Sabit Diskler Hala Almaya Değer Mi?: İngilizce çalışma notları

Linus Tech Tips

Öğrenme zorluğu
1.289 kelime 203 kel/dk

Video özeti: sabit disklerle SSD'leri performans, oyun, gürültü, enerji, dayanıklılık, video ve fiyat açısından karşılaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “just because you can, doesn't mean you should.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: yapılabilen şeyin mutlaka yapılması gerektiği fikrini reddedin; testle öneriyi ayırın. 2. “thrashing,” — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: vurma değil, verilerin depolama ile bellek arasında verimsiz taşınması olan bilişim anlamını tanıyın. 3. “megabits per second” ve “megabytes per second” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: medya bit hızıyla depolama aktarım hızı birimlerini ayırıp doğru karşılaştırın.

Bu derste

Yeah, thanks.

0:00

Evet, teşekkürler.

I didn't actually mean to drop it that hard.

0:02

Aslında o kadar sert düşürmek istememiştim.

When I was a kid,

0:05

Çocukken,

SSDs barely even existed.

0:06

SSD'ler neredeyse hiç yoktu.

I mean,

0:07

Yani,

CompactFlash barely existed.

0:08

CompactFlash bile zar zor bulunuyordu.

Then in college,

0:10

Sonra üniversitedeyken,

they were prohibitively expensive. Kalıp ifadeler

0:11

aşırı pahalıydılar.

Kalıp ifadeler

prohibitively expensive: harekete engel olacak kadar pahalı

Prohibitively expensive, “maliyeti insanların bir şeyi satın almasını, kullanmasını veya benimsemesini engelleyecek kadar pahalı” demektir. Prohibitively zarfı yalnızca dereceyi artırmaz; fiyatın bir engel olması gibi pratik bir sonucu da anlatır. Bu cümlede önceki ürünler yalnızca pahalı değildi; fiyatları onları sıradan kullanıcılar için gerçekçi bir seçenek olmaktan çıkarıyordu. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp prohibitively + sıfat yapısıdır ve özellikle expensive veya costly gibi maliyetle ilgili sıfatlarla görülür.

Alıştırma

Cümleyi “fiyatı satın almayı engelleyecek kadar pahalı” anlamındaki hedef zarfla tamamlayın: The clinic could not buy the scanner because it was ____ expensive.

Cevabı göster

prohibitively

And then for years,

0:12

Ve sonra yıllarca,

the play was to have a one-two punch, Notlar

0:14

taktik ikili bir vuruş yapmaktı,

Kelime

Strateji anlamındaki the play

Burada the play, “duruma uygun stratejik hamle veya izlenecek yol” anlamına gelir. Bu, sporda planlanmış bir hareketi anlatan play sözcüğünden türemiş, resmî olmayan bir kullanımdır. İfade sık sık the play is to + fiil kalıbında görülür. Ardından gelen eylemi akıllı veya uygulanabilir strateji olarak sunar; oyun oynamak ya da tiyatro gösterisi anlamına gelmez.

Alıştırma

“Given the tight deadline, the play is to finish the essential work first,” cümlesindeki “the play” ne anlama gelir?

  1. Oyun oynamak için mola
  2. Durumdaki en akıllı strateji
  3. Bir tiyatro gösterisi
Cevabı göster

Durumdaki en akıllı strateji

Deyimler

“one-two punch” ifadesinin mecaz anlamı

Boksta one-two punch, hızla art arda atılan iki yumruktur. Burada ise bir planın birlikte çalışan iki parçasını anlatan bir mecazdır: bir parça bir fayda sağlar, diğeri de farklı bir fayda ekler. Bu ifade yalnızca bir saldırıyı veya olumsuz sonucu değil, güçlü bir birleşimi de anlatabilir. Punch sözcüğünü kelimesi kelimesine çevirmek yerine iki unsurun ortak etkisine odaklanmak gerekir.

Alıştırma

Hangi cümlede “one-two punch”, birbirini tamamlayan iki güçlü yönün birlikte çalışması anlamında kullanılmıştır?

  1. The boxer counted one and two before punching the bag.
  2. The new camera has a one-two punch of sharp photos and simple controls.
  3. The phone has one feature, so it offers a one-two punch.
Cevabı göster

The new camera has a one-two punch of sharp photos and simple controls.

a small capacity SSD for speed and,

0:16

hız için düşük kapasiteli bir SSD ve,

you know,

0:19

bilirsiniz,

a chungus HDD for the big files. Kelime

0:19

büyük dosyalar için kocaman bir HDD.

Kelime

“chungus HDD” ifadesindeki argo “chungus” nitelemesi

“Chungus”, bir şeyi komik derecede büyük, ağır veya aşırı iri göstermek için kullanılan şakacı bir internet argosudur. “chungus HDD” ifadesinde fiziksel olarak büyük bir sabit diski mizahi biçimde anlatır; ancak bu depolama bağlamında büyük olasılıkla yüksek kapasiteyi ifade eder. Bir donanım kategorisi, model veya kapasite birimi değildir. Mizah, large veya high-capacity gibi sıradan bir teknik sıfat yerine abartılı bir internet meme sözcüğü seçilmesinden doğar.

Alıştırma

Yargı: Resmî bir donanım özellik belgesinde yüksek kapasiteli bir sabit diski anlatmak için “chungus HDD” demek uygundur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

But nowadays,

0:22

Ancak günümüzde,

it's more and more common to see systems with no hard drive whatsoever. Notlar

0:23

hiç sabit diski olmayan sistemleri görmek giderek daha yaygın hale geliyor.

Dilbilgisi

Süren bir eğilim için more and more common

more and more common ifadesinde more sözcüğünün tekrarlanması, bir şeyin yaygınlık derecesinin zamanla arttığını gösterir. Cümle yalnızca sabit diski olmayan sistemlerin yaygın olduğunu söylemez; devam eden bir eğilimi anlatır. Kalıp more and more + sıfat şeklindedir: more and more common, more and more difficult. Burada common sözcüğünden sonra gelen to see, giderek yaygınlaşan durumun ne olduğunu açıklar.

Alıştırma

Süren bir eğilimi gösteren tekrarlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: Online appointments are ____ common.

Cevabı göster

more and more

Kelime

Olumsuzluğu güçlendirmek için no sonrasında whatsoever

whatsoever, no hard drive ifadesinden sonra gelerek olumsuzluğu güçlendirir. No hard drive whatsoever, hiçbir sabit disk olmadığı, bir tane bile bulunmadığı anlamına gelir. Yeni bir varlık belirtmek yerine vurgu ekler. Bu kullanım genellikle no, none, nothing veya without gibi olumsuzluk ya da sınırlama bildiren ifadelerden sonra görülür. Burada soru sözcüğü olarak kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle hiçbir kanıt olmadığını vurgulamak için whatsoever kullanıyor?

  1. Use whatever evidence is available.
  2. There was no evidence whatsoever.
Cevabı göster

There was no evidence whatsoever.

Of course,

0:28

Elbette,

hard drives are still cheaper,

0:28

sabit diskler hala daha ucuz,

but with their myriad drawbacks,

0:30

ancak sayısız dezavantajlarıyla,

are they even still worth it?

0:33

hala değerler mi?

I'll tell you what is worth it,

0:35

Size neyin değer olduğunu söyleyeyim,

our sponsor GlassWire.

0:36

sponsorumuz GlassWire.

Keep track of the weird stuff that's connecting to your PC even when you aren't using it.

0:38

Siz kullanmıyorken bile bilgisayarınıza bağlanan tuhaf şeyleri takip edin.

If a strange device joins your Wi-Fi,

0:42

Eğer yabancı bir cihaz Wi-Fi ağınıza katılırsa,

you'll be notified instantly.

0:43

anında bilgilendirileceksiniz.

Get 25% off today by using code Linus at the link below.

0:45

Aşağıdaki bağlantıda Linus kodunu kullanarak bugün %25 indirim kazanın.

We all know that for responsiveness and boot times.

0:58

Tepki süresi ve önyükleme süreleri için bunu hepimiz biliyoruz.

At the very least, Kalıp ifadeler

1:00

En azından,

Kalıp ifadeler

Alt sınırı belirten At the very least

At the very least, konuşanın kabul edilebilir gördüğü en düşük eylemi veya standardı belirtir. Burada ardından gelen bilgisayar özelliğini yalnızca en küçük miktar olarak değil, temel bir gereklilik olarak çerçeveler. Bu ifade çoğu zaman daha fazlasını yapmanın daha iyi olacağını ima eder. Konuşanın temkinli bir öneride bulunurken net bir alt sınır çizmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi, kabul edilebilir minimum eylemi belirten kalıp ifadeyle tamamlayın: ____, save a copy of the file before editing it.

Cevabı göster

At the very least

any modern PC should have its operating system loading from a solid state drive.

1:01

herhangi bir modern PC, işletim sistemini bir katı hal sürücüsünden yüklüyor olmalıdır.

Even one as small as like 32 gigs if you're using Windows 10.

1:05

Eğer Windows 10 kullanıyorsanız, 32 gigabayt kadar küçük bir tane olsa bile.

You might be able to get away with 16, Öbek fiiller

1:08

16 ile paçayı kurtarabilirsiniz,

Öbek fiiller

Ancak yetecek bir şeyle idare etmek anlamındaki get away with

Get away with genellikle yanlış bir davranıştan dolayı ceza almaktan kurtulmak anlamına gelir. Ancak bu cümlede farklı bir deyimsel kullanımı vardır: ancak yetecek bir şeyle başarılı biçimde idare etmek. Konuşan kişi 16 GB’ın işe yarayabileceğini söylüyor; bunun rahat bir seçim olduğunu söylemiyor. Yapı get away with + isim veya -ing biçimidir. Bağlam, with sonrasında idare edilebilecek sınırlı bir kaynağın mı yoksa cezasız kalan bir eylemin mi geldiğini gösterir.

Alıştırma

“You might be able to get away with 8 GB,” İngilizce cümlesinde get away with ne anlama gelir?

  1. Bilgisayar 8 GB’ı başka bir konuma taşıyabilir.
  2. Birisi 8 GB’ı alıp ceza görmeyebilir.
  3. İdeal olmasa da 8 GB ile idare etmek mümkün olabilir.
Cevabı göster

İdeal olmasa da 8 GB ile idare etmek mümkün olabilir.

but that leaves zero wiggle room for file transfers on your C drive, Deyimler

1:10

ancak bu C sürücünüzdeki dosya aktarımları için hiç hareket alanı bırakmaz,

Deyimler

zero wiggle room: hiç hareket alanı olmaması

“Wiggle room”, ayarlama yapmaya, küçük bir sorunu karşılamaya veya planı değiştirmeye yarayan mecazi bir alandır. “Zero” anlamı kesinleştirir: hiçbir yedek kapasite veya esneklik yoktur. Burada, C sürücüsünde dosya aktarımları için fazladan depolama alanı bulunmadığı anlamına gelir. Aynı ifade bütçe, takvim, kural veya planda hareket alanı kalmamasını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “hiç esneklik olmaması” anlamındaki günlük ifadeyle tamamlayın: The deadline cannot move, so we have ____ for delays.

Cevabı göster

zero wiggle room

not to mention Windows updates. Anlatım akışı

1:14

Windows güncellemelerinden bahsetmiyorum bile.

Anlatım akışı

not to mention: önemli bir noktayı daha eklemek

“Not to mention”, sözcüklerin düz anlamının tersine işlev görür: dikkat edilmeyi hak eden ek bir gerçeği konuşmaya dahil eder. Daha önce belirtilen bir noktadan sonra gelir ve yeni öğeyi ek bir destek olarak gösterir; bu öğe çoğu zaman özellikle açık veya önemli görünür. Burada konuşmacı önce dosya aktarımlarından söz eder, ardından depolama alanına başka bir yük olarak Windows güncellemelerini ekler. İfade, bilgiyi “bir sorun ve buna ek olarak şu sorun” biçiminde düzenler.

Alıştırma

Bir dizüstü bilgisayarın ağır olduğunu zaten söylediniz. Pahalı olmasını daha uç bir imkânsızlık gibi göstermeden, onun aynı zamanda pahalı olduğunu en iyi hangi bağlaç ekler?

  1. let alone
  2. instead of
  3. not to mention
Cevabı göster

not to mention

But with that setup,

1:16

Ancak bu kurulumla,

can you do multiple things at once?

1:17

aynı anda birden fazla şey yapabilir misiniz?

Can a single hard drive handle media playback,

1:20

Tek bir sabit disk çoklu monitörlerde medya oynatmayı,

file transfers,

1:22

dosya aktarımlarını,

and light gaming across multiple monitors?

1:23

ve hafif oyunları kaldırabilir mi?

Or will it become a jumbled hitching mess of mass media?

1:26

Yoksa devasa medyanın karmakarışık, takılan bir karmaşasına mı dönüşecek?

In our testing,

1:31

Testlerimizde,

we had no problem running multiple applications off the hard drive Dilbilgisi

1:32

büyük bir video dosyasını aktarırken

Dilbilgisi

had no problem running: bir şeyi zorlanmadan yapmak

“Had no problem running”, uygulamaları çalıştırmanın kolay olduğu ve test sırasında hiçbir zorluk çıkmadığı anlamına gelir. Konuşan kişi tamamlanmış bir testi aktardığı için have fiilinin geçmiş zaman biçimi olan had kullanılmıştır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı have/has/had no problem + -ing biçimidir. Buradaki running, yürüyerek ya da koşarak hareket etmek değil, yazılımı çalıştırmak anlamındadır.

Alıştırma

Görevin kolay olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the test, we ____ three large files at once.

Cevabı göster

had no problem opening

while transferring a large video file.

1:35

sabit diskten birden fazla uygulama çalıştırmakta hiçbir sorun yaşamadık.

But just because you can, Dilbilgisi

1:37

Ancak sırf yapabiliyorsunuz diye,

doesn't mean you should.

1:39

yapmanız gerektiği anlamına gelmez.

Dilbilgisi

Just because A doesn't mean B: A, otomatik olarak B anlamına gelmez

“Just because you can, doesn't mean you should”, otomatik bir sonucu reddeder: Bir şeyi yapabilmek veya yapma iznine sahip olmak, onu yapmanın akıllıca ya da doğru olduğunu kanıtlamaz. Can olasılığı veya beceriyi belirtir; should ise neyin uygun olduğunu değerlendirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp Just because A doesn't mean B şeklindedir. just because yan cümlesi, birinin dayanak olarak kullanabileceği bir gerçeği verir; doesn't mean ise konuşanın kabul etmediği sonucu tanıtır.

Alıştırma

Otomatik bir sonucu reddeden kalıbın iki bölümünü kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ a game is popular ____ it is right for every player.

Cevabı göster

Just because · doesn't mean

Too much multitasking can lead to thrashing, Kelime

1:40

Çok fazla çoklu görev, thrashing'e (aşırı diske yüklenme) yol açabilir,

which is when data is quickly transferred back and forth between the drive and the memory, Kalıp ifadeler

1:43

bu, verilerin sürücü ile bellek arasında hızla ileri geri aktarıldığı zamandır,

Kelime

Bilgisayar terimi olarak thrashing

Bu bilgisayar bağlamında thrashing, sistemin yararlı işler yapmak yerine sürücü ile bellek arasında veri taşımaya çok fazla zaman ayırdığı bir durumdur. Bu nedenle performans çok kötüleşebilir. Ardından gelen which yan cümlesi basit bir tanım verir: veriler sürücü ile bellek arasında tekrar tekrar aktarılır. Teknik bir terim olan thrashing, bu verimsiz sürecin tamamını ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede thrashing ne anlama geliyor?

  1. Sürücü fiziksel olarak belleğe vurur.
  2. Bilgisayardaki tüm programlar sonsuza kadar durur.
  3. Veriler sürücü ile bellek arasında tekrar tekrar hareket ederek yararlı işlere daha az zaman bırakır.
  4. Bir dosya bellekten sürücüye yalnızca bir kez kopyalanır.
Cevabı göster

Veriler sürücü ile bellek arasında tekrar tekrar hareket ederek yararlı işlere daha az zaman bırakır.

Kalıp ifadeler

Tekrarlanan çift yönlü hareket için back and forth

Back and forth, bir taraftan, yerden, kişiden veya yönden diğerine gidip tekrar geri dönme hareketinin tekrarlanması demektir. Bu cümlede veriler yalnızca bir kez hareket etmek yerine sürücü ile bellek arasında iki yönde hareket etmeye devam eder. Aynı ifade, fiziksel olarak hiçbir şey hareket etmese bile mesajların, soruların veya fikirlerin tekrar tekrar aktarılmasını da anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “iki kişi arasında tekrar tekrar” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The two editors sent the draft ____ until they agreed.

Cevabı göster

back and forth

causing additional wear and tear on the disc. Deyimler

1:46

diskte ek aşınma ve yıpranmaya neden olur.

Deyimler

wear and tear: kullanımdan kaynaklanan kademeli yıpranma

Wear and tear, normal veya tekrarlanan kullanımın yol açtığı kademeli yıpranmayı anlatan kalıplaşmış bir ifadedir. İfadeyi iki ayrı hasar türü olarak değil, tek bir bütün olarak anlayın. Buradaki additional wear and tear, tekrarlanan mekanik hareketlerin diskte oluşturduğu ek fiziksel yükü ve yıpranmayı ifade eder; tek seferlik ani bir kırılmayı anlatmaz.

Alıştırma

Standart kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The landlord said the faded carpet showed normal ____.

Cevabı göster

wear and tear

Remember,

1:48

Unutmayın,

there's a physical read head in here

1:49

bunun içinde fiziksel bir okuma kafası var

that has to physically seek for every read or write.

1:50

her okuma veya yazma için fiziksel olarak arama yapması gereken.

And if there's a lot going on,

1:53

Ve eğer devam eden çok şey varsa,

especially across multiple files spaced out all across the disc,

1:55

özellikle diskin her yerine yayılmış birden fazla dosya arasındaysa,

the head is going to be seeking a lot more than usual to keep up.

1:59

kafa yetişebilmek için normalden çok daha fazla arama yapacaktır.

SATA has had native command queuing for years now, Kelime

2:02

SATA yıllardır yerel komut kuyruklama (NCQ) özelliğine sahip,

which helps alleviate this problem a bit,

2:05

bu sorunu biraz hafifletmeye yardımcı olur,

Kelime

native command queuing: SATA komutlarını yeniden sıralama

Native command queuing, yani NCQ, SATA protokolüne yerleşik bir depolama özelliğidir. Bir aygıt birden fazla okuma ve yazma komutunu kabul edip bunları kesinlikle geliş sırasına göre işlemek yerine daha verimli bir sıra seçebilir. Bu isim grubunda native, özelliğin protokole yerleşik olduğunu veya protokol tarafından desteklendiğini; command, düzenlenen işlemleri; queuing ise komutların planlama amacıyla bir kuyrukta tutulmasını anlatır. Cümlede NCQ, gereksiz mekanik hareketleri azaltarak sorunu hafifletir ancak sürücünün fiziksel sınırlarını ortadan kaldırmaz.

Alıştırma

Bir SATA depolama incelemesinde native command queuing ifadesini hangi açıklama doğru biçimde tanımlar?

  1. Bir sürücünün bekleyen okuma ve yazma komutlarını daha verimli işlemek için yeniden sıralamasını sağlar.
  2. Sık kullanılan dosyaları bir daha okunmalarına gerek kalmayacak şekilde kalıcı olarak depolar.
  3. Komutları kullanıcının ana diline çevirir.
Cevabı göster

Bir sürücünün bekleyen okuma ve yazma komutlarını daha verimli işlemek için yeniden sıralamasını sağlar.

but not entirely.

2:07

ancak tamamen değil.

It works by looking at the transfer of a large set of files Dilbilgisi

2:09

Geniş bir dosya kümesinin aktarımına bakarak çalışır

Dilbilgisi

works by looking: work by + -ing yapısı

work by + -ing yapısında work, “çalışmak veya bir sonuç üretmek” anlamına gelir; by ise yöntemi belirtir. Burada çok sayıda dosyanın aktarımına bakmak, sistemin kullandığı mekanizmadır. Bir aracın, sistemin veya sürecin nasıl sonuç ürettiğini açıklamak için X works by doing Y kalıbını kullanabilirsiniz. -ing yan cümlesi“How does it work?” sorusunu yanıtlar.

Alıştırma

Cümleyi works by ve block fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: “This filter ____ unwanted messages.”

Cevabı göster

works by blocking

and optimizing the order in which they're read or written to before executing the command. Dilbilgisi

2:11

ve komutu yürütmeden önce okundukları veya yazıldıkları sırayı optimize eder.

Dilbilgisi

the order in which they're read or written: edatı öne alınmış ilgi cümleciği

Temel isim the order ifadesidir. in which they're read or written ilgi cümleciği, söz konusu sırayı, yani dosyaların okunma veya yazılma sırasını belirtir. They're, they are anlamına gelir; dosyalar bu eylemlere maruz kaldığı için read or written edilgendir. Bu resmî ilgi cümleciği yapısında in, which sözcüğünden önce yer alır; çünkü olaylar in an order gerçekleşir. Yeniden kullanılabilen kalıp the order in which + özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Resmî cümleyi “o sıranın içinde” anlamına gelen iki sözcüklü ilgi bağlantısıyla tamamlayın: “The report lists the steps in the order ____ they should be completed.”

Cevabı göster

in which

This is better,

2:16

Bu daha iyidir,

but it's still a physical limitation that SSDs simply don't have.

2:17

ancak SSD'lerin basitçe sahip olmadığı hala fiziksel bir sınırlamadır.

If you want to start multiple file transfers from a hard drive,

2:21

Eğer bir sabit diskten birden fazla dosya aktarımı başlatmak isterseniz,

you'll be limited by how quickly the read head can move back and forth

2:24

okuma kafasının ne kadar hızlı ileri geri hareket edebileceğiyle sınırlı olacaksınız,

between all the files.

2:26

tüm dosyalar arasında.

With an SSD,

2:28

Bir SSD ile,

response times are mostly limited by software,

2:29

yanıt süreleri çoğunlukla yazılım,

your CPU,

2:31

CPU'nuz,

or the interconnect to the host.

2:32

veya ana bilgisayara olan bağlantı ile sınırlıdır.

Your processing power no longer needs to wait for a physical head to find anything,

2:34

İşlem gücünüz artık fiziksel bir kafanın bir şey bulmasını beklemek zorunda değil,

so it just simply gathers it all up and starts pushing it through

2:38

bu yüzden basitçe hepsini toplar ve itmeye başlar

like a some kind of weird hose.

2:41

sanki tuhaf bir hortum gibi.

Kind of like how our new chocolate printer

2:44

Bir nevi yeni çikolata yazıcımızın

is going to be gathering and pushing chocolate.

2:45

çikolatayı toplayıp iteceği gibi.

Make sure you're subscribed

2:48

Abone olduğunuzdan emin olun

so you don't miss out on the sweet confectionery creations we're about to create. Öbek fiiller

2:48

böylece yaratmak üzere olduğumuz o tatlı şekerleme eserlerini kaçırmazsınız.

Öbek fiiller

don't miss out on + isim veya -ing biçimi

Burada don't miss out on, “bir şeyi görme veya ondan keyif alma fırsatını kaybetmeyin” anlamına gelir. Miss out on, kaçırılan bir fırsata veya deneyime odaklanır; “yanında olmayan birini özlemek” anlamına gelmez. Kalıp miss out on + isim, zamir veya -ing biçimidir. Bu cümlede on, izleyicilerin aksi hâlde göremeyebileceği tasarımları cümleye bağlar.

Alıştırma

Hatırlatmayı “bir şeyi elde etme fırsatını kaybetmek” anlamındaki öbeksi fiille tamamlayın: Register today so you ____ the early-bird discount.

Cevabı göster

don't miss out on

Mm.

2:52

Mm.

A strategy many people use is to put the games they play less often Dilbilgisi

2:53

Birçok kişinin kullandığı bir strateji, daha az oynadıkları oyunları

Dilbilgisi

A strategy many people use is to + fiilin yalın hâli

A strategy ... is to ... kalıbı önce bir yöntemi adlandırır, ardından bu yöntemi oluşturan eylemi belirtir. is to ifadesinden sonra, is to put örneğindeki gibi fiilin yalın hâlini kullanın. A strategy many people use ifadesinde many people use, strategy sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. use fiilinin nesnesi strategy sözcüğüdür ve ilgi sözcüğü that atılmıştır. Kalıp A strategy that many people use is to + fiilin yalın hâli şeklinde genişletilebilir.

Alıştırma

Cümleyi, stratejiyi oluşturan eylemi tanıtan iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: A strategy many readers use ____ keep a short list of new words.

Cevabı göster

is to

on their extra storage hard drive because they're okay with taking a sip from their water bottle from lttstore.com

2:57

ekstra depolama alanına sahip sabit disklerine koymaktır çünkü lttstore.com'dan aldıkları su şişesinden bir yudum almaktan çekinmezler

while they sit through the loading screens whenever they actually do play these games. Öbek fiiller

3:03

bu oyunları ne zaman oynamaya kalksalar yükleme ekranlarında beklerken.

Öbek fiiller

sit through: bir şey bitene kadar ona katlanmak

Sit through something, sıkıcı, yavaş veya rahatsız edici olsa bile bir şeyin başından sonuna kadar kalıp onu yaşamak anlamına gelir. Vurgu yalnızca oturmakta değil, sabretmektedir. Burada oyuncular, oyun hazır olana kadar yükleme ekranlarına katlanır. Kalıp sit through + etkinlik veya süreç şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ‘başından sonuna kadar katlanmak’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The lecture was dull, but we had to ____ the whole thing.

Cevabı göster

sit through

And fair enough,

3:07

Ve haklılar da,

because as it turns out, Kalıp ifadeler

3:08

çünkü ortaya çıktığı üzere,

Kalıp ifadeler

as it turns out: sonradan öğrenilen bir gerçeği tanıtmak

As it turns out, daha sonra öğrenilen bir gerçeği tanıtan kalıplaşmış bir söylem belirtecidir. Bu gerçeğin şaşırtıcı olduğunu, önceki bir düşünceyi düzelttiğini veya bir araştırmayı sonuçlandırdığını sık sık belirtir. Ardından gelen yan cümlenin tamamını yorumlar ve genellikle virgülle ayrılır. Burada dinleyiciyi gerçek sonucu duymaya hazırlar.

Alıştırma

Cümleyi daha sonra öğrenilen şaşırtıcı bir gerçeği tanıtan kalıplaşmış geçiş ifadesiyle tamamlayın: We expected the café to be closed. ____, it was serving breakfast.

Cevabı göster

As it turns out

once the loading is done,

3:10

yükleme bittiğinde,

hard drives are fast enough to feed games like GTA V or even Cyberpunk 2077 with the necessary data as you zip through the streets at 1080p.

3:11

sabit diskler GTA V veya hatta Cyberpunk 2077 gibi oyunları, siz 1080p'de sokaklarda hızla ilerlerken gerekli verilerle besleyecek kadar hızlıdır.

However,

3:20

Ancak,

with the new consoles coming with support for technologies like DirectStorage Kültür

3:21

DirectStorage gibi teknolojileri destekleyen yeni konsolların gelmesiyle,

that allow the GPU to directly access a drive that ideally would be NVME,

3:25

GPU'nun ideal olarak NVMe olması gereken bir sürücüye doğrudan erişmesine olanak tanıyan bu teknolojilerle,

Kültür

Oyun yükleme teknolojisi olarak DirectStorage

DirectStorage, Windows bilgisayarlarda ve Xbox konsollarında kullanılan bir Microsoft depolama G/Ç teknolojisinin adıdır. Oyun verilerini hızlı bir SSD’den GPU’nun kullanabileceği yere daha verimli biçimde ulaştırmak, CPU iş yükünü ve depolama darboğazlarını azaltmak için tasarlanmıştır. Burada bu ad, sürücü türü ve hızının neden yalnızca depolama kapasitesini etkilemediğini açıklar. Bu, özel bir teknoloji adıdır; sıradan bir “doğrudan depolama” ifadesi değildir.

Alıştırma

Cümlede DirectStorage neyi ifade ediyor?

  1. Yalnızca oyun dosyalarını saklamak için kullanılan herhangi bir büyük sürücü
  2. Bir oyunun içindeki görüntü kalitesi ayarı
  3. Oyun verilerinin hızlı depolamadan GPU’ya verimli biçimde taşınmasına yardımcı olan bir Microsoft teknolojisi
Cevabı göster

Oyun verilerinin hızlı depolamadan GPU’ya verimli biçimde taşınmasına yardımcı olan bir Microsoft teknolojisi

hard drives may not only cause stuttering and hitching, Dilbilgisi

3:29

sabit diskler sadece takılma ve tekleme sorunlarına neden olmakla kalmayıp,

but could limit the visual quality in your games as well.

3:32

oyunlarınızdaki görsel kaliteyi de sınırlayabilir.

Dilbilgisi

may not only ... but could: yalnızca... değil, ayrıca... olabilir

may not only A, but could B yapısında not only iki olası sonucu bağlar: A gerçekleşebilir ve B de gerçekleşebilir. not sözcüğü A’yı geçersiz kılmaz; not only, “A doğrudur veya mümkündür ve buna ek olarak başka bir şey daha vardır” anlamına gelir. may ve could kiplik yardımcıları, iki iddiayı da kesin bir gerçek olarak değil, temkinli bir olasılık olarak sunar. Bu cümlede cause stuttering and hitching ilk olası sonuç, limit visual quality ise eklenen sonuçtur.

Alıştırma

Hangi cümle iki sonucun da mümkün olduğunu ve ikincisinin ilkine eklendiğini doğru biçimde ifade ediyor?

  1. The new filter may remove either dust or odors.
  2. The new filter may not only remove dust, but could reduce odors as well.
  3. The new filter may not remove dust, but could reduce odors.
Cevabı göster

The new filter may not only remove dust, but could reduce odors as well.

To say nothing of falling through the unloaded floor. Anlatım akışı

3:35

Yüklenmemiş zeminden aşağı düşmekten bahsetmiyorum bile.

Anlatım akışı

To say nothing of ile vurgulu bir ekleme yapmak

“To say nothing of”, bir nokta zaten belirtildikten sonra başka bir nokta ekler. Eklenen unsur genellikle en az ilki kadar ciddi, şaşırtıcı veya önemli gösterilir; böylece yalnızca listeyi sürdürmek yerine savı güçlendirir. Sözcük anlamına rağmen bu ifade, konuşanın konudan kaçınacağı anlamına gelmez. Burada yüklenmemiş zeminin içinden düşmeyi ek ve abartılı bir sorun olarak vurgular. İşlevi “not to mention” ifadesine yakındır.

Alıştırma

“The route was dangerous, to say nothing of the heavy fog,” cümlesinde vurgulanan ifade ne yapar?

  1. Yoğun sisin konuşulamayacak kadar önemsiz olduğunu söyler.
  2. Yoğun sisi, yolun tehlikeli olmasının bir başka güçlü nedeni olarak ekler.
  3. Yolun tehlikeli olduğu iddiasını düzeltir.
Cevabı göster

Yoğun sisi, yolun tehlikeli olmasının bir başka güçlü nedeni olarak ekler.

But there's more to it than speed alone. Anlatım akışı

3:38

Ancak işin içinde hızdan fazlası var.

Anlatım akışı

There’s more to it than X ile tek bir etkenin ötesine geçmek

“There’s more to it than X”, X’in konuyla ilgili tek etken olmadığı anlamına gelir. “It”, mutlaka fiziksel bir nesneyi değil, daha geniş konuyu veya durumu temsil eder; “alone” ise “yalnızca X” anlamını güçlendirir. Bu cümlede kalıp, tartışmayı hızın ötesine taşır ve dinleyiciyi başka unsurlara hazırlar. Aşırı basit bir açıklamayı düzeltmek ve başka nedenlerin ya da boyutların geleceğini belirtmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki “başka etkenler de önemlidir” anlamına gelen tam beş sözcüklü İngilizce kalıpla tamamlayın: Fast delivery matters, but ____ speed alone.

Cevabı göster

there's more to it than

Not only are SSDs quieter because there are no moving parts, Dilbilgisi

3:40

SSD'ler hareketli parça olmadığı için daha sessiz olmakla kalmaz,

they consume significantly less power as well.

3:44

aynı zamanda çok daha az güç tüketirler.

Dilbilgisi

SSD'ler yalnızca daha sessiz değil... aynı zamanda çok daha az güç tüketiyor

Not only are SSDs quieter ilk avantajı cümlenin başına taşır. Not only cümlenin başında yer aldığı için be fiili are, SSDs öznesinden önce gelir: are SSDs, SSDs are değil. İkinci cümlecik normal özne-fiil sırasına döner. Sondaki as well başka bir avantaj ekler; yani cümle SSD'lerin daha sessiz olduğunu ve çok daha az güç tükettiğini iki avantaj olarak vurgular.

Alıştırma

İki avantajı vurgulamak için baştaki Not only ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Not only are electric buses quieter, but they uses less fuel as well.
  2. Not only electric buses are quieter, but they use less fuel as well.
  3. Not only are electric buses quieter, they use less fuel as well.
Cevabı göster

Not only are electric buses quieter, they use less fuel as well.

If you want to add multiple hard drives to your build for extra storage,

3:46

Eğer ekstra depolama için sisteminize birden fazla sabit disk eklemek istiyorsanız,

you're looking at a potential noise increase Kelime

3:50

olası bir gürültü artışıyla

Kelime

you're looking at ile bir sonucu tahmin etmek

You're looking at, bir miktarı, sonucu veya durumu tahmin etmek için kullanılan deyimsel bir ifadedir. Burada bir şeyi gözle incelemek değil, bir şeyi beklemek veya büyük olasılıkla onunla karşılaşmak anlamına gelir. Bu ifade, mechanical drives eklemenin beklenen sonucu olarak potential noise increase ifadesini sunar. Bu cümlede looking at'ten sonraki isim öbeği, tahmin edilen sonucu belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede you're looking at ifadesi olası bir sonucu öngörmek için kullanılmıştır?

  1. With the rush fee, you're looking for a much higher bill.
  2. With the rush fee, you're looking at the bill on the desk.
  3. With the rush fee, you're looking at a much higher bill.
Cevabı göster

With the rush fee, you're looking at a much higher bill.

and an extra 5 to 10 watts per drive,

3:51

ve sürücü başına ekstra 5 ila 10 watt ile karşı karşıyasınız demektir,

whereas SSDs can use as little as 30 milliwatts while not in use.

3:54

oysa SSD'ler kullanımda değilken sadece 30 miliwatt kullanabilir.

While this isn't huge,

3:58

Bu devasa bir şey olmasa da,

if you're the kind of person

4:00

eğer siz

who likes to get the lowest wattage power supply possible for your build,

4:00

sisteminiz için mümkün olan en düşük watt değerine sahip güç kaynağını almak isteyen türden biriyseniz,

it's definitely not nothing, Anlatım akışı

4:04

kesinlikle önemsiz değil,

Anlatım akışı

it's definitely not nothing: küçük ama gerçek bir etki

Not nothing temkinli bir çift olumsuzluktur: etkinin sıfır olduğunu reddeder, ancak büyük olduğunu iddia etmez. Definitely bu yargıyı güçlendirir; dolayısıyla ifade, etkinin küçük ama gerçek ve dikkate değer olduğu anlamına gelir. Cümle önce etkinin çok büyük olmadığını kabul eder, ardından dinleyicinin onu tamamen göz ardı etmesini önlemek için it's definitely not nothing ifadesini kullanır. Bu kalıp, bir sınırı kabul ederken bir şeyin yine de önemli olduğunu belirtmeyi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede it's definitely not nothing ne anlama geliyor?

  1. Hiçbir etki yoktur.
  2. Etki çok büyüktür.
  3. Etki küçük ama gerçektir.
Cevabı göster

Etki küçük ama gerçektir.

to say nothing of the extra heat generated inside your PC.

4:05

bilgisayarınızın içinde oluşan ekstra ısıdan bahsetmiyorum bile.

I know that one all too well. Deyimler

4:08

Bunu çok iyi biliyorum.

Deyimler

all too well: deneyimden fazlasıyla iyi bilmek

All too well, kişisel veya tekrarlanan deneyim sayesinde bir şeyi çok iyi bilmek anlamına gelir ve genellikle bu deneyimin tatsız ya da istenmeyen olduğu hissini taşır. Burada I know that one, az önce sözü edilen duruma gönderme yapar; all too well ise yorgun veya bezgin bir kabulleniş ekler. All sözcüğü too well ifadesini güçlendirir; “her ayrıntı” veya “her şey” anlamına gelmez. Bu ifadeyi, bir sorunu yalnızca gerçekleri bildiğiniz için değil, bizzat deneyimlediğiniz için anladığınızı göstermek amacıyla kullanabilirsiniz.

Alıştırma

İstenmeyen bir aşinalığı gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: After fixing the same error every morning, I know this problem ____.

Cevabı göster

all too well

I have so many hard drives.

4:11

O kadar çok sabit diskim var ki.

Hard drives are also fragile.

4:13

Sabit diskler aynı zamanda kırılgandır.

Hey, can I grab a hard drive real quick?

4:14

Hey, hemen bir sabit disk alabilir miyim?

Thanks.

4:16

Teşekkürler.

Oh.

4:17

Oh.

How many times have you simply tossed someone a USB flash drive

4:19

Kaç kez birine sadece bir USB flash bellek fırlattınız

or carried one around in your bag without a care in the world? Deyimler

4:22

veya çantanızda hiç umursamadan taşıdınız?

Deyimler

without a care in the world: dünyada hiçbir kaygısı olmadan

Bu cümlede without a care in the world, “hiç kaygı duymadan tamamen rahat olmak” anlamına gelir. Buradaki care, birini gözetmek değil, kaygı veya endişe demektir. Bu ifade, davranışı canlı bir biçimde rahat ve tasasız gösterir. Bu bağlamda hafif bir ironi de katar: insanlar USB belleği, düşünülecek hiçbir risk yokmuş gibi rahatça taşır.

Alıştırma

Cümleyi “tamamen rahat ve kaygısız” anlamındaki deyimle tamamlayın: After finishing her last exam, Maya walked home ____.

Cevabı göster

without a care in the world

With a mechanical drive,

4:25

Mekanik bir sürücüyle,

even though things are locked in place when powered down properly,

4:26

düzgün bir şekilde kapatıldığında her şey yerine kilitlenmiş olsa bile,

a drop of just a few feet could be enough to render it inoperable. Dilbilgisi

4:29

sadece birkaç fitlik bir düşüş onu çalışmaz hale getirmek için yeterli olabilir.

Dilbilgisi

render + nesne + sıfat: render it inoperable

Render + nesne + sıfat, “nesnenin o duruma gelmesine veya o durumda olmasına neden olmak” anlamındaki resmî bir ettirgen yapıdır. render it inoperable ifadesinde it sürücüyü gösterir; inoperable ise çalışamaz demektir. Bu yapı ortaya çıkan duruma odaklanır. Bu nedenle teknik, hukuki ve olay açıklamalarında yaygındır.

Alıştırma

render + nesne + sıfat yapısını kullanarak cümleyi render ve inoperable ile tamamlayın: A severe power surge could ____ the control panel ____.

Cevabı göster

render · inoperable

There goes all your photos, Dilbilgisi

4:33

Tüm fotoğraflarınız,

sensitive files, and 4K movies.

4:36

hassas dosyalarınız ve 4K filmleriniz gitti.

Dilbilgisi

Ani bir kaybı belirten There goes

Bu cümlede There goes, fotoğrafların, dosyaların ve filmlerin artık büyük olasılıkla kaybolduğu anlamına gelir. Goes, bunların gerçekten bir yere hareket ettiğini anlatmaz. Bu kalıp, bir kayıp yaşandığında veya bir umut boşa çıktığında verilen anlık tepkiyi ifade eder. Ardından gelen ad öbeği, az önce mahvolan, kaybedilen veya imkânsız hâle gelen şeyi belirtir.

Alıştırma

Bir dizüstü bilgisayar suya düşüyor. Birisi “There goes my homework.” diyor. Ne demek istiyor?

  1. Ödev az önce teslim edildi.
  2. Ödev bir yere doğru hareket ediyor.
  3. Ödev artık büyük olasılıkla kayboldu.
Cevabı göster

Ödev artık büyük olasılıkla kayboldu.

Speaking of 4K, Anlatım akışı

4:38

4K demişken,

Anlatım akışı

Konular arasında köprü kuran Speaking of X

Speaking of 4K, önceki cümlede geçen 4K konusunu alıp bağlantılı yeni bir tartışma kolu açar. Bu ifade, o sözün konuşana 4K hakkında başka bir noktayı hatırlattığını belirtir. Speaking of X bir söylem belirleyicisidir; kimin konuştuğunu anlatan bir ifade değildir. Dinleyicinin yeni konunun eskisinden neden doğduğunu anlamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Maya az önce konserden söz etti. Konu bağlantısını tamamlayın: ____ the concert, have you bought your ticket yet?

Cevabı göster

Speaking of

you may have noticed that media file sizes have been increasing.

4:39

medya dosya boyutlarının arttığını fark etmiş olabilirsiniz.

Let's say you just bought a 4K or even 8K TV. Anlatım akışı

4:42

Diyelim ki az önce 4K veya hatta 8K bir TV satın aldınız.

Anlatım akışı

Let's say: ortak bir varsayım kurmak

Burada Let's say, dinleyiciyi geçici bir hayalî durumu kabul etmeye çağırır: böyle bir televizyonu yeni aldığınızı düşünün. Konuşmacı daha sonra bu ortak başlangıç noktasından hareketle akıl yürütebilir. Bu ifade, dinleyiciden gerçekten bir şey söylemesini istemez. Bir soru, açıklama veya olası sonuçtan önce varsayım kurmak için Let's say + cümlecik yapısını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Ortak bir varsayım sunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ our team misses the first train. What is our backup plan?

Cevabı göster

Let's say

Will your hard drive still be able to keep up with your other components Öbek fiiller

4:46

Sabit diskiniz hâlâ diğer bileşenlerinize ayak uydurabilecek mi,

to access and output that footage fast enough?

4:48

o görüntülere yeterince hızlı erişmek ve çıktı vermek için?

Öbek fiiller

keep up with: hıza veya gereksinimlere ayak uydurmak

Bu soruda keep up with, diğer bilgisayar bileşenlerinin hızına ve yüksek çözünürlüklü görüntülerin gereksinimlerine uyacak kadar hızlı çalışmak anlamına gelir. Sabit disk, tüm sistemi yavaşlatan parça olmamalıdır. Yapı keep up with + kişi, şey, tempo veya gereksinim şeklindedir. Teknoloji dışında da biriyle aynı tempoda kalmak, süregelen işi karşılamak veya değişen bilgileri takip etmek anlamına gelebilir.

Alıştırma

Nina geride değil; bisiklet grubunun geri kalanıyla aynı tempoda kalmak istiyor. Yapmaya çalıştığı şeyi hangi ifade anlatır?

  1. catch up with
  2. look up
  3. keep up with
Cevabı göster

keep up with

Or are you going to get stuttering during the climax of the film,

4:51

Yoksa filmin en heyecanlı yerinde takılmalar yaşayıp,

ruining your home theater experience?

4:54

ev sineması deneyiminizi mahvedecek misiniz?

Well,

4:57

Şey,

spoiler alert, Kültür

4:58

sürprizbozan uyarısı,

unless the film industry switches to 48 FPS as standard,

4:59

film endüstrisi standart olarak 48 FPS'ye geçmediği sürece,

you probably have nothing to worry about.

5:02

muhtemelen endişelenecek bir şeyiniz yok.

Kültür

Esprili bir ön duyuru olarak spoiler alert

spoiler alert başlangıçta, konuşanın önemli bir olay örgüsü ayrıntısını açıklamak üzere olduğunu bildirir. Film ve diğer hikâyeler hakkındaki konuşmalardan gelen bu arka plan, buradaki şakayı açıklar. Burada herhangi bir filmin konusu açıklanmıyor. İfade, konuşanın şu sonucu açıklamak üzere olduğunu esprili biçimde haber veriyor: sıradan mekanik sürücüler, tipik yüksek bit hızlı filmler için yeterince hızlıdır. Daha geniş kullanımda spoiler alert, tahmin edilebilir herhangi bir cevabı veya sonucu mizahi biçimde tanıtabilir.

Alıştırma

spoiler alert bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Konuşulan filmin olay örgüsünden bir ayrıntıyı açıklar.
  2. Bilgisayarın teknik bir arıza algıladığını bildirir.
  3. Konuşanın sonucu açıklamak üzere olduğunu esprili biçimde bildirir.
Cevabı göster

Konuşanın sonucu açıklamak üzere olduğunu esprili biçimde bildirir.

4K Blu-ray has a bit rate of about 70 to 80 megabits per second on average, Kültür

5:04

4K Blu-ray ortalama saniyede yaklaşık 70 ila 80 megabitlik bir bit hızına sahiptir,

still well below the expected 100 to 120 megabytes per second

5:08

bu mekanik bir sürücünün saniyede 100 ila 120 megabaytlık beklenen

sequential transfer rate of a mechanical drive.

5:12

sıralı aktarım hızının hala çok altındadır.

Kültür

megabits per second ile megabytes per second arasındaki fark

megabits per second, her saniye kaç bit işlendiğini ölçer; medya ve ağ bit hızları genellikle bu birimle ifade edilir. megabytes per second, her saniye kaç bayt aktarıldığını ölçer; depolama hızları genellikle bu birimle ifade edilir. Bir bayt 8 bit içerir, bu nedenle bu birimler eşitmiş gibi karşılaştırılamaz. Burada 70–80 megabits per second yaklaşık 8,75–10 megabytes per second eder ve sürücünün beklenen 100–120 megabytes per second hızının çok altındadır.

Alıştırma

Bir video 80 megabits per second gerektiriyor ve bir sürücü 100 megabytes per second hızında okuyabiliyor. Hangi ifade doğrudur?

  1. Megabits, megabytes biriminden daha büyük olduğu için video hızı daha yüksektir.
  2. Sürücünün hızı çok daha yüksektir, çünkü 80 megabits per second yaklaşık 10 megabytes per second eder.
  3. 80 ve 100 birbirine yakın olduğundan iki hız neredeyse eşittir.
Cevabı göster

Sürücünün hızı çok daha yüksektir, çünkü 80 megabits per second yaklaşık 10 megabytes per second eder.

Even if 8K quadruples that bit rate number,

5:15

Eğer 8K bu bit hızı rakamını dört katına çıkarsa bile,

you can really still get away with Mr. Spinner here.

5:18

buradaki Bay Dönen ile hala işi idare edebilirsiniz.

Our 7200 RPM SATA III hard drive was able to play back 8K footage,

5:21

7200 RPM SATA III sabit diskimiz 8K görüntüleri oynatabildi,

no problem.

5:26

hiç sorunsuz.

And let's be real, Ton ve niyet

5:27

Ve gerçekçi olalım,

Ton ve niyet

Let's be real: açık bir yargıya katılmaya çağırmak

Let's be real, nezaketi, boş umutları veya gerçekçi olmayan bir varsayımı bir kenara bırakıp doğrudan bir yargıyı kabul etmeyi öneren bir konuşma ifadesidir. Kelimesi kelimesine "gerçek olalım" anlamına gelmez. Konuşan kişi sonraki iddiayı açık veya inkâr edilmesi zor bir gerçek gibi sunar; böylece dinleyiciyi de aynı fikirde olmaya yöneltir.

Alıştırma

Let's be real konuşmada ne işe yarar?

  1. Bilginin olgusal olarak doğru olup olmadığını sorar.
  2. Durum farklıymış gibi davranmayı önerir.
  3. Dinleyiciyi açık sözlü ve muhtemelen rahatsız edici bir yargıyı kabul etmeye çağırır.
Cevabı göster

Dinleyiciyi açık sözlü ve muhtemelen rahatsız edici bir yargıyı kabul etmeye çağırır.

if you're purchasing an 8K display in 2021,

5:28

eğer 2021'de 8K bir ekran satın alıyorsanız,

you probably have a rig with an SSD anyway.

5:31

muhtemelen zaten SSD'li bir sisteminiz vardır.

These days,

5:33

Bugünlerde,

solid state drives are getting cheaper,

5:34

katı hal sürücüleri giderek ucuzluyor,

but they're still typically twice as expensive as mechanicals. Dilbilgisi

5:35

ancak tipik olarak mekanik olanlardan hala iki kat daha pahalıdırlar.

Dilbilgisi

Twice as expensive as: iki katlık karşılaştırma yapmak

Twice as expensive as, twice as + adjective + as katlama yapısını izler. İlk öğenin fiyatının karşılaştırılan öğenin fiyatının yaklaşık iki katı olduğunu belirtir. Buradaki mechanicals, mechanical drives ifadesinin kısaltmasıdır ve karşılaştırma grubunu gösterir. Sıfat değişebilir: twice as fast as, twice as large as veya twice as long as. Sıfatın iki yanındaki iki as sözcüğünü de koruyun.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için expensive sözcüğünü twice as + adjective + as kalıbında kullanın: The premium model is ____ the basic one.

Cevabı göster

twice as expensive as

So we can understand why anyone would still be attracted to the older tech,

5:38

Bu yüzden neden birilerinin hala bu eski teknolojiye ilgi duyduğunu anlayabiliyoruz,

especially since they're still an okay option for storing media.

5:42

özellikle medya depolamak için hala fena olmayan bir seçenek oldukları düşünülürse.

However,

5:44

Ancak,

if you have the extra cash,

5:45

eğer ekstra paranız varsa,

we recommend shelling out for the SSD. Öbek fiiller

5:46

SSD için paraya kıymanızı öneririz.

Öbek fiiller

shelling out for: bir şey için yüklüce para ödemek

Shell out for something, bir şey için oldukça yüksek miktarda para ödemek demektir; çoğu zaman bu bedelin insanın canını sıktığı veya ödemek istediğinden fazla olduğu hissini taşır. Burada shelling out for the SSD, SSD’yi almak için fazladan para harcamak anlamındadır. recommend fiilinden sonra eylem -ing biçiminde gelir: recommend shelling out. Yeniden kullanılabilecek tam kalıp shell out for + satın alınan şey biçimindedir.

Alıştırma

Hangi cümle, konuşanın bu satın almayı pahalı bulduğunu en açık biçimde belirtir?

  1. I shelled out for a new battery after the old one failed.
  2. I paid for a new battery after the old one failed.
  3. I borrowed a new battery after the old one failed.
Cevabı göster

I shelled out for a new battery after the old one failed.

They're faster, smaller, silent,

5:48

Daha hızlıdırlar, daha küçüktürler, sessizdirler,

usually use less power,

5:51

genellikle daha az güç kullanırlar,

can take more of a beating, Deyimler

5:52

daha fazla darbeye dayanabilirler,

Deyimler

take more of a beating: daha ağır darbelere veya kullanıma dayanmak

Take a beating gerçek anlamda dayak yemek olabilir, ancak bir nesne için kullanıldığında genellikle sert darbelere, aşınmaya veya kaba kullanıma maruz kalmak demektir. Bu karşılaştırmada can take more of a beating, cihazın daha sert kullanıma kolayca bozulmadan dayanabildiğini belirtir. More of, hasarın veya kaba kullanımın derecesini artırır. Nesne darbeyi yapan değil, hasarı alan taraftır.

Alıştırma

“This rugged phone can take a beating and still work,” cümlesinde take a beating ne anlama gelir?

  1. Sert kullanıma kolayca bozulmadan dayanabilir.
  2. Çalışmaya başlamadan önce kendisine vurulması gerekir.
  3. Bir kavgada birini yenebilir.
Cevabı göster

Sert kullanıma kolayca bozulmadan dayanabilir.

and thanks to modern wear leveling techniques,

5:53

ve modern aşınma dengeleme teknikleri sayesinde,

they last longer too,

5:56

daha uzun süre dayanırlar,

even when reading and writing somewhat frequently.

5:57

oldukça sık okuma ve yazma yapsanız bile.

And you know what else we do somewhat frequently?

6:00

Ve oldukça sık yaptığımız başka ne biliyor musunuz?

We get the best prices and best selection of computer hardware and everything else at Micro Center

6:01

En iyi fiyatları ve bilgisayar donanımı ile diğer her şeyin en iyi seçeneklerini Micro Center'dan alıyoruz

across 25 locations in the US.

6:06

ABD genelinde 25 lokasyonda.

Check out the Micro Center custom PC Builder

6:08

Bütçenize uygun en iyi PC'nizi belirlemek için

to spec out your best PC for your budget. Öbek fiiller

6:10

Micro Center özel PC Oluşturucuya (PC Builder) göz atın.

Öbek fiiller

spec out: ayrıntılı özellikleri belirlemek

Bu cümlede spec out, bir bilgisayarın ayrıntılı özelliklerini ve parçalarını seçip belirlemek anlamına gelir. Spec, specification sözcüğünün kısaltmasıdır; out ise plan tamamlanana kadar ayrıntıların tek tek ele alındığını anlatır. Bir bilgisayarın, makinenin, sistemin veya projenin tam gereksinimleri tasarlanırken ya da planlanırken spec out + nesne yapısını kullanın. Bu ifade, özellikleri yalnızca okumayı değil, onları belirlemeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “ayrıntılı özellikleri seçmek” anlamındaki iki sözcüklü deyimsel fiille tamamlayın: Before ordering the server, we need to ____ a configuration for our workload.

Cevabı göster

spec out

You can ensure all your parts are compatible,

6:12

Tüm parçalarınızın uyumlu olduğundan emin olabilir,

find stock available at your nearest Micro Center location,

6:14

size en yakın Micro Center mağazasındaki mevcut stoğu bulabilir,

add it to your cart,

6:17

sepetinize ekleyebilir,

and arrange for same day in-store pickup.

6:18

ve aynı gün mağazadan teslim alma ayarlayabilirsiniz.

For a fee,

6:20

Bir ücret karşılığında,

check the box marked same day pro assembly

6:21

Micro Center'ın uzman teknisyenlerinin PC'nizi sizin yerinize monte etmesi için

to have the Micro Center expert technicians assemble your PC for you. Dilbilgisi

6:24

aynı gün profesyonel montaj işaretli kutuyu işaretleyin.

Dilbilgisi

have the Micro Center expert technicians assemble: have + kişi + fiilin yalın hâli

Bu cümlede have, birinin bir işi yapmasını ayarlamak anlamına gelir. Müşteri, uzman teknisyenlerin bilgisayarı kurduğu bir hizmeti seçebilir. Yapı have + kişi + fiilin yalın hâli + nesne biçimindedir: have the technicians assemble your PC. Kişiden sonraki fiil yalın hâlde kalır; bu nedenle assemble öncesinde to kullanılmaz.

Alıştırma

Cümleyi install fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: We had an electrician ____ the new lights.

Cevabı göster

install

If you want help deciding what parts to put in your new custom gaming PC,

6:27

Yeni özel oyun bilgisayarınıza hangi parçaları koyacağınıza karar verirken yardıma ihtiyacınız olursa,

join the new online Micro Center community.

6:30

yeni çevrimiçi Micro Center topluluğuna katılın.

This is a great place to discuss tech with other enthusiasts.

6:33

Burası diğer meraklılarla teknoloji tartışmak için harika bir yer.

See the link in the description below

6:36

Ücretsiz bir çift kablosuz Bluetooth kulaklık için

for a free pair of wireless Bluetooth headphones,

6:37

aşağıdaki açıklamadaki bağlantıya bakın,

okay?

6:39

tamam mı?

Valid in-store only,

6:40

Sadece mağazada geçerlidir,

no purchase necessary. Kelime

6:41

satın alma gerekmez.

Kelime

Promosyon kurallarında no purchase necessary

Bu promosyon kuralında no purchase necessary, hiçbir şey satın almadan katılabileceğiniz veya tekliften yararlanabileceğiniz anlamına gelir. Necessary, purchase unsurunun zorunlu olmayan bir koşul olduğunu belirtir. Bu, ilanlarda kullanılan kısaltılmış bir ifadedir. Tam cümle No purchase is necessary olur; ancak tabelalarda ve promosyon koşullarında kısa olmak için is sık sık atılır.

Alıştırma

Promosyon kuralını No purchase is necessary ifadesinin kısa biçimiyle tamamlayın: Enter the school raffle; ____.

Cevabı göster

no purchase necessary

Are you in the middle of a new build

6:43

Yeni bir sistem toplamanın ortasında mısınız

and trying to squeeze every last dollar by going mechanical for your storage? Deyimler

6:44

ve depolama alanınız için mekanik tercih ederek son kuruşunuza kadar sıkıştırmaya mı çalışıyorsunuz?

Deyimler

Squeeze every last dollar: son kuruşa kadar değer elde etmek

Squeeze every last dollar parayla ilgili bir mecazdır. Burada, kısıtlı bir bütçeyi sonuna kadar zorlayıp son dolardan bile değer veya tasarruf elde etmek anlamına gelir; bu cümlede daha ucuz bir mekanik depolama sürücüsü seçilerek yapılır. Every last, dollar sözcüğünü güçlendirir: hiçbirini atlamadan her biri demektir. İfade, yalnızca save money demekten daha güçlü ve canlıdır çünkü en yüksek düzeyde çaba veya baskı anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede squeeze every last dollar ne anlama geliyor? We used coupons to squeeze every last dollar of value from our budget.

  1. Bütçeyi tam olarak bir dolar artırmak
  2. Bütçeden mümkün olduğunca fazla değer elde etmek
  3. Bütçe tükenmeden kullanmayı bırakmak
  4. Bütçeyi mümkün olduğunca hızlı harcamak
Cevabı göster

Bütçeden mümkün olduğunca fazla değer elde etmek

Let us know in the comments below.

6:48

Aşağıdaki yorumlarda bize bildirin.

And if you liked this video,

6:49

Ve eğer bu videoyu beğendiyseniz,

check out our video about drive manufacturers sneaking SMR, Kültür

6:50

sürücü üreticilerinin SMR'yi, yani

shingled magnetic recording,

6:53

kiremitli manyetik kaydı,

into their hard drives without telling consumers.

6:54

tüketicilere söylemeden sabit disklerine gizlice sokmaları hakkındaki videomuza göz atın.

Kültür

SMR: shingled magnetic recording (örtüşmeli manyetik kayıt)

Bu cümlede SMR, hemen ardından gelen shingled magnetic recording ad öbeğiyle açıklanır. Virgüller, kısaltmanın açık biçimini ek tanımlayıcı bilgi olarak ayırır; dolayısıyla burada SMR, bu harflerin başka olası bir anlamını değil, bir depolama teknolojisini belirtir. Örtüşmeli manyetik kayıt, sabit diskteki kayıt izlerini çatı kiremitleri gibi kısmen üst üste gelecek şekilde düzenleme yöntemidir. Bilmediğiniz bir kısaltmayla karşılaştığınızda yakınında onu tanımlayan açık biçimin bulunup bulunmadığına bakın.

Alıştırma

Bu cümlede “SMR”den sonra gelen “shingled magnetic recording” ne işe yarıyor?

  1. Bir sürücü üreticisinin adını verir.
  2. İlgisiz ikinci bir teknolojiyi tanıtır.
  3. Sabit disk bağlamında SMR'nin ne anlama geldiğini açıklar.
Cevabı göster

Sabit disk bağlamında SMR'nin ne anlama geldiğini açıklar.

It's a lot slower and some people say less reliable.

6:57

Çok daha yavaş ve bazıları daha az güvenilir olduğunu söylüyor.