BUGÜN Nasıl Bir Ay Üssü Kurabiliriz? – Uzay Kolonizasyonu 1: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video, Ay yerleşimini Dünya’ya bağımlı bir üsten, uzay yolculuklarını destekleyen kendi kendine yeterli bir topluma kadar izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “stake their claims.” — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Toprak, kaynak, hak veya fırsat üzerinde sahiplik iddiasını anlatın ve sömürgeci tonu fark edin. 2. “the lunar regolith.” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Madencilik anlatımında Ay’ın gevşek toz ve kaya katmanını sıradan topraktan ayırın. 3. “should something tragic happen” — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: if olmadan kurulan resmî koşul devrikliğini tanıyın ve trajedinin olması gerektiğini söylemeden düşük olasılıklı riski anlatın.
Bu derste
Humans dream about leaving Earth and traveling through the galaxy,
0:01İnsanlar Dünya'yı terk edip galakside seyahat etmenin hayalini kurarlar,
but we were born too early to be part of it. Dilbilgisi
0:05ama biz bunun bir parçası olmak için çok erken doğduk.
too early to: bir eylemi engelleyen aşırı derece
too early to be part of it ifadesinde too, “uygun veya mümkün olandan daha fazla” anlamına gelir; “de/da” anlamındaki “also” değildir. too + sıfat + to + fiil kalıbı, sıfatın belirttiği derecenin sonraki eylemi veya sonucu engellediğini anlatır. Buradaki early, insanlığın tarih içindeki zamanına gönderme yapar. Bu ifadeye göre galakside yolculuğa katılamayacağımız kadar erken bir çağda doğduk.
Alıştırma
Kütüphane saat 10'da açılıyor, ancak biz 8'de geldiğimiz için içeri giremiyoruz. Hangi cümle too + sıfat + to + fiil kalıbını doğru kullanıyor?
- We came early enough to go inside.
- We came too early, and we went inside.
- We came too early to go inside.
Cevabı göster
We came too early to go inside.
Or were we?: önceki bir iddiayı sorgulama
Or were we?, önceki we were born too early iddiasını yankılar ve bunun doğru olup olmadığını hemen sorgular. İki seçenek arasında sıradan bir seçim sunmaz. Yeniden kullanılabilen kalıp Or + yardımcı fiil + özne? biçimindedir. Önceki cümledeki yardımcı fiili tekrarlayın: We were ... → Or were we? Bu kısa yankı sorusu keskin bir dönüş yaratır ve konuşanın iddiayı yeniden değerlendirmek ya da tersine çevirmek üzere olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bir konuşmacı “We had no other choice.” diyor. Hangi devam ifadesi bu iddiayı en iyi biçimde sorgular ve keskin bir dönüş yaratır?
- Or did we?
- And we did.
- What were the choices?
Cevabı göster
Or did we?
The reality is we could begin our dream by building a moon base today.
0:10Gerçek şu ki, bugün bir ay üssü inşa ederek hayalimizi gerçekleştirmeye başlayabiliriz.
actually do have: olumlu cümlede vurgulayıcı do
Actually, gerçeğin bir beklenti veya şüpheyle çeliştiğini gösterir. Burada konuşmacı, teknolojinin var olmadığı düşüncesini düzeltiyor. Bu olumlu cümlede do vurgu görevi görür: do have, “gerçekten sahibiz” veya “sahip olduğumuz doğrudur” anlamına gelir. Do, yalın biçimdeki have fiilini destekleyen yardımcı fiildir; “yapmak” anlamındaki fiil değildir. Bu yapı, zamanı değiştirmeden bir gerçeği düzeltmenizi veya güçlü biçimde doğrulamanızı sağlar.
Alıştırma
Yeterli zaman olmadığı yönündeki yanlış düşünceyi düzeltmek için şimdiki bir gerçeği en açık biçimde vurgulayan cümle hangisidir?
- We actually do have enough time to finish today.
- We actually did have enough time to finish today.
- We actually have enough time to finish today.
Cevabı göster
We actually do have enough time to finish today.
and current estimates from NASA and the private sector say it could be done for 20 to 40 billion dollars spread out over about a decade. Öbek fiiller
0:17ve NASA ile özel sektörün güncel tahminleri, bunun yaklaşık on yıla yayılan 20 ila 40 milyar dolarlık bir maliyetle yapılabileceğini söylüyor.
spread out over: toplamı zamana dağıtmak
spread out over about a decade ifadesinde spread out, “hepsini bir defada kullanmak yerine dağıtmak” anlamına gelir; over ise zaman aralığını getirir. İfade, 20 ila 40 milyar doların yaklaşık on yıl boyunca parçalar hâlinde ayrılacağını veya harcanacağını anlatır. Bu ifade zamanlamayı açıklar; yıllık tutarların mutlaka eşit olduğu anlamına gelmez. Aynı yapı para, ödemeler, iş veya etkinlikleri bir döneme dağıtmak için kullanılabilir: spread X out over Y ya da X is spread out over Y.
Alıştırma
Cümleyi “bir zaman aralığına dağıtılmış” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The renovation cost will be ____ five years.
Cevabı göster
spread out over
The price is comparable to the International Space Station
0:25Bu bedel, Uluslararası Uzay İstasyonu'nun maliyetiyle
or the budget surplus of Germany in 2017.
0:29veya Almanya'nın 2017'deki bütçe fazlasıyla karşılaştırılabilir.
that big an investment: that + sıfat + a/an + isim kalıbı
that big an investment ifadesindeki that, daha önce konuşulan miktar veya ölçek kadar büyük olma derecesini gösterir. Başındaki Not ile konuşmacı, yatırımın o yüksek düzeye ulaşmadığını söyler ve onu daha yönetilebilir gösterir. Tekil sayılabilen bir isimle kalıp that + sıfat + a/an + isim şeklindedir. Bu nedenle burada an, big sözcüğünden sonra gelir; sıradan bir isim öbeği a big investment olurdu.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için that, big, a ve project sözcüklerini hedef kalıptaki sırayla kullanın: Compared with rebuilding the whole kitchen, replacing one cabinet isn't ____.
Cevabı göster
that big a project
The Moon is a sandbox to develop new technologies and exploit unlimited resources.
0:38Ay, yeni teknolojiler geliştirmek ve sınırsız kaynakları kullanmak için bir deneme alanıdır.
It would start a new space race and lay the foundation for us to spread out into the solar system and beyond. Kalıp ifadeler
0:44Yeni bir uzay yarışını başlatacak ve güneş sistemine ile ötesine yayılmamızın temelini atacaktır.
lay the foundation for: sonraki aşama için gerekli koşulları oluşturmak
Lay the foundation for, daha sonraki ilerlemeyi mümkün kılan temel koşulları, becerileri, sistemleri veya kaynakları oluşturmak anlamına gelir. Burada foundation mecazidir: Bir Ay üssü, fiziksel bir bina temeli değil, gelecekteki genişleme için teknoloji ve deneyim sağlayacaktır. Kalıp lay the foundation for + isim veya for us to spread out örneğindeki gibi lay the foundation for + kişi + to-mastar şeklindedir. İlk aşamayı tamamlanmış sonuç olarak değil, gerekli bir temel olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: The first lessons gave Maya the basic skills she needed. They ____ her to solve harder problems later.
Cevabı göster
laid the foundation for
It would create a vast array of new technologies to benefit us on Earth,
0:50Dünyada faydalanabileceğimiz çok çeşitli yeni teknolojiler yaratacaktır,
it's hard to get governments interested in long-term investments in the future of humanity. Kalıp ifadeler
1:00hükümetleri insanlığın geleceğine yönelik uzun vadeli yatırımlarla ilgilenmeye ikna etmek oldukça zordur.
get governments interested in: get ... interested in kalıbı
get governments interested in ifadesinde get ettirgen bir işlev taşır: “hükûmetlerin ilgilenmesini sağlamak veya onları ilgilenmeye ikna etmek” demektir. Governments etkilenen grubu, interested ortaya çıkan durumu, in ise ilginin konusunu gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp get + kişi veya grup + interested in + konu şeklindedir. Bu bağlamda dikkat ve katılım isteği kazanmayı anlatır; finansman sağlanacağını garanti etmez.
Alıştırma
“The club wants to get parents interested in the science fair” cümlesinde get ne yapar?
- Kulübün zaten ilgili olan ebeveynleri elde etmek istediği anlamına gelir.
- Ebeveynler yüzünden kulübün kendisinin ilgilenmeye başladığı anlamına gelir.
- Kulübün ebeveynlerin ilgilenmesini sağlamak veya onları buna ikna etmek istediği anlamına gelir.
Cevabı göster
Kulübün ebeveynlerin ilgilenmesini sağlamak veya onları buna ikna etmek istediği anlamına gelir.
Let's imagine just doing it: bir düşünce deneyine geçiş
Let’s imagine, dinleyicileri varsayımsal bir durumu birlikte canlandırmaya davet eder. doing it, daha önce konuşulan planı uygulamak demektir; just ise engelleri geçici olarak bir yana bırakıp hayal edilen eyleme odaklanmayı anlatır. Bu cümle bir geçiş olarak tartışmayı planın gerçekleşip gerçekleşemeyeceğinden, gerçekleşirse ardından ne olacağına taşır. Bir düşünce deneyi başlatır; hemen harekete geçme emri değildir.
Alıştırma
Konuşmacı “Let's imagine just doing it” diyerek ne yapıyor?
- Dinleyicilere planı hemen uygulamalarını emrediyor.
- Plan imkânsız olduğu için tartışmayı bitiriyor.
- Dinleyicileri engelleri kısa bir süreliğine bir yana bırakıp plan uygulanırsa ne olacağını araştırmaya davet ediyor.
Cevabı göster
Dinleyicileri engelleri kısa bir süreliğine bir yana bırakıp plan uygulanırsa ne olacağını araştırmaya davet ediyor.
the Age of Exploration ... the New World: tarihsel çerçeve
The Age of Exploration, yani Keşifler Çağı, Avrupa güçlerinin denizlerde geniş çapta yolculuk yaptığı, rotaları haritalandırdığı ve denizaşırı hâkimiyetini genişlettiği dönem için kullanılan geleneksel bir tarih adıdır. The New World, yani Yeni Dünya, Amerika kıtaları için kullanılan geleneksel bir Avrupa adlandırmasıdır. Bu topraklar o Avrupalılar için “yeni”ydi, ancak orada zaten yaşayan Yerli halklar için yeni değildi. Bu iki ad, benzetmeyi Avrupa merkezli tarihsel bir bakış açısından çerçeveler: Ay’ın erken dönem gelişimi, devlet destekli keşiflere ve sömürgeci genişlemeye benzetilir. Bu çerçeve daha sonra geçen hükümdar, sefer, hak iddiası ve koloni gibi kavramlara hazırlık yapar. Benzetme yalnızca macera duygusunu değil, sömürgeleştirmenin eşitsiz gücünü ve zararlarını da taşıyabilir.
Alıştırma
the Age of Exploration ve the New World bu cümleye ne katar?
- Hiçbir tarihsel bakış açısı içermeyen tarafsız ve modern bir coğrafya açıklaması sunarlar.
- Amerika kıtalarının dışında yeni oluşmuş bir gezegene gönderme yaparlar.
- Benzetmeyi denizaşırı keşif ve sömürgeleştirmeye ilişkin geleneksel Avrupa diliyle çerçevelerler.
Cevabı göster
Benzetmeyi denizaşırı keşif ve sömürgeleştirmeye ilişkin geleneksel Avrupa diliyle çerçevelerler.
European monarchs funded expeditions to chart and discover
1:30Avrupalı hükümdarlar haritalandırmak ve keşfetmek
and to stake their claims. Kalıp ifadeler
1:34ve hak iddia etmek için keşif gezilerini finanse ettiler.
stake their claims: hak veya kontrol iddia etmek
Stake a claim, bir şeye sahip olma, onu kontrol etme, kullanma veya elde etme hakkını açıkça ileri sürmek demektir. Burada hükümdarlar, ulaşılan yerler üzerinde toprak hakkı ilan edebilmek için de seferleri destekliyor. İfade, toprağı kazıklarla işaretleme görüntüsünden gelir; ancak modern İngilizcede konum, fırsat, pazar veya bir başarı üzerindeki pay için mecazi olarak da kullanılır. Stake their claims ifadesindeki their, her hükümdarı veya gücü kendi iddiasına bağlar; burada stake “bahse girmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Kalıp ifadenin çoğul biçimini ve Several companies ile uyumlu bir iyelik sözcüğünü kullanarak cümleyi tamamlayın: Several companies rushed to ____ in the new market.
Cevabı göster
stake their claims
set up a camp: kamp kurmak
Burada set up, “bir şeyi kullanılabilir hâle getirecek şekilde kurup hazırlamak” anlamına gelir. Yalnızca bir nesneyi daha yüksek bir yere koymadılar; kullanıma hazır bir kamp kurdular. Set up, özel anlamı nesnesine göre değişen bir öbek fiildir. set up a camp, a system, a meeting veya an organization denebilir; sonuçta bir şey hazırlanmış, düzenlenmiş ya da kurulmuş olur.
Alıştırma
Bu açıklamadaki öbek fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Before the school fair, we need to ____ a first-aid station.
Cevabı göster
set up
small missions set up outposts and settlements were founded,
1:42küçük görevlerle ileri karakollar ve yerleşimler kuruldu,
which were still very dependent on their home countries for supplies. Kalıp ifadeler
1:45ancak bunlar erzak açısından hala kendi ülkelerine çok bağımlıydı.
dependent on A for B: B için A’ya bağımlı olmak
dependent on A for B kalıbı, “B’yi elde etmek ya da B’ye sahip olmak için A’ya ihtiyaç duymak” anlamına gelir. Burada bu ileri karakollar ve yerleşimler, malzeme kaynağı olarak ana vatanlarına ihtiyaç duyuyordu. On, desteği sağlayan kişi, grup ya da şeyi; for ise ihtiyaç duyulan şeyi veya amacı tanıtır: dependent on local farms for food. Dependent bir sıfattır, bu yüzden genellikle be, remain veya become sözcüklerinden sonra gelir.
Alıştırma
dependent on A for B kalıbını tamamlayın: The shelter is ____ local farms ____ fresh food.
Cevabı göster
dependent on · for
but others survived and established a permanent presence.
1:50ama diğerleri hayatta kaldı ve kalıcı bir varlık oluşturdu.
Only then, ... did: sınırlayıcı zaman ifadesinden sonra devrik yapı
Only then, “ancak o zaman” ya da “o noktadan önce değil” anlamına gelir. İfadenin başa alınması, sonucun geç gerçekleştiğini özellikle vurgular. Only then yan tümcenin başına geldiğinde standart resmî İngilizcede özne-yardımcı fiil devrikliği kullanılır: did + özne + fiilin yalın hâli. Burada did geçmiş zamanı ve devrikliği taşır, bu nedenle form yalın hâlde kalır; did ayrı bir eylem anlatmaz. Nötr sözcük dizilişi A true colony formed only then. şeklindedir.
Alıştırma
"Maya understood why the map mattered only then" cümlesini Only then ile başlayacak şekilde yeniden yazın: Only then ____ Maya ____ why the map mattered.
Cevabı göster
did · understand
creating new wealth and opportunities for themselves and their families,
1:59kendileri ve aileleri için yeni zenginlikler ve fırsatlar yarattı,
sending extreme wealth back to their countries of origin. Kalıp ifadeler
2:03ve geldikleri ülkelere muazzam bir zenginlik geri gönderdiler.
countries of origin: bir şeyin geldiği ülkeyi belirten resmî ifade
Country of origin, bir kişinin, ürünün, kuruluşun veya başka bir varlığın aslen geldiği ülkeyi belirten resmî bir ifadedir. Altyazıda countries çoğuldur çünkü söz konusu kişiler birden fazla ülkeden gelmiştir. Bu ifade kaynağa odaklanır; mevcut vatandaşlığı, ikamet edilen ülkeyi veya kişinin bugün vatanı olarak gördüğü yeri belirtmek zorunda değildir.
Alıştırma
Bu gümrük cümlesini en iyi hangi ifade tamamlar? Each label must show the product's ____.
- home country
- country of residence
- country of origin
Cevabı göster
country of origin
without murdering millions of innocent people in the process.
2:13bu süreçte milyonlarca masum insanı katletmeden.
The Moon is not a welcoming place for living things.
2:17Ay, canlılar için pek davetkâr bir yer değil.
with a difference of maybe 300 °C between sunlight and shade.
2:23ve güneş ışığı ile gölge arasında belki de 300 °C'lik bir fark vardır.
There is no atmosphere to shield us from meteorites, Kalıp ifadeler
2:28Bizi göktaşlarından koruyacak bir atmosfer yoktur,
shield us from: kimin korunduğunu ve tehdidin ne olduğunu belirtmek
shield someone from something yapısında shield sözcüğünden sonra gelen kişi veya şey korunur; from sözcüğünden sonraki isim ise tehlikeyi ya da zararlı etkiyi belirtir. Bu cümlede us korunan kişileri, meteorites ise tehdidi gösterir. Burada shield bir fiildir. Aynı yapı fiziksel bir tehlikeden korunmayı veya stres ve rahatsız edici bilgiler gibi daha az görünür zararlardan korunmayı anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle shield someone from something yapısını doğru kullanıyor?
- Dark glasses shield your eyes from bright sunlight.
- Dark glasses shield your eyes bright sunlight.
- Dark glasses shield bright sunlight from your eyes.
Cevabı göster
Dark glasses shield your eyes from bright sunlight.
Worse still: kötü haberi daha da ağırlaştırmak
Worse still ifadesinde worse, sıradaki sorunu az önce belirtilen sorunla karşılaştırır; still ise vurgu katar. Bu geçiş, yeni olumsuz durumun yalnızca başka bir madde olmadığını, daha ciddi olduğunu dinleyiciye bildirir. Burada still, devam etmek veya hareketsiz olmak anlamına gelmez. İfadenin tamamı bilgiyi kötü bir durumdan daha kötü bir duruma taşıyarak düzenler.
Alıştırma
Hangi devam cümlesinde Worse still doğal biçimde kullanılmıştır?
- The road was icy. Worse still, the streetlights had gone out.
- The road was icy. Worse still, we also packed sandwiches.
- The road was icy. Worse still, the sun came out and melted the ice.
Cevabı göster
The road was icy. Worse still, the streetlights had gone out.
the lunar surface is covered in a layer of nasty jagged dust. Kalıp ifadeler
2:34Ay yüzeyi, tehlikeli ve sivri uçlu bir toz tabakasıyla kaplıdır.
covered in a layer of + material: bir malzeme tabakasıyla kaplı
Be covered in a layer of + material, bir malzemenin yüzeye yayılıp kaplama oluşturduğu durumu anlatır. Bu cümlede keskin kenarlı Ay tozu, Ay yüzeyini örten tabakayı oluşturur. Yapı be + covered + in + a layer of + isim şeklindedir. Covered ortaya çıkan kaplı durumu anlatırken a layer of, örtücü maddenin bir kalınlığı olduğunu veya tabaka oluşturduğunu açıkça belirtir. Bu yapıda in, yüzeyi malzemeyle kaplanmış olarak gösterir; on kullanmak için a layer of dust on the surface gibi farklı bir yapı gerekir.
Alıştırma
Belirgin bir kaplama tabakasına sahip yüzeyi anlatmak için hedef yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?
- The table was covered on a layer of fine dust.
- The table was covering in a layer of fine dust.
- The table was covered in a layer of fine dust.
Cevabı göster
The table was covered in a layer of fine dust.
be good at + fiil-ing: bir şeyi yapmakta iyi olmak
Be good at doing something, bir etkinlikte becerikli olmak anlamına gelir. Bu cümlede doing hard things, işleri fiziksel güç kullanarak yapmak değil, zor görevleri başarıyla üstlenmek demektir. Yapı be + good at + fiil-ing şeklindedir. At bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: good at solving doğrudur; good at solve veya good to solve değildir.
Alıştırma
Yetenek anlatan standart ifadeyi tamamlayın: Maya is ____ solving difficult puzzles.
Cevabı göster
good at
This phase started 60 years ago with the Apollo missions. Kültür
2:50Bu aşama 60 yıl önce Apollo görevleriyle başladı.
Apollo görevleri: tek bir görev değil, bir görevler dizisi
The Apollo missions, NASA'nın Apollo programındaki bir dizi ABD uzay görevini, Ay'a astronot götüren görevler de dâhil olmak üzere ifade eder. Apollo bu cümlede bir kişinin değil, programın adıdır. missions sözcüğünün çoğul olması önemlidir: ifade yalnızca Apollo 11'i veya ilk insanlı Ay inişini değil, görevler dizisinin tamamını anlatır. Burada bu görevler dizisi, açıklanan aşamanın tarihsel başlangıç noktası olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümlede the Apollo missions neyi ifade ediyor?
- Her ülkenin Ay'a yaptığı bütün görevler
- Apollo adlı bir kişinin adını taşıyan tek bir görev
- Apollo programındaki bir dizi ABD uzay görevi
Cevabı göster
Apollo programındaki bir dizi ABD uzay görevi
while rovers like the Chinese Yutu have studied the composition of the lunar surface,
2:58Çin yapımı Yutu gibi keşif araçları ise ay yüzeyinin bileşimini inceledi,
Since then: geçmişteki bir noktadan şimdiye kadar
Since then, daha önce belirtilmiş geçmişteki bir başlangıç noktasına — burada Apollo görevlerine — gönderme yapar ve “o zamandan şimdiye kadar” anlamına gelir. Önceki olayı cümlede anlatılan daha sonraki çalışmaların tümüne bağlar. İngilizcede have mapped ve have studied örneklerinde olduğu gibi present perfect ile sık kullanılır; çünkü bu başarılar o başlangıç noktasından sonra birikmiştir ve şimdi de önemlidir. Yalnızca “sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “o zamandan şimdiye kadar” anlamına gelen iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The school opened its science club in 2020. ____, members have completed fifty projects.
Cevabı göster
Since then
Lunar Reconnaissance Orbiter ve Yutu: orbiter ile rover farkı
Lunar Reconnaissance Orbiter, Ay’ı yörüngeden gözlemleyip haritalayan bir ABD uzay aracıdır. Adındaki orbiter görevin türünü belirtir: yüzeyde ilerlemek yerine Ay’ın çevresinde dolanır. Yutu, “Yeşim Tavşanı” anlamındaki Çince adın Latin harfleriyle yazımıdır. Çin’e ait bir Ay rover aracıdır ve adı Çin geleneğindeki Ay tavşanından gelir. Bir rover yüzeyde hareket eder ve yakındaki maddeleri inceler. Cümle, yörüngeden uzaktan geniş alanların haritalanmasıyla yüzeyde doğrudan ve yerel inceleme yapılmasını karşılaştırır.
Alıştırma
Bir uzay aracı Mars’ın çevresinde dolanıp geniş alanları fotoğraflarken başka bir araç yüzeyde ilerleyip kayaları inceliyor. Hangi açıklama doğrudur?
- Aynı gezegeni inceledikleri için ikisi de orbiters türündedir.
- İlki bir orbiter, ikincisi ise bir rover aracıdır.
- İlki bir rover, ikincisi ise bir orbiter aracıdır.
Cevabı göster
İlki bir orbiter, ikincisi ise bir rover aracıdır.
more or less complete: kesin bir yargıyı yumuşatmak
More or less, “yaklaşık olarak” veya “büyük ölçüde” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir; more ile less arasında gerçek anlamlı bir karşılaştırma değildir. Burada more or less complete, birkaç ayrıntı veya istisna kalmış olsa da birinci aşamanın genel olarak tamamlandığını belirtir. Complete gibi bir sıfattan önce kullanıldığında ifade bir yumuşatıcı görevi görür: yargıyı daha az kesin hâle getirir ve makul bir belirsizlik payı bırakır.
Alıştırma
“The design is more or less complete” ne anlama gelir?
- Tasarımın tam olarak yarısı tamamlandı.
- Tasarım hiçbir istisna olmadan kesinlikle tamamlandı.
- Tasarım büyük ölçüde tamamlandı ancak birkaç ayrıntı kalmış olabilir.
Cevabı göster
Tasarım büyük ölçüde tamamlandı ancak birkaç ayrıntı kalmış olabilir.
We know what we need to know to enter phase two.
3:07İkinci aşamaya geçmek için bilmemiz gerekenleri biliyoruz.
The first small moon base could be completed in a decade.
3:16İlk küçük ay üssü on yıl içinde tamamlanabilir.
The first nation that establishes this base will be akin to the first nations building outposts in the New World 500 years ago. Kelime
3:20Bu üssü kuran ilk ulus, 500 yıl önce Yeni Dünya'da ileri karakollar inşa eden ilk uluslara benzeyecektir.
Be akin to: resmî bir benzetme kurmak
Bu cümlede be akin to, “doğası bakımından …e benzemek” anlamına gelir. Üssü kuran ilk ülke, yüzyıllar önce ileri karakollar kurmuş ülkelerle karşılaştırılır. Bu ifade bir eşitlik değil, benzetme kurar: İki durum önemli bir ortak örüntü taşır ancak birbirinin aynısı değildir. Yaygın yapı be + akin to + isim, zamir veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “doğası bakımından …e benzer” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: Working without a backup is ____ driving without a seat belt.
Cevabı göster
akin to
little more than inflatable habitats for crews of no more than 12, Kelime
3:3512 kişiyi geçmeyen mürettebatlar için şişirilebilir yaşam alanlarından pek bir fazlası olmayacak,
Little more than: “yalnızca” anlamı
Burada little more than, “yalnızca” veya “pek de ötesinde olmayan” anlamına gelir. İlk üsleri temelde şişirilebilir yaşam alanları olarak sunarak onların büyüklüğü ve gelişmişliği hakkındaki beklentileri düşürür. Yapı little more than + isim öbeğidir. Kesin bir ölçümden çok bir değerlendirme bildirir: Konuşan kişi, söz konusu şeyin daha görkemli bir tanımı neredeyse hiç hak etmediğini söyler.
Alıştırma
Konuşan kişi odanın temelde yalnızca bir depo olduğunu anlatmak istiyorsa cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The room was ___ a storage closet.
- little more than
- a little more than
- more than
Cevabı göster
little more than
and will be deployed somewhere with natural shelter.
3:39ve doğal bir korunağı olan bir yere kurulacak.
The habitat is likely to be abandoned between missions,
3:52Görevler arasında yaşam alanının terk edilmesi muhtemeldir,
as solar panels cannot generate electricity during the lunar night.
3:55zira ay gecesi boyunca güneş panelleri elektrik üretemez.
But they'll do the groundwork to enable humans to stay permanently. Kalıp ifadeler
3:59Ancak insanların kalıcı olarak kalmasını sağlayacak temel çalışmaları yapacaklar.
Do the groundwork: sonraki adım için temel hazırlığı yapmak
Bu cümlede do the groundwork, daha sonraki bir hedefi mümkün kılacak temel araştırma, test ve hazırlıkları yapmak demektir. Bu mecazi bir ifadedir; fiziksel olarak zemini hazırlamak anlamına gelmez. do the groundwork to + fiil kalıbı, hazırlığın neyi mümkün kıldığını açıklar. do the groundwork for + isim de kullanılabilir: do the groundwork for a new project.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “sonraki çalışma için temel hazırlığı yapmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: Before the club opens its new workshop, the leaders must ____ by checking costs and safety rules.
Cevabı göster
do the groundwork
Our first crew will consist of scientists and engineers Kalıp ifadeler
4:03İlk mürettebatımız, bilim insanları ve mühendislerden oluşacak,
Consist of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Consist of, bir bütünü hangi kişi veya şeylerin oluşturduğunu gösterir. Bütün consist fiilinden önce, üyeler ya da parçalar of'tan sonra gelir: a crew consists of scientists and engineers. Anlam edilgen görünse bile consist etken biçimde kullanılır. Standart İngilizcede consists of denir; is consisted of denmez.
Alıştırma
Cümleyi consist of ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The school orchestra ____ thirty students and one conductor.
Cevabı göster
consists of
and whose experiments will explore ways of using the available lunar material,
4:08ve yapacakları deneylerle mevcut ay malzemesini kullanmanın yollarını arayacak,
say, purifying the lunar ice and turning it into water for human use.
4:13örneğin, ay buzunu arıtıp insanların kullanabileceği suya dönüştürmek gibi.
And water is important for far more than drinking. Dilbilgisi
4:17Ayrıca su, sadece içmekten çok daha fazlası için önemlidir.
far more than: kapsamı tek bir kullanımın çok ötesine taşımak
Bu cümlede far more than, içmenin bütün tablonun yalnızca küçük bir parçası olduğunu belirtir. Su içmek için önemlidir, ama başka pek çok kullanım için de önemlidir. Buradaki far, karşılaştırmayı güçlendirir ve “büyük bir farkla” anlamı verir; fiziksel uzaklığı anlatmaz. Daha genel olarak far more than X, miktarın, derecenin veya kapsamın X’in çok ötesine geçtiğini söyler. Genellikle dar bir bakışı düzeltip ardından daha fazla bilgi eklemek için kullanılır.
Alıştırma
“Water is important for far more than drinking” cümlesi ne anlama gelir?
- Su esas olarak içmek için kullanılır.
- İnsanlar içmeden önce su uzun bir mesafe katetmelidir.
- İçmek, suyun birçok önemli kullanımından yalnızca biridir.
Cevabı göster
İçmek, suyun birçok önemli kullanımından yalnızca biridir.
They can use it to experiment with growing plants for food.
4:20Onu yiyecek amaçlı bitki yetiştirme deneylerinde kullanabilirler.
Hydrogen fuel cells will store power through the long night,
4:24Hidrojen yakıt hücreleri, uzun gece boyunca enerji depolayarak
By harvesting water from the Moon and putting it into orbit, Dilbilgisi
4:37Ay'dan su elde edip onu yörüngeye taşıyarak,
the moon base will supply an orbital depot Kelime
4:40ay üssü yörüngesel bir depoya tedarik sağlayacak,
an orbital depot: yörüngedeki bir ikmal tesisi
Burada an orbital depot, yörüngeye yerleştirilmiş bir ikmal tesisidir. Yakıtı, ekipmanı veya başka malzemeleri depolayabilir; böylece uzay araçları görev sırasında bunları alabilir. Depot lojistikte kullanılan bir sözcüktür: malzemelerin depolandığı ve dağıtıldığı yer demektir. Orbital, tesisin konumunu—bir gezegenin ya da uydunun çevresindeki yörüngeyi—anlatır; deponun kendisinin bir görev olduğunu anlatmaz.
Alıştırma
“The spacecraft stopped at an orbital depot.” cümlesinde an orbital depot nedir?
- Dünya’da yolcuların trene bindiği bir yer
- Bir gezegenin çevresinde yol alan bir görev
- Yörüngede yakıt veya başka malzemeleri depolayıp sağlayan bir tesis
Cevabı göster
Yörüngede yakıt veya başka malzemeleri depolayıp sağlayan bir tesis
where scientific missions to Mars and the outer solar system can refuel.
4:42ki burada Mars'a ve dış güneş sistemine giden bilimsel görevler yakıt ikmali yapabilecektir.
By harvesting ... and putting ...: yöntemi açıklamak
Cümlenin başındaki By harvesting water from the Moon and putting it into orbit ifadesi, Ay üssünün ana cümledeki sonucu nasıl gerçekleştireceğini açıklar. Buradaki by, “bu yöntem aracılığıyla” anlamına gelir; “son teslim tarihinden önce” anlamına gelmez. By sözcüğünden sonra her iki adımda da -ing biçimleri kullanılır: harvesting ve putting. Bağlanan iki fiili paralel biçimde tutmak süreci izlemeyi kolaylaştırır: önce suyu elde etmek, sonra yörüngeye yerleştirmek.
Alıştırma
Yöntemi açıklamak için by + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- By checking the map and following the signs, we found the museum.
- By noon, we had reached the museum.
- By check the map and follow the signs, we found the museum.
Cevabı göster
By checking the map and following the signs, we found the museum.
it's much easier and cheaper to get things off the Moon into orbit.
4:49Ay'dan yörüngeye bir şeyler fırlatmak çok daha kolay ve ucuzdur.
Compared to the Earth: karşılaştırma ölçütü belirlemek
Compared to the Earth, ana cümledeki değerlendirme için karşılaştırma ölçütünü belirleyen, cümle başında kullanılan geçmiş ortaç yapısıdır. “Ay’dan yörüngeye bir şey gönderme işi, Dünya’dan yapılan aynı işle karşılaştırıldığında” anlamına gelir. Karşılaştırmanın iki tarafı mantıksal olarak birbirine uymalıdır. Burada Ay’dan ve Dünya’dan yörüngeye bir şey göndermenin kolaylığı ve maliyeti karşılaştırılır; Ay ile Dünya nesne olarak basitçe karşılaştırılmaz.
Alıştırma
Cümleyi burada öğretilen iki sözcüklü başlangıç karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: ____ last winter, this winter has been much warmer.
Cevabı göster
Compared to
Colonizing Mars may mean starting from the Moon.
4:54Mars'ı kolonileştirmek, Ay'dan başlamayı gerektirebilir.
supporting itself via exports to Earth. Dilbilgisi
5:10Dünya'ya ihracat yaparak kendini desteklemelidir.
supporting itself via exports: aracı gösteren bir -ing öbeği
Supporting itself via exports, koloninin nasıl kendi kendine yeterli hâle geldiğini açıklayan bir şimdiki zaman ortacı öbeğidir. Support itself, kendi işletme giderlerini karşılayıp faaliyetini sürdürmek anlamına gelir; itself ise koloniyi gösterir. -ing öbeği yeni bir özne belirtmek yerine ana cümlenin öznesini paylaşır. Via kullanılan yöntemi gösterir: Dünya'ya ihracat, koloninin kendi faaliyetini sürdürmesini sağlayan yoldur.
Alıştırma
Tiyatronun kendi faaliyetini nasıl sürdürdüğünü açıklamak için -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The local theater became self-sufficient, the actors supporting themselves through ticket sales.
- The local theater became self-sufficient and supporting itself through ticket sales.
- The local theater became self-sufficient, supporting itself through ticket sales.
Cevabı göster
The local theater became self-sufficient, supporting itself through ticket sales.
looking to get rich off lunar resources and support services. Kalıp ifadeler
5:17ay kaynaklarından ve destek hizmetlerinden zengin olmayı umarak.
get rich off: bir kaynaktan zengin olmak
Get rich off, bir şeyi kâr kaynağı olarak kullanıp zengin olmak anlamına gelir. Bu cümlede Ay kaynakları ve destek hizmetleri, yüklenicilerin para kazanmayı beklediği kaynaklardır. Buradaki off, bir yerden uzaklaşma anlamına gelmez. Servetin geldiği kaynağı gösterir ve bağlama göre ifade, bu kaynaktan yararlanma ya da onu sömürme izlenimi verebilir.
Alıştırma
Cümleyi “bir kaynaktan yararlanarak zengin olmak” anlamına gelen üç sözcüklü gündelik ifadeyle tamamlayın: Some companies hope to ____ the demand for clean energy.
Cevabı göster
get rich off
and other raw materials from the lunar regolith. Kelime
5:30ve ay regolitinden diğer ham maddeleri.
Ay regoliti (the lunar regolith)
The lunar regolith, Ay'ın katı ana kayasını örten gevşek toz, parçalanmış kaya ve diğer kırıntılardan oluşan tabakadır. Bu cümlede ifade, ham maddelerin elde edilebileceği yüzey malzemesini adlandırır. Regolith jeolojik bir örtü tabakasıdır; günlük anlamda bitki yetiştirmeye uygun verimli toprak değildir.
Alıştırma
Ay'ın katı ana kayasını örten gevşek toz ve kaya parçaları tabakasını en kesin biçimde hangi ifade adlandırır?
- the lunar atmosphere
- the lunar bedrock
- the lunar regolith
Cevabı göster
the lunar regolith
One promising possibility is the mining of helium 3,
5:33Umut verici bir olasılık da Helyum-3 madenciliğidir,
an isotope that could one day be used in nuclear fusion reactors,
5:36ki bu, bir gün nükleer füzyon reaktörlerinde kullanılabilecek bir izotoptur,
something the Chinese lunar exploration program is currently looking into. Öbek fiiller
5:40ve Çin'in ay keşif programının da şu sıralar araştırdığı bir konudur.
look into: bir konuyu araştırmak
Look into, bir konuyu dikkatle araştırmak, incelemek veya üzerinde çalışma yapmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede is currently looking into, programın daha önce belirtilen olasılığı etkin biçimde araştırdığını anlatır. Nesne, look into the proposal örneğindeki gibi into sözcüğünden sonra gelebilir. Buradaki gibi bir ilgi cümleciği yapısıyla ifadenin önünde de yer alabilir: something ... is looking into.
Alıştırma
Cümleyi araştırmak anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We need to ____ the cause of the sudden power loss.
Cevabı göster
look into
Future colonists may export helium 3 back to Earth,
5:45Gelecekteki kolonistler Dünya'ya Helyum-3 ihraç edebilir,
providing us with cheap and clean fusion energy.
5:48böylece bize ucuz ve temiz füzyon enerjisi sağlayabilirler.
Asteroids could be pulled into the Moon's orbit and mined.
5:52Asteroitler Ay'ın yörüngesine çekilip madencilik yapılabilir.
self-sufficient, and economically productive.
6:00kendi kendine yeten ve ekonomik açıdan üretken bir hale gelir.
Our base will begin using lunar material in its construction projects if it's to continue growing. Dilbilgisi
6:04Büyümeye devam edecekse, üssümüz inşaat projelerinde ay malzemesi kullanmaya başlayacaktır.
if it's to continue growing: “büyümeye devam edecekse”
Bu koşul cümlesinde if + özne + be to + fiilin yalın hâli, bir hedefin mümkün kılınması gerektiğini anlatır. Ana cümle, bu hedefin gerçekleşmesi için neyin gerekli olduğunu belirtir. Burada hedef büyümeye devam etmektir ve Ay malzemesi kullanmak bunun için bir gereklilik olarak sunulur. it's to continue ifadesi yalnızca planlanmış bir gelecek olayını bildirmez.
Alıştırma
Planlama cümlesini if + it + be + to ve stay fiiliyle tamamlayın: The shelter needs more funding ____ open through winter.
Cevabı göster
if it is to stay
lunar soil has all the necessary ingredients to make concrete.
6:10ay toprağı, beton yapmak için gerekli tüm bileşenlere sahiptir.
Robotic mining rigs can sift the lunar dust for organic molecules
6:14Robotik maden sondaj makineleri organik moleküller için ay tozunu eleyebilir
and could be used to build huge structures way too massive to be brought from Earth, Dilbilgisi
6:18ve Dünya'dan getirilemeyecek kadar devasa yapıların inşasında kullanılabilir,
way too massive to be brought: getirilemeyecek kadar aşırı büyük
Burada way bir derece zarfıdır ve too sözcüğünü güçlü biçimde pekiştirir. Bu nedenle way too massive, kabul edilebilir veya uygulanabilir bir sınırdan çok daha büyük demektir; way burada “yol” anlamına gelmez. too + sıfat + to-infinitive kalıbı, derecenin eylemi engellediğini anlatır. To be brought edilgendir çünkü yapılar getirme eylemini yapan değil, bu eyleme maruz kalan şeylerdir: o kadar büyüktürler ki onları Dünya'dan getirmek uygulanabilir değildir.
Alıştırma
Cümleyi way too, heavy ve lift fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The safe was ____ by two people.
Cevabı göster
way too heavy to be lifted
while advances in 3D printing will make it possible to produce almost everything else the crews need. Dilbilgisi
6:233D baskıdaki ilerlemeler ise mürettebatın ihtiyaç duyduğu diğer hemen her şeyi üretmeyi mümkün kılacaktır.
make it possible to + fiil
Make it possible to + fiil, “bir eylemin gerçekleşebilmesi için gerekli koşulları oluşturmak” anlamına gelir. Bu cümlede 3D baskıdaki ilerlemeler, ekiplerin ihtiyaç duyduğu diğer malzemelerin üretilebilmesini sağlar. Yapı, bir şeyin mümkün hâle geldiğini anlatır; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Bu yapıda it, make fiilinden sonra kullanılan ve belirli bir nesneyi göstermeyen biçimsel nesnedir. Asıl içerik to produce almost everything else şeklindeki to’lu mastarda bulunur. It korunmalıdır: make it possible to produce denir, make possible to produce denmez.
Alıştırma
Cümleyi tam olarak make it possible to yapısıyla tamamlayın: The new battery will ____ use the robot outdoors.
Cevabı göster
make it possible to
It's hard to say when exactly the colony becomes self-sustaining. Dilbilgisi
6:30Koloninin tam olarak ne zaman kendi kendine yeterli hale geleceğini söylemek zordur.
It's hard to say when exactly + düz cümle söz dizimi
It's hard to say + soru yan cümleciği, bir cevabın kesin olarak bilinemediğini veya öngörülemediğini temkinli biçimde anlatır. When exactly, belirsizliğin kesin zamanla ilgili olduğunu gösterir. Say fiilinden sonraki bölüm dolaylı soru cümleciğidir; bu nedenle when exactly the colony becomes ... örneğindeki gibi düz cümle söz dizimini kullanır. Doğrudan sorulardaki does devrikliği burada yapılmaz. Aynı kalıp why, how veya whether ile başka bilinmeyen bilgileri de tanıtabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede hard to say yapısı dolaylı soruyla doğru kullanılmıştır?
- It's hard to say when exactly the repairs will finish.
- It's hard to say when exactly will the repairs finish.
- Hard to say is when exactly the repairs will finish.
Cevabı göster
It's hard to say when exactly the repairs will finish.
and the population steadily reaches the hundreds,
6:39ve nüfus istikrarlı bir şekilde yüzlere ulaşarak
Engineers, pilots, and contractors representing countries and corporations will be present.
6:44Ülkeleri ve şirketleri temsil eden mühendisler, pilotlar ve yükleniciler orada bulunacaktır.
not scientific, but social ile bir beklentiyi düzeltmek
not X, but Y kalıbı önce konuşmacının reddettiği yorumu belirtir, ardından onu asıl anlatılmak istenen sınıflandırmayla değiştirir. Buradaki atılım bilim alanında değil, toplum ve insan yaşamı alanındadır. scientific sözcüğünü social sözcüğünden önce getirmek küçük bir ters köşe yaratır ve en güçlü odağı social üzerine taşır. Bu paralel yapı, bir varsayımı düzeltmek ve iki kategoriyi açıkça düzenlemek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümledeki not scientific, but social karşıtlığının etkisi nedir?
- Atılımın hem bilimsel hem toplumsal olduğunu söyler.
- Bilimsel kategoriyi reddedip yerine toplumsal kategoriyi koyar.
- Atılımın ne bilimsel ne de toplumsal olduğunu söyler.
Cevabı göster
Bilimsel kategoriyi reddedip yerine toplumsal kategoriyi koyar.
the birth of the first child was celebrated as a moment where the seed of a colony finally and irreversibly took root. Deyimler
7:00ilk çocuğun doğumu, bir koloninin tohumunun nihayet ve geri dönülemez bir şekilde kök saldığı an olarak kutlanmıştır.
the seed of a colony ... took root ifadesindeki bitki benzetmesi
Cümle, iki ifade boyunca tek bir bitki benzetmesini geliştirir. The seed of a colony ilk çocuğu, kalıcı bir topluluğun büyüyebileceği başlangıç olarak sunar. Took root bu görüntüyü tamamlar: koloni sağlam biçimde yerleşmiş ve devam etme olasılığı yükselmiştir. Bu benzetme, dikkati geçici bir çalışma alanından gelecek kuşakları olan bir topluluğa taşır. Daha genel olarak take root, bir fikrin, geleneğin, duygunun veya topluluğun yerleşmesini anlatabilir; gerçek bir bitki söz konusu değildir.
Alıştırma
Bu cümlede took root ne anlama gelir?
- Kalıcı bir topluluk sağlam biçimde yerleşti.
- Gerçek bir bitki toprağın altında büyümeye başladı.
- Koloni geçici olarak genişlemeyi bıraktı.
Cevabı göster
Kalıcı bir topluluk sağlam biçimde yerleşti.
it means that the Moon is not just a place for scientists and engineers to work, Anlatım akışı
7:08bu, Ay'ın sadece bilim insanları ve mühendislerin çalışabileceği bir yer olmadığını,
not just a place ... it's a place: tanımı genişletme
not just A, (it is) B kalıbı önce A'yı doğru ancak eksik bir tanım olarak sunar, ardından konuyu daha geniş veya önemli bir açıdan anlamamızı sağlar. Burada not just a place for scientists and engineers, bu çalışmanın yapılmayacağını söylemez. It's a place for people to live, to raise a family günlük toplum yaşamını da ekleyerek Ay'ı yalnızca bir çalışma alanı değil, olası bir yuva olarak yeniden tanımlar.
Alıştırma
“The center is not just a gym; it's a place where neighbors meet.” cümlesinde bu yapı ne yapıyor?
- Merkezin spor salonu olmadığını söyler.
- Spor salonunu yalnızca komşuların kullanabileceğini söyler.
- Spor salonu olma özelliğini korur ve merkezin rolünü genişletir.
Cevabı göster
Spor salonu olma özelliğini korur ve merkezin rolünü genişletir.
and all the things needed to support the growing population.
7:22ve artan nüfusu desteklemek için gereken her şey inşa edilir.
all kinds of new technologies will be invented to sustain it.
7:28onu ayakta tutmak için her türlü yeni teknoloji icat edilecektir.
They might develop crops that efficiently recycle carbon dioxide
7:32Karbondioksiti verimli bir şekilde geri dönüştüren ekinler
They might find ways to recycle and reuse 100% of their waste,
7:38Atıklarının %100'ünü geri dönüştürmenin ve yeniden kullanmanın yollarını bulabilirler,
technologies that are extremely valuable for Earth.
7:42ki bu teknolojiler Dünya için son derece değerlidir.
They could even build the first space elevator in the solar system.
7:46Hatta güneş sistemindeki ilk uzay asansörünü bile inşa edebilirler.
could be brought back and forth from lunar orbit without needing to use rockets at all. Kalıp ifadeler
7:54hiç roket kullanmaya gerek kalmadan ay yörüngesine getirilip götürülebilir.
back and forth: iki taraf arasında tekrarlanan hareket
Back and forth, bir yönde ilerleyip ardından diğer yöne dönen ve çoğu zaman tekrarlanan hareket ya da alışveriş için kullanılan sabit bir zarf ifadesidir. Bu cümlede Ay yörüngesine giden ve oradan gelen taşımayı anlatır. Bağlam diğer noktayı açıkça gösteriyorsa iki uç noktanın da adlandırılması gerekmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “iki taraf arasında tekrar tekrar” anlamına gelen üç sözcüklü sabit ifadeyle tamamlayın: The mediator carried messages ____ between the two groups all afternoon.
Cevabı göster
back and forth
The Moon may become a hub for economic activity Kalıp ifadeler
7:59Ay, ekonomik faaliyetler için bir merkeze dönüşebilir,
a hub for economic activity: bağlantılı bir faaliyet merkezi
Bu cümlede a hub for economic activity, birçok iş, üretim, ticaret ve bunlarla ilgili bağlantının bir araya geldiği bir yeri ifade eder. Hub yalnızca ortaya yakın bir nokta değildir; insanları, rotaları veya kuruluşları birbirine bağlayan bir yeri anlatır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a hub for + faaliyet, sektör veya grup şeklindedir; a hub for research buna bir örnektir. Bir yeri ya da sistemi, belirli bir alanın bağlantılı merkezi olarak gösterir.
Alıştırma
Burada a hub for economic activity en güçlü biçimde neyi ifade ediyor?
- Ay’ın tam coğrafi orta noktası
- Birçok ekonomik faaliyetin ve katılımcının bir araya gelip bağlantı kurduğu merkez
- Tüm ekonomik faaliyetleri kontrol eden tek bir şirket
Cevabı göster
Birçok ekonomik faaliyetin ve katılımcının bir araya gelip bağlantı kurduğu merkez
It's hard to say who will own the colony at this point.
8:05Bu noktada koloninin kime ait olacağını söylemek zordur.
Will the first person born on the Moon take the national identity of their parents,
8:09Ay'da doğan ilk kişi ebeveynlerinin ulusal kimliğini mi alacak,
or will a new generation meld together into a new lunar society?
8:13yoksa yeni bir nesil harmanlanarak yeni bir ay toplumu mu oluşturacak?
And when existing treaties that bar any nation from owning the Moon Kelime
8:19Ve herhangi bir ülkenin Ay'a sahip olmasını engelleyen mevcut antlaşmalar
bar any nation from owning: resmî bar ... from -ing yapısı
Burada bar, “resmî olarak yasaklamak veya dışarıda bırakmak” anlamına gelen resmî bir fiildir. Antlaşmalar, ülkelerin Ay’a sahip olmasına izin vermez. Yapı bar + kişi veya grup + from + -ing şeklindedir: bar any nation from owning. Nesne, kimin kısıtlandığını gösterir; from ise yasaklanan eylemi başlatır.
Alıştırma
Cümleyi bar + kişi + from + -ing yapısıyla tamamlayın: The policy will ____ employees ____ sharing private data.
Cevabı göster
bar · from
be given a say: kararda söz hakkı verilmek
be given a say ifadesindeki a say, bir görüşü dile getirmek ve bir kararı etkilemek için gerçek bir fırsat anlamına gelir. Edilgen be given yapısı, bu fırsatı süreci kontrol eden kişilerden alanlara odaklanır. Bu, yalnızca konuşma izni verilmesinden daha fazlasını anlatır: bu kişilerin görüşlerinin dikkate alınması beklenir.
Alıştırma
Dersi öğrendiğiniz ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before the school changes the lunch menu, families should ____.
Cevabı göster
be given a say
Will they declare their independence from the Earth?
8:28Dünya'dan bağımsızlıklarını ilan edecekler mi?
However it happens: nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin
Burada however, karşıtlık bildiren “ancak” değil, “hangi şekilde olursa olsun” anlamına gelir. Birden fazla yol mümkün olduğu için yan cümle, sürecin tam olarak nasıl gerçekleşeceğini açık bırakır. Ana cümleden önce kullanılan However it happens, bu olasılıkları tek bir ödünleme koşulunda toplar ve dikkati her durumda geçerli olan bir sonuca yöneltir.
Alıştırma
Hangi cümlede however, “ama” yerine “nasıl olursa olsun” anlamında kullanılmıştır?
- The route is longer; however, it is safer.
- The task is difficult. However, it is possible.
- However the guests arrive, we will welcome them.
Cevabı göster
However the guests arrive, we will welcome them.
the Moon is a perfect sandbox to learn how to colonize the solar system,
8:33Ay, güneş sistemini nasıl kolonileştireceğimizi öğrenmek için mükemmel bir deneme alanı,
and the only way to guarantee our survival as a species should something tragic happen on Earth. Dilbilgisi
8:39ve Dünya'da trajik bir şey olması durumunda bir tür olarak hayatta kalmamızı garanti etmenin tek yoludur.
Should something tragic happen: resmî koşul için devrik yapı
“Should something tragic happen” ifadesinde should, resmî bir koşulu başlatır. Yapı should + özne + fiilin yalın hâli şeklindedir ve “if something tragic should happen”, daha basit biçimiyle “if something tragic happens” anlamına gelir. Buradaki koşul, bir olasılığı temkinli biçimde dile getirir: Dünya’da bir felaket yaşanması gibi düşük bir ihtimalde bile insanlığın devamı korunmalıdır. Should, böyle bir olayın gerçekleşmesi gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede should, “beklenmedik bir sorun olursa” anlamında resmî bir koşul başlatır?
- The backup system should start if an unexpected problem happens.
- Should an unexpected problem happen, the backup system will start.
- If an unexpected problem happens, should the backup system start?
Cevabı göster
Should an unexpected problem happen, the backup system will start.
If we ever want to ... we'll have to ...: hedef ve zorunluluk
If we ever want to ..., we'll have to ... kalıbı uzak veya iddialı bir hedefi gerekli bir eyleme bağlar. If yan cümlesi hedefi belirtir; ana cümle ise hedefi mümkün kılmak için gereken adımı açıklar. Ever, “herhangi bir zamanda, bir gün” anlamına gelir ve vurgu ekler: o hedefin peşinden bir gün gerçekten gideceksek. Have to sahiplik değil, zorunluluk bildirir. Cümlede, hedef Samanyolu’nu kolonileştirmekse bir yerden başlamak kaçınılmaz bir adım olarak sunulur.
Alıştırma
Bu yeni planlama cümlesini dersteki iki ifadeyle tamamlayın: ____ build a treehouse, ____ start with a safe platform.
Cevabı göster
If we ever want to · we'll have to
Why not + fiilin yalın biçimi? ile doğrudan öneri
Why not + fiilin yalın biçimi? çoğu zaman gerçek bir neden sormak yerine öneri işlevi görür. Burada Why not start now?, beklemeye devam etmek için iyi bir neden olmadığını belirtir ve konuşan kişi hemen harekete geçmeye çağırır. why not ifadesinden sonra to olmadan fiilin yalın biçimi kullanılır: Why not start...? Bu retorik soru, konuşanın savını kısa ve doğrudan bir harekete geçme çağrısına dönüştürür.
Alıştırma
Öneriyi tam olarak Why not + fiilin yalın biçimi yapısıyla tamamlayın: ____ take a short break now?
Cevabı göster
Why not