Lisa Holst Kimdir?: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
536 kelime 262 kel/dk

Video özeti: Anlatıcı sekiz örümcek söylentisini Snapple kapağından Snopes'a kadar izliyor, ancak yazar veya dergiye ilişkin kayıt bulamıyor. Bir doğrulama kaynağı nasıl doğrulanır? Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. explained away, - Deyimsel fiiller: Açıklamanın şüpheyi giderdiğini ya da itirazı etkisizleştirdiğini anlayıp ifadeyi söylenti veya sorunlu kanıtlar için kullanın. 2. went so far as to contact - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Beklenmedik ileri bir adımı tanıyıp çabanın ne kadar büyüdüğünü anlatın. 3. gone through the looking glass - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Alice imgesini gerçek, roller ve mantığın tersine döndüğü işareti olarak okuyup kuşkucu, mizahlı tonu yakalayın.

Bu derste

At the end of my video on misconceptions,

0:00

Yanılgılarla ilgili videomun sonunda,

I mentioned the supposed fact that people swallow eight spiders a year while sleeping. Kelime

0:02

insanların uyurken yılda sekiz örümcek yuttuğuna dair sözde gerçeğe değinmiştim.

Kelime

supposed fact: şüphe ve mesafe belirtmek

Burada supposed, fact sözcüğünü niteler. “Doğru olduğu iddia edilen veya düşünülen” anlamına gelir; “doğruluğu kanıtlanmış” demek değildir. supposed fact diyerek konuşan kişi iddiaya mesafe koyar ve şüphe bildirir. Bu yapı, bir yazarın bir iddiayı onaylamadan aktardığını fark etmenizi sağlar.

Alıştırma

“a supposed fact” ifadesinde supposed ne anlatır?

  1. Bunun bir gerçek olduğu iddia edilmiştir, ancak konuşan kişi bunu tam olarak kabul etmez.
  2. Bunun bir gerçek olduğu dikkatle kanıtlanmıştır.
  3. Bu, insanların inanmak zorunda olduğu bir gerçektir.
Cevabı göster

Bunun bir gerçek olduğu iddia edilmiştir, ancak konuşan kişi bunu tam olarak kabul etmez.

But unlike the other misconceptions in that video,

0:05

Fakat o videoda çürüttüğüm diğer yanılgılardan farklı olarak,

which I explained away, Öbek fiiller

0:07

bunu çürütüp açıklamak yerine,

Öbek fiiller

explain away: bir sorunu açıklamayla etkisizleştirmek

Explain away, bir açıklama yaparak bir sorunu, şüpheyi veya rahatsız edici gerçeği artık önemli ya da zarar verici değilmiş gibi göstermeyi anlatan ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada yanlış kanılar yalnızca açıklanmadı; yapılan açıklamalar onların etkisini ortadan kaldırdı. Yaygın yapılar explain something away ve explain away something şeklindedir. Nesne bir zamirse ortada bulunmalıdır: explain it away.

Alıştırma

“Bir sorunu açıklamayla artık rahatsız edici görünmez hâle getirmek” anlamındaki öbek fiili kullanın: The manager tried to ____ the missing figures as a simple typing error.

Cevabı göster

explain away

I turned this one into a cheap joke and left it at that. Deyimler

0:08

ucuz bir şakaya dönüştürdüm ve öylece bıraktım.

Deyimler

leave it at that: daha fazlasını yapmadan bırakmak

left it at that ifadesindeki it, bir yerde bırakılan nesneyi değil, konunun tamamını veya o ana kadarki ele alınış biçimini gösterir. İfade, konuşanın o noktada durduğu ve konuyu daha fazla konuşmadığı, araştırmadığı veya başka bir işlem yapmadığı anlamına gelir. Bu yapı I left it at that örneğindeki gibi kişinin kendi kararını anlatabilir ya da Let's leave it at that örneğindeki gibi konuyu bitirmeyi önerebilir.

Alıştırma

Burada durmak ve daha fazlasını yapmamak anlamındaki bu dersin ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: We have both said sorry, so let's ____.

Cevabı göster

leave it at that

This wasn't because it's true, Dilbilgisi

0:10

Bunun sebebi doğru olması değil,

but because the story behind that myth turns out to be a bit of a mystery. Kalıp ifadeler

0:11

bu efsanenin arkasındaki hikayenin biraz gizemli çıkmasıydı.

Dilbilgisi

not because ... but because ...: nedeni düzeltmek

not because X, but because Y eş yapısı bir açıklamadaki nedeni düzeltir. not because yan cümlesi X'i neden olarak reddeder; but because yan cümlesi ise konuşanın kabul ettiği gerçek neden Y'yi verir. Mümkün olduğunda iki because yan cümlesini paralel kurun. Örnekte efsanenin doğru olduğu iddiası neden olarak reddedilirken, geçmişindeki gizem gerçek neden olarak sunulur.

Alıştırma

Otobüsün fiyatı uygundu ve Lena biraz temiz hava almak istiyordu. Bu dersteki eş düzeltme yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: Lena walked home ____ the bus was expensive, ____ she wanted some fresh air.

Cevabı göster

not because · but because

Kalıp ifadeler

turns out to be = sonradan ... olduğu ortaya çıkmak

Burada turns out to be, daha fazla bilgi edinildikten sonra bir şeyin “aslında ... olduğunun anlaşılması veya ortaya çıkması” anlamına gelir. Genellikle başlangıçta açık olmayan bir sonucu sunar. Yapı, özne + turn out to be + isim grubu veya sıfat şeklindedir. Turn, turn out öbek fiilinin bir parçasıdır; bu nedenle fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The "antique" watch ____ a recent copy.

Cevabı göster

turned out to be

The first place I remember coming across the eight spiders fact Öbek fiiller

0:14

Sekiz örümcek gerçeğine denk geldiğimi hatırladığım ilk yer,

was years ago on the lid of a Snapple can.

0:16

yıllar önce bir Snapple kutusunun kapağıydı.

Öbek fiiller

coming across = tesadüfen bulmak

Burada coming across, “sekiz örümcek” iddiasını tesadüfen bulmak veya görmek anlamına gelir. Bu keşif planlanmış değildir. Come across, ardından karşılaşılan kişinin, nesnenin veya bilginin geldiği bir öbek fiildir. remember coming across yapısında -ing yan cümlesi, konuşanın hatırladığı geçmiş olayı belirtir; burada across bir taraftan diğerine hareket etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi come across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While cleaning my desk, I ____ an old concert ticket.

Cevabı göster

came across

Snapple used to print facts of dubious value on their drinks Notlar

0:18

Snapple eskiden içeceklerine doğruluğu şüpheli gerçekler yazardı

Dilbilgisi

used to print: artık devam etmeyen bir geçmiş alışkanlığı

Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan ancak artık devam etmeyen bir eylemi ya da geçmişte doğru olup şimdi doğru olmayan bir durumu anlatır. Burada used to print, Snapple'ın bu bilgileri geçmişte düzenli olarak bastığını ancak artık bunu yapmadığını belirtir. Used to sonrasında used to print, used to live, used to be örneklerindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır. Bu yapı geçmiş ile bugün arasındaki değişimi vurgular.

Alıştırma

Artık doğru olmayan bir geçmiş alışkanlığını anlatan iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya ____ watch cartoons every Saturday, but now she reads comics.

Cevabı göster

used to

Kelime

dubious value: yararlılığı veya güvenilirliği ölçülü biçimde sorgulama

Dubious, bir şeyin şüpheye açık veya tam olarak güvenilir olmadığı anlamına gelir. facts of dubious value ifadesinde ölçülü bir olumsuz değerlendirme yapılır: Bilgiler güvenilir ya da yararlı olmayabilir. Burada value fiyatı değil, bilginin değerini anlatır. Of dubious value, “değeri kuşkulu olan” anlamındaki kısa ve resmî bir kalıptır.

Alıştırma

Hangi cümle, tavsiyenin yararlı veya güvenilir olmayabileceğini ölçülü biçimde ifade eder?

  1. The advice is of dubious value.
  2. The advice has no value at all.
  3. The advice is expensive.
Cevabı göster

The advice is of dubious value.

and though they've tried to hide it,

0:21

ve bunu gizlemeye çalışsalar da,

the Wayback Machine reveals that eight spiders was one of them. Kültür

0:22

Wayback Machine sekiz örümceğin de onlardan biri olduğunu ortaya koyuyor.

Kültür

Wayback Machine: arşivlenmiş web kanıtı kaynağı

Wayback Machine, internet sayfalarının anlık görüntülerini saklayan bir web arşivleme hizmetinin özel adıdır. Bu cümlede reveals, daha önce kaydedilmiş bir sayfanın geçmişte ne yayımlandığına dair kanıt sunduğu anlamına gelir. Bunu fiziksel bir makine veya sıradan bir arama motoru olarak değil, bir web sayfasının geçmişini kontrol etmeye yarayan bir kaynak olarak anlayın. Bir sayfa daha sonra değiştirilse ya da silinse bile arşivlenmiş bir anlık görüntü önceki metni gösterebilir.

Alıştırma

Bu cümlede Wayback Machine ne için kullanılıyor?

  1. Bir şeyler yapan bir makineye gitmek
  2. Bir web sayfasının kaydedilmiş sürümünü kontrol etmek
  3. Web'de yalnızca en yeni sonuçları bulmak
Cevabı göster

Bir web sayfasının kaydedilmiş sürümünü kontrol etmek

Take a trip to snopes.com,

0:25

snopes.com'a bir göz atın,

the go-to site for debunking urban legends of all kinds, Notlar

0:26

her türlü şehir efsanesini çürütmek için başvurulan o siteye,

Kelime

go-to site: güvenilir ilk tercih

the go-to site ifadesinde go-to, site kelimesinden önce gelen gündelik bir birleşik sıfattır. Belirli bir ihtiyaç için güvenilir, yararlı veya uygun olduğu düşünülen ve insanların ilk seçtiği site anlamına gelir. Bu ifade bir web sitesine doğru hareket etmeyi değil, öncelikli ve güvenilir seçeneği anlatır. Burada Snopes, bir şehir efsanesini kontrol etmek isteyen kişilerin genellikle ilk başvurduğu kaynak olarak sunuluyor.

Alıştırma

Dersi öğrendiğiniz sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: For checking health information, this is my ____.

Cevabı göster

go-to site

Kalıp ifadeler

debunking urban legends: şehir efsanelerini çürütmek

Bir iddiayı debunk etmek, onun yanlış veya yanıltıcı olduğunu kanıt ya da dikkatli bir inceleme kullanarak göstermektir. Burada debunking sitenin yaptığı işi anlatır; urban legends ise genellikle güvenilir kanıtı olmayan, yaygın biçimde aktarılan modern hikâyelerdir. Bu nedenle debunking urban legends, bu hikâyelerin doğruluğunu kontrol etmek ve arkalarındaki yanlış iddiaları ortaya çıkarmak demektir. Bu ifadede legend, dolaşımda olan bir hikâyeyi anlatır; ünlü veya çok hayranlık duyulan bir kişiyi değil.

Alıştırma

Yaygın modern hikâyeleri inceleyip yanlış olduklarını göstermek anlamındaki hedef ifadeyi tam olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: The website is known for ____.

Cevabı göster

debunking urban legends

and sure enough the eight spiders a year thing is listed. Anlatım akışı

0:28

ve elbette yılda sekiz örümcek meselesi de orada listeleniyor.

Anlatım akışı

sure enough: beklendiği gibi

Sure enough, daha önceki bir beklenti, ipucu, uyarı veya tahminle eşleşen sonucu tanıtan bir söylem belirtecidir. Burada anlatıcı siteyi kontrol eder ve ardından söylentinin beklendiği gibi listede bulunduğunu bildirir. Bu ifade anlatıyı önce beklenti, sonra doğrulama şeklinde düzenler. sure enough ifadesini “beklendiği gibi” veya “ipuçlarının gösterdiği gibi” anlamına gelen tek bir kalıplaşmış ifade olarak düşünün; enough tarafından nitelenen sure olarak değil.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: The forecast warned of snow, and sure enough, white flakes began to fall. Burada sure enough ne işe yarıyor?

  1. Kar yağışının önceki bir tahminle eşleştiğini gösterir.
  2. Kar miktarının yeterli olduğunu söyler.
  3. Hava tahmininin güvenilir olup olmadığını sorar.
Cevabı göster

Kar yağışının önceki bir tahminle eşleştiğini gösterir.

Scroll down and Snopes says the story comes from Lisa Holst in 1993,

0:31

Aşağı kaydırdığınızda Snopes hikayenin 1993'te Lisa Holst'tan geldiğini söylüyor,

when email was still fairly new for most people

0:34

e-postanın çoğu insan için hala oldukça yeni olduğu

and messages with subjects like RE: RE: FWD: RE: RE: FWD: amazing facts Kültür

0:36

ve YNT: YNT: İLT: YNT: YNT: İLT: şaşırtıcı gerçekler gibi konu başlıklarına sahip mesajların

were a higher proportion of network traffic.

0:40

ağ trafiğinde daha yüksek bir orana sahip olduğu zamanlarda.

Kültür

E-posta konu satırında RE: ... FWD:

RE: bir yanıtı, FWD: ise iletilmiş bir mesajı gösterir. Bir mesaja tekrar tekrar yanıt verilip mesaj iletildiğinde bu ön ekler konu satırının başında birikebilir. Buradaki uzun dizi, birçok gelen kutusundan geçmiş eski tarz bir zincir e-postayı gösterir. Doğrulanmamış “şaşırtıcı bilgilerin” nasıl geniş çapta yayılabildiğini anlamaya yardımcı olur; bu ön ekler mesaj metninin bir parçası veya tekrarlı bir vurgu değildir.

Alıştırma

Bu cümlede RE: RE: FWD: RE: RE: FWD: amazing facts şeklinde birikmiş konu satırı neyi gösteriyor?

  1. Mesaj altı ayrı bilgi listesi içeriyor.
  2. Yazar amazing facts sözlerini tekrarlayarak vurguluyor.
  3. Mesaj birçok kez yanıtlanmış ve iletilmiştir.
Cevabı göster

Mesaj birçok kez yanıtlanmış ve iletilmiştir.

Lisa Holst says Snopes, wrote an article called Reading is Believing in PC Professional

0:42

Snopes'un dediğine göre Lisa Holst, PC Professional'da Reading is Believing adlı bir makale yazarak

listing all kinds of made up facts that people would believe Kelime

0:46

insanların inanacağı her türlü uydurma gerçeği listelemiş

Kelime

made up facts: uydurulmuş bilgiler

made up facts ifadesinde made up, doğru değil “uydurulmuş” anlamına gelir. İfade, birinin oluşturduğu gerçek dışı bilgileri anlatır; burada bir şeyi oluşturmak, insanların barışması veya makyaj anlamında değildir. Bu iki sözcük facts isminden önce birlikte sıfat görevi görür. Özenli yazıda bu konumdaki birleşik sıfat normalde kısa çizgiyle yazılır: made-up facts. Kısa çizgi bir yazım kuralıdır ve konuşmadaki anlamı değiştirmez.

Alıştırma

Cümleyi, make up ifadesinin “uydurulmuş” anlamındaki birleşik sıfat biçimiyle tamamlayın: The website published several ____ facts.

Cevabı göster

made-up

and eight spiders a year was one of them.

0:49

ve yılda sekiz örümcek de bunlardan biriymiş.

This, I thought, was the perfect misconception to finish the video, Dilbilgisi

0:51

Bunun videoyu bitirmek için mükemmel bir yanılgı olduğunu düşündüm,

Dilbilgisi

This, I thought, was: ara yorum olarak I thought

Ana cümle “This was the perfect misconception ...” yapısıdır. “I thought”, özne This ile fiil was arasına yerleştirilmiş bir ara sözdür. Açıklamanın nesnel bir gerçek değil, konuşmacının o zamanki değerlendirmesi olduğunu gösterir. Araya giren yorum çıkarıldığında cümlede hâlâ eksiksiz bir dil bilgisi iskeleti kalır: “This was ...”. Yazıda virgüller bu araya girişi gösterir ve dinlerken ya da okurken ana cümleyi takip etmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle “This was the best solution” ifadesini ana cümle olarak koruyup “I thought” ifadesini ara yorum olarak kullanır?

  1. This, I thought, was the best solution.
  2. I thought this was the best solution.
Cevabı göster

This, I thought, was the best solution.

like a little moral on why you should be less credulous. Kelime

0:53

neden daha az saf olmanız gerektiğine dair küçük bir kıssadan hisse gibi.

Kelime

less credulous: inanırken daha temkinli olmak

Bu cümlede credulous, yeterli kanıt olmadan bir iddiaya inanmaya fazlasıyla hazır olan birini anlatır. Less credulous, bir şeye inanırken daha temkinli olmak demektir; hiçbir şeye güvenmemek anlamına gelmez. Yapı less + sıfat şeklindedir. Konuşmacı bu özelliğin derecesinin azaltılmasını önerir; dolayısıyla bu, hiçbir şeye inanmayın şeklinde kesin bir emir değil, karşılaştırmalı bir tavsiyedir.

Alıştırma

“İnanmaya fazlasıyla hazır” anlamındaki resmî sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Before sharing an unsupported rumor, try to be less ____.

Cevabı göster

credulous

Out of interest, Kalıp ifadeler

0:56

Meraktan,

I went looking for the article to see what other fake facts she mentioned.

0:56

başka hangi sahte gerçeklerden bahsettiğini görmek için makaleyi aramaya koyuldum.

Kalıp ifadeler

Eylem nedenini belirten Out of interest

Out of interest, “merak ettiğim veya ilgilendiğim için” anlamına gelir. Ardından gelen eylemin nedenini açıklar: Konuşan kişi merak ettiği için makaleyi aramıştır. Bu ifade genellikle cümlenin başında yer alır ve konuşanın amacını kısaca belirtir. Kişinin ilgisini kaybettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kontrol etme nedeninin merak olduğunu en iyi gösteren başlangıç hangisidir?

  1. Out of interest, I checked the original source.
  2. With no interest, I checked the original source.
  3. After losing interest, I checked the original source.
Cevabı göster

Out of interest, I checked the original source.

But googling for her brought up nothing. Öbek fiiller

0:59

Ama Google'da onu arattığımda hiçbir şey çıkmadı.

Öbek fiiller

Arama bağlamında brought up nothing

Burada brought up, “bir arama sonucunda getirdi, buldu veya gösterdi” anlamındadır. Özne googling for her olduğundan, cümlenin tamamı aramanın onun hakkında hiçbir bilgi vermediğini söyler. Bring up, birkaç anlamı olan bir öbek fiildir. Hangi anlamın kullanıldığını nesne ve durum belirler; arama veya yazılım bağlamında genellikle bilgiyi ekranda görünür hâle getirmek anlamına gelir.

Alıştırma

“The database search brought up three old records,” cümlesinde brought up ne anlama gelir?

  1. kayıtları büyürken yetiştirip onlara baktı
  2. kayıtların arama sonuçları olarak görünmesini sağladı
  3. kayıtları konuşma konusu olarak ortaya attı
Cevabı göster

kayıtların arama sonuçları olarak görünmesini sağladı

Well, not literally nothing, Ton ve niyet

1:00

Yani, tam anlamıyla hiçbir şey değil,

but nothing helpful.

1:02

ama işe yarar hiçbir şey çıkmadı.

Ton ve niyet

not literally nothing, but nothing helpful ile kesin bir öz düzeltme

İlk nothing kesin bir ifade gibi gelir: hiç sonuç çıkmadığı anlamına gelebilir. Konuşan, not literally ekleyerek bu tam ve sözcüğü sözcüğüne iddiayı geri alır. But ile başlayan bölüm bunun yerine asıl kastedilen anlamı verir: sonuçlar vardır, ancak hiçbiri yararlı değildir. Bu öz düzeltme, konuşanın önce kısa bir abartı kullanıp sonra ifadeyi kesinleştirmesini sağlar ve çoğu zaman hafif mizahi bir ton yaratır.

Alıştırma

not literally nothing, but nothing helpful ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Konuşan tam olarak ihtiyaç duyduğu kanıtı buldu.
  2. Arama hiçbir sonuç vermedi.
  3. Arama sonuç verdi, ancak hiçbiri yararlı değildi.
Cevabı göster

Arama sonuç verdi, ancak hiçbiri yararlı değildi.

Mostly it's other articles debunking the eight spiders myth using the exact same language as the Snopes article,

1:03

Çoğunlukla Snopes makalesiyle tamamen aynı dili kullanarak sekiz örümcek efsanesini çürüten diğer makaleler vardı,

which looks suspicious.

1:07

ki bu şüpheli görünüyor.

Intrigued, I contacted Snopes myself about their source, Dilbilgisi

1:09

İlgimi çekmiş bir halde, kaynakları hakkında bizzat Snopes ile iletişime geçtim,

Dilbilgisi

Intrigued, ile ana cümlenin eşleşen öznesi

Intrigued, sıfat olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortaç biçimidir ve 'ilgi duyup daha fazlasını öğrenmek istemek' anlamına gelir. Cümlenin başındaki Intrigued, kısaltılmış bir neden ifadesidir: 'Because I was intrigued, ...'. Merak duyan kişi, ana cümlenin öznesi olmalıdır. Burada bu özne I olduğundan yapı, merakımın beni Snopes ile iletişime geçmeye yönelttiğini anlatır.

Alıştırma

Maya'nın merak ettiği için kutuyu açtığını doğru biçimde anlatan giriş hangisidir?

  1. Intriguing, Maya opened the box.
  2. Intrigue, Maya opened the box.
  3. Intrigued, Maya opened the box.
Cevabı göster

Intrigued, Maya opened the box.

but got back a form reply. Kelime

1:11

fakat otomatik bir yanıt aldım.

Kelime

form reply: standartlaştırılmış yanıt

form reply ifadesinde form, reply sözcüğünü niteler. Burada form, standartlaştırılmış veya sabit bir şablondan hazırlanmış demektir; dolayısıyla form reply, birçok kişiye gönderilebilen, önceden yazılmış bir mesajdır. İfade genellikle yanıtın gönderenin belirli sorusuna göre hazırlanmadığını ima eder. Gönderenin doldurması gereken bir form anlamına gelmez.

Alıştırma

Müşteri hizmetleri bağlamında form reply ne anlama gelir?

  1. Birçok kişi için kullanılan, önceden yazılmış standart bir yanıt
  2. Belirli tek bir soru için yazılmış kişisel bir yanıt
  3. Müşterinin yanıt almadan önce doldurması gereken bir form
Cevabı göster

Birçok kişi için kullanılan, önceden yazılmış standart bir yanıt

I don't know if ignoring their contact form is their usual way of doing business Kalıp ifadeler

1:12

Kopyala-yapıştır engellemesi ve arka planda açılan reklamlarla birlikte

Kalıp ifadeler

usual way of doing business: alışılmış iş yapma biçimi

usual way of + -ing kalıbı, birinin normalde izlediği yöntemi veya alışkanlığı anlatır. Burada their usual way of doing business, kuruluşun normal çalışma ya da işlerini yürütme biçimi demektir. Bu ifadede doing business geniş bir anlama sahiptir: yalnızca alım satımı değil, iletişim ve müşteri hizmetlerini de kapsayabilir. Söz konusu davranış iletişim formunu görmezden gelmek olduğu için konuşan kişi, bunun kuruluşun düzenli uygulaması olup olmadığını kuşkucu bir tonla sorgular.

Alıştırma

Kuruluşun normal çalışma yöntemi anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Ignoring customer complaints should not be our ____.

Cevabı göster

usual way of doing business

along with copy-paste blocking and pop-under-ads,

1:15

iletişim formlarını görmezden gelmek onların olağan işleyişi midir bilmiyorum

but it seemed odd for a site dedicated to exposing the truth.

1:17

ama kendini gerçeği ortaya çıkarmaya adamış bir site için tuhaf göründü.

Further digging yielded other articles about people like myself Deyimler

1:20

Biraz daha eşeleyince, benim gibi

Deyimler

Further digging: bilgiyi daha derinlemesine araştırmak

Further digging ifadesindeki digging mecazidir. Yerde çukur açmak değil, bilgi aramayı sürdürmek ve bilgiyi daha derinlemesine incelemek anlamına gelir. Further, aramanın önceki bir aşamanın ötesinde devam ettiğini gösterir. Birisi kanıt veya neden aramayı sürdürdüğünde bu kalıp araştırma, inceleme ya da sorun çözme sürecini anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede digging ne anlama gelir: "Further digging uncovered two useful reports."

  1. Yerde daha derin bir çukur açmak
  2. Raporları diğer insanlardan saklamak
  3. Bilgi aramaya ve bilgiyi incelemeye devam etmek
Cevabı göster

Bilgi aramaya ve bilgiyi incelemeye devam etmek

trying to find Lisa Holst and verify Snopes's version of the story.

1:23

Lisa Holst'u bulmaya ve Snopes'un anlattığı hikayenin versiyonunu doğrulamaya çalışan insanlarla ilgili başka makalelere ulaştım.

There's a page on MetaFilter and Stack Exchange

1:26

MetaFilter ve Stack Exchange'de sayfalar var

and even a website called eightspiders.com that went looking for her.

1:28

ve hatta onu aramaya koyulan eightspiders.com adında bir web sitesi bile var.

The guy who runs that last one even went so far as to contact the Library of Congress, Notlar

1:31

Şu son siteyi yöneten adam Kongre Kütüphanesi ile iletişime geçecek kadar ileri gitmiş

Dilbilgisi

went so far as to contact: şaşırtıcı bir ek adımı vurgulamak

go so far as to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin olağan dışı derecede aşırı, şaşırtıcı veya beklenenin ötesinde görünen bir eylem yaptığını anlatır. Altyazıda contact, to sonrasında kullanılan yalın fiildir. Buradaki far gerçek bir fiziksel mesafeyi anlatmaz. İfade, eylemi bir ileri aşama olarak sunar: Kongre Kütüphanesiyle iletişime geçmek, sıradan bir kontrolden daha ileri bir adımdı.

Alıştırma

Eylemin şaşırtıcı bir ek adım olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: To check the story, Leo ____ call the museum.

Cevabı göster

went so far as to

who said they didn't know of any magazine called PC Professional, Kalıp ifadeler

1:34

ve onlar da PC Professional adında bir dergi bilmediklerini söylemişler,

Kültür

Kongre Kütüphanesi: bir yayının varlığını kontrol etme

Kongre Kütüphanesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin milli kütüphanesidir. Dünyanın en büyük koleksiyonlarından birini ve yayımlanmış materyallerle ilgili kapsamlı katalog kayıtlarını barındırır. Burada bu kurumla iletişime geçmek, bir derginin var olup olmadığını kontrol etmenin olağanüstü derecede ayrıntılı bir yolu olarak sunuluyor. Kurumda bilinen hiçbir kayıt bulunmaması, iddianın aleyhinde güçlü bir kanıttır ancak kesin bir ispat değildir. Bu ad, Kongre üyelerinin kitap ödünç aldığı sıradan bir odayı değil, önemli bir ulusal kurumu ifade eder.

Kalıp ifadeler

didn't know of: varlığından haberdar olmamak

Know of, 'bir kişinin veya şeyin var olduğunu bilmek' anlamına gelir. Bu nedenle didn't know of any magazine called PC Professional, bu isimde bir derginin varlığından haberdar olmadıkları ve buna ilişkin bir kayıt bilmedikleri anlamındadır. Bu ifade, dergiyi tanıdıkları ancak ayrıntılarını bilmedikleri anlamına gelmez. Yapı know of + kişi veya şey şeklindedir ve özellikle o kişinin ya da şeyin var olup olmadığı sorulduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle 'Restoranın var olduğunu biliyorum ama ayrıntılarını bilmiyor olabilirim' anlamına gelir?

  1. I know that restaurant.
  2. I know of that restaurant.
  3. I know about that restaurant.
Cevabı göster

I know of that restaurant.

which leaves us in an odd xkcd kind of mood about Snopes. Kültür

1:37

ki bu bizi Snopes hakkında garip bir xkcd benzeri ruh haline sokuyor.

Kültür

Kültürel bir gönderme olarak xkcd kind of mood

xkcd; teknoloji, mantık, bilim ve internet kültürü hakkındaki kuru mizahıyla tanınan bir internet çizgi romanıdır. Bu ruh hâline xkcd kind of mood denmesi, çizgi romanın tarzını çağrıştırır: mantığı saçma bir hâl alan bir durum karşısında eğlenmek, kuşku duymak ve biraz huzursuz olmak. Burada gerçekleri daha derinlemesine kontrol etmek, gerçekleri kontrol eden kaynağın kendisinin de kontrol edilmesi gerektiğini düşündürüyor. İfade, gerçekliği sorgulatan bu ters köşeye hazırlık yapar; resmî olarak tanımlanmış bir duygunun adı değil, o an için yaratılmış kültürel bir göndermedir.

Alıştırma

Bu cümlede an xkcd kind of mood neyi düşündürüyor?

  1. Mantığı saçma bir hâl alan çevrim içi bir durum karşısında eğlenme, kuşkulanma ve huzursuz olma hâli.
  2. İşten sonra çizgi roman okumaya yönelik neşeli bir istek.
  3. Doğruluk kontrolü kuruluşlarının kullandığı, resmî olarak tanımlanmış bir duygu.
Cevabı göster

Mantığı saçma bir hâl alan çevrim içi bir durum karşısında eğlenme, kuşkulanma ve huzursuz olma hâli.

If the Lisa Holst version of the story is real, Dilbilgisi

1:40

Eğer hikayenin Lisa Holst versiyonu gerçekse,

then why can't anyone find any record of her or her article?

1:42

o zaman neden kimse ona veya makalesine dair herhangi bir kayıt bulamıyor?

Dilbilgisi

If ... is real, then why can't anyone find ...? ile kanıt eksikliğini sorgulamak

If X is real, then why can't anyone find Y? kalıbı önce bir iddia ortaya koyar, ardından iddia doğruysa var olması gereken kanıtın bulunmadığını gösterir. Then, koşulu beklenen sonuca bağlar. Soru biçiminde olsa da buradaki temel amaç nasıl arama yapılacağını sormak değildir. Bu, retorik bir sorgulamadır: konuşan kişi kanıt boşluğunu kullanarak hikâyenin Lisa Holst versiyonuna kuşku düşürür. Kalıp, bir iddiayı kamuya açık veya kolayca doğrulanabilir olması gereken kanıtlarla sınamak için başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, beklenen kanıtın eksikliğinden dolayı bir iddiayı sorgulamak için If ..., then why can't ...? kalıbını kullanıyor?

  1. Why can't anyone help me find the concert hall?
  2. If the concert happens tonight, then we can write a review tomorrow.
  3. If the concert happened, then why can't anyone find a review or photo?
Cevabı göster

If the concert happened, then why can't anyone find a review or photo?

And if it's not real,

1:45

Ve eğer gerçek değilse,

is it just a mistake on Snopes's part? Kalıp ifadeler

1:46

bu sadece Snopes'un yaptığı bir hata mı?

Kalıp ifadeler

mistake on Snopes's part?:Snopes'un yaptığı bir hata mı?

“a mistake on Snopes's part” ifadesindeki on someone's part, hatayı belirli bir kişiye ya da kuruma yükler. Anlamı, hatanın Snopes kaynaklı olduğu veya sorumluluğun Snopes'a ait olduğudur; part burada Snopes'un fiziksel bir parçası demek değildir. Bu ifade suçlamayı da nispeten ölçülü tutar. Konuşan kişi Snopes'un dürüst olmadığını doğrudan söylemek yerine hatayı olası bir açıklama olarak sunar. Bu kalıp, bir kişiye ya da gruba atfedilen eylem, karar, tutum veya hatayı anlatabilir.

Alıştırma

Sorumluluk bildiren ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The clinic apologized for the scheduling error. It was a mistake on the ____.

Cevabı göster

clinic's part

If so, Anlatım akışı

1:48

Eğer öyleyse,

why haven't they replied to any of the people who brought it to their attention? Kalıp ifadeler

1:48

bunu onların dikkatine sunan insanlardan hiçbirine neden cevap vermediler?

Anlatım akışı

If so: durum böyleyse

Burada If so içindeki so, hemen önce söylenen olasılığın tamamının yerini tutar. “Bu doğruysa” veya “durum böyleyse” anlamına gelir; “o derece” ya da “o şekilde” anlamına gelmez. Bu kısa bağlantı ifadesi, konuşanın önceki açıklamayı tekrarlamadan önerilen bir açıklamadan takip sorusuna geçmesini sağlar. Buradaki soru, kaynağa ilişkin sorun gerçekten sadece bir hataysa bundan sonra ne olduğunu sorar.

Alıştırma

“The server may be down. If so, what does the speaker mean?” İngilizce cümlesinde If so neye gönderme yapıyor?

  1. Önceki olasılık doğrudur ve konuşan kişi bunun sonucunda ne olacağını soruyor.
  2. Sunucu kesinlikle kapalı.
  3. Konuşan kişi sunucunun kapanmasını istiyor.
Cevabı göster

Önceki olasılık doğrudur ve konuşan kişi bunun sonucunda ne olacağını soruyor.

Kalıp ifadeler

bring something to someone's attention: birinin bir şeyi fark etmesini sağlamak

Bu soruda brought it to their attention, insanların kuruluşun sorunu fark etmesini sağladığı anlamına gelir. Kaynağın doğrulanamadığını bildirmelerinden söz edilir; fiziksel bir nesne taşınmamaktadır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı bring + something + to + someone's attention şeklindedir. Burada it sorunu, their ise onu fark etmesi beklenen kişi veya kuruluşu gösterir; brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir.

Alıştırma

bring something to someone's attention yapısının geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: I noticed the missing warning label and ____ the manager's ____.

Cevabı göster

brought it to · attention

Or perhaps we've gone through the looking glass and the Lisa Holst made up the eight spiders a year fact Deyimler

1:51

Ya da belki de aynanın içinden geçtik ve Lisa Holst'un yılda sekiz örümcek gerçeğini uydurması

is the myth promulgated by none other than Snopes themselves. Notlar

1:55

bizzat Snopes'un kendisi tarafından yayılan efsanenin ta kendisi.

Deyimler

gone through the looking glass: altüst olmuş bir dünyaya girmek

Bu ifade, Lewis Carroll'ın Through the Looking-Glass eserine gönderme yapar; eserde aynadan geçmek, insanı tuhaf tersliklerle dolu bir dünyaya götürür. Burada mecazidir: durum o kadar saçma görünür ki gerçek, mantık ve normal roller tersine dönmüş gibidir. Buradaki belirli terslik, doğrulama yapan bir kaynağın efsaneyi bizzat yaymış olma ihtimalidir. We've gone, go fiilinin present perfect biçimidir. Konuşmacıyla dinleyicilerin bu tuhaf duruma geçtiğini ve hâlâ onun içinde olduğunu düşündürürken alaycı ve uç bir olasılığa da işaret eder.

Alıştırma

Videodaki cümlede we've gone through the looking glass neyi anlatıyor?

  1. Konuşmacılar bütün kanıtları araştırdı.
  2. Konuşmacılar sıradan bir zorluğu atlattı.
  3. Durum artık saçma geliyor; gerçek ve roller tersine dönmüş durumda.
  4. Konuşmacılar fiziksel olarak bir aynanın içinden geçti.
Cevabı göster

Durum artık saçma geliyor; gerçek ve roller tersine dönmüş durumda.

Kelime

Promulgated: bir iddiayı resmî bir üslupla yaymak

Burada promulgated, bir şeyin kamuya açık biçimde yayıldığı veya desteklenerek duyurulduğu anlamına gelir. Fiilin nesnesi myth olduğundan, bir yasanın hukuken yürürlüğe konduğunu söylemez. Alışılmadık derecede resmî tınlayan bu fiil, efsanenin yayıldığı iddiasını resmî bir işlem gibi göstererek ironi yaratır. Bu ifade yalnızca varsayıma dayalı bir suçlama ortaya atar; Snopes'un efsaneyi oluşturduğunu veya yaydığını kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede promulgated kelimesinin en yakın anlamı hangisidir?

  1. kamuya açık biçimde yayılmış veya desteklenmiş
  2. gizlice araştırılmış
  3. hukuken doğru olduğu kanıtlanmış
  4. tamamen çürütülmüş
Cevabı göster

kamuya açık biçimde yayılmış veya desteklenmiş

Kalıp ifadeler

None other than Snopes themselves: dramatik bir kimlik açıklaması

None other than X, “şaşırtıcı biçimde tam da X” anlamına gelir. Bir kimliği dramatik bir vurguyla açıklar; sıradan bir dışlama anlamı olan “X dışında hiç kimse” demek değildir. Bu cümlede Snopes'un ortaya çıkması şaşırtıcıdır; çünkü normalde efsaneleri yaymakla değil, iddiaları doğrulamakla ilişkilendirilir. Vurgu amaçlı themselves, bir kuruluş veya grup olarak Snopes'a daha fazla odaklanır. Dramatik ifade tek başına suçlamayı kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümlede none other than şaşırtıcı bir kimliği dramatik biçimde açıklamak için kullanılmıştır?

  1. The coach spoke to no one after the game.
  2. The mystery guest was none other than our former coach.
  3. Nobody other than the coach may enter the office.
  4. Any coach can enter the office.
Cevabı göster

The mystery guest was none other than our former coach.

It wouldn't be the first time, Kalıp ifadeler

1:58

Bu ilk defa olmazdı,

as Snopes does have a purposely fake article on the site Dilbilgisi

1:59

çünkü Snopes'un sitesinde kasıtlı olarak sahte olan

Kalıp ifadeler

It wouldn't be the first time: bir emsali temkinli biçimde ima etmek

“It wouldn't be the first time”, benzer bir şeyin daha önce yaşandığını ve şu anki olasılığın bir emsali bulunduğunu anlatır. Burada Snopes'un sahte içerik üretmiş olabileceği fikrini temelsiz değil, mümkün gösterir. Koşul biçimindeki wouldn't, iddiayı dolaylı tutar: konuşan kişi mevcut olayın kesinlikle sahte olduğunu söylemez. İfade önceki bir kanıta işaret ederken şu anki sonucu açık bırakır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşı ofis yazıcısının yine sıkışmış olabileceğini düşünüyor. Şimdiki nedenin kesin olduğunu söylemeden bunun daha önce yaşandığını temkinli biçimde belirten yanıt hangisidir?

  1. It wouldn't be the first time.
  2. It will be the first time.
  3. It wasn't the first time.
Cevabı göster

It wouldn't be the first time.

Dilbilgisi

does have: olumlu cümlede vurgulu do

Olumlu “does have” ifadesinde does, vurgu yardımcı fiilidir. Sıradan cümle “Snopes has ...” olurdu; does eklemek, makalenin gerçekten var olduğunu doğrular veya vurgular. Bu yapı çoğu zaman bir şüpheye cevap verirken ya da sınırlı bir gerçeği kabul ederken kullanılır. Vurgulu does'tan sonra ana fiil yalın biçimde kalır: does have denir, does has denmez. Bu vurgu yalnızca makalenin varlığını destekler; tartışılan daha geniş iddiayı kanıtlamaz.

Alıştırma

Cümleyi özneyle uyumlu vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: Maya really owns the signed copy. Maya ____ own the signed copy.

Cevabı göster

does

claiming that Mr. Ed was actually a zebra. Kültür

2:01

ve Mr. Ed'in aslında bir zebra olduğunu iddia eden bir makale var.

Kültür

Aslında zebra olduğu iddiasındaki Mr. Ed

Mr. Ed, klasik bir Amerikan televizyon komedisindeki konuşan kurgusal attır. Bu cümledeki ad, tanınan bu karakteri ifade eder; gerçek bir kişiyi ya da sonradan kimliği ortaya çıkarılmış gerçek bir hayvanı değil. Mr. Ed'in aslında zebra olduğunu iddia etmek, bilerek saçma bir etki yaratır. Bu, sitenin kasıtlı olarak sahte bir haber yayımlayabildiğini göstermek için uydurulmuş bir örnektir.

Alıştırma

Cümlede Mr. Ed'in zebra olduğu iddiası neden bilerek saçma hâle getirilmiştir?

  1. Mr. Ed, bir zebra türü için kullanılan bilimsel bir terimdir.
  2. Mr. Ed gerçek bir kişidir ve hayvan kimliği yakın zamanda keşfedilmiştir.
  3. Mr. Ed konuşan kurgusal bir attır; bu yüzden tanınan karakterin zebra olduğunu söylemek saçmadır.
Cevabı göster

Mr. Ed konuşan kurgusal bir attır; bu yüzden tanınan karakterin zebra olduğunu söylemek saçmadır.

I wasn't able to go any further than this,

2:03

Bundan daha öteye gidemedim,

but if you happen to know anything about Lisa Holst or the deal with Snopes, Notlar

2:05

ama eğer Lisa Holst veya Snopes olayı hakkında herhangi bir şey biliyorsanız,

Ton ve niyet

Bilgi istemeyi yumuşatan “happen to know”

“you happen to know anything about Lisa Holst or the deal with Snopes” ifadesinde happen to know, bilgi isteme talebini yumuşatır. Karşınızdaki kişinin bu bilgiye sahip olabileceğini belirtir; onun bunu mutlaka bilmesi gerektiğini varsaymaz. happen to, bilginin tesadüfen edinildiği anlamına gelmez. Konuşan kişi kimin yardımcı olabileceğinden emin olmadığında, karşısındakinin bir ipucu bilip bilmediğini kibar ve konuşma diline uygun biçimde sormaya yarar.

Alıştırma

Soruyu, tonu yumuşatan ifadeyi kullanarak tamamlayın: Do you ____ know where the nearest pharmacy is?

Cevabı göster

happen to

Kelime

Neler olduğunu sormak için the deal with ...

Bu soruda the deal with Snopes, “Snopes hakkındaki gerçek durum veya Snopes’un arkasındaki hikâye” anlamına gelir. Konuşan kişi, özellikle bir şey belirsiz göründüğü için neler olduğunu anlamak istiyor. Burada deal, ticari anlaşma veya indirimli bir fırsat anlamına gelmez. What’s the deal with ...?, bir kişi, şey ya da kafa karıştırıcı durum hakkında açıklama istemek için kullanılabilen samimi bir kalıptır.

Alıştırma

Konuşan kişi “the deal with Snopes” diye sorarken neyi kastediyor?

  1. Snopes tarafından imzalanmış ticari bir anlaşma
  2. Snopes tarafından sunulan bir indirim
  3. Snopes’la ilgili gerçek durum veya hikâye
Cevabı göster

Snopes’la ilgili gerçek durum veya hikâye

please feel free to get in touch or leave a video response. Notlar

2:08

lütfen çekinmeden iletişime geçin veya bir video yanıt bırakın.

Ton ve niyet

Baskısız bir davet olarak please feel free to ...

Please feel free to, dinleyiciye ardından gelen eylemi rahatlıkla yapabileceğini söyler. please feel free to get in touch ifadesinde konuşan kişi sıcak bir şekilde iletişim kurmaya davet eder ve rahatsız etme kaygısını ya da baskısını azaltır. Kalıp please feel free to + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyin ücretsiz olduğunu anlatmaz ve emir vermek yerine seçenek sunar.

Alıştırma

Cümleyi please feel free to ile tamamlayın: If you need help, ____ contact me.

Cevabı göster

please feel free to

Kalıp ifadeler

Get in touch: iletişime geçmek

Get in touch, “iletişime geçmek” veya iletişim kurmaya başlamak demektir. Bu cümlede izleyici, içerik üreticisiyle daha sonra iletişime geçmeye samimi bir dille davet edilir. İletişim yöntemi bağlamdan anlaşıldığı için ayrıca belirtilmez. Buradaki touch sözcüğü gerçek anlamıyla “dokunmak” değildir. İfade bir bütün olarak biriyle iletişim kurmayı anlatır.

Alıştırma

“Benimle iletişime geç” anlamındaki samimi ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you have any questions, please ____.

Cevabı göster

get in touch

Kültür

Leave a video response: video yanıtı yayımlamak

Buradaki video response, kullanıcının kendi videosunu başka bir videoya doğrudan yanıt olarak bağlayıp yayımlamasını sağlayan eski bir YouTube özelliğiydi. Leave a video response ifadesinde leave, “terk etmek” değil, “yayımlamak” veya “göndermek” anlamındadır. Bu davet yalnızca yazılı yorum yazmayı ya da video bağlantısı yapıştırmayı değil, söz konusu platform özelliğini anlatır. YouTube bu özelliği daha sonra kaldırdı.

Alıştırma

Bu eski YouTube davetinde leave a video response ne anlama gelir?

  1. İçerik üreticisine video bağlantısı içeren özel bir mesaj göndermek
  2. Videoyu beğenip beğenmediğinizi yazılı bir yorumla belirtmek
  3. Kendi videonuzu doğrudan yanıt olarak bağlayan bir özellik aracılığıyla yayımlamak
Cevabı göster

Kendi videonuzu doğrudan yanıt olarak bağlayan bir özellik aracılığıyla yayımlamak