Ne Kadar Zekisin? (TEST): İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
562 kelime 201 kel/dk

Video özeti: Duygu, şekil, ses perdesi ve görsel bellek testleri zekâyı ölçmenin farklı yollarını karşılaştırır ve tek bir IQ testinin neden yeterli olmadığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Deyimsel fiiller: "stack up?" birinin bir ölçüte kıyasla nasıl olduğunu sorar; yığma görüntüsünü düz çevirmeden yetenek veya performansı anlatmayı sağlar. 2. Anlam ve kullanım düzeyi: "tone-deaf" burada işitme normalken ses perdesini ayırmakta zorlanmaktır, toplumsal duyarsızlığı eleştiren mecaz değildir. 3. Dil bilgisi: "What all this research underscores is that" kanıtı sonuçtan önce öne çıkarır; rapor ve sunumlar için açık bir kalıptır.

Bu derste

You hear about the IQs of famous people,

0:00

Ünlü insanların IQ'larını hep duyarsınız,

but how is intelligence measured and how do you stack up? Öbek fiiller

0:02

ama zekâ nasıl ölçülür ve siz başkalarına kıyasla ne durumdasınız?

Öbek fiiller

How do you stack up?: Karşılaştırıldığında ne durumdasın?

“How do you stack up?” ifadesinde stack up, “düzey veya performans bakımından karşılaştırılmak” anlamına gelir. Soru, zekânın diğer insanlara veya beklenen bir ölçüte göre ne durumda olduğunu sorar. Karşılaştırma noktası, çevredeki konuşmadan anlaşıldığı için belirtilmemiştir. Bu kalıp sıkça how X stacks up biçiminde, karşılaştırma noktası açıkça söylendiğinde ise X stacks up against Y biçiminde kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede “how do you stack up?” neyi soruyor?

  1. Zekâ puanlarının fiziksel olarak nasıl üst üste konacağı
  2. Zekânın ima edilen bir ölçütle veya diğer insanların zekâsıyla nasıl karşılaştırıldığı
  3. Bütün zekâ puanlarının nasıl toplanacağı
Cevabı göster

Zekânın ima edilen bir ölçütle veya diğer insanların zekâsıyla nasıl karşılaştırıldığı

First, we're going to look at your emotional intelligence.

0:06

Önce duygusal zekânıza bakacağız.

One of the most common tests involves identifying emotions in people's faces. Dilbilgisi

0:09

En yaygın testlerden biri, insanların yüzlerindeki duyguları tanımaya dayanır.

Dilbilgisi

involve + -ing kalıbı

Involves identifying ifadesinde identifying, testin içerdiği etkinliği adlandıran bir gerund, yani -ing biçimidir. Yapı involve + -ing şeklindedir: Bir işi yapmak bir etkinliğin, sürecin, görevin veya planın parçalarından biriyse, o şey involves doing something diye ifade edilir. Burada özne, belirleme işini yapan kişi değil, testtir. İfade testin içeriğini anlatır; testin duyguları belirlemek istediğini veya bunu planladığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi identify fiilinin doğru biçimiyle tamamla: The job involves ____ safety risks before they cause harm.

Cevabı göster

identifying

For example, what is this expression?

0:14

Örneğin, bu yüz ifadesi ne anlatıyor?

Do you think it's embarrassment,

0:16

Sizce bu ifade mahcubiyet mi,

sadness, amusement, or shame?

0:18

üzüntü mü, neşe mi, yoksa utanç mı?

If you guessed embarrassment, you're correct. Dilbilgisi

0:22

Mahcubiyet diye tahmin ettiyseniz, doğru bildiniz.

Dilbilgisi

If you guessed...: tahmin ettiyseniz doğru bildiniz

Cevap açıklanırken If you guessed X, you're correct, dinleyicinin daha önce yaptığı seçimi kontrol eder. guessed geçmiş zamandadır çünkü tahmin geri bildirimden önce yapılmıştır; bu kullanım koşulu varsayımsal ya da gerçeğe aykırı hâle getirmez. Yeniden kullanılabilen kalıp If you guessed + cevap, you're correct/wrong şeklindedir. Dinleyicinin önceki cevabına göre anında geri bildirim verir.

Alıştırma

Geri bildirimi dersteki tam ifadeyle tamamlayın: If you guessed blue, ____.

Cevabı göster

you're correct

This test is used to help measure your ability to empathize and communicate effectively with others. Notlar

0:24

Bu test, empati kurma ve başkalarıyla etkili iletişim kurma becerinizi ölçmeye yardımcı olur.

Dilbilgisi

is used to help measure: amaç belirtmek

Buradaki is used to help measure, amacı anlatan edilgen bir yapıdır: be used to + fiilin yalın hâli, bir şeyin belirli bir işlev için kullanıldığını belirtir. Araç testtir; help measure ise “ölçmeye yardımcı olmak” anlamına gelir. Amaç bildiren bu to kullanımından sonra fiilin yalın hâli gelir: is used to help. Bunu is used to helping olarak değiştirmek, “alışkın olmak” anlamındaki be used to + isim veya -ing biçiminde farklı bir dil bilgisi yapısı oluşturur.

Alıştırma

Amaç cümlesini dersteki tam yapıyla tamamlayın: This checklist ____ identify safety risks.

Cevabı göster

is used to help

Kalıp ifadeler

başkalarıyla empati kurmak ve etkili iletişim kurmak

Empathize with others, diğer insanların duygularını ve bakış açılarını anlamak demektir. Communicate effectively with others ise iyi bir etkileşim kuracak biçimde düşünceleri açıkça paylaşmak demektir. Burada empathize ve communicate effectively, ability to ifadesinden sonra and ile bağlanan paralel yapılardır. Sondaki with others ifadesi iki yapıyı da tamamlar: empathize with others ve communicate effectively with others. Aynı tümleç paralel iki fiile de doğal biçimde uyuyorsa yalnızca ikinci fiilden sonra bir kez kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “başka bir kişinin duygularını onun bakış açısından anlamak” anlamına gelen fiil ve edatla tamamlayın: A good coach tries to ____ every player before giving advice.

Cevabı göster

empathize with

So, let's look at a more ubiquitous test for intelligence, Kelime

0:29

Şimdi de zekâyı ölçmek için çok daha yaygın kullanılan,

Kelime

ubiquitous: birçok yerde bulunan

Ubiquitous, bir şeyin birçok yerde bulunması veya görülmesi, yani ilgili ortamda neredeyse her yerde olması demektir. Bir şeyin ne kadar ünlü olduğunu değil, ne kadar geniş bir alana yayıldığını anlatır. More ubiquitous, iki şeyi ne kadar yaygın olduklarına göre karşılaştırır. Bu cümlede konuşmacı, bu zekâ testinin önceki teste göre daha fazla yerde görüldüğünü veya kullanıldığını söylüyor.

Alıştırma

Cümleyi en iyi tamamlayan sözcüğü seçin: Card payment is now ___ in shops across the city.

  1. rare
  2. ubiquitous
  3. famous
Cevabı göster

ubiquitous

the IQ test, also known as the intelligence quotient. Kalıp ifadeler

0:32

zekâ katsayısı testi olarak da bilinen IQ testine bakalım.

Kalıp ifadeler

also known as: IQ test ve intelligence quotient

Also known as, aynı gönderge için başka bir ad, kısaltma, açık biçim veya etiket sunar. Bu cümlede ifade, konuşmacının IQ testiyle bağlantılı alternatif bir ad eklediğini gösterir. Teknik olarak IQ test testin kendisidir, intelligence quotient ise testin ölçtüğü puandır; dolayısıyla buradaki ifade tam olarak kesin değil, geniş kapsamlıdır. Aktarılabilir kalıp, B’nin A’yı başka bir adla tanıttığı A, also known as B yapısıdır.

Alıştırma

B aynı şeyin başka bir adı olduğunda cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The International Space Station, ____ the ISS, orbits Earth.

  1. made from
  2. similar to
  3. also means
  4. also known as
Cevabı göster

also known as

It's a standardized test that assesses both verbal and non-verbal abilities.

0:35

Bu, hem sözel hem de sözel olmayan becerileri değerlendiren standartlaştırılmış bir testtir.

Study this geometrical pattern sequence right now.

0:39

Şimdi bu geometrik desen dizisini dikkatle inceleyin.

Now, of these six tiles below,

0:46

Şimdi, aşağıdaki altı kutucuktan

which tile would you choose to complete the pattern?

0:48

deseni tamamlamak için hangisini seçerdiniz?

I'll give you a couple seconds, Kelime

0:51

Size birkaç saniye vereceğim,

Kelime

a couple seconds: yaklaşık ve kısa bir bekleme

A couple seconds, a couple of seconds ifadesinin resmî olmayan konuşmada kullanılan kısaltılmış biçimidir. Çok kısa ve yaklaşık bir süreyi, genellikle iki saniye civarını belirtir; tam bir sayı sözü vermez. I'll give you a couple seconds cümlesinde konuşmacı, dinleyiciye düşünmesi veya seçim yapması için kısa bir süre tanır. Özenli yazıda of korunur: a couple of seconds.

Alıştırma

Hangi cümle, resmî olmayan ve yaklaşık kısa bir beklemeyi anlatmak için a couple seconds ifadesini doğal biçimde kullanıyor?

  1. Give me a couple seconds to think.
  2. Give me couple seconds to think.
  3. Give me a couple seconds of think.
  4. Give me a couple second to think.
Cevabı göster

Give me a couple seconds to think.

but pause the video if you need more time.

0:52

ama daha fazla zamana ihtiyacınız varsa videoyu durdurun.

If you picked number five, you're correct.

0:58

Beş numaralı kutucuğu seçtiyseniz, doğru bildiniz.

Basically, each row has a diamond, a square, and a triangle,

1:00

Temelde her sırada bir eşkenar dörtgen, bir kare ve bir üçgen var;

as well as a solid bar, a lined bar, and an empty bar. Kalıp ifadeler

1:03

bunların yanı sıra dolu, çizgili ve boş birer çubuk da bulunuyor.

Kalıp ifadeler

as well as: ikinci bir paralel grup eklemek

Bu cümlede as well as, üç öğelik ikinci listeyi ilk listeye bağlar ve “yanı sıra” ya da “ve ayrıca” anlamına gelir. Yapıları paralel olan iki bilgi grubunu birbirine bağlar. X as well as Y kalıbı iki uzun grubu düzenlemeye yardımcı olur. İfade X'i başlangıç noktası olarak korur ve Y'yi ek bilgi olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “ve ayrıca” anlamına gelen üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The guide offers maps ____ safety advice.

Cevabı göster

as well as

Since this bottom row has a triangle and a diamond,

1:06

Bu alt sırada bir üçgen ve bir eşkenar dörtgen olduğuna göre,

we know the next one's a square,

1:08

bir sonraki şeklin kare olduğunu biliyoruz;

and it also has a lined and an empty bar,

1:10

ayrıca çizgili ve boş bir çubuk da var,

so we know we need a solid bar.

1:12

bu yüzden dolu bir çubuğa ihtiyacımız olduğunu biliyoruz.

The direction of the bar is also the same in each line.

1:13

Çubuğun yönü de her sırada aynı.

Though IQ tests are common, other ways to test if you're smart do exist. Dilbilgisi

1:16

IQ testleri yaygın olsa da ne kadar zeki olduğunuzu sınamanın başka yolları da var.

Dilbilgisi

test if you're smart içindeki if: iç içe bir evet-hayır sorusu

Burada if, sınanan bilgiyi getirir: “Are you smart?” sorusunun cevabı yes ya da no olabilir. if yan cümlesinin tamamı test fiilinin içeriğidir; bu nedenle if bir koşul koymak yerine “olup olmadığını” anlamına gelir. Bu, cümle içine yerleştirilmiş bir soru olduğu için düz cümle söz dizimini korur: you're smart kullanılır, are you smart kullanılmaz. Bu kalıp check, see ve find out gibi fiillerden sonra da görülür.

Alıştırma

Hangi cümlede check fiilinden sonra if kullanılarak iç içe bir evet-hayır sorusu getiriliyor?

  1. Please check if the door is locked.
  2. If the door is locked, we will use the window.
  3. Please check if is the door locked.
Cevabı göster

Please check if the door is locked.

Dilbilgisi

do exist ifadesindeki vurgulu do

Bu olumlu cümlede do, exist fiilini vurgular. Konuşmacı önce IQ testlerinin yaygın olduğunu kabul ettikten sonra başka yöntemlerin gerçekten var olduğunu özellikle belirtir. Bu, vurgulu do kullanımıdır: olumlu bir cümlede iddiayı güçlendirmek, bir kuşkuyu düzeltmek veya karşıtlık oluşturmak için do/does/did + fiilin yalın hâli kullanılır. Zaman ve özne uyumu do üzerinde gösterildiği için exist yalın hâlde kalır.

Alıştırma

Cümleyi exist fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: Contrary to the rumor, several safe alternatives ____.

Cevabı göster

do exist

There's now a prominent theory of multiple intelligences, such as musical rhythmic intelligence. Kültür

1:20

Günümüzde, müziksel-ritmik zekâ gibi türleri de kapsayan çoklu zekâ kuramı öne çıkıyor.

Kültür

Multiple intelligences (çoklu zekâ) terimi

Multiple intelligences (çoklu zekâ), insan yeteneğini tek bir genel zekâ yerine görece farklı birkaç alan olarak açıklayan bir teorinin adıdır. Cümlede müziksel-ritmik zekâ bir örnektir; görsel zekâ ile bedensel-kinestetik zekâ da sıkça verilen diğer örneklerdir. Bu terim farklı güçlü yönleri düzenlemeye yardımcı olur, ancak yalnızca “birden fazla IQ puanı” anlamına gelmez. Evrensel olarak kabul edilmiş tek bir test standardını değil, teorik bir çerçeveyi adlandırır.

Alıştırma

Bu bağlamda multiple intelligences ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Müzik becerisinin tek gerçek zekâ olduğunu ileri süren bir iddia
  2. Her kişiye birden fazla IQ puanı veren bir yöntem
  3. İnsan yeteneğini görece farklı birkaç zekâ türü olarak ele alan bir teori
Cevabı göster

İnsan yeteneğini görece farklı birkaç zekâ türü olarak ele alan bir teori

Let's test your pitch.

1:25

Müzik kulağınızı test edelim.

Which of these songs sounds off to you? Kelime

1:27

Bu şarkılardan hangisi kulağınıza yanlış geliyor?

Kelime

sounds off: duyulduğunda yanlış gelmek

Bu cümlede sounds bir bağ fiili, off ise sıfattır. Birlikte sounds off, “duyulduğunda yanlış veya sıra dışı geliyor” anlamına gelir. Burada kesin sorunu adlandırmadan şarkının ses yüksekliği ya da akorduyla ilgili bir probleme işaret eder. Bu yapı, neden belirlenmeden önce bir izlenimi aktarmayı sağlar. Bir ses, makine, kayıt, hatta birinin açıklaması bile bir şey tam doğru gelmediğinde sounds off ile anlatılabilir.

Alıştırma

Which of these songs sounds off to you? cümlesinde sounds off ne anlama gelir?

  1. Şarkıcı bir görüşünü yüksek sesle söylüyor.
  2. Müzik duyulduğunda yanlış geliyor.
  3. Müziğin çalması durdu.
Cevabı göster

Müzik duyulduğunda yanlış geliyor.

Song one?

1:30

Birinci şarkı mı?

Song two?

1:35

İkinci şarkı mı?

Or song three?

1:40

Yoksa üçüncü şarkı mı?

If you guessed clip three, you have a good sense of pitch. Kalıp ifadeler

1:45

Üçüncü klibi seçtiyseniz, iyi bir müzik kulağınız var demektir.

Kalıp ifadeler

have a good sense of pitch: iyi bir ses perdesi algısına sahip olmak

have a good sense of pitch, seslerin ne kadar ince ya da kalın olduğunu algılamak ve ses perdesi farklarını doğru biçimde fark etmek anlamına gelir. Bu cümlede değiştirilmiş klibi doğru belirlemek, bu genel dinleme becerisine kanıt olarak sunulur. Bu ifade resmî bir ölçüm değil, günlük bir değerlendirmedir. Bir sesin veya enstrümanın akort dışı olduğunu fark eden birini anlatabilir.

Alıştırma

Doğru ses perdesi algısını anlatan, dersteki altı sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo can match a note after hearing it, so he ____.

Cevabı göster

has a good sense of pitch

Though not fully understood, you could be tone-deaf and still have perfect hearing, Kelime

1:48

Henüz tam olarak anlaşılmasa da müzik kulağınız olmadığı hâlde işitme duyunuz kusursuz olabilir,

Kelime

tone-deaf ifadesinin gerçek ve mecazi anlamları

Bu cümlede tone-deaf, müzikle ilgili gerçek anlamında kullanılır: ses perdelerini güvenilir biçimde ayırt etmekte veya doğru perdeyi yeniden üretmekte zorlanmak. still have perfect hearing ifadesiyle kurulan karşıtlık, bunun sesleri duyamamakla aynı şey olmadığını; ses perdesinin işlenmesiyle ilgili olduğunu gösterir. Müzik dışında tone-deaf mecazi anlamda da kullanılabilir. A tone-deaf remark or decision, insanların duygularını veya ortamın havasını dikkate almayan bir söz ya da karar demektir ve genellikle eleştirel bir ifadedir. Hangi anlamın kastedildiğini bağlam belirler.

Alıştırma

Altyazıda tone-deaf ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir sesi duyamamak.
  2. Genel işitme normal olabilse de ses perdesini tanımakta veya yeniden üretmekte zorlanmak.
  3. Yalnızca çok hafif sesleri dinlemeyi seçmek.
Cevabı göster

Genel işitme normal olabilse de ses perdesini tanımakta veya yeniden üretmekte zorlanmak.

but how your brain interprets the sounds may make it difficult to interpret pitch. Dilbilgisi

1:53

ancak beyninizin sesleri yorumlama biçimi, ses perdesini ayırt etmenizi zorlaştırabilir.

Dilbilgisi

make it difficult to + fiil kalıbı

Kalıp make + it + adjective + to-infinitive şeklindedir. Burada make sebep olmak anlamına gelir, difficult sonraki eylemi niteler ve it, sounds sözcüğüne gönderme yapan bir zamir değil, yer tutucu bir ögedir. to interpret pitch, zorlaşan eylemi belirtir. Bu kalıbı bir koşulun engel oluşturduğunu anlatmak için kullanın: X makes it difficult to do Y. Etkilenen kişinin belirtilmesi gerekiyorsa mastardan önce for + person getirin: X makes it difficult for someone to do Y.

Alıştırma

Cümleyi make it difficult to kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last night, thick fog ____ see the road.

Cevabı göster

made it difficult to

Now, what about your visual intelligence?

1:57

Peki ya görsel zekânız?

I'm going to show you a picture of these six shapes for 10 seconds.

1:59

Size bu altı şeklin bulunduğu bir görseli 10 saniye boyunca göstereceğim.

Try to remember them as best as you can. Kalıp ifadeler

2:03

Onları olabildiğince iyi hatırlamaya çalışın.

Kalıp ifadeler

As best as you can: bir eylemi mümkün olan en iyi şekilde yapmak

Burada as best as you can, içinde bulunulan durumda yapabileceğin en yüksek düzeyde anlamına gelir. Remember eyleminin ne kadar iyi yapılması gerektiğini belirtirken zamanın veya yeteneğin sınırlı olabileceğini de kabul eder. Kalıp, eylem + as best as you can şeklindedir: Remember the shapes as best as you can. Kusursuz bir sonuç sözü istemeden makul ölçüde en yüksek çabayı talep ettiği için özellikle yönergelerde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğin ve yapabileceğin en yüksek düzeyde anlamına gelen ifadeyle tamamla: The photo is blurry, but describe it ____.

Cevabı göster

as best as you can

Okay, now which of these three did you already see? Dilbilgisi

2:15

Pekâlâ, şimdi bu üçünden hangisini az önce gördünüz?

Dilbilgisi

Did you already see...?: already ile simple past kullanımı

did you already see? yapısında geçmiş zamanı did taşır; bu nedenle see yalın hâlde kalır. Already ana fiilden önce gelir ve şimdiden önce ya da soruyu soranın beklediğinden daha önce anlamını taşır. Soru, az önce sona eren bir görme fırsatını anlatır. Already, present perfect ile de çok yaygın olsa da günlük Amerikan İngilizcesinde bu tamamlanmış olay için simple past kullanmak doğaldır.

Alıştırma

Bu ifadeyi değerlendir: İzleme süresi sona erdi. Günlük Amerikan İngilizcesinde “Did you already see the hidden sign?” sorusu, already sözcüğünü simple past ile kullansa da doğaldır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

If you guessed C, you're correct.

2:24

C'yi seçtiyseniz, doğru bildiniz.

This task needed to use Ziggerins, novel objects that don't exist in real life in order to accurately test you. Kelime

2:26

Bu görevde sizi doğru biçimde test edebilmek için gerçek hayatta var olmayan, Ziggerins adı verilen özgün nesnelerin kullanılması gerekiyordu.

Kelime

novel objects: sıfat olarak novel

novel objects ifadesinde novel, nesnelerle karşılaşan kişi için yeni ya da daha önce bilinmeyen anlamına gelen bir sıfattır. Burada nesneler, katılımcıların daha önce görmediği ve test için tasarlanmış öğelerdir; novel bu nesnelerin kitap olduğu anlamına gelmez. Bu sıfat, bir şeyin ne kadar yakın zamanda üretildiğini değil, bilinmezliğini veya özgünlüğünü vurgular. Aynı kalıp novel method, novel material ve novel stimulus ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

“The lab showed children novel shapes,” cümlesinde novel ne anlama gelir?

  1. Kurmaca kitapların içine basılmış şekiller
  2. Mutlaka yakın zamanda üretilmiş şekiller
  3. Çocukların daha önce karşılaşmadığı şekiller
Cevabı göster

Çocukların daha önce karşılaşmadığı şekiller

If you're good at the Ziggerin task, you may have higher visual intelligence, Dilbilgisi

2:32

Ziggerin görevinde başarılıysanız, görsel zekânız daha yüksek olabilir;

Dilbilgisi

may have higher visual intelligence: olasılığı temkinli biçimde ifade etmek

May have, daha yüksek görsel zekâyı kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, olası bir özellik veya ilişki olarak sunar. Burada may epistemik anlamdadır: izin vermek yerine sınırlı kanıta dayalı belirsizliği belirtir. Higher karşılaştırma bildirdiği için, ölçüt açıkça belirtilmese bile ifade bir ölçüt veya grupla karşılaştırma yapılmasını ima eder. Aktarılabilir may have + isim öbeği kalıbı, olası bir özelliği, nedeni veya sonucu kesin bir iddiada bulunmadan aktarmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle may have kullanarak kesinlik veya izin yerine olası bir sonuç ifade eder?

  1. The new schedule may have some benefits for commuters.
  2. Commuters may use the new schedule.
  3. The new schedule has proven benefits for every commuter.
Cevabı göster

The new schedule may have some benefits for commuters.

which is not the same as IQ,

2:36

bu, IQ ile aynı şey değildir,

but it could mean that you'll excel at tasks like matching fingerprints, interpreting medical X-rays, or keeping track of aircraft on radar displays. Kalıp ifadeler

2:38

ancak parmak izlerini eşleştirme, tıbbi röntgen görüntülerini yorumlama veya radar ekranlarında uçakları takip etme gibi görevlerde çok başarılı olabileceğinizi gösterebilir.

Kalıp ifadeler

excel at + bir görev veya etkinlik

Excel at, “bir konuda olağanüstü başarılı olmak” demektir. Bu cümlede at, kişinin özel bir yetenek gösterebileceği belirli görevleri tanıtır. Kalıp excel at + isim veya -ing biçimidir: excel at chess; excel at spotting details.

Alıştırma

Bir antrenör belirli bir etkinliği anlatıyor. Bu etkinlik için excel fiilinden sonra alışılmış edatı kullanan cümle hangisidir?

  1. Leo excels at solving logic puzzles.
  2. Leo excels in solving logic puzzles.
  3. Leo excels on solving logic puzzles.
Cevabı göster

Leo excels at solving logic puzzles.

Kalıp ifadeler

keeping track of + bir kişi veya şey

Keeping track of, bir şeyin nerede olduğunu, durumunu veya nasıl değiştiğini sürekli bilmek demektir. Burada, uçakların radar üzerindeki konumlarını ve hareketlerini izlemek anlamına gelir. Kalıp keep track of + kişi, şey veya bilgi biçimindedir. Like gibi bir sözcükten sonra keep, keeping biçimine dönüşür; anlam değişmez.

Alıştırma

Keep track of kalıbını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamla: I use a checklist to ____ every step of the project.

Cevabı göster

keep track of

Now, not all intelligences can be measured. Dilbilgisi

2:45

Öte yandan, her zekâ türü ölçülemez.

Dilbilgisi

not all intelligences can be measured: kısmi olumsuzluk

Bu cümlede not sözcüğünün olumsuzluk kapsamı all sözcüğüdür. Yani her zekâ türünü ölçmek mümkün değildir; en az bir tür ölçülemez. Cümle, hiçbir zekâ türünün ölçülemeyeceği anlamına gelmez. not all + çoğul isim + fiil kalıbı, bir grubun tamamı için ileri sürülen genellemeyi reddeder veya sınırlar. Bir iddianın grubun her üyesi için geçerli olmadığını gösterir ve çoğu zaman bazı üyeler için geçerli olduğunu sezdirir.

Alıştırma

Her öğrencinin ek zamana ihtiyaç duyduğu iddiasını reddedecek şekilde cümleyi tamamlayın: ____ students need extra time.

Cevabı göster

Not all

For example, bodily kinesthetic intelligence, Kültür

2:47

Örneğin bedensel-kinestetik zekâyı,

the capacity to handle objects skillfully, is difficult to tease apart. Notlar

2:49

yani nesneleri ustalıkla kullanma kapasitesini ayrı olarak ölçmek zordur.

Kültür

bodily kinesthetic intelligence: koordineli hareket ve nesne kullanımı

Çoklu zekâ çerçevesinde bodily kinesthetic intelligence, beden hareketlerini koordine etme ve bedeni ya da elleri ustalıkla kullanma yeteneğidir. Bu cümlede ardından gelen the capacity to handle objects skillfully eş açıklaması, videonun terim için kullandığı pratik tanımı verir. Bu terim dans, spor, oyunculuk veya el işi gibi kontrollü hareketlerle ilişkili bir yeteneği adlandırır. Yalnızca fiziksel güç veya kondisyon anlamına gelmez ve klinik bir tanı değildir.

Alıştırma

Tanımı dersteki terimle tamamlayın: The ability to coordinate body movement and handle objects skillfully is called ____.

Cevabı göster

bodily kinesthetic intelligence

Dilbilgisi

Açıklayıcı tanım olarak the capacity to...

The capacity to handle objects skillfully isim öbeği bir açıklayıcı eş ögedir; bodily kinesthetic intelligence ifadesini yeniden adlandırır ve açıklar. İki virgül arasında yer alsa da bağımsız bir yan cümle değil, büyük cümlenin bir parçasıdır. Çıkarıldığında bodily kinesthetic intelligence is difficult to tease apart biçimindeki dil bilgisel iskelet kalır. Başka cümlelere aktarılabilen kalıp isim öbeği, the ability/capacity to + fiilin yalın hâli, yüklem biçimindedir. Burada capacity sözcüğünden sonra to handle gelir; skillfully ise eylemin nasıl yapıldığını belirtir. Bu kalıp, cümle devam etmeden önce kısa bir tanım vermeyi sağlar.

Alıştırma

Açıklayıcı tanımı the capacity to ile tamamlayın: Balance, ____ stay steady while moving, helps gymnasts control their bodies.

Cevabı göster

the capacity to

Öbek fiiller

Tease apart ifadesinin mecaz anlamı

Bu cümlede tease apart, birbiriyle yakından bağlantılı etkenleri düşünce veya analiz yoluyla ayırıp her birini ayrı ayrı belirlemek ya da değerlendirmek anlamına gelen bir öbek fiildir. İfade, birbirine dolanmış bir şeyi sabırla çözme görüntüsüne dayanır; ancak buradaki nesne fiziksel bir eşya değil, soyut bir zekâ türüdür. Bu anlam için apart zorunludur. Tease tek başına genellikle biriyle alay etmek veya onu şakacı biçimde kızdırmak anlamına gelir; analitik anlamı taşıyan tam ifade tease aparttır.

Alıştırma

Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The new policy and the advertising campaign began together, so analysts cannot easily ___ their separate effects.

  1. take apart
  2. tell apart
  3. tease apart
Cevabı göster

tease apart

A study of 4-year-olds at a ballet class couldn't assess rhythm effectively because

2:54

Bir bale dersindeki dört yaşındaki çocukları inceleyen bir araştırmada ritim duygusu etkili biçimde değerlendirilemedi, çünkü

some had already taken classes before or danced at home, creating predisposed knowledge. Notlar

2:58

bazıları daha önce ders almış ya da evde dans etmişti, dolayısıyla önceden bilgi ve deneyim kazanmışlardı.

Dilbilgisi

had already taken classes before: daha önceki bir geçmişi belirtmek

Bu cümlede had taken, past perfect yapısıdır: had + past participle. Çocukların ders alma deneyimini geçmişteki başka bir referans noktasından, yani araştırmacıların değerlendirmesinden, daha önceye yerleştirir. Already ve before, bu deneyimin geçmişteki o daha sonraki ana gelindiğinde mevcut olduğunu vurgular. Burada anlamları örtüşür; bu yüzden her cümlede ikisini birden kullanmak gerekmez. Daha erken olay, geçmişteki daha sonraki bir olay için önemli arka plan olduğunda past perfect kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle dersleri seçmelerden önceye doğru ve açık biçimde yerleştirir?

  1. By the time the audition began, Mia has already taken three lessons.
  2. By the time the audition began, Mia had already taken three lessons.
  3. By the time the audition began, Mia had already took three lessons.
Cevabı göster

By the time the audition began, Mia had already taken three lessons.

Kelime

predisposed knowledge: araştırmada doğal bir ifade seçmek

Burada predisposed knowledge, çocukların testten önce sahip olduğu ve sonuçları etkileyebilecek geçmiş bilgi veya deneyimi anlatmak için kullanılmıştır. Anlam bağlamdan çıkarılabilir, ancak predisposed knowledge İngilizcede standart veya doğal bir sözcük birlikteliği değildir. Predisposed normalde bir kişinin ya da canlının belirli bir durumu geliştirmeye veya bir şeyi yapmaya daha yatkın olduğunu anlatır; zaten var olan bilgiyi nitelemek için kullanılmaz. Özgün ifadeyi önceden var olan bir arka plan olarak anlayın, ancak konuşurken veya yazarken daha kesin bir ifade seçin.

Alıştırma

Araştırma sonuçlarını etkileyebilecek önceki dersleri veya evde yapılan pratiği en kesin biçimde hangi ifade anlatır?

  1. predisposed knowledge
  2. prior knowledge
  3. pre-existing experience
  4. being predisposed to dance
Cevabı göster

pre-existing experience

As well, many tests require a combination of many types of intelligences, Anlatım akışı

3:03

Ayrıca birçok test, çok sayıda zekâ türünün bir arada kullanılmasını gerektirir,

Anlatım akışı

Cümle başında As well,: başka bir nokta eklemek

Cümlenin başında As well, “ayrıca” ya da “buna ek olarak” anlamına gelir. Ardından gelen ifadenin tamamının önceki anlatıma eklenen başka bir nokta olduğunu gösterir. Burada tartışmayı bir güçlük kaynağından ikincisine taşır: testler çoğu zaman çeşitli zekâ türlerini bir arada kullanır. Virgül bunun giriş niteliğinde bir bağlayıcı olduğunu gösterir ve dinleyicilerin fikirlerin üst üste eklenişini takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz cümle başı ekleme bağlayıcısını kullanın: The park has a new playground. ____, it stays open later.

Cevabı göster

As well

so it's hard to study just one.

3:07

bu yüzden yalnızca birini incelemek zordur.

What all this research underscores is that there are so many ways to be smart, Notlar

3:09

Tüm bu araştırmaların vurguladığı nokta, zeki olmanın pek çok farklı yolu bulunduğu

Kelime

Underscores: bir sonucu özellikle belirginleştirmek

Burada underscores, vurgular veya özellikle açık hâle getirir anlamındadır. Birikmiş araştırmalar, zekânın birçok biçimde ortaya çıkabileceği görüşünü belirginleştiren kanıt görevi görür; fiil, sözcüklerin altına gerçekten çizgi çekmeyi anlatmaz. Bir aktarım fiili olarak underscore, çoğunlukla bir kanıtı, olayı veya bulguyu önemli kıldığı noktayla ilişkilendirir: X underscores Y.

Alıştırma

Örnekte underscores ne anlatıyor?

  1. Basılı araştırma metninin altına çizgi çeker.
  2. Araştırmanın ortaya koyduğu şeyi vurgular.
  3. Araştırmanın güvenilir olup olmadığını sorgular.
Cevabı göster

Araştırmanın ortaya koyduğu şeyi vurgular.

and it's not just about taking an IQ test. Dilbilgisi

3:13

ve zekânın yalnızca bir IQ testine girmekten ibaret olmadığıdır.

Dilbilgisi

What all this research underscores is that: araştırma sonucunu öne çıkaran sözde bölünmüş yapı

What all this research underscores, özne görevi gören isim işlevli bir what yan tümcesidir. Burada What, “-diği şey” anlamına gelir; bir soru başlatmaz. Bağlayıcı fiil is, bir bütün hâlinde sunulan bu özneyi that ile başlayan eksiksiz sonuca bağlar: akıllı olmanın birçok yolu vardır. What + kanıt veya kaynak + aktarım fiili + is that + yan tümce şeklindeki sözde bölünmüş yapı, ana iddiayı geciktirir ve onu kanıtlarla desteklenen sonuç olarak özellikle öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki What ... is that yapısıyla tamamlayın: ____ the survey reveals ____ most riders want more evening buses.

Cevabı göster

What · is that

Dilbilgisi

It's not just about taking: not just about + -ing yapısı

It's not just about taking an IQ test ifadesinde not just, ardından gelen iddiayı sınırlar: teste girmek tek etken veya bütün tanım değildir. Bu, testin hiçbir ilgisi olmadığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı özne + be + not just about + isim veya -ing biçimidir. Aşırı basitleştirilmiş bir görüşe karşı çıkar ve dinleyiciyi ek etkenlere hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi not just about yapısıyla tamamlayın: Leadership ____ giving orders; it also requires listening.

Cevabı göster

is not just about

We hope you enjoyed those tests.

3:16

Umarız bu testleri beğenmişsinizdir.

Some of them were hard, trust me. Ton ve niyet

3:17

Bazıları zordu, inanın bana.

Ton ve niyet

Konuşma arasında kullanılan trust me

Burada trust me, konuşandan ciddi biçimde güven talep eden bir ifade olmaktan çok, konuşma arasına eklenen bir sözdür. “Bunu kendi deneyimimden biliyorum” mesajını vererek bazı soruların zor olduğu iddiasını güçlendirir. İddiadan sonra kullanıldığında dostça bir vurgu ve güven verme işlevi taşır; konuşanın izleyicilerin yaşadığı zorluğu anladığını gösterir. Başka bağlamlarda aynı ifade, dinleyiciyi bir iddiayı kabul etmeye veya bir tavsiyeye uymaya zorlayabilir. Bu nedenle ton ve kanıt önemlidir.

Alıştırma

“Some of them were hard, trust me,” cümlesinde trust me esas olarak ne yapar?

  1. İzleyicilerden soruları gizli tutmalarını ister.
  2. Her sorunun imkânsız olduğuna dair resmî bir garanti verir.
  3. Konuşanın soruların zor olduğunu bildiğine dair dostça ve kişisel bir güvence ekler.
Cevabı göster

Konuşanın soruların zor olduğunu bildiğine dair dostça ve kişisel bir güvence ekler.

We thought they were hard too.

3:18

Bize de zor geldiler.

It's okay.

3:19

Sorun değil.

And we're going to put other test videos over there,

3:20

Diğer test videolarını da şuraya koyacağız,

so you can just go and keep that mind firing. Deyimler

3:21

böylece onları izleyip zihninizi çalıştırmaya devam edebilirsiniz.

Deyimler

keep that mind firing ifadesindeki çalışma metaforu

Keep that mind firing canlı bir çalışma metaforu kullanır: firing, motor silindirlerinin ateşlenmesini veya nöronların tekrar tekrar etkinleşmesini çağrıştırır. Zihin gerçekten yanmıyor ya da ateş etmiyor; ifade “etkin biçimde düşünmeye ve yeni zorluklarla uğraşmaya devam et” anlamına gelir. keep + object + -ing yapısı bir etkinliğin sürmesini anlatır. Buradaki that mind, dinleyicinin zihnini oyunbaz bir biçimde özellikle öne çıkarır ve teşviki enerjik ve kişisel hâle getirir.

Alıştırma

Bir çalışma seansından sonra koç, “Take another quiz to keep that mind firing.” diyor. Koç neyi teşvik ediyor?

  1. Çalışmayı bırakıp hemen dinlenmek.
  2. Bir şeyi ateşe vermek.
  3. Etkin biçimde düşünmeye ve kendini zorlamaya devam etmek.
Cevabı göster

Etkin biçimde düşünmeye ve kendini zorlamaya devam etmek.

You can follow us both on Instagram and Twitter with our handles just down here below. Kelime

3:23

İkimizi de hemen aşağıda yer alan kullanıcı adlarımızla Instagram ve Twitter'da takip edebilirsiniz.

Kelime

Herkese açık kullanıcı adları anlamındaki sosyal medya handles

Bu sosyal medya bağlamında handles, konuşmacıların hesaplarını tanımlayan ve genellikle @ ile yazılan herkese açık kullanıcı adları anlamına gelir. Follow us ... with our handles, bu kullanıcı adlarıyla hesapları bulup takip etmek demektir. Birden fazla kullanıcı adı gösterildiği için çoğul handles kullanılmıştır. Handle, herkese açık bir hesap tanımlayıcısıdır; gizli giriş bilgisi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede handles, örnektekiyle aynı sosyal medya anlamında kullanılmıştır?

  1. The suitcase has two strong handles.
  2. Send me your handles so I can tag your accounts.
  3. She handles customer questions every morning.
Cevabı göster

Send me your handles so I can tag your accounts.

And make sure you subscribe for our videos that come out every Thursday. Öbek fiiller

3:27

Her perşembe yayımladığımız videolar için kanalımıza abone olmayı da unutmayın.

Öbek fiiller

“Yayımlanmak” anlamındaki come out

Burada come out, yayımlanmak, piyasaya çıkmak veya halka sunulmak anlamına gelir. That come out every Thursday ilgi cümleciği, izleyicilere videoların düzenli yayımlanma gününün perşembe olduğunu söyler. Bu anlamda içerik öznedir: bir video, kitap, film, şarkı, bölüm veya güncelleme come out olabilir. Medya bağlamı, bir yerin içinden dışarı çıkma şeklindeki gerçek anlamı dışlar.

Alıştırma

Cümleyi “yayımlanmak” anlamındaki vurgulanmış iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The next episode will ____ on Friday.

Cevabı göster

come out

We will see you next week.

3:30

Gelecek hafta görüşürüz.

Peace.

3:32

Hoşça kalın.