Tüberkülozu (Verem) dünyanın en bulaşıcı katili yapan şey nedir? - Melvin Sanicas: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu ders, tüberkülozu antik dönem enfeksiyonlarından ve Viktorya çağındaki algılardan başlayarak hastalığın vücutta ilerleyişine, modern tedavinin güçlüklerine ve daha iyi test, antibiyotik ve aşı geliştirme çalışmalarına kadar ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. are airborne. — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: airborne sözcüğünün tıp ve halk sağlığı bağlamında yalnızca “havada bulunan” değil, “hava yoluyla bulaşabilen” anlamına geldiğini kavrayarak verem bakterilerinin solunum yollarından akciğerlere nasıl ulaştığını anlatan açıklamaları doğru yorumlayabilirsiniz. 2. the white plague — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bunun Viktorya dönemi İngiltere’sinde tüberküloz için kullanılan tarihî bir ad olduğunu bilmek ve adı hastaların solgun, zayıflamış görünümüyle ilişkilendirmek, belirtilerin hastalık hakkındaki toplumsal ve kültürel imgeleri nasıl biçimlendirdiğini anlamanızı sağlar. 3. develop resistance to — Kalıplaşmış İfadeler ve Eşdizimler: Bu yaygın tıp eşdizimini, bakterilerin zamanla ilaçlardan daha az etkilenir hâle gelmesini kesin biçimde anlatmak için kullanabilir; tamamlanmayan antibiyotik tedavisinin sonraki enfeksiyonları neden daha zor tedavi edilir kıldığını açıklayabilirsiniz.
Bu derste
archaeologists uncovered two 9,000 year old skeletons. Dilbilgisi
0:09arkeologlar 9.000 yıllık iki iskelet ortaya çıkardılar.
9,000 year old skeletons: isimden önce yaş belirtme
9,000 year old skeletons ifadesinde 9,000 year old, skeletons sözcüğünden önce gelir ve tek bir birleşik niteleyici olarak çalışır. İskeletlerin yaşını belirtir. İsimden önce kullanılan bu yapıda sayı birden büyük olsa bile year tekil kalır. Özenli İngilizce yazımında bu birleşik niteleyici genellikle kısa çizgilerle bağlanır: 9,000-year-old skeletons.
Alıştırma
Cümleyi 500 ve isimden önce kullanılan yaş yapısıyla tamamlayın: The museum displayed a ____ vase.
Cevabı göster
500-year-old
There's no definitive way of knowing what killed these ancient people, Dilbilgisi
0:14Bu eski insanları neyin öldürdüğünü bilmenin kesin bir yolu yok,
There's no definitive way of knowing: kesin bir sonuca ulaşılamaması
There's no definitive way of knowing, mevcut hiçbir yöntem ya da kanıtın kesin ve nihai bir cevap sağlayamadığı anlamına gelir. Bu, hiç ipucu olmadığı anlamına gelmek zorunda değildir; cevabın kesin biçimde ortaya konamadığını belirtir. Yapı there is no + adjective + way of + -ing şeklindedir. Burada of knowing, kesin bir yöntemin bulunmadığı süreci adlandırır.
Alıştırma
Kanıtların soruyu kesin olarak çözemediğini göstermek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The records were destroyed, so there is ____ who signed the order.
Cevabı göster
no definitive way of knowing
but we do know their bones were infected by an all too familiar bacterium. Notlar
0:17ancak kemiklerine çok tanıdık bir bakterinin bulaştığını biliyoruz.
we do know: know önünde vurgulu do
we do know ifadesindeki do, vurgu yapan bir yardımcı fiildir; yapmak anlamındaki asıl fiil değildir. Temel biçimdeki know fiilinden önce gelir ve bunu gerçekten bildiğimiz ya da bu noktanın kesin olduğu anlamını katar. Burada but, belirsiz bir sonucu kanıtlarla desteklenen bir gerçekle karşılaştırır. Konuşan kişi her şeyi bildiğini söylemez; yalnızca bu somut kanıtı doğrular.
Alıştırma
Olumlu bir ifadeyi doğrulamak için vurgulu do'yu doğru kullanan cümle hangisidir?
- I do understand the warning.
- I do understood the warning.
- I am understand the warning.
Cevabı göster
I do understand the warning.
an all too familiar bacterium: hoş olmayan biçimde fazlasıyla tanıdık
All too familiar, bir şeyin birçok kez görüldüğü veya yaşandığı için tanıdık olduğunu, ancak bu tanışıklığın hoş karşılanmadığını anlatır. Buradaki all too deyimsel bir pekiştiricidir; her şeyin fazlasıyla tanıdık olduğu anlamına gelmez. Bakteriye all too familiar denmesi, onun zararlı, ne yazık ki iyi bilinen ve tekrar tekrar ortaya çıkmış bir bakteri olduğunu ima eder. Bu ifade yalnızca tanınabilirlik bilgisi vermez; konuşanın ölçülü olumsuz tutumunu da yansıtır.
Alıştırma
Bir sorunun sürekli tekrarlandığını göstermek için all too familiar ifadesini doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The child was all too familiar with her favorite song and felt delighted.
- The museum displayed an all too familiar painting that visitors had never seen.
- The town faced an all too familiar problem: another summer drought.
Cevabı göster
The town faced an all too familiar problem: another summer drought.
The ancient Greeks knew its consumptive effects as phthisis. Notlar
0:24Eski Yunanlılar onun tüketici etkilerini "phthisis" olarak biliyorlardı.
consumptive effects: hastalığın yol açtığı bedensel tükenme
Bu tarihsel tıp bağlamında consumptive effects, bir hastalığın yol açtığı tükenme etkilerini, yani kilo, güç ve sağlığın zamanla kaybedilmesini anlatır. Consumptive, consume fiilinin bir şeyi yavaş yavaş tüketmek veya yok etmek şeklindeki eski anlamından gelir. Tüketicilerle veya harcamayla ilgili etkiler anlamına gelmez. Tüberküloz, hastalık bedeni tüketiyormuş gibi göründüğü için tarihsel olarak consumption diye adlandırılmıştır.
Alıştırma
Bu cümlede consumptive effects ne anlama gelir?
- Hastalığın yol açtığı, bedenin giderek zayıflaması ve tükenmesi.
- Bir ilacın bakterileri yok etme yeteneği.
- Tüketici harcamalarının ekonomik etkileri.
Cevabı göster
Hastalığın yol açtığı, bedenin giderek zayıflaması ve tükenmesi.
knew ... called ... called: kültürler arasındaki adları paralel sunma
Burada knew ... as ve called ... yapılarının ikisi de adlandırma işlevi görür. Her yapı bir kültürü aynı hastalığa veya onun tipik etkilerine verilen phthisis, chaky oncay ya da tuberculosis adıyla ilişkilendirir. Adlandırma eyleminin tekrarlanması paralel bir dizi oluşturur. Böylece yazar tek bir konuya odaklanırken farklı kültürler ve tarihsel dönemler arasında ilerler; farklı adlara rağmen hastalığın sürekliliğini gösterir.
Alıştırma
Parçada knew ... as / called ... / called ... dizisinin temel düzenleme işlevi nedir?
- Üç ayrı hastalığın zaman sırasıyla yayılmasını anlatmak.
- Farklı kültürlerin aynı hastalık için kullandığı adları paralel biçimde sunmak.
- Tek bir hastalığın üç tedavisini karşılaştırmak.
Cevabı göster
Farklı kültürlerin aynı hastalık için kullandığı adları paralel biçimde sunmak.
tuberculosis or TB is still one of the world's biggest infectious killers, Kelime
0:35verem veya tüberküloz (TB) hala dünyanın en büyük ölümcül bulaşıcı hastalıklarından biridir
one of the world's biggest infectious killers: hastalıkları birer “katil” olarak anlatmak
Burada infectious killers, çok fazla ölüme yol açan bulaşıcı hastalıklar anlamına gelir. Killer, insan öldüren bir kişiyi değil, ölümcül bir hastalığı veya riski anlatan bir benzetmedir. one of + çoğul isim yapısı, TB’yi bir grubun üyelerinden biri olarak gösterir; bu yüzden killers çoğuldur. Biggest fiziksel büyüklüğü değil, ölüm sayısının veya halk sağlığı etkisinin büyüklüğünü anlatır. One of ayrıca TB’nin tek başına birinci sırada olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Bu cümlede infectious killers ne anlama geliyor?
- başkalarını öldüren ve bulaşıcı olan insanlar
- çok sayıda ölüme yol açan bulaşıcı hastalıklar
- bulaşıcı organizmaları yok eden ilaçlar
Cevabı göster
çok sayıda ölüme yol açan bulaşıcı hastalıklar
causing more deaths than malaria or even HIV and AIDS. Dilbilgisi
0:40ve sıtmadan veya hatta HIV ve AIDS'ten daha fazla ölüme neden olmaktadır.
more deaths than: ölüm sayılarını karşılaştırmak
more deaths than, more + çoğul sayılabilen isim + than kalıbını izler. Bu cümlede TB’nin yol açtığı ölüm sayısının sıtmanın ve HIV ile AIDS’in yol açtığı ölüm sayısından daha fazla olduğunu belirtir. Bu ifade ölüm oranlarını veya enfekte bir kişinin ölme ihtimalini değil, toplam ölüm sayılarını karşılaştırır. Even, HIV ve AIDS’i özellikle çarpıcı bir karşılaştırma noktası olarak gösterir.
Alıştırma
Kayıtlara göre bir sıcak hava dalgasında 80, bir selde ise 30 kişi öldü. Karşılaştırmayı tamamlayın: The heat wave caused ____ deaths ____ the flood.
Cevabı göster
more · than
and how has this pathogen persisted for so long?
0:47ve bu patojen nasıl bu kadar uzun süre varlığını sürdürebilmiştir?
what exactly ... how has this pathogen persisted: sorularla ana açıklamaya geçiş
İki soru, içeriğin yönünü gösteren bir işaret görevi görür. what exactly hastalığın ne olduğunun kesin biçimde açıklanmasını isterken how has this pathogen persisted patojenin günümüze kadar varlığını nasıl sürdürdüğünün açıklanmasını ister. exactly ilk soruyu daraltır, how ise yanıtı nedenlere veya mekanizmalara yöneltir. Sorular birlikte kullanıldığında anlatım, arka plan bilgilerinden sonraki bölümde açıklanacak iki ana konuya geçer. Bilim videoları, izleyiciye sırada ne olduğunu göstermek için çoğu zaman bu tür kısa soru dizilerini kullanır.
Alıştırma
Vurgulanan iki sorunun içerik düzenindeki temel işlevi nedir?
- Birbiriyle ilgisiz iki konu sunarlar.
- Nihai yanıtları verip konuyu kapatırlar.
- Arka plan bilgilerinden ana açıklamaya geçiş yaparlar.
Cevabı göster
Arka plan bilgilerinden ana açıklamaya geçiş yaparlar.
TB bacteria called Mycobacterium tuberculosis are airborne. Kelime
0:52Mycobacterium tuberculosis adı verilen verem bakterileri hava yoluyla bulaşır.
are airborne: hava yoluyla bulaşmayı anlatmak
Bu halk sağlığı bağlamında are airborne, bakterilerin hava yoluyla taşınabildiği ve bir kişiden diğerine yayılabildiği anlamına gelir. airborne yalnızca bakterilerin “havada” bulunduğu konumu değil, bulaşma yolunu açıklar. X is/are airborne yapısı, airborne sözcüğünü öznenin bir özelliği olarak sunar. Burada izleyiciye verem bakterilerinin nasıl yayıldığını anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede are airborne ne anlama gelir?
- Bakteriler hava yoluyla taşınabilir ve bulaşabilir.
- Bakteriler yerden yukarıda durmaktadır ama yayılamaz.
- Bakteriler uçakla taşınmaktadır.
Cevabı göster
Bakteriler hava yoluyla taşınabilir ve bulaşabilir.
They travel into our airways and infect our lungs.
0:57Solunum yollarımızdan geçerek akciğerlerimize enfekte olurlar.
Here, immune cells called macrophages rush to the infection site, Kalıp ifadeler
1:00Burada, makrofaj adı verilen bağışıklık hücreleri enfeksiyon bölgesine akın eder,
rush to the infection site: enfeksiyon bölgesine hızla gitmek
rush to the infection site ifadesinde rush to, “bir yere doğru hızla hareket etmek” anlamına gelir; the infection site ise enfeksiyonun bulunduğu vücut bölgesidir. Bu ifade, makrofajların tepkisini bir hedefe doğru hızlı hareket olarak anlatır. Tıp ve bilim İngilizcesinde site genellikle vücutta bir olayın gerçekleştiği belirli bir yeri ifade eder. Burada “internet sitesi” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi, “bir yere doğru hızla hareket etmek” anlamındaki rush to ile tamamlayın: When the fire alarm rang, everyone had to ____ the nearest exit.
Cevabı göster
rush to
attempting to absorb and break down the bacterial invaders. Öbek fiiller
1:05bakteri istilacılarını emmeye ve parçalamaya çalışırlar.
break down: bir şeyi ayrıştırmak
Burada break down, “bir şeyi daha küçük veya daha basit parçalara ayırmak” anlamına gelir. Nesnesi the bacterial invaders ifadesidir; makrofajlar bunları işlemeye ve yok etmeye çalışır. Biyoloji ve kimyada break down, çoğunlukla bir hücrenin, enzimin veya kimyasal sürecin bir madde üzerinde etkide bulunarak onu ayrıştırmasını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “ayrıştırmak” anlamındaki break down ile tamamlayın: Digestive enzymes help ____ food into smaller molecules.
Cevabı göster
break down
In many cases, this response is enough to remove the bacteria, Anlatım akışı
1:09Birçok durumda, bu tepki bakterileri yok etmek için yeterlidir,
In many cases: Bir iddianın kapsamını sınırlamak
In many cases cümle başında kullanıldığında, ardından gelen iddianın kapsamını sınırlar. Yanıtın çok sayıda durumda yeterli olduğunu söyler; ancak sonucun her seferinde ortaya çıktığını söylemez. Bu ifade aynı zamanda bilgiyi düzenleyen bir işarettir: konuşmacı önce yaygın durumu sunar ve ardından gelebilecek istisnalara ya da koşullara yer bırakır.
Alıştırma
İstisnalara yer bırakarak cümleyi en iyi tamamlayan ifadeyi seçin: “____, this response is enough to remove the bacteria.”
- In many cases
- In all cases
- Never
Cevabı göster
In many cases
but in individuals with other medical conditions,
1:13ancak diğer tıbbi rahatsızlıkları olan bireylerde,
ranging from ... to ...: Örneklerin kapsamını göstermek
Ranging from ... to ... bir aralığı veya geniş bir örnek kümesini göstermek için kullanılan eşleşmiş bir yapıdır. Bu cümlede farklı tıbbi durumları, yetersiz beslenme ve HIV'den diyabet ve gebeliğe kadar tek bir aralık içinde toplar. İki uç noktanın kelimesi kelimesine en küçük ve en büyük değerler olması gerekmez. Yapı, öğelerin kapsamının geniş olduğunu gösterir; to ise hareket yönünü değil, bitiş noktasını belirtir.
Alıştırma
Aralık bildiren eşleşmiş yapıyı tamamlayın: The library offers books ranging ____ picture books ____ advanced textbooks.
Cevabı göster
from · to
the immune response may not be strong enough to destroy the intruder. Dilbilgisi
1:21bağışıklık tepkisi istilacıyı yok edecek kadar güçlü olmayabilir.
may not be strong enough to + fiil
May not bir olasılık belirtir; kesinlik ya da yasak anlamına gelmez. Strong enough to destroy, “yok etmek için gereken güce sahip olmak” demektir. Bir bütün olarak may not be strong enough to destroy, gereken gücün eksik olabileceğini ve bu nedenle eylemin mümkün olmayabileceğini anlatır. Yeniden kullanılabilen kalıp may not be + sıfat + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Bir niteliğin derecesinin yetersiz olma ihtimaliyle o dereceyi gerektiren eylemi birbirine bağlar.
Alıştırma
Hedef yapıyı tek kelimeyle tamamlayın: The evidence may not be strong ____ to support the claim.
Cevabı göster
enough
Mycobacterium tuberculosis will reproduce inside those macrophages Kelime
1:26Mycobacterium tuberculosis bu makrofajların içinde çoğalacak
If so: önceki durumun tamamına gönderme
If so içindeki so, derece bildirmek yerine az önce belirtilen durumun tamamının yerini tutar. Burada bağışıklık tepkisinin yeterince güçlü olmama ihtimaline gönderme yapar. If so, önceki düşünceyi “eğer bu doğruysa” anlamındaki kısa bir koşula dönüştürür. Koşulun tamamını tekrarlamayı önler ve onu ardından gelen sonuca açıkça bağlar.
Alıştırma
“Olası durum doğruysa” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The road may be icy. ____, drive slowly.
Cevabı göster
If so
and form colonies in the surrounding lung tissue.
1:32ve çevredeki akciğer dokusunda koloniler oluşturacaktır.
Mikrobiyolojide reproduce ... form colonies
Mikrobiyolojide reproduce, bakterilerin yeni hücreler üretip sayıca artması anlamına gelir. Form colonies ise büyüyen bakterilerin koloni adı verilen yerel gruplar oluşturmasıdır. Bu cümlede iki fiil ifadesi enfeksiyonun aşamalarını anlatır: bakteriler makrofajların içinde çoğalır, ardından yakındaki akciğer dokusunda koloniler oluşturur. Buradaki colonies, insan yerleşimlerini değil mikrobiyal grupları ifade eder.
Alıştırma
Bir mikrobiyoloji raporunda "The bacteria reproduce and form colonies" ne anlama gelir?
- Sayıları artar ve mikrobiyal gruplar hâlinde büyürler.
- Bir insan yerleşimine giderler.
- Hareketsiz kalır ve yok olurlar.
Cevabı göster
Sayıları artar ve mikrobiyal gruplar hâlinde büyürler.
As they infect more cells: paralel değişim için as
Burada as, zaman içinde gelişen bir değişimi başlatır. As they infect more cells ifadesi enfekte olan hücre sayısının arttığını, cümlenin devamının ise bununla birlikte gelişen başka bir süreci anlattığını belirtir. As + yan cümle, ana cümle yapısı genellikle paralel ilerleyen iki gelişmeyi birbirine bağlar. Buradaki as “... sıfatıyla” anlamına gelmez ve as ... as karşılaştırma yapısının parçası değildir. Ayrıca tek başına ilk yan cümleyi doğrudan neden olarak göstermez.
Alıştırma
Hangi cümlede as, iki değişimin birlikte geliştiğini gösterir?
- As a coach, Lena plans every practice.
- The hill is as steep as the old bridge.
- As the road gets steeper, the cyclists slow down.
Cevabı göster
As the road gets steeper, the cyclists slow down.
the bacteria employ cell-degrading enzymes that destroy the infected tissue, Kelime
1:36bakteriler enfekte olmuş dokuyu yok eden hücre yıkıcı enzimler kullanır,
cell-degrading enzymes: kısa çizgili işlev niteleyicisi
Cell-degrading enzymes, hücreleri parçalayan enzimler anlamına gelir. Buradaki degrading, bir maddeyi daha küçük parçalara ayırma yönündeki bilimsel anlamındadır; birini eleştirmek veya aşağılamak anlamına gelmez. Cell-degrading bileşiği isim + -ing kalıbını izler. Cell, enzimlerin parçaladığı nesnedir ve kısa çizgiyle bağlanan bütün yapı, işlevi kısa biçimde belirtmek için enzymes sözcüğünün önüne gelir.
Alıştırma
Cümleyi proteinleri parçalayabilen anlamındaki, kısa çizgili bir isim + -ing bileşiğiyle tamamlayın: Scientists are testing ____ enzymes.
Cevabı göster
protein-degrading
triggering chest pain and causing patients to cough up blood. Notlar
1:42göğüs ağrısını tetikler ve hastaların kan tükürmesine neden olur.
triggering ... and causing ...: paralel -ing sonuç ifadeleri
Triggering ve causing, önceki yan cümleye bağlanan paralel şimdiki zaman ortaçlarıdır. Birlikte göğüs ağrısını ve kan öksürmeyi doku tahribatının sonuçları olarak sunarlar; yeni ana fiiller değildirler. Bu iki ifade aynı sonuç zincirinde farklı tümleç kalıplarını da birleştirir: triggering chest pain yapısında trigger + isim öbeği, causing patients to cough up blood yapısında ise cause + kişi + to-mastar bulunur. Bu paralel -ing kalıbı, açıklayıcı neden-sonuç bilgisini kısa tutar.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk yan cümlenin sonuçlarını eklemek için iki paralel -ing ifadesini doğal biçimde kullanır?
- The road flooded, blocked traffic and forcing buses to turn back.
- The road flooded, blocking traffic and forcing buses to turn back.
- The road flooded, to block traffic and forced buses to turn back.
Cevabı göster
The road flooded, blocking traffic and forcing buses to turn back.
cough up blood: öksürerek kan çıkarmak
cough up + nesne yapısında, öksürme eylemi nesnenin belirttiği maddeyi akciğerlerden veya solunum yollarından dışarı çıkarır. Burada çıkan madde blood olduğundan cough up blood, “öksürerek kan çıkarmak” anlamına gelir. Up, bir şeyin dışarı çıkarılması sonucunu belirtir; “yukarı doğru öksürmek” anlamına gelmez. Cough tek başına yalnızca öksürme eylemini anlatır ve dışarı bir şey çıktığını belirtmez.
Alıştırma
Belirti açıklamasını “öksürerek dışarı çıkarmak” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The patient began to ____ blood.
Cevabı göster
cough up
The damage to the lungs leads to oxygen deprivation. Kalıp ifadeler
1:46Akciğerlerdeki hasar oksijen yetersizliğine yol açar.
leads to oxygen deprivation: oksijen yoksunluğuna yol açar
A leads to B kalıbı A’yı neden, B’yi ise sonuç olarak sunar. Bu cümlede akciğer hasarı neden, oxygen deprivation ise sonuçtur. Damage tekil olduğu için fiil leads biçimindedir. Oxygen deprivation, vücudun veya bir dokunun yeterli oksijen alamaması anlamına gelir. Deprivation, gerekli bir şeyin yalnızca biraz azalmasını değil, ciddi biçimde yetersiz olmasını ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Poor ventilation can ____ oxygen deprivation.
Cevabı göster
lead to
This begins a flood of hormonal changes, Deyimler
1:50Bu, hormon seviyelerinde bir dizi değişime neden olur,
a flood of hormonal changes: hızla art arda gelen çok sayıda değişim
Burada a flood of, çok sayıda değişimin başlayıp hızla art arda gelişmesini anlatan bir mecazdır. Gerçek sudan ya da selden söz edilmez. Bu imge hem miktarı hem de güçlü hareketi vurgular: hormonal değişimler tek ve bağımsız bir değişim yerine güçlü bir akın hâlinde geliyormuş gibi gösterilir.
Alıştırma
Bu cümlede "a flood of hormonal changes" ne anlama geliyor?
- Küçük bir hormonal değişim yavaşça gerçekleşir.
- Gerçek bir sel hormonları vücutta taşır.
- Çok sayıda hormonal değişim hızla art arda başlar.
Cevabı göster
Çok sayıda hormonal değişim hızla art arda başlar.
including a decrease in appetite and iron production.
1:52iştahın ve demir üretiminin azalması da bunlara dâhildir.
microbes can spread to the skeletal system, Anlatım akışı
1:57mikroplar iskelet sistemine yayılabilir,
causing headaches and even impaired consciousness.
2:07baş ağrısına ve hatta bilinç bozukluğuna neden olabilir.
spread to ... to ... and to: paralel varış noktaları
Spread bir kez söylenir ve tekrarlanan to öbekleri üç paralel varış noktasını verir: iskelet sistemi; böbrekler ve bağırsaklar; beyin. Sonraki öbeklerde başka bir can spread kullanılmaz, çünkü aynı fiil üç varış noktasını da yönetmeye devam eder. Her causing öbeği hemen önündeki varış noktasına aittir ve orada görülebilecek belirtileri açıklar. Cümleyi her virgülde başlayan yeni olaylar olarak değil, üç “varış noktası + sonuç” birimi olarak çözümleyin.
Alıştırma
Hangi açıklama vurgulanan yapıyı doğru biçimde açıklar?
- Spread fiilinin tek bir kullanımı üç paralel varış noktası öbeğini yönetir.
- Her to öbeği, söylenmeyen farklı bir fiille ayrı bir olay başlatır.
- Causing öbekleri spread fiilinin ek varış noktalarıdır.
Cevabı göster
Spread fiilinin tek bir kullanımı üç paralel varış noktası öbeğini yönetir.
These symptoms produce the classic image of TB, Anlatım akışı
2:10Bu semptomlar klasik verem tablosunu oluşturur:
weight loss, a hacking bloody cough, and ashen skin. Kelime
2:14kilo kaybı, kuru ve kanlı bir öksürük ve kül rengi bir cilt.
the classic image of TB: ayrıntılardan önce özet
Burada image, gerçek bir fotoğrafı değil, tanıdık bir zihinsel tasviri ya da genel izlenimi ifade eder. the classic image of TB, insanların tüberkülozla yaygın olarak ilişkilendirdiği tanınabilir özellikler bütününü adlandırır. İfade önce düşünceyi özetler; ardından gelen kilo kaybı, sert ve kanlı bir öksürük ve kül rengi cilt listesi ayrıntıları verir. Özetten ayrıntılara ilerleyen bu yapı, bilimsel bir açıklamayı düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede the classic image of TB ne anlama gelir?
- Bir hastayı gösteren ünlü bir tıbbi çizim
- Tüberküloz bakterilerinin gerçek bir fotoğrafı
- Tüberküloza ilişkin tanıdık ve genel bir izlenim
Cevabı göster
Tüberküloza ilişkin tanıdık ve genel bir izlenim
a hacking bloody cough: iki belirti özelliği
Bu belirti tarifinde hacking, öksürüğün sert ve tekrarlayan nitelikte olduğunu; bloody ise genellikle kişi öksürürken kan çıkardığı için öksürükte kan bulunduğunu anlatır. İki sıfat da cough sözcüğünü niteler; dolayısıyla ifade tek bir öksürüğün iki özelliğini, yani sert ve tekrarlayan yapısını ve kan içermesini açıklar.
Alıştırma
Hangi açıklama a hacking bloody cough ifadesine en uygun düşer?
- Sert, tekrarlayan ve kan çıkaran bir öksürük
- Kan içermeyen tek ve hafif bir öksürük
- Bir hastanedeki bilgisayar güvenliği sorunu
Cevabı göster
Sert, tekrarlayan ve kan çıkaran bir öksürük
This ghostly appearance earned TB the title of the white plague in Victorian-era England. Notlar
2:19Bu hayaletimsi görünüm, vereme Viktorya dönemi İngiltere'sinde "beyaz veba" unvanını kazandırmıştır.
earned TB the title of: bir unvanın nasıl ortaya çıktığını açıklamak
earn + kişi veya şey + the title of + unvan kalıbı, bir özellik, eylem ya da sonucun o kişi veya şeye belirli bir unvan kazandırdığını anlatır. Bu cümlede This ghostly appearance nedendir, TB unvanı alan şeydir ve the white plague unvandır. Buradaki earn, “para kazanmak” değil, “bir nedenle kazanmak veya kendisine verilmek” anlamındadır. Bu kalıp bir ünün, lakabın veya unvanın nasıl ortaya çıktığını açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Bu unvanı almasını sağladı” anlamını veren geçmiş zamanlı earn kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Her daring investigations ____ the city's bravest reporter.
Cevabı göster
earned her the title of
the white plague: veremin tarihî adı
Bu cümlede the white plague, veremin (TB) tarihî bir lakabıdır; farklı bir hastalık değildir. White, ağır veremle ilişkilendirilen solgun ve bitkin görünümü çağrıştırırken plague, hastalığın ne kadar yaygın ve korkutucu göründüğünü yansıtır. Viktorya dönemi bağlamı, bunun modern bir tıp terimi değil, dönemin toplumsal algısıyla şekillenmiş bir ad olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu tarihî cümlede the white plague neyi ifade ediyor?
- solgun cilde yol açan ayrı bir hastalığı
- veremin tarihî bir lakabını
- bir aşının günümüzdeki resmî adını
Cevabı göster
veremin tarihî bir lakabını
tuberculosis was considered a romantic disease Kültür
2:26verem romantik bir hastalık olarak kabul ediliyordu
a romantic disease: kültürel olarak romantikleştirilmiş bir hastalık
Bu cümlede a romantic disease, sanatsal, şiirsel ya da idealize edilmiş bir bakışla görülen hastalık anlamına gelir. Romantic, toplumun tüberküloza yüklediği kültürel imgeyi anlatır; bir aşk ilişkisini veya hastalığın hoş olduğunu anlatmaz. Bu ifade tarihsel bir düşünceyi aktarır: O dönemin kültürü tüberkülozu sanatsal duyarlılık ve şiirsel acıyla ilişkilendiriyordu. İfade bu düşünceyi onaylamaz ve tıbbi bir sınıflandırma değildir.
Alıştırma
Bu cümlede a romantic disease neyi ima ediyor?
- O dönemde insanlar hastalığı sanatsal ve şiirsel ideallerle ilişkilendiriyordu.
- Tıbbi kanıtlar tüberkülozun güzel olduğunu gösteriyor.
- Hastalık romantik ilişkileri daha mutlu hâle getiriyor.
Cevabı göster
O dönemde insanlar hastalığı sanatsal ve şiirsel ideallerle ilişkilendiriyordu.
because it tended to affect poverty-stricken artists and poets, Kalıp ifadeler
2:29çünkü daha zayıf bağışıklık sistemine sahip,
tended to affect: kesin olmayan geçmiş eğilimi
Tended to affect, geçmişte sık sık etkiledi veya etkileme eğilimindeydi anlamına gelir. Bu yapı, tend to fiilinin geçmiş biçiminden sonra affect fiilinin yalın hâlinin gelmesiyle oluşur: tended to affect. Bu ifade genel bir örüntüyü anlatır; her vakada aynı sonucun ortaya çıktığını söylemez. Burada tüberkülozun yoksulluk içindeki sanatçıları ve şairleri sık sık etkilediği söyleniyor, ancak hepsinin etkilendiği iddia edilmiyor.
Alıştırma
Her vakanın aynı sonucu verdiğini iddia etmeden geçmişteki yaygın bir örüntüyü anlatan cümle hangisidir?
- The illness affected all older adults without exception.
- The illness was designed to affect older adults.
- The illness tended to affect older adults.
Cevabı göster
The illness tended to affect older adults.
TB's outward symptoms even helped fuel the popular myth of vampirism. Deyimler
2:36Veremin dışa vuran semptomları popüler vampir efsanesinin körüklenmesine bile yardımcı oldu.
helped fuel the popular myth of vampirism: yaygın vampirlik efsanesini körüklemeye yardımcı oldu
Burada fuel, bir şeyi güçlendirmek, daha fazla yaymak veya sürdürmek anlamına gelen mecazi bir fiildir. Tüberkülozun görünür belirtileri, vampirliğe ilişkin yaygın inanışı daha inandırıcı gösteren veya daha kolay yayılmasını sağlayan malzemeler sunmuştur. Helped fuel, bu belirtileri katkıda bulunan bir etken olarak gösterir; bunların mutlaka tek neden olduğunu söylemez. fuel fiilinin nesnesi soyut bir düşünce olan the myth of vampirism ifadesidir; bu, vampirlerle bağlantılı inanışı veya hikâyeler bütününü anlatır.
Alıştırma
Hedef fiil fuel sözcüğünü mecazi anlamıyla kullanın: The misleading headline helped ____ the rumor online.
Cevabı göster
fuel
In spite of, or perhaps because of these less than scientific concerns, Notlar
2:42Bilimsel olmaktan uzak bu endişelere rağmen ya da belki de bu endişeler sayesinde,
In spite of, or perhaps because of: karşıtlık ve neden olasılığını birlikte açık bırakmak
In spite of bir ödün ilişkisi kurar: Normalde X’in sonucu engellemesi veya zayıflatması beklenebilir. Ardından gelen or perhaps because of bu ilişkiyi tersine çevirerek X’in aslında sonuca neden olmuş ya da onu teşvik etmiş olabileceğini öne sürer. In spite of, or perhaps because of, X, Y kalıbı, Y’den önce birbirine zıt iki açıklama sunar. Bu cümlede these less than scientific concerns her iki edatı da tamamlar ve hem in spite of these concerns hem de because of these concerns olarak anlaşılır. Perhaps ikinci açıklamayı kesin olmayan bir olasılık olarak tutar; böylece konuşan kişi hangi açıklamanın doğru olduğunu bildiğini iddia etmez.
Alıştırma
İki açıklamayı da açık bırakan hedef kalıbı tamamlayın: ____, or perhaps ____, the criticism, the campaign gained attention.
Cevabı göster
In spite of · because of
less than scientific: yumuşatılmış olumsuz bir değerlendirme
less than + sıfat, bir şeyin sıfatın belirttiği standarda tam olarak ulaşmadığını anlatır. Bu cümlede less than scientific, kaygıların yeterince bilimsel düşünceye veya kanıta dayanmadığını söyler; “bilim” miktarını karşılaştırmaz. Bu kalıp ifadeyi yumuşatır, ancak eleştiri yine de açıktır. Kaygılara doğrudan unscientific demekten daha ölçülü ve dolaylıdır.
Alıştırma
Bu cümlede less than scientific ne anlama geliyor?
- Daha az miktarda bilimsel bilgi
- Güçlü bilimsel kanıtlarla desteklenen
- Bilimsel düşünceyle tamamen desteklenmeyen
Cevabı göster
Bilimsel düşünceyle tamamen desteklenmeyen
this period also marked the first strides toward curing TB. Kalıp ifadeler
2:47bu dönem aynı zamanda veremi tedavi etme yolunda atılan ilk adımlara da işaret ediyordu.
marked the first strides toward: erken ilerlemeyi anlatmak
Burada marked, bir şeyin üzerine fiziksel olarak işaret koymak değil, “önemli bir aşamayı gösterdi” veya “temsil etti” anlamındadır. The first strides toward curing TB, erken bilimsel ilerlemeyi tedaviye giden uzun yolun ilk adımları olarak sunar; toward ifadesinden sonra -ing biçimindeki curing gelir. Bu ifade anlamlı ilerlemenin başlangıcını gösterir; o sırada tedavinin zaten başarıldığını söylemez. Uzun vadeli bir hedefin nasıl ulaşılabilir hâle gelmeye başladığını anlatan tarihsel veya açıklayıcı metinlerde kullanılır.
Alıştırma
Hedefin tamamlandığını söylemeden erken bir aşamayı anlatmak için marked the first strides toward ifadesini doğal biçimde kullanan cümleyi seçin.
- The pilot program marked the completion of safer city transport.
- The pilot program marked the first strides toward safer city transport.
- The pilot program marked that safer city transport had already been achieved.
Cevabı göster
The pilot program marked the first strides toward safer city transport.
the German physician Robert Koch identified the disease's bacterial origin. Kelime
2:53Alman hekim Robert Koch hastalığın bakteriyel kökenini tespit etti.
identified the disease's bacterial origin: hastalığın bakteriyel kökenini belirledi
Burada identified, yalnızca “görünce tanıdı” değil, “bilimsel araştırmayla belirledi veya ortaya koydu” anlamındadır. Bakteriyel nedeni bir araştırma bulgusu olarak sunar. The disease's bacterial origin, bakterilerin hastalığın kaynağı veya nedeni olduğu anlamına gelir. Bu tıbbi bağlamda origin, hastalığın ilk görüldüğü coğrafi yeri değil, nedensel kökeni belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After months of laboratory work, researchers ____ the infection's bacterial origin.
Cevabı göster
identified
enabling physicians to diagnose and track its progression through the body. Kalıp ifadeler
3:04ve hekimlerin hastalığı teşhis etmesini ve vücuttaki ilerleyişini takip etmesini sağladı.
diagnose and track its progression: teşhis etmek ve ilerleyişini takip etmek
Diagnose ve track, to sözcüğünden sonra gelen paralel fiillerdir. Diagnose, hangi hastalığın veya rahatsızlığın bulunduğunu belirlemek; track its progression ise zaman içinde nasıl değiştiğini veya ilerlediğini izlemek demektir. Its hastalığa gönderme yapar. Tıbbi İngilizcede progression bir rahatsızlığın seyri veya gelişimidir; through the body ifadesi vücuttaki yayılmayı da kapsayabilir. Buradaki track, fiziksel izleri takip etmek değil, sürekli gözlem yapmaktır.
Alıştırma
Cümleyi iki hedef tıbbi fiille tamamlayın: The new imaging tool helps doctors ____ the disease early and ____ its progression during treatment.
Cevabı göster
diagnose · track
These techniques allowed researchers to develop reliable and effective vaccines,
3:09Bu teknikler araştırmacıların güvenilir ve etkili aşılar geliştirmesine olanak tanıdı;
when scientists developed the BCG vaccine to battle TB. Kültür
3:18bilim insanları veremle savaşmak için BCG aşısını geliştirdiğinde.
first ... and again ... when ...: aşı geliştirmedeki iki dönüm noktasını sıralamak
first zaman dizisindeki ilk unsuru, yani çiçek hastalığına karşı bir aşı geliştirilmesini tanıtır. and again aynı aşının ikinci kez üretildiğini değil, daha sonra aynı türden bir ilerlemenin yeniden gerçekleştiğini belirtir. when ise 1921 zamanını o sırada gerçekleşen olayla, yani bilim insanlarının BCG aşısını geliştirmesiyle ilişkilendirir. Bu yapı, birbiriyle ilişkili iki dönüm noktasını kısa bir tarih anlatımında sunar: önce bir gelişme, sonra benzer bir gelişme gelir; when de ikinci dönüm noktasının içeriğini ekler.
Alıştırma
Bu cümlede first ... and again ... when ... ifadesinin temel görevi nedir?
- Zamansal ilişkisi olmayan üç olguyu sıralar.
- Aynı aşının kısa aralıklarla iki kez üretildiğini gösterir.
- Aşı geliştirmeyle ilgili iki bağlantılı zaman noktasını belirtir ve when ikinci noktada gerçekleşen olayı ekler.
Cevabı göster
Aşı geliştirmeyle ilgili iki bağlantılı zaman noktasını belirtir ve when ikinci noktada gerçekleşen olayı ekler.
the BCG vaccine: bir aşı adı, hastalık adı değil
the BCG vaccine ifadesinde BCG bir aşının adıdır. Tüberkülozun adı değildir; TB, bu aşının önlemeye veya mücadele etmeye yardımcı olduğu hastalıktır. Buradaki the, aşıyı cümlede belirli ve bilinen bir nesne olarak gösterir. Tıp tarihini okurken önce bu adın bir aşıya ait olduğunu belirle, ardından amaç bildiren ifadeyi aşının hedeflediği hastalıkla ilişkilendir.
Alıştırma
Bu cümlede the BCG vaccine adı neyi ifade ediyor?
- Tüberkülozu önlemeye yardımcı olan bir aşının adı
- Tüberkülozu teşhis etmek için kullanılan bir test
- Tüberküloz hastalığının başka bir adı
Cevabı göster
Tüberkülozu önlemeye yardımcı olan bir aşının adı
These developments laid the groundwork for the modern field of antibiotics, Deyimler
3:23Bu gelişmeler modern antibiyotik alanının temelini attı,
laid the groundwork for: sonraki gelişmelerin temelini attı
laid the groundwork for, “daha sonraki bir gelişmeyi mümkün kılan temel koşulları oluşturdu” anlamına gelir. Groundwork burada mecazidir; gerçek bir zemin çalışmasını değil, önceden edinilmiş bilgi, yöntem veya hazırlığı ifade eder. Cümlede laid, lay fiilinin geçmiş zaman biçimidir; for ise bu temelden yararlanan sonraki alanı tanıtır. İfade, sonraki ilerlemeyi mümkün kılan bir adımı belirtir; sonraki sonucun o sırada tamamlanmış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “temelini attı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The pilot program ____ a nationwide reform.
Cevabı göster
laid the groundwork for
currently home to our most effective TB treatments. Deyimler
3:27ve şu anda en etkili verem tedavilerimize ev sahipliği yapıyor.
home to: barındırmak, içermek veya bulunduğu yer olmak
home to, “birini veya bir şeyi içermek, barındırmak ya da bulunduğu yer olmak” anlamına gelir. Home burada mecazidir; öznenin bir kişinin yaşadığı ev olması gerekmez. Tam kalıp be home to + isim öbeği şeklindedir. Bu altyazı parçasında currently home to, modern antibiyotik alanını tanımlar ve bu alanın en etkili verem tedavilerini içerdiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi home to ile tamamlayın: The marine reserve is ____ hundreds of coral species.
Cevabı göster
home to
But antibiotics fail to address a major diagnostic complication. Kalıp ifadeler
3:31Ancak antibiyotikler önemli bir teşhis komplikasyonunu çözmede yetersiz kalıyor.
fail to address: bir sorunun ele alınmadığını belirtmek
Fail to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı başaramamak anlamına gelir. Bu cümlede fail to address, antibiyotiklerin tanıyla ilgili güçlüğü ele almadığını belirtir. Buradaki address, bir soruna dikkat vermek ve onunla ilgili adım atmak anlamındaki resmî bir fiildir. Sorunun tamamen çözüldüğünü garanti etmez; ifade, antibiyotiklerin yapabileceklerinin bir sınırını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The proposed changes help a little, but they ____ the main safety concern.
Cevabı göster
fail to address
About 90% of people infected with TB don't show any symptoms. Dilbilgisi
3:36Veremle enfekte olan insanların yaklaşık %90'ı hiçbir belirti göstermez.
people infected with TB: kısaltılmış bir ilgi cümleciği
People infected with TB ifadesinde geçmiş zaman ortacı olan infected with TB, people sözcüğünden sonra gelir ve hangi kişilerden söz edildiğini belirtir. Bu, people who are infected with TB ile aynı anlama gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Infected, cümlenin ana fiili değildir; ana fiil grubu don't show ifadesidir. Bu kısa yapı tıp, haber ve resmî yazı dilinde yaygındır.
Alıştırma
İlgi cümleciğini geçmiş zaman ortacıyla kısaltın: People who are infected with the virus may not show symptoms immediately. Tamamlayın: People ____ may not show symptoms immediately.
Cevabı göster
infected with the virus
only activating when someone's immune system is too weak to mount a defense. Dilbilgisi
3:46sadece birinin bağışıklık sistemi savunma yapamayacak kadar zayıf olduğunda aktif hale gelir.
latent infections ... dormant: latent enfeksiyon ve uykuda olma durumu
Bu cümlede latent infections, zaten var olan ancak şu anda aktif olmayan veya belirgin belirtilere yol açmayan enfeksiyonları anlatır. Latent, hafif demek değildir; enfeksiyonun bu aşamada gizli ya da aktif olmadığını belirtir. Dormant, verem bakterisinin geçici olarak aktif olmadığını anlatır. Bakteri yok olmamış veya vücuttan temizlenmemiştir; koşullar değiştiğinde yeniden aktifleşebilir.
Alıştırma
Bakterilerin dormant olduğu bir latent infection durumunu en doğru açıklayan ifade hangisidir?
- Enfeksiyon hafiftir, bu yüzden hiçbir zaman ciddi hâle gelemez.
- Bakteriler vücuttan tamamen temizlenmiştir.
- Enfeksiyon vardır, ancak bakteriler şu anda aktif değildir.
Cevabı göster
Enfeksiyon vardır, ancak bakteriler şu anda aktif değildir.
too weak to mount a defense: savunma oluşturamayacak kadar zayıf
too + sıfat + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir özelliğin derecesi aşırı olduğu için eylemin gerçekleşemediğini anlatır. Burada too weak to mount a defense, bağışıklık sisteminin vücudu savunamayacak kadar zayıf olduğu anlamına gelir. mount a defense ifadesinde mount, bir şeyin üzerine çıkmak değil, organize edip uygulamak anlamındadır. A defense, bir tehdide karşı düzenli bir karşılık olduğundan bu ifade hukuk, askerlik ve diğer resmî bağlamlarda da kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi too weak to ve mount a defense kullanarak tamamlayın: After hours of fighting, the unit was ____ a defense against another attack.
Cevabı göster
too weak to mount
This makes TB much harder to diagnose, Dilbilgisi
3:52Bu durum veremin teşhis edilmesini çok daha zorlaştırır
makes TB much harder to diagnose: make + nesne + sıfat + to-infinitive
make + nesne + sıfat + to-infinitive kalıbı, bir şeyin nesne üzerinde bir eylemi gerçekleştirmeyi ne kadar kolay veya zor hâle getirdiğini anlatır. Burada TB, insanların teşhis ettiği şeydir. Bu nedenle makes TB much harder to diagnose, söz konusu durumun tüberkülozu teşhis etme zorluğunu büyük ölçüde artırdığı anlamına gelir. Much, harder karşılaştırma biçimini güçlendirir. Yalnızca teşhisin zor olduğunu değil, zorluğun önemli ölçüde arttığını belirtir.
Alıştırma
Aynı make + nesne + zorluk bildiren sıfat + to-infinitive kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Clear labels make the controls much easier understanding.
- Clear labels make the controls much easier to understand.
- Clear labels make much easier to understand the controls.
Cevabı göster
Clear labels make the controls much easier to understand.
traditional treatments can take up to nine months, Kalıp ifadeler
3:57geleneksel tedaviler dokuz aya kadar sürebilir,
even when properly identified: bir koşulu kabul ederek sorunun sürdüğünü belirtmek
Even when bir ödünleme ilişkisi kurar. Önce sorunu çözmesi veya azaltması beklenebilecek bir koşulu kabul eder, ardından ana cümledeki sorunun hâlâ devam ettiğini gösterir. Burada tüberkülozun doğru şekilde tespit edilmesi, geleneksel tedavinin uzun sürmesini engellemez. Bağlamda properly identified, when TB is properly identified anlamında anlaşılır. Bu kısa edilgen ifade, başarılı tespit ile sonrasında devam eden zorluk arasındaki karşıtlığa odaklanır.
Alıştırma
"Even when carefully checked, the report may still contain errors," cümlesinde even when nasıl bir ilişki ifade eder?
- Rapor yalnızca hatalar bulunduktan sonra kontrol edilir.
- Dikkatli kontrole rağmen hatalar kalabilir.
- Dikkatli kontrol hiç hata olmadığını garanti eder.
Cevabı göster
Dikkatli kontrole rağmen hatalar kalabilir.
take up to nine months: en uzun süreyi belirtmek
take up to nine months ifadesinde take “bu kadar zaman gerektirmek”, up to ise dokuz ayın olası en uzun süre olduğunu belirtir. Gerçek tedavi süresi daha kısa olabilir; ifade her tedavinin tam dokuz ay sürdüğü anlamına gelmez. Aynı yapı başka süre ve miktarlar için de üst sınır belirtebilir.
Alıştırma
"The repair can take up to three days" ne anlama gelir?
- Onarım üç gün sonra başlayacaktır.
- Onarım üç güne kadar sürebilir.
- Onarım her zaman tam üç gün sürer.
Cevabı göster
Onarım üç güne kadar sürebilir.
requiring multiple drugs and a high potential for side effects. Kalıp ifadeler
4:00birden fazla ilaç gerektirir ve yan etki potansiyeli yüksektir.
a high potential for side effects: risk ifade etmek
Burada potential, bir şeyin gerçekleşme olasılığı demektir. a high potential for + isim kalıbı, gerçekleşme ihtimali yüksek görülen bir sonucu belirtir; side effects ile kullanıldığında olumlu bir yetenek veya beceri değil, yüksek yan etki riski anlatır. Bu ifade kesinliği değil, olasılığı anlatır. Yan etkilerin zaten ortaya çıktığını ya da her hastada görüleceğini söylemez.
Alıştırma
"This treatment has a high potential for side effects," cümlesinde potential ne anlama gelir?
- Yan etkilerin ortaya çıkma olasılığının yüksek olması
- Yan etkilerin zaten ortaya çıktığının kanıtı
- Bir hastanın kişisel yeteneği
Cevabı göster
Yan etkilerin ortaya çıkma olasılığının yüksek olması
This discourages people from finishing the full course, Kalıp ifadeler
4:04Bu, insanları tüm tedavi sürecini tamamlamaktan caydırır,
and partial treatment enables bacteria to develop resistance to these drugs. Kalıp ifadeler
4:08ve kısmi tedavi, bakterilerin bu ilaçlara karşı direnç geliştirmesini sağlar.
discourage people from finishing the full course: insanları tedavinin tamamını bitirmekten vazgeçirmek
Discourage someone from doing something, bir kişinin bir şeyi yapma isteğini veya o şeyi yapma olasılığını azaltmak demektir. Yapı discourage + kişi + from + fiilin -ing biçimi şeklindedir. Buradaki This, tedavinin getirdiği yükleri ifade eder ve bu yüklerin insanların tedaviyi bitirme isteğini azalttığını anlatır; tedaviyi bitirmelerinin resmen yasaklandığı anlamına gelmez. Tıbbi bağlamda the full course, öngörülen süre ve dozlar dâhil olmak üzere reçete edilen tedavinin tamamıdır. Course burada ders veya kurs anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi apply fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The high application fee may discourage low-income families ____ for assistance.
Cevabı göster
from applying
develop resistance to a drug: bir ilaca karşı direnç geliştirmek
Develop resistance to something, bir şeyden zamanla daha az etkilenir hâle gelmek demektir. Bu tıbbi cümlede bakteriler ilaçlara rağmen hayatta kalabilir hâle gelir; böylece ilaçlar onları eskisi kadar etkili biçimde öldüremez veya çoğalmalarını durduramaz. Buradaki resistance, bilinçli bir reddetme değil, biyolojik bir özelliktir. Yapı develop resistance to + ilaç veya tedavi şeklindedir. Develop zaman içindeki değişimi vurgular; to ise etkisi azalan ilacı veya tedaviyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan tıbbi eşdizimle tamamlayın: Overuse can cause bacteria to ____ common antibiotics.
Cevabı göster
develop resistance to
prevalent in 30 countries: 30 ülkede yaygın
Prevalent in 30 countries, hastalığın bu ülkelerde hâlâ geniş ölçüde görüldüğünü veya yaygın olduğunu belirtir. Prevalent bir hastalığın, sorunun ya da başka bir olgunun yaygın varlığını anlatır; insanların bundan hoşlandığı anlamına gelmez. Prevalent in + yer veya grup kalıbı, bir şeyin nerede yaygın olduğunu belirtmek için kullanılır. Özellikle halk sağlığı, araştırma, haber ve diğer resmî bağlamlarda doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi en iyi tamamlayan kelimeyi seçin: This disease is still ___ in tropical regions.
- prevalent
- popular
- pleasant
Cevabı göster
prevalent
most of which face other health crises that exacerbate TB and trigger latent cases. Notlar
4:17ve bunların çoğu, veremi daha da kötüleştiren ve gizli vakaları tetikleyen diğer sağlık krizleriyle karşı karşıyadır.
most of which: çoğunun ... olduğu yapı
Bu bölümde most of which, daha önce geçen çoğul isim öbeği 30 countries ifadesine gönderme yapar. Bu ifade bu ülkelerin çoğu anlamına gelir; cümle countries kelimesini tekrarlamadan ülkelerin çoğu hakkında bilgi ekler. Virgülden sonra gelen most of which, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Which ilgi zamiridir ve face bu cümleciğin fiilidir. Buradaki which soru sözcüğü değildir. Bu yapı, çoğul bir şeyler veya yerler grubuna ek bilgi vermek için kullanılır.
Alıştırma
Çoğul bir isimden sonra ilgi cümleciği eklemek için most of which ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.
- The museum has ten galleries, most of which are open on Sundays.
- The museum has ten galleries, most which are open on Sundays.
- The museum has ten galleries, most of them are open on Sundays.
Cevabı göster
The museum has ten galleries, most of which are open on Sundays.
exacerbate TB and trigger latent cases: veremi ağırlaştırmak ve gizli vakaları etkinleştirmek
İki fiil zararın farklı aşamalarını anlatır. Exacerbate TB, zaten var olan bir verem sorununu daha ağır hâle getirmek demektir. Exacerbate genellikle önceden var olan bir sorunu, durumu ya da çatışmayı nesne alır. Bu cümlede trigger latent cases, gizli verem enfeksiyonlarının aktif hastalığa ilerlemesine ve aktif vakaların ortaya çıkmasına yol açmak demektir. Burada trigger, silahın tetiğini gerçek anlamda çekmek değil, “bir sonucu başlatmak” anlamındadır.
Alıştırma
Mevcut belirtilerin daha ağır hâle geldiğini en iyi hangi fiil anlatır? During a flare-up, air pollution can ___ existing asthma symptoms.
- trigger
- exacerbate
- prevent
Cevabı göster
exacerbate
Durumun ağırlaştığını gösteren Worse still geçişi
Worse still, cümlenin başında kullanılan ve durumun ağırlaştığını gösteren bir geçiş ifadesidir: Sıradaki gerçek, az önce belirtilenden daha ciddi veya daha zararlıdır. Hem bilgiyi düzenler hem de konuşanın olumsuz değerlendirmesini gösterir. Bu kalıplaşmış ifadede still, worse sözcüğündeki karşılaştırmayı güçlendirir. Buradaki temel anlamı “şimdiye kadar devam etmek” değildir.
Alıştırma
Hangi seçenekte Worse still açıkça daha ciddi olan ikinci bir sorunu doğru biçimde tanıtıyor?
- The room was small. Worse still, the walls were blue.
- The room was small. Worse still, it had two large windows.
- The room was small. Worse still, it had no emergency exit.
Cevabı göster
The room was small. Worse still, it had no emergency exit.
and the stigma towards TB can discourage people from getting the help they need. Kelime
4:28ve vereme yönelik damgalama, insanları ihtiyaç duydukları yardımı almaktan caydırabilir.
accessing treatment ... getting the help they need: tedaviye ve ihtiyaç duyulan yardıma erişmek
Burada accessing treatment, tıbbi bakımı gerçekten elde edebilmek ve kullanabilmek anlamına gelir. Access bir yere girmek veya orayı ziyaret etmek değildir; hizmetin bulunması, maliyet ve mesafe gibi uygulamadaki engelleri de kapsar. Getting the help they need, gerekli bakım veya desteği elde etmeyi anlatan daha geniş ve günlük bir ifadedir. İki ifade de gerçek erişime odaklanır: Bir hizmet var olsa bile insanlar onu kullanamayabilir veya kullanmak istemeyebilir.
Alıştırma
Bir raporda kliniklerin mevcut olduğu, ancak birçok kişinin hâlâ tedaviyi karşılayamadığı veya tedavi yerine ulaşamadığı anlatılmalıdır. Bu düşünceyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- Many residents still cannot access treatment.
- Many residents still do not receive treatment.
- Many residents still do not seek treatment.
Cevabı göster
Many residents still cannot access treatment.
the stigma towards TB: bir belirti değil, vereme yönelik toplumsal damgalama
Bu cümlede the stigma towards TB, veremle ve verem hastalarıyla ilişkilendirilen utancı, olumsuz etiketleri ve toplumsal yargıyı ifade eder. Bu, hastalığın fiziksel bir belirtisi değil, toplumsal bir tepkidir. Bu tür damgalama insanların suçlanmaktan, reddedilmekten veya durumlarının açığa çıkmasından korkmasına yol açabilir. Bu nedenle test, tedavi veya yardım istemeyi erteleyebilirler. Stigma, toplumsal tutumların sağlık davranışlarını nasıl etkilediği tartışılırken bu anlamda sık kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle ayrımcılığı veya fiziksel bir belirtiyi değil, damgalamayı anlatır?
- Bu durum sürekli öksürüğe neden olur.
- Bir klinik bu duruma sahip kişileri tedavi etmeyi reddeder.
- Bu duruma sahip kişiler zayıf ve utanç verici olarak görülür.
Cevabı göster
Bu duruma sahip kişiler zayıf ve utanç verici olarak görülür.
Health experts agree we need to develop better diagnostics, Anlatım akışı
4:33Sağlık uzmanları daha iyi teşhis yöntemleri geliştirmemiz gerektiği konusunda hemfikir,
Paralel liste: better diagnostics ... faster-acting antibiotics ... more effective vaccines
Vurgulanan üç isim öbeği, develop fiilinden sonra tek bir paralel liste oluşturur. Her öğede karşılaştırma bildiren bir niteleyici ve bir isim bulunur: better diagnostics, faster-acting antibiotics ve more effective vaccines. Aynı dil bilgisel biçimin korunması, üç fikrin tek bir eylem planının eşit düzeydeki parçaları olduğunu gösterir. Öğeler tanı, tedavi hızı ve önleme alanlarını ele alır. Burada diagnostics, tanı testleri, yöntemleri veya araçları anlamına gelir; bunları kullanan sağlık çalışanlarını ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümle üç iyileştirme önceliğini isim öbeklerinden oluşan açık bir paralel listeyle sunar?
- The library needs clearer signs, longer opening hours, and more study spaces.
- The library needs clearer signs, to stay open longer, and students need more study spaces.
- First the library changed its signs, then it opened, and students studied.
Cevabı göster
The library needs clearer signs, longer opening hours, and more study spaces.
Researchers have already developed a urine test that yields results in 12 hours, Kalıp ifadeler
4:41Araştırmacılar çoktan 12 saat içinde sonuç veren bir idrar testi geliştirdiler,
yields results in 12 hours: 12 saat içinde sonuç vermek
Yields results ifadesinde yield, üretmek veya sağlamak anlamına gelen bir fiildir. Özne a urine test olduğu için ilgi cümleciği testin ne üretebildiğini açıklar. In 12 hours, testin başlamasından sonuçların alınmasına kadar gereken süreyi belirtir. Sonuçlanma süresini anlatır; sonuçların 12 saat boyunca geçerli kaldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi yield results ve belirtilen sonuçlanma süresiyle tamamlayın: The lab test ____. (Süre: 30 dakika.)
Cevabı göster
yields results in 30 minutes
as well as a new oral treatment that could cut treatment time by 75%. Notlar
4:46ayrıca tedavi süresini %75 oranında azaltabilecek yeni bir oral tedavi de geliştirdiler.
Paralel bilgi eklemek için as well as
Bu cümlede as well as, “ve ayrıca” anlamına gelir. Daha önce belirtilen bir unsurun yanına, başka bir gelişme olarak yeni bir ağızdan tedaviyi ekler. A as well as B yapısında B, A’ya eklenir. Burada ekleme işlevi vardır; as + sıfat/zarf + as karşılaştırma yapısı değildir.
Alıştırma
Örnek cümlede as well as ne işlev görür?
- İki gelişme arasında karşıtlık kurar.
- İki tedavinin eşit derecede iyi sonuç verdiğini söyler.
- Başka bir gelişme ekler.
Cevabı göster
Başka bir gelişme ekler.
oral treatment: ağızdan alınan tedavi
Tıp dilinde oral treatment, genellikle ilaç şeklinde ağızdan alınan tedavi anlamına gelir. Oral, tedavinin hangi yolla uygulandığını açıklar. Konuşularak yapılan bir tedavi anlamına gelmez ve mutlaka ağızla ilgili bir hastalığın tedavisi olduğunu da göstermez.
Alıştırma
Bir ilacın nasıl verildiğini anlatan tıbbi bir raporda oral treatment ne anlama gelir?
- Yalnızca konuşarak açıklanan bir tedavi
- Ağızdan alınan bir tedavi
- Konuşma sorunlarına yönelik herhangi bir tedavi
Cevabı göster
Ağızdan alınan bir tedavi
cut treatment time by 75%: azalma miktarını belirtme
Burada cut, “azaltmak” veya “kısaltmak” anlamına gelir; treatment time ise tedavinin aldığı süreyi ifade eder. Bu ifade, yeni ağızdan tedavi yönteminin bu süreyi kısaltabileceğini söylüyor. cut treatment time by 75% ifadesinde by 75%, azalmanın miktarını gösterir. Başlangıçtaki süre 100 günse sonuç 25 gün olur; 75 güne düşeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Azalmanın miktarını gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The update cut waiting time ____ 40 percent.
Cevabı göster
by
we'll finally be able to make TB exclusively a thing of the past. Deyimler
4:55sonunda veremi sadece geçmişte kalan bir şey haline getirebileceğiz.
Hopefully, with advancements like these: ilerlemelerden umutlu bir görünüme geçiş
with advancements like these ifadesi, daha önce sözü edilen yeni testlere ve tedaviye gönderme yapar. Ardından gelen öngörünün dayanağını verir; böylece konuşmacı aniden konu değiştirmek yerine kanıtlardan geleceğe ilişkin bir görünüme geçer. Hopefully, bu görünümün bir garanti değil, umut olduğunu belirtir. Girişin bütünü, bu tür ilerlemeler sayesinde konuşmacının sonraki sonucun mümkün hâle gelmesini umduğunu anlatır.
Alıştırma
Bir konuşmacı umut vadeden iki teknolojiyi anlattıktan sonra iyimser ancak belirsiz bir görünüm sunmak istiyor. En uygun geçiş cümlesi hangisidir?
- These advances guarantee that the problem has already disappeared.
- Hopefully, with advances like these, the problem will become easier to solve.
- The problem disappeared before these advances were made.
Cevabı göster
Hopefully, with advances like these, the problem will become easier to solve.
make ... a thing of the past: bir şeyi geçmişte bırakmak
a thing of the past ifadesindeki thing, fiziksel bir nesne anlamına gelmez. Bu deyim artık var olmayan, kullanılmayan veya güncel bir sorun oluşturmayan bir şeyi anlatır. Burada make TB exclusively a thing of the past, veremi tamamen ortadan kaldırıp yalnızca tarihte kalan bir hastalık hâline getirmek demektir. Kullanılabilir kalıp make + nesne + a thing of the past şeklindedir. Nesne, günümüz yaşamından kaybolacak şeyi belirtir. Exclusively, yalnızca geçmişe ait olma fikrini güçlendirirken we'll finally be able to bunu gelecekte gerçekleşmesi umulan bir sonuç olarak sunar.
Alıştırma
Yeni bir sistemin sıra bekleme sorununu kalıcı olarak ortadan kaldırabileceğini anlatmak için deyimi tamamlayın: Online check-in could make long lines ____.
Cevabı göster
a thing of the past
and how do they help eradicate diseases?
5:02ve hastalıkları ortadan kaldırmaya nasıl yardımcı olurlar?
How do vaccines work ... how do they help eradicate diseases?: paralel sorularla sonraki içeriği tanıtmak
Birbirine paralel iki How do ...? sorusu, sonraki konuyu açık bir sıraya göre düzenler. İlk soru aşıların çalışma mekanizmasını, ikinci soru ise etkilerini sorar. Böylece dinleyici, bir şeyin nasıl çalıştığından neden önemli olduğuna doğru ilerler. Bir videonun sonunda bu tür sorular hemen yanıt istemek yerine başka bir dersi tanıtabilir. they zamiri vaccines sözcüğüne gönderme yapar. Eradicate, bir hastalığı tamamen ortadan kaldırmak anlamına gelir; bu nedenle tek tek vakaları tedavi etmekten daha kapsamlı bir sonucu ifade eder.
Alıştırma
Su filtrelerini tanıttıktan sonra, mekanizmadan yarara ilerleyen bir dersi en iyi hangi soru çifti tanıtır?
- How do water filters work, and who first sold them in this store?
- Are water filters useful, and is the lesson over?
- How do water filters work, and how do they help make drinking water safer?
Cevabı göster
How do water filters work, and how do they help make drinking water safer?
Check out this lesson to learn about the science behind vaccines, Öbek fiiller
5:05Aşıların ardındaki bilimi öğrenmek için bu derse göz atın,
Check out this lesson ile samimi bir öneride bulunma
Bu cümlede check out this lesson, “bu derse bir göz atın veya bu dersi izleyin” anlamına gelir. Konuşmacı, izleyicileri yararlı bulabilecekleri başka bir kaynağa yönlendirir. Burada check out bir öbek fiildir. Anlam, check sözcüğünün “incelemek” anlamından değil, ifadenin tamamından gelir; this lesson nesnesi önerilen kaynağı belirtir.
Alıştırma
Örnekteki “bir göz atmak” anlamına gelen ifadeyle öneriyi tamamlayın: ____ this lesson for a quick introduction.
Cevabı göster
Check out
or this lesson about how we conquered the deadly smallpox virus. Deyimler
5:09ya da ölümcül çiçek virüsünü nasıl yendiğimizle ilgili bu derse.
conquered the deadly smallpox virus: zafer metaforu
Burada conquered, virüsü bir düşmanmış gibi göstererek hastalık tehdidinin ortadan kaldırılmasını düşmanın yenilmesi şeklinde anlatır. İnsanların, özellikle aşılama ve koordineli halk sağlığı çalışmaları yoluyla, çiçek hastalığının yaygın bir tehlike olmasına başarıyla son verdiği anlamına gelir; toprak ele geçirmekten söz etmez. Bu metafor, başarıya güçlü bir mücadele ve zafer duygusu katar. Çiçek hastalığı dünya çapında ortadan kaldırıldığı için uygun bir örnektir; dolayısıyla ifade, belirleyici bir tarihsel başarıya işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümle, büyük bir sağlık tehdidinin üstesinden gelmeyi zafer olarak anlatan aynı metaforda conquer fiilini kullanır?
- The report listed three symptoms of the disease.
- The technician measured the virus under a microscope.
- Researchers hope to conquer the disease within a generation.
Cevabı göster
Researchers hope to conquer the disease within a generation.