Elektrikli çekçekler kirliliği uzaklaştırıyor ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, Hindistan’da elektrikli scooter ve çekçeklerin hızla yaygınlaşmasını inceliyor. Bu araçların ulaşıma erişimi nasıl artırabileceğini ve Delhi’deki tehlikeli hava kirliliğini nasıl azaltabileceğini anlatırken elektriğin hâlâ büyük ölçüde kömürden üretilmesi sorununu, kamu finansmanını ve 2030 hedefini de ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. A lot depends on how the electricity is generated in the first place. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir sonucu belirleyen koşulu ya da değişkeni göstererek iddiayı sınırlandırmak için depend on how yapısını kullanmayı öğrenin. Burada elektrikli bir aracın çevresel etkisini değerlendirirken yalnızca egzoz salımının olmamasına değil, aracın kullandığı elektriğin nasıl üretildiğine de bakılması gerektiğini anlatır. 2. are filling the gap. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: fill the gap ifadesini, bir hizmetin, ürünün veya kurumun karşılanmamış önemli bir ihtiyacı gidermesi anlamında anlayıp kullanın. Haberde elektrikli scooterlar, düzenli ve güvenilir toplu taşımanın yetersiz olduğu ya da bulunmadığı yerlerde ulaşım ihtiyacını karşılıyor. 3. has put up $1.2 billion — Phrasal Verbs: put up fiilinin para bağlamında bir şeyi fiziksel olarak yukarı koymak değil, gerekli parayı sağlamak veya taahhüt etmek anlamına geldiğini ayırt edin. Bu kullanımla hükümetlerin, kuruluşların veya yatırımcıların bir politikayı, projeyi ya da somut çözümü nasıl finanse ettiğini; örneğin Hindistan’ın elektrikli ulaşıma geçişe verdiği desteği anlatabilirsiniz.
Bu derste
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
0:01bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, BBC Learning English'ten Altı Dakikada İngilizce'ye hoş geldiniz.
I had my first drive in an electric car yesterday, Neil.
0:13Dün ilk defa elektrikli bir araba kullandım Neil.
great in theory: fikir olarak iyi, ama uygulamada zor olabilir
Great in theory, bir şeyin fikir, kural veya plan olarak düşünüldüğünde çok iyi görünmesi, ancak gerçek hayatta aynı ölçüde iyi işlemeyebilmesi demektir. Bu cümlede ilk bölüm elektrikli arabaların çekiciliğini kabul eder; ardından but, maliyetle ilgili pratik sorunu ortaya koyar. Bu yapı, bir sınırlamadan söz etmeden önce avantajı kabul etmeyi sağlar.
Alıştırma
“The plan is great in theory, but it would cost too much” cümlesi neyi ima eder?
- Plan önemli bir akademik teorinin parçasıdır.
- Plan fikir olarak iyi görünür, ancak maliyet onu kullanışsız hâle getirebilir.
- Plan gerçek hayatta zaten kusursuz biçimde işlemiştir.
Cevabı göster
Plan fikir olarak iyi görünür, ancak maliyet onu kullanışsız hâle getirebilir.
who has the money to buy one?: satın alma gücüyle ilgili retorik soru
Who has the money to buy one? belirli bir kişinin kim olduğunu soruyor gibi görünür, ancak burada retorik bir sorudur. Konuşmacı, sıradan insanlardan çok azının arabayı alabileceğini düşünür; bu yüzden soru, fiyatla ilgili şüphe ve eleştiri ifade eder. One sözcüğü, daha önce geçen sayılabilen electric car isminin yerini alır. Tekrar kullanılabilen Who has the money/time to...? kalıbı, gereken para veya zamanın çoğu insan için gerçekçi olmadığını sık sık ima eder.
Alıştırma
“Who has the money to pay £500 for a concert ticket?” cümlesinde konuşmacı büyük olasılıkla ne yapıyor?
- Biletin ucuz ve kolayca alınabilir olduğunu söylüyor.
- Biletin çoğu insan için fazla pahalı olduğundan yakınıyor.
- Tam olarak 500 sterlini olan herkesin adını soruyor.
Cevabı göster
Biletin çoğu insan için fazla pahalı olduğundan yakınıyor.
Mm, it's true that electric vehicles or EVs as they're also called are expensive. Anlatım akışı
0:24Mm, elektrikli araçların veya diğer adıyla EV'lerin pahalı olduğu doğru.
elektrikli araçlar, diğer adıyla EVs
Burada electric vehicles or EVs as they're also called, başka bir adı tanıtan ara bir açıklama içerir. or bir seçim sunmaz; EVs ifadesini electric vehicles için başka bir ad olarak tanıtır. as they're also called, insanların bunlara EVs de dediği anlamına gelir. Bu ara ifade, ana mesajı değiştirmeden tam terimi daha kısa bir adla bağlar. İfade çıkarıldığında cümlenin electric vehicles are expensive biçimindeki ana yapısı korunur.
Alıştırma
Hangi cümle AI ifadesini artificial intelligence için başka bir ad olarak doğal biçimde tanıtıyor?
- Artificial intelligence and AI can both help doctors analyze data.
- Artificial intelligence, or AI as it is also called, can help doctors analyze data.
- Artificial intelligence, or AI as they are also called, can help doctors analyze data.
Cevabı göster
Artificial intelligence, or AI as it is also called, can help doctors analyze data.
the switch to electric vehicles has been a major success story in the fight against climate change. Kalıp ifadeler
0:33elektrikli araçlara geçiş, iklim değişikliğine karşı mücadelede büyük bir başarı hikayesi oldu.
elektrikli araçlara geçiş
Burada switch, bir seçenekten veya sistemden diğerine geçiş anlamına gelen bir isimdir. The switch to electric vehicles, değişimin kendisini konu yapar; to ise yeni hedefi tanıtır. Bu yapı, değişimi eylemi kimin yaptığına odaklanmadan bir gelişme, sonuç veya politika olarak ele alırken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi switch ve doğru edatla tamamlayın: The ____ digital tickets reduced printing costs.
Cevabı göster
switch to
önemli bir başarı öyküsü
Success story ifadesi, iyi sonuçlar elde etmiş ve örnek olarak sunulabilecek bir kişiyi, projeyi veya gelişmeyi anlatır. Buradaki story, kurmaca bir hikâye anlamına gelmez; değişimi başarılı bir sonuca ulaşmış bir vaka olarak sunar. Major sözcüğü ifadeyi güçlendirir: konuşmacı bunu yalnızca işe yaramış bir şey olarak değil, önemli ve dikkat çekici bir örnek olarak sunar.
Alıştırma
Bir kasabanın okuma programı yıllar içinde büyümüş, belirgin sonuçlar vermiş ve şimdi başka kasabalar tarafından incelenmektedir. Hangi cümle onu dikkat çekici bir vaka olarak en iyi şekilde sunar?
- The reading programme has achieved major success.
- The reading programme has become a major success story.
- The reading programme has written a major story successfully.
Cevabı göster
The reading programme has become a major success story.
iklim değişikliğiyle mücadelede
In the fight against climate change, “iklim değişikliğini durdurmaya veya azaltmaya yönelik sürekli çabanın bir parçası olarak” anlamına gelir. Fight burada mecazidir; fiziksel bir kavga değil, örgütlü ve kararlı bir eylemi anlatır. In the fight against + sorun kalıbı, bir şeyi daha geniş bir mücadelenin içine yerleştirir. Against, karşı çıkılan zararlı sorunu belirtir.
Alıştırma
“Yoksulluğu azaltmaya yönelik örgütlü çaba” anlamındaki kalıbı tamamlayın: Education plays an important role in the fight ____ poverty.
Cevabı göster
against
And it's not just rich people switching to electric. Anlatım akışı
0:39Üstelik sadece zenginler elektriğe geçmiyor.
In India, poorer workers are embracing it too. Kelime
0:43Hindistan'da daha yoksul işçiler de bunu benimsiyor.
it's not just ... too: başka bir grup eklemek
it's not just ifadesi önce bir grubu tanıtır ve anlatılan durumun yalnızca o grup için geçerli olduğu düşüncesini reddeder. Daha sonra gelen too ikinci bir grup ekler. Burada elektrikli ulaşıma geçenler yalnızca zenginler değildir; daha yoksul işçiler de aynısını yapmaktadır. Bu kalıp, beklenen bir örnekle başlayıp iddiayı başka ve bazen şaşırtıcı bir örneğe genişleterek bilgiyi düzenler. Buradaki gibi iki bölüm ayrı cümlelerde bulunabilir.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak not just ... too kalıbıyla tamamlayın: The science club is ____ for older pupils. Younger children can join ____.
Cevabı göster
not just · too
are embracing it: değişimi isteyerek kabul edip benimsemek
Embrace sözcüğü gerçek anlamda birini kollarına almak demektir; ancak are embracing it burada mecazi olarak kullanılır. İşçilerin elektrikli ulaşımı isteyerek kabul edip kullanmaya başladığını anlatır. Şimdiki zaman biçimi bu değişimin şu anda sürdüğünü gösterir. it zamiri belirli bir nesneyi ya da aracı değil, elektrikli ulaşıma geçmeyi ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle yeni bir sistemin istekli ve olumlu biçimde benimsendiğini en iyi gösterir?
- The staff have noticed the new booking system.
- The staff are being forced to use the new booking system.
- The staff are embracing the new booking system.
Cevabı göster
The staff are embracing the new booking system.
Yes, in India, it's the drivers of small vehicles like motorbikes, mopeds, scooters, and rickshaws,
0:46Evet, Hindistan'da motosiklet, moped, scooter ve çekçek gibi,
known as two and three wheelers, who dominate the road. Notlar
0:53iki ve üç tekerlekli olarak bilinen küçük araçların sürücüleri yollara hakim.
known as two and three wheelers: iki ve üç tekerlekli olarak bilinen
Known as ... kısaltılmış bir edilgen adlandırma yapısıdır; “... olarak bilinen” anlamına gelir ve az önce sıralanan küçük araçlara bir kategori adı ekler. Bu cümledeki adlandırma sürücüleri değil, araçları belirtir. Two-wheeler ve three-wheeler, araçları tekerlek sayılarına göre sınıflandıran taşıt kategorisi adlarıdır. Bu ifade önce araç listesini sınıflandırır, sonra hangi yol kullanıcılarının trafiğe hâkim olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede two-wheelers bir araç kategorisi olarak kullanılmıştır?
- Two-wheelers include motorbikes and scooters.
- Two wheels include motorbikes and scooters.
- Two-wheelers include people who walk to work.
Cevabı göster
Two-wheelers include motorbikes and scooters.
who dominate the road: yola hâkim olanlar
Vurgulu it's X who ... yapısında who dominate the road bölümü X'in ne yaptığını gösterir. Buradaki who, küçük araçların sürücülerine gönderme yapar; dominate the road ise bu sürücülerin yol trafiğinde en güçlü veya en görünür varlığa sahip olduğu anlamına gelir. Dominate genellikle yol yüzeyini fiziksel olarak kontrol etmek demek değildir. Bu kullanım, söz konusu yol kullanıcılarının özellikle kalabalık veya etkili olduğunu anlatır; the road burada genel olarak yol trafiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede who dominate the road ne anlama geliyor?
- The drivers are driving on a road for the first time.
- The drivers are the most numerous or prominent road users.
- The drivers own every road and control all traffic.
Cevabı göster
The drivers are the most numerous or prominent road users.
we'll be discussing the growing role of electric vehicles in the fight against climate change. Anlatım akışı
1:01elektrikli araçların iklim değişikliğiyle mücadelede artan rolünü tartışacağız.
iklim değişikliğiyle mücadelede elektrikli araçların giderek artan rolü
the growing role of electric vehicles in the fight against climate change, konuyu tanıtan bir isim öbeğidir: elektrikli araçlar, iklim değişikliğiyle mücadele çabalarında giderek daha önemli hâle gelmektedir. the growing role of X in Y kalıbı, X'in Y içindeki işlevinin, etkisinin veya öneminin arttığını gösterir. Bu kalıp bir raporun, konuşmanın veya makalenin konusunu tanıtmak için uygundur; belirli bir sonucu doğrudan bildirmez. Burada the fight against climate change, iklim değişikliğini azaltma veya onunla mücadele etme yönündeki genel çabaları anlatır; fiziksel bir savaşı anlatmaz.
Alıştırma
Bir raporun konusunu the growing role of X in Y kalıbını kullanarak doğal biçimde tanıtan cümle hangisidir?
- The report examines the growing role of solar power in reducing air pollution.
- The report examines solar power's growing role reducing air pollution.
- The report examines the growing role solar power in reducing air pollution.
Cevabı göster
The report examines the growing role of solar power in reducing air pollution.
we'll be learning some useful new vocabulary as well.
1:07bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
But first: devam etmeden önce bir soruya geçmek
But first, sıralamada kısa bir değişiklik olduğunu gösterir: ana konu veya sonraki adım yine gelecektir, ancak önce başka bir şey yapılır. Bu cümlede konuşan kişi konu tanıtımına ara verip Neil'e bir soru yöneltiyor. Buradaki but mutlaka karşı çıkma anlamı taşımaz; esas olarak geçiş işareti görevi görür. Bu ifade, ana akışı kısa süreliğine durdurup bir soru, hatırlatma veya başka bir ön hazırlık eylemi sunmak için kullanılır.
Alıştırma
Konuşan kişi yakında kazananı açıklayacak, ancak önce gönüllülere teşekkür etmek istiyor. Doğal geçiş cümlesi hangisidir?
- At first, let's thank the volunteers.
- First but, let's thank the volunteers.
- But first, let's thank the volunteers.
Cevabı göster
But first, let's thank the volunteers.
In India, many different vehicles use the road,
1:15Hindistan'da pek çok farklı araç yolu kullanıyor,
I'll guess it's the US that has the world's largest automobile market. Dilbilgisi
1:28dünyanın en büyük otomobil pazarına sahip ülkenin ABD olduğunu tahmin ediyorum.
It's the US that ...: It is ... that odaklama yapısı
Buradaki it's the US that ... bir yarık cümledir. Temel cümle The US has the world's largest automobile market. şeklindedir. the US, it is ile that arasına getirildiğinde odak noktası olur ve cümle doğrudan “hangi ülke?” sorusunu yanıtlar. Kalıp It is/was + odaklanan öge + that + cümlenin geri kalanı şeklindedir. Bu kalıp çıkarıldığında odaklanan öge temel cümledeki yerine geri oturmalıdır. Temel gerçeği değiştirmeden bir kişiyi, nesneyi, yeri veya zamanı öne çıkarabilir.
Alıştırma
the blue key ifadesini vurgulamak için geniş zamandaki It is ... that kalıbını kullanın: It ____ the blue key ____ opens this door.
Cevabı göster
is · that
I'll reveal the answer at the end of the programme. Anlatım akışı
1:33Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
reveal the answer at the end: cevabı sona saklamak
Reveal the answer, daha önce açıklanmamış bir cevabı duyurmak anlamına gelir. At the end of the programme ise dinleyicilere bunun ne zaman gerçekleşeceğini söyler. Bir bilgi yarışmasında veya programda bu zamanı önceden belirtmek, daha sonra gelecek bilgileri düzenler ve merak oluşturur. İzleyicinin cevabı öğrenmek için dinlemeye devam etmesi beklenir.
Alıştırma
Sunucunun duyurusunu reveal the answer ile tamamlayın: At the end of the quiz, I'll ____.
Cevabı göster
reveal the answer
While electric vehicles score better than petrol or diesel cars in most environmental tests, Dilbilgisi
1:37Elektrikli araçlar çoğu çevresel testte benzinli veya dizel arabalardan daha iyi puan alsa da,
there is some debate about exactly how green they are. Kelime
1:43tam olarak ne kadar çevreci oldukları konusunda bazı tartışmalar var.
While electric vehicles score better ...: bir noktayı kabul edip ardından çekince eklemek
Burada while, ödünleme bildiren bir yan cümleyi başlatır. Önce elektrikli araçların çevresel testlerin çoğunda daha iyi sonuç verdiğini kabul eder. Ardından ana cümle bir çekince ekler: araçların genel çevresel yararı hâlâ tartışılmaktadır. While X, Y yapısı, X'in doğru olduğunu kabul ederken bunun tek başına tam bir cevap olmadığını göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede while, bir noktayı kabul edip ardından çekince eklemek için kullanılmıştır?
- While the library is small, it has an excellent collection.
- While Mia was reading, the lights went out.
- Mia waited while the librarian found the book.
Cevabı göster
While the library is small, it has an excellent collection.
exactly how green they are: tam olarak ne kadar çevre dostu oldukları
Bu çevre tartışmasında green, çevre dostu anlamına gelir: daha az kirliliğe yol açmak, daha az kaynak kullanmak veya çevreye verilen zararı başka biçimlerde azaltmak. Araçların rengini anlatmaz. how + sıfat + özne + be yapısı bir niteliğin derecesini sorar. Bu nedenle exactly how green they are, elektrikli araçların tam olarak ne ölçüde çevre dostu olduğu anlamına gelir; exactly kesin bir yanıt arandığını vurgular.
Alıştırma
İngilizce "The council wants to know how green the new buses really are," cümlesinde green ne anlama gelir?
- Otobüslerin ne kadar çevre dostu olduğu
- Otobüslerin hangi yeşil tonunda olduğu
- Otobüslerin ne kadar yeni göründüğü
Cevabı göster
Otobüslerin ne kadar çevre dostu olduğu
A lot depends on how the electricity is generated in the first place. Dilbilgisi
1:48Birçok şey, elektriğin en başta nasıl üretildiğine bağlı.
A lot depends on how ... in the first place: sonuç büyük ölçüde yönteme ve başlangıç noktasına bağlıdır
A lot depends on how + yan cümle, cevabın veya sonucun bir şeyin gerçekleşme biçiminden büyük ölçüde etkilendiğini anlatır. A lot öznedir; depends on belirleyici etkeni tanıtır ve how the electricity is generated, düz cümle söz dizimini kullanan dolaylı bir soru cümlesidir. Buradaki in the first place, dikkati sürecin başlangıcına, yani elektriğin ilk üretildiği aşamaya çeker. Konuşmacı, sonucu değerlendirirken yalnızca son ürüne değil, daha önceki bir koşula da bakmak gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi depend on how yapısıyla tamamlayın: The final result will ____ carefully the samples are tested.
Cevabı göster
depend on how
more than three quarters of the electricity used continues to be generated by coal. Dilbilgisi
1:54kullanılan elektriğin dörtte üçünden fazlası kömürden üretilmeye devam ediyor.
more than three quarters of: dörtte üçünden fazlası
Three quarters, 3/4 yani %75 demektir. More than three quarters of, tam olarak %75’i değil, %75’ten daha yüksek bir oranı ifade eder. of sonrasındaki isim öbeği, ölçülen bütünün ne olduğunu belirtir. Bu cümlede ölçülen bütün the electricity used ifadesidir.
Alıştırma
more than three quarters hangi oranı ifade eder?
- Tam olarak %75
- %75’ten fazla
- %50’den az
Cevabı göster
%75’ten fazla
continues to be generated by coal: devam eden edilgen bir süreç
continues to ifadesini edilgen biçim olan be generated izler. Özne more than three quarters of the electricity used eylemden etkilenir: elektrik üretilmeye devam eder; kendisi başka bir şey üretmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp continue(s) to be + past participle biçimindedir. Özneye uygulanan bir süreç devam ettiğinde kullanılır. Burada by coal, elektriği üretmek için kullanılan enerji kaynağının kömür olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi continues sonrasında generate fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: In this region, most electricity continues ____ by wind turbines.
Cevabı göster
to be generated
the transition to green transport is well underway. Kalıp ifadeler
2:01çevreci ulaşıma geçiş oldukça iyi bir şekilde ilerliyor.
Nevertheless ile engellere rağmen geçerli kalan bir sonucu aktarmak
Nevertheless, “az önce söylenen şeye rağmen” anlamına gelir. Önceki bir zorluğa veya sınırlamaya gönderme yapar ve sonraki ifadenin yine de doğru olduğunu ya da beklenmedik bir yöne ilerlediğini gösterir. Burada anlatım, kömüre bağımlılıktan yeşil ulaşımın olumlu ilerleyişine döner. Cümlenin başında kullanıldığında Nevertheless, ardından gelen ifadenin tamamını kapsar ve normalde arkasından virgül gelir.
Alıştırma
Hangi seçenek, bir engel olmasına rağmen sonucun gerçekleştiğini nevertheless ile gösteriyor?
- The path was difficult. Nevertheless, it was hard to walk on.
- The path was difficult. Nevertheless, we reached the cabin before dark.
- The path was difficult. Nevertheless, we turned back because it was unsafe.
Cevabı göster
The path was difficult. Nevertheless, we reached the cabin before dark.
be well underway: başlamış ve belirgin biçimde ilerliyor olmak
Underway, bir sürecin başladığını ve devam ettiğini belirtir. Well ise sürecin ilk aşamayı geçtiğini ve belirgin biçimde ilerlediğini anlatır. Bu cümlede ifade, yeşil ulaşıma geçişi şimdiden önemli ölçüde ilerlemiş etkin bir süreç olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir projenin başladığını ve şimdiden belirgin biçimde ilerlediğini anlatır?
- The bridge project is about to begin.
- The bridge project is on the way.
- The bridge project is well underway.
Cevabı göster
The bridge project is well underway.
Here's Louise Ribet, head of the climate organisation C40 Cities,
2:04İşte iklim organizasyonu C40 Cities'in başkanı Louise Ribet,
explaining the appeal of EVs to Graihaigh Jackson for BBC World Service Programme The Climate Question.
2:09BBC World Service programı The Climate Question'dan Graihaigh Jackson'a elektrikli araçların cazibesini anlatıyor.
What is it about two and three wheelers that's so appealing? Dilbilgisi
2:15İki ve üç tekerlekli araçların bu kadar çekici olan yanı ne?
What is it about X that's so appealing?: belirli çekici özelliği sormak
What is it about X that ...? kalıbı, X'in hangi belirli niteliğinin veya özelliğinin bir tepki ya da değerlendirme oluşturduğunu sorar. Yalnızca genel bir neden istemek yerine cevabı belirli çekim noktasına yöneltir. Bu cümlede that's, that is anlamına gelir ve so, appealing sözcüğünü güçlendirir. Konuşan kişi araçların çekici olduğunu zaten kabul eder ve onları böyle yapan şeyin ne olduğunu sorar.
Alıştırma
Bu duyguyu oluşturan belirli özelliği soran cümleyi tamamlayın: What is it ____ this puzzle that's so satisfying?
Cevabı göster
about
I think it can be summarised in one word, Kalıp ifadeler
2:19Bence bu tek bir kelimeyle özetlenebilir,
it can be summarised in one word: tek kelimeyle özetlenebilir
It can be summarised in one word, uzun veya karmaşık bir düşüncenin tek bir anahtar kelimeye indirgenebileceğini belirtir. Edilgen can be summarised yapısı, özetleyen kişiye değil özetlenen düşünceye odaklanır. Bu kalıp sırada ne olduğunu da bildirir: konuşmacı anahtar kelimeyi söylemek üzeredir. Bu cümlede o kelime convenience'dır.
Alıştırma
Cümleyi summarise fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The main benefit can be ____ one word: speed.
Cevabı göster
summarised in
from an accessibility and affordability and efficiency point of view. Kalıp ifadeler
2:22erişilebilirlik, satın alınabilirlik ve verimlilik açısından.
from an accessibility and affordability and efficiency point of view: erişilebilirlik, karşılanabilirlik ve verimlilik açısından
From an accessibility and affordability and efficiency point of view, bir şeyi değerlendirirken kullanılan ölçütleri belirtir. Accessibility bir şeye ulaşmanın veya onu kullanmanın ne kadar kolay olduğunu, affordability ücretini ödemenin ne kadar kolay olduğunu, efficiency ise zamanın veya kaynakların ne kadar iyi kullanıldığını anlatır. Burada point of view, bir kişinin özel görüşünden çok analitik bir açı veya değerlendirme ölçütü anlamına gelir. İfadenin tamamı temel yargının önünde veya arkasında kullanılabilir.
Alıştırma
Değerlendirme kalıbını tamamlayın: From a maintenance point ____, this machine is easier to manage.
Cevabı göster
of view
And on that first point of accessibility, Anlatım akışı
2:27Ve o ilk erişilebilirlik noktasıyla ilgili olarak,
On that first point of accessibility: daha önce sözü edilen ilk konuya dönmek
On that first point of accessibility, daha önce sıralanan maddelerden ilkini yeniden konuşmanın odağına getirir. Burada on, “hakkında” veya “konusuna gelince” anlamındadır; of accessibility ise ilk noktanın erişilebilirlik olduğunu belirtir. Bu ifade, konuşmacının anlatımını nasıl düzenlediğini gösterir: liste daha önce sunulmuştur ve şimdi ilk madde açıklanacaktır. Aynı yapı on that point, on the first point ve on the next point ifadelerinde de kullanılır.
Alıştırma
Konuşmacı birkaç konuyu daha önce sıralamış ve şimdi önce erişilebilirliği ele almak istiyor. Konuşmayı doğal biçimde düzenleyen cümle hangisidir?
- At that first point of accessibility, we need to look at step-free access.
- On that first point of accessibility, we need to look at step-free access.
- In that first point of accessibility, we need to look at step-free access.
Cevabı göster
On that first point of accessibility, we need to look at step-free access.
the state of public transport is not as developed as it is in places like London or Singapore. Dilbilgisi
2:30toplu taşımanın durumu Londra veya Singapur gibi yerlerdeki kadar gelişmiş değil.
is not as developed as it is in ...: olumsuz derece karşılaştırması
not as + adjective + as kalıbı olumsuz bir derece karşılaştırması yapar: ilk şey, karşılaştırma noktasına göre bir niteliğe daha az sahiptir. Burada söz konusu yerdeki toplu taşımanın Londra veya Singapur’dakine göre daha az gelişmiş olduğu anlatılır. Bu, yalnızca kötü olduğunu söylemekten daha kesin bir karşılaştırmadır. as it is in places like ... bölümündeki it, toplu taşıma durumuna geri gönderme yapar. It is, açıklamanın tamamını tekrarlamadan karşılaştırmayı açık tutar. Londra ve Singapur karşılaştırma ölçütünün örnekleridir; tek olası karşılaştırmalar değildir.
Alıştırma
Olumsuz karşılaştırmayı not as + adjective + as ile tamamlayın: Buses in the village are not ____ frequent ____ buses in the city.
Cevabı göster
as · as
And two and three-wheelers spread in response to this lack of sufficient or high quality frequent public transport infrastructure. Notlar
2:40İki ve üç tekerlekli araçlar da, yeterli veya yüksek kaliteli, sık toplu taşıma altyapısının bu eksikliğine yanıt olarak yayıldı.
two and three-wheelers spread in response to: ulaşım eksikliğine yanıt olarak yayılmak
Burada spread, fiziksel olarak dağılmak değil, daha yaygın hâle gelmek ve daha çok kullanılmak anlamındadır. in response to, bu yayılmayı tetikleyen durumu, yani kaliteli ve sık sefer yapan toplu taşımanın eksikliğini belirtir. İfade bütünüyle, iki ve üç tekerlekli araçların ulaşım açığına toplumsal veya piyasa kaynaklı bir yanıt olarak yaygınlaştığını anlatır. Araçların soruna bilinçli olarak “cevap verdiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
“-e yanıt olarak” anlamındaki ifadeyi kullanın: The city added night buses ____ increased demand.
Cevabı göster
in response to
frequent public transport infrastructure: sık toplu taşımayı destekleyen altyapı
Bu cümlede infrastructure; güzergâhlar, raylar, istasyonlar ve bağlantılı sistemler gibi toplu taşımanın çalışmasını sağlayan fiziksel sistemleri ve tesisleri ifade eder. Resmî ve kapsamlı bir terimdir; tek bir nesnenin iç yapısı anlamına gelmez. Anlam açısından frequent, altyapının kendisinden çok toplu taşıma hizmetini veya sefer sıklığını niteler. Bütün ifade, yeterli, kaliteli ve sık sefer yapan toplu taşımayı destekleyebilecek altyapı olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Toplu taşımayı destekleyen yolları, rayları, istasyonları ve bağlantılı sistemleri hangi ifade anlatır?
- public transport infrastructure
- public transport service frequency
- public transport passenger demand
Cevabı göster
public transport infrastructure
Graihaigh asks why electric vehicles are so appealing, so desirable, and attractive.
2:49Graihaigh, elektrikli araçların neden bu kadar cazip, arzu edilebilir ve çekici olduğunu soruyor.
affordability: insanların satın alabileceği kadar ucuz olma
Affordability, fiyat bütçelerini aşmadan insanların bir şeyin ücretini ne ölçüde ödeyip onu satın alabildiğini belirtir. Bu cümlede elektrikli araçların çekici olmasının nedenlerinden birini adlandırır. being cheap enough for people to buy ifadesi affordability sözcüğünü daha basit bir dille yeniden açıklar. adjective + enough + for someone + to-infinitive yapısı, bir niteliğin kişinin eylemi yapabilmesi için gereken düzeye ulaştığını belirtir.
Alıştırma
İnsanların bir şeyi ne ölçüde karşılayabildiğini belirten isimle cümleyi tamamlayın: The report examines the ____ of public transport.
Cevabı göster
affordability
are filling the gap: karşılanmamış bir ihtiyacı gideriyor
Fill the gap, eksik olan veya yetersiz kalan bir hizmeti, kaynağı ya da işlevi sağlamak anlamına gelen mecazlı bir ifadedir. Burada güvenilir olmayan toplu taşıma, karşılanmamış bir ulaşım ihtiyacı bırakır ve elektrikli scooterlar bu ihtiyacı karşılamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Fill the gap ifadesinin doğru biçimini kullanın: Since the only clinic closed, a mobile health unit is ____.
Cevabı göster
filling the gap
That's really needed because the massive increase of petrol cars in Delhi has created a toxic and very serious health risk, Dilbilgisi
3:10Bu gerçekten gerekli çünkü Delhi'deki benzinli araçların muazzam artışı toksik ve çok ciddi bir sağlık riski yarattı:
has created ... health risk, smog: geçmişteki bir neden ve şimdiki sonuç
Has created, present perfect yapısındadır. Artış şimdiden önceki bir dönem içinde gerçekleşmiştir ve sonucu olan ciddi sağlık riski bugün de önemlidir. Bu zaman, geçmişteki bir nedeni şimdiki durumla ilişkilendirir. Virgülden sonraki smog, konuşanın hangi sağlık riskini kastettiğini açıklar. Önceki isim grubuna kısa bir ad vererek açıklama yapan, eş görevli ifadeye benzer bir yapıdır.
Alıştırma
Hangi cümle daha önceki bir değişikliği bugün de süren bir soruna en iyi şekilde bağlar?
- Heavy traffic created a serious noise problem in 2018.
- Heavy traffic has created a serious noise problem.
- Heavy traffic will create a serious noise problem next year.
Cevabı göster
Heavy traffic has created a serious noise problem.
Smog is air pollution caused by a mixture of smoke, chemicals, and especially car exhaust fumes. Kelime
3:19Smog, duman, kimyasallar ve özellikle de araba egzoz dumanlarının bir karışımının neden olduğu hava kirliliğidir.
car exhaust fumes: araçlardan çıkan zararlı egzoz gazları
Car exhaust fumes, bir otomobilin motorundan egzoz sistemi yoluyla çıkan atık gazlardır. Bu ifade trafik, kirlilik ve sağlıkla ilgili konuşmalarda yaygındır. Exhaust gazların kaynağını belirtir ve fumes burada genellikle çoğul kullanılır. Fumes, sıradan temiz havadan farklı olarak güçlü kokulu, tahriş edici veya zararlı gazları düşündürür.
Alıştırma
Otomobillerden çıkan zararlı gazları ifade eden hedef kalıptaki eksik kelimeyle cümleyi tamamlayın: Cyclists on busy roads may breathe in car exhaust ____.
Cevabı göster
fumes
It makes the atmosphere difficult to breathe and very unhealthy. Dilbilgisi
3:25Atmosferi nefes almayı zorlaştırır ve oldukça sağlıksız hale getirir.
make + nesne + difficult to + fiil
make + nesne + sıfat kalıbı, nesnenin sıfatla belirtilen duruma gelmesine veya o durumda olmasına neden olmak anlamına gelir. Burada the atmosphere nesnedir ve difficult ortaya çıkan durumu anlatır. difficult sonrasındaki to-infinitive, hangi eylemin zor olduğunu belirtir: to breathe. Başka durumlara aktarılabilen yapı make + nesne + sıfat + to-infinitive şeklindedir; make the instructions easy to follow bunun bir örneğidir.
Alıştırma
Hangi cümlede make + nesne + sıfat + to-infinitive yapısı doğru kullanılmıştır?
- The tiny print makes the instructions difficult read.
- The tiny print makes the instructions to difficult to read.
- The tiny print makes the instructions difficult to read.
Cevabı göster
The tiny print makes the instructions difficult to read.
What's more: aynı görüşü destekleyen başka bir nokta eklemek
What's more, cümlenin başında kullanılan bir bağlayıcıdır. Aynı ana görüşü destekleyen başka bir gerçek, neden veya etki ekler. Fikirleri and ile yalnızca birbirine bağlamaktan fazlasını yapar: dinleyiciye sıradaki noktanın görüşe daha fazla ağırlık kattığını gösterir. What's ile başlasa da burada gerçek bir soru değildir.
Alıştırma
Aynı olumlu görüşü destekleyen başka bir fayda eklemek için ikinci cümleyi bu dersteki kalıplaşmış bağlayıcıyla tamamlayın: The app is easy to use. ____, it is free.
Cevabı göster
What's more
because children are smaller and closer to car exhaust pipes,
3:30çocuklar daha küçük olduğu ve arabaların egzoz borularına daha yakın olduğu için,
In winter, the air in Delhi gets so bad, Dilbilgisi
3:36Kış aylarında Delhi'deki hava o kadar kötüleşir ki,
gets so bad, they have to close the schools: that atılmış sonuç yapısı
Burada gets so bad, they have to close the schools bir sonuç ifade eder: hava son derece kötüleşir ve bu kötüleşme okulların kapatılmasını gerektirir. Yapı so + sıfat + (that) + sonuç cümlesidir. Tam biçim gets so bad that they have to close the schools olurdu. Konuşma İngilizcesinde sonuç ilişkisi kolayca anlaşılıyorsa that sık sık atılır; bu nedenle bad kelimesinden sonraki cümle ilgisiz, ayrı bir bilgi değildir.
Alıştırma
The road was so icy, we had to drive slowly. cümlesinde ikinci cümle neyi ifade eder?
- İlk cümleyle ilgisi olmayan bağımsız bir bilgiyi
- İkinci olayın daha sonra gerçekleştiğini gösteren zaman sırasını
- İlk cümlede anlatılan derecenin neden olduğu sonucu
Cevabı göster
İlk cümlede anlatılan derecenin neden olduğu sonucu
taking up the story for BBC World Service's The Climate Question. Öbek fiiller
3:45BBC World Service'in The Climate Question programı için hikayeye devam ediyor.
taking up the story: haberi kaldığı yerden sürdürmek
Bu bağlamda taking up the story, daha önce başlamış olan bir anlatıyı veya haberi devralıp dinleyici için sürdürmek anlamına gelir. Buradaki story, ele alınan haber veya konu olarak düşünülür; fiziksel olarak kaldırılan bir nesne değildir.
Alıştırma
Bir podcastte bir sunucu konuyu tanıtıyor ve diğeri I'll take up the story from here. diyor. Bu ne anlama gelir?
- Farklı bir hikâye uyduracağım.
- Bir hikâye kitabını fiziksel olarak kaldıracağım.
- Daha önce başlatılmış olan şeyi anlatmaya devam edeceğim.
Cevabı göster
Daha önce başlatılmış olan şeyi anlatmaya devam edeceğim.
They're having to shut schools because the pollution is so bad. Dilbilgisi
3:51Kirlilik çok kötü olduğu için okulları kapatmak zorunda kalıyorlar.
having to shut schools: dış koşulların yarattığı güncel bir zorunluluk
Have to + fiilin yalın hâli, özgürce seçilmiş bir eylemi değil, bir kuralın veya durumun yarattığı zorunluluğu anlatır. Burada yoğun kirlilik, okulların kapatılmasını gerekli kılıyor. İlerleyen zaman biçimi are having to, bu baskıyı şu anda yaşanan, geçici veya bu dönemde tekrar tekrar ortaya çıkan bir durum olarak sunar. Daha basit olan They have to shut schools. ifadesine göre zor koşullara daha çok dikkat çeker.
Alıştırma
Geçici bir zorunluluğu vurgulamak için cümleyi have to yapısının şimdiki zamanın ilerleyen biçimiyle tamamlayın: Because the science building is being repaired, we ____ use another classroom this week.
Cevabı göster
are having to
Gosh, that's hardly a solution, is it? Ton ve niyet
3:56Tanrım, bu pek de bir çözüm sayılmaz, değil mi?
Gosh: konuşmada kullanılan hafif bir tepki
Gosh; şaşkınlık, kaygı veya inanamama gibi anlık ama hafif bir tepkiyi gösteren bir ünlemdir. Burada konuşmacı, okulları kapatmanın gerçek bir çözüm olup olmadığını sorgulamadan önce kaygı ve onaylamama duygusunu belirtir. Ardından gelen cümlenin dil bilgisi yapısının dışında durur. Çıkarıldığında cümle yine tamamlanmış olur, ancak konuşmacının duygusal tepkisi kaybolur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız neredeyse kaza geçirdiğini söylüyor. "Gosh, are you okay?" doğal ve hafif bir sözlü tepki midir?
- Evet
- Hayır
Cevabı göster
Evet
that's hardly a solution, is it?: dolaylı eleştiri
Burada hardly “neredeyse hiç” veya “pek ... sayılmaz” anlamındadır. That's hardly a solution, önerinin gerçek bir çözüm olarak bile zor sayılacağını belirtir; konuşan kişi tarafsızca soru sormuyor, eleştiriyor. hardly zaten olumsuz anlam taşıdığı için question tag olumlu biçimdedir: is it? Bu ek soru genellikle karşı tarafı eleştiriye katılmaya davet eder.
Alıştırma
“That's hardly an improvement, is it?” cümlesinin en yakın anlamı nedir?
- Bu pek de bir gelişme sayılmaz, değil mi?
- Bu büyük çabayla yapılmış bir gelişme, değil mi?
- Bu kesinlikle büyük bir gelişme, değil mi?
Cevabı göster
Bu pek de bir gelişme sayılmaz, değil mi?
the solution partly lies in switching to electric scooters and e-rickshaws. Kalıp ifadeler
4:01çözüm kısmen elektrikli scooterlara ve elektrikli çekçeklere geçişte yatıyor.
the solution partly lies in switching to: çözümün bir kısmı geçişte yatıyor
the solution partly lies in ... belirli bir eylemi çözümün bir parçası olarak sunar. Buradaki lie in, cevabın veya çözüm yolunun bir eylemde bulunduğu anlamına gelir; bir şeyin fiziksel olarak bir yerin içinde yatması anlamına gelmez. in bir edat olduğu için ardından gelen eylem -ing biçiminde olur: switching. Switch to yeni seçeneği tanıtır; partly ise bunun çözümün yalnızca bir bölümü olduğunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi doğru biçimle tamamlayın: The solution partly lies in ____ to reusable containers.
Cevabı göster
switching
the government wants 30% of its vehicles on the road to be electric Kalıp ifadeler
4:09hükümet yollardaki araçların %30'unun elektrikli olmasını istiyor
want + nesne + to be + tümleç yapısı
İngilizcedeki want + nesne + to be + tümleç yapısı, nesne için istenen bir durumu veya sonucu ifade eder. Burada nesne “30% of its vehicles on the road”, “electric” ise hükümetin bu araçlar için istediği durumdur. “By 2030” bu sonucun gerçekleşmesi için son tarihi belirtir. Cümle araçların şu anki durumunu değil, bir politika hedefini anlatır.
Alıştırma
want + nesne + to be yapısını tamamlayın: By Friday, I want the room ____ ready.
Cevabı göster
to be
Aktif kullanılan araçlar için on the road
Bu cümlede on the road, vehicles sözcüğünü niteler ve çalışan ya da aktif olarak karayolu ulaşımında kullanılan araçları ifade eder. Belirli bir yol üzerindeki kesin fiziksel konumu anlatmakla sınırlı değildir. Bu kullanım, kaç aracın aktif kullanımda olduğunu veya karayolu trafiğinin hangi tür araçlardan oluştuğunu anlatırken yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle şu anda aktif olarak kullanılan elektrikli otomobil sayısının arttığını ifade eder?
- There are more electric cars on the road now.
- There are more electric cars beside the road now.
- There are more electric cars in the road now.
Cevabı göster
There are more electric cars on the road now.
and has put up $1.2 billion to make that happen. Öbek fiiller
4:14ve bunu gerçekleştirmek için 1,2 milyar dolar ayırdı.
has put up $1.2 billion: finansman sağlamak
Put up ifadesinin ardından money veya belirli bir miktar geldiğinde, parayı sağlamak ya da kullanıma sunmak anlamına gelir. Buradaki has put up $1.2 billion, paranın belirtilen amaç için sağlandığını veya taahhüt edildiğini anlatır. Burada put up bir öbek fiildir; bu nedenle anlam, bir şeyi yukarı koyma şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlamdan değil, ifadenin tamamından gelir. Present perfect yapısındaki has put up, finansmanı planın şu anki durumuyla ilişkilendirir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki finansman sağlamak anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: To support the science center, the company has ____ five million dollars.
Cevabı göster
put up
When Graihaigh discusses schools shutting because of air pollution,
4:19Graihaigh hava kirliliği nedeniyle okulların kapanmasını tartışırken,
an expression used to show a strong feeling of surprise or wonder.
4:25bu, güçlü bir sürpriz veya şaşkınlık duygusu göstermek için kullanılan bir ifadedir.
Luckily, the Indian government is taking measures to improve Delhi's air quality, Kalıp ifadeler
4:29Neyse ki Hindistan hükümeti, Delhi'nin hava kalitesini iyileştirmek için önlemler alıyor,
is taking measures to improve: eylem ve amaç
Take measures to do something, bir sonuca ulaşmak veya bir sorunla ilgilenmek için planlı ve bilinçli eylemde bulunmak anlamına gelir. Measures, eylemleri ya da politikaları ifade eder; to ile kurulan mastar ise bunların amacını belirtir. Is taking, present continuous yapısındadır; bu nedenle cümle, eylemleri şu anda devam eden veya uygulamaya konan çalışmalar olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi take measures ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The city is ____ to reduce traffic noise.
Cevabı göster
taking measures
largely through the switch to greener electric vehicles. Kalıp ifadeler
4:35çoğunlukla daha çevreci elektrikli araçlara geçiş yaparak.
largely through the switch to...: büyük ölçüde ... seçeneğine geçiş yoluyla
largely through, bir sonucun ortaya çıkmasını sağlayan ana yöntemi belirtir: başlıca bir şeyi kullanarak veya yaparak. largely bunun en büyük yol ya da etken olduğunu, ancak mutlaka tek yol olmadığını gösterir. the switch to + isim öbeği, önceki bir seçenekten yeni bir seçeneğe geçmek anlamına gelir. Burada greener electric vehicles yeni seçenektir; dolayısıyla tüm ifade, bu değişimi sonuca ulaşmanın ana yolu olarak sunar.
Alıştırma
Öğrenilen yapıyı kullanarak cümleyi tamamlayın: The school cut its paper use ____ digital worksheets.
Cevabı göster
largely through the switch to
The government has put up over $1 billion to make this happen.
4:39Hükümet bunun gerçekleşmesi için 1 milyar doların üzerinde para ayırdı.
The phrasal verb put up money for something
4:43"Put up money for something" (bir şey için para koymak/ayırmak) deyimi,
means to provide the money needed to pay for it.
4:46onun parasını ödemek için gereken parayı sağlamak anlamına gelir.
In this area, it seems India is leading the world, Kalıp ifadeler
4:49Bu alanda, öyle görünüyor ki Hindistan dünyaya liderlik ediyor,
is leading the world...: dünya çapında başı çekmek
is leading the world, daha önce sözü edilen alanda şu anda dünya çapında en güçlü veya en ileri performansa sahip olmak demektir. Bu iddia yalnızca o alanla sınırlıdır; Hindistan’ın her konuda önde olduğu anlamına gelmez. Alanı doğrudan belirtmek için lead the world in + isim veya -ing biçimi kullanılır. is leading şeklindeki şimdiki zaman mevcut duruma odaklanır; it seems ise iddiayı yumuşatır ve kesin bir gerçek gibi sunmaz.
Alıştırma
lead the world in ifadesini doğru biçimde kullanın: The laboratory ____ battery recycling.
Cevabı göster
leads the world in
which reminds me of your quiz question, Beth. Anlatım akışı
4:52bu da bana senin bilgi yarışması sorunu hatırlattı, Beth.
which reminds me of...: Önceki bir konuya dönmek
Bu cümlede which, tek bir ismi değil, az önce söylenen bütün durumu ifade eder. which reminds me of your quiz question, Beth. ifadesi, önceki bilginin konuşmacıya Beth'in daha önceki quiz sorusunu hatırlattığı anlamına gelir. Bu ilgi cümleciği, mevcut içeriği daha önce geçen bir konuyla bağlar ve konunun aniden değişmesi yerine doğal bir dönüş sağlar. İlgili bir düşünceyi çağrıştıran bir gerçek veya durumdan sonra bu yapı yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut bir gerçekten bağlantılı ve önceki bir konuya doğal biçimde geçmek için which reminds me of yapısını kullanır?
- The weather is getting warmer, which remind me of our travel plans.
- The weather is getting warmer, which reminds me of our travel plans.
- The weather is getting warmer, which reminds me our travel plans.
Cevabı göster
The weather is getting warmer, which reminds me of our travel plans.
I asked you which country has the world's largest automobile market,
4:56Sana hangi ülkenin dünyanın en büyük otomobil pazarına sahip olduğunu sormuştum,
which was the wrong answer, I'm afraid, Neil. Ton ve niyet
5:03korkarım bu yanlış cevap oldu, Neil.
I'm afraid: Bir düzeltmeyi yumuşatmak
Burada I'm afraid, konuşmacının korktuğu anlamına gelmez. Cevabın yanlış olduğu gibi kötü bir haberi daha nazik biçimde vermek için kullanılan bir yumuşatma ifadesidir. Düzeltmeyi daha az sert hale getirir ve biraz üzüntü veya mahcubiyet gösterir. I'm afraid the answer is wrong örneğinde olduğu gibi hayal kırıklığı yaratan bilginin önünde kullanılabilir. Orijinal cümledeki gibi The answer is wrong, I'm afraid şeklinde bilginin arkasından da gelebilir. Her iki konumda da kibar ve biraz üzgün bir ton verir.
Alıştırma
Doğru mu yanlış mı: “I'm afraid the museum is closed today” cümlesinde I'm afraid esas olarak gerçek korkuyu ifade eder.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
In fact, it's now China that tops the list, Kalıp ifadeler
5:06Aslında, şimdi listenin başında Çin var,
that tops the list: birinci sırada yer almak
Burada tops bir fiildir ve bir listede, sıralamada veya sonuçlar arasında birinci sırada yer almak anlamına gelir. Yalnızca Çin'in listede bulunduğunu söylemez. it's X that ... yapısı X'i vurgular. Bu cümlede, şu anda birinci sırada olanın başka bir ülke değil Çin olduğu vurgulanıyor.
Alıştırma
Hangi cümle güvenilirliğin insanların istediği özellikler arasında birinci sırada olduğunu söyler?
- Reliability is on the list of features people want.
- Reliability tops the list of features people want.
- Reliability adds the list of features people want.
Cevabı göster
Reliability tops the list of features people want.
when it comes to green ...: bir konuya giriş yapmak
When it comes to, “... söz konusu olduğunda” veya “... konusunda” anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır ve konuşulacak, değerlendirilecek ya da karşılaştırılacak alanı tanıtır. Bu yapıda to bir edattır; ardından isim, isim öbeği veya gerund gelir, mastar gelmez. Bu parçada green, green transport konu öbeğini başlatır ve çevre için daha iyi ulaşımı anlatır. Bu yapı, önce dikkati o alana yöneltir, ardından değerlendirme veya karşılaştırma yapılmasını sağlar.
Alıştırma
Sabit kalıbı tamamlayın: When it ____ to road safety, clear signs matter.
Cevabı göster
comes
bigger isn't always better. Anlatım akışı
5:12daha büyük olanın her zaman daha iyi olmadığını gösteriyor.
bigger isn't always better: daha büyük her zaman daha iyi değildir
Bu cümlede bigger ve better karşılaştırma sıfatları X isn't always Y kalıbında kullanılır. Cümle, büyüklük ile kalite arasında otomatik bir bağlantı kurulmasını reddeder: Bir şey daha büyük olabilir ama daha iyi bir sonuç vermeyebilir. Kısa ve karşılaştırmalı bir sonuç cümlesi olarak, boyutun yalnızca bir ölçüt olduğunu vurgular. Daha büyük olanın hiçbir zaman daha iyi olmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Daha fazla seçeneğe sahip olmanın daha iyi bir sonucu garanti etmediğini anlatan cümle hangisidir?
- More choice is never better.
- More choice isn't always better.
- More choice is always better.
Cevabı göster
More choice isn't always better.
Right, it's time to recap the vocabulary we've learnt in this programme Anlatım akışı
5:14Pekala, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlama zamanı,
Right, it's time to recap: gözden geçirmeye geçiş
Burada Right bir söylem belirtecidir; bir şeyin doğru olduğuna dair bir yargı değildir. Cümlenin başında kullanıldığında konuşmacının bir sonraki aşamaya geçmeye hazır olduğunu veya dikkati yeniden toplamaya çalıştığını gösterir. It's time to + fiilin yalın hâli, bir eylemin şimdi ya da sıradaki adım olarak yapılması gerektiğini bildirir. Recap, ana noktaları kısaca gözden geçirmek demektir; bu nedenle ifade programı kısa bir kelime tekrarına geçirir.
Alıştırma
Ana noktaların kısaca gözden geçirileceğini duyurmak için kullanılan doğal ifadeyi seçin.
- Right, it's time recapping the key points.
- Right, it's time to recap the key points.
- Right, it was time to recap the key points.
Cevabı göster
Right, it's time to recap the key points.
means attractive, desirable, or interesting.
5:27çekici, arzu edilebilir veya ilginç anlamına gelir.
Affordability refers to being cheap enough for people to buy,
5:30"Affordability" (satın alınabilirlik), insanların satın alabileceği kadar ucuz olmasına,
Smog is air pollution caused by smoke and car fumes,
5:36"Smog", duman ve araba gazlarının neden olduğu hava kirliliğidir,
which makes the atmosphere unhealthy and difficult to breathe.
5:41bu da atmosferi sağlıksız hale getirir ve nefes almayı zorlaştırır.
Gosh is an expression used to show a strong feeling of surprise or wonder.
5:44"Gosh" (Tanrım), güçlü bir sürpriz veya şaşkınlık duygusu göstermek için kullanılan bir ifadedir.
And finally, if you put up the money for something,
5:49Ve son olarak, eğer bir şey için parayı ayırırsan (put up the money),
our six minutes are up: ayrılan süre sona erdi
Bu cümlede our six minutes, programa ayrılan altı dakikalık süreyi ifade eder. “Bir süre + be up” kalıbı, kullanılabilir ya da izin verilen sürenin sona erdiği anlamına gelir; up burada “yukarı” demek değildir. minutes çoğul olduğu için fiil are olur. Sunucu bu ifadeyi bölümün bittiğini belirtmek ve kapanışa geçmek için kullanır. Aynı kalıp, süreli bir etkinliğin sona erdiğini duyurmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Bir öğretmen on dakika sonra süreli bir kısa sınavı bitiriyor. Hangi cümle doğaldır?
- Your ten minutes are over up.
- Your ten minutes are tall.
- Your ten minutes are up.
Cevabı göster
Your ten minutes are up.
but remember to join us again next time for more trending topics and useful vocabulary here at 6 Minute English. Kalıp ifadeler
5:57ancak 6 Minute English'te daha fazla trend konu ve faydalı kelime dağarcığı için bir dahaki sefere bize tekrar katılmayı unutmayın.
remember to join us again next time: gelecekte yeniden katılmayı hatırlatmak
remember to + fiilin yalın hâli, birine gelecekte yapacağı bir şeyi unutmamasını hatırlatır. remember to join us ifadesinde katılma eylemi henüz gerçekleşmemiştir; again next time bu eylemi gelecekteki bir zamana yerleştirir. Bir programın kapanışında join us, programı yeniden dinlemek veya izlemek ya da sunucularla birlikte katılmak anlamına gelebilir. Mutlaka fiziksel olarak bir gruba girmek anlamına gelmez. Burada başka bir bölüm için geri dönmeye yönelik samimi bir davettir.
Alıştırma
Bu hatırlatmayı remember to + fiilin yalın hâli ile tamamlayın: Please ____ us again next week.
Cevabı göster
remember to join
Six Minute English from bbclearningenglish.com.
6:07bbclearningenglish.com'dan Altı Dakikada İngilizce.