Yumurta düşürme bilmecesini çözebilir misiniz? - Yossi Elran: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
663 kelime 171 kel/dk

Video özeti: Bir mücevher hırsızı, yüz katlı müzede yumurtanın kırılmadan düşebileceği en yüksek katı iki kopya yumurtayla arar. Giderek küçülen test aralıklarını dengeli biçimde düzenleyerek cevabı en fazla 14 atışta bulmayı garanti eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. settle for — Öbek fiiller: İdeal hedef fazla riskli ya da erişilemez olduğunda uygulanabilir fakat daha az istenen bir seçeneği kabul etmeyi anlattığını kavramak ve ifadeyi planlar ile kararlardaki gerçekçi ödünlerden söz ederken kullanmak. 2. In the worst case scenario, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir stratejinin karşılaşabileceği en yüksek maliyeti veya zorluğu değerlendiren yaygın bir çerçeveyi tanımak; bulmacalarda ya da günlük planlamada garantileri, sınırları ve riskleri açıklarken bundan yararlanmak. 3. without breaking a few eggs. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Son cümlenin kaçınılmaz bedellerle ilgili bilinen bir sözü uyarlarken bulmacada gerçekten kırılan yumurtalara da gönderme yaptığını görmek ve böylece bağlama dayalı kelime oyunlarını tanımayı ya da oluşturmayı öğrenmek.

Bu derste

The city has just opened its one of a kind Fabergé egg Museum with a single egg displayed on each floor of a 100 story building. Notlar

0:08

Şehir, 100 katlı bir binanın her katında tek bir yumurta sergilenen türünün tek örneği Fabergé yumurta Müzesi'ni henüz açtı.

Kelime

one of a kind: eşi benzeri olmayan

One of a kind, “eşi benzeri olmayan” anlamına gelir: başka hiçbir kişi ya da şey onunla tamamen aynı değildir. Burada Fabergé egg Museum ifadesini niteler ve müzenin olağanüstü derecede özel görünmesini sağlar; “bir kategorinin üyelerinden biri” anlamına gelmez. Özenli yazı dilinde, bir isimden önce gelen bu birleşik niteleyici genellikle kısa çizgilerle yazılır: a one-of-a-kind museum. Bir bağ fiilinden sonra ise normalde kısa çizgisiz yazılır: The museum is one of a kind.

Alıştırma

Cümleyi “başka hiçbir şeye benzemeyen” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: This hand-built telescope is ____.

Cevabı göster

one of a kind

Kültür

Fabergé egg Museum: yiyecek değil, mücevher yumurtalar

Fabergé yumurtası, Fabergé Evi tarafından yapılan, çoğunlukla değerli metaller, mine ve değerli taşlar kullanılan süslü, yumurta biçimli bir sanat eseridir. En ünlü örnekleri Rus imparatorluk ailesi için yapılmıştır. Bu nedenle Fabergé egg Museum ifadesindeki egg, yiyecek değil, değerli ve mücevherli bir sanat eserini adlandırır. İfadenin tamamı, bu sanat eserlerini sergilemeye ayrılmış bir müze anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede Fabergé egg neyi ifade ediyor?

  1. Yumurta biçiminde mücevherli bir sanat eseri
  2. Yiyecek olarak sunulan sıradan bir yumurta
  3. Müzeye girmek için kullanılan bir bilet
Cevabı göster

Yumurta biçiminde mücevherli bir sanat eseri

Dilbilgisi

with a single egg displayed: with + isim + geçmiş zaman ortacı

with a single egg displayed ifadesinde with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısı, ana cümleye ortamı betimleyen ek bir ayrıntı katar. Müze anlatılırken a single egg ifadesindeki yumurtanın hangi durumda olduğunu belirtir. Displayed edilgen anlam taşır: yumurta sergilenmektedir; bir şeyi sergileyen yumurtanın kendisi değildir. Bu yapı, bir kişinin ya da nesnenin ortaya çıkan veya düzenlenmiş durumunu anlatabilir.

Alıştırma

Bir belgenin e-postaya eklendiğini göstermek için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. I sent the email with attached the document.
  2. I sent the email with the document attached.
  3. I sent the email with the document attaching.
Cevabı göster

I sent the email with the document attached.

And the world's most notorious jewel thief already has her eyes on the prize. Notlar

0:18

Ve dünyanın en kötü şöhretli mücevher hırsızı çoktan gözünü ödüle dikti.

Kelime

world's most notorious jewel thief: notorious sözcüğünün olumsuz anlamı

Notorious, kötü bir şey nedeniyle geniş çapta tanınmak anlamına gelir. world's most notorious jewel thief ifadesinde hırsıza güçlü biçimde olumsuz bir ün verir; yalnızca tanınmış olduğu anlamına gelmez. Most notorious en üstünlük biçimidir ve world's karşılaştırma grubunu belirler. İfade, onu dünyadaki mücevher hırsızları arasında en kötü ya da en yaygın olumsuz üne sahip kişi olarak sunar.

Alıştırma

Kişinin hırsızlıkları ve diğer kötü davranışlarıyla geniş çapta tanındığını açıkça belirten cümle hangisidir?

  1. The police caught the city's most popular jewel thief.
  2. The police caught the city's most notorious jewel thief.
  3. The police caught the city's most famous jewel thief.
Cevabı göster

The police caught the city's most notorious jewel thief.

Deyimler

has her eyes on the prize: ödülü gözüne kestirmek

Have one's eyes on something, bir kişinin elde etmek veya başarmak istediği bir şeyi hedef olarak seçtiğini anlatır. Burada hırsız, ödülü hedefi hâline getirmiştir; ifade yalnızca nereye baktığını anlatmaz. İyelik sözcüğü özneye göre değişir: I have my eyes on..., he has his eyes on... ve she has her eyes on....

Alıştırma

Cümleyi have one's eyes on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya wants to win the science prize. She ____ it.

Cevabı göster

has her eyes on

Because security is tight and the eggs are so large, Kalıp ifadeler

0:24

Güvenlik sıkı ve yumurtalar çok büyük olduğu için,

Kalıp ifadeler

security is tight: güvenlik sıkı

Security is tight, güvenlik görevlilerinin, kontrollerin ve giriş kısıtlamalarının sıkı ve aşılması zor olduğu anlamına gelir. Tight burada fiziksel boyutu veya bir giysinin darlığını değil, kontrol düzeyini anlatır. Bu yapı tek başına veya bir yer ifadesiyle kullanılabilir: Security is tight at the airport.

Alıştırma

Bir konserdeki giriş kontrollerinin sıkı olduğunu en doğal biçimde hangi cümle anlatır?

  1. Security is narrow at the concert.
  2. Security is strong at the concert.
  3. Security is tight at the concert.
Cevabı göster

Security is tight at the concert.

she'll only get the chance to steal one by dropping it out the window into her waiting truck Notlar

0:27

yumurtalardan birini ancak onu pencereden dışarıda bekleyen kamyonetine atarak

Kalıp ifadeler

only get the chance to steal one: sınırlı bir fırsat

get the chance to + fiil kalıbı, “bir şey yapma fırsatı bulmak” anlamına gelir. Burada only, bu fırsatın neye izin verdiğini sınırlar: yalnızca bir nesne çalabilir, daha fazlasını değil. one sözcüğü, çevredeki bağlamda daha önce belirtilmiş sayılabilen bir şeyin yerini tutar. Çalabileceği şeylerin sayısını belirtir; tek başına tam olarak yalnızca bir deneme hakkı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi get the chance to + fiil yapısıyla tamamlayın: During the short interview, I'll only ____ one question.

Cevabı göster

get the chance to ask

Dilbilgisi

by dropping it...: by + -ing ile yöntem belirtme

by edatı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterebilir. Bu anlamda by sözcüğünden sonra bir fiil geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: by dropping denir, by drop denmez. Burada by dropping it..., eylemin nasıl gerçekleştirilebileceğini açıklar. Out the window izlenen yolu, into her waiting truck ise varış noktasını gösterir.

Alıştırma

by sözcüğünden sonra press fiilinin doğru biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: You can unlock the door by ____ this button.

Cevabı göster

pressing

and rappelling down before the police can arrive. Kelime

0:33

ve polis gelmeden önce iple aşağı inerek çalma şansı bulabilecek.

Kelime

rappelling down: iple kontrollü biçimde inmek

Burada rappelling down, yüksek bir yerden ip kullanarak ve genellikle emniyet kemeri ya da iniş aletiyle kontrollü biçimde inmek anlamına gelir. Rappel fiili yalnızca aşağı yönü değil, ip destekli iniş yöntemini belirtir; down ise yönü açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi durum rappelling down ile en iyi şekilde anlatılır?

  1. Bir çocuk merdivenlerden yürüyerek iner.
  2. Bir itfaiyeci ip ve emniyet kemeri kullanarak duvardan iner.
  3. Bir yüzücü havuza atlar.
Cevabı göster

Bir itfaiyeci ip ve emniyet kemeri kullanarak duvardan iner.

All eggs are identical in weight and construction, Kalıp ifadeler

0:37

Tüm yumurtaların ağırlığı ve yapısı aynı,

Kalıp ifadeler

identical in weight and construction: identical in + boyut ile aynı olan yönü belirtmek

Identical in weight and construction, bütün yumurtaların iki yönden tamamen aynı olduğu anlamına gelir: ağırlıkları ve yapılma ya da birleştirilme biçimleri. Burada construction, inşa etme eylemini değil, fiziksel yapıyı veya üretim biçimini anlatır. identical in + isim kalıbı, aynılığın hangi belirli boyutta olduğunu gösterir. Nesnelerin mümkün olan her yönden aynı olduğunu iddia etmeden, seçilen değişkenlerin sabit olduğunu belirtebilir.

Alıştırma

identical in + boyut kalıbını tamamlayın: The two test pieces are identical ____ thickness.

Cevabı göster

in

but each floor's egg is more rare and valuable than the one below it. Dilbilgisi

0:41

ancak her katın yumurtası bir alt kattakinden daha nadir ve daha değerli.

Dilbilgisi

more rare and valuable than: ortak bir karşılaştırma yapısı

Yapı more + sıfat + and + sıfat + than şeklindedir. Bu cümlede more, hem rare hem de valuable sözcüğüne karşılaştırma anlamı kazandırır; than ise ortak karşılaştırma unsurunu, yani bir alt kattaki yumurtayı getirir. İki sıfat birbirine bağlandığı için more veya than sözcüklerini tekrarlamak gerekmez. Yapı, tek bir karşılaştırma çerçevesi içindeki more rare and more valuable than şeklinde anlaşılabilir.

Alıştırma

“This guide is more practical and informative than the old one.” cümlesindeki ortak karşılaştırma yapısı ne anlama gelir?

  1. Rehber, eski rehberden hem daha kullanışlı hem de daha bilgilendiricidir.
  2. Rehber kullanışlıdır, ancak yalnızca eski rehber bilgilendiricidir.
  3. Yalnızca practical karşılaştırılır; informative karşılaştırmaya dahil değildir.
Cevabı göster

Rehber, eski rehberden hem daha kullanışlı hem de daha bilgilendiricidir.

While the thief would naturally like to take the priceless egg at the top, Notlar

0:46

Hırsız doğal olarak en tepedeki paha biçilmez yumurtayı almak istese de,

Dilbilgisi

would naturally like to: beklenen bir tercih

Bu anlatımda would naturally like to, yumurtayı almayı hırsızdan beklenen bir tercih olarak sunar. Hırsızın amacı düşünüldüğünde bunu istemesi şaşırtıcı değildir. Would, eylemin gerçekleşeceğini söylemek yerine isteği anlatılan durum açısından çerçeveler. Naturally ise bu isteğin tahmin edilebilir olduğunu belirtir; dolayısıyla yumurtayı istemek, onu alabilmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle en güvenli rotayı seçmeyi beklenen bir tercih olarak sunar, fakat seçimin yapıldığını söylemez?

  1. A traveler chose the safest route.
  2. A traveler would naturally like to choose the safest route.
  3. A traveler must choose the safest route.
Cevabı göster

A traveler would naturally like to choose the safest route.

Kelime

priceless egg: paha biçilmez, ücretsiz değil

Bu cümlede priceless, sıradan bir fiyatla ölçülemeyecek kadar değerli veya özel demektir. Dolayısıyla a priceless egg, son derece değerli bir yumurtadır. Sondaki -less, priceless sözcüğünü “değersiz” yapmaz. Bunu “değerini ölçmeye yetecek kadar yüksek bir fiyat yok” diye düşünebilirsiniz. Maddi değerden çok manevi önemi olan anıları, anları veya yardımları da anlatabilir.

Alıştırma

Bir müze rehberi “This jeweled egg is priceless.” diyor. Rehber ne demek istiyor?

  1. Yumurtanın hiçbir değeri yoktur.
  2. Ziyaretçiler yumurtayı para ödemeden alabilir.
  3. Yumurta son derece değerlidir.
Cevabı göster

Yumurta son derece değerlidir.

she suspects it won't survive a 100 story drop. Kelime

0:50

onun 100 katlık bir düşüşten sağlam çıkamayacağından şüpheleniyor.

Kelime

won't survive a 100 story drop: düşüşün hasarına dayanamayacak

Burada survive, zarar verici bir olay yaşadıktan sonra sağlam veya kullanılabilir kalmak demektir. Kadın, nesnenin o yükseklikten düştüğünde kırılacağını düşünüyor; bu yüzden it won't survive the drop. Yapı survive + event şeklindedir. Olay doğrudan fiilden sonra gelebilir: a phone can survive a fall, a system can survive a crash ve a plan can survive a setback. Bu yapıda from eklemeyin.

Alıştırma

Hangi cümle bir telefonun düştükten sonra kullanılmaya devam edebildiğini doğal biçimde anlatır?

  1. The phone survived the fall and still worked.
  2. The phone survived from the fall and still worked.
  3. The phone lived the fall and still worked.
Cevabı göster

The phone survived the fall and still worked.

Being pragmatic, Dilbilgisi

0:54

Pragmatik olduğu için,

she decides to settle for the most expensive egg she can get. Notlar

0:55

alabileceği en pahalı yumurtayla yetinmeye karar veriyor.

Dilbilgisi

Being pragmatic: tutumu ve nedeni belirten cümle başı ortaç öbeği

Being pragmatic, cümlenin başında yer alan bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Karar verirken onun gerçekçi bir tutum içinde olduğunu anlatır ve kararın nedenini de sezdirir: Gerçekte mümkün olan şeylere odaklanmaktadır. Being pragmatic ifadesinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Daha açık biçimi Because she is pragmatic, she decides... olur; ortaçlı biçim ise anlatımı daha kısa ve yoğun yapar.

Alıştırma

Cümle başındaki ortaç öbeğinin ana cümlenin öznesini açıkça nitelediği cümle hangisidir?

  1. Being careful, the lock was checked twice by Leo.
  2. Being careful, Leo checked the lock twice.
  3. Being careful, the rain began to fall.
Cevabı göster

Being careful, Leo checked the lock twice.

Öbek fiiller

settle for: daha az istenen bir seçeneği kabul etmek

Settle for something, istediğiniz seçenek mevcut veya gerçekçi olmadığı için ideal olmayan başka bir seçeneği kabul etmek demektir. Bu cümlede, onun elde edebileceği yumurta gerçekçi bir uzlaşma seçeneği olarak sunulur. Kalıp settle for + isim veya isim öbeği biçimindedir. Genellikle biraz hayal kırıklığı veya düşürülmüş beklenti anlamı taşır; bu nedenle choose sözcüğünün tarafsız bir eş anlamlısı değildir.

Alıştırma

“Daha az tercih edilen bir seçeneği kabul etmek” anlamını vermek için cümleyi settle ve doğru edatla tamamlayın: The blue shoes were sold out, so Ava had to ____ the gray pair.

Cevabı göster

settle for

Dilbilgisi

elde edebileceği en pahalı yumurta

The most expensive egg, fiyatı en yüksek olan yumurtayı ifade eder. Ardından gelen she can get yan cümlesi, karşılaştırmayı onun gerçekten elde edebileceği yumurtalarla sınırlar. Tam biçim the most expensive egg that she can get şeklindedir. İlgi cümlesinde that, get fiilinin nesnesidir ve bu yüzden atılabilir. Yeniden kullanılabilen kalıp the most + sıfat + isim + özne + can/could + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Nesne görevindeki that ilgi zamirini atarak bu cümleyi yeniden yazın: I need the most useful guide that I can find. Şöyle yazın: I need ____.

Cevabı göster

the most useful guide I can find

In the museum's gift shop, Kültür

1:00

Müzenin hediyelik eşya dükkanında,

Kültür

müzenin hediyelik eşya dükkânı

museum's gift shop, müze tarafından işletilen veya müzeyle bağlantılı olan ve genellikle binanın içinde ya da çıkışın yakınında bulunan bir dükkândır. Kartpostal, kitap, oyuncak ve hediyelik kopyalar gibi müzeyle ilgili ürünler satar. Bu ortam, sergilenen bir eserden esinlenilmiş bir kopyanın orada bulunmasını inandırıcı kılar. Dükkân ürün satar; müzenin değerli orijinal eserlerini satmaz.

Alıştırma

Bir museum's gift shop içinde en doğal olarak hangi ürünü görmeyi beklersiniz?

  1. Müzedeki bir tabloyu gösteren kartpostal
  2. Çiftlik hayvanları için bir torba yem
  3. Ana galerideki tablonun orijinali
Cevabı göster

Müzedeki bir tabloyu gösteren kartpostal

she finds two souvenir eggs, Kelime

1:02

iki tane hatıra yumurta buluyor,

Kelime

souvenir eggs: Bir ziyareti hatırlatan hatıra yumurtaları

souvenir eggs ifadesinde souvenir, eggs sözcüğünden önce gelir ve bunların ne tür yumurtalar olduğunu belirtir: bir yeri, ziyareti veya etkinliği hatırlatmak için üretilen ya da satılan yumurtalardır. Gerçek koleksiyon parçaları yerine dekoratif modeller olabilirler. Souvenir sözcüğü, nesnenin hatırlanan bir deneyimle bağlantısını anlatır; tek başına nesnenin değerli olup olmadığını belirtmez.

Alıştırma

Hangi nesne en doğal şekilde souvenir olarak tanımlanır?

  1. Ödevi bitirmek için kütüphaneden ödünç alınan bir kitap
  2. Bir müze ziyaretini hatırlamak için alınan küçük bir model
  3. Öğle yemeği için hazırlanan bir sandviç
Cevabı göster

Bir müze ziyaretini hatırlamak için alınan küçük bir model

perfect replicas that are perfectly worthless. Notlar

1:04

bunlar tamamen değersiz olan kusursuz kopyalardır.

Kalıp ifadeler

perfect replicas: Son derece doğru kopyalar

perfect replicas, bir orijinalin görünüşünü veya ayrıntılarını son derece doğru biçimde yeniden üreten kopyalar anlamına gelen çoğul bir isim grubudur. Replica hâlâ kopya demektir; perfect, kopyalama işinin ne kadar iyi yapıldığını anlatır, nesnelerin gerçek olduğunu değil. Cümlede perfect replicas ile perfectly worthless arasında karşıtlık vardır: mükemmel kopyalar olmaları, onlara orijinallerin kimliğini veya değerini kazandırmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede replica sözcüğü gerçek nesneyi değil, doğru bir kopyayı belirtmek için doğru kullanılmıştır?

  1. The statue outside is the original work made by the ancient artist.
  2. The statue outside is a modern sculpture not based on any earlier object.
  3. The statue outside is a replica of the ancient original.
Cevabı göster

The statue outside is a replica of the ancient original.

Kelime

perfectly worthless: perfectly sözcüğünün tamamen anlamı

perfectly worthless ifadesinde perfectly, tamamen ya da bütünüyle anlamında bir derece zarfıdır. worthless sözcüğünü güçlendirir; ifadeye olumlu bir anlam katmaz. Bu söyleyiş, perfect replicas içindeki perfect ile aynı sözcük ailesini tekrarlar. Önce kopyaların doğruluğu övülür, ardından değersizlikleri vurgulanır; bu anlam dönüşü mizahi bir karşıtlık yaratır.

Alıştırma

perfectly worthless ifadesinde perfectly nasıl bir işlev görür?

  1. Kopyaların hiçbir hata yapılmadan üretildiğini belirtir.
  2. worthless sözcüğünü güçlendirerek tamamen değersiz anlamını verir.
  3. worthless sözcüğünü olumlu bir övgüye dönüştürür.
Cevabı göster

worthless sözcüğünü güçlendirerek tamamen değersiz anlamını verir.

The plan is to test drop them Kelime

1:07

Planı, onları atarak test etmek

Kelime

test drop: bir şeyi test amacıyla düşürmek

test drop them ifadesinde drop fiziksel düşürme eylemidir, test ise bu eylemin amacını belirtir: onları test etmek için düşürmek. Bu, nesnelerin önce test edilip sonra düşürüldüğü iki aşama değil, birleşik bir test eylemidir. Bu tür kısa ve yoğun fiil kullanımları sözlü teknik veya deneysel açıklamalarda görülebilir. them zamiri tüm fiil öbeğinin nesnesidir.

Alıştırma

The team will test-drop the new case cümlesinde ekip ne yapacak?

  1. Test sırasında kutunun düşmesini engelleyecek.
  2. Kutuyu test edip sonra çöpe atacak.
  3. Kutuyu test etmek için düşürecek.
Cevabı göster

Kutuyu test etmek için düşürecek.

to find the highest floor Dilbilgisi

1:10

ve en yüksek katı bulmaktır

at which an egg will survive the fall without breaking. Dilbilgisi

1:11

ki bir yumurta o kattan kırılmadan düşüşü atlatabilsin.

Dilbilgisi

highest floor at which: resmî bir ilgi cümleciği

highest floor at which ifadesinde which, floor sözcüğüne gönderme yapar; at ise yumurtanın o kat veya seviyede değerlendirildiği ilişkiyi gösterir. at which an egg will survive... ilgi cümleciği, koşulu karşılayan en yüksek katı belirler. Edatı which sözcüğünden önce koymak, isim + at which + özne + fiil biçimindeki resmî ilgi cümleciği yapısını oluşturur. Yerler veya ölçülen noktalarla genellikle “o yerde ya da değerde” anlamına gelir; günlük İngilizcede bunun yerine sıkça where kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi resmî “edat + ilgi zamiri” yapısıyla tamamlayın: This is the lowest temperature ____ the battery works reliably.

Cevabı göster

at which

Dilbilgisi

without breaking: without + fiil-ing

Without breaking, düşmenin gerçekleştiğini ancak kırılmanın gerçekleşmediğini anlatır. Breaking fiilinin örtük öznesi yumurtadır; yani yumurta düşüşe dayanır ve kırılmaz. Without bir edattır. Ardından fiil geldiğinde fiilin -ing biçimi kullanılır: without + fiil-ing. Bu yapı, bir olay sırasında başka bir eylemin veya sonucun gerçekleşmediğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi break fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The cup fell onto the carpet without ____.

Cevabı göster

breaking

Of course,

1:15

Elbette,

the experiment can only be repeated until both replica eggs are smashed. Dilbilgisi

1:16

deney ancak her iki kopya yumurta da parçalanana kadar tekrarlanabilir.

Dilbilgisi

can only be repeated until: bir bitiş noktası belirlemek

Can be repeated, kiplik fiil ile edilgen yapının birleşimidir: deney, birinin tekrarlayabileceği şeydir. Only bu iznin kapsamını daraltır; until ise tekrarı sona erdiren olayı getirir. Can only be repeated until bir bütün olarak, o noktaya kadar tekrarın mümkün olduğunu ama sonrasında mümkün olmadığını anlatır. Kesin bir tekrar sayısı değil, bir koşula bağlı üst sınır belirtir.

Alıştırma

Bu cümle hangi sınırlamayı anlatıyor? The test can only be repeated until the last sample is used.

  1. Test tam olarak bir kez yapılmalıdır.
  2. Son örnek kullanıldıktan sonra test durmalıdır.
  3. Son örnek kullanılana kadar test başlayamaz.
Cevabı göster

Son örnek kullanıldıktan sonra test durmalıdır.

And throwing souvenirs out the window too many times Dilbilgisi

1:21

Pencereden dışarı çok fazla hatıra eşyası atmak ise

Dilbilgisi

throwing souvenirs out the window too many times ifadesini özne olarak kullanmak

Vurgulanan bölümün tamamı, daha büyük bir cümlede özne olarak kullanılan bir isim-fiil öbeğidir. Throwing eylemi adlandırır, geri kalan bölüm ise bu düşünceyi tamamlar. Baştaki And yalnızca bu ifadeyi önceki bir düşünceye bağlar. İngilizce bu etkinliğin tamamını tekil bir özne olarak kabul eder. Bu nedenle yüklem genellikle tekil olur: Throwing ... is ... denir, Throwing ... are ... denmez.

Alıştırma

Hangi cümlede isim-fiil öbeği tekil özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Throwing trash out the window is dangerous.
  2. Throwing trash out the window are dangerous.
  3. Throw trash out the window is dangerous.
Cevabı göster

Throwing trash out the window is dangerous.

is probably going to draw the guards' attention. Kalıp ifadeler

1:24

muhtemelen güvenlik görevlilerinin dikkatini çekecektir.

Kalıp ifadeler

draw the guards' attention: muhafızların dikkatini çekmek

draw someone's attention, “birinin bir şeyi fark etmesini sağlamak” anlamına gelir. Bu cümlede gerçekleşmesi muhtemel bir olay, muhafızların onu fark etmesine neden olacaktır; draw burada “resim çizmek” anlamında değildir. Yapı draw + kişinin veya grubun iyelik biçimi + attention şeklindedir. Guards' çoğul iyelik biçimidir ve birden fazla muhafızın dikkatini anlatır. İngilizcede attention ile genellikle draw, attract veya get kullanılır; make attention denmez.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz draw + iyelik + attention yapısıyla tamamlayın: The sudden noise will ____.

Cevabı göster

draw the guards' attention

What's the least number of tries it would take to guarantee that she find the right floor? Notlar

1:28

Doğru katı bulmasını garanti etmek için en az kaç deneme yapması gerekir?

Kelime

the least number of tries: en az deneme sayısı

the least number of tries, belirtilen koşulu karşılayabilecek en küçük deneme sayısını ifade eder. Bu sorudaki koşul, onun doğru katı bulmasını garanti etmektir; dolayısıyla amaç ortalama veya şanslı bir sonuç değil, en kötü durumda gereken minimum sayıdır. Yapı the least number of + çoğul sayılabilir isim şeklindedir. Tries ayrı ayrı denemeleri belirtir; it would take ise gereken sayıyı tanıtır.

Alıştırma

Hangi soru, başarıyı yine de garanti edecek en küçük deneme sayısını soruyor?

  1. What is the greatest number of tries anyone might need?
  2. How many tries have been made so far?
  3. What is the least number of tries needed to guarantee success?
Cevabı göster

What is the least number of tries needed to guarantee success?

Dilbilgisi

to guarantee that she find: resmî yalın biçimli subjunctive yapısı

to guarantee that she find içindeki find, İngilizcedeki subjunctive yapısının yalın fiil biçimidir. Present subjunctive üçüncü tekil şahıs -s ekini almaz; bu nedenle resmî kalıp that + she + find şeklindedir ve yalın biçim bilinçli olarak kullanılmıştır. Burada yapı, onun doğru katı bulmasını denemelerin kesinleştirmesi gereken bir sonuç olarak sunar. Şans eseri gerçekleşebilecek bir olasılığa değil, garanti edilen sonuca odaklanır.

Alıştırma

to guarantee that she find the right floor ifadesindeki find biçimini ne açıklar?

  1. Çoğul bir özneyle uyum sağlayan biçimdir.
  2. Sonuç belirsiz olduğu için kullanılan geçmiş zaman biçimidir.
  3. Sonucu güvenceye alınması gereken bir şey olarak sunan resmî, yalın biçimli bir subjunctive yapısıdır.
Cevabı göster

Sonucu güvenceye alınması gereken bir şey olarak sunan resmî, yalın biçimli bir subjunctive yapısıdır.

If you're having trouble getting started on the solution, Kalıp ifadeler

1:41

Çözüme başlamakta zorlanıyorsanız,

Kalıp ifadeler

you're having trouble getting started: başlamakta zorlanmak

You're having trouble getting started, “başlamakta zorlanıyorsun” anlamına gelir. have trouble doing something kalıbında trouble sonrasındaki eylem -ing biçimini alır; bu nedenle get, getting olur. Get started, harekete geçmeye başlamak demektir. Neye başlandığını belirtmek için on + görev eklenir: get started on the solution. Zorluk ilk adımı atmaktadır; cümle, görevin tamamının zor kalacağını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi öğrenilen ifadeyle tamamlayın. Leo boş bir belge açtı ancak yazmaya başlayamıyor: He's having trouble ____ on his report.

Cevabı göster

getting started

it might help to start with a simpler scenario. Ton ve niyet

1:44

daha basit bir senaryoyla başlamak yardımcı olabilir.

Ton ve niyet

it might help to start with: ilk adımı nazikçe önerme

it might help to + fiil, eylemin durumu kolaylaştırabileceğini söyleyen temkinli bir öneri sunar; dinleyiciye bunu yapması emredilmez. might öneriyi yumuşatır ve kabul edip etmeme kararını dinleyiciye bırakır. start with ilk adımı veya başlangıç noktasını belirtir. Bu cümlede a simpler scenario başlangıç noktasıdır; tüm ifade, dinleyiciyi daha kolay bir başlangıca yönlendirir.

Alıştırma

Hangi cümle ilk adımı nazik ve baskısız bir şekilde önerir?

  1. You must start with the easiest question.
  2. I started with the easiest question.
  3. It might help to start with the easiest question.
Cevabı göster

It might help to start with the easiest question.

Imagine our thief only had one replica egg. Dilbilgisi

1:47

Hırsızımızın sadece bir kopya yumurtası olduğunu hayal edin.

Dilbilgisi

Imagine our thief only had: varsayımsal bir durum kurma

Imagine + özne + geçmiş zamanlı fiil, dinleyicinin değerlendirmesi için varsayımsal bir durum kurabilir. Burada Imagine our thief only had... daha önce olanları aktarmak yerine “hırsızın yalnızca ... olduğunu varsayalım” anlamına gelir. Geçmiş biçim had, varsayımı gerçek durumdan uzaklaştırır. Bu yapı, bir problemi daha kolay incelemek için bir koşulu geçici olarak değiştirdiğinizde kullanışlıdır.

Alıştırma

Imagine the robot had only one battery cümlesinde had temel olarak neyi belirtir?

  1. Geçmişte gerçekleştiği doğrulanmış bir olayı
  2. Tekrarlanan bir alışkanlığı
  3. Dinleyiciden değerlendirmesi istenen varsayımsal bir koşulu
Cevabı göster

Dinleyiciden değerlendirmesi istenen varsayımsal bir koşulu

She'd have a single option Kalıp ifadeler

1:50

Önünde tek bir seçenek olurdu:

Kalıp ifadeler

a single option: yalnızca tek bir mevcut seçenek

A single option, kullanılabilir yalnızca bir hareket yolu olduğu anlamına gelir; single sayının birle sınırlı olduğunu vurgular. Bu cümlede onun başka bir seçeneği olmazdı. Koşullar veya kurallar yalnızca tek bir olası seçim bıraktığında bu ifadeyi kullan. İfade yalnızca bir sayısını belirtmekten çok, alternatif olmadığını vurgular.

Alıştırma

She'd have a single option cümlesinde a single option ne anlama gelir?

  1. En sevdiği seçeneği çoktan seçmiş olurdu.
  2. Kullanabileceği yalnızca tek bir seçenek olurdu.
  3. Karşılaştırabileceği birkaç seçeneği olurdu.
Cevabı göster

Kullanabileceği yalnızca tek bir seçenek olurdu.

to start by dropping it from the first floor Dilbilgisi

1:52

birinci kattan atmaya başlamak

Dilbilgisi

to start by dropping it from: ilk adımı belirtmek

start by + -ing kalıbı, bir süreçte ilk adım olarak yapılan eylemi belirtir. Burada dropping, by edatından sonra gereken -ing biçimidir; bu nedenle to start by dropping it, bu eylemi ilk adım yapmak anlamına gelir. Ardından from, hareketin başladığı yeri gösterir: dropping it from the first floor. Yeniden kullanılabilecek yapı start by doing something şeklindedir ve ardından eylemle ilgili ayrıntılar eklenebilir.

Alıştırma

Check sözcüğünün doğru biçimini kullanarak yönergeyi tamamla: Start by ____ the battery connection.

Cevabı göster

checking

and go up one by one until it breaks. Notlar

1:55

ve kırılana kadar birer birer yukarı çıkmak.

Kalıp ifadeler

go up one by one: birer birer ve sırayla yukarı çıkmak

Burada go up daha yüksek konumlara veya seviyelere ilerlemek, one by one ise her seferinde birini sırayla ele almak demektir. Birlikte go up one by one, bir sonraki seviyeyi atlamadan yukarı doğru aşama aşama test etmeyi anlatır. one by one işlemin ayrı ayrı ve belirli bir sırayla yapıldığını vurgular. Neyin sayıldığı bağlamdan anlaşılır: burada seviyeler, başka bağlamlarda ise sorular, kutular veya kişiler olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle her kutunun ayrı ayrı ve sırayla kontrol edildiğini anlatır?

  1. Check the boxes one by one.
  2. Check the boxes one to one.
  3. Check the box by ones.
Cevabı göster

Check the boxes one by one.

Dilbilgisi

until it breaks: eylemi durduran olayı belirtmek

until it breaks, bir şeyin kırılması olayını önceki eylemin bitiş noktası yapar. Eylem kırılma gerçekleşene kadar sürer ve o anda durur; until sabit bir adım sayısı değil, durma koşulu verir. Bu bitiş noktası gelecekte olsa bile until ile başlayan zaman yan cümlesinde genellikle geniş zaman biçimi breaks kullanılır. Bu yapıda yan cümlenin içine will eklenmez.

Alıştırma

Gelecekteki zamanı belirten yan cümleyi tamamlamak için arrive fiilinin doğru biçimini kullanın: Wait here until the bus ____.

Cevabı göster

arrives

Then she'd know that the floor below that

1:58

O zaman bilirdi ki kırıldığı katın bir altındaki kat,

is the one she needs to target for the real heist. Dilbilgisi

2:00

gerçek soygun için hedef alması gereken kattır.

Dilbilgisi

is the one she needs to target: belirli bir seçeneği gösterme

The one, daha önce sözü edilen tekil adın, yani the floor ifadesinin yerini tutar. Böylece the floor tekrar edilmez. She needs to target, hangisi olduğunu belirten kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğidir. the one that she needs to target da denebilir; that, target fiilinin nesnesi olduğu için burada düşürülebilir. is ile birlikte bütün yapı, birkaç olasılık arasından belirli bir seçeneği gösterir.

Alıştırma

the one ifadesinin ardından you need to unplug getirerek ve that sözcüğünü atarak cümleyi tamamlayın: The red cable is ____.

Cevabı göster

the one you need to unplug

But this could require as many as 100 tries. Dilbilgisi

2:04

Ancak bu tam 100 deneme gerektirebilir.

Dilbilgisi

could require as many as 100 tries: olası yüksek bir sayı

Could require, sayının bir olasılık olduğunu gösterir: süreç bu kadar denemeye ihtiyaç duyabilir, ancak konuşan kişi bunun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. As many as 100 tries, yaklaşık olarak “100 denemeye kadar” anlamına gelir ve 100’ün şaşırtıcı derecede yüksek olası bir sayı olduğunu vurgular. tries sayılabilen çoğul bir ad olduğu için many kullanılır.

Alıştırma

Sayılabilen yüksek bir sayıyı vurgulayan as ... as ifadesiyle tamamlayın: The inspection could require ____ 50 checks.

Cevabı göster

as many as

Having an additional replica egg gives the thief a better option. Dilbilgisi

2:07

Ekstra bir kopya yumurtaya sahip olmak hırsıza daha iyi bir seçenek sunar.

Dilbilgisi

Having an additional replica egg ifadesinin özne olarak kullanımı

Having an additional replica egg, -ing biçimli bir isim-fiil öbeğidir. Öbeğin tamamı “bir kopya yumurtaya daha sahip olma” durumunu adlandırır ve gives fiilinin öznesi olur. Ek bir kaynağın sonucu nasıl değiştirdiğini gösterir. Bu şekilde kullanılan isim-fiil öbeği genellikle tek bir birim kabul edilir. Bu nedenle give değil, tekil fiil biçimi gives kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümlede isim-fiil öbeği tekil özne olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Have one more helper makes the work faster.
  2. Having one more helper make the work faster.
  3. Having one more helper makes the work faster.
Cevabı göster

Having one more helper makes the work faster.

She can drop the first egg from different floors at larger intervals Kelime

2:12

Kritik katın bulunabileceği aralığı daraltmak için

Kelime

at larger intervals: daha geniş aralıklarla

Burada interval, seçilen iki test noktası arasındaki boşluktur. At larger intervals, seçilen katların birbirinden daha uzak olduğu anlamına gelir; örneğin her katı denemek yerine her bırakıştan sonra birkaç kat yukarı çıkılır. Larger, katların büyüklüğünü değil, her aralığın büyüklüğünü anlatır. Daha geniş aralıklar, aynı kapsam içinde daha az test noktası bulunması anlamına da gelir.

Alıştırma

Sensörler arasındaki mesafe 2 metreden 5 metreye çıkıyor. Yeni düzeni hangi cümle doğru anlatır?

  1. The sensors were placed more densely.
  2. The sensors were placed at larger intervals.
  3. Larger sensors were placed in the same positions.
Cevabı göster

The sensors were placed at larger intervals.

in order to narrow down the range where the critical floor can be found. Notlar

2:16

ilk yumurtayı farklı katlardan daha büyük aralıklarla atabilir.

Öbek fiiller

in order to narrow down: amaç belirtmek ve olasılıkları azaltmak

in order to + fiilin yalın hâli, bir eylemin amacını belirtir. Buradaki amaç bir aralığı küçültmektir. narrow down, olası seçeneklerin, konumların veya cevapların sayısını azaltmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede arama aralığı küçülür ve kritik katı bulmak kolaylaşır.

Alıştırma

Cümleyi “olasılıkların sayısını azaltmak amacıyla” anlamına gelen vurgulanan ifadeyle tamamlayın: We checked the reviews ____ our choices.

Cevabı göster

in order to narrow down

Kelime

critical floor: sonucun değiştiği eşik kat

critical floor, iki sonucu birbirinden ayıran eşik kattır; örneğin bir nesnenin düşüşten sağlam çıktığı katlarla sağlam çıkmadığı katları ayırır. Aramada bulunmaya çalışılan sınır budur. Burada critical, “sonucun değiştiği noktada bulunan” anlamındadır. “Eleştiri yapan” anlamına gelmez ve yalnızca “çok önemli” demekten daha belirgindir.

Alıştırma

Bu problem çözme bağlamında critical floor ne anlama gelir?

  1. İki farklı sonuç arasındaki sınırı belirleyen kat.
  2. Ciddi bir fiziksel tehlike altında olan kat.
  3. Ziyaret edilmesi özellikle önemli olan kat.
Cevabı göster

İki farklı sonuç arasındaki sınırı belirleyen kat.

And once the first breaks, Dilbilgisi

2:21

Ve ilki kırıldığında,

she can use the second egg to explore that interval floor by floor. Kalıp ifadeler

2:22

ikinci yumurtayı kullanarak o aralığı kat kat keşfedebilir.

Dilbilgisi

once the first breaks: bir sonraki adımı başlatan koşulu belirtme

Burada once, “olur olmaz” veya “olduktan sonra” anlamına gelen bir bağlaçtır. once the first breaks yan cümlesi bir sonraki adımı başlatan olayı belirtir: bu olay gerçekleştiğinde ikinci yumurtayı kullanmaya başlayabilir. once ile başlayan yan cümle gelecekteki bir adımdan söz ettiğinde İngilizcede bu yan cümlede genellikle geniş zaman kullanılır: once the first breaks denir, once the first will break denmez. Ana cümlede ise sonuca uygun olarak can, will veya başka bir yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Gelecekte gerçekleşecek bir olay için ring fiilini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Once the bell ____, we'll leave.

Cevabı göster

rings

Kalıp ifadeler

floor by floor: isim + by + aynı isim

Floor by floor, “her seferinde bir kat ve sırayla” anlamına gelir. Aralığın nasıl incelendiğini anlatır: katlar atlanmak yerine her kat kontrol edilir. Tekil isim + by + aynı tekil isim kalıbı, aşamalı veya birim birim ilerlemeyi anlatan bir zarf öbeği oluşturur. Genellikle tanımlık veya çoğul eki kullanılmaz: floor by floor, page by page ve step by step.

Alıştırma

Cümleyi “her seferinde bir oda” anlamına gelen tekrarlı isim kalıbıyla tamamlayın: The firefighters searched the building ____.

Cevabı göster

room by room

Large floor intervals don't work great. Ton ve niyet

2:28

Büyük kat aralıkları pek işe yaramaz.

Ton ve niyet

don't work great: gündelik bir olumsuz değerlendirme

Burada work, “bir işte çalışmak” değil, “istenen sonucu vermek” veya “etkili olmak” anlamına gelir. don't work great ifadesinin tamamı, bir şeyin çok etkili olmadığını gündelik bir dille söyler. Bu ifade kesin değil, hafif olumsuz bir değerlendirmedir. Genellikle sonuçların zayıf veya hayal kırıklığı yaratıcı olduğunu belirtir; mutlaka tam bir başarısızlık anlamına gelmez.

Alıştırma

“The new shortcut doesn't work great” cümlesinin en olası anlamı nedir?

  1. Kısayol çok etkili değil.
  2. Kısayol mükemmel.
  3. Kısayol bir işi yapabilecek durumda değil.
Cevabı göster

Kısayol çok etkili değil.

In the worst case scenario, Kalıp ifadeler

2:31

En kötü senaryoda,

Kalıp ifadeler

In the worst case scenario: en olumsuz sonucu belirtmek

In the worst case scenario ifadesi, hâlâ göz önünde bulundurulan en olumsuz sonucu anlatmaya başlar. Ardından gelen yan cümle için bir koşul oluşturur ve genellikle cümle başında virgülle kullanılır. Planlama veya sorun çözmede zaman, maliyet, deneme sayısı ya da zarar için bir üst sınır belirtir. Bu sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini öngörmez; gerçekleşirse ne olacağını ele alır.

Alıştırma

Sabit giriş ifadesini şu beş sözcükle tamamlayın: in, the, worst, case ve scenario. ____, the repair could take a week.

Cevabı göster

In the worst case scenario

they require many tests with the second egg.

2:33

ikinci yumurtayla birçok test yapmayı gerektirirler.

Smaller intervals work much better.

2:36

Daha küçük aralıklar çok daha iyi sonuç verir.

For example,

2:38

Örneğin,

if she starts by dropping the first egg from every 10th floor, Kelime

2:39

ilk yumurtayı her 10 katta bir atmaya başlarsa,

Kelime

from every 10th floor: every + sıra sayısıyla tekrarlanan aralıklar

Bu cümlede every 10th floor, tekrarlanan her on katlık aralıkta bir kat seçer: 10., 20., 30. katlar ve devamı. Yapı every + sıra sayısı + isim şeklindedir. From edatı, her bırakma işleminin başladığı yeri gösterir. Bu ifade yalnızca onuncu kattan bir kez bırakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

“The inspector checks every fourth room.” cümlesinde hangi odalar kontrol edilir?

  1. 1, 2, 3 ve 4 numaralı odalar.
  2. 4, 8, 12 numaralı odalar ve bu şekilde devam edenler.
  3. Yalnızca 4 numaralı oda.
Cevabı göster

4, 8, 12 numaralı odalar ve bu şekilde devam edenler.

once it breaks,

2:43

kırıldığı anda,

she'll only have to test the nine floors below. Dilbilgisi

2:44

sadece altındaki dokuz katı test etmesi gerekecektir.

Dilbilgisi

only have to test: gerekli görevi sınırlamak

Have to test, test etmenin gerekli olduğunu belirtir. Only bu gerekliliği cümlenin kalanında belirtilen eylem veya miktarla sınırlar. Bu nedenle only have to test, testin hâlâ gerekli olduğu ancak gereken iş yükünün sınırlı kaldığı anlamına gelir. Burada aşağıdaki dokuz katı yine de test etmelidir. Bu yapı genellikle gereken görevin beklenenden az olduğunu söyleyerek karşıdakini rahatlatır; görevi isteğe bağlı hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir dosyayı kontrol etmenin gerekli olduğunu, ancak birden fazla dosyayı kontrol etmeye gerek olmadığını belirtir?

  1. You have to check every file.
  2. You only have to check one file.
  3. You don't have to check one file.
Cevabı göster

You only have to check one file.

That means it'll take at most 19 tries to find the right floor. Kalıp ifadeler

2:48

Bu da doğru katı bulmanın en fazla 19 deneme alacağı anlamına gelir.

Kalıp ifadeler

at most 19 tries: üst sınır belirtme

At most 19 tries, deneme sayısının üst sınırını 19 olarak belirler. Deneme sayısı 19 veya daha az olabilir; mutlaka tam 19 anlamına gelmez. Problem çözmede at most + miktar, gerçek miktarın bu sayıyı aşmayacağını belirtir.

Alıştırma

En fazla üç gün anlamını vermek için cümleyi at most veya at least ile tamamlayın: The repair will take ____ three days.

Cevabı göster

at most

But can she do even better?

2:54

Fakat daha iyisini yapabilir mi?

After all, Anlatım akışı

2:56

Sonuçta,

there's no reason every interval has to be the same size. Dilbilgisi

2:57

her aralığın aynı büyüklükte olması için hiçbir neden yok.

Anlatım akışı

After all: destekleyici bir neden ekleme

After all, hemen önce söylenen bir düşünceyi destekleyen veya gerekçelendiren bir neden sunar. Burada aralıkların büyüklüğüyle ilgili ifadenin önceki düşünceyi destekleyen bir kanıt olduğunu gösterir. Söylem belirteci olarak bu nedeni genellikle kabul edilmesi kolay veya hatırlanmaya değer bir gerçek gibi sunar. Bu kullanımda bir iddiayı bir nedene bağlar; “sonunda” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi seçenek, önceki cümleyi destekleyen bir neden sunmak için After all kullanıyor?

  1. We finished the test after all the other classes.
  2. We can ask Nora for help. After all, she knows this program well.
  3. After all the guests arrived, we served dinner.
Cevabı göster

We can ask Nora for help. After all, she knows this program well.

Dilbilgisi

There's no reason ... has to ...: gereksiz bir zorunluluğu reddetmek

There's no reason + yan cümle, zorunlu olduğu varsayılan bir koşulun sağlam bir dayanağı olmadığını belirtir. Burada sorgulanan koşul every interval has to be the same size ifadesidir. Bu, eşit boyutlu aralıkların imkânsız veya yasak olduğu anlamına gelmez. Tüm aralıkları eşit yapmanın gerekli olmadığını, dolayısıyla farklı boyutların da kullanılabileceğini anlatır.

Alıştırma

Gereksiz bir zorunluluğu reddetmek için vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: There's no reason every poster ____ the same size.

Cevabı göster

has to be

Let's say there were only 10 floors. Dilbilgisi

3:01

Diyelim ki sadece 10 kat vardı.

Dilbilgisi

Let's say there were ...: varsayımsal bir durum sunmak

Let's say, bir örnek veya akıl yürütme için geçici bir varsayım sunar. Dinleyiciden sonraki durumu gerçek olarak kabul etmesini değil, hayal etmesini ister. there were only 10 floors ifadesinde geçmiş zaman biçimi olan were, hayal edilen durumla gerçeklik arasına daha fazla mesafe koyar. Yeniden kullanılabilecek kalıp Let's say + varsayımsal bir yan cümledir.

Alıştırma

Varsayımsal bir durum sunmak için Let's say ile there are ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: ____ only four seats available.

Cevabı göster

Let's say there were

The thief could test this whole building

3:03

Hırsız tüm bu binayı

with just four total throws Kalıp ifadeler

3:06

toplamda sadece dört atışla

Kalıp ifadeler

with just four total throws: toplam sayının azlığını vurgulamak

With burada sonuca ulaşmak için kullanılan kaynağı, yani dört atışı belirtir. Just bu sayının şaşırtıcı derecede az olduğunu vurgular; total ise sayının tüm plandaki atışların tamamını kapsadığını gösterir. Aktarılabilir kalıp do something with just + az miktarda kaynak veya araç şeklindedir. Sonuca yalnızca bu kadar az kaynakla ulaşıldığını vurgulayarak verimliliği öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle, modeli tamamlamak için yalnızca üç alet gerektiğini en açık biçimde ifade eder?

  1. We completed the model with just three tools.
  2. We completed the model by repairing three tools.
  3. We completed only three tools for the model.
Cevabı göster

We completed the model with just three tools.

by dropping the first egg at floors 4, 7, and 9. Dilbilgisi

3:07

ilk yumurtayı 4, 7 ve 9. katlarda atarak test edebilirdi.

Dilbilgisi

by dropping ...: yöntemi by + -ing ile göstermek

By + fiilin -ing biçimi, ana sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Burada by dropping ... test planının nasıl işlediğini açıklar; dropping, drop fiilinin -ing biçimidir. Bu tür bir ifade genellikle tam bir ana cümleye bağlanır ve “Nasıl yapıldı?” sorusunu yanıtlar. Aktarılabilir kalıp do something by + fiilin -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi by ve practice fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Mia improved her spelling ____ every day.

Cevabı göster

by practicing

If it broke at floor 4, Dilbilgisi

3:13

Eğer 4. katta kırılsaydı,

it would take up to three throws of the second egg to find the exact floor. Kalıp ifadeler

3:14

tam katı bulmak için ikinci yumurtayı en fazla üç kez daha atması gerekirdi.

Dilbilgisi

If it broke ... it would take up to ... ile varsayımsal bir sonucu tahmin etme

If it broke, analizde hayal edilen bir durumu ortaya koyar. Geçmiş biçim broke, kırılmanın daha önce gerçekleştiği anlamına gelmez; would ile birlikte varsayımsal bir dalı işaretler. it would take up to, bu dal için tahmin edilen sonucu sunar ve en yüksek miktarı belirtir. If + geçmiş biçim, ... would take up to + miktar kalıbı, hayal edilen bir sonucun olası en yüksek maliyetini analiz ederken kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle hayal edilen bir test sonucunu doğru biçimde sunar ve en yüksek maliyetini tahmin eder?

  1. If the backup server would fail, it would take up to two hours to restore the files.
  2. When the backup server failed, it took up to two hours to restore the files.
  3. If the backup server failed, it would take up to two hours to restore the files.
Cevabı göster

If the backup server failed, it would take up to two hours to restore the files.

Kalıp ifadeler

up to three throws ile üst sınırı belirtme

up to three throws, atış sayısının üst sınırını üç olarak belirler. Gerçek sayı üçten az veya üçe eşit olabilir; ifade tam olarak üç atış gerekeceğini söylemez. Yeniden kullanılabilir kalıp up to + sayı veya miktar biçimindedir. Zaman, fiyat, kişi sayısı, deneme ve ölçülebilen diğer miktarlar için üst sınır verir.

Alıştırma

Bu derste geçen, up ile başlayan ve “en fazla” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The repair can take ____ three days.

Cevabı göster

up to

If it broke at 7,

3:19

Eğer 7'de kırılsaydı,

it would take up to two throws with the second egg.

3:20

ikinci yumurtayla en fazla iki atış daha yapması gerekirdi.

And if it broke at floor 9,

3:24

Ve eğer 9. katta kırılsaydı,

it would take just one more throw of the second egg. Kalıp ifadeler

3:26

ikinci yumurtayı sadece bir kez daha atması gerekirdi.

Kalıp ifadeler

just one more throw: yalnızca bir deneme daha

One more throw, daha önce sayılan atışlara ek olarak bir atış daha yapılması demektir. Just miktarı sınırlar ve bu ek adımı küçük gösterir: yalnızca bir atış daha. Yeniden kullanılabilen yapı just + number + more + noun biçimindedir: just one more minute, just two more questions. one ile tekil ve sayılabilen bir isim kullanılır.

Alıştırma

just one more ve try ismini kullanarak cümleyi tamamlayın: Let's give it ____.

Cevabı göster

just one more try

Intuitively,

3:29

Sezgisel olarak,

what we're trying to do here is divide the building into sections Notlar

3:30

burada yapmaya çalıştığımız şey binayı bölümlere ayırmaktır,

Anlatım akışı

what we're trying to do here is ...: dikkati yeniden hedefe yöneltmek

What we're trying to do here is ... dinleyicilere o anki hedefi belirtir. Birkaç ayrıntıdan sonra dikkati yeniden ana göreve yönelttiği için özellikle kullanışlıdır; here mutlaka fiziksel bir yeri değil, “bu durumda veya tartışmada” anlamını taşır. Dil bilgisi bakımından what ile başlayan yan cümle hedefi belirtir, is ise hedefin içeriğini tanıtır. Bu cümlede eylem, is ifadesinden sonra yalın fiil divide ile verilir.

Alıştırma

Eylemden önce vurgulanan ifadenin tamamını kullanın: ____ reduce waiting time.

Cevabı göster

What we're trying to do here is

Kalıp ifadeler

divide the building into sections: divide A into B kalıbı

“Divide the building into sections”, tek bir binanın tamamını daha küçük birkaç bölüm hâlinde düzenlemek anlamına gelir. Buradaki sections, binanın içindeki alanları veya grupları belirtir; binayı fiziksel olarak kesmek anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp divide + A + into + B şeklindedir. A başlangıçtaki bütündür, B ise oluşturulan bölümleri, grupları veya kategorileri belirtir.

Alıştırma

divide A into B kalıbını tamamlayın: Divide the poster ____ four sections before adding the pictures.

Cevabı göster

into

where no matter which floor is correct, Dilbilgisi

3:34

öyle ki doğru kat hangisi olursa olsun,

Dilbilgisi

no matter which floor is correct: olası her seçeneği kapsamak

“No matter which floor is correct”, sonraki sonucun olası her kat için geçerli olması gerektiğini belirtir. Bu, her katın doğru olduğu anlamına gelmez; yalnızca bir kat doğru olabilir, ancak onun hangi kat olduğu sonucu değiştirmez. no matter which + isim kalıbı, bilinen bir kümedeki seçenekleri sunar ve tam olarak hangi seçeneğin söz konusu olduğunu ana sonuç açısından önemsiz hâle getirir. Bu kalıp genellikle bir yan cümle başlatır, dolayısıyla altyazı virgülden sonra devam eder: No matter which floor is correct, the method will work.

Alıştırma

Her otobüs seçiminin aynı sonucu verdiğini göstermek için no matter which kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. No matter bus which we take, we will get downtown.
  2. No matter which bus we take, we will get downtown.
  3. No matter which we take bus, we will get downtown.
Cevabı göster

No matter which bus we take, we will get downtown.

it takes up to the same number of throws to find it. Kalıp ifadeler

3:37

onu bulmak için en fazla aynı sayıda atış gereksin.

Kalıp ifadeler

takes up to the same number of throws: ortak bir üst sınır

Burada takes, 'gerektirir' anlamına gelir ve up to bir üst sınır belirler. the same number of throws sözleri, bu üst sınırın karşılaştırılan üst sınırla aynı olduğunu belirtir. Arama daha az atış gerektirebilir, ancak bu ortak sınırı aşmaz. Bu ifade en kötü durumdaki performansı karşılaştırır: her seferinde gereken sayıyı değil, gerekebilecek en yüksek sayıyı anlatır.

Alıştırma

Burada takes up to the same number of throws ne anlama gelir?

  1. En az ortak atış sayısı kadar atış gerektirir.
  2. Daha az atış gerektirebilir, ancak ortak üst sınırı aşmaz.
  3. Her seferinde ortak atış sayısının tam olarak aynısını gerektirir.
Cevabı göster

Daha az atış gerektirebilir, ancak ortak üst sınırı aşmaz.

We want each interval to be one floor smaller than the last. Dilbilgisi

3:41

Her aralığın bir eskisinden bir kat daha küçük olmasını istiyoruz.

Dilbilgisi

one floor smaller than the last: adım adım tam bir azalma

Sayı + birim + karşılaştırma sıfatı + than kalıbı, farkın tam miktarını belirtir. one floor smaller than the last, ilkinden sonraki her aralığın hemen önceki aralıktan bir kat daha küçük olduğu anlamına gelir. Buradaki the last, dizideki 'bir önceki' anlamındadır; 'en sonuncu' anlamına gelmez. Aynı karşılaştırmayı tekrar tekrar uygulamak adım adım bir azalma oluşturur.

Alıştırma

Cümleyi her rafın bir önceki raftan tam iki santimetre daha dar olduğu anlamına gelecek şekilde tamamlayın. İlk boşluğa İngilizce bir sayı sözcüğü, ikinci boşluğa İngilizce bir karşılaştırma sıfatı yazın: Each shelf is ____ centimeters ____ than the last.

Cevabı göster

two · narrower

This equation can help us solve for the first floor we need to start with Notlar

3:46

Bu denklem, 100 katlı binada

Kelime

can help us solve for: bilinmeyeni bulmaya yardım etmek

Matematikte solve for + bilinmeyen, o bilinmeyenin değerini bulmak anlamına gelir. Bu cümlede can help us solve for, denklemin gerekli başlangıç katını bulmak için bir araç olduğunu gösterir. can help + kişi + fiilin yalın hâli yapısı “birinin bir şey yapmasına yardım etmek” anlamına gelir. Burada hesaplamayı yapan us, yani biziz; denklem ise cevabı bulmak için bir yol sağlar.

Alıştırma

Matematik cümlesini sabit ifadeyle tamamlayın: This formula helps us ____ n.

Cevabı göster

solve for

in the 100 floor building.

3:50

başlamamız gereken ilk katı bulmamıza yardımcı olabilir.

Dilbilgisi

the first floor we need to start with: ilgi zamiri düşürülmüş bir ilgi cümleciği

Burada the first floor, mutlaka 1. katı değil, süreçteki başlangıç katını ifade eder. Ardından gelen sözcükler bunun hangi kat olduğunu belirtir. we need to start with ifadesi, the first floor ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Tam biçimi the first floor that we need to start with şeklindedir; that, with edatının nesnesi olacağı için düşürülmüştür. Edatın sonda kalması günlük İngilizcede doğaldır.

Alıştırma

Hangi ifade doğal olarak “the book we need to begin with” anlamına gelir?

  1. the book we need to start with
  2. the book we need to start
  3. the book with we need to start
Cevabı göster

the book we need to start with

There are several ways to solve this equation,

3:53

Bu denklemi çözmenin birkaç yolu vardır,

including trial and error. Kalıp ifadeler

3:56

deneme yanılma da bunlardan biridir.

Kalıp ifadeler

including trial and error: «deneme yanılmayı da içeren»

Including, daha önce sözü edilen geniş grubun içinden bir örnek sunar. Burada trial and error yönteminin denklemi çözmenin birkaç yolundan biri olduğunu gösterir; mümkün olan bütün yöntemlerin sıralandığı anlamına gelmez. Trial and error, bir şeyi tekrar tekrar deneme, hatalardan öğrenme ve işe yarayana kadar yöntemi değiştirme sürecini anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Sözcüğü sözcüğüne tek bir deneme ve ardından tek bir hata anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tekrarlanan deneme ve düzeltmeleri anlatan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: We found the best setting through ____.

Cevabı göster

trial and error

If we plug in 2 for n, Öbek fiiller

3:58

n yerine 2 koyarsak,

Öbek fiiller

plug in 2 for n: n yerine 2 koymak

Matematikte plug in, bir değeri ifadeye, denkleme veya formüle yerleştirmek anlamına gelir. plug in A for B kalıbı “B’yi A ile değiştirmek” demektir. Burada A, 2; B ise n olduğundan, sonraki hesaplamada n değeri 2 olarak alınır.

Alıştırma

“y yerine 3 koymak” anlamını vermek için plug in A for B kalıbını kullanarak matematik yönergesini tamamlayın: First, ____, then simplify the expression.

Cevabı göster

plug in 3 for y

that equation would look like this.

4:00

denklem böyle görünür.

If we plug in 3,

4:02

3 koyarsak,

we get this.

4:03

bunu elde ederiz.

So we can find the first n to pass 100 Kelime

4:05

Yani cevabımıza ulaşana kadar daha fazla terim ekleyerek

Kelime

the first n to pass 100: 100'ü geçen ilk n

Burada pass 100, 100 sayısal eşiğinin ötesine geçmek demektir. the first n to pass 100, arama sırasına göre izlenen değeri 100'den büyük yapan ilk n değeridir. the first X to + fiil yapısı, bir koşulu sağlayan en erken X'i belirtir.

Alıştırma

Bir matematik açıklamasında the first n to pass 100 ne anlama gelir?

  1. 100 puanlık bir sınavı geçen ilk n
  2. Değerin 100'ün üstüne çıktığı ilk n
  3. Değerin tam olarak 100 olduğu ilk n
Cevabı göster

Değerin 100'ün üstüne çıktığı ilk n

by adding more terms until we get to our answer, Dilbilgisi

4:09

100'ü geçen ilk n değerini bulabiliriz,

Dilbilgisi

by adding more terms until ...: yöntem ve durma koşulu

By + -ing yöntemi belirtir: by adding more terms, sonucun terimler eklenerek bulunduğu anlamına gelir. Burada terms, bir dizi ya da toplam içindeki tek tek terimlerdir. Until durma koşulunu belirtir. Terim ekleme işlemi cevaba ulaşılıncaya kadar sürer; böylece ifade süreci yöntem + bitiş noktası şeklinde düzenler.

Alıştırma

Cümleyi add fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: We improved the estimate by ____ more measurements until the result was stable.

Cevabı göster

adding

which is 14.

4:12

bu da 14'tür.

And so our thief starts on the 14th floor,

4:14

Ve böylece hırsızımız 14. katta başlıyor,

moving up to the 27th, the 39th,

4:17

27'ye, 39'a çıkıyor,

and so on for a maximum of 14 drops. Kalıp ifadeler

4:20

ve bu şekilde devam ederek maksimum 14 düşüş yapıyor.

Kalıp ifadeler

and so on: Düzeni Anlaşılabilen Bir Listeyi Sürdürmek

and so on, tamamlanmadan bırakılan bir listenin sonunda kullanılır. Dinleyiciye aynı türden başka öğelerin veya aynı anlaşılır düzene uyan başka adımların devam ettiğini bildirir. Bu cümlede adı verilen katlar daha uzun bir dizinin örnekleridir; bu nedenle kalan katlar tek tek söylenmez.

Alıştırma

Bir listenin sonunda and so on hangi durumda en açık anlamı verir?

  1. Kalan her öğe beklenmedik olduğunda
  2. Dinleyici benzer öğelerin nasıl devam ettiğini anlayabildiğinde
  3. Listenin tamamının eksiksiz belirtilmesi gerektiğinde
Cevabı göster

Dinleyici benzer öğelerin nasıl devam ettiğini anlayabildiğinde

Kalıp ifadeler

for a maximum of 14 drops: Üst Sınır Belirtmek

a maximum of 14 drops bir üst sınır belirtir. İşlem 14'ten daha az bırakma gerektirebilir, ancak 14'ten fazlasını gerektiremez. Yapı a maximum of + sayı + sayılabilen isim şeklindedir. Buradaki for, bu sınırı önce anlatılan işleme bağlar ve işlemin gerektirebileceği en yüksek toplam bırakma sayısını özetler.

Alıştırma

Bu cümlede for a maximum of 14 drops ne anlama gelir?

  1. İşlem her zaman tam olarak 14 bırakma gerektirir.
  2. İşlem en az 14 bırakma gerektirir.
  3. İşlem en fazla 14 bırakma gerektirir.
Cevabı göster

İşlem en fazla 14 bırakma gerektirir.

Like the old saying goes, Anlatım akışı

4:24

Eski bir deyişin söylediği gibi,

you can't pull a heist without breaking a few eggs. Notlar

4:26

birkaç yumurta kırmadan bir soygun yapamazsın.

Anlatım akışı

Like the old saying goes: bilinen bir sözü tanıtmak

Like the old saying goes, dinleyiciye sırada bilinen bir atasözü veya atasözüne benzeyen bir cümle olduğunu bildirir. Daha önce söylenenleri kısa ve akılda kalıcı bir sonuca dönüştürerek anlatımı düzenler. Burada sonraki cümle, bilinen You can't make an omelet without breaking a few eggs. sözünü şakacı bir biçimde değiştirir. Bu giriş, tanıdık kalıbı hatırlatır ve esprili değişikliğin daha belirgin olmasını sağlar.

Alıştırma

Like the old saying goes burada temel olarak neyin işaretini verir?

  1. Sonraki cümle bilinen bir sözü aktaracak veya onunla oynayacak.
  2. Sonraki cümle kesin bir bilimsel kuraldır.
  3. Konuşmacı daha önce olanları hatırlamıyor.
Cevabı göster

Sonraki cümle bilinen bir sözü aktaracak veya onunla oynayacak.

Kelime

can't pull a heist: planlı bir hırsızlığı gerçekleştirmek

Pull a heist, suç hikâyelerinde kullanılan ve bir soygunu veya büyük çaplı hırsızlığı planlayıp gerçekleştirmek anlamına gelen gayriresmî bir ifadedir. Burada pull, bir şeyi elle çekmek değil, gerçekleştirmek veya uygulamak anlamındadır. Can't pull a heist, bu tür planlı bir suçu gerçekleştirememek demektir. Pull sözcüğünü tek başına çevirmek yerine pull a heist ifadesinin tamamını bir fiil öbeği olarak anlayın.

Alıştırma

Bu suç hikâyesi cümlesini, pull ile başlayan ve planlı bir hırsızlığı gerçekleştirmek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: In the novel, the crew plans to ____ at the museum that night.

Cevabı göster

pull a heist

Deyimler

without breaking a few eggs: bir atasözünün esprili uyarlaması

without breaking a few eggs, can't do X without doing Y gibi bir yapının son kısmıdır. Burada bir soygunu gerçekleştirmenin kaçınılmaz olarak bir bedel, zarar veya karmaşa getirdiğini anlatır; eggs yalnızca gerçek anlamda kullanılan nesneler değildir. Bu replik, bilinen You can't make an omelet without breaking eggs sözünü esprili biçimde uyarlar. Bulmacada yumurtalar gerçekten de kırılabildiği için bedel ödemek şeklindeki mecaz anlam ile yumurtaların kırılması şeklindeki gerçek durum aynı anda işler.

Alıştırma

Bu cümlede without breaking a few eggs demek neden komiktir?

  1. Bu sadece omlet yapma tarifidir.
  2. Bedel fikrini mecaz olarak kullanırken bulmacada gerçekten kırılabilecek yumurtalara da gönderme yapar.
  3. Bir soygunun bir tür kahvaltı olduğunu söyler.
Cevabı göster

Bedel fikrini mecaz olarak kullanırken bulmacada gerçekten kırılabilecek yumurtalara da gönderme yapar.

Did you enjoy this lesson?

4:29

Bu dersten keyif aldınız mı?

If so,

4:31

Eğer öyleyse,

please consider supporting our nonprofit mission

4:31

lütfen kar amacı gütmeyen misyonumuzu desteklemeyi düşünün

by visiting patreon.com/teded.

4:34

patreon.com/teded adresini ziyaret ederek.