Kraliçe Chilli 👑 | Kraliçeler | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
229 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Çocukların kraliçe ve uşak rollerine girdiği oyunda kraliçe olmak, hoş bir ayrıcalık gibi görünmekten çıkıp ağır sorumluluk taşıyan bir göreve dönüşür. Sonunda iki arkadaşın da uşak olmasını sağlayan bir çözüm bulunur, yeni bir kraliçe karşılanır ve oyun, zahmetli çalışmadan kaçınmama temasına yeniden dönerek biter. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. your majesty, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bunun kral ya da kraliçeye hitap ederken kullanılan geleneksel bir unvan olduğunu tanıyın. Böylece ifadeyi sıradan bir aile içi sesleniş sanmak yerine, çocukların saray rollerini ve bilinçli olarak abarttıkları resmî üslubu anlayabilirsiniz. 2. you're always having to — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: always ile be having to birleşiminin bir zorunluluğu tekrarlanan veya sürekli bir durum olarak sunduğunu ve yük hissini artırdığını kavrayın. Bu sayede “durmadan bir şey yapmak zorunda kalmak” ile tek bir duruma ilişkin tarafsız have to kullanımını ayırabilirsiniz. 3. because we are not afraid of a bit of hard work. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: because sözcüğünün uşakların vaadine gerekçe eklediğini, tekrarlanan ifadenin ise kraliçenin önceki sözünü hatırlattığını fark edin. Bu yapı, diyaloğun ana fikri yeni bir durumda geri getirerek nasıl mizahi bir son oluşturduğunu izlemenizi sağlar.

Bu derste

Oh, your majesty, Kültür

0:00

Ah, majesteleri,

Kültür

Bir hükümdara doğrudan hitapta Your Majesty

Your Majesty, bir kral veya kraliçeye doğrudan konuşurken kullanılan geleneksel bir hitap unvanıdır. Buradaki majesty, tam hitabın bir parçasıdır; “görkem” veya “haşmet” anlamındaki sıradan isim değildir. Bu cümlede unvan, konuşmanın bir saray rol oyunu olduğunu hemen gösterir ve resmî, saraylı bir hava yaratır.

Alıştırma

Bir çocuk, kraliçe rolündeki birine doğrudan konuşuyor. Hangi cümlede doğru kraliyet unvanı kullanılmıştır?

  1. Your Majesty, may I come in?
  2. My Majesty, may I come in?
  3. Her Majesty, may I come in?
Cevabı göster

Your Majesty, may I come in?

may I have that ginger beer if your grace isn't drinking it? Notlar

0:02

eğer lütfedip içmeyecekseniz o zencefilli gazozu ben alabilir miyim?

Ton ve niyet

Kibar isteklerde May I have ...?

May I have ...?, birinden size bir şey vermesini veya sunmasını ya da onu almanıza izin vermesini kibarca istemenin bir yoludur. Bu kullanımda may izin ister; “belki” anlamına gelmez. İstediğiniz şeyi have sözcüğünden sonra getirin: May I have + isim öbeği? Bu kalıp, yalnızca I want ... demekten daha nazik ve daha az buyurgandır.

Alıştırma

Dersin kibar istek kalıbıyla cümleyi tamamlayın: ____ a menu, please?

Cevabı göster

May I have

Ton ve niyet

if your grace isn't drinking it?: koşullu ve daha nazik bir rica

if your grace isn't drinking it bölümü, isteği karşı tarafın içeceği içmemesi koşuluna bağlar. Buradaki if, öncelikle karmaşık bir koşul hesabı yapmak için değil, karşı tarafa seçim hakkı bırakmak için kullanılır. Bu koşulu isteğin arkasına eklemek düşünceli bir tavır gösterir ve baskıyı azaltır. Kullanılabilir kalıp şöyledir: [rica] if [karşı tarafın o nesneye ihtiyacı yoksa veya onu istemiyorsa].

Alıştırma

Bir arkadaşınızın şarj aletini ödünç almak istiyorsunuz, ama arkadaşınıza onu kullanmaya devam etme seçeneği bırakmak istiyorsunuz. En düşünceli cümle hangisi?

  1. Your charger is mine now.
  2. Can I use your charger if you're not using it?
  3. I'll take your charger because I need it.
Cevabı göster

Can I use your charger if you're not using it?

Kültür

your grace: geleneksel bir unvan ve rol yapma tonu

Your Grace, bir dükü, düşesi ve bazı Britanyalı başpiskoposları ifade etmek için kullanılan geleneksel bir hitap biçimidir. Kişiye hitap eden bir unvandır; bu nedenle buradaki grace, zarafet ya da dinî anlamda lütuf demek değildir. Bu cümlede konuşanlar, hayalî bir saray ortamında bu unvanı kullanarak sıradan bir içecek isteğini saray konuşmasına dönüştürüyor. Bilerek abartılı olan bu unvan, rol yapmaya özgü görkemli bir ton yaratır; kişinin gerçekten dük ya da düşes olduğunu göstermez.

Alıştırma

Tarihî bir oyunda bir karakter bir dükle konuşuyor. Hangi hitap bu unvana uygundur?

  1. Your Grace, the horses are ready.
  2. Your Honor, the horses are ready.
  3. Your Majesty, the horses are ready.
Cevabı göster

Your Grace, the horses are ready.

Yes.

0:06

Evet.

Oh, bless you, your majesty. Ton ve niyet

0:06

Ah, çok yaşayın, majesteleri.

Ton ve niyet

bless you, your majesty: hapşırmaya verilen yanıt değil, kutsama içeren nazik bir karşılık

Bless you genellikle biri hapşırdıktan sonra söylenir, fakat burada kimse hapşırmamıştır. Kraliçe, konuşanın bir içecek almasına izin verdikten sonra bless you, kelimesi kelimesine sağlık dileği değil, kutsama biçiminde minnettarlık ifade eden bir karşılık olur. Your Majesty resmî bir hitap şeklidir. İkisi birlikte sıcak, saygılı ve bilerek saray üslubunu taşıyan bir ton oluşturur. Anlamı, kutsama havası eklenmiş “Çok teşekkür ederim, Majesteleri” ifadesine yakındır.

Alıştırma

Kimse hapşırmadı ve bir kraliçe az önce bir konuğun içecek almasına izin verdi. Bless you, Your Majesty esas olarak ne ifade eder?

  1. Hapşırmaya verilen geleneksel yanıt
  2. Kutsama tonlu, saygılı bir teşekkür
  3. Konuğun hasta olabileceğine dair bir uyarı
Cevabı göster

Kutsama tonlu, saygılı bir teşekkür

Bless you.

0:08

Sen de.

And thank you for looking after us all. Notlar

0:09

Ve hepimize göz kulak olduğunuz için teşekkürler.

Kalıp ifadeler

thank you for looking after: for + -ing ile bakım için teşekkür etmek

Thank you for + isim ya da fiilin -ing biçimi, ne için teşekkür edildiğini belirtir. Burada looking after, look after fiilinin -ing biçimidir ve ilgilenmek ya da korumak anlamına gelir. Us all, ilgilenilen grubun tamamını ifade eder. Bu yapıda for bir edattır; bu yüzden arkasından fiilin yalın hâli olan look değil, looking gelir. Cümle, bütün grupla ilgilenme eylemi için teşekkür eder.

Alıştırma

Look after ifadesini -ing biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: Thank you for ____ my plants while I was away.

Cevabı göster

looking after

Öbek fiiller

look after: birine ya da bir şeye bakmak

Look after, birine ya da bir şeye bakmak; onun güvende olmasını ve ihtiyaçlarının karşılanmasını sağlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. looking after us all ifadesindeki looking, thank you for... yapısında for edatından sonra geldiği için -ing biçimindedir. Look after ifadesini tek bir bütün olarak anlamak gerekir. Burada after, zaman açısından “sonra” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “bakmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Please ____ my little brother for an hour.

Cevabı göster

look after

You're welcome.

0:12

Rica ederim.

Oh, it must be nice being the queen. Dilbilgisi

0:14

Ah, kraliçe olmak çok güzel olmalı.

Dilbilgisi

It must be nice being ...: güçlü bir tahminde bulunmak

Burada must be güçlü bir tahmin ifade eder: konuşan kişi, kraliçe olmanın güzel olma ihtimalini çok yüksek görür. Bu cümlede must bir kural ya da zorunluluk anlatmaz. Being the queen, değerlendirilen rolü belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp It must be + sıfat + fiilin -ing'li öbeği biçimindedir; -ing'li öbek rolü, etkinliği veya durumu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için must, hard ve being sözcüklerini doğru sıraya koyun: It ____ a doctor.

Cevabı göster

must be hard being

Actually, it's not. Ton ve niyet

0:17

Aslında değil.

Ton ve niyet

Actually, it's not. ile nazikçe düzeltme

Yanıtın başındaki Actually, konuşanın karşısındaki kişinin varsayımını düzelttiğini gösterir. Buradaki it's not, durumun önceki konuşanın söylediği kadar iyi olmadığı anlamına gelir. Actually burada gerçek bir konuşma işlevi görür: dinleyeni farklı bir bilgiye veya görüşe hazırlar. Yalnızca No demeye göre düzeltmenin daha az sert duyulmasını sağlayabilir, ancak ses tonu yine de önemlidir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız 'The library is closed today.' diyor. Hangi yanıt bu varsayımı en açık şekilde düzeltir?

  1. Actually, it's open until eight.
  2. Usually, it's open until eight.
  3. Maybe, it's open until eight.
Cevabı göster

Actually, it's open until eight.

Really?

0:18

Gerçekten mi?

No, I'd rather be the butler. Dilbilgisi

0:19

Hayır, kâhya olmayı tercih ederdim.

Dilbilgisi

Tercih belirtmek için I'd rather be

I'd rather, I would rather ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bir seçeneğin diğerinden daha cazip olduğunu belirtir; burada be, konuşanın tercih ettiği rolü tanıtır. would rather sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: would rather be denir, would rather to be denmez. Diğer seçenek zaten belliyse onu söylemek gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi stay fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I'd rather ____ home tonight.

Cevabı göster

stay

Guess you do have a lot of royal subjects to take care of. Notlar

0:22

Sanırım ilgilenmeniz gereken bir sürü kraliyet tebaanız var.

Ton ve niyet

Guess you do have: sonucu yumuşatmak ve vurgu eklemek

Cümle başındaki Guess, I guess ifadesinin gündelik konuşmada kısaltılmış biçimidir. Sözü, konuşanın yeni vardığı bir sonuç olarak sunar; böylece ifade daha az keskin ve daha anlayışlı duyulur. you do have içindeki do, olumlu cümlede kullanılan vurgu yardımcı fiilidir. Dinleyenin gerçekten ilgilenmesi gereken çok kişi olduğunu vurgular; soru oluşturmaz.

Alıştırma

Cümleyi gündelik konuşmada kısaltılmış bir tahmin ifadesi ve vurgulu do ile tamamlayın: Maya'nın birçok sorumluluğu olduğunu duyduktan sonra şöyle diyorsunuz: "____ a lot to manage."

Cevabı göster

Guess you do have

Kültür

royal subjects: bir hükümdarın yönetimi altındaki tebaa

Burada royal subjects, bir kralın veya kraliçenin yönetimi altındaki insanlar, yani tebaa anlamına gelir. Bunlar kraliçenin sorumlu olduğu ve ilgilenmesi gereken kişilerdir. royal niteleyicisi, subjects sözcüğünün bu siyasi anlamını seçer. Burada okul dersleri veya dil bilgisindeki özneler kastedilmez.

Alıştırma

"The queen listened to the concerns of her royal subjects," cümlesinde royal subjects ne anlama gelir?

  1. Kraliçenin cümlelerindeki dil bilgisel özneler
  2. Kraliçenin okuduğu okul dersleri
  3. Kraliçenin yönetimi altındaki insanlar
Cevabı göster

Kraliçenin yönetimi altındaki insanlar

Kalıp ifadeler

take care of: bakım gören veya ilgilenilen nesneyi belirtmek

Take care of, birine ya da bir şeye bakmak veya ihtiyaçlarından sorumlu olmak anlamına gelir. Burada royal subjects, kraliçenin sorumlu olduğu kişilerdir. Normal yapı take care of + nesne şeklindedir. Bu cümlede nesne olan royal subjects, to take care of ifadesinden önce geldiği için ifade of ile biter; ancak bu edat yine de gereklidir. Nesne bir sorun ya da görev de olabilir; bu durumda ifade onu halletmek anlamına gelir.

Alıştırma

Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Nina will take care ____ the baby while we cook.

Cevabı göster

of

And you're always having to do things you don't want to. Dilbilgisi

0:25

Ve her zaman yapmak istemediğiniz şeyleri yapmak zorundasınız.

Dilbilgisi

you're always having to ...: tekrarlanan, yorucu bir zorunluluk

You're always having to ... yapısı, bir zorunluluğu tekrarlanan ve sürüp giden bir durum olarak sunmak için be + always + having to + fiilin yalın hâli biçimini kullanır. Burada konuşan kişi, yalnızca şu anda tek bir zorunluluk bulunduğunu değil, istenmeyen görevlerin sürekli ortaya çıktığını anlatır. always ile ilerleyen zaman yapısı birlikte kullanıldığında çoğu kez konuşanın tutumu da eklenir: bu tekrar yorucu, rahatsız edici veya üzücü görünür. Daha basit olan You have to ... yapısı, bu tekrarlanan duygusal etkiyi vurgulamadan bir zorunluluğu belirtebilir.

Alıştırma

Tekrarlanan ve can sıkıcı bir zorunluluk anlatmak için cümleyi vurgulanan yapıyla tamamlayın: She's ____ work late because the schedule keeps changing.

Cevabı göster

always having to

Dilbilgisi

things you don't want to: to sonrasında tekrarlanan fiilin düşürülmesi

things you don't want to ifadesinin daha tam biçimi things you don't want to do şeklindedir. İngilizce, mastar işareti to'yu korur; ancak önceki do things ifadesi eksik eylemi açıkça gösterdiği için do'yu düşürür. Cümle yarıda kesilmemiştir; tamamlanmıştır. Dinleyen kişi eksik fiili ya da fiil öbeğini kolayca çıkarabildiğinde bu mastar eksiltisi tekrarı önler.

Alıştırma

Tekrarlanan fiili düşürüp yalnızca to'yu bırakarak cümleyi tamamlayın: I don't want to apologize, but I know I have ____.

Cevabı göster

to

That must be hard work.

0:28

Bu zor bir iş olmalı.

Yes, it's a big job. Kalıp ifadeler

0:30

Evet, büyük bir iş.

Kalıp ifadeler

a big job: zorlayıcı bir görev ya da büyük bir sorumluluk

Bu cümlede a big job, çok emek ya da sorumluluk gerektiren bir görev veya rol demektir. Big, görevin fiziksel boyutunu değil, kapsamını ya da ağırlığını anlatır. Burada job, mutlaka ücretli bir meslek değil, yapılacak bir iş veya görev anlamındadır. Big, a big decision ve a big responsibility örneklerinde olduğu gibi soyut şeylerin önemini ya da zorluğunu anlatabilir.

Alıştırma

Birisi Organizing the school festival is a big job. diyor. Burada a big job ne anlama gelir?

  1. Bunu düzenlemek ücretli bir mesleğin adıdır.
  2. Festival fiziksel olarak çok geniş bir alan kaplayacak.
  3. Bunu düzenlemek çok emek ve sorumluluk gerektirecek.
Cevabı göster

Bunu düzenlemek çok emek ve sorumluluk gerektirecek.

Don't you ever feel like running off to play? Notlar

0:32

Hiç kaçıp oynamak istemiyor musunuz?

Ton ve niyet

Don't you ever ...?: şaşkınlık bildiren olumsuz soru

Don't you ever + fiil ...? olumsuz bir evet-hayır sorusudur. Konuşan kişi eylemin en azından bazen gerçekleşmesini beklediğinde ve hiç gerçekleşmemesini şaşırtıcı ya da inanılması zor bulduğunda kullanılır. Bu yapı Do you ever ...? ifadesinden daha güçlüdür. Bu cümlede konuşan kişi kraliçenin kaçıp oynamak istememesine inanamıyor. Bu yüzden soru yalnızca sıklığı öğrenmeye çalışmaz; şaşkınlık ve duygusal bir sorgulama da taşır.

Alıştırma

Birinin hiç mola vermemesine duyulan şaşkınlığı hangi cümle en açık biçimde gösterir?

  1. Don't you ever take a break?
  2. Do you ever take a break?
  3. You take a break every day.
Cevabı göster

Don't you ever take a break?

Dilbilgisi

feel like running off: feel like + fiil-ing

feel like + isim veya fiil-ing, bir şeyi istemek ya da bir şeyi yapma havasında olmak anlamına gelir. feel like running off yapısında running off, kişinin yapmak istediği eylemdir; to play ise gitme amacını açıklar. feel like'ten sonra bir fiil geldiğinde -ing biçimi kullanılır: feel like running denir, feel like to run denmez. Bu ifade o anki isteği veya dürtüyü anlatır; eylemin kesinlikle gerçekleşeceğine dair söz vermez.

Alıştırma

Mevcut bir isteği anlatmak için feel like + fiil-ing kullanın: I ____ a film tonight.

Cevabı göster

feel like watching

A queen does not just run off to play. Notlar

0:37

Bir kraliçe öylece kaçıp oynamaz.

Ton ve niyet

A queen does not just ...: role dayalı bir ilkeyle reddetmek

Burada A queen does not ..., seçimi yalnızca kişisel bir tercih ya da fiziksel olarak neyin mümkün olduğuna ilişkin bir ifade olarak değil, kraliçe rolüne bağlı bir kural olarak sunar. Konuşan kişi, oyun oynamak için ayrılma fikrini reddederken bu role dayalı ilkeyi kullanır. just, sanki görevlerini bırakıp kolayca gidebilirmiş gibi ayrılışı gelişigüzel gösterir; böylece cümle sorumlu ve ağırbaşlı bir imajı da korur.

Alıştırma

Konuşan kişi A queen does not just run off to play diyerek ne yapıyor?

  1. Kraliçe olmayı bırakmak için izin istiyor
  2. Kraliçelerin fiziksel olarak koşamadığını iddia ediyor
  3. Neden öylece oyun oynamaya gidemeyeceğini rolünün görevleriyle açıklıyor
Cevabı göster

Neden öylece oyun oynamaya gidemeyeceğini rolünün görevleriyle açıklıyor

Öbek fiiller

run off: aniden uzaklaşmak

Bu cümlede run off, genellikle bir kişinin kalmasının beklendiği bir insandan, yerden ya da sorumluluktan aniden ayrılmak veya uzaklaşmak anlamına gelir. off, mevcut yerden kopma fikrini ekler; run tek başına yalnızca hareket biçimini anlatır. to play mastarı ayrılma amacını gösterir; bu nedenle run off to play, oyun oynamak için hızla ayrılmak demektir. Bu bağlamda ifade, ayrılışı gelişigüzel ve muhtemelen sorumsuz bir davranış gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi run off ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Leo heard the bell, he ____ to join his friends.

Cevabı göster

ran off

Oh, no, your majesty.

0:40

Ah, hayır, majesteleri.

I didn't mean Ton ve niyet

0:42

Onu kastetmedim.

Ton ve niyet

Düzeltme başlangıcı olarak I didn't mean

Bu cümlede I didn't mean bir düzeltme girişidir: konuşan kişi önceki sözlerinin kaba veya istemediği bir şeyi ima etmiş olabileceğini fark eder ve bu yorumu geri çekmeye başlar. Buradaki mean, bir sözcüğün sözlük anlamını değil, konuşanın iletmek istediği mesajı ya da yaratmak istediği etkiyi anlatır. Doğal konuşmada ifade mean sözcüğünde kalabilir. Duraklama, tereddüt, konuşanın kendini kesmesi veya başkasının araya girmesi nedeniyle nesne söylenmese de bağlamdan that ya da it that way anlaşılabilir.

Alıştırma

Yorumunuzun kaba geldiğini fark ettiniz. Hangi yanıt açıklamayı en doğal biçimde başlatır?

  1. I wasn't meaning it that way.
  2. I don't have a meaning.
  3. I didn't mean it that way.
Cevabı göster

I didn't mean it that way.

The queen is not afraid of a bit of hard work. Kalıp ifadeler

0:42

Kraliçe biraz sıkı çalışmaktan korkmaz.

Kalıp ifadeler

not afraid of a bit of hard work: zor işten kaçmamak

Not afraid of a bit of hard work, çaba göstermeye istekli olmak ve bir iş yorucu ya da zor diye geri çekilmemek anlamına gelir. Buradaki afraid gerçek bir korkuyu değil, kişinin çabaya karşı tutumunu anlatır. A bit of, zor işi küçük veya üstesinden gelinebilir bir şey gibi gösterir. Bu hafife alan ifade cümleye kendinden emin bir ton verir: konuşan kişi çabayı büyük bir sorun olarak görmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın bahçeyi temizlemek için yardıma ihtiyacı var. Hangi cümle yorucu işi yapmaya istekli olduğunuzu doğal biçimde gösterir?

  1. I'm not afraid of a bit of hard work.
  2. I'm not afraid from a hard work.
  3. I'm not afraid to a little working.
Cevabı göster

I'm not afraid of a bit of hard work.

In fact, butler! Anlatım akışı

0:45

Hatta, kâhya!

Anlatım akışı

In fact, ...: Önceki bir iddiayı güçlendirmek

In fact, önce söylenenleri güçlendiren bir söylem belirtecidir. Burada konuşan kişi ağır işten korkmadığını söyledikten sonra, bu iddiayı destekleyen hemen gerçekleşecek bir eyleme geçmek için In fact kullanıyor. Bu ifade yalnızca sonraki sözlerin bir gerçek olduğunu belirtmez. Genel olarak In fact, önceki bir ifadeyi daha güçlü, daha somut veya daha inandırıcı yapan bilginin önünde kullanılır. Arkasından tam bir cümle yerine bir eylem gelse bile, bu belirteç eylemin önceki iddiayla ilişkilendirilmesini sağlar.

Alıştırma

İlk ifadeyi ardından gelen eylemle en iyi güçlendiren bağlacı seçin: I can help with the move. ____, I'll start packing tonight.

  1. On the other hand
  2. For example
  3. In fact
Cevabı göster

In fact

Yes, your majesty.

0:48

Evet, majesteleri.

Bring me that ginger beer. Dilbilgisi

0:49

Bana şu zencefilli gazozu getir.

Dilbilgisi

Bring me that ginger beer: bring + kişi + nesne yapısı

Bring me that ginger beer cümlesinde bring + kişi + nesne şeklindeki çift nesneli yapı kullanılır. Me içeceği alacak kişidir; that ginger beer ise taşınan şeydir. Cümle, temel fiil biçimi olan Bring ile başlayan bir emirdir ve you öznesi anlaşılır biçimde düşürülmüştür. Bring genellikle bir şeyi konuşana veya o anda ilgili olan hedefe doğru getirmeyi anlatır. Aynı yapı başka nesnelerle de kullanılabilir; alternatif sıra bring + nesne + to + kişi şeklindedir.

Alıştırma

Çift nesneli yapıyı kullanarak isteği tamamlayın: Please ____ the blue folder before the meeting.

Cevabı göster

bring me

Okay.

0:51

Tamam.

And one has a new song, ready? Notlar

0:53

Ve yeni bir şarkımız var, hazır mısın?

Kelime

one has: krallara özgü bir tonda kendini ifade eden one

Bu cümlede one konuşan kişiyi gösterir; dolayısıyla one has anlam bakımından I have ifadesine karşılık gelir. Buradaki one ne bir sayısıdır ne de “herhangi bir insan” anlamındaki genel zamirdir. Konuşan çocuk, bir kraliçe gibi duyulmak için kendisinden özellikle bu dikkat çekici biçimde söz eder. Benzer kraliyet rol oyunlarında veya komedilerde one konuşanı gösterebilir, ancak bu özel yorum bağlamdan açıkça anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu kraliçe rol oyununda one has a new song ifadesindeki one ne anlama gelir?

  1. Kimliği belirtilmeyen tam olarak bir kişi
  2. Şakacı ve krallara özgü bir tonla konuşan kişinin kendisi
  3. Genel olarak insanlar
Cevabı göster

Şakacı ve krallara özgü bir tonla konuşan kişinin kendisi

Ton ve niyet

Ready?: başlamadan önce kısa bir kontrol

Ready?, Are you ready? sorusunun konuşma dilindeki kısaltılmış biçimidir. Dinleyenin bir etkinliğe başlayıp başlayamayacağını veya devam edip edemeyeceğini kontrol eder; yalnızca bir şeyin hazır olduğunu betimlemez. Dinleyenin kim olduğu durumdan belli olduğunda İngilizcede bu hızlı soruda Are you sık sık atılır. Ortaya çıkan ifade doğal ve eksiksiz bir sözlü yönlendirmedir; dil bilgisi hatası değildir.

Alıştırma

Are you ready? sorusunun konuşma dilindeki tek kelimelik kısa biçimini tamamlayın: ____? Look at the camera.

Cevabı göster

Ready

Ready, your majesty.

0:55

Hazırım, majesteleri.

One is the queen.

0:57

Biri kraliçedir.

One doesn't like being the queen.

0:59

Biri kraliçe olmaktan hoşlanmaz.

But one does it anyway. Anlatım akışı

1:03

Ama biri bunu yine de yapar.

Anlatım akışı

But one does it anyway: yine de yapmak

But bir ödünleme kurar: önce eylemi istememeye, eylemi zorlaştırmaya veya eyleme karşı çıkmaya neden olan bir durum vardır. Anyway “buna rağmen, yine de” anlamına gelir ve eylemin yine de gerçekleştiğini gösterir. Burada one, konuşanın kendisinden söz etmek için kullandığı resmî ya da rol yapmaya özgü genel bir zamirdir; it ise kraliçe olma işine gönderme yapar. but ... anyway kalıbı, bir engel olsa da sonucun değişmediğini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Kişinin bir sorunla karşılaştığı hâlde görevi tamamladığını anlatan cümleyi seçin.

  1. The printer was broken, but I sent the report anyway.
  2. The printer was broken, so I did not send the report.
  3. Is there any way to send the report?
Cevabı göster

The printer was broken, but I sent the report anyway.

Oh, hello.

1:07

Ah, merhaba.

Have you had a good turn as butler now, Bingo? Kalıp ifadeler

1:14

Kâhya olmak hoşuna gitti mi, Bingo?

Kalıp ifadeler

had a good turn as butler: uşak rolünü yeterince üstlenmek

Have a turn as + rol, bir oyunda ya da ortak bir etkinlikte o rolü üstlenmek için bir dönem veya fırsat elde etmek anlamına gelir. Burada had a good turn as butler, Bingo'nun uşak rolünü yeterince uzun veya tatmin edici bir şekilde deneyip denemediğini sorar; good kişinin ahlaken iyi olduğunu değil, sıranın niteliğinin ya da yeterliliğinin iyi olduğunu anlatır. Had, Have you'dan sonra gelen geçmiş ortaçtır ve present perfect oluşturur; soru, şimdiye kadar böyle bir deneyim yaşanıp yaşanmadığını kontrol eder. Rol yapma oyununda as butler rol adını doğrudan verdiği için artikel kullanılmayabilir; gerçek bir meslekten söz ederken as a butler çoğu zaman daha doğaldır.

Alıştırma

Bu yeni cümlede hedef yapıyı tamamlayın: Everyone should ____ referee during the game.

Cevabı göster

have a turn as

Yes, thanks, Bluey.

1:17

Evet, teşekkürler, Bluey.

Do you want to be butler again?

1:18

Tekrar kâhya olmak ister misin?

Yes, please.

1:20

Evet, lütfen.

Finished.

1:21

Bitti.

Finally.

1:23

Sonunda.

Oh, wait.

1:24

Ah, bekle.

I know how we can both be butlers. Dilbilgisi

1:25

İkimizin de nasıl kâhya olabileceğini biliyorum.

Dilbilgisi

how we can ...: iç how cümleciğinde düz cümle dizilişi

How we can both be butlers, know fiilinin nesnesi olan bir iç cümleciktir. Konuşanın bildiği yöntemi veya planı anlatır; doğrudan bir soru değildir. İç how cümleciğinde düz cümle dizilişi kullanılır: how + özne + kiplik yardımcı fiili. Bu nedenle how can we değil, how we can denir. Both, plana iki kişinin de dahil olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi we ve can kullanan bir iç how cümleciğiyle tamamlayın: I know ____ fix the bike.

Cevabı göster

how we can

Please welcome your new queen. Kalıp ifadeler

1:30

Lütfen yeni kraliçenize hoş geldin deyin.

Kalıp ifadeler

Please welcome + kişi: birini izleyicilere tanıtmak

Please welcome + kişi, birini izleyicilere tanıtmak ve izleyicileri o kişiyi selamlamaya ya da alkışlamaya davet etmek için kullanılan yaygın bir sunucu ifadesidir. Burada yeni kraliçenin gelişini duyurur. Welcome bir fiildir, bu yüzden kişi doğrudan ardından gelir: welcome your new queen. Bu ifade yalnızca welcome back anlamına gelmez ve cevap olarak kullanılan You're welcome ifadesinden farklıdır.

Alıştırma

Anonsu yaygın sunucu ifadesiyle tamamlayın: Please ____ our next singer.

Cevabı göster

welcome

We love you, your majesty.

1:37

Sizi seviyoruz, majesteleri.

We are your butlers, your majesty.

1:44

Biz sizin kâhyalarınızız, majesteleri.

We will bring you anything you want. Dilbilgisi

1:46

Size istediğiniz her şeyi getireceğiz.

Dilbilgisi

anything you want.: anything ve tanımlayıcı yan cümle

anything you want. “istediğin herhangi bir şey” anlamına gelen bir isim öbeğidir. anything sunulan veya seçilen şeyi belirtir; you want ise bunun hangi şey olduğunu sınırlar. Yapı, that ilgi zamirinin düşürüldüğü anything (that) you want biçimine karşılık gelir. anything zaten want fiilinin nesnesi olduğu için want fiilinden sonra it kullanılmaz. anything + özne + fiil kalıbı seçimi tamamen açık bırakır.

Alıştırma

Bir kişinin istediği herhangi bir şeyi seçebileceğini doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. You can choose anything you want.
  2. You can choose anything you want it.
  3. You can choose anything what you want.
Cevabı göster

You can choose anything you want.

You mean Ton ve niyet

1:49

Yani

I can have anything I want?

1:50

istediğim her şeye sahip olabilir miyim?

Ton ve niyet

You mean: şaşırtıcı bir yorumu doğrulamak

You mean ...? kişinin kendi anladığını tekrar edip karşısındaki kişiden doğrulama istediği konuşma diline özgü bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi, iznin gerçekten istediği her şeyi kapsayıp kapsamadığını kontrol ediyor; bu nedenle soruda şaşkınlık veya inanamama duygusu bulunabilir. Buradaki mean “anlamına gelmek” anlamında bir fiildir; “kötü veya kaba” anlamındaki mean sıfatı değildir. Doğrulanmak istenen bilgi You mean ifadesinden sonra gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşın bugün müzenin ücretsiz olduğunu söylüyor. Şaşırdın ve doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek istiyorsun. Hangi cümle doğaldır?

  1. You are mean the museum is free today?
  2. You mean the museum is free today?
  3. You mean the museum free today?
Cevabı göster

You mean the museum is free today?

Anything you want,

1:52

İstediğiniz her şeye,

because we are not afraid of a bit of hard work. Anlatım akışı

1:53

çünkü biz biraz sıkı çalışmaktan korkmayız.

Anlatım akışı

because ... hard work: gerekçe sunma ve önceki ifadeyi yankılama

Because, konuşanların daha önce hizmet etme sözünün gerekçesini sunar: Zor işten korkmadıkları için işi yapmaya isteklidirler. Bu yan cümlenin tamamı, hikâyede daha önce kullanılan ifadeleri de tekrarlar. Bu yankı, sonu önceki temaya bağlarken konuşan kişilerin değişmesi rol değişimini belirginleştirir. Hikâyelerde bir ifadeyi tekrarlamak hem o anki davranışın nedenini açıklayabilir hem de önceki bir bölüme gönderme yapabilir.

Alıştırma

Bu satırda because ile başlayan yan cümle ne işe yarar?

  1. Konuşanların işe ne zaman başlayacağını belirtir.
  2. Konuşanların verdiği sözün gerekçesini açıklar ve önceki ifadeleri tekrarlayarak sonu hikâyenin önceki kısmına bağlar.
  3. Daha önce anlatılanlarla ilgisiz yeni bir sorun ortaya atar.
Cevabı göster

Konuşanların verdiği sözün gerekçesini açıklar ve önceki ifadeleri tekrarlayarak sonu hikâyenin önceki kısmına bağlar.

Very good.

1:58

Çok iyi.