Elektrikli çekçekler kirliliği uzaklaştırıyor ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
861 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, Hindistan’da elektrikli scooter ve çekçeklerin hızla yaygınlaşmasını inceliyor. Bu araçların ulaşıma erişimi nasıl artırabileceğini ve Delhi’deki tehlikeli hava kirliliğini nasıl azaltabileceğini anlatırken elektriğin hâlâ büyük ölçüde kömürden üretilmesi sorununu, kamu finansmanını ve 2030 hedefini de ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. A lot depends on how the electricity is generated in the first place. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir sonucu belirleyen koşulu ya da değişkeni göstererek iddiayı sınırlandırmak için depend on how yapısını kullanmayı öğrenin. Burada elektrikli bir aracın çevresel etkisini değerlendirirken yalnızca egzoz salımının olmamasına değil, aracın kullandığı elektriğin nasıl üretildiğine de bakılması gerektiğini anlatır. 2. are filling the gap. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: fill the gap ifadesini, bir hizmetin, ürünün veya kurumun karşılanmamış önemli bir ihtiyacı gidermesi anlamında anlayıp kullanın. Haberde elektrikli scooterlar, düzenli ve güvenilir toplu taşımanın yetersiz olduğu ya da bulunmadığı yerlerde ulaşım ihtiyacını karşılıyor. 3. has put up $1.2 billion — Phrasal Verbs: put up fiilinin para bağlamında bir şeyi fiziksel olarak yukarı koymak değil, gerekli parayı sağlamak veya taahhüt etmek anlamına geldiğini ayırt edin. Bu kullanımla hükümetlerin, kuruluşların veya yatırımcıların bir politikayı, projeyi ya da somut çözümü nasıl finanse ettiğini; örneğin Hindistan’ın elektrikli ulaşıma geçişe verdiği desteği anlatabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, BBC Learning English'ten Altı Dakikada İngilizce'ye hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

I had my first drive in an electric car yesterday, Neil.

0:13

Dün ilk defa elektrikli bir araba kullandım Neil.

It was amazing.

0:18

İnanılmazdı.

Electric cars are great in theory, Kalıp ifadeler

0:20

Elektrikli arabalar teoride harikadır,

but who has the money to buy one? Ton ve niyet

0:22

ama bir tane satın alacak parası olan var mı?

Kalıp ifadeler

great in theory: fikir olarak iyi, ama uygulamada zor olabilir

Great in theory, bir şeyin fikir, kural veya plan olarak düşünüldüğünde çok iyi görünmesi, ancak gerçek hayatta aynı ölçüde iyi işlemeyebilmesi demektir. Bu cümlede ilk bölüm elektrikli arabaların çekiciliğini kabul eder; ardından but, maliyetle ilgili pratik sorunu ortaya koyar. Bu yapı, bir sınırlamadan söz etmeden önce avantajı kabul etmeyi sağlar.

Alıştırma

“The plan is great in theory, but it would cost too much” cümlesi neyi ima eder?

  1. Plan önemli bir akademik teorinin parçasıdır.
  2. Plan fikir olarak iyi görünür, ancak maliyet onu kullanışsız hâle getirebilir.
  3. Plan gerçek hayatta zaten kusursuz biçimde işlemiştir.
Cevabı göster

Plan fikir olarak iyi görünür, ancak maliyet onu kullanışsız hâle getirebilir.

Ton ve niyet

who has the money to buy one?: satın alma gücüyle ilgili retorik soru

Who has the money to buy one? belirli bir kişinin kim olduğunu soruyor gibi görünür, ancak burada retorik bir sorudur. Konuşmacı, sıradan insanlardan çok azının arabayı alabileceğini düşünür; bu yüzden soru, fiyatla ilgili şüphe ve eleştiri ifade eder. One sözcüğü, daha önce geçen sayılabilen electric car isminin yerini alır. Tekrar kullanılabilen Who has the money/time to...? kalıbı, gereken para veya zamanın çoğu insan için gerçekçi olmadığını sık sık ima eder.

Alıştırma

“Who has the money to pay £500 for a concert ticket?” cümlesinde konuşmacı büyük olasılıkla ne yapıyor?

  1. Biletin ucuz ve kolayca alınabilir olduğunu söylüyor.
  2. Biletin çoğu insan için fazla pahalı olduğundan yakınıyor.
  3. Tam olarak 500 sterlini olan herkesin adını soruyor.
Cevabı göster

Biletin çoğu insan için fazla pahalı olduğundan yakınıyor.

Mm, it's true that electric vehicles or EVs as they're also called are expensive. Anlatım akışı

0:24

Mm, elektrikli araçların veya diğer adıyla EV'lerin pahalı olduğu doğru.

Anlatım akışı

elektrikli araçlar, diğer adıyla EVs

Burada electric vehicles or EVs as they're also called, başka bir adı tanıtan ara bir açıklama içerir. or bir seçim sunmaz; EVs ifadesini electric vehicles için başka bir ad olarak tanıtır. as they're also called, insanların bunlara EVs de dediği anlamına gelir. Bu ara ifade, ana mesajı değiştirmeden tam terimi daha kısa bir adla bağlar. İfade çıkarıldığında cümlenin electric vehicles are expensive biçimindeki ana yapısı korunur.

Alıştırma

Hangi cümle AI ifadesini artificial intelligence için başka bir ad olarak doğal biçimde tanıtıyor?

  1. Artificial intelligence and AI can both help doctors analyze data.
  2. Artificial intelligence, or AI as it is also called, can help doctors analyze data.
  3. Artificial intelligence, or AI as they are also called, can help doctors analyze data.
Cevabı göster

Artificial intelligence, or AI as it is also called, can help doctors analyze data.

But in some parts of the world,

0:31

Ancak dünyanın bazı bölgelerinde,

the switch to electric vehicles has been a major success story in the fight against climate change. Kalıp ifadeler

0:33

elektrikli araçlara geçiş, iklim değişikliğine karşı mücadelede büyük bir başarı hikayesi oldu.

Kalıp ifadeler

elektrikli araçlara geçiş

Burada switch, bir seçenekten veya sistemden diğerine geçiş anlamına gelen bir isimdir. The switch to electric vehicles, değişimin kendisini konu yapar; to ise yeni hedefi tanıtır. Bu yapı, değişimi eylemi kimin yaptığına odaklanmadan bir gelişme, sonuç veya politika olarak ele alırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi switch ve doğru edatla tamamlayın: The ____ digital tickets reduced printing costs.

Cevabı göster

switch to

Kalıp ifadeler

önemli bir başarı öyküsü

Success story ifadesi, iyi sonuçlar elde etmiş ve örnek olarak sunulabilecek bir kişiyi, projeyi veya gelişmeyi anlatır. Buradaki story, kurmaca bir hikâye anlamına gelmez; değişimi başarılı bir sonuca ulaşmış bir vaka olarak sunar. Major sözcüğü ifadeyi güçlendirir: konuşmacı bunu yalnızca işe yaramış bir şey olarak değil, önemli ve dikkat çekici bir örnek olarak sunar.

Alıştırma

Bir kasabanın okuma programı yıllar içinde büyümüş, belirgin sonuçlar vermiş ve şimdi başka kasabalar tarafından incelenmektedir. Hangi cümle onu dikkat çekici bir vaka olarak en iyi şekilde sunar?

  1. The reading programme has achieved major success.
  2. The reading programme has become a major success story.
  3. The reading programme has written a major story successfully.
Cevabı göster

The reading programme has become a major success story.

Kalıp ifadeler

iklim değişikliğiyle mücadelede

In the fight against climate change, “iklim değişikliğini durdurmaya veya azaltmaya yönelik sürekli çabanın bir parçası olarak” anlamına gelir. Fight burada mecazidir; fiziksel bir kavga değil, örgütlü ve kararlı bir eylemi anlatır. In the fight against + sorun kalıbı, bir şeyi daha geniş bir mücadelenin içine yerleştirir. Against, karşı çıkılan zararlı sorunu belirtir.

Alıştırma

“Yoksulluğu azaltmaya yönelik örgütlü çaba” anlamındaki kalıbı tamamlayın: Education plays an important role in the fight ____ poverty.

Cevabı göster

against

And it's not just rich people switching to electric. Anlatım akışı

0:39

Üstelik sadece zenginler elektriğe geçmiyor.

In India, poorer workers are embracing it too. Kelime

0:43

Hindistan'da daha yoksul işçiler de bunu benimsiyor.

Anlatım akışı

it's not just ... too: başka bir grup eklemek

it's not just ifadesi önce bir grubu tanıtır ve anlatılan durumun yalnızca o grup için geçerli olduğu düşüncesini reddeder. Daha sonra gelen too ikinci bir grup ekler. Burada elektrikli ulaşıma geçenler yalnızca zenginler değildir; daha yoksul işçiler de aynısını yapmaktadır. Bu kalıp, beklenen bir örnekle başlayıp iddiayı başka ve bazen şaşırtıcı bir örneğe genişleterek bilgiyi düzenler. Buradaki gibi iki bölüm ayrı cümlelerde bulunabilir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak not just ... too kalıbıyla tamamlayın: The science club is ____ for older pupils. Younger children can join ____.

Cevabı göster

not just · too

Kelime

are embracing it: değişimi isteyerek kabul edip benimsemek

Embrace sözcüğü gerçek anlamda birini kollarına almak demektir; ancak are embracing it burada mecazi olarak kullanılır. İşçilerin elektrikli ulaşımı isteyerek kabul edip kullanmaya başladığını anlatır. Şimdiki zaman biçimi bu değişimin şu anda sürdüğünü gösterir. it zamiri belirli bir nesneyi ya da aracı değil, elektrikli ulaşıma geçmeyi ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle yeni bir sistemin istekli ve olumlu biçimde benimsendiğini en iyi gösterir?

  1. The staff have noticed the new booking system.
  2. The staff are being forced to use the new booking system.
  3. The staff are embracing the new booking system.
Cevabı göster

The staff are embracing the new booking system.

Yes, in India, it's the drivers of small vehicles like motorbikes, mopeds, scooters, and rickshaws,

0:46

Evet, Hindistan'da motosiklet, moped, scooter ve çekçek gibi,

known as two and three wheelers, who dominate the road. Notlar

0:53

iki ve üç tekerlekli olarak bilinen küçük araçların sürücüleri yollara hakim.

Kelime

known as two and three wheelers: iki ve üç tekerlekli olarak bilinen

Known as ... kısaltılmış bir edilgen adlandırma yapısıdır; “... olarak bilinen” anlamına gelir ve az önce sıralanan küçük araçlara bir kategori adı ekler. Bu cümledeki adlandırma sürücüleri değil, araçları belirtir. Two-wheeler ve three-wheeler, araçları tekerlek sayılarına göre sınıflandıran taşıt kategorisi adlarıdır. Bu ifade önce araç listesini sınıflandırır, sonra hangi yol kullanıcılarının trafiğe hâkim olduğunu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede two-wheelers bir araç kategorisi olarak kullanılmıştır?

  1. Two-wheelers include motorbikes and scooters.
  2. Two wheels include motorbikes and scooters.
  3. Two-wheelers include people who walk to work.
Cevabı göster

Two-wheelers include motorbikes and scooters.

Kalıp ifadeler

who dominate the road: yola hâkim olanlar

Vurgulu it's X who ... yapısında who dominate the road bölümü X'in ne yaptığını gösterir. Buradaki who, küçük araçların sürücülerine gönderme yapar; dominate the road ise bu sürücülerin yol trafiğinde en güçlü veya en görünür varlığa sahip olduğu anlamına gelir. Dominate genellikle yol yüzeyini fiziksel olarak kontrol etmek demek değildir. Bu kullanım, söz konusu yol kullanıcılarının özellikle kalabalık veya etkili olduğunu anlatır; the road burada genel olarak yol trafiğini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede who dominate the road ne anlama geliyor?

  1. The drivers are driving on a road for the first time.
  2. The drivers are the most numerous or prominent road users.
  3. The drivers own every road and control all traffic.
Cevabı göster

The drivers are the most numerous or prominent road users.

And now, over half of these are electric.

0:57

Ve şimdi, bunların yarısından fazlası elektrikli.

In this programme,

1:00

Bu programda,

we'll be discussing the growing role of electric vehicles in the fight against climate change. Anlatım akışı

1:01

elektrikli araçların iklim değişikliğiyle mücadelede artan rolünü tartışacağız.

Anlatım akışı

iklim değişikliğiyle mücadelede elektrikli araçların giderek artan rolü

the growing role of electric vehicles in the fight against climate change, konuyu tanıtan bir isim öbeğidir: elektrikli araçlar, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarında giderek daha önemli hâle gelmektedir. the growing role of X in Y kalıbı, X'in Y içindeki işlevinin, etkisinin veya öneminin arttığını gösterir. Bu kalıp bir raporun, konuşmanın veya makalenin konusunu tanıtmak için uygundur; belirli bir sonucu doğrudan bildirmez. Burada the fight against climate change, iklim değişikliğini azaltma veya onunla mücadele etme yönündeki genel çabaları anlatır; fiziksel bir savaşı anlatmaz.

Alıştırma

Bir raporun konusunu the growing role of X in Y kalıbını kullanarak doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?

  1. The report examines the growing role of solar power in reducing air pollution.
  2. The report examines solar power's growing role reducing air pollution.
  3. The report examines the growing role solar power in reducing air pollution.
Cevabı göster

The report examines the growing role of solar power in reducing air pollution.

And as usual,

1:06

Ve her zamanki gibi,

we'll be learning some useful new vocabulary as well.

1:07

bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Great.

1:11

Harika.

But first, Anlatım akışı

1:11

Ama önce,

I have a question for you, Neil.

1:12

sana bir sorum var, Neil.

Anlatım akışı

But first: devam etmeden önce bir soruya geçmek

But first, sıralamada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir: ana konu veya sonraki adım yine gelecektir, ancak önce başka bir şey yapılır. Bu cümlede konuşan kişi konu tanıtımına ara verip Neil'e bir soru yöneltiyor. Buradaki but mutlaka karşı çıkma anlamı taşımaz; esas olarak geçiş işareti görevi görür. Bu ifade, ana akışı kısa süreliğine durdurup bir soru, hatırlatma veya başka bir ön hazırlık eylemi sunmak için kullanılır.

Alıştırma

Konuşan kişi yakında kazananı açıklayacak, ancak önce gönüllülere teşekkür etmek istiyor. Doğal geçiş cümlesi hangisidir?

  1. At first, let's thank the volunteers.
  2. First but, let's thank the volunteers.
  3. But first, let's thank the volunteers.
Cevabı göster

But first, let's thank the volunteers.

In India, many different vehicles use the road,

1:15

Hindistan'da pek çok farklı araç yolu kullanıyor,

but which country's car market is the biggest?

1:18

peki hangi ülkenin otomobil pazarı en büyük?

Is it A, the US, B, China, or C, Japan?

1:22

A) ABD mi, B) Çin mi, yoksa C) Japonya mı?

Well,

1:27

Şey,

I'll guess it's the US that has the world's largest automobile market. Dilbilgisi

1:28

dünyanın en büyük otomobil pazarına sahip ülkenin ABD olduğunu tahmin ediyorum.

Dilbilgisi

It's the US that ...: It is ... that odaklama yapısı

Buradaki it's the US that ... bir yarık cümledir. Temel cümle The US has the world's largest automobile market. şeklindedir. the US, it is ile that arasına getirildiğinde odak noktası olur ve cümle doğrudan “hangi ülke?” sorusunu yanıtlar. Kalıp It is/was + odaklanan öge + that + cümlenin geri kalanı şeklindedir. Bu kalıp çıkarıldığında odaklanan öge temel cümledeki yerine geri oturmalıdır. Temel gerçeği değiştirmeden bir kişiyi, nesneyi, yeri veya zamanı öne çıkarabilir.

Alıştırma

the blue key ifadesini vurgulamak için geniş zamandaki It is ... that kalıbını kullanın: It ____ the blue key ____ opens this door.

Cevabı göster

is · that

Okay, Neil.

1:33

Tamam, Neil.

I'll reveal the answer at the end of the programme. Anlatım akışı

1:33

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Anlatım akışı

reveal the answer at the end: cevabı sona saklamak

Reveal the answer, daha önce açıklanmamış bir cevabı duyurmak anlamına gelir. At the end of the programme ise dinleyicilere bunun ne zaman gerçekleşeceğini söyler. Bir bilgi yarışmasında veya programda bu zamanı önceden belirtmek, daha sonra gelecek bilgileri düzenler ve merak oluşturur. İzleyicinin cevabı öğrenmek için dinlemeye devam etmesi beklenir.

Alıştırma

Sunucunun duyurusunu reveal the answer ile tamamlayın: At the end of the quiz, I'll ____.

Cevabı göster

reveal the answer

While electric vehicles score better than petrol or diesel cars in most environmental tests, Dilbilgisi

1:37

Elektrikli araçlar çoğu çevresel testte benzinli veya dizel arabalardan daha iyi puan alsa da,

there is some debate about exactly how green they are. Kelime

1:43

tam olarak ne kadar çevreci oldukları konusunda bazı tartışmalar var.

Dilbilgisi

While electric vehicles score better ...: bir noktayı kabul edip ardından çekince eklemek

Burada while, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Önce elektrikli araçların çevresel testlerin çoğunda daha iyi sonuç verdiğini kabul eder. Ardından ana cümle bir çekince ekler: araçların genel çevresel yararı hâlâ tartışılmaktadır. While X, Y yapısı, X'in doğru olduğunu kabul ederken bunun tek başına tam bir cevap olmadığını göstermeyi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede while, bir noktayı kabul edip ardından çekince eklemek için kullanılmıştır?

  1. While the library is small, it has an excellent collection.
  2. While Mia was reading, the lights went out.
  3. Mia waited while the librarian found the book.
Cevabı göster

While the library is small, it has an excellent collection.

Kelime

exactly how green they are: tam olarak ne kadar çevre dostu oldukları

Bu çevre tartışmasında green, çevre dostu anlamına gelir: daha az kirliliğe yol açmak, daha az kaynak kullanmak veya çevreye verilen zararı başka biçimlerde azaltmak. Araçların rengini anlatmaz. how + sıfat + özne + be yapısı bir niteliğin derecesini sorar. Bu nedenle exactly how green they are, elektrikli araçların tam olarak ne ölçüde çevre dostu olduğu anlamına gelir; exactly kesin bir yanıt arandığını vurgular.

Alıştırma

İngilizce "The council wants to know how green the new buses really are," cümlesinde green ne anlama gelir?

  1. Otobüslerin ne kadar çevre dostu olduğu
  2. Otobüslerin hangi yeşil tonunda olduğu
  3. Otobüslerin ne kadar yeni göründüğü
Cevabı göster

Otobüslerin ne kadar çevre dostu olduğu

A lot depends on how the electricity is generated in the first place. Dilbilgisi

1:48

Birçok şey, elektriğin en başta nasıl üretildiğine bağlı.

Dilbilgisi

A lot depends on how ... in the first place: sonuç büyük ölçüde yönteme ve başlangıç noktasına bağlıdır

A lot depends on how + yan cümle, cevabın veya sonucun bir şeyin gerçekleşme biçiminden büyük ölçüde etkilendiğini anlatır. A lot öznedir; depends on belirleyici etkeni tanıtır ve how the electricity is generated, düz cümle söz dizimini kullanan dolaylı bir soru cümlesidir. Buradaki in the first place, dikkati sürecin başlangıcına, yani elektriğin ilk üretildiği aşamaya çeker. Konuşmacı, sonucu değerlendirirken yalnızca son ürüne değil, daha önceki bir koşula da bakmak gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi depend on how yapısıyla tamamlayın: The final result will ____ carefully the samples are tested.

Cevabı göster

depend on how

And in India,

1:52

Ve Hindistan'da,

more than three quarters of the electricity used continues to be generated by coal. Dilbilgisi

1:54

kullanılan elektriğin dörtte üçünden fazlası kömürden üretilmeye devam ediyor.

Dilbilgisi

more than three quarters of: dörtte üçünden fazlası

Three quarters, 3/4 yani %75 demektir. More than three quarters of, tam olarak %75’i değil, %75’ten daha yüksek bir oranı ifade eder. of sonrasındaki isim öbeği, ölçülen bütünün ne olduğunu belirtir. Bu cümlede ölçülen bütün the electricity used ifadesidir.

Alıştırma

more than three quarters hangi oranı ifade eder?

  1. Tam olarak %75
  2. %75’ten fazla
  3. %50’den az
Cevabı göster

%75’ten fazla

Dilbilgisi

continues to be generated by coal: devam eden edilgen bir süreç

continues to ifadesini edilgen biçim olan be generated izler. Özne more than three quarters of the electricity used eylemden etkilenir: elektrik üretilmeye devam eder; kendisi başka bir şey üretmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp continue(s) to be + past participle biçimindedir. Özneye uygulanan bir süreç devam ettiğinde kullanılır. Burada by coal, elektriği üretmek için kullanılan enerji kaynağının kömür olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi continues sonrasında generate fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In this region, most electricity continues ____ by wind turbines.

Cevabı göster

to be generated

Nevertheless, in India, Anlatım akışı

1:59

Yine de, Hindistan'da,

the transition to green transport is well underway. Kalıp ifadeler

2:01

çevreci ulaşıma geçiş oldukça iyi bir şekilde ilerliyor.

Anlatım akışı

Nevertheless ile engellere rağmen geçerli kalan bir sonucu aktarmak

Nevertheless, “az önce söylenen şeye rağmen” anlamına gelir. Önceki bir zorluğa veya sınırlamaya gönderme yapar ve sonraki ifadenin yine de doğru olduğunu ya da beklenmedik bir yöne ilerlediğini gösterir. Burada anlatım, kömüre bağımlılıktan yeşil ulaşımın olumlu ilerleyişine döner. Cümlenin başında kullanıldığında Nevertheless, ardından gelen ifadenin tamamını kapsar ve normalde arkasından virgül gelir.

Alıştırma

Hangi seçenek, bir engel olmasına rağmen sonucun gerçekleştiğini nevertheless ile gösteriyor?

  1. The path was difficult. Nevertheless, it was hard to walk on.
  2. The path was difficult. Nevertheless, we reached the cabin before dark.
  3. The path was difficult. Nevertheless, we turned back because it was unsafe.
Cevabı göster

The path was difficult. Nevertheless, we reached the cabin before dark.

Kalıp ifadeler

be well underway: başlamış ve belirgin biçimde ilerliyor olmak

Underway, bir sürecin başladığını ve devam ettiğini belirtir. Well ise sürecin ilk aşamayı geçtiğini ve belirgin biçimde ilerlediğini anlatır. Bu cümlede ifade, yeşil ulaşıma geçişi şimdiden önemli ölçüde ilerlemiş etkin bir süreç olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir projenin başladığını ve şimdiden belirgin biçimde ilerlediğini anlatır?

  1. The bridge project is about to begin.
  2. The bridge project is on the way.
  3. The bridge project is well underway.
Cevabı göster

The bridge project is well underway.

Here's Louise Ribet, head of the climate organisation C40 Cities,

2:04

İşte iklim organizasyonu C40 Cities'in başkanı Louise Ribet,

explaining the appeal of EVs to Graihaigh Jackson for BBC World Service Programme The Climate Question.

2:09

BBC World Service programı The Climate Question'dan Graihaigh Jackson'a elektrikli araçların cazibesini anlatıyor.

What is it about two and three wheelers that's so appealing? Dilbilgisi

2:15

İki ve üç tekerlekli araçların bu kadar çekici olan yanı ne?

Dilbilgisi

What is it about X that's so appealing?: belirli çekici özelliği sormak

What is it about X that ...? kalıbı, X'in hangi belirli niteliğinin veya özelliğinin bir tepki ya da değerlendirme oluşturduğunu sorar. Yalnızca genel bir neden istemek yerine cevabı belirli çekim noktasına yöneltir. Bu cümlede that's, that is anlamına gelir ve so, appealing sözcüğünü güçlendirir. Konuşan kişi araçların çekici olduğunu zaten kabul eder ve onları böyle yapan şeyin ne olduğunu sorar.

Alıştırma

Bu duyguyu oluşturan belirli özelliği soran cümleyi tamamlayın: What is it ____ this puzzle that's so satisfying?

Cevabı göster

about

I think it can be summarised in one word, Kalıp ifadeler

2:19

Bence bu tek bir kelimeyle özetlenebilir,

and it's convenience

2:21

ve bu kolaylıktır;

Kalıp ifadeler

it can be summarised in one word: tek kelimeyle özetlenebilir

It can be summarised in one word, uzun veya karmaşık bir düşüncenin tek bir anahtar kelimeye indirgenebileceğini belirtir. Edilgen can be summarised yapısı, özetleyen kişiye değil özetlenen düşünceye odaklanır. Bu kalıp sırada ne olduğunu da bildirir: konuşmacı anahtar kelimeyi söylemek üzeredir. Bu cümlede o kelime convenience'dır.

Alıştırma

Cümleyi summarise fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The main benefit can be ____ one word: speed.

Cevabı göster

summarised in

from an accessibility and affordability and efficiency point of view. Kalıp ifadeler

2:22

erişilebilirlik, satın alınabilirlik ve verimlilik açısından.

Kalıp ifadeler

from an accessibility and affordability and efficiency point of view: erişilebilirlik, karşılanabilirlik ve verimlilik açısından

From an accessibility and affordability and efficiency point of view, bir şeyi değerlendirirken kullanılan ölçütleri belirtir. Accessibility bir şeye ulaşmanın veya onu kullanmanın ne kadar kolay olduğunu, affordability ücretini ödemenin ne kadar kolay olduğunu, efficiency ise zamanın veya kaynakların ne kadar iyi kullanıldığını anlatır. Burada point of view, bir kişinin özel görüşünden çok analitik bir açı veya değerlendirme ölçütü anlamına gelir. İfadenin tamamı temel yargının önünde veya arkasında kullanılabilir.

Alıştırma

Değerlendirme kalıbını tamamlayın: From a maintenance point ____, this machine is easier to manage.

Cevabı göster

of view

And on that first point of accessibility, Anlatım akışı

2:27

Ve o ilk erişilebilirlik noktasıyla ilgili olarak,

Anlatım akışı

On that first point of accessibility: daha önce sözü edilen ilk konuya dönmek

On that first point of accessibility, daha önce sıralanan maddelerden ilkini yeniden konuşmanın odağına getirir. Burada on, “hakkında” veya “konusuna gelince” anlamındadır; of accessibility ise ilk noktanın erişilebilirlik olduğunu belirtir. Bu ifade, konuşmacının anlatımını nasıl düzenlediğini gösterir: liste daha önce sunulmuştur ve şimdi ilk madde açıklanacaktır. Aynı yapı on that point, on the first point ve on the next point ifadelerinde de kullanılır.

Alıştırma

Konuşmacı birkaç konuyu daha önce sıralamış ve şimdi önce erişilebilirliği ele almak istiyor. Konuşmayı doğal biçimde düzenleyen cümle hangisidir?

  1. At that first point of accessibility, we need to look at step-free access.
  2. On that first point of accessibility, we need to look at step-free access.
  3. In that first point of accessibility, we need to look at step-free access.
Cevabı göster

On that first point of accessibility, we need to look at step-free access.

the state of public transport is not as developed as it is in places like London or Singapore. Dilbilgisi

2:30

toplu taşımanın durumu Londra veya Singapur gibi yerlerdeki kadar gelişmiş değil.

Dilbilgisi

is not as developed as it is in ...: olumsuz derece karşılaştırması

not as + adjective + as kalıbı olumsuz bir derece karşılaştırması yapar: ilk şey, karşılaştırma noktasına göre bir niteliğe daha az sahiptir. Burada söz konusu yerdeki toplu taşımanın Londra veya Singapur’dakine göre daha az gelişmiş olduğu anlatılır. Bu, yalnızca kötü olduğunu söylemekten daha kesin bir karşılaştırmadır. as it is in places like ... bölümündeki it, toplu taşıma durumuna geri gönderme yapar. It is, açıklamanın tamamını tekrarlamadan karşılaştırmayı açık tutar. Londra ve Singapur karşılaştırma ölçütünün örnekleridir; tek olası karşılaştırmalar değildir.

Alıştırma

Olumsuz karşılaştırmayı not as + adjective + as ile tamamlayın: Buses in the village are not ____ frequent ____ buses in the city.

Cevabı göster

as · as

There's no metro lines or fancy bus networks.

2:37

Metro hatları veya gösterişli otobüs ağları yok.

And two and three-wheelers spread in response to this lack of sufficient or high quality frequent public transport infrastructure. Notlar

2:40

İki ve üç tekerlekli araçlar da, yeterli veya yüksek kaliteli, sık toplu taşıma altyapısının bu eksikliğine yanıt olarak yayıldı.

Kalıp ifadeler

two and three-wheelers spread in response to: ulaşım eksikliğine yanıt olarak yayılmak

Burada spread, fiziksel olarak dağılmak değil, daha yaygın hâle gelmek ve daha çok kullanılmak anlamındadır. in response to, bu yayılmayı tetikleyen durumu, yani kaliteli ve sık sefer yapan toplu taşımanın eksikliğini belirtir. İfade bütünüyle, iki ve üç tekerlekli araçların ulaşım açığına toplumsal veya piyasa kaynaklı bir yanıt olarak yaygınlaştığını anlatır. Araçların soruna bilinçli olarak “cevap verdiği” anlamına gelmez.

Alıştırma

“-e yanıt olarak” anlamındaki ifadeyi kullanın: The city added night buses ____ increased demand.

Cevabı göster

in response to

Kelime

frequent public transport infrastructure: sık toplu taşımayı destekleyen altyapı

Bu cümlede infrastructure; güzergâhlar, raylar, istasyonlar ve bağlantılı sistemler gibi toplu taşımanın çalışmasını sağlayan fiziksel sistemleri ve tesisleri ifade eder. Resmî ve kapsamlı bir terimdir; tek bir nesnenin iç yapısı anlamına gelmez. Anlam açısından frequent, altyapının kendisinden çok toplu taşıma hizmetini veya sefer sıklığını niteler. Bütün ifade, yeterli, kaliteli ve sık sefer yapan toplu taşımayı destekleyebilecek altyapı olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Toplu taşımayı destekleyen yolları, rayları, istasyonları ve bağlantılı sistemleri hangi ifade anlatır?

  1. public transport infrastructure
  2. public transport service frequency
  3. public transport passenger demand
Cevabı göster

public transport infrastructure

Graihaigh asks why electric vehicles are so appealing, so desirable, and attractive.

2:49

Graihaigh, elektrikli araçların neden bu kadar cazip, arzu edilebilir ve çekici olduğunu soruyor.

There are several reasons behind EVs appeal, including convenience and affordability, Kelime

2:56

Elektrikli araçların cazibesinin arkasında, kolaylık ve satın alınabilirlik de dahil olmak üzere birçok neden var,

being cheap enough for people to buy.

3:02

yani insanların satın alabileceği kadar ucuz olması.

Kelime

affordability: insanların satın alabileceği kadar ucuz olma

Affordability, fiyat bütçelerini aşmadan insanların bir şeyin ücretini ne ölçüde ödeyip onu satın alabildiğini belirtir. Bu cümlede elektrikli araçların çekici olmasının nedenlerinden birini adlandırır. being cheap enough for people to buy ifadesi affordability sözcüğünü daha basit bir dille yeniden açıklar. adjective + enough + for someone + to-infinitive yapısı, bir niteliğin kişinin eylemi yapabilmesi için gereken düzeye ulaştığını belirtir.

Alıştırma

İnsanların bir şeyi ne ölçüde karşılayabildiğini belirten isimle cümleyi tamamlayın: The report examines the ____ of public transport.

Cevabı göster

affordability

In places without reliable public transport,

3:05

Güvenilir bir toplu taşıma olmayan yerlerde,

electric scooters are filling the gap. Deyimler

3:07

elektrikli scooterlar bu boşluğu dolduruyor.

Deyimler

are filling the gap: karşılanmamış bir ihtiyacı gideriyor

Fill the gap, eksik olan veya yetersiz kalan bir hizmeti, kaynağı ya da işlevi sağlamak anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Burada güvenilir olmayan toplu taşıma, karşılanmamış bir ulaşım ihtiyacı bırakır ve elektrikli scooterlar bu ihtiyacı karşılamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Fill the gap ifadesinin doğru biçimini kullanın: Since the only clinic closed, a mobile health unit is ____.

Cevabı göster

filling the gap

That's really needed because the massive increase of petrol cars in Delhi has created a toxic and very serious health risk, Dilbilgisi

3:10

Bu gerçekten gerekli çünkü Delhi'deki benzinli araçların muazzam artışı toksik ve çok ciddi bir sağlık riski yarattı:

smog.

3:18

dumanlı sis (smog).

Dilbilgisi

has created ... health risk, smog: geçmişteki bir neden ve şimdiki sonuç

Has created, present perfect yapısındadır. Artış şimdiden önceki bir dönem içinde gerçekleşmiştir ve sonucu olan ciddi sağlık riski bugün de önemlidir. Bu zaman, geçmişteki bir nedeni şimdiki durumla ilişkilendirir. Virgülden sonraki smog, konuşanın hangi sağlık riskini kastettiğini açıklar. Önceki isim grubuna kısa bir ad vererek açıklama yapan, eş görevli ifadeye benzer bir yapıdır.

Alıştırma

Hangi cümle daha önceki bir değişikliği bugün de süren bir soruna en iyi şekilde bağlar?

  1. Heavy traffic created a serious noise problem in 2018.
  2. Heavy traffic has created a serious noise problem.
  3. Heavy traffic will create a serious noise problem next year.
Cevabı göster

Heavy traffic has created a serious noise problem.

Smog is air pollution caused by a mixture of smoke, chemicals, and especially car exhaust fumes. Kelime

3:19

Smog, duman, kimyasallar ve özellikle de araba egzoz dumanlarının bir karışımının neden olduğu hava kirliliğidir.

Kelime

car exhaust fumes: araçlardan çıkan zararlı egzoz gazları

Car exhaust fumes, bir otomobilin motorundan egzoz sistemi yoluyla çıkan atık gazlardır. Bu ifade trafik, kirlilik ve sağlıkla ilgili konuşmalarda yaygındır. Exhaust gazların kaynağını belirtir ve fumes burada genellikle çoğul kullanılır. Fumes, sıradan temiz havadan farklı olarak güçlü kokulu, tahriş edici veya zararlı gazları düşündürür.

Alıştırma

Otomobillerden çıkan zararlı gazları ifade eden hedef kalıptaki eksik kelimeyle cümleyi tamamlayın: Cyclists on busy roads may breathe in car exhaust ____.

Cevabı göster

fumes

It makes the atmosphere difficult to breathe and very unhealthy. Dilbilgisi

3:25

Atmosferi nefes almayı zorlaştırır ve oldukça sağlıksız hale getirir.

Dilbilgisi

make + nesne + difficult to + fiil

make + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin sıfatla belirtilen duruma gelmesine veya o durumda olmasına neden olmak anlamına gelir. Burada the atmosphere nesnedir ve difficult ortaya çıkan durumu anlatır. difficult sonrasındaki to-infinitive, hangi eylemin zor olduğunu belirtir: to breathe. Başka durumlara aktarılabilen yapı make + nesne + sıfat + to-infinitive şeklindedir; make the instructions easy to follow bunun bir örneğidir.

Alıştırma

Hangi cümlede make + nesne + sıfat + to-infinitive yapısı doğru kullanılmıştır?

  1. The tiny print makes the instructions difficult read.
  2. The tiny print makes the instructions to difficult to read.
  3. The tiny print makes the instructions difficult to read.
Cevabı göster

The tiny print makes the instructions difficult to read.

What's more, Anlatım akışı

3:29

Dahası,

Anlatım akışı

What's more: aynı görüşü destekleyen başka bir nokta eklemek

What's more, cümlenin başında kullanılan bir bağlayıcıdır. Aynı ana görüşü destekleyen başka bir gerçek, neden veya etki ekler. Fikirleri and ile yalnızca birbirine bağlamaktan fazlasını yapar: dinleyiciye sıradaki noktanın görüşe daha fazla ağırlık kattığını gösterir. What's ile başlasa da burada gerçek bir soru değildir.

Alıştırma

Aynı olumlu görüşü destekleyen başka bir fayda eklemek için ikinci cümleyi bu dersteki kalıplaşmış bağlayıcıyla tamamlayın: The app is easy to use. ____, it is free.

Cevabı göster

What's more

because children are smaller and closer to car exhaust pipes,

3:30

çocuklar daha küçük olduğu ve arabaların egzoz borularına daha yakın olduğu için,

smog affects them most.

3:34

smog onları en çok etkiler.

In winter, the air in Delhi gets so bad, Dilbilgisi

3:36

Kış aylarında Delhi'deki hava o kadar kötüleşir ki,

they have to close the schools,

3:39

okulları kapatmak zorunda kalırlar,

Dilbilgisi

gets so bad, they have to close the schools: that atılmış sonuç yapısı

Burada gets so bad, they have to close the schools bir sonuç ifade eder: hava son derece kötüleşir ve bu kötüleşme okulların kapatılmasını gerektirir. Yapı so + sıfat + (that) + sonuç cümlesidir. Tam biçim gets so bad that they have to close the schools olurdu. Konuşma İngilizcesinde sonuç ilişkisi kolayca anlaşılıyorsa that sık sık atılır; bu nedenle bad kelimesinden sonraki cümle ilgisiz, ayrı bir bilgi değildir.

Alıştırma

The road was so icy, we had to drive slowly. cümlesinde ikinci cümle neyi ifade eder?

  1. İlk cümleyle ilgisi olmayan bağımsız bir bilgiyi
  2. İkinci olayın daha sonra gerçekleştiğini gösteren zaman sırasını
  3. İlk cümlede anlatılan derecenin neden olduğu sonucu
Cevabı göster

İlk cümlede anlatılan derecenin neden olduğu sonucu

sometimes for weeks.

3:42

bazen haftalarca.

Here's Graihaigh Jackson again,

3:43

İşte yine Graihaigh Jackson,

taking up the story for BBC World Service's The Climate Question. Öbek fiiller

3:45

BBC World Service'in The Climate Question programı için hikayeye devam ediyor.

Öbek fiiller

taking up the story: haberi kaldığı yerden sürdürmek

Bu bağlamda taking up the story, daha önce başlamış olan bir anlatıyı veya haberi devralıp dinleyici için sürdürmek anlamına gelir. Buradaki story, ele alınan haber veya konu olarak düşünülür; fiziksel olarak kaldırılan bir nesne değildir.

Alıştırma

Bir podcastte bir sunucu konuyu tanıtıyor ve diğeri I'll take up the story from here. diyor. Bu ne anlama gelir?

  1. Farklı bir hikâye uyduracağım.
  2. Bir hikâye kitabını fiziksel olarak kaldıracağım.
  3. Daha önce başlatılmış olan şeyi anlatmaya devam edeceğim.
Cevabı göster

Daha önce başlatılmış olan şeyi anlatmaya devam edeceğim.

They're having to shut schools because the pollution is so bad. Dilbilgisi

3:51

Kirlilik çok kötü olduğu için okulları kapatmak zorunda kalıyorlar.

Dilbilgisi

having to shut schools: dış koşulların yarattığı güncel bir zorunluluk

Have to + fiilin yalın hâli, özgürce seçilmiş bir eylemi değil, bir kuralın veya durumun yarattığı zorunluluğu anlatır. Burada yoğun kirlilik, okulların kapatılmasını gerekli kılıyor. İlerleyen zaman biçimi are having to, bu baskıyı şu anda yaşanan, geçici veya bu dönemde tekrar tekrar ortaya çıkan bir durum olarak sunar. Daha basit olan They have to shut schools. ifadesine göre zor koşullara daha çok dikkat çeker.

Alıştırma

Geçici bir zorunluluğu vurgulamak için cümleyi have to yapısının şimdiki zamanın ilerleyen biçimiyle tamamlayın: Because the science building is being repaired, we ____ use another classroom this week.

Cevabı göster

are having to

Gosh, that's hardly a solution, is it? Ton ve niyet

3:56

Tanrım, bu pek de bir çözüm sayılmaz, değil mi?

Ton ve niyet

Gosh: konuşmada kullanılan hafif bir tepki

Gosh; şaşkınlık, kaygı veya inanamama gibi anlık ama hafif bir tepkiyi gösteren bir ünlemdir. Burada konuşmacı, okulları kapatmanın gerçek bir çözüm olup olmadığını sorgulamadan önce kaygı ve onaylamama duygusunu belirtir. Ardından gelen cümlenin dil bilgisi yapısının dışında durur. Çıkarıldığında cümle yine tamamlanmış olur, ancak konuşmacının duygusal tepkisi kaybolur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız neredeyse kaza geçirdiğini söylüyor. "Gosh, are you okay?" doğal ve hafif bir sözlü tepki midir?

  1. Evet
  2. Hayır
Cevabı göster

Evet

Ton ve niyet

that's hardly a solution, is it?: dolaylı eleştiri

Burada hardly “neredeyse hiç” veya “pek ... sayılmaz” anlamındadır. That's hardly a solution, önerinin gerçek bir çözüm olarak bile zor sayılacağını belirtir; konuşan kişi tarafsızca soru sormuyor, eleştiriyor. hardly zaten olumsuz anlam taşıdığı için question tag olumlu biçimdedir: is it? Bu ek soru genellikle karşı tarafı eleştiriye katılmaya davet eder.

Alıştırma

“That's hardly an improvement, is it?” cümlesinin en yakın anlamı nedir?

  1. Bu pek de bir gelişme sayılmaz, değil mi?
  2. Bu büyük çabayla yapılmış bir gelişme, değil mi?
  3. Bu kesinlikle büyük bir gelişme, değil mi?
Cevabı göster

Bu pek de bir gelişme sayılmaz, değil mi?

What can be done about it?

3:58

Bu konuda ne yapılabilir?

Well, for India,

4:00

Şey, Hindistan için

the solution partly lies in switching to electric scooters and e-rickshaws. Kalıp ifadeler

4:01

çözüm kısmen elektrikli scooterlara ve elektrikli çekçeklere geçişte yatıyor.

Kalıp ifadeler

the solution partly lies in switching to: çözümün bir kısmı geçişte yatıyor

the solution partly lies in ... belirli bir eylemi çözümün bir parçası olarak sunar. Buradaki lie in, cevabın veya çözüm yolunun bir eylemde bulunduğu anlamına gelir; bir şeyin fiziksel olarak bir yerin içinde yatması anlamına gelmez. in bir edat olduğu için ardından gelen eylem -ing biçiminde olur: switching. Switch to yeni seçeneği tanıtır; partly ise bunun çözümün yalnızca bir bölümü olduğunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi doğru biçimle tamamlayın: The solution partly lies in ____ to reusable containers.

Cevabı göster

switching

By 2030, Dilbilgisi

4:08

2030 yılına kadar,

the government wants 30% of its vehicles on the road to be electric Kalıp ifadeler

4:09

hükümet yollardaki araçların %30'unun elektrikli olmasını istiyor

Dilbilgisi

want + nesne + to be + tümleç yapısı

İngilizcedeki want + nesne + to be + tümleç yapısı, nesne için istenen bir durumu veya sonucu ifade eder. Burada nesne “30% of its vehicles on the road”, “electric” ise hükümetin bu araçlar için istediği durumdur. “By 2030” bu sonucun gerçekleşmesi için son tarihi belirtir. Cümle araçların şu anki durumunu değil, bir politika hedefini anlatır.

Alıştırma

want + nesne + to be yapısını tamamlayın: By Friday, I want the room ____ ready.

Cevabı göster

to be

Kalıp ifadeler

Aktif kullanılan araçlar için on the road

Bu cümlede on the road, vehicles sözcüğünü niteler ve çalışan ya da aktif olarak karayolu ulaşımında kullanılan araçları ifade eder. Belirli bir yol üzerindeki kesin fiziksel konumu anlatmakla sınırlı değildir. Bu kullanım, kaç aracın aktif kullanımda olduğunu veya karayolu trafiğinin hangi tür araçlardan oluştuğunu anlatırken yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümle şu anda aktif olarak kullanılan elektrikli otomobil sayısının arttığını ifade eder?

  1. There are more electric cars on the road now.
  2. There are more electric cars beside the road now.
  3. There are more electric cars in the road now.
Cevabı göster

There are more electric cars on the road now.

and has put up $1.2 billion to make that happen. Öbek fiiller

4:14

ve bunu gerçekleştirmek için 1,2 milyar dolar ayırdı.

Öbek fiiller

has put up $1.2 billion: finansman sağlamak

Put up ifadesinin ardından money veya belirli bir miktar geldiğinde, parayı sağlamak ya da kullanıma sunmak anlamına gelir. Buradaki has put up $1.2 billion, paranın belirtilen amaç için sağlandığını veya taahhüt edildiğini anlatır. Burada put up bir öbek fiildir; bu nedenle anlam, bir şeyi yukarı koyma şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlamdan değil, ifadenin tamamından gelir. Present perfect yapısındaki has put up, finansmanı planın şu anki durumuyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki finansman sağlamak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: To support the science center, the company has ____ five million dollars.

Cevabı göster

put up

When Graihaigh discusses schools shutting because of air pollution,

4:19

Graihaigh hava kirliliği nedeniyle okulların kapanmasını tartışırken,

she uses the word gosh,

4:23

"gosh" (Tanrım) kelimesini kullanıyor,

an expression used to show a strong feeling of surprise or wonder.

4:25

bu, güçlü bir sürpriz veya şaşkınlık duygusu göstermek için kullanılan bir ifadedir.

Luckily, the Indian government is taking measures to improve Delhi's air quality, Kalıp ifadeler

4:29

Neyse ki Hindistan hükümeti, Delhi'nin hava kalitesini iyileştirmek için önlemler alıyor,

Kalıp ifadeler

is taking measures to improve: eylem ve amaç

Take measures to do something, bir sonuca ulaşmak veya bir sorunla ilgilenmek için planlı ve bilinçli eylemde bulunmak anlamına gelir. Measures, eylemleri ya da politikaları ifade eder; to ile kurulan mastar ise bunların amacını belirtir. Is taking, present continuous yapısındadır; bu nedenle cümle, eylemleri şu anda devam eden veya uygulamaya konan çalışmalar olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi take measures ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The city is ____ to reduce traffic noise.

Cevabı göster

taking measures

largely through the switch to greener electric vehicles. Kalıp ifadeler

4:35

çoğunlukla daha çevreci elektrikli araçlara geçiş yaparak.

Kalıp ifadeler

largely through the switch to...: büyük ölçüde ... seçeneğine geçiş yoluyla

largely through, bir sonucun ortaya çıkmasını sağlayan ana yöntemi belirtir: başlıca bir şeyi kullanarak veya yaparak. largely bunun en büyük yol ya da etken olduğunu, ancak mutlaka tek yol olmadığını gösterir. the switch to + isim öbeği, önceki bir seçenekten yeni bir seçeneğe geçmek anlamına gelir. Burada greener electric vehicles yeni seçenektir; dolayısıyla tüm ifade, bu değişimi sonuca ulaşmanın ana yolu olarak sunar.

Alıştırma

Öğrenilen yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The school cut its paper use ____ digital worksheets.

Cevabı göster

largely through the switch to

The government has put up over $1 billion to make this happen.

4:39

Hükümet bunun gerçekleşmesi için 1 milyar doların üzerinde para ayırdı.

The phrasal verb put up money for something

4:43

"Put up money for something" (bir şey için para koymak/ayırmak) deyimi,

means to provide the money needed to pay for it.

4:46

onun parasını ödemek için gereken parayı sağlamak anlamına gelir.

In this area, it seems India is leading the world, Kalıp ifadeler

4:49

Bu alanda, öyle görünüyor ki Hindistan dünyaya liderlik ediyor,

Kalıp ifadeler

is leading the world...: dünya çapında başı çekmek

is leading the world, daha önce sözü edilen alanda şu anda dünya çapında en güçlü veya en ileri performansa sahip olmak demektir. Bu iddia yalnızca o alanla sınırlıdır; Hindistan’ın her konuda önde olduğu anlamına gelmez. Alanı doğrudan belirtmek için lead the world in + isim veya -ing biçimi kullanılır. is leading şeklindeki şimdiki zaman mevcut duruma odaklanır; it seems ise iddiayı yumuşatır ve kesin bir gerçek gibi sunmaz.

Alıştırma

lead the world in ifadesini doğru biçimde kullanın: The laboratory ____ battery recycling.

Cevabı göster

leads the world in

which reminds me of your quiz question, Beth. Anlatım akışı

4:52

bu da bana senin bilgi yarışması sorunu hatırlattı, Beth.

Anlatım akışı

which reminds me of...: Önceki bir konuya dönmek

Bu cümlede which, tek bir ismi değil, az önce söylenen bütün durumu ifade eder. which reminds me of your quiz question, Beth. ifadesi, önceki bilginin konuşmacıya Beth'in daha önceki quiz sorusunu hatırlattığı anlamına gelir. Bu ilgi cümleciği, mevcut içeriği daha önce geçen bir konuyla bağlar ve konunun aniden değişmesi yerine doğal bir dönüş sağlar. İlgili bir düşünceyi çağrıştıran bir gerçek veya durumdan sonra bu yapı yeniden kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, mevcut bir gerçekten bağlantılı ve önceki bir konuya doğal biçimde geçmek için which reminds me of yapısını kullanır?

  1. The weather is getting warmer, which remind me of our travel plans.
  2. The weather is getting warmer, which reminds me of our travel plans.
  3. The weather is getting warmer, which reminds me our travel plans.
Cevabı göster

The weather is getting warmer, which reminds me of our travel plans.

That's right.

4:55

Bu doğru.

I asked you which country has the world's largest automobile market,

4:56

Sana hangi ülkenin dünyanın en büyük otomobil pazarına sahip olduğunu sormuştum,

and you said the US,

5:01

ve sen ABD dedin,

which was the wrong answer, I'm afraid, Neil. Ton ve niyet

5:03

korkarım bu yanlış cevap oldu, Neil.

Ton ve niyet

I'm afraid: Bir düzeltmeyi yumuşatmak

Burada I'm afraid, konuşmacının korktuğu anlamına gelmez. Cevabın yanlış olduğu gibi kötü bir haberi daha nazik biçimde vermek için kullanılan bir yumuşatma ifadesidir. Düzeltmeyi daha az sert hale getirir ve biraz üzüntü veya mahcubiyet gösterir. I'm afraid the answer is wrong örneğinde olduğu gibi hayal kırıklığı yaratan bilginin önünde kullanılabilir. Orijinal cümledeki gibi The answer is wrong, I'm afraid şeklinde bilginin arkasından da gelebilir. Her iki konumda da kibar ve biraz üzgün bir ton verir.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: “I'm afraid the museum is closed today” cümlesinde I'm afraid esas olarak gerçek korkuyu ifade eder.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

In fact, it's now China that tops the list, Kalıp ifadeler

5:06

Aslında, şimdi listenin başında Çin var,

Kalıp ifadeler

that tops the list: birinci sırada yer almak

Burada tops bir fiildir ve bir listede, sıralamada veya sonuçlar arasında birinci sırada yer almak anlamına gelir. Yalnızca Çin'in listede bulunduğunu söylemez. it's X that ... yapısı X'i vurgular. Bu cümlede, şu anda birinci sırada olanın başka bir ülke değil Çin olduğu vurgulanıyor.

Alıştırma

Hangi cümle güvenilirliğin insanların istediği özellikler arasında birinci sırada olduğunu söyler?

  1. Reliability is on the list of features people want.
  2. Reliability tops the list of features people want.
  3. Reliability adds the list of features people want.
Cevabı göster

Reliability tops the list of features people want.

showing that when it comes to green transport, Kalıp ifadeler

5:09

bu da çevreci ulaşıma gelince,

Kalıp ifadeler

when it comes to green ...: bir konuya giriş yapmak

When it comes to, “... söz konusu olduğunda” veya “... konusunda” anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır ve konuşulacak, değerlendirilecek ya da karşılaştırılacak alanı tanıtır. Bu yapıda to bir edattır; ardından isim, isim öbeği veya gerund gelir, mastar gelmez. Bu parçada green, green transport konu öbeğini başlatır ve çevre için daha iyi ulaşımı anlatır. Bu yapı, önce dikkati o alana yöneltir, ardından değerlendirme veya karşılaştırma yapılmasını sağlar.

Alıştırma

Sabit kalıbı tamamlayın: When it ____ to road safety, clear signs matter.

Cevabı göster

comes

bigger isn't always better. Anlatım akışı

5:12

daha büyük olanın her zaman daha iyi olmadığını gösteriyor.

Anlatım akışı

bigger isn't always better: daha büyük her zaman daha iyi değildir

Bu cümlede bigger ve better karşılaştırma sıfatları X isn't always Y kalıbında kullanılır. Cümle, büyüklük ile kalite arasında otomatik bir bağlantı kurulmasını reddeder: Bir şey daha büyük olabilir ama daha iyi bir sonuç vermeyebilir. Kısa ve karşılaştırmalı bir sonuç cümlesi olarak, boyutun yalnızca bir ölçüt olduğunu vurgular. Daha büyük olanın hiçbir zaman daha iyi olmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Daha fazla seçeneğe sahip olmanın daha iyi bir sonucu garanti etmediğini anlatan cümle hangisidir?

  1. More choice is never better.
  2. More choice isn't always better.
  3. More choice is always better.
Cevabı göster

More choice isn't always better.

Right, it's time to recap the vocabulary we've learnt in this programme Anlatım akışı

5:14

Pekala, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlama zamanı,

starting with two-wheeler,

5:19

"two-wheeler" (iki tekerlekli) ile başlıyoruz,

Anlatım akışı

Right, it's time to recap: gözden geçirmeye geçiş

Burada Right bir söylem belirtecidir; bir şeyin doğru olduğuna dair bir yargı değildir. Cümlenin başında kullanıldığında konuşmacının bir sonraki aşamaya geçmeye hazır olduğunu veya dikkati yeniden toplamaya çalıştığını gösterir. It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylemin şimdi ya da sıradaki adım olarak yapılması gerektiğini bildirir. Recap, ana noktaları kısaca gözden geçirmek demektir; bu nedenle ifade programı kısa bir kelime tekrarına geçirir.

Alıştırma

Ana noktaların kısaca gözden geçirileceğini duyurmak için kullanılan doğal ifadeyi seçin.

  1. Right, it's time recapping the key points.
  2. Right, it's time to recap the key points.
  3. Right, it was time to recap the key points.
Cevabı göster

Right, it's time to recap the key points.

a vehicle with two wheels,

5:21

iki tekerleği olan bir araç,

such as a bicycle, motorbike, or moped.

5:23

bisiklet, motosiklet veya moped gibi.

The adjective appealing

5:26

"Appealing" (çekici) sıfatı,

means attractive, desirable, or interesting.

5:27

çekici, arzu edilebilir veya ilginç anlamına gelir.

Affordability refers to being cheap enough for people to buy,

5:30

"Affordability" (satın alınabilirlik), insanların satın alabileceği kadar ucuz olmasına,

or in other words, inexpensive.

5:34

veya başka bir deyişle pahalı olmamasına atıfta bulunur.

Smog is air pollution caused by smoke and car fumes,

5:36

"Smog", duman ve araba gazlarının neden olduğu hava kirliliğidir,

which makes the atmosphere unhealthy and difficult to breathe.

5:41

bu da atmosferi sağlıksız hale getirir ve nefes almayı zorlaştırır.

Gosh is an expression used to show a strong feeling of surprise or wonder.

5:44

"Gosh" (Tanrım), güçlü bir sürpriz veya şaşkınlık duygusu göstermek için kullanılan bir ifadedir.

And finally, if you put up the money for something,

5:49

Ve son olarak, eğer bir şey için parayı ayırırsan (put up the money),

you provide the money needed to pay for it.

5:52

onu ödemek için gereken parayı sağlarsın.

Once again, our six minutes are up, Kalıp ifadeler

5:55

Altı dakikamız yine doldu,

Kalıp ifadeler

our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Bu cümlede our six minutes, programa ayrılan altı dakikalık süreyi ifade eder. “Bir süre + be up” kalıbı, kullanılabilir ya da izin verilen sürenin sona erdiği anlamına gelir; up burada “yukarı” demek değildir. minutes çoğul olduğu için fiil are olur. Sunucu bu ifadeyi bölümün bittiğini belirtmek ve kapanışa geçmek için kullanır. Aynı kalıp, süreli bir etkinliğin sona erdiğini duyurmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bir öğretmen on dakika sonra süreli bir kısa sınavı bitiriyor. Hangi cümle doğaldır?

  1. Your ten minutes are over up.
  2. Your ten minutes are tall.
  3. Your ten minutes are up.
Cevabı göster

Your ten minutes are up.

but remember to join us again next time for more trending topics and useful vocabulary here at 6 Minute English. Kalıp ifadeler

5:57

ancak 6 Minute English'te daha fazla trend konu ve faydalı kelime dağarcığı için bir dahaki sefere bize tekrar katılmayı unutmayın.

Kalıp ifadeler

remember to join us again next time: gelecekte yeniden katılmayı hatırlatmak

remember to + fiilin yalın hâli, birine gelecekte yapacağı bir şeyi unutmamasını hatırlatır. remember to join us ifadesinde katılma eylemi henüz gerçekleşmemiştir; again next time bu eylemi gelecekteki bir zamana yerleştirir. Bir programın kapanışında join us, programı yeniden dinlemek veya izlemek ya da sunucularla birlikte katılmak anlamına gelebilir. Mutlaka fiziksel olarak bir gruba girmek anlamına gelmez. Burada başka bir bölüm için geri dönmeye yönelik samimi bir davettir.

Alıştırma

Bu hatırlatmayı remember to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Please ____ us again next week.

Cevabı göster

remember to join

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.