William Golding'in "Sineklerin Tanrısı" kitabını neden okumalısınız? - Jill Dash: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, savaşın ve Soğuk Savaş dönemindeki nükleer tehdidin Sineklerin Tanrısı’nı nasıl biçimlendirdiğini ele alıyor; ardından Golding’in sömürgeci ada macerası kalıplarını tersine çevirerek düzenin çöküşünü ve insan doğasının karanlık yönlerini nasıl incelediğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. the philosophy teacher turned Royal Navy lieutenant — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: İsim + turned + yeni görev yapısının büyük bir biyografik değişimi nasıl kısaca aktardığını öğrenin. Biyografi ve haberlerde sık görülen bu özlü kalıpla, bir kişinin eski mesleğinden ya da kimliğinden çok farklı bir role geçtiğini doğal biçimde belirtebilirsiniz. 2. From these ominous beginnings, Golding's narrative reveals how quickly cooperation unravels without the presence of an adult authority. — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Önceki uğursuz işaretleri özetleyip tematik çözümlemeye geçen açılış bağlantısını tanıyın. Böylece anlatının atmosferini, yetişkin otoritesi olmadığında iş birliğinin ne kadar hızlı çözüldüğüne dair daha geniş bir savla ilişkilendirebilirsiniz. 3. turns this trope on its head. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bu sözün fiziksel bir çevirme değil, tanıdık bir geleneği kökten tersine çevirme anlamına geldiğini kavrayın. Edebiyat, film veya kültür eleştirisinde bir eserin beklenen olay örgüsüne, klişeye ya da yerleşik varsayıma meydan okuduğunu anlatmak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
William Golding was losing his faith in humanity. Deyimler
0:06William Golding insanlığa olan inancını kaybediyordu.
was losing his faith in humanity: insanlığa olan inancını yitiriyordu
was losing his faith in humanity, insanlara ya da insan doğasına duyduğu güvenin yavaş yavaş azalması anlamına gelir. Buradaki faith dinî inanç değil, güven ve inanç demektir; humanity bir bütün olarak insanlığı ifade eder. Geçmişte devam eden yapı olan was losing, değişimin o sırada sürmekte olduğunu gösterir. Bu ifade gerçek bir nesneyi kaybetmeyi ya da bir anda alınmış bir kararı değil, insanlara bakışın giderek karamsarlaşmasını anlatır.
Alıştırma
İnsanlara bir bütün olarak duyulan güveni yavaş yavaş kaybetmeyi anlatan ifadeyi ekleyerek cümleyi tamamlayın: After reading the cruel messages, she began to ____.
Cevabı göster
lose faith in humanity
Serving aboard a British destroyer in World War II, Kalıp ifadeler
0:10İkinci Dünya Savaşı'nda bir İngiliz muhribinde görev yaparken,
the philosophy teacher turned Royal Navy lieutenant was constantly confronted by the atrocities of his fellow man. Notlar
0:13felsefe öğretmenliğinden Kraliyet Donanması teğmenliğine geçen bu kişi, insanların birbirine yaptığı acımasızlıklara sürekli tanık oluyordu.
Serving aboard a British destroyer: İngiliz destroyerinde görev yapmak
Serving aboard a British destroyer, cümlenin başında yer alan -ing biçimli bir öbeğidir. İngiliz bir destroyer olan savaş gemisinde mürettebatın veya donanmanın bir üyesi olarak görev yaptığı anlamına gelir. Ana cümleden önce gelen bu öbek, devamında anlatılanlar için öznenin durumunu veya arka planını verir. Serving resmî bir görevi yerine getirmeyi, aboard geminin üzerinde olmayı, destroyer ise geminin türünü anlatır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi aynen seçin. Geminin üzerinde anlamındaki aboard ile başka bir ülkede anlamındaki abroad arasındaki farka dikkat edin.
- During the war, she served abroad at a field hospital.
- During the war, she served aboard a hospital ship.
Cevabı göster
During the war, she served aboard a hospital ship.
felsefe öğretmeninden Kraliyet Donanması teğmenine
the philosophy teacher turned Royal Navy lieutenant bir kişinin kimliğindeki değişimi sıkıştırılmış biçimde anlatır: Bu kişi önce felsefe öğretmeniydi, daha sonra Kraliyet Donanması teğmeni oldu. Buradaki turned fiziksel olarak dönmek değil, became anlamındadır. Önceki rol + turned + sonraki rol yapısı, yaşam veya kariyer değişimini bir isim öbeği içinde kısaltır. İfadenin tamamı tek bir kişiyi tanımlar; turned cümlenin ana fiili değildir.
Alıştırma
Rol değişimini gösteren sözcüğü tamamlayın: The scientist-____-filmmaker won an award.
Cevabı göster
turned
hemcinslerinin vahşetleriyle sürekli yüzleşiyordu
Was constantly confronted by, öznenin rahatsız edici veya kaçınılmaz bir şeyle tekrar tekrar yüzleşmek zorunda kaldığını anlatır. Bu edilgen yapıda by, baskı yaratan sorunu veya gerçeği gösterir; mutlaka yüz yüze çatışılan bir kişiyi göstermesi gerekmez. Burada the atrocities of his fellow man, başka insanların işlediği acımasız eylemler anlamındadır. Fellow man, insanlığı genel olarak anlatan geleneksel ve edebî bir ifadedir; constantly ise bu rahatsız edici karşılaşmaların sürüp gittiğini veya tekrarlandığını vurgular.
Alıştırma
Komitenin rahatsız edici kanıtlarla kaçınılmaz biçimde yüzleştiğini en iyi hangi cümle anlatır?
- The committee saw some evidence.
- The committee was confronted by troubling evidence.
- The committee discussed the evidence later.
Cevabı göster
The committee was confronted by troubling evidence.
And when he returned to England to find Cold War superpowers threatening one another with nuclear annihilation,
0:21Ve İngiltere'ye dönüp Soğuk Savaş süper güçlerinin birbirlerini nükleer yok oluşla tehdit ettiğini gördüğünde,
he was forced to interrogate the very roots of human nature. Kalıp ifadeler
0:28insan doğasının köklerini sorgulamak zorunda kaldı.
forced to interrogate the very roots of human nature: insan doğasının en temel köklerini sorgulamak zorunda kalmak
Bu cümlede was forced to, Soğuk Savaş tehdidinin bu sorgulamayı kaçınılmaz hâle getirdiğini anlatır; birinin ona doğrudan emir verdiği anlamına gelmez. Burada interrogate soyut bir nesne alır. Resmî eleştiri yazılarında to interrogate an idea, bir düşünceyi titizlikle incelemek ve dayandığı varsayımları sorgulamak demektir. The very roots en temel dayanakları veya nedenleri ifade eder; very ise vurguyu güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede interrogate, örnektekiyle aynı resmî ve soyut anlamda kullanılmıştır?
- The article interrogates the assumption that technology is always neutral.
- The host interviews a scientist about climate change.
- The detective interrogates the witness about the missing painting.
Cevabı göster
The article interrogates the assumption that technology is always neutral.
These musings on the inevitability of violence would inspire his first and most famous novel, Kelime
0:32Şiddetin kaçınılmazlığı üzerine olan bu düşünceleri, onun ilk ve en ünlü romanına ilham verecekti:
These musings on the inevitability of violence: şiddetin kaçınılmazlığı üzerine bu düşünceler
Musings, sıradan notları veya olgusal kayıtları değil, sakin ya da uzun süreli düşünme sonucunda oluşan derin düşünceleri ifade eder. Musings on, üzerinde düşünülen konuyu tanıtır; burada bu konu şiddetin kaçınılmaz olduğu iddiasıdır. The inevitability of violence, şiddetin yalnızca muhtemel olduğunu değil, önlenemeyeceği düşüncesini ifade eder. These daha önceki düşüncelere gönderme yapar ve onları romanın ilham kaynağı olarak bir bütün hâlinde sunar.
Alıştırma
These musings on the inevitability of violence burada ne anlama geliyor?
- Şiddet olaylarını sıralayan resmî raporlar
- Şiddetin önlenemeyeceği düşüncesi üzerine derin değerlendirmeler
- Her türlü şiddeti önleme yolları hakkında olgusal notlar
Cevabı göster
Şiddetin önlenemeyeceği düşüncesi üzerine derin değerlendirmeler
two themes very much at the heart of Golding's book. Kalıp ifadeler
0:52ki bu iki tema Golding'in kitabının tam da merkezinde yer alır.
take its title from: başlığını ...den almak
Take its title from X, bir eserin resmî başlığını X'ten aldığı anlamına gelir. Burada It kitabı gösterir ve Beelzebub kitabın başlığının kaynağı olarak sunulur. Buradaki title, bir eserin adı demektir; görev unvanı veya rütbe değildir. Kalıp eser + take + iyelik + title + from + kaynak şeklindedir. Başlığın nereden geldiğine odaklanır; kaynak bir kişi, ifade, alıntı, şarkı veya daha eski bir eser olabilir.
Alıştırma
Cümleyi take its title from ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The documentary ____ a line from the speech.
Cevabı göster
takes its title from
very much at the heart of: ...nın tam merkezinde olmak
X is at the heart of Y kalıbı, X'in Y'nin merkezinde veya en önemli parçalarından biri olduğu anlamına gelir. Burada mecazidir: gurur ve savaş, Golding'in kitabındaki temel düşüncelerdir; fiziksel bir kalbin içinde bulunan şeyler değildir. Two themes ifadesi pride and war'a geri gönderme yapar. Very much iddiayı güçlendirir ve bu temaları kitapla yalnızca ilişkili değil, açıkça merkezi olarak sunar.
Alıştırma
Very much içeren ve “açıkça merkezi” anlamına gelen ifadeyi kullanın: Public trust is ____ the debate.
Cevabı göster
very much at the heart of
The novel was a bleak satire of a classic island adventure story, Kelime
0:55Roman, klasik bir ada macerası hikayesinin kasvetli bir hicviydi;
a bleak satire of a classic island adventure story: klasik bir ada macerası hikâyesinin kasvetli hicvi
a satire of X yapısında eser, X'i taklit eder, yeniden biçimlendirir veya abartır; böylece onun sorunlarını ortaya çıkarıp eleştirir. Buradaki hedef, klasik ada macerası hikâyelerinin tanıdık geleneğidir. Satire yalnızca comedy anlamına gelmez. Bleak, hicvin tonunu ve bakış açısını anlatır: kasvetli, karamsar ve pek az umut sunan. Yalnızca gerçek anlamda karanlığı betimlemez.
Alıştırma
Hangi açıklama a bleak satire of an adventure-story tradition ifadesine en uygundur?
- Adalara seyahat hakkında olgusal bir rehber
- Bir anlatı geleneğini ironi kullanarak eleştiren karamsar bir eser
- Yalnızca eğlendirmek için yazılmış neşeli bir macera hikâyesi
Cevabı göster
Bir anlatı geleneğini ironi kullanarak eleştiren karamsar bir eser
a popular genre where young boys get shipwrecked in exotic locations. Kalıp ifadeler
1:00yani genç çocukların egzotik yerlerde gemi kazası geçirdiği popüler bir türün.
get shipwrecked in exotic locations: egzotik yerlerde deniz kazasına uğramak
Get + past participle, çoğu zaman beklenmedik veya istenmeyen bir olaya ya da durum değişikliğine odaklanan konuşma diline yakın bir edilgen yapı oluşturabilir. Get shipwrecked, bir deniz kazasına uğramak anlamına gelir ve çoğu zaman mahsur kalma hissi de taşır; burada get, almak anlamına gelmez. Be shipwrecked ile karşılaştırıldığında get shipwrecked, kazanın meydana gelmesine daha çok odaklanır. Be shipwrecked ise olguyu veya ortaya çıkan durumu tarafsız biçimde anlatabilir. Exotic locations, anlatıcıya ya da izleyiciye uzak, yabancı veya bildikleri yerlerden belirgin biçimde farklı gösterilen yerlerdir.
Alıştırma
Cümleyi, “deniz kazasına uğradılar” anlamındaki geçmiş zamanlı get edilgen yapısıyla tamamlayın: During the crossing, the sailors ____ near a remote island.
Cevabı göster
got shipwrecked
The protagonists in these stories are able to master nature Kalıp ifadeler
1:05Bu hikayelerdeki ana karakterler doğaya hükmedebilirken
while evading the dangers posed by their new environments.
1:08yeni çevrelerinin yarattığı tehlikelerden de kurtulmayı başarırlar.
are able to master nature: fiil olarak master
are able to master nature ifadesinde be able to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapabilme yeteneğine sahip olmak” anlamına gelir. Burada master, to'dan sonra gelen fiilin yalın hâlidir. Master nature, doğa güçlerini başarıyla kontrol etmek veya çevrenin yarattığı zorlukların üstesinden gelmek demektir. İnsanı doğa üzerinde hâkim olarak gösterir; buradaki master, “uzman” veya “sahip” anlamındaki isim değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede master, “bir şeyi ustalıkla kontrol etmeyi öğrenmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- The master of the ship checked the map.
- The painting was made by an old master.
- With practice, she was able to master the new equipment.
Cevabı göster
With practice, she was able to master the new equipment.
in which the boys teach the island's native inhabitants their allegedly superior British values. Dilbilgisi
1:17bu anlatıda çocuklar, adanın yerli halkına sözde üstün İngiliz değerlerini öğretiyordu.
endorsed the problematic colonialist narrative: sorunlu sömürgeci anlatıyı destekledi
Endorsed the problematic colonialist narrative, bu türün söz konusu düşünce biçimini desteklediği, geçerli gösterdiği veya güçlendirmeye yardımcı olduğu anlamına gelir. Problematic, konuşanın eleştirisini gösterir. Colonialist narrative yalnızca tek bir olay örgüsü değildir; narrative burada sömürgeci gücü ve değerleri normal ya da üstün gösteren, tekrar eden bir çerçeve anlamındadır. Found in many British works at the time, narrative sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. “That was found in many British works at the time” anlamına gelir. İfade, türü bu çerçeveden yalnızca söz ettiği için değil, onu yeniden ürettiği için eleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle bir filmin dünyaya ilişkin zararlı bir bakış açısını destekleyip güçlendirdiğini söyler?
- The film briefly mentions the harmful narrative.
- The film questions the harmful narrative.
- The film endorses the harmful narrative.
Cevabı göster
The film endorses the harmful narrative.
in which ... British values: soyut bir anlatıyı açmak
in which ile başlayan ilgi cümleciği, daha önce geçen soyut colonialist narrative adını niteler. Bu cümlecik, anlatının ne içerdiğini açıklar: o anlatının içinde çocuklar adanın yerli sakinlerine sözde üstün İngiliz değerlerini öğretir. Soyut bir adla kullanıldığında in which çoğu zaman fiziksel bir yeri değil, “bu sistemin, durumun, anlatımın veya çerçevenin içinde” anlamını verir. Okurken bunu geçici olarak “In this narrative, the boys teach ...” diye düşünebilirsin.
Alıştırma
The new policy creates a process in which every applicant gets the same review. cümlesinde in which ne işe yarar?
- applicant sözcüğünün anlamını bir yere dönüştürür.
- Fiziksel bir yeri gösterir.
- Sürecin nasıl işlediğiyle ilgili ayrıntılar sunar.
Cevabı göster
Sürecin nasıl işlediğiyle ilgili ayrıntılar sunar.
Golding's satire even goes so far as to explicitly use the setting and character names Dilbilgisi
1:24Golding'in hicvi, mekan ve karakter isimlerini açıkça kullanacak kadar ileri gider;
from R.M. Ballantyne's Coral Island,
1:30bunları R.M. Ballantyne'in Coral Island adlı eserinden alır,
goes so far as to explicitly use: aşırı bir adımı vurgulamak
go so far as to + fiilin yalın hâli kalıbı, birinin dikkat çekici veya şaşırtıcı bir noktaya kadar gelip bir şey yaptığını anlatır. Buradaki goes fiziksel bir mesafeyi değil, dereceyi ifade eder. Golding'in taşlamasının ulaştığı nokta, R. M. Ballantyne'ın Coral Island eserindeki mekânı ve karakter adlarını açıkça kullanmaktır. even ve explicitly bu noktayı güçlendirir: taşlama yalnızca önceki romana gönderme yapmakla kalmaz; onun unsurlarını doğrudan ve açıkça kullanır.
Alıştırma
Beklenmedik ve aşırı bir eylemi vurgulamak için aşağıdaki cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The reviewer ____ call the ending dishonest.
- went on to
- went to far as
- went so far as to
Cevabı göster
went so far as to
one of the most beloved island adventure novels. Kalıp ifadeler
1:33ki bu eser en sevilen ada macerası romanlarından biridir.
one of the most beloved island adventure novels: one of the most yapısı
one of the most + sıfat + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir öğenin belirli bir nitelik bakımından en üst düzeydeki gruba ait olduğunu anlatır. Burada eser, özellikle sevilen ada macerası romanları grubunun bir üyesi olarak sunuluyor. one bir gruptan tek bir üye seçtiği için sıfattan sonraki sayılabilen isim çoğul olur: novel değil, novels. Beloved, “derinden ve içtenlikle sevilen” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi one of the most, famous ve city sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: Rome is ____ in Europe.
Cevabı göster
one of the most famous cities
But while Ballantyne's book promised readers pleasure, Anlatım akışı
1:36Ancak Ballantyne'in kitabı okuyuculara zevk,
Golding's had darker things in store. Deyimler
1:42Golding'in kitabı çok daha karanlık şeyler saklıyordu.
But while A..., B...: karşıtlık kurma
Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık kurar. İlk yan cümle Ballantyne'ın kitabının vaat ettiği zevk ve eğlenceyi sunar; ana cümle ise bunları Golding'in daha karanlık içeriğiyle karşılaştırır. Baştaki But, bu karşılaştırmanın önceki tartışmadan bir dönüş olduğunu da gösterir. Golding's, Golding's book yerine kullanılır. Tekrarlanan book sözcüğünü çıkarmak iki tarafı daha kısa hâle getirir ve dikkati karşıtlık üzerinde tutar.
Alıştırma
Bu cümlede while hangi ilişkiyi ifade ediyor? While the north side gets plenty of sun, the south side stays cool and shaded.
- Her iki koşulun başladığı zaman
- Güney tarafının serin kalmasının bir nedeni
- İki koşul arasındaki karşıtlık
Cevabı göster
İki koşul arasındaki karşıtlık
had darker things in store: daha karanlık gelişmeler bekliyordu
had darker things in store ifadesinde have veya had something in store, gelecekte olacak bir olayın ya da gelişmenin beklediğini veya hazırlanmış olduğunu anlatır. Burada örtük özne Golding'in eseridir; darker things bir yerde duran nesneleri değil, hikâyedeki daha rahatsız edici gelişmeleri anlatır. Had, geçmiş zaman anlatımına uyar. Hikâyenin daha karanlık hâle geleceğini doğrudan söylemek yerine bu ifade, sonraki karanlık gelişmeleri eserin okurlar için sakladığını gösterir. Böylece anlatıda önceden haber verme ve merak duygusu oluşur.
Alıştırma
Bu cümlede had darker things in store ne anlama geliyor?
- Hikâye zaten karanlık hâle gelmişti ve bundan sonra hiçbir şey olmayacaktı.
- Hikâyenin ilerleyen bölümünde okuru daha rahatsız edici gelişmeler bekliyordu.
- Kitap daha karanlık nesneleri bir mağazada saklıyordu.
Cevabı göster
Hikâyenin ilerleyen bölümünde okuru daha rahatsız edici gelişmeler bekliyordu.
Lord of the Flies opens with the boys already on the island,
1:45Sineklerin Tanrısı, çocuklar adaya çoktan varmışken başlar,
but snippets of conversation hint at their terrifying journey. Kalıp ifadeler
1:49ancak konuşma kırıntıları onların dehşet verici yolculuğuna dair ipuçları sunar.
Konuşmadan kısa kesitler, onların korkunç yolculuğuna dair ipuçları veriyor.
Snippets of conversation, insanların söylediklerinin kısa ve tamamlanmamış parçalarıdır. Hint at, bir şeyi açıkça ve tamamen belirtmeden ona dair ipucu vermek anlamına gelir; hint at their terrifying journey ifadesinde at, ima edilen içeriği tanıtır. Bu cümle, hikâyenin geçmişi dolaylı olarak ortaya çıkardığını gösterir: Okurlar eksiksiz bir anlatım almak yerine küçük diyalog parçalarından yolculukla ilgili çıkarım yapar.
Alıştırma
Dolaylı bir imayı vurgulamak için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The scattered clues ___ a hidden connection.
- reveal
- describe
- hint at
Cevabı göster
hint at
Their plane had been shot down in the midst of an unspecified nuclear war. Notlar
1:53Uçakları, nedeni belirsiz bir nükleer savaşın ortasında vurulup düşürülmüştür.
had been shot down: geçmişte tamamlanmış edilgen yapı
Burada shoot down, bir hava aracını silahla vurup düşürmek anlamına gelir. Özne their plane, bağlam da savaş olduğu için had been shot down, gerçek askerî anlamıyla “silahla düşürülmüştü” demektir. Dil bilgisi açısından had been shot down, past perfect yapının edilgen biçimidir: had + been + past participle. Uçak eylemden etkilenen taraftır ve bu yapı, düşürülme olayını anlatıdaki başka bir geçmiş noktadan daha önceye yerleştirir. Shot, shoot fiilinin past participle biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi shoot down fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The report confirmed that the drone ____ before the rescue team arrived.
Cevabı göster
had been shot down
in the midst of an unspecified nuclear war: ayrıntıları belirtilmemiş bir nükleer savaşın ortasında
In the midst of, “devam eden bir olayın veya durumun içinde ve ortasında” anlamına gelir. Uçağın düşürülmesini nükleer savaşın daha geniş arka planına yerleştirir ve bu arka plana çoğu zaman güçlü bir baskı veya düzensizlik hissi katar. Unspecified, savaşın adının, taraflarının veya diğer ayrıntılarının verilmediğini gösterir. Savaşın gerçekleşmemiş olabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Devam eden bir olayın içine bir eylemi yerleştirmek için in the midst of ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The council changed its plan in the midst from the emergency.
- The council changed its plan in midst of the emergency.
- The council changed its plan in the midst of the emergency.
Cevabı göster
The council changed its plan in the midst of the emergency.
The boys ranging in age from 6 to 13: yaş aralığını belirtme
Ranging in age from 6 to 13, The boys ifadesinden sonra gelen ve çocukların yaş aralığını ek bilgi olarak veren bir ortaç öbeğidir. Ana cümle The boys are strangers to each other bölümüdür; ranging ana fiil değildir. Range in age from A to B kalıbı, bir gruptaki yaşların bu iki uç değeri kapsadığını belirtir. From A to B yapısı başka ölçülebilir aralıkları anlatmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
Yaş aralığı kalıbını tamamlayın: The campers ____ ten ____ fourteen.
Cevabı göster
range in age from · to
All except for a choir clad in black uniforms and led by a boy named Jack. Dilbilgisi
2:03Siyah üniformalar giymiş, Jack adında bir çocuğun liderlik ettiği bir koro hariç hepsi.
All except for a choir clad in black uniforms and led by a boy named Jack: istisna belirtmek
Bu, önceki ifadeyi sürdüren bir cümle parçasıdır. All, bağlamdaki çocuklara gönderme yapar; except for ise tek istisna olan grubu tanıtır: koro üyeleri, çocukların birbirlerini tanımadığına dair önceki ifadenin dışında tutulur. Clad in black uniforms ve led by a boy named Jack, a choir ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortaç öbekleridir. Koronun ne giydiğini ve kimin yönettiğini açıklarlar; ana fiil değildirler.
Alıştırma
Video bağlamında “All except for a choir ...” parçasının işlevi nedir?
- Her çocuğun koroya katıldığını söyler.
- Koro dışındaki herkese bir şey yapmasını emreder.
- Koroyu, çocuklar hakkındaki önceki ifadeye bir istisna olarak ekler.
Cevabı göster
Koroyu, çocuklar hakkındaki önceki ifadeye bir istisna olarak ekler.
Just as in Ballantyne's Coral Island, Anlatım akışı
2:09Tıpkı Ballantyne'in Coral Island'ında olduğu gibi,
shelter, and abundant food sources.
2:15barınakları ve bol yiyecek kaynaklarıyla bir cennet gibi görünmektedir.
Just as in Ballantyne's Coral Island: karşılaştırmayla başlamak
Just as in Ballantyne's Coral Island cümlenin başında bir karşılaştırma çerçevesi kurar. Önce çocukların yeni yuvasını bu eserdeki benzer bir ortamla ilişkilendirir, ardından ana cümle mevcut durumla ilgili yargıyı verir. Buradaki as, “aynı şekilde” anlamında bir karşılaştırma yapar; in ise referans olarak kullanılan eseri tanıtır. Bu ifade “tam o sırada” anlamına gelmez. İlgili bilgileri düzenler ve iki durumun yüzeydeki benzerliğine dikkat çeker.
Alıştırma
Önceki raporla karşılaştırma başlatmak için Just as in ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Just as in the earlier report, the new data show a similar pattern.
- Just in the earlier report, the new data show a similar pattern.
- Just as the earlier report, the new data show a similar pattern.
Cevabı göster
Just as in the earlier report, the new data show a similar pattern.
appears to be a paradise: görünüşe dayalı temkinli yargı
appears to be a paradise, mevcut kanıtlara göre yeni yuvanın nasıl göründüğünü anlatır: Burası harika ve güvenli bir yer izlenimi verir. Bu ifade gerçeği doğrulamaz, yalnızca görünüşü bildirir. Yapı özne + appear(s) to be + isim öbeği veya sıfattır. Burada appears to be kullanımı, gerçeğin farklı olabileceği ihtimalini açık bırakır. Cümlenin huzurlu görüntüsü daha sonra tersine dönebileceği için bu temkin önemlidir.
Alıştırma
Hangi cümle durumu doğrulanmış bir gerçek olarak değil, görünüşe dayalı bir izlenim olarak sunuyor?
- The bridge appears to be safe, but an engineer still needs to check it.
- The bridge is definitely safe, so no further check is needed.
- The bridge was made safe by the engineer.
Cevabı göster
The bridge appears to be safe, but an engineer still needs to check it.
But even from the novel's opening pages, Anlatım akışı
2:18Fakat romanın daha ilk sayfalarından itibaren,
a macabre darkness hangs over this seemingly tranquil situation. Deyimler
2:21görünürde huzurlu olan bu tablonun üzerine ürkütücü bir karanlık çöker.
But even from the novel's opening pages: karşıtlık ve erken zaman vurgusu
But, önceki olumlu bakıştan farklı bir yöne geçildiğini gösterir. Başa alınan even from the novel's opening pages ifadesi, ana cümleden önce zaman çerçevesini kurar ve kasvetli havanın daha en baştan var olduğunu vurgular. Burada even, kanıtların ne kadar erken belirdiğini öne çıkarır; 'ayrıca' anlamına gelmez ve karanlığı açılış sayfalarıyla sınırlamaz. Bu sıralama, okuyucuyu önceki anlatımla çelişen ana yargıya hazırlar.
Alıştırma
Açılış ifadesindeki even sözcüğü cümleye en çok hangi anlamı katar?
- Kasvetli hava şaşırtıcı derecede erken bir aşamada zaten vardır.
- Açılış sayfaları romanın ek bir bölümüdür.
- Kasvetli hava yalnızca romanın açılış sayfalarında vardır.
Cevabı göster
Kasvetli hava şaşırtıcı derecede erken bir aşamada zaten vardır.
a macabre darkness hangs over...: uğursuz bir atmosferi anlatan mecaz
Bu edebî benzetmede a macabre darkness, gerçek anlamda ışık eksikliğini değil, ölüm ve korkuyla bağlantılı bir atmosferi anlatır. hangs over, bu atmosferi durumun üzerinde asılı duran bir şey gibi sunarak her şeyi etkileyen sürekli bir tehdit veya huzursuzluk hissi verir. seemingly tranquil, yalnızca görünüşte sakin demektir. macabre darkness ile oluşturduğu karşıtlık, huzurlu görünen yüzeye güvenilemeyeceğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi tekil özneye uygun hang over biçimiyle tamamlayın: The possibility of another delay ____ the project.
Cevabı göster
hangs over
The boys' shadows are compared to black bat-like creatures, Dilbilgisi
2:26Çocukların gölgeleri yarasaya benzeyen siyah yaratıklara benzetilirken,
while the choir itself first appears as something dark fumbling along the beach.
2:30koronun kendisi ilk başta sahil boyunca el yordamıyla ilerleyen karanlık bir şey olarak belirir.
be compared to: edilgen bir benzetmeyi tanıma
Are compared to, compare A to B yapısının edilgen biçimidir. Özne olan the boys' shadows betimlenen imgedir; black bat-like creatures ise karşılaştırmada kullanılan imgedir. Edebî çözümlemede be compared to, bir metnin ya da betimlemenin bir şeyi başka bir şeye benzer biçimde sunduğunu gösterir. Gölgelerin karşılaştırma eylemini kendilerinin yaptığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be compared to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: In the poem, the moon ____ a silver boat.
Cevabı göster
is compared to
the boys are already trading terrifying rumors of a vicious beastie lurking in the woods. Notlar
2:37çocuklar çoktan ormanda pusuda bekleyen vahşi bir canavarla ilgili korkutucu söylentiler fısıldamaya başlar.
are already trading rumors: değişimin hızını vurgulama
Baştaki zaman ifadesi Within hours of their arrival çok kısa bir zaman aralığı oluşturur. Ardından already, are trading eyleminin beklenenden daha erken gerçekleştiğini belirtirken şimdiki zamanın devam biçimi söylentilerin paylaşılmasını başlamış ve sürmekte olan bir faaliyet olarak sunar. Bu sıralama, okuru gelişten korkuya hızla taşır: söylentilerin korkutucu içeriğinden önce değişimin hızı öne çıkarılır. Trading rumors, söylentileri satın alıp satmak değil, grup içinde birbirine aktarmak veya paylaşmak anlamına gelir.
Alıştırma
Already, Within hours of their arrival ile birlikte cümlede neyi vurguluyor?
- Söylentiler beklenenden daha erken yayılmaya başladı.
- Çocuklar geldikten kısa süre sonra yaratık hakkında konuşmayı bıraktı.
- Söylentilerin doğru olduğu doğrulandı.
Cevabı göster
Söylentiler beklenenden daha erken yayılmaya başladı.
trading terrifying rumors: korkunç söylentileri karşılıklı paylaşmak
trading terrifying rumors ifadesindeki trade, hikâyeleri veya iddiaları alıp satmak değil, karşılıklı olarak paylaşmak anlamına gelir. -ing biçimi are trading yapısının parçasıdır; terrifying ise rumors sözcüğünü niteler ve söylentilerin insanları korkuttuğunu belirtir. Trade sözcüğünün bu kullanımı, konuşmayı karşılıklı bir alışveriş olarak sunar. Rumors, stories veya ideas gibi bilgi belirten isimlerle kullanıldığında trade, çoğu zaman herkesin konuşmaya bir şey kattığını düşündürür.
Alıştırma
Hangi cümlede trade, bilginin karşılıklı olarak paylaşılmasını ifade eder?
- The reporters spread a rumor to warn the public.
- The reporters traded their old cameras for newer ones.
- The reporters traded rumors while they waited for the announcement.
Cevabı göster
The reporters traded rumors while they waited for the announcement.
Golding's narrative reveals how quickly cooperation unravels without the presence of an adult authority. Deyimler
2:46Golding'in anlatısı, yetişkin bir otoritenin yokluğunda işbirliğinin ne kadar çabuk bozulduğunu gözler önüne serer.
From these ominous beginnings: girişten analize geçiş
From these ominous beginnings, daha önce anlatılan karanlık işaretlere ve korkutucu söylentilere gönderme yapar. These sözcüğü bu ayrıntıları tek bir başlangıç noktası altında toplarken ominous, bunların gelecekteki sorunların habercisi olduğunu belirtir. Baştaki from ifadesi daha sonra tartışmayı ileri taşır: ana cümle, anlatının iş birliğinin çözülmesi hakkında neyi ortaya koyduğunu söyler. Burada from, fiziksel bir yerden uzaklaşmayı değil, bir gelişmenin veya analizin başlangıç noktasını gösterir.
Alıştırma
From these ominous beginnings cümlede bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi görür?
- Önceki uğursuz işaretleri özetler ve bunları ardından gelen analizin başlangıç noktası yapar.
- Golding'in yazmaya başladığı fiziksel yeri belirtir.
- Önceki uğursuz işaretlerin artık önemli olmadığını söyler.
Cevabı göster
Önceki uğursuz işaretleri özetler ve bunları ardından gelen analizin başlangıç noktası yapar.
cooperation unravels: iş birliğinin içten çözülmesi
Burada cooperation unravels, güven, ortak kurallar ve birlikte hareket etme üzerine kurulu bir sistemin giderek çözülmesi demektir. Unravel mecazi anlamda kullanılır: iş birliği, yapısını kaybeden dokunmuş bir kumaş gibi düşünülür; birinin gerçekten iplik sökmesi kastedilmez. cooperation, a plan, an agreement veya a relationship gibi soyut bir özneyle geçişsiz kullanılan unravel, çoğu zaman içten başlayan bir dağılma sürecini anlatır. Bir şeyin yalnızca durduğunu veya başarısız olduğunu söylemekten daha canlıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede unravel, iş birliğine dayalı bir sürecin giderek dağılması anlamında doğal biçimde kullanılmıştır?
- She unraveled the tangled thread from the spool.
- The negotiations began to unravel after both sides lost trust.
- The detective unraveled the mystery by checking the records.
Cevabı göster
The negotiations began to unravel after both sides lost trust.
the survivors try to establish some sense of order. Kalıp ifadeler
2:53hayatta kalanlar bir düzen oluşturmaya çalışırlar.
try to establish some sense of order: bir ölçüde düzen kurmaya çalışmak
Try to establish, istikrarlı bir şey yaratma girişimini anlatır; girişimin başarılı olup olmadığını belirtmez. Establish, make fiilinden daha resmîdir ve kurallar, sistemler, rutinler ve diğer kalıcı düzenlemelerle uyumludur. Some sense of order, sınırlı ama fark edilebilir bir düzen düzeyi demektir. Buradaki some, ayrı ayrı duyuları saymaz; ifadeyi yumuşatarak tam denetim yerine temel veya eksik bir düzen bulunduğunu gösterir.
Alıştırma
“Temel ama fark edilebilir bir düzen düzeyi oluşturmak” anlamındaki ifadeyi establish ve some sense of kullanarak tamamlayın: After the alarm, the staff tried to ____ in the crowded lobby.
Cevabı göster
establish some sense of order
A boy named Ralph blows into a conch shell to assemble the group and delegate tasks. Notlar
2:57Ralph adında bir çocuk, grubu toplamak ve görevleri dağıtmak için bir deniz kabuğunu üfler.
blows into a conch shell: havayı içi boş bir nesnenin içine yöneltmek
blows into a conch shell, Ralph'ın ses çıkarması için nefesini denizkabuğunun açıklığına doğru yönlendirdiği anlamına gelir. blow into + içi boş bir nesne kalıbı, havanın yönünü belirtir; başka bir nesneyi denizkabuğunun içine üflemek anlamına gelmez. Bu sahnede denizkabuğu, insanları bir araya çağıran bir işaret aracı olarak kullanılır. Başka durumlarda bu fiziksel hareket blow into a whistle veya blow into a tube gibi ifadelerle anlatılabilir.
Alıştırma
Havanın içi boş bir nesnenin içine yöneltildiğini göstermek için blow into kullanılan cümle hangisidir?
- The wind blew the whistle away.
- Maya blew the whistle to test it.
- Maya blew into the whistle to test it.
Cevabı göster
Maya blew into the whistle to test it.
to assemble the group and delegate tasks: iki fiille tek amaç ifadesi
to assemble the group and delegate tasks, amaç bildiren bir mastar yapısıdır ve Ralph'ın denizkabuğuna neden üflediğini açıklar. Ana eylemden sonra gelen to'lu ifade tek bir amaç öbeği oluşturur; and ise yalın biçimdeki assemble ve delegate fiillerini bağlar. Burada assemble the group insanları bir araya getirmek, delegate tasks ise sorumlulukları başka insanlara vermek demektir. İki fiil de denizkabuğuna üflemenin amacını belirtir; sonradan gerçekleşen, birbiriyle ilgisiz iki olay değildir.
Alıştırma
Tek bir amaç to ifadesiyle iki yalın fiili doğru biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The coach called the players together for explain the plan and assigned positions.
- The coach called the players together to explain the plan and assign positions.
- The coach called the players together to explaining the plan and assigned positions.
Cevabı göster
The coach called the players together to explain the plan and assign positions.
But as Jack vies for leadership with Ralph, Kalıp ifadeler
3:02Fakat Jack liderlik için Ralph ile rekabete giriştikçe,
and the boys submit to their darker urges.
3:06ve çocuklar daha karanlık dürtülerine boyun eğerler.
as Jack vies for leadership with Ralph: bir hedef için biriyle yarışmak
Burada as, Jack'in liderlik için Ralph'la rekabet ettiği sırada gelişen bir durumu sunar. Vie for + hedef, rakiplerin neyi elde etmek istediğini; with Ralph ise Jack'in rakibini belirtir. Bu ifade, iki tarafın da aynı sınırlı hedefi istediğini vurgular. Bu cümlede liderlik mücadelesi, grubun bölünmesine arka plan oluşturur.
Alıştırma
Cümleyi vie for ifadesinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: Several startups are ____ the innovation award.
Cevabı göster
vying for
the group splinters, and ... submit to their darker urges: bağlantılı iki sonuç
Cümle iki yan cümleyi and ile bağlar: the group splinters grup düzeyindeki değişimi, the boys submit to their darker urges ise çocukların ahlaki değişimini verir. Bunları yan yana getirerek iki gelişmeyi tek bir anlatı adımında yoğunlaştırır ve aynı çöküşün bağlantılı parçaları olarak sunar. Splinters, daha küçük ve birbirine karşıt parçalara ayrılmak demektir. Submit to, direnmeyi bırakıp bir şeye boyun eğmek; darker urges ise daha acımasız veya yıkıcı dürtüler demektir. Burada submit, bir belge sunmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede iki yan cümlenin and ile bağlanmasının temel işlevi nedir?
- Çocukların ahlaki çöküşünün grubun parçalanmasıyla ilgisiz olduğunu gösterir.
- Çocuklar harekete geçmeden önce grubun tamamen yeniden birleştiğini belirtir.
- Grubun parçalanmasını ve çocukların ahlaki çöküşünü aynı kötüleşme sürecinin bağlantılı parçaları olarak sunar.
Cevabı göster
Grubun parçalanmasını ve çocukların ahlaki çöküşünü aynı kötüleşme sürecinin bağlantılı parçaları olarak sunar.
The mob of children soon forgets their plans for rescue,
3:09Çocuk güruhu kısa sürede kurtulma planlarını unutur,
and blindly follows Jack to the edge of the island and the edge of sanity. Deyimler
3:15ve adanın ucuna ve de aklın sınırlarına doğru Jack'i körü körüne takip eder.
geriye kalan birkaç sağduyu sesini susturur
Voices of reason, sakin ve sağduyulu görüşler sunan kişileri ya da onların dile getirdiği görüşleri anlatır. Voices burada gerçek ses değil, tartışmaya katılan insanları temsil eden bir mecazdır; the few ise geriye yalnızca küçük bir azınlık kaldığını vurgular. Burada silences, bu kişileri bastırmak ya da görüşlerinin etkili olmasını engellemek demektir. Ortamın gerçekten sessizleşmesi gerekmez; yan cümle, grubun geriye kalan akılcı muhalefeti susturduğunu gösterir.
Alıştırma
Hararetli bir toplantıda 'The chair silenced the few voices of reason.' cümlesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Toplantı başkanı, sağduyulu öneriler sunan az sayıdaki kişiyi bastırdı.
- Toplantı başkanı, birkaç sağduyulu kişiden daha alçak sesle konuşmalarını istedi.
- Toplantı başkanı, mantıkla ilgili birkaç ses kaydını sessize aldı.
Cevabı göster
Toplantı başkanı, sağduyulu öneriler sunan az sayıdaki kişiyi bastırdı.
adanın kıyısına ve akıl sağlığının sınırına
The edge of the island gerçek, fiziksel bir sınırdır. The edge of sanity ise mecazdır ve kişinin akılcı denetimini kaybetmeye yaklaştığı noktayı anlatır. The edge of ifadesinin tekrarı, bu iki farklı anlamı paralel bir yapıda birbirine bağlar. Her iki ifade de follows Jack to yapısını tamamladığı için hareket iki düzeyde işler. Çocuklar onu gerçek bir yere doğru izlerken simgesel olarak deliliğe de yaklaşır; blindly ise bunu sağduyulu bir değerlendirme yapmadan yaptıklarını ekler.
Alıştırma
Tekrarlanan 'the edge of ... and the edge of ...' yapısı örnekte nasıl bir etki yaratır?
- Adanın kıyı çizgisiyle akıl sağlığının gerçek anlamda aynı biçime sahip olduğunu söyler.
- Adada birbirinden ayrı iki fiziksel yeri belirtir.
- Fiziksel bir varış noktasını akıl sağlığını kaybetmeye yaklaşmakla ilişkilendirir.
Cevabı göster
Fiziksel bir varış noktasını akıl sağlığını kaybetmeye yaklaşmakla ilişkilendirir.
civility, and society have made it a literary classic, Kalıp ifadeler
3:23medeniyet ve toplum onu edebi bir klasik haline getirmiş,
satirizing both conventions of its time and long-held beliefs about humanity. Anlatım akışı
3:27hem kendi döneminin geleneklerini hem de insanlık hakkındaki köklü inançları hicvetmiştir.
have made it a literary classic: make + nesne + isim tamamlayıcısı
Burada have made it a literary classic, “romanın edebî bir klasik hâline gelmesini sağladı” anlamındadır. It nesnedir; a literary classic ise nesne tamamlayıcısı olarak kullanılan ve romanın kazandığı statüyü belirten bir isim öbeğidir. Make + nesne + isim tamamlayıcısı yapısında make, “üretmek” değil, “bir şeyi bir duruma getirmek” anlamına gelir. Present perfect yapıdaki have made, romanın temalarını bugün de süren klasik statüsüyle ilişkilendirir. Bu temalar eserin kalıcı biçimde klasik olarak tanınmasına katkıda bulunmuştur.
Alıştırma
Çalışmanın Lina’yı kendine güvenen bir konuşmacı hâline getirdiğini anlatmak için make + nesne + isim tamamlayıcısı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- Regular practice made Lina a confident speaker.
- Regular practice made a confident speaker Lina.
- Regular practice made Lina to a confident speaker.
Cevabı göster
Regular practice made Lina a confident speaker.
satirizing both ... and ...: paralel nesneli -ing ek öbeği
Satirizing ..., önceki ana cümlenin ardından eklenen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Romanın ne yaptığını — fikirleri açığa çıkarmak veya eleştirmek için hiciv kullanmasını — çekimsiz biçimde ek bilgi olarak verir; yeni bir ana cümle yüklemi değildir. Öbek içinde both A and B kalıbı, satirizing fiilinin aynı düzeydeki iki nesnesini düzenler. A, conventions of its time, yani romanın döneminde kabul edilen toplumsal veya edebî uygulamalardır; B ise long-held beliefs about humanity ifadesidir. Anlama göre satirizing eylemini yapan romandır. Önce both ve and sözcüklerini bulmak, uzun cümle sonunu paralel iki parçaya ayırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Özgün cümledeki satirizing both ... and ... ifadesinin en doğru çözümlemesi hangisidir?
- Romanın ancak klasik olduktan sonra hicvetmeye başladığını söyler.
- Romanın neyi eleştirdiği hakkında çekimsiz bir ek bilgi verir ve aynı düzeydeki iki nesneyi bağlar.
- Yeni ve açıkça belirtilmiş bir özneye sahip ayrı bir ana cümle oluşturur.
Cevabı göster
Romanın neyi eleştirdiği hakkında çekimsiz bir ek bilgi verir ve aynı düzeydeki iki nesneyi bağlar.
While island adventure stories often support colonialism, Anlatım akışı
3:33Ada macerası hikayeleri genellikle sömürgeciliği desteklerken,
Lord of the Flies turns this trope on its head. Deyimler
3:36Sineklerin Tanrısı bu klişeyi ters yüz eder.
While A, B: bilinen bir kalıbı kurup tersine çevirmek
Burada while bir zaman ilişkisi değil, karşıtlık bildirir. While ile başlayan yan cümle önce bilinen kalıbı verir: Ada macerası hikâyeleri çoğu zaman sömürgeciliği destekler. Ana cümle ise bunun karşısındaki durumu sunar: Lord of the Flies bu kalıbı tersine çevirir. While A, B yapısı genel eğilim olan A'yı arka plana yerleştirir ve B'yi ana fikir yapar. Bu cümlede söz konusu düzen, eserin geleneğe meydan okumasını öne çıkarır.
Alıştırma
Hangi cümle, bilinen bir kalıbı arka plana yerleştirip karşıt ana fikri vurgulamak için while kullanıyor?
- While the guests ate dinner, the band played softly.
- While older travel shows celebrated luxury, this series focuses on local communities.
- While Maya edited the video, Leo chose the music.
Cevabı göster
While older travel shows celebrated luxury, this series focuses on local communities.
turn a trope on its head: bir anlatı kalıbını ters yüz etmek
Turn something on its head, yerleşmiş bir fikri, varsayımı veya kalıbı tersine çevirmek ya da kökten sorgulamak anlamına gelen bir deyimdir. Burada this trope, ada macerası hikâyelerinde yaygın olan sömürgeci kalıbı ifade eder ve roman bu kalıbı tersine çevirir; herhangi bir şey fiziksel olarak baş aşağı çevrilmez. Nesne, turn ile on its head arasına gelir: turn + something + on its head. Bu deyim, bir şeyi yalnızca değiştirmekten veya düzenlemekten daha köklü bir dönüşümü anlatır.
Alıştırma
turn something on its head yapısını tamamlayın: The director turned the old superhero formula ____.
Cevabı göster
on its head
Rather than cruelly casting native populations as stereotypical savages, Dilbilgisi
3:39Yerli halkları acımasızca basmakalıp vahşiler olarak göstermek yerine,
Golding transforms his angelic British schoolboys into savage caricatures. Kalıp ifadeler
3:44Golding, melek gibi İngiliz okul çocuklarını vahşi karikatürlere dönüştürür.
Rather than cruelly casting ...: rather than + -ing ile bir eylemi elemek
Rather than + -ing, reddedilen veya seçilmeyen bir eylemi tanıtır. Ana cümle daha sonra gerçekten gerçekleşen eylemi verir. Burada casting native populations as stereotypical savages reddedilen yaklaşımdır; transforms ... ise Golding'in gerçekte yaptığı şeyi anlatır. Bu karşıtlığı başa koymak, bir anlatım seçeneğini eledikten sonra Golding'in yaptığı tersine çevirmeyi vurgular.
Alıştırma
Cümleyi hedef rather than + -ing yapısıyla tamamlayın: ____ copying the sample, Maya designed her own poster.
Cevabı göster
Rather than
transforms ... into savage caricatures ifadesindeki transform A into B
Transform A into B, A'yı değiştirip yeniden biçimlendirerek B hâline getirmek demektir. Bu cümlede his angelic British schoolboys A, savage caricatures ise B'dir; yani Golding'in oluşturduğu sonuçtur. Burada caricatures yalnızca karakterler anlamına gelmez. Bunlar abartılmış ve basitleştirilmiş tasvirlerdir; dolayısıyla ifade, çocukların vahşiliğin uç örneklerine dönüştürüldüğünü anlatır.
Alıştırma
Transform A into B kalıbını tamamlayın: The adaptation transforms the villain ____ a tragic hero.
Cevabı göster
into
And as the boys fight their own battle on the island, Anlatım akışı
3:50Ve çocuklar adada kendi savaşlarını verirken,
the far more destructive war that brought them there continues off the page, Deyimler
3:53onları oraya getiren çok daha yıkıcı savaş sayfanın dışında devam etmektedir,
Continues off the page: doğrudan anlatılanların dışında sürmek
Edebî yorumda off the page, metnin doğrudan anlattığı şeylerin dışında anlamına gelir. Savaş hikâye dünyasında sürmektedir, ancak roman onu sayfalarda doğrudan göstermez veya geliştirmez. Bu ifade, bir olayın kurmaca dünyadaki varlığı ile anlatının seçtiği odak noktasını birbirinden ayırır; bir kâğıdın fiziksel kenarının ötesindeki alanı anlatmaz.
Alıştırma
Edebî yorumda The conflict continues off the page ne anlama gelir?
- Çatışma fiziksel olarak bir sayfanın kenarının ötesine geçer.
- Çatışma hikâye dünyasında sürer ancak doğrudan anlatılmaz.
- Anlatı başka bir yere yöneldiğinde çatışma sona erer.
Cevabı göster
Çatışma hikâye dünyasında sürer ancak doğrudan anlatılmaz.
what kind of world would they be returning to? Anlatım akışı
4:01nasıl bir dünyaya dönüyor olacaklardı?
As the boys fight..., the war continues...: eş zamanlı çerçeveleme
Burada as, “-irken” veya “aynı anda” anlamına gelir; “çünkü” anlamına gelmez. as yan cümlesi çocukların adadaki çatışmasını arka plana yerleştirirken ana cümle çok daha büyük savaşın sürdüğünü belirtir. Bu yapı, aynı anda gerçekleşen iki olayı yan yana koyar ve okurun bakışını yerel bir çatışmadan daha yıkıcı, küresel bir savaşa taşır. Daha genel olarak As A happens, B happens yapısı, A’yı eş zamanlı arka plan olarak kullanıp B’yi ana bilgi olarak sunabilir.
Alıştırma
Vurgulanan cümlede as nasıl bir ilişki kuruyor?
- Farklı ölçeklerdeki iki çatışma aynı anda gerçekleşmektedir.
- Çocukların kavgası dışarıdaki savaşın sürmesine neden olur.
- Dışarıdaki savaş, çocuklar kavgaya başlamadan önce biter.
Cevabı göster
Farklı ölçeklerdeki iki çatışma aynı anda gerçekleşmektedir.
even if ... were to be rescued: resmî bir varsayımsal kabul
Even if varsayımsal bir kabulleniş bildirir: Konuşan kişi, çocukların kurtarılabileceği olasılığını geçici olarak kabul eder, ancak ardından gelen soru yine de geçerliliğini korur. even if + özne + were to + fiilin yalın hâli yapısı, resmî ve gerçekleşme ihtimaline mesafeli bir olasılık sunar. Were to be rescued edilgen ve varsayımsaldır; kurtarma olayının zaten gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî varsayımsal kabul cümlesini even if ve were to ile tamamlayın: ____ the new system ____ work perfectly, it would not fix the staffing shortage.
Cevabı göster
Even if · were to
be rescued from themselves: kişinin kendi davranışından kaynaklanan tehlike
Rescue someone from themselves mecazlı bir ifadedir. Birini dışarıdan gelen bir tehlikeden korumak yerine, kendi dürtülerinin, kararlarının veya yıkıcı davranışlarının ona zarar vermesini önlemek anlamına gelir. Burada themselves, the boys ifadesine gönderme yapar ve çocukların giderek artan şiddetini bir tehlike kaynağı olarak gösterir. Edilgen were to be rescued from themselves biçimi, başka birinin müdahale etmesi gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Rescue someone from themselves ifadesini doğru biçimde kullanın: His friends stepped in to ____ before his reckless choices caused more harm.
Cevabı göster
rescue him from himself
what kind of world would they be returning to? — Kapanışta Kullanılan Retorik Bir Soru
Bu soru bir yerin adını sormuyor. Burada what kind of world, dış dünyanın ahlaki ve toplumsal açıdan nasıl bir yer olduğunu sorguluyor. O dünyada savaş hâlâ sürdüğü için oraya dönmek, otomatik olarak güvenliğe ya da uygarlığa dönmek anlamına gelmez. Sona yerleştirilen bu retorik soru, odağı adadan bütün insan toplumuna genişletir. Kesin bir cevap vermek yerine izleyiciyi dış dünyanın gerçekten daha iyi olup olmadığını düşünmeye bırakır.
Alıştırma
Bu bağlamda kapanış sorusunun temel söylem işlevi nedir?
- Dış dünyanın gerçekten daha iyi olup olmadığını sorgulamak ve temayı genişletmek
- Dönmelerinin artık güvende olduklarını doğruladığını belirtmek
- Karakterlerin döneceği belirli yeri sormak
Cevabı göster
Dış dünyanın gerçekten daha iyi olup olmadığını sorgulamak ve temayı genişletmek
With so few references to anchor the characters in a specific place or period, Dilbilgisi
4:04Karakterleri belirli bir yere veya döneme bağlayan bu kadar az referansla,
an examination of human nature at its most bare. Deyimler
4:12insan doğasının en çıplak haliyle bir incelemesidir.
With so few references to anchor...: Değerlendirmeden Önce Arka Plan Verme
Açılışta with + isim öbeği + to'lu mastar yapısı kullanılır: With so few references to anchor the characters in a specific place or period. Bu with öbeği, ana değerlendirme olan the novel feels truly timeless ifadesine götüren arka planı verir. İsim öbeği so few references ifadesidir; to anchor... ise bu göndermelerin ne yapabileceğini göstererek references sözcüğünü niteler. Anchor burada fiildir ve karakterleri belirli bir yere veya tarihsel döneme yerleştirmek ya da bağlamak anlamına gelir. Bu ipuçları az olduğu için hikâye tek bir ortama veya döneme güçlü biçimde bağlı kalmaz.
Alıştırma
Hangi cümle vurgulanan açılışla aynı with + isim öbeği + to'lu mastar yapısını kullanıyor?
- With few details to tie the story to one decade, the film feels timeless.
- With tying few details the story to one decade, the film feels timeless.
- With few details tie the story to one decade, the film feels timeless.
Cevabı göster
With few details to tie the story to one decade, the film feels timeless.
the novel feels truly timeless, an examination...: açıklayıcı bir isim öbeğiyle özetleme
Virgülden sonra gelen an examination of human nature..., the novel ifadesini başka bir adla açıklayan eş görevli bir isim öbeğidir: Roman, insan doğasının bir incelemesi olarak sunulur. Kendi çekimli fiili olmadığı için yeni bir yan cümle değildir. Cümle önce feels truly timeless ile bir değerlendirme yapar, ardından isim öbeği romanın kalıcı temasını belirleyerek bu değerlendirmeyi açıklar ve güçlendirir. Tam bir ifade + virgül + özetleyici isim öbeği kalıbı, sona kısa ve yoğun bir yorum eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Virgülden sonra gelen an examination of human nature... ne işe yarar?
- İncelemenin ne zaman gerçekleştiğini belirtir.
- Yeni bir öznesi olan ayrı bir olay başlatır.
- Romanı başka bir adla açıklar ve kalıcı önemini özetler.
Cevabı göster
Romanı başka bir adla açıklar ve kalıcı önemini özetler.
human nature at its most bare: at its most + sıfat yapısı
At + iyelik sözcüğü + most + sıfat yapısı, bir kişinin ya da şeyin belirli bir niteliği en güçlü biçimde gösterdiği durumda olduğunu anlatır. İyelik sözcüğü betimlenen kişiye veya şeye döner; at its most daring ya da at her most confident örneklerinde olduğu gibi. Burada bare mecazidir: Toplumsal örtülerin veya kısıtlamaların sıyrıldığı, açıkta kalmış durum anlamına gelir. Bu nedenle human nature at its most bare, fiziksel çıplaklığı değil, insan doğasının en az gizlenen ve en filtresiz hâlini ifade eder.
Alıştırma
powerful sözcüğünü kullanarak at its most + sıfat yapısını tamamlayın: The final chapter shows the author's style ____.
Cevabı göster
at its most powerful
And though not all readers may agree with Golding's grim view, Anlatım akışı
4:15Ve tüm okuyucular Golding'in bu acımasız görüşüne katılmasa da,
Lord of the Flies is unsettling enough to challenge even the most determined optimist. Dilbilgisi
4:19Sineklerin Tanrısı en kararlı iyimserlere bile meydan okuyacak kadar rahatsız edicidir.
Though not all readers may agree...: ana iddiadan önce bir itirazı kabul etmek
Though yan cümlesi önce olası bir görüş ayrılığını kabul eder: Bazı okurlar Golding'in insan doğasına ilişkin karanlık görüşünü paylaşmayabilir. Bu bölüm, cümlenin ana iddiasını değil, arka planı verir. Ardından ana cümle, hâlâ geçerli olan yargıyı belirtir. Though + ödün, ana cümle + iddia kalıbı, bir eleştirinin başka bir görüşü kabul ederken temel sonucunu açık tutmasını sağlar.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Though the route is longer, it is safer at night. Though yan cümlesinin işlevi nedir?
- Ana iddiadan önce bir dezavantajı kabul eder.
- Konuşanın ana sonucunu verir.
- Güzergâhın neden daha uzun olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Ana iddiadan önce bir dezavantajı kabul eder.
Sıfat + enough + to-mastar: is unsettling enough to challenge...
Sıfat + enough + to-mastar yapısı, bir niteliğin sonuç doğurmak için gereken dereceye ulaştığını belirtir. Burada unsettling enough bu dereceyi, to challenge... ise olası etkiyi ifade eder. Challenge burada birini yarışmaya davet etmek anlamına gelmez. Son derece iyimser bir kişinin bile bakış açısını sorgulamasına yol açmak anlamına gelir; even the most determined ifadesi etkinin gücünü vurgular.
Alıştırma
Sıfat + enough + to kalıbında clear kullanarak cümleyi tamamlayın: The instructions are ____ follow without help.
Cevabı göster
clear enough to
and curiosity are punishable offenses? Kelime
4:31ve merakın cezalandırılabilir suçlar olduğu bir toplumda aklınızı koruyabilir misiniz?
Can you preserve your mind...? ifadesini geçiş sorusu olarak kullanmak
Bu ikinci şahıs sorusu, izleyiciyi varsayımsal bir toplumun içine yerleştirir ve soyut bir meseleyi kişisel bir zorluğa dönüştürür: Baskı altında bağımsız düşünmeye devam edebilir misin? Söylem açısından bu bir geçiş sorusudur. Önceki hikâyeden uzaklaşır ve sıradaki eser Fahrenheit 451'in toplumsal denetim temasını tanıtır. Önceki olay örgüsüne yeni bir olay eklemek yerine, sırada ne olduğuna dair merak uyandırır.
Alıştırma
Videonun bu bölümünün sonunda bu sorunun temel söylem işlevi nedir?
- İzleyicileri yeni bir düşünce deneyine davet eder ve sıradaki eserin temasını tanıtır.
- İzleyicilerden kendi toplumlarındaki gerçek bir yasayı belirlemelerini ister.
- Önceki hikâyede gerçekleşen başka bir olayı anlatır.
Cevabı göster
İzleyicileri yeni bir düşünce deneyine davet eder ve sıradaki eserin temasını tanıtır.
are punishable offenses: offense sözcüğünün resmî yasa ve kural anlamı
are punishable offenses ifadesinde punishable, cezaya tabi olabilen anlamına gelir; offenses ise bir yasayı veya resmî kuralı ihlal eden eylemleri belirtir. Çoğul offenses, özne olarak sıralanan üç unsurla uyumludur. Cümle, özgür iradeyi, kendini ifade etmeyi ve merakı kasıtlı olarak kural ihlali sayar. Bu resmî ifade biçimi, hayal edilen toplumun ne kadar baskıcı olduğunu gösterir; offense burada bir kişinin kendini hakarete uğramış hissetmesi değildir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Unauthorized access is a punishable offense. Burada offense ne anlama gelir?
- Kişisel olarak hakarete uğramış olma hissi
- Bir yasa veya kuralı ihlal eden ve cezalandırılabilen bir eylem
- Bir takımın maçta sayı yapma girişimi
Cevabı göster
Bir yasa veya kuralı ihlal eden ve cezalandırılabilen bir eylem
Continue exploring this classic conundrum with our video on Fahrenheit 451. Kelime
4:35Fahrenheit 451 hakkındaki videomuzda bu klasik muammayı keşfetmeye devam edin.
classic conundrum: süregelen, zorlu bir açmaz
Conundrum, açık bir çözümü olmayan zor bir soru ya da durumdur. classic conundrum ifadesinde classic, bu tür bir zorluğun iyi bilinen veya tekrar tekrar ortaya çıkan bir örneği olduğunu belirtir. Burada ifade, Fahrenheit 451'le bağlantılı konuyu incelenmeye değer, süregelen düşünsel bir sorun olarak sunar. Bu ifade herhangi bir problem anlamına gelmez ve mutlaka oyun türü bir bilmeceyi de anlatmaz. Genellikle dikkatli düşünmenin, bazen de birbiriyle çatışan unsurları tartmanın gerektiğini ima eder.
Alıştırma
Classic conundrum ifadesini en doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Replacing an empty printer-paper tray is a classic conundrum.
- Balancing online privacy with public safety is a classic conundrum.
- Please classic conundrum the broken screen.
Cevabı göster
Balancing online privacy with public safety is a classic conundrum.