Bu bilmeceyi çözerek ölümü kandırabilir misiniz? - Shravan S K: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: İdam edilmek üzere olan iki ozan, kontrol edebildikleri sihirli zarlarla Ölüm’ü gerçek boyutlu bir Yılanlar ve Merdivenler oyununda yenmek zorundadır. Çözüm, hedeften geriye doğru akıl yürütmek ve kaybolan bir engeli stratejik biçimde kullanmak sayesinde ikisinin de en fazla beşer hamlede kaçmasını sağlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. your hours are numbered. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu dramatik uyarının birinin çok az zamanı kaldığını ya da yenilgiye veya ölüme yaklaştığını anlattığını kavrayın; doğrudan ve gerçek anlamlı bir cümleden neden daha fazla anlatı gerilimi yarattığını fark edin. 2. could you work backwards from those — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: İstenen sonuçtan başlayıp gerekli önceki adımların izini geriye doğru sürmeyi anlatmayı öğrenin; bu yaklaşımı bulmaca çözme, planlama, hata ayıklama ve rota bulma hakkında konuşurken kullanın. 3. If Bill were to take that snake on his route, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: were to yapısının varsayımsal, planlanan veya kesin olmayan bir eylemi sunduğunu tanıyın ve olası bir hamlenin sonucu nasıl etkileyeceğini incelemek için bu kalıbı kullanın.
Bu derste
You and your best friend Bill are the greatest bards in the kingdom, but maybe not the brightest. Notlar
0:07Sen ve en iyi arkadaşın Bill krallıktaki en iyi ozanlarsınız ama belki de en zekileri değilsiniz.
bards: fantastik bir krallığın sanatçıları
Bu cümlede bards, şarkı söyleyen ya da şiir ve hikâyeler anlatan sanatçıları ifade eder. Sözcüğün tarihî ve edebî bir havası vardır; bir krallık veya fantastik dünyada yalnızca şarkı söyleyen herhangi bir kişiyi değil, belirli bir karakter rolünü adlandırır. Burada bards, Orta Çağ tarzı fantastik bir dünya kurulmasına yardımcı olur ve iki arkadaşın müzikli, hikâye anlatan gösterileriyle tanındığını düşündürür.
Alıştırma
Fantastik bir öyküde hangi tanım bard sözcüğüne en iyi uyar?
- Hikâye anlatma rolü olmayan günümüz pop şarkıcısı
- Şarkı, şiir veya hikâyeler paylaşan bir sanatçı
- Kale kapısını koruyan bir asker
Cevabı göster
Şarkı, şiir veya hikâyeler paylaşan bir sanatçı
maybe not the brightest: zekâ hakkında dolaylı bir takılma
Maybe not the brightest, birinin muhtemelen pek zeki olmadığını dolaylı ve takılmalı bir biçimde söylemenin yoludur. Buradaki brightest ışığı değil, zekâyı ifade eder. Maybe yargıyı yumuşatır, not the brightest ise doğrudan kullanılan kaba stupid sözcüğünden kaçınır. Yine de ifade olumsuzdur: but sonrasında arkadaşların ozanlık becerileri, zekâlarıyla ilgili bir şakayla karşılaştırılır.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki takılma ifadesiyle tamamlayın: Leo is brave, but maybe ____.
Cevabı göster
not the brightest
The hit song you performed at last night's fair insulted the king, Kelime
0:13Dün geceki panayırda seslendirdiğiniz hit şarkı krala hakaret etti,
The hit song: hit kelimesinin çok başarılı anlamı
The hit song ifadesinde hit, çok popüler ve başarılı olmuş bir şarkıyı tanımlar. Birinin şarkıya vurduğu anlamına gelmez. hit kelimesinin bu kullanımı song, movie ve show gibi eğlence dünyasına ait kelimelerin önünde sık görülür: a hit movie, popüler ve başarılı bir filmdir.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “çok başarılı bir şarkı” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The band ended the concert with its latest ____.
Cevabı göster
hit song
Your hours are numbered: çok az zaman kaldı
Your hours are numbered, kötü veya kesin bir son gerçekleşmeden önce çok az zaman kaldığını belirten bir deyimdir. Burada saatler gerçekten sayılmıyor. Bu cümlede ciddi bir tehdittir: konuşan kişi, hitap ettiği kişilerin yakında idam edileceğini söylemektedir. Daha genel olarak someone's hours are numbered kalıbı, tehlikenin veya sonun çok yakın olduğunu anlatır.
Alıştırma
Casusların çok az zamanı kaldığını gösterecek şekilde deyimi tamamlayın: The guards found the secret tunnel, so the spies' hours ____.
Cevabı göster
are numbered
you're approached by the princess who happens to be a big fan. Notlar
0:22büyük bir hayranınız olan prenses yanınıza yaklaşıyor.
you're approached by: edilgen odak ve eylemi yapan kişi
You're approached by edilgen bir yapıdır: you, birinin yaklaştığı kişidir; by the princess ise yaklaşma eylemini yapanın prenses olduğunu belirtir. Kalıp be + fiilin üçüncü hâli + by + eylemi yapan kişi şeklindedir; you're içindeki 're, are anlamına gelir. Bu edilgen yapı, anlatıyı cümlenin başında prensesten başlatmak yerine senin başına gelene odaklar.
Alıştırma
Cümleyi approach fiilinin edilgen biçimi ve eylemi yapan kişiyi tanıtan sözcükle tamamlayın: At the gate, you are ____ a security guard who asks for your ticket.
Cevabı göster
approached by
who happens to be: tesadüfi bir bilgi eklemek
who happens to be a big fan ifadesinde who, the princess ifadesine gönderme yapar. Happens to be, büyük bir hayran olmanın tesadüfi veya beklenmedik biçimde ilgili bir bilgi olduğunu belirtir; bir şeyin gerçekleştiği ve ardından onun hayran olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp person + who happens to be + kimlik veya tanım şeklindedir. Çoğul bir kişi ya da grup için who happen to be kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi happen ile kurulan ve ‘tesadüfen ... olmak’ anlamına gelen şimdiki zaman ifadesiyle tamamlayın: Our guide, who ____ a wildlife photographer, showed us the best viewpoint.
Cevabı göster
happens to be
She slips you a pouch containing two magic, six-sided dice Kelime
0:25Size içinde iki adet sihirli altı yüzlü zar bulunan bir kese sıkıştırıyor.
slips you a pouch: bir şeyi gizlice vermek
slips you a pouch ifadesindeki slip, bir şeyi birine hızlı ve fark ettirmeden vermek anlamına gelir; çoğu zaman amaç başkalarının bunu görmemesidir. Burada “ayağı kaymak” anlamında değildir. Kalıp slip + kişi + nesne şeklindedir ve give someone something yapısına benzer. Ancak slip, gizli veya dikkat çekmeyen bir teslim anlamı da katar; bu yüzden gizlice yardım etme durumuna uygundur.
Alıştırma
“Bana gizlice bir not verdi” demek için slip + kişi + nesne kalıbını geçmiş zamanda kullanın: To keep the message private, Leo ____ while no one was looking.
Cevabı göster
slipped me a note
two magic, six-sided dice: die, dice ve six-sided
Two magic, six-sided dice, iki zar bulunduğunu ve her birinin sihirli olup altı yüze sahip olduğunu belirtir. Sayı two olduğu için standart çoğul isim dice kullanılır. Geleneksel ve özenli standart İngilizcede tekil die, çoğul ise dice biçimindedir: one die, two dice. Six-sided, isimden önce kullanılan kısa çizgili birleşik bir sıfattır; isim tekil veya çoğul olsa da değişmez. Bazı modern gündelik konuşmalarda dice tekil olarak da kullanılır.
Alıştırma
Özenli standart İngilizcede “her biri altı yüzlü iki zar” anlamına gelen ifade hangisidir?
- two six-sided dice
- two six-sided die
- two six-side dice
Cevabı göster
two six-sided dice
can land any way you wish: seçilen sonuçla durmak
Burada land, “düşüp belirli bir konumda ya da belirli bir sonuçla durmak” anlamına gelir. Bir zar için kullanıldığında, zar durduktan sonra hangi yüzün yukarı baktığını anlatır; “bir hedefe varmak” anlamına gelmez. any way you wish, “istediğin herhangi bir şekilde veya istediğin herhangi bir sonuçla” demektir. Any way iki kelimelik bir isim öbeğidir: any, way sözcüğünü niteler.
Alıştırma
Bir masa oyununda “This special die can land any way you wish” ne anlama gelir?
- Zar, adını söylediğin herhangi bir yere varır.
- İstemesen bile zarı atmalısın.
- Zarın nasıl duracağını ve hangi sonucu göstereceğini seçebilirsin.
Cevabı göster
Zarın nasıl duracağını ve hangi sonucu göstereceğini seçebilirsin.
You have no idea how this could possibly help, Dilbilgisi
0:32Bunun nasıl bir yardımı olabileceği hakkında hiçbir fikriniz yok,
have no idea how this could possibly help: güçlü kuşku ifade etmek
Have no idea, “hiç bilmemek” anlamına gelir. How ile başlayan yan cümle, hangi açıklamanın eksik olduğunu belirtir: dinleyen kişi bunun nasıl yararlı olabileceğini göremez. Bu bir dolaylı soru olduğu için düz cümle dizilişi kullanılır: how this could possibly help; how could this possibly help değil. Could, yardımı yalnızca bir olasılık olarak sunar; possibly ise konuşanın kuşkusunu güçlendirir. could possibly help birlikte, bunun yardımcı olacağından emin olmayı değil, “bu nasıl olur da yardımcı olabilir?” anlamını verir.
Alıştırma
Güçlü kuşku anlatmak için cümleyi how, it, could, possibly ve help sözcükleriyle tamamla: This tool looks useless. I have no idea ____.
Cevabı göster
how it could possibly help
anyways: anyway sözcüğünün gayriresmî varyantı
Bu cümlede anyways, “buna rağmen” ya da “yine de” anlamına gelir: daha önce söylenen bir şey teşekkürü engelleyebilecek veya caydırabilecek olsa da teşekkür yine edilir. Anyways, anyway sözcüğünün gayriresmî bir varyantıdır. Sondaki -s çoğul anlamı vermez ve temel anlamı değiştirmez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Resmî bir raporda anyways genellikle anyway sözcüğünden daha güvenli bir seçimdir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
As everything goes dark: as ile anlatı geçişi kurmak
“As everything goes dark”, ardından gelecek olayın zamanını belirler: sahne kararırken bir sonraki olay gerçekleşir. Burada as, “çünkü” değil, “-dığında” veya “-iken” anlamındadır. Anlatıcı bu kısa as yan cümlesini başa getirerek görüntünün kararmasını bir geçişe dönüştürür. Yan cümle zaman arka planını verir, ana eylem de hikâyeyi bir sonraki sahneye taşıyabilir.
Alıştırma
Aynı anda gerçekleşen iki olayı as ile bağlayarak cümleyi tamamlayın: ____ the train pulled away, Maya waved from the platform.
Cevabı göster
As
you both suddenly find yourself standing in a deep cavern Kalıp ifadeler
0:38ikiniz de aniden kendinizi derin bir mağarada buluyorsunuz.
find yourself standing: beklenmedik bir durumda olduğunu fark etmek
find + dönüşlülük zamiri + -ing yapısı, birinin zaten bir durumun içinde olduğunu veya bir şeyi yaptığını fark etmesi anlamına gelir. find yourself standing ifadesinde yourself özneye gönderme yapar, standing ise fark edilen durumu anlatır. Bu yapı çoğu zaman durumun beklenmedik veya bilinçli olarak planlanmamış olduğunu düşündürür. Buradaki yourself, “yardım almadan” demek değildir. you both öznesi çoğul olduğu için standart İngilizcede tam cümlede genellikle find yourselves standing kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi find fiilinin geçmiş biçimi ve doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: Yesterday, we ____ standing on an empty stage.
Cevabı göster
found ourselves
before a robed figure: “önünde” anlamındaki before
Burada before konumu anlatır; “önünde” veya “huzurunda” anlamına gelir. Bu ifade, birini cüppe giymiş bir kişiyle yüz yüze bir konuma yerleştirir; daha önceki bir zamandan söz etmez. Figure kişinin kimliğini belirsiz bırakırken robed uzun ve bol bir dış giysi giydiğini belirtir. Birlikte kullanıldığında a robed figure, yalnızca a person in a robe demekten daha gizemli duyulur.
Alıştırma
Bu cümlede before ne anlama gelir? The knight stood before the queen.
- Neden: kraliçe yüzünden
- Zaman: kraliçe gelmeden önce
- Yer: kraliçenin önünde
Cevabı göster
Yer: kraliçenin önünde
It turns out that Death is a connoisseur of most excellent music. Notlar
0:44Meğer Ölüm mükemmel müziğin tam bir uzmanıymış.
It turns out that: sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklamak
It turns out that, daha sonra anlaşılan bir gerçeği açıklar. Bu gerçek çoğu zaman önceki bir beklentiyi düzeltir veya ne olduğunu açıklar. Burada Ölüm’ün gelişmiş müzik zevki bir sürpriz bilgi olarak sunulur. Bu kalıpta turn out, fiziksel olarak dışarı çıkmak değil, “sonradan anlaşılmak” veya “ortaya çıkmak” anlamındadır. That sözcüğünden sonra tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Cümleyi, sonradan öğrenilen bir gerçeği açıklayan bu nottaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ the museum is open on Mondays.
Cevabı göster
It turns out that
a connoisseur of: bilgi ve gelişmiş zevk
A connoisseur of something, bir alan hakkında çok şey bilen, zevkini geliştirmiş ve bu nedenle kaliteyi değerlendirebilen kişiyi anlatır. Bu cümlede Ölüm yalnızca seçkin müziği sevmiyor; onu derinlemesine takdir edebiliyor. Bu beklenmedik tanım mizah yaratıyor. Kalıp a connoisseur of + isim şeklindedir. Özellikle sanat, müzik, yiyecek, içecek ve kaliteyle zevkin karşılaştırıldığı diğer alanlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi gerçek “Nora is a connoisseur of jazz” iddiasını en iyi destekler?
- Kayıtları karşılaştırabilir ve müzisyenlerin sanatsal seçimlerini açıklayabilir.
- Arkadaşları dinlediği için o da bazen caz dinler.
- Bir konser salonunun bilet gişesinde çalışır.
Cevabı göster
Kayıtları karşılaştırabilir ve müzisyenlerin sanatsal seçimlerini açıklayabilir.
He's decided to give you a chance to escape your fate Kalıp ifadeler
0:49Kaderinizden kaçmanız için size bir şans vermeye karar vermiş.
give you a chance to escape your fate: sana kaderinden kaçma fırsatı vermek
Give someone a chance to do something, bir kişiye bir şey yapma fırsatı vermek demektir. Bu cümlede you fırsatı alan kişidir; to escape your fate ise bu fırsatın ne için verildiğini açıklar. Escape your fate, fiziksel bir yerden ayrılmak değil, kaçınılmazmış gibi görünen bir gelecekten kurtulmak demektir. Cümleye dramatik ve hikâye anlatımına özgü bir hava katar.
Alıştırma
Hangi cümle antrenörün Lina'ya yeniden deneme fırsatı verdiğini doğal biçimde anlatır?
- The coach gave a chance Lina to try again.
- The coach gave Lina a chance to try again.
- The coach gave Lina a chance trying again.
Cevabı göster
The coach gave Lina a chance to try again.
by beating him at: onu bir etkinlikte yenerek
By + -ing biçimi, bir sonucun hangi yöntemle elde edildiğini gösterir. By beating him at his favorite game ifadesinde beating, sonucu sağlayan eylem veya yöntemdir. Beat someone at + oyun ya da etkinlik, o kişiyi söz konusu yarışmada yenmek demektir. At etkinliği belirtir; bu nedenle beat him burada yarışmada yenmek anlamındadır, fiziksel olarak vurmak anlamında değildir.
Alıştırma
Yöntemi göstermek için by + -ing, etkinliği belirtmek için at kullanın: Ava reached the final ____ beating Zoe ____ tennis.
Cevabı göster
by · at
life-sized Snakes and Ladders: insan ölçeğinde bir kutu oyunu
Burada life-sized, insanların oyunun içinde hareket edebilmesi için insan ölçeğine büyütülmüş demektir. Snakes and Ladders bir kutu oyununun adıdır; bu nedenle ifadenin tamamı, gerçek yılanların sıradan merdivenlerin yanında bulunmasını değil, bu oyunun insanların oynayabildiği dev bir sürümünü anlatır. Bu kutu oyununda oyuncular kareler boyunca ilerler, merdivenlerden yukarı çıkar ve yılanlardan aşağı kayar. Bu temel kural, daha sonra geçen odaların, merdivenlerin, yılanların ve sıraların aynı oyun sisteminin parçaları olduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu bağlamda life-sized Snakes and Ladders ne anlama gelir?
- Sıradan merdivenlerin yanında tutulan gerçek yılanlar
- Çok küçük taşları olan normal bir kutu oyunu
- İnsanların içinde hareket edebildiği dev bir kutu oyunu sürümü
Cevabı göster
İnsanların içinde hareket edebildiği dev bir kutu oyunu sürümü
The cavern has 100 rooms connected by passageways,
0:57Mağara geçitlerle birbirine bağlanan 100 odaya sahip,
as well as: başka bir öge eklemek
Burada as well as, ek olarak anlamına gelir ve önceki bilgiye ek bir isim öbeği bağlar. 100 oda ve geçitlerden sonra Snakes and Ladders bilgisini ekler. you guessed it yorumu, bağlayıcı ile ardından gelen isim öbeğinin arasına girer. Bu yorum çıkarıldığında yapı rooms ... as well as Snakes and Ladders olur. Bu kullanım bilgi ekler; iki şeyin ne kadar iyi yapıldığını karşılaştırmaz.
Alıştırma
Cümleyi as well as ile tamamlayın: The library offers books ____ free computer access.
Cevabı göster
as well as
you guessed it: beklenen bir cevabı açıklamak
You guessed it, “muhtemelen tahmin ettiğiniz gibi” anlamına gelen bir ara sözdür. Konuşmacı hemen Snakes and Ladders cevabını verir; dolayısıyla bu gerçek bir soru veya dinleyicinin cevap vermesini bekleyen bir duraklama değildir. Bu ara söz, anlatımı daha etkileşimli ve hafifçe şakacı hâle getirir. Dinleyicinin tahmin etmek için iyi bir nedeni olan bir cevabın önünde veya arkasında kullanılabilir.
Alıştırma
Burada you guessed it neyi gösteriyor? The class mascot was, you guessed it, a tiger.
- Konuşmacı, maskotun kaplan olup olmadığından emin değil.
- Konuşmacı, dinleyicinin cevabı zaten bekliyor olabileceğini düşünüyor.
- Konuşmacı, devam etmeden önce dinleyicinin cevap vermesini istiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı, dinleyicinin cevabı zaten bekliyor olabileceğini düşünüyor.
will roll a die: oyun kuralında tekil biçimi kullanmak
Roll a die, numaralı tek bir küpü yuvarlayarak sonuç elde etmeyi anlatan standart masa oyunu kalıbıdır. Özenli standart kullanımda die tekil, dice ise çoğuldur; bu nedenle a die bir zar anlamına gelir. Will, oyuncunun her turda yapması gereken eylemi belirtir. Eylemi geleceğe yönelik bir tahmin olarak değil, oyun sürecinin bir parçası olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi roll ve dice sözcüğünün tekil biçimiyle tamamlayın: Before moving, ____.
Cevabı göster
roll a die
advance that many rooms: belirtilen sayı kadar ilerlemek
Burada advance, oyun rotası üzerinde «ilerlemek» demektir. Oyuncuya belirlenmiş bir sayı kadar konum değiştirmesini söyleyen kısa ve kural diline uygun bir kullanımdır. that many rooms ifadesindeki that many, «az önce belirtilen veya elde edilen sayıyla aynı sayıda» demektir. Sayı sabit değildir; sonuç dörtse oyuncu dört oda ilerler.
Alıştırma
Kuralı advance ve that many kullanarak tamamlayın: Roll the die, then ____ spaces.
Cevabı göster
advance that many
Ending your move at the bottom of a ladder Dilbilgisi
1:08Hamlenizi bir merdivenin altında bitirmek
Ending your move ... means moving: kuralı ve sonucunu anlatan isim-fiil kalıbı
Ending your move at the bottom of a ladder isim-fiil öbeğinin tamamı öznedir. Ending, devam eden zaman yapısının parçası değildir; eylemi hakkında konuşulan bir konuya dönüştürür. means moving, kuralın sonucunu belirtmek için mean + -ing yapısını kullanır. Tekrar kullanılabilen Doing X means doing Y kalıbı, özellikle kurallarda veya tanımlarda bir koşulu ve sonucunu kısa biçimde sunar.
Alıştırma
Kuralı mean ve lose fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: Landing on a red square ____ your next turn.
Cevabı göster
means losing
while ending on a snake's head: karşıtlık bildiren while
Burada while, “... sırasında” değil, “oysa” ya da “buna karşılık” anlamındadır. Yılanla ilgili kuralı, az önce söylenen kuralın karşıtı olarak sunar. Karşıtlık bildiren while, iki farklı gerçeği ya da kuralı yan yana getirir: Bir cümlecik ilk sonucu, diğeri ise karşıt sonucu verir. Böylece sonuçların nasıl farklılaştığını takip etmek kolaylaşır.
Alıştırma
Bu cümlede while ne işe yarıyor?
- Bu kuralı önceki kuralla karşılaştırır.
- İki hareketin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Önceki kuralın nedenini verir.
Cevabı göster
Bu kuralı önceki kuralla karşılaştırır.
will make you slide: make + nesne + fiilin yalın hâli
will make you slide ifadesinde make ettirgen bir anlam taşır: Bir şeyin, senin slide eylemini yapmana neden olduğunu anlatır. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir; bu yüzden you nesne, slide ise sonuçta gerçekleşen eylemdir. Etken yapıdaki make sözcüğünden sonra fiilin to almayan yalın hâli kullanılır: make you slide doğrudur, make you to slide değildir. Will, bu sonucun gerçekleşmesinin beklendiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi slide sözcüğünün doğru biçimiyle tamamla: The icy path will make you ____ downhill.
Cevabı göster
slide
Each of you must make your way through the cavern Kalıp ifadeler
1:17Her biriniz mağaradan geçerek yolunuzu bulmalı
must make your way through the...: ilerleyerek geçmek zorunda olmak
Make your way through + yer, “o yerin içinde ilerleyip karşı tarafa geçmek” anlamına gelir. Yolun çaba, zaman veya dikkat gerektirdiğini düşündürebilir. Bu kalıplaşmış bir ifadedir; make burada “inşa etmek” anlamına gelmez. Must make your way through the cavern ifadesinde must, eylemin zorunlu olduğunu gösterir. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I make my way, we make our way ve she makes her way.
Alıştırma
Cümleyi make one's way through ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We had to ____ the crowd to reach the door.
Cevabı göster
make our way through
and reach the exit in fewer turns than Death himself. Dilbilgisi
1:19ve çıkışa Ölüm'ün kendisinden daha az turda ulaşmalısınız.
in fewer turns than Death himself: sayılabilen miktar karşılaştırması ve vurgu
Fewer + çoğul sayılabilen isim + than yapısı sayıları karşılaştırır. Turns tek tek sayılabildiği için fewer turns, “daha az sayıda tur” anlamına gelir; özenli standart İngilizcede less turns kullanılmaz. Than Death himself ifadesindeki himself bir vurgu zamiridir. Karşılaştırmanın bizzat Ölüm ile yapıldığını vurgular. Bir eylemin nesnesi değildir ve başka bir erkeği göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle sayılabilen hamle sayısını doğru karşılaştırır ve bizzat Bay Lee'yi vurgular?
- Kai solved the puzzle in fewer move than Mr. Lee himself.
- Kai solved the puzzle in less moves than Mr. Lee himself.
- Kai solved the puzzle in fewer moves than Mr. Lee himself.
Cevabı göster
Kai solved the puzzle in fewer moves than Mr. Lee himself.
Before you can think twice: yeniden düşünmeye zaman kalmadan
Before you can think twice, “yeniden düşünmeye veya tepki vermeye zaman bulamadan” anlamına gelir. Bu cümlede bir sonraki olayın ani ve hızlı görünmesini sağlar; twice, düşüncelerin tam olarak iki kez sayılması değildir. before + özne + can/could + think twice yapısı çok kısa bir zaman aralığı oluşturur. Can, şimdiki veya canlı biçimde anlatılan bir sahneye uygundur; could ise geçmişteki bir olay anlatılırken yaygındır.
Alıştırma
Canlı bir anlatımda Before you can think twice dinleyiciye ne anlatır?
- Bir şey ancak iki dikkatli düşünme aşamasından sonra gerçekleşir.
- Birinin aynı düşünceyi tam olarak iki kez tekrarlaması gerekir.
- Bir şey, yeniden düşünmeye zaman kalmayacak kadar hızlı gerçekleşir.
Cevabı göster
Bir şey, yeniden düşünmeye zaman kalmayacak kadar hızlı gerçekleşir.
starts casting his die: cast sözcüğünün “atmak” anlamı
Burada cast, “atmak” anlamına gelir. Nesnenin his die olması, starts casting his die ifadesinin “zarını atmaya başlar” anlamına geldiğini gösterir; oyuncu seçmek veya büyü yapmak anlamına gelmez. Zarla birlikte kullanılan cast, eyleme dramatik bir hikâye havası veren edebî veya eski bir seçimdir. Günlük modern konuşmada ve oyun yönergelerinde olağan ifade roll a die biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümlede cast, casting his die ifadesindeki gibi “atmak” anlamında kullanılmıştır?
- The director cast a famous actor in the leading role.
- At midnight, the fortune-teller cast the die onto the stone table.
- The wizard cast a spell over the locked gate.
Cevabı göster
At midnight, the fortune-teller cast the die onto the stone table.
within six rolls: en fazla altı zar atışı
within six rolls ifadesinde within, izin verilen en yüksek sayıyı altı zar atışı olarak belirler. Sonuç birinci atıştan altıncı atışa kadar herhangi bir atışta ortaya çıkabilir; tam olarak altıncı atışta olması gerekmez. Başka durumlarda da kullanılabilen within + sayı/miktar kalıbı; zaman, mesafe, deneme sayısı veya ölçülebilir başka bir aralık için üst sınır belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak ve en fazla üç deneme yapıldığını belirtmek için within + three attempts kullanın: She solved the puzzle ____.
Cevabı göster
within three attempts
Better get moving: harekete geçmeye yönelik gündelik bir uyarı
Better get moving, You had better get moving ifadesinin kısaltılmış, gündelik biçimidir. Get moving yola çıkmaya veya harekete geçmeye başlamak anlamına gelir; bu nedenle konuşan kişi dinleyiciyi gecikmemeye çağırır. Buradaki better, iki hareket biçimini karşılaştırmaz. Had better, beklemenin bir soruna yol açabileceği düşüncesiyle eylemi uygun bir seçenek olarak sunar. Bu yüzden ifade bir hatırlatma, güçlü bir teşvik veya uyarı gibi duyulabilir.
Alıştırma
You had better get moving ifadesinden You had bölümünü çıkararak uyarıyı tamamlayın: ____, or we'll miss the train.
Cevabı göster
Better get moving
Yan bir bilgi eklemek için and by the way
By the way, “ek bir nokta olarak” veya “söylemeye değer başka bir şey daha var” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Burada and, ifadeyi daha önce söylenenlere bağlarken by the way ek bir kurala doğru kısa bir geçiş yapıldığını gösterir. Bu ifade bilgiyi düzenler: Dinleyen kişi devamındaki içeriği ana açıklamanın sonraki adımı olarak değil, yan bir ekleme olarak anlamalıdır. Ancak eklenen bilgi yine de önemli olabilir.
Alıştırma
and by the way sonraki bölümden önce neyi gösterir?
- Konuşmacı ek bir kural getiriyor.
- Konuşmacı açıklamayı bitiriyor.
- Konuşmacı bir sayıyı düzeltiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı ek bir kural getiriyor.
once one of you uses a snake or ladder, Dilbilgisi
1:36içinizden biri bir yılanı veya merdiveni bir kez kullandığında,
it'll disappear and be inaccessible to the other." Kelime
1:39o kaybolur ve diğeri için erişilemez hale gelir."
Tetikleyici koşul olarak once one of you uses ...
Burada once, “olur olmaz” veya “bu koşul yerine geldiğinde” anlamına gelen bir bağlaçtır. Once ile başlayan tümce tetikleyici olayı belirtir: Oyunculardan biri bir yılanı veya merdiveni kullanır. Ana tümce sonucu verir: O kaybolur ve diğer oyuncu ona erişemez. Geleceğe yönelik bir kuralda İngilizce, once tümcesinde normalde geniş zaman kullanır: will use değil, once one of you uses denir. Gelecekteki sonucu belirten ana tümcede ise it'll disappear örneğindeki gibi will kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede once, “koşul yerine gelir gelmez” anlamındaki bir bağlaç olarak kullanılmıştır?
- Once the rain stops, we can leave.
- Please check the answer once.
- I have seen that movie once.
Cevabı göster
Once the rain stops, we can leave.
be inaccessible to the ...: kullanım veya erişim engellenmiş
Be inaccessible to + kişi veya grup, o kişinin ya da grubun bir yere girememesi, ulaşamaması, bir şeyi kullanamaması veya ona erişememesi demektir. Bu cümlede, o şey kaybolduktan sonra diğer kişi artık onu kullanamayacaktır. Kısıtlama kurallardan, izinlerden, teknolojiden veya fiziksel engellerden kaynaklanabilir. Burada yalnızca ulaşılması zor bir yer değil, kurala dayalı bir kısıtlama anlatılır.
Alıştırma
Cümleyi inaccessible ve gereken edatla tamamlayın: The admin page is ____ guest users.
Cevabı göster
inaccessible to
get lucky enough to win: sıfat + enough + to
Bu cümlede get lucky, şansın yaver gitmesi demektir. get lucky enough to win yapısında lucky bir sıfattır; enough ondan sonra gelir ve dereceyi gösterir, to win ise bu derecenin mümkün kıldığı sonucu belirtir. Tekrar kullanılabilir kalıp adjective + enough + to + fiilin yalın hâli şeklindedir: calm enough to speak, strong enough to lift it. Sözcük sırası lucky enough olur; enough lucky olmaz.
Alıştırma
calm, enough ve to answer ifadelerini doğru sıraya koyun: Maya was ____ the question clearly.
Cevabı göster
calm enough to answer
you figure out: düşünerek çözmek veya anlamak
Figure out, bir şeyi düşünerek çözmek, anlamak veya keşfetmek anlamına gelir. Bir öbek fiildir ve burada Can you figure out ... dinleyicinin işe yarayacak bir atış sırasını düşünüp bulup bulamayacağını sorar. Figure out tek bir bütün olarak anlaşılmalıdır. Figure out + isim ve figure out how/why ... yapıları yaygındır; buradaki figure “sayı” veya “kişi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Leo’nun bulmacayı düşünerek çözdüğü anlamına gelir?
- Leo figured out the puzzle.
- Leo found out about the puzzle.
- Leo drew a figure beside the puzzle.
Cevabı göster
Leo figured out the puzzle.
will get both of you to the exit: get + nesne + to + yer
Will get both of you to the exit ifadesinde get, birinin bir hedefe ulaşmasını sağlamak anlamına gelir. Yapı get + nesne + to + yer şeklindedir: both of you nesnedir, the exit ise hedeftir. Bir rota, araç, plan veya eylem özne olabilir. Will sonucu öngörür; dolayısıyla ifadenin tamamı bu yöntemin iki dinleyicinin de çıkışa varmasını sağlayacağını anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede get, “birinin bir yere ulaşmasını sağlamak” anlamında kullanılmıştır?
- The shuttle will get us to the airport by six.
- The driver will get us a taxi by six.
- The driver will get us to carry the bags.
Cevabı göster
The shuttle will get us to the airport by six.
in five or fewer moves each: her kişi için ayrı bir sınır
in five or fewer moves ifadesi bir üst sınır koyar: beş hamleye ve beşten daha az olan sayılara izin verilir. Moves tek tek sayılabilen öğeler olduğu için fewer kullanılır. Sondaki each, bu sınırı söz konusu kişilerin her birine ayrı ayrı dağıtır. Her kişinin en fazla beş hamlesi vardır; herkesin toplamda beş hamleyi paylaşması anlamına gelmez.
Alıştırma
in five or fewer moves each nasıl bir sınırı anlatır?
- Her kişi en fazla beş hamle kullanabilir.
- Her kişi tam olarak beş hamle kullanmalıdır.
- Tüm grup toplamda en fazla beş hamle kullanabilir.
Cevabı göster
Her kişi en fazla beş hamle kullanabilir.
and it's natural to gravitate to the ladders Kalıp ifadeler
2:07ve merdivenlere yönelmeniz gayet doğal,
gravitate to the ladders: bir seçeneği doğal olarak tercih etmek
Gravitate to burada mecaz anlamda kullanılır. Bir şeye doğal olarak çekilmek veya çoğu zaman bilinçli bir karar vermeden onu seçmeye eğilimli olmak demektir. Bu nedenle gravitate to the ladders, fiziksel yer çekiminin neden olduğu bir hareketi değil, bir seçenek olarak merdivenleri doğal biçimde tercih etmeyi anlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp gravitate to + kişi, yer, etkinlik, konu veya seçenek şeklindedir.
Alıştırma
Cümlede gravitate to the ladders ne anlama gelir?
- Doğal olarak merdivenleri seçmeye eğilimli olmak.
- Yer çekimi tarafından fiziksel olarak merdivenlere doğru çekilmek.
- Merdivenleri kullanma emri almak.
Cevabı göster
Doğal olarak merdivenleri seçmeye eğilimli olmak.
that allow you to cover a lot of ground quickly, Deyimler
2:09çünkü bunlar çok fazla mesafeyi hızla katetmenizi sağlıyor,
cover a lot of ground: uzun mesafe katetmek veya çok ilerlemek
Bu cümlede cover a lot of ground, uzun bir mesafe katetmek anlamına gelir; yani anlatılan şey hızlıca ilerlemeyi sağlar. Bu ifade mecaz anlamda da kullanılabilir. Bir ders, toplantı veya proje cover a lot of ground ediyorsa birçok konuyu ele almış ya da önemli ölçüde ilerlemiş demektir. Buradaki cover, yerin yüzeyini bir şeyle kaplamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi cover a lot of ground ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: In just one hour, the workshop ____.
Cevabı göster
covered a lot of ground
On turn two: bir olayı numaralandırılmış oyun sırasında konumlandırmak
On turn two, sıra tabanlı bir oyunda sonucu belirli bir zamana yerleştirir; oyunun numaralandırılmış ikinci oyuncu sırası geldiğinde demektir. Buradaki turn, bir oyuncunun hareket ettiği süre veya fırsattır; yön değiştirme anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp on turn + sayı biçimindedir: On turn five, the gate opens. Turn ve round her zaman aynı değildir. Bazı oyunlarda bir round, her oyuncu için bir turn içerir.
Alıştırma
Olayın numaralandırılmış dördüncü turn sırasında gerçekleştiğini belirtmek için on turn + sayı kullanın: ____, the castle becomes available.
Cevabı göster
On turn four
without any further ladder boosts: ek yardımın olmadığı bir koşul belirtmek
without any further ladder boosts ifadesi, eksik olan bir koşulu belirtir: hesaplama, bundan sonra hiçbir merdivenin ek ilerleme sağlamayacağını varsayar. Burada further “ek” anlamına gelir; boosts ise oyuncuyu ileri taşıyan avantajlardır, motor basıncı değildir. Cümlenin başında kullanılan without + isim öbeği, ifadenin geri kalanının hangi yokluk koşulu altında geçerli olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
“Without any further boosts to sales, the store will miss its target,” cümlesinde hangi koşul varsayılıyor?
- Mağazaya yeni bir motor verilecek.
- Satışlar hedefi çoktan aştı.
- Satışlarda ek bir artış olmayacak.
Cevabı göster
Satışlarda ek bir artış olmayacak.
but then it would take another four rolls Dilbilgisi
2:24ama o zaman 88'deki sinir bozucu yılanı aşmak için
it would take another four rolls: gereken ek miktarı tahmin etmek
It would take + miktar + to do yapısı, hayal edilen veya belirtilen bir koşul altında bir eylemi tamamlamak için ne kadar gerektiğini tahmin eder. It belirli bir nesneyi göstermez; yalnızca özne yerini doldurur. Mastar öbeği ise yapılacak eylemi belirtir. another four rolls, daha önce sayılanlara ek olarak dört zar atışı daha demektir; toplam dört atış anlamına gelmez. Would, tahmini kesin bir gelecek öngörüsü olmaktan çıkarıp koşula bağlı hâle getirir.
Alıştırma
“Dört zar atışı daha” anlamındaki vurgulanmış ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: It would take ____ to reach the finish.
Cevabı göster
another four rolls
to get around: bir engeli aşmak
Bu cümlede get around, bir engeli aşmak veya ondan kaçınmak anlamına gelir. to get around ifadesi planın amacını belirtir: 88. karedeki sorun çıkaran yılanın üzerine gelmek yerine ondan kaçınmak. Get around ayrıca bir zorluğun üstesinden gelmeyi veya bir kısıtlamayı aşmanın yolunu bulmayı anlatabilir. Anlamı bağlam belirler; burada yalnızca bir yerden başka bir yere dolaşmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede get around ifadesinin anlamını seçin: The hikers changed routes to get around the fallen tree.
- Devrilmiş ağacı aşmak veya ondan kaçınmak
- Devrilmiş ağacın çevresinde çember oluşturmak
- Düzenli olarak bir yerden başka bir yere gitmek
Cevabı göster
Devrilmiş ağacı aşmak veya ondan kaçınmak
In fact, there's no path that can get you to the exit Dilbilgisi
2:29İşin aslı, sizi sadece merdivenleri kullanarak
there's no path that can get you to the exit: uygun bir yol yok
there is no + isim + ilgi cümleciği yapısı, belirtilen koşulu karşılayan hiçbir şeyin bulunmadığını anlatır. Burada no path bütün yolları eler, that can get you to the exit ise gereken yol türünü belirtir. Bu ifade, bir yolun işe yaramadığını söylemekten daha güçlü ve kesindir. Belirtilen koşullarda çıkışa ulaşabilecek bütün yolları dışarıda bırakır.
Alıştırma
Hiçbir otobüsün Mia'yı 8:00'den önce okula götüremeyeceğini söylemek için there is no + isim + that yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ can get Mia to school before 8:00.
Cevabı göster
There is no bus that
So, where does that leave you?: sonuçtan sonraki adıma geçiş
Bu soruda leave you, fiziksel olarak ayrılmak veya seni terk etmek anlamına gelmez. Seni belirli bir durumda bırakmak anlamındadır. So, where does that leave you? önceki olgu veya seçimlerden sonra hangi durumda kalındığını ya da hangi seçeneklerin kaldığını sorar. Baştaki So, o ana kadarki akıl yürütmeye gönderme yapar. Sorunun tamamı sonucu özetler ve dikkati bir sonraki adıma yöneltir.
Alıştırma
Bir açıklamada So, where does that leave you? ne işe yarar?
- Önceki akıl yürütmeyle bağlantısız bir konu açar.
- Dinleyenin fiziksel konumunu sorar.
- O ana kadarki sonucu özetler ve geriye hangi durumun ya da seçeneklerin kaldığını sorar.
Cevabı göster
O ana kadarki sonucu özetler ve geriye hangi durumun ya da seçeneklerin kaldığını sorar.
It's counterintuitive to make moves: bir eylemi sezgiye göre değerlendirmek
Counterintuitive, doğal olarak bekleyeceğiniz şeyin tersine olan anlamına gelir. Burada It's counterintuitive to make moves, bu hamleleri yapmanın ilk bakışta yanlış veya işe yaraması düşük bir strateji gibi görünebileceğini söyler; hamlelerin gerçekten yanlış olduğunu söylemez. It's counterintuitive to + fiil yapısında it biçimsel öznedir. To ile kurulan mastar, değerlendirilen eylemi belirtir: to make moves.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kısaltılmış kalıbın aynısıyla tamamlayın: ____ take a longer route, but it avoids traffic.
Cevabı göster
It's counterintuitive to
that take you farther away from your target: hamleleri sonuçlarına göre belirlemek
that take you farther away from your target, daha önce geçen moves ismini niteleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Hamlelerin yol açtığı sonucu açıklayarak hangi moves ifadesinden söz edildiğini belirler. take + kişi + farther away from + yer veya hedef yapısı, “o kişiyi ondan daha uzak hâle getirmek” anlamına gelir. Burada farther, oyun tahtasındaki mesafenin artmasını anlatır; aynı yapı soyut bir hedeften uzaklaşmayı da anlatabilir.
Alıştırma
“moves that take you farther away from your target” ifadesinde that cümleciği ne işe yarar?
- Hedefe farklı bir ad verir.
- Hamleleri yol açtıkları sonuca göre belirler.
- Hamlelerin fiziksel olarak daha büyük olduğunu söyler.
Cevabı göster
Hamleleri yol açtıkları sonuca göre belirler.
but snakes open up a surprising amount of opportunities. Öbek fiiller
2:43ancak yılanlar şaşırtıcı miktarda fırsatın kapısını açar.
snakes open up: fırsatlar yaratmak
Open up burada “yaratmak veya kullanılabilir hâle getirmek” anlamına gelen bir öbek fiildir. Yılanlar çok sayıda fırsatı mümkün kılar; fiziksel olarak bir nesneyi açmazlar. Bu ifade beklenmedik bir etkiyi vurgular: Zararlı görünen bir şey yararlı olasılıklar yaratabilir.
Alıştırma
“Yaratmak veya kullanılabilir hâle getirmek” anlamında open up kullanın: Learning new skills can ____ more job opportunities.
Cevabı göster
open up
would put you a single roll from the exit, Dilbilgisi
2:49sizi çıkıştan sadece tek bir zar atışı uzağa koyardı,
For instance: Destekleyici Bir Örnek Sunmak
For instance, hemen önce belirtilen genel bir düşünceyi destekleyen belirli bir örnek sunar. Bu cümlede üç merdiven örnektir; yeni bir konu değildir. Bu ifade bilgiyi düzenler: önce genel düşünce gelir, ardından For instance bu düşünceyi somutlaştıran ayrıntıyı işaretler.
Alıştırma
Örnek belirtecini iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: Regular movement can help you focus. ____, you can stretch for a minute between lessons.
Cevabı göster
For instance
would put you a single roll from the exit: Çıkışa Bir Zar Atışı Uzaklığa Getirmek
would put you a single roll from the exit ifadesinde put, “bir şeyi elle bir yere koymak” değil, “sizi belirli bir konuma getirmek” anlamındadır. Sonuç olarak çıkışa yalnızca bir zar atışı kalır. Yeniden kullanılabilen yapı something + would put + person + distance or stage + from + goal şeklindedir. Would, bu konumu olası bir hareketin veya seçimin beklenen sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “bitiş çizgisine yalnızca bir adım uzakta” anlamındaki tam mesafe ifadesiyle tamamlayın: This shortcut would put us ____ the finish line.
Cevabı göster
one step from
but cost too many turns to reach by ladders. Kelime
2:52ancak buralara merdivenlerle ulaşmak çok fazla tura mal olur.
cost too many turns to reach: turları bir maliyet olarak kullanmak
Bu cümlede cost, “parasal bir fiyatı olmak” değil, “gerektirmek veya tüketmek” anlamına gelir. Burada sayılan kaynak turlardır: merdivenlerle hedefe ulaşmak, değmeyecek kadar çok tur kullanmayı gerektirir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı X costs + bir kaynak miktarı + to do something şeklindedir. Kaynak; zaman, emek, fırsat, hamle veya tur olabilir. Too many, sayının kabul edilebilir bir sınırı aştığı değerlendirmesini de ekler.
Alıştırma
Örnekte cost ne anlama geliyor?
- Birine tur satıyor.
- Parasal fiyatı yüksek.
- Çok fazla tur kullanılmasını gerektiriyor.
Cevabı göster
Çok fazla tur kullanılmasını gerektiriyor.
five and 12 rooms..., respectively: iki listeyi aynı sırayla eşleştirmek
Respectively, iki listenin aynı sıraya göre eşleştirilmesi gerektiğini gösterir. Burada These two iki merdiveni, five and 12 rooms ise iki mesafeyi belirtir: ilk merdiven beş kareyle, ikinci merdiven 12 kareyle eşleşir. Genel yapı olan A and B are X and Y, respectively, A'nın X ve B'nin Y olduğu anlamına gelir. Bu sözcük eşleştirilmiş bilgileri düzenler ve iki değerin de iki öğeye birden uygulanmasını önler.
Alıştırma
İki listenin sırayla eşleştiğini gösteren zarfla cümleyi tamamlayın: Ava and Ben finished in 8 and 10 minutes, ____.
Cevabı göster
respectively
work backwards from those: bir bitiş noktasından geriye doğru akıl yürütmek
Burada work backwards, bilinen bir sonuçtan veya bitiş noktasından başlayıp önceki adımları ters sırayla izlemek anlamına gelir. From those, bu geriye doğru akıl yürütmenin başlangıç noktası olan konumları belirtir. Bu ifade fiziksel olarak geriye gitmeyi değil, bir problem çözme yöntemini anlatır. work backwards from + sonuç veya bitiş noktası kalıbı bulmacalarda, planlamada ve bir şeyin nasıl gerçekleştiğini kontrol etmede de kullanılabilir.
Alıştırma
“Bir noktadan başlayarak ters sırada plan yapmak” anlamındaki öğrendiğiniz ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The show date is fixed, so let's ____ it.
Cevabı göster
work backwards from
that's it, right? ... Unfortunately, no: beklenen bir sonucu sunup tersine çevirmek
So, önceki bilgilerden çıkan bir sonucu sunar; that's it, right? ise dinleyicinin beklemesi muhtemel sonucu dile getirir: konu bitmiş gibi görünür. Buradaki right? onay ister; yön olarak “sağ” anlamına gelmez. Unfortunately, no bu sonucu hemen reddeder. Bu soru-cevap dönüşü, geriye kalan sorunu sunmadan önce durmak için cazip görünen bir noktayı göstererek açıklamayı düzenler.
Alıştırma
Konuşmacı "So, that's it, right? Unfortunately, no." ifadesiyle ne yapıyor?
- Görevin tamamen bittiğini doğrular.
- Beklenen bir sonucu sunar ve ardından hemen reddeder.
- Bir sonuca varmadan ilgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
Beklenen bir sonucu sunar ve ardından hemen reddeder.
each of which will be unusable: her öğe için bir sonuç eklemek
Bu cümlede each of which, the two paths ifadesine değil, a snake and a ladder sıralı isim grubuna gönderme yapar. Each, yılanı ve merdiveni tek tek ele alır; will be unusable ise ikisi için de aynı gelecek sonucu bildirir. Virgül, kısıtlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle hangi nesnelerin kastedildiğini seçmez; zaten belirlenmiş nesnelere bilgi ekler. İsim grubu, each of which + tekil fiil kalıbı, bir kümedeki her öğe için geçerli olan durumu kısa ve nispeten resmî biçimde anlatır.
Alıştırma
Her lambaya tek tek gönderme yapan üç kelimelik, kısıtlayıcı olmayan ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The studio has three lamps, ____ has its own switch.
Cevabı göster
each of which
You won't find five-turn moves anywhere else.
3:34Başka hiçbir yerde beş turluk hamle bulamazsınız.
So, is one of you doomed?: doomed ile gerilim yaratmak
Burada doomed, kötü bir sonuca uğramanın kaçınılmaz olması anlamına gelir; bu cümlede özellikle oyunda başarılı olamamayı anlatır. Mutlaka ölmek anlamına gelmez. Konuşan kişi yalnızca bilgi istemez. Soru, olası bir çıkış yolu gösterilmeden önce dinleyicinin aklına kısa süreliğine en kötü sonucu getirerek merak ve gerilim yaratır. So, bu sonucu az önce anlatılan duruma bağlar.
Alıştırma
Konuşan kişi So, is one of you doomed? derken büyük olasılıkla neyi kastediyor?
- İçinizden biri oyunu çoktan kazanıp bitirdi mi?
- İçinizden birinden hemen ayrılması mı isteniyor?
- İçinizden biri kesinlikle başarısız olacak gibi mi görünüyor, yoksa hâlâ bir çıkış yolu olabilir mi?
Cevabı göster
İçinizden biri kesinlikle başarısız olacak gibi mi görünüyor, yoksa hâlâ bir çıkış yolu olabilir mi?
There's one more possibility to consider. Anlatım akışı
3:39Düşünülmesi gereken bir olasılık daha var.
There's one more possibility to consider: başka bir seçenek sunmak
There's one more, mevcut fikir listesinin tamamlanmadığını gösterir ve çoğu zaman son olarak incelenecek ek bir seçenek sunar. Possibility işe yarayabilecek bir seçeneği adlandırırken to consider bu seçeneğin değerlendirilmesi gerektiğini belirtir. Akıl yürütme veya problem çözme sırasında cümlenin tamamı bir sonraki adımı düzenler: Dinleyiciyi önceki fikirlerden başka bir yola taşır ancak bu yolun doğru olduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki «ek bir seçenek» anlamına gelen üç İngilizce sözcükle tamamlayın: There's ____ to consider.
Cevabı göster
one more possibility
can impede your progress: engellemek, ancak mutlaka durdurmamak
Can impede your progress, “ilerlemenizi daha zor veya yavaş hâle getirebilir” anlamına gelir. Can bunu olası bir etki olarak sunar; impede fiildir ve progress bu fiilin nesnesidir. Impede müdahale veya engel oluşturmayı anlatır. Stop sözcüğünden farklı olarak tek başına ilerlemenin tamamen olanaksız hâle geldiğini söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede can impede your progress ne anlama gelir?
- İlerlemenizi daha yavaş veya zor hâle getirebilir.
- Tüm ilerlemeyi tamamen durduracaktır.
- İlerlemeyi kesin hâle getirecektir.
Cevabı göster
İlerlemenizi daha yavaş veya zor hâle getirebilir.
but could they also help it?: Bir engeli yeniden çerçevelemek
But akıl yürütmenin yönünü değiştirir: kaybolan merdivenler ve yılanlar daha önce engel olarak ele alınmıştır; bu soru ise aynı şeylerin ilerlemeye yardımcı olup olamayacağını sorar. They merdivenleri ve yılanları belirtir; help it içindeki it, fiziksel bir nesneyi değil, genel olarak ilerlemeyi veya planı ifade eder. but could X also...? kalıbı, durumu yeniden çerçeveleyen bir sorudur. X'in yararlı olduğunu iddia etmez; yeni bir olasılık açar ve dinleyiciyi karşıt bakış açısını sınamaya davet eder.
Alıştırma
Hangi cümle bir sorunu olası bir yarar olarak yeniden çerçeveliyor?
- The extra week is inconvenient because the design failed.
- The extra week is inconvenient, so it cannot help us.
- The extra week is inconvenient, but could it also give us time to test the design?
Cevabı göster
The extra week is inconvenient, but could it also give us time to test the design?
almost work, except for: Başarıya yakın, ancak tek bir faktör engelliyor
That almost work ifadesindeki that, iki yolu açıklayan bölümü başlatır. Almost work, yolların kullanılabilir olmaya yakın olduğunu ancak tam olarak işe yaramadığını belirtir. Except for ise ardından belirli engeli, yani yılanı gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen X almost works, except for Y kalıbı bir çözümü iki adımda değerlendirir: önce büyük bölümünün umut verici olduğunu gösterir, sonra başarıyı hâlâ engelleyen faktörü ayırır.
Alıştırma
Hangi cümle bir çözümün başarıya yakın olduğunu ancak belirli bir sorun yüzünden hâlâ engellendiğini anlatır?
- The plan failed because several parts were missing.
- The plan almost works, except for one missing permit.
- The plan works, except for one optional feature.
Cevabı göster
The plan almost works, except for one missing permit.
at exactly the midpoint between the two: iki referans arasındaki kesin orta konum
At exactly the midpoint between the two ladders, bir merdivenden diğerine olan mesafenin tam yarısındaki noktayı anlatır. At konumu belirtir, midpoint merkez noktasını adlandırır, exactly ise konumun yalnızca ortaya yakın değil, kesin olduğunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp at (exactly) the midpoint between A and B şeklindedir. Burada ladders, the two ifadesini tamamlar; dolayısıyla iki merdiven referans noktalarıdır.
Alıştırma
Orta nokta kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The marker is at exactly the ____ the two doors.
Cevabı göster
midpoint between
If Bill were to take that snake on his route, Dilbilgisi
3:56Eğer Bill kendi rotasındaki o yılanı kullanacak olursa,
you could then get past it and up to the exit Öbek fiiller
3:59siz onu geçebilir ve çıkışa tırmanabilirsiniz,
get past it: bir engeli aşıp ilerlemek
get past it ifadesindeki get past, “bir engeli başarıyla geçip ilerlemek” anlamına gelir. Buradaki it, yolu kapatan yılanı belirtir; dolayısıyla ifade, yılanı geçip çıkışa doğru ilerleyebileceğini söyler. Burada get, “almak” anlamına gelmez. get past + isim veya zamir yapısı, ilerlemeye devam edebilmek için bir aşamanın, sorunun ya da duygunun üstesinden gelmeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade get past ile tamamlayın: The trail is blocked by a fallen tree, so we need to ____ it.
Cevabı göster
get past
If Bill were to take...: bir eylemi varsayımsal olarak sunmak
If Bill were to take that snake on his route, hayal edilen bir eylemi koşul olarak sunar; geçmişte olmuş bir olayı anlatmaz. if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, o eylem gerçekleşirse ardından neler olabileceğini incelemeyi sağlar. Bu biçim, geniş zamanlı bir koşula göre olasılığı çoğu zaman daha belirsiz, uzak veya bilinçli biçimde varsayımsal gösterir. Burada olası bir hamle sunulur; could then ise hayal edilen seçimin sonucunu belirtir.
Alıştırma
Varsayımsal bir olasılık anlatmak için were to + refuse ile cümleyi tamamlayın: If Leo ____ the offer, we would need another captain.
Cevabı göster
were to refuse
whichever path you choose: hangi seçim olursa olsun aynı sonuç
Whichever path you choose, “hangi yolu seçersen seç” anlamına gelir. Whichever bir isimden önce gelir ve serbest seçim bildiren bir yan cümle başlatır; mevcut yolların hepsi kapsama alınır. Bu yan cümle bir soru değildir. Hangi seçim yapılırsa yapılsın geçerli kalan bir sonuç ortaya koyar ve bu nedenle ardından çoğu zaman ortak sonucu belirten bir ana cümle gelir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kelime whichever ile tamamlayın: ____ bus you take, you will reach the museum.
Cevabı göster
Whichever
does exactly that: daha önce açıklanan bir eyleme veya sonuca gönderme yapmak
does exactly that ifadesindeki that, daha önce açıklanmış bir eyleme veya sonuca gönderme yapar. Burada yol, daha önce açıklanan planı gerçekleştirebilir; that yeni bir bilgi sunmaz. Do that, uzun bir eylemi tekrar anlatmaktan kaçınmanın kısa bir yoludur. Exactly ise yolun belirtilen gereksinimi yaklaşık olarak değil, bütünüyle karşıladığını vurgular.
Alıştırma
“We needed a way to reduce waste, and this design does exactly that,” cümlesindeki that neye gönderme yapar?
- henüz bahsedilmemiş yeni bir görev
- tasarımın fiziksel nesnesinin kendisi
- atığı azaltma sonucu
Cevabı göster
atığı azaltma sonucu
without using any of your snakes or ladders. Dilbilgisi
4:11hem de hiçbir yılanınızı veya merdiveninizi kullanmadan.
without using any of ...: bir araç veya kaynağı dışarıda bırakmak
Without using ..., belirli bir yöntem veya kaynak kullanılmadan başka bir şeyin gerçekleştiğini belirtir. Burada without bir edattır; bu nedenle ardından use yalın fiili değil, -ing biçimi olan using gelir. Any of your snakes or ladders kısıtlamayı tam hâle getirir: o gruptaki yılanların veya merdivenlerin hiçbiri kullanılamaz.
Alıştırma
Cümleyi without ve use fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Leo solved the puzzle ____ any hints.
Cevabı göster
without using
So, all you need is for Bill to go first Dilbilgisi
4:14Yani, tek ihtiyacınız olan Bill'in ilk önce gitmesi
All you need is for Bill to go first: tek koşulu belirtmek
All you need is ... “ihtiyacın olan tek şey...” anlamına gelir. Durumu gerekli olan tek bir koşula indirger. for Bill to go first bölümünde to go first eylemini yapan kişi Bill'dir. Dilbilgisel olarak for, to'lu mastar yan cümlesinin öznesini tanıtır. Burada “Bill'in yararına” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi for + kişi + to + fiil yapısıyla tamamlayın: To start the relay, all we need is ____.
Cevabı göster
for Maya to press the green button
stick to the plan: üzerinde anlaşılan planı izlemeye devam etmek
stick to the plan ifadesinde stick to, “uymaya devam etmek” veya “sapmamak” anlamına gelir. Anlam mecazidir; fiziksel olarak bir plana yapışmaktan söz edilmez. Bu ifade, üzerinde anlaşılmış bir planı değiştirmek yerine uygulamaya devam etmeyi söyler. Stick to; kurallar, program, bütçe veya söz gibi ifadelerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi stick to ile tamamlayın: The route is already agreed, so please ____ the plan.
Cevabı göster
stick to
You and Bill both reach the cavern entrance
4:19Sen ve Bill birlikte mağaranın girişine ulaşıyorsunuz
to everyone's surprise: beklenmedik bir sonucu belirtmek
To everyone's surprise, olanların herkes için beklenmedik olduğu anlamına gelir. Bu ifadede to, duyguyu yaşayan kişileri gösterir; hareket veya yön bildirmez. Bu ifade bir sonuç hakkında yorum yapar. Dinleyiciyi hazırlamak için sonuçtan önce ya da herkesin tepkisini eklemek için sonuçtan sonra kullanılabilir.
Alıştırma
Herkesin şaşırdığını belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The old machine started on the first try, ____.
Cevabı göster
to everyone's surprise
Before the guards can seize you: fırsat doğmadan önce harekete geçmek
Before the guards can seize you, 'muhafızların seni yakalama fırsatı bulmasından önce' demektir. Burada can yalnızca yetenek anlatmaz; before yan cümlesinde 'bir şeyi yapacak yeterli zamanı veya fırsatı olmak' anlamına gelebilir. before + özne + can + fiil kalıbı, başka bir eylem için zaman sınırı koyar. Olası olayı çok yakın göstererek aciliyet yaratır.
Alıştırma
Hangi cümle, olası bir olay gerçekleşmesin diye birinin önce harekete geçtiğini gösterir?
- Close the gate after the dog runs into the road.
- Close the gate before the dog can run into the road.
- The dog ran into the road before anyone closed the gate.
Cevabı göster
Close the gate before the dog can run into the road.
you wow the crowd and king with a song Kelime
4:27kalabalığı ve kralı büyüleyen bir şarkı söylüyorsunuz,
wow the crowd: geçişli fiil olarak wow
Burada wow, birini çok etkilemek veya hayran bırakmak anlamına gelen geçişli bir fiildir. You öznedir; the crowd and king ise etkileyici gösteri ya da eylemden etkilenen kişilerdir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp wow + kişi veya grup şeklindedir. wow sözcüğünün hemen ardından seyirciler, jüri üyeleri, kullanıcılar veya başka bir kişi geliyorsa onu Wow! tepkisi olarak değil, eylem bildiren bir fiil olarak yorumlayın.
Alıştırma
wow sözcüğünü fiil olarak kullanıp cümleyi tamamlayın: The magician's final trick will ____ the audience.
Cevabı göster
wow
your epic contest with Death: kişileştirme ve destansı ton
Death büyük harfle yazılır ve bir yarışmaya katılabilen biri gibi ele alınır. Bu nedenle yalnızca soyut ölme düşüncesini değil, bir efsane veya hikâyedeki Ölüm gibi kişileştirilmiş bir karakteri ifade eder. Epic, contest sözcüğünü niteler ve karşılaşmayı görkemli, kahramanca ve efsanevi gösterir. Bu mitolojik abartı karşılaşmayı efsanevi bir mücadele olarak sunar; aşırı görkemli ton da mizah yaratabilir.
Alıştırma
your epic contest with Death ifadesi cümlede nasıl bir etki yaratıyor?
- Ölümün tarafsız ve gerçek anlamlı bir tanımını verir.
- Rekabet içermeyen gündelik bir konuşmayı anlatır.
- Death sözcüğünü bir karakter olarak sunar ve mücadeleyi görkemli ve efsanevi gösterir.
Cevabı göster
Death sözcüğünü bir karakter olarak sunar ve mücadeleyi görkemli ve efsanevi gösterir.
Can't wait to keep solving puzzles? Ton ve niyet
4:35Bulmacaları çözmeye devam etmek için sabırsızlanıyor musunuz?
Tanıtım kancası olarak Can't wait to keep solving puzzles?
Bu tanıtım sorusunda söylenmeyen özne you'dur. Cümlenin anlamı kabaca “Bulmaca çözmeye devam etmek için sabırsızlanıyorsanız...” şeklindedir ve ardından gelen davete zemin hazırlar. Konuşanın kendi heyecanını anlatmaz. can't wait to + fiilin yalın hâli, beklemenin gerçekten imkânsız olması değil, “bir şeyi yapmak için çok heyecanlı ve sabırsız olmak” anlamına gelir. keep + fiil-ing, etkinliğin sürdüğünü gösterir; dolayısıyla keep solving, “çözmeye devam etmek” demektir.
Alıştırma
Bu cümle tanıtım bağlamında ne yapıyor?
- Bulmacanın ne kadar sürede çözüldüğüne dair resmî bir rapor ister.
- Devam etmek için sabırsızlanan izleyicilere seslenir ve bir öneriye geçiş yapar.
- Konuşanın izleyicileri artık bekleyemediğini söyler.
Cevabı göster
Devam etmek için sabırsızlanan izleyicilere seslenir ve bir öneriye geçiş yapar.
Try out Brilliant today: doğrudan deneyim için try out
try out, bir şeyin nasıl olduğunu veya size uygun olup olmadığını görmek için onu bizzat kullanmak, test etmek ya da deneyimlemek demektir. Try out Brilliant today. cümlesinde, izleyiciyi ürünü denemeye çağıran bir emir yapısıdır. today, eylem çağrısına aciliyet katar ve izleyiciyi şimdi harekete geçmeye teşvik eder.
Alıştırma
Cümleyi “karar vermeden önce kullanmak veya test etmek” anlamındaki iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: You can ____ the new app before subscribing.
Cevabı göster
try out
Brilliant's got: 's, has ifadesinin kısaltmasıdır
Brilliant's got, Brilliant has got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada has got, “sahip olmak” anlamına gelir; dolayısıyla ifade Brilliant'ın birçok fırsata sahip olduğunu veya bu fırsatları sunduğunu anlatır. Ardından got geldiği için 's iyelik eki değildir ve is anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + has/have got + isim şeklindedir. Özne tekil olduğunda has, konuşmada sık sık 's biçiminde kısaltılır.
Alıştırma
Cümleyi has got ifadesinin kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: This museum____ a great science exhibit.
Cevabı göster
's got
but help you develop deeper insights, too.
4:44aynı zamanda daha derin içgörüler geliştirmenize yardımcı olan.
not only ... but ...: paralel iki yararı bağlamak
Not only ... but ... aynı özneyi anlatan iki ifadeyi bağlar ve ikinci noktayı ek, çoğu zaman daha güçlü bir yarar olarak öne çıkarır. Buradaki paralel bölümler are full of puzzles ile help you develop deeper insights ifadeleridir. But sözcüğünden sonra also kullanılmayabilir; bu nedenle but help ... tam ve doğal bir yapıdır. İlgi zamiri that, hem are hem de help için ortak özne görevi gördüğünden help öncesinde tekrarlanmaz.
Alıştırma
also kullanmadan not only ... but ile cümleyi tamamlayın: The team ____ planned the event ____ ran it.
Cevabı göster
not only · but
Visit brilliant.org/teded for 20% off Kalıp ifadeler
4:46Yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim için
for 20% off: özgün fiyattan %20 indirim
20% off, özgün fiyattan %20 çıkarıldığı ve müşterinin kalan %80’i ödediği anlamına gelir. Fiyatın özgün fiyatın %20’sine düştüğü anlamına gelmez. Bu cümlede for, siteyi ziyaret etme yönergesi ile bu eylem sonucunda kazanılan indirimi birbirine bağlar. Başka tekliflerde de kullanılabilen yapı, eylem + for + yüzde oranı off şeklindedir.
Alıştırma
Bu teklifte 20% off ne anlama geliyor?
- Fiyat %20 artar.
- Özgün fiyat %20 azalır.
- Özgün fiyatın yalnızca %20’sini ödersiniz.
Cevabı göster
Özgün fiyat %20 azalır.
the annual premium subscription fee: bir isim dizisini okuma
Temel isim fee sözcüğüdür; bu nedenle ifadenin tamamı bir ücreti belirtir. subscription bunun ne tür bir ücret olduğunu, premium hizmet düzeyini, annual ise yıllık faturalandırma dönemini gösterir. Yoğun bir İngilizce isim dizisini anlamak için sondaki temel isimden başlayıp sola doğru ilerleyin: fee → subscription fee → premium subscription fee → annual premium subscription fee.
Alıştırma
the annual premium subscription fee ifadesindeki temel isim hangisidir?
- premium
- annual
- fee
Cevabı göster
fee