Bebek sahibi olmak için çok mu yaşlı? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, giderek daha fazla kadının neden ileri yaşlarda çocuk sahibi olduğunu, bunun sağlık risklerini ve toplumun ileri yaştaki annelerle babalara yönelik farklı tutumlarını inceliyor; ardından kayıtlara geçen en yaşlı annenin 73 yaşında doğum yaptığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. no ordinary twins, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: no ordinary... yapısının bir kişiyi ya da şeyi yalnızca sıra dışı değil, gerçekten istisnai olarak sunduğunu ve şaşırtıcı bir bilgi açıklanmadan önce merak yarattığını anlamak; böylece yapıyı haber ve hikâye girişlerinde doğal biçimde kullanabilmek. 2. geriatric mother, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Belirli bir yaşın üzerindeki anneler için kullanılan bu eski tıbbi etiketi, yargılayıcı ve incitici olabilecek çağrışımlarıyla birlikte tanımak; tarihsel ya da toplumsal tartışmaları doğru yorumlarken ifadeyi gündelik dilde gelişigüzel kullanmaktan kaçınmak. 3. God forbid — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunu Tanrı’ya yönelik sözcüğü sözcüğüne bir gönderme olarak değil, bir olayın kesinlikle gerçekleşmemesinin umulduğunu belirten güçlü bir tavır ifadesi olarak anlamak; buradaki kullanımın ileri yaştaki annelere yönelik rahatsızlığı ve çifte standardı nasıl açığa çıkardığını fark etmek.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, ben BBC Learning English'ten Six Minute English.
Women today are having fewer babies. Kalıp ifadeler
0:13Günümüzde kadınlar daha az bebek sahibi oluyor.
are having fewer babies: güncel bir doğum eğilimini anlatmak
Bu cümlede have babies, çocuk sahibi olmak veya doğurmak anlamına gelir. Fewer, çoğul ve sayılabilen babies ismini niteler; sayının önceki bir döneme ya da başka bir gruba göre daha düşük olduğunu belirtir. Are having şimdiki zaman yapısı, today ile birlikte devam eden bir toplumsal eğilimi anlatır. Bütün kadınların tam şu anda doğum yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Nüfus eğiliminde doğum sayısının azaldığını doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Families in this country are having fewer babies than they did in the past.
- Families in this country are having less babies than they did in the past.
- Families in this country are making fewer babies than they did in the past.
Cevabı göster
Families in this country are having fewer babies than they did in the past.
the period of 10 years in life between 40 and 49.
0:20hayatta 40 ile 49 yaşları arasındaki 10 yıllık dönem.
delaying having children until...: delay sonrasında -ing kullanımı
Delay doing something until + zaman, bir etkinliği belirtilen zamanda veya daha sonra gerçekleşecek şekilde ertelemek anlamına gelir. Burada having children ertelenen etkinliktir; until their 40s ise daha sonraki yaşam dönemini belirtir. Delay sonrasında isim veya -ing biçimi kullanılır, to-infinitive kullanılmaz: delay having children doğrudur; delay to have children değildir. Their 40s, 40 ile 49 yaş arasını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi release fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The team delayed ____ the update until Friday.
Cevabı göster
releasing
their 40s: 40 ile 49 yaş arası
their 40s, their ile belirtilen kişilerin her birinin 40 ile 49 yaş arasında olduğu dönemi anlatır. Tek bir kesin yaşı değil, bir yaş aralığını belirtir. until sonrasında bu ifade, eylemin gerçekleşmesinin beklendiği daha ileri yaş aralığını gösterir. Başka bağlamlarda bir şeyin bu dönemde gerçekleştiğini söylemek için in their 40s kullanılır; iyelik sözcüğü kişiye göre my 40s veya her 40s şeklinde değiştirilir.
Alıştırma
Hangi cümle, kadınların olayı 40 ile 49 yaşları arasındaki bir zamana kadar ertelediğini söyler?
- They postponed it until their 40s.
- They postponed it until they were exactly 40.
- They postponed it until the 1940s.
Cevabı göster
They postponed it until their 40s.
There are many reasons behind the trend for older mums, Kalıp ifadeler
0:32İleri yaşlı anneler eğiliminin ardında pek çok neden var,
many reasons behind the trend: eğilimin arkasındaki birçok neden
many reasons behind the trend, eğilime yol açan veya onu açıklamaya yardımcı olan birçok etken demektir. Behind burada mecazidir: eğilim görünür değişimdir, nedenler ise onu ortaya çıkaran güçlerdir. Ne olduğunu söylemenin ötesine geçip neden olduğunu sormak istediğinizde reasons behind ifadesinden sonra bir durum, karar, değişim veya eğilim getirin.
Alıştırma
Hangi cümle, toplumsal bir değişimi açıklayan etkenler için doğal ifadeyi kullanır?
- There are many reasons of the trend toward remote work.
- There are many reasons under the trend toward remote work.
- There are many reasons behind the trend toward remote work.
Cevabı göster
There are many reasons behind the trend toward remote work.
including better access to education and careers,
0:35eğitime ve kariyere daha iyi erişim de dahil olmak üzere,
but there are also health risks to having children later in life. Kalıp ifadeler
0:38ancak hayatın ilerleyen dönemlerinde çocuk sahibi olmanın sağlık riskleri de var.
health risks to having...: risks to + -ing yapısı
Health risks to having children later in life, hayatın daha ileri bir döneminde çocuk sahibi olmakla bağlantılı olası sağlık zararları anlamına gelir. risks to + -ing yapısında to, risklerle ilişkili eylemi tanıtan bir edattır. Bu nedenle sonraki fiil have değil, -ing biçimindeki having olur. Yeniden kullanılabilecek kalıp risks to doing something şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: There are risks to ____ this machine without training.
Cevabı göster
using
when are you too old to have a baby? Dilbilgisi
0:44çocuk sahibi olmak için ne zaman çok yaşlı sayılırsınız?
too old to have...: too + sıfat + to + fiil
Too old to have a baby, too + sıfat + to + fiilin yalın hâli yapısını izler. Yaş düzeyinin bebek sahibi olmak için bir sınırı aştığını belirtir; bu yüzden eylem yalnızca kişinin çok yaşlı olduğunu anlatmak yerine imkânsız, güvensiz veya uygunsuz olarak sunulur. Baştaki when, bu sınırın nerede olduğunu sorar. Tek başına belirli bir yaş vermez.
Alıştırma
Cümleyi too ... to kalıbını kullanarak tamamlayın: The soup is ____ hot ____ eat safely.
Cevabı göster
too · to
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
0:48bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
But first: ana konudan önce bir adım eklemek
But first, ana konuyu kısa süreliğine durdurup önce yapılması gereken bir şeyi tanıtan bir geçiş ifadesidir. Bu cümlede konuşmacı, programın sonraki bölümüne geçmeden önce bir soru soracağını belirtir. Bu ifade, düşüncelerin sırasını açık hâle getirir: dinleyici, kısa bir ön adımdan sonra ana konunun geleceğini anlar. But, az önce beklenen akıştan kısa bir sapmayı; first ise daha önce yapılacak adımı gösterir.
Alıştırma
Sonuçları sunmak üzeresiniz, ancak bundan önce bir tanımı gözden geçirmek istiyorsunuz. Bu sırayı en iyi hangi cümle belirtir?
- We'll look at the results in a moment, and afterward, let's review one definition.
- We'll look at the results in a moment, but instead, let's review one definition.
- We'll look at the results in a moment, but first, let's review one definition.
Cevabı göster
We'll look at the results in a moment, but first, let's review one definition.
Mangayamma Yaramati gave birth to twins Kalıp ifadeler
0:56Mangayamma Yaramati ikiz bebekler dünyaya getirdi
gave birth to twins: give birth to kalıbı
Give birth to + bebek veya bebekler, o bebekleri doğurmak anlamına gelir. Özne, fiziksel olarak doğum yapan kişi ya da hayvandır; to ise doğan bebeği veya bebekleri tanıtır. Gave, give fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Twins aynı hamilelikten doğan iki bebek demektir; bu nedenle gave birth to twins, iki bebeğin dünyaya geldiği tamamlanmış bir doğum olayını bildirir.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlayın: Last night, the patient gave ____ healthy twins.
Cevabı göster
birth to
no ordinary + isim: sıra dışılığı vurgulama
no ordinary + isim, bir kişi ya da şeyin tipik olmaktan çok uzak olduğunu ve özel ilgiyi hak ettiğini belirtir. Bu cümlede no ordinary twins, ikizlerin sıra dışı olduğunu güçlü biçimde sezdirir. Yazarlar bu kalıbı çoğu zaman nedeni açıklamadan hemen önce kullanır. Dinleyicide onları neyin sıra dışı yaptığını öğrenme beklentisi oluşturarak merak uyandırır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sözcüklü vurgu kalıbıyla tamamlayın: The tiny restaurant has a six-month waiting list; it is ____ restaurant.
Cevabı göster
no ordinary
because Mangayamma was the oldest recorded woman Dilbilgisi
1:05çünkü Mangayamma kayıtlı en yaşlı kadındı
the oldest recorded ... ever to + fiil: rekoru belgelenmiş vakalarla sınırlama
The oldest recorded woman, belgelenmiş vakalar arasındaki en yaşlı kadın anlamına gelir. Recorded kanıtın kapsamını sınırlar: iddia mevcut kayıtlara dayanır ve tarih boyunca yaşamış her kadını kapsadığını garanti etmez. Ever to give birth, karşılaştırma grubunu tanımlayan eylemi belirtir. İfadenin tamamı, doğum yaptığı kaydedilmiş kadınlar arasında en yüksek yaşın ona ait olduğunu söyler.
Alıştırma
Bay Reed’in belgelenmiş en yaşlı vaka olduğunu söyleyecek şekilde raporu tamamlayın; recorded ve ever to kullanın: At 82, Mr Reed became ____ person ____ reach the summit.
Cevabı göster
the oldest recorded · ever to
how old was the oldest ever mum when she gave birth?
1:12doğum yaptığında gelmiş geçmiş en yaşlı anne kaç yaşındaydı?
We'll find out: cevabı daha sonra öğreneceğiz
Find out, kontrol ettikten, sorduktan veya bekledikten sonra bir bilgiyi öğrenmek ya da ortaya çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede doğru cevap henüz bilinmiyor; programın sonunda öğrenilecek. We'll, we will ifadesinin kısaltmasıdır. Bu nedenle We'll find out, daha sonra gerçekleşecek bu öğrenme durumunu gelecekteki bir olay olarak sunar. Find out sonrasında find out the answer örneğindeki gibi bir ad öbeği veya find out why it happened örneğindeki gibi wh- ile başlayan bir yan cümle gelebilir.
Alıştırma
“Bilgi edinmek” anlamındaki öbeksi fiili yazın: We don't know the winner yet, but we'll ____ when the results are announced.
Cevabı göster
find out
Professor of reproductive science at University College London,
1:33University College London'da üreme bilimi profesörü,
choosing to have babies later in life. Dilbilgisi
1:41hayatlarının ilerleyen dönemlerinde bebek sahibi olmayı seçen.
has been studying the trend of: bugüne kadar süren araştırma
Has been studying, present perfect continuous yapısıdır: has + been + fiilin -ing biçimi. Joyce Harper'ın araştırmasının geçmişte başladığını ve bugüne uzanan bir süre boyunca devam ettiğini gösterir; vurgu tek seferlik bitmiş bir çalışmada değil, sürmekte olan faaliyettedir. the trend of women choosing... ad öbeği studying fiilinin nesnesidir ve incelenen eğilimi belirtir. Araştırma, çalışma veya tekrarlanan bir faaliyeti devam eden ve şu anda da geçerli bir süreç olarak sunmak için bu zamanı kullanın.
Alıştırma
Study fiilinin present perfect continuous biçimini kullanın: The researcher ____ the trend of people working remotely since 2021, and the project is still active.
Cevabı göster
has been studying
choosing to have babies later in life: bir eğilimin içeriğini belirten -ing yan cümlesi
Vurgulanan sözler, merkezinde choosing bulunan bir -ing yan cümlesini başlatır. Hemen öncesindeki women adı, choosing fiilinin öznesidir. of women choosing to... bir bütün olarak trend adının içeriğini belirtir: hangi kişilerin hangi seçimi yaptığını gösterir. Bu sıkıştırılmış ad öbeği, ayrı bir tam cümle eklemeden bir eğilimi anlatmanızı sağlar.
Alıştırma
Bir eğilimin içeriğini belirtmek için of sonrasında -ing yan cümlesini doğru kullanan ad öbeği hangisidir?
- the trend of commuters choosing to cycle to work
- the trend of commuters choose to cycle to work
- the trend of commuters chose to cycle to work
Cevabı göster
the trend of commuters choosing to cycle to work
share discoveries with...: önce içerik, sonra alıcı
she shares her discoveries with... yapısında share, paylaşılan bilgiyi doğrudan nesne olarak alır: her discoveries. with edatı alıcıyı veya dinleyici kitlesini, yani BBC programını tanıtır. Yeniden kullanılabilecek sıra share + içerik + with + kişi, grup veya dinleyici kitlesidir. Burada discoveries, araştırma veya inceleme yoluyla öğrenilen yeni şeyler demektir. İngilizcede share discoveries ya da share findings demek doğaldır; say discoveries ifadesinde say fiili doğru kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi share something with someone kalıbındaki edatla tamamlayın: Please share your discoveries ____ the class.
Cevabı göster
with
women were having children at a much younger age. Kalıp ifadeler
1:52kadınlar çocuklarını çok daha genç yaşta dünyaya getiriyorlardı.
at a much younger age: çok daha genç yaşta
At + yaş bildiren bir ifade, bir olayın ya da yaşam deneyiminin hangi yaşta gerçekleştiğini gösterir. Burada at a younger age, kadınların çocuk sahibi olduklarında daha genç oldukları anlamına gelir. Younger karşılaştırma biçimidir ve much farkın büyük olduğunu gösterir. Geçmişteki ve günümüzdeki kadınların çocuk sahibi olma yaşları karşılaştırılır; karşıtlık zaten açık olduğu için than ile karşılaştırılan tarafı ayrıca belirtmek gerekmez.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: Maya began learning the violin at fourteen, but her brother began at seven. Her brother began learning the violin ____.
Cevabı göster
at a much younger age
it's become quite normal for women: kadınlar için oldukça normal hâle geldi
it's become ifadesindeki it's, it has anlamındadır; bu nedenle has become, önceki bir durumdan günümüze uzanan değişimi anlatır. Quite normal burada bir şeyin yaygın ve artık sıra dışı görülmediği anlamına gelir. For women, ifadenin hangi grup için geçerli olduğunu belirtir. Eylem önceki cümleden anlaşılır; eylemi de söylemek gerektiğinde It has become + sıfat + for + kişi veya grup + to + fiil yapısını kullanın.
Alıştırma
Günümüze kadar uzanan bir değişimi göstermek için cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: It ____ employees to work from home several days a week.
Cevabı göster
has become quite normal for
As we see with the world data: bir iddiayı verilerle ilişkilendirmek
Burada As we see with the world data, ardından gelen ifadeyi verilerle desteklenen bir gözlem olarak sunar. Dinleyiciyi veri kaynağından genel bir sonuca yönlendirir ve sonucu kişisel bir görüş gibi sunmaktan kaçınır. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp As we can see from + kanıt kaynağı, + sonuç şeklindedir. Standart sunumlarda ve yazılarda As we can see from the global data, with the world data ifadesinden daha doğaldır.
Alıştırma
Hangi cümle anket verilerini ardından gelen sonuçla en doğal şekilde ilişkilendirir?
- With seeing the survey data, demand is rising.
- As we see because the survey data, demand is rising.
- As we can see from the survey data, demand is rising.
Cevabı göster
As we can see from the survey data, demand is rising.
over the age of 30: kesin bir yaş eşiği
Over the age of 30, 30 yaşı alt sınır olarak belirler ve kişinin 30 yaşından büyük olduğunu ifade eder. Bir kuralda veya veri kategorisinde, kaynak grubu farklı tanımlamadığı sürece tam olarak 30 yaşında olan kişileri normalde kapsamaz. Bu ifadenin üst yaş sınırı yoktur. Kırklı yaşlardaki veya daha yaşlı kişileri de kapsayabilir; bu nedenle yalnızca otuzlu yaşlardaki kişileri ifade etmez.
Alıştırma
Bir araştırma, üst yaş sınırı olmadan 30 yaşından büyük kişileri kapsıyor ancak tam olarak 30 yaşında olanları dışarıda bırakıyor. Hangi ifade uygundur?
- people in their 30s
- people over the age of 30
- people aged 30 and over
Cevabı göster
people over the age of 30
That's why: sonucu açıklamak
That's why, daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve sonucu açıklar. Bu cümlede önceki açıklama neden, terimin kullanılmaya devam etmesi ise sonuçtur. Tekrar kullanılabilecek kalıp şöyledir: neden. That's why + sonuç. Bu kalıp, neden-sonuç ilişkisinin hangi yönde ilerlediğini dinleyiciye açıkça gösterir.
Alıştırma
“That's” ile başlayan ifadeyi kullanarak neden-sonuç bağlantısını tamamlayın: The road is flooded. ____ the buses are late.
Cevabı göster
That's why
geriatric mother: eski ve hassas bir etiket
Geriatric mother, obstetrik ölçütlere göre daha ileri yaşta kabul edilen hamile bir kadın için kullanılan eski bir etikettir. Geriatric genellikle yaşlılarla veya geriatriyle ilgili olduğundan, bu kelimeyi hamile bir kadın için kullanmak onun yaşlı olarak sınıflandırıldığı izlenimini verebilir. Bu cümlede unfortunately ve still lingers, konuşmacının bu etiketin hâlâ var olmasını eleştirdiğini, kullanımını önermediğini gösterir. İfadeyi esas olarak eski materyalleri ve sorunlu dil hakkındaki tartışmaları anlayabilmek için öğrenin.
Alıştırma
Değerlendirin: Gündelik konuşmada daha ileri yaştaki hamile bir kadına a geriatric mother demek nötr ve saygılı bir seçimdir.
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
still lingers: beklenenden daha uzun süre devam eder
Bu cümlede still lingers, birçok kişi artık ortadan kalkmış olması gerektiğini düşünse de terimin hâlâ kullanılmaya devam ettiği anlamına gelir. Linger, istenmeyen ya da şaşırtıcı bir kalıcılık hissi verir; still ise bunun bugüne kadar geçerli olduğunu vurgular. Aynı yapı, çabucak kaybolmayan bir koku, anı, kuşku, duygu, klişe veya etki için kullanılabilir.
Alıştırma
Geçmişteki bir olayın olumsuz etkisinin tamamen kaybolmadığını en açık biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The distrust caused by the scandal began yesterday.
- The distrust caused by the scandal still lingers.
- The distrust caused by the scandal has completely disappeared.
Cevabı göster
The distrust caused by the scandal still lingers.
Phenomena: phenomenon sözcüğünün çoğulu
Phenomena; gözlemlenebilen gerçekleri, olayları veya durumları, özellikle de sıra dışı, önemli, araştırılan ya da tartışılanları ifade eder. Bu cümlede böyle birden fazla gerçek veya olayı adlandırır. Phenomenon sözcüğünün çoğul biçimidir; bu yüzden cümlede are kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi phenomenon sözcüğünün çoğul biçimiyle tamamlayın: Scientists recorded several unusual ____ during the storm.
Cevabı göster
phenomena
phenomena (çoğul) ve phenomenon (tekil)
Phenomenon, gözlemlenebilir tek bir olayı, gerçeği veya durumu belirten sayılabilen bir ismin tekil biçimidir. Yaygın çoğul biçimi, özellikle resmî ve akademik İngilizcede, phenomena'dır. İsmin tekil ya da çoğul olması çevresindeki dil bilgisini de belirler: phenomenon ile a, this ve tekil fiil; phenomena ile these, many ve çoğul fiil kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi phenomenon sözcüğünün tekil ve çoğul biçimleriyle tamamlayın: One unusual ____ can lead scientists to investigate several related ____.
Cevabı göster
phenomenon · phenomena
The concept of older mothers is still quite a new phenomenon,
2:30Yaşlı anneler kavramı hâlâ oldukça yeni bir olgu,
attitudes towards them are changing: onlara yönelik tutumlar değişiyor
Attitudes towards someone or something, insanların bir kişi veya şey hakkındaki görüşlerini ve duygularını ifade eder. Burada them, older mothers ifadesine gönderme yapar. Çoğul attitudes kullanımı çeşitli toplumsal görüşler olduğunu gösterirken are changing bu görüşlerin zamanla farklılaştığını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilecek yapı attitude veya attitudes towards + isim ya da zamirdir.
Alıştırma
Eşdizimi örnekteki Britanya İngilizcesi biçimiyle tamamlayın: Public attitudes ____ remote work are changing.
Cevabı göster
towards
used to be called geriatric: geçmişte kullanılan bir adlandırma
Used to be called ifadesinde used to + fiilin yalın hâli, geçmişte geçerli olan ancak artık geçerli ya da yaygın olmayan bir durumu anlatır. Yalın fiil be, called ise geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla ifade edilgendir ve “eskiden ... diye adlandırılırdı” anlamına gelir. Edilgen yapı, bu adı kullanan kişilerden çok eski adlandırmaya odaklanır. Burada geriatric eski adlandırmadır ve cümlenin devamı birçok kişinin bunu incitici bulduğunu belirtir.
Alıştırma
Used to + be + call fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: Before 2018, the venue ____ the Grand Hall.
Cevabı göster
used to be called
but social disapproval of older mothers still lingers. Kelime
2:45ancak yaşlı annelere yönelik toplumsal hoşnutsuzluk hâlâ varlığını sürdürüyor (lingers).
is no longer used: kullanımı sona ermiş bir şey
Is no longer used ifadesinde no longer, bir durumun geçmişte geçerli olduğunu ancak artık geçerli olmadığını belirtir. Used, edilgen yapıdaki geçmiş zaman ortacıdır; bu yüzden özne olan the term, insanların kullanmayı bıraktığı şeydir. Be ile kullanıldığında no longer normalde be fiilinin çekimli biçiminden sonra ve geçmiş zaman ortacından önce gelir: is no longer used. Bu kalıp artık kullanılmayan sözcükler, yöntemler, kurallar, teknolojiler ve diğer uygulamalar için kullanılabilir.
Alıştırma
Is + no longer + use fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: This login method ____ because it is insecure.
Cevabı göster
is no longer used
daha ileri yaşta anne olan kadınlara yönelik toplumsal onaylamama ... hâlâ sürüyor
Social disapproval of older mothers, daha ileri yaşta anne olan kadınlara karşı toplumun olumsuz değerlendirmesi anlamına gelir. Burada disapproval bir isimdir; of older mothers ise bu olumsuz tutumun hedefini belirtir. Still lingers, bu tutumun tamamen ortadan kalkmadığını anlatır. Linger burada mecaz olarak kullanılır ve zayıflamış bir tutumun, inancın, önyargının veya etkinin hâlâ sürmesini ifade eder.
Alıştırma
Bir geleneğin sona ermesinden sonra kamusal olumsuz bir tutumun devam ettiğini doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The old custom ended, and social disapproval of it finally disappeared.
- The old custom ended, but social disapproval of it still lingers.
- The old custom ended, but social approval of it still lingers.
Cevabı göster
The old custom ended, but social disapproval of it still lingers.
are still disapproved of: hâlâ onaylanmıyor
Disapprove of someone or something, bir kişiyi, eylemi veya tercihi olumsuz değerlendirmek ya da onu kabul edilemez bulmak anlamına gelir. Edilgen yapıda, nesne özne olur; ancak of korunur: someone or something is disapproved of. Are still disapproved of yapısında older mothers bu toplumsal yargının hedefidir ve still yargının devam ettiğini gösterir. Disapprove of öbek fiili edilgen kullanıldığında sondaki of zorunludur.
Alıştırma
disapprove of ifadesindeki eksik kelimeyi yazarak cümleyi tamamlayın: The proposal was widely disapproved ____ by the committee.
Cevabı göster
of
Wait a minute, ...: Bir fikre itiraz etmek için araya girmek
Burada Wait a minute gerçekten altmış saniye bekleme isteği değildir. Konuşmanın akışını kısa süreliğine durduran ve konuşanın az önceki düşünceyi sorgulamasına, düzeltmesine veya önemli bir nokta eklemesine yarayan bir konuşma işaretidir. But Wait a minute, Neil ifadesi, konuşmada doğrudan ama yaygın bir araya girme biçimidir: konuşan kişi önceki düşünceye itiraz etmek veya yeni bir bakış açısı sunmak üzeredir. Bağlama göre Bekle ya da Dikkate alınması gereken bir şey var şeklinde anlaşılabilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız raporun hazır olduğunu söylüyor, fakat siz ciddi bir hata fark ediyorsunuz. Hangisi hemen itiraz etmeye en uygun giriş cümlesidir?
- Wait a minute, we have not checked the final number.
- Give me one minute to finish this task.
- Excuse me, could you repeat the last point?
Cevabı göster
Wait a minute, we have not checked the final number.
It takes two to make a baby: İki kişinin rolünü vurgulamak
Bu cümle, çocuk sahibi olmanın iki kişiyi içerdiğini söylemek için It takes two to make a baby kalıbını kullanır. Bu konuşmada bu kısa ifade, dikkati anneden babaya çevirir; konuşan kişi her iki ebeveynin de tartışmayla ilgili olduğunu savunur. Bu, retorik açıdan kısaltılmış bir ifadedir; tıbbi veya ailevi konularda eksiksiz bir tanım değildir. Gücü, iki tarafın da katkısını açık ve göz ardı edilmesi zor bir gerçek gibi sunmasından gelir.
Alıştırma
İki takım arkadaşı başarısız bir proje için birbirini suçluyor. Hangisi sorunu çözmeye ikisinin de yardım etmesi gerektiğini en iyi vurgular?
- It takes two minutes to solve this problem.
- One person can solve this problem alone.
- It takes two to solve this problem.
Cevabı göster
It takes two to solve this problem.
Tartışmanın odağını değiştirmek için What's X's role in all of this?
Bu soru yalnızca bir bilgi istemez. all of this, konuşulmakta olan durumun tamamına gönderme yapar ve dikkati erkeğe ve onun üstlendiği role çevirir. What's X's role in all of this? kalıbı bir tartışmayı düzenlemek için yeniden kullanılabilir: mevcut konuya bağlanır ve ardından X'e odaklanan yeni bir bakış açısı açar.
Alıştırma
Bir konut planının bölge sakinlerini nasıl etkilediği konuşulduktan sonra, odağı belediye meclisinin bu durumdaki rolüne en iyi hangi soru çevirir?
- How many residents live near the council offices?
- What's the council's role in all of this?
- When did the council announce the housing plan?
Cevabı göster
What's the council's role in all of this?
naturally get pregnant: doğal yollarla hamile kalmak
Get pregnant hamilelik durumuna geçmek anlamına gelir; get bir durum değişikliğini gösterir. Bu cümlede naturally, yardımcı üreme yöntemleri yerine doğal yolla döllenme anlamındadır. Birlikte kullanıldığında naturally get pregnant, yalnızca zaten hamile olmayı değil, bu yolla hamile kalmayı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın yardımcı üreme yöntemleri olmadan hamile kalmayı umduğunu doğal biçimde ifade eder?
- Maya hopes to get pregnant naturally.
- Maya hopes to get pregnancy naturally.
- Maya hopes to get someone pregnant naturally.
Cevabı göster
Maya hopes to get pregnant naturally.
declines sharply: keskin ve belirgin bir düşüş
Declines sharply, “hızla ve belirgin ölçüde azalır” demektir. Declines aşağı yönlü değişimi gösterir; sharply bu anlamı güçlendirerek değişimin küçük ya da kademeli değil, keskin olduğunu anlatır. Bu cümlede, yaşamın belirli bir döneminde doğal yollarla hamile kalma becerisindeki belirgin azalmayı anlatır. Bu kalıp talep, fiyatlar, sağlık göstergeleri veya performans gibi ölçülebilir eğilimler için de doğal biçimde kullanılır.
Alıştırma
Talebin büyük ve belirgin ölçüde düştüğünü anlatan cümle hangisidir?
- Demand declined gradually after the price increase.
- Demand declined sharply after the price increase.
- Demand increased sharply after the price increase.
Cevabı göster
Demand declined sharply after the price increase.
men's fertility lasts longer: üreme yetisi daha uzun sürer
Burada fertility, üreme veya çocuk sahibi olma yönündeki biyolojik kapasiteyi ifade eder. Hamileliğin kendisi anlamına gelmez; özne insan olduğu için toprağın verimliliğiyle ilgili anlam da geçerli değildir. Lasts longer, önceki yan cümlede karşılaştırılan yetiden “daha uzun bir süre devam eder” demektir. Başlangıcın daha geç olduğunu değil, süreyi anlatır ve erkeklerin üreme yetisinin hiç azalmadığını iddia etmez.
Alıştırma
Bu bağlamda “men's fertility lasts longer” ne anlama gelir?
- Cümle, erkeklerin daha uzun bir süre hamile kaldığını söylüyor.
- Cümle, erkeklere ait tarım arazilerinin daha uzun süre verimli kaldığını söylüyor.
- Cümle, erkeklerin üreme kapasitesinin genellikle daha uzun bir süre devam ettiğini söylüyor.
Cevabı göster
Cümle, erkeklerin üreme kapasitesinin genellikle daha uzun bir süre devam ettiğini söylüyor.
socially acceptable: toplum tarafından kabul edilebilir
Socially acceptable, yaygın toplumsal normlara göre uygun ya da kabul edilebilir görülmek demektir. Bu soruda toplumun ileri yaştaki babalara ve annelere nasıl baktığı karşılaştırılır; bu iki durumun tıbben güvenli ya da yasal olarak izinli olup olmadığı sorulmaz. more socially acceptable than yapısı, iki grubun toplumsal kabul derecesini karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi ‘toplum tarafından kabul edilebilir’ anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: In many offices, casual clothing is now ____.
Cevabı göster
socially acceptable
as she explained to BBC World Service's Global Story.
3:27BBC Dünya Servisi'nin Global Story programına açıkladığı gibi.
We do have a bit of a gender problem here Notlar
3:31Burada gerçekten biraz toplumsal cinsiyet sorunumuz var
do have: olumlu cümlede vurgu yapan do
Olumlu bir cümlede temel biçimdeki fiilden önce do kullanmak vurgu ekler. We do have, “gerçekten var” veya “kesinlikle var” anlamını taşır. Burada toplumsal cinsiyet sorununun gerçekten var olduğu vurgulanır; bu yapı bir gerçeği kabul ederken veya olası bir şüpheye cevap verirken kullanışlıdır. Şimdiki zamanda do/does + fiilin temel biçimi, geçmiş zamanda did + fiilin temel biçimi kullanılır. Özne we olduğu için doğru biçim do have'dir, do has değildir.
Alıştırma
Eksik olan vurgu yardımcı fiilini yazın: The plan may look simple, but it ____ have some risks.
Cevabı göster
does
a bit of a gender problem: eleştiriyi yumuşatan ifade
Bu cümlede a bit of, a gender problem ifadesindeki doğrudan eleştiriyi yumuşatır. Konuşmacı yine de toplumsal cinsiyetle ilgili gerçek bir sorun olduğunu söylüyor; bu ifade yalnızca eleştirinin daha az sert duyulmasını sağlıyor. Bu tür hafifletici anlatım, sorunun nesnel olarak küçük olduğu anlamına gelmez. Hassas yorumlarda a bit of bir nezaket stratejisi olabilir ya da daha güçlü bir eleştiriyi bilinçli biçimde ölçülü sözlerle aktarmaya yarayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir planlama sorunu olduğunu kabul ederken eleştiriyi daha az doğrudan ifade eder?
- We do not have a scheduling problem.
- We have a bit of a scheduling problem.
- We have a very serious scheduling problem.
Cevabı göster
We have a bit of a scheduling problem.
because if this was a man in his 60s, Dilbilgisi
3:33çünkü eğer bu 60'lı yaşlarında bir erkek olsaydı,
most people would pat him on the back. Deyimler
3:40çoğu insan onu takdir ederdi (pat him on the back).
because if this was a man: varsayımsal bir karşılaştırma
Because, hayal edilen durumu konuşmacının önceki iddiasına bağlar ve onu destekleyici kanıt olarak sunar. If this was a man, dinleyiciden tartışılan kişinin yerine bir erkeği koymasını ve olası tepkiyi karşılaştırmasını ister; daha sonra gelen would, sonucun varsayımsal olduğunu gösterir. Bu akıl yürütme, diğer koşulları karşılaştırılabilir durumda tutarken durumun tek bir özelliğini değiştirir. Böylece insanların farklı ölçütler uygulayıp uygulamadığını ortaya çıkarabilir.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: "People criticize an older woman for becoming a parent, but that seems unfair because if the parent was a man, people would praise the same decision." if cümleciği ne yapıyor?
- Ebeveynin kararı tam olarak ne zaman verdiğini açıklıyor.
- Yargının tutarlı olup olmadığını sınamak için hayalî bir karşılaştırma kuruyor.
- Ebeveynin geçmişiyle ilgili doğrulanmış bir olayı bildiriyor.
Cevabı göster
Yargının tutarlı olup olmadığını sınamak için hayalî bir karşılaştırma kuruyor.
pat someone on the back: birini övmek veya kutlamak
Pat someone on the back gerçekten birinin sırtına hafifçe vurma hareketini anlatabilir, ancak burada birini övmek, kutlamak veya onaylamak anlamına gelen bir deyimdir. Cümle, çoğu insanın ona olumlu tepki vereceğini anlatır; mutlaka sırtına dokunacakları anlamına gelmez. Kalıp pat + kişi + on the back şeklindedir: pat him on the back. Nesne bir zamir olduğunda da pat sözcüğünün hemen ardından gelir.
Alıştırma
pat someone on the back ifadesinin tamamını geçmiş zamanda kullanın ve someone yerine her getirin: After Maya solved the crisis, the manager ____.
Cevabı göster
patted her on the back
because he's absolutely got a much younger partner.
3:43çünkü kendisinden çok daha genç bir partneri olduğu kesin.
God forbid: istenmeyen bir olasılığı güçlü biçimde reddetmek
God forbid, “bunun olmamasını gerçekten çok istiyorum” veya “bu asla olmasın” anlamına gelen kalıplaşmış bir ünlemdir. Yalnızca Tanrı'dan söz etmez. Burada 80s ifadesinden önce eklenerek bu olasılık özellikle şaşırtıcı veya kabul edilemezmiş gibi sunulur. Bir tartışmada konuşmacı, başka birinin öfkesini taklit edip eleştirmek için bunu alaycı biçimde de kullanabilir; tutumun samimi mi yoksa aktarma mı olduğunu bağlam ve ton belirler.
Alıştırma
Tanrı'ya gönderme yaparak istenmeyen bir olasılığı güçlü biçimde reddeden, bu dersteki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ anything should happen to the children.
Cevabı göster
God forbid
then it does have a sort of shock reaction Ton ve niyet
3:52o zaman bu bir çeşit şok tepkisi yaratıyor
and makes people feel uncomfortable.
3:55ve insanların kendilerini rahatsız hissetmelerine neden oluyor.
a sort of shock reaction: temkinli ve yaklaşık bir tanımlama
a sort of shock reaction ifadesinde a sort of, shock reaction sözünü yaklaşık bir tanımlamaya dönüştürür. Konuşmacı, tepkinin şoka benzer olduğunu söyler; bunun kesin ve sabit bir kategori olduğunu iddia etmez. Bu yumuşatıcı ifade, açıklamanın daha az kesin ve daha temkinli duyulmasını sağlar. a sort of + isim kalıbı, gerçek olan fakat tam olarak adlandırılması zor bir duygu, etki veya tepkiyi anlatırken kullanılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede a sort of shock reaction içindeki a sort of ne işe yarar?
- Tanımı yaklaşık bir açıklama olarak sunup yumuşatır.
- Tepkinin gerçekleşmediğini söyler.
- Kesin bir bilimsel kategoriyi belirtir.
Cevabı göster
Tanımı yaklaşık bir açıklama olarak sunup yumuşatır.
Professor Harper thinks that society is more accepting of older fathers Dilbilgisi
3:58Profesör Harper, toplumun yaşlı babaları daha kolay kabullendiğini düşünüyor
more accepting of older fathers than older mothers: kabullenme düzeylerini karşılaştırma
be accepting of + isim, bir kişiyi, davranışı veya durumu hoşgörüyle karşılamaya ya da kabul etmeye istekli olmak anlamına gelir. more accepting of A than B, aynı öznenin iki hedefe yönelik kabul düzeyini karşılaştırır. Burada A older fathers, B ise older mothers ifadesidir. Açık biçimde düşünülen tam karşılaştırma society is more accepting of older fathers than it is accepting of older mothers şeklindedir. Dolayısıyla cümle, anne ve babaların yaşlarını değil, onlara yönelik toplumsal tutumları karşılaştırır.
Alıştırma
Tutum karşılaştırmasını more accepting of A than B kalıbıyla tamamlayın: The club is ____ new ideas than sudden rule changes.
Cevabı göster
more accepting of
A 70-year-old man can still father a child. Kelime
4:0570 yaşında bir adam hâlâ bir çocuğun babası olabilir.
father a child: father fiil olarak kullanıldığında
Burada father, “baba” anlamındaki isim değil, geçişli bir fiildir. father a child yapısında child doğrudan nesnedir; ifade, bir çocuğun dünyaya gelmesini sağlayarak onun biyolojik babası olmak anlamına gelir. Bu ifade biyolojik babalığı veya üremeyi belirtir. Çocuğa daha sonra kimin baktığını ya da onu kimin büyüttüğünü tek başına anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için father fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: DNA evidence confirmed that he ____ two children.
Cevabı göster
fathered
an idiom meaning give someone praise or congratulations.
4:14birine övgü veya tebrik vermek anlamına gelen bir deyim.
On the other hand: konunun zıt yönünü sunmak
On the other hand, aynı konunun zıt bir yönünü sunan söylem bağlayıcısıdır. Dinleyiciye, sıradaki noktayı yeni bir konu olarak görmek yerine önceki bir noktayla ilişkilendirip ikisini karşılaştırması gerektiğini bildirir. Burada, yaşlı bir erkeğin çocuk sahibi olabilme ihtimalinden seksenli yaşlarında bir kadının bebek sahibi olmasına verilen zıt tepkiye geçiş yapar. Bağlayıcı, bakış açısındaki değişimin kolayca takip edilmesini sağlar.
Alıştırma
The course is expensive. Zıt bir avantaj sunmak için sıradaki "It offers flexible study hours," cümlesinin başına hangi bağlayıcı en uygun olur?
- For example,
- On the other hand,
- As a result,
Cevabı göster
On the other hand,
the phrase God forbid is used as a way of saying you hope something Kalıp ifadeler
4:25'God forbid' (Allah korusun) ifadesi, bir şeyin olmamasını
is used as a way of saying: bir ifadenin işlevini açıklamak
'X is used as a way of saying Y', bir ifadenin ne anlattığını açıklamak için kullanılan bir kalıptır. X açıklanan sözcüğü ya da ifadeyi belirtir, Y ise onun anlamını veya amacını daha basit sözlerle açıklar. Bu kalıp iletişimsel işleve odaklanır; bu nedenle Y'nin kelimesi kelimesine çeviri olması gerekmez. Bu cümlede, konuşanların God forbid ile ne kastettiğini açıklar.
Alıştırma
Derste öğrenilen dil açıklama kalıbını tamamlayın: The phrase 'Heads up' ____ that you should pay attention.
Cevabı göster
is used as a way of saying
There's another side to this story, though. Anlatım akışı
4:30Ancak bu hikayenin bir de başka bir yüzü var.
There's another side to this story, though: başka bir bakış açısı sunmak
There's another side to this story, az önce sunulan bakış açısının resmin tamamı olmadığını dinleyiciye bildirir. Ardından gelecek karşıt bir gerçeği, sınırlayıcı bir noktayı veya başka bir bakış açısını duyurarak tartışmayı düzenler. Burada story, konuşulan durumu veya olay anlatımını ifade eder; mutlaka gerçek anlamda bir hikâye değildir. Cümle sonundaki though, 'however' benzeri hafif bir karşıtlık ekler ve geçişi daha yumuşak hâle getirir.
Alıştırma
Bir rapor önce yeni bir kuralın yararlarını açıklıyor. Gözden kaçan bir dezavantajı eklemek üzere olduğunuzu en iyi hangi cümle belirtir?
- That's a different story, though.
- There's another side to this story, though.
- That is the whole story, though.
Cevabı göster
There's another side to this story, though.
Geniş bir kültürel çerçeve olarak In the West
Burada In the West, pusula yönü değil, kültürel bir bölgeyi kısaca ifade eden bir kullanımdır. Geleneksel olarak Batılı diye tanımlanan toplumları geniş biçimde anlatır; çoğu zaman Avrupa ve Kuzey Amerika'yı kapsar, ancak sınırları kesin değildir. Bu ifade, ardından gelen gözlemin kültürel kapsamını belirler. Bu geniş gruptaki her ülkenin veya kişinin aynı olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Bu cümlede In the West ifadesinin temel işlevi nedir?
- Belirli bir ülkenin batı bölümünü belirtir.
- Kadınların batıya baktığını söyler.
- Ardından gelen ifade için geniş bir kültürel bağlam oluşturur.
Cevabı göster
Ardından gelen ifade için geniş bir kültürel bağlam oluşturur.
Kuşak etiketi olarak Gen Z
Gen Z, Generation Z ifadesinin kısaltmasıdır ve Y kuşağından sonraki nesli adlandıran bir etikettir. Burada eklenen the generation born since the year 2000 ifadesi, programın kullandığı basitleştirilmiş tanımı doğrudan açıklar. Kesin doğum yılı sınırları kaynağa göre değişir. Bu nedenle Gen Z yaklaşık bir kuşak kategorisidir; evrensel ve sabit bir sınır değildir.
Alıştırma
Gen Z hakkında en doğru ifade hangisidir?
- Yalnızca 2000 takvim yılı içinde doğan kişileri ifade eder.
- Doğum yılı sınırları kaynağa göre değişebilen geniş bir kuşak etiketidir.
- Dünya çapında tek ve sabit bir tanımı olan yasal yaş kategorisidir.
Cevabı göster
Doğum yılı sınırları kaynağa göre değişebilen geniş bir kuşak etiketidir.
won't have children at all: hiç çocuk sahibi olmama niyeti
won't have children at all ifadesi, anlatılan kişilerin hiç çocuk sahibi olmayacaklarını söylemelerini ve bunun tamamen olumsuz bir karar ya da niyet olduğunu gösterir. Olumsuzluk won't ile kurulur; at all ise bu olumsuzluğu güçlendirerek “hiçbir miktarda ya da durumda değil” anlamı verir. Buradaki have children, çocuk sahibi olmak veya ebeveyn olmak demektir; çocuklara geçici olarak bakmak anlamına gelmez. Cümle onların bunu söylediklerini aktardığı için, gelecekte kesinlikle böyle olacağını kanıtlamaz; yalnızca açıkladıkları tutumu bildirir.
Alıştırma
Hiç endişe olmadığını anlatan olumsuz cümleyi tamamlayın: I wasn't worried ____.
Cevabı göster
at all
Daha geleneksel ülkelerde, meanwhile: paralel bir karşılaştırmaya geçiş
Burada meanwhile, paralel bir tartışma içinde okuyucunun dikkatini başka bir yere veya gruba yönlendiren bir söylem belirtecidir. Temel olarak iki olayın tam olarak aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Cümlenin başına alınan In more traditional countries ifadesi yeni karşılaştırma alanını belirler; meanwhile ise bu alanı daha önce ele alınan durumla ilişkilendirir. Dikkatin yan yana karşılaştırılan başka bir odağa kaydığını gösterir; tek başına iki durumun zıt olduğunu söylemez.
Alıştırma
Kuzey şubesi erken kapandı. Güneyde restoranlar gece yarısına kadar açık kaldı. Bu paralel karşılaştırmayı başlatmak için hangi bağlaç en uygundur?
- in the meantime
- however
- meanwhile
Cevabı göster
meanwhile
and many pray to God to be blessed with a child. Kültür
4:47ve pek çok kişi bir çocukla kutsanmak için Tanrı'ya dua eder.
a woman's role is as a mother: geleneksel bir toplumsal beklenti olarak annelik
Bu ifade, anneliği kadından beklenen toplumsal konum ve görev olarak sunar. Buradaki role, bir oyuncunun canlandırdığı karakteri değil, toplumdaki işlevi veya sorumluluklar bütününü anlatır. Bazı topluluklarda bulunan geleneksel bir inancı tanımlar. Tarafsız bir gerçek veya her kadın için geçerli bir tanım değildir.
Alıştırma
A woman's role is as a mother ifadesi hakkındaki şu yargıyı değerlendirin: Herhangi bir çerçeve olmadan kullanıldığında genellikle kadınlara ilişkin tarafsız ve evrensel bir tanımdır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
pray to God to be blessed with a child: çocuk nimetine kavuşmak için Tanrı'ya dua etmek
pray to God to be ..., belirtilen sonucun gerçekleşmesi umuduyla Tanrı'ya dua etmek demektir. to be blessed mastar yapısı, umut edilen sonucu belirtir. be blessed with a child, çocuk sahibi olmayı yalnızca biyolojik bir olay değil, bir armağan ya da nimet almak olarak sunar. Burada pray to God ifadesinden sonra geldiği için dini anlam özellikle güçlüdür ve çocuk sahibi olmaya yönelik olumlu, şükran dolu bir bakış aktarır.
Alıştırma
Bu cümlede be blessed with a child ne anlatır?
- Çocuk sahibi olmak bir armağan veya nimet olarak görülür.
- Çocuk sahibi olmak istenmeyen bir görev olarak görülür.
- Çocuğun dini bir tören yapması gerekir.
Cevabı göster
Çocuk sahibi olmak bir armağan veya nimet olarak görülür.
Which is exactly what happened to Mangayamma Yaramati, Anlatım akışı
4:50Bu tam olarak Mangayamma Yaramati'nin başına gelen şeydi,
Which is exactly what happened to ...: genel bir durumu somut bir örneğe bağlamak
Which, önceki cümlede anlatılan durumun tamamına gönderme yapar; tek bir isme değil. Which is exactly what happened to ... kalıbı da aynı durumun adı verilen kişinin gerçekten yaşadığı şey olduğunu söyler. Böylece konuşmacı genel bir açıklamadan somut bir örneğe geçer. Konuşmada which yan cümlesi belirgin bir duraklamadan sonra gelebilir, ancak anlamı önceki düşünceye bağlıdır.
Alıştırma
Bir sunucu şöyle diyor: This road can flood after heavy rain. Bu genel olasılığı bir kişinin gerçek deneyimine en doğal biçimde bağlayan devam cümlesi hangisidir?
- Elena had heard the general warning by last spring.
- That road is exactly where Elena travelled last spring.
- Which is exactly what happened to Elena last spring.
Cevabı göster
Which is exactly what happened to Elena last spring.
and I guessed she was 63 years old at the time.
5:05ve ben o sırada 63 yaşında olduğunu tahmin etmiştim.
I'm afraid: kötü haberi nazikçe yumuşatan bir ifade
Buradaki I'm afraid, korku bildiren bir ifade değil, mesajı nazikçe yumuşatan bir kalıptır. Konuşmacının hoş olmayan bir bilgi verdiğini gösterir: Neil'ın cevabı yanlıştı. Cümlenin sonunda kullanıldığında, kötü haber verildikten sonra düzeltmenin doğrudanlığını azaltır. Aynı ifade başta da kullanılabilir: I'm afraid that was the wrong answer.
Alıştırma
Kötü haberi yumuşatmak için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The last train has already left, ____.
Cevabı göster
I'm afraid
In fact, ...: Önceki bir gerçeği düzeltmek veya güçlendirmek
In fact, sonraki bilginin gerçek durumu gösterdiğini belirten bir söylem ifadesidir. Genellikle az önce söylenen bir şeyi düzeltmek veya güçlendirmek için kullanılır. Burada kişinin gerçek yaşını verir ve bu sayının önceki tahminden bile yüksek olduğunu vurgular. Bilgiyi düzenler: Önceki bir iddianın ardından, onu düzelten veya daha güçlü biçimde doğrulayan bir gerçeği getirir.
Alıştırma
Bir arkadaş yürüyüşün yalnızca iki mil olduğunu söylüyor, ama sen bunun neredeyse beş mil olduğunu biliyorsun. Düzeltmeyi başlatmak için hangi bağlaç en uygundur?
- Meanwhile,
- In fact,
- For example,
Cevabı göster
In fact,
let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:18bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,
Let's recap the vocabulary we've learned in this program: Özet bölümüne geçiş
Let's recap the vocabulary we've learned in this program, temel kelimeleri birlikte kısaca gözden geçirmeyi öneren kapsayıcı bir ifadedir. Buradaki let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; recap ise daha önce ele alınmış bir içeriği kısa biçimde özetlemek anlamında bir fiildir. Programın yapısını gösteren bu ifade, asıl anlatımın sona erdiğini ve kısa bir tekrar bölümünün başladığını dinleyiciye bildirir. Her noktayı baştan ve ayrıntılı biçimde öğretme sözü vermez.
Alıştırma
Ders bitti ve herkesi ana noktaları kısaca gözden geçirmeye davet etmek istiyorsunuz. Bu ortak gözden geçirmeyi en iyi hangi ifade başlatır?
- let's recap
- let's predict
- let's replace
Cevabı göster
let's recap
Phenomena describes any significant facts or events
5:30'Phenomena' (Olgular) önemli gerçekleri veya olayları tanımlar
The idiom pat someone on the back
5:48'Pat someone on the back' (Birinin sırtını sıvazlamak) deyimi
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
our six minutes are up ifadesinde be up, sabit veya ayrılmış bir sürenin sona erdiğini belirtir. Burada up, “yukarıda” anlamına gelmez. Çoğul özne our six minutes, are ile kullanılır. Bu cümlede ifade, programa ayrılan altı dakikalık sürenin bittiğini ve konuşmacıların kapanış yapması gerektiğini bildirir. Time is up ve My ten minutes are up gibi ifadeler aynı yapının başka kullanımlarıdır.
Alıştırma
Cümleyi be up yapısıyla tamamlayın: Your ten minutes ____, so please stop writing.
Cevabı göster
are up