Paslı bir çiviye basmak neden bu kadar tehlikelidir? - Louise Thwaites: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu tıbbi anlatım, tetanosu Hipokrat’ın kaydettiği eski bir vakadan başlayarak hastalığın nedeni, belirtileri, tedavisi ve önlenmesine ilişkin güncel bilgilere kadar inceliyor. Bakteri sporlarının yaralardan nasıl girdiğini, toksinin kas kontrolünü nasıl bozduğunu ve erişimdeki eşitsizliğe rağmen aşının neden vazgeçilmez olduğunu açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. connection to rust is actually much less direct. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: actually sözcüğünün, açıklamanın mantıksal akışını korurken yaygın bir varsayımı nasıl düzelttiğini öğrenin. Paslı nesneler tehlikeli yaralar açabilir, ancak pasın kendisi tetanosun doğrudan nedeni değildir. 2. wreaks havoc on interneurons. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: wreak havoc on kalıbını ciddi hasar ya da büyük bir bozulmaya yol açmayı güçlü biçimde anlatan bir ifade olarak tanıyın. Bu kalıbı tıp, bilim, teknoloji ve haber bağlamlarında anlayıp kullanabilirsiniz. 3. Yet, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Cümle başındaki Yet, ifadesinin etkili aşıların bulunmasıyla erişimin kısıtlı olduğu yerlerde süren bebek ölümleri arasında nasıl keskin bir karşıtlık kurduğuna dikkat edin. Önceki ifadenin oluşturduğu beklentiye ters düşen bir gerçeği sunarken kullanın.
Bu derste
Bir tıp etiği yemininin adı olarak the Hippocratic oath
Hippocratic oath, tıp etiğiyle ilişkili geleneksel bir yeminin özel adıdır. Sıradan bir yemin etme eyleminin adı değil, doktorların mesleki görevlerinin simgesi olarak yaygın biçimde kullanılan bir ifadedir. Bu parçada birini bu yeminin yaratıcısı olarak adlandırmak, o kişiyi tıp tarihi ve tıp etiğiyle ilişkilendirir. Bu adı tanımak, söz konusu arka planı hemen anlamayı sağlar.
Alıştırma
Bu bağlamda Hippocratic oath neyi ifade eder?
- Tıp etiğiyle ilişkili geleneksel bir yemini
- Eski bir enfeksiyonun adını
- Hipokrat'ın o anda verdiği tek bir sözü
Cevabı göster
Tıp etiğiyle ilişkili geleneksel bir yemini
In the 5th century, ...: Tarihsel zaman çerçevesi kurma
In the 5th century, tek bir yılın beşincisini değil, yüz yıllık tarihsel bir dönem olan beşinci yüzyılı ifade eder. Milattan sonra kullanılan bir zaman çizelgesinde beşinci yüzyıl 401–500 yıllarını kapsar; dönemin milattan önce mi sonra mı olduğu bağlamdan veya BCE ve CE gibi bir göstergeden anlaşılır, çünkü kalıp tek başına dönemi belirtmez. Cümlenin başında yer alarak Hipokrat'ı ve olayı tanıtmadan önce zaman çerçevesini kurar. Kullanılabilir kalıp in the + sıra sayısı + century şeklindedir.
Alıştırma
Gözlemevinin beşinci yüzyılda inşa edildiğini anlatmak için cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? The observatory was built ...
- in the 5th year
- in the 5th century
- in century five
Cevabı göster
in the 5th century
creator of the Hippocratic oath, ...: Apposition ile kişi kimliği eklemek
Creator of the Hippocratic oath, Hippocrates adının hemen ardından gelen ve virgüllerle ayrılan bir isim öbeğidir. Aynı kişiyi ifade eder ve onun kimliğini ya da rolünü ekler; ikinci bir özne değildir ve yeni bir eylem başlatmaz. Bu, kısıtlayıcı olmayan bir apposition yapısıdır. Zaten adı verilmiş kişi hakkında ek bilgi sağlar ve tanıtımı daha kısa tutar. Anlam, Hippocrates, who created the Hippocratic oath, ... şeklinde daha açık bir cümleye dönüştürülebilir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "Nora, captain of the debate team, welcomed the guests." "captain of the debate team" ifadesinin görevi nedir?
- ikinci bir özne
- ana fiil
- Nora hakkında bilgi ekleyen bir apposition
Cevabı göster
Nora hakkında bilgi ekleyen bir apposition
The captain was suffering a nasty infection Kalıp ifadeler
0:15Kaptan, çenelerinin birbirine kenetlenmesine,
suffering a nasty infection: suffer + doğrudan nesne
was suffering a nasty infection ifadesinde suffer, hastalığı doğrudan nesne olarak alır: kaptan enfeksiyonu ve onun rahatsız edici etkilerini yaşıyordu. Geçmiş zamanda süreklilik bildiren was suffering, bunun o sırada devam eden bir durum olduğunu gösterir. Buradaki nasty gündelik bir sözcüktür ve ağır ya da çok rahatsız edici anlamına gelir. Enfeksiyonun tarifini güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi from kullanmadan suffer fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the trip, he was ____ a painful infection.
Cevabı göster
suffering
his teeth to lock up, Öbek fiiller
0:19ve boyun ile omurgasındaki kasların spazm geçirmesine neden olan
Lock up: sıkışıp hareket edememek
his teeth to lock up ifadesinde lock up, “sıkışmak veya sertleşmek ve bu nedenle normal biçimde hareket edememek” anlamındadır. Çene kasları spazm geçirdiği için dişler birbirine sıkıca basılı kalır; hiç kimse dişleri gerçek anlamda kilitlemez. Bu, phrasal verbün “sıkışmak” anlamındaki geçişsiz kullanımıdır. Aniden hareket edemeyen bir diz, tekerlek veya motor için de kullanılabilir.
Alıştırma
“The old machine locked up during the test,” cümlesindeki locked up ne anlama gelir?
- Makine sıkıştı ve normal biçimde hareket edemedi.
- Makine rutin bakım için kapatıldı.
- Makine kasıtlı olarak kilitli bir yere kondu.
Cevabı göster
Makine sıkıştı ve normal biçimde hareket edemedi.
Caused his jaws to press together: cause + nesne + to-infinitive
cause + nesne + to-infinitive yapısı, bir şeyin bir kişi veya nesnede bir eylem ya da sonuç meydana getirdiğini anlatır. Burada enfeksiyon nedendir, his jaws etkilenen vücut bölümüdür ve to press together bir amacı değil, ortaya çıkan sonucu belirtir. caused sözcüğünden sonra üç paralel sonuç sıralanır: his jaws to press together, his teeth to lock up ve the muscles ... to spasm. caused tekrarlanmasa da son iki ifade de ona bağlıdır.
Alıştırma
Ettirgen yapıyı tamamlamak için leave fiilinin doğru infinitive biçimini kullanın: The alarm caused everyone ____ the building.
Cevabı göster
to leave
Hippocrates dutifully recorded these symptoms, Kalıp ifadeler
0:24Hipokrat bu semptomları görev bilinciyle kaydetti,
recorded these symptoms: tıbbi gözlemleri belgelemek
Recorded these symptoms, gözlemlenen belirtilerin daha sonra incelenebilmesi için yazıldığı veya saklandığı anlamına gelir. Burada record geçmiş zamanlı bir fiildir ve these symptoms onun nesnesidir. Tıbbi bir anlatıda record genellikle klinik bilgileri belgelemek anlamına gelir. Normalde ses veya video kaydı yapmak anlamında kullanılmaz.
Alıştırma
Bu tıbbi bağlamda recorded these symptoms ne anlama gelir?
- Belirtileri tamamen iyileştirdi
- Belirtilerin ses kaydını yaptı
- Belirtiler hakkındaki bilgileri yazdı veya resmî bir kayıtta sakladı
Cevabı göster
Belirtiler hakkındaki bilgileri yazdı veya resmî bir kayıtta sakladı
but he was unable to treat the mysterious disease. Dilbilgisi
0:27ancak bu gizemli hastalığı tedavi edemedi.
unable to treat: be unable to + fiil
Was unable to treat, be + unable + to + fiilin yalın biçimi yapısını izler. Bilgi, yetenek, araç veya koşullardaki sınırlamaların tedaviyi imkânsız hâle getirdiğini belirtir. Bu yapı, tedavi etmeme kararını değil, nesnel bir sınırlamayı ifade eder. Could not ifadesinden biraz daha resmîdir ve tıbbi ya da yazılı anlatıma uygundur.
Alıştırma
Tedavinin imkânsız olduğunu belirtmek için cümleyi resmî be unable to yapısıyla tamamlayın: Because the necessary medicine was unavailable, the doctors were ____ the patient.
Cevabı göster
unable to treat
succumbed to his illness: hastalığın ölüme yol açtığını resmî bir dille söylemek
Bu cümlede succumbed to his illness, hastalığın sonunda gemi kaptanının ölümüne yol açtığı anlamına gelir. Succumb to, bir şeye artık direnememe düşüncesini taşır; nesnesi ciddi bir hastalık olduğunda died from the illness demenin resmî ve dolaylı bir yoludur. Yalnızca hastalanmayı veya durumun kötüleşmesini değil, ölümle sonuçlanan bir durumu anlatır.
Alıştırma
"The patient later succumbed to the infection." İngilizce cümlesi ne anlama gelir?
- Hasta enfeksiyonu incelemeye karar verdi.
- Hasta sonunda enfeksiyon nedeniyle öldü.
- Hasta sonunda enfeksiyondan kurtuldu.
Cevabı göster
Hasta sonunda enfeksiyon nedeniyle öldü.
we know this account to be one of the first recorded cases of tetanus. Notlar
0:34bu anlatının kaydedilen ilk tetanoz vakalarından biri olduğunu biliyoruz.
know this account to be: know + nesne + to be + tamamlayıcı
Know this account to be, know + nesne + to be + tamamlayıcı kalıbını kullanır. this account değerlendirilen nesnedir; one of the first recorded cases of tetanus ise onu tanımlayan tamamlayıcıdır. Bu kalıp “nesnenin ... olduğunu bilmek” anlamına gelir; to be amaç bildirmez. We know that this account is one of the first recorded cases of tetanus cümlesinin kısa ve resmî bir alternatifidir.
Alıştırma
Resmî know + nesne + to be + tamamlayıcı kalıbını tamamlayın: Investigators know the signature ____ genuine.
Cevabı göster
to be
tetanosun kayda geçmiş ilk vakaları
one of the first recorded cases of tetanus ifadesindeki recorded cases, belgelerde veya başka güvenilir kayıtlarda açıklanmış vakalar demektir. Bu ifade, günümüze ulaşan kayıtlardan doğrulanabilen en eski vakalara işaret eder; buradaki recorded ses ya da görüntü kaydı anlamına gelmez. one of the first + çoğul isim yapısı, bu vakayı erken döneme ait bir grubun parçası olarak gösterir; tarihteki kesin olarak ilk vaka olduğunu söylemez. cases of tetanus, tetanos vakaları demektir.
Alıştırma
Bu bağlamda first recorded cases of tetanus ne anlama gelir?
- ses kaydına alınmış vakalar
- korunmuş kayıtlarda belgelenen en eski vakalar
- meydana gelen ilk vakalar
Cevabı göster
korunmuş kayıtlarda belgelenen en eski vakalar
modern physicians are much more prepared to handle this peculiar infection. Kalıp ifadeler
0:39modern hekimler bu tuhaf enfeksiyonla başa çıkmak için çok daha hazırlıklılar.
başa çıkmaya çok daha hazırlıklı
Be prepared to handle, bir şeyle başa çıkmak için gerekli bilgi, araç, plan veya hazırlığa sahip olmak demektir. Burada handle, enfeksiyonu yönetmek ya da tedavi etmek anlamındadır; onu elle tutmak anlamına gelmez. Much more prepared karşılaştırmayı güçlendirir: modern hekimler, önceki tıbbi dönemdeki hekimlere göre çok daha hazırlıklı olarak sunulur. Yapı be much more prepared to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifadeyi seçin: After the safety drill, the crew was ___ unexpected delays.
- much more prepared to handle
- much more prepared handling
- much more prepare to handle
Cevabı göster
much more prepared to handle
Unlike other common bacterial infections Anlatım akışı
0:43Tüberküloz ve streptokok boğaz enfeksiyonu gibi
Unlike other common bacterial infections: karşıtlığı cümlenin başında kurmak
Cümle başındaki Unlike + isim öbeği, ana cümle temel farkı vermeden önce karşılaştırma grubunu belirtir. Burada other common bacterial infections ifadesi karşılaştırma grubudur; ana cümlenin öznesi infections değil, tetanus sözcüğüdür. Bu yapı önce okuyucunun bildiği bir referans noktası verir, ardından konunun nasıl farklı olduğunu vurgular. Olgusal açıklamalarda bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Hangi cümle, mantıksal olarak denk öğeleri karşılaştırmak için cümle başında unlike öbeğini doğru kullanır?
- Unlike most birds, penguins cannot fly.
- Unlike most birds can fly, penguins cannot.
- Unlike most birds, the ocean is cold.
Cevabı göster
Unlike most birds, penguins cannot fly.
pass from person to person: kişiden kişiye yayılmak
Bu cümlede pass, yayılmak veya aktarılmak anlamına gelir. Pass from person to person, bir hastalığın, mikrobun veya bilginin bir kişiden diğerine geçmesini anlatır. from ... to ... kalıbı, kaynak ile alıcı arasındaki aktarım yolunu gösterir. Burada pass, bir şeyin yanından geçmek veya bir sınavı geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
person sözcüğünü iki kez kullanarak hedef ifadeyi tamamlayın: This virus can pass ____ through close contact.
Cevabı göster
from person to person
infects the body through cuts and abrasions. Kelime
0:55kesikler ve sıyrıklar yoluyla vücudu enfekte eder.
offending bacterium: offending sözcüğünün soruna neden olan anlamı
offending bacterium ifadesinde offending, sorundan sorumlu veya zarara yol açan anlamındadır. Bakteriyi enfeksiyonun kaynağı, yani sorunun suçlusu olarak gösterir. Burada offensive ile bağlantılı olan “hakaret edici” anlamı yoktur. Yeniden kullanılabilen kalıp the offending + isim şeklindedir ve konuşulan soruna yol açan belirli bir nesneyi, maddeyi veya parçayı belirtir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporunda the offending ingredient ne anlama gelir?
- soruna yol açan bileşen
- kendini hakarete uğramış hisseden bir bileşen
- zararsız olduğu için övülen bir bileşen
Cevabı göster
soruna yol açan bileşen
known as Clostridium tetani: known as ile bir ad tanıtma
known as + ad, “o adla anılan” anlamına gelir. Burada known as Clostridium tetani, bacterium sözcüğünden sonra gelir ve bakterinin resmî bilimsel adını verir. Dil bilgisi bakımından bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: bacterium which is known as Clostridium tetani. Bu ifade bacterium sözcüğünü nitelediği için cümlenin temel eylemi hâlâ infects fiilidir.
Alıştırma
Bir adı tanıtan, bu nottaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The rescue dog is ____ Captain.
Cevabı göster
known as
through cuts and abrasions: kesik ve sıyrıklar yoluyla
Bu cümlede through, enfeksiyonun vücuda girdiği yolu, yani kesik ve sıyrıkların oluşturduğu açıklıkları belirtir. Buradaki anlamı “yoluyla”dır; yalnızca bir yerin bir yanından öbür yanına geçme hareketini anlatmaz. Cut, keskin bir şeyin açtığı kesik yarasıdır; abrasion ise sürtünme veya kazınma sonucu oluşan yüzeysel deri yarasıdır. Bu ifade, mikropların ya da maddelerin hasarlı deriden nasıl girdiğini anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Germs can enter the body through a small abrasion,” cümlesinde through a small abrasion ne anlama gelir?
- küçük sıyrık iyileştikten sonra
- küçük sıyrığı giriş yolu olarak kullanarak
- küçük sıyrıktan girmeden onun yanından geçerek
Cevabı göster
küçük sıyrığı giriş yolu olarak kullanarak
These infection sites are why tetanus is so strongly associated with rusty nails and scrap metal, Kalıp ifadeler
0:58Bu enfeksiyon bölgeleri, tetanozun paslı çiviler ve hurda metallerle bu kadar güçlü bir şekilde ilişkilendirilmesinin nedenidir,
so strongly associated with rusty nails and scrap metal: paslı çiviler ve hurda metalle böylesine güçlü biçimde ilişkilendirilmiş
Be associated with, “... ile bağlantılı olmak” ya da “insanların zihninde ... ile birlikte anılmak” anlamına gelir. Strongly bağlantının yakınlığını, so ise bu cümlede bağlantının yüksek derecesine yapılan vurguyu gösterir. İfade tek başına doğrudan nedensellik değil, ilişki bildirir. Burada paslı çiviler ve hurda metal, enfeksiyon bölgesi olabilecek yaralar açabildikleri için tetanosla ilişkilendirilir; pasın kendisinin tetanosa neden olduğu söylenmez.
Alıştırma
“X is strongly associated with Y” hakkındaki şu iddiayı değerlendirin: Bu ifade tek başına Y’nin doğrudan X’e neden olduğunu kanıtlar.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
But the condition's connection to rust is actually much less direct. Anlatım akışı
1:06Ancak hastalığın pas ile bağlantısı aslında çok daha dolaylıdır.
connection to rust is actually much less direct: doğrudan nedensellik varsayımını düzeltmek
Bu ifade önce bilinen bir bağlantıdan söz eder, ardından basit açıklamanın düzeltilmesi gerektiğini göstermek için actually kullanır. Yazar pasla olan bağlantıyı güçlendirmiyor; onu daha kesin hâle getiriyor. Much less direct, doğrudan bir neden-sonuç yorumunu zayıflatır. Bu, hiçbir bağlantı olmadığı anlamına gelmez. Pasın doğrudan neden olmadığını; bakteriler ve yaranın ortamı gibi etkenlerin bu ilişkiyi açıkladığını belirtir.
Alıştırma
Bir açıklamada "the connection is actually much less direct" ifadesi ne yapar?
- Pasın hastalığa doğrudan neden olduğu fikrini güçlendirir.
- Aşırı doğrudan bir nedensellik yorumunu düzeltir.
- Pas ile hastalığın hiçbir şekilde bağlantılı olamayacağını söyler.
Cevabı göster
Aşırı doğrudan bir nedensellik yorumunu düzeltir.
Clostridium tetani bacteria are often found in soil, manure, and dead leaves,
1:11Clostridium tetani bakterileri genellikle toprakta, gübrede ve ölü yapraklarda bulunur,
in the form of spores: bir şeyin var olduğu biçimi anlatmak
In the form of + isim, bir şeyin var olduğu durumu, biçimi veya formatı belirtir. Burada in the form of spores, bakterilerin spor olarak hayatta kaldığını anlatır; form, doldurulan bir form değil, “biçim ya da durum” anlamındadır. Bu ifade, bir şeyi bir süreç ya da koşulu mümkün kılan biçimle ilişkilendirdiği için bilimsel açıklamalarda yaygındır. Bu cümlede spor biçimi, aşırı sıcaklık ve kuraklıkta yıllarca hayatta kalmayı açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Cümleyi “belirli bir fiziksel biçimde” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The medicine is available ____ a skin patch.
Cevabı göster
in the form of
even amidst extreme heat and dryness: aşırı sıcak ve kuraklığın ortasında bile
Amidst, “... ortasında” ya da “... ile çevrili durumda” anlamına gelen bir edattır. Burada sporların hayatta kaldığı zorlu koşulları belirtir; hayatta kalmalarının nedenini belirtmez. Even, beklentinin tersine bir vurgu katar: normalde hayatta kalmayı zorlaştıracak koşullara rağmen yaşam sürer. Tekrar kullanılabilen even amidst + isim öbeği kalıbı, özellikle şaşırtıcı bir ortamı ya da koşulu öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümle, koşulların çalışmaya neden olduğunu söylemeden çalışmanın bu koşullar içinde sürdüğünü belirtir?
- The work continued because of loud protests.
- The work ended before the loud protests began.
- The work continued amidst loud protests.
Cevabı göster
The work continued amidst loud protests.
These piles of organic material can sit undisturbed for long periods, Kalıp ifadeler
1:21Bu organik materyal yığınları uzun süre bozulmadan durabilir,
sit undisturbed: dokunulmadan kalmak
Cansız bir özneyle sit, bir yerde ya da durumda “kalmak” veya “bırakılmış olmak” anlamına gelebilir; oturma eylemini anlatmaz. Undisturbed, öznenin içinde bulunduğu durumu belirtir. Sit undisturbed birlikte, bir süre boyunca dokunulmadan, taşınmadan, kontrol edilmeden veya başka biçimde müdahale edilmeden kalmak anlamına gelir. Hangi tür müdahalenin önemli olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Cümleyi sit undisturbed ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The sealed crate ____ in a locked storeroom for thirty years.
Cevabı göster
sat undisturbed
it would likely increase their odds of infection, Kalıp ifadeler
1:33muhtemelen enfeksiyon kapma olasılığını artıracaktır,
does blunder into: yanlışlıkla girmeyi vurgulama
Blunder into, bir yere veya duruma yanlışlıkla, beceriksizce ya da yeterince düşünmeden girmek anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Girişin sakin ve planlı bir hareket değil, bir hata olduğu yönünde olumsuz bir değerlendirme katar. Burada does vurgu yardımcı fiilidir. Blunder fiilini yalın hâlde tutar ve kişinin gerçekten yanlışlıkla bu ortama girmesi durumunu vurgular.
Alıştırma
Does, blunder ve into sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: If Maya ____ the restricted area, security will guide her out.
Cevabı göster
does blunder into
increase their odds of infection: enfeksiyon olasılığını artırmak
Increase someone's odds of something, belirli bir sonucun o kişi için daha olası hâle gelmesini sağlamak demektir. Yeniden kullanılabilen yapı increase + iyelik belirleyicisi + odds of + isim veya -ing biçimidir. Burada their, kimin olasılığının değiştiğini; infection ise olası sonucu gösterir. Odds, olasılığı ifade eden çoğul bir isimdir ve garip şeyler anlamına gelmez. Olasılığın artması, sonucun kesin olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Increase, your ve odds of ögelerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: Wearing a seat belt can ____ avoiding serious injury.
Cevabı göster
increase your odds of
with lots of deoxygenated dead tissue for them to latch onto. Öbek fiiller
1:38pürüzlü yaralar yaratabileceğinden.
especially since: özellikle güçlü bir neden eklemek
Especially since bir ifadeden sonra özellikle güçlü veya önemli bir neden ekler. Bilgiyi düzenlerken sonraki nedeni sıradan bir ayrıntı gibi değil, öne çıkan bir gerekçe gibi sunar. Burada since zaman bildiren bir ifade değil, because yani “çünkü” anlamındadır. Bu yapının ardından öznesi ve fiili olan tam bir cümlecik gelir.
Alıştırma
Özellikle güçlü bir neden eklemek için especially since ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- Let's leave early, especially since the forecast calls for snow.
- Let's leave early, especially since the forecast calling for snow.
- Let's leave early, especially when the forecast calls for snow.
Cevabı göster
Let's leave early, especially since the forecast calls for snow.
jagged wounds: kenarları düzensiz yara
Jagged, genellikle sivri veya yırtılmış görünen çıkıntıları olan, kaba, engebeli ve düzensiz bir kenarı anlatır. Jagged wounds ifadesinde kelime yaranın kenarlarının nasıl göründüğünü belirtir; yaranın ne kadar ciddi olduğunu belirtmez. Bu ifade yarayı şekline göre tanımlar. Bir jagged wound aynı zamanda derin, ağrılı veya enfekte olabilir, ancak jagged tek başına bu anlamları içermez.
Alıştırma
Hangi açıklama jagged wound ifadesine en iyi uyar?
- Derin ama kenarları düzgün bir yara
- Ağrıyan herhangi bir yara
- Kenarları kaba ve düzensiz bir yara
Cevabı göster
Kenarları kaba ve düzensiz bir yara
latch onto: sıkıca tutunmak
Latch onto, bir şeye sıkıca tutunmak veya yapışmak anlamına gelen bir phrasal verbdür. Bu bölümde them bakterileri ifade eder; onto'dan sonra gelen ve söylenmeyen nesne, daha önce geçen dead tissue ifadesidir. Yani bakteriler bu dokuya sıkıca tutunabilir. Bu ifade kısa süreli bir teması değil, sağlam bir tutunmayı veya yapışmayı anlatır. Bir fikri, ayrıntıyı ya da fırsatı hızla benimsemek anlamında mecaz olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The baby monkey ____ its mother's fur during the climb.
Cevabı göster
latched onto
Once in the body, ...: yeni bir aşamayı belirtmek
Once in the body, kısaltılmış bir zarf tümcecigidir. Buradaki once, koşul gerçekleştiğinde veya vücuda girer girmez anlamına gelir. Tam biçim once the spores are in the body şeklindedir; ana cümlenin öznesi de spores olduğu için özne ve be fiili söylenmez. Cümlenin başında yer alan bu ifade, sürecin yeni bir aşamaya geçtiği noktayı önce belirtir. Bu cümlede once, bir kez anlamında değildir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlelerden hangisi once ve kısaltılmış durum ifadesini doğru kullanır?
- One inside the lab, visitors must wear safety glasses.
- Once inside the lab, visitors must wear safety glasses.
- Once visitors inside the lab, must wear safety glasses.
Cevabı göster
Once inside the lab, visitors must wear safety glasses.
spores begin to germinate: sporlar çimlenmeye başlar
Burada germinate, dinlenme durumundan çıkıp aktif büyümeye başlamak anlamına gelir. Özne spores olduğu için fiil sporların çimlenmesini anlatır ve yalnızca bitki tohumlarıyla sınırlı değildir. begin to germinate yapısı, bu biyolojik sürecin başlangıcını vurgular.
Alıştırma
“The dormant spores begin to germinate when moisture returns” cümlesinde germinate ne anlama gelir?
- Dinlenme durumunda kalır ve gelişmeyi durdururlar.
- Bulundukları ortamdan hemen kaybolurlar.
- Dinlenme durumundan çıkar ve aktif büyümeye başlarlar.
Cevabı göster
Dinlenme durumundan çıkar ve aktif büyümeye başlarlar.
soak up: emmek ve içine çekmek
Soak up, emmek veya içine çekmek anlamına gelir. Bu cümlede sinir uçlarının toksini içine aldığını belirtir; sinir uçlarının bir sıvının içine yatırıldığı anlamına gelmez. Aynı öbek fiil, bir havlunun suyu emmesi gibi fiziksel emilimi veya bilgi ve güneş ışığını içine çekmek gibi mecazi bir alımı anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi “emmek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: A dry sponge can ____ the spilled milk.
Cevabı göster
soak up
drawing it into: bağlantılı bir süreci anlatan -ing yan cümlesi
Burada drawing it into the brain and spinal cord, sürecin birbiriyle yakından bağlantılı sonraki kısmını ekleyen bir şimdiki zaman ortacı, yani -ing yan cümlesidir: Sinir uçları toksini emer ve bunu yaparken toksini merkezi sinir sistemine taşır. It, this toxin ifadesine gönderme yapar; draw burada “resim çizmek” değil, “çekmek ya da taşımak” anlamındadır. Virgülden sonra gelen bir -ing yan cümlesi, ana eyleme eşlik eden veya doğrudan ondan kaynaklanan bir eylemi kısa biçimde anlatabilir. Bu eylemin örtük öznesi normalde ana cümlenin öznesidir; burada iki eylemi de nerve endings gerçekleştirir.
Alıştırma
Cümleyi draw fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The fan creates low pressure, ____ fresh air into the room.
Cevabı göster
drawing
wreaks havoc on: ciddi hasara veya aksaklığa yol açmak
Wreak havoc on something, bir şeye ciddi hasar, aksaklık veya düzensizlik vermek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada toksinin, beyin ve omurilikte sinyallerin aktarılmasına ve işlenmesine yardım eden ara nöronları ciddi biçimde bozup onlara zarar verdiğini anlatır. Bu ifade, yalnızca affect demekten daha güçlü ve canlıdır. Sözcükleri ayrı ayrı çevirmek yerine wreak havoc on ifadesini tek bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
Cümleyi wreak havoc on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The ransomware ____ the hospital's computer systems for hours.
Cevabı göster
wreaked havoc on
Typically, these work alongside motor neurons to regulate our muscle actions, Kalıp ifadeler
1:57Genellikle bunlar, topa vurmak gibi karmaşık çabalardan
work alongside: başka bir kişi veya sistemle iş birliği yapmak
Bu cümlede work alongside, “birlikte çalışmak” veya “iş birliği içinde işlemek” anlamına gelir. Ara nöronlar ve motor nöronlar, kas hareketlerini düzenlerken birbiriyle bağlantılı görevler üstlenir. alongside fiziksel bir konumu da anlatabilir; ancak work alongside çoğu zaman işlevsel iş birliğini ifade eder. Kişilerin veya şeylerin gerçekten yan yana olması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi “iş birliği yapmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Our designers ____ local engineers on every project.
Cevabı göster
work alongside
to those as simple as breathing.
2:04kas eylemlerimizi düzenlemek için motor nöronlarla birlikte çalışır.
from endeavors as complex as ... to those as simple as ...: bir aralığı belirtmek
from A to B kalıbı bir aralığın iki ucunu belirler. Burada her uç as + sıfat + as + örnek yapısıyla genişletilir: as complex as kicking a ball ve as simple as breathing. Aralık yalnızca bu iki ucu değil, örnekler arasındaki dereceleri de kapsar. those sözcüğü, burada kas hareketleri olarak anlaşılan önceki çoğul isim endeavors'ın yerine geçer. Böylece isim tekrarlanmadan ikinci uç birinci uçla paralel kalır: from endeavors ... to those ....
Alıştırma
Hangi cümle bir aralığı göstermek için paralel uçları doğru biçimde kullanır ve routes yerine those getirir?
- The guide covers routes from those as short than one kilometer to those as long than twenty kilometers.
- The guide covers routes between those as short as one kilometer to those as long as twenty kilometers.
- The guide covers routes from those as short as one kilometer to those as long as twenty kilometers.
Cevabı göster
The guide covers routes from those as short as one kilometer to those as long as twenty kilometers.
But by blocking neurotransmitters released by interneurons, Dilbilgisi
2:06Ancak ara nöronlar tarafından salgılanan nörotransmitterleri bloke ederek,
tetanus toxin causes uncontrollable muscle contractions and spasms. Kalıp ifadeler
2:09tetanoz toksini kontrol edilemeyen kas kasılmalarına ve spazmlarına neden olur.
by blocking ... released by ...: bir mekanizmayı açıklama
Cümle başındaki by blocking neurotransmitters released by interneurons ifadesi, ana cümledeki sonucun hangi mekanizmayla ortaya çıktığını açıklar. Burada by, “... eylemi yoluyla” anlamındadır ve ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by + fiil-ing. Bu ifadenin içinde released by interneurons, neurotransmitters sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacı öbeğidir. “Ara nöronlar tarafından salınan nörotransmiterler” anlamına gelir ve bilimsel metinde ilgili nörotransmiterlerin kısa biçimde belirtilmesini sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir mekanizmayı açıklamak için by + -ing yapısını ve particles sözcüğünü nitelemek için geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanır?
- The filter cleans the air by trap particles carried through the vents.
- The filter cleans the air by trapping particles carry through the vents.
- The filter cleans the air by trapping particles carried through the vents.
Cevabı göster
The filter cleans the air by trapping particles carried through the vents.
cause + belirti adları: causes muscle contractions and spasms
Tıbbi açıklamalarda cause, bir belirtiyi veya fiziksel sonucu doğrudan nesne olarak alabilir: cause + isim öbeği. Burada causes, tetanus toxin ile uncontrollable muscle contractions and spasms adlı iki sonucu birbirine bağlar. Bu bağlamda contractions sözcüğü kasların kasılmasını ifade eder; don’t gibi kısaltılmış dil biçimlerini değil. Uncontrollable, kasılmaları ve spazmları istemsiz veya kontrol edilemez olarak gösterir.
Alıştırma
Cümleyi cause sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Prolonged heat exposure can ____ dizziness and nausea.
Cevabı göster
cause
within 7 to 10 days of infection: enfeksiyondan sonraki zaman aralığını belirtme
Within 7 to 10 days of infection, belirtilerin başlaması için bir zaman aralığı verir. Bu bağlamda infection referans olaydır; dolayısıyla süre enfeksiyon anından ileriye doğru hesaplanır. Bu ifade begin experiencing bölümünü niteler ve belirtilerin ne kadar sürdüğünü değil, ne zaman başladığını anlatır. Genel olarak within + süre + of + olay yapısı, bir şeyin o olaydan itibaren ölçülen sınır veya zaman aralığı içinde gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
“The lab will send the result within five days of receiving the sample” ne anlama gelir?
- Laboratuvar sonucu ancak beş günden fazla süre geçtikten sonra gönderecektir.
- Laboratuvar, numuneyi aldıktan sonra en geç beş gün içinde sonucu gönderecektir.
- Laboratuvar sonucu gönderme işlemini tam beş gün boyunca yapacaktır.
Cevabı göster
Laboratuvar, numuneyi aldıktan sonra en geç beş gün içinde sonucu gönderecektir.
trouble swallowing: trouble + -ing ile zorluk anlatma
Trouble swallowing, yutma eyleminde zorluk anlamına gelen bir isim öbeğidir. Bu belirti listesinde experiencing sözcüğünden sonra gelir: patients begin experiencing ... trouble swallowing. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have trouble + -ing yapısıdır; have trouble sleeping ve have trouble breathing buna örnektir. Swallowing, zorlanılan eylemi adlandıran bir -ing biçimidir; önünde herhangi bir be biçimi olmadığı için şimdiki zamanın devam eden yapısı değildir.
Alıştırma
Cümleyi trouble + read fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Maya has ____ the small print.
Cevabı göster
trouble reading
lockjaw: ağzı açmayı zorlaştıran çene sertliği
Lockjaw bir belirti adıdır: şiddetli çene sertliği veya kas spazmları ağzı açmayı zorlaştırır. Bu cümlede genel ağrı ve yutma güçlüğüyle birlikte hastaların yaşamaya başladığı belirtilerden biri olarak sıralanır. Sözcük lock ve jaw kelimelerinden oluşur, ancak birinin çeneyi gerçekten kilitlemesi anlamına gelmez. Tetanozla güçlü biçimde ilişkilidir; yine de sözcüğün kendisi bir tanıyı değil, belirtiyi adlandırır.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili bir açıklamada lockjaw ne anlama gelir?
- Ağzı açmayı zorlaştıran çene sertliği veya spazmları
- Soğuk yiyeceğin neden olduğu diş ağrısı
- Çeneyi bir kilitle sabitleme eylemi
Cevabı göster
Ağzı açmayı zorlaştıran çene sertliği veya spazmları
The head and neck tend to show symptoms first. Kalıp ifadeler
2:22Baş ve boyun bölgesi genellikle ilk semptomları gösterir.
tend to show symptoms first: olağan ancak kesin olmayan bir eğilim
Tend to + fiilin yalın hâli, her seferinde gerçekleşen bir sonucu değil, genel bir örüntüyü veya olasılığı anlatır. Burada tend to show symptoms first, baş ve boynun genellikle belirtilerin ilk görüldüğü bölgeler olduğu, ancak istisnaların bulunabileceği anlamına gelir. Show symptoms “hastalık belirtileri göstermek” anlamındadır; first ise bu durumun diğer bölgelerdeki belirtilerden daha erken gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: “The head and neck tend to show symptoms first” bunun istisnasız her durumda gerçekleştiğini söyler.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
leading to a frightening arching of the back. Dilbilgisi
2:28bu da sırtta korkutucu bir kavislenmeye yol açar.
as the toxin spreads: süreç içindeki değişimi anlatan as
Burada as, devam eden bir süreci tanıtır: toksin yayılmaktadır. Ana cümle, aynı zamanda gelişen bir değişimi anlatır: daha güçlü kas grupları daha da sertleşir. as + yan cümle yapısı, bir süreç ilerlerken başka bir durumun da değiştiğini gösterebilir. Bu cümlede as zaman ilişkisi kurar ve “... olurken” ya da “... oldukça” anlamına yakındır. “... olarak” anlamına gelmez ve odak yalnızca bir neden vermek değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede as, bir süreç gelişirken başka bir durumun da değiştiğini gösterir?
- Do it as the instructions say.
- As the sky grows darker, the streetlights become easier to see.
- She works as a designer.
Cevabı göster
As the sky grows darker, the streetlights become easier to see.
leading to a frightening arching of the back: sonuç eklemek
Leading to a frightening arching of the back, sonucu belirten bir -ing yan cümlesidir. Önceki ifadenin tamamına bağlanır ve sırtın kavislenmesini kasların daha da sertleşmesinin sonucu olarak sunar. Tam düşünce and this leads to a frightening arching of the back şeklinde genişletilebilir. lead to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle burada ardından a frightening arching of the back isim öbeği gelir.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The road was closed after the storm, ____ long delays for commuters.
Cevabı göster
leading to
leading patients to suffocate within 72 hours of symptoms appearing.
2:38ve hastaların semptomların ortaya çıkmasından sonraki 72 saat içinde boğulmasına neden olur.
Kısaltılmış bir koşul olarak Left untreated
Left untreated, “hastalık tedavi edilmezse” anlamına gelir. Left, leave fiilinin “bir şeyi belirli bir durumda bırakmak” anlamındaki geçmiş zaman ortacıdır; burada “ayrılmak” anlamına gelmez. Cümle başındaki bu geçmiş zaman ortacı grubu, edilgen bir koşulun kısaltılmış biçimidir. Tam anlamı if these spasms are left untreated şeklindedir ve örtük öznesi ana cümlede sözü edilen hastalıkla eşleşmelidir.
Alıştırma
“Left untreated, the infection may spread” cümlesindeki koşulu en doğru biçimde açan cümle hangisidir?
- If the infection is not treated, it may spread.
- After the infection is treated, it may spread.
- If the infection leaves, it may spread.
Cevabı göster
If the infection is not treated, it may spread.
eventually seizing the muscles: kasları güçlü biçimde kasma
Burada seizing, kasları aniden ve güçlü biçimde denetimi altına alıp kasılmalarına ya da kilitlenmelerine yol açmak demektir. Bu etkiyi spazmlar oluşturur; soluk borusu ve göğüsteki kaslar ise etkilenen kısımlardır. Bu, seize fiilinin yaygın “yakalamak veya denetimi ele geçirmek” anlamının canlı bir uzantısıdır. Bir kişinin kasları eliyle gerçekten yakalamasını anlatmaz. Eventually, bunun kötüleşme sürecinin daha sonraki bir aşamasında olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “seizing the muscles” ne anlama gelir?
- Birisi kasları elleriyle tutuyor.
- Kaslar egzersiz sayesinde güçleniyor.
- Spazmlar kasları güçlü biçimde kasıp denetimi altına alıyor.
Cevabı göster
Spazmlar kasları güçlü biçimde kasıp denetimi altına alıyor.
tetanus has an extremely low rate of survival. Kalıp ifadeler
2:44tetanozun hayatta kalma oranı son derece düşüktür.
Without treatment: without + isim ile koşul belirtme
Without treatment, ardından gelen ifadenin geçerli olduğu koşulu belirleyen, cümle başındaki bir edat öbeğidir. Burada tedavi uygulanmaması durumunda anlamına gelir. Bu nedenle düşük hayatta kalma oranıyla ilgili ifade bu koşul altında geçerlidir; yalnızca tedavi eksikliğinden söz etmez. without + isim yapısı, if there is no ... veya if someone does not have ... gibi daha uzun bir olumsuz koşulun yerini alabilir. Bir sonucun hangi durumda ortaya çıktığını kısa ve öz biçimde belirtir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak yeni cümleyi tamamlayın: ____, the infection may become dangerous.
Cevabı göster
Without treatment
low rate of survival: istatistiksel olarak düşük bir oran
A low rate of survival, söz konusu kişi veya vakaların yalnızca küçük bir bölümünün hayatta kaldığı anlamına gelir. Extremely, low sözcüğünü güçlendirir; bu nedenle cümle hayatta kalma olasılığının çok düşük olduğunu anlatır. Burada rate hız değil, istatistiksel oran anlamındadır. Tıp ve araştırma bağlamlarında rate of survival ve daha kısa olan survival rate, belirli bir grupta hayatta kalmanın ne kadar yaygın olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, etkilenen kişilerin yalnızca küçük bir bölümünün hayatta kaldığını belirtir?
- Patients with this condition recover at a slow rate.
- Patients with this condition have a low survival rate.
- Patients with this condition have a short survival time.
Cevabı göster
Patients with this condition have a low survival rate.
medical professionals have developed a robust plan to handle a tetanus diagnosis. Kalıp ifadeler
2:48tıp uzmanları tetanoz teşhisini ele almak için sağlam bir plan geliştirdiler.
robust plan to handle a tetanus diagnosis: tetanoz teşhisiyle başa çıkmak için sağlam plan
robust plan ifadesinde robust; güvenilir, sağlam ve durum zorlaştığında ya da değiştiğinde de işe yarayabilen anlamına gelir. Bir kişinin fiziksel gücünü değil, planın niteliğini anlatır. plan to handle X yapısı, X ile başa çıkmak için tasarlanmış bir plan demektir. Burada tetanoz teşhisine yönelik güvenilir bir müdahale planı anlatılır; handle, bir şeyi elle tutmak değil, durumu yönetmek anlamındadır.
Alıştırma
robust plan ifadesinde robust neyi vurgular?
- Plan özellikle uzun ve ayrıntılıdır.
- Plan güvenilirdir ve gerçek sorunlarla başa çıkabilir.
- Plan fiziksel olarak güçlü insanlar tarafından yapılmıştır.
Cevabı göster
Plan güvenilirdir ve gerçek sorunlarla başa çıkabilir.
killing the bacteria and preventing further toxin production. Dilbilgisi
2:58bakterileri öldürür ve daha fazla toksin üretimini engeller.
administer antibiotics: antibiyotik uygulamak
administer antibiotics, tedavinin bir parçası olarak hastaya antibiyotik vermek anlamına gelen resmî bir tıbbi ifadedir. Bu cümlede doktorlar yarayı temizledikten sonra ilacı verir; administer bir ofisi yönetmek veya bakterileri kontrol etmek anlamına gelmez. Bu fiil ilacı verme eylemini belirtir, ancak bunun nasıl yapıldığını söylemez. Antibiyotik ağızdan, enjeksiyonla veya tıbben uygun başka bir yolla verilebilir.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlelerden hangisi resmî tıbbi ifade administer antibiotics ifadesini doğru kullanır?
- The nurse administered the patient's wound.
- The nurse administered antibiotics to the patient.
- The nurse managed antibiotics to the patient.
Cevabı göster
The nurse administered antibiotics to the patient.
killing the bacteria and preventing further toxin production: paralel -ing sonuç yapıları
Virgülden sonraki killing ... ve preventing ... bölümleri, and ile bağlanan iki paralel -ing ortaç yapısıdır. Birlikte ana cümledeki tedavi eylemlerinin iki sonucunu belirtirler: bakteriler öldürülür ve daha fazla toksin üretilmesi durdurulur. Killing ve preventing yeni ana cümle fiilleri değildir. main clause + comma + -ing and -ing kalıbı, bir eylem ile sonuçları arasındaki ilişkiyi tek cümlede özetler.
Alıştırma
Cümlede killing ... and preventing ... hangi işlevi görür?
- İki yeni ana cümle yüklemi oluşturur.
- Tedavi eylemlerinin iki sonucunu belirtir.
- Doktorlara iki talimat verir.
Cevabı göster
Tedavi eylemlerinin iki sonucunu belirtir.
to neutralize any tetanus toxin still in the body Kelime
3:04hala vücutta bulunan herhangi bir tetanoz toksinini
inject antitoxin: inject + madde
Inject antitoxin, antitoksini enjeksiyon yoluyla vücuda vermek anlamına gelir. Burada inject tedavinin uygulanma yöntemini, antitoxin ise verilen maddeyi belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp inject + madde biçimindedir; inject a vaccine buna bir örnektir. Antitoksin vücutta zaten bulunan toksini etkisiz hâle getirir; bu ifade bakterileri doğrudan öldürmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: To neutralize the toxin already in her body, doctors decided to ____.
Cevabı göster
inject antitoxin
that has yet to enter the central nervous system. Notlar
3:07nötralize etmek için antitoksin enjekte ederler.
neutralize any tetanus toxin: tetanos toksinini etkisiz hâle getirmek
neutralize any tetanus toxin ifadesindeki neutralize, toksinin zararlı etkisini gösteremeyecek hâle getirilmesi demektir. Tıp ve kimya bağlamlarında bu fiil, etkin bir maddenin etkisizleştirilmesini anlatır; tarafsız bir görüşü korumak anlamına gelmez. any belirleyicisi, ardından gelen tanıma uyan her miktardaki toksini kapsar. Bu nedenle tedavi, geride kalan ilgili tetanos toksininin tamamını hedefler.
Alıştırma
Cümlede neutralize any tetanus toxin ne anlama gelir?
- Toksin hakkında tarafsız bir görüşü korumak
- Vücuttaki bütün bakterileri çıkarmak
- Herhangi bir tetanos toksininin zararlı etkisini kaybetmesini sağlamak
Cevabı göster
Herhangi bir tetanos toksininin zararlı etkisini kaybetmesini sağlamak
that has yet to enter: henüz girmediğini söylemenin resmî yolu
That has yet to enter, tetanus toxin ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; ilgili zamana kadar merkezi sinir sistemine girmemiş toksini belirtir. have/has yet to + fiilin yalın hâli yapısı, bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini anlatır. Eylemin daha sonra gerçekleşme ihtimalini düşündürebilir, ancak gerçekleşeceğini garanti etmez.
Alıştırma
Resmî durum güncellemesini has yet to ile tamamlayın: The museum ____ announce its reopening date.
Cevabı göster
has yet to
merkezi sinir sistemi
The central nervous system, beyin ve omurilik için kullanılan tıbbi terimdir. Buradaki central, sinir sisteminin temel anatomik bölümlerinden birinin adıdır; yalnızca bir şeyin ortada bulunduğunu anlatmaz. Bu cümlede enter the central nervous system, beyin ve omurilikten oluşan sisteme ulaşmak veya girmek anlamına gelir. Yan cümle bunun henüz gerçekleşmediğini belirtir.
Alıştırma
Merkezi sinir sistemini hangi bölümler oluşturur?
- Beyin ve omurilik
- Tüm kaslar ve kemikler
- Kalp ve akciğerler
Cevabı göster
Beyin ve omurilik
patients begin a several-week period of supportive care, Kelime
3:11hastalar, spazmları durdurmak için kas gevşeticiler
birkaç haftalık destekleyici bakım dönemi
Several-week, period sözcüğünü niteler ve “birkaç hafta süren” anlamına gelir. Bu yapıda süre ifadesi isimden önce geldiğinde zaman birimi tekil kalır ve sözcükler kısa çizgiyle birleştirilir: a several-week period. Supportive care, hasta iyileşirken veya hastalık doğal seyrini izlerken hayati işlevleri koruyan, belirtileri yöneten ve komplikasyonların önlenmesine yardımcı olan tıbbi bakımdır. Altta yatan nedeni doğrudan ortadan kaldırmayabilir, ancak aktif bir tedavidir; yalnızca duygusal destek değildir.
Alıştırma
A several-week period of supportive care en doğru biçimde neyi anlatır?
- Nedeni birkaç hafta içinde ortadan kaldırmayı garanti eden bir tedavi
- Beden işlevlerini destekleyen ve belirtileri birkaç hafta boyunca yöneten tıbbi bakım
- Tıbbi bakım olmadan birkaç hafta boyunca dostça teşvik
Cevabı göster
Beden işlevlerini destekleyen ve belirtileri birkaç hafta boyunca yöneten tıbbi bakım
which can include muscle relaxants to stop spasms Kelime
3:14ve boğulmayı önlemek için solunum cihazlarını içerebilen
ilaç kategorisi olarak muscle relaxants
Bu tıbbi bağlamda muscle relaxants, kas gerginliğini veya istemsiz spazmları azaltan ilaçlardır. Relaxant, gevşeme sağlayan bir şeyi belirten sayılabilen bir isimdir; burada gevşeyen bir kişiyi değil, bir ilacı adlandırır. Çoğul biçim, belirli tek bir ürünü değil, bu kategorideki ilaçları genel olarak ifade eder.
Alıştırma
Bu tıbbi cümlede muscle relaxants ne anlama gelir?
- Kas gerginliğini veya spazmları azaltan ilaçlar
- Gevşeme teknikleri öğreten kişiler
- Kas gücünü ölçen cihazlar
Cevabı göster
Kas gerginliğini veya spazmları azaltan ilaçlar
and ventilators to prevent suffocation. Kelime
3:17birkaç haftalık bir destekleyici bakım dönemine başlarlar.
ventilators to prevent suffocation: solunum cihazlarıyla boğulmayı önlemek
Bu tıbbi bağlamda ventilators, hastanın solunumunu destekleyen veya kontrol eden cihazlardır. Sıradan vantilatörler değildir. to prevent suffocation mastar ifadesi, bu cihazları kullanmanın amacını belirtir: kişinin nefes alamayıp boğulmasını önlemek. Bir tedavi listesinde isim + to + fiil yapısı, bir şeyin hangi amaçla kullanılacağını açıklayabilir.
Alıştırma
Burada ventilators to prevent suffocation ne anlama gelir?
- Solunumu destekleyerek kişinin boğulmasını önleyen tıbbi cihazlar
- Bakteriyel enfeksiyonları durdurmak için kullanılan ilaçlar
- Yalnızca bir odayı serinletmek için kullanılan ev tipi vantilatörler
Cevabı göster
Solunumu destekleyerek kişinin boğulmasını önleyen tıbbi cihazlar
the only course of treatment was to wait and hope. Kalıp ifadeler
3:21tek tedavi şekli beklemek ve umut etmekti.
In the days of Hippocrates: tarihsel bir dönemi belirtme
In the days of Hippocrates, Hipokrat’ın yaşadığı ve çalıştığı dönemde anlamına gelir. Buradaki days, yirmi dört saatlik birkaç günü değil, geniş bir tarihsel dönemi ifade eder. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen bilgiye eski bir dönem çerçevesi kazandırır. in the days of + kişi, sistem veya teknoloji kalıbı geçmiş bir dönemi tanıtabilir ve çoğu zaman sonraki dönemlerle karşılaştırmaya zemin hazırlar.
Alıştırma
Tarihsel karşılaştırmayı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ sail, crossing an ocean could take months.
Cevabı göster
In the days of
only course of treatment: mevcut tek tedavi süreci
A course of treatment, bir hastalık için planlanan tıbbi işlemler bütünü veya dizisidir. Buradaki course, okuldaki ders değil, bir yol ya da birbirini izleyen süreç anlamındadır. only course of treatment ifadesindeki only, başka bir seçeneğin bulunmadığını gösterir. Ardından gelen to wait and hope mastar yapısı, etkin bir tıbbi müdahale olmasa da bu yöntemin nelerden oluştuğunu açıklar.
Alıştırma
Mevcut tek tıbbi tedavi sürecini belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Given her allergies, this was the ____ available.
Cevabı göster
only course of treatment
is before an infection even takes place.
3:29enfeksiyon bile gerçekleşmeden önce olduğunu biliyoruz.
The best time to ... is before ...: önleyici eylem için en iyi zamanı seçmek
The best time to + fiilin yalın hâli ... is before + isim ya da yan cümle kalıbı, bir eylemin en etkili olduğu zamanı belirtir. Bu cümlede eylem enfeksiyon başlamadan önce yapılmalıdır; yani amaç, sonradan tepki vermeyi beklemek değil, önlemektir. Even, before an infection takes place bölümünü güçlendirir ve harekete geçildiğinde henüz enfeksiyon olmadığını vurgular. Take place, ‘meydana gelmek’ demektir.
Alıştırma
Önleyici zamanlamayı anlatan kalıbı tek kelimeyle tamamlayın: The best time to test the smoke alarm is ____ an emergency happens.
Cevabı göster
before
tackle Clostridium tetani: zorlu bir tehditle etkin biçimde mücadele etmek
Burada tackle, zorlu bir sorun ya da tehditle başa çıkmak için ‘etkin adımlar atmak’ anlamına gelir. Clostridium tetani, önlenmesi veya kontrol altına alınması gereken tehdit olarak ele alınır; bu nedenle tackle, spordaki gibi birini fiziksel olarak tutmayı veya engellemeyi anlatmaz. Bu fiil etkin çabayı gösterir ancak yöntemin tam olarak ne olduğunu belirtmez. Yöntem aşılama, önleme, kontrol veya bağlamın belirttiği başka bir tedbir olabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘zorlu bir sorunla başa çıkmak için etkin adımlar atmak’ anlamındaki ders fiiliyle tamamlayın: The city launched a new plan to ____ air pollution.
Cevabı göster
tackle
Tetanus vaccines, originally developed in the early 1920s, Dilbilgisi
3:32İlk olarak 1920'lerin başlarında geliştirilen tetanoz aşıları,
originally developed in the early 1920s, — araya eklenmiş geçmiş zaman ortaç öbeği
Originally developed in the early 1920s, Tetanus vaccines'i niteleyen, araya eklenmiş bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Developed edilgen anlam taşır: aşılar o dönemde ilk olarak geliştirildi. Bu öbek arka plan bilgisi ekler, ancak ana fiil değildir. which were originally developed in the early 1920s biçiminde açılabilir; öbek çıkarıldığında ana cümle iskeleti bozulmaz.
Alıştırma
The museum, originally opened as a school, now welcomes visitors every day cümlesinde originally opened as a school hangi görevi üstlenir?
- Cümlenin ana fiili
- Müzeyi tanımlayan araya eklenmiş bir niteleyici
- İkinci bir bağımsız cümle
Cevabı göster
Müzeyi tanımlayan araya eklenmiş bir niteleyici
are crucial to preventing tetanus and stopping its spread. Kalıp ifadeler
3:36tetanozu önlemede ve yayılmasını durdurmada çok önemlidir.
crucial to preventing tetanus and stopping its spread: be crucial to + -ing yapısı
Be crucial to, bir şeyin bir sonucu elde etmek veya önlemek için son derece önemli olduğu anlamına gelir. Bu cümlede aşılar, birbiriyle bağlantılı iki hedef için temel bir önlem olarak sunulur: tetanosu önlemek ve yayılmasını durdurmak. Buradaki to bir edattır; bu nedenle ardından -ing biçimindeki preventing ve stopping gelir. Yapı be crucial to + isim veya -ing biçimidir; crucial to + fiilin yalın hâli şeklindeki mastar yapısı değildir.
Alıştırma
prevent fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: Regular backups are crucial to ____ data loss.
Cevabı göster
preventing
beginning at 2 months old and ending around age 12. Dilbilgisi
3:42bir dizi aşı ve hatırlatma dozu önermektedir.
a series of shots and boosters: bir dizi aşı ve pekiştirme dozu
a series of tek bir şey değil, sırayla gerçekleşen birden fazla öğe veya olayı ifade eder. Burada shots aşı iğneleri anlamındadır; boosters ise önceki aşılardan sonra korumayı sürdürmek veya güçlendirmek için yapılan ek dozları ifade eder. Birlikte a series of shots and boosters, birden fazla doz içeren planlı bir aşı takvimini anlatır. Bu ifade tek bir iğneyi değil, aşıların tamamını belirtir.
Alıştırma
Bir aşılama takviminde boosters ne anlama gelir?
- bir hastalık için yalnızca bir kez yapılan testler
- korumayı sürdürmeye veya güçlendirmeye yardımcı olan ek dozlar
- kamerayla çekilen fotoğraflar
Cevabı göster
korumayı sürdürmeye veya güçlendirmeye yardımcı olan ek dozlar
beginning at 2 months old ... ending around age 12: başlangıç ve yaklaşık bitişi belirtme
beginning at 2 months old ve ending around age 12, paralel kullanılan iki -ing yapısıdır. Bu yapılar a series of shots and boosters ifadesini niteler ve aşı takviminin başlangıç yaşını ve yaklaşık bitiş yaşını belirtir; cümlenin ana fiili değildir. Cümlenin ana fiili recommend'tir. beginning at başlangıç noktasını, ending around ise yaklaşık bir bitiş noktasını belirtir. Bu kalıp bir planın, kursun, sürecin veya etkinliğin zaman aralığını kısa ve açık biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Derste öğrenilen başlangıç ve bitiş kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum tour lasts two hours, ____ 10 a.m. and ____ noon.
Cevabı göster
beginning at · ending around
over 20,000 infants still die of tetanus every year,
3:46her yıl hala 20.000'den fazla bebek tetanozdan ölüyor,
where vaccine access is limited, Kalıp ifadeler
3:52Güney Asya ve Sahra altı Afrika dahil olmak üzere
Güçlü bir karşıtlık belirten cümle başındaki Yet,
Cümle başında Yet, ancak veya buna rağmen anlamına gelir. Okura, yeni ifadenin önceki bilginin oluşturduğu beklentiyle çeliştiğini gösterir. Burada aşılamanın önemi hastalığın önleneceği beklentisini oluşturur; Yet ise anlatımı, erişimin sınırlı olduğu yerlerde devam eden ölümlere çevirir. Buradaki Yet, söylemi bağlayan bir ifadedir; şimdiye kadar anlamındaki zaman zarfı değildir. Aynı yan cümledeki still, bu beklentiye rağmen ölümlerin devam ettiğini ayrıca vurgular.
Alıştırma
Hangi seçenek cümle başındaki Yet sözcüğünü karşıtlık belirteci olarak kullanıyor?
- The vaccine is effective. Yet many communities still cannot obtain it.
- Have the clinics received the vaccine yet?
- Many communities have not received the vaccine yet.
Cevabı göster
The vaccine is effective. Yet many communities still cannot obtain it.
vaccine access is limited: aşıya erişim sınırlıdır
Vaccine access, insanların aşıya fiilen ulaşabilme imkânı veya fırsatı demektir. Buradaki access fiziksel bir giriş anlamına gelmez; aşıların mevcut olup olmadığını ve insanların gerçekten aşıya ulaşıp yaptırabilip yaptıramadığını kapsar. Is limited, erişim düzeyinin yetersiz olduğunu belirtir ancak kimin ya da neyin bu kısıtlamaya yol açtığını söylemez. Bu kalıp başka kaynak ve hizmetlerle de kullanılabilir: internet access is limited ve healthcare access is limited.
Alıştırma
“Healthcare access is limited in rural areas” cümlesi ne anlama gelir?
- Kırsal bölgelerde sağlık hizmetleri hakkında konuşmaya izin verilmez.
- Kırsal bölgelerdeki sağlık binalarının girişleri dardır.
- Kırsal bölgelerde yaşayan insanların sağlık hizmetlerine ulaşma ve bu hizmetleri kullanma imkânı sınırlıdır.
Cevabı göster
Kırsal bölgelerde yaşayan insanların sağlık hizmetlerine ulaşma ve bu hizmetleri kullanma imkânı sınırlıdır.
low- and middle-income countries: askıda kısa çizgiyle birleştirilmiş iki kategori
Bu ifade low-income countries ile middle-income countries gruplarını bir araya getirir. Küresel sağlık, kalkınma ve politika metinlerinde bu iki gelir kategorisini topluca belirtir; düşük ve orta gelir arasında yer alan tek bir kategori anlamına gelmez. Bu biçimde askıda kısa çizgi kullanılır: low-, low-income ifadesini temsil ederken income yalnızca middle-income içinde yazılır. low sözcüğünden sonraki kısa çizgi, eksik ikinci bölümün paylaşıldığını gösterir. Her iki birleşik sıfat da countries sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Hangi seçenek low- and middle-income countries ifadesini doğru biçimde açıyor?
- countries with income between low and middle
- countries with low populations and middle incomes
- low-income countries and middle-income countries
Cevabı göster
low-income countries and middle-income countries
And newborn babies are especially at risk if their mothers are unvaccinated, Kalıp ifadeler
3:57Ve anneleri aşısızsa yeni doğan bebekler özellikle risk altındadır,
especially at risk: özellikle risk altında
Be at risk, zarar görme, hastalanma veya kayıp yaşama olasılığının daha yüksek olduğu bir durumda bulunmak demektir. Especially ifadeyi güçlendirir: belirtilen koşul altında yenidoğan bebekler daha savunmasızdır. Bu ifade, bilerek risk alma eylemini değil bir durumu anlatır. Belirli tehlikeyi adlandırmak için at risk of infection örneğindeki gibi be at risk of + isim veya -ing biçimini kullanın.
Alıştırma
“Alışılmadık derecede yüksek risk altında” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: During heat waves, older adults are ____.
Cevabı göster
especially at risk
can infect a newborn's umbilical stump. Kelime
4:04yenidoğanın göbek bağı güdüğünü enfekte edebilir.
as ... can infect a newborn's umbilical stump: neden bildiren as
Burada as, yeni doğan bebeklerin neden özellikle risk altında olduğunu açıklayan nedeni başlatır. as'ten sonraki yan cümle riskin neden daha yüksek olduğunu açıklar: Clostridium tetani yeni doğmuş bir bebeğin göbek bağı kalıntısını enfekte edebilir. Bu cümlede as, because yani “çünkü” anlamındadır. Bir sonucu açıklamasıyla bağlar; “-dığı zaman” ya da “olarak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“The trail is closed, as heavy rain made it unsafe.” cümlesinde as ne anlama gelir?
- because
- while
- in the role of
Cevabı göster
because
newborn's umbilical stump: yeni doğanın göbek bağı kalıntısı
newborn's umbilical stump, göbek bağı kesilip klemplendikten sonra bebeğin karnına bağlı kalan kısa göbek bağı dokusu parçası demektir. newborn's sahiplik bildirir ve “yeni doğanın” anlamına gelir. Tıp ve çocuk bakımı bağlamında stump, bir şey kesildikten sonra geride kalan parçayı ifade eder. Burada ağaç kütüğü anlamında değildir.
Alıştırma
Tıbbi ifadeyi tamamlayın: The nurse checked the newborn's ____.
Cevabı göster
umbilical stump
Though vaccinating mothers during pregnancy can help with this problem.
4:06Hamilelik sırasında anneleri aşılamak bu soruna yardımcı olabilse de.
tetanus remains a significant threat to human health. Kalıp ifadeler
4:11tetanoz insan sağlığı için önemli bir tehdit olmaya devam etmektedir.
The fact is, ile temel sonucu öne çıkarma
“The fact is,” tam bir cümlecikten önce kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki ifadenin konuşmacının vurgulamak istediği temel gerçek veya sonuç olduğunu bildirir. Burada mesajı açıklamadan, tetanosun hâlâ ciddi bir sağlık tehdidi olduğu yönündeki temel yargıya taşır. Başlıca görevi mesajı düzenleyip sonuca daha fazla güç vermektir; yalnızca fact sözcüğünü tanımlamak değildir.
Alıştırma
Örnek cümlede “The fact is,” ne işe yarıyor?
- Sonraki iddianın doğru olup olmadığını soruyor.
- Konuşmacının temel sonucunu bir gerçek olarak sunuyor.
- Bir olayın gerçekleştiği tarihi bildiriyor.
Cevabı göster
Konuşmacının temel sonucunu bir gerçek olarak sunuyor.
remains a significant threat to: devam eden ciddi bir risk
remain + isim öbeği yapısında remain, “olmaya devam etmek” anlamına gelen bir bağ fiilidir. Bu nedenle remains a significant threat, tehlikenin hâlâ var olduğunu belirtir; bir yerde kalmak anlamına gelmez. To edatı, tehlikeye maruz kalan kişi veya şeyi belirtir: a threat to human health. Bu resmî yapı sağlık, çevre, güvenlik ve kamu politikalarındaki devam eden riskleri tartışmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “remains a significant threat to” hedef ifadesiyle tamamlayın: Plastic waste ____ marine life.
Cevabı göster
remains a significant threat to
people should get vaccinated and take measures to prevent infection after cutting themselves, Kalıp ifadeler
4:14ister paslı bir çivi
take measures to prevent infection: enfeksiyonu önlemek için önlem almak
take measures to prevent infection ifadesi, enfeksiyonun oluşmasını engellemek amacıyla pratik önlemler almak demektir. Yapısı take measures to + fiilin yalın hâlidir: measures planlanmış eylemleri veya önlemleri, to prevent infection ise bu eylemlerin amacını gösterir. Sağlık, güvenlik ve politika tavsiyelerinde kullanılan, görece resmî ve yaygın bir ifadedir. Bu cümlede get vaccinated ifadesinden sonra gelen ikinci tavsiyedir.
Alıştırma
Bu resmî güvenlik tavsiyesini en iyi hangi ifade tamamlar: We must ___ to reduce the risk of fire?
- take measurements
- make measures
- take measures
Cevabı göster
take measures
or a 2,400-year-old ship anchor. Anlatım akışı
4:20insanlar aşılanmalı ve kendilerini kestikten sonra enfeksiyonu önlemek için önlemler almalıdır.
Kapanışta başa gönderme olarak 2,400-year-old ship anchor
“2,400-year-old ship anchor” imgesi, başta anlatılan antik dönemde gemide yaşanmış vakaya geri gönderme yapar. Onu sıradan bir paslı çiviyle yan yana getirmek, açılıştaki hikâyeyi son önleme tavsiyesine taşır ve açıklamaya baştan sona belirgin bir bütünlük kazandırır. Çapa örneği bilerek uç ve biraz mizahi seçilmiştir. Antik gemi çapalarının günümüzde yaygın bir tehlike olduğu söylenmez; bu imge sonucu akılda kalıcı kılar ve kesiğe ne sebep olursa olsun enfeksiyonu önlemenin önemli olduğu genel fikrini güçlendirir.
Alıştırma
Parçanın sonunda geçen “a 2,400-year-old ship anchor” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Baştaki antik vakayı hatırlatır ve sonucu akılda kalıcı biçimde kapatır.
- Antik çapaların günümüzde yaygın bir kesik nedeni olduğunu iddia eder.
- Eski gemi ekipmanlarının yaşını belirleme konusunda yeni bir konu açar.
Cevabı göster
Baştaki antik vakayı hatırlatır ve sonucu akılda kalıcı biçimde kapatır.
whether it's on a rusty nail or a 2,400-year-old ship anchor: her iki durumda da
whether ... or ... yapısı iki olasılığı sıralar ve ana cümlenin her iki durumda da geçerli olduğunu gösterir. Burada whether it's on a rusty nail or a 2,400-year-old ship anchor iki olası durumu çerçeveler; dinleyiciden birini seçmesini isteyen bir soru değildir. İki taraf dilbilgisel olarak paraleldir: on + isim öbeği ... on + isim öbeği. Bu yapı, bir kuralın veya tavsiyenin farklı örnekleri de kapsadığını göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ikili yapıyla tamamlayın: The event will go ahead ____ the weather is sunny ____ rainy.
Cevabı göster
whether · or
how exactly do vaccines protect us from dangerous pathogens?
4:29aşılar bizi tehlikeli patojenlerden tam olarak nasıl korur?
Learn the science of this essential medical treatment with this video.
4:32Bu videoyla bu temel tıbbi tedavinin arkasındaki bilimi öğrenin.
Or explore how disease has shaped humanity throughout history
4:36Veya hastalıkların tarih boyunca insanlığı nasıl şekillendirdiğini