Bluey'nin Kitap Kulübü | Komşular - 1. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Ailenin Mulberry Street’i kurduğu bir oyun sırasında hayalî komşular taşınır, kitap kulübü düzenler ve gürültü sorunu yaşar. Düşüncesiz bir komşudan yakınma, Bingo başkasının okuma alanını işgal edince kendi davranışlarına da yansır ve aynı öneriye varılır: önce nazikçe istemek. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. if you like. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir önerinin sonuna gelen bu ifadenin, söyleneni talimat olmaktan çıkarıp gerçekten isteğe bağlı bir seçeneğe dönüştürdüğünü öğrenin. Karşınızdakini kabul etmeye zorlamadan ona seçenek sunarken kullanabilirsiniz. 2. There goes the neighborhood. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bu sözü, yeni gelen birinin çevrenin düzenini bozacağını ima eden esprili ve abartılı bir tepki olarak tanıyın; kelimesi kelimesine yorumlamayın. Böylece gündelik konuşmalardaki şakacı yakınmaları anlayabilirsiniz. 3. have you tried asking — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Present perfect ile try + -ing birleşiminin, belirli bir çözüm yolunun daha önce denenip denenmediğini nasıl sorguladığını anlayın. Pratik bir yol önermeden önce bu nazik kalıpla kişinin ne yaptığını kontrol edebilirsiniz.
Bu derste
Do you want to play? — birini birlikte oynamaya davet etmek
Burada Do you want to + fiil? yapısı, birini bir etkinliğe katılmaya davet etmek için kullanılan yaygın bir konuşma kalıbıdır. Do you want to play? cümlesinde play, oyun oynamak veya birlikte eğlenmek anlamındadır; yani soru, karşıdaki kişinin katılmak isteyip istemediğini sorar. Bu yapı seçimi karşıdaki kişiye bırakır. Bir eşya isteyip istemediğini sormaz. Burada want kelimesinden sonra isim değil, to + fiil gelir.
Alıştırma
Daveti tamamlayın: Do you ____ to read this book with me?
Cevabı göster
want
if you like. — bir öneriyi isteğe bağlı hâle getirmek
Cümlenin sonundaki if you like, istersen veya tercihin buysa anlamına gelir. Önceki öneriyi bir seçenek hâline getirir ve kararı karşıdaki kişiye bırakır. Burada taşınmanın gerçekleşmesi için önce yerine getirilmesi gereken kesin bir koşul yoktur. Bu ifade, öneriyi yumuşatır; gerekli bir mantık koşulu bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede if you like bir öneriyi isteğe bağlı hâle getiriyor?
- You can join us if you like.
- You can join us if the bus is late.
- You can join us because you like it.
Cevabı göster
You can join us if you like.
Has anyone seen ...?: Kayıp bir eşyayı sorma
Has anyone seen ...? bir gruba, şu anda bulunamayan bir kişiyi ya da nesneyi birinin görüp görmediğini sormanın doğal bir yoludur. Buradaki seen “görmüş olmak” veya “fark etmiş olmak” anlamındadır; birinin onu özellikle aradığı anlamına gelmez. Present perfect, geçmişte gerçekleşmiş olabilecek görme eylemini konuşanın nesneyi şimdi bulma ihtiyacıyla ilişkilendirir. Kalıp Has anyone seen + isim şeklindedir.
Alıştırma
Kayıp bir şapkayı birinin görüp görmediğini doğal biçimde soran cümle hangisidir?
- Has anyone found my hat?
- Has anyone seen my hat?
- Did anyone look for my hat?
Cevabı göster
Has anyone seen my hat?
Dad, do you want to move into Mulberry Street? Kelime
0:22Baba, Mulberry Sokağı'na taşınmak ister misin?
move into: Bir yere taşınıp orada yaşamaya başlamak
move into yeni bir eve veya yaşanacak yere girip orada yaşamaya başlamak anlamına gelir. Bu cümlede çocuklar Mulberry Street'i yaşanabilecek bir mahalle olarak hayal ettikleri için, ifade yalnızca sokağa doğru hareket etmeyi değil, orada oturan biri olmayı vurgular. Kalıp move into + ev, bina veya konut olarak düşünülen yer şeklindedir. into, yeni yaşam alanına girişi vurgular.
Alıştırma
Konuşanın yeni bir eve girip orada yaşamaya başlayacağı anlamına gelen cümle hangisidir?
- We are moving to a new town.
- We are moving next to our friends.
- We are moving into a new house.
Cevabı göster
We are moving into a new house.
Please say no: birinden reddetmesini istemek
Burada say no, “reddetmek” veya “olumsuz yanıt vermek” anlamındadır. Please, emir biçimindeki say no ifadesini kibar ama doğrudan bir ricaya dönüştürür: konuşan kişi, dinleyenin yalnızca no kelimesini telaffuz etmesini değil, bir istek, teklif veya öneriyi reddetmesini ister.
Alıştırma
“Please say no.” cümlesine en uygun anlam hangisidir?
- Birinden no kelimesini telaffuz etmesini istemek.
- Birinden bir şeyi reddetmesini istemek.
- Birine konuşmamasını söylemek.
Cevabı göster
Birinden bir şeyi reddetmesini istemek.
righto: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde gündelik bir yanıt
Righto, “tamam”, “peki” veya “anladım” anlamına gelen gündelik bir yanıttır. Yeah, righto içinde, söyleneni rahat bir tavırla kabul eder veya buna uygun şekilde hareket etmeye hazır olunduğunu gösterir. Burada bir yanıt sözcüğüdür; “doğru” ya da “sağ taraftaki” anlamına gelen right sıfatı değildir.
Alıştırma
“Yeah, righto.” cümlesindeki righto büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Tamam; katılıyorum veya anladım.
- Sağa doğru hareket et.
- Bu ifade doğrudur.
Cevabı göster
Tamam; katılıyorum veya anladım.
right next to: pekiştirme göreviyle right
right next to ifadesinde right, konumun tam ve hemen bitişik olduğunu vurgulayan bir zarftır. İfadenin tamamı “hemen yanında” anlamına gelir. Kalıp right next to + kişi, yer veya nesne şeklindedir. Bu cümlede right bir yön belirtmez ve “doğru” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede right, eczanenin bankanın hemen yanında olduğunu vurguluyor ve sağ tarafta olduğunu belirtmiyor?
- The pharmacy is right next to the bank.
- The pharmacy is to the right of the bank.
Cevabı göster
The pharmacy is right next to the bank.
There goes the neighborhood: alaycı ve yapmacık bir yakınma
There goes the neighborhood. yeni gelen birinin veya bir değişikliğin bölgenin havasını ya da düzeyini sözde bozacağını anlatan kalıplaşmış ve abartılı bir sözdür. There goes ... kalıbı bir şeyi kaybedilmiş, mahvolmuş veya artık eskisi kadar iyi değilmiş gibi sunar; mahalle gerçek anlamda hiçbir yere gitmez. Burada konuşan kişi, aile üyeleri komşusu olacağı için şikâyet ediyormuş gibi yapar. Asıl amacı bölgeyi ciddi biçimde değerlendirmek değil, şakayla takılmaktır.
Alıştırma
Maya bir arkadaşına “My noisy brothers are moving into the apartment next door.” der. Arkadaşı “There goes the neighborhood!” diye karşılık verir. Arkadaşı ne yapmaktadır?
- Mahallenin fiziksel olarak uzaklaştığını söylemektedir
- Kardeşlerin bölgeyi kötüleştireceğiyle ilgili şaka yapmaktadır
- Kardeşlerin yeni evinin nerede olduğunu sormaktadır
Cevabı göster
Kardeşlerin bölgeyi kötüleştireceğiyle ilgili şaka yapmaktadır
Should I ...?: bir eylemin uygun olup olmadığını sormak
Should I + fiilin yalın hâli ...? bir eylemin iyi bir fikir, uygun veya doğru zamanda olup olmadığını karşıdaki kişinin değerlendirmesini ister. Bu cümlede konuşan kişi, şimdi gelmenin plana uygun olup olmadığını kontrol ediyor. Bu, öncelikle fiziksel beceriyle ilgili bir soru değildir. Ne yapılması gerektiği konusunda tavsiye veya karar istediğinizde Should I + fiilin yalın hâli ...? yapısını kullanın.
Alıştırma
Telefon edip etmemeye karar veriyorsunuz. Şimdi aramanın iyi bir fikir olup olmadığını takım arkadaşınıza sorun: ____ call now?
Cevabı göster
Should I
come over: samimi bir ziyarete gelmek
Come over, dinleyicinin veya başka bir kişinin bulunduğu yere ziyarete gelmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada konuşan kişi, kitap kulübü için karşıdaki kişinin bulunduğu yere gidip gitmemesi gerektiğini soruyor. Doğrudan konuşmada İngilizce, dinleyicinin bulunduğu yere doğru hareket için come kullanabilir. Konuşan kişi kendi başlangıç noktasından aynı yolculuğu “gitmek” diye tanımlayacak olsa da bu kullanım doğaldır. Hedef yer çoğu zaman anlaşılır ve söylenmez.
Alıştırma
Evde olan bir arkadaşınızla doğrudan konuşuyorsunuz. Bu öğleden sonra onun evini ziyaret edip edemeyeceğinizi hangi cümle doğal biçimde sorar?
- Can I go over this afternoon?
- Can I move over this afternoon?
- Can I come over this afternoon?
Cevabı göster
Can I come over this afternoon?
Hop on over: yaklaşmaya yönelik neşeli bir davet
“Hop on over”, “buraya gel” anlamına gelen samimi ve neşeli bir davettir. Hop sözcüğü kelime anlamıyla küçük bir sıçramayı anlatsa da konuşan kişi komşusunun gerçekten sıçrayarak gelmesini istemiyor. Come yerine hop kullanmak davete hareketlilik ve sıcaklık katar.
Alıştırma
Konuşan kişi bir komşuya “Hop on over” derken ne yapıyor?
- Ondan uzaklaşmasını istiyor
- Onu neşeli bir şekilde yaklaşmaya davet ediyor
- Ona bir nesnenin üzerinden atlamasını söylüyor
Cevabı göster
Onu neşeli bir şekilde yaklaşmaya davet ediyor
I'll have to + fiil: gelecekteki gereklilik
“I'll have to”, “I will have to” ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ardından fiilin yalın hâli gelir: I'll have to + build. Bu yapı gelecekteki bir eylemi gereklilik anlamıyla birleştirir. Burada konuşan kişi, duruma bakarak bir ahır yapmanın gerekli olacağına karar veriyor. Bu, başka birinin ona emir verdiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi I will have to ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: Because the last bus leaves at six, ____ leave work early tomorrow.
Cevabı göster
I'll have to
build you a stable: fiil + kişi + şey
Build you a stable, fiil + kişi + şey sırasını izler. You yararlanan kişidir; a stable ise inşa edilen şeydir. Anlamı “senin için bir ahır inşa etmek”tir, “seni inşa etmek” değildir. Bu çift nesneli yapı, alıcıyı veya yararlanan kişiyi şeyden önce getirir. Make, buy ve get gibi fiillerle de kullanılır.
Alıştırma
Fiil + kişi + şey yapısını kullanarak “I made a sandwich for her” anlamını doğal biçimde veren cümle hangisidir?
- I made her for a sandwich.
- I made a sandwich her.
- I made her a sandwich.
Cevabı göster
I made her a sandwich.
There you go: bir şeyi verirken veya yardımı bitirirken
There you go, bir şeyi uzatırken, birisi için yerine koyarken veya ona yardım etmeyi bitirirken kullanılan kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Duruma göre “işte”, “tamamdır” veya “oldu” anlamına gelebilir. Bu cümlede konuşanın yaptığı işin tamamlandığını gösterir. Buckles’a bir yere gitmesini söylemez.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza kalem uzatıyorsunuz. En doğal ifade hangisidir?
- Go there.
- There you go.
- Off you go.
Cevabı göster
There you go.
Bir şeye birlikte başlamayı öneren Let's start ...
Let's start + bir etkinlik, konuşanın ve dinleyenin ya da grubun o etkinliğe birlikte başlamasını önerir. Bu cümlede herkesi kitap kulübüne başlamaya çağırır. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır; ancak bu kalıp konuşanın birlikte başlamayı önerdiğini gösterir. Burada let sözcüğünü “izin vermek” anlamında düşünmeyin.
Alıştırma
Öneriyi derste öğrendiğiniz iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Everyone is ready. ____ the meeting.
Cevabı göster
Let's start
Eylemi tekrarlamadan kabul bildiren Yes, let's.
Yes, let's. ifadesi, birlikte bir şey yapma önerisini kabul etmenin kısa bir yoludur. Burada önceki Let's start book club. önerisini kabul eder. Let's'ten sonra gelecek eylem zaten belli olduğu için söylenmez. Dinleyen kişi start book club ifadesini zihninde tamamlar; bu yüzden yanıt let's ile bitebilir.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz kısaltmayla kısa kabul yanıtını tamamlayın: 'Let's bake some bread.' — 'Yes, ____.'
Cevabı göster
let's
So, did you think the caterpillar needed to eat quite that much? Notlar
1:05Peki, tırtılın bu kadar çok yemesi gerektiğini düşünüyor muydunuz?
So, did you think ...?: Tartışmaya giriş yapan bir soru
Bu cümlede So bir söylem belirtecidir: konuşmacının ana tartışmaya geçtiğini gösterir. Buradaki So, neden-sonuç bildiren “bu yüzden”den çok “peki, şimdi bunu konuşalım” anlamına yakındır. Ardından gelen did you think ...?, dinleyiciyi daha önce okuduğu veya deneyimlediği bir şey hakkında görüş bildirmeye çağırır. Bu sözcükler birlikte konuşmayı düzenler ve bir değerlendirme sorusu başlatır.
Alıştırma
Bu cümlede “So, did you think ...?” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Yanıt istemeden tartışmayı bitirmek.
- Tartışmaya geçmek ve karşıdaki kişiyi görüş bildirmeye davet etmek.
- Bir olayın başka bir olaya neden olduğunu belirtmek.
Cevabı göster
Tartışmaya geçmek ve karşıdaki kişiyi görüş bildirmeye davet etmek.
quite that much: Bilinen bir miktara yönelik hafif kuşku
That much, daha önce görülmüş, söylenmiş veya bağlamdan anlaşılmış bir miktarı gösterir. Quite, miktarın o dereceye ulaştığına dikkat çeker; bu nedenle quite that much yaklaşık olarak “o kadar çok” veya “o dereceye kadar” demektir. Bu soruda ifade hafif bir şaşkınlık veya kuşku belirtir: konuşmacı bu kadar büyük bir miktarın gerçekten gerekli olup olmadığını sorgular. Kuşku, ifadenin sabit olarak “çok fazla” anlamına gelmesinden değil, sorudan ve bağlamdan kaynaklanır.
Alıştırma
“Did the repair really cost quite that much?” cümlesinde “quite that much” neyi ima eder?
- Miktar küçüktür ve tam olarak beklendiği gibidir.
- Bağlamdan bilinen miktar şaşırtıcı derecede yüksek görünmektedir.
- Konuşmacı onarımın herhangi bir ücreti olup olmadığını bilmemektedir.
Cevabı göster
Bağlamdan bilinen miktar şaşırtıcı derecede yüksek görünmektedir.
rather noisy: ölçülü bir dereceyi ifade etmek
“He's rather noisy.” cümlesinde rather, noisy sıfatından önce gelen bir derece zarftır. “Oldukça” ya da “epey” anlamı verir ve çıkardığı gürültünün belirgin olduğunu anlatır. Rather, özellikle Britanya İngilizcesinde, değerlendirmeyi daha ölçülü veya biraz dolaylı gösterebilir. Burada “pek gürültülü değil” anlamına gelmez ve would rather yapısındaki gibi tercih bildirmez.
Alıştırma
“The hallway is rather dark.” cümlesinde rather ne ifade eder?
- Birinden ışığı açmasını ister.
- Karanlık derecesinin oldukça yüksek olduğunu ifade eder.
- Birinin koridoru tercih edeceğini ifade eder.
Cevabı göster
Karanlık derecesinin oldukça yüksek olduğunu ifade eder.
try asking nicely: -ing ile bir yöntemi denemek
“I'll try asking nicely.” cümlesinde try + -ing, nazikçe sormayı denenebilecek bir yöntem olarak sunar. Konuşan kişi, dostça ve kibar bir rica etmenin işe yarayıp yaramayacağını görmeyi planlar; nicely, sorma biçimini anlatır. Bu yapı try to ask nicely ifadesinden farklıdır. Try to ask nicely, kibarca sormayı başarmak için gösterilen çabayı vurgular. Buradaki -ing biçimi, eylemi tamamlamaya çalışmaktan çok onu olası bir çözüm olarak denemeyi anlatır.
Alıştırma
Yazıcı yanıt vermiyor. Yeniden başlatmayı denenebilecek bir yöntem olarak sunan cümle hangisidir?
- You should restart the printer.
- Try restarting the printer.
- Try to restart the printer.
Cevabı göster
Try restarting the printer.
Excuse me. ... kibar bir isteği başlatmak
Burada Excuse me. bir soru sormadan, ricada bulunmadan veya birinin sözünü kısaca kesmeden önce dikkatini kibarca çekmek için kullanılır. Türkçede bağlama göre “affedersiniz” ya da “pardon” anlamına gelir. Bu cümlede asıl anlamı, daha önce yapılmış bir hata için özür dilemek değildir; konuşmayı başlatmaktır.
Alıştırma
Tanımadığınız birine yol sormak üzeresiniz. En uygun kibar başlangıç hangisidir?
- Excuse me.
- Never mind.
- I'm sorry.
Cevabı göster
Excuse me.
Would you mind keeping ...: -ing ile kibar bir rica
Would you mind + fiil-ing...? kibar bir rica kalıbıdır. Karşınızdaki kişiye bir şeyi yapmasının sakıncası olup olmadığını sorar. Bu cümlede keeping the noise down, gürültüyü kelimesi kelimesine aşağıda tutmak değil, sesi azaltmak anlamına gelir. mind kelimesinden sonra -ing biçimi kullanılır; bu yüzden keeping doğrudur. Bu kalıp, aksi hâlde emir gibi duyulabilecek bir ricayı yumuşatır.
Alıştırma
Kibar ricayı tamamlamak için close fiilini doğru biçimde kullanın: Would you mind ____ the window?
Cevabı göster
closing
keeping the noise down: gürültüyü düşük tutmak
Keep the noise down, insanların veya bir etkinliğin daha az gürültü çıkarmasını sağlamak anlamına gelir. Keep fiili, sesi yalnızca bir kez azaltmayı değil, gürültü düzeyini düşük tutmayı anlatır. Buradaki down, fiziksel olarak aşağı hareketi değil, “daha düşük bir düzeye” inmeyi belirtir. Make the noise small bu anlamı İngilizcede doğal biçimde ifade etmez.
Alıştırma
keep the noise down ifadesini yerleştirin: The baby is asleep, so please ____.
Cevabı göster
keep the noise down
Well, I'm glad I don't have a neighbor like that. Ton ve niyet
1:32Şey, öyle bir komşum olmadığı için memnunum.
I'm glad + cümle: mutluluk veya rahatlama ifade etmek
I'm glad, konuşanın bir gerçek karşısında mutlu, memnun veya rahatlamış hissettiğini gösterir. Glad sözcüğünden sonra bu gerçeği belirten tam bir cümle gelebilir: I'm glad + özne + fiil. Bu cümlede söz konusu gerçek, öyle bir komşuya sahip olmamaktır; dolayısıyla glad durum karşısındaki rahatlamayı ifade eder. Bir selamlaşma veya genel olarak good anlamına gelen bir yorum değildir.
Alıştırma
Arkadaşınız kayıp anahtarlarını buldu. Bu gerçek karşısındaki mutluluğu veya rahatlamayı hangi cevap ifade eder?
- I'm glad you found them.
- I hope you find them.
- You must find them.
Cevabı göster
I'm glad you found them.
that bit: küçük bir bölümü veya alanı gayriresmî biçimde belirtme
Bu cümlede that bit, “o küçük bölüm veya alan” anlamına gelir. Konuşan kişi okuma alanının belirli bir bölümünden söz ediyor; bit burada “bir ısırık” ya da bilgisayardaki “bit” anlamında değildir. Günlük Britanya İngilizcesinde bit, bir şeyin küçük veya tam ölçülmemiş bir bölümünü anlatan gayriresmî ve esnek bir isimdir. Bunun alan, nesne, metin, zaman dilimi veya başka bir şey olup olmadığını bağlam gösterir.
Alıştırma
“Please leave that bit of the table clear,” cümlesinde “that bit” büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Masanın işaret edilen küçük bölümünü
- Bir ikili rakamı
- Masadan alınmış bir ısırığı
Cevabı göster
Masanın işaret edilen küçük bölümünü
Bingo took my reading area and she's not giving it back. Öbek fiiller
1:45Bingo benim okuma alanımı aldı ve geri vermiyor.
giving it back: give back ile zamirin yeri
Give something back, “bir şeyi sahibine veya geldiği yere geri vermek” anlamına gelir. Burada it, my reading area ifadesini belirtir; yani Bingo konuşan kişinin o alanı yeniden kullanmasına izin vermiyor. Give back ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir isim olduğunda hem give the book back hem de give back the book kullanılabilir. it gibi bir zamir kullanıldığında ise zamir give ile back arasına gelmelidir: give it back doğrudur, give back it değildir.
Alıştırma
İsteği give back ve it zamirini kullanarak tamamlayın: This pen is mine. Please ____.
Cevabı göster
give it back
Have you tried asking...?: bir yöntemin denenip denenmediğini nazikçe sormak
Have you tried + fiilin -ing biçimi...? olası bir yöntemin şu ana kadar herhangi bir zamanda denenip denenmediğini sorar. Geçmişteki belirli bir eylemin ne zaman gerçekleştiğini sormaz. Bu cümlede asking her nicely kontrol edilen yöntemdir. Soru aynı zamanda nazik bir öneri görevi görür: kişiye doğrudan ne yapacağını söylemek yerine bu yöntemi düşünmeye davet eder.
Alıştırma
Bir arkadaşının yazıcısı çalışmıyor. Şu ana kadar yeniden başlatmayı deneyip denemediğini try kullanarak doğrudan sor: ____ restarting it?
Cevabı göster
Have you tried
Not yet: şu ana kadar hayır
Not yet, beklenen veya olası bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini ya da tamamlanmadığını belirten kısa bir cevaptır. yet cevaba zaman anlamı katar ve genellikle eylemin daha sonra gerçekleşme olasılığını açık bırakır. Burada I haven't tried asking her nicely yet. gibi daha tam bir cevabın yerine geçer. Fiil öbeğini tekrarlamadan present perfect sorusunu cevaplar.
Alıştırma
“Şu ana kadar hayır” anlamına gelen kısa cevabı tamamla: Have you sent the email? — ____. I'll send it after lunch.
Cevabı göster
Not yet
all that noise: şaşkınlık veya rahatsızlık belirtmek
Bu soruda all that noise yalnızca bir sesi tanımlamaz. all that, gürültüyü büyük ya da aşırı bir rahatsızlık olarak sunar; bu yüzden konuşan kişi şaşkın, rahatsız ya da ikisi birden gibi duyulur. What's all that + uncountable noun? kalıbı, miktarı veya derecesi belirgin bir şeye tepki verirken neler olduğunu sormak için kullanılabilir.
Alıştırma
Üst kattan yüksek vurma sesleri geliyor ve şaşkınlıkla rahatsızlık göstermek istiyorsunuz. Hangi soru en uygundur?
- What's that noise upstairs?
- What level of noise is allowed upstairs?
- What's all that noise upstairs?
Cevabı göster
What's all that noise upstairs?