gelir; “Senden şüphe ediyorum” anlamına değil. is'ten sonraki sözler, karşınızdaki kişinin ne demek istediğine dair özetinizi verir.
Alıştırma
Anladığınızı kontrol eden bu dersteki dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: So, ____ we need to leave before six.
Cevabı göster
what you're saying is
letting kids play: let + nesne + fiilin yalın hâli
Let + nesne + fiilin yalın hâli, birinin veya bir şeyin bir eylemi yapmasına izin vermek anlamına gelir. letting kids play içinde kids nesnedir, yani eylemi yapmasına izin verilen kişilerdir; play ise fiilin yalın hâlidir. Eylem fiilinden önce to eklemeyin: let kids play deyin, let kids to play demeyin. Bu cümlede is'ten sonra eylemin tamamı bir içerik olarak adlandırıldığı için let, -ing biçimi olan letting hâline gelir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilin yalın hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: Let the children ____ outside. (play)
Cevabı göster
play
on their own and kind of come up with the ideas. Notlar
4:00oynamaları ve bir nevi fikirler üretmeleri.
on their own: bağımsız hareket etmek
On their own, “yardım almadan” ya da “ne yapılacağına başkası karar vermeden” anlamına gelebilir. Bu cümlede çocuklar bir yetişkinin planını izlemek yerine nasıl oynayacaklarını kendileri seçip yönlendiriyor. Bu ifade her çocuğun fiziksel olarak tek başına olduğu anlamına gelmez. Vurgunun bağımsızlıkta mı, yalnız olmakta mı yoksa ikisinde birden mi olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
On their own hakkındaki şu ifadenin doğru olup olmadığına karar verin: Bu şekilde oynayan çocuklar odadaki tek çocuklar olmak zorundadır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
come up with the ideas: fikirleri bulmak
Come up with, bir şeyi düşünüp bulmak veya oluşturmak anlamına gelen üç sözcüklü bir fiil ifadesidir. Burada come up with the ideas, çocukların oyunları için fikirler üretmesi anlamına gelir; fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
“Düşünüp bulmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We need to ____ a simple plan before lunch.
Cevabı göster
come up with
That's really crucial for their development. Kalıp ifadeler
4:03Bu, onların gelişimi için gerçekten çok önemli.
crucial for their development: gelişimleri için son derece önemli
Crucial, bir şeyin ortaya çıkacak sonuç açısından son derece önemli olduğunu belirtir. Bu cümlede crucial for their development, konuşulan şeyin çocukların büyüme ve öğrenme biçimleri üzerinde büyük etkisi olduğunu anlatır. crucial for + isim yapısı, etkilenen kişiyi, süreci veya alanı belirtir. Buradaki for bir amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi crucial for ile tamamlayın: Daily reading is ____ a child's language development.
Cevabı göster
crucial for
Günlük konuşmada vurgu olarak 100% crucial
100% crucial ifadesindeki 100%, ölçümle elde edilmiş bir istatistik değildir. Günlük konuşmada güçlü vurgu katar ve completely ya da absolutely anlamına gelir. Konuşan kişi, bir şeyin crucial olduğundan tamamen emin olduğunu göstermek için bunu kullanır. Sayı, iddiayı güçlendirir; gelişimin tamamlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
It's 100% crucial for their development. cümlesinde 100% temel olarak ne yapar?
- Bir ölçümden elde edilen kesin sonucu bildirir.
- Konuşan kişinin tamamen emin olduğunu güçlü biçimde vurgular.
- Gelişimin zaten tamamlandığı anlamına gelir.
Cevabı göster
Konuşan kişinin tamamen emin olduğunu güçlü biçimde vurgular.
In what I meant when I said that it's protective Kelime
4:08Bunun koruyucu olduğunu söylediğimde kastettiğim şey,
it's protective: koruyucu bir etkiyi belirtmek
Bu cümlede it's protective, bir şeyin koruyucu bir etkisi olduğu, yani riski azaltmaya veya zararı önlemeye yardımcı olduğu anlamına gelir. Sıfat, bir etkinliğin ya da etkenin ne yaptığını anlatır; bir kişinin birini savunmak istemesini anlatmaz. Buradaki it, daha önce söz edilen etkinliğe veya etkene gönderme yapar. Bu yüzden be + protective yapısı, o etkenin sağlıklı gelişime yardımcı olduğunu gösterir. Çocuk gelişimi bağlamında protective, tamamen güvenli veya risksiz demek değildir.
Alıştırma
Çocuk gelişimi bağlamında it's protective ne anlama gelir?
- Riski veya zararı azaltmaya yardımcı olur.
- Birini savunmak isteyen bir kişiyi anlatır.
- Birisi tarafından zaten korunmuştur.
Cevabı göster
Riski veya zararı azaltmaya yardımcı olur.
kids build resiliency: toparlanma becerisini geliştirmek
Kids build resiliency, çocukların stres, başarısızlıklar veya değişimlere uyum sağlama ve devam edebilecek kadar toparlanma becerisini zamanla geliştirmesi demektir. Resiliency bir beceridir; çocukların hiçbir zaman üzülmeyeceği anlamına gelmez. Burada build + soyut bir isim, deneyim, destek ve pratik yoluyla zaman içinde bir şeyi geliştirmek anlamına gelir. Bu nedenle build resiliency bir büyüme sürecini anlatır; fiziksel bir nesne inşa etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle build resiliency ifadesini doğru kullanıyor?
- Small challenges can help children build resiliency over time.
- Small challenges show that children never feel upset.
- Small challenges can help children build a physical wall over time.
Cevabı göster
Small challenges can help children build resiliency over time.
coping strategies: stres ve zorluklarla başa çıkma yöntemleri
Coping strategies, insanların stresle, zor durumlarla veya yoğun duygularla başa çıkmak için kullandıkları zihinsel ya da davranışsal yöntemlerdir. Sakinleşmek, yardım istemek veya bir problemi daha küçük adımlara bölmek bunlara örnek olabilir. Bu listede ifade, oyun yoluyla gelişebilen bir beceriyi adlandırır: bir zorluk karşısında tamamen bunalmak yerine onunla başa çıkmanın yollarını öğrenmek.
Alıştırma
Hangi durum coping strategy kullanımının en açık örneğidir?
- Stresle başa çıkmak için yavaşça nefes almak
- Bir masanın uzunluğunu ölçmek
- Bir spor kulübünün programını yazmak
Cevabı göster
Stresle başa çıkmak için yavaşça nefes almak
regulation strategies: duyguları ve davranışları düzenleme stratejileri
Regulation strategies, kişinin bir duruma daha etkili karşılık verebilmesi için duygularını, dikkatini veya davranışlarını ayarlamasına yardımcı olan yöntemlerdir. Bir çocuk durabilir, yavaşça nefes alabilir, duygusunu adlandırabilir veya sırasını bekleyebilir. Bu çocuk gelişimi listesinde regulation, öz yönetim anlamına gelir. Yasalara veya resmî kurallara gönderme yapmaz.
Alıştırma
Çocuk gelişimi bağlamında hangi eylem bir regulation strategy örneğidir?
- Öfkeyle tepki vermeden önce durup beşe kadar saymak
- Bir park kuralının yasal olarak geçerli olup olmadığını kontrol etmek
- Okula giden en kısa yolu seçmek
Cevabı göster
Öfkeyle tepki vermeden önce durup beşe kadar saymak
uh, lead to healthy human development are developed in play. Notlar
4:19ııı, sağlıklı insan gelişimine yol açan beceriler, oyun sırasında gelişir.
lead to healthy human development: sağlıklı insan gelişimine katkıda bulunmak
Lead to, “bir sonuca yol açmak veya katkıda bulunmak” anlamına gelir. Burada beceriler, sağlıklı insan gelişimini destekleyen etkenler olarak sunuluyor; healthy human development, lead to ifadesinin yöneldiği sonuçtur. Bu cümlede lead to healthy human development, skills sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Bir kişiyi fiziksel olarak bir yere götürmek değil, soyut bir neden-sonuç ilişkisi anlatır.
Alıştırma
Neden ve sonuç ifadesini tamamlayın: Regular reading can ____ a wider vocabulary。
Cevabı göster
lead to
are developed in play: oyun içinde oluşmak
Are developed in play edilgen bir yapıdır. Skills, geliştirilen veya oluşan şeydir; in play ise bunun gerçekleştiği etkinliği ya da ortamı belirtir. Konuşan kişi, bunu kimin geliştirdiğini söylemeden becerilere ve onları oluşturan deneyime odaklanır. Buradaki developed, bir ürünün üretilmesi değil, zamanla oluşması veya güçlenmesi anlamındadır.
Alıştırma
Notta geçen edilgen ifadeyi tamamlayın: Many social skills ____。
Cevabı göster
are developed in play
Myra mentions the importance of free play and Anna says it's 100% crucial, Kelime
4:23Myra serbest oyunun öneminden bahsediyor ve Anna bunun %100 çok önemli olduğunu söylüyor,
free play: çocuğun yön verdiği serbest oyun
Free play, çocukların ne yapacaklarını seçtiği ve etkinliğin nasıl ilerleyeceğini kendilerinin belirlediği oyundur. Bir yetişkinin belirlediği her adımı izlemekten farklıdır. Burada free, seçme ve keşfetme özgürlüğüne sahip olmak demektir. Etkinliğin ücretsiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum free play için en açık örnektir?
- Bir yetişkin her çocuğa tam olarak neyi, ne zaman yapacağını söylüyor.
- Çocuklar ücretsiz olduğu için bir oyun indiriyor.
- Çocuklar bazı blokları seçip kendi oyunlarını oluşturuyor.
Cevabı göster
Çocuklar bazı blokları seçip kendi oyunlarını oluşturuyor.
You can also say 100% as an informal response to mean, Kelime
4:32Resmi olmayan bir yanıt olarak şu anlama gelecek şekilde %100 de diyebilirsiniz,
100% ifadesini samimi bir yanıt olarak söylemek: tam katılma
Bu cümlede say 100% as an informal response, one hundred percent sözlerini kısa bir sözlü yanıt olarak kullanmak demektir. Birinin görüşüne yanıt verdiğinde tam katılmayı ifade eder: “Evet, kesinlikle.” to mean sözleri, ardından gelen anlam açıklamasını başlatır. Burada to, to mean yapısında mean ile birliktedir; response to someone ifadesini tamamlamaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “This park needs more trees.” diyor. Siz “100%.” diye yanıtlıyorsunuz. Yanıtınız ne anlama gelir?
- Ölçülmüş bir yüzde bildiriyorsunuz.
- Kibarca karşı çıkıyorsunuz.
- Tamamen katılıyorsunuz.
Cevabı göster
Tamamen katılıyorsunuz.
agree with you completely: sana tamamen katılmak
agree with you completely, konuşan kişinin karşısındaki kişinin görüşünü hiç çekinmeden paylaştığını belirten doğrudan bir yanıttır. Agree with yapısından sonra katılınan kişi veya görüş gelir; completely ise katılmanın derecesinin tam olduğunu açıkça gösterir. Bu cümlede Yes, açık ve vurgulu bir katılma ifadesi başlatır. Karşınızdaki kişinin az önce söylediğini tamamen desteklediğinizi göstermek istediğinizde bu yapıyı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Doğru edatla yanıtı tamamlayın: Yes, I agree ____ you completely。
Cevabı göster
with
Adventure playgrounds have lots of small dangers, Kalıp ifadeler
4:38Macera oyun alanlarında bir sürü küçük tehlike vardır,
lots of small dangers: nispeten küçük birçok tehlike
lots of small dangers, konuşan kişinin boyut, ciddiyet veya kapsam açısından sınırlı gördüğü birçok ayrı riski ifade eder. Lots of, günlük ve samimi bir biçimde çok sayıda şeyi belirtir; small ise tehlikelerin sayısını değil dangers kelimesini niteler. Small, tehlikelerin zararsız veya önemsiz olduğu anlamına gelmez. Burada oyun alanında tek bir büyük tehdit yerine, her biri ayrı ayrı sınırlı görünen birçok tehlike bulunduğu anlatılır.
Alıştırma
Adventure playgrounds have lots of small dangers cümlesinde vurgulanan ifade ne anlama gelir?
- Çok büyük ve ciddi tek bir tehlike.
- Her biri boyut veya ciddiyet bakımından nispeten sınırlı olan birçok risk.
- Hiçbir risk yok.
Cevabı göster
Her biri boyut veya ciddiyet bakımından nispeten sınırlı olan birçok risk.
makes kids more resilient and builds coping strategies, Kalıp ifadeler
4:47çocukları daha dayanıklı hale getirir ve başa çıkma stratejileri oluşturur,
Taking small risks ... makes kids more resilient: özne olarak bir etkinlik
Taking small risks when playing with these bir gerund öbeğidir. Etkinliğin tamamı cümlenin öznesidir; birine risk almasını söyleyen bir emir değildir. Bu özne tek bir etkinlik olarak görüldüğü için tekil fiil makes kullanılır. doing something + makes + someone + adjective kalıbı bir etkinliğin sonucunu açıklar. Bu cümlede makes kids more resilient, etkinliğin çocukların zorluklardan sonra daha kolay toparlanmasına yardımcı olduğunu anlatır.
Alıştırma
make fiilinin doğru biçimini kullanın: Taking short breaks ____ me more focused.
Cevabı göster
makes
builds coping strategies: zorluklarla başa çıkma yolları geliştirmek
build coping strategies ifadesi, stresle, sorunlarla veya zor duygularla başa çıkmaya yarayan yöntemleri zaman içinde geliştirmek demektir. Buradaki build, fiziksel bir şey inşa etmeyi değil, aşamalı gelişimi anlatır. Tam cümlede builds, makes ile aynı özneyi, yani taking small risks ifadesini paylaşır. Kids, makes fiilinin nesnesidir; builds fiilinin öznesi değildir. Bu nedenle tekil biçim olan builds, etkinliğin ne yaptığını belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi doğru fiil biçimiyle kullanarak cümleyi tamamlayın: Working through manageable problems ____.
Cevabı göster
builds coping strategies
a term for the psychological ways children develop to manage challenging situations. Notlar
4:51bu, çocukların zorlayıcı durumları yönetmek için geliştirdikleri psikolojik yollara verilen bir isimdir.
a term for the psychological ways ...: bir terimin tanımını sunmak
a term for ... daha sonra gelen bir fikrin adı olarak bir kelimeyi veya ifadeyi tanıtır. Bu cümlede açıklanan terimi tanımıyla ilişkilendirir ve dinleyenin terimin neyi ifade ettiğini anlamasına yardımcı olur. Yaygın yapı X is a term for Y şeklindedir: X kelime veya ifade, Y ise onun adlandırdığı fikir ya da şeydir. Bu, bir terimin tanımını düzenleyen bir bilgi kalıbıdır; okul dönemi veya zaman sınırı anlamındaki term kullanımı değildir.
Alıştırma
Tanım kalıbı olan a term for ile cümleyi tamamlayın: A habitat is ____ the place where an animal lives.
Cevabı göster
a term for
to manage challenging situations: zor durumlarla başa çıkmak
to manage challenging situations bir eylemin amacını anlatır: zor durumlarla başa çıkmak, onları ele almak veya kontrol altında tutmak. Burada manage kelimesinin nesnesi bir durumdur; bu nedenle insanları denetlemek anlamına gelmez. to manage yapısındaki mastar, bu psikolojik yöntemlerin neden geliştirildiğini açıklar: çocukların zor koşullarla başa çıkmasına yardımcı olmak için geliştirilirler. Challenging, çaba veya beceri gerektiren anlamına gelir; mutlaka imkânsız demek değildir.
Alıştırma
Good plans help children manage challenging situations cümlesinde manage ne anlama gelir?
- bir şirkete sahip olmak ve onu işletmek
- zor durumlarla başa çıkmak veya onları ele almak
- bir grup çalışanı denetlemek
Cevabı göster
zor durumlarla başa çıkmak veya onları ele almak
And Phil, I think it's time for the answer to your quiz question. Kalıp ifadeler
4:56Ve Phil, sanırım bilgi yarışması sorunun cevabının zamanı geldi.
It's time for + isim öbeği: sonraki aşamaya geçmek
“It's time for + isim öbeği”, adı geçen etkinliğin, olayın veya aşamanın şimdi başlaması gerektiğini bildirir. Burada “the answer to your quiz question” sonraki aşamayı adlandırır; konuşmacı böylece doğal biçimde cevabı açıklama bölümüne geçer. “for”dan sonra gelen sözcükler bir isim öbeği oluşturur. Bu nedenle yapı; ders, toplantı, program veya günlük bir düzen içinde sonraki aşamaya geçmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Öğle yemeği şimdi başlamalı. Cümleyi tamamlayın: It's time ____ lunch.
Cevabı göster
for
Yes, I asked you in which country adventure playgrounds started.
4:59Evet, sana macera oyun alanlarının hangi ülkede başladığını sormuştum.
but I'm afraid the correct answer was Denmark. Ton ve niyet
5:06ama korkarım doğru cevap Danimarka'ydı.
I'm afraid...: mesajı kibarca yumuşatmak
“I'm afraid + tümce”, dinleyicinin hoşuna gitmeyebilecek bir haberi sunmak için sıkça kullanılır. Burada korkuyu anlatmaz; üzüntü belirtir ve doğru cevabın Danimarka olduğu yönündeki düzeltmeyi yumuşatır. Bu ifade mesajın daha az sert duyulmasını sağlar, ancak ardından gelen bilgi açık kalır. Birini düzeltirken, bir isteği reddederken veya olumsuz bir sonucu bildirirken kullanılabilir.
Alıştırma
Bir sınıf arkadaşı A'yı seçti. Hangi cümle ona doğru cevabın B olduğunu kibarca söyler?
- You're wrong. The correct answer is B.
- I'm afraid the correct answer is B.
- I'm scared that the correct answer is B.
Cevabı göster
I'm afraid the correct answer is B.
They were introduced by Danish architect Carl Theodor Sørensen. Dilbilgisi
5:08Danimarkalı mimar Carl Theodor Sørensen tarafından tanıtıldılar.
were introduced by ...: bir şeyi kimin kullanıma soktuğunu belirtme
were introduced, were ve geçmiş zaman ortacı introduced ile kurulan geçmiş zaman edilgen yapısıdır. They eylemden etkilenen şeyleri gösterir; by sonrasındaki sözler ise bunları kullanıma sokan kişiyi belirtir. Burada introduce, bir fikir, sistem, ürün veya uygulamanın bir yerde ya da grupta kullanılmasını sağlamak anlamındadır. İki kişiyi birbiriyle tanıştırmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Kaynağı belirtmek için introduce fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimini ve by sözcüğünü kullanın: The recycling programme ____ the city council last year.
Cevabı göster
was introduced by
Okay, let's recap the vocabulary we've learned, Anlatım akışı
5:13Tamam, öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap: kısa bir tekrara geçme
Let's recap, bir şeyi birlikte gözden geçirmeye davet eder. Aynı zamanda konuşmayı düzenler: dinleyenlere yeni bilginin anlatımına ara verildiğini ve kısa bir tekrarın başladığını bildirir. Let's, let us ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Recap, her ayrıntıyı yeniden anlatmak değil, en önemli noktaları kısaca tekrar söylemek anlamına gelen bir fiildir.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubu kısa bir tekrara başlamaya doğal biçimde davet eder?
- Let's recap to the three main points before we finish.
- Let's recap the three main points before we finish.
- Let's recapped the three main points before we finish.
Cevabı göster
Let's recap the three main points before we finish.
starting with the phrase: ilk öğeyi belirtmek
starting with the phrase, dinleyene bir liste, tekrar veya süreçte hangi öğenin ilk geldiğini gösteren bir ortaç öbeğidir. Burada the phrase, tekrarlanacak ilk öğeyi adlandırır; starting with, ifadeyle birlikte bir şey yapıldığı anlamına gelmez. starting with + isim öbeği kalıbı, yeni ve tam bir cümle kurmadan bilgileri sıraya koyar. İlk öğeyi belirtir ve dinleyeni dizinin geri kalanına hazırlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir dizideki ilk öğeyi belirtmek için starting with kullanıyor?
- Let's check the packing list, starting with from the passport.
- Let's check the packing list, starting the passport.
- Let's check the packing list, starting with the passport.
Cevabı göster
Let's check the packing list, starting with the passport.
where you see something quickly without a chance to consider it more carefully. Dilbilgisi
5:19bir şeyi daha dikkatli değerlendirme fırsatı bulamadan hızlıca gördüğünüz durum.
without a chance to consider it more carefully: düşünme fırsatının olmaması
without a chance to consider it more carefully, bir şeyi devam etmeden önce daha dikkatli değerlendirme fırsatının olmadığını anlatır. Vurgu düşünmeyi kasten reddetmekte değil, gerekli fırsatın bulunmamasındadır. Yapıda without kelimesinden sonra a chance isim öbeği gelir; to consider it more carefully ise bu fırsatın ne için olduğunu açıklar. more carefully, consider fiilini niteler ve hızlı bir ilk bakıştan daha dikkatli düşünmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: She left without a chance ____ say goodbye.
Cevabı göster
to
A hidey-hole is a small place for hiding things in Dilbilgisi
5:24Hidey-hole, içine bir şeyler saklamak için kullanılan küçük bir yerdir
a place for hiding things in: amacı anlatan for + -ing
Bir isimden sonra gelen for + -ing biçimi, o şeyin ne amaçla kullanıldığını anlatabilir. Burada a small place for hiding things, “bir şeyleri saklama amacı taşıyan küçük bir yer” demektir. Sondaki in, bir şeyi ya da kendinizi o yerin içine saklama anlamını tamamlar. İngilizcede bu edat sonda kalabilir: a place for hiding things in. or’dan sonra for yeniden söylenmemiş ama anlaşılmıştır: for hiding things in or for hiding yourself in.
Alıştırma
Hangi cümle küçük bir kutunun amacını for + -ing ile doğru biçimde açıklar?
- It's a small box to keeping spare keys in.
- It's a small box for keeping spare keys in.
- It's a small box for keep spare keys in.
Cevabı göster
It's a small box for keeping spare keys in.
they do it often and will probably continue to do it in the future. Dilbilgisi
5:31onu sık sık yaparlar ve muhtemelen gelecekte de yapmaya devam edeceklerdir.
continue to do it in the future: gelecekte de bunu yapmaya devam etmek
Continue to + fiilin yalın hâli, bir eylemin sürmesi anlamına gelir. continue to do it içinde do it, daha önce sözü edilen eylemin yerine geçer; böylece fiil grubunun tamamı tekrarlanmaz. Will, devam etme durumunu geleceğe yerleştirir; probably ise bunun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: Bir kişi şimdi ya da sık sık bir şey yapar ve will probably continue to do it in the future.
Alıştırma
Hangi cümle bir eylemin sık sık gerçekleştiğini ve daha sonra da büyük olasılıkla süreceğini anlatır?
- They practise every week and probably continued to do it yesterday.
- They practise every week and will probably continue to do it in the future.
- They practise every week and will probably continue to did it in the future.
Cevabı göster
They practise every week and will probably continue to do it in the future.
and can be used to emphasize a statement Dilbilgisi
5:42ve bir ifadeyi vurgulamak için kullanılabilir
can be used to emphasize ... or show ...: iki olası kullanımı belirtme
Can be used to + fiilin yalın hâli, olası bir amaç veya işlevi açıklayan edilgen bir kalıptır. Burada 100% ifadesinin ne yapabileceğini anlatır. Tek bir to, or ile bağlanan iki eylemi başlatır: emphasize a statement ve show complete agreement. show öncesinde to sözcüğünü tekrarlamak gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi can be used to ile tamamlayın: A flashlight ____ see in the dark or signal for help.
Cevabı göster
can be used to
coping strategies are psychological ways of managing your emotions in challenging situations. Kalıp ifadeler
5:47coping strategies (başa çıkma stratejileri), zorlayıcı durumlarda duygularınızı yönetmenin psikolojik yollarıdır.
psychological ways of managing your emotions: duygularınızı yönetmenin psikolojik yolları
Ways of + -ing, bir şeyi yapma yöntemlerini anlatır. ways of managing your emotions ifadesinde of edatından sonra -ing biçimindeki managing gelir ve bu yöntemlerin ne yapmanıza yardımcı olduğunu gösterir. Psychological, yöntemlerin türünü belirtir: bu yöntemler zihin ve duygularla ilgilidir.
Alıştırma
Cümleyi manage fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The class teaches useful ways of ____ stress.
Cevabı göster
managing
challenging situations: başa çıkması zor durumlar
Bu cümlede challenging situations, başa çıkması zor olan ve strese yol açabilen durumlar demektir. Challenging, situations sözcüğünü niteleyen bir sıfattır. Burada challenging esas olarak “eğlenceli” veya “heyecan verici” anlamına gelmez. Olanları yönetmek için gereken çabayı vurgular; bu yüzden ifade sorunlar, baskı veya beklenmedik güçlükler için kullanılabilir.
Alıştırma
“Breathing slowly can help in challenging situations.” cümlesinde challenging situations ne anlama gelir?
- Birinin başka birini oyuna davet ettiği durumlar
- Her zaman eğlenceli ve heyecan verici olan durumlar
- Başa çıkmak için çaba gerektiren zor durumlar
Cevabı göster
Başa çıkmak için çaba gerektiren zor durumlar
our six minutes are up: altı dakikamız doldu
our six minutes are up ifadesinde “belirli bir süre + be up” yapısı, izin verilen veya planlanan sürenin bittiğini belirtir. Six minutes çoğul bir özne olduğu için are kullanılır. Burada up yön belirtmez. Cümle, altı dakikalık programın bitmesi gerektiğini bildirir. Aynı yapı time is up, your ten minutes are up ve benzeri süre sınırlarında da kullanılır.
Alıştırma
Zamanlayıcı çaldı. Cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your ten minutes ____.
Cevabı göster
are up
Çok daha fazla gündemdeki konu
you can find many more trending topics ifadesinde many more, daha önce sözü edilenlere ek olarak çok daha fazla konu olduğunu belirtir. topics çoğul sayılabilen bir isimdir; bu nedenle much more değil, many more kullanılır. Trending, özellikle internette ve medyada o anda popüler olan veya çok konuşulan anlamına gelir. İfade, şu anda gündemde olan daha fazla konuyu bulabileceğinizi anlatır; soyut anlamda trendler hakkındaki konuları değil.
Alıştırma
Bir web sitesinde diğerinden daha fazla güncel popüler konu bulunduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The website has many more trending topics than the old one.
- The website has many trending more topics than the old one.
- The website has much more trending topics than the old one.
Cevabı göster
The website has many more trending topics than the old one.
plus a quiz and worksheet for this episode Kalıp ifadeler
5:57artı bu bölüm için bir test ve çalışma sayfası
Ayrıca bir quiz ve çalışma kâğıdı
plus a quiz and worksheet for this episode ifadesindeki plus, bir listeye başka bir öğe ekler. Burada, daha önce sözü edilen kaynaklara ek olarak bu bölüm için bir quiz ve çalışma kâğıdı bulunduğunu anlatır; matematikteki toplama anlamı değildir. Buradaki plus, konuşmada, web sayfalarında ve tanıtım metinlerinde ek bir öğeyi kısa ve samimi biçimde sunar. İfade iki ek kaynağı, yani bir quiz ile bir çalışma kâğıdını sıralar.
Alıştırma
Hangi cümlede plus bir teklife veya listeye ek bir öğe eklemek için kullanılmıştır?
- The box contains crayons, plus a small notebook.
- The plus sign joins these numbers.
- Two plus three equals five.
Cevabı göster
The box contains crayons, plus a small notebook.
Samimi bir kapanış olarak Hope to see you there soon
Hope to see you there soon, bir daveti veya vedayı sıcak bir şekilde bitirmek için kullanılır. Konuşan kişinin, karşısındaki kişinin daha önce sözü edilen yere, etkinliğe veya çevrim içi alana gelmesinden ya da orayı ziyaret etmesinden memnun olacağını anlatır. Burada there, BBC Learning English internet sitesini belirtir. Tam cümle I hope to see you there soon. şeklindedir. Rahat konuşmalarda ve samimi mesajlarda I sık sık atılır, ancak anlam değişmez.
Alıştırma
Bir arkadaşınızı kütüphanedeki bir etkinliğe davet ettiniz. Hangi kapanış doğal ve dil bilgisi açısından doğrudur?
- Hope to see you there soon.
- Hope seeing you there soon.
- Hope to seeing you there soon.
Cevabı göster
Hope to see you there soon.
Geçici bir kapanış işareti olarak but for now
But for now, mesajın akışını düzenlemeye yardımcı olur. But, dikkati daha sonrası hakkındaki bir düşünceden uzaklaştırır; for now ise söylenen şeyin yalnızca şu an için geçerli olduğunu belirtir. Burada programın şimdi bittiğini, ancak sonsuza dek sona ermediğini anlatır. Daha sonra geri dönme ihtimalini açık bırakarak bir konuşmayı bitirmek veya bir etkinliğe ara vermek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “We have more to discuss, but for now, let's stop here.” but for now ne anlatıyor?
- Durmadan yalnızca konuyu değiştiriyoruz.
- Durmalı ve bir daha asla devam etmemeliyiz.
- Şimdi duruyoruz, ancak daha sonra devam edebiliriz.
Cevabı göster
Şimdi duruyoruz, ancak daha sonra devam edebiliriz.