🥇 ÇILGIN YAZ OYUNLARI'nda ALTIN'a Gidiyoruz! 🏁 | Pocoyo - Resmi Kanal | Çocuklar için Spor: İngilizce çalışma notları

Pocoyo English - Official Channel

Öğrenme zorluğu
180 kelime 185 kel/dk

Video özeti: Elly, sıra dışı yarışlar ve oyunlardan oluşan Eğlenceli Olimpiyatlar’a katılır. Başta kendinden emin görünmese de beklenmedik hareketleri etkinliğe tam olarak uyar ve sonunda oyunların daha devam edeceği anlaşılır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. warming up. — Deyimsel fiiller: warm up ifadesinin yalnızca ısınmak değil, bir etkinlikten önce bedeni ya da zihni hazırlamak anlamına geldiğini anlayın; spor, gösteri, ders veya grup oyunu öncesinde doğal biçimde kullanın. 2. and so did everyone else. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: so + yardımcı fiil + özne yapısının, daha önce belirtilen eylemi gereksiz yere tekrarlamadan başkalarının da aynı şeyi yaptığını söylemenin kısa bir yolu olduğunu fark edin. 3. I guess — Konuşma edimbilimi ve tutum: Bu ifadeyi bir sonucu kesin bir iddia yerine kişisel bir çıkarım olarak sunmak için kullanın; böylece beklenmedik bir gözlem ya da hikâyenin sonundaki yorum daha yumuşak ve konuşma diline uygun duyulur.

Bu derste

Ah, warming up. Öbek fiiller

0:01

Ah, ısınıyoruz.

Öbek fiiller

Warming up: bir etkinlikten önce hazırlanmak

Warm up, ana etkinlikten önce vücudu, sesi veya zihni hazırlamak anlamına gelen bir öbek fiildir. Buradaki warming up bu hazırlığın sürmekte olduğunu anlatır; yalnızca sıcaklığın arttığı anlamına gelmez. Warming up, konuşmada kullanılan kısa bir -ing parçasıdır. Tam cümle olarak I'm warming up veya They're warming up denebilir.

Alıştırma

“Egzersizden önce hazırlanmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: Let's ____ before the race.

Cevabı göster

warm up

Hey Elly,

0:06

Hey Elly,

we're about to have some fun. Dilbilgisi

0:07

biraz eğlenmek üzereyiz.

Dilbilgisi

We're about to have: bir şey çok yakında gerçekleşecek

be about to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin çok yakında gerçekleşeceğini anlatır. we're about to have ifadesinde we're, we are anlamına gelir; have ise about to sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir. Bu ifade çok yakın geleceği gösterir: eğlencenin uzak bir zamanda değil, birazdan başlaması beklenmektedir.

Alıştırma

Gösterinin çok yakında başlayacağını be about to ile anlatın: The show ____ begin.

Cevabı göster

is about to

Would you like to join us for the Silly Olympics, Notlar

0:08

Bizimle Şapşal Olimpiyatlara katılmak ister misin,

Ton ve niyet

Would you like to join us for ...? — nazik bir davet

Would you like to join us for ...?, birini konuşanın grubuyla birlikte bir etkinliğe katılmaya davet etmenin samimi ve nazik bir yoludur. Kişiye gelmesini söylemek yerine daveti kabul etmek isteyip istemediğini sorar. Join us, katılınacak grubu belirtir; for ise for lunch veya for a game örneklerinde olduğu gibi etkinliği ya da vesileyi tanıtır.

Alıştırma

Bu nottaki tam kalıbı kullanarak nazik daveti tamamlayın: ____ lunch?

Cevabı göster

Would you like to join us for

Kültür

Silly Olympics — eğlenceli bir yarışma adı

Olimpiyatlar, dünyaca ünlü uluslararası bir spor etkinliğidir. Burada Silly Olympics, komik ve hayal ürünü yarışmalardan oluşan bir etkinliğe önemli görünen bu adı verir. Silly, etkinliklerin resmî Olimpiyat sporları olmadığını; eğlenceli ve gülünç olmak için tasarlandığını gösterir. Bu ad, sıra dışı etkinliklerin bir yarışmanın parçaları gibi görünmesini sağlar.

Alıştırma

Bu adda Silly Olympics büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Yalnızca eğitimli sporculara yönelik ciddi bir profesyonel turnuva
  2. Yeni bir resmî adı olan gerçek Olimpiyat Oyunları
  3. Spor yarışması gibi sunulan eğlenceli ve komik oyunlar dizisi
Cevabı göster

Spor yarışması gibi sunulan eğlenceli ve komik oyunlar dizisi

where we play silly games and have fun? Dilbilgisi

0:11

şapşal oyunlar oynayıp eğlendiğimiz o yere?

Dilbilgisi

where we play silly games and have fun: bir etkinlik hakkında ek bilgi verme

where we play silly games and have fun bölümünde where, the Silly Olympics hakkında ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Burada where, “bu etkinlikte” anlamına gelir ve orada neler olduğunu anlatır. Bir yerde, etkinlikte, kuruluşta veya durumda neler olduğunu açıklamak için isim + where + özne + fiil yapısını kullanabilirsiniz. Virgül, cümleciğin hangi etkinlikten söz edildiğini belirlemek yerine, adı zaten verilmiş etkinliğe ek bilgi kattığını gösterir.

Alıştırma

Adı verilmiş etkinliğe where ile bilgi ekleyin: Our art day, ____ families paint together, begins at noon.

Cevabı göster

where

Oh no, Elly.

0:23

Oh hayır, Elly.

That little is from the

0:25

O küçük şey şuradan geliyor

Oh,

0:26

Oh,

I'm not supposed to say that word. Dilbilgisi

0:27

o kelimeyi söylememem gerekiyordu.

Dilbilgisi

not supposed to say: bir eyleme karşı kural veya beklenti

be not supposed to + fiilin yalın hâli, bir kuralın, anlaşmanın veya toplumsal beklentinin bir eylemin yapılmaması gerektiğini bildirdiğini anlatır. I'm not supposed to say that word cümlesinde konuşan kişi kelimeyi fiziksel olarak söyleyebilir, ancak söylemesinin yasak veya beklentiye aykırı olduğunu bilir. be + not supposed to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın ve be fiilini özneye göre değiştirin: I'm not supposed to..., You're not supposed to..., They're not supposed to.... Bu yapı, eylemin imkânsız olduğunu söylemeden bir davranış sınırını açıklamak için sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi supposed to yapısının olumsuz biçimiyle tamamlayın: You are ____ run in the hallway.

Cevabı göster

not supposed to

Now, let's get started. Kalıp ifadeler

0:28

Şimdi, başlayalım.

Kalıp ifadeler

Let's get started: ortak bir etkinliği başlatmak

Let's get started, ortak bir etkinliğin başladığını duyurmak için kullanılan kalıplaşmış ve samimi bir ifadedir. Burada let's hem konuşanı hem de dinleyenleri kapsar; get started ise bekleme veya hazırlık aşamasından etkinliğin kendisine geçmek anlamına gelir. Bir dersi, toplantıyı, oyunu veya grup görevini başlatmak için ifadenin tamamı kullanılır.

Alıştırma

Yöneticinin açılış cümlesini bu dersteki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: The whole team is ready, so ____ with today's workshop.

Cevabı göster

let's get started

Oh,

0:49

Oh,

this is a Run How You Want Race, Elly. Kültür

0:49

bu bir İstediğin Gibi Koş Yarışı, Elly.

Kültür

Run How You Want Race: bir kuralı oyun adına dönüştürmek

Run How You Want Race, standart bir organize yarışmanın adı değil, o anda oluşturulmuş bir oyun adıdır. run how you want yönergesini, yani “seçtiğin şekilde koş” anlamını, bir başlığa dönüştürür ve etkinliği adlandırmak için sonuna Race ekler. Bu başlık oyuna ad verirken kuralı da söyler. Bu yüzden daha sonra gelen You ran how you wanted gibi bir cümle, kurala bilinçli bir gönderme gibi duyulur.

Alıştırma

Run How You Want Race adının içinde hangi kural yer alıyor?

  1. Koşucular yarış başlamadan önce durmalıdır.
  2. Tüm koşucular tamamen aynı koşu biçimini kullanmalıdır.
  3. Koşucular nasıl koşacaklarını kendileri seçebilir.
Cevabı göster

Koşucular nasıl koşacaklarını kendileri seçebilir.

You ran how you wanted, Dilbilgisi

0:52

İstediğin gibi koştun,

Dilbilgisi

how you wanted, eylemin nasıl yapıldığını anlatan yapı

How you wanted bir durum zarfı cümleciğidir: nasıl koştuğunu açıklar. Burada “istediğin şekilde” anlamına gelir; nasıl bir şey istediğini soran bir soru değildir. Cümlecik how + özne + fiil şeklindeki bildirme cümlesi söz dizimini kullanır. Bir eylem fiilinden sonra gelerek eylemin nasıl yapıldığını anlatabilir.

Alıştırma

“Onu istediğin şekilde düzenle” anlamına gelen ve durum zarfı cümleciği kullanan cümle hangisidir?

  1. Arrange it what you want.
  2. Arrange it how you want.
  3. Arrange it how do you want.
Cevabı göster

Arrange it how you want.

and so did everyone else. Dilbilgisi

0:53

ve diğer herkes de öyle yaptı.

Dilbilgisi

and so did everyone else. diğerlerinin de aynı şeyi yaptığını belirtmek

And so did everyone else, daha önce söylenen şeyi diğer herkesin de yaptığını belirtir. Everyone else, daha önce sözü edilen kişi veya kişileri değil, diğer insanların tamamını ifade eder; burada onların da aynı şekilde koştukları anlatılır. Yapı so + yardımcı fiil + özne şeklindedir. Burada did geçmiş zamanı taşır ve tekrarlanan ran how you wanted ifadesinin yerini tutar; böylece eylem yeniden söylenmez.

Alıştırma

Mia yarışı bitirdi ve Leo da bitirdi. Hangi cümle “and so did everyone else” ile aynı yapıyı kullanır?

  1. Mia finished the race, and so was Leo.
  2. Mia finished the race, and so did Leo.
  3. Mia finished the race, and so does Leo.
Cevabı göster

Mia finished the race, and so did Leo.

Now,

0:57

Şimdi,

time for a melon snap. Kalıp ifadeler

0:57

kavun yeme zamanı.

Kalıp ifadeler

time for a melon snap. : sıradaki etkinliği duyurmak

Time for + bir isim veya isim öbeği, bir etkinliğin başladığını ya da sıradaki bölüme geçildiğini duyurmanın kısa ve konuşma diline ait yoludur. Burada time for a melon snap, saatin kaç olduğunu söylemekten çok melon snap adlı etkinliği yapma zamanının geldiği anlamına gelir. Tam biçimi It’s time for a melon snap. şeklindedir. Durum duyurunun ne olduğunu zaten açıkça gösterdiği için konuşan kişi It’s kısmını düşürür; böylece geçiş hızlı ve konuşma diline uygun duyulur.

Alıştırma

Bu konuşma kalıbıyla sıradaki etkinliği duyurun: ____ a story.

Cevabı göster

Time for

Okay,

1:01

Tamam,

time for the next event, Kelime

1:01

sıradaki etkinlik zamanı,

the Silly Horse Race.

1:03

Şapşal At Yarışı.

Kelime

the next event, : yarışma programındaki sıradaki etkinlik

Bir yarışmanın veya spor gününün programında event, planlanmış tek bir yarışmayı ya da program öğesini ifade edebilir. Burada the next event, programdaki sıradaki yarışmadır; meydana gelen herhangi bir şey anlamına gelmez. Virgülden sonraki the Silly Horse Race, bu yarışmanın adını belirtir. İkinci isim öbeği bir apposition, yani açıklayıcı eş yapı görevi görür ve ilk the next event ifadesinin hangisi olduğunu açıklar.

Alıştırma

“The high jump is the next event” cümlesinde event ne anlama gelir?

  1. buluşma yeri
  2. planlanmış bir yarışma
  3. olmuş bir şey
Cevabı göster

planlanmış bir yarışma

Yes, Elly.

1:23

Evet, Elly.

That is a strange sight, Kalıp ifadeler

1:24

Bu tuhaf bir manzara,

Kalıp ifadeler

a strange sight: alışılmadık bir görüntü

a strange sight ifadesinde sight, gördüğünüz bir sahne ya da şey anlamına gelir. İsim öbeğinin tamamı, birinin görme yetisini değil, alışılmadık görünen bir şeyi anlatır. Bu kalıpta görünür bir sahneyi değerlendirmek için sight sözcüğünden önce sıkça bir sıfat kullanılır; a beautiful sight ve an unusual sight buna örnektir.

Alıştırma

Hangi cümlede sight, birinin gördüğü sahne veya şey anlamına gelir?

  1. The boat disappeared from sight.
  2. The doctor tested Maya's sight.
  3. After the storm, the fallen trees were a strange sight.
Cevabı göster

After the storm, the fallen trees were a strange sight.

but it's also a silly one. Notlar

1:27

ama aynı zamanda da şapşalca.

Anlatım akışı

but it's also: karşıt ikinci bir bakış eklemek

But ilk betimlemeyle bir karşıtlık kurarken also ikinci betimlemenin de doğru olduğunu gösterir. İkinci fikir, birinciyi geçersiz kılmadan eklenir. Burada aynı görüntü hem tuhaf hem de komiktir. Bu ifade, dinleyiciyi bir yargıdan aynı şey hakkındaki farklı ve karşıt bir bakış açısına yönlendirir.

Alıştırma

Karşıtlık oluşturan iki özelliğin de doğru olduğunu göstermek için cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The hike is tiring, ____ rewarding.

Cevabı göster

but it's also

Dilbilgisi

a silly one: sight yerine kullanılan one

a silly one ifadesindeki one, daha önce geçen tekil ve sayılabilen sight adının yerini tutar. Dolayısıyla a silly one, a silly sight anlamına gelir. Belirleyici + sıfat + one kalıbı, bilinen bir adı tekrarlamadan yeni özelliği korur. Örneğin a smaller one veya the blue one denebilir.

Alıştırma

box adının yerini tutan sözcükle cümleyi tamamlayın: I don't want the large box; give me the small ____.

Cevabı göster

one

Remember, Ton ve niyet

1:28

Unutma,

it's the Silly Olympics.

1:29

bunlar Şapşal Olimpiyatlar.

Ton ve niyet

Remember, it's ...: bilinen bir gerçekle durumu yeniden değerlendirmek

Bu cümlenin başındaki Remember, ... esas olarak hafızayı sınamaz. Dinleyicinin zaten bildiği bir gerçeğe dikkat çeker ve mevcut durumun daha anlamlı görünmesini sağlar. Burada etkinliğin Silly Olympics olması, tuhaf veya komik bir görüntünün neden beklendiğini açıklar. Aynı başlangıç açıklama yapmak, rahatlatmak veya beklentileri nazikçe düzeltmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız ilk deneme turunda hata yaptığı için üzülüyor. Hatasını başka bir açıdan görmesine yardımcı olmak için Remember, ... kullanan cümle hangisidir?

  1. I remembered to bring my practice notes.
  2. Remember, this is only a practice round.
  3. Do you remember where the practice room is?
Cevabı göster

Remember, this is only a practice round.

Now,

1:32

Şimdi,

carrot juice for everyone. Kalıp ifadeler

1:32

herkese havuç suyu.

Kalıp ifadeler

carrot juice for everyone: nesne + for everyone

carrot juice for everyone parçası, bir şeyin oradaki herkese sunulduğunu veya dağıtıldığını duyurmak için nesne + for everyone kalıbını kullanır. Teklif ya da dağıtım durumu açık olduğu için fiil söylenmez. Bu kısa kalıp önce nesneyi, sonra da onun kimin için olduğunu belirtir. snacks for everyone veya tickets for everyone gibi başka şeylerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Piknikte herkese yetecek kadar limonata var. Hangi kısa duyuru kalıbı doğal biçimde kullanır?

  1. Lemonade for everyone!
  2. Lemonade from everyone!
  3. Everyone for lemonade!
Cevabı göster

Lemonade for everyone!

Ah,

1:40

Ah,

time for the next event.

1:41

sıradaki etkinlik zamanı.

Are you ready for some shotput? Notlar

1:42

Gülle atma için hazır mısın?

Ton ve niyet

Are you ready for ...?: etkinlik öncesinde hazırlığı sormak

Are you ready for + isim öbeği, birinin bir etkinliğe, olaya veya şeye hazır olup olmadığını sorar. Bu cümlede for sonrasındaki sözcükler, başlamak üzere olan etkinliğin adını verir. Bir oyun, gösteri veya yarışmadan önce bu soru enerjik bir giriş olarak da kullanılabilir. Konuşan kişi hazırlığı kontrol ediyor, heyecan yaratıyor veya ikisini birden yapıyor olabilir.

Alıştırma

Sunucunun sorusunu hedef ifadeyle tamamlayın: Are you ____ the final round?

Cevabı göster

ready for

Kültür

some shotput?: gülle atma branşı

Bu soruda some shotput, bir tur gülle atma anlamına gelir. Gülle atma, sporcunun ağır metal bir küreyi boyun ya da omuz hizasından iterek olabildiğince uzağa göndermeye çalıştığı bir atletizm branşıdır. Bu yüzden yarışma listesindeki etkinliklerden biri olabilir. Branşın standart İngilizce adı genellikle iki ayrı kelimeyle shot put olarak yazılır. Altyazıdaki birleşik shotput yazımı aynı branşı anlatır.

Alıştırma

Shot put nedir?

  1. Sporcuların ağır bir küreyi itip mesafe için yarıştığı bir saha branşı.
  2. Koşu pistinin etrafında yapılan bir yarış.
  3. Oyuncuların topu kaleye tekmelediği bir oyun.
Cevabı göster

Sporcuların ağır bir küreyi itip mesafe için yarıştığı bir saha branşı.

No one wants you to go, Elly. Ton ve niyet

2:19

Kimse gitmeni istemiyor, Elly.

Ton ve niyet

No one wants you to go: hoş karşılandığını söyleyerek rahatlatmak

No one wants you to go, tek bir kişinin bile senin ayrılmanı istemediği anlamına gelir. Burada bu söz Elly'ye hoş karşılandığını hissettirerek onu rahatlatır; dolaylı olumlu mesaj, herkesin onun kalmasını istediğidir. Yapı want + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. wants you to go içinde go eylemini gerçekleştirecek kişi you'dur. Bu ifade, kimsenin seninle gitmek istemediği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşın yanlışlıkla tüm grubun onun ayrılmasını istediğini düşünüyor. Grubun onun kalmasını istediğini doğrudan anlatan ve onu rahatlatan cümle hangisidir?

  1. No one wants you to go.
  2. Everyone wants to go.
  3. No one will let you go.
Cevabı göster

No one wants you to go.

Play one more game. Kalıp ifadeler

2:21

Bir oyun daha oyna.

Kalıp ifadeler

one more game: bir oyun daha

one more + tekil sayılabilen isim, bir tane daha anlamında ek bir birim belirtir. Play one more game cümlesinde one more, oynanmış oyunlara bir oyun daha ekler. Bu cümle, bir oyun daha oynanmasını isteyen doğrudan bir emir cümlesidir. Aynı yapı one more try ve one more minute ifadelerinde de kullanılabilir.

Alıştırma

Son oyun olduğunu söylemeden tam olarak bir oyun daha isteyen cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: Play ___ game.

  1. two more
  2. one more
  3. one last
Cevabı göster

one more

The next one is less colorful. Dilbilgisi

2:23

Sıradaki biraz daha az renkli.

Dilbilgisi

less colorful: daha az renkli

less + sıfat, bir özelliğin derecesinin daha düşük olduğunu belirtir ve ... kadar değil anlamı verir. The next one is less colorful cümlesinde sıradaki nesnenin renkli olma derecesi karşılaştırılan nesneden daha düşüktür. less, colorful sıfatını niteler; yani renklerin sayısını değil, renkli olma özelliğinin derecesini karşılaştırır. than ile başlayan karşılaştırma bölümü söylenmese bile karşılaştırma anlamı anlaşılabilir.

Alıştırma

Renkli olma derecesinin daha düşük olduğunu gösteren biçimi kullanın: This design is ____ colorful than the first one.

Cevabı göster

less

Are you ready for soccer?

2:25

Futbol için hazır mısın?

Oh,

2:28

Oh,

you knew that one.

2:28

sen bunu biliyordun.

And you're ready?

2:31

Peki hazır mısın?

Well,

2:35

Şey,

Hang on Elly, Öbek fiiller

2:58

Bekle biraz Elly,

Öbek fiiller

Hang on: birinden kısa süre beklemesini istemek

Hang on, konuşma dilinde kullanılan gayriresmî bir phrasal verb’dür ve “kısa bir süre bekle” ya da “bir an dur” anlamına gelir. “Well, Hang on, Elly” cümlesinde konuşan kişi, konuşma devam edebilsin diye Elly’den bir an durmasını istiyor; ondan bir yere asılmasını istemiyor. Bir şeyi kontrol etmeden, açıklamadan veya cevap vermeden önce kısa bir süre istemek için kullanılabilir. Gündelik bir konuşmada, kelimeleri tek tek çevirmek yerine bunu kısa bir bekleme isteği olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümlede to almayan Hang on, birinden kısa süre beklemesini istemek için kullanılmıştır?

  1. Hang on, I need to tie my shoe.
  2. Hang on to the rail while I tie my shoe.
  3. Hang up the phone while I tie my shoe.
Cevabı göster

Hang on, I need to tie my shoe.

You may created a new silly game.

3:04

yeni bir şapşal oyun yaratmış olabilirsin.

See, Elly,

3:40

Gördün mü, Elly,

in the end, Anlatım akışı

3:41

sonuç olarak,

Anlatım akışı

in the end: nihai sonucu belirtmek

in the end, önceki olaylar, seçimler veya konuşmaların ardından ulaşılan sonucu gösteren ve anlatımın akışını düzenleyen bir ifadedir. Bu cümlede, sıradaki sözlerin son sonucu ya da toparlayıcı bir değerlendirmeyi vereceğini belirtir; yalnızca zaman çizelgesindeki son noktayı göstermez. Bir hikâyeyi veya açıklamayı sonunda ne olduğuna ya da neye karar verildiğine göre düzenlemeye yardımcı olur. Odak noktası nihai sonuçtur; tek başına belirli bir nesnenin, yerin veya dönemin son noktasını göstermez.

Alıştırma

Hangi cümlede bir seçimin nihai sonucunu belirtmek için in the end kullanılmıştır?

  1. In the end, we chose the blue tent.
  2. By the end of the camping trip, we had used the blue tent.
  3. At the end of the camping trip, we packed the blue tent.
Cevabı göster

In the end, we chose the blue tent.

you were actually really good at the Silly Olympics. Notlar

3:42

Şapşal Olimpiyatlarda aslında gerçekten çok iyiydin.

Ton ve niyet

actually: bir beklentiyi düzeltmek

Burada actually, övgünün birinin beklediğinden farklı olduğunu gösterir: kişi yalnızca katılmamış, sonuçta çok başarılı olduğu anlaşılmıştır. Sözcük, konuşanın bakışındaki şaşkınlığı veya düzeltmeyi öne çıkarır. actually sözcüğünü önceki bir izlenimin ya da varsayımın yerini alan bilgiden önce kullanabilirsin. Çoğu zaman yalnızca “gerçekte” değil, “düşündüğünün aksine” anlamını taşır.

Alıştırma

Herkes kitabın sıkıcı olmasını bekliyordu ama kitap komikti. İlk beklentiyi en iyi düzelten cümle hangisidir?

  1. The book was finally very funny.
  2. The book was currently very funny.
  3. The book was actually very funny.
Cevabı göster

The book was actually very funny.

Kalıp ifadeler

really good at: bir etkinlikte çok becerikli olmak

Be really good at, “bir konuda yüksek düzeyde beceri sahibi olmak” anlamına gelir. Really, good sözcüğünün derecesini güçlendirir; at ise beceri, ders veya etkinliği tanıtır. at sözcüğünden sonra isim ya da fiilin -ing biçimini kullan: really good at chess; really good at solving puzzles. at sözcüğünün hemen ardından fiilin yalın biçimini kullanma.

Alıştırma

Cümleyi “bir konuda çok becerikli” anlamına gelen üç sözcüklü tam ifadeyle tamamla: Maya is ____ solving logic puzzles.

Cevabı göster

really good at

Oh well, Ton ve niyet

3:53

Eh peki,

Ton ve niyet

Oh well: küçük bir hayal kırıklığını kabullenmek

Oh well, bir şey umulduğu gibi gitmediğinde ama konuşan kişi durumu kabul edip yoluna devam ettiğinde kullanılan bir konuşma tepkisidir. Genellikle yoğun bir üzüntüyü değil, hafif bir hayal kırıklığını veya kabullenişi ifade eder. Burada well, iyi anlamına gelmez. Oh well bir bütün olarak durumun kabul edildiğini gösterir.

Alıştırma

Çikolatalı dondurma istediniz ama tükenmiş. Bu küçük hayal kırıklığını en doğal biçimde kabul edip devam eden yanıt hangisidir?

  1. That's wonderful; it's exactly what I wanted.
  2. This is a disaster; everything is ruined.
  3. Oh well, I'll try another flavor.
Cevabı göster

Oh well, I'll try another flavor.

I guess the Silly Olympics aren't quite finished yet. Notlar

3:53

sanırım Şapşal Olimpiyatlar henüz tam olarak bitmedi.

Ton ve niyet

I guess: bir sonucu yumuşatmak

I guess, ardından gelen yan cümleyi kesin bir gerçek olarak değil, konuşan kişinin değerlendirmesi olarak sunar. Bu cümlede konuşan kişi, olup bitenlere bakarak Saçma Olimpiyatların muhtemelen henüz sona ermediği sonucuna varıyor. Bu ifade önermeyi yumuşatır; böylece sonuç kesin değil, geçici bir değerlendirme gibi duyulur. Burada guess düşünmek veya sanmak anlamına gelebilir; rastgele bir tahmin olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bir mağazanın karanlık olduğunu görüyorsunuz ancak çalışma saatlerini kontrol etmediniz. Hangi cümle mağazanın kapalı oluşunu kesin olmayan bir sonuç olarak sunar?

  1. Please close the store now.
  2. I guess the store is closed.
  3. The store is definitely closed; I checked the posted hours.
Cevabı göster

I guess the store is closed.

Dilbilgisi

aren't quite finished yet: henüz tamamen bitmedi

Bu cümlede aren't ... finished yet, etkinliğin şu ana kadar sona ermediğini anlatır. Yet, tamamlanmamış durumu konuşma anına bağlar ve daha sonra biteceği beklentisini açık bırakır. Quite olumsuzlukla birlikte anlam kazanır: not quite finished, “tamamen bitmemiş” demektir. Genellikle sona yaklaşıldığını düşündürür, ancak temel anlamı tam tamamlanma noktasına henüz ulaşılmamış olmasıdır.

Alıştırma

Bir oyun bitmek üzere, ancak oyun hâlâ devam ediyor. Bunu en doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. The game hasn't started yet.
  2. The game isn't quite finished yet.
  3. The game is completely finished already.
Cevabı göster

The game isn't quite finished yet.