Mahkûm şapkası bilmecesini çözebilir misin? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: On tutsak, grubun kurtulması için en az dokuz doğru cevabın gerektiği bir şapka rengi bulmacasını çözmek zorundadır. Açıklama, ilk cevaba siyah şapka sayısının tek mi çift mi olduğu bilgisini kodlamanın sıradaki herkesin kendi şapkasının rengini kesin biçimde çıkarmasını nasıl sağladığını gösterir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a single-file line — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bunun insanların art arda durduğu tek sıra anlamına geldiğini kavrayın; her kişinin yalnızca önündekileri görebildiği kuyrukları veya dizilişleri anlatırken kullanın. 2. But what does have two possible values is that number's parity. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: what yan tümcesinin düşünceyi uygun olmayan toplam sayıdan pariteye yönelttiğini, does sözcüğünün de karşıtlığı vurguladığını fark edin; bir koşulu karşılayan tek özelliği öne çıkarmak için bu kalıbı kullanın. 3. allows everyone else to guess theirs with absolute certainty. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir bilginin birine ne yapma olanağı verdiğini anlatmak için allow + nesne + to-infinitive yapısını, çıkarımda hiçbir kuşku bulunmadığını belirtmek için with absolute certainty ifadesini öğrenin.
Bu derste
You and nine other individuals have been captured Dilbilgisi
0:10Siz ve diğer dokuz kişi esir alındınız
have been captured: tamamlanmış edilgen bir eylemin şu anki sonucu
Have been captured, present perfect edilgen yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Yakalamanın şu andan önce gerçekleştiğini ve kişilerin bunun sonucunda şu anda gözetim altında olduğunu anlatır. Özne you and nine other individuals ifadesine karşılık geldiği için doğru yardımcı fiil have olur. İfade, tam şu anda gerçekleşen bir yakalama eylemine değil, tamamlanmış eylemin sonucuna odaklanır.
Alıştırma
Teslimatın gerçekleştiğini ve sonucunun şu anda önemli olduğunu gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: The package ____ delivered.
Cevabı göster
has been
super intelligent alien overlords: güçlü kurgusal hükümdarlar
Super intelligent alien overlords ifadesi, uzaylıları son derece zeki ve başkalarını kontrol etme gücüne sahip varlıklar olarak sunar. Overlord, tarafsız bir ruler sözcüğünden daha güçlüdür; tahakküm, özgürlük eksikliği ve çoğu zaman tehditkâr bir kötü karakter imgesi çağrıştırır. Bu açılış kurgusunda ifade bilinçli olarak dramatik ve bilim kurgu havasındadır. Sıradan uzaylılar ya da gündelik iş yeri yöneticileri değil, güçlü tutsak ediciler beklemenizi sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede super intelligent alien overlords en güçlü biçimde neyi çağrıştırır?
- Tarafsız devlet görevlileri
- Uzaydan gelen dost canlısı ziyaretçiler
- Başkalarını kontrol eden güçlü hükümdarlar
Cevabı göster
Başkalarını kontrol eden güçlü hükümdarlar
The aliens think humans look quite tasty, Kalıp ifadeler
0:17Uzaylılar insanların oldukça lezzetli göründüğünü düşünüyor,
look quite tasty: look + quite + sıfat
look quite tasty ifadesinde look, gözleri bir şeye çevirip 'bakmak' eylemini değil, dış görünüşten 'görünmek' anlamını taşıyan bağlayıcı bir fiildir. humans öznesini tasty sıfatına bağlar. Quite, tasty sözcüğünü niteler ve anlamın derecesini güçlendirir; burada 'oldukça' veya 'epey' anlamındadır. Görsel bir izlenim anlatmak için kullanılabilecek kalıp özne + look/looks + quite + sıfattır.
Alıştırma
Cümleyi look fiilinin doğru biçimi ve quite dangerous sözleriyle tamamlayın: The broken bridge ____.
Cevabı göster
looks quite dangerous
but their civilization forbids eating highly logical and cooperative beings. Kalıp ifadeler
0:20ancak medeniyetleri son derece mantıklı ve işbirlikçi varlıkları yemeyi yasaklıyor.
forbids eating: forbid + -ing yapısı
forbids eating ifadesinde forbid fiilinden sonra -ing biçimindeki eating gelir. eating highly logical and cooperative beings sözünün belirttiği eylemin tamamı, bu uygarlığın kuralıyla yasaklanmıştır. Bir etkinliği genel olarak yasaklamak için forbid + -ing kullanın. Yasaklanan kişiyi de belirtmek isterseniz The guard forbids visitors from entering. örneğindeki gibi forbid + kişi + from + -ing kullanın.
Alıştırma
Kuralı forbid ve take fiillerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The museum ____ photos inside.
Cevabı göster
forbids taking
they're not sure whether you qualify, Dilbilgisi
0:27sizin bu nitelikleri taşıyıp taşımadığınızdan emin değiller,
whether you qualify: dolaylı bir evet-hayır yan cümlesi
whether you qualify, not sure ifadesinden sonra gelerek onun içeriğini tamamlayan yan cümledir. Evet ya da hayırla yanıtlanabilecek bir belirsizlik bildirir: gerekli koşulları taşıyıp taşımadığını bilmiyorlar. Dolaylı soruda düz cümle sırası kullanılır: whether + özne + fiil; soru cümlesindeki gibi devrik sıra kullanılmaz. Burada qualify, “gerekli koşulları karşılamak veya gerekli uygunluğa sahip olmak” demektir; “bir sınavı geçmek” anlamına gelmez. Kesin ölçüt bağlamdan anlaşıldığı için açıkça belirtilmemiştir.
Alıştırma
Dolaylı yan cümleyi tamamlamak için whether ve parantezdeki kelimeleri kullanın: They need to find out ____ for the program. (you / qualify)
Cevabı göster
whether you qualify
the alien guarding you tells you the following: Anlatım akışı
0:34sizi koruyan uzaylı size şunları söylüyor:
Through its universal translator: bir bilim kurgu cihazı
universal translator, bilim kurguda farklı diller arasında anında çeviri yapan, bazen farklı türlerin bile iletişim kurmasını sağlayan hayalî bir cihazdır. Bu bilgi, uzaylının bir insanın anlayabileceği talimatları nasıl verebildiğini açıklar. Through its universal translator, “evrensel çeviri cihazını kullanarak” demektir. Burada through bir aracı ya da yöntemi belirtir; bir yerin bir tarafından diğer tarafına geçme hareketini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede Through its universal translator ne anlama geliyor?
- Sıradan bir insan tercümanla konuşarak.
- Çevirilerin saklandığı bir odanın içinden geçerek.
- Diller arasında çeviri yapan hayalî bir cihazı kullanarak.
Cevabı göster
Diller arasında çeviri yapan hayalî bir cihazı kullanarak.
tells you the following: ardından gelecek içeriği tanıtmak
tells you the following ifadesinde the following, “hemen ardından gelen bilgi” anlamında isim görevli bir öbektir. tells fiilinin doğrudan nesnesidir; follow fiili değildir. Bu ifade, ön bilgiyi ardından gelen kurallara ya da açıklamaya bağlar. İki nokta bu sınırı görünür kılar ve asıl içeriğin hemen sonra başlayacağını gösterir.
Alıştırma
Talimatları resmî biçimde tanıtan cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The coach told us ____: arrive by nine and bring water.
Cevabı göster
the following
will be placed: gelecekteki bir düzenleme için edilgen yapı
Will be placed, will be + past participle biçimindeki gelecek zaman edilgen yapısını kullanır. You eylemden etkilenen kişidir; placed ise place fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. Cümle, daha sonra birinin konumunuzu ayarlayacağını söyler. Edilgen yapı odağı size ne olacağına verir, bu yüzden düzenlemeyi yapan kişi belirtilmeyebilir.
Alıştırma
Cümleyi place fiilinin gelecek zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: At check-in, each guest ____ placed in a group of six.
Cevabı göster
will be
a single-file line: tek sıra
a single-file line, bir kişinin diğerinin arkasında durduğu bir sıra demektir; insanların yan yana durduğu bir sıra değildir. Burada konuşmacının belirlediği fiziksel düzeni anlatır: herkes aynı yöne bakar ve sıra tek kişi genişliğindedir. Bu ifade bir düzeni anlatır, bilgisayar dosyasını değil. Bu sahnede görüş alanını da sınırlar: Her kişi normalde önündekileri görebilir, ancak arkasındakileri göremez.
Alıştırma
Please stand in a single-file line ne demektir?
- Bir sıra içinde yan yana durmak
- Ayrı gruplar hâlinde dağınık durmak
- Tek sıra hâlinde birbiri ardında durmak
Cevabı göster
Tek sıra hâlinde birbiri ardında durmak
so that each of you can see everyone lined up ahead of you. Notlar
0:43böylece her biriniz önünüzde dizilen herkesi görebileceksiniz.
in size order: boyut sırasına göre
in size order, boyutun sıralama ölçütü olduğunu anlatır. Burada insanlar sıraya dizildiği için size, bağlamda özellikle boy anlamına gelir. Bu ifade tek başına sıranın kısadan uzuna mı, uzundan kısaya mı olduğunu söylemez; yönü çevredeki talimatlar belirler. in + sıralama ölçütü + order yapısı, insanların veya nesnelerin hangi kurala göre düzenlendiğini belirtir. Buradaki order, “sipariş vermek” fiili değil, sıra veya düzen anlamındadır.
Alıştırma
“Bu fotoğrafları tarihlerine göre düzenle” anlamındaki doğal İngilizce cümleyi seçin.
- Arrange these photos on date order.
- Arrange these photos in order date.
- Arrange these photos in date order.
Cevabı göster
Arrange these photos in date order.
so that ... can see: amaç belirtme
Bu cümlede so that, bu düzenlemenin amacını belirtir: herkes, önündeki kişileri görebilsin diye belirli bir şekilde yerleştirilmiştir. İfade, yapılan düzenlemeyi bu düzenlemeden beklenen sonuçla bağlar. Burada so that ifadesinden sonra each of you can see everyone lined up ahead of you tam bir cümle gelir. Anlamı amaç bildiren “-sın diye” veya “böylece”dir; yalnızca “bu yüzden” anlamındaki so değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede so that bir eylemin amacı belirtiliyor?
- We left early, so we avoided traffic.
- We left early because traffic was heavy.
- We left early so that we could avoid traffic.
Cevabı göster
We left early so that we could avoid traffic.
lined up ahead of you: önünüzde sıraya girmiş
everyone lined up ahead of you ifadesinde lined up, everyone kelimesini açıklayan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir: bu kişiler zaten düzenli bir sıra oluşturmuş durumdadır. Ahead of you, referans noktasını belirler ve “önünüzde” anlamına gelir. Bu öbek, kısaltılmış bir who are yapısı gibi çalışır: everyone who is lined up ahead of you. Görülen kişilerin durumunu açıklar; can see ise ana fiildir.
Alıştırma
Üç kişinin zaten sıra hâlinde benim önümde olduğunu doğru anlatan cümle hangisidir?
- Three people are lining up ahead of me.
- Three people are standing beside me.
- Three people are lined up ahead of me.
Cevabı göster
Three people are lined up ahead of me.
step out of line: gerçek bir sıradan çıkmak
Bu cümlede step out of line gerçek anlamdadır: gerçek bir sırada bulunduğun yerden ayrılmak. Kural, herkesin olduğu yerde kalmasını söyler. Aynı ifade mecazen “bir kuralı çiğnemek” ya da “kabul edilebilir davranış sınırını aşmak” anlamına da gelebilir. Çevredeki duruma bak: gerçekten bir sıra varsa fiziksel anlam öne çıkar.
Alıştırma
Bir grup gerçek bir sırada duruyor. Burada “Don't step out of line” ne anlama gelir?
- Sıradaki yerinden ayrılma.
- Bir sınıf kuralını çiğneme.
- Eğri bir çizgi çizme.
Cevabı göster
Sıradaki yerinden ayrılma.
Each of you will have either a black or a white hat Dilbilgisi
0:51Her birinizin başında ya siyah ya da beyaz bir şapka
either a black or a white hat: either ... or ... yapısı
either A or B yapısı iki seçenek sunar ve bunlardan birinin geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede A, a black hat; B ise a white hat olduğundan herkes iki renkten birini alır. Burada either, or ile birlikte çalışır. Bu yapıda “de/da” anlamına gelmez. Mümkün olduğunda A ve B aynı tür dil bilgisi yapısında olmalıdır.
Alıştırma
either ... or kullanarak eşleşen seçim yapısını tamamla: We can meet ____ Monday ____ Tuesday.
Cevabı göster
either · or
and I won't tell you how many of each color there are. Dilbilgisi
0:57ve size her renkten kaç tane olduğunu söylemeyeceğim.
assigned randomly: kısaltılmış edilgen ek açıklama
Assigned randomly, edilgen anlam taşıyan bir past participle öbeğidir. Bu cümlede şapkaların nasıl dağıtıldığını açıklar: şapkalar belirli bir düzen olmadan atanmıştır. Virgülden sonra gelen bu öbek, tam bir cümle değil, kısaltılmış bir ek açıklamadır. Anlamı which are assigned randomly veya the hats are assigned randomly ifadelerine yakındır; bağlamdan anlaşıldığı için özne ve be fiili söylenmez.
Alıştırma
“The seats were assigned randomly” cümlesinde assigned randomly ne anlama gelir?
- Koltuklar belirli bir düzen olmadan atandı
- Koltuklar alfabetik sırayla atandı
- Öğrenciler kendi koltuklarını seçti
Cevabı göster
Koltuklar belirli bir düzen olmadan atandı
how many of each color there are: gömülü soruda kelime sırası
How many of each color there are, tell fiilinin içeriğini veren bir embedded wh-clause yapısıdır. Her renk grubunda kaç tane bulunduğunu sorar; tüm renklerin toplamını sormaz. I won't tell you ... yapısının içinde bulunduğu için are there şeklindeki soru devrikliğini değil, there are şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. Doğrudan soru olarak biçimi How many of each color are there? olur.
Alıştırma
Gömülü soruyu tamamlayın: I need to check how many of each size ____ before I place the order.
Cevabı göster
there are
each of you must guess the color of your hat,
1:02her biriniz şapkanızın rengini tahmin etmek zorunda,
starting with the person in the back and moving up the line. Anlatım akışı
1:05en arkadaki kişiden başlayarak sırayla öne doğru.
When I say to begin, ...: talimatı etkinleştiren zamanı belirlemek
When I say to begin, sonraki eylemi başlatan zamanı belirleyen bir zaman yan cümlesidir: dinleyiciler konuşan kişinin başlama komutunu vermesini bekler, sonra tahmin etmeye başlar. Burada to begin söylenen komutun içeriğini adlandırır; “başlamak amacıyla” anlamına gelmez. Gelecekteki bir eylemden bir kural içinde söz ederken İngilizce when'den sonra will say yerine geniş zamanı, yani say'i kullanır. Söylenen söz sinyal görevi görür; ana cümle de bundan sonra ne olacağını belirtir.
Alıştırma
Bir oyun sırasında, oyunculara kapıyı açmadan önce konuşanın başlangıç komutunu beklemelerini söyleyen cümle hangisidir?
- When I say to go, open the gate.
- When I say for go, open the gate.
- When I say going, open the gate.
Cevabı göster
When I say to go, open the gate.
starting with the person in the back and moving up the line: bir sürecin sırasını düzenlemek
Starting with ... and moving up ... bir süreci düzenleyen, -ing biçimindeki iki paralel öge grubudur. Starting with the person in the back ilk kişiyi belirtir; moving up the line ise sonraki sıraların yönünü ve düzenini gösterir. Burada moving up the line, sıranın önüne doğru kişi kişi ilerlemek anlamına gelir; daha yüksek bir yere gitmek anlamına gelmez. Bu yapı, tek ve kısa bir ifadeyle hem başlangıç noktasını hem de sıralamayı vermeyi sağlar.
Alıştırma
Sürecin başlangıç noktasını ve yönünü göstermek için cümleyi tamamlayın: The teacher will collect the forms, ____ the last desk and ____.
Cevabı göster
starting with · moving up the row
And don't even try saying words other than black or white Notlar
1:09Siyah veya beyaz dışında bir kelime söylemeye çalışmayın bile
don't even try saying: sert bir uyarı
Don't even try saying sıradan bir tavsiye değil, sert bir uyarıdır. Dinleyiciye yasaklanan kelimeleri söylememesini ve bunu denemeye bile kalkmamasını bildirir. don't even try + -ing kalıbında even, yasağı eylemi deneme aşamasından itibaren güçlendirir. Bu kalıp, konuşanın eylemi önceden ve kesin biçimde engellediğini gösterir.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Bir müze rehberi ilk kez nazikçe uyarıda bulunurken şöyle diyor: “Don't even try touching the paintings.”
- Uygun
- Uygun değil
Cevabı göster
Uygun değil
words other than black or white: bir kümeden ögeleri hariç tutmak
words other than black or white ifadesinde other than, “... hariç” anlamına gelir. İfade, adı verilen iki kelime dışındaki bütün kelimeleri kapsar; bu nedenle kural yalnızca black ve white seçeneklerine izin verir. isim + other than + belirtilen istisna biçimindeki yeniden kullanılabilir kalıp, kural ve kısıtlamalarda yaygındır. İzin verilen veya belirtilen kümenin dışında kalanları gösterir.
Alıştırma
Kuralı, bu derste öğrendiğiniz ve “... hariç” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: No vehicles ____ bicycles are allowed.
Cevabı göster
other than
like intonation or volume: sesle iletilen sinyaller
intonation, konuşurken sesin yükselip alçalma biçimidir. volume ise sesin ne kadar yüksek veya alçak olduğunu belirtir. İkisi de kelimeleri değiştirmeden mesaj iletebilir. Burada like, “başka bir şekilde” sinyal vermeye örnekler getirir. Bu yüzden kural yalnızca söylenen kelimeleri değil, sesle iletilen sinyalleri de kapsar.
Alıştırma
Bir konuşmacı aynı kelimeleri kullanıyor, ancak onları çok daha yüksek sesle söylüyor. Hangi ses sinyali değişti?
- vocabulary
- intonation
- volume
Cevabı göster
volume
You'll all be eaten immediately: gelecek zaman edilgen yapısıyla tehdit içeren sonuç
You'll, you will ifadesinin kısaltmasıdır. You'll all be eaten yapısında you eylemden etkilenen taraftır ve will be + eaten gelecek zaman edilgen yapısını oluşturur; yiyen belirtilmez. all grubun tamamını, immediately ise sonucun hemen gerçekleşeceğini vurgular. Bu kural duyurusunda cümle yalnızca geleceği tarafsız biçimde tahmin etmez. Kural çiğnenirse korkutucu bir sonuç ilan eder; bu nedenle tehdit işlevi görür.
Alıştırma
Bir grup şeyin bir eylemden etkileneceğini duyurmak için gelecek zaman edilgen yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The storm will close all the roads.
- All the roads will be closed by the storm.
- The storm closed all the roads.
Cevabı göster
All the roads will be closed by the storm.
If at least nine ... you'll all be spared: koşul, alt sınır ve edilgen sonuç
Bu cümle, gelecekte gerçekleşmesi mümkün olan bir koşulu anlatır. if yan cümlesinde geniş zaman biçimindeki guess, sonuç cümlesinde ise you'll all be spared yapısındaki will kullanılır. Bu yapı, bir koşul sağlanırsa ne olacağını belirten kural ve vaatlerde yaygındır. At least nine alt sınırı dokuz olarak belirler; yani dokuz veya daha fazla kişinin doğru tahmin etmesi gerekir. Be spared, “ceza veya zarardan kurtarılmak” anlamındaki edilgen yapıdır; burada “boş vakti olmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Planın onaylanması için beş veya daha fazla kişinin kabul etmesi gerektiğini hangi cümle doğru ifade eder?
- If at least five people will agree, the plan approves.
- If at most five people agree, the plan will be approved.
- If at least five people agree, the plan will be approved.
Cevabı göster
If at least five people agree, the plan will be approved.
come up with a plan: tartışarak bir plan geliştirmek
Come up with a plan, çoğu zaman tartışma yoluyla “bir plan düşünmek veya geliştirmek” demektir. Come up with yapısından sonra zihinde oluşturulan şey gelir: a plan, idea, answer veya solution. Fiziksel olarak yukarı gelmek anlamında değildir. Burada and, discuss ile come up with fiillerini bağlar. discuss önündeki tek to, iki eylem için de geçerlidir: to discuss and (to) come up with a plan.
Alıştırma
Cümleyi come up with a plan ile tamamlayın: The team needs to ____ before the game starts.
Cevabı göster
come up with a plan
And then I'll line you up, assign your hats Öbek fiiller
1:27Sonra sizi sıraya dizeceğim, şapkalarınızı vereceğim
I'll line you up: insanları sıraya dizmek
Burada line you up, insanları bir sıra hâlinde ayakta duracak şekilde dizmek demektir. Line burada uzun bir çizgi anlamındaki isim değil, fiildir. İnsanlar sırayı kendileri oluşturduğunda line up nesnesiz kullanılabilir. Bir kişi başkalarını sıraya dizdiğinde line + nesne + up yapısı kullanılır. Zamir ortaya gelir: line you up veya line them up; line up them denmez.
Alıştırma
Cümleyi line up ve us zamiriyle tamamlayın: The guide needs to ____ before we enter the museum.
Cevabı göster
line us up
Can you think of a strategy guaranteed to save everyone? Dilbilgisi
1:31Herkesi kurtarmayı garantileyecek bir strateji düşünebilir misiniz?
strategy guaranteed to save everyone: kısaltılmış ilgi cümleciği
Guaranteed to save everyone, strategy sözcüğünden sonra gelir ve bu ismi niteler. a strategy that is guaranteed to save everyone ile aynı anlama gelir. Burada guaranteed bir isim değil, geçmiş zaman ortacıdır. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: tam biçimdeki that is çıkarılabilir ve isim + geçmiş zaman ortacı + to-infinitive yapısı oluşur. Bu kısa biçim, temel anlamı koruyarak açıklamayı isimden sonra verir.
Alıştırma
Hangi ifade, ismi tanımlamak için geçmiş zaman ortacı grubunu isimden sonra getirir?
- a designed to reduce noise device
- a device designing to reduce noise
- a device designed to reduce noise
Cevabı göster
a device designed to reduce noise
The key is that the person at the back of the line, Notlar
1:42İşin sırrı sıranın en arkasındaki kişide,
at the back of the line: son konumu belirtmek
at the back of the line bir kişinin sıranın son bölümünde, yani en son konumda olduğunu belirtir. Bu cümlede person kelimesini niteler ve hangi kişiden söz edildiğini gösterir. back burada sıranın arka tarafını ifade eder; bir kişinin vücudunu veya sırtını ifade etmez. At edatı, kişiyi sıradaki belirli bir noktada konumlandırır. Bu nedenle konum anlamında at the back of the line kullanılır.
Alıştırma
Bir sıradaki son konumu belirten ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: We waited ____ for the museum to open.
Cevabı göster
at the back of the line
The key is that ...: ana noktayı belirtmek
The key is that ... bir açıklamadaki merkezi olguyu veya fikri ortaya koyar. Burada, ardından gelen that yan cümlesinin bulmacanın çözümünü mümkün kılan koşulu içerdiğini belirtir. key burada fiziksel bir anahtar değil, kilit nokta anlamındadır. Bu yapı, tek bir ana nedene, koşula veya stratejiye dikkat çeker. that kelimesinden sonra normalde özne ve fiil içeren tam bir yan cümle gelir; örneğin “the person ... can use ...”.
Alıştırma
The key is that yapısındaki eksik kısmı yazarak cümleyi tamamlayın: The ____ the backup file stays in the cloud.
Cevabı göster
key is that
communicate some coded information: kodlanmış bilgi iletmek
Burada communicate “iletmek” anlamındadır; coded information ise önceden kararlaştırılmış sözcük, işaret veya sinyal sistemiyle temsil edilen bilgidir. Görülen ya da duyulan mesaj, asıl aktarılmak istenen bilgiyi doğrudan söylemeyebilir. Bu nedenle black ve white yalnızca renk adları olmak yerine ek ve kararlaştırılmış bir anlam taşıyabilir. Buradaki coded özellikle “bilgisayar koduyla yazılmış” demek değildir.
Alıştırma
İki kısa ışık “güvenli”, bir uzun ışık ise “tehlike” anlamına geliyor. Bu durumda communicate coded information ne demektir?
- Mesaj göndermek için kararlaştırılmış sinyaller kullanmak.
- Yalnızca ışığın ne kadar parlak olduğunu göstermek.
- Bir bilgisayar programı yazmak.
Cevabı göster
Mesaj göndermek için kararlaştırılmış sinyaller kullanmak.
So what meaning can be assigned to those words Dilbilgisi
1:53Peki bu kelimelere ne anlam yüklenebilir ki
that will allow everyone else to deduce their hat colors? Kalıp ifadeler
1:56diğer herkesin kendi şapka renklerini çıkarmalarına olanak tanısın?
A meaning can be assigned to a word: bir sözcüğe anlam verilebilir
Can be assigned to, can + be + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır; yani edilgen bir yapıdır. Etken kalıp assign A to B'dir; assign a meaning to a word bunun bir örneğidir. Edilgen yapıda A özne konumuna geçer: a meaning can be assigned to a word. Burada assign, “bir kurala göre anlam vermek veya belirlemek” demektir. Soru, sözcüklerin hangi kararlaştırılmış anlamı alabileceğini soruyor; hangi ödevin verilebileceğini değil.
Alıştırma
Cümleyi assign fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In this symbol system, a special meaning can ____ the blue light.
Cevabı göster
be assigned to
allow everyone else to deduce: allow + nesne + to + fiil
allow + object + to + verb, bir kişinin, gerçeğin, aracın veya koşulun birinin bir şey yapmasını mümkün kıldığını anlatır. Bu cümlede kelimelere verilen anlam, diğer herkese kendi şapkalarının rengini çıkarsayabilmeleri için yeterli bilgi sağlayacaktır; vurgu izin vermekten çok eylemi mümkün kılmaktır. deduce, ipuçlarını ve akıl yürütmeyi kullanarak bir sonuca ulaşmak demektir. Sadece guess demeye göre kanıta dayalı çıkarımı daha güçlü biçimde anlatır.
Alıştırma
allow + nesne + to + fiil yapısını doğru kullanan ve ipuçlarına dayalı bir çıkarımı anlatan cümleyi seçin.
- The clues allowed to the team deduce the answer.
- The clues allowed the team deduce the answer.
- The clues allowed the team to deduce the answer.
Cevabı göster
The clues allowed the team to deduce the answer.
It can't be the total number of black or white hats. Anlatım akışı
2:00Siyah veya beyaz şapkaların toplam sayısı olamaz.
can't be the total number: mantıksal bir olasılığı elemek
can't be + isim öbeği, eldeki gerçeklere dayanarak mantıksal bir imkânsızlık ifade edebilir. Burada konuşmacı, önerilen siyah veya beyaz şapka toplamını cevap olasılığı olarak eler. Sonraki cümle gerekçeyi verir: İkiden fazla olası değer vardır, dolayısıyla bu aday her durumu kapsayamaz. Bu, kullanışlı bir akıl yürütme kalıbıdır: Önce bir adayı ele, ardından kanıtı belirt.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı? “The answer can't be 12 because 12 breaks the rule,” cümlesindeki can't be, yetenek eksikliğini değil, mantıksal bir imkânsızlığı ifade eder.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
But what does have two possible values is that number's parity. Notlar
2:06Ancak tam iki olası değeri olan şey, o sayının tek veya çift olmasıdır.
more than two possible values: ikiden fazla olası değer
Matematik ve mantıkta possible value, bir şeyin alabileceği bir sayı, durum veya sonuçtur. Buradaki values, inançları ya da kişisel değerleri değil, olası sonuçları ifade eder. More than two kesin olarak ikiden fazla demektir; dolayısıyla en az üç olası değer bulunmalıdır. Bu ifade, yalnızca iki kullanılabilir sinyalin bütün olası sonuçları doğrudan temsil edemeyeceğini açıklar.
Alıştırma
Bir ayar düşük, orta veya yüksek olabilir. Hangi cümle bu ayarı doğru açıklar?
- It has more than two possible values.
- It has exactly two possible values.
- It has fewer than two possible values.
Cevabı göster
It has more than two possible values.
what does have ... is ...: what yan cümlesinde vurgulayıcı does
what does have two possible values yan cümlesi, gerçekten iki olası değeri olan şey anlamına gelir. Bu what yan cümlesi özne görevindedir ve is sonrasındaki bölüm, bu şeyin sayının tek ya da çift olma durumu olduğunu belirtir. Does, olumlu bir yan cümlede kullanılan vurgulayıcı do'dur. Düzeltici bir karşıtlık ekler: sayının kendisinin ikiden fazla olası değeri vardır, fakat tek ya da çift olma durumunun gerçekten iki değeri vardır. Buradaki does soru oluşturmaz.
Alıştırma
İlk çözüm işe yaramadı. Hangi cümle cihazı yeniden başlatmanın gerçekten işe yaradığını doğal biçimde vurgular?
- Does what work is restarting the device?
- What does work is restarting the device.
- What works is restarting the device.
Cevabı göster
What does work is restarting the device.
number's parity ... odd or even: bir sayının paritesi
“that number's parity” ifadesinde parity, bir sayının tek mi çift mi olduğunu gösteren özelliği, yani sayının tek-çift durumunu anlatır. İki olası değeri odd ve even'dır; bu, sayının kendisinin yalnızca iki değer alabileceği anlamına gelmez. That is, teknik terimi doğrudan whether it's odd or even sözleriyle yeniden açıklar. Böylece parity ile iki seçenek arasındaki bağlantı kurulur.
Alıştırma
Bir sayının parity'si neyi gösterir?
- whether it is equal to another number
- whether it is positive or negative
- whether it is odd or even
Cevabı göster
whether it is odd or even
say black if he sees an odd number of black hats Dilbilgisi
2:19tek sayıda siyah şapka görürse siyah diyeceğine
and white if he sees an even number of black hats.
2:23ve çift sayıda siyah şapka görürse beyaz diyeceğine anlaşmaktır.
So the solution is to agree that ...: ortak bir planı ortaya koymak
“So the solution is to agree that ...” ifadesi, bir problemi analiz etmekten problemi çözen yöntemi açıklamaya geçişi gösterir. So sonucu sunar, the solution is to ... ise yapılacak eylemi belirtir. Agree that, grubun birlikte kabul ettiği bir kuralı, gerçeği veya planı anlatan tam bir cümleyi başlatır. Burada that cümlesi herkesin kullanmayı kabul ettiği kodu açıklar.
Alıştırma
Ortak bir planı tanıtan eksik ifadeyi yazarak cümleyi tamamlayın: The class needs one person to collect the forms, so the solution is ____ Leo will collect them.
Cevabı göster
to agree that
whoever goes first will: kim önce giderse…
Whoever goes first isim gibi görev yapan bir yan cümledir: whoever, goes first koşulunu karşılayan herhangi bir kişiyi tanıtır. Cümlenin tamamı will say fiilinin öznesidir; bu nedenle kural, ilk konuşan kişiye, o kişi kim olursa olsun uygulanır. Bu yapı kişinin kimliğini soran bir soru değildir. Bu kalıp, kim olduğu bilinmeyen veya henüz belirlenmemiş bir kişiye uygulanan kurallar için kullanışlıdır: whoever + fiil + will veya should + eylem.
Alıştırma
Kişinin kimliğini sormak yerine koşulu karşılayan herhangi bir kişiyi anlatmak için whoever kullanan cümle hangisidir?
- Who finishes first?
- Whoever finishes first will check the answers.
- Who is finishing first?
Cevabı göster
Whoever finishes first will check the answers.
say black if ... and white if ...: paralel koşul kuralı
Bu cümle iki parçalı bir kod belirler: Siyah şapkaların sayısı tekse black, çiftse white der. İlk sonuç kendi koşuluyla, ikinci sonuç da kendi koşuluyla eşleştirilir ve bu iki eşleştirme and ile bağlanır. İngilizcede ikinci bölümde tekrarlanan fiil sık sık atılır. Say black if A and white if B, say black if A and say white if B anlamına gelir. Burada black ve white, tek ve çift sayılar için kararlaştırılmış sinyallerdir; konuşanın kendi şapkasının rengi hakkında bir iddia değildir.
Alıştırma
Paralel bir if kalıbıyla iki farklı koşulun her birine açıkça bir sinyal atayan cümle hangisidir?
- Say black if the light is red and white if the light is green.
- Say black or white if the light is red or green.
- Say black if the light is red, and say white if the light is red too.
Cevabı göster
Say black if the light is red and white if the light is green.
if the hats were distributed like this. Dilbilgisi
2:29eğer şapkalar bu şekilde dağıtılmış olsaydı.
play out: gelişip bir sonuca ulaşmak
Bu cümlede play out, “belirli bir şekilde gelişmek ve sonunda bir sonuç doğurmak” anlamına gelir. Konuşmacı, strateji bu şapka dağılımına uygulandığında ne olacağını düşünüyor. see how it would play out ifadesinde it, durumun tamamını belirtir. Bu deyimsel fiil olayların ilerleyişini anlatır; kelime anlamıyla bir yerde oynamayı anlatmaz.
Alıştırma
Bir ekip yeni bir süreci denemek ve uygulamada nasıl geliştiğini gözlemlemek istiyor. Hangi cümle doğaldır?
- Let's ask the children to play outside.
- Let's carry out the new process next week.
- Let's see how the new process plays out.
Cevabı göster
Let's see how the new process plays out.
if ... were distributed like this: varsayımsal edilgen koşul
if yan cümlesi, bilinen bir dağılımı bildirmek yerine hayal edilen bir durum kurar. Geçmiş zaman biçimi were, bu düzenlemeyi varsayımsal olarak sunar ve tam cümlenin ana bölümündeki would play out ile uyum sağlar. Were distributed edilgen yapıdadır: şapkalar dağıtma eylemine maruz kalır. Önemli olan şapkaları kimin dağıttığı değil dağılım olduğundan, eylemi yapan kişi belirtilmeyebilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi arrange fiilinin varsayımsal edilgen biçimiyle tamamlayın: If the seats ____ differently, everyone would have a better view.
Cevabı göster
were arranged
The tallest captive sees three black hats in front of him,
2:32En uzun boylu esir önünde üç siyah şapka görür,
telling everyone else he sees an odd number of black hats. Dilbilgisi
2:36ve herkese tek sayıda siyah şapka gördüğünü söyler.
telling everyone else...: önceki eylemin etkisini açıklayan -ing ifadesi
-ing ifadesi telling everyone else..., he says black ana cümlesine bağlanır. Verilen cevabın ne ilettiğini açıklar: black diyerek diğer herkese tek sayıda siyah şapka gördüğünü bildirir. Bu, yeni bir ana cümle eylemi değildir. main clause, -ing... yapısında -ing ifadesi eşlik eden bir açıklama veya sonuç ekleyebilir; burada ilk eylemin bilgi açısından yarattığı etkiyi gösterir.
Alıştırma
“Leo nodded, telling us he agreed.” cümlesinde telling us he agreed ne işe yarar?
- Birinin Leo'ya talimat verdiğini söyler.
- Çok daha sonra gerçekleşen ayrı bir olayı anlatır.
- Leo'nun başını sallamasının ne anlattığını açıklar.
Cevabı göster
Leo'nun başını sallamasının ne anlattığını açıklar.
gets his own hat color wrong: bir şeyi yanlış değerlendirmek
get + object + wrong yapısı, nesnenin belirttiği şeyi yanlış değerlendirmek, yanlış cevaplamak veya yanlış anlamak demektir. Buradaki nesne his own hat color olduğundan, kendi şapkasının rengi hakkında yanlış tahminde bulunur. Bu yapıda get, “almak” veya “elde etmek” anlamına gelmez. Wrong nesneden sonra gelir ve kişinin değerlendirmesinin yanlış sonucunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get + object + wrong yapısıyla tamamlayın: Cevap anahtarını kontrol ettikten sonra Maya şunu fark etti: “I got the final answer ____.”
Cevabı göster
wrong
since you're collectively allowed to have one wrong answer. Dilbilgisi
2:43çünkü kolektif olarak bir yanlış cevap hakkınız var.
since you're collectively allowed to have one wrong answer: neden ve grubun tümüne tanınan izin
Burada since, “çünkü” anlamına gelir. Önceki durumun neden kabul edilebilir olduğunu açıklar: kurallar bir yanlış cevaba izin vermektedir. Collectively, “grup olarak” anlamına gelir. İzin herkesin toplam sonucuna uygulanır; bu nedenle grubun toplamda bir yanlış cevabı olabilir, ancak her kişinin ayrı ayrı bir yanlış cevap hakkı yoktur.
Alıştırma
“since you're collectively allowed to have one wrong answer” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Grup bir yanlış cevap vermek zorunda olmasına rağmen.
- Çünkü grubun toplamda bir yanlış cevabı olabilir.
- Çünkü her kişinin bir yanlış cevabı olabilir.
Cevabı göster
Çünkü grubun toplamda bir yanlış cevabı olabilir.
Prisoner two also sees an odd number of black hats,
2:48İkinci mahkum da tek sayıda siyah şapka görür,
hers is white: hers, her hat ifadesinin yerini alır
Hers bir iyelik zamiridir. Burada her hat ifadesinin yerini alır; dolayısıyla hers is white, her hat is white anlamına gelir. Hat bağlamdan zaten anlaşıldığı için isim söylenmez.
Alıştırma
“her coat” ifadesini bir iyelik zamiriyle değiştirin: My coat is black, but ____ is white.
Cevabı göster
hers
so he knows that his must be one of the black hats Dilbilgisi
2:58bu yüzden kendisininkinin, ilk iki mahkumun gördüğü siyah şapkalardan
must be one of the black hats: mantıksal bir çıkarım
Burada must be, kanıta dayanan güçlü bir çıkarımı belirtir: mantıken onun şapkası kesinlikle o siyah şapka grubundadır. Konuşan kişi emir vermiyor. must be one of + çoğul isim yapısında one of, belirtilen grubun bir üyesi demektir. İpuçları bir kimliği veya kategoriyi zorunlu sonuç hâline getirdiğinde bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, mevcut bir durum hakkında güçlü çıkarım yapan ve must içeren iki kelimelik yapıyla tamamlayın: The office lights are on, so someone ____ inside.
Cevabı göster
must be
the first two prisoners saw: nesne görevindeki that olmadan ilgi cümleciği
the first two prisoners saw, the black hats ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Hangi siyah şapkaların kastedildiğini belirtir. Daha açık biçimi the black hats that the first two prisoners saw şeklindedir. Cümlecik içinde the first two prisoners özne, düşürülen that ise saw fiilinin nesnesidir. Nesne görevindeki ilgi zamiri düşürülebilir; bu yüzden saw ayrı bir cümlenin başlangıcı değil, niteleyici bölümün parçasıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede yazılı bir ilgi zamiri bulunmayan nesne ilgi cümleciği vardır?
- The movie that we watched last night was funny.
- We watched a funny movie last night.
- The movie we watched last night was funny.
Cevabı göster
The movie we watched last night was funny.
and knows that she should be looking for an even number of black hats, Dilbilgisi
3:05ve çift sayıda siyah şapka araması gerektiğini bilir,
should be looking for: akıl yürütmeye dayalı beklenti
Bu cümlede should bir görev veya zorunluluk değil, akıl yürütmeye dayalı bir beklenti ifade eder. Elindeki bilgilere göre, kanıtların çift sayıda siyah şapka göstermesini bekler. Buradaki be looking for, belirli bir sonucun ortaya çıkıp çıkmadığını gözlemek veya kontrol etmek anlamına gelir. Kayıp bir nesneyi aramak anlamında değildir. Kanıtlar ne görmeyi beklemeniz gerektiğini gösterdiğinde should be looking for + sonuç veya işaret kalıbı kullanılabilir.
Alıştırma
“If the sensor is working, we should be looking for a green light.” cümlesinde should be looking for ne anlama gelir?
- Yeşil ışığı zaten bulduk.
- Kayıp bir yeşil ışığı aramak zorundayız.
- Bu koşula göre yeşil ışık beklenen işarettir.
Cevabı göster
Bu koşula göre yeşil ışık beklenen işarettir.
so she deduces that her hat is also black.
3:12bu yüzden kendi şapkasının da siyah olduğu sonucuna varır.
only sees one: gerçek sayının beklenenden az olduğunu belirtme
Only, sees sözcüğünden önce gelir; ancak buradaki odağı one miktarıdır: gördüğü siyah şapka sayısı yalnızca birdir. One, one black hat ifadesinin yerini alır ve daha önce konuşulan şapkaya gönderme yapar. Bu yapı akıl yürütmeyi beklenti → gerçek sayı → sonuç biçiminde düzenler. But, beklenen çift sayı ile gerçek durum arasındaki uyuşmazlığı gösterir; so ise bunun ardından gelen çıkarımı sunar.
Alıştırma
“We expected six plates, but I only see five.” cümlesinde only ne yapar?
- Gerçek sayının beş olduğunu ve beklenen altıdan az olduğunu vurgular.
- Yapabildiğim tek eylemin görmek olduğunu söyler.
- Beş tabağın yeterli olduğunu söyler.
Cevabı göster
Gerçek sayının beş olduğunu ve beklenen altıdan az olduğunu vurgular.
Prisoners five through nine are each looking for an odd number of black hats, Kelime
3:16Beşinci ve dokuzuncu mahkumlar tek sayıda siyah şapka ararlar,
five through nine: iki ucu da kapsayan numara aralığı
Bu cümlede five through nine, 5, 6, 7, 8 ve 9 numaralı mahkûmlardan oluşan kesintisiz bir grubu belirtir. Başlangıç ve bitiş numaralarının ikisi de aralığa dahildir. Amerikan İngilizcesinde A through B; sayılar, sayfalar, tarihler veya saatlerden oluşan ve iki ucu da kapsayan bir aralığı sıkça belirtir. Buradaki through, mahkûmların numaralarını düzenler; fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
“Complete questions six through eight,” yönergesine göre hangi sorular yapılmalıdır?
- Yalnızca 6 ve 8. sorular
- 6'dan sonraki ama 8'den önceki sorular
- 6, 7 ve 8. sorular
Cevabı göster
6, 7 ve 8. sorular
so they figure out that their hats are white. Öbek fiiller
3:21böylece şapkalarının beyaz olduğunu anlarlar.
figure out that: akıl yürüterek bir sonuca ulaşmak
Figure out; düşünerek, gözlem yaparak veya ipuçlarını kullanarak bir cevaba ya da anlayışa ulaşmak demektir. Bu cümlede mahkûmlar bilgileri kullanarak bir sonuca ulaşıyor. figure out ifadesinden sonra that geldiğinde, that ile başlayan yan cümle tam sonucu verir: that their hats are white. Tekrar kullanılabilecek kalıp figure out that + yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi figure out that ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing the clues, Maya ____ the window had been opened from inside.
Cevabı göster
figured out that
Now it all comes down to you at the front of the line. Deyimler
3:25Şimdi her şey sıranın en önündeki size kalıyor.
comes down to: son belirleyici etken
Burada comes down to, diğer her şey göz önüne alındıktan sonra sonucun belirleyici bir kişiye veya etkene bağlı olduğu anlamına gelir. Fiziksel olarak aşağı doğru hareket etmekten söz etmez. it all comes down to you kalıbında you, yapacağı şey sonucu belirleyecek kişiyi gösterir. Bu ifade karmaşık bir durumu son belirleyici noktaya indirger ve baskı hissi yaratır.
Alıştırma
After weeks of training, the race comes down to the final lap cümlesinde comes down to ne anlama gelir?
- Son tur sonucu belirleyecek.
- Yarış son tur sırasında başlar.
- Koşucular daha aşağıdaki bir piste iner.
Cevabı göster
Son tur sonucu belirleyecek.
If the ninth prisoner saw an odd number of black hats,
3:29Eğer dokuzuncu mahkum tek sayıda siyah şapka gördüyse,
can only mean one thing: yalnızca bir olası sonuç
Can only mean one thing, kanıtların yalnızca tek bir sonuca izin verdiğini söyler. Only, olası anlam veya açıklamaların sayısını sınırlar; dolayısıyla konuşan kişi diğer sonuçları eler. Burada thing fiziksel bir nesneyi değil, bir sonucu ifade eder. Bu ifade çoğu zaman cevabı kısa bir süre saklayarak sonuç açıklanmadan önce merak yaratır.
Alıştırma
Kanıtların yalnızca tek bir sonuca izin verdiğini anlatan kalıplaşmış ifadeyi tamamla: The final score is 4–1, and the game is over. That ____: the Lions won.
Cevabı göster
can only mean one thing
works for any possible arrangement of the hats: şapkaların olası her dizilişinde işe yarar
Burada works for, “bir durumda etkili olur” veya “bir durumu başarıyla çözebilir” anlamına gelir. Şapkalar farklı şekillerde dizilse bile stratejinin işe yaramaya devam ettiğini söyler. any possible arrangement, gerçekleşebilecek bütün dizilişleri istisnasız kapsar. Rastgele seçilmiş tek bir diziliş anlamına gelmez; bütün ifade, stratejinin her durumda işe yaradığına dair genel bir iddiadır.
Alıştırma
Bir kural için A rule works for any possible arrangement of the cards. deniyor. Bu iddia ne anlama gelir?
- Yalnızca kartlar mevcut sıralarında kalırsa işe yarar.
- Kartların mümkün olan her dizilişinde işe yarar.
- Rastgele seçilen tek bir dizilişte işe yarar.
Cevabı göster
Kartların mümkün olan her dizilişinde işe yarar.
The first prisoner has a 50% chance of giving a wrong answer about his own hat, Kalıp ifadeler
3:39İlk mahkumun kendi şapkası hakkında yanlış cevap verme ihtimali %50'dir,
has a 50% chance of giving: chance of + -ing ile olasılık belirtmek
have/has a 50% chance of doing something yapısı, bir olayın gerçekleşme olasılığını belirtir; 50% yerine başka bir yüzde kullanılabilir. Burada giving a wrong answer olası olaydır ve bu olayın olasılığı %50'dir. chance sözcüğünden sonra of geldiği için sonraki fiil -ing biçimini alır: chance of giving. chance of give veya chance of to giving kullanılmaz.
Alıştırma
Takımın kazanma olasılığının %40 olduğunu söylemek için cümleyi tamamlayın: Our team has a 40% chance of ____ tonight's game.
Cevabı göster
winning
allows everyone else to guess theirs with absolute certainty. Kalıp ifadeler
3:47diğer herkesin kendininkini mutlak kesinlikle tahmin etmesini sağlar.
allows everyone else to guess ... with absolute certainty: diğer herkesin kesin bir şekilde cevap vermesini sağlar
Allow + nesne + to-infinitive, bir şeyin kişiye eylemde bulunma imkânı, fırsatı veya izni verdiğini belirtir. Bu cümlede bilgi, tahmini mümkün kılıyor; izin vermiyor. Theirs, their hats ifadesinin yerine kullanılan bir iyelik zamiridir. With absolute certainty, makul hiçbir kuşku olmadan demektir; bu yüzden guess burada rastgele tahminde bulunmak değil, doğruluğu bilinebilen bir cevap vermektir.
Alıştırma
Kanıtın tamamen kesin bir tanımlamayı mümkün kıldığını göstermek için allow + nesne + to-infinitive yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The evidence allows to the analysts identifying the source with absolute certainty.
- The evidence allows the analysts to identify the source with absolute certainty.
- The evidence allows the analysts identify the source with absolute certainty.
Cevabı göster
The evidence allows the analysts to identify the source with absolute certainty.
Each begins by expecting to see an odd or even number of hats Kalıp ifadeler
3:51Her biri belirtilen renkteki şapkalardan tek veya çift sayıda görmeyi
Each begins by expecting to see: ilk adımı belirtmek için begin by + -ing
Begin by + -ing, bir eylemi bir sürecin ilk adımı olarak belirtir. Burada her kişi, sayının tek mi çift mi olacağına dair bir beklenti oluşturarak akıl yürütmeye başlar; by bir yeri değil, yöntemi gösterir. Each dil bilgisi bakımından tekildir, bu yüzden fiil begins olur. by edatından sonra expect, -ing biçimi olan expecting şekline girer; expecting sözcüğünün ardından da to-infinitive olan to see gelir.
Alıştırma
İlk adımı belirten yönergeyi tamamlamak için find fiilinin -ing biçimini kullanın: To solve the puzzle, begin by ____ the corner pieces.
Cevabı göster
finding
If what they count doesn't match: özne olarak bir what yan cümlesi
If what they count doesn't match ifadesinde what they count bir isim yan cümlesidir ve doesn't match ifadesinin öznesi olarak görev yapar. Buradaki what, “… olan şey veya sonuç” anlamını içerir; bu yüzden yan cümle, saydıkları miktarı kısa biçimde anlatır. If yan cümlesi bir koşul kurar: sayılan miktar beklenen miktarla uyuşmaz. That means... bu koşuldan çıkarılan sonucu açıklar. Burada match, “uyuşmak” veya “örtüşmek” anlamındadır; “yarışmak” anlamında değildir.
Alıştırma
“If what you entered doesn't match the record, check the form,” cümlesinde what you entered ne anlama gelir?
- girdiğin bilgi
- onu giren kişi
- onu girme nedeni
Cevabı göster
girdiğin bilgi
the next person in line will switch the parity they expect to see. Kalıp ifadeler
4:04sıradaki bir sonraki kişi görmeyi beklediği tek/çift durumunu değiştirecektir.
The next person in line will switch the parity: beklenen tek-çift durumunu değiştirmek
The next person in line, sırada bir sonraki tur kendisine gelecek kişidir. Will switch the parity, bu kişinin beklenen tek-çift durumunu değiştireceğini anlatır. Parity, bir sayının tek mi çift mi olduğunu belirtir. Burada switch, fiziksel bir anahtarı kullanmak değil, tekten çifte veya çiftten teke geçerek karşıt duruma dönmek anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi, bir sayının tek mi çift mi olduğunu belirten matematik terimiyle tamamlayın: The next person in line will switch the ____.
Cevabı göster
parity
You're free to go: ayrılma izni vermek
You're free to go, birine artık kalmak zorunda olmadığını ve ayrılabileceğini söylemenin kalıplaşmış bir yoludur. Buradaki free, “ücretsiz” değil, “kısıtlanmamış” anlamındadır. Bu ifade çoğu zaman konuşanın diğer kişinin ne zaman ayrılabileceğine karar verme yetkisi veya sorumluluğu olduğunu ima eder.
Alıştırma
Bir görevli çantanı kontrol ettikten sonra “You're free to go.” diyor. Ne demek istiyor?
- Görevli kalmanı istiyor.
- Görevli şimdi ayrılmana izin veriyor.
- Görevli para ödemek zorunda olmadığını söylüyor.
Cevabı göster
Görevli şimdi ayrılmana izin veriyor.
It looks like + yan cümle: çıkarım yapmak
It looks like + yan cümle, konuşanın gördüğü veya bildiği şeylere dayanan bir sonuç sunar. Bu cümlede konuşan, testin sonucundan sonra ne olacağını çıkarır; look fiziksel benzerliği anlatmaz. Bu kalıp sonucu bir çıkarım olarak sunduğu için doğrudan bir ifadeden biraz daha az kesin duyulur. Konuşmada eldeki kanıtları veya mevcut durumu özetlerken sık kullanılır.
Alıştırma
“Kanıtlar gösteriyor ki” anlamındaki tam üç sözcüklü çıkarım kalıbıyla cümleyi tamamla: ____ our train is delayed.
Cevabı göster
It looks like
will have to go hungry: aç kalmak zorunda kalacak
will have to + fiilin yalın biçimi, gelecekteki koşullar yüzünden bir şeyin gerekli ya da kaçınılmaz olacağını anlatır. Burada uzaylılar bu sonucu seçmiyor; içinde bulundukları durum onlara yemek yeme olanağı bırakmıyor. go hungry ifadesinde go, özneyi hungry sıfatına bağlayan bir bağ fiili gibi çalışır. İfade, bir yere gitmek değil, yiyeceksiz ya da yeterli yiyecek olmadan aç kalmak anlamına gelir. Birlikte will have to go hungry, aç kalmanın gelecekte kaçınılmaz bir sonuç olacağını anlatır.
Alıştırma
have to ve go hungry kullanarak vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the supply truck does not arrive, we will ____.
Cevabı göster
have to go hungry
or find some less logical organisms to abduct.
4:13veya kaçırmak için daha az mantıklı organizmalar bulmak zorunda kalacaklar.