Lisa Holst Kimdir?: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Anlatıcı sekiz örümcek söylentisini Snapple kapağından Snopes'a kadar izliyor, ancak yazar veya dergiye ilişkin kayıt bulamıyor. Bir doğrulama kaynağı nasıl doğrulanır? Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. explained away, - Deyimsel fiiller: Açıklamanın şüpheyi giderdiğini ya da itirazı etkisizleştirdiğini anlayıp ifadeyi söylenti veya sorunlu kanıtlar için kullanın. 2. went so far as to contact - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Beklenmedik ileri bir adımı tanıyıp çabanın ne kadar büyüdüğünü anlatın. 3. gone through the looking glass - Deyimler ve mecazlı ifadeler: Alice imgesini gerçek, roller ve mantığın tersine döndüğü işareti olarak okuyup kuşkucu, mizahlı tonu yakalayın.
Bu derste
I mentioned the supposed fact that people swallow eight spiders a year while sleeping. Kelime
0:02insanların uyurken yılda sekiz örümcek yuttuğuna dair sözde gerçeğe değinmiştim.
supposed fact: şüphe ve mesafe belirtmek
Burada supposed, fact sözcüğünü niteler. “Doğru olduğu iddia edilen veya düşünülen” anlamına gelir; “doğruluğu kanıtlanmış” demek değildir. supposed fact diyerek konuşan kişi iddiaya mesafe koyar ve şüphe bildirir. Bu yapı, bir yazarın bir iddiayı onaylamadan aktardığını fark etmenizi sağlar.
Alıştırma
“a supposed fact” ifadesinde supposed ne anlatır?
- Bunun bir gerçek olduğu iddia edilmiştir, ancak konuşan kişi bunu tam olarak kabul etmez.
- Bunun bir gerçek olduğu dikkatle kanıtlanmıştır.
- Bu, insanların inanmak zorunda olduğu bir gerçektir.
Cevabı göster
Bunun bir gerçek olduğu iddia edilmiştir, ancak konuşan kişi bunu tam olarak kabul etmez.
But unlike the other misconceptions in that video,
0:05Fakat o videoda çürüttüğüm diğer yanılgılardan farklı olarak,
explain away: bir sorunu açıklamayla etkisizleştirmek
Explain away, bir açıklama yaparak bir sorunu, şüpheyi veya rahatsız edici gerçeği artık önemli ya da zarar verici değilmiş gibi göstermeyi anlatan ayrılabilir bir öbek fiildir. Burada yanlış kanılar yalnızca açıklanmadı; yapılan açıklamalar onların etkisini ortadan kaldırdı. Yaygın yapılar explain something away ve explain away something şeklindedir. Nesne bir zamirse ortada bulunmalıdır: explain it away.
Alıştırma
“Bir sorunu açıklamayla artık rahatsız edici görünmez hâle getirmek” anlamındaki öbek fiili kullanın: The manager tried to ____ the missing figures as a simple typing error.
Cevabı göster
explain away
I turned this one into a cheap joke and left it at that. Deyimler
0:08ucuz bir şakaya dönüştürdüm ve öylece bıraktım.
leave it at that: daha fazlasını yapmadan bırakmak
left it at that ifadesindeki it, bir yerde bırakılan nesneyi değil, konunun tamamını veya o ana kadarki ele alınış biçimini gösterir. İfade, konuşanın o noktada durduğu ve konuyu daha fazla konuşmadığı, araştırmadığı veya başka bir işlem yapmadığı anlamına gelir. Bu yapı I left it at that örneğindeki gibi kişinin kendi kararını anlatabilir ya da Let's leave it at that örneğindeki gibi konuyu bitirmeyi önerebilir.
Alıştırma
Burada durmak ve daha fazlasını yapmamak anlamındaki bu dersin ifadesiyle İngilizce cümleyi tamamlayın: We have both said sorry, so let's ____.
Cevabı göster
leave it at that
but because the story behind that myth turns out to be a bit of a mystery. Kalıp ifadeler
0:11bu efsanenin arkasındaki hikayenin biraz gizemli çıkmasıydı.
not because ... but because ...: nedeni düzeltmek
not because X, but because Y eş yapısı bir açıklamadaki nedeni düzeltir. not because yan cümlesi X'i neden olarak reddeder; but because yan cümlesi ise konuşanın kabul ettiği gerçek neden Y'yi verir. Mümkün olduğunda iki because yan cümlesini paralel kurun. Örnekte efsanenin doğru olduğu iddiası neden olarak reddedilirken, geçmişindeki gizem gerçek neden olarak sunulur.
Alıştırma
Otobüsün fiyatı uygundu ve Lena biraz temiz hava almak istiyordu. Bu dersteki eş düzeltme yapısıyla İngilizce cümleyi tamamlayın: Lena walked home ____ the bus was expensive, ____ she wanted some fresh air.
Cevabı göster
not because · but because
turns out to be = sonradan ... olduğu ortaya çıkmak
Burada turns out to be, daha fazla bilgi edinildikten sonra bir şeyin “aslında ... olduğunun anlaşılması veya ortaya çıkması” anlamına gelir. Genellikle başlangıçta açık olmayan bir sonucu sunar. Yapı, özne + turn out to be + isim grubu veya sıfat şeklindedir. Turn, turn out öbek fiilinin bir parçasıdır; bu nedenle fiziksel olarak dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The "antique" watch ____ a recent copy.
Cevabı göster
turned out to be
The first place I remember coming across the eight spiders fact Öbek fiiller
0:14Sekiz örümcek gerçeğine denk geldiğimi hatırladığım ilk yer,
coming across = tesadüfen bulmak
Burada coming across, “sekiz örümcek” iddiasını tesadüfen bulmak veya görmek anlamına gelir. Bu keşif planlanmış değildir. Come across, ardından karşılaşılan kişinin, nesnenin veya bilginin geldiği bir öbek fiildir. remember coming across yapısında -ing yan cümlesi, konuşanın hatırladığı geçmiş olayı belirtir; burada across bir taraftan diğerine hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi come across ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While cleaning my desk, I ____ an old concert ticket.
Cevabı göster
came across
Snapple used to print facts of dubious value on their drinks Notlar
0:18Snapple eskiden içeceklerine doğruluğu şüpheli gerçekler yazardı
used to print: artık devam etmeyen bir geçmiş alışkanlığı
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte tekrarlanan ancak artık devam etmeyen bir eylemi ya da geçmişte doğru olup şimdi doğru olmayan bir durumu anlatır. Burada used to print, Snapple'ın bu bilgileri geçmişte düzenli olarak bastığını ancak artık bunu yapmadığını belirtir. Used to sonrasında used to print, used to live, used to be örneklerindeki gibi fiilin yalın hâli kullanılır. Bu yapı geçmiş ile bugün arasındaki değişimi vurgular.
Alıştırma
Artık doğru olmayan bir geçmiş alışkanlığını anlatan iki sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya ____ watch cartoons every Saturday, but now she reads comics.
Cevabı göster
used to
dubious value: yararlılığı veya güvenilirliği ölçülü biçimde sorgulama
Dubious, bir şeyin şüpheye açık veya tam olarak güvenilir olmadığı anlamına gelir. facts of dubious value ifadesinde ölçülü bir olumsuz değerlendirme yapılır: Bilgiler güvenilir ya da yararlı olmayabilir. Burada value fiyatı değil, bilginin değerini anlatır. Of dubious value, “değeri kuşkulu olan” anlamındaki kısa ve resmî bir kalıptır.
Alıştırma
Hangi cümle, tavsiyenin yararlı veya güvenilir olmayabileceğini ölçülü biçimde ifade eder?
- The advice is of dubious value.
- The advice has no value at all.
- The advice is expensive.
Cevabı göster
The advice is of dubious value.
the Wayback Machine reveals that eight spiders was one of them. Kültür
0:22Wayback Machine sekiz örümceğin de onlardan biri olduğunu ortaya koyuyor.
Wayback Machine: arşivlenmiş web kanıtı kaynağı
Wayback Machine, internet sayfalarının anlık görüntülerini saklayan bir web arşivleme hizmetinin özel adıdır. Bu cümlede reveals, daha önce kaydedilmiş bir sayfanın geçmişte ne yayımlandığına dair kanıt sunduğu anlamına gelir. Bunu fiziksel bir makine veya sıradan bir arama motoru olarak değil, bir web sayfasının geçmişini kontrol etmeye yarayan bir kaynak olarak anlayın. Bir sayfa daha sonra değiştirilse ya da silinse bile arşivlenmiş bir anlık görüntü önceki metni gösterebilir.
Alıştırma
Bu cümlede Wayback Machine ne için kullanılıyor?
- Bir şeyler yapan bir makineye gitmek
- Bir web sayfasının kaydedilmiş sürümünü kontrol etmek
- Web'de yalnızca en yeni sonuçları bulmak
Cevabı göster
Bir web sayfasının kaydedilmiş sürümünü kontrol etmek
the go-to site for debunking urban legends of all kinds, Notlar
0:26her türlü şehir efsanesini çürütmek için başvurulan o siteye,
go-to site: güvenilir ilk tercih
the go-to site ifadesinde go-to, site kelimesinden önce gelen gündelik bir birleşik sıfattır. Belirli bir ihtiyaç için güvenilir, yararlı veya uygun olduğu düşünülen ve insanların ilk seçtiği site anlamına gelir. Bu ifade bir web sitesine doğru hareket etmeyi değil, öncelikli ve güvenilir seçeneği anlatır. Burada Snopes, bir şehir efsanesini kontrol etmek isteyen kişilerin genellikle ilk başvurduğu kaynak olarak sunuluyor.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: For checking health information, this is my ____.
Cevabı göster
go-to site
debunking urban legends: şehir efsanelerini çürütmek
Bir iddiayı debunk etmek, onun yanlış veya yanıltıcı olduğunu kanıt ya da dikkatli bir inceleme kullanarak göstermektir. Burada debunking sitenin yaptığı işi anlatır; urban legends ise genellikle güvenilir kanıtı olmayan, yaygın biçimde aktarılan modern hikâyelerdir. Bu nedenle debunking urban legends, bu hikâyelerin doğruluğunu kontrol etmek ve arkalarındaki yanlış iddiaları ortaya çıkarmak demektir. Bu ifadede legend, dolaşımda olan bir hikâyeyi anlatır; ünlü veya çok hayranlık duyulan bir kişiyi değil.
Alıştırma
Yaygın modern hikâyeleri inceleyip yanlış olduklarını göstermek anlamındaki hedef ifadeyi tam olarak kullanarak cümleyi tamamlayın: The website is known for ____.
Cevabı göster
debunking urban legends
and sure enough the eight spiders a year thing is listed. Anlatım akışı
0:28ve elbette yılda sekiz örümcek meselesi de orada listeleniyor.
sure enough: beklendiği gibi
Sure enough, daha önceki bir beklenti, ipucu, uyarı veya tahminle eşleşen sonucu tanıtan bir söylem belirtecidir. Burada anlatıcı siteyi kontrol eder ve ardından söylentinin beklendiği gibi listede bulunduğunu bildirir. Bu ifade anlatıyı önce beklenti, sonra doğrulama şeklinde düzenler. sure enough ifadesini “beklendiği gibi” veya “ipuçlarının gösterdiği gibi” anlamına gelen tek bir kalıplaşmış ifade olarak düşünün; enough tarafından nitelenen sure olarak değil.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: The forecast warned of snow, and sure enough, white flakes began to fall. Burada sure enough ne işe yarıyor?
- Kar yağışının önceki bir tahminle eşleştiğini gösterir.
- Kar miktarının yeterli olduğunu söyler.
- Hava tahmininin güvenilir olup olmadığını sorar.
Cevabı göster
Kar yağışının önceki bir tahminle eşleştiğini gösterir.
Scroll down and Snopes says the story comes from Lisa Holst in 1993,
0:31Aşağı kaydırdığınızda Snopes hikayenin 1993'te Lisa Holst'tan geldiğini söylüyor,
when email was still fairly new for most people
0:34e-postanın çoğu insan için hala oldukça yeni olduğu
were a higher proportion of network traffic.
0:40ağ trafiğinde daha yüksek bir orana sahip olduğu zamanlarda.
E-posta konu satırında RE: ... FWD:
RE: bir yanıtı, FWD: ise iletilmiş bir mesajı gösterir. Bir mesaja tekrar tekrar yanıt verilip mesaj iletildiğinde bu ön ekler konu satırının başında birikebilir. Buradaki uzun dizi, birçok gelen kutusundan geçmiş eski tarz bir zincir e-postayı gösterir. Doğrulanmamış “şaşırtıcı bilgilerin” nasıl geniş çapta yayılabildiğini anlamaya yardımcı olur; bu ön ekler mesaj metninin bir parçası veya tekrarlı bir vurgu değildir.
Alıştırma
Bu cümlede RE: RE: FWD: RE: RE: FWD: amazing facts şeklinde birikmiş konu satırı neyi gösteriyor?
- Mesaj altı ayrı bilgi listesi içeriyor.
- Yazar amazing facts sözlerini tekrarlayarak vurguluyor.
- Mesaj birçok kez yanıtlanmış ve iletilmiştir.
Cevabı göster
Mesaj birçok kez yanıtlanmış ve iletilmiştir.
Lisa Holst says Snopes, wrote an article called Reading is Believing in PC Professional
0:42Snopes'un dediğine göre Lisa Holst, PC Professional'da Reading is Believing adlı bir makale yazarak
listing all kinds of made up facts that people would believe Kelime
0:46insanların inanacağı her türlü uydurma gerçeği listelemiş
made up facts: uydurulmuş bilgiler
made up facts ifadesinde made up, doğru değil “uydurulmuş” anlamına gelir. İfade, birinin oluşturduğu gerçek dışı bilgileri anlatır; burada bir şeyi oluşturmak, insanların barışması veya makyaj anlamında değildir. Bu iki sözcük facts isminden önce birlikte sıfat görevi görür. Özenli yazıda bu konumdaki birleşik sıfat normalde kısa çizgiyle yazılır: made-up facts. Kısa çizgi bir yazım kuralıdır ve konuşmadaki anlamı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi, make up ifadesinin “uydurulmuş” anlamındaki birleşik sıfat biçimiyle tamamlayın: The website published several ____ facts.
Cevabı göster
made-up
This, I thought, was the perfect misconception to finish the video, Dilbilgisi
0:51Bunun videoyu bitirmek için mükemmel bir yanılgı olduğunu düşündüm,
This, I thought, was: ara yorum olarak I thought
Ana cümle “This was the perfect misconception ...” yapısıdır. “I thought”, özne This ile fiil was arasına yerleştirilmiş bir ara sözdür. Açıklamanın nesnel bir gerçek değil, konuşmacının o zamanki değerlendirmesi olduğunu gösterir. Araya giren yorum çıkarıldığında cümlede hâlâ eksiksiz bir dil bilgisi iskeleti kalır: “This was ...”. Yazıda virgüller bu araya girişi gösterir ve dinlerken ya da okurken ana cümleyi takip etmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle “This was the best solution” ifadesini ana cümle olarak koruyup “I thought” ifadesini ara yorum olarak kullanır?
- This, I thought, was the best solution.
- I thought this was the best solution.
Cevabı göster
This, I thought, was the best solution.
like a little moral on why you should be less credulous. Kelime
0:53neden daha az saf olmanız gerektiğine dair küçük bir kıssadan hisse gibi.
less credulous: inanırken daha temkinli olmak
Bu cümlede credulous, yeterli kanıt olmadan bir iddiaya inanmaya fazlasıyla hazır olan birini anlatır. Less credulous, bir şeye inanırken daha temkinli olmak demektir; hiçbir şeye güvenmemek anlamına gelmez. Yapı less + sıfat şeklindedir. Konuşmacı bu özelliğin derecesinin azaltılmasını önerir; dolayısıyla bu, hiçbir şeye inanmayın şeklinde kesin bir emir değil, karşılaştırmalı bir tavsiyedir.
Alıştırma
“İnanmaya fazlasıyla hazır” anlamındaki resmî sıfatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Before sharing an unsupported rumor, try to be less ____.
Cevabı göster
credulous
I went looking for the article to see what other fake facts she mentioned.
0:56başka hangi sahte gerçeklerden bahsettiğini görmek için makaleyi aramaya koyuldum.
Eylem nedenini belirten Out of interest
Out of interest, “merak ettiğim veya ilgilendiğim için” anlamına gelir. Ardından gelen eylemin nedenini açıklar: Konuşan kişi merak ettiği için makaleyi aramıştır. Bu ifade genellikle cümlenin başında yer alır ve konuşanın amacını kısaca belirtir. Kişinin ilgisini kaybettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Kontrol etme nedeninin merak olduğunu en iyi gösteren başlangıç hangisidir?
- Out of interest, I checked the original source.
- With no interest, I checked the original source.
- After losing interest, I checked the original source.
Cevabı göster
Out of interest, I checked the original source.
But googling for her brought up nothing. Öbek fiiller
0:59Ama Google'da onu arattığımda hiçbir şey çıkmadı.
Arama bağlamında brought up nothing
Burada brought up, “bir arama sonucunda getirdi, buldu veya gösterdi” anlamındadır. Özne googling for her olduğundan, cümlenin tamamı aramanın onun hakkında hiçbir bilgi vermediğini söyler. Bring up, birkaç anlamı olan bir öbek fiildir. Hangi anlamın kullanıldığını nesne ve durum belirler; arama veya yazılım bağlamında genellikle bilgiyi ekranda görünür hâle getirmek anlamına gelir.
Alıştırma
“The database search brought up three old records,” cümlesinde brought up ne anlama gelir?
- kayıtları büyürken yetiştirip onlara baktı
- kayıtların arama sonuçları olarak görünmesini sağladı
- kayıtları konuşma konusu olarak ortaya attı
Cevabı göster
kayıtların arama sonuçları olarak görünmesini sağladı
not literally nothing, but nothing helpful ile kesin bir öz düzeltme
İlk nothing kesin bir ifade gibi gelir: hiç sonuç çıkmadığı anlamına gelebilir. Konuşan, not literally ekleyerek bu tam ve sözcüğü sözcüğüne iddiayı geri alır. But ile başlayan bölüm bunun yerine asıl kastedilen anlamı verir: sonuçlar vardır, ancak hiçbiri yararlı değildir. Bu öz düzeltme, konuşanın önce kısa bir abartı kullanıp sonra ifadeyi kesinleştirmesini sağlar ve çoğu zaman hafif mizahi bir ton yaratır.
Alıştırma
not literally nothing, but nothing helpful ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Konuşan tam olarak ihtiyaç duyduğu kanıtı buldu.
- Arama hiçbir sonuç vermedi.
- Arama sonuç verdi, ancak hiçbiri yararlı değildi.
Cevabı göster
Arama sonuç verdi, ancak hiçbiri yararlı değildi.
Mostly it's other articles debunking the eight spiders myth using the exact same language as the Snopes article,
1:03Çoğunlukla Snopes makalesiyle tamamen aynı dili kullanarak sekiz örümcek efsanesini çürüten diğer makaleler vardı,
Intrigued, I contacted Snopes myself about their source, Dilbilgisi
1:09İlgimi çekmiş bir halde, kaynakları hakkında bizzat Snopes ile iletişime geçtim,
Intrigued, ile ana cümlenin eşleşen öznesi
Intrigued, sıfat olarak kullanılan bir geçmiş zaman ortaç biçimidir ve 'ilgi duyup daha fazlasını öğrenmek istemek' anlamına gelir. Cümlenin başındaki Intrigued, kısaltılmış bir neden ifadesidir: 'Because I was intrigued, ...'. Merak duyan kişi, ana cümlenin öznesi olmalıdır. Burada bu özne I olduğundan yapı, merakımın beni Snopes ile iletişime geçmeye yönelttiğini anlatır.
Alıştırma
Maya'nın merak ettiği için kutuyu açtığını doğru biçimde anlatan giriş hangisidir?
- Intriguing, Maya opened the box.
- Intrigue, Maya opened the box.
- Intrigued, Maya opened the box.
Cevabı göster
Intrigued, Maya opened the box.
form reply: standartlaştırılmış yanıt
form reply ifadesinde form, reply sözcüğünü niteler. Burada form, standartlaştırılmış veya sabit bir şablondan hazırlanmış demektir; dolayısıyla form reply, birçok kişiye gönderilebilen, önceden yazılmış bir mesajdır. İfade genellikle yanıtın gönderenin belirli sorusuna göre hazırlanmadığını ima eder. Gönderenin doldurması gereken bir form anlamına gelmez.
Alıştırma
Müşteri hizmetleri bağlamında form reply ne anlama gelir?
- Birçok kişi için kullanılan, önceden yazılmış standart bir yanıt
- Belirli tek bir soru için yazılmış kişisel bir yanıt
- Müşterinin yanıt almadan önce doldurması gereken bir form
Cevabı göster
Birçok kişi için kullanılan, önceden yazılmış standart bir yanıt
I don't know if ignoring their contact form is their usual way of doing business Kalıp ifadeler
1:12Kopyala-yapıştır engellemesi ve arka planda açılan reklamlarla birlikte
usual way of doing business: alışılmış iş yapma biçimi
usual way of + -ing kalıbı, birinin normalde izlediği yöntemi veya alışkanlığı anlatır. Burada their usual way of doing business, kuruluşun normal çalışma ya da işlerini yürütme biçimi demektir. Bu ifadede doing business geniş bir anlama sahiptir: yalnızca alım satımı değil, iletişim ve müşteri hizmetlerini de kapsayabilir. Söz konusu davranış iletişim formunu görmezden gelmek olduğu için konuşan kişi, bunun kuruluşun düzenli uygulaması olup olmadığını kuşkucu bir tonla sorgular.
Alıştırma
Kuruluşun normal çalışma yöntemi anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Ignoring customer complaints should not be our ____.
Cevabı göster
usual way of doing business
along with copy-paste blocking and pop-under-ads,
1:15iletişim formlarını görmezden gelmek onların olağan işleyişi midir bilmiyorum
but it seemed odd for a site dedicated to exposing the truth.
1:17ama kendini gerçeği ortaya çıkarmaya adamış bir site için tuhaf göründü.
Further digging yielded other articles about people like myself Deyimler
1:20Biraz daha eşeleyince, benim gibi
Further digging: bilgiyi daha derinlemesine araştırmak
Further digging ifadesindeki digging mecazidir. Yerde çukur açmak değil, bilgi aramayı sürdürmek ve bilgiyi daha derinlemesine incelemek anlamına gelir. Further, aramanın önceki bir aşamanın ötesinde devam ettiğini gösterir. Birisi kanıt veya neden aramayı sürdürdüğünde bu kalıp araştırma, inceleme ya da sorun çözme sürecini anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede digging ne anlama gelir: "Further digging uncovered two useful reports."
- Yerde daha derin bir çukur açmak
- Raporları diğer insanlardan saklamak
- Bilgi aramaya ve bilgiyi incelemeye devam etmek
Cevabı göster
Bilgi aramaya ve bilgiyi incelemeye devam etmek
trying to find Lisa Holst and verify Snopes's version of the story.
1:23Lisa Holst'u bulmaya ve Snopes'un anlattığı hikayenin versiyonunu doğrulamaya çalışan insanlarla ilgili başka makalelere ulaştım.
and even a website called eightspiders.com that went looking for her.
1:28ve hatta onu aramaya koyulan eightspiders.com adında bir web sitesi bile var.
The guy who runs that last one even went so far as to contact the Library of Congress, Notlar
1:31Şu son siteyi yöneten adam Kongre Kütüphanesi ile iletişime geçecek kadar ileri gitmiş
went so far as to contact: şaşırtıcı bir ek adımı vurgulamak
go so far as to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin olağan dışı derecede aşırı, şaşırtıcı veya beklenenin ötesinde görünen bir eylem yaptığını anlatır. Altyazıda contact, to sonrasında kullanılan yalın fiildir. Buradaki far gerçek bir fiziksel mesafeyi anlatmaz. İfade, eylemi bir ileri aşama olarak sunar: Kongre Kütüphanesiyle iletişime geçmek, sıradan bir kontrolden daha ileri bir adımdı.
Alıştırma
Eylemin şaşırtıcı bir ek adım olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: To check the story, Leo ____ call the museum.
Cevabı göster
went so far as to
who said they didn't know of any magazine called PC Professional, Kalıp ifadeler
1:34ve onlar da PC Professional adında bir dergi bilmediklerini söylemişler,
Kongre Kütüphanesi: bir yayının varlığını kontrol etme
Kongre Kütüphanesi, Amerika Birleşik Devletleri'nin milli kütüphanesidir. Dünyanın en büyük koleksiyonlarından birini ve yayımlanmış materyallerle ilgili kapsamlı katalog kayıtlarını barındırır. Burada bu kurumla iletişime geçmek, bir derginin var olup olmadığını kontrol etmenin olağanüstü derecede ayrıntılı bir yolu olarak sunuluyor. Kurumda bilinen hiçbir kayıt bulunmaması, iddianın aleyhinde güçlü bir kanıttır ancak kesin bir ispat değildir. Bu ad, Kongre üyelerinin kitap ödünç aldığı sıradan bir odayı değil, önemli bir ulusal kurumu ifade eder.
didn't know of: varlığından haberdar olmamak
Know of, 'bir kişinin veya şeyin var olduğunu bilmek' anlamına gelir. Bu nedenle didn't know of any magazine called PC Professional, bu isimde bir derginin varlığından haberdar olmadıkları ve buna ilişkin bir kayıt bilmedikleri anlamındadır. Bu ifade, dergiyi tanıdıkları ancak ayrıntılarını bilmedikleri anlamına gelmez. Yapı know of + kişi veya şey şeklindedir ve özellikle o kişinin ya da şeyin var olup olmadığı sorulduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle 'Restoranın var olduğunu biliyorum ama ayrıntılarını bilmiyor olabilirim' anlamına gelir?
- I know that restaurant.
- I know of that restaurant.
- I know about that restaurant.
Cevabı göster
I know of that restaurant.
which leaves us in an odd xkcd kind of mood about Snopes. Kültür
1:37ki bu bizi Snopes hakkında garip bir xkcd benzeri ruh haline sokuyor.
Kültürel bir gönderme olarak xkcd kind of mood
xkcd; teknoloji, mantık, bilim ve internet kültürü hakkındaki kuru mizahıyla tanınan bir internet çizgi romanıdır. Bu ruh hâline xkcd kind of mood denmesi, çizgi romanın tarzını çağrıştırır: mantığı saçma bir hâl alan bir durum karşısında eğlenmek, kuşku duymak ve biraz huzursuz olmak. Burada gerçekleri daha derinlemesine kontrol etmek, gerçekleri kontrol eden kaynağın kendisinin de kontrol edilmesi gerektiğini düşündürüyor. İfade, gerçekliği sorgulatan bu ters köşeye hazırlık yapar; resmî olarak tanımlanmış bir duygunun adı değil, o an için yaratılmış kültürel bir göndermedir.
Alıştırma
Bu cümlede an xkcd kind of mood neyi düşündürüyor?
- Mantığı saçma bir hâl alan çevrim içi bir durum karşısında eğlenme, kuşkulanma ve huzursuz olma hâli.
- İşten sonra çizgi roman okumaya yönelik neşeli bir istek.
- Doğruluk kontrolü kuruluşlarının kullandığı, resmî olarak tanımlanmış bir duygu.
Cevabı göster
Mantığı saçma bir hâl alan çevrim içi bir durum karşısında eğlenme, kuşkulanma ve huzursuz olma hâli.
If the Lisa Holst version of the story is real, Dilbilgisi
1:40Eğer hikayenin Lisa Holst versiyonu gerçekse,
then why can't anyone find any record of her or her article?
1:42o zaman neden kimse ona veya makalesine dair herhangi bir kayıt bulamıyor?
If ... is real, then why can't anyone find ...? ile kanıt eksikliğini sorgulamak
If X is real, then why can't anyone find Y? kalıbı önce bir iddia ortaya koyar, ardından iddia doğruysa var olması gereken kanıtın bulunmadığını gösterir. Then, koşulu beklenen sonuca bağlar. Soru biçiminde olsa da buradaki temel amaç nasıl arama yapılacağını sormak değildir. Bu, retorik bir sorgulamadır: konuşan kişi kanıt boşluğunu kullanarak hikâyenin Lisa Holst versiyonuna kuşku düşürür. Kalıp, bir iddiayı kamuya açık veya kolayca doğrulanabilir olması gereken kanıtlarla sınamak için başka durumlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, beklenen kanıtın eksikliğinden dolayı bir iddiayı sorgulamak için If ..., then why can't ...? kalıbını kullanıyor?
- Why can't anyone help me find the concert hall?
- If the concert happens tonight, then we can write a review tomorrow.
- If the concert happened, then why can't anyone find a review or photo?
Cevabı göster
If the concert happened, then why can't anyone find a review or photo?
mistake on Snopes's part?:Snopes'un yaptığı bir hata mı?
“a mistake on Snopes's part” ifadesindeki on someone's part, hatayı belirli bir kişiye ya da kuruma yükler. Anlamı, hatanın Snopes kaynaklı olduğu veya sorumluluğun Snopes'a ait olduğudur; part burada Snopes'un fiziksel bir parçası demek değildir. Bu ifade suçlamayı da nispeten ölçülü tutar. Konuşan kişi Snopes'un dürüst olmadığını doğrudan söylemek yerine hatayı olası bir açıklama olarak sunar. Bu kalıp, bir kişiye ya da gruba atfedilen eylem, karar, tutum veya hatayı anlatabilir.
Alıştırma
Sorumluluk bildiren ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The clinic apologized for the scheduling error. It was a mistake on the ____.
Cevabı göster
clinic's part
why haven't they replied to any of the people who brought it to their attention? Kalıp ifadeler
1:48bunu onların dikkatine sunan insanlardan hiçbirine neden cevap vermediler?
If so: durum böyleyse
Burada If so içindeki so, hemen önce söylenen olasılığın tamamının yerini tutar. “Bu doğruysa” veya “durum böyleyse” anlamına gelir; “o derece” ya da “o şekilde” anlamına gelmez. Bu kısa bağlantı ifadesi, konuşanın önceki açıklamayı tekrarlamadan önerilen bir açıklamadan takip sorusuna geçmesini sağlar. Buradaki soru, kaynağa ilişkin sorun gerçekten sadece bir hataysa bundan sonra ne olduğunu sorar.
Alıştırma
“The server may be down. If so, what does the speaker mean?” İngilizce cümlesinde If so neye gönderme yapıyor?
- Önceki olasılık doğrudur ve konuşan kişi bunun sonucunda ne olacağını soruyor.
- Sunucu kesinlikle kapalı.
- Konuşan kişi sunucunun kapanmasını istiyor.
Cevabı göster
Önceki olasılık doğrudur ve konuşan kişi bunun sonucunda ne olacağını soruyor.
bring something to someone's attention: birinin bir şeyi fark etmesini sağlamak
Bu soruda brought it to their attention, insanların kuruluşun sorunu fark etmesini sağladığı anlamına gelir. Kaynağın doğrulanamadığını bildirmelerinden söz edilir; fiziksel bir nesne taşınmamaktadır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı bring + something + to + someone's attention şeklindedir. Burada it sorunu, their ise onu fark etmesi beklenen kişi veya kuruluşu gösterir; brought, bring fiilinin geçmiş zaman biçimidir.
Alıştırma
bring something to someone's attention yapısının geçmiş zamanını kullanarak cümleyi tamamlayın: I noticed the missing warning label and ____ the manager's ____.
Cevabı göster
brought it to · attention
is the myth promulgated by none other than Snopes themselves. Notlar
1:55bizzat Snopes'un kendisi tarafından yayılan efsanenin ta kendisi.
gone through the looking glass: altüst olmuş bir dünyaya girmek
Bu ifade, Lewis Carroll'ın Through the Looking-Glass eserine gönderme yapar; eserde aynadan geçmek, insanı tuhaf tersliklerle dolu bir dünyaya götürür. Burada mecazidir: durum o kadar saçma görünür ki gerçek, mantık ve normal roller tersine dönmüş gibidir. Buradaki belirli terslik, doğrulama yapan bir kaynağın efsaneyi bizzat yaymış olma ihtimalidir. We've gone, go fiilinin present perfect biçimidir. Konuşmacıyla dinleyicilerin bu tuhaf duruma geçtiğini ve hâlâ onun içinde olduğunu düşündürürken alaycı ve uç bir olasılığa da işaret eder.
Alıştırma
Videodaki cümlede we've gone through the looking glass neyi anlatıyor?
- Konuşmacılar bütün kanıtları araştırdı.
- Konuşmacılar sıradan bir zorluğu atlattı.
- Durum artık saçma geliyor; gerçek ve roller tersine dönmüş durumda.
- Konuşmacılar fiziksel olarak bir aynanın içinden geçti.
Cevabı göster
Durum artık saçma geliyor; gerçek ve roller tersine dönmüş durumda.
Promulgated: bir iddiayı resmî bir üslupla yaymak
Burada promulgated, bir şeyin kamuya açık biçimde yayıldığı veya desteklenerek duyurulduğu anlamına gelir. Fiilin nesnesi myth olduğundan, bir yasanın hukuken yürürlüğe konduğunu söylemez. Alışılmadık derecede resmî tınlayan bu fiil, efsanenin yayıldığı iddiasını resmî bir işlem gibi göstererek ironi yaratır. Bu ifade yalnızca varsayıma dayalı bir suçlama ortaya atar; Snopes'un efsaneyi oluşturduğunu veya yaydığını kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede promulgated kelimesinin en yakın anlamı hangisidir?
- kamuya açık biçimde yayılmış veya desteklenmiş
- gizlice araştırılmış
- hukuken doğru olduğu kanıtlanmış
- tamamen çürütülmüş
Cevabı göster
kamuya açık biçimde yayılmış veya desteklenmiş
None other than Snopes themselves: dramatik bir kimlik açıklaması
None other than X, “şaşırtıcı biçimde tam da X” anlamına gelir. Bir kimliği dramatik bir vurguyla açıklar; sıradan bir dışlama anlamı olan “X dışında hiç kimse” demek değildir. Bu cümlede Snopes'un ortaya çıkması şaşırtıcıdır; çünkü normalde efsaneleri yaymakla değil, iddiaları doğrulamakla ilişkilendirilir. Vurgu amaçlı themselves, bir kuruluş veya grup olarak Snopes'a daha fazla odaklanır. Dramatik ifade tek başına suçlamayı kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümlede none other than şaşırtıcı bir kimliği dramatik biçimde açıklamak için kullanılmıştır?
- The coach spoke to no one after the game.
- The mystery guest was none other than our former coach.
- Nobody other than the coach may enter the office.
- Any coach can enter the office.
Cevabı göster
The mystery guest was none other than our former coach.
as Snopes does have a purposely fake article on the site Dilbilgisi
1:59çünkü Snopes'un sitesinde kasıtlı olarak sahte olan
It wouldn't be the first time: bir emsali temkinli biçimde ima etmek
“It wouldn't be the first time”, benzer bir şeyin daha önce yaşandığını ve şu anki olasılığın bir emsali bulunduğunu anlatır. Burada Snopes'un sahte içerik üretmiş olabileceği fikrini temelsiz değil, mümkün gösterir. Koşul biçimindeki wouldn't, iddiayı dolaylı tutar: konuşan kişi mevcut olayın kesinlikle sahte olduğunu söylemez. İfade önceki bir kanıta işaret ederken şu anki sonucu açık bırakır.
Alıştırma
Bir iş arkadaşı ofis yazıcısının yine sıkışmış olabileceğini düşünüyor. Şimdiki nedenin kesin olduğunu söylemeden bunun daha önce yaşandığını temkinli biçimde belirten yanıt hangisidir?
- It wouldn't be the first time.
- It will be the first time.
- It wasn't the first time.
Cevabı göster
It wouldn't be the first time.
does have: olumlu cümlede vurgulu do
Olumlu “does have” ifadesinde does, vurgu yardımcı fiilidir. Sıradan cümle “Snopes has ...” olurdu; does eklemek, makalenin gerçekten var olduğunu doğrular veya vurgular. Bu yapı çoğu zaman bir şüpheye cevap verirken ya da sınırlı bir gerçeği kabul ederken kullanılır. Vurgulu does'tan sonra ana fiil yalın biçimde kalır: does have denir, does has denmez. Bu vurgu yalnızca makalenin varlığını destekler; tartışılan daha geniş iddiayı kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi özneyle uyumlu vurgu yardımcı fiiliyle tamamlayın: Maya really owns the signed copy. Maya ____ own the signed copy.
Cevabı göster
does
claiming that Mr. Ed was actually a zebra. Kültür
2:01ve Mr. Ed'in aslında bir zebra olduğunu iddia eden bir makale var.
Aslında zebra olduğu iddiasındaki Mr. Ed
Mr. Ed, klasik bir Amerikan televizyon komedisindeki konuşan kurgusal attır. Bu cümledeki ad, tanınan bu karakteri ifade eder; gerçek bir kişiyi ya da sonradan kimliği ortaya çıkarılmış gerçek bir hayvanı değil. Mr. Ed'in aslında zebra olduğunu iddia etmek, bilerek saçma bir etki yaratır. Bu, sitenin kasıtlı olarak sahte bir haber yayımlayabildiğini göstermek için uydurulmuş bir örnektir.
Alıştırma
Cümlede Mr. Ed'in zebra olduğu iddiası neden bilerek saçma hâle getirilmiştir?
- Mr. Ed, bir zebra türü için kullanılan bilimsel bir terimdir.
- Mr. Ed gerçek bir kişidir ve hayvan kimliği yakın zamanda keşfedilmiştir.
- Mr. Ed konuşan kurgusal bir attır; bu yüzden tanınan karakterin zebra olduğunu söylemek saçmadır.
Cevabı göster
Mr. Ed konuşan kurgusal bir attır; bu yüzden tanınan karakterin zebra olduğunu söylemek saçmadır.
but if you happen to know anything about Lisa Holst or the deal with Snopes, Notlar
2:05ama eğer Lisa Holst veya Snopes olayı hakkında herhangi bir şey biliyorsanız,
Bilgi istemeyi yumuşatan “happen to know”
“you happen to know anything about Lisa Holst or the deal with Snopes” ifadesinde happen to know, bilgi isteme talebini yumuşatır. Karşınızdaki kişinin bu bilgiye sahip olabileceğini belirtir; onun bunu mutlaka bilmesi gerektiğini varsaymaz. happen to, bilginin tesadüfen edinildiği anlamına gelmez. Konuşan kişi kimin yardımcı olabileceğinden emin olmadığında, karşısındakinin bir ipucu bilip bilmediğini kibar ve konuşma diline uygun biçimde sormaya yarar.
Alıştırma
Soruyu, tonu yumuşatan ifadeyi kullanarak tamamlayın: Do you ____ know where the nearest pharmacy is?
Cevabı göster
happen to
Neler olduğunu sormak için the deal with ...
Bu soruda the deal with Snopes, “Snopes hakkındaki gerçek durum veya Snopes’un arkasındaki hikâye” anlamına gelir. Konuşan kişi, özellikle bir şey belirsiz göründüğü için neler olduğunu anlamak istiyor. Burada deal, ticari anlaşma veya indirimli bir fırsat anlamına gelmez. What’s the deal with ...?, bir kişi, şey ya da kafa karıştırıcı durum hakkında açıklama istemek için kullanılabilen samimi bir kalıptır.
Alıştırma
Konuşan kişi “the deal with Snopes” diye sorarken neyi kastediyor?
- Snopes tarafından imzalanmış ticari bir anlaşma
- Snopes tarafından sunulan bir indirim
- Snopes’la ilgili gerçek durum veya hikâye
Cevabı göster
Snopes’la ilgili gerçek durum veya hikâye
please feel free to get in touch or leave a video response. Notlar
2:08lütfen çekinmeden iletişime geçin veya bir video yanıt bırakın.
Baskısız bir davet olarak please feel free to ...
Please feel free to, dinleyiciye ardından gelen eylemi rahatlıkla yapabileceğini söyler. please feel free to get in touch ifadesinde konuşan kişi sıcak bir şekilde iletişim kurmaya davet eder ve rahatsız etme kaygısını ya da baskısını azaltır. Kalıp please feel free to + fiilin yalın hâlidir. Bir şeyin ücretsiz olduğunu anlatmaz ve emir vermek yerine seçenek sunar.
Alıştırma
Cümleyi please feel free to ile tamamlayın: If you need help, ____ contact me.
Cevabı göster
please feel free to
Get in touch: iletişime geçmek
Get in touch, “iletişime geçmek” veya iletişim kurmaya başlamak demektir. Bu cümlede izleyici, içerik üreticisiyle daha sonra iletişime geçmeye samimi bir dille davet edilir. İletişim yöntemi bağlamdan anlaşıldığı için ayrıca belirtilmez. Buradaki touch sözcüğü gerçek anlamıyla “dokunmak” değildir. İfade bir bütün olarak biriyle iletişim kurmayı anlatır.
Alıştırma
“Benimle iletişime geç” anlamındaki samimi ifadeyle cümleyi tamamlayın: If you have any questions, please ____.
Cevabı göster
get in touch
Leave a video response: video yanıtı yayımlamak
Buradaki video response, kullanıcının kendi videosunu başka bir videoya doğrudan yanıt olarak bağlayıp yayımlamasını sağlayan eski bir YouTube özelliğiydi. Leave a video response ifadesinde leave, “terk etmek” değil, “yayımlamak” veya “göndermek” anlamındadır. Bu davet yalnızca yazılı yorum yazmayı ya da video bağlantısı yapıştırmayı değil, söz konusu platform özelliğini anlatır. YouTube bu özelliği daha sonra kaldırdı.
Alıştırma
Bu eski YouTube davetinde leave a video response ne anlama gelir?
- İçerik üreticisine video bağlantısı içeren özel bir mesaj göndermek
- Videoyu beğenip beğenmediğinizi yazılı bir yorumla belirtmek
- Kendi videonuzu doğrudan yanıt olarak bağlayan bir özellik aracılığıyla yayımlamak
Cevabı göster
Kendi videonuzu doğrudan yanıt olarak bağlayan bir özellik aracılığıyla yayımlamak