Multipl Skleroz Nedir?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Özet: Animasyon, multipl sklerozda miyelin saldırısını bozulan sinir sinyalleri ve çeşitli belirtilerle ilişkilendirir; araştırma ile toplumsal farkındalığı da ele alır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. in part because of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Birkaç nedenden yalnızca birini belirtir ve bilimsel iddiayı ölçülü tutar. 2. acute ve chronic — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Ani veya atak biçimindeki belirtileri uzun süren durumlardan ayırır; acute her zaman “çok şiddetli” değildir. 3. would be so grateful if you could — Konuşma edimbilimi ve tutum: Önceden minnet bildirmek ve koşullu biçim ricayı yumuşatır, böylece yardım isteği doğrudan emir gibi duyulmaz.
Bu derste
This month, many countries around the world will be spreading awareness on multiple sclerosis or MS,
0:00Bu ay dünyanın birçok ülkesinde multipl skleroz, yani MS hakkında farkındalık oluşturulacak.
a disease that affects millions of people worldwide.
0:05MS, dünya çapında milyonlarca insanı etkileyen bir hastalıktır.
But what exactly is ...? ile tanıma geçmek
But what exactly is ...? bir konudan söz etme aşamasından o konunun kesin tanımını sorma aşamasına geçer. Buradaki exactly, birazdan daha belirli bir açıklama geleceğini gösterir. But, temel soruya geçişi işaretleyerek sunumu düzenler; önceki ifadeye karşı çıkmaz. Yeniden kullanılabilen kalıplar But what exactly is + isim öbeği? ve But what exactly is it? şeklindedir.
Alıştırma
Hangi soru, karanlık maddeyi tanıtmaktan onu kesin olarak tanımlamaya en doğal biçimde geçer?
- But dark matter is exactly what?
- But why is dark matter a problem?
- But what exactly is dark matter?
Cevabı göster
But what exactly is dark matter?
which consists of the brain, spinal cord, and optic nerve. Kalıp ifadeler
0:13Bu sistem beyin, omurilik ve optik sinirden oluşur.
consists of: bir bütünün parçalarını belirtmek
Consists of bir bütünün bileşimini anlatır: özne bütünü, of sözcüğünden sonraki isim öbeği ise onun parçalarını belirtir. Cümlede the central nervous system bütündür; the brain, spinal cord ve optic nerve ise onun bileşenleri olarak sıralanır. Kalıp bütün + consists of + parçalar şeklindedir. Consist bu kullanımda geçişsiz bir fiildir; bu nedenle standart İngilizcede is consisted of denmez.
Alıştırma
Cümleyi «-den oluşur» anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The emergency kit ____ a flashlight, water, and bandages.
Cevabı göster
consists of
Just about everything you do depends on this system functioning properly, Notlar
0:16Yaptığınız hemen her şey bu sistemin düzgün çalışmasına bağlıdır;
Just about everything: just about ifadesinin neredeyse anlamı
Just about everything ifadesinde just about, “neredeyse” ya da “hemen hemen” anlamına gelir. everything sözcüğünü niteler; dolayısıyla tüm ifade “neredeyse her şey” demektir, “yalnızca her şey hakkında” değil. Bu tür bir yaklaşıklaştırma, kapsamlı bir iddiayı biraz daha az kesin hâle getirir: konuşan kişi yaptığınız şeylerin neredeyse tamamının sisteme bağlı olduğunu söylerken olası istisnalara da yer bırakır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “neredeyse” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The repairs are ____ finished; only one small task remains.
Cevabı göster
just about
depends on this system functioning: depend on + isim + -ing yapısı
Cümlenin temel fiili depends'tir. on'dan sonra gelen this system, functioning fiilinin anlamca öznesidir; functioning properly ise sistemin yapması gereken eylemi anlatır. Yapının tamamı, sonucun sistemin düzgün çalışması koşuluna bağlı olduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp depend on + isim/zamir + -ing şeklindedir. Bir sonuç, belirli bir kişi veya şeyin bir eylemi gerçekleştirmesine bağlı olduğunda kullanılır.
Alıştırma
the engineers ve complete fiilinin -ing biçimini kullanarak cümleyi depend on + isim + -ing kalıbıyla tamamlayın: The launch depends on ____ the final checks tonight.
Cevabı göster
the engineers completing
from breathing to moving and even watching YouTube videos.
0:19nefes almaktan hareket etmeye, hatta YouTube videoları izlemeye kadar.
And these actions are all facilitated by neurons throughout your body,
0:22Tüm bunlar, vücudunuzun her yanına yayılmış nöronlar sayesinde gerçekleşir.
cells which we've talked about many times in our previous videos.
0:25Bunlar, önceki videolarımızda birçok kez sözünü ettiğimiz hücrelerdir.
These neurons are able to send signals all throughout the body at incredible speeds,
0:28Bu nöronlar, vücudun her yanına inanılmaz hızlarda sinyal gönderebilir.
in part because of the fatty coating that surrounds them, Kalıp ifadeler
0:32Bunu yapabilmelerinin bir nedeni, etraflarını saran yağlı tabakadır.
in part because of: Kısmi bir nedeni belirtmek
In part because of bir neden sunarken bu nedenin önemini bilinçli olarak sınırlar: yağlı kaplama, nöronların hızına katkıda bulunan nedenlerden biridir; ancak açıklamanın tamamı olmak zorunda değildir. Kalıp in part because of + isim öbeği şeklindedir. Bir sonucun birden fazla nedeni olduğunda veya konuşan kişi kesin bir neden-sonuç iddiasında bulunmak istemediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
“The event was delayed in part because of the rain” ne anlama gelir?
- Yağmur, gecikmeye katkıda bulunan nedenlerden biriydi.
- Etkinliğin fiziksel olarak yalnızca bir bölümü yağmur yüzünden gecikti.
- Gecikmenin tek nedeni kesinlikle yağmurdu.
Cevabı göster
Yağmur, gecikmeye katkıda bulunan nedenlerden biriydi.
This myelin insulates the impulses and allows the nerve signals to reach their destination. Dilbilgisi
0:37Miyelin, elektriksel uyarıları yalıtır ve sinir sinyallerinin hedeflerine ulaşmasını sağlar.
allow + nesne + to-infinitive: allows the nerve signals to reach
Allows the nerve signals to reach, allow + nesne + to-infinitive kalıbını izler. Nesne olan the nerve signals, reach eylemini gerçekleştirir; allows ise miyelinin hedefe ulaşmayı mümkün kılan koşulu oluşturduğu anlamına gelir. Bir özellik, koşul veya eylem başka bir kişinin ya da şeyin bir eylemi gerçekleştirmesini mümkün kıldığında aktarılabilir X allows Y to do Z kalıbını kullanın.
Alıştırma
Allow + nesne yapısından sonra gereken cross biçimiyle cümleyi tamamlayın: The new bridge allows emergency vehicles ____ the river safely.
Cevabı göster
to cross
in the case of: konuyu belirli bir duruma daraltma
“In the case of” ifadesinden sonra bir isim öbeği gelir ve ifade “özellikle o kişiye, şeye veya duruma odaklandığımızda” anlamına gelir. Bu cümlede genel açıklamanın kapsamını MS’de olanlara indirger; buradaki case “durum” demektir, bir kap veya mutlaka hukuki bir dava anlamına gelmez. Bu ifade bir kapsam işaretidir: Dinleyiciye, ardından gelen ifadenin evrensel bir iddia değil, adı verilen durum için geçerli olduğunu bildirir.
Alıştırma
in the case of ifadesinin genel bir tartışmayı belirli bir konuya daralttığı cümleyi seçin.
- Take an umbrella in case it rains.
- In the case of electric cars, battery cost is still a major concern.
- In case of fire, use the stairs.
Cevabı göster
In the case of electric cars, battery cost is still a major concern.
The immune system is designed to fight off disease from viruses, bacteria, parasites, or other agents, Notlar
0:44Bağışıklık sistemi virüs, bakteri, parazit veya başka etkenlerin yol açtığı hastalıklarla savaşmak üzere tasarlanmıştır.
is designed to + fiilin yalın hâli: amaç veya işlev belirtme
“Is designed to”, be designed to + fiilin yalın hâli kalıbını izler ve öznenin amaçlanan kullanımını veya normal işlevini belirtir. Bu cümlede fight off, bağışıklık sisteminin normalde ne yaptığını anlatır. Biyolojik veya doğal sistemlerden söz ederken designed, bunları bir insan tasarımcının yaptığı anlamına gelmek zorunda değildir. İşlevsel bir anlatım olabilir: “bunu yapmasını sağlayacak şekilde yapılandırılmıştır veya çalışır”. Kalıp genel bir rolü anlatır; bu rolün her seferinde başarıyla gerçekleştiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “amaçlanan işlevi budur” anlamına gelen üç sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: This safety barrier ____ prevent visitors from entering the work area.
Cevabı göster
is designed to
Bir tehdidi savuşturmak için fight off kullanmak
Fight off, zararlı bir şeye direnip onu uzaklaştırmak veya başarılı olmasını engellemek anlamına gelen bir öbek fiildir. Burada bağışıklık sistemi fight off disease yapar; yani hastalığa yol açan etkenlerin sağlıklı dokuya zarar vermesini önler. Off, yer bildiren bir sözcük değil, öbek fiilin bir parçasıdır. Bu ifade çoğu zaman tehdidin başarıyla savuşturulduğunu veya uzakta tutulduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle Maya’nın saldırganı savuşturduğunu açıkça söylüyor?
- Maya fought off the attacker.
- Maya fought the attacker.
- Maya fought against the attacker.
Cevabı göster
Maya fought off the attacker.
and does so by distinguishing these things from healthy tissue. Notlar
0:49Bunu da bu etkenleri sağlıklı dokulardan ayırt ederek yapar.
does so by + -ing: önceki eyleme gönderme yapıp yöntemi belirtmek
Does so, az önce belirtilen bir eylemin yerine geçer. Bu cümlede does so, fights off disease anlamındadır; böylece tüm fiil öbeği tekrarlanmaz. Does, özneye ve zamana göre değişir; so önceki eylemi taşır ve bu nedenle anlamına gelmez. Ardından by + -ing yöntemi açıklar. Distinguishing healthy tissue from harmful agents, bağışıklık sisteminin önceki eylemi nasıl gerçekleştirdiğini gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp subject + do/does/did so + by + -ing şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi solves the puzzle ifadesinin yerine geçen ve yöntemi tanıtan üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: Nina solves the puzzle, and ____ checking each clue twice.
Cevabı göster
does so by
distinguish A from B: A'yı B'den ayırt etmek
Distinguish A from B, A ile B'nin farklı olduğunu anlayıp değerlendirme veya sınıflandırma sırasında onları ayrı tutmak demektir. from edatı, karşılaştırma noktası olan B'yi tanıtır. Bu cümlede A these things, B ise healthy tissue ifadesidir. Yapı, zararlı şeyleri tanırken sağlıklı dokuyu aynı tür hedef olarak görmemeyi anlatır.
Alıştırma
distinguish A from B kalıbındaki eksik edatı tamamlayın: Doctors must distinguish a harmless skin reaction ____ a serious infection.
Cevabı göster
from
the immune system ends up attacking the myelin Öbek fiiller
0:53bağışıklık sistemi sonunda miyeline saldırır
end up doing: sonunda, çoğu zaman beklenmedik biçimde, bir şey yapmak
End up doing, bir süreç veya olaylar dizisinin sonucunda en sonunda bir şey yapmak anlamına gelir. Çoğu zaman sonucun planlanmadığını veya beklenmediğini düşündürür. -ing biçimi son eylemi belirtir: end up attacking. Burada attacking sonuçtur; up fiziksel bir yön bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We took the wrong trail and ____ walking three extra miles.
Cevabı göster
ended up
in what is classified as an autoimmune disorder. Notlar
0:56ve bu yüzden MS otoimmün bir hastalık olarak sınıflandırılır.
be classified as + kategori
classify X as Y yapısında Y, X'e atanan kategoriyi belirtir. Cümlede edilgen X is classified as Y kalıbı kullanıldığı için vurgu, sınıflandırmayı kimin yaptığına değil, duruma ve onun tıbbi kategorisine verilir. Buradaki what, bağışıklık sisteminin miyeline saldırması durumunu ifade eder. İfade, bu sürecin otoimmün bir bozukluk olarak sınıflandırıldığı anlamına gelir; as bir nedeni değil, kategoriyi tanıtır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi classify ... as yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: Based on its architectural importance, the building ____ a historic landmark.
Cevabı göster
is classified as
autoimmune disorder: bağışıklığın vücudun kendisini hedef alması
Otoimmün bozukluk, bağışıklık sisteminin yanlışlıkla vücudun kendi sağlıklı hücrelerini veya dokularını hedef aldığı bir durumdur. Bu cümlede hedef, sinirleri koruyan miyelindir. auto- ön eki kendi veya öz anlamına gelir; dolayısıyla autoimmune, kişinin kendi vücuduna yönelmiş bir bağışıklık yanıtını anlatır. Otomatik bağışıklık veya olağanüstü güçlü bağışıklık anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi açıklama autoimmune disorder ifadesine en iyi uyar?
- Bağışıklık sistemi yanlışlıkla vücudun kendi sağlıklı dokusuna saldırır.
- Bağışıklık sistemi vücudu etkili biçimde savunamayacak kadar zayıftır.
- Vücut her enfeksiyona karşı otomatik olarak bağışıklık kazanır.
Cevabı göster
Bağışıklık sistemi yanlışlıkla vücudun kendi sağlıklı dokusuna saldırır.
This process of demyelination can lead to a buildup of scar tissue, Kalıp ifadeler
0:59Demiyelinizasyon adı verilen bu süreç, yara dokusunun birikmesine yol açabilir.
lead to a buildup of scar tissue (yara dokusu birikmesine yol açmak)
Bu cümlede lead to, demiyelinizasyonun olası bir sonucunu tanıtır: yara dokusunun oluşup birikmesi. Cümlede can kullanıldığı için her zaman olmak zorunda olan değil, olası bir sonuç anlatılır. A buildup of, bir şeyin zamanla birikmesi demektir. lead to + ad öbeği yapısı, bir sürecin daha sonraki bir sonucu nasıl doğurduğunu göstermek için kullanılır; burada sonucu belirten ad öbeği a buildup of scar tissue ifadesidir.
Alıştırma
Bir sürecin zamanla birikme sonucu doğurduğunu gösteren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Poor drainage can ____ standing water around the house.
Cevabı göster
lead to a buildup of
hence the word: bir açıklamayı terime bağlamak
Burada hence, önceki açıklamaya gönderme yapar ve sclerosis adını bu açıklamanın sonucu olarak sunar. Kısaltılmış hence the word sclerosis ifadesi, 'that is why the word sclerosis is used', yani “sclerosis sözcüğünün kullanılma nedeni budur” anlamına gelir. Bu, bilgiyi düzenleyen bir kalıptır: önce açıklama gelir, ardından hence + ortaya çıkan terimi veya adı belirten bir ad öbeği kullanılır. Sclerosis sözcüğünün sertleşme veya yara oluşumuyla ilişkili olduğunu bilmek, buradaki bağlantıyı görmek için yeterlidir.
Alıştırma
Bir açıklamayı bir ada bağlayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The material stretches and returns to its original shape, ____ elastic.
Cevabı göster
hence the word
The CNS then becomes unable to send and receive signals properly.
1:04Bunun sonucunda merkezî sinir sistemi sinyalleri düzgün biçimde gönderip alamaz.
Messages traveling along the neurons may be slowed down, Dilbilgisi
1:08Nöronlar boyunca ilerleyen mesajlar yavaşlayabilir,
may be slowed down, distorted, or stopped: eşgüdümlü modal edilgen
Burada may izin değil, olasılık bildirir. may be + past participle yapısı modal edilgen oluşturur: messages etkileri yaşayan taraftır; bu etkilere kimin ya da neyin neden olduğu belirtilmez. Tek bir may be, eşgüdümlü üç past participle olan slowed down, distorted ve stopped için geçerlidir. Bu kısa yapı, bilimsel metinlerde may be ifadesini tekrarlamadan birden fazla olası sonucu sıralamayı sağlar.
Alıştırma
Bilimsel cümleyi may + be + past participle ile tamamlayın: During transmission, the data ____, corrupted, or lost.
Cevabı göster
may be delayed
stopped altogether ifadesindeki altogether
stopped altogether ifadesinde altogether, tamamen veya bütünüyle anlamına gelen tek sözcüklü bir zarftır. stopped sözcüğünü niteler; dolayısıyla en ağır olası sonuç, iletilerin yalnızca yavaşlaması ya da bozulması değil, tamamen kesilmesidir. Bu kullanım, kısmi bir yorumu dışlamak için bitme, kaçınma veya kaybolma bildiren fiillerden sonra sıkça gelir: stop altogether, tamamen durmak demektir.
Alıştırma
altogether sözcüğünün tamamen anlamına geldiği cümleyi seçin.
- The engine stopped briefly.
- The engine stopped altogether.
- The runners stopped all together at the finish line.
Cevabı göster
The engine stopped altogether.
Because of the varying locations and nature of demyelination,
1:13Demiyelinizasyonun yeri ve niteliği değişken olduğu için,
They can range from muscle weakness to decreased coordination, Dilbilgisi
1:18Kas güçsüzlüğü ve koordinasyon kaybı görülebileceği gibi,
fatigue, vision problems, numbness, or even paralysis.
1:21yorgunluk, görme sorunları, uyuşma, hatta felç de ortaya çıkabilir.
range from A to B: A'dan B'ye kadar değişmek
Birlikte kullanılan from ve to edatları bir aralığın sınırlarını gösterir. Burada range from muscle weakness to decreased coordination, bir durumun başka bir duruma dönüşmesini değil, olası farklı belirtileri anlatır. Ardından gelen belirtiler olasılıklar kümesini genişletir ve liste mutlaka en hafiften en şiddetliye giden kesin bir ölçek oluşturmaz.
Alıştırma
İngilizce cümleyi sabit from ... to yapısıyla tamamlayın: Room prices ____ ninety dollars ____ two hundred and fifty dollars per night.
Cevabı göster
range from · to
Though an MRI scan of the brain to look for lesions or scarring is integral to diagnosis. Kelime
1:24Bununla birlikte, beyindeki lezyonları veya yara izlerini görmek için yapılan MR taraması tanının vazgeçilmez bir parçasıdır.
integral to diagnosis: teşhis için vazgeçilmez
Integral to, bir şeyin başka bir şey için vazgeçilmez veya onun gerekli bir parçası olduğu anlamına gelir. Bu cümlede MR taraması yalnızca ek bir yardımcı olarak değil, teşhisin temel bir parçası olarak sunulur. Yaygın yapı be integral to + isim veya -ing biçimidir. integral to diagnosis ifadesinde to, bir şeyin vazgeçilmez olduğu süreci ya da sonucu tanıtan bir edattır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi essential to anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Accurate records are ____ a fair investigation.
Cevabı göster
integral to
while others experience more chronic and permanent symptoms which worsen over time. Kalıp ifadeler
1:31bazıları zamanla kötüleşen daha kronik ve kalıcı belirtiler yaşar.
Acute ve chronic belirtiler
Tıbbi açıklamalarda acute genellikle aniden başlayan veya nispeten kısa süren belirtileri ifade eder. Chronic ise uzun süre devam eden ya da tekrarlayan belirtileri ifade eder. Bu cümlede acute episodes ile chronic and permanent symptoms karşılaştırılarak hastalar belirtilerinin zamansal örüntüsüne göre gruplandırılır. Bu terimler öncelikle başlangıcı ve süreyi anlatır, şiddeti değil: akut bir belirti mutlaka şiddetli değildir ve kronik bir belirti her an aynı şiddette olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bir durum aniden başlıyor ve kısa sürüyor. Zamansal örüntüsünü en iyi hangi sözcük anlatır?
- severe
- acute
- chronic
Cevabı göster
acute
Worsen over time
Worsen, daha kötü hâle gelmek anlamına gelir. Over time, olumsuz değişimin tek bir anda gerçekleşmek yerine bir dönem boyunca aşamalı olarak geliştiğini belirtir. Buradaki which, chronic and permanent symptoms ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla ifade, bu belirtilerin zaman geçtikçe kötüleşme eğilimini anlatır. Yeniden kullanılabilen yapı subject + worsen + over time biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi aşamalı olarak daha kötü hâle gelmek anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: If the leak is ignored, the water damage will ____.
Cevabı göster
worsen over time
At this point, no true cause or cure is known. Anlatım akışı
1:35Şu anda ne kesin nedeni biliniyor ne de hastalığı tamamen iyileştiren bir tedavi var.
Mevcut aşamayla sınırlama yapan“At this point”
“At this point”, “şu anki duruma göre” veya “şu anda bilinenlere dayanarak” anlamına gelen bir zaman ve aşama belirtecidir. Fiziksel bir noktayı ya da yeri anlatmaz. Konuşan kişi bu ifadeyi başa getirerek ardından gelen iddiayı mevcut aşamayla sınırlar. Böylece bilgi geçici bir durum güncellemesi olarak düzenlenir ve ileride yapılacak araştırmaların sonucu değiştirebileceği ihtimali açık bırakılır.
Alıştırma
“At this point” bu cümlede ne yapıyor?
- İfadeyi mevcut aşamada bilinenlerle sınırlar.
- Durumun asla değişemeyeceğini söyler.
- Araştırmanın yapıldığı fiziksel yeri belirtir.
Cevabı göster
İfadeyi mevcut aşamada bilinenlerle sınırlar.
While potential links to environmental factors, viral infections, and genetics have been found,
1:38Çevresel etkenler, viral enfeksiyonlar ve genetik faktörlerle olası bağlantılar bulunmuş olsa da,
studies are ongoing and not yet conclusive. Kelime
1:43araştırmalar sürüyor ve henüz kesin bir sonuca ulaşılmış değil.
Henüz kesin yanıt sağlamayan kanıtlar için“Not yet conclusive”
“Not yet conclusive”, mevcut kanıtların kesin bir sonucu destekleyecek kadar güçlü veya eksiksiz olmadığı anlamına gelir. “Conclusive”, kanıtın ya da araştırmanın bir soruyu kesin biçimde çözüp çözemediğini anlatır; yalnızca “bitmiş” demek değildir. “Yet” zaman bakışı ekler: sonuç şu anda kesin değildir, ancak sonraki araştırmalar yeterli kanıt sağlayabilir. Bu cümlede olası bağlantılar bulunmuştur fakat tek başına bağlantılar, bu faktörlerin rahatsızlığa neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Araştırmacılar veri toplamayı bitirdi, ancak sonuçlar hâlâ soruyu çözmüyor. Bunu hangi cümle doğru ifade eder?
- The study is not yet concluded, so the results prove the cause.
- The study is conclusive, but the results are not yet complete.
- The study is complete, but the results are not yet conclusive.
Cevabı göster
The study is complete, but the results are not yet conclusive.
And while there has been a lot of work towards not only alleviating some of the symptoms, Dilbilgisi
1:46Yalnızca bazı belirtileri hafifletmek için değil,
but slowing the progression,
1:49hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak için de çok çalışılmış olsa da,
sadly, these treatments do not work for all MS sufferers. Kelime
1:51ne yazık ki bu tedaviler MS hastalarının hepsinde işe yaramıyor.
not only alleviating ... but slowing: paralel yapıda iki ek bilgi
not only alleviating ... but slowing ifadesinde not only ... but ... kalıbı iki amacı birbirine bağlar: bazı belirtileri hafifletmek ve MS'in ilerleme hızını azaltmak. İkinci amaç eklenirken vurgulanır; but ilk amacı geçersiz kılmaz veya onunla çelişmez. towards her iki eylemi de yönettiği için alleviating ve slowing aynı -ing biçimindedir. Bu kalıbı başka bir cümlede kullanırken not only ve but sonrasındaki ögeleri dil bilgisi bakımından paralel tut.
Alıştırma
Cümleyi not only ... but also ... ile save ve reduce fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak tamamla: The new plan aims at ____ money ____ waste.
Cevabı göster
not only saving · but also reducing
work for all: herkes için etkili olmak
Burada work, “bir işte çalışmak” değil, “amaçlanan sonucu vermek” anlamındadır. Özne treatments olduğu için do not work for all, tedavilerin MS hastası olan herkes için etkili olmadığını belirtir. For all olumsuz ifadenin kapsamındadır: not ... for all, “herkes için değil” demektir; “hiç kimse için değil” demek değildir. Bazı insanlar fayda görebilirken başkaları görmeyebilir.
Alıştırma
Bir antrenör, “This training plan doesn't work for all players.” diyor. Bu cümle ne anlama gelir?
- Her oyuncu için etkili veya uygun değildir.
- Hiçbir oyuncu için etkili değildir.
- Her oyuncunun bu plan kapsamında bir işi vardır.
Cevabı göster
Her oyuncu için etkili veya uygun değildir.
MS sufferers: anlaşılır ancak daha az kişi odaklı
MS, multiple sclerosis yani multipl sklerozun kısaltmasıdır. Bu cümlede MS sufferers, MS hastalığı olan kişiler anlamına gelir. Burada sufferer, kişiyi tıbbi bir durum üzerinden etiketler. Kişinin her an acı çektiği anlamına gelmek zorunda değildir; ancak modern sağlık iletişiminde kişiyi tanıdan önce konumlandıran people with MS veya people living with MS ifadeleri çoğu zaman tercih edilir.
Alıştırma
Resmî bir hasta destek sayfasını düzenliyorsunuz. Hangi cümle kişi odaklı anlatımı en iyi kullanıyor?
- We provide support for MS sufferers.
- We provide support for the MS.
- We provide support for people with MS.
Cevabı göster
We provide support for people with MS.
is an incredibly important step to erasing MS.
1:58MS hastalığını ortadan kaldırma yolunda son derece önemli bir adımdır.
bringing light to this issue: farkındalık, açıklama mı yoksa ifşa mı?
Burada light, kamuoyunda görünürlük için kullanılan bir benzetmedir. Bağlam araştırmanın desteklenmesi ve finanse edilmesi çağrısını içerdiği için bringing light to this issue, konuyu daha görünür hâle getirerek dikkat çekmesini sağlamak anlamına gelir. Bu ifade, light ve attention ile kurulan birkaç bilinen ifadeyi harmanlar. Bu nedenle okurlar niyeti çıkarabilir; ancak bu tam birleşim İngilizcede yerleşik ve standart bir deyim değildir.
Alıştırma
Bir farkındalık kampanyası, yeterince fonlanmayan bir konuyu açıklamak veya bir sırrı açığa çıkarmak yerine daha fazla insanın fark etmesini istiyor. Cümleyi tamamlayın: The campaign hopes to ____.
Cevabı göster
bring attention to the issue
in an effort to: bilinçli girişimi vurgulayan amaç ifadesi
In an effort to + fiilin yalın hâli, bir eylemi hedefe ulaşmaya yönelik bilinçli bir girişim olarak sunar. Bu cümlede konuya dikkat çekmenin amacı, araştırmaların desteklenmesine ve finanse edilmesine yardımcı olmaktır. İfade hem amacı hem de aktif çabayı vurgular; ancak hedefe zaten ulaşıldığını veya kesinlikle ulaşılacağını söylemez.
Alıştırma
Bilinçli bir girişimi vurgulayan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The city added more bike lanes ____ reduce traffic.
Cevabı göster
in an effort to
we can work together to raise awareness. Kalıp ifadeler
2:04farkındalığı artırmak için birlikte çalışabiliriz.
living with MS: uzun süreli bir sağlık durumuyla yaşam deneyimi
Living with MS, multipl skleroza sahipken ve bu hastalığı yönetirken günlük yaşamı, hastalığın süren zorluklarıyla birlikte deneyimlemek demektir. Hastalıkla aynı evde yaşamak anlamına gelmez. living with + hastalık yapısı kişi merkezlidir: teşhisi kişinin bütün kimliğine dönüştürmek yerine kişiyi ve yaşamını görünür tutar. Hastalığın iyileştiğini ya da kişinin her zorluğu pasif biçimde kabullendiğini de ima etmez.
Alıştırma
Süren bir sağlık deneyimini doğal ve saygılı biçimde anlatmak için living with + condition yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The program supports teenagers living epilepsy.
- The program supports teenagers living beside epilepsy.
- The program supports teenagers living with epilepsy.
Cevabı göster
The program supports teenagers living with epilepsy.
raise awareness: farkındalığı artırmak
Raise awareness, daha fazla insanın bir konuyu fark etmesine, anlamasına veya önemsemesine yardımcı olmak demektir. Bu cümlede fiziksel olarak bir şeyi kaldırmak değil, MS konusunda toplumun anlayışını artırmak anlatılır. Bu eşdizimde standart fiil raise sözcüğüdür. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp raise awareness of/about + konu şeklindedir; konu zaten belliyse raise awareness tek başına da kullanılabilir.
Alıştırma
“Daha fazla insanın bir sorunu fark etmesine yardımcı olmak” anlamındaki notta yer alan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The charity uses short videos to ____ of the dangers of distracted driving.
Cevabı göster
raise awareness
and join in the effort to end MS.
2:11ve MS hastalığını sona erdirme çabasına katılırsanız çok minnettar oluruz.
would be so grateful if you could ...: kibar bir rica
Would be so grateful if you could ... kalıbı, istenen eylemi söylemeden önce konuşanın duyacağı minnettarlığı belirterek bir rica oluşturur. Would ve could, ricayı daha az buyurgan hâle getirir; buradaki could esas olarak karşı tarafın bunu yapabilecek durumda olup olmadığını sormaz. Vurgulanan bölümde özne yer almaz, ancak cümlenin öznesi We sözcüğüdür: We would be so grateful if you could + fiilin yalın hâli. So, grateful sözcüğünü güçlendirerek özellikle yoğun bir minnettarlık ifade eder.
Alıştırma
Kibar ricayı nottaki ifadeyle tamamlayın: We ____ review the attached schedule today.
Cevabı göster
would be so grateful if you could
pass something on to someone: bir şeyi birine iletmek
Burada pass this video on to your family and friends, “videoyu ailenizin ve arkadaşlarınızın alması için paylaşmak veya iletmek” anlamına gelir. Pass on ayrılabilen bir öbek fiildir; to ise alıcıyı belirtir. Nesne bir isim olduğunda pass + nesne + on + to + alıcı yapısı kullanılabilir. Nesne zamiri normalde pass ile on arasına gelmelidir: pass it on to them denir, pass on it to them denmez.
Alıştırma
Cümleyi pass something on to someone yapısının ayrılmış biçimiyle tamamlayın: Please ____ the updated schedule ____ everyone on the team.
Cevabı göster
pass · on to
This episode of AsapSCIENCE is supported by 23andMe. Kültür
2:13AsapSCIENCE'ın bu bölümü 23andMe'nin desteğiyle hazırlanmıştır.
supported by 23andMe: sponsorluk bildirimi
Burada is supported by 23andMe, şirketin bu bölüm için finansman, kaynak veya başka bir ticari destek sağladığını belirtir. Video ya da podcast jeneriklerinde bu ifade bir sponsorluk bildirimi işlevi görür; markanın yalnızca duygusal teşvik sunduğu anlamına gelmez. Yapı be supported by + sponsor şeklindedir. Hemen ardından sponsorun hizmetinin veya internet sitesinin tanıtılması ticari yorumu güçlendirir; ancak supported by farklı bağlamlarda başka anlamlara gelebilir.
Alıştırma
Bir podcast'in başında sunucu “This episode is supported by GreenLeaf,” diyor ve ardından GreenLeaf'in internet sitesini veriyor. Supported by büyük olasılıkla neyi belirtir?
- Bu bölüm GreenLeaf'in iddialarının doğru olduğunu kanıtlıyor.
- GreenLeaf bölüm için sponsorluk veya ticari destek sağladı.
- GreenLeaf sunucuyu duygusal olarak teşvik etti.
Cevabı göster
GreenLeaf bölüm için sponsorluk veya ticari destek sağladı.
23andMe is a DNA analysis service that allows you to explore your own genes.
2:1723andMe, kendi genlerinizi keşfetmenizi sağlayan bir DNA analiz hizmetidir.
Whether you're interested in discovering your global origins or understanding your health and your risk for disease, Dilbilgisi
2:21İster dünyanın hangi bölgelerinden geldiğinizi öğrenmekle ister sağlığınızı ve hastalık riskinizi anlamakla ilgilenin,
be sure to check out 23andMe.com/asap. Öbek fiiller
2:2523andMe.com/asap adresine mutlaka göz atın.
Whether ... or ... ile be sure to kullanımı
Whether iki olası ilgi alanını tanıtır: küresel kökenlerinizi keşfetmekle ilgilenmek ve sağlığınızı ve hastalık riskinizi anlamakla ilgilenmek. Or seçenekleri bağlarken ana cümle aynı öneriyi her iki duruma da uygular; evet ya da hayır cevabı istenmez. interested in ifadesinden sonra iki seçenekte de -ing biçimleri olan discovering ve understanding kullanılarak paralel yapı korunur. Yeniden kullanılabilen tam kalıp Whether + seçenek A + or + seçenek B, + ana cümle şeklindedir; burada be sure to + fiilin yalın biçimi güçlü bir öneri verir.
Alıştırma
Cümleyi Whether ... or ... ve be sure to ile tamamlayın: ____ you're traveling for work ____ visiting family, ____ save a copy of your ticket.
Cevabı göster
Whether · or · be sure to
Ziyaret etmek, bakmak veya incelemek anlamındaki check out
Bu cümlede check out, web sitesini ziyaret edip sunduklarına bakmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnenin bir web adresi olması, ifadenin otelden ayrılmak değil, “incelemek veya daha fazla bilgi edinmek” anlamında kullanıldığını gösterir. Check out bir web sitesini, ürünü, yeri veya içeriği nesne olarak alabilir. Nesne bir isimse hem check out the site hem de check the site out kullanılabilir; zamirse check it out denir.
Alıştırma
Arkadaşınız ücretsiz bir çevrimiçi harita öneriyor. Cümleyi “ziyaret edip incelemek” anlamındaki iki kelimelik öbek fiille tamamlayın: Before your trip, ____ this interactive map.
Cevabı göster
check out
With the help of their DNA kits, connect to your past, Anlatım akışı
2:2923andMe'nin DNA kitleriyle geçmişinizle bağ kurun,
learn about your present health and potentially be part of future genetic research
2:31bugünkü sağlığınız hakkında bilgi edinin ve gelecekteki genetik araştırmalara katılma fırsatı yakalayın;
your past, your present health ... future genetic research: geçmiş-şimdi-gelecek ilerleyişi
Cümle üç faydayı açık bir zaman sırasına göre düzenler: your past soy geçmişini, your present health şu anki sağlık bilgilerini, future genetic research ise ileride araştırmalara katılma olasılığını gösterir. Aynı zaman çerçevesinin tekrarlanması, uzun bir listenin izlenmesini ve hatırlanmasını kolaylaştırır. Bu, geçmiş-şimdi-gelecek ilerleyişidir. Reklamlarda, konuşmalarda veya sunumlarda bu yapı ayrı fikirleri birbirine bağlayarak tek ve eksiksiz bir yolculuk gibi gösterebilir. Buradaki connect to your past mecazidir: Geçmişteki insanlarla iletişim kurmak değil, kendi kökeninizi öğrenmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle üç fikri geçmiş-şimdi-gelecek ilerleyişiyle en açık biçimde düzenliyor?
- Prepare for future challenges, review past projects, and improve your current workflow.
- Review your past projects, improve your current workflow, and prepare for future challenges.
- Review your projects, improve your workflow, and prepare for challenges.
Cevabı göster
Review your past projects, improve your current workflow, and prepare for future challenges.
And subscribe for more weekly science videos.
2:38Ayrıca her hafta yayımlanan yeni bilim videoları için abone olun.