Hızlı Sürüş Müziği | Sürüş - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
243 kelime 176 kel/dk

Video özeti: Badem sütü bulmak için çıkılan telaşlı yolculuk, arabanın kapalı bir dükkâna girmesiyle kaotik bir kovalamacaya dönüşür. Geri sayım, tehlikeli sürüş ve son anda kullanılan uçuş modu kestirmesine rağmen ikili, Agatha’nın perdelere çiş yapmasını engelleyemeyecek kadar geç döner. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. We'll see about that. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu yanıtın yalnızca ileride ne olacağını bekleyip görmek anlamına gelmediğini anlayın. Birinin koyduğu sınıra veya kesin iddiasına karşı “onu göreceğiz” havasında meydan okumak için kullanılabilir; böylece kısa konuşmalardaki itirazı ve başkaldıran tavrı fark edebilirsiniz. 2. You've got 1 minute till — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bir olay gerçekleşmeden önce ne kadar zaman kaldığını söyleyen, yeniden kullanılabilir bir geri sayım kalıbı öğrenin. Süreyi ve olayı değiştirerek son tarihlerde, uyarılarda, yarışlarda veya günlük planlarda aciliyeti doğal biçimde ifade edebilirsiniz. 3. I told you I would. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: would sözcüğünün daha önce belirtilen eylemin yerini alarak fiil öbeğinin tamamını tekrar etmeyi nasıl önlediğini görün. Böylece “bunu yapacağımı söylemiştim” anlamını ve sözü gerçekleşen konuşmacının memnun, biraz da zafer kazanmış tavrını ayırt edebilirsiniz.

Bu derste

Okay.

0:00

Tamam.

Oh no, the shop's closed.

0:04

Olamaz, dükkan kapalı.

We'll see about that. Ton ve niyet

0:05

Onu göreceğiz.

Ton ve niyet

Meydan okuyan bir yanıt olarak We'll see about that

Bu cümlede We'll see about that yalnızca bir şeyi daha sonra kontrol etmek anlamına gelmez. Karşı tarafın koyduğu bir sınırlamaya veya kendinden emin iddiasına karşı çıkar: Konuşan kişi sonucun henüz belli olmadığını ve karşı tarafın yanıldığını kanıtlayabileceğini düşünür. Söyleyiş tonuna göre “O kadar emin olma” veya “Bekle de gör” anlamına gelebilir. Bu kısa gelecek zaman yanıtı, konuşanın bir sonraki adımını açıklamadan karşı tarafın vardığı sonucu reddeder.

Alıştırma

Karşı tarafın iddiasına meydan okuyan bu dersteki ifadeyle yanıtı tamamlayın: You say I can't win? ____.

Cevabı göster

We'll see about that

You're going to ram the shop. Dilbilgisi

0:08

Dükkana toslayacaksın.

Dilbilgisi

going to ram: mevcut belirtilere dayalı tahmin

Burada are going to + ram, şu anda olanlara bakarak çok yakında ortaya çıkacak bir sonucu öngörür. Araç dükkâna doğru ilerlediği için konuşan kişi şiddetli bir çarpışmanın gerçekleşmek üzere olduğu konusunda uyarır; bu, planlanmış bir eylem olarak sunulmaz. Mevcut belirtiler bir sonuca işaret ettiğinde tahminde bulunmak için be going to + fiilin yalın hâlini kullanın. Aynı yapı başka bağlamlarda planları da anlatabilir; hangi anlamın amaçlandığını bağlam gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede be going to mevcut belirtilere dayalı bir tahmin yapmak için kullanılmıştır?

  1. The train leaves at six every morning.
  2. Look at those dark clouds. It's going to rain.
  3. I've decided to visit Sam next month, so I'm going to book a train.
Cevabı göster

Look at those dark clouds. It's going to rain.

Yeah.

0:09

Evet.

You can't do that. Ton ve niyet

0:10

Bunu yapamazsın.

Ton ve niyet

can't do that.: doğrudan yasaklama

Burada can't bir yasak ifade eder: konuşan kişi bir eylemi durduruyor ve bir sınır koyuyor; karşısındaki kişinin bunu yapma yeteneğinin olmadığını söylemiyor. Bu sahnede doğrudan anlamı, bunu yapmasına izin verilmediğidir. Can ve can't yetenek de ifade edebilir, ancak tehlikeli veya kabul edilemez bir davranışı durdururken can't çoğu zaman eylemin yasak olduğunu anlatır. Anlamın yetenek mi yoksa yasak mı olduğunu bağlamdan anlayın.

Alıştırma

Bir kişi tehlikeli bir kumandaya dokunmak üzere. Buradaki You can't do that ne anlama gelir?

  1. Kişinin bunu yapacak fiziksel yeteneği yok
  2. Konuşan kişi daha fazla zaman istiyor
  3. Eyleme izin verilmiyor
Cevabı göster

Eyleme izin verilmiyor

Too late. Ton ve niyet

0:12

Çok geç.

Ton ve niyet

Too late.: kaçırılmış bir fırsat

Too late. bir şeyi durdurmak, değiştirmek veya kullanmak için gerekli fırsatın artık geçtiğini anlatan kısa bir konuşma ifadesidir. Bu sahnede eylem zaten gerçekleşmiştir; bu nedenle yapılan uyarı sonucu değiştiremez. Bu ifade bazen saatin geç olduğunu da anlatabilir, ancak burada asıl fikir saatin geç olması değil, doğru zamanın kaçırılmış olmasıdır. Daha uzun biçimi It's too late to stop it now şeklinde düşünülebilir.

Alıştırma

Tren çoktan hareket etti. “Artık çok geç” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: The train has already left. ____.

Cevabı göster

Too late

We're in the shop.

0:18

Dükkanın içindeyiz.

Quick, grab the almond milk. Kelime

0:19

Çabuk, badem sütünü kap.

Kelime

grab the almond milk: grab ile bir şeyi hızlıca ve gündelik biçimde almak

Bu cümlede grab the almond milk, “badem sütünü hızlıca almak veya gidip getirmek” demektir. Grab, eylemi hızlı ve pratik gösterir; çalmak ya da sertçe kavramak anlamına gelmez. Günlük isteklerde grab + nesne, çoğu zaman zaten yapılan işin bir parçası olarak bir şeyi alıp getirmek, yanına almak veya götürmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız "I'll grab a bottle of water before we leave." diyor. Grab en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Bir şişe suyu çok güçlü biçimde kavramak
  2. Bir şişe suyu hızlıca almak
  3. Bir şişe su çalmak
Cevabı göster

Bir şişe suyu hızlıca almak

Okay.

0:20

Tamam.

And make sure you pay for it. Kalıp ifadeler

0:21

Ve parasını ödediğinden emin ol.

Kalıp ifadeler

make sure you pay for it: make sure + yan cümle

Make sure + yan cümle, “bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını sağlamak” demektir. Burada make sure you pay for it, ödemenin tamamlanması için bir hatırlatmadır ve yalın Pay for it emrine göre sorumluluğu ve kontrol etmeyi daha çok vurgular. Make sure ifadesini kalıplaşmış bir ifade olarak düşünün. Burada ardından özne olan you ve pay for it fiil grubu gelir.

Alıştırma

Hatırlatmayı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ you save the file before closing the program.

Cevabı göster

Make sure

Okay.

0:23

Tamam.

I'll just leave the money on the floor. Ton ve niyet

0:23

Parayı sadece yere bırakacağım.

Ton ve niyet

I'll just leave the money: bir planı basitmiş gibi sunmak

“I'll just leave the money” ifadesindeki just, “az önce” anlamına gelmez. Konuşanın bir sonraki eylemini basit ve fazla çaba gerektirmeyen bir çözüm gibi sunar: “O zaman bunu yapayım.” Kalıp I'll just + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada parayı yere bırakmak normal bir ödeme yöntemi değildir. Konuşanın bu tuhaf planı son derece sıradanmış gibi anlatması, planın garipliğini hafifletir ve mizah yaratır.

Alıştırma

“The bus is full, so I'll just walk home,” cümlesinde just sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Konuşanın yasa gereği eve yürümek zorunda olduğunu söyler.
  2. Eve yürümeyi basit ve büyütülmeyen bir çözüm olarak sunar.
  3. Konuşanın az önce eve yürüdüğünü söyler.
Cevabı göster

Eve yürümeyi basit ve büyütülmeyen bir çözüm olarak sunar.

It's the guy who owns the shop. Dilbilgisi

0:26

O, dükkanın sahibi olan adam.

Dilbilgisi

the guy who owns the shop: who ile bir kişiyi belirtmek

the guy who owns the shop ifadesinin tamamı tek bir kişiyi belirtir. who owns the shop, konuşanın hangi guy kişisini kastettiğini açıklayan belirleyici bir ilgi cümleciğidir. Who, the guy ifadesine gönderme yapar ve owns fiilinin öznesidir. Kişiyi belirleyen bilgiyi isme bağlar; bir soru başlatmaz.

Alıştırma

Boşluğu doldurarak bilgileri who ile birleştirin: Maya is the coach ____ leads the morning class.

Cevabı göster

who

And he doesn't look happy. Kalıp ifadeler

0:27

Ve pek mutlu görünmüyor.

Kalıp ifadeler

doesn't look happy ifadesinde look + sıfat

doesn't look happy ifadesinde look, ardından happy sıfatı gelen bir bağlayıcı fiildir. Konuşan kişi onun ruh hâlini yüzünden veya dış görünüşünden çıkarır; bu nedenle ifade onun mutsuz göründüğü anlamına gelir. Bir şeye gözlerini çevirme eylemini anlatmaz. Görünüşten anlaşılan bir durumu anlatmak için özne + look/looks + sıfat yapısını kullanın. Yapı özneye, zamana veya olumsuzluğa göre değişir: She looks tired; they didn't look ready.

Alıştırma

Görünüşü anlatan şimdiki zaman cümlesini look fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia ____ tired after the race.

Cevabı göster

looks

Yeah, cuz you drove your car into his shop. Notlar

0:29

Evet, çünkü arabayı dükkanına sürdün.

Kelime

because kelimesinin samimi yazımı cuz

Bu altyazıda cuz, because anlamına gelir ve önceki yorumun nedenini açıklar. Konuşmadaki kısaltılmış ve gündelik söyleyişi yansıtan standart dışı bir yazımdır; neden bildiren anlamı because ile aynıdır.

Alıştırma

Resmî bir raporda “çünkü” anlamını vermek için normalde hangi yazım kullanılmalıdır?

  1. cuz
  2. coz
  3. because
Cevabı göster

because

Kalıp ifadeler

drove your car into his shop: drive X into Y yapısı

Drive + araç + into + yer yapısı, aracı dışarıdan o yerin içine sürmek anlamına gelir. Into hem hareketin yönünü hem de içeri girme sonucunu belirtir. Bu cümlede dükkân normal bir park yeri değildir. Bu nedenle drove your car into his shop, arabanın yalnızca dükkânın yakınında sürüldüğünü değil, dükkâna çarpıp içeri girdiğini anlatır. Aynı yapı normal bir girişi de çarpışmayı da anlatabilir; doğru anlamı hedef ve bağlam belirler.

Alıştırma

Drive X into Y yapısını tamamlayın: After the doors opened, he drove the truck ____ the warehouse.

Cevabı göster

into

Cuz Agatha's going to pee on my curtains.

0:31

Çünkü Agatha perdelerime çişini yapacak.

He's coming.

0:34

Geliyor.

Get in the car.

0:35

Arabaya bin.

Get in the car.

0:35

Arabaya bin.

I think you need to have a chat with Agatha when all this is over. Notlar

0:37

Sanırım her şey bittiğinde Agatha ile biraz konuşman gerekecek.

Kalıp ifadeler

need to have a chat with: gerekli bir konuşma

Have a chat with someone, o kişiyle konuşmak anlamına gelir. Chat rahat ve gündelik bir sohbet gibi gelebilir; ancak need to have a chat with, özellikle ilgilenilmesi gereken bir sorun olduğunda gerekli bir konuşmanın yapılması gerektiğini sık sık belirtir. I think öneriyi yumuşatırken need to gereklilik anlamını korur. Burada konuşmacı, mevcut durum bittikten sonra ciddi bir konuşma yapılmasını önerir; yalnızca dostça sohbet etmeye davet etmez.

Alıştırma

Biriyle konuşmanın gerekli olduğunu belirten dersteki tam ifadeyle tamamlayın: You ____ your teammate about the missed practices.

Cevabı göster

need to have a chat with

Dilbilgisi

when all this is over: gelecek zaman için simple present

when all this is over ifadesinde when, gelecekteki bir zamana, yani mevcut durum sona erdikten sonraki ana işaret eden bir zaman yan cümlesi başlatır. İngilizcede gelecek anlamlı zaman yan cümlelerinde genellikle simple present kullanılır; bu yüzden burada will be over değil, is over doğrudur. Ana cümle eylemi ya da sonucu verir; when yan cümlesi de bunun ne zaman olacağını gösterir. Aynı kalıp after, before ve as soon as gibi zaman bağlaçlarından sonra da görülür.

Alıştırma

Cümleyi be over ifadesinin simple present biçimiyle tamamlayın: I'll call you when the meeting ____.

Cevabı göster

is over

Floor it. Deyimler

0:42

Gaza bas!

Deyimler

Floor it: gaz pedalına sonuna kadar basmak

Floor it, gaz pedalına sonuna kadar basıp aracı olabildiğince hızlı biçimde hızlandırmak anlamına gelen, araç kullanmayla ilgili samimi bir deyimdir. Burada floor fiil olarak kullanılır: pedal aracın tabanına doğru itilir. Floor sözcüğü burada taban anlamındaki isim hâliyle kelimesi kelimesine kullanılmaz.

Alıştırma

Bir sürüş sahnesinde Floor it! sürücüye ne yapmasını söyler?

  1. Aracı durdurup motoru kapatmak.
  2. Bir şeyi yere koymak.
  3. Gaz pedalına sonuna kadar basıp hızlanmak.
Cevabı göster

Gaz pedalına sonuna kadar basıp hızlanmak.

He's chasing us.

0:45

Bizi kovalıyor.

You have to lose him. Kelime

0:46

İzini kaybettirmelisin.

Kelime

lose him: takipçiyi atlatmak

Bir kovalamaca bağlamında lose someone, takip eden kişinin artık seni izleyemeyeceği veya bulamayacağı şekilde uzaklaşmak demektir. Burada lose him, yerinin bilinmediğini söylemek yerine onları kovalayan adamı atlatma talimatıdır. Lose fiilinin nesnesi kaçan kişi değil, kaçılarak atlatılmak istenen takipçidir.

Alıştırma

Bir araba kovalamacasında We finally lost them ne anlama gelir?

  1. Bizi yendiler.
  2. Kim olduklarını hatırlayamıyoruz.
  3. Artık bizi takip edemezler.
Cevabı göster

Artık bizi takip edemezler.

You've got 1 minute till Agatha pees on your curtains. Kalıp ifadeler

0:47

Agatha'nın perdelerine çiş yapmasına 1 dakikan kaldı.

Kalıp ifadeler

You've got 1 minute till ...: konuşma dilinde geri sayım

You've got + süre + till + olay kalıbı, olay gerçekleşmeden önce ne kadar zaman kaldığını belirtir. Burada You've got, You have anlamındadır; till ise geri sayımın bitiş noktasını tanıtır. Bu kalıp, zamanı dinleyicinin elinde kalan sınırlı bir miktar olarak sunduğu için çoğu zaman aciliyet hissi verir. Şimdiden olaya kadar olan aralığı belirtir; olayın ne kadar sürdüğünü belirtmez.

Alıştırma

Kütüphanenin on dakika sonra kapanacağını belirtmek için You've got + time + till hedef kalıbını kullanın: ____ the library closes.

Cevabı göster

You've got ten minutes till

Put some fast driving music on. Öbek fiiller

0:51

Hızlı bir sürüş müziği aç.

Öbek fiiller

Put some fast driving music on: ayrılabilen put on

Burada put some fast driving music on, bu tür bir müziği çalmaya başlamak anlamına gelir. some fast driving music isim öbeğinin tamamı put ile on arasındadır; müzik fiziksel olarak bir yüzeyin üzerine konmuyor. Bu anlamda put on ayrılabilir. Bir isim öbeği ortaya veya on'dan sonra gelebilir: Put some music on ve Put on some music doğal kullanımlardır. Zamir ise ortaya gelmelidir: Put it on denir, Put on it denmez.

Alıştırma

it zamirini put on ile kullanın: This album sounds great. Put ____.

Cevabı göster

it on

Good idea.

0:53

İyi fikir.

Robot Nation.

0:57

Robot Nation.

Ah! Baby ducks.

0:58

Ah! Yavru ördekler.

We dodged the ducks. Kelime

1:01

Ördeklerden kaçtık.

Kelime

dodged the ducks: onlardan kaçınmak için hızla yön değiştirmek

Burada dodged, ördeklere çarpmamak için yeterince hızlı hareket etmek veya yön değiştirmek anlamına gelir. Yalnızca onları görmeyi ya da yavaşlamayı değil, başarılı bir kaçınma manevrasını anlatır. Dodge, bir soru veya sorumluluk gibi soyut şeyler için de kullanılabilir. Bu soyut kullanımda genellikle bilinçli bir kaçınma anlamı taşır; bu cümlede ise fiziksel anlamdadır.

Alıştırma

Bir top Leo'ya doğru uçtu ve Leo tam zamanında yana çekildi. Olanları en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Leo dodged the ball.
  2. Leo dropped the ball.
  3. Leo caught the ball.
Cevabı göster

Leo dodged the ball.

But you're on two wheels. Kelime

1:03

Ama iki tekerlek üzerindesin.

Kelime

on two wheels: iki tekerleğinin üzerine eğilmiş dört tekerlekli araç

Bu sahnede on two wheels, dört tekerlekli bir aracın aynı taraftaki yalnızca iki tekerleği yola değecek kadar eğilmesini anlatır. Bu geçici ve tehlikeli bir konumdur; aracın normal tasarımı değildir. On edatı, o anda aracı neyin desteklediğini gösterir. Aynı ifade başka bağlamlarda bisikletle veya motosikletle yolculuk etmeyi gerçek anlamıyla anlatabilir. Bu nedenle anlamı araç türü ve sahne belirler.

Alıştırma

Dört tekerlekli bir minibüs keskin bir virajdan sonra on two wheels durumunda. Bu ne anlama gelir?

  1. Minibüs eğilmiş ve yalnızca iki tekerleği yola değiyor.
  2. Dört tekerleğin tamamı yoldan kesilmiş.
  3. Minibüs iki tekerlekli bir araca dönüştürülmüş.
Cevabı göster

Minibüs eğilmiş ve yalnızca iki tekerleği yola değiyor.

Lean over! Lean over! Öbek fiiller

1:05

Eğil! Eğil!

Öbek fiiller

Lean over!: üst bedenini öne veya yana eğ

Lean over!, üst bedeni dik konumdan genellikle öne veya bir yana doğru hareket ettirmeyi isteyen doğrudan bir talimattır. Buradaki amaç, vücut ağırlığını kaydırıp dengenin yeniden kurulmasına yardımcı olmaktır. Over, lean over öbek fiilinin bir parçasıdır ve mevcut konumdan bükülme veya eğilme anlamı katar. Burada "bitmiş" anlamındaki over sıfatı değildir. Kesin yön durumdan anlaşılır veya to the left, to the right ya da toward me gibi ifadelerle belirtilir.

Alıştırma

Hangi talimat birine üst bedenini sola eğmesini doğal biçimde söyler?

  1. Lean over to the left.
  2. Look over to the left.
  3. Turn the left over.
Cevabı göster

Lean over to the left.

He's still following us. Dilbilgisi

1:08

Hâlâ bizi takip ediyor.

Dilbilgisi

still following us: henüz durmamış bir eylem

“is still following” ifadesinde still, be fiilinden sonra ve -ing alan fiilden önce gelir. Takip etme eyleminin daha önce başladığını ve henüz durmadığını anlatır; still burada “hareketsiz” anlamına gelmez. Bu yapı, konuşan kişi eylemin biteceğini düşündüğü için şaşkınlık, endişe veya sabırsızlık da aktarabilir.

Alıştırma

Cümleyi still ve follow fiilinin present continuous biçimiyle tamamlayın: We left the park ten minutes ago, but the dog is ____ us.

Cevabı göster

still following

Spray some milk on his windscreen! Notlar

1:10

Ön camına biraz süt sık!

Kalıp ifadeler

spray X on Y: bir maddeyi bir yüzeye püskürtmek

“Spray X on Y”, “X’i küçük damlacıklar hâlinde püskürtüp Y’nin üzerine düşmesini sağlamak” demektir. Bu cümlede some milk X, his windscreen ise Y’dir. on edatı hedef yüzeyi gösterir. Bu söz diziminde on korunur: spray + madde + on + yüzey.

Alıştırma

spray X on Y kalıbını hedef yüzeyi gösteren edatla tamamlayın: Spray some water ____ the leaves.

Cevabı göster

on

Kelime

windscreen: bir arabanın ön camı için Britanya İngilizcesindeki terim

windscreen, bir arabanın sürücünün yola baktığı ön camını ifade eder. Bu cümlede süt püskürtülen araba camını anlatır; genel bir ekranı veya perdeyi anlatmaz. Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygın terimdir; Amerikan İngilizcesinde aynı parça için genellikle windshield kullanılır. Fark bölgesel kullanımdadır; parça aynıdır.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde bir arabanın ön camı için hangi kelime yaygın olarak kullanılır?

  1. side window
  2. windshield
  3. windscreen
Cevabı göster

windscreen

But that's for Agatha. Kelime

1:12

Ama bu Agatha için.

Kelime

that's for Agatha.: bir şeyin kimin için olduğunu belirtmek

Burada that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır ve daha önce söz edilen sütü ifade eder. be for + kişi yapısı, bir şeyin o kişiye yönelik olduğunu, onun için ayrıldığını veya onun kullanımı için hazırlandığını gösterir. Bu nedenle that's for Agatha, sütün Agatha'ya ayrıldığı anlamına gelir. Buradaki for, nedeni değil, amaçlanan alıcıyı belirtir.

Alıştırma

Bir kutunun üzerinde Nora için olduğu yazıyor. Kutuya kimin sahip olması gerektiğini doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The box is beside Nora.
  2. The box came from Nora.
  3. The box is for Nora.
Cevabı göster

The box is for Nora.

Oh, man.

1:13

Ah, dostum.

Is she really going to pee on your curtains?

1:14

O gerçekten senin perdelerine çişini mi yapacak?

Oh, she'll do it all right. Deyimler

1:16

Oh, hem de kesinlikle yapacak.

Deyimler

Cümle sonundaki all right: she'll do it all right

Bu bağlamda, she'll do it all right cümlesinin sonundaki all right konuşanın kesinliğini güçlendirir: o bunu kesinlikle yapacaktır. Bu ifade, işi ne kadar iyi veya doğru yapacağını anlatmaz. Cümle sonundaki bu kalıp, genellikle bir şüpheye cevap verirken veya kesin bir tahminde bulunurken olayın gerçekten gerçekleşeceğini doğrular.

Alıştırma

Bu cümlenin anlamını seçin: She'll finish the job all right.

  1. O işi doğru biçimde bitirecek.
  2. O işi kesinlikle bitirecek.
  3. Onun işi bitirmesine izin veriliyor.
Cevabı göster

O işi kesinlikle bitirecek.

Okay, just leave enough for a cup of tea. Kalıp ifadeler

1:18

Tamam, sadece bir fincan çaya yetecek kadar bırak.

Kalıp ifadeler

leave enough for a cup of tea: bir amaç için yeterli miktarı bırakmak

Leave enough for X, bir şeyin tamamını kullanmayıp X için gerekli miktarı bırakmak demektir. Hangi kaynaktan söz edildiği bağlamdan zaten belliyse enough tek başına kullanılabilir. Burada for a cup of tea, gerekli miktarı belirleyen amacı gösterir. Bir şeyi çay fincanının içine bırakmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi leave ve derste öğrendiğiniz, ihtiyaç duyulan miktar anlamındaki miktar sözcüğüyle tamamlayın: We still need juice for Leo, so please ____ for him.

Cevabı göster

leave enough

Okay.

1:20

Tamam.

He's stopping.

1:22

Duruyor.

Good one, Bluey. Ton ve niyet

1:23

Aferin, Bluey.

Ton ve niyet

Kısa ve samimi bir övgü olarak Good one

Good one, birinin az önce söylediği veya yaptığı bir şeyi övmek için kullanılan kısa ve samimi bir ifadedir. Burada konuşan kişi, başarılı bir hareket yaptığı için Bluey’yi kutluyor. One, övülen fikri, cevabı, şakayı, hamleyi veya davranışı genel olarak temsil eder. İfade, iyi bir nesneyi tarif etmez; doğal anlamı Well done veya Nice move ifadelerine yakındır.

Alıştırma

Arkadaşınız bir bulmacayı akıllıca bir hamleyle çözdü. Onu övmek için hangi kısa ve samimi karşılığı kullanabilirsiniz?

  1. Good one!
  2. That is one thing.
  3. Is it number one?
Cevabı göster

Good one!

Quick, you've got 30 seconds.

1:25

Çabuk, 30 saniyen var.

Oh, no.

1:27

Ah, hayır.

Look.

1:28

Bak.

A traffic jam. Kelime

1:28

Bir trafik sıkışıklığı.

Kelime

traffic jam: trafik sıkışıklığı için kalıplaşmış ifade

Traffic jam, yol kalabalık veya tıkalı olduğu için çok yavaş ilerleyen ya da durmuş bir araç sırasını veya yoğunluğunu ifade eden kalıplaşmış bir birleşik isimdir. Sayılabilir olduğu için a traffic jam bu sorunun tek bir örneğini belirtir. Bu ifadede jam, yiyecek olan reçel değil, tıkanıklık veya sıkışıklık anlamındadır. Kısa A traffic jam. cümlesi yoldaki sorunun adını koyar.

Alıştırma

Yol trafiğindeki sıkışıklık anlamına gelen kalıplaşmış birleşik ismi tamamlayın: We were late because of a traffic ____.

Cevabı göster

jam

Don't worry.

1:30

Endişelenme.

Flight mode.

1:31

Uçuş modu.

You've had flight mode this whole time? Kalıp ifadeler

1:35

Bunca zamandır uçuş modun mu vardı?

Kalıp ifadeler

this whole time: önceden şimdiye kadarki sürenin tamamında

this whole time, “daha önceki bir noktadan şimdiye ya da ilgili fark etme anına kadar geçen sürenin tamamı boyunca” demektir. Bu soruda şaşkınlık ve biraz da sitem katar: uçuş modu o süre boyunca kullanılabilmiştir, ancak konuşan kişi bunu şimdi öğrenmiştir. Bir durumun bütün süre boyunca doğru olduğunu geç fark ettiğinizde bu ifadeyi kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“My phone was under the notebook this whole time!” cümlesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bilinmeyen bir zamanda bir kez oraya kondu.
  2. Bütün gün orada kalacak.
  3. Arama boyunca oradaydı ve konuşan kişi bunu şimdi fark etti.
Cevabı göster

Arama boyunca oradaydı ve konuşan kişi bunu şimdi fark etti.

Yeah.

1:37

Evet.

Hello down there. Kalıp ifadeler

1:39

Aşağıdakilere merhaba.

Kalıp ifadeler

down there: konuşandan daha aşağıda ve uzakta bir yer

Down there yön ve mesafeyi birleştirir: down daha aşağıdaki bir konumu, there ise konuşan kişiden uzaktaki bir yeri gösterir. Hello down there. cümlesinde konuşan kişi, selam verdiği kişilerin üzerindedir. İfade fiziksel bir konumu anlatır; üzgün hissetmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir balkondasınız ve arkadaşınız sizden uzakta, aşağıdaki sokakta. “Aşağıdaki o yerde” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle selamlamayı tamamlayın: Hello ____.

Cevabı göster

down there

The alarm.

1:40

Alarm.

We're out of time. Kalıp ifadeler

1:41

Vaktimiz kalmadı.

Kalıp ifadeler

out of time: zaman kalmadı

We're out of time cümlesindeki out of time, kullanılabilecek hiç zaman kalmadığı anlamına gelir. Konuşan kişi etkinliğin artık durması veya bir sonraki aşamaya geçmesi gerektiğini söylüyordur; bu ifade fiziksel olarak “zamanın dışında” olmayı anlatmaz. be out of + kaynak yapısı, bir kaynağın tükendiğini belirtebilir. Örneğin be out of milk veya be out of money denebilir. Buradaki kaynak kullanılabilir zamandır.

Alıştırma

“Hiç zaman kalmadı” anlamındaki out of + isim ifadesiyle tamamlayın: The timer has reached zero, so we're ____.

Cevabı göster

out of time

Whoa, and land.

1:44

Vay, ve iniş.

Hurry.

1:45

Acele et.

Seat belts.

1:47

Emniyet kemerleri!

Unclip. Agatha, we're back. Kalıp ifadeler

1:48

Çıkar. Agatha, biz döndük.

Kalıp ifadeler

we're back: geri dönüşü duyurmak

We're back, konuşan kişinin ve diğer insanların daha önce bulundukları bir yere veya etkinliğe döndüğünü belirten kısa bir duyurudur. Buradaki back “geri dönmüş” anlamındadır; vücudun bir bölümünü belirten isim değildir. Aynı ifade, bir programın, toplantının veya görüşmenin aradan sonra yeniden başladığını dinleyicilere bildirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

back kullanan ve “geri döndük” anlamına gelen iki kelimelik duyuruyla tamamlayın: After the short break, ____.

Cevabı göster

we're back

We

1:51

Biz

Woah, no.

1:51

Vay canına, olamaz.

What?

1:53

Ne oldu?

She peed on my curtains.

1:54

Perdelerime çişini yaptı.

I told you I would. Dilbilgisi

1:56

Sana yapacağımı söylemiştim.

Dilbilgisi

I told you I would: would ile daha önce geçen eylemin yerine geçmek

Burada would, konuşmada daha önce sözü edilen fiil öbeğinin yerini alan yardımcı fiildir; böylece konuşan kişi aynı eylemi tekrar etmez. I told you I would, konuşanın söz konusu eylemi yapacağını daha önce söylediği anlamına gelir. Cümlenin would ile bitmesi dil bilgisi açısından doğrudur; bir hata değildir. Daha önce bildirilen eylem artık gerçekleştiği için cümle, “Bak, yapacağımı söylemiştim” benzeri vurgulu ve kendinden memnun bir tavır da taşıyabilir. Would sözcüğünün hangi eylemin yerini aldığı bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: Maya promised to bring the map, and she said she would. would sözcüğünden sonra hangi eylem kastedilmektedir?

  1. say the words again
  2. make a promise
  3. bring the map
Cevabı göster

bring the map