İnsan evrimi hızlanıyor mu yoksa yavaşlıyor mu? - Laurence Hurst: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
716 kelime 136 kel/dk

Video özeti: İnsan evrimi sürüyor: yerel uyumlar az oksijen, soğuk, dalış ve belirli beslenme biçimleriyle baş etmeyi sağlarken modern tıp seçilim baskılarını değiştiriyor; epigenetiğin kalıcı etkisi ise henüz kesinleşmiş değil. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. make the most of limited oxygen. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: make the most of kalıbının kıt bir kaynağı mümkün olduğunca verimli kullanmayı anlattığını kavramak ve insanların, sistemlerin ya da canlıların kısıtlamalara rağmen nasıl iyi sonuç aldığını açıklarken bu ifadeyi doğal biçimde kullanmak. 2. enabling them to stay underwater for longer. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: -ing yan cümlesinin daha önce belirtilen biyolojik özelliğin sonucunu kısa ve yoğun biçimde verdiğini fark etmek ve bilimsel açıklamalarda bir mekanizmayı onun pratik sonucuna bağlamak için bu yapıyı kullanmak. 3. not to genes themselves, but to whether and when certain genes are expressed. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: not to ..., but to ... karşıtlığının olası bir yanlış anlamayı nasıl düzelttiğini izlemek ve genlerin kendisindeki değişikliklerle genlerin ne zaman ve hangi koşullarda ifade edildiğindeki değişiklikleri paralel yapıyla açıkça ayırmak.

Bu derste

The Tibetan high plateau lies about 4,500 meters above sea level Kalıp ifadeler

0:07

Tibet platosu deniz seviyesinden yaklaşık 4.500 metre yüksekliktedir,

with only 60% of the oxygen found below. Dilbilgisi

0:13

aşağıdaki bölgelere göre sadece %60 oksijen seviyesine sahiptir.

Kalıp ifadeler

above sea level: yükseltiyi belirtmek

above sea level, ortalama deniz seviyesine göre ölçülen yüksekliği belirten sabit bir coğrafya ifadesidir. 4,500 meters above sea level ifadesinde sayı yüksekliği, bu ifade ise ölçümün referans noktasını gösterir. Sea level ortak bir ölçüm referansıdır; belirli bir sahili ya da konuşanın denizi gördüğü bir yeri anlatmaz. Bu ifade bir yerin yüksekliğini bu referansa göre belirtir.

Alıştırma

Yükseltiyi belirten sabit ifadeyi tamamlayın: The mountain airport sits 1,600 meters ____.

Cevabı göster

above sea level

Dilbilgisi

with only 60% of the oxygen found below: with ile eklenen koşul ve isim sonrası niteleme

Burada with, platonun konumuna eşlik eden bir koşulu ekler: orada, daha alçak bölgelerde bulunan oksijenin yalnızca %60'ı vardır. Only miktarın az olduğunu vurgular. Found below, oxygen sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümlesidir. Oxygen that is found below şeklinde açılabilir; below daha düşük rakımları, metnin altındaki alanı değil, ifade eder. Found oksijenin nerede bulunduğunu belirtir; birinin oksijeni keşfettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the oxygen found below ifadesini en iyi açıklayan tam ifade hangisidir? The plateau lies at 4,500 meters with only 60% of the oxygen found below?

  1. the oxygen that people find under the plateau
  2. the oxygen that is found at lower elevations
  3. the oxygen that is moving down from the plateau
Cevabı göster

the oxygen that is found at lower elevations

While visitors and recent settlers struggle with altitude sickness, Notlar

0:17

Ziyaretçiler ve yeni yerleşimciler yükseklik hastalığı ile mücadele ederken,

native Tibetans sprint up mountains.

0:21

yerli Tibetliler dağlara depar atarak çıkarlar.

Dilbilgisi

Karşıtlık bildiren While

Bu cümlede While zaman ilişkisi değil, karşıtlık bildirir. Yüksek rakımda zorlanan ziyaretçilerle yeni yerleşenleri, dağlara koşarak çıkabilen yerli Tibetlilerle karşılaştırır. While bu şekilde açıkça farklı iki olguyu bağladığında “oysa” veya “buna karşılık” diye anlaşılabilir. İlk yan cümle karşılaştırmanın bir tarafını, temel cümle de diğer tarafını verir.

Alıştırma

While bu cümlede hangi görevi üstleniyor?

  1. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini söylüyor.
  2. İki grubun durumunu karşılaştırıyor.
  3. Bir eylemin diğerine neden olduğunu gösteriyor.
Cevabı göster

İki grubun durumunu karşılaştırıyor.

Kalıp ifadeler

struggle with altitude sickness: irtifa hastalığıyla başa çıkmakta zorlanmak

Struggle with + isim, bir kişinin başa çıkmaya çalıştığı bir sorunu, hastalığı veya zor durumu yönetmekte zorlandığını anlatır. Bu cümlede ziyaretçiler ve yeni yerleşenler irtifa hastalığıyla başa çıkmakta zorlanıyor. With, karşılaşılan sorunu tanıtır; sorunun yanında onunla birlikte mücadele etmek anlamına gelmez. Bu ifade, yalnızca o duruma sahip olmayı değil, durumla başa çıkmanın zorluğunu vurgular.

Alıştırma

Anlam “jet lag ile başa çıkmakta zorlanmak” ise cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Many travelers ______ jet lag.

  1. struggle to
  2. struggle with
  3. suffer from
Cevabı göster

struggle with

This ability comes not from training or practice, Dilbilgisi

0:24

Bu yetenek eğitimden veya pratik yapmaktan değil,

but from changes to a few genes

0:28

az sayıdaki gendeki değişikliklerden kaynaklanır

Dilbilgisi

not from ... but from: kaynağı düzeltme

come not from A, but from B kalıbında not from, kaynak olarak A'yı reddeder; but from ise gerçek kaynak olan B'yi gösterir. Bu cümlede training or practice elenirken changes to a few genes vurgulanır. from edatının tekrarı A ve B'yi paralel hâle getirir. Bu kalıp, beklenen ya da yanlış bir açıklamayı düzeltmek için kullanışlıdır; bu yüzden not from ile yetinmeyip but from sonrasındaki olumlu kaynağı bulun.

Alıştırma

Bir kaynağı reddedip gerçek kaynağı vermek için cümleyi not from ... but from ile tamamlayın: The team's progress came ____ expensive equipment, ____ daily practice.

Cevabı göster

not from · but from

that allow their bodies to make the most of limited oxygen. Deyimler

0:30

bu genler, vücutlarının sınırlı oksijenden en iyi şekilde yararlanmasını sağlar.

Deyimler

make the most of: sınırlı bir kaynağı tam olarak kullanmak

Make the most of, eldeki zamanı, kaynakları veya fırsatları olabildiğince tam ve etkili kullanmak demektir. Bu cümlede vücut, sınırlı miktardaki oksijenden mümkün olan en büyük yararı elde eder. Bu sabit bir deyimdir: make burada “üretmek” anlamına gelmez, most da üretilen en büyük miktarı belirtmez. make the most of ifadesini tek bir bütün olarak okuyun; ardından iyi kullanılan şey gelir.

Alıştırma

“Olabildiğince tam kullanmak” anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: We have only one afternoon, so let's ____ it.

Cevabı göster

make the most of

These differences are apparent from birth. Kalıp ifadeler

0:34

Bu farklılıklar doğumdan itibaren belirgindir.

Kalıp ifadeler

apparent from birth: doğuştan itibaren açıkça görülebilen

Bu cümlede apparent, farklılıkların yalnızca öyle göründüğü anlamına gelmez; kolayca fark edilebilir ve açıkça gözlemlenebilir demektir. From birth başlangıç zamanını belirtir: farklılıklar bebek doğduğu anda görülebilir. Birlikte apparent from birth, doğumda zaten fark edilebilen bir özellik veya farklılığı anlatır. Bu ifade doğumdan hemen itibaren ortaya çıkan durumlar, fiziksel özellikler veya başka nitelikler için de kullanılabilir.

Alıştırma

These differences are apparent from birth cümlesinde apparent from birth ne anlama gelir?

  1. Farklılıklar bebekler büyüdükten sonra başlar
  2. Farklılıklar yalnızca yüzeyde gerçekmiş gibi görünür
  3. Farklılıklar doğumdan itibaren fark edilebilir
Cevabı göster

Farklılıklar doğumdan itibaren fark edilebilir

Tibetan babies have, on average, Kalıp ifadeler

0:37

Tibetli bebekler ortalama olarak,

higher birth weights,

0:40

daha yüksek doğum ağırlığına,

higher oxygen saturation,

0:41

daha yüksek oksijen doygunluğuna,

and are much likelier to survive Dilbilgisi

0:43

ve hayatta kalma olasılıkları açısından

than other babies born in this environment.

0:46

bu çevrede doğan diğer bebeklerden çok daha yüksek oranlara sahiptir.

Kalıp ifadeler

on average, ...: grup ortalamasıyla sınırlı bir ifade

On average bir kapsam belirtecidir: ifadeyi bir grubun ortalama sonucuyla sınırlar. Her bireyin aynı sonuca sahip olduğunu söylemez. Burada bebeklerin doğum ağırlığı, oksijen satürasyonu ve hayatta kalma olasılığı arasındaki karşılaştırmanın tamamına uygulanır. Cümle grup düzeyindeki bir eğilimi anlatır; bu nedenle bazı bireyler ortalamanın üzerinde, bazıları ise altında olabilir.

Alıştırma

Şu ifadeyi değerlendirin: On average, library visitors spend two hours there, so every visitor spends exactly two hours there. (Ortalama olarak kütüphane ziyaretçileri orada iki saat geçirir; bu nedenle her ziyaretçi tam iki saat geçirir.)

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Dilbilgisi

much likelier to survive than: hayatta kalma olasılığı çok daha yüksek

Much likelier to survive than, bir grubun diğerine göre hayatta kalma olasılığının belirgin biçimde daha yüksek olduğunu anlatır. Likelier, likely sözcüğünün karşılaştırma biçimidir; much bu farkı güçlendirir. Likely burada olasılıkla ilgilidir, bir şeyi sevmekle değil. Tekrar kullanılabilecek yapı be + much + likelier + to + fiilin yalın hâli + than + karşılaştırılan ögedir. Olasılıkları, riskleri veya eğilimleri karşılaştırır; sonucun kesin olduğunu söylemez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi much + likely sözcüğünün karşılaştırma biçimi + to ile tamamlayın: With regular watering, this plant is ____ survive than the neglected one.

Cevabı göster

much likelier to

These genetic changes are estimated to have evolved over the last 3,000 years or so, Notlar

0:49

Bu genetik değişikliklerin son 3.000 yıl civarında evrimleştiği tahmin ediliyor,

and are ongoing.

0:55

ve hala devam ediyor.

Dilbilgisi

are estimated to have evolved: geçmişte evrimleştiği şimdi tahmin ediliyor

“Are estimated to” ifadesi, önermeyi bir araştırma tahmini olarak sunar ve tahmini yapan kişiler yerine bu genetik değişimlere odaklanır. “To have evolved” tamamlanmış mastar yapısıdır. Evrimi şimdiki tahminden önceye yerleştirir: araştırmacılar şimdi, değişimlerin geçmişte geliştiğini tahmin etmektedir. Sürecin ancak şimdi başladığı anlamına gelmez ve tek başına sürecin bittiğini de söylemez; “and are ongoing” sürecin devam ettiğini belirtir.

Alıştırma

İngilizce cümleyi estimated ve tamamlanmış mastar yapısıyla tamamlayın: The ruins are ____ around 1200.

Cevabı göster

estimated to have been built

Kalıp ifadeler

over the last 3,000 years or so: yaklaşık son 3.000 yıl içinde

over the last 3,000 years or so, yaklaşık 3.000 yıl öncesinden şu ana kadar uzanan bir zaman aralığını anlatır. over the last değişimin gerçekleştiği dönemi çerçeveler; or so ise sayının kesin olmadığını belirtir. Bu nedenle ifade, geçmişteki tek bir kesin noktayı değil, şimdiye kadar uzanan yaklaşık bir süreyi ve zaman aralığını verir.

Alıştırma

Cümleyi yaklaşık bir zaman ifadesiyle tamamlayın: The town has changed a lot over the last ten years ____.

Cevabı göster

or so

That may sound like a long time, Anlatım akışı

0:57

Bu kulağa uzun bir süre gibi gelebilir,

but would be the fastest an adaptation has ever evolved Dilbilgisi

0:59

ancak insan popülasyonunda bugüne kadar

in a human population.

1:03

en hızlı evrimleşen adaptasyon olacaktır.

Anlatım akışı

may sound like a long time, but ...: ilk izlenimi kabul edip bakış açısını değiştirmek

may sound like a long time, but ... kalıbı önce konuşmacının son yargısını değil, dinleyicinin sahip olabileceği ilk izlenimi sunar. Burada 3.000 yıl ilk bakışta uzun görünebilir. Ardından but cümlesi karşılaştırma ölçeğini değiştirir ve asıl noktayı taşır: insan adaptasyonu açısından bu süre son derece hızlıdır. Bu kalıp, bir sezgiyi kabul ettikten sonra dinleyiciyi farklı bir sonuca yönlendirmek için kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede may sound like ..., but ... ne yapıyor?

  1. İlişkisiz iki gerçeği eşit vurguyla veriyor.
  2. İlk izlenimi sunup daha önemli veya farklı bir noktaya geçiyor.
  3. Gerçek bir sesi bildirip sonra tekrar ediyor.
Cevabı göster

İlk izlenimi sunup daha önemli veya farklı bir noktaya geçiyor.

Dilbilgisi

the fastest ... has ever evolved: şimdiye kadarki hız rekoru

fastest üstünlük derecesi, karşılaştırma içindeki en yüksek hızı gösterir. an adaptation has ever evolved yan cümlesi karşılaştırmanın kapsamını, yani şimdiye kadar bilinen bütün örnekleri belirler. Buradaki ever “şimdiye kadar herhangi bir zamanda” demektir; bu nedenle ifade, bir adaptasyonun insan topluluğunda şimdiye kadarki en hızlı evrim hızını anlatır. the fastest + özne + has ever + past participle kalıbı, şimdiye kadarki bir rekoru anlatmak için kullanılır. Present perfect has evolved önceki örnekleri şu anki değerlendirmeye bağlar; ever ise tarihsel kapsamı açıkça belirtir.

Alıştırma

Şimdiye kadarki bir rekoru belirten present perfect ifadesini tamamlayın: This is the fastest I ____ run a mile.

Cevabı göster

have ever

It's clear that human evolution isn't over. Anlatım akışı

1:05

İnsan evriminin sona ermediği açıktır.

Anlatım akışı

human evolution isn't over: sonraki düşünceyi açan kısa bir tez cümlesi

Kelime anlamıyla human evolution isn't over, insanlardaki evrimsel değişimin durmadığı anlamına gelir. isn't kısaltması cümleyi kısa ve doğrudan yapar. Paragrafta bu cümle, önceki örneği daha geniş bir teze dönüştürür: insan evrimi hâlâ devam etmektedir. Bir düşünceyi sonlandırırken aynı zamanda insanlardaki yakın dönem değişimleri hakkında daha fazla örneğe veya soruya geçiş sağlar.

Alıştırma

Bu bölümde human evolution isn't over temel olarak ne yapıyor?

  1. İnsan evriminin çok uzun zaman önce sona erdiğini söylüyor.
  2. Gelecekteki bir değişim için kesin bir tarih veriyor.
  3. Genel bir sonuç bildiriyor ve tartışmanın devam etmesine olanak açıyor.
Cevabı göster

Genel bir sonuç bildiriyor ve tartışmanın devam etmesine olanak açıyor.

So what are other recent changes? Anlatım akışı

1:08

Peki diğer yeni değişiklikler nelerdir?

Anlatım akışı

So what are other recent changes? ile bir sonraki noktaya geçmek

Burada So yalnızca “bu nedenle” anlamına gelen bir sözcük değil, bir geçiş ifadesidir. Önceki düşünceyi yeni bir soruya bağlar. Soru, yakın zamanda gerçekleşen diğer değişiklikleri sorarken sırada ne olduğunu da haber verir: daha fazla örnek veya bir liste. So + soru kalıbı, dinleyicilerin konuşmada bir noktadan diğerine geçişi takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Orijinal soruda So sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Önceki düşünceyi bir sonraki konuyu açan soruya bağlar.
  2. Değişiklikleri tek bir nedenin doğrudan sonucu olarak gösterir.
  3. Bütün değişikliklerin yakın zamanda gerçekleştiğini kanıtlar.
Cevabı göster

Önceki düşünceyi bir sonraki konuyu açan soruya bağlar.

And will our technological and scientific innovations

1:10

Ve teknolojik ve bilimsel yeniliklerimiz

impact our evolution? Kelime

1:14

evrimimizi etkileyecek mi?

Kelime

impact our evolution: fiil olarak impact

impact our evolution ifadesinde impact, “etkilemek” anlamına gelen bir fiildir. Kiplik fiili will'den sonra yalın biçimde gelir ve our evolution ifadesini doğrudan nesne olarak alır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı impact + etkilenen kişi veya şey biçimindedir. Burada teknolojik ve bilimsel yeniliklerin insan evriminin gidişatını değiştirip değiştiremeyeceği soruluyor.

Alıştırma

Cümleyi impact fiilini kullanarak tamamlayın: Heavy traffic can ____ air quality.

Cevabı göster

impact

In the past few thousand years, Kalıp ifadeler

1:16

Geçtiğimiz birkaç bin yıl boyunca,

many populations have evolved genetic adaptations to their local environments. Kelime

1:18

birçok popülasyon kendi yerel çevrelerine genetik adaptasyonlar geliştirmiştir.

Kalıp ifadeler

In the past few thousand years: günümüze uzanan bir zaman çerçevesi kurmak

Burada In the past few thousand years, cümlenin başına getirilmiş bir zaman öbeğidir ve birkaç bin yıl önce başlayıp günümüze kadar uzanan yakın dönemi ifade eder. Ana bilgi verilmeden önce bütün cümlenin zaman çerçevesini belirler. Bu dönem günümüze ulaştığı için ifade burada present perfect olan have evolved ile doğal biçimde kullanılır. İfadenin tamamı in ile başlayan bir zaman edat öbeğidir; past, the past few thousand years ad öbeğinin bir parçasıdır ve tek başına geçmiş zaman işareti değildir.

Alıştırma

Hangi cümle, günümüze kadar devam eden bir dönemde biriken keşifleri doğal biçimde anlatır?

  1. Twenty years ago, scientists have discovered many new species.
  2. In the past twenty years ago, scientists discovered many new species.
  3. In the past twenty years, scientists have discovered many new species.
Cevabı göster

In the past twenty years, scientists have discovered many new species.

Kelime

genetic adaptations to their local environments: adaptation to + koşul

Bu biyolojik bağlamda genetic adaptations, belirli koşullarda popülasyonların yaşamasına ve üremesine yardımcı olduğu için nesiller boyunca yaygınlaşmış kalıtsal özelliklerdir. adaptation to + ad öbeği yapısında to, uyum sağlanan çevreyi veya koşulu belirtir. Burada their local environments bu koşulları adlandırır; to hareket ya da yön bildirmez.

Alıştırma

Bilimsel açıklamayı adaptation sonrasında kullanılan yaygın edatla tamamlayın: Thick fur is an adaptation ____ cold climates.

Cevabı göster

to

People in Siberia and the high Arctic

1:23

Sibirya ve yüksek Kuzey Kutbu'ndaki insanlar

are uniquely adapted to survive extreme cold. Kalıp ifadeler

1:26

aşırı soğukta hayatta kalmak için benzersiz bir şekilde adapte olmuşlardır.

Kalıp ifadeler

uniquely adapted to survive extreme cold: aşırı soğukta hayatta kalmaya özgün biçimde uyum sağlamış

uniquely adapted to survive extreme cold ifadesinde adapted, bir kişiyi ya da canlıyı belirli bir koşula uygun hâle getiren özelliklere veya yeteneklere sahip olmak anlamındadır. to survive, adapted kelimesinden sonra gelen mastardır ve bu uyumun mümkün kıldığı yeteneği belirtir; ayrı bir amaç bildiren ifade değildir. Uniquely, bu uyumun özellikle kendine özgü olduğunu vurgular. Cümle, yalnızca soğuk bir yerde yaşamayı değil, aşırı soğukta hayatta kalmayı destekleyen özel özelliklere sahip olmayı anlatır.

Alıştırma

Yetenek anlatmak için adapted to + yalın fiili doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. These wings adapted to help the bird fly long distances.
  2. These wings are adapted to help the bird fly long distances.
  3. These wings are adapted help the bird fly long distances.
Cevabı göster

These wings are adapted to help the bird fly long distances.

They're slower to develop frostbite Kalıp ifadeler

1:30

Soğuk ısırması gelişimi onlarda daha yavaştır

and can continue to use their hands in sub-zero temperatures Kelime

1:32

ve çoğu insandan çok daha uzun süre

much longer than most people.

1:36

sıfırın altındaki sıcaklıklarda ellerini kullanmaya devam edebilirler.

Kalıp ifadeler

to develop frostbite: soğuk ısırması oluşmaya başlamak

to develop frostbite ifadesindeki develop, tıbbi bir hastalığın veya durumun ortaya çıkmaya başlaması ya da kişide görülmesi anlamına gelir. Frostbite aşırı soğuğun dokularda yol açtığı hasardır; bu nedenle ifade bir şeyi geliştirmek veya üretmek değil, soğuk ısırmasının oluşmaya başlaması demektir. Slower to develop frostbite, durumun ne kadar hızlı ortaya çıktığını karşılaştırır. Bu kişilerde soğuk ısırmasının oluşmasının çoğu insana göre daha uzun sürdüğünü anlatır; asla oluşmayacağını anlatmaz.

Alıştırma

Tarafsız bir sağlık açıklamasında soğuk ısırmasının bir kişiyi etkilemeye başlayabileceğini anlatan cümle hangisidir?

  1. Without warm gloves, you may develop frostbite.
  2. Without warm gloves, you may cure frostbite.
  3. Without warm gloves, you may prevent frostbite.
Cevabı göster

Without warm gloves, you may develop frostbite.

Kelime

in sub-zero temperatures: sıfırın altındaki sıcaklıklarda

sub-zero “sıfırın altındaki” anlamına gelir ve burada temperatures sözcüğünü niteler. in sub-zero temperatures, eylemin gerçekleştiği sıfırın altındaki sıcaklık koşulunu belirtir; buradaki sub- “ikincil” anlamına gelmez. Hava durumu ve bilim bağlamında başka bir ölçek belirtilmemişse zero genellikle 0 °C olarak anlaşılır. Bu ifade yalnızca çok soğuk hissedilen bir sıcaklığı değil, ilgili sıfır noktasının altındaki sıcaklığı anlatır.

Alıştırma

Sıfırın altındaki sıcaklıklar anlamındaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The research station stayed open in ____.

Cevabı göster

sub-zero temperatures

They've undergone selection for a higher metabolic rate Kelime

1:38

Isı üretimini artıran

that increases heat production.

1:41

daha yüksek bir metabolizma hızı için seçilime uğramışlardır.

Kelime

undergone selection for: bir özellik yönünde doğal seçilimden geçmek

Evrim biyolojisinde undergo selection for a trait, bir popülasyonun o özelliği destekleyen doğal seçilimden geçmesi ve bu özelliğin nesiller boyunca daha yaygın hâle gelmesi anlamına gelir. Bu cümlede a higher metabolic rate seçilimle desteklenen özelliktir; selection bir kişinin bilinçli olarak seçim yapması demek değildir. undergone, undergo fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve have fiilinden sonra gelir. They've undergone, They have undergone ifadesinin kısaltmasıdır. Bu yapı tek seferlik bir seçimi değil, evrimsel bir süreci anlatır.

Alıştırma

Bir popülasyonun bir özelliği destekleyen doğal seçilimden geçtiğini anlatan ifadeyi kullanarak evrim biyolojisi cümlesini tamamlayın: Desert plants have ____ deeper roots.

Cevabı göster

undergone selection for

Kelime

higher metabolic rate: enerjinin daha hızlı kullanılması

Metabolic rate, vücudun yaşamsal süreçlerini sürdürmek için enerjiyi kullanma hızıdır. A higher metabolic rate, aynı süre içinde daha fazla enerji kullanıldığı anlamına gelir. Bu cümlede enerjinin daha hızlı kullanılması ısı üretimini artırır. Buradaki rate, etkinliğin hızını belirtir; fiyat, puan ya da mutlaka iki sayı arasındaki oran anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu biyoloji cümlesinde higher metabolic rate ne anlama gelir?

  1. Aynı süre içinde enerjiyi daha hızlı kullanmak
  2. Enerji için daha yüksek bir fiyat ödemek
  3. Tıbbi bir testten daha yüksek puan almak
Cevabı göster

Aynı süre içinde enerjiyi daha hızlı kullanmak

Further south, Anlatım akışı

1:44

Daha güneyde,

the Bajau people of Southeast Asia

1:45

Güneydoğu Asya'nın Bajau halkı

can dive 70 meters and stay underwater for almost 15 minutes.

1:48

70 metreye dalabilir ve su altında neredeyse 15 dakika kalabilir.

Anlatım akışı

Further south: coğrafi odağı güneye kaydırmak

Further south, cümle başında kullanılan bir yer ifadesidir. Okurun dikkatini daha önce ele alınan kuzeydeki yerlerden daha güneyde bulunan bir yere taşır ve orada yeni bir örnek sunar. Buradaki further fiziksel ve coğrafi bir anlam taşır: güneye doğru daha uzakta. Virgül, bu geçiş işaretini cümlenin ana bilgisinden ayırır.

Alıştırma

Bir yazı kuzey dağlarındaki bir hayvanı anlattıktan sonra güneydeki daha sıcak vadilerde yaşayan bir türe geçiyor. Bu coğrafi geçişi hangi başlangıç açıkça belirtir?

  1. Further south, a different species lives in the warmer valleys.
  2. Furthermore, a different species lives in the warmer valleys.
  3. Much later, a different species lives in the warmer valleys.
Cevabı göster

Further south, a different species lives in the warmer valleys.

Over thousands of years living as nomadic hunters at sea, Kültür

1:54

Denizde göçebe avcılar olarak yaşadıkları binlerce yıl boyunca,

Kültür

nomadic hunters at sea: hareketli bir deniz yaşamı

Nomadic hunters at sea, hareketli yaşam biçimleri okyanusta yiyecek arayıp avlamaya bağlı olan insanları anlatır. Burada at sea, yaşadıkları ve çalıştıkları gerçek yeri belirtir. Over thousands of years uzun süreli bir arka plan kurar: tekrar tekrar dalmak ve denizde avlanmak, ara sıra yapılan bir hobi değil, nesiller boyunca hayatta kalmanın bir parçasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede nomadic hunters at sea kimleri anlatıyor?

  1. Tatildeyken bazen balık tutan turistler
  2. Karada avlanırken kafası karışan insanlar
  3. Hareketli bir yaşam sürüp okyanusta yiyecek avlayan insanlar
Cevabı göster

Hareketli bir yaşam sürüp okyanusta yiyecek avlayan insanlar

they have genetically hardwired unusually large spleens Deyimler

1:58

su altında daha uzun süre kalmalarını sağlayan,

Deyimler

genetically hardwired: genetik olarak doğuştan yerleşmiş

Hardwired başlangıçta sabit elektrik bağlantılarıyla kurulmuş bir sistemi anlatır. Burada mecazdır: olağan dışı büyük dalaklar, yalnızca alıştırmayla sonradan kazanılmış bir şey değil, bedene yerleşmiş kalıtsal bir biyolojik özellik olarak sunulur. Genetically, bu yerleşik özelliğin kaynağının genler olduğunu belirtir. Bilim iletişiminde genetically hardwired akılda kalıcı bir kısa anlatımdır; gerçek kabloları anlatmaz ve çevrenin hiçbir etkisi olamayacağı anlamına da gelmez.

Alıştırma

Bir biyoloji yazısında genetically hardwired ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Tek bir kısa eğitim sırasında öğrenilmiş
  2. Elektrik kabloları bağlanarak kurulmuş
  3. Kalıtsal biyolojik etkenlerle bedene yerleşmiş
Cevabı göster

Kalıtsal biyolojik etkenlerle bedene yerleşmiş

that act as oxygen stores, Kalıp ifadeler

2:03

oksijen deposu görevi gören alışılmadık derecede büyük dalaklara

enabling them to stay underwater for longer. Dilbilgisi

2:05

genetik olarak sahip olmuşlardır.

Kalıp ifadeler

act as oxygen stores: bir işlevi anlatma

Act as, “bir şeyin işlevini ya da rolünü üstlenmek” anlamına gelir. Burada that, daha önce sözü edilen alışılmadık derecede büyük dalaklara gönderme yapar; ilgi cümleciği de bunların oksijen deposu görevi gördüğünü anlatır. act as + rol veya işlev yapısında act, bir şeyin sistem içindeki görevini belirtir; burada “sahneye çıkıp rol yapmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin işlevini görmek” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: During power cuts, this battery can ____ an emergency power source.

Cevabı göster

act as

Dilbilgisi

enabling them to ...: sonuç ekleme

enabling them to stay underwater for longer biçimindeki -ing yan cümleciği, önceki olgunun sonucunu ekler: dalaklar oksijen deposu görevi gördüğü için insanlar su altında daha uzun süre kalabilir. Bu, act ile eş görevli ikinci bir ana fiil değildir. Tekrar kullanılabilecek kalıp virgül + enabling + kişi veya şey + to-infinitive biçimindedir. Enable, to-infinitive öncesinde bir nesne alır: enable someone to do something.

Alıştırma

Sonucu eklemek için enable fiilinin -ing biçimini kullanın: The app saves maps offline, ____ travelers to navigate without a signal.

Cevabı göster

enabling

An adaptation similar to that of deep-diving seals. Dilbilgisi

2:08

Derin dalış yapan foklarınkine benzer bir adaptasyon.

Dilbilgisi

similar to that of: Tekil bir ismi tekrar etmekten kaçınma

similar to that of ... “... ile ilişkili aynı türden şeye benzer” anlamına gelir. Bu cümlede that, daha önce geçen tekil adaptation isminin yerini tutar. Böylece ifade, adaptation kelimesini tekrarlamadan bir uyumu derinlere dalan fokların uyumuyla karşılaştırır. Buradaki that, bir yan cümle başlatan bağlaç değil, zamirdir. Tekrar edilecek isim tekil olduğunda bu yapı kullanılır; of ise that ile ilişkili kişi, grup, yer veya hayvanı bağlar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayın: The climate here is ____ northern Spain.

Cevabı göster

similar to that of

Though it may seem pedestrian by comparison, Kelime

2:13

Karşılaştırıldığında sıradan görünse de,

the ability to drink milk is another such adaptation. Anlatım akışı

2:16

süt içme yeteneği de böyle bir adaptasyondur.

Kelime

pedestrian by comparison: pedestrian kelimesinin soyut anlamı

Burada pedestrian, “sıradan, heyecan vermeyen veya özellikle etkileyici olmayan” anlamında bir sıfattır. By comparison, “daha önce söylenen şeylerle karşılaştırıldığında” demektir. Bu nedenle ifade, söz konusu uyumun önceki daha çarpıcı örneklere göre daha az dikkat çekici olduğunu anlatır. Bu ifade “yürüyen insanlarla ilgili” anlamına gelmez. Though it may seem ... bölümü, süt içebilme yeteneğinin sıradan göründüğünü kısa süreliğine kabul eder; ana cümle ise bunun yine de bir uyum olduğunu belirtir.

Alıştırma

“The first draft seemed pedestrian by comparison with the finished design” cümlesinde pedestrian ne anlama gelir?

  1. Sokakta yürüyen bir kişi
  2. Sıradan ve pek dikkat çekici olmayan
  3. Yürüyen insanlar için tasarlanmış
Cevabı göster

Sıradan ve pek dikkat çekici olmayan

Anlatım akışı

another such adaptation: aynı türden bir örnek daha eklemek

another such adaptation ifadesinde another aynı türden bir öğe daha ekler, such ise daha önce söz edilen adaptasyon türüne gönderimde bulunur. Burada sütü sindirebilme, daha önce oluşturulmuş kategorinin bir örneği daha olarak sınıflandırılır; such yalnızca vurgu yapan bir sözcük değildir. Tekrar kullanılabilen another such + tekil sayılabilen isim kalıbı, önceki açıklamayı yinelemeden yeni bir örnek eklemeyi sağlar: another such method, another such case.

Alıştırma

Daha önce bir konuşmacı şehirlerin su tasarrufu yaptığı iki yolu anlattı. “Rainwater collection is another such method” cümlesi ne yapar?

  1. Yağmur suyu toplamayı aynı türden bir yöntem daha olarak ekler.
  2. Yağmur suyu toplamanın önceki bütün yöntemlerden daha etkili olduğunu söyler.
  3. Yağmur suyu toplamayı ilgisiz bir konu olarak sunar.
Cevabı göster

Yağmur suyu toplamayı aynı türden bir yöntem daha olarak ekler.

All mammals can drink their mother's milk as babies.

2:20

Tüm memeliler bebekken annelerinin sütünü içebilir.

After weaning, Kelime

2:23

Sütten kesildikten sonra,

they switch off the gene that allows them to digest milk. Öbek fiiller

2:24

sütü sindirmelerini sağlayan geni kapatırlar.

Kelime

After weaning: sütten kesilme süreci tamamlandıktan sonra

Weaning, bir bebeğin veya genç memelinin anne sütüyle beslenmeyi yavaş yavaş bırakıp başka yiyeceklere geçmesi, yani sütten kesilme sürecidir. After weaning, bu geçiş tamamlandıktan sonra demektir. Bu cümlede ifade bir zaman belirtecidir: genin kapatılmasını sütle beslenme evresinden sonraya yerleştirir. “Zayıfladıktan sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede After weaning ne anlama gelir?

  1. Bir bebek veya genç hayvan fiziksel olarak zayıfladıktan sonra
  2. Bir bebek veya genç hayvan sütle beslenme döneminden çıktıktan sonra
  3. Bir bebek veya genç hayvan süt içmeye başlamadan önce
Cevabı göster

Bir bebek veya genç hayvan sütle beslenme döneminden çıktıktan sonra

Öbek fiiller

switch off: bir geni etkisiz hâle getirmek

Switch off, “bir şeyin çalışmasını veya etkin olmasını durdurmak” anlamına gelen, ayrılabilen bir öbek fiildir. Bu cümlede genin sütten kesilme sonrasında etkinliğini yitirdiğini anlatır. Nesne bir isimse tüm öbekten sonra veya iki parçasının arasında gelebilir: switch off the gene / switch the gene off. Nesne bir zamirse mutlaka araya girer: switch it off.

Alıştırma

“The body switches off a gene.” cümlesinde switches off ne anlama gelir?

  1. Biri genin üzerindeki fiziksel bir düğmeye basar.
  2. Gen etkisiz hâle gelir.
  3. Gen DNA'dan çıkarılır.
Cevabı göster

Gen etkisiz hâle gelir.

But communities in Sub-Saharan Africa,

2:28

Ancak Sahra Altı Afrika,

the Middle East and Northwest Europe

2:30

Orta Doğu ve Kuzeybatı Avrupa'da

that used cows for milk Kalıp ifadeler

2:33

inekleri süt için kullanan topluluklarda,

Kalıp ifadeler

used cows for milk: bir şeyi amaç veya ürün için kullanmak

Used cows for milk, use + something + for + purpose or product kalıbını izler ve bir şeyin belirli bir amaç veya ürün için kullanılmasını anlatır. Burada bu toplulukların inekleri süt kaynağı olarak beslediği veya kullandığı anlamına gelir. For sözcüğü, ineklerin ne sağlamak için kullanıldığını belirtir. Burada milk bir üründür; fayda gören bir kişi veya şey değildir.

Alıştırma

Amaç kalıbını tek sözcükle tamamlayın: People once used horses ____ transport.

Cevabı göster

for

have seen a rapid increase in DNA variants that prevent the gene from switching off Notlar

2:35

son 7 ila 8.000 yıl içinde

Dilbilgisi

prevent the gene from switching off: prevent + nesne + from + -ing

prevent + nesne + from + -ing kalıbı, nesnenin bir şey yapmasını ya da o olayın gerçekleşmesini engellemek demektir. Burada nesne the gene, engellenen olay ise switching off'tur. Bu cümlede switch off, etkisiz hâle gelmek anlamındadır. from'dan sonra switch yalın biçimi değil, switching biçimi gelir.

Alıştırma

Standart prevent + nesne + from + -ing kalıbını tek bir sözcükle tamamlayın: The guard prevents visitors ____ entering the lab.

Cevabı göster

from

over the last 7 to 8,000 years.

2:41

genin kapanmasını engelleyen DNA varyantlarında hızlı bir artış görülmüştür.

Kalıp ifadeler

have seen a rapid increase in: bir eğilimi ifade etmek

Burada see görme eylemini anlatmaz. X has/have seen a rapid increase in Y kalıbında see, deneyimlemek veya yaşamak anlamına gelir: Y, X'in içinde ya da X kapsamındaki kişiler arasında hızla artmıştır. Bu cümlede değişimden etkilenen gruplar communities, artan öğe ise DNA variants ifadesidir. have seen biçimindeki present perfect, artışı belirtilen zaman diliminde gerçekleşmiş ve bugünkü durumla bağlantılı bir değişim olarak sunar.

Alıştırma

“The region has seen a rapid increase in rainfall.” cümlesinde has seen ne anlama gelir?

  1. Bölgede yağış miktarı hızla artmıştır.
  2. Bölge, yağış miktarının hızla artmasına neden olmuştur.
  3. Bölge, yağışın artmasını gözleriyle izlemiştir.
Cevabı göster

Bölgede yağış miktarı hızla artmıştır.

At least in Europe, Anlatım akışı

2:44

En azından Avrupa'da,

milk drinking may have given people a source of calcium Dilbilgisi

2:45

süt içmek insanlara kalsiyum kaynağı sağlamış olabilir,

to aid in vitamin D production Kalıp ifadeler

2:48

D vitamini üretimine yardımcı olmak için,

Anlatım akışı

At least in Europe, ...: Bir iddianın kapsamını sınırlamak

Cümlenin başındaki At least in Europe, sonraki iddianın kapsamını Avrupa ile sınırlar. İddianın en azından Avrupa için geçerli olduğunu söyler; aynı iddianın diğer bütün bölgeler için de geçerli olduğunu söylemez. Bu tür bir kapsam belirteci, kanıtlar veya koşullar bölgeden bölgeye değişebildiğinde açıklamayı daha doğru tutar.

Alıştırma

İddiayı evrenselmiş gibi göstermek yerine bir bölgeyle en açık biçimde sınırlayan cümle hangisidir?

  1. The method always worked in every region.
  2. The method worked well everywhere.
  3. At least in this region, the method worked well.
Cevabı göster

At least in this region, the method worked well.

Dilbilgisi

may have given: Geçmişteki bir sonuç hakkında temkinli tahmin

May have given, may + have + geçmiş zaman ortacı given yapısını kullanarak geçmişteki bir olay, neden veya sonuç hakkında temkinli bir tahminde bulunur. Bu cümlede süt içmenin geçmişte olası bir kalsiyum kaynağı sağladığı söylenir; bunun kanıtlanmış bir açıklama olduğu ileri sürülmez. Bu ifade eylemi şimdiden önceki bir zamana yerleştirir: have given geçmişe işaret eder, may give ise genellikle şimdiki veya gelecek zamandaki olası bir eylemi anlatır. Given, give fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Hangi cümle geçmişteki bir etkiyi kesin değil, olası olarak doğru biçimde ifade eder?

  1. The old bridge may have given the town a new connection to nearby villages.
  2. The old bridge may give the town a new connection to nearby villages.
  3. The old bridge may have giving the town a new connection to nearby villages.
Cevabı göster

The old bridge may have given the town a new connection to nearby villages.

Kalıp ifadeler

aid in vitamin D production: D vitamini üretimine yardımcı olmak

aid in + isim öbeği veya gerundium, bir sürece yardım etmek ya da onu desteklemek anlamına gelir. Buradaki to aid in vitamin D production, amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve kalsiyum kaynağının neye yardımcı olabileceğini açıklar. Bu yapıda aid fiildir ve günlük konuşmadaki help ifadesinden daha resmidir. vitamin D production, desteklenen süreci gösterir; aid burada “yardım” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Resmî ifadeyi tamamlayın: These enzymes aid ____ digestion.

Cevabı göster

in

as they moved north Dilbilgisi

2:51

kuzeye göç ettiklerinde

and sunlight,

2:52

ve güneş ışığı,

the usual source of vitamin D, Dilbilgisi

2:53

D vitamininin alışılmış kaynağı,

decreased.

2:55

azaldığında.

Dilbilgisi

as they moved north: kuzeye doğru ilerledikçe

as they moved north içindeki as, başka bir değişimle aynı anda ilerleyen arka plan sürecini başlatır. Bu ifade “kuzeye doğru hareket ederken” veya “kuzeye doğru ilerledikçe” anlamına gelir; moved north kuzey yönüne hareket etmeyi anlatır. Buradaki as iki gelişmeyi aynı zaman çerçevesinde birbirine bağlar. Bir kimliği ya da rolü belirtmez ve tek başına doğrudan bir neden ileri sürmez. Bu cümlede kuzeye ilerleme, güneş ışığının azalmasının gerçekleştiği bağlamdır.

Alıştırma

İlk değişim ilerlerken ikinci değişimin de gerçekleştiğini en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. After night fell, the temperature dropped.
  2. As night fell, the temperature dropped.
  3. Because night fell, the temperature dropped.
Cevabı göster

As night fell, the temperature dropped.

Dilbilgisi

the usual source of vitamin D: açıklayıcı bir eşleme

the usual source of vitamin D ad öbeği, sunlight sözcüğünün hemen ardından gelir ve güneş ışığının olağan rolünü açıklar. Bu tür ad öbeğine açıklayıcı eşleme denir. Virgüller bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Araya giren öbek çıkarıldığında cümlenin ana yapısı yine sunlight decreased olur; vurgulanan sözcükler yeni bir yan cümle başlatmaz.

Alıştırma

Bu cümledeki açıklayıcı eşleme çıkarıldığında cümlenin ana yapısı hangisidir? The moon, Earth's natural satellite, reflects sunlight.

  1. The moon reflects sunlight.
  2. Earth's natural satellite reflects.
  3. The moon is Earth's natural satellite.
Cevabı göster

The moon reflects sunlight.

Though not always in obvious ways, Anlatım akışı

2:56

Her zaman bariz şekillerde olmasa da,

all of these changes improve people's chance of surviving to reproductive age. Kalıp ifadeler

2:59

tüm bu değişiklikler insanların üreme çağına kadar hayatta kalma şansını artırır.

Anlatım akışı

Though not always in obvious ways: cümle başında ödünleme

Though not always in obvious ways, cümle başında kullanılan bir ödünleme ifadesidir: önce etkilerin görülmesinin zor olabileceğini kabul eder. Ardından ana cümle konuşanın temel iddiasını verir. Bu sıralama, iddiayı geri çekmeden daha ölçülü hâle getirir. Bu başlangıç ifadesi kısaltılmıştır. Tam düşünce Though they do not always do so in obvious ways biçimine benzer; eksik özne ve eylem ana cümleden anlaşılır. Bu doğal bir eksiltidir, cümle hatası değildir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki ödünleme başlangıcının aynısıyla tamamlayın: ____, small acts of kindness can change a classroom.

Cevabı göster

Though not always in obvious ways

Kalıp ifadeler

chance of surviving to reproductive age: üreme çağına kadar hayatta kalma olasılığı

chance of + -ing, bir eylemin veya sonucun gerçekleşme olasılığını anlatır. Burada surviving to reproductive age, üremenin mümkün olduğu biyolojik aşamaya ulaşana kadar hayatta kalmak demektir. Evrim bağlamında reproductive age, sıradan yetişkinlikten daha özel bir kavramdır. İfadenin tamamı, bir değişikliğin insanların üreyebilecek kadar uzun yaşama ve genlerini sonraki nesle aktarma olasılığını artırıp artırmadığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Better protection improves young animals' ____ reproductive age.

Cevabı göster

chance of surviving to

That's what drives natural selection, Kalıp ifadeler

3:04

Doğal seçilimi yönlendiren şey de budur,

the force behind all these evolutionary changes. Deyimler

3:06

tüm bu evrimsel değişikliklerin arkasındaki güç.

Kalıp ifadeler

drive + soyut bir süreç: drives natural selection

drives natural selection ifadesinde drive, araç kullanmak değil, bir sürece neden olmak veya onu ileri taşımak demektir. Özne, doğal seçilim sürecinin gerçekleşmesini sağlayan etkeni belirtir. drive çoğu zaman change, growth veya innovation gibi soyut bir adı nesne olarak alır. Bu yapı özneyi bir sürecin ardındaki nedensel güç olarak sunar.

Alıştırma

“Public demand drives innovation.” cümlesinde drives ne anlama gelir?

  1. Yeniliğe neden olur veya onu ileri taşır.
  2. Yeniliği başka bir yere taşır.
  3. Yeniliği bir araç gibi kullanır.
Cevabı göster

Yeniliğe neden olur veya onu ileri taşır.

Deyimler

the force behind: bir sonucun arkasındaki temel itici güç

The force behind + isim, bir şeyin gerçekleşmesini veya gelişmesini sağlayan temel nedeni, etkiyi ya da motivasyonu belirtir. Buradaki force mecazidir; mutlaka fiziksel kuvvet anlamına gelmez. Bu cümlede natural selection, evrimsel değişimleri yönlendiren mekanizma olarak tanımlanır. Genel olarak bu yapı, bir sonuçla onu yönlendiren etken arasında bağlantı kurar.

Alıştırma

Cümleyi “temel itici neden” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Curiosity was ____ the discovery.

Cevabı göster

the force behind

Modern medicine removes many of these selective pressures Kelime

3:10

Modern tıp bu seçilim baskılarının çoğunu,

Kelime

these selective pressures: doğal seçilimi yönlendiren seçilim baskıları

Seçilim baskıları, bazı kalıtsal özellikleri hayatta kalma ve üreme açısından daha yararlı ya da zararlı hâle getiren çevre koşullarıdır. Belirli özelliklere sahip bireyler daha fazla yavru bıraktığı için bu koşullar doğal seçilimi yönlendirmeye yardımcı olur. Buradaki these, daha önce ele alınan baskılara gönderme yapar. Cümle, modern tıbbın bunların çoğunu ortadan kaldırdığını söyler; selective burada “seçici” veya “müşkülpesent” anlamına gelmez ve pressures yalnızca duygusal stres demek değildir.

Alıştırma

Evrimsel biyolojide selective pressures nedir?

  1. Hayatta kalmayı veya üreme başarısını etkileyen çevre koşulları
  2. Bir seçim yapmanın yol açtığı stres duygusu
  3. Tıbbi tedaviyi dikkatle seçmeye yönelik kurallar
Cevabı göster

Hayatta kalmayı veya üreme başarısını etkileyen çevre koşulları

by keeping us alive when our genes, Dilbilgisi

3:13

genlerimiz,

sometimes combined with infectious diseases,

3:16

bazen bulaşıcı hastalıklarla birleştiğinde,

would have killed us. Dilbilgisi

3:19

bizi öldürecekken bizi hayatta tutarak ortadan kaldırır.

Dilbilgisi

by keeping us alive: bir sonuca ulaşma yöntemini anlatmak

“by keeping us alive” yapısı, modern tıbbın seçilim baskılarını nasıl ortadan kaldırdığını açıklar. Bu yapı “Nasıl?” veya “Hangi yolla?” sorusuna cevap verir; buradaki by yer bildirmez. Keeping us alive, bizi hayatta tutmak anlamına gelir: keep fiilinden sonra nesne us ve sıfat tamamlayıcısı alive gelir. Bir eylemden ya da sonuçtan sonra by + -ing yapısı kullanıldığında, bu yapı sonucu oluşturan yöntemi gösterir. -ing eyleminin gizli öznesi genellikle ana cümlenin öznesiyle aynıdır; bu cümlede bizi hayatta tutan modern tıptır.

Alıştırma

Yöntem bildiren by + fiil-ing yapısını tamamlayın: The machine saves power ____ switching off when no one is nearby.

Cevabı göster

by

Dilbilgisi

would have killed us: gerçekleşmemiş geçmiş sonucu anlatmak

“Would have killed us” yapısı would have + geçmiş zaman ortacı biçimindedir. Ölümü gerçekten olmuş bir olay olarak değil, geçmişteki koşul farklı olsaydı ortaya çıkacak sonuç olarak sunar. Bu cümledeki örtük koşul kabaca “modern tıp bizi hayatta tutmamış olsaydı” şeklindedir. Bu yapı, alternatif bir geçmiş koşulu o koşulda beklenen sonuca bağlar: Genlerimiz, bazen bulaşıcı hastalıklarla birlikte, bizi öldürmüş olurdu. Modern tıp bu sonucu önlediği için ifade gerçekten öldüğümüzü söylemez.

Alıştırma

Köprünün orada olması sayesinde kasabanın bağlantısının sürdüğünü, köprü olmasaydı selin kasabayı izole edeceğini anlatan cümleyi seçin.

  1. Without the bridge, the flood would cut off the town.
  2. The flood cut off the town without the bridge.
  3. Without the bridge, the flood would have cut off the town.
Cevabı göster

Without the bridge, the flood would have cut off the town.

Antibiotics,

3:20

Antibiyotikler,

vaccines,

3:21

aşılar,

clean water,

3:22

temiz su,

and good sanitation

3:23

ve iyi sanitasyon

all make differences between our genes less important. Dilbilgisi

3:25

hepsi genlerimiz arasındaki farklılıkları daha az önemli hale getiriyor.

Dilbilgisi

make ... less important: bir şeyi daha az önemli hâle getirmek

all make differences between our genes less important ifadesinde make, make + nesne + sıfat tümleci kalıbını izler. Nesne differences between our genes, less important ise değişimden sonra bu nesnenin içinde bulunduğu durumu anlatır. Sıralanan etkenler değişimin nedeni olarak sunulur: genetik farklılıkların önemini azaltırlar. Bu nedenle less important bağımsız bir görüş değildir; sonucu göstererek make yapısını tamamlar.

Alıştırma

Gerçek zamanlı güncellemelerin basılı çizelgeleri daha az önemli hâle getirdiğini göstermek için dersteki iki kelimelik sıfat ifadesini kullanın: Real-time updates make printed schedules ____.

Cevabı göster

less important

Similarly,

3:29

Benzer şekilde,

our ability to cure childhood cancers,

3:29

çocukluk çağı kanserlerini iyileştirme,

surgically extract inflamed appendices, Kelime

3:32

iltihaplı apandisleri cerrahi olarak çıkarma,

and deliver babies whose mothers have life-threatening pregnancy-specific conditions, Kelime

3:35

ve anneleri yaşamı tehdit eden hamileliğe özgü rahatsızlıklara sahip bebekleri doğurtma yeteneğimiz,

Kelime

surgically extract inflamed appendices: resmî tıbbi anlam

Bu ifadede surgically, extract fiilini niteler ve işlemin nasıl yapıldığını belirtir. Extract çıkarmak anlamına gelir, inflamed iltihaptan etkilenmiş dokuyu anlatır ve appendices, appendix kelimesinin çoğul biçimlerinden biridir. İfadenin bütünü, iltihaplı apandislerin ameliyatla çıkarılması anlamına gelir. Appendices, kitapların sonuna eklenen bölümler anlamına da gelebilir; ancak surgically ve inflamed burada anatomik anlamı belirler. Cümle genel bir tıbbi beceriyi anlattığı için çoğul biçim farklı hastalara yapılan ameliyatları kapsayabilir; bir insanda normalde birden fazla apandis bulunduğunu göstermez.

Alıştırma

surgically extract inflamed appendices ifadesinde appendices neyi belirtir?

  1. Appendix adı verilen organın çoğul biçimini
  2. Cerrahi işlemler için yazılı talimatları
  3. Tıp kitaplarının sonundaki ek bölümleri
Cevabı göster

Appendix adı verilen organın çoğul biçimini

Kelime

deliver babies: deliver fiilinin tıbbi anlamı

deliver babies ifadesinde deliver, bebeğin doğmasına yardımcı olmak anlamına gelen tıbbi bir fiildir. Genellikle doğumla ilgili sağlık hizmeti vermeyi anlatır. Örtük özne doktor, ebe veya sağlık ekibidir; bu nedenle babies taşınan paketler değildir. Tam cümlede deliver babies, sıralanan tıbbi yeteneklerden biridir. Bir sağlık sisteminin doğuma yardımcı olabilme kapasitesini anlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede deliver a baby, bebeğin doğmasına yardımcı olmak anlamındadır?

  1. The doctor delivered a baby safely.
  2. The doctor gave birth to a baby safely.
  3. The doctor delivered a package safely.
Cevabı göster

The doctor delivered a baby safely.

Kelime

life-threatening pregnancy-specific conditions: art arda gelen birleşik niteleyiciler

Temel isim conditions kelimesidir; bu bağlamda tıbbi durumlar anlamına gelir. Life-threatening bu durumların yaşamı tehdit edebilecek kadar ciddi olduğunu belirtir. Pregnancy-specific ise tireyle yazılan ve gebeliğe özgü anlamına gelen birleşik bir sıfattır. İki niteleyici de conditions kelimesinden önce gelir ve onu birlikte açıklar. İfadeyi temel isimden dışa doğru okuyun: önce conditions, sonra pregnancy-specific conditions ve son olarak life-threatening pregnancy-specific conditions. Tam cümlede bu durumlar bebeklere değil, annelere aittir.

Alıştırma

life-threatening pregnancy-specific conditions ifadesinin en doğru anlamı hangisidir?

  1. belirli bir gebeliği farklı kılan ancak tıbbi olmayan durumlar
  2. gebeliğe özgü ve yaşamı tehdit edebilecek tıbbi durumlar
  3. günlük yaşamın herhangi bir yönüyle bağlantılı sıradan durumlar
Cevabı göster

gebeliğe özgü ve yaşamı tehdit edebilecek tıbbi durumlar

all tend to stop selection Kalıp ifadeler

3:41

daha fazla insanın üreme çağına kadar hayatta kalmasına izin vererek

by allowing more people to survive to a reproductive age.

3:43

seçilimi durdurma eğilimindedir.

Kalıp ifadeler

tend to stop selection: kesinlik değil, eğilim belirtmek

tend to + fiilin yalın biçimi, bir şeyin genellikle veya sık sık gerçekleştiğini ancak istisnaların mümkün olduğunu belirtir. tend to stop ifadesinde stop, to’dan sonra gelen fiilin yalın biçimidir. Burada tend to, iddianın kesinliğini azaltır: bu etkenler genel olarak seçilimi durdurma eğilimindedir, fakat cümle bunun her durumda gerçekleşeceğini garanti etmez. Tend burada “bakmak veya ilgilenmek” anlamında değildir; o ayrı anlamda tend a garden örneğindeki gibi bakılan kişi veya şeyi belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle istisnalara yer bırakan genel bir eğilim belirtir?

  1. Young plants always grow toward light without exception.
  2. Young plants tend to grow toward light.
  3. One young plant grew toward light yesterday.
Cevabı göster

Young plants tend to grow toward light.

But even if every person on Earth has access to modern medicine, Notlar

3:48

Ancak Dünya'daki herkes modern tıbba erişebilse bile,

it won't spell the end of human evolution. Deyimler

3:52

bu, insan evriminin sonu anlamına gelmeyecektir.

Dilbilgisi

even if: sonucu değiştirmeyen bir koşul

Even if, ödünleme anlamı taşıyan bir koşul getirir. Konuşan kişi tartışmayı sürdürmek için bu koşulu geçici olarak kabul eder veya hayal eder, ardından ana sonucun yine de geçerli olduğunu söyler. Bu cümlede herkesin modern tıbba erişmesi çok güçlü bir koşul olarak sunulur, ancak bu bile insan evrimini sona erdirmek için yeterli değildir. Even, “bu koşul da sonucu değiştirmez” anlamını ekler.

Alıştırma

Hangi bağlaç cümleyi en iyi şekilde tamamlar ve yağmurun kararı değiştirmeyeceğini gösterir? ____ it rains, the game will continue indoors.

  1. Because
  2. Even if
  3. If
Cevabı göster

Even if

Kalıp ifadeler

has access to modern medicine: have access to + isim

Bu cümlede has access to modern medicine, “modern tıbbi bakımı gerçekten alabilmek ve kullanabilmek” anlamına gelir. Buradaki access, yalnızca bilgisayarda oturum açma ya da resmî bir izin ayarı değil, bir hizmetin gerçekten ulaşılabilir olmasıyla ilgilidir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı have/has access to + isim biçimindedir. Burada access bir isimdir; to ise kaynak veya hizmeti tanıtan edattır.

Alıştırma

have access to kalıbını doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: With the new clinic, local families now ____ basic healthcare.

Cevabı göster

have access to

Deyimler

spell the end of human evolution: spell the end of + isim

Spell the end of something, “bir şeyin sona ermesine yol açmak” veya “sonunun yaklaştığı anlamına gelmek” demek olan mecazi bir ifadedir. Burada spell, “bir sözcüğü harf harf söylemek veya yazmak” anlamına gelmez. Cümledeki won't, insan evriminin sona ereceği sonucunu reddeder.

Alıştırma

spell the end of kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Losing one game won't ____ the team's season.

Cevabı göster

spell the end of

That's because there are other aspects of evolution besides natural selection.

3:55

Bunun nedeni, evrimin doğal seçilim dışında başka yönlerinin de olmasıdır.

Modern medicine makes genetic variation that would have been subject to natural selection Kelime

4:00

Modern tıp, doğal seçilime tabi olacak olan genetik varyasyonu

subject to what's called genetic drift instead. Anlatım akışı

4:05

bunun yerine genetik sürüklenme adı verilen şeye tabi kılar.

Kelime

subject to natural selection ... subject to genetic drift instead: farklı süreçlerin etkisi altında olmak

Vurgulanan iki subject to ifadesi de bir güç ya da sürecin etkisi veya işleyişi altında olmak anlamına gelir; burada subject, okul dersi anlamında kullanılmaz. İlk ifade genetik varyasyon üzerinde normalde etkili olacak süreci, ikinci ifade ise modern tıp durumu değiştirdikten sonraki süreci anlatır. Aynı yapının tekrarlanması karşılaştırmayı belirginleştirir: Varyasyon doğal seçilime tabi olacaktı, ama bunun yerine genetik sürüklenmeye tabidir. Burada subject, be subject to + isim yapısında bir sıfattır.

Alıştırma

“Bir etkinin veya kontrolün altında olmak” anlamındaki aynı ifadeyi iki boşluğa yazın: The first draft was ____ review, but the final version was ____ a public vote.

Cevabı göster

subject to · subject to

Anlatım akışı

what's called genetic drift: bir terimin adını tanıtma

Burada what's, what is ifadesinin kısaltmasıdır. What's called + bir ad, “o adla anılan şey” veya “... adı verilen şey” anlamına gelir. Bu cümlede genetic drift tanıtılan terimdir ve bütün ifade subject to edatından sonra gelen isim öbeğidir; soru değildir. Açıklama yaparken bu yapı, teknik bir fikri ortaya koyarken onun adını da aynı anda vermeyi sağlar. Called burada “adı verilen” anlamındadır; “telefon etmek” anlamında değildir.

Alıştırma

“... adı verilen” anlamındaki kısaltılmış ifadeyi tamamlayın: The device uses ____ ultrasonic ranging.

Cevabı göster

what's called

With genetic drift,

4:09

Genetik sürüklenme ile,

genetic differences vary randomly within a population. Kelime

4:11

genetik farklılıklar bir popülasyon içinde rastgele değişir.

Kelime

Genetik farklılıklar bir popülasyon içinde rastgele değişir

genetic differences vary randomly ifadesi, genetik farklılıkların sabit ya da öngörülebilir bir yönde değil, rastgele değiştiğini anlatır. Burada vary değişimi veya farklılığı, randomly ise değişimin nasıl gerçekleştiğini belirtir. within a population ifadesi kapsamı sınırlar. Değişim, tek bir biyolojik grubun üyeleri arasındaki gözlemlenir. Bu bağlamda population bir biyoloji terimidir ve mutlaka bir ülkenin toplam insan nüfusu anlamına gelmez.

Alıştırma

genetic differences vary randomly within a population ifadesini en iyi hangisi açıklar?

  1. Tek bir biyolojik popülasyonun üyeleri arasındaki farklılıklar öngörülebilir bir düzen olmadan değişir.
  2. Her ülkedeki bütün insanlar tamamen aynı genlere sahiptir.
  3. Bir popülasyon yalnızca bir bilim insanı onu kontrol ettiğinde değişir.
Cevabı göster

Tek bir biyolojik popülasyonun üyeleri arasındaki farklılıklar öngörülebilir bir düzen olmadan değişir.

On a genetic level, Anlatım akışı

4:15

Genetik düzeyde,

modern medicine might actually increase variety

4:16

modern tıp aslında çeşitliliği artırabilir

because harmful mutations don't kill people and thus aren't eliminated. Notlar

4:20

çünkü zararlı mutasyonlar insanları öldürmez ve bu nedenle ortadan kaldırılmaz.

Anlatım akışı

Genetik düzeyde: analiz kapsamını belirlemek

On a genetic level, cümlenin başına gelerek ardından gelen iddianın hangi boyut açısından anlaşılması gerektiğini belirtir. Genlerin veya kalıtımın bakış açısından demektir; fiziksel bir yüksekliği anlatmaz. Bu cümlede ifade, modern tıpla ilgili iddiayı genetik çeşitlilikle sınırlar. Bir düzeyde geçerli olan bir iddia, kanıt olmadan otomatik olarak bütün tıbbi, toplumsal veya kişisel etkiler için geçerli sayılmamalıdır.

Alıştırma

Cümlede On a genetic level ne işe yarar?

  1. Fiziksel bir yüksekliği anlatır.
  2. İddiayı genetik boyutla sınırlar.
  3. Adım adım tıbbi bir talimat verir.
Cevabı göster

İddiayı genetik boyutla sınırlar.

Kelime

harmful mutations: genetikte kullanılan kesin bir terim

Genetikte harmful mutations, sağlığı, hayatta kalmayı veya üreme başarısını azaltabilecek genetik değişiklikler demektir. Mutation her türlü değişiklik anlamına gelmez; genetik materyaldeki bir değişikliği belirtir. Harmful ise bunun biyolojik etkisini açıklar. Bu ifade ahlaki değil, betimleyici bir ifadedir. Harmful, mutasyonun hayatta kalmayı veya üremeyi zorlaştırabileceğini anlatır; bir kişinin ya da seçimin “kötü” olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir genetik dersi bağlamında, bu cümlede harmful mutations ne anlama gelir?

  1. Birine zarar vermek için yapılan kasıtlı eylemler
  2. İnsanların kişisel olarak hoşlanmadığı her türlü değişiklik
  3. Sağlığa veya hayatta kalmaya zarar verebilecek genetik değişiklikler
Cevabı göster

Sağlığa veya hayatta kalmaya zarar verebilecek genetik değişiklikler

Anlatım akışı

thus aren't eliminated: edilgen bir sonucu belirtmek

Thus, “sonuç olarak” veya “bu nedenle” anlamına gelir ve ikinci kısmın birinci kısımdan çıkan sonuç olduğunu gösterir: mutasyonlar onları taşıyan kişileri öldürmez, bu yüzden popülasyondan ortadan kaldırılmaz. Aren't eliminated edilgen bir yapıdır. Harmful mutations ortadan kaldırılmayan şeydir; onları ortadan kaldıran güç ya da süreç belirtilmez. Bu cümlede ifade, neden ve sonuçtan oluşan bir mekanizmayı kısa biçimde özetler.

Alıştırma

Bir nedeni edilgen bir sonuca bağlamak için thus'ı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The trait caused no serious harm unless it wasn't eliminated.
  2. The trait caused no serious harm but thus wasn't eliminated.
  3. The trait caused no serious harm and thus wasn't eliminated.
Cevabı göster

The trait caused no serious harm and thus wasn't eliminated.

This variation doesn't necessarily translate to observable or phenotypic differences among people. Kalıp ifadeler

4:24

Bu varyasyonun, insanlar arasında gözlemlenebilir veya fenotipik farklılıklara dönüşmesi şart değildir.

Kalıp ifadeler

doesn't necessarily translate to observable or phenotypic differences: gözlemlenebilir veya fenotipik farklılıklara mutlaka dönüşmez

Burada ‘translate to’, “bir sonuç olarak ortaya çıkmak” veya “bir sonuca dönüşmek” anlamındadır; bir dili başka bir dile çevirmek anlamında değildir. Varyasyon var olabilir, ancak insanların gözlemleyebileceği ya da bilimin fenotipik olarak sınıflandırdığı farklılıkları mutlaka ortaya çıkarmayabilir. ‘doesn't necessarily’ ifadeyi sınırlar: varyasyonun bu farklılıkları yaratacağını garanti etmez, fakat bunun hiçbir zaman gerçekleşemeyeceğini de söylemez. ‘among people’ karşılaştırılan grubun insanlar olduğunu gösterir.

Alıştırma

Yüksek fiyatın yüksek kaliteye yol açabileceğini, ancak bunun kesin olmadığını anlatan cümle hangisidir?

  1. A high price guarantees high quality.
  2. A high price has nothing to do with quality.
  3. A high price doesn't necessarily translate to high quality.
Cevabı göster

A high price doesn't necessarily translate to high quality.

However,

4:31

Ancak,

researchers have also been investigating whether genetic adaptations to a specific environment Dilbilgisi

4:32

araştırmacılar belirli bir ortama yönelik genetik adaptasyonların

could appear very quickly through epigenetic modification, Kelime

4:38

epigenetik modifikasyon yoluyla çok hızlı bir şekilde ortaya çıkıp çıkamayacağını da araştırıyorlar,

Dilbilgisi

have also been investigating whether: ayrıca ... olup olmadığını araştırıyorlar

‘have also been investigating’ present perfect progressive yapısıdır: araştırma daha önce başlamış ve şimdiye kadar sürmüş ya da yakın zamanda devam etmiştir. ‘also’, bu sorunun diğer araştırma faaliyetlerine ek olduğunu gösterir. ‘whether’ açık bir evet-hayır sorusu başlatır. Cümle bir araştırmanın sürdüğünü bildirir; uyumların hızlıca ortaya çıkabileceğini doğrulanmış bir gerçek olarak sunmaz.

Alıştırma

Bilim insanlarının açık bir soruyu araştırmaya devam ettiğini göstermek için cümleyi tamamlayın: Alongside other questions, scientists ____ climate change affects bird migration.

Cevabı göster

have also been investigating whether

changes not to genes themselves, Dilbilgisi

4:42

bu genlerin kendi değişiklikleri değil,

but to whether and when certain genes are expressed.

4:44

belirli genlerin ifade edilip edilmediği ve ne zaman ifade edildiği ile ilgili değişikliklerdir.

Kelime

through epigenetic modification: epigenetik modifikasyon yoluyla

Through burada mekanizmayı gösterir: değişim epigenetik modifikasyon yoluyla gerçekleşebilir. Epigenetik modifikasyon, DNA dizisinin kendisini değiştirmeden genlerin ifade edilip edilmediğini, ne zaman veya ne ölçüde ifade edildiğini belirleyen düzenlemeyi değiştirir. Buradaki epi-, biyolojiye ait teknik bir terimin parçasıdır; sıradan bir güçlendirme ön eki değildir.

Alıştırma

Bu cümlede epigenetic modification ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. DNA dizisini değiştirmeden genlerin nasıl ifade edildiğini değiştirir.
  2. Bir canlıdaki gözle görülebilen her türlü değişim anlamına gelir.
  3. Bir geni tamamen farklı bir genle değiştirir.
Cevabı göster

DNA dizisini değiştirmeden genlerin nasıl ifade edildiğini değiştirir.

Dilbilgisi

not to ..., but to ... ile değişikliğin hedefini düzeltme

Eşleşen not to A, but to B yapısı A’yı reddeder ve gerçek hedefin B olduğunu belirtir. Ana fikir but sözcüğünden sonra gelir; bu bölüm yalnızca ek bilgi değildir. Bu cümlede iki bölüm de changes to kalıbını tamamlar: changes not to genes themselves, but to whether and when certain genes are expressed. to sözcüğünün tekrarlanması A ile B’yi dil bilgisi bakımından paralel tutar.

Alıştırma

Düzeltmeyi not to ..., but to ... eşleşen yapısıyla tamamlayın: The new rule applies ____ the players themselves, ____ how their scores are calculated.

Cevabı göster

not to · but to

These changes can happen during a lifetime

4:48

Bu değişiklikler bir yaşam boyunca meydana gelebilir

and may even be passed to offspring. Kalıp ifadeler

4:51

ve hatta yavrulara geçebilir.

Kalıp ifadeler

passed to offspring: kalıtsal aktarımı anlatan edilgen ifade

passed to offspring içindeki edilgen ifade passed to, değişikliklerin sonraki bir nesle aktarılması anlamına gelir. Offspring, insan, hayvan veya bitkinin yavrularını ya da soyundan gelenlerini anlatan bilimsel bir terimdir; burada değişiklikleri miras alabilecek sonraki nesli ifade eder. Değişiklikler aktarılan şey olduğu için cümle, kimin aktardığından çok aktarımın sonucuna odaklanır. Bu kalıp, kalıtsal özellikleri veya nesiller arasında geçen etkileri anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Some protective traits may be ____.

Cevabı göster

passed to offspring

But so far, Kalıp ifadeler

4:54

Fakat şimdiye kadar,

Kalıp ifadeler

But so far: dönüş ve sonucu şimdiyle sınırlama

But, önce söylenenlerden farklı bir yöne geçildiğini veya önceki ifadeye bir sınırlama getirildiğini gösterir. So far ise sonraki yargıyı ilgili başlangıç noktasından şimdiye kadar olan dönemle sınırlar; bu nedenle gelecekteki kanıtlar sonucu değiştirebilir. Cümlenin başındaki But so far, mevcut sonucu, sınırlamayı veya henüz çözülmemiş durumu açıklayan bir söylem başlangıcıdır. Tek başına tam bir sonuç bildirmez.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: But so far, we haven't found any problems cümlesinde so far, ileride hiçbir sorun çıkmayacağını garanti eder.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

researchers are conflicted over whether epigenetic modifications can really persist over many generations Kalıp ifadeler

4:55

araştırmacılar epigenetik modifikasyonların gerçekten birçok nesil boyunca sürüp süremeyeceği

Kalıp ifadeler

really persist over many generations: uzun bir zaman dilimi boyunca sürmek

Persist, çabucak ortadan kalkmak yerine “var olmaya devam etmek” demektir. Over many generations zaman aralığını verir: değişiklikler bir nesilden diğerine varlığını sürdürür; nesillerin üzerinde bulunmaz. Daha geniş whether yan cümlesinde really, kanıtla ilgili soruyu vurgular: bu devamlılık gerçekten gerçekleşebilir mi? Yeniden kullanılabilir persist over + zaman dilimi kalıbı, bir şeyin bu süre boyunca varlığını sürdürmesini öne çıkarır.

Alıştırma

Hangi cümle zararlı bir etkinin onlarca yıl boyunca devam ettiğini belirtir?

  1. The harmful effect appeared after several decades.
  2. The harmful effect spread over several regions.
  3. The harmful effect persisted over several decades.
Cevabı göster

The harmful effect persisted over several decades.

and lead to lasting changes in populations. Kalıp ifadeler

5:02

ve popülasyonlarda kalıcı değişikliklere yol açıp açamayacağı konusunda çelişki içerisindeler.

Kalıp ifadeler

are conflicted over whether: üzerinde uzlaşılmamış bir soruyu belirtmek

Bu cümlede are conflicted over whether, araştırmacıların ardından gelen soru konusunda üzerinde uzlaşılmış tek bir görüşe sahip olmadığını anlatır. researchers gibi çoğul bir grup söz konusu olduğunda conflicted, grup içindeki farklı görüşleri veya belirsizliği ifade edebilir; silahlı çatışma anlamına gelmez. Over, anlaşmazlığa ya da belirsizliğe neden olan konuyu; whether ise evet-hayır sorusunu tanıtır. Yeniden kullanılabilir kalıplar be conflicted over whether + yan cümle ve be conflicted over whether to + fiil biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The board members ____ to delay the launch.

Cevabı göster

are conflicted over whether

Kalıp ifadeler

lead to lasting changes in populations: popülasyonlarda kalıcı değişikliklere yol açmak

Lead to, “neden olmak” veya “bir sonuca yol açmak” anlamına gelen bir fiil öbeğidir. Bir süreci ya da eylemi, onun ortaya çıkardığı sonuca bağlar. Burada sonuç lasting changes in populations, yani yalnızca tek bir kişide kısa süreli olmayan, bir grup içinde zamanla devam eden değişikliklerdir. Bu ifade uzun vadeli etkileri anlatmak için kullanılır; ancak önceki etkenin tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Neden-sonuç ifadesini tamamlayın: Poor sleep can ____ lasting changes in mood.

Cevabı göster

lead to

There may also be other contributors to human evolution. Kalıp ifadeler

5:06

İnsan evrimine katkıda bulunan başka faktörler de olabilir.

Kalıp ifadeler

other contributors to human evolution: insan evrimine katkıda bulunan diğer etkenler

Bir şeye contributor to denmesi, o sonucun ortaya çıkmasına yardımcı olan kişi, etken veya koşulu anlatır. Bu cümlede other contributors to human evolution, insan evrimini şekillendirmiş olabilecek ek etkenler anlamına gelir; contributors çoğuldur çünkü birden fazla etken söz konusu olabilir. Other, daha önce sözü edilen etkenlere ek olarak başka olasılıkların da bulunduğunu gösterir. Bu ifade, herhangi bir etkenin tek neden olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir sonucu oluşturmaya yardımcı olan tek bir etkeni anlatan ifadeyi tamamlayın: Regular practice is an important ____ steady progress.

Cevabı göster

contributor to

Modern medicine and technology are very new,

5:10

Modern tıp ve teknoloji çok yenidir,

even compared to the quickest, most recent changes by natural selection. Dilbilgisi

5:13

doğal seçilimin en hızlı, en son değişiklikleriyle karşılaştırıldığında bile böyledir.

Dilbilgisi

even compared to: ... ile karşılaştırıldığında bile

even compared to, güçlü ya da uç bir ölçütle karşılaştırma yapar ve önceki yargının bu ölçüte rağmen hâlâ geçerli olduğunu gösterir. İki şeyi yalnızca sıralamaz; yargıya şaşırtıcılık ve vurgu katar. Bu cümlede doğal seçilimdeki en hızlı ve en yakın tarihli değişimler özellikle zorlayıcı bir karşılaştırma ölçütüdür. Buna rağmen modern tıp ve teknoloji çok yeni görünür; even de bu şaşırtıcı sonucu vurgular.

Alıştırma

Karşılaştırmayı vurgulayan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: This phone is inexpensive, ____ last year's model.

Cevabı göster

even compared to

So only time can tell Deyimler

5:17

Yani bugünün geleceğimizi nasıl şekillendireceğini

how our present will shape our future. Deyimler

5:19

sadece zaman gösterebilir.

Deyimler

So only time can tell: cevabı zaman gösterecek

only time can tell, cevabın henüz bilinemeyeceğini ve sonucun ancak olaylar geliştikçe anlaşılacağını anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada zaman, sonucu ortaya çıkaran bir varlık gibi kişileştirilir; zamanın kelimenin gerçek anlamıyla konuştuğu söylenmez. Cümlenin başındaki So, bu temkinli sonucu önceki tartışmaya bağlar: konuşmacı, bugünün geleceği nasıl etkileyeceğini henüz bilemez. İfade, kesin bir tahminde bulunmak yerine belirsizliği koruyarak öngörüyü sonlandırır.

Alıştırma

Sonucun ancak daha sonra anlaşılacağını anlatan kalıplaşmış ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The evidence is limited, so ____ whether the plan will work.

Cevabı göster

only time can tell

Deyimler

shape our future: geleceğin nasıl oluşacağını etkilemek

Burada shape, bir nesneye fiziksel biçim vermek değil, bir şeyin nasıl gelişeceğini güçlü biçimde etkilemek demektir. İçinde bulunduğumuz dönem, geleceğin oluşmasına yardım eden bir güç gibi ele alınıyor. our future gibi soyut bir nesneyle kullanıldığında shape, onun yönü üzerinde önemli bir etki olduğunu anlatır; ancak tam kontrol anlamına gelmez. how our present will shape our future yan cümlesi, bu etkinin nasıl gerçekleşeceğini sorar.

Alıştırma

Early experiences can shape a child's confidence cümlesinde shape ne anlama gelir?

  1. Özgüvene fiziksel bir dış hat vermek
  2. Özgüvenin nasıl gelişeceğini etkilemek
  3. Gelecekteki her sonucu tamamen belirlemek
Cevabı göster

Özgüvenin nasıl gelişeceğini etkilemek

Earth is 4.5 billion years old.

5:23

Dünya 4,5 milyar yaşındadır.

How did humans come to define Öbek fiiller

5:27

İnsanlar bu sürenin bu kadar küçük bir diliminde

it in such a tiny fraction of that time? Kalıp ifadeler

5:28

Dünya'yı şekillendiren tür hâline nasıl geldi?

Öbek fiiller

come to define: zamanla tanımlama noktasına gelmek

come to + fiilin yalın hâli yapısında come, fiziksel hareketi anlatmaz. Bu yapı, bir kişinin bir süreçten sonra sonunda yeni bir eyleme, anlayışa, duruma veya sonuca ulaşmasını ifade eder. Buradaki come to define, onu tanımlamayı insanların zaman içinde ulaştığı bir aşama olarak sunar. Soru, insanların onu tanımlamak için bir yere nasıl gittiğini değil, bu gelişimin nasıl bu kadar hızlı gerçekleştiğini sorar.

Alıştırma

Cümleyi come to + understand yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After many conversations, I ____ why the decision was necessary.

Cevabı göster

came to understand

Kalıp ifadeler

in such a tiny fraction of that time: o zamanın böylesine küçük bir bölümü içinde

A fraction of yalnızca matematiksel bir kesir değil, daha büyük bir bütünün bir parçası anlamına da gelir. Bu cümlede in such a tiny fraction of that time, sürecin söz konusu toplam zamanın son derece küçük bir bölümünde gerçekleştiğini anlatır. Such a + sıfat + tekil isim yapısı anlatımı güçlendirir; such a tiny fraction, oranın olağanüstü derecede küçük olduğunu vurgular. Buradaki that time daha önce sözü edilen çok uzun döneme gönderme yapar ve devasa bütünle kullanılan kısa süre arasında güçlü bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Sorudaki “in such a tiny fraction of that time” neyi vurgular?

  1. Zamanın yazılı bir matematik kesri olarak ifade edildiğini
  2. İnsanların toplam zamanın büyük bölümünü kullandığını
  3. İnsanların toplam zamanın son derece küçük bir bölümünü kullandığını
Cevabı göster

İnsanların toplam zamanın son derece küçük bir bölümünü kullandığını

Is what makes us brilliant the same thing that makes us deadly? Dilbilgisi

5:31

Bizi harika yapan şeyle, bizi ölümcül yapan şey aynı mı?

Dilbilgisi

what makes us brilliant ... that makes us deadly: bizi üstün kılan ve ölümcül kılan şey

What makes us brilliant bir isim cümleciğidir; bizi üstün kılan niteliği veya şeyi adlandırır ve sorunun öznesi olarak görev yapar. Buradaki what, yaklaşık olarak the thing that anlamındadır; tek başına bir nesneyi soran ayrı bir soru değildir. The same thing that makes us deadly, the same thing ifadesini niteleyen bir relative clause içerir. Makes us + sıfat yapısının tekrarlanması paralel bir yapı kurar ve üstünlükle tehlikeyi tek bir temel niteliğin iki olası sonucu olarak bağlar. Deadly, ölüme yol açabilecek anlamına gelir; bu yüzden ikinci tarafı bilerek güçlü kılar. Sorunun tamamı bu bağlantı üzerine düşünmeye davet eder.

Alıştırma

Bir niteliğin iki sonuca yol açıp açmadığını soran paralel yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Does what makes the bridge strong is the same thing that makes it flexible?
  2. Is what makes the bridge strong the same thing makes it flexible?
  3. Is what makes the bridge strong the same thing that makes it flexible?
Cevabı göster

Is what makes the bridge strong the same thing that makes it flexible?

Explore our place in the universe with Sapiens. Deyimler

5:35

Sapiens ile evrendeki yerimizi keşfedin.

Deyimler

our place in the universe: fiziksel bir konumdan daha fazlası

Bu cümlede our place in the universe, insanlığın fiziksel konumundan daha fazlasını ifade eder. İnsanların daha büyük evrenin içinde nasıl bir yere sahip olduğunu; rolümüzü, ilişkilerimizi ve önemimizi sorgular. our place in nature veya our place in society gibi ifadelerde place, haritadaki bir noktadan ziyade soyut bir konumu ya da rolü belirtebilir.

Alıştırma

İnsanlığı konu alan bir belgeselde our place in the universe ifadesi büyük olasılıkla neyi anlatır?

  1. Her insanın kesin koordinatlarını
  2. Uzayın bir yerinde ayrılmış bir koltuğu
  3. İnsanlığın evrendeki rolünü, ilişkisini ve önemini
Cevabı göster

İnsanlığın evrendeki rolünü, ilişkisini ve önemini

Download a free audiobook version from audible.com/ted-ed

5:38

audible.com/ted-ed’den ücretsiz sesli kitap sürümünü indirin

and consider what's next for our kind. Kalıp ifadeler

5:43

ve türümüz için sırada ne olduğunu düşünün.

Kalıp ifadeler

what's next for our kind: insanlığın geleceği

What's next for ... bir kişinin ya da şeyin başına bundan sonra ne geleceğini veya sonraki aşamada nasıl gelişeceğini sorar. Burada our kind, ait olduğumuz grubu veya türü, yani insanlığı ifade eder. Kind burada “tür” ya da “grup” anlamına gelen bir isimdir; “nazik veya düşünceli” anlamındaki kind sıfatı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede what's next for our kind ne anlama gelir?

  1. Bir listedeki sonraki kategori hangisi?
  2. Gelecekte insanlığa ne olacak?
  3. Sırada kim nazik olacak?
Cevabı göster

Gelecekte insanlığa ne olacak?