Senin Teman: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
1.126 kelime 197 kel/dk

Video özeti: esnek bir kişisel tema katı kararların yerini alır ve bir mevsim boyunca küçük seçimleri yönlendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. All that matters is the trend line. (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): All that matters is ... odak yapısıyla tekil ölçümler yerine belirleyici ölçütü öne çıkarın. 2. More on that in a moment. (Söylem, hikâye anlatımı ve retorik): ayrıntıyı erteleyen ve açıklamaya kısa süre sonra dönüleceğini bildiren ileriye dönük işareti tanıyın. 3. Not all tools need sharp edges. (Deyimler ve mecazlı ifadeler): araç benzetmesini gerçek ekipman sözü olarak değil, geniş ve yumuşak yönlendirmenin savunusu olarak yorumlayın.

Bu derste

Did you set a New Year's resolution for yourself?

0:00

Kendine bir Yeni Yıl kararı koydun mu?

How's that going?

0:02

Nasıl gidiyor?

I don't know when in the year you're watching,

0:03

Bunu yılın hangi zamanında izliyorsun bilmiyorum,

but if I had to bet on the status of your resolution, Dilbilgisi

0:05

ama kararlarının durumu üzerine bahse girmem gerekirse,

it's probably not flourishing,

0:08

muhtemelen çok iyi gitmiyor,

but failed or foregone.

0:10

aksine başarısız oldu ya da vazgeçildi.

Dilbilgisi

İhtiyatlı bir tahmin için “if I had to bet”

Burada “if I had to bet”, “bir tahminde bulunmak zorunda olsaydım” anlamına gelir. Geçmiş zaman biçimi had, hayalî bir koşulu belirtir. Kimse konuşanı gerçekten bahis oynamaya zorlamaz ve ifade geçmişteki bir zorunluluğu anlatmaz. Bu ifade, deneyime dayalı oldukça güçlü bir güveni gösterirken iddiayı yumuşatır. Bir sonuç olası göründüğünde fakat kesin olmadığında tahmine giriş yapmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

“If I had to bet, the blue team will win,” cümlesinde “if I had to bet” ne anlatır?

  1. Konuşan ihtiyatlı ama oldukça güvenli bir tahminde bulunuyor.
  2. Konuşan geçmişte kumar oynamaya zorlandı.
  3. Konuşanın olası sonuç hakkında hiçbir fikri yok.
Cevabı göster

Konuşan ihtiyatlı ama oldukça güvenli bir tahminde bulunuyor.

This is usually what the effort curve on resolutions looks like.

0:12

Kararlar üzerindeki çaba eğrisi genellikle böyledir.

If New Year's is new to you,

0:16

Eğer Yeni Yıl senin için yeni bir şeyse,

you are forgiven for not knowing,

0:17

bilmemen affedilebilir,

but come on,

0:19

ama hadi canım,

this isn't your first resolution rodeo. Deyimler

0:20

bu senin ilk karar rodeon değil.

Deyimler

Bir deyimin değiştirilmiş hâli olarak “This isn't your first resolution rodeo”

“This isn't your first rodeo”, “bu tür bir durumla daha önce de başa çıktın” anlamına gelen samimi bir deyimdir. Burada resolution, rodeo sözcüğünün önüne getirilerek deyim, tekrar tekrar karar alma girişimleriyle ilişkilendirilir. Cümle gerçek bir rodeodan söz etmez. Beklenmedik değişiklik, tanıdık deyimin anlaşılmasını korurken dinleyicinin bu döngüyü zaten bildiğini eğlenceli ve hafifçe takılan bir dille ima eder.

Alıştırma

“This isn't your first resolution rodeo” ifadesinin en iyi yorumu hangisidir?

  1. Herhangi bir plan yapman ilk kez oluyor.
  2. Kararlarla ilgili gerçek bir rodeoda yarıştın.
  3. Daha önce karar alıp ondan vazgeçme sürecini yaşadın.
Cevabı göster

Daha önce karar alıp ondan vazgeçme sürecini yaşadın.

You've been here before,

0:22

Daha önce de buradaydın,

saddled up to a resolution,

0:23

bir kararın eyerine oturdun,

gotten thrown off in short order, Kalıp ifadeler

0:25

kısa sürede üstünden atıldın,

only to come back next year to pick a buck of a different color, Dilbilgisi

0:26

ve sadece ertesi yıl geri dönüp farklı renkte bir at seçtin,

Kalıp ifadeler

in short order: çok kısa bir süre içinde

In short order, “çok kısa bir süre içinde” veya “çok geçmeden” demektir. Burada, deneme başladıktan kısa süre sonra kişinin sırtından atıldığını gösterir. Bu üç sözcüğü tek bir zaman ifadesi olarak ele alın. Buradaki order, “emir” veya “sipariş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, short ve order sözcüklerini içeren ve “çok kısa bir süre içinde” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The repair team fixed the broken gate ____, so the park reopened before noon.

Cevabı göster

in short order

Dilbilgisi

only to come back: beklenmedik bir sonraki sonuç

Only to + fiilin yalın hâli, ardından gerçekleşen olayı beklenmedik, ironik veya hayal kırıklığı yaratan bir sonuç olarak tanıtır. Burada only to come back, sırtından atıldıktan sonra ertesi yıl geri dönmenin can sıkıcı sonuç olduğunu gösterir. Bu bir sonuç yapısıdır, amaç yapısı değildir. Only burada “yalnızca bir tane” anlamına gelmez; önceki eylemin istenmeyen veya şaşırtıcı bir sona yol açtığı hissini katar.

Alıştırma

Beklenmedik sonuç yapısını, only to + find fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: Leo hurried to the shop, ____ it already closed.

Cevabı göster

only to find

or worse,

0:30

ya da daha kötüsü,

the same.

0:30

aynısını.

Riding, rolling, retreating, returning.

0:31

Sürüyor, yuvarlanıyor, geri çekiliyor, geri dönüyorsun.

year after year after year of your unchanging life

0:34

değişmeyen hayatının yılları birbirini kovalıyor

until a disappointed reaper calls time. Deyimler

0:38

ta ki hayal kırıklığına uğramış bir Azrail sürenin dolduğunu söyleyene kadar.

Deyimler

Calls time: sona erdiğini ilan etmek

Calls time, birinin bir şeyin sona ermesi gerektiğini ilan etmesi anlamına gelir. Burada ölüm meleği, bir oyunu veya etkinliği durduran bir görevli gibi düşünülür; dolayısıyla ifade, ölümün bir insanın hayatını sona erdirdiği anlamını taşır. Bu ifade birine telefon etmek veya saati söylemekle ilgili değildir. Hayatı resmî olarak durdurulabilen bir süreç gibi göstererek kara mizah yaratır.

Alıştırma

“The chair called time on the discussion.” cümlesinde “called time” ne anlama gelir?

  1. tartışmanın daha erken başlamasını sağladı
  2. tartışmanın sona erdiğini ilan etti
  3. tartışmanın saat kaçta başladığını sordu
Cevabı göster

tartışmanın sona erdiğini ilan etti

New Year's resolutions suck.

0:41

Yeni Yıl kararları berbattır.

Human behavior change is really hard,

0:43

İnsan davranışını değiştirmek gerçekten zordur,

and the resolution rodeo,

0:45

ve bu karar rodeosu,

this is not the way.

0:47

doğru yol değil.

Instead,

0:49

Bunun yerine,

to accomplish what you want out of resolutions,

0:49

kararlarından elde etmek istediğin şeyi,

positive life change,

0:51

yani hayattaki olumlu değişimi,

but in a better way,

0:52

daha iyi bir yolla başarmak için,

allow me to suggest a gentler idea. Ton ve niyet

0:54

sana daha nazik bir fikir önermeme izin ver.

Ton ve niyet

Allow me to suggest: resmî ve ölçülü bir giriş

Allow me to suggest, bir tavsiyeyi veya alternatif fikri tanıtmanın resmî ve ölçülü bir yoludur. Buradaki allow me to genellikle gerçek bir izin istemez; konuşanın önerisini sunabilmesi için nazikçe alan açar. Doğrudan bir emirle karşılaştırıldığında bu giriş, öneriye geçişi daha ölçülü gösterir. Yapı allow me to + fiilin yalın hâlidir; allow me to explain, add veya clarify örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

Resmî bir toplantıda nazikçe alternatif sunmak istediğinizde hangi giriş en uygundur?

  1. Do this a different way.
  2. You have to use my idea.
  3. Allow me to suggest a different approach.
Cevabı göster

Allow me to suggest a different approach.

Give yourself a theme.

0:56

Kendine bir tema belirle.

Instead of setting yourself up to fail with Öbek fiiller

0:58

Kendini başarısızlığa hazırlamak yerine

I'm going to lose X pounds by next year

1:00

"Gelecek yıla kadar X kilo vereceğim"

or I'm going to read one book a week at least,

1:03

ya da "Haftada en az bir kitap okuyacağım" demek yerine,

Öbek fiiller

setting yourself up to fail: kegagalanı olası kılan koşullar yaratmak

Set yourself up to fail, bir planı, beklentiyi veya durumu başarısızlığı olası hâle getirecek biçimde düzenlemek demektir. Kişi genellikle başarılı olmak ister; risk, kasıtlı olarak kaybetme isteğinden değil, başlangıçtaki düzenlemeden kaynaklanır. Burada son derece zor ve gereğinden fazla kesin hedefler riskli düzenleme olarak sunuluyor. Kullanılan yapı set + dönüşlülük zamiri + up to fail şeklindedir: set myself, yourself veya herself up to fail gibi.

Alıştırma

Cümleyi, kişinin kendi başarısızlığını olası kılan koşullar yaratmak anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: If you plan eight difficult tasks for the same hour, you are ____.

Cevabı göster

setting yourself up to fail

a theme would be something like

1:06

bir tema şöyle bir şey olurdu:

year of reading or year of health.

1:08

okuma yılı ya da sağlık yılı.

Now, if that sounds a bit broad,

1:10

Eğer bu kulağa biraz geniş geliyorsa,

that's the point.

1:12

bütün mesele de bu zaten.

For some things,

1:13

Bazı şeyler için,

precision matters.

1:14

kesinlik önemlidir.

For others,

1:15

Diğerleri için,

it doesn't.

1:15

değildir.

And when trying to build yourself into a better version of yourself,

1:16

Ve kendini daha iyi bir versiyonuna dönüştürmeye çalışırken,

exact data points don't matter.

1:20

kesin veri noktalarının bir önemi yoktur.

All that matters is the trend line. Dilbilgisi

1:22

Tek önemli olan eğilim çizgisidir.

Dilbilgisi

All that matters is ...: önemli olan tek noktayı belirtmek

All that matters is X, X'in önemli kabul edilen tek nokta olduğu anlamına gelir. Burada kesin tekil ölçümler bir kenara bırakılıyor ve genel eğilim tek ölçüt hâline geliyor. Dil bilgisi bakımından that matters, all sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Bu ifade “her şey önemlidir” demek değildir; dikkati is sonrasında gelen unsura daraltır. Bu kısım bir isim öbeği, mastar ya da that yan cümlesi olabilir.

Alıştırma

Sırt çantası seçerken yalnızca bir ölçütün önemli olduğunu söyleyen cümle hangisidir?

  1. Everything about the backpack matters equally.
  2. What also matters is that the backpack fits comfortably.
  3. All that matters is that the backpack fits comfortably.
Cevabı göster

All that matters is that the backpack fits comfortably.

If the trend is going in the right direction,

1:24

Eğer eğilim doğru yöne gidiyorsa,

so are you. Dilbilgisi

1:25

sen de öyle gidiyorsun demektir.

Dilbilgisi

so are you: olumlu benzerlik bildiren devrik yapı

so are you yapısındaki so, “bu nedenle” değil, “aynı durum onun için de geçerli” anlamına gelir. Önceki yüklemin tamamını tekrarlamadan önceki düşünceyi devam ettirir. Kalıp so + be fiilinin veya yardımcı fiilin uygun biçimi + özne şeklindedir. Önceki yan cümlede is going kullanılır, ancak you ile are gerektiği için so are you denir. Böylece doğru yönde ilerleme düşüncesi kişiye de uygulanır.

Alıştırma

Noah’ın da doğru yönde ilerlediğini anlatmak için antrenörün Noah’a söylediği cümleyi tamamlayın. Devrik katılma kalıbını kullanın: “Mia is moving in the right direction, and ____.”

Cevabı göster

so are you

Just moving a trend from negative to positive is hard enough

1:26

Sadece bir eğilimi negatiften pozitife çevirmek bile yeterince zorken

without defining falling short of a goal as failure. Öbek fiiller

1:30

hedeften uzak kalmayı başarısızlık olarak tanımlamaya gerek yok.

Öbek fiiller

falling short of a goal: hedefe ulaşamamak

Falling short of a goal, hedefe veya gereken düzeye ulaşamamak demektir. Buradaki fall gerçek anlamda “düşmek” değildir; short, sonuç ile hedef arasındaki farkı anlatır. Sabit kalıp fall short of + hedef, standart veya beklenti şeklindedir. İfade, sonucun hedefin altında kalmasına odaklanır; bu nedenle kısmi ilerlemeyi kabul ederken bütün çabayı otomatik olarak başarısızlık diye nitelemeyebilir.

Alıştırma

Cümleyi fall short of ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: “The campaign raised $9,000 but needed $10,000, so it ____ its goal.”

Cevabı göster

fell short of

Heck,

1:33

Yok artık,

even just decelerating the negative is a positive. Anlatım akışı

1:34

negatifi yavaşlatmak bile pozitif bir şeydir.

Anlatım akışı

decelerating the negative is a positive: ilerlemeyi yeniden çerçevelemek

Bu cümle, ilerlemenin nasıl değerlendirileceğini yeniden çerçevelemek için negative ile positive kavramlarını karşı karşıya getirir. Burada the negative zararlı bir gidişatı anlatırken a positive, yararlı bir sonuç ya da iyi bir işaret anlamındaki isim öbeğidir. Decelerating, bu zararlı gidişatın daha yavaş ilerlemesini sağlamak demektir. Gidişat durmamış veya tersine dönmemiştir; yine de hızının azalması ilerleme sayılabilir. even just, bu sınırlı iyileşmenin bile olumlu değerlendirilmeye yettiğini vurgular.

Alıştırma

Burada "even just decelerating the negative is a positive" ne anlama geliyor?

  1. Zararlı bir gidişatı yavaşlatmak ilerleme sayılabilir.
  2. Negatif bir sayının hızı değişince sayı pozitif olur.
  3. Yalnızca tamamen tersine dönüş ilerleme sayılabilir.
Cevabı göster

Zararlı bir gidişatı yavaşlatmak ilerleme sayılabilir.

Is there something you want more of in your life?

1:37

Hayatında daha fazla istediğin bir şey var mı?

Something you want less of?

1:39

Daha az istediğin bir şey?

Well, life is a branching path, Deyimler

1:40

Hayat dallara ayrılan bir yoldur,

Deyimler

life is a branching path: seçimleri yönler olarak görmek

Cümle bir metafor kullanır: hayat, tekrar tekrar kollara ayrılan bir yol olarak tasvir edilir. Her kol, farklı bir gelecek yönüne götürebilecek bir seçimi temsil eder. Bu görüntü, kararlar hakkında konuşmak için bir yol çerçevesi oluşturur: insanlar kollar arasından seçim yapar ve sonrasında gelenleri aşarak ilerler. branching, gerçek bir yol veya tek bir karar değil, zaman içinde birçok seçim noktası bulunduğunu anlatır.

Alıştırma

"life is a branching path" metaforunda kollar neyi temsil eder?

  1. İlerideki bütün hareketleri imkânsız kılan engeller.
  2. Farklı seçimler ve bu seçimlerin götürebileceği gelecekler.
  3. Herkesin fiziksel olarak yolculuk etmesi gereken gerçek yollar.
Cevabı göster

Farklı seçimler ve bu seçimlerin götürebileceği gelecekler.

and it's the trend of your decisions,

1:42

ve seni o daha fazlaya veya daha aza götürecek olan,

some big, but mostly small,

1:44

bazıları büyük ama çoğunlukla küçük

that will get you to more or less.

1:45

kararlarının eğilimidir.

Stuck in a queue?

1:47

Kuyrukta mı sıkıştın?

What to do?

1:48

Ne yapmalı?

Well, if it's the year of reading,

1:49

Eğer okuma yılındaysak,

why not open the book Ton ve niyet

1:51

neden başka bir şey açmak yerine

instead of opening the anything else? Dilbilgisi

1:52

kitabı açmıyorsun?

Ton ve niyet

why not open the book: nazik bir öneride bulunma

Why not + fiilin yalın hâli olumsuz bir soru gibi görünür, ancak burada bir neden sorulmaz. Kitabı açmayı kolayca değerlendirilebilecek bir öneri ve seçenek olarak sunar. Why not + fiilin yalın hâli? kalıbı, seçimi karşı tarafa bırakarak bir eylem önermek için kullanılır. Fiil yalın hâlde kalır; bu yüzden open kullanılır, opens, opening veya to open değil.

Alıştırma

Samimi öneriyi iki kelimelik başlangıç ifadesiyle tamamlayın: It is sunny. ____ play outside?

Cevabı göster

Why not

Dilbilgisi

instead of opening: alternatif eylemleri karşılaştırma

instead of, yerine başka bir seçeneğin tercih edildiği veya elenen seçeneği tanıtır. Bu cümlede kitabı açmak önerilen seçimdir; başka bir şey açmak ise seçilmeyen alternatiftir. instead of ifadesinden sonra bir eylem gelirse -ing biçimi kullanılır: instead of opening. Bu kalıp iki eylem seçeneğini doğrudan karşılaştırır. the anything else ifadesi bilerek şakacı ve standart dışıdır. Normal kullanımda anything else veya something else daha doğaldır.

Alıştırma

Hangi cümle instead of kullanarak iki eylemi doğru biçimde karşılaştırır?

  1. We walked home instead of to take the bus.
  2. We walked home instead of taking the bus.
  3. We walked home instead of take the bus.
Cevabı göster

We walked home instead of taking the bus.

That's it.

1:54

İşte bu kadar.

You were at a branch and went one way

1:55

Bir yol ayrımındaydın ve diğerine değil

instead of the other.

1:57

birine gittin.

Having a theme is like creating a friendly bot to follow you on the path, Anlatım akışı

1:58

Bir temaya sahip olmak, yolda seni takip etmesi için dostane bir bot yaratmak gibidir,

to help notice branches and consider choices with you,

2:02

yol ayrımlarını fark etmene ve seninle birlikte seçenekleri değerlendirmene yardımcı olur,

reminding you to be a little different in little moments sometimes.

2:05

bazen küçük anlarda biraz farklı olmanı hatırlatır.

Anlatım akışı

Bir temaya sahip olmak, dost canlısı bir bot yaratmak gibidir

“X is like Y” kalıbı bir benzetme kurar: tema sahibi olmak gibi soyut veya alışılmadık bir fikri, dost canlısı bir bot gibi tanıdık bir görüntüyle açıklar. Konuşmacı, temanın gerçekten bir yazılım olduğunu söylemez. Bu görüntü, ardından gelen bilgileri de düzenler. “Follow you on the path” temayı, seninle ilerleyen, olasılıkları fark eden ve küçük seçimler yapmanı hatırlatan içsel bir rehber olarak sunar; “the path” ise yaşamın veya deneyimin mecazıdır.

Alıştırma

Bu cümlede “is like” ne işe yarıyor?

  1. Konuşmacının gerçek bir robot yapmayı planladığını söyler.
  2. Bir temanın birini nasıl yönlendirebildiğini açıklayan bir benzetme kurar.
  3. Temalarla yolların tamamen aynı şey olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Bir temanın birini nasıl yönlendirebildiğini açıklayan bir benzetme kurar.

An example,

2:09

Bir örnek,

one year my theme was novelty.

2:09

bir yıl benim temam yenilikti.

I felt like things had become too same-y. Kelime

2:11

Her şeyin çok tekdüze hale geldiğini hissettim.

Kelime

Too same-y: fazlasıyla birbirinin aynısı

“Same-y”, same sözcüğüne -y eklenerek oluşturulan, gündelik ve şakacı bir sıfattır. Burada “too same-y”, her şeyin fazlasıyla birbirine benzer, tekrarlı veya çeşitlilikten yoksun gelmesi anlamına gelir. -y son eki çoğu zaman “o niteliğe sahip” anlamında bir sıfat oluşturur. Konuşan kişiler bazen bu eki normalde kök olarak kullanılmayan sözcüklere yaratıcı biçimde ekler. Bu yaratıcılık same-y ifadesine gündelik ve hafif mizahi bir hava verir.

Alıştırma

Same-y ifadesini gündelik ve hafif mizahi anlamıyla en doğal kullanan cümle hangisidir?

  1. The formal audit concludes that the accounts are too same-y.
  2. Section 4 declares the two legal entities too same-y.
  3. After five nearly identical presentations, the whole afternoon felt too same-y.
Cevabı göster

After five nearly identical presentations, the whole afternoon felt too same-y.

rather than resolve, Dilbilgisi

2:13

Karar vermek yerine,

I'm going to do N new things per t time,

2:14

"T zamanda N tane yeni şey yapacağım",

it was just year of novelty.

2:18

bu sadece yenilik yılıydı.

Dilbilgisi

rather than + fiilin yalın hâli

Rather than ifadesinden sonra doğrudan fiilin yalın hâli gelebilir: rather than resolve. Bu yapı bir eylemi bir kenara bırakır ve onu ana cümledeki eylemle karşılaştırır. Resolve fiilinin öznesinin I ile belirtilen konuşmacı olduğu anlaşılır. Burada resolve, bir sorunu çözmek değil, ne yapılacağı konusunda kesin bir karar vermek anlamındadır. Konuşmacı tek bir sabit karar almak yerine sürekli yeni eylemler denemeyi seçer.

Alıştırma

Cümleyi rather than ve resolve fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: “____ to follow a rigid plan, Maya is going to try one small experiment each month.”

Cevabı göster

Rather than resolve

So, when it made sense,

2:20

Yani, mantıklı olduğunda,

why not try the new instead of the known? Dilbilgisi

2:21

neden bilindik olan yerine yeniyi denemeyesin?

Dilbilgisi

the new ... the known

The + sıfat yapısı, bir sıfatın geniş bir kategoriyi adlandıran isim öbeği gibi kullanılmasını sağlar. Burada the new yeni fikirleri, deneyimleri veya şeyleri; the known ise zaten bilinen ya da tanıdık olanları ifade eder. Birbirine paralel bu iki isim öbeği, iki seçim türü arasında kısa ve dengeli bir karşıtlık oluşturur. Bunlar iki belirli nesneyi göstermez ve known burada edilgen yapıdaki bir fiil değildir.

Alıştırma

Bu cümlede the new ve the known neyi ifade eder: “A good researcher must balance the new with the known.”

  1. Daha önce adı geçen iki belirli nesne
  2. Edilgen yapıyla ifade edilen iki eylem
  3. Yeni fikirler veya şeyler ve zaten tanıdık olan şeyler
Cevabı göster

Yeni fikirler veya şeyler ve zaten tanıdık olan şeyler

It's the year of novelty.

2:23

Bu yenilik yılı.

Now, I didn't go crazy,

2:25

Tabii çıldırmadım,

but that time was more novel than normal.

2:26

ama o dönem normalden daha yenilikçiydi.

Mission accomplished.

2:28

Görev tamamlandı.

A good theme can't fail

2:29

İyi bir tema başarısız olamaz

because just having a theme-bot along will point out paths

2:31

çünkü sadece yanında bir tema-botu olması sana

you wouldn't have noticed otherwise, Dilbilgisi

2:35

başka türlü fark edemeyeceğin yolları gösterecektir,

which will start to change you.

2:36

bu da seni değiştirmeye başlayacaktır.

Dilbilgisi

Wouldn't have noticed otherwise: geçmişte gerçekleşmemiş bir sonuç

Wouldn't have noticed, geçmişte gerçekleşmemiş bir alternatife bakar. Gerçekte yolları fark ettiniz; tema robotu olmasaydı bu yollar gözden kaçacaktı. Burada otherwise, “durum böyle olmasaydı” anlamına gelir; bu bağlamda tema robotu yanınızda olmasaydı demektir. would not have + geçmiş zaman ortacı ... otherwise kalıbı, geçmişteki bir koşulun farklı bir sonucu nasıl mümkün kıldığını açıklar.

Alıştırma

Maya gave me the clue, so I found the hidden door. Geçmişteki gerçekleşmemiş alternatifi doğru biçimde anlatan sonraki cümle hangisidir?

  1. I wouldn't have found the hidden door otherwise.
  2. I didn't find the hidden door either.
  3. I wouldn't find the hidden door otherwise.
Cevabı göster

I wouldn't have found the hidden door otherwise.

More on that in a moment. Anlatım akışı

2:38

Birazdan buna daha fazla değineceğim.

Anlatım akışı

More on that in a moment: konuya dönüleceğini bildirmek

More on that, “bununla ilgili daha fazla bilgi veya ayrıntı” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Konuşan kişi dinleyiciden daha fazla şey anlatmasını istemez. In a moment, konunun yalnızca kısa süreliğine ertelendiğini belirtir. Cümlenin tamamı söylemi düzenleyen bir işaret görevi görür: konuşmacı şimdilik devam ederken dinleyiciye daha kapsamlı bir açıklamanın yakında geleceğini bildirir.

Alıştırma

Bir sunucu More on that in a moment. diyor. Ne yapıyor?

  1. Ayrıntıları erteliyor ve konuya yakında döneceğine söz veriyor.
  2. Konunun bittiğini söylüyor.
  3. Dinleyicilerden konuyu kendisine açıklamalarını istiyor.
Cevabı göster

Ayrıntıları erteliyor ve konuya yakında döneceğine söz veriyor.

In picking a theme,

2:39

Bir tema seçerken,

go with something that has a nice broad name Öbek fiiller

2:40

hayatını yönlendirmek istediğin genel istikamet için

for the general direction you want to navigate your life.

2:43

hoş ve geniş bir ismi olan bir şey seç.

Öbek fiiller

“seçmek” anlamındaki go with

Burada go with, “seçmek” veya “kullanmaya karar vermek” anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyene geniş kapsamlı bir adı olan tema seçmesini öneriyor. Kalıp go with + seçenek ya da fikir şeklindedir. Bu anlamda go hareket bildirmez; with seçilen şeyi getirir.

Alıştırma

Öneriyi go with kullanarak tamamlayın: For a calmer look, ____ the blue design.

Cevabı göster

go with

And it is navigation.

2:46

Ve bu tam olarak yönlendirmedir.

The diverging paths of life are hidden under the fog of the future. Deyimler

2:47

Hayatın birbirinden ayrılan yolları geleceğin sisinin altında gizlidir.

Deyimler

Bir metafor olarak the fog of the future

Burada the fog of the future, gelecekte ne olacağına dair belirsizliğin metaforudur. Gerçek sis yolları nasıl gizlerse, gelecek hakkındaki sınırlı bilgi de önümüzdeki seçenekleri ve sorunları gizler. Bu imge, fog ile the future ifadelerini of aracılığıyla bağlar. Gerçek bir hava olayını değil, görüşün zayıf olmasını hayal ettirir.

Alıştırma

“The diverging paths of life are hidden under the fog of the future,” cümlesinde the fog of the future metaforu ne anlama gelir?

  1. Gelecekte yalnızca tek bir olası yol vardır.
  2. Belirsizlik, gelecekteki seçenekleri görmeyi zorlaştırır.
  3. Kötü hava her yolculuğu engelleyecektir.
Cevabı göster

Belirsizlik, gelecekteki seçenekleri görmeyi zorlaştırır.

You can't plan the route and then fail to follow it

2:51

Rotayı planlayıp sonra da onu takip edemeyerek başarısız olamazsın

because there is no map,

2:54

çünkü harita yoktur,

and unseen obstacles await.

2:55

ve görünmez engeller seni beklemektedir.

At any moment,

2:57

Herhangi bir anda,

you are where you are Deyimler

2:58

olduğun yerdesin

and can only navigate from there.

3:00

ve ancak oradan yönünü bulabilirsin.

Deyimler

you are where you are: mevcut durumu başlangıç noktası kabul etmek

you are where you are şeklindeki tekrar kasıtlıdır; anlamsız bir tekrar değildir. İlk you are ifadeyi kurar, where you are ise mevcut konumunu veya durumunu belirtir. Birlikte, gerçek durumunun dürüstçe başlayabileceğin tek nokta olduğunu anlatırlar. Bu cümlede from there ifadesi bunun pratik sonucunu gösterir: önce mevcut konumu kabul et, sonra nasıl ilerleyeceğine karar ver. İfade gerçek bir yeri anlatabilir, ancak çoğu zaman ilerleme düzeyini, koşulları veya genel durumu daha geniş anlamda belirtir.

Alıştırma

Mevcut durumun başlangıç noktası olarak kabul edilmesi gerektiğini anlatan tekrarlı ifadeyi tamamla: You are ____, so choose the next step from there.

Cevabı göster

where you are

Perhaps you started a year of health

3:02

Belki kilo vermeye veya almaya odaklanmış

focused on weight loss or gains

3:03

bir sağlık yılına başladın

before realizing there's a more foundational problem. Dilbilgisi

3:05

ve sonra daha temel bir problem olduğunu fark ettin.

Dilbilgisi

before realizing ...: önceki bir eylem ve sonraki fark ediş

Before realizing ... daha önceki eylemin ardından farkına varma gerçekleştiğini gösteren bir -ing yan cümlesidir. Realizing eyleminin örtük öznesi, you started ifadesinden gelen you sözcüğüdür; problem fark edilen şeydir, farkına varan kişi değildir. Bu yapı genellikle önce bir eylemi sunar, sonra daha sonra edinilen anlayışı ekler. Birinin yeni bir şey öğrendikten sonra planını neden değiştirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Maya'nın durumu ancak daha sonra anladığını göstermek için özne eklemeden realize fiilinin bir biçimini kullan: Maya booked the outdoor event before ____ that rain was forecast.

Cevabı göster

realizing

You haven't failed.

3:08

Başarısız olmadın.

It's still year of health.

3:09

Hâlâ sağlık yılı.

The broadness of a theme allows its meaning to change. Dilbilgisi

3:10

Bir temanın genişliği, anlamının değişmesine izin verir.

Dilbilgisi

allows its meaning to change içinde allow + nesne + to mastarı

Bu fiil grubu allow + nesne + to mastarı yapısını izler: allows + its meaning + to change. Its meaning, allows fiilinin nesnesi ve anlam bakımından to change yapısının öznesidir. Başka bir deyişle değişen meaning olur; broadness, change eylemini gerçekleştirmez. Özne bir özellik veya koşul olduğunda allow, mutlaka ‘sebep olmak’ değil, ‘mümkün kılmak’ veya ‘alan açmak’ anlamına gelir. Bu yapı bir tasarımın, kuralın veya durumun neyi mümkün kıldığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi allow fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The adjustable strap ____ the bag to fit people of different heights.

Cevabı göster

allows

You started out wanting to read more books,

3:13

Daha fazla kitap okumak isteyerek başladın,

but maybe as you went on,

3:15

ama belki ilerledikçe,

you realized academic papers are where it's at, Deyimler

3:17

asıl meselenin akademik makaleler olduğunu fark ettin,

Deyimler

Where it's at deyimi

Where it's at, ‘en fazla değere, enerjiye, ilgiye veya çekiciliğe sahip şey ya da yer’ anlamına gelen sabit ve samimi bir deyimdir. Burada academic papers are where it's at demek, akademik makaleleri konuşan kişi için en iyi veya en doyurucu okuma seçeneği olarak sunar. Where fiziksel bir yeri sormaz ve it belirli bir mekâna gönderme yapmaz. Tüm ifadeyi sözcüğü sözcüğüne bir yer ifadesi olarak değil, bir değerlendirme olarak anlayın.

Alıştırma

Birkaç çalışma yöntemini denedikten sonra Mia, “Short daily reviews are where it's at.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Tekrarların yapıldığı fiziksel yeri biliyor.
  2. Bunlar yalnızca belirli bir yerde çalışıldığında yararlıdır.
  3. Bunlar en yararlı veya çekici seçenektir.
Cevabı göster

Bunlar en yararlı veya çekici seçenektir.

or that reading reading just doesn't work for you,

3:19

ya da okuyarak okumanın sana uymadığını,

and listening reading is the way to go. Deyimler

3:22

ve dinleyerek okumanın senin için doğru yol olduğunu.

Deyimler

the way to go: en uygun seçenek

“X is the way to go” kalıbında the way to go, “o durum için en iyi veya en uygun seçenek” anlamına gelen bir deyimdir. Bir seçeneği değerlendirir; go gerçek bir hareketi anlatmaz. Burada normal okuma işe yaramadığında dinleyerek okuma, uygulanabilir bir alternatif olarak sunuluyor. Bu kalıp öneride bulunmak için kullanışlıdır: X is the way to go.

Alıştırma

“En uygun seçenek” anlamındaki deyimi tamamlayın: If you want a quiet place to study, the library is ____.

Cevabı göster

the way to go

You're still on theme. Kalıp ifadeler

3:24

Hâlâ temanın içindesin.

Kalıp ifadeler

on theme: genel konsepte uygun

On theme, “seçilen temaya veya genel konsepte uygun” demektir. Buradaki on edatı, sıfat gibi işleyen kalıplaşmış bir ifade oluşturur; fiziksel bir konumu anlatmaz. Still, bir şeyin değiştiğini ancak yeni seçimin daha geniş temaya uymaya devam ettiğini gösterir. Bu ifade etkinlikleri, süslemeleri, kıyafetleri, tasarımları veya içerikleri tanımlayabilir.

Alıştırma

“Etkinliğin genel konseptine uygun” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The leaf-shaped name cards are ____ for our forest dinner.

Cevabı göster

on theme

The theme can change because so will you.

3:25

Tema değişebilir çünkü sen de değişeceksin.

Having a theme,

3:27

Bir teman olduğunda,

you will notice paths you didn't before.

3:28

daha önce fark etmediğin yolları fark edeceksin.

This gets you to think about your thinking, Anlatım akışı

3:30

Bu senin düşünme biçimin hakkında düşünmeni sağlar,

and thinking about your thinking changes your thinking,

3:33

ve düşünme biçimin hakkında düşünmek senin düşünceni değiştirir,

which changes who you are.

3:35

bu da kim olduğunu değiştirir.

Anlatım akışı

think/thinking ... which: adım adım ilerleyen bir neden-sonuç zinciri

Tekrarlanan think ve thinking biçimleri bir sözcük zinciri oluşturur. Her kullanımın farklı bir görevi vardır: gets you to think mastarlı bir fiil öbeğidir, your thinking düşünme biçiminiz anlamına gelen bir isim öbeğidir ve thinking about your thinking nasıl düşündüğünüzü gözlemlemek anlamına gelen bir ulaç yan cümlesidir. Cümle daha sonra bağlantılı adımlarla ilerler: düşünce üzerine düşünmek düşünceyi değiştirir ve which bu sonucu kimlikteki daha ileri bir değişime bağlar. Tekrar, aynı soyut fikri odakta tutarken her yan cümle neden-sonuç zincirini ileri taşır.

Alıştırma

Cümledeki think/thinking tekrarı ve sondaki which ne işe yarar?

  1. think sözcüğünün birbiriyle ilgisiz birkaç anlamını sıralarlar.
  2. Aynı soyut fikri odakta tutarken adım adım ilerleyen bir neden-sonuç zinciri kurarlar.
  3. Konuşanın hangi sözcüğü kullanacağını unuttuğunu gösterirler.
Cevabı göster

Aynı soyut fikri odakta tutarken adım adım ilerleyen bir neden-sonuç zinciri kurarlar.

So, a broad theme allows its meaning to adapt with you

3:37

Yani, geniş bir tema, anlamının seninle birlikte uyum sağlamasına izin verir

without the guilt of having failed to meet the goals of a past you who doesn't exist anymore. Kelime

3:40

artık var olmayan geçmişteki bir senin hedeflerine ulaşamama suçluluğu olmadan.

Kelime

a past you who doesn't exist anymore: geçmişteki bir hâliniz

Burada you, aynı kişinin bir versiyonu anlamına gelen sayılabilir bir isim gibi kullanılır. Belirleyici a ile niteleyici past birlikte a past you ifadesini oluşturur: hedefleri veya koşulları farklı olan geçmişteki bir hâliniz. who doesn't exist anymore ilgi yan cümlesi bu isim öbeğini niteler. Bu, söz konusu hâlin artık bugünkü kişiyi tanımlamadığı anlamına gelir; birinin gerçekten öldüğü veya ortadan kaybolduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

a, past ve you sözcüklerini doğru sırayla kullanın: You can choose new goals instead of following plans made by ____.

Cevabı göster

a past you

I did year of order for a while,

3:46

Bir süre düzen yılı yaptım,

but what order meant to me at the end was different from the start, Dilbilgisi

3:48

ama düzenin benim için en sondaki anlamı başındakinden farklıydı,

Dilbilgisi

What order meant to me ... was different from the start: kişisel anlamın değişmesi

what order meant to me ifadesinde what, ‘düzenin benim için ifade ettiği şey’ anlamına gelen bir yan cümle başlatır. Bu tür yapı serbest ilgi yan cümlesi olarak adlandırılır. Bir soru değildir. Yan cümlenin tamamı was different ifadesinin öznesidir. What X meant to someone ... was different from ... kalıbı, aynı fikrin kişisel anlamının zaman içinde nasıl değiştiğini karşılaştırır. Burada order aynı konu olarak kalır; değişen, başlangıç ile son arasında konuşmacı için taşıdığı anlamdır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir fikrin kişisel anlamının nasıl değiştiğini karşılaştırmak için what yan cümlesini özne olarak kullanır?

  1. Maya wondered what courage meant after the event.
  2. What courage meant to Maya afterward was different from what it had meant before.
  3. Did courage mean something different to Maya afterward?
Cevabı göster

What courage meant to Maya afterward was different from what it had meant before.

and that's fine.

3:51

ve bu sorun değil.

So, themes should be broad, Anlatım akışı

3:52

Yani, temalar geniş olmalı,

directional,

3:54

yön gösterici olmalı,

but most importantly,

3:55

ama en önemlisi,

resonant.

3:56

yankı uyandıran olmalı.

Anlatım akışı

Geniş kapsamlı, yön gösterici, ama en önemlisi, yankı uyandıran

Liste, broad ve directional özelliklerini yararlı nitelikler olarak sunar, ardından but most importantly ile resonant özelliğini bunların üstünde sıralar. Buradaki but, ilk iki niteliği geçersiz kılmaz veya onlara karşı çıkmaz. Önemli noktalardan en yüksek önceliğe geçildiğini gösterir. Bu bağlamda resonant, insanın içinde veya duygularında güçlü bir karşılık oluşturabilen anlamına gelir. Sıralama ifadesinden sonra ve en sonda yer alması, onu cümlenin ana mesajı yapar.

Alıştırma

safe özelliğini en yüksek öncelik yapmak için dersteki üç sözcüklü sıralama ifadesini kullanın: The new playground should be fun, colorful, ____, safe.

Cevabı göster

but most importantly

Resonance is a physics phenomenon where if you have a glass and tuning forks of different sizes,

3:57

Rezonans, eğer bir bardağınız ve farklı boyutlarda diyapazonlarınız varsa,

bringing the right sized humming tuning fork near the glass

4:01

doğru boyutta titreşen diyapazonu bardağın yanına getirdiğinizde

makes it hum the same note.

4:05

onun da aynı notada titreşmesini sağlayan fiziksel bir olaydır.

Words are tuning forks for the brain. Deyimler

4:07

Kelimeler beyin için diyapazonlardır.

Deyimler

Words are tuning forks for the brain: doğrudan metafor

Bu cümle doğrudan bir metafor kullanır: like veya as kullanmadan sözcüklerin diyapazon olduğunu söyler. Bir diyapazon, aynı frekanstaki başka bir şeyi titreşime geçirebilir; benzer biçimde bir sözcük de zihinde bağlantılı düşünceleri, anıları veya duyguları hızla harekete geçirebilir. Bu, açıklayıcı bir imgedir; beynin gerçek anlamda titreştiğine dair bir iddia değildir. X is/are Y kalıbı, somut bir şeyin özelliklerini soyut bir düşünceye aktarmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümle, like veya as kullanmadan bir şeyin başka bir şey olduğunu söyleyen aynı doğrudan metafor kalıbını kullanır?

  1. Books are like windows to other worlds.
  2. Books are on the table.
  3. Books are windows to other worlds.
Cevabı göster

Books are windows to other worlds.

When picking a theme,

4:09

Bir tema seçerken,

you're looking for a word or words that cause your brain to vibrate in resonance.

4:10

beyninizin rezonansla titreşmesine neden olacak bir kelime veya kelimeler arıyorsunuz.

I've been talking about themes for years and getting people to try them. Dilbilgisi

4:14

Yıllardır temalar hakkında konuşuyorum ve insanların onları denemesini sağlıyorum.

Dilbilgisi

I've been talking about themes for years: devam eden bir etkinlik

I've been talking, I have been talking ifadesinin kısaltılmış biçimidir ve present perfect continuous yapısı olan have/has been + fiil-ing kalıbını izler. Talking eylemini geçmişte başlayan ve bugüne kadar devam eden ya da tekrarlanan bir etkinlik olarak sunar. For years sürenin uzunluğunu belirtir. Fiil yapısı ile zaman ifadesi birlikte, geçmişte bitmiş bir döneme değil, devam eden sürece odaklanır.

Alıştırma

Leo üç yıl önce satranç öğretmeye başladı ve hâlâ öğretiyor. Cümleyi present perfect continuous ile tamamlayın: Leo ____ chess for three years.

Cevabı göster

has been teaching

Here are some of the words I've seen people use.

4:18

İşte insanların kullandığını gördüğüm bazı kelimeler.

The details of what they mean to anyone don't matter.

4:20

Bunların kimse için ne anlama geldiğinin detayları önemli değil.

What matters is if there's something that strikes you, Kelime

4:23

Önemli olan seni çarpan,

calls out to your brain. Öbek fiiller

4:26

beynine seslenen bir şey olup olmadığıdır.

Kelime

strikes you: aniden güçlü bir izlenim bırakmak

Burada strikes you, “birden dikkatinizi çeker veya içinizde güçlü bir tepki oluşturur” anlamına gelir. Something öznedir; you ise bu etkiyi hisseden kişidir. Bu, strike fiilinin mecaz anlamıdır; fiziksel olarak vurmak demek değildir. Tepki ilgi, tanıdıklık hissi, şaşkınlık veya duygu olabilir; hangisi olduğunu bağlam gösterir.

Alıştırma

Maya en sevdiği sanat eserini seçiyorsa, “The painting strikes Maya at once.” cümlesindeki strikes Maya büyük olasılıkla ne demektir?

  1. Maya'ya çalışmayı bırakmasını söyler.
  2. Maya üzerinde birden güçlü bir izlenim bırakır.
  3. Maya'ya fiziksel olarak vurur.
Cevabı göster

Maya üzerinde birden güçlü bir izlenim bırakır.

Öbek fiiller

calls out to your brain: mecaz yoluyla çekim

Calls out to your brain, olası bir sözcüğü veya fikri sanki sesi varmış gibi kişileştirir. Bunun anlamı, o sözcük ya da fikrin dikkatinizi güçlü biçimde istemesi veya zihinsel bir çekim oluşturmasıdır. Yapı call out to + hedef biçimindedir. Burada your brain, hayali seslenişin hedefidir; dolayısıyla ifade gerçek bir bağırma değil, mecazdır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “çekiyor gibi görünür” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Whenever I visit the bakery, the smell of warm bread ____ me.

Cevabı göster

calls out to

That is resonance.

4:27

İşte bu rezonanstır.

So, pick a broad directional phrase that resonates with you and run with it. Notlar

4:28

Öyleyse, seninle yankı uyandıran geniş, yönlendirici bir ifade seç ve onunla ilerle.

Kalıp ifadeler

“resonates with you”: derin bir kişisel bağ

“Resonates with you”, bir fikrin, ifadenin, hikâyenin veya sanat eserinin duygularınla, değerlerinle ya da deneyimlerinle örtüştüğü için sende güçlü ve kişisel bir karşılık bulması demektir. Bu, yalnızca onu beğendiğini söylemekten daha derin bir anlam taşır. Burada gerçek bir fiziksel titreşim anlatılmaz. Kalıp something resonates with someone şeklindedir; with, bu bağı hisseden kişiyi belirtir.

Alıştırma

Örnekteki “resonates with you” ne anlama geliyor?

  1. Hangi eylemi yapman gerektiğini tam olarak söyler.
  2. Duyabileceğin kadar yüksek bir ses çıkarır.
  3. Duyguların, değerlerin veya deneyimlerinle güçlü bir bağ kurar.
Cevabı göster

Duyguların, değerlerin veya deneyimlerinle güçlü bir bağ kurar.

Öbek fiiller

“run with it”: bir fikri geliştirmek

“Run with it”, bir fikri veya başlangıç noktasını kabul edip onu etkin biçimde geliştirmek, araştırmak ya da kullanmak demektir. Her ayrıntının kesinleşmesini beklemeden ilerlemeyi anlatır. Bu cümlede it, az önce seçilen genel yön ifadesine karşılık gelir. Bu bir deyimdir; kimseye bir şeyi taşıyarak koşması söylenmiyor.

Alıştırma

Cümleyi “bu fikri kabul et ve geliştir” anlamındaki deyimle tamamla: “Your opening scene is strong—____.”

Cevabı göster

run with it

Your brain and the theme will make it work.

4:32

Beynin ve tema onun işe yaramasını sağlayacaktır.

Now, if this seems very hippy dippy, Kelime

4:35

Eğer bu kulağa çok hippi tarzı,

lovey dovey,

4:36

vıcık vıcık,

huggie wuggie, fuzzy wuggie, that's fine.

4:37

puf puf ve belirsiz geliyorsa, sorun değil.

Kelime

hippy dippy ... fuzzy wuggie ifadesindeki şakacı uyaklar

Bu söz dizisi, şakacı ve abartılı duyulmak için uyaklı ve tekrarlı kelime çiftlerini art arda sıralar. Hippy-dippy ve lovey-dovey bilinen samimi ifadelerdir; huggie-wuggie ve fuzzy-wuggie ise o anda şaka olsun diye uydurulmuş gibi duyulur. Birlikte, bir fikri fazla sıcak, yumuşak ya da belirsiz bulan bir eleştirmeni taklit ederler; dört kesin kategori sunmazlar. if this seems ... that's fine yapısında konuşmacı önce olası eleştiriyi dile getirir, sonra bunu sakince kabul eder. Mizah, anlaşmazlığı yumuşatır ve konuşmacının bu etiketten rahatsız olmadığını gösterir.

Alıştırma

Şakacı hippy dippy, lovey dovey, huggie wuggie, fuzzy wuggie dizisi burada nasıl bir tutum ifade ediyor?

  1. Fikri resmî ve saygılı bir dille över.
  2. Dört kesin ve teknik fikir türünü sıralar.
  3. Bir fikrin fazla sıcak, yumuşak ya da belirsiz olduğu görüşünü şakayla taklit eder.
Cevabı göster

Bir fikrin fazla sıcak, yumuşak ya da belirsiz olduğu görüşünü şakayla taklit eder.

Not all tools need sharp edges. Deyimler

4:39

Tüm araçların keskin kenarları olması gerekmez.

Deyimler

Not all tools need sharp edges cümlesindeki metafor

Burada tools, fiziksel araçları değil, düşünme veya hareket etme yollarını ifade eder. Sharp edges kesinliği, katı sınırları ya da keskin ve güçlü bir niteliği çağrıştırır. Cümle, daha yumuşak ve daha az kesin yöntemlerin de yararlı olabileceğini söyler. Not all A need B kalıbı sınırlı bir olumsuzluk kurar: bazı A'ların B'ye ihtiyacı yoktur. Hiçbir A'nın B'ye ihtiyacı olmadığını söylemez.

Alıştırma

Bir sorunu çözmenin farklı yolları tartışılırken Not all tools need sharp edges ne anlama gelir?

  1. Bazı yararlı yöntemler kesin ve güçlü olmak yerine yumuşak veya esnek olabilir.
  2. Güvenlik için bütün fiziksel araçlar köreltilmelidir.
  3. Yalnızca katı kuralları olan yöntemler işe yarayabilir.
Cevabı göster

Bazı yararlı yöntemler kesin ve güçlü olmak yerine yumuşak veya esnek olabilir.

I think of it this way, Anlatım akışı

4:41

Ben olaya şöyle bakıyorum,

you should be trying to build a life you want to live,

4:42

yaşamak istediğin bir hayat inşa etmeye çalışmalısın,

Anlatım akışı

I think of it this way: yeni bir bakış açısı sunmak

I think of it this way, konuşanın konuyu anlamaya yönelik kişisel bir çerçeve sunmak üzere olduğunu dinleyene bildirir. Burada this way, ardından gelecek düşünceyi gösterir; fiziksel bir yönü anlatmaz. Bu ifade, önceki bir tartışmadan daha açık bir modele, benzetmeye veya bakış açısına geçmeyi kolaylaştırır. Ayrıca iddiayı tek olası gerçek olarak değil, konuya bakmanın bir yolu olarak sunar.

Alıştırma

I think of it this way, açıklamanın geri kalanından önce temel olarak ne işe yarar?

  1. Konuşanın görüşünün tek doğru görüş olduğunu kanıtlar.
  2. Ardından yeni bir kişisel bakış açısının veya çerçevenin geleceğini bildirir.
  3. Birinin fiziksel olarak hangi yöne gitmesi gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Ardından yeni bir kişisel bakış açısının veya çerçevenin geleceğini bildirir.

and themes are a fuzzy, high level,

4:45

ve temalar, beynini geniş bir değişim alanında yönlendirmek için

longer term way to navigate your brain at a broad area of change.

4:47

bulanık, üst düzey, daha uzun vadeli bir yoldur.

Smaller and specific-er are the systems in life you might want to set up. Kelime

4:52

Hayatta kurmak isteyebileceğin sistemler daha küçük ve daha spesifiktir.

Kelime

specific-er: şakacı ve standart dışı bir karşılaştırma biçimi

Specific-er, specific sözcüğüne -er eklenerek kasıtlı biçimde oluşturulmuş şakacı bir karşılaştırma biçimidir. Konuşan kişi bunu smaller ile yan yana kullanarak uyumlu bir ritim yaratır: şeyler hem daha küçük hem de daha belirgin hâle gelir. Standart İngilizcede karşılaştırma biçimi more specific olur. Kısa çizgi ve alışılmadık ek, sıradan yazıda örnek alınması gereken normal bir yazımı değil, yaratıcı bir konuşma kullanımını gösterir.

Alıştırma

Yargı: Resmî bir okul kompozisyonunda The second example is specific-er than the first cümlesi specific sözcüğünün standart karşılaştırma biçimini kullanır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Below that are the targets those systems might or might not generate, Dilbilgisi

4:55

Onun altında, o sistemlerin üretebileceği veya üretemeyeceği hedefler vardır,

Dilbilgisi

Below that are the targets: yer bildiren devrik yapı

'Below that' gibi bir yer ifadesi başa geldiğinde İngilizcede fiil ad öbeğinden önce gelebilir: 'Below that are the targets.' Gerçek özne 'the targets' ifadesidir; bu yüzden çoğul fiil 'are', 'that' ile değil 'targets' ile uyum sağlar. Bu yer bildiren devrik yapı, bir düzeni katman katman sunar. Önce dikkati aşağıdaki konuma yöneltir, sonra orada bulunan şeyi tanıtır. Normal söz dizimi olan 'The targets are below that' aynı temel konumu anlatır, ancak açıklamayı aynı şekilde yukarıdan aşağıya doğru düzenlemez.

Alıştırma

Bir diyagramın altında üç not bulunduğunu yer bildiren devrik yapıyla doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Below the diagram are three notes.
  2. Below are the diagram three notes.
  3. Below the diagram is three notes.
Cevabı göster

Below the diagram are three notes.

and at the most concrete and sharp is the action or decision current you is currently taking.

4:59

ve en somut ve keskin olanı da şu anki senin şu anda aldığın eylem veya karardır.

This level of detail is perhaps a story for another time, Kalıp ifadeler

5:05

Bu detay seviyesi belki de başka bir zamanın hikayesi,

Kalıp ifadeler

a story for another time: bir konuyu nazikçe ertelemek

'a story for another time' ifadesindeki 'story' mutlaka bir öykü anlamına gelmez. İfade, “Bu konu daha fazla açıklama gerektirir, bu yüzden şimdi ele almayacağım” demektir. Bir konuyu dostça kenara bırakıp mevcut konuşmanın odağını korumanın bir yoludur. Konunun daha sonra konuşulabileceğini düşündürür, ancak gelecekte belirli bir konuşmada mutlaka ele alınacağını vaat etmez.

Alıştırma

Bir konuyu nazikçe sonraya bırakan kalıp ifadeyi tamamlayın: That's a story ____.

Cevabı göster

for another time

but creating a theme is the bigger and broader to guide the smaller and shorter. Dilbilgisi

5:07

ama bir tema yaratmak, daha küçük ve daha kısa olana rehberlik edecek daha büyük ve daha geniş olandır.

Dilbilgisi

daha büyük ve kapsamlı olan ... daha küçük ve kısa vadeli olan

The tanımlığı, birbirine bağlanan her karşılaştırma grubunun isim gibi kullanılmasını sağlar: the bigger and broader, ölçeği daha büyük ve kapsamı daha geniş olan şeyleri ya da düzeyi; the smaller and shorter ise ölçeği daha küçük ve süresi daha kısa olan şeyleri ya da düzeyi belirtir. Tam olarak hangi isimlerin atıldığı bağlamdan anlaşılır. Birbirine karşılık gelen the + karşılaştırma sıfatı + and + karşılaştırma sıfatı kalıbı, iki düzeyi kısa ve etkili biçimde karşılaştırır. Burada geniş kapsamlı ve uzun vadeli temanın daha dar kapsamlı ve kısa vadeli sistemlere, hedeflere ve eylemlere yön vermesi anlatılır.

Alıştırma

“the bigger and broader ... the smaller and shorter” yapısını en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. The içeren iki grup, orantılı değişimi anlatan the more ..., the more ... kalıbını oluşturur.
  2. İsim işlevindeki iki karşılaştırma grubu, daha geniş kapsamlı ve uzun vadeli konularla daha dar kapsamlı ve kısa vadeli konuları karşılaştırır.
  3. Cümle, bir şeyi büyütmenin başka bir şeyi otomatik olarak küçülttüğünü söyler.
Cevabı göster

İsim işlevindeki iki karşılaştırma grubu, daha geniş kapsamlı ve uzun vadeli konularla daha dar kapsamlı ve kısa vadeli konuları karşılaştırır.

Lastly,

5:12

Son olarak,

you may have noticed the examples were all year of thing, Ton ve niyet

5:12

örneklerin hepsinin "bir şeyin yılı" olduğunu fark etmiş olabilirsin,

Ton ve niyet

fark etmiş olabilirsiniz

may + have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, şimdiki zamandan geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir olaya bakar. Buradaki have noticed, dinleyicilerin önceki örneklerdeki kalıbı zaten görmüş olabilecekleri anlamına gelir. Konuşmacı, dinleyicilere you diye seslenerek dikkatlerini nazikçe bu kalıba yöneltir. May, kalıbı fark etmeyenlere de yer bırakır; izin değil, belirsizlik veya incelik ifade eder.

Alıştırma

Geçmişteki olası bir gözleme nazikçe dönmek için may, have ve noticed sözcüklerini doğru sıraya koyarak ifadeyi tamamlayın: “You ____ that every example uses the same opening.”

Cevabı göster

may have noticed

but that's mainly because I've been trying to gently introduce you to the idea.

5:16

ama bu esas olarak sana bu fikri yavaş yavaş tanıtmaya çalıştığım içindi.

Resolutions are a year,

5:20

Kararlar bir yıllıktır,

why not swap them for a theme instead? Kalıp ifadeler

5:21

neden onları bir temayla değiştirmeyesin?

Kalıp ifadeler

swap them for a theme: swap A for B yapısı

swap A for B yapısında A çıkarılan, B ise onun yerine seçilen şeydir. Buradaki them, resolutions sözcüğüne gönderme yapar; yani yıllık kararları bırakıp onların yerine bir tema kullanmak önerilir. Bu yapıyı bir ürünün, alışkanlığın, planın veya yöntemin yerine başka bir şey getirildiğinde kullanabilirsin. Sırayı “A'yı çıkar, B'yi koy” diye hatırla.

Alıştırma

Maya plastik şişeleri kullanmayı bırakıp yeniden kullanılabilir bir şişe kullanmaya başlamak istiyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. Maya swapped plastic bottles for a reusable bottle.
  2. Maya swapped a reusable bottle for plastic bottles.
  3. Maya continued using plastic bottles instead of a reusable bottle.
Cevabı göster

Maya swapped plastic bottles for a reusable bottle.

But if you're still here,

5:23

Ama eğer hâlâ buradaysan,

a year is way long. Kelime

5:25

bir yıl çok uzun bir süredir.

Kelime

way long: gündelik bir güçlendirici olarak way

Çok gündelik konuşmada way, “çok” veya “büyük ölçüde” anlamı vermek için bir sıfatın önüne gelebilir. a year is way long ifadesinde way, long sözcüğünü güçlendirir; konuşan kişi bir yılın kullanışlı olabilecek süreden çok daha uzun olduğunu düşünür. Bu güçlendirme kullanımı way too long, way better ve way more useful gibi ifadelerde de doğal olarak görülür. “Yol, yön veya yöntem” anlamındaki isim way sözcüğünden farklıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede way, bekleme süresinin fazlasıyla uzun olduğunu belirten gündelik bir güçlendirici olarak kullanılmıştır?

  1. The wait is way too long.
  2. We still have a long way to go.
  3. The wait is only slightly long.
Cevabı göster

The wait is way too long.

Again,

5:26

Tekrar ediyorum,

fog of the future.

5:27

geleceğin sisi.

A season is a nice human length of time.

5:28

Bir mevsim insan ölçeğinde güzel bir zaman dilimidir.

In a winter of learning,

5:31

Bir öğrenme kışında,

you can learn a lot,

5:32

çok şey öğrenebilirsin,

but you do need to get started

5:33

ama gerçekten başlaman gerekir

because it's also not so long as to feel forever. Dilbilgisi

5:35

çünkü aynı zamanda sonsuz gibi hissettirecek kadar da uzun değildir.

Dilbilgisi

not so long as to feel forever: derece ve sonuç

not so long as to feel forever ifadesinde so + adjective + as to + verb yapısı, bir dereceyi bunun olası sonucuna bağlar: “hiç bitmeyecekmiş gibi hissettirecek kadar uzun.” Not, sürenin bu noktaya ulaşmadığını ve dolayısıyla böyle bir his yaratmadığını belirtir. Burada as to, bu kadar uzun olmanın sonucunu bildirir. “Hakkında” anlamına gelmez; bu cümlede so long as da “-dığı sürece” anlamında değildir.

Alıştırma

long sözcüğünü ve olumsuz so + adjective + as to + verb yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The workshop was useful but ____ exhaust everyone.

Cevabı göster

not so long as to

Nature's clock ticks on, Deyimler

5:38

Doğanın saati tiktaklamaya devam ediyor,

Deyimler

Nature's clock ticks on: ilerleyen zaman metaforu

Nature's clock bir metafordur. Doğal dünyada tekrarlanan değişimleri, zamanın geçişini ölçen bir saat gibi gösterir. Ticks on, insanlar hazır olsun ya da olmasın zamanın ve mevsimsel değişimin ilerlemeye devam etmesi demektir. Bu görüntü sakin bir aciliyet hissi yaratır: bir mevsimin sunduğu fırsatlar beklemez. On, ileri doğru devam etme fikrini ekler; doğada gerçek bir saat yoktur.

Alıştırma

Bu cümlede Nature's clock ticks on ne anlama geliyor?

  1. İnsanlar tereddüt etse bile mevsimsel zaman ilerlemeye devam eder.
  2. Doğada tıkırtı çıkaran gerçek bir saat vardır.
  3. Mevsim herkes hazır olana kadar bekler.
Cevabı göster

İnsanlar tereddüt etse bile mevsimsel zaman ilerlemeye devam eder.

reminding you that flowers bloom but briefly, Anlatım akışı

5:40

çiçeklerin açtığını ama kısa süreli olduğunu hatırlatarak,

the summer sun will wane,

5:43

yaz güneşi zayıflayacak,

leaves eventually drop,

5:45

yapraklar eninde sonunda dökülecek,

snow falls,

5:46

kar yağar,

and snow melts,

5:47

ve kar erir,

and flowers bloom but briefly.

5:48

ve çiçekler açar ama kısa süreliğine.

Anlatım akışı

Çerçeveleyen bir nakarat olarak “flowers bloom but briefly”

“flowers bloom but briefly” yan cümlesi, mevsim değişiklikleri sıralamasının hem önünde hem de sonunda yer alır. İlk kullanım, güzelliğin kısa sürdüğü düşüncesini ortaya koyar; ikinci kullanım ise güneş zayıfladıktan, yapraklar döküldükten ve kar yağıp eridikten sonra aynı düşünceye geri döner. Bu tekrar bir nakarat görevi görür: listeyi çerçeveler ve sonu başlangıca dönüş gibi hissettirir. Yeni bilgi eklemek yerine düz bir sıralamayı döngüye dönüştürür ve güzel anların hızla geçtiği mesajını güçlendirir.

Alıştırma

Örnekte, mevsim listesinin başında ve sonunda “flowers bloom but briefly” ifadesinin tekrarlanmasının temel etkisi nedir?

  1. İlk ifadeyi daha yeni bilgilerle düzeltir.
  2. Mevsim listesini bir talimat dizisine dönüştürür.
  3. İkinci çiçeklenmeyi ilkinden bağımsız yeni bir olay olarak sunar.
  4. Ayrıntıları çerçeveler ve düşünceyi başlangıç noktasına geri getirir.
Cevabı göster

Ayrıntıları çerçeveler ve düşünceyi başlangıç noktasına geri getirir.

You can be unchanging through all that,

5:50

Tüm bunlar olurken sen değişmeden kalabilirsin,

but whenever you are,

5:53

ama ne zaman olursa olsun,

if you've never had a theme,

5:54

eğer hiç bir teman olmadıysa,

give yourself time to find one that resonates with you

5:56

kendine seninle yankı uyandıran bir tane bulmak için zaman tanı

and try it out in the coming season. Öbek fiiller

5:59

ve onu önümüzdeki mevsimde bir dene.

Öbek fiiller

try it out: karar vermeden önce denemek

“Try it out” ifadesindeki try out, bir şeyin işe yarayıp yaramadığına veya size uygun olup olmadığına karar vermek için onu uygulamada kullanmak ya da denemek anlamına gelir. Burada it kişisel temayı, gelecek mevsim ise deneme süresini ifade eder. Try out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri ortaya koyun: try it out denir, try out it denmez. Out sözcüğü fiilin parçasıdır; temayı dışarı taşımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi try out ve it zamirini doğru sıraya koyarak tamamlayın: This keyboard feels unusual, but I'll ____ for a few days.

Cevabı göster

try it out