Hızlı Sürüş Müziği | Sürüş - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Badem sütü bulmak için çıkılan telaşlı yolculuk, arabanın kapalı bir dükkâna girmesiyle kaotik bir kovalamacaya dönüşür. Geri sayım, tehlikeli sürüş ve son anda kullanılan uçuş modu kestirmesine rağmen ikili, Agatha’nın perdelere çiş yapmasını engelleyemeyecek kadar geç döner. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. We'll see about that. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bu yanıtın yalnızca ileride ne olacağını bekleyip görmek anlamına gelmediğini anlayın. Birinin koyduğu sınıra veya kesin iddiasına karşı “onu göreceğiz” havasında meydan okumak için kullanılabilir; böylece kısa konuşmalardaki itirazı ve başkaldıran tavrı fark edebilirsiniz. 2. You've got 1 minute till — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Bir olay gerçekleşmeden önce ne kadar zaman kaldığını söyleyen, yeniden kullanılabilir bir geri sayım kalıbı öğrenin. Süreyi ve olayı değiştirerek son tarihlerde, uyarılarda, yarışlarda veya günlük planlarda aciliyeti doğal biçimde ifade edebilirsiniz. 3. I told you I would. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: would sözcüğünün daha önce belirtilen eylemin yerini alarak fiil öbeğinin tamamını tekrar etmeyi nasıl önlediğini görün. Böylece “bunu yapacağımı söylemiştim” anlamını ve sözü gerçekleşen konuşmacının memnun, biraz da zafer kazanmış tavrını ayırt edebilirsiniz.
Bu derste
Meydan okuyan bir yanıt olarak We'll see about that
Bu cümlede We'll see about that yalnızca bir şeyi daha sonra kontrol etmek anlamına gelmez. Karşı tarafın koyduğu bir sınırlamaya veya kendinden emin iddiasına karşı çıkar: Konuşan kişi sonucun henüz belli olmadığını ve karşı tarafın yanıldığını kanıtlayabileceğini düşünür. Söyleyiş tonuna göre “O kadar emin olma” veya “Bekle de gör” anlamına gelebilir. Bu kısa gelecek zaman yanıtı, konuşanın bir sonraki adımını açıklamadan karşı tarafın vardığı sonucu reddeder.
Alıştırma
Karşı tarafın iddiasına meydan okuyan bu dersteki ifadeyle yanıtı tamamlayın: You say I can't win? ____.
Cevabı göster
We'll see about that
going to ram: mevcut belirtilere dayalı tahmin
Burada are going to + ram, şu anda olanlara bakarak çok yakında ortaya çıkacak bir sonucu öngörür. Araç dükkâna doğru ilerlediği için konuşan kişi şiddetli bir çarpışmanın gerçekleşmek üzere olduğu konusunda uyarır; bu, planlanmış bir eylem olarak sunulmaz. Mevcut belirtiler bir sonuca işaret ettiğinde tahminde bulunmak için be going to + fiilin yalın hâlini kullanın. Aynı yapı başka bağlamlarda planları da anlatabilir; hangi anlamın amaçlandığını bağlam gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede be going to mevcut belirtilere dayalı bir tahmin yapmak için kullanılmıştır?
- The train leaves at six every morning.
- Look at those dark clouds. It's going to rain.
- I've decided to visit Sam next month, so I'm going to book a train.
Cevabı göster
Look at those dark clouds. It's going to rain.
can't do that.: doğrudan yasaklama
Burada can't bir yasak ifade eder: konuşan kişi bir eylemi durduruyor ve bir sınır koyuyor; karşısındaki kişinin bunu yapma yeteneğinin olmadığını söylemiyor. Bu sahnede doğrudan anlamı, bunu yapmasına izin verilmediğidir. Can ve can't yetenek de ifade edebilir, ancak tehlikeli veya kabul edilemez bir davranışı durdururken can't çoğu zaman eylemin yasak olduğunu anlatır. Anlamın yetenek mi yoksa yasak mı olduğunu bağlamdan anlayın.
Alıştırma
Bir kişi tehlikeli bir kumandaya dokunmak üzere. Buradaki You can't do that ne anlama gelir?
- Kişinin bunu yapacak fiziksel yeteneği yok
- Konuşan kişi daha fazla zaman istiyor
- Eyleme izin verilmiyor
Cevabı göster
Eyleme izin verilmiyor
Too late.: kaçırılmış bir fırsat
Too late. bir şeyi durdurmak, değiştirmek veya kullanmak için gerekli fırsatın artık geçtiğini anlatan kısa bir konuşma ifadesidir. Bu sahnede eylem zaten gerçekleşmiştir; bu nedenle yapılan uyarı sonucu değiştiremez. Bu ifade bazen saatin geç olduğunu da anlatabilir, ancak burada asıl fikir saatin geç olması değil, doğru zamanın kaçırılmış olmasıdır. Daha uzun biçimi It's too late to stop it now şeklinde düşünülebilir.
Alıştırma
Tren çoktan hareket etti. “Artık çok geç” anlamındaki ifadeyi tamamlayın: The train has already left. ____.
Cevabı göster
Too late
grab the almond milk: grab ile bir şeyi hızlıca ve gündelik biçimde almak
Bu cümlede grab the almond milk, “badem sütünü hızlıca almak veya gidip getirmek” demektir. Grab, eylemi hızlı ve pratik gösterir; çalmak ya da sertçe kavramak anlamına gelmez. Günlük isteklerde grab + nesne, çoğu zaman zaten yapılan işin bir parçası olarak bir şeyi alıp getirmek, yanına almak veya götürmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "I'll grab a bottle of water before we leave." diyor. Grab en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bir şişe suyu çok güçlü biçimde kavramak
- Bir şişe suyu hızlıca almak
- Bir şişe su çalmak
Cevabı göster
Bir şişe suyu hızlıca almak
make sure you pay for it: make sure + yan cümle
Make sure + yan cümle, “bir şeyin gerçekleşmesini veya yapılmasını sağlamak” demektir. Burada make sure you pay for it, ödemenin tamamlanması için bir hatırlatmadır ve yalın Pay for it emrine göre sorumluluğu ve kontrol etmeyi daha çok vurgular. Make sure ifadesini kalıplaşmış bir ifade olarak düşünün. Burada ardından özne olan you ve pay for it fiil grubu gelir.
Alıştırma
Hatırlatmayı hedef ifadeyle tamamlayın: ____ you save the file before closing the program.
Cevabı göster
Make sure
I'll just leave the money: bir planı basitmiş gibi sunmak
“I'll just leave the money” ifadesindeki just, “az önce” anlamına gelmez. Konuşanın bir sonraki eylemini basit ve fazla çaba gerektirmeyen bir çözüm gibi sunar: “O zaman bunu yapayım.” Kalıp I'll just + fiilin yalın hâli şeklindedir. Burada parayı yere bırakmak normal bir ödeme yöntemi değildir. Konuşanın bu tuhaf planı son derece sıradanmış gibi anlatması, planın garipliğini hafifletir ve mizah yaratır.
Alıştırma
“The bus is full, so I'll just walk home,” cümlesinde just sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Konuşanın yasa gereği eve yürümek zorunda olduğunu söyler.
- Eve yürümeyi basit ve büyütülmeyen bir çözüm olarak sunar.
- Konuşanın az önce eve yürüdüğünü söyler.
Cevabı göster
Eve yürümeyi basit ve büyütülmeyen bir çözüm olarak sunar.
the guy who owns the shop: who ile bir kişiyi belirtmek
the guy who owns the shop ifadesinin tamamı tek bir kişiyi belirtir. who owns the shop, konuşanın hangi guy kişisini kastettiğini açıklayan belirleyici bir ilgi cümleciğidir. Who, the guy ifadesine gönderme yapar ve owns fiilinin öznesidir. Kişiyi belirleyen bilgiyi isme bağlar; bir soru başlatmaz.
Alıştırma
Boşluğu doldurarak bilgileri who ile birleştirin: Maya is the coach ____ leads the morning class.
Cevabı göster
who
doesn't look happy ifadesinde look + sıfat
doesn't look happy ifadesinde look, ardından happy sıfatı gelen bir bağlayıcı fiildir. Konuşan kişi onun ruh hâlini yüzünden veya dış görünüşünden çıkarır; bu nedenle ifade onun mutsuz göründüğü anlamına gelir. Bir şeye gözlerini çevirme eylemini anlatmaz. Görünüşten anlaşılan bir durumu anlatmak için özne + look/looks + sıfat yapısını kullanın. Yapı özneye, zamana veya olumsuzluğa göre değişir: She looks tired; they didn't look ready.
Alıştırma
Görünüşü anlatan şimdiki zaman cümlesini look fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia ____ tired after the race.
Cevabı göster
looks
because kelimesinin samimi yazımı cuz
Bu altyazıda cuz, because anlamına gelir ve önceki yorumun nedenini açıklar. Konuşmadaki kısaltılmış ve gündelik söyleyişi yansıtan standart dışı bir yazımdır; neden bildiren anlamı because ile aynıdır.
Alıştırma
Resmî bir raporda “çünkü” anlamını vermek için normalde hangi yazım kullanılmalıdır?
- cuz
- coz
- because
Cevabı göster
because
drove your car into his shop: drive X into Y yapısı
Drive + araç + into + yer yapısı, aracı dışarıdan o yerin içine sürmek anlamına gelir. Into hem hareketin yönünü hem de içeri girme sonucunu belirtir. Bu cümlede dükkân normal bir park yeri değildir. Bu nedenle drove your car into his shop, arabanın yalnızca dükkânın yakınında sürüldüğünü değil, dükkâna çarpıp içeri girdiğini anlatır. Aynı yapı normal bir girişi de çarpışmayı da anlatabilir; doğru anlamı hedef ve bağlam belirler.
Alıştırma
Drive X into Y yapısını tamamlayın: After the doors opened, he drove the truck ____ the warehouse.
Cevabı göster
into
I think you need to have a chat with Agatha when all this is over. Notlar
0:37Sanırım her şey bittiğinde Agatha ile biraz konuşman gerekecek.
need to have a chat with: gerekli bir konuşma
Have a chat with someone, o kişiyle konuşmak anlamına gelir. Chat rahat ve gündelik bir sohbet gibi gelebilir; ancak need to have a chat with, özellikle ilgilenilmesi gereken bir sorun olduğunda gerekli bir konuşmanın yapılması gerektiğini sık sık belirtir. I think öneriyi yumuşatırken need to gereklilik anlamını korur. Burada konuşmacı, mevcut durum bittikten sonra ciddi bir konuşma yapılmasını önerir; yalnızca dostça sohbet etmeye davet etmez.
Alıştırma
Biriyle konuşmanın gerekli olduğunu belirten dersteki tam ifadeyle tamamlayın: You ____ your teammate about the missed practices.
Cevabı göster
need to have a chat with
when all this is over: gelecek zaman için simple present
when all this is over ifadesinde when, gelecekteki bir zamana, yani mevcut durum sona erdikten sonraki ana işaret eden bir zaman yan cümlesi başlatır. İngilizcede gelecek anlamlı zaman yan cümlelerinde genellikle simple present kullanılır; bu yüzden burada will be over değil, is over doğrudur. Ana cümle eylemi ya da sonucu verir; when yan cümlesi de bunun ne zaman olacağını gösterir. Aynı kalıp after, before ve as soon as gibi zaman bağlaçlarından sonra da görülür.
Alıştırma
Cümleyi be over ifadesinin simple present biçimiyle tamamlayın: I'll call you when the meeting ____.
Cevabı göster
is over
Floor it: gaz pedalına sonuna kadar basmak
Floor it, gaz pedalına sonuna kadar basıp aracı olabildiğince hızlı biçimde hızlandırmak anlamına gelen, araç kullanmayla ilgili samimi bir deyimdir. Burada floor fiil olarak kullanılır: pedal aracın tabanına doğru itilir. Floor sözcüğü burada taban anlamındaki isim hâliyle kelimesi kelimesine kullanılmaz.
Alıştırma
Bir sürüş sahnesinde Floor it! sürücüye ne yapmasını söyler?
- Aracı durdurup motoru kapatmak.
- Bir şeyi yere koymak.
- Gaz pedalına sonuna kadar basıp hızlanmak.
Cevabı göster
Gaz pedalına sonuna kadar basıp hızlanmak.
lose him: takipçiyi atlatmak
Bir kovalamaca bağlamında lose someone, takip eden kişinin artık seni izleyemeyeceği veya bulamayacağı şekilde uzaklaşmak demektir. Burada lose him, yerinin bilinmediğini söylemek yerine onları kovalayan adamı atlatma talimatıdır. Lose fiilinin nesnesi kaçan kişi değil, kaçılarak atlatılmak istenen takipçidir.
Alıştırma
Bir araba kovalamacasında We finally lost them ne anlama gelir?
- Bizi yendiler.
- Kim olduklarını hatırlayamıyoruz.
- Artık bizi takip edemezler.
Cevabı göster
Artık bizi takip edemezler.
You've got 1 minute till Agatha pees on your curtains. Kalıp ifadeler
0:47Agatha'nın perdelerine çiş yapmasına 1 dakikan kaldı.
You've got 1 minute till ...: konuşma dilinde geri sayım
You've got + süre + till + olay kalıbı, olay gerçekleşmeden önce ne kadar zaman kaldığını belirtir. Burada You've got, You have anlamındadır; till ise geri sayımın bitiş noktasını tanıtır. Bu kalıp, zamanı dinleyicinin elinde kalan sınırlı bir miktar olarak sunduğu için çoğu zaman aciliyet hissi verir. Şimdiden olaya kadar olan aralığı belirtir; olayın ne kadar sürdüğünü belirtmez.
Alıştırma
Kütüphanenin on dakika sonra kapanacağını belirtmek için You've got + time + till hedef kalıbını kullanın: ____ the library closes.
Cevabı göster
You've got ten minutes till
Put some fast driving music on: ayrılabilen put on
Burada put some fast driving music on, bu tür bir müziği çalmaya başlamak anlamına gelir. some fast driving music isim öbeğinin tamamı put ile on arasındadır; müzik fiziksel olarak bir yüzeyin üzerine konmuyor. Bu anlamda put on ayrılabilir. Bir isim öbeği ortaya veya on'dan sonra gelebilir: Put some music on ve Put on some music doğal kullanımlardır. Zamir ise ortaya gelmelidir: Put it on denir, Put on it denmez.
Alıştırma
it zamirini put on ile kullanın: This album sounds great. Put ____.
Cevabı göster
it on
dodged the ducks: onlardan kaçınmak için hızla yön değiştirmek
Burada dodged, ördeklere çarpmamak için yeterince hızlı hareket etmek veya yön değiştirmek anlamına gelir. Yalnızca onları görmeyi ya da yavaşlamayı değil, başarılı bir kaçınma manevrasını anlatır. Dodge, bir soru veya sorumluluk gibi soyut şeyler için de kullanılabilir. Bu soyut kullanımda genellikle bilinçli bir kaçınma anlamı taşır; bu cümlede ise fiziksel anlamdadır.
Alıştırma
Bir top Leo'ya doğru uçtu ve Leo tam zamanında yana çekildi. Olanları en iyi hangi cümle anlatır?
- Leo dodged the ball.
- Leo dropped the ball.
- Leo caught the ball.
Cevabı göster
Leo dodged the ball.
on two wheels: iki tekerleğinin üzerine eğilmiş dört tekerlekli araç
Bu sahnede on two wheels, dört tekerlekli bir aracın aynı taraftaki yalnızca iki tekerleği yola değecek kadar eğilmesini anlatır. Bu geçici ve tehlikeli bir konumdur; aracın normal tasarımı değildir. On edatı, o anda aracı neyin desteklediğini gösterir. Aynı ifade başka bağlamlarda bisikletle veya motosikletle yolculuk etmeyi gerçek anlamıyla anlatabilir. Bu nedenle anlamı araç türü ve sahne belirler.
Alıştırma
Dört tekerlekli bir minibüs keskin bir virajdan sonra on two wheels durumunda. Bu ne anlama gelir?
- Minibüs eğilmiş ve yalnızca iki tekerleği yola değiyor.
- Dört tekerleğin tamamı yoldan kesilmiş.
- Minibüs iki tekerlekli bir araca dönüştürülmüş.
Cevabı göster
Minibüs eğilmiş ve yalnızca iki tekerleği yola değiyor.
Lean over!: üst bedenini öne veya yana eğ
Lean over!, üst bedeni dik konumdan genellikle öne veya bir yana doğru hareket ettirmeyi isteyen doğrudan bir talimattır. Buradaki amaç, vücut ağırlığını kaydırıp dengenin yeniden kurulmasına yardımcı olmaktır. Over, lean over öbek fiilinin bir parçasıdır ve mevcut konumdan bükülme veya eğilme anlamı katar. Burada "bitmiş" anlamındaki over sıfatı değildir. Kesin yön durumdan anlaşılır veya to the left, to the right ya da toward me gibi ifadelerle belirtilir.
Alıştırma
Hangi talimat birine üst bedenini sola eğmesini doğal biçimde söyler?
- Lean over to the left.
- Look over to the left.
- Turn the left over.
Cevabı göster
Lean over to the left.
still following us: henüz durmamış bir eylem
“is still following” ifadesinde still, be fiilinden sonra ve -ing alan fiilden önce gelir. Takip etme eyleminin daha önce başladığını ve henüz durmadığını anlatır; still burada “hareketsiz” anlamına gelmez. Bu yapı, konuşan kişi eylemin biteceğini düşündüğü için şaşkınlık, endişe veya sabırsızlık da aktarabilir.
Alıştırma
Cümleyi still ve follow fiilinin present continuous biçimiyle tamamlayın: We left the park ten minutes ago, but the dog is ____ us.
Cevabı göster
still following
spray X on Y: bir maddeyi bir yüzeye püskürtmek
“Spray X on Y”, “X’i küçük damlacıklar hâlinde püskürtüp Y’nin üzerine düşmesini sağlamak” demektir. Bu cümlede some milk X, his windscreen ise Y’dir. on edatı hedef yüzeyi gösterir. Bu söz diziminde on korunur: spray + madde + on + yüzey.
Alıştırma
spray X on Y kalıbını hedef yüzeyi gösteren edatla tamamlayın: Spray some water ____ the leaves.
Cevabı göster
on
windscreen: bir arabanın ön camı için Britanya İngilizcesindeki terim
windscreen, bir arabanın sürücünün yola baktığı ön camını ifade eder. Bu cümlede süt püskürtülen araba camını anlatır; genel bir ekranı veya perdeyi anlatmaz. Britanya ve Avustralya İngilizcesinde yaygın terimdir; Amerikan İngilizcesinde aynı parça için genellikle windshield kullanılır. Fark bölgesel kullanımdadır; parça aynıdır.
Alıştırma
Britanya İngilizcesinde bir arabanın ön camı için hangi kelime yaygın olarak kullanılır?
- side window
- windshield
- windscreen
Cevabı göster
windscreen
that's for Agatha.: bir şeyin kimin için olduğunu belirtmek
Burada that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır ve daha önce söz edilen sütü ifade eder. be for + kişi yapısı, bir şeyin o kişiye yönelik olduğunu, onun için ayrıldığını veya onun kullanımı için hazırlandığını gösterir. Bu nedenle that's for Agatha, sütün Agatha'ya ayrıldığı anlamına gelir. Buradaki for, nedeni değil, amaçlanan alıcıyı belirtir.
Alıştırma
Bir kutunun üzerinde Nora için olduğu yazıyor. Kutuya kimin sahip olması gerektiğini doğru anlatan cümle hangisidir?
- The box is beside Nora.
- The box came from Nora.
- The box is for Nora.
Cevabı göster
The box is for Nora.
Cümle sonundaki all right: she'll do it all right
Bu bağlamda, she'll do it all right cümlesinin sonundaki all right konuşanın kesinliğini güçlendirir: o bunu kesinlikle yapacaktır. Bu ifade, işi ne kadar iyi veya doğru yapacağını anlatmaz. Cümle sonundaki bu kalıp, genellikle bir şüpheye cevap verirken veya kesin bir tahminde bulunurken olayın gerçekten gerçekleşeceğini doğrular.
Alıştırma
Bu cümlenin anlamını seçin: She'll finish the job all right.
- O işi doğru biçimde bitirecek.
- O işi kesinlikle bitirecek.
- Onun işi bitirmesine izin veriliyor.
Cevabı göster
O işi kesinlikle bitirecek.
Okay, just leave enough for a cup of tea. Kalıp ifadeler
1:18Tamam, sadece bir fincan çaya yetecek kadar bırak.
leave enough for a cup of tea: bir amaç için yeterli miktarı bırakmak
Leave enough for X, bir şeyin tamamını kullanmayıp X için gerekli miktarı bırakmak demektir. Hangi kaynaktan söz edildiği bağlamdan zaten belliyse enough tek başına kullanılabilir. Burada for a cup of tea, gerekli miktarı belirleyen amacı gösterir. Bir şeyi çay fincanının içine bırakmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi leave ve derste öğrendiğiniz, ihtiyaç duyulan miktar anlamındaki miktar sözcüğüyle tamamlayın: We still need juice for Leo, so please ____ for him.
Cevabı göster
leave enough
Kısa ve samimi bir övgü olarak Good one
Good one, birinin az önce söylediği veya yaptığı bir şeyi övmek için kullanılan kısa ve samimi bir ifadedir. Burada konuşan kişi, başarılı bir hareket yaptığı için Bluey’yi kutluyor. One, övülen fikri, cevabı, şakayı, hamleyi veya davranışı genel olarak temsil eder. İfade, iyi bir nesneyi tarif etmez; doğal anlamı Well done veya Nice move ifadelerine yakındır.
Alıştırma
Arkadaşınız bir bulmacayı akıllıca bir hamleyle çözdü. Onu övmek için hangi kısa ve samimi karşılığı kullanabilirsiniz?
- Good one!
- That is one thing.
- Is it number one?
Cevabı göster
Good one!
traffic jam: trafik sıkışıklığı için kalıplaşmış ifade
Traffic jam, yol kalabalık veya tıkalı olduğu için çok yavaş ilerleyen ya da durmuş bir araç sırasını veya yoğunluğunu ifade eden kalıplaşmış bir birleşik isimdir. Sayılabilir olduğu için a traffic jam bu sorunun tek bir örneğini belirtir. Bu ifadede jam, yiyecek olan reçel değil, tıkanıklık veya sıkışıklık anlamındadır. Kısa A traffic jam. cümlesi yoldaki sorunun adını koyar.
Alıştırma
Yol trafiğindeki sıkışıklık anlamına gelen kalıplaşmış birleşik ismi tamamlayın: We were late because of a traffic ____.
Cevabı göster
jam
this whole time: önceden şimdiye kadarki sürenin tamamında
this whole time, “daha önceki bir noktadan şimdiye ya da ilgili fark etme anına kadar geçen sürenin tamamı boyunca” demektir. Bu soruda şaşkınlık ve biraz da sitem katar: uçuş modu o süre boyunca kullanılabilmiştir, ancak konuşan kişi bunu şimdi öğrenmiştir. Bir durumun bütün süre boyunca doğru olduğunu geç fark ettiğinizde bu ifadeyi kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“My phone was under the notebook this whole time!” cümlesine en uygun yorum hangisidir?
- Bilinmeyen bir zamanda bir kez oraya kondu.
- Bütün gün orada kalacak.
- Arama boyunca oradaydı ve konuşan kişi bunu şimdi fark etti.
Cevabı göster
Arama boyunca oradaydı ve konuşan kişi bunu şimdi fark etti.
down there: konuşandan daha aşağıda ve uzakta bir yer
Down there yön ve mesafeyi birleştirir: down daha aşağıdaki bir konumu, there ise konuşan kişiden uzaktaki bir yeri gösterir. Hello down there. cümlesinde konuşan kişi, selam verdiği kişilerin üzerindedir. İfade fiziksel bir konumu anlatır; üzgün hissetmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir balkondasınız ve arkadaşınız sizden uzakta, aşağıdaki sokakta. “Aşağıdaki o yerde” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle selamlamayı tamamlayın: Hello ____.
Cevabı göster
down there
out of time: zaman kalmadı
We're out of time cümlesindeki out of time, kullanılabilecek hiç zaman kalmadığı anlamına gelir. Konuşan kişi etkinliğin artık durması veya bir sonraki aşamaya geçmesi gerektiğini söylüyordur; bu ifade fiziksel olarak “zamanın dışında” olmayı anlatmaz. be out of + kaynak yapısı, bir kaynağın tükendiğini belirtebilir. Örneğin be out of milk veya be out of money denebilir. Buradaki kaynak kullanılabilir zamandır.
Alıştırma
“Hiç zaman kalmadı” anlamındaki out of + isim ifadesiyle tamamlayın: The timer has reached zero, so we're ____.
Cevabı göster
out of time
we're back: geri dönüşü duyurmak
We're back, konuşan kişinin ve diğer insanların daha önce bulundukları bir yere veya etkinliğe döndüğünü belirten kısa bir duyurudur. Buradaki back “geri dönmüş” anlamındadır; vücudun bir bölümünü belirten isim değildir. Aynı ifade, bir programın, toplantının veya görüşmenin aradan sonra yeniden başladığını dinleyicilere bildirmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
back kullanan ve “geri döndük” anlamına gelen iki kelimelik duyuruyla tamamlayın: After the short break, ____.
Cevabı göster
we're back
I told you I would: would ile daha önce geçen eylemin yerine geçmek
Burada would, konuşmada daha önce sözü edilen fiil öbeğinin yerini alan yardımcı fiildir; böylece konuşan kişi aynı eylemi tekrar etmez. I told you I would, konuşanın söz konusu eylemi yapacağını daha önce söylediği anlamına gelir. Cümlenin would ile bitmesi dil bilgisi açısından doğrudur; bir hata değildir. Daha önce bildirilen eylem artık gerçekleştiği için cümle, “Bak, yapacağımı söylemiştim” benzeri vurgulu ve kendinden memnun bir tavır da taşıyabilir. Would sözcüğünün hangi eylemin yerini aldığı bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: Maya promised to bring the map, and she said she would. would sözcüğünden sonra hangi eylem kastedilmektedir?
- say the words again
- make a promise
- bring the map
Cevabı göster
bring the map