Güney Kore'de Uykusuzluk - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
880 kelime 156 kel/dk

Video özeti: BBC’deki bu konuşma; uzun çalışma saatlerinin, iş ile özel hayat arasındaki zayıf sınırların ve Güney Kore’nin acelecilik kültürünün uykusuzluğa nasıl katkıda bulunduğunu incelerken tedavi yollarını ve uyku ilaçlarının yanlış kullanımından doğan riskleri de ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. increasingly difficult to switch off, — Deyimsel fiiller: switch off ifadesinin yalnızca bir cihazı kapatmak değil, zihnen işten uzaklaşmak anlamına da geldiğini kavrayın; işle ilgili düşünceleri geride bırakıp dinlenmenin giderek zorlaşmasını doğal biçimde anlatmak için kullanın. 2. need to be contactable 24/7. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu iş yeri ifadesinin, bir çalışana günün her saatinde ulaşılabilmesi beklentisini anlattığını fark edin; ulaşılabilirlik, işveren talepleri ve çalışma zamanı ile kişisel yaşam arasındaki sınırlar hakkında konuşurken kullanın. 3. has become big business. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: big business ifadesinin sadece büyük bir şirketi değil, kârlı ve ticari açıdan önemli bir sektörü anlattığını anlayın; bir çözüm veya hizmete yönelik talebin nasıl kazançlı bir pazar oluşturduğunu açıklamak için kullanın.

Bu derste

Six Minute English

0:01

Six Minute English

from BBCLearningEnglish.com.

0:03

BBCLearningEnglish.com'dan.

Hello, this is Six Minute English

0:08

Merhaba, bu Six Minute English

from BBC Learning English.

0:10

BBC Learning English'ten.

I'm Sam.

0:12

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:13

Ben de Neil.

Sleep.

0:14

Uyku.

We all need it.

0:15

Hepimizin ona ihtiyacı var.

Some more than others. Dilbilgisi

0:16

Bazılarımızın diğerlerinden daha fazla.

Dilbilgisi

Some more than others: eksiltili bir karşılaştırma

Some, some people ifadesinin yerini tutar; more than others ise yalnızca karşılaştırma kısmını bırakır. Tekrarlanan fikir önceki konuşmadan anlaşılır: Some people need more sleep than others do. Bu tür eksiltme, dinleyicinin kolayca tamamlayabileceği sözcükleri çıkarır. Buradaki more, “daha fazla şey” anlamına gelmez; daha önce kurulmuş karşılaştırmada derecenin veya miktarın daha yüksek olduğunu gösterir.

Alıştırma

“Most plants need sunlight, some more than others,” cümlesinin son kısmı ne anlama gelir?

  1. Bazı bitkiler diğer bitkilerden daha az güneş ışığına ihtiyaç duyar.
  2. Bazı bitkiler diğer bitkilerden daha fazla güneş ışığına ihtiyaç duyar.
  3. Bitkilerin sayısı diğer canlılardan daha fazladır.
Cevabı göster

Bazı bitkiler diğer bitkilerden daha fazla güneş ışığına ihtiyaç duyar.

I can usually get by with around seven hours a night, Öbek fiiller

0:17

Ben genellikle gecede yaklaşık yedi saatle idare edebiliyorum,

Öbek fiiller

get by with: sınırlı kaynaklarla idare etmek

Get by with, sınırlı ama yeterli bir miktar veya kaynak kullanarak idare etmek anlamına gelir. Burada yaklaşık yedi saatlik uyku, konuşanın işlerini sürdürebilmesi için yeterli olarak sunulur; bunun ideal miktar olduğu söylenmez. Yapı get by with + isim öbeği şeklindedir. İsim öbeği kullanılabilen para, zaman, uyku, ekipman veya başka bir kaynağı belirtir.

Alıştırma

“Sınırlı bir kaynakla idare etmek” anlamındaki bu derse ait üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: For one week, we can ____ one laptop.

Cevabı göster

get by with

but I do like to have a nap, Notlar

0:21

ama kestirmeyi gerçekten severim,

Dilbilgisi

do like to: olumlu cümlede vurgu yapan do

Bu olumlu cümlede do, like fiilini vurgular. I do like to... ifadesi “gerçekten ... yapmayı seviyorum” veya “... yapmayı kesinlikle seviyorum” anlamına gelir. Genellikle bir duyguyu doğrulamak ya da ters yöndeki bir düşünceyi düzeltmek için kullanılır. do/does/did + ana fiilin yalın hâli kullanılır: I do like, she does like ve I did like. Buradaki to, vurgu yapısına değil, like to have yapısına aittir.

Alıştırma

Yanlış bir düşünceyi düzelten vurgu yardımcı fiilini yazın: I ____ enjoy science; I just find this chapter difficult.

Cevabı göster

do

a short sleep in the afternoon

0:22

öğleden sonra kısa bir uyku

Kalıp ifadeler

have a nap: kısa süre uyumayı anlatan doğal kalıp

Have a nap, genellikle gündüz “kısa bir süre uyumak” anlamına gelen yaygın bir kelime birleşimidir. Örnekte ardından gelen a short sleep in the afternoon sözleri nap kelimesini açıklar. İngilizcede bu yapıda nap isim olarak kullanılır; bu nedenle have a nap denir. Sleep a nap denmez. Sleep fiil olarak kullanılacaksa sleep for a while denebilir.

Alıştırma

have ile başlayan ve “kısa süre uyumak” anlamına gelen üç sözcüklü hedef kalıbı yazın: After the early flight, I need to ____ before the meeting.

Cevabı göster

have a nap

when I'm not working, of course.

0:25

tabii ki çalışmadığım zamanlarda.

How about you, Neil?

0:26

Peki ya sen, Neil?

I'm always tired

0:28

Ben her zaman yorgunumdur

and as soon as my head hits the pillow, Dilbilgisi

0:29

ve başım yastığa değer değmez,

I'm out like a light, Deyimler

0:31

ışık gibi sönerim,

Dilbilgisi

as soon as my head hits the pillow: hemen ardından gerçekleşen olay

as soon as my head hits the pillow ifadesinde as soon as bir zaman yan cümlesi başlatır. Konuşanın başı yastığa değdikten hemen sonra bir sonraki olayın gerçekleştiğini anlatır. Bu cümlede tekrarlanan bir durumu belirtir: kişi uzanır ve neredeyse anında uykuya dalar. Yapı, ana cümle + as soon as + zaman yan cümlesi şeklinde olabilir veya iki bölümün yeri değişebilir. Gelecekten söz ederken as soon as yan cümlesinde genellikle simple present kullanılır: I'll call you as soon as I get home denir; as soon as I will get home denmez.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın eve varır varmaz arayacağını doğal biçimde anlatır?

  1. I'll call you as soon as I get home.
  2. I'll call you some time after I get home.
  3. I'll call you as soon as I will get home.
Cevabı göster

I'll call you as soon as I get home.

Deyimler

I'm out like a light: çok hızlı uykuya dalmak

Be out like a light resmî olmayan bir deyimdir. Birinin aniden uykuya dalmasını veya bilincini kaybetmesini, bir ışığın bir anda kapatılmasına benzetir. Burada I'm out like a light, “neredeyse anında uykuya dalarım” anlamına gelir. Anlam, out veya light sözcüklerinin olağan anlamlarından değil, ifadenin tamamından gelir. Uyku bağlamı, out sözcüğünün dışarıda veya ulaşılamaz değil, uykuda anlamına geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümledeki deyim ne anlama gelir? After the school trip, Leo was out like a light before 9 p.m.

  1. Leo bütün gece uyanık kaldı.
  2. Leo bütün ışıkları kapattı.
  3. Leo çok hızlı uykuya daldı.
Cevabı göster

Leo çok hızlı uykuya daldı.

meaning I go to sleep very quickly.

0:33

yani çok çabuk uykuya dalarım.

Well, Neil,

0:35

Eh, Neil,

you might not survive in South Korea then. Ton ve niyet

0:35

o zaman Güney Kore'de hayatta kalamayabilirsin.

Ton ve niyet

might not survive ifadesinin şakacı bir abartı olarak kullanımı

Bu cümlede might not survive şakacı bir abartıdır. Survive sözcüğü kelime anlamıyla “bir tehlikeden sonra hayatta kalmak” demektir, ancak konuşan kişi gerçek bir fiziksel zarar öngörmüyor. Asıl anlatılmak istenen, Neil'in bu durumla baş etmeyi son derece zor bulabileceğidir. Might bunun bir olasılık olduğunu gösterirken not survive zorluğu kasıtlı olarak abartır. Bu abartı hafif, takılmacı bir ton yaratır. Aynı sözler başka bağlamlarda gerçek anlamda kullanılabilir; bu nedenle anlamı durum ve ton belirler.

Alıştırma

Bir arkadaş gülerek "I might not survive another 6 a.m. meeting." diyor. Bu genellikle arkadaşın yaşamına yönelik gerçek bir tehdit beklediği anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Apparently,

0:38

Görünüşe göre,

it's one of the most stressed and tired nations on Earth, Dilbilgisi

0:39

Dünya üzerindeki en stresli ve yorgun uluslardan biri,

Dilbilgisi

one of the most stressed and tired nations on Earth: dünyadaki en stresli ve yorgun ülkelerden biri

One of the most stressed and tired nations on Earth ifadesi, ulusu dünya çapında stres ve yorgunluk düzeyi en yüksek olan gruba dahil eder. “En stresli ve yorgun uluslardan biri” anlamına gelir; ulusun tek başına birinci olduğu anlamına gelmez. Kalıp one of + the + üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Bir gruptan bir üye seçildiği için nation çoğul olmalıdır: nations. Burada most hem stressed hem de tired için geçerlidir; on Earth ise karşılaştırma alanını tüm dünya olarak belirler.

Alıştırma

Cümleyi one of + the + üstünlük derecesi kalıbıyla tamamlayın: This is ____ difficult puzzles on Earth.

Cevabı göster

one of the most

a place where people work and study longer hours Dilbilgisi

0:42

insanların diğer her yerden daha uzun saatler çalıştığı ve okuduğu

and get less sleep than anywhere else.

0:45

ve daha az uyuduğu bir yer.

Dilbilgisi

longer hours ... less sleep than ...: paralel karşılaştırmalar

Cümle iki karşılaştırmayı yan yana verir: İnsanlar daha uzun saatler çalışıp ders yapar ve daha az uyur. Sondaki than anywhere else ifadesi iki düşünce için de karşılaştırma noktasını verir; bu nedenle longer hours ifadesinden sonra tekrar edilmesi gerekmez. Longer, hours ile ifade edilen süreyi anlatır; tek bir saatin kendisinin uzadığı anlamına gelmez. Less, sayılamayan sleep adından önce kullanılır. Bu paralel yapı, birbiriyle ilgili iki değişikliği tek cümlede karşılaştırmanızı sağlar.

Alıştırma

Paralel karşılaştırmayı tamamlamak için short ve little sözcüklerinin karşılaştırma biçimlerini kullanın: Winter days are ____, and we get ____ sunlight than in summer.

Cevabı göster

shorter · less

We'll find out more later Öbek fiiller

0:48

Daha fazlasını daha sonra öğreneceğiz

and teach some sleep-related vocabulary.

0:49

ve uykuyla ilgili bazı kelimeler öğreteceğiz.

Öbek fiiller

find out more: ek bilgi edinmek

Find out; sorarak, kontrol ederek, araştırarak veya ne olduğunu görerek bilgi edinmek ya da bir şeyi öğrenmek anlamına gelir. Find out more, ek bilgi edinmek demektir. Bu cümlede bir geçiş görevi görür: Konuşmacı daha sonra daha fazla ayrıntı vereceğini belirtir. Ardından bilgi belirten bir ad, bir soru yan cümlesi veya about ile tanıtılan bir konu gelebilir: find out the answer, find out why it happened ve find out more about the event. Out bu öbek fiilin bir parçasıdır; burada dışarı çıkmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, find out ifadesine “ek bilgi” anlamındaki sözcüğü ekleyerek tamamlayın: We need to ____ about the new club before joining.

Cevabı göster

find out more

But before we do,

0:52

Ama bunu yapmadan önce,

you need to give me a question to keep me awake and alert. Dilbilgisi

0:53

beni uyanık ve tetikte tutmak için bana bir soru sormalısın.

Dilbilgisi

keep me awake and alert: keep + nesne + sıfat

keep + nesne + sıfat yapısı, birinin veya bir şeyin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. keep me awake and alert ifadesinde me nesnedir; awake ve alert ise bu durumu belirten iki sıfattır. Buradaki keep, bir şeyi elinde tutmak veya saklamak anlamına gelmez. Nesneyi ve sıfatı değiştirerek yapıyı keep it simple ya da keep the door open örneklerinde olduğu gibi yeniden kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için keep, the food ve cold ifadelerini doğru sıraya koyun: This cooler will ____ during the trip.

Cevabı göster

keep the food cold

Of course, I do.

0:57

Elbette sorarım.

And here it is.

0:58

İşte geliyor.

In the 1960s,

1:00

1960'larda,

American man Randy Gardner

1:01

Amerikalı bir adam olan Randy Gardner

set the world record for staying awake for the longest period. Notlar

1:04

en uzun süre uyanık kalma dünya rekorunu kırdı.

Kalıp ifadeler

set the world record for: yeni bir dünya rekoru oluşturmak

set the world record for ifadesi, belirli bir etkinlik veya kategoride dünya çapındaki en iyi yeni sonucu oluşturmak anlamına gelir. Buradaki set, bir şeyi bir yere koymak değil, rekor oluşturmak demektir. for’dan sonra etkinliği veya kategoriyi, genellikle bir isim öbeği ya da -ing biçimiyle belirtin. Cümlede staying awake, rekorun hangi etkinlikle ilgili olduğunu gösterir. Belirli rekorun hangisi olduğu biliniyorsa the world record; bir rekor ilk kez tanıtılıyorsa a world record da yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Yeni yarışta Lina’nın sonucundan önce resmî bir dünya rekoru yoktu. Onun ilk rekoru oluşturduğunu hangi cümle anlatır?

  1. Lina set the world record for the new race.
  2. Lina broke the world record for the new race.
  3. Lina held the world record for the new race.
Cevabı göster

Lina set the world record for the new race.

Dilbilgisi

staying awake for the longest period: for edatından sonra -ing biçimi

record for staying awake ifadesinde for, rekorla ilgili eylemi tanıtan bir edattır. Bir edattan sonra gelen fiil genellikle -ing biçimini alır; bu nedenle burada stay veya to stay değil, staying doğrudur. Staying awake, uyanık kalmak demektir. Ardından gelen for the longest period ifadesi bu durumun ne kadar sürdüğünü belirtir.

Alıştırma

Parantezdeki fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya received an award for ____ the lost dog. (rescue)

Cevabı göster

rescuing

Do you know what that time was? Dilbilgisi

1:08

O sürenin ne kadar olduğunu biliyor musun?

Dilbilgisi

know what that time was: dolaylı soruda düz cümle sırası

what that time was, know fiilinden sonra gelen bir dolaylı soru cümleciğidir. Dolaylı sorunun içinde düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu yüzden what that time was doğrudur. Baştaki Do you know, tüm cümleyi zaten soru yapar. İç cümleciği ayrıca ters çevirip what was that time yapmayın.

Alıştırma

Hangi cümlede dolaylı soru için doğru sözcük sırası kullanılmıştır?

  1. Can you tell me where the science room is?
  2. Can you tell me where is the science room?
Cevabı göster

Can you tell me where the science room is?

Was it A,

1:10

A mıydı,

64 hours,

1:11

64 saat,

B, 164 hours,

1:13

B, 164 saat,

or C, 264 hours?

1:15

yoksa C, 264 saat mi?

All sound impossible, Dilbilgisi

1:19

Hepsi imkansız gibi geliyor,

but I'll guess A,

1:20

ama ben A diyeceğim,

64 hours.

1:22

64 saat.

Dilbilgisi

All sound impossible: sound + sıfat

Burada sound, “duyulduğunda veya düşünüldüğünde … gibi gelmek” anlamında bir bağ fiilidir. Çoğul özne All ile impossible sıfatını birbirine bağlar. All birden fazla seçeneği belirttiği için sounds değil, sound kullanılır. Yapı özne + sound + sıfat şeklindedir. Bilginin oluşturduğu izlenimi değerlendirir; seçeneklerin “imkânsız” bir ses çıkardığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi sound fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Both estimates ____ impossible.

Cevabı göster

sound

That's nearly three days.

1:23

Bu neredeyse üç gün demek.

Oof, well,

1:25

Of, peki,

I'll give you the answer later in the program,

1:25

cevabı sana programın ilerleyen bölümlerinde vereceğim,

assuming you don't doze off. Notlar

1:28

uyuyakalmadığını varsayarak.

Dilbilgisi

Koşul bildiren assuming + yan cümle

Assuming, konuşanın ana ifade için geçici olarak doğru kabul ettiği bir koşulu tanıtır. Burada cevabı daha sonra verme sözüne, dinleyicinin uyuyakalmaması gerektiğini belirten şakacı bir koşul eklenir. Yapı assuming + yan cümle şeklindedir. Koşulu eklemek için çoğunlukla ana cümleden sonra gelir: We'll leave at six, assuming everyone is ready.

Alıştırma

Bu cümlede assuming everyone is ready ne işe yarıyor: We'll leave at nine, assuming everyone is ready.?

  1. Ayrılmak için bir koşul ekliyor.
  2. Doğrulanmış geçmiş bir olayı bildiriyor.
  3. Herkese emir veriyor.
Cevabı göster

Ayrılmak için bir koşul ekliyor.

Öbek fiiller

doze off: istemeden uyuyakalmak

Doze off, yorgunluk veya dikkatin dağılması nedeniyle istemeden uykuya dalmak demektir. Genellikle kısa süreli bir uykuyu anlatır ve kişi otururken, bir şey izlerken ya da dinlerken veya yolculuk ederken kullanılabilir. Bu cümlede assuming you don't doze off şakacı bir koşuldur: konuşmacı, dinleyicinin cevap verilmeden önce uyuyabileceği konusunda takılır. Aktarılabilir temel anlam, yatmaya karar vermek değil, planlamadan uykuya dalmaktır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi "doze off" ile anlatılır?

  1. Birisi film sırasında istemeden kısa süreliğine uykuya dalar.
  2. Birisi uyuyamadığı için uyanık kalır.
  3. Birisi erken yatmaya karar verir ve ışığı kapatır.
Cevabı göster

Birisi film sırasında istemeden kısa süreliğine uykuya dalar.

But let's talk more about sleep now.

1:30

Ama şimdi uyku hakkında daha fazla konuşalım.

As I mentioned, Anlatım akışı

1:32

Bahsettiğim gibi,

we all need it to help our mind and body rest and relax.

1:33

zihnimizin ve bedenimizin dinlenmesine ve rahatlamasına yardımcı olması için hepimizin ona ihtiyacı var.

Anlatım akışı

As I mentioned: daha önce verilen bilgiye dönmek

As I mentioned, konuşmayı düzenleyen bir işarettir. Dinleyiciye, sonraki ifadenin konuşmacının daha önce verdiği bilgiyle bağlantılı olduğunu bildirir. Böylece konuşmacı, önceki açıklamayı tamamen tekrarlamadan eski bir noktayı güncel konuşmaya geri getirebilir. Cümle başındaki as, “belirttiğim gibi” anlamı verir ve virgül bu işareti ana mesajdan ayırır. Buradaki temel görevi yalnızca bir şeyden söz edildiğini bildirmek değil, bilgiyi düzenlemektir.

Alıştırma

Bu cümlede "As I mentioned" ifadesinin temel görevi nedir: "As I mentioned, the museum is closed on Mondays"?

  1. Konuşmacının daha sonra açıklamayı planladığı bilgiyi sunar.
  2. İfadeyi daha önce verilen bilgiyle bağlantılı hâle getirir.
  3. Konuşmacının müzenin kapalı olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
Cevabı göster

İfadeyi daha önce verilen bilgiyle bağlantılı hâle getirir.

And going without sleep, Öbek fiiller

1:37

Ve uykusuz kalmak

or sleeplessness,

1:38

veya uykusuzluk,

is bad for our health.

1:40

sağlığımız için kötüdür.

Öbek fiiller

going without sleep: go without + isim

Go without + isim, normalde ihtiyaç duyulan veya istenen bir şeye sahip olmadan bir süre devam etmek anlamına gelir. Burada going without sleep, bir süre hiç uyumadan kalmak demektir. Going, isim olarak kullanılan bir -ing biçimi olduğundan going without sleep ifadesinin tamamı is fiilinin öznesidir.

Alıştırma

“Bir şeye sahip olmadan devam etmek” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: On the trip, we had to ____ hot water for two days.

Cevabı göster

go without

Many things can stop us sleeping, Dilbilgisi

1:41

Birçok şey uyumamızı engelleyebilir,

Dilbilgisi

can stop us sleeping: stop + nesne + -ing

Can stop us sleeping ifadesinde can, olasılık anlamı katar. stop fiilinden sonra us etkilenen kişiyi, sleeping ise engellenebilecek eylemi gösterir. Tekrar kullanılabilen yapı stop + nesne + -ing şeklindedir. Burada ifade, birçok şeyin uyumamızı engelleyebileceği anlamına gelir; bizim kendi isteğimizle durduğumuz anlamına gelmez.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde gürültünün Mia'nın ders çalışmasını engellediğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The noise stopped Mia studying.
  2. The noise stopped Mia to study.
  3. The noise stopped studying Mia.
Cevabı göster

The noise stopped Mia studying.

and some of them are pressure,

1:44

ve bunlardan bazıları baskı,

anxiety,

1:46

kaygı

and stress caused by your job. Dilbilgisi

1:46

ve işinizin neden olduğu strestir.

Dilbilgisi

stress caused by your job: geçmiş zaman ortacıyla yapılan niteleme

Caused by your job, stress sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Stresi neyin oluşturduğunu açıklar ve edilgen anlam taşır: iş, strese neden olur. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir: stress caused by your job, stress that is caused by your job ile aynı anlama gelir. İsim + caused by + kaynak kalıbı, nedeni kısa ve açık biçimde belirtir.

Alıştırma

Cümleyi cause fiilinin geçmiş zaman ortacından oluşan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The delays ____ bad weather affected every flight.

Cevabı göster

caused by

And in South Korea,

1:49

Ve Güney Kore'de,

research has shown it's increasingly difficult to switch off, Notlar

1:50

araştırmalar şalteri kapatmanın,

stop thinking about work,

1:55

iş hakkında düşünmeyi bırakmanın

and relax.

1:56

ve rahatlamanın giderek zorlaştığını göstermiştir.

Kalıp ifadeler

research has shown: araştırma kanıtı sunmak

Research has shown, araştırmalarla desteklenen bir sonucu sunar. Daha önce yapılmış araştırmaların ardından gelen ifade için kanıt sağladığını belirtir; present perfect yapısındaki has shown, bulguyu güncel tartışmayla bağlantılı tutar. Research bu kullanımda genellikle sayılamayan bir isimdir, bu yüzden have değil has alır. Ardından çoğunlukla that ile başlayan bir yan cümle gelir: Research has shown that + clause. Örnekte that kullanılmamıştır; bu da doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle araştırmalarla desteklenen bir sonucu uygun biçimde sunar?

  1. My opinion has shown that regular sleep supports learning.
  2. I guess that regular sleep supports learning.
  3. Research has shown that regular sleep supports learning.
Cevabı göster

Research has shown that regular sleep supports learning.

Öbek fiiller

increasingly difficult to switch off: zihnen uzaklaşmak giderek zorlaşıyor

increasingly difficult to + fiil kalıbı, eylemin zamanla daha zor hâle geldiğini belirtir. Burada switch off ifadesinin ardından stop thinking about work ve relax geldiği için kastedilen anlam açıktır. Bir kişi switch off ifadesini bu anlamda kullandığında işten veya kaygılardan zihnen uzaklaşır. Bu mecazi bir kullanımdır; bir cihazın elektriğini kesmekten söz etmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: "Even on vacation, Maya finds it hard to switch off." switch off ne anlama geliyor?

  1. Başka bir çalışma vardiyasına geçmek
  2. Sorumlulukları düşünmeyi bırakıp rahatlamak
  3. Elektronik bir cihazı kapatmak
Cevabı göster

Sorumlulukları düşünmeyi bırakıp rahatlamak

South Koreans sleep fewer hours Dilbilgisi

1:58

Güney Koreliler daha az saat uyuyor

and have higher rates of depression and suicide than almost anywhere else.

2:00

ve diğer hemen her yerden daha yüksek depresyon ve intihar oranlarına sahipler.

Dilbilgisi

fewer ... and higher ... than ... ile paralel karşılaştırmalar kurmak

Cümle iki karşılaştırmayı paralel biçimde birleştirir: sleep fewer hours ve have higher rates of depression and suicide. Fewer, çoğul sayılabilen isim hours sözcüğünü; higher ise rates sözcüğünü niteler. Sondaki than almost anywhere else bölümü iki karşılaştırmaya da ortak bir karşılaştırma noktası verir: başka yerlerdeki insanlar ve oranlar. Almost, karşılaştırmanın diğer her yerde istisnasız geçerli olduğunu iddia etmeyi önler.

Alıştırma

Hangi cümle daha düşük bir sayıyı ve daha yüksek bir fiyatı tek bir karşılaştırma noktasıyla doğal biçimde birleştirir?

  1. The city has fewer buses and higher fares than the neighboring city.
  2. The city has less buses and more high fares than the neighboring city.
  3. The city has fewer buses and highest fares than the neighboring city.
Cevabı göster

The city has fewer buses and higher fares than the neighboring city.

Se-Woong Kook has been reporting on this

2:04

Se-Woong Kook bu konuda haberler yapıyor

for the BBC World Service documentary podcast.

2:06

BBC Dünya Servisi belgesel podcast'i için.

He met one worker

2:10

Bir çalışanla tanıştı

who explained why she never got time to relax. Kalıp ifadeler

2:11

ve o, neden rahatlamak için hiç vakit bulamadığını açıkladı.

Kalıp ifadeler

never got time to relax: get time to do something ile bir şeye vakit bulduğunu söylemek

get time to do something yapısında get, fiziksel bir şeyi “almak” değil, “yeterli zamanı olmak veya vakit bulmak” anlamına gelir. Burada never got time to relax, onun dinlenme fırsatını hiç bulamadığını anlatır. Birinin bir etkinliğe vakti olduğunu söylemek için get/got time to + fiilin yalın hâli kullanılır. Zaman get üzerinde gösterilir: şimdiki veya geniş zaman için get, geçmiş zaman için got kullanılır; to relax ise etkinliği belirten mastardır.

Alıştırma

get time to + fiilin yalın hâli yapısını oluşturan sözcükle cümleyi tamamlayın: After the meeting, we finally got time ____ talk.

Cevabı göster

to

Separating work and rest time Dilbilgisi

2:15

İş ve dinlenme zamanını ayırmak

has been a recurring issue for Ji-an Kalıp ifadeler

2:17

Ji-an için tekrarlanan bir sorun olageldi

Dilbilgisi

Separating work and rest time: özne olarak kullanılan bir gerund öbeği

Separating work and rest time bir gerund öbeğidir. -ing biçimindeki separating bir etkinliği adlandırır ve öbeğin tamamı has been yapısının öznesi olarak görev yapar. Bu şekilde ifade edilen bir etkinlik genellikle tek bir fikir olarak kabul edilir; bu nedenle çoğul have değil, tekil has kullanılır. Bu yapı, bir eylemi cümlenin konusu hâline getirmenizi sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede gerund öbeği doğru biçimde özne olarak kullanılmış ve tekil bir fiille eşleştirilmiştir?

  1. Take short breaks helps me focus.
  2. Taking short breaks helps me focus.
  3. Taking short breaks help me focus.
Cevabı göster

Taking short breaks helps me focus.

Kalıp ifadeler

has been a recurring issue: tekrar tekrar ortaya çıkan bir sorun

A recurring issue, yalnızca bir kez değil, tekrar tekrar ortaya çıkan bir sorundur. Burada çalışma zamanı ile dinlenme zamanını ayırmak sürekli olarak zorluk yaratmaktadır. Has been, present perfect yapısıdır; sorunun geçmişte ortaya çıktığını ve şimdi de geçerli olduğunu gösterir. Has been a recurring issue bütünüyle, geçmişten bugüne belirli bir süre boyunca tekrarlanan bir sorunu anlatır.

Alıştırma

Bir yazılım hatası her düzeltmeden sonra kayboluyor, ancak birkaç haftada bir geri geliyor. Hangi cümle onu en iyi anlatır?

  1. It has been a recurring issue.
  2. It was a one-time issue.
  3. It has been an ongoing issue without interruption.
Cevabı göster

It has been a recurring issue.

In her last job,

2:19

Son işinde,

her office hours were long.

2:20

mesai saatleri uzundu.

Like most Korean firms,

2:22

Çoğu Koreli firma gibi,

her employer didn't think about any boundaries. Kelime

2:24

işvereni herhangi bir sınır düşünmüyordu.

Kelime

didn't think about any boundaries: iş ve özel yaşam sınırlarını düşünmemek

Burada boundaries, iş ile özel yaşam arasındaki görünmez sınırları anlatır; örneğin işin ne zaman bittiğini ve kişisel zamanın ne zaman başladığını gösterir. Coğrafi sınırlar anlamında değildir. Didn't think about any boundaries, işverenin işi düzenlerken veya iş beklerken bu sınırları dikkate almadığı anlamına gelir. Olumsuz didn't fiilinden sonra gelen any, hiçbir sınırın düşünülmediğini vurgular.

Alıştırma

“We need to set boundaries around after-hours messages,” cümlesinde boundaries ne anlama gelir?

  1. Ofis mobilyalarının nerede durması gerektiğini gösteren işaretler
  2. İşin kişisel zamana ne zaman girebileceğini sınırlayan kurallar
  3. Haritada ülkeler arasındaki resmî çizgiler
Cevabı göster

İşin kişisel zamana ne zaman girebileceğini sınırlayan kurallar

They encroached on almost all her time. Kelime

2:27

Neredeyse tüm zamanını işgal ettiler.

Kelime

encroached on: kademeli ve istenmeyen ihlal

Burada encroached on, ona ait kalması gereken zamanı yavaş yavaş ele geçirmek anlamına gelir. İfade, bunu zamanın tarafsız biçimde kullanılması olarak değil, bir sınırın istenmeyen şekilde aşılması olarak gösterir. Kalıp, encroach on + alan, zaman, hak veya özgürlük belirten bir isim şeklindedir. Almost all, ihlalin ne kadar ileri gittiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi encroach on ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over several years, the expanding hotel ____ the public beach.

Cevabı göster

encroached on

They told me,

2:29

Bana dediler ki,

"You need to be contactable 24/7. Kelime

2:30

"7/24 ulaşılabilir olmalısın.

Kelime

be contactable 24/7: her an ulaşılabilir olmak

Be contactable, diğer insanların size genellikle telefon veya mesajla ulaşabileceği durumda olmak demektir. 24/7, günde yirmi dört saat ve haftada yedi gün, yani gece gündüz her an anlamına gelir. Need to, bu sürekli ulaşılabilir olma durumunu bir zorunluluğa dönüştürür. İş bağlamında normal çalışma saatleri dışında da nöbette olmayı düşündürür; kişinin kelimenin tam anlamıyla her dakika çalıştığını söylemez.

Alıştırma

“You need to be contactable 24/7” şartı ne anlama gelir?

  1. Gece gündüz her an ulaşılabilir olmalısınız.
  2. Yalnızca öğle yemeğinde yanıt vermeniz gerekir.
  3. Her hafta tam olarak yirmi dört saat çalışmalısınız.
Cevabı göster

Gece gündüz her an ulaşılabilir olmalısınız.

There will always be someone from work reaching out to me, Öbek fiiller

2:35

İşten biri bana her zaman ulaşacak,

Öbek fiiller

reach out to: iletişim kurmak için ilk adımı atmak

Bu cümlede reaching out to me, örneğin mesaj, telefon veya e-posta yoluyla benimle iletişim kurmak için ilk adımı atmak anlamına gelir. Birine kelimenin tam anlamıyla kol uzatmayı anlatmaz. reach out to + kişi veya kuruluş yapısında kişi ya da kuruluş, iletişimin yöneltildiği taraftır. Bu ifade çoğu zaman birinin iletişimi başlatmak için ilk adımı attığını vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “iletişim kurmak için ilk adımı atmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: If the schedule changes, please reach ____ the event team.

Cevabı göster

out to

like you need to get this done right now." Dilbilgisi

2:38

şunu hemen halletmen gerekiyor gibi."

Dilbilgisi

need to get this done right now: get + nesne + geçmiş zaman ortacı

Get this done, get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Bir işin tamamlanmasını sağlamak veya tamamlandığından emin olmak anlamına gelir; odak tamamlanmış sonuçtadır. İşi kimin yapacağını mutlaka belirtmez. Need to gereklilik, right now ise zamanın hemen şimdi olduğunu ekler. Birlikte kullanıldıklarında, işin derhâl tamamlanmasına yönelik güçlü bir talep gibi duyulurlar.

Alıştırma

Raporun hemen tamamlanması gerektiğini anlatmak için get + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We need to get the report do right now.
  2. We need to get done the report right now.
  3. We need to get the report done right now.
Cevabı göster

We need to get the report done right now.

Uh, even just thinking about it, Kalıp ifadeler

2:40

Ah, sadece düşünmek bile,

like I get really agitated. Dilbilgisi

2:41

beni gerçekten sinirlendiriyor.

Kalıp ifadeler

even just thinking about it: yalnızca düşüncenin tepkiyi tetiklemesi

Even just, çok küçük bir koşulun bile yeterli olduğunu belirtir. Burada thinking about it tetikleyicidir: konuşanın durumu yeniden yaşaması gerekmez; yalnızca onu düşünmek duygusal tepkiyi başlatır. Bu konuşma cümlesinin başındaki even just thinking about it, ardından gelen tepkinin nedenini önceden verir. Tam bir yazılı cümlede “Even just thinking about it makes me agitated.” denebilir.

Alıştırma

Hangi cümle yalnızca düşünmenin gerginliği tetiklemeye yeterli olduğunu anlatır?

  1. I feel nervous only after the interview begins.
  2. I never feel nervous when I think about the interview.
  3. Even just thinking about the interview makes me nervous.
Cevabı göster

Even just thinking about the interview makes me nervous.

Dilbilgisi

get really agitated: durum değişimi için get + sıfat

Get + sıfat, “bir duruma gelmek” veya “bir duruma geçmek” anlamına gelir. get really agitated ifadesinde get değişimi belirtir, agitated yeni duygu durumunu adlandırır, really ise bu durumun şiddetini artırır. Bu yapı get nervous, get angry ve get tired örneklerinde olduğu gibi duygu veya durum değişikliklerini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi tam iki sözcükle, get + nervous sıfatıyla tamamlayın: Before a big match, I ____.

Cevabı göster

get nervous

So, that stressed out worker Kelime

2:44

Yani, o strese girmiş çalışan

got agitated just thinking about the situation.

2:46

sadece durumu düşündüğünde bile sinirleniyordu (agitated).

Kelime

stressed out: yoğun baskı altında olmak

Stressed out, yoğun baskı altında olmayı ve duygusal olarak zorlanmış hissetmeyi anlatan günlük bir sıfat ifadesidir. Bu cümlede worker sözcüğünden önce gelerek çalışanın durumunu açıklar; çalışanın başkalarına stres verdiği anlamına gelmez. Bu ifade genellikle yalnızca stressed sözcüğünden daha güçlü ve daha canlıdır; baskının kişi üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu anlatır.

Alıştırma

I'm stressed out about the science fair cümlesinde stressed out ne anlama gelir?

  1. Kişi herkesi geriyor
  2. Kişi yoğun baskı altında
  3. Kişinin yapacak işi yok
Cevabı göster

Kişi yoğun baskı altında

She got worried or upset.

2:49

Endişeleniyor veya huzursuz oluyordu.

That's because office hours in South Korea are long Anlatım akışı

2:52

Çünkü Güney Kore'de mesai saatleri uzundur

and some employers expect their workers Dilbilgisi

2:55

ve bazı işverenler çalışanlarının

to be contactable all the time.

2:57

her zaman ulaşılabilir olmasını beklerler.

Anlatım akışı

That's because: sonuçtan sonra neden eklemek

That's because, az önce söylenmiş bir sonuç, gözlem veya yargının nedenini belirtir. That, önceki noktaya bir bütün olarak gönderme yapar; because ise bunu açıklayan yan cümleyi başlatır. Bu ifade bilgiyi önce sonuç veya gözlemi, sonra nedeni verecek şekilde düzenler. Burada önceki noktayı uzun çalışma saatleri ve çalışanlara her zaman ulaşılabilir olmalarının beklenmesiyle ilgili gerçeklere bağlar.

Alıştırma

Gözlemi önce, nedeni sonra vererek açıklamayı tamamlayın: The library is quiet today. ____ the children are on a field trip.

Cevabı göster

That's because

Dilbilgisi

expect + nesne + to do: expect their workers to be contactable

expect + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısında nesne, eylemi gerçekleştirmesi veya belirli bir durumda olması beklenen kişiyi gösterir. Burada their workers nesnedir; to be contactable ise beklenen durumu anlatır. Özne some employers olduğu için expect yalnızca tarafsız bir tahmin değildir. Her zaman ulaşılabilir olmayı bir iş yeri standardı veya talebi olarak sunar.

Alıştırma

expect + nesne + to do yapısını tamamlayın: The coach expects every player ____ arrive on time.

Cevabı göster

to

Yes, there are no boundaries,

3:00

Evet, sınır (boundaries) yoktur,

so no limits or rules about

3:02

yani işverenlerin çalışanlarıyla ne zaman iletişime geçebilecekleri konusunda

when employers can contact their employees.

3:04

hiçbir kısıtlama veya kural yoktur.

Therefore, as this employee said,

3:06

Bu nedenle, bu çalışanın dediği gibi,

work encroached.

3:09

iş hayatı işgal etti (encroached).

It gradually took over her leisure time. Öbek fiiller

3:10

Yavaş yavaş onun boş zamanını ele geçirdi.

Öbek fiiller

gradually took over her leisure time: zamanla kullanılan take over

Take over genellikle kontrolü ele geçirmek anlamına gelir. Nesnesi bir zaman dilimi veya hayatın bir alanı olduğunda, bir etkinliğin baskın hâle gelerek daha önce başka şeylere ayrılan zamanı kaplamasını anlatır. Burada iş, çalışanın boş vaktine hâkim olmaya başlıyor. Gradually bunun bir anda olmadığını, müdahalenin yavaş yavaş arttığını gösterir.

Alıştırma

“Baskın hâle gelip kapladı” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The renovation project gradually ____ our weekends.

Cevabı göster

took over

Stress like this can lead to insomnia, Kalıp ifadeler

3:13

Böyle bir stres, uykusuzluğa (insomnia) yol açabilir,

Kalıp ifadeler

can lead to insomnia: olası bir sonucu ifade etmek

Lead to, “bir şeye neden olmak” veya “bir sonuç doğurmak” anlamına gelir. Buradaki to bir edattır ve ardından sonuç gelir; bu cümlede sonuç insomnia sözcüğüdür. Ardından -ing biçimi de gelebilir. Can, sonucun kesin değil mümkün olduğunu gösterir. Stres uykusuzluğa neden olabilir, ancak bunun her zaman olacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Neden-sonuç ifadesini tamamlamak için lead sözcüğünden sonra eksik kelimeyi ekleyin: Too much noise at night can lead ____ poor sleep.

Cevabı göster

to

a condition where you are unable to sleep. Dilbilgisi

3:16

uyuyamama durumuna.

Dilbilgisi

a condition where ...: bir sağlık sorununu tanımlamak

A condition where ... yapısında condition bir sağlık sorunu veya durumu anlamına gelir; where yan cümlesi de bu durumda ne yaşandığını açıklar. Buradaki where bir yer belirtmez, tanımlayıcı özelliği sunar: you are unable to sleep. Be unable to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapamamak” anlamına gelir. Cannot ifadesinden biraz daha resmîdir ve tanımlarda doğal durur.

Alıştırma

Hangi cümle insomnia kavramını tanımlamak için a condition where ... yapısını doğal biçimde kullanır?

  1. Insomnia is a condition where a person has difficulty sleeping.
  2. Insomnia is a condition who has difficulty sleeping.
  3. Insomnia is a condition where a person sleeps well every night.
Cevabı göster

Insomnia is a condition where a person has difficulty sleeping.

The BBC Discovery podcast goes on to explain Öbek fiiller

3:18

BBC Discovery podcast'i açıklamaya devam ediyor:

Öbek fiiller

goes on to explain: sonraki noktaya geçmek

Go on to + fiilin yalın hâli, bir eylemi veya içerik bölümünü önceki kısmın ardından gelen bir sonraki adım olarak sunar. Buradaki goes on to explain, podcast'in şimdi ek bir açıklama yapmaya geçtiğini gösterir. Bu yapı, konuşurken veya yazarken dinleyiciyi bir sıra içinde yönlendirmek için kullanılır. Genellikle aynı eylemin yalnızca devam etmesini değil, önceki noktadan sonraki eyleme geçişi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle önceki bölümden bir sonraki adım olan açıklamaya geçildiğini gösterir?

  1. Leo presented the figures and went on to explain the sudden rise.
  2. Leo stopped before he could explain the sudden rise.
  3. Leo went on explaining the figures because the audience was still confused.
Cevabı göster

Leo presented the figures and went on to explain the sudden rise.

that offering a cure for this sleeplessness Dilbilgisi

3:21

bu uykusuzluk için bir tedavi sunmak

has become big business. Deyimler

3:24

büyük bir iş haline geldi.

Dilbilgisi

offering a cure for this sleeplessness: ulaç grubunun özne olması

-ing biçimindeki offering a cure for this sleeplessness grubunun tamamı, has become ifadesinin öznesidir. Bir çare sunma eylemini cümlede konuşulan şey hâline getirir; bu tür -ing biçimine gerund denir. Bir gerund grubu tek bir özne olarak kullanıldığında normalde tekil kabul edilir. Bu nedenle cümlede have değil, has kullanılır. Yeniden kullanılabilecek kalıp şöyledir: fiil-ing + nesnesi veya ayrıntıları + tekil fiil.

Alıştırma

Eylemin özne olması için offer fiilinin doğru biçimini kullanın: ____ free tutoring helps more children after school.

Cevabı göster

Offering

Deyimler

has become big business: büyük ve kârlı bir sektör hâline gelmek

Bu cümlede big business, fiziksel olarak büyük tek bir şirketi değil, büyük ve kârlı bir ticari faaliyet alanını ifade eder. Uykusuzluğa yönelik çözümlere olan talep, önemli gelir ve kâr üretebilen bir pazar oluşturmuştur. X has become big business kalıbı, bir faaliyet veya hizmetin önemli ve para kazandıran bir sektöre dönüştüğünü belirtir.

Alıştırma

Home security is big business now cümlesinde big business ne anlama gelir?

  1. Yalnızca büyük şirketlere sunulan bir hizmet.
  2. Büyük ve kârlı bir ticari faaliyet alanı.
  3. Büyük bir ofisi olan tek bir şirket.
Cevabı göster

Büyük ve kârlı bir ticari faaliyet alanı.

There are sleep clinics where doctors assess people overnight Kültür

3:26

Doktorların insanları gece boyunca değerlendirdiği uyku klinikleri

Kültür

sleep clinics where doctors assess people overnight: doktorların gece boyunca değerlendirme yaptığı uyku klinikleri

Uyku kliniği, uyku sorunlarını değerlendiren ve bunların tedavisine yardımcı olan uzmanlaşmış bir sağlık hizmetidir. Bazı incelemelerde kişi bir gece klinikte kalır; personel uykusunu gözlemler ve solunum ya da hareket gibi belirtileri kaydeder. where doctors assess people overnight yan cümlesi, bu kliniklerde ne yapıldığını açıklar. Burada assess incelemek veya değerlendirmek, overnight ise gece boyunca demektir.

Alıştırma

sleep clinics where doctors assess people overnight ifadesine göre bu kliniklerden birinde en büyük olasılıkla ne yapılır?

  1. Mağaza çalışanları güneş doğmadan önce kahvaltı ve kahve satar.
  2. Sürüş eğitmenleri insanlara geceleri güvenli yolculuk yapmayı öğretir.
  3. Sağlık personeli kişinin uykusunu değerlendirir ve bazen kişi bir gece klinikte kalır.
Cevabı göster

Sağlık personeli kişinin uykusunu değerlendirir ve bazen kişi bir gece klinikte kalır.

and sleep cafes that offer places to nap Kültür

3:30

ve iş gününün ortasında

in the middle of the working day.

3:33

kestirmek için yerler sunan uyku kafeleri var.

Kültür

sleep cafes that offer places to nap: gündüz dinlenme alanları

Bu cümlede sleep cafes, insanların dinlenebileceği veya kısa süre kestirebileceği bir yer sunan ticari işletmelerdir. that offer places to nap bölümü terimi açıklar; dolayısıyla cafe burada yalnızca sıradan bir kahve mekânı anlamına gelmez. İş günü bağlamında bu ifade, insanların gündüz dinlenebilmesi için pratik bir yolu anlatır. Sunulan belirli imkânlar ve hizmetler işletmeye göre değişebilir.

Alıştırma

Bu cümlede sleep cafes ne anlama geliyor?

  1. İnsanların gündüz kısa süre kestirebildiği işletmeler
  2. Yalnızca içecek sunan sıradan kafeler
  3. Uyku bozukluklarını tedavi eden hastaneler
Cevabı göster

İnsanların gündüz kısa süre kestirebildiği işletmeler

One other issue in South Korea that's affecting sleep

3:35

Güney Kore'de uykuyu etkileyen bir diğer sorun ise

is the bali bali culture, Kültür

3:37

bali bali kültürüdür,

meaning quickly quickly,

3:40

yani çabuk çabuk,

or hurry hurry.

3:41

veya acele et acele et.

Kültür

bali bali culture: hıza verilen toplumsal önem

Burada bali bali, konuşmacının hemen quickly quickly ya da hurry hurry diye açıkladığı Korece kökenli bir ifadedir. Bu nedenle bali bali culture, hıza, aciliyete ve işleri çabuk bitirmeye verilen toplumsal önemi anlatır. Bu tartışmada söz konusu etiket, sürekli hızlı hareket etme baskısını dinlenmek ve uyumak için yeterince yavaşlayamama durumuyla ilişkilendirir.

Alıştırma

Bu cümlede bali bali culture neyi ifade ediyor?

  1. Uyku süresini artırmak için tasarlanmış tıbbi bir tedaviyi
  2. Kahveyi yavaşça hazırlamaya yönelik geleneksel bir yöntemi
  3. İşleri çabuk yapmaya verilen toplumsal önemi
Cevabı göster

İşleri çabuk yapmaya verilen toplumsal önemi

People are constantly in a rush. Kalıp ifadeler

3:42

İnsanlar sürekli bir telaş içindeler.

Kalıp ifadeler

be constantly in a rush: sürekli tekrarlanan acele hâli

Be in a rush, zaman az olduğu için acele içinde olmak demektir. Cümledeki are ... in a rush belirli bir eylemi değil, insanların içinde bulunduğu durumu anlatır. Constantly, bu durumun tekrar tekrar yaşandığını veya neredeyse kesintisiz göründüğünü belirtir. Bu nedenle ifade, yalnızca tek bir acele anını değil, stresli bir günlük yaşam temposunu da anlatabilir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo leaves too late every morning, so he is ____.

Cevabı göster

constantly in a rush

Dr. Lee spoke to the World Service's Discovery podcast

3:45

Dr. Lee, Dünya Servisi'nin Discovery podcast'ine konuştu

about the effects of this

3:48

bunun etkileri hakkında

and how even trying to take medication to help sleep Kalıp ifadeler

3:50

ve uykuya yardımcı olması için ilaç almayı denemenin bile

has its problems.

3:54

kendi sorunları olduğu hakkında.

Kalıp ifadeler

take medication to help sleep: amacı belirtmek

Take medication, bir ilacı tedavi amacıyla kullanmak demektir. Burada take, medication ile kullanılan standart fiildir; yalnızca ilacı yerden ya da bir yerden almak anlamına gelmez. Amaç bildiren to help sleep mastar yapısı, uykuyu kolaylaştırma veya iyileştirme amacını belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp take medication to + fiildir; örneğin take medication to control symptoms.

Alıştırma

Hedef sözcük birlikteliğiyle cümleyi tamamlayın: Some people ____ to help them sleep.

Cevabı göster

take medication

People take like 10 or 20 pills per one night.

3:56

İnsanlar bir gecede 10 veya 20 hap alıyorlar.

And because they cannot fall asleep even with the medication, Notlar

4:02

Ve ilaçla bile uyuyamadıkları için,

Kalıp ifadeler

fall asleep: uyanık durumdan uykuya geçmek

Fall asleep, uyanık durumdan uyku durumuna geçmek demektir. Cannot fall asleep ifadesinde odak, uykuya başlayamamaktır. Burada fall fiziksel olarak düşmek anlamına gelmez; bu kalıpta yeni bir duruma girmeyi anlatmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle Mia'nın uyanık durumdan uykuya geçtiğini özellikle anlatır?

  1. Mia was asleep during the film.
  2. Mia fell asleep during the film.
  3. Mia slept for eight hours.
Cevabı göster

Mia fell asleep during the film.

Dilbilgisi

even with the medication: beklenen yardıma rağmen ortaya çıkan sonuç

Even with the medication, “ilaç olmasına veya ilacı kullanmaya rağmen” anlamına gelir. Even, ilacı normalde yardımcı olması beklenen bir şey olarak gösterir; bu yüzden yine de uykuya dalamamak şaşırtıcı bir sonuçtur. Even with + isim öbeği, beklentinin tersine olan bir durumu kısa biçimde anlatır. Bu ifade tek başına tam bir yan cümle oluşturmaz; ana cümlenin sonucunu değiştiremeyen bir koşul ekler.

Alıştırma

Haritanın şaşırtıcı sonucu engellemediğini göstermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ a map, we still got lost.

Cevabı göster

Even with

they drink alcohol on top of that Deyimler

4:06

üstüne alkol içiyorlar

Deyimler

on top of that: başka bir noktayı daha eklemek

Bu cümlede on top of that, “daha önce söylenenlere ek olarak” anlamına gelir. Alkol içmeyi bir başka olgu olarak ekler; fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu ifade çoğu zaman yeni bir noktayı önceki bilgilerle bağlar. Olumsuz bir bağlamda, koşulların üst üste gelerek durumu daha ciddi veya zor hâle getirdiğini düşündürebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede on top of that başka bir sorunu eklemek için kullanılmıştır?

  1. The charger is on top of that shelf.
  2. The laptop is slow, and on top of that, its battery dies quickly.
  3. Put this box on top of that one.
Cevabı göster

The laptop is slow, and on top of that, its battery dies quickly.

and they experience side effects of the medication. Kalıp ifadeler

4:09

ve ilacın yan etkilerini yaşıyorlar.

Kalıp ifadeler

experience side effects of the medication: tarafsız tıbbi ifade

Burada experience, “yaşamak” veya “maruz kalmak” anlamına gelen bir fiildir. side effects doğrudan nesnesidir; bu nedenle experience ile side effects arasına edat gelmez. Bu ifade, bir ilaçla bağlantılı istenmeyen tepkileri tarafsız ve nispeten resmî bir biçimde anlatır. of the medication, yan etkilerin hangi ilaçla ilişkili olduğunu belirtir; nedenin vurgulanması gerektiğinde from the medication çoğu zaman daha açıktır.

Alıştırma

Hangi cümle bir ilacın istenmeyen etkilerini doğru ve tarafsız biçimde bildirir?

  1. Some patients make side effects from the medication.
  2. Some patients experience side effects from the medication.
  3. Some patients experience with side effects from the medication.
Cevabı göster

Some patients experience side effects from the medication.

People can sleepwalk Kelime

4:12

İnsanlar uyurgezerlik yapabiliyor

and go to the refrigerator,

4:15

ve buzdolabına gidip,

eat a lot of things unconsciously,

4:18

bilinçsizce bir sürü şey yiyorlar,

Kelime

sleepwalk: uykuda yürümeyi anlatan fiil

Sleepwalk, kişi hâlâ uyurken ya da tamamen uyanık değilken yürümesini veya bir şeyler yapmasını anlatan bir fiildir; yani uykuda yürümek demektir. Bu cümlede, devamında anlatılan alışılmadık davranışı tanıtır: buzdolabına gitmek ve farkında olmadan yemek yemek. Sleepwalk, People can sleepwalk örneğinde olduğu gibi öznenin hemen ardından doğrudan kullanılabilir. Bununla ilgili isim sleepwalking’dir; ancak sleepwalk fiilinin önüne do veya be getirmek gerekmez.

Alıştırma

‘Uyurken yürümek’ anlamındaki fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Some people ____ without remembering it.

Cevabı göster

sleepwalk

uncooked food,

4:20

pişmemiş yemekler,

and they don't remember next day.

4:22

ve ertesi gün hatırlamıyorlar.

Yeah, there were cases of car accidents

4:24

Evet, araba kazası vakaları oldu

in the centre of Seoul,

4:27

Seul'ün merkezinde,

which has been you know,

4:28

ki bu da, bilirsiniz,

a sleepwalking patient.

4:29

uyurgezer bir hastaydı.

So, some people are taking lots of pills to help them sleep,

4:32

Yani, bazı insanlar uyumalarına yardımcı olması için çok hap alıyorlar,

but they're not working, Kelime

4:35

ama işe yaramıyorlar,

so they're drinking alcohol as well.

4:37

bu yüzden alkol de içiyorlar.

Kelime

they're not working: ilaçların etkili olmadığını anlatmak

Burada work, bir iş yapmak değil, beklenen sonucu üretmek veya etkili olmak anlamına gelir. They're, daha önce geçen pills sözcüğüne gönderme yapar. Bu nedenle they're not working, hapların insanların beklenildiği gibi uyumasına yardımcı olmadığını anlatır. Not working şeklindeki şimdiki zaman yapısı, sorunun mevcut durumda yaşandığını vurgular. Work fiilinin bu anlamı ilaçlar, tedaviler, planlar, yöntemler, araçlar ve makineler beklenen sonucu vermediğinde de kullanılır.

Alıştırma

The medicine isn't working cümlesinde working ne anlama gelir?

  1. beklenen etkiyi üretmek
  2. ücret karşılığında çalışmak
  3. bir yerden başka bir yere hareket etmek
Cevabı göster

beklenen etkiyi üretmek

This leads to side-effects

4:39

Bu da yan etkilere (side-effects) yol açıyor

unpleasant and unexpected results from the medication.

4:40

ilaçtan kaynaklanan hoş olmayan ve beklenmedik sonuçlara.

It seems one of these side-effects is sleepwalking,

4:44

Görünüşe göre bu yan etkilerden biri de uyurgezerlik (sleepwalking),

moving around and doing things Dilbilgisi

4:47

hala uykudayken

while still asleep.

4:49

etrafa dolaşmak ve bir şeyler yapmak.

Dilbilgisi

while still asleep: while ile kısaltılmış yan cümle

Bu cümlede while still asleep, kişinin etrafta dolaşıp bir şeyler yaptığı sırada devam eden durumu belirtir. Still, uyku hâlinin henüz sona ermediğini vurgular. Bu ifade, while they are still asleep cümleciğinin kısaltılmış hâlidir. Özne belliyse ve yan cümlede be kullanılıyorsa İngilizcede özne ile be atılabilir: while + still + bir sıfat veya başka bir tümleç.

Alıştırma

“while she was still half asleep” ifadesini kısaltılmış bir while yan cümlesiyle değiştirin: Maya answered the phone ____.

Cevabı göster

while still half asleep

Well, if sleeping pills aren't working, Dilbilgisi

4:50

Peki, uyku hapları işe yaramıyorsa,

there's always meditation or working less. Ton ve niyet

4:52

her zaman meditasyon yapmak veya daha az çalışmak vardır.

Dilbilgisi

if ... aren't working: alternatif sunmak için koşul belirtme

Burada work, “etkili olmak” veya “istenen sonucu vermek” anlamına gelir. If sleeping pills aren't working, konuşanın başka olasılıklar sunduğu koşulu belirtir. Aren't working, şimdiki zamanın sürekli biçiminin olumsuzudur. Yöntemin hiçbir zaman işe yaramadığına dair genel bir iddiada bulunmak yerine, şimdi veya yakın zamanda denenmekte olan şeyle ilgili bir soruna işaret eder.

Alıştırma

Ofisteki yazıcıyı az önce denediniz, ancak şu anda çalışmıyor. Hangi cümle mevcut sorunu en iyi şekilde vurgulayıp bir alternatif sunar?

  1. If the printer isn't working, use the one upstairs.
  2. If the printer doesn't work, use the one upstairs.
  3. If the printer wasn't working, use the one upstairs.
Cevabı göster

If the printer isn't working, use the one upstairs.

Ton ve niyet

There's always ... ile bir yedek seçenek sunmak

Bu cümlede there's always ... yalnızca bir şeyin var olduğunu söylemez. İlk çözüm işe yaramadığında meditasyon yapmak veya daha az çalışmak gibi bir yedek seçenek sunar. Always, bu seçeneğin hâlâ kullanılabilir olduğunu düşündürür. Ton hafif ve rahatlatıcıdır; bu nedenle yapı genellikle bir şeyin her zaman var olduğunu değil, başka bir olasılığın bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

Bir yedek seçeneğin kaldığını belirten iki kelimelik hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: If the park cafe is full, ____ the bakery across the street.

Cevabı göster

there's always

At least South Koreans are getting some sleep, Anlatım akışı

4:55

En azından Güney Koreliler biraz uyuyabiliyor,

unlike Randy Gardner,

4:58

Randy Gardner'ın aksine,

who I asked you about earlier.

4:59

sana daha önce sorduğum kişi.

Anlatım akışı

At least ... unlike ... ile sınırlı bir olumlu noktadan karşılaştırmaya geçmek

At least cümleyi sınırlı bir olumlu gerçeği öne çıkararak başlatır: Güney Koreliler biraz uyuyor. Bu, durumun tamamının iyi olduğu anlamına gelmez; yalnızca asgari olumlu noktayı gösterir. Unlike daha sonra Randy Gardner'ı karşılaştırma hedefi olarak tanıtır. Bilgi, sınırlandırılmış olumlu noktadan bu noktayı paylaşmayan bir duruma geçer ve karşıtlığın izlenmesini kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle önce sınırlı bir olumlu gerçeği kabul edip sonra onu başka bir nesneyle karşılaştırıyor?

  1. Unlike our tent, theirs stayed dry.
  2. At least our tent stayed dry, unlike theirs.
  3. Both our tent and theirs stayed dry.
Cevabı göster

At least our tent stayed dry, unlike theirs.

Yes, he holds the record for staying awake the longest.

5:01

Evet, en uzun süre uyanık kalma rekorunu o elinde tutuyor.

And I thought he stayed awake for 64 hours.

5:04

Ve ben onun 64 saat uyanık kaldığını sanıyordum.

Was I right?

5:07

Haklı mıydım?

Oof, no, Neil,

5:08

Of, hayır, Neil,

not long enough.

5:09

yeterince uzun değil.

Randy Gardner stayed awake

5:10

Randy Gardner

for an incredible 264.4 hours.

5:12

inanılmaz bir şekilde 264,4 saat uyanık kaldı.

That's 11 days and 25 minutes

5:17

Bu da 11 gün ve 25 dakika demek

in January 1964.

5:20

Ocak 1964'te.

That's one record I really don't want to beat. Kalıp ifadeler

5:22

Bu gerçekten kırmak istemediğim bir rekor.

Kalıp ifadeler

beat a record: önceki en iyi dereceyi aşmak

Beat a record, mevcut rekordan daha iyi bir sonuç elde etmek demektir. Bu yaygın kalıpta beat, bir şeye fiziksel olarak vurmak anlamına gelmez. Buradaki really don't want to beat, konuşanın bu belirli rekoru istenmeyen bir şey olarak gördüğünü gösterir. İfade, kişinin aşmayı tercih etmeyeceği bir rekor dâhil olmak üzere mevcut herhangi bir en iyi dereceyi aşmayı anlatabilir.

Alıştırma

Yarıştan önce rekor başka bir koşucuya aitti ve Maya yarışı daha hızlı bitirdi. Maya'nın sonucunu en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Maya beat the record.
  2. Maya recorded the result.
  3. Maya held the record before the race.
Cevabı göster

Maya beat the record.

Well, before you nod off, Neil, Öbek fiiller

5:26

Peki, sen uyuyakalmadan (nod off) önce, Neil,

Öbek fiiller

before you nod off: istemeden uyuyakalmadan önce

Nod off, istemeden uykuya dalmak ve çoğu zaman yalnızca kısa süre uyumak demektir. Birinin otururken, bir şey dinlerken, izlerken veya yolculuk ederken uyuyakalmasını anlatan gündelik bir öbek fiildir. Before you nod off, “yanlışlıkla uyuyakalmadan önce” anlamına gelir. Bu cümlede ciddi bir tahmin değil, hafif ve takılmacı bir uyarı işlevi görür.

Alıştırma

Hangi durum en doğal biçimde nod off ile anlatılır?

  1. Birinin uzun bir toplantı sırasında istemeden kısa süreliğine uyuyakalması.
  2. Birinin bir işi bitirmek için bilerek uyanık kalması.
  3. Birinin planlı uyku rutinini uygulayıp uykuya dalması.
Cevabı göster

Birinin uzun bir toplantı sırasında istemeden kısa süreliğine uyuyakalması.

let's recap some of the vocabulary we've been discussing, Anlatım akışı

5:28

tartıştığımız bazı kelimeleri özetleyelim,

Anlatım akışı

Let's recap ...: kısa bir gözden geçirmeye geçiş işareti

Let's recap ... dinleyicilere, konuşmacının bilgi sunma veya tartışma aşamasından kısa bir gözden geçirme aşamasına geçtiğini bildirir. Burada recap, “ana noktaları yeniden özetlemek” anlamına gelen bir fiildir. Let's, bu geçişi gruba yöneltilmiş bir davet hâline getirir. Özeti çoğunlukla öğretmen veya sunucu yapacak olsa bile kullanılabilir. Bu ifade bir ders, toplantı veya programdaki gözden geçirme bölümünü açıkça belirtir.

Alıştırma

Bir öğretmen ders bitmeden önce kısa bir gözden geçirmeye geçmek istiyor. Bunu en doğrudan hangi cümle belirtir?

  1. Let's skip the key ideas from today's lesson.
  2. Let's recap the key ideas from today's lesson.
  3. Let's introduce a completely new topic.
Cevabı göster

Let's recap the key ideas from today's lesson.

including go out like a light,

5:31

ışık gibi sönmek (go out like a light) dahil,

which means you go to sleep very quickly.

5:33

ki bu çok çabuk uykuya dalmak anlamına gelir.

When you switch off,

5:36

Şalteri kapattığınızda (switch off),

you stop concentrating on one thing

5:36

bir şeye konsantre olmayı bırakır

and start thinking about something else.

5:38

ve başka bir şey düşünmeye başlarsınız.

A lack of sleep or rest Kalıp ifadeler

5:41

Uyku veya dinlenme eksikliği

Kalıp ifadeler

A lack of sleep or rest: a lack of + isim

a lack of + isim, bir şeyin yeterli miktarda bulunmadığını, bazen de hiç bulunmadığını belirtir. A lack of sleep or rest ifadesinde lack bir isimdir ve of, yetersiz olan şeyleri tanıtır. İfadenin tamamı bir isim öbeğidir. A lack of sleep affects concentration örneğinde olduğu gibi cümlenin öznesi olabilir veya because of a lack of time örneğindeki gibi başka bir ifadenin ardından gelebilir. İsim olan lack neyin eksik olduğunu belirttiğinde, o isimden önce of kullanılmalıdır.

Alıştırma

“Yetersiz egzersiz” anlamındaki isim yapısını tamamlayın: A lack ____ exercise can make you feel less energetic.

Cevabı göster

of

can make you agitated. Dilbilgisi

5:42

sizi sinirli (agitated) yapabilir.

Dilbilgisi

can make you agitated: make + nesne + sıfat

make + nesne + sıfat kalıbı, bir şeyin bir kişiyi ya da nesneyi belirli bir duruma getirdiğini anlatır. can make you agitated ifadesinde you etkilenen kişidir; agitated ise ortaya çıkan durumu anlatır. Can, bunun olası bir sonuç olduğunu gösterir. Sıfat, nesnenin hemen ardından gelir ve to be kullanılmaz: make me nervous, make them tired.

Alıştırma

Hangi cümlede make + nesne + sıfat kalıbı doğru kullanılmıştır?

  1. The long delay can make passengers impatient.
  2. The long delay can make passengers impatience.
  3. The long delay can make passengers to be impatient.
Cevabı göster

The long delay can make passengers impatient.

You get worried or upset.

5:44

Endişeli veya huzursuz olursunuz.

Encroach means gradually take over.

5:46

İşgal etmek (encroach), yavaş yavaş ele geçirmek anlamına gelir.

When you take medication

5:49

İlaç aldığınızda

and it gives you unpleasant and unexpected results,

5:50

ve size hoş olmayan ve beklenmedik sonuçlar verdiğinde,

we call these side effects. Anlatım akışı

5:54

bunlara yan etkiler (side effects) diyoruz.

Anlatım akışı

we call these side effects: call ile bir kavramı adlandırma

call + nesne + ad kalıbı bir şeye ad verir. Burada these, daha önce sözü edilen unpleasant and unexpected results ifadesine gönderme yapar; side effects ise bu sonuçlara verilen addır. Cümle önce sonuçları açıklar, ardından onları adlandırır. Bu sıra, açıklama içinde bir terimin anlaşılır biçimde tanıtılmasını sağlar. call sözcüğünden sonra doğrudan nesne ve onun adı gelir; as kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümlede bir duruma ad vermek için call doğru kullanılmıştır?

  1. We call this condition dehydration.
  2. We call this condition as dehydration.
  3. We refer to this condition dehydration.
Cevabı göster

We call this condition dehydration.

And sleepwalking describes moving around and doing things

5:56

Ve uyurgezerlik (sleepwalking) hala uykudayken etrafta dolaşmayı ve bir şeyler yapmayı

while still asleep.

6:00

tanımlar.

That's our six minutes up.

6:01

Altı dakikamız doldu.

Goodbye and sweet dreams. Kalıp ifadeler

6:03

Hoşça kalın ve tatlı rüyalar.

Kalıp ifadeler

Goodbye and sweet dreams: uyku öncesi sıcak bir kapanış

“Sweet dreams”, uyumak üzere olan birine söylenen yerleşik bir iyi dilektir. “Umarım güzel rüyalar görürsün” anlamına gelir; buradaki “sweet”, şekerli değil, hoş demektir. “Goodbye and sweet dreams” ifadesinde and, genel bir veda sözünü uyku öncesi dilekle birleştirir. Bu bağlamda ifade sıcak ve hafif bir kapanış oluşturur, aynı zamanda uyku temasını hatırlatır.

Alıştırma

Bir sunucu gece için hazırlanan uyku öncesi programını bitiriyor. Hangi kapanış sözü en uygundur?

  1. Goodbye and sweet dreams!
  2. Welcome back!
  3. Good afternoon!
Cevabı göster

Goodbye and sweet dreams!

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

Six Minute English

6:08

Six Minute English

from the BBC.

6:09

BBC'den.