Medusa efsanesi: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
708 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Video, Medusa’nın dönüşümünü ve ölümünü anlatıyor, Perseus’un onun başını ele geçirmek için çıktığı görevi izliyor ve Medusa’nın izleyiciye dönük yüzünün sonradan nasıl koruyucu bir simgeye dönüştüğünü açıklıyor. Farklı geleneklerin onu hem canavar hem de haksızlığa uğramış bir kurban olarak yorumlaması da ele alınıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. But all the while, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu geçişin bir olayı arka planda tutarken aynı anda gelişen gizli bir tehdidi nasıl açığa çıkardığını anlayın. Anlatıcının daha karanlık bir paralel olay örgüsü başlatıp gerilim kurduğunu gösteren bir işaret olarak tanıyabilirsiniz. 2. to be rid of Perseus — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Birini ortamdan uzaklaştırma isteğini bildiren, görece edebî bir anlatımı öğrenin. Bu ifade Polydektes’in düşmanca niyetini çıkarmanıza ve be rid of ile daha konuşma diline özgü get rid of arasındaki ton farkını ayırmanıza yardımcı olur. 3. imbued both fear and protection at once. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Imbue fiilinin bir simgeyi anlamla yüklü gösterdiğini, both…and…yapısının ise görünüşte karşıt iki etkiyi birleştirdiğini anlayın. Böylece karmaşık kültürel anlamlar taşıyan görüntü ve nesneleri betimleyebilirsiniz.

Bu derste

Before her hair was a writhing nest of snakes Deyimler

0:07

Saçları kıvranan bir yılan yuvası olmadan

Deyimler

Kıvranan yılanlardan bir yuva

Bu cümlede a writhing nest of snakes, çok canlı bir mecazdır: saçların birbirine dolanmış, yoğun bir yılan yığını gibi göründüğünü anlatır. Nest burada gerçek bir kuş yuvası değildir; birçok yılanı tek ve sıkışık bir şekil olarak bir araya getirir. Writhing ise sürekli kıvranma hareketi ekleyerek görüntüyü rahatsız edici hâle getirir. Bu isim öbeği, fiziksel bir görünüşü güçlü bir görsel imgeye dönüştürür ve korku ya da fantastik bir atmosfer kurmaya yarar.

Alıştırma

a writhing nest of snakes ifadesinde nest en çok neyi vurgular?

  1. Düzenli bir yılan grubu
  2. Gerçek bir kuş yuvası
  3. Yoğun ve birbirine dolanmış bir yılan kütlesi
Cevabı göster

Yoğun ve birbirine dolanmış bir yılan kütlesi

and her eyes had the power to petrify, Kalıp ifadeler

0:10

ve gözleri taşlaştırma gücüne sahip olmadan önce

Kalıp ifadeler

Taşa dönüştürme gücüne sahipti

Have the power to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma yeteneğini, gücünü veya yetkisini ifade eder. Burada had geçmiş zamandadır; had the power to petrify, gözlerinin petrify fiilinin anlattığı sonucu yaratabildiğini söyler. Bu mitolojik bağlamda petrify, kelimenin gerçek anlamıyla birini taşa dönüştürmek demektir. Dolayısıyla ifade yalnızca korkutucu bir bakışı değil, doğaüstü bir yeteneği anlatır.

Alıştırma

Resmî yetkiyi ifade edecek cümleyi tamamlamak için hangi seçenek doğrudur? The council has ___ change the rule.

  1. the power for
  2. the power to
  3. the power at
Cevabı göster

the power to

Medusa was a young woman

0:12

Medusa genç bir kadındı

who worshipped at the Temple of Athena,

0:14

Athena Tapınağı'nda ibadet eden,

the goddess of wisdom and war. Kültür

0:16

bilgelik ve savaş tanrıçasına.

Kültür

Açıklayıcı ad öbeği olarak the goddess of wisdom and war

the goddess of wisdom and war ad öbeği Athena'nın kim olduğunu belirtir. İki ifade de aynı karaktere gönderme yapar; bu nedenle öbek kimlik bilgisi ekler, yeni bir özne sunmaz. Wisdom ve war, Athena'nın hükmettiği alanları adlandırır. Mitolojik anlatılar, sonrasında anlatılacakları anlamak için gereken kısa arka planı vermek amacıyla bu tür açıklayıcı ad öbeklerini sıkça kullanır.

Alıştırma

the goddess of wisdom and war, bağlamdaki cümlede hangi işlevi görür?

  1. Başka bir tanrıçayı özne olarak tanıtır.
  2. Athena'nın kimliği hakkında bilgi ekler.
  3. Athena'nın o anda bir savaşta dövüştüğünü söyler.
Cevabı göster

Athena'nın kimliği hakkında bilgi ekler.

But all the while, Anlatım akışı

0:19

Ancak tüm bu zaman boyunca,

as Medusa tended to Athena's shrine, Kalıp ifadeler

0:20

Medusa Athena'nın tapınağıyla ilgilenirken,

Kalıp ifadeler

tended to Athena's shrine: kutsal bir yerin bakımını yapmak

Bu cümlede tended to, bakımını yapmak ve korumak anlamına gelir. Medusa, Athena'nın kutsal mekânını düzenli tutmaktan sorumluydu; ifade biraz resmîdir ve kutsal bir ortama uygundur. Burada to, ardından Athena's shrine ad öbeği gelen bir edattır. tend to + kişi, şey veya yer kalıbı, o kişi, şey ya da yere ihtiyaç duyduğu bakım veya ilgiyi vermek anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede tend to bir şeyin bakımını yapmak anlamında kullanılmıştır?

  1. My brother tends to wake up early.
  2. A volunteer tends to the community garden.
  3. Traffic tends to get heavier after five.
Cevabı göster

A volunteer tends to the community garden.

Poseidon,

0:23

Poseidon,

god of the seas and horses,

0:24

denizlerin ve atların tanrısı,

was watching her.

0:26

onu izliyordu.

Anlatım akışı

But all the while: arka planda süren bir olayı açığa çıkarma

But all the while, dikkati aynı zaman dilimi boyunca devam eden başka bir duruma yöneltir. But, hikâyenin o ana kadarki odağıyla bir karşıtlık kurar; all the while ise yalnızca tek bir anı değil, “o dönem boyunca” anlamını taşır. Anlatıda bu ifade, daha önce fark edilmemiş bir arka plan gelişmesini sık sık açığa çıkarır. Burada dikkati Poseidon'un Medusa'yı sürekli izlemesine yönlendirerek gerilim yaratır.

Alıştırma

Örnekte But all the while nasıl bir anlatı etkisi yaratır?

  1. Hikâyeyi çok daha sonraki bir zamana taşır.
  2. Aynı dönemde sürmekte olan ve ana eylemle karşıtlık oluşturan başka bir durumu açığa çıkarır.
  3. Önceki eylemin hemen durduğunu gösterir.
Cevabı göster

Aynı dönemde sürmekte olan ve ana eylemle karşıtlık oluşturan başka bir durumu açığa çıkarır.

And one night,

0:28

Ve bir gece,

he crept into the temple as Medusa prayed Kelime

0:29

Medusa dua ederken tapınağa gizlice girdi

Kelime

crept into: sessizce ve gizlice girmek

Crept, creep fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Crept into, bir yere yavaşça, sessizce veya dikkatle girmek anlamına gelir ve çoğu zaman fark edilmemek istendiğini gösterir. Burada yalnızca tapınağa girdiğini bildirmez; girişi gizli ve tehditkâr hissettirir. Giriş biçimi önemli olduğunda creep into + yer yapısını kullanın. Enter ise hareketin nasıl gerçekleştiğini belirtmeyen tarafsız bir fiildir.

Alıştırma

Cümleyi creep into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The fox ____ the barn without making a sound.

Cevabı göster

crept into

and assaulted her. Kelime

0:33

ve ona saldırdı.

Kelime

assaulted her: ciddi şiddeti anlatan resmî bir ifade

Burada assaulted her, birinin ona şiddet uyguladığını veya ona karşı ciddi bir ihlalde bulunduğunu söylemenin resmî ve ağır bir yoludur. Bu anlatıda Poseidon'un Medusa'ya uyguladığı şiddeti belirtir; hafif bir vuruş ya da sıradan bir anlaşmazlık düzeyine indirgenmemelidir. Fiil, eylemi kesin biçimini belirtmeden özetler. Hukuki kullanımda assault farklı teknik tanımlara sahip olabilir; bu nedenle kelime tek başına suçun bütün ayrıntılarını ortaya koymaz.

Alıştırma

Yargı: Bir arkadaşınızın şaka olarak omzunuza hafifçe dokunmasını anlatmak için assaulted uygun mudur?

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Athena reacted swiftly to the desecration of her shrine, Kelime

0:35

Athena tapınağına yapılan saygısızlığa hızla tepki gösterdi,

Kelime

the desecration of her shrine: kutsal bir şeyi ihlal etmek

Desecration, kutsal veya derin saygı gören bir yere ya da nesneye ağır saygısızlıkla davranmak demektir. of her shrine ifadesi, ihlal edilen şeyin Athena'nın kutsal mekânı olduğunu belirtir. Bu ifade, olayı yalnızca fiziksel hasar olarak değil, tapınağın kutsal niteliğine karşı işlenmiş bir saygısızlık olarak çerçeveler. Desecration hasar, kirletme veya aşağılayıcı kullanım içerebilir; ancak temel fikir, kutsal kabul edilen şeye karşı ciddi saygısızlıktır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi desecration olarak tanımlanır?

  1. Kutsal bir mezarlık alanını kasıtlı olarak tahrif etmek
  2. Kendi yatak odanı yeniden boyamak
  3. Sıradan bir masayı kazara çizmek
Cevabı göster

Kutsal bir mezarlık alanını kasıtlı olarak tahrif etmek

but instead of punishing Poseidon, Anlatım akışı

0:40

fakat Poseidon'u cezalandırmak yerine,

she focused her wrath on Medusa. Kalıp ifadeler

0:42

öfkesini Medusa'ya yöneltti.

Anlatım akışı

but instead of punishing Poseidon, she focused her wrath on Medusa: beklenen eylemden gerçek eyleme geçiş

but instead of doing A, someone does B yapısı önce beklenen veya daha uygun olan A eylemini ortaya koyar, ardından gerçekte gerçekleşen farklı B eylemini verir. Burada Poseidon'u cezalandırmak gerçekleşmeyen eylemdir; öfkeyi Medusa'ya yöneltmek ise gerçek eylemdir. Bu sıralama, suçun veya cezanın başka bir kişiye kaydırıldığını vurgulayarak sonucu adaletsiz gösterir.

Alıştırma

Instead of ile ifade edilen yön değişimini en iyi hangi yorum korur?

  1. Poseidon'u cezalandırmadı; bunun yerine öfkesini Medusa'ya yöneltti.
  2. Poseidon'u cezalandırdı ve ardından öfkesini Medusa'ya yöneltti.
  3. Poseidon zaten cezalandırıldığı için Medusa'ya öfkelendi.
Cevabı göster

Poseidon'u cezalandırmadı; bunun yerine öfkesini Medusa'ya yöneltti.

Kalıp ifadeler

focused her wrath on Medusa: şiddetli öfkeyi birine yöneltmek

Focus one's wrath on someone, çok yoğun öfkeyi o kişiye yöneltmek demektir. Yapı focus + one's wrath + on + hedef şeklindedir. Wrath, anger sözcüğünden çok daha güçlü ve daha resmî ya da edebîdir. Bu cümlede ifade, öfkeye güçlü ve neredeyse cezalandırıcı bir nitelik kazandırır; bu yüzden mitolojik anlatıma uygundur.

Alıştırma

Cümleyi focus one's wrath on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In the legend, the queen ____ the rebels.

Cevabı göster

focused her wrath on

The young woman felt her body transform Dilbilgisi

0:45

Genç kadın bedeninin değiştiğini hissetti

Dilbilgisi

felt her body transform: feel + nesne + fiilin yalın hâli

felt her body transform ifadesinde felt algıyı, her body algılanan şeyi, transform ise onun ne yaptığını belirtir. Tam kalıp feel + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir ve bir eylemi ya da değişimi doğrudan hissetmeyi anlatır. Transform bu kalıpta to almayan yalın fiildir. Bu nedenle felt her body transform denir; felt her body to transform denmez.

Alıştırma

begin fiiliyle feel + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını tamamlayın: She felt the train ____ to move.

Cevabı göster

begin

until she was a monstrous Gorgon.

0:48

canavar bir Gorgon olana dek.

Her face framed by coils of hissing snakes, Dilbilgisi

0:50

Yüzü tıslayan yılan çörekleriyle çevrelenmişti,

Dilbilgisi

framed by coils of hissing snakes: geçmiş zaman ortacıyla sıkıştırılmış betimleme

framed by coils of hissing snakes, her face ifadesini betimleyen bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. Frame burada bir şeyi çevrelemek ve görsel olarak sınırlarını belirginleştirmek anlamına gelir; böylece yılan kıvrımları yüzün çevresinde bir çerçeve oluşturur. Her face framed by ... bütünü, anlamca Her face was framed by ... ifadesine denk olan, çekimli fiil içermeyen sıkıştırılmış bir betimlemedir. Daha büyük cümleye görsel bir durum ekler; framed burada çekimli fiil olmadığı için tek başına tam bir edilgen cümle değildir.

Alıştırma

framed by coils of hissing snakes burada nasıl bir görev üstleniyor?

  1. Yüzün yılanları etkin biçimde bir çerçevenin içine yerleştirdiğini söyler.
  2. Kendi çekimli fiili olan tam bir edilgen cümledir.
  3. Yüzün yılanlarla çevrili oluşunu sıkıştırılmış biçimde betimler.
Cevabı göster

Yüzün yılanlarla çevrili oluşunu sıkıştırılmış biçimde betimler.

no man could freely look upon her again, Kelime

0:53

hiçbir erkek bir daha ona özgürce bakamazdı,

Kelime

look upon her: look at her ifadesinin edebî biçimi

Bu cümlede look upon her, “ona doğrudan bakmak” veya “onu görmek” anlamına gelir. Onun hakkındaki bir düşünceyi değil, gözle görme eylemini anlatır. at yerine upon kullanılması cümleye resmî, eski ve edebî bir ton verir. Bu kullanım bir mite veya efsaneye uygundur; günlük konuşmada olağan tercih look at her olur.

Alıştırma

Hangi cümlede look upon, edebî bir üslupla fiziksel olarak bakmak anlamında kullanılmıştır?

  1. Please look upon the menu before ordering.
  2. The villagers refused to look upon the cursed crown.
  3. I look upon Maya as a trusted friend.
Cevabı göster

The villagers refused to look upon the cursed crown.

for if they met her eyes, Dilbilgisi

0:56

çünkü göz göze gelirlerse,

they'd instantly turn to stone. Deyimler

0:58

anında taşa dönüşeceklerdi.

Dilbilgisi

if they met her eyes, they'd ...: koşul ve sonuç

if yan cümlesi tetikleyici koşulu, yani onunla göz göze gelmeyi verir; ana cümle ise sonucu, yani hemen taşa dönüşmeyi verir. They'd, they would kısaltmasıdır; dolayısıyla yapı if + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâlidir. Buradaki geçmiş zaman biçimi met, göz göze gelmeyi varsayımsal bir koşul olarak sunar; bunun gerçekten gerçekleştiğini bildirmez. Cümle, mitteki kuralı açık bir koşul ve sonuç şeklinde düzenler.

Alıştırma

Hangi cümle varsayımsal bir koşulu ve sonucunu sunmak için aynı if + geçmiş zaman biçimi, would + fiilin yalın hâli yapısını kullanır?

  1. If the gate had opened, the guards would have sounded the alarm.
  2. If the gate opened, the guards would sound the alarm.
  3. If the gate opens, the guards will sound the alarm.
Cevabı göster

If the gate opened, the guards would sound the alarm.

Deyimler

turn to stone: taşa dönüşmek veya korkudan donakalmak

Burada turn to stone, “taşa dönüşmek” anlamına gelir. Turn, durum değişikliğini gösteren bir bağ fiili olarak kullanılır; bu nedenle to, bir şeye doğru hareket etmeyi ifade etmez. Mitlerde ve fantastik hikâyelerde bu değişim gerçek anlamda olabilir. Başka bağlamlarda turn to stone mecazi olarak da kullanılabilir: kişi korku veya şok nedeniyle tamamen hareketsiz kalır.

Alıştırma

“The witch’s spell made the guard turn to stone,” cümlesinde turn to stone ne anlama gelir?

  1. Taşa dönüşmek
  2. Bir taşa doğru dönmek
  3. Bir taştan yardım istemek
Cevabı göster

Taşa dönüşmek

Medusa sought refuge in a hidden cave Kalıp ifadeler

1:02

Medusa gizli bir mağarada sığınak aradı

Kalıp ifadeler

sought refuge: seek refuge ifadesinin geçmiş zaman biçimi

Sought, seek fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Seek refuge kalıbı, “güvenli bir yere ulaşmaya veya tehlikeden korunmaya çalışmak” anlamına gelir; bu nedenle sought refuge bu eylemi geçmiş zamana taşır. Bu cümlede in a hidden cave, Medusa’nın korunmak için aradığı yeri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için seek refuge ifadesini geçmiş zamanda kullanın: When the river flooded their homes, several families ____ in the town hall.

Cevabı göster

sought refuge

inhabited by the world's two other Gorgons,

1:05

dünyanın diğer iki Gorgon'unun yaşadığı,

Stheno and Euryale.

1:08

Stheno ve Euryale'nin.

However,

1:11

Ancak,

unlike Stheno and Euryale,

1:12

Stheno ve Euryale'den farklı olarak,

who could never die,

1:14

hiçbir zaman ölemeyecek olanlardan,

Medusa remained mortal. Kelime

1:16

Medusa ölümlü kaldı.

Kelime

remained mortal: ölümlü kalmak

Remain, ardından sıfat alan bir bağ fiili olarak kullanılabilir. remained mortal ifadesinde remained, Medusa'nın durumunun değişmediğini; mortal ise “ölebilen” anlamını gösterir. Stheno ve Euryale ile kurulan karşıtlık, Medusa'nın hâlâ ölümsüz olmadığını gösterir. Bu, onun çoktan öldüğü değil, hâlâ ölebileceği anlamına gelir.

Alıştırma

After drinking the potion, Elena remained mortal. Bu, Elena hakkında ne anlatır?

  1. Asla ölemezdi.
  2. Hâlâ ölebilirdi.
  3. Çoktan ölmüştü.
Cevabı göster

Hâlâ ölebilirdi.

Time passed and would-be heroes journeyed to the cave Kelime

1:20

Zaman geçti ve kahraman olmak isteyenler mağaraya yolculuk etti

Kelime

would-be heroes: kahraman olmaya çalışan kişiler

Would-be, isimden önce kullanılan ve kısa çizgiyle yazılan bir niteleyicidir. A would-be hero, kahraman olmak isteyen, olmaya çalışan veya kahraman olduğunu iddia eden ama henüz bu rolü kazanmamış ya da bu rolde tanınmamış kişidir. Bu ifade gelecekte başarı sözü vermez. Bağlama göre tarafsız olabilir ya da kişinin hevesine karşı kuşkucu veya hafif alaycı duyulabilir.

Alıştırma

A would-be novelist ifadesine en uygun açıklama hangisidir?

  1. Geçmişte romancı olan ama yazmayı bırakmış biri.
  2. Romancı olmak isteyen veya olmaya çalışan ama henüz romancı olmayan biri.
  3. Zaten geniş çapta tanınan bir romancı.
Cevabı göster

Romancı olmak isteyen veya olmaya çalışan ama henüz romancı olmayan biri.

to make their names by murdering Medusa, Deyimler

1:23

Medusa'yı öldürerek ün kazanmak için,

Deyimler

make their names: ün kazanmak

Make their names, “ün kazanmak” veya “her birinin kendi itibarını oluşturması” anlamına gelir. Buradaki name gerçek bir kişisel adı değil, kamuoyundaki itibarı temsil eder. Birden fazla kişinin ayrı ayrı itibar kazanmak istemesinden dolayı their names kullanılır. By + -ing, bu ünü hangi eylem sayesinde kazanmayı beklediklerini açıklar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıplar make one's name by doing something ve make a name for oneself şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “tanınır hâle geldi” anlamında make one's name kalıbının geçmiş zamanıyla tamamlayın: Nora ____ as a documentary filmmaker.

Cevabı göster

made her name

but fell to her gaze every time. Deyimler

1:26

ama her seferinde onun bakışlarına yenik düştüler.

Deyimler

fell to her gaze: bir güce yenik düşmek

Fell to her gaze, onun bakışının onları mağlup ettiği veya öldürdüğü anlamına gelir. Fell burada sıradan bir fiziksel düşmeyi anlatmaz; her gaze onları alt eden güç olarak sunulur. Savaş, felaket ve edebî anlatılarda fall to + düşman, silah veya yıkıcı güç, “tarafından mağlup edilmek, ele geçirilmek veya öldürülmek” anlamına gelebilir. Kesin sonuç bağlama göre anlaşılır.

Alıştırma

Hangi cümlede fell to, “rakip bir güç tarafından mağlup edildi” anlamında kullanılmıştır?

  1. The phone fell to the ground during the call.
  2. The champion fell to a younger opponent in the final.
  3. After the long hike, Elena fell asleep at once.
Cevabı göster

The champion fell to a younger opponent in the final.

This was the way of things Anlatım akışı

1:29

İşler böyle ilerliyordu

until another young man named Perseus

1:31

Perseus adında başka bir genç adam

began his quest for glory, Kalıp ifadeler

1:34

ihtişam arayışına başlayana kadar,

Anlatım akışı

This was the way of things until: eski düzenden değişime

This was the way of things, o ana kadar normal kabul edilen ya da tekrar tekrar yaşanan durumu özetler. Yeni bir olay eklemek yerine arka planı kapatır. until dönüm noktasını tanıtır: yeni kişi ve eylemi eski düzeni bozacaktır. Bu tam kalıp, anlatıda dinleyiciyi eskiden durumun nasıl olduğundan neyin değiştiğine taşır.

Alıştırma

Hangi cümle önce yerleşmiş bir durumu özetleyip ardından bu durumu değiştiren olayı until ile tanıtıyor?

  1. This was the way of things until a new doctor arrived.
  2. A new doctor arrived, and this became the way of things.
  3. This was the way of things because a new doctor arrived.
Cevabı göster

This was the way of things until a new doctor arrived.

Kalıp ifadeler

quest for glory: onur ve şöhret peşindeki kahramanca arayış

Burada quest, sıradan bir görev değil; uzun ve zorlu bir arayış ya da maceradır. for glory hedefi belirtir: onur, şöhret veya kahramanca takdir kazanmak. quest for glory, Perseus’un yolculuğuna destansı ve iddialı bir ton verir. Yaygın kalıp a quest for + istenen hedef şeklindedir; örneğin a quest for knowledge veya a quest for freedom.

Alıştırma

Onur ve şöhret için maceralı bir arayış anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The young knight set out on a ____.

Cevabı göster

quest for glory

Medusa his intended trophy. Dilbilgisi

1:36

Medusa onun hedeflediği ganimetiydi.

Dilbilgisi

Medusa his intended trophy: sıkıştırılmış isim yapısı

Medusa, bilgi ekleyen sıkıştırılmış bir isim yapısı içinde his intended trophy ifadesinin yanına getirilmiştir. İki unsur arasındaki ilişkiyi gösterecek bağlantı sözcükleri atlanmıştır; anlamı with Medusa as his intended trophy ifadesine yakındır. Yani Medusa, onun ganimet olarak ele geçirmeyi planladığı hedeftir. Bu, edebî anlatımda kullanılan kısa bir anlatım yoludur; günlük kullanımda normal, tam bir cümle değildir. Çevredeki anlatı eksik bırakılan ilişkiyi tamamlar ve betimlemeyi daha yoğun ve dramatik kılar.

Alıştırma

Medusa his intended trophy ifadesindeki sıkıştırılmış ilişkiyi en açık biçimde hangi ifade açar?

  1. although Medusa was his intended trophy
  2. with Medusa as his intended trophy
  3. because Medusa was his intended trophy
Cevabı göster

with Medusa as his intended trophy

Perseus was born of the mortal princess Danae Kelime

1:39

Perseus ölümlü prenses Danae'den doğmuştu

Kelime

was born of: edebî ebeveynlik ifadesi

Was born of burada Danae'yi Perseus'un annesi veya doğum kaynağı olarak sunar. Was born from ya da was the child of anlamına yakındır; of, onu dünyaya getiren kişiyi veya geldiği soyu gösterir. Bu cümlede Perseus'un annesini ve ölümlü soyunu belirtir. Bu ifade, doğumdan günlük dilde söz eden kalıplardan daha edebîdir; bu nedenle mitolojik veya soyağacı niteliğindeki tanıtımlara uygundur. Doğum yeri ya da tarihinden çok kökeni ve soyunu vurgular.

Alıştırma

Kahramanın ebeveynliğini anlatmak için edebî be born of ifadesini kullanan cümle hangisidir?

  1. The hero was born to a mortal queen.
  2. The hero was born of a mortal queen.
  3. The hero was born in a mortal kingdom.
Cevabı göster

The hero was born of a mortal queen.

after Zeus impregnated her

1:43

Zeus onu hamile bıraktıktan sonra

in the form of golden rain. Kültür

1:45

altın yağmur formunda.

Kültür

in the form of golden rain: altın yağmuru biçiminde

in the form of + isim kalıbı, “adı belirtilen şekil ya da tür olarak görünmek veya var olmak” anlamına gelir. Burada golden rain, sıradan yağmurlu havayı değil, Zeus'un efsanede büründüğü biçimi anlatır. Mitlerde ve fantastik öykülerde bu kalıp, birinin ya da bir şeyin büründüğü görünümü söyleyerek dönüşümü anlatabilir.

Alıştırma

“... biçiminde” anlamına gelen üç sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: In the legend, the god returned ____ a wolf.

Cevabı göster

in the form of

However,

1:48

Ancak,

Danae's father had received a prophecy Kalıp ifadeler

1:49

Danae'nin babası bir kehanet almıştı

foretelling that her son would kill him,

1:52

torununun onu öldüreceğini önceden bildiren,

Kalıp ifadeler

had received a prophecy foretelling that...: ...olacağını bildiren bir kehanet almıştı

had received a prophecy ifadesi, babanın kehaneti hikâyedeki sonraki olaylardan önce aldığını gösterir; had received past perfect yapıdadır. foretelling that her son would kill him ortaç yan cümlesi prophecy sözcüğünü niteler ve kehanetin içeriğini verir. Bu yapı a prophecy that foretold that + yan cümle biçiminde açılabilir. Would, geçmişteki o noktadan bakıldığında gelecekte gerçekleşecek bir olayı belirtir.

Alıştırma

Kehanetin içeriğini veren bir ortaç öbeği oluşturmak için foretell kullanın: The queen received a prophecy ____ her kingdom would fall.

Cevabı göster

foretelling that

so he locked Danae and Perseus

1:54

bu yüzden Danae ve Perseus'u kilitledi

in a chest and threw it into the sea.

1:57

bir sandığa koyup denize attı.

Safeguarded by the gods, Dilbilgisi

2:00

Tanrılar tarafından korunarak,

they survived.

2:02

hayatta kaldılar.

Dilbilgisi

Safeguarded by the gods: nedeni bildiren cümle başı geçmiş zaman ortaç öbeği

Safeguarded by the gods, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir: they zamirinin gönderimde bulunduğu kişiler tanrıların korumasını alan taraftır. Öbeğin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan they’dir. they survived ifadesinden önce gelen bu öbek, hayatta kalmanın nedenini veya arka planını verir. Because they were safeguarded by the gods, they survived. şeklinde açılabilir. Bu yapıyı kullanırken cümle başındaki öbeğin ana cümlenin öznesini anlattığından emin olun.

Alıştırma

Cümleyi safeguard fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: ____ by two-factor authentication, the account remained secure.

Cevabı göster

Safeguarded

But the king of their new land,

2:04

Fakat yeni topraklarının kralı,

Polydektes,

2:06

Polydektes,

lusted after Danae. Kelime

2:07

Danae'ye arzu duyuyordu.

Kelime

lusted after Danae: güçlü ve açıkça cinsel arzu

Lust after someone, bir kişiye karşı güçlü bir cinsel arzu duymak demektir; bu arzu çoğu zaman denetimsiz ya da uygunsuz olarak sunulur. Burada lusted geçmiş zaman biçimidir ve after, sabit lust after fiil öbeğinin bir parçasıdır. Bu ifade wanted, liked veya was attracted to ifadelerinden çok daha güçlü ve açıkça daha cinseldir. Bu cümledeki sözcük seçimi, arzuyu şefkatli değil tehditkâr gösterir.

Alıştırma

Yargı: Bir sınıf arkadaşından hoşlandığınızı tarafsız biçimde söylemek için lust after kullanmak uygun mudur?

  1. Evet; like sözcüğünün tarafsız bir eş anlamlısıdır.
  2. Hayır; güçlü bir cinsel anlam ekler.
Cevabı göster

Hayır; güçlü bir cinsel anlam ekler.

She tried turning King Polydektes away Öbek fiiller

2:09

Kral Polydektes'i geri çevirmeye çalıştı

Öbek fiiller

turning King Polydektes away: turn someone away kalıbı

Turn someone away, birini içeri almamak, kabul etmemek ya da yardım etmeyi reddetmek ve çoğu zaman gitmesine neden olmak demektir. Bu cümlede kadın, Kral Polydektes'i reddedip kendisine yaklaşmasını engellemeye çalışıyor; söz konusu olan onu fiziksel olarak çevirmek değildir. Bu öbek fiil ayrılabilir. İsim olan nesne turn ile away arasına veya öbek fiilin tamamından sonra gelebilir; ancak zamir ikisinin arasına gelmelidir: turn him away doğrudur, turn away him değildir.

Alıştırma

Dersin öbek fiilini 'onun içeri girmesine izin vermedi' anlamında kullanın: A visitor had no ticket, so the guard turned ____.

Cevabı göster

him away

to no avail and Perseus grew protective. Deyimler

2:11

ama nafile ve Perseus korumacı bir hale geldi.

Deyimler

to no avail: başarısız bir sonuç

To no avail, amaçlanan sonuca ulaşmadan demektir. Daha önceki bir girişime dönüp bu girişimin başarısız olduğunu bildirir. Bu bölümde kralı uzaklaştırma girişiminin işe yaramadığını anlatır. İfade, They searched to no avail örneğindeki gibi doğrudan bir eylemden sonra veya They searched, but to no avail örneğindeki gibi but sözcüğünden sonra gelebilir. Bir çaba gösterilip gösterilmediğini değil, çabanın sonucunu değerlendirir.

Alıştırma

'Başarısız bir şekilde' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Maya called the office three times, but ____.

Cevabı göster

to no avail

To distract Perseus, Dilbilgisi

2:15

Perseus'un dikkatini dağıtmak için,

Dilbilgisi

To distract Perseus: Amaç bildiren To + fiil

To distract Perseus, amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Ardından gelen eylemin neden yapıldığını açıklar: eylem, Perseus'un dikkatini dağıtmak amacıyla yapılır. Cümlenin başındaki To + fiilin yalın hâli, ana eylemden önce amacı belirtir. Bu ifade tek başına tam bir cümle değildir; bu amacı gerçekleştiren kişi normalde ana cümlenin öznesi olmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi, distract fiilini iki kelimelik To + fiil amaç yapısında kullanarak tamamlayın: ____ the noisy puppy, Leo rolled a ball across the floor.

Cevabı göster

To distract

Polydektes feigned that he'd finally given up on Danae Notlar

2:17

Polydektes, Danae'den sonunda vazgeçmiş gibi yaptı

Kelime

feigned that: Yanlış bir durumu doğruymuş gibi sunmak

feigned that he'd finally given up... ifadesinde feigned, feign fiilinin geçmiş zaman biçimidir. That yan cümlesi, Polydektes'in kasıtlı olarak doğruymuş gibi gösterdiği durumu belirtir: Danae'den vazgeçmişti. Feign, gerçekten fikir değiştirmeyi değil, kasıtlı olarak rol yapmayı ifade eder. Burada iddianın bir aldatmacanın parçası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, onun e-postayı okumadığına başkalarını kasıtlı olarak inandırdığı anlamına gelir?

  1. He admitted that he had not read the email.
  2. He feigned that he had not read the email.
  3. He discovered that he had not read the email.
Cevabı göster

He feigned that he had not read the email.

Öbek fiiller

given up on Danae: give up on someone kalıbı

Give up on someone, bir kişinin başarılı olacağına dair umudu kesmek, onu desteklemeyi bırakmak ya da onun peşinden gitmekten vazgeçmek demektir. Kesin anlamı bağlam belirler. Burada Polydektes'in Danae'nin peşinden gitmeyi bırakmış gibi davrandığını anlatır. On, umut, çaba veya takibin yöneltildiği kişiyi ya da şeyi tanıtır. Bu kalıpta nesneden önceki on atılamaz; give up Danae burada amaçlanan ilişkiyi doğal biçimde ifade etmez.

Alıştırma

Öğretmenin Maya'ya inanmaya devam ettiğini gösterecek şekilde cümleyi tamamlayın: Even after two failed auditions, Maya's teacher did not give up ____ her.

Cevabı göster

on

and would be wedding another. Kelime

2:21

ve başka biriyle evleneceğini söyledi.

Kelime

would be wedding another: fiil olarak wedding

Burada wedding, “evlenmek” anlamındaki wed fiilinin -ing biçimidir. Wedding ismiyle, yani “düğün” anlamıyla kullanılmamıştır. Another, “başka bir kişi” anlamında bir zamirdir; bu nedenle wedding another, başka biriyle evlenmek demektir. Geçmiş zamanda anlatılan bir olayda would, o geçmiş bakış açısından hâlâ gelecekte olan bir olayı gösterebilir. Bu yüzden would be wedding, evliliği daha sonra gerçekleşmesi beklenen veya planlanan bir olay olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede wedding ne anlama geliyor? The article said the singer would be wedding her longtime partner in June.

  1. Şarkıcı uzun süredir birlikte olduğu kişi için bir düğün düzenleyecekti.
  2. Şarkıcı uzun süredir birlikte olduğu kişiyle evlenecekti.
  3. Şarkıcı uzun süredir birlikte olduğu kişinin düğününe katılacaktı.
Cevabı göster

Şarkıcı uzun süredir birlikte olduğu kişiyle evlenecekti.

When Perseus offered Polydektes whatever wedding gift he desired, Dilbilgisi

2:23

Perseus, Polydektes'e dilediği herhangi bir düğün hediyesini teklif ettiğinde,

Dilbilgisi

whatever wedding gift he desired: ucu açık bir seçim

Bu yan cümlede whatever wedding gift he desired, offered fiilinin doğrudan nesnesidir. “Onun istediği herhangi bir düğün hediyesi” anlamına gelir. Burada whatever, tekil ve sayılabilen wedding gift adından önce gelir ve seçimi açık bırakır. he desired yan cümlesi, Perseus'un önceden seçtiği bir hediyeyi değil, Polydektes'in isteğine göre belirlenecek hediyeyi gösterir.

Alıştırma

Bir yazı kulübü, önceden hazırlanmış bir liste olmadan her konuya izin veriyor. Bu açık seçimi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. Write about whichever topic interests you.
  2. Write about whenever topic interests you.
  3. Write about whatever topic interests you.
Cevabı göster

Write about whatever topic interests you.

Polydektes saw the opportunity to be rid of Perseus Deyimler

2:28

Polydektes, Perseus'tan kurtulmak için bir fırsat gördü

Deyimler

to be rid of Perseus: istenmeyen bir kişiden kurtulmuş olmak

to be rid of Perseus ifadesindeki be rid of, “istenmeyen veya sorun çıkaran bir kişiden kurtulmuş olmak” anlamına gelir. to mastarı opportunity sözcüğünden sonra gelir ve bu fırsatın neyi mümkün kılacağını belirtir. İfade, onu uzaklaştırmak için kullanılan yönteme değil, Perseus'un artık engel olmadığı sonuç durumuna odaklanır. Bu olay örgüsü bağlamında Polydektes'in düşmanca niyetini gösterir, ancak sözcükler tek başına öldürme anlamı taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi, be rid of yapısını oluşturan ve “kurtulmuş olmak” anlamına gelen iki sözcükle tamamlayın: After months of repairs, the family was finally ____ the leak.

Cevabı göster

rid of

and suggested that he prove his manhood by fetching a Gorgon's head. Notlar

2:32

ve erkekliğini kanıtlaması için bir Gorgon'un kafasını getirmesini önerdi.

Kelime

prove his manhood: toplumsal cinsiyet beklentisi içeren bir meydan okuma

prove his manhood, geleneksel bir erkeklik ölçütüne göre onun gerçek bir erkek sayılacak kadar cesur, güçlü veya gözü pek olduğunu göstermesi demektir. Tarafsız bir beceri testi değildir. Bu cümlede öneri, onu tehlikeli bir eyleme zorlamak için onur duygusundan ve utanma ihtimalinden yararlanır. Daha genel olarak bu ifade, birinin toplumsal cinsiyet beklentilerini nasıl bir meydan okumaya ya da manipülasyon aracına dönüştürdüğünü gösterebilir.

Alıştırma

Doğru veya yanlış: “You must prove your manhood by taking this risk,” cümlesindeki ifade, geleneksel toplumsal cinsiyet beklentileri yoluyla birine baskı yapabilir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Doğru

Dilbilgisi

by fetching a Gorgon's head: yöntemi anlatan by + -ing

By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi veya aracı gösterir. Burada by fetching a Gorgon's head, erkekliğini nasıl kanıtlaması gerektiği sorusunu yanıtlar: yöntem, başı getirmektir. Buradaki by bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by fetching denir; by fetch veya by fetched denmez.

Alıştırma

Cümleyi record fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Maya improved her pronunciation by ____ herself every day.

Cevabı göster

recording

Perseus accepted the foolhardy mission, Kelime

2:38

Perseus bu cüretkar görevi kabul etti,

Kelime

foolhardy mission: tehlikeli derecede akılsızca bir görev

foolhardy mission ifadesinde foolhardy, görevin açık bir tehlike içerdiğini ve kötü bir muhakemeyi yansıttığını anlatır. Yalnızca görevin tehlikeli olduğunu söylemez; anlatıcının bu riski kabul etme kararına yönelik olumsuz değerlendirmesini de verir. Bir insan cesur olup yine de akıllıca davranabilir. Risk gereksiz görünüyorsa veya mantıklı biçimde değerlendirilmemişse foolhardy uygundur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız tekrarlanan fırtına uyarılarını görmezden gelip tek başına denize açılıyor. Arkadaşınızın kötü muhakemesini eleştiren en uygun sıfat hangisidir?

  1. brave
  2. foolhardy
  3. dangerous
Cevabı göster

foolhardy

gathered a crew,

2:41

bir mürettebat topladı,

and set sail towards Graeae, Kalıp ifadeler

2:43

ve Graeae'ye, yani

Kalıp ifadeler

set sail towards...: belirli bir yöne doğru deniz yolculuğuna başlamak

Set sail, tekne veya gemiyle bir yolculuğa başlamak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede set geçmiş zamandadır ancak biçimi yine set olarak kalır; towards Graeae ise yolculuğun yönünü gösterir. Yöne odaklanırken bir yerle birlikte set sail toward veya set sail towards kullanın. Set sail for ise o yeri planlanan varış noktası olarak daha doğrudan sunar.

Alıştırma

Kalıplaşmış denizcilik ifadesini tamamlayın: After loading the last crate, the sailors ____ towards the southern coast.

Cevabı göster

set sail

three ancient sisters.

2:45

üç yaşlı kız kardeşe doğru yelken açtı.

They shared a single eye and tooth

2:47

Onlar tek bir gözü ve dişi paylaşıyordu

and harbored numerous secrets. Kelime

2:50

ve sayısız sırrı barındırıyordu.

Kelime

harbored numerous secrets. — soyut fiil harbor

Burada harbored, bir şeyi zaman içinde gizli tutmak veya içinde barındırmak anlamına gelen bir fiildir. Harbored numerous secrets ifadesinde özne, açığa çıkarılmamış sırları içinde tutan biri ya da bir şey olarak anlatılır; harbor burada korunaklı liman anlamındaki isim değildir. Harbor; secrets, doubts, resentment ve suspicions gibi soyut isimlerle kullanılabilir. Bilginin, düşüncenin veya duygunun dışa vurulmak yerine içeride tutulduğunu sıkça ima eder.

Alıştırma

Hangi cümlede harbor, harbored numerous secrets ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. She hid the keys under the mat.
  2. The ship entered the harbor before sunset.
  3. She harbored doubts about the proposal.
Cevabı göster

She harbored doubts about the proposal.

As one sister passed their eye to another, Dilbilgisi

2:52

Bir kız kardeş gözü diğerine geçirirken,

Dilbilgisi

As one sister passed their eye to another, — eşzamanlı eylemler için zaman bildiren as

Burada As one sister passed their eye to another, cümlenin başına yerleştirilmiş bir zaman yan cümlesidir. As, “-iken” veya “-dığında” anlamı verir; gözü aktarma eylemi, ardından gelen temel cümle için zaman arka planı oluşturur. Yapı As + özne + fiil, temel cümle şeklindedir. İki olayın zaman bakımından örtüştüğünü gösterir ve asıl olayın gerçekleştiği ana dikkat çeker.

Alıştırma

Hangi cümlede as iki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösterir?

  1. She works as a nurse.
  2. As the lights dimmed, the audience fell silent.
  3. As the road was icy, we drove slowly.
Cevabı göster

As the lights dimmed, the audience fell silent.

Perseus grabbed it and forced them to reveal the locations of the nymphs of the River Styx Notlar

2:55

Perseus onu kaptı ve Styx Nehri'nin perilerinin yerini söylemeye zorladı

Kalıp ifadeler

forced them to reveal: onları açıklamaya zorlamak

Forced them to reveal ifadesi, onları istemedikleri hâlde bilgi açıklamaya zorladığı anlamına gelir. Forced, force fiilinin geçmiş zamanıdır; them baskı gören kişileri, to reveal ise yapmak zorunda kaldıkları eylemi gösterir. Yapı force + kişi + to + fiilin yalın hâlidir. Burada reveal, gizli olan bir bilgiyi açığa çıkarmak anlamındadır; yalnızca sözünü etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Yapıdaki eksik bölümü tamamlayın: The evidence forced the witness ____ reveal the truth.

Cevabı göster

to

and the cave of the Gorgons.

3:01

ve Gorgonların mağarasını.

Kültür

River Styx: Yunan mitolojisindeki yeraltı dünyası nehri

River Styx, Yunan mitolojisinde yer alan ve geleneksel olarak yeraltı dünyasıyla ilişkilendirilen bir nehrin özel adıdır. Bu cümlede of the River Styx, su perilerinin yerini mitolojik dünyaya yerleştirir; sıradan, modern bir nehri belirtmez. Bu ad, Perseus'un görevine yeraltı dünyası ve mitoloji havası verir. Buradaki yeri anlamak için mitolojiyle ilgili daha fazla ayrıntı bilmek gerekmez.

Alıştırma

Bu cümlede River Styx neyi ifade ediyor?

  1. Yeraltı dünyasıyla ilişkili Yunan mitolojisinden bir nehir
  2. Yunanistan'daki modern bir nehir
  3. Gorgonların yaşadığı bir mağara
Cevabı göster

Yeraltı dünyasıyla ilişkili Yunan mitolojisinden bir nehir

With the nymphs' help, Dilbilgisi

3:04

Perilerin yardımıyla,

Dilbilgisi

With the nymphs' help: With + iyelik biçimi + help

With the nymphs' help, nimflerin sonraki eylemi mümkün kılan bir yardım sağladığı anlamına gelir. Burada with yardımın kaynağını gösterir; birinin yalnızca nimflerle birlikte olduğu anlamına gelmez. Cümle başındaki With + iyelik biçimi + help önce sonucu mümkün kılan destek koşulunu verir. Ana cümle de bu yardımla neyin başarıldığını veya ne olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “Maya bize yardım ettiği için” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____, we found the correct address.

Cevabı göster

With Maya's help

he obtained Hermes' winged sandals, Kültür

3:05

Hermes'in kanatlı sandaletlerini,

Hades' cap of invisibility,

3:08

Hades'in görünmezlik başlığını,

and a special satchel.

3:10

ve özel bir çantayı elde etti.

Kültür

Hermes' winged sandals ... Hades' cap of invisibility nesnelerinin güçleri

Hermes' winged sandals, Hermes'le ilişkilendirilen ve giyen kişinin havada yolculuk etmesini sağlayan büyülü sandaletlerdir. Hades' cap of invisibility ise Hades'le ilişkilendirilen ve takan kişiyi görünmez yapan büyülü bir başlıktır. Bunlar sıradan giysiler değil, mitolojik araçlardır. Güçlerini bilmek, onları alan kişinin nasıl olağanüstü biçimde hareket edip gözden saklanabildiğini açıklar.

Alıştırma

Hangi seçenek her mitolojik nesneyi gücüyle doğru biçimde eşleştirir?

  1. winged sandals: olağanüstü hareket veya uçuş; cap of invisibility: takan kişiyi görünmez yapar
  2. winged sandals: giyen kişiyi görünmez yapar; cap of invisibility: olağanüstü hareket veya uçuş
  3. winged sandals ve cap of invisibility: büyülü güçleri olmayan sıradan giysiler
Cevabı göster

winged sandals: olağanüstü hareket veya uçuş; cap of invisibility: takan kişiyi görünmez yapar

And he accepted a gleaming sickle from Hermes

3:12

Ve Hermes'ten parıldayan bir orak kabul etti

and a shield that shone like a mirror Deyimler

3:15

ve ayna gibi parlayan bir kalkanı

Deyimler

shone like a mirror: görsel bir benzetme

Shone, shine fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede shone like a mirror, kalkanın ışığı güçlü biçimde yansıttığını ve ayna gibi parlak bir yüzeye sahip olduğunu anlatır. Like + isim öbeği bir benzetme kurar: bir şeyin görünüşünü veya hareketini tanıdık bir şeyle karşılaştırır. Bu karşılaştırma hızlıca görsel bir imge oluşturur; kalkanın gerçekten ayna olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Görsel bir benzetme oluşturan sözcükle cümleyi tamamlayın: The polished table shone ____ a mirror.

Cevabı göster

like

from Athena herself, Dilbilgisi

3:18

bizzat Athena'dan aldı,

the goddess who'd cursed Medusa with her monstrous form to begin with. Kalıp ifadeler

3:20

başta Medusa'yı canavarımsı formuyla lanetleyen tanrıçadan.

Dilbilgisi

from Athena herself: herself ile vurgu

Burada herself, kaynağın tam olarak kim olduğunu vurgulamak için Athena'dan sonra kullanılan pekiştirici bir zamirdir: kalkan bizzat Athena'dan gelmiştir. Athena'nın kendisine bir şey yaptığı anlamına gelmez. Ardından gelen açıklama, Athena'nın Medusa'yı lanetleyen tanrıça olduğunu belirtir. Bu nedenle vurgu özellikle çarpıcıdır: yardım, Medusa'nın lanetiyle bağlantılı olan kişinin bizzat kendisinden gelmiştir.

Alıştırma

Bu cümlede herself ne anlama gelir? The museum director herself welcomed the visitors.

  1. Müze müdürü ziyaretçileri karşılarken yalnızdı.
  2. Müze müdürü kendisini karşıladı.
  3. Müze müdürü ziyaretçileri bizzat karşıladı.
Cevabı göster

Müze müdürü ziyaretçileri bizzat karşıladı.

Kalıp ifadeler

to begin with: başlangıçtaki duruma dönmek

Burada cümle sonunda kullanılan to begin with, “en başta” veya “başlangıçta zaten” anlamına gelir. Dinleyiciyi olayın başlangıcına götürür: Medusa'yı lanetleyip ona canavarsı görünümünü veren kişi en başta bu tanrıçaydı. Başka bağlamlarda to begin with, bir listedeki ilk noktayı da sunabilir. İfadenin konumu ve bağlamı, “en başta” mı yoksa “öncelikle” mi anlamına geldiğini gösterir.

Alıştırma

Burada to begin with ne anlama geliyor? The schedule was unrealistic to begin with.

  1. En başından beri gerçekçi değildi.
  2. Yalnızca sonunda gerçekçilikten uzaklaştı.
  3. Bir program hazırlamaya nasıl başlanacağını açıklıyor.
Cevabı göster

En başından beri gerçekçi değildi.

Then,

3:25

Sonra,

one night,

3:26

bir gece,

Perseus approached and Medusa fell asleep. Kalıp ifadeler

3:27

Perseus yaklaştı ve Medusa uykuya daldı.

Kalıp ifadeler

fell asleep: uyanıklıktan uykuya geçiş

Fall asleep, “uyanık durumdan uyku durumuna geçmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Örnekteki fell asleep geçmiş zaman biçimidir; yani Medusa uykuya daldı. Buradaki fall fiziksel olarak yere düşmek anlamına gelmez. Asleep ile birlikte bir durum değişikliğini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi fall asleep ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the long ride, Leo ____ before sunset.

Cevabı göster

fell asleep

Perseus entered,

3:31

Perseus içeri girdi,

crept towards the Gorgons' slumbering forms,

3:33

Gorgonların uyuyan bedenlerine doğru süzüldü,

guiding his way with the reflections on Athena's shield. Dilbilgisi

3:36

Athena'nın kalkanındaki yansımalarla yolunu bularak.

Dilbilgisi

guiding his way with ...: yöntemi belirten -ing öbeği

Guiding his way with ... fiilin -ing biçimiyle kurulan ve öznenin ana eylemi nasıl yaptığını ekleyen bir ortaç öbeğidir. Öbeğin gizli öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır ve guiding eylemi ana eylemle aynı anda gerçekleşir. Burada guide his way kendi yönünü bulmak anlamındadır; with ise kullanılan aracı, yani Athena'nın kalkanındaki yansımaları belirtir.

Alıştırma

“Nora crossed the dark stage, guiding her way with a small flashlight,” cümlesinde -ing öbeği neyi anlatır?

  1. Nora'nın ancak geçtikten sonra ne yaptığı
  2. Nora'nın geçerken yolunu nasıl bulduğu
  3. El fenerinin kendi başına ne yaptığı
Cevabı göster

Nora'nın geçerken yolunu nasıl bulduğu

When he came upon Medusa resting peacefully, Öbek fiiller

3:39

Huzur içinde dinlenen Medusa'ya yaklaştığında,

Öbek fiiller

came upon Medusa: Medusa ile karşılaştı veya onu buldu

Come upon someone or something, çoğu zaman bir yerde ilerlerken veya olaylar gelişirken bir kişiyle karşılaşmak ya da bir şeyi bulmak anlamına gelir. Genellikle rastlantı anlamı taşır; ancak bir hikâyede yalnızca bir kişiye veya şeye ulaşıp onu keşfetme anını da anlatabilir. Came upon, basit geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede Medusa'nın bulunduğu yere ulaşır ve onu bulur. Upon ifadenin bir parçasıdır; Medusa'nın üstüne geldiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi come upon ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During our walk, we ____ a quiet garden behind the library.

Cevabı göster

came upon

he bore his sword down upon her neck. Kelime

3:42

kılıcını onun boynuna indirdi.

Kelime

bore his sword down upon...: kuvvetli bir aşağı vuruş

Burada bore, bear fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve bir şeyi kuvvetle hareket ettirmek ya da sürmek anlamına gelir. Kılıcı aşağı doğru onun boynuna indirdi; down aşağı yönü, upon ise hareketin hedefini belirtir. Bu, kısa ve edebî bir hareket betimlemesidir. Yalnızca kılıcı alçalttığını veya yere bıraktığını söylemekten daha ağır ve tehditkâr bir görüntü oluşturur.

Alıştırma

“The warrior bore his axe down upon the shield” cümlesi hangi hareketi anlatır?

  1. Savaşçı baltayı sessizce kalkanın yanına bıraktı.
  2. Savaşçı baltayı kuvvetle aşağı indirip kalkana vurdu.
  3. Savaşçı kalkanı baltanın üzerine kaldırdı.
Cevabı göster

Savaşçı baltayı kuvvetle aşağı indirip kalkana vurdu.

From the wound sprung Medusa and Poseidon's hybrid offspring, Notlar

3:45

Yaradan Medusa ve Poseidon'un melez yavruları fırladı,

Dilbilgisi

From the wound sprung...: yeri başa alan devrik yapı

Cümle, yer bildiren From the wound öbeğiyle başlar ve ardından sprung fiilini uzun özne Medusa and Poseidon's hybrid offspring ifadesinin önüne getirir. Bu, tam devrik yapıdır: yer veya yön öbeği + fiil + isim öbeği olan özne. Nötr modern sıralama Medusa and Poseidon's hybrid offspring sprang from the wound biçimindedir. Önce yarayı gösterip özneyi daha sonra açıklamak, ortaya çıkışı ani ve dramatik hissettirir.

Alıştırma

Hangi cümle “From the doorway came a tall stranger” ile aynı olayı normal sözcük sırasıyla anlatır?

  1. A tall stranger closed the doorway.
  2. The doorway came toward a tall stranger.
  3. A tall stranger came from the doorway.
Cevabı göster

A tall stranger came from the doorway.

Kelime

hybrid offspring: farklı kökenlerden gelen yavrular

Bu cümlede hybrid offspring, biyolojik ya da mitolojik kökeni iki farklı varlığın, türün veya soyun birleşiminden oluşan yavrular anlamına gelir. Burada ifade, Medusa ile Poseidon'un melez kökenli soyunu anlatır; yalnızca sıradan çocuklar demek değildir. Offspring, yavrular veya soy anlamında daha resmî bir kelimedir. İnsanlar, hayvanlar ya da insan olmayan varlıklar için kullanılabilir; tekil ve çoğul biçimi aynıdır.

Alıştırma

Resmî bir bilimsel tanımda, iki farklı türden meydana gelen yavruları en iyi hangi ifade anlatır?

  1. parent species
  2. human children
  3. hybrid offspring
Cevabı göster

hybrid offspring

a winged horse named Pegasus

3:50

Pegasus adında kanatlı bir at

and a warrior called Chrysaor.

3:52

ve Chrysaor adında bir savaşçı.

As Perseus stuffed Medusa's head in his satchel,

3:55

Perseus, Medusa'nın kafasını çantasına sıkıştırırken,

Stheno and Euryale awoke to the horrific scene and attacked. Kalıp ifadeler

3:59

Stheno ve Euryale bu korkunç sahneye uyandı ve saldırdı.

Kalıp ifadeler

awoke to the horrific scene: yeni fark edilen bir durumla uyanmak

Burada awoke to the horrific scene, uyanıp kendilerini korkunç manzaranın karşısında bulmaları anlamına gelir. to edatı, uyandıklarında fark ettikleri durumu tanıtır; bir varış yerini ya da uyanma amacını göstermez. awake/awoke to + isim öbeği yapısı, uyanma eylemini hemen fark edilen veya deneyimlenen bir görüntü, ses, hava durumu ya da başka bir durumla bağlar.

Alıştırma

The campers awoke to heavy rain on the roof cümlesinde to neyi tanıtır?

  1. gitmeleri gereken yer
  2. uyumayı seçmelerinin nedeni
  3. uyandıklarında buldukları durum
Cevabı göster

uyandıklarında buldukları durum

But donning the cap of invisibility and winged sandals, Kelime

4:03

Ancak görünmezlik başlığını ve kanatlı sandaletleri takarak,

Kelime

donning the cap of invisibility and winged sandals, — “giymek/takmak” için resmî ifade

Donning, İngilizce don fiilinin -ing biçimidir; kıyafet veya ekipman giymek ya da takmak anlamına gelen, resmî ve edebî bir kullanımdır. Burada görünmezlik başlığı ile kanatlı sandaletler, karakterin üzerine giydiği veya taktığı nesnelerdir. Cümlenin başındaki -ing’li yapı, ardından gelen temel cümle için arka plan eylemini verir ve anlatımı daha kısa, hikâye tarzında yapar. Günlük konuşmada put on genellikle daha doğaldır.

Alıştırma

Bu cümlede donning ne anlama geliyor?

  1. putting on
  2. taking off
  3. carrying
Cevabı göster

putting on

Perseus escaped unscathed, Kalıp ifadeler

4:07

Perseus yara almadan kaçtı,

Kalıp ifadeler

escaped unscathed, — yara almadan kaçmak

Escaped unscathed, tehlikeden yaralanmadan veya zarar görmeden kurtulmak anlamına gelir. Unscathed, kaçıştan sonraki durumu anlatır; bu nedenle ifade yalnızca kaçma eylemini değil, güvenli sonucu vurgular. Bu ifade kazaları, saldırıları, felaketleri ve maceraları anlatırken doğal biçimde kullanılır. İnsanlar için “hiç yara almadan”, nesneler için ise “hasar görmeden” anlamına gelir.

Alıştırma

unscathed, kaçan kişi hakkında bize ne anlatıyor?

  1. Gizlice kaçtı.
  2. Tehlikeye o neden oldu.
  3. Yaralanmadı.
Cevabı göster

Yaralanmadı.

reached only by Euryale's pained cry of despair echoing through the cave. Dilbilgisi

4:10

sadece Euryale'nin mağarada yankılanan acı dolu çaresizlik çığlığı ona ulaştı.

Dilbilgisi

reached only by: edilgen anlamlı past participle öbeği

Reached only by ... edilgen anlam taşıyan bir past participle öbeğidir. Önceki cümlecikten anlaşılan kişi hakkında ek bilgi verir: Bu kişi reach eylemine maruz kalır, by ile başlayan bölüm ise ona neyin ulaştığını belirtir. Only, Euryale'nin çığlığına odaklanarak ona ulaşan tek şeyin bu olduğunu vurgular. Bu öbek, Only Euryale's cry reached him şeklindeki tam düşünceyi betimleyici bir yapıda kısaltır; kişinin etkin biçimde bir şeye ulaştığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The runner vanished into the fog, reached only by Lina's final warning. reached only by ne anlama gelir?

  1. Lina'nın uyarısına koşucu tarafından ulaşıldı.
  2. Yalnızca Lina'nın son uyarısı koşucuya ulaştı.
  3. Koşucu etkin biçimde Lina'ya ulaştı.
Cevabı göster

Yalnızca Lina'nın son uyarısı koşucuya ulaştı.

Perseus was met by his crew's adulation, Kalıp ifadeler

4:16

Perseus mürettebatının övgüsüyle karşılandı,

Kalıp ifadeler

was met by his crew's adulation: mürettebatının yoğun övgüsüyle karşılanmak

Be met by + isim, yalnızca gerçek anlamda bir karşılaşmayı değil, bir kişinin veya şeyin aldığı tepkiyi de anlatabilir. Burada his crew's adulation, Perseus'u karşılayan tepkidir. Adulation, son derece coşkulu hayranlık veya övgü anlamına gelir ve çoğu zaman aşırı görünecek kadar güçlüdür. Bu nedenle ifade, mürettebatın Perseus'u yoğun bir hayranlıkla karşıladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi be met by yapısının simple past biçimiyle tamamlayın: The proposal ____ strong opposition.

Cevabı göster

was met by

and because death had failed to dim the power of Medusa's gaze, Deyimler

4:19

ve ölüm Medusa'nın bakışının gücünü zayıflatamadığı için,

Deyimler

Ölüm bile Medusa'nın bakışının gücünü azaltamadı

death had failed to dim the power of Medusa's gaze ifadesinde ölüm, bir gücü zayıflatmaya çalışıp başarısız olan bir rakip gibi gösterilir. Dim normalde bir ışığı daha az parlak hâle getirmek demektir; burada mecaz olarak bir etkiyi veya gücü zayıflatmak anlamındadır. Cümle, ölümün bile Medusa'nın bakışının gücünü azaltamadığını söyler. Ölümü başarısız olmuş bir rakip gibi göstermek, bu gücün kalıcı ve ürkütücü olduğunu vurgular; fail to dim the power of X kalıbı zaman, kayıp veya büyük bir darbeye rağmen güçlü kalan bir etkiyi anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Years of criticism failed to dim the artist's influence cümlesinde failed to dim ne anlama gelir?

  1. daha parlak hâle getirdi
  2. zayıflatmadı
  3. tamamen yok etti
Cevabı göster

zayıflatmadı

Perseus used her severed head to kill Polydektes,

4:23

Perseus onun kesik başını Polydektes'i öldürmek için kullandı,

then gave it to Athena,

4:27

sonra onu Athena'ya verdi,

who placed it on her shield.

4:29

o da onu kalkanına yerleştirdi.

But Athena's wasn't the only shield emblazoned with Medusa's face. Kelime

4:32

Fakat Athena'nınki Medusa'nın yüzüyle süslenmiş tek kalkan değildi.

Kelime

emblazoned with Medusa's face:Medusa'nın yüzünü belirgin biçimde sergileyen

emblazoned with Medusa's face ifadesi shield kelimesini niteleyen bir geçmiş zaman ortaç öbeğidir. Emblazon something with an image, bir görüntüyü yüzeyinde belirgin biçimde sergilemek demektir; genellikle süsleme veya amblem anlamı taşır. Görüntünün orada yalnızca tesadüfen bulunmadığını, bilerek ve görünür şekilde sunulduğunu anlatır. Bu cümlede ifade, Athena'nın kalkanının Medusa'nın yüzünü belirgin biçimde sergileyen birkaç kalkandan biri olduğunu söyler.

Alıştırma

Bir okul armasını belirgin biçimde sergileyen pankartı hangi ifade en iyi anlatır? The banner was ___ the school crest. cümlesindeki boşluğu dolduracak ifadeyi seçin.

  1. placed beside
  2. hidden from
  3. emblazoned with
Cevabı göster

emblazoned with

Ancient Greek and Roman artists committed Medusa's image to everything Kelime

4:36

Antik Yunan ve Romalı sanatçılar Medusa'nın imgesini her şeye işlediler

Kelime

committed Medusa's image to everything: görüntüyü birçok ortama aktarmak

commit X to Y yapısında X, bir görüntü veya fikir gibi içeriktir; Y ise bu içeriğin kaydedildiği ve korunduğu ortam ya da yerdir. Burada sanatçılar Medusa'nın görüntüsünü birçok farklı nesne ve sanat eserinde yeniden üretti. everything sözcüğü bilinçli olarak geniş kapsamlıdır. Sonraki bölüm, kullanılan çok sayıdaki ortama örnek olarak zırhları, resimleri, seramikleri ve mozaik zeminleri sıralar.

Alıştırma

The painter committed the harbor scene to canvas cümlesinde committed ... to canvas ne anlama gelir?

  1. Ressam tuvale bilerek zarar verdi.
  2. Ressam tuvali satın almaya söz verdi.
  3. Ressam manzarayı tuvale çizdi veya kaydetti.
Cevabı göster

Ressam manzarayı tuvale çizdi veya kaydetti.

from armor and paintings to ceramics and mosaic floors. Dilbilgisi

4:41

zırh ve tablolardan seramik ve mozaik zeminlere kadar.

Dilbilgisi

from armor and paintings to ceramics and mosaic floors: geniş bir kapsam belirtmek

From A to B, bir aralığın iki ucunu veya iki temsilî bölümünü gösterebilir. Yalnızca verilen örneklerle sınırlı olmayan geniş bir kapsamı anlatır; burada fiziksel bir hareketi belirtmez. Her iki tarafta da birbiriyle bağlı birden fazla öge bulunabilir. Bu cümlede armor and paintings A'yı, ceramics and mosaic floors ise B'yi oluşturur. Birlikte, yüzeylerin ve sanat biçimlerinin ne kadar çeşitli olduğunu gösterirler.

Alıştırma

Aralık yapısını from ... to ... ile tamamlayın: The library has resources ____ beginner guides ____ advanced research manuals.

Cevabı göster

from · to

And while it was customary for ancient Greek subjects to appear in profile, Dilbilgisi

4:46

Ve antik Yunan öznelerinin profilden görünmesi bir gelenekken,

Dilbilgisi

customary for ... to ...: yerleşmiş bir uygulama

it is/was customary for + kişi veya grup + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir davranışın yerleşmiş bir uygulama olduğunu veya geçmişte öyle olduğunu anlatır. Burada Antik Yunan sanatında insan figürlerinin geleneksel olarak profilden gösterildiği söylenir; subjects okul derslerini değil, eserde betimlenen figürleri ifade eder. Customary yalnızca sık gerçekleşen bir şeyi değil, gelenek ya da toplumsal uzlaşıyla şekillenmiş bir uygulamayı belirtir. Ayrıca bu uygulamanın zorunlu olduğu anlamına gelmez. Was customary, söz konusu geleneği tarihsel geçmişe yerleştirir.

Alıştırma

Yerleşmiş bir uygulamayı belirten resmî kalıpla cümleyi tamamlayın: At the ceremony, ____ guests to stand when the judge entered.

Cevabı göster

it was customary for

Medusa was almost always facing directly outwards. Kelime

4:51

Medusa neredeyse her zaman doğrudan dışarıya bakıyordu.

Kelime

facing directly outwards: izleyiciye doğru karşıdan bakmak

Resim veya heykel betimlemelerinde facing directly outwards, eserden onun önündeki alana doğru dümdüz yönelmiş olmak, genellikle izleyiciye bakmak anlamına gelir. Medusa profilden değil, tam karşıdan gösterilir. Directly, dümdüz karşıya yönelme anlamını güçlendirir. Outwards, görüntüden dışarıdaki alana yönelişi belirtir; burada “açık havaya” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sanat betimlemesinde “The carved face is facing directly outwards” ne anlama gelir?

  1. Yalnızca profilden gösterilir.
  2. Görüntünün arka planındaki derinliğe bakar.
  3. Doğrudan izleyiciye bakar.
Cevabı göster

Doğrudan izleyiciye bakar.

She was an apotropaic symbol, Kültür

4:55

O, kötülüğü savuşturan bir semboldü,

Kültür

apotropaic symbol: kötülüğü uzaklaştırmayı amaçlayan bir simge

Apotropaic symbol, kötülüğü, tehlikeyi veya uğursuzluğu uzaklaştırarak insanları ya da yerleri koruduğuna inanılan bir görüntü, nesne veya işarettir. Bu cümlede kadın figürü yalnızca korkutucu bir şey olarak sunulmaz; korkutucu görüntüsünün kendisi de koruyucu bir işlev görebilir. Aynı figürün hem tehdit hem de savunmayı temsil edebilmesini açıklayan kültürel düşünce budur.

Alıştırma

Hangi nesne apotropaic symbol olarak en iyi biçimde tanımlanabilir?

  1. Önemli tarihleri kaydetmek için kullanılan bir takvim
  2. Bir evi kötülükten koruduğuna inanılan bir maske
  3. Yalnızca uzunluk ölçmek için kullanılan bir cetvel
Cevabı göster

Bir evi kötülükten koruduğuna inanılan bir maske

one that imbued both fear and protection at once. Kelime

4:58

aynı anda hem korku hem de koruma aşılayan biri.

Kelime

imbued both fear and protection at once: bir arada bulunan iki anlam

Burada imbued, “çağrıştırdı veya taşıdı” anlamını sıkıştırılmış biçimde verir: simge aynı anda korku ve korunma olmak üzere iki çağrışım ya da etki taşıyordu. both A and B iki düşünceyi yan yana getirir; at once ise burada “hemen” değil, “aynı anda” demektir. Yeniden kullanılabilir bir cümle kalıbı olarak İngilizcede daha çok imbue something with A and B veya something is imbued with A and B denir.

Alıştırma

Cümleyi standart imbue kalıbıyla tamamlayın: The music imbued the scene ____ both tension and wonder.

Cevabı göster

with

Her story reverberated through time. Deyimler

5:02

Hikayesi zaman içinde yankılandı.

Deyimler

reverberated through time: yankı gibi süren etki

Reverberate gerçek anlamda bir sesin yankılanmasını veya duyulmaya devam etmesini anlatır. Buradaki reverberated through time bir mecazdır: Hikâyenin etkisi, çabucak sönmeyen bir yankı gibi sonraki dönemlerde sürer. İfade, hikâyenin yalnızca varlığını koruduğundan daha fazlasını anlatır. Hikâye sonraki kültürlerde yeniden anlatılır, yeniden yorumlanır ya da etkisi hissedilir.

Alıştırma

Burada reverberated through history ne anlama geliyor? The protest's message reverberated through history.

  1. Birkaç dakika boyunca yüksek bir ses çıkardı.
  2. Mesajı çok uzun süre sonra bile insanları etkilemeye devam etti.
  3. İnsanlar mesajını hemen unuttu.
Cevabı göster

Mesajı çok uzun süre sonra bile insanları etkilemeye devam etti.

In many versions, Anlatım akışı

5:05

Birçok versiyonda,

including the earliest,

5:07

en eskisi de dahil olmak üzere,

she was always a Gorgon.

5:08

o her zaman bir Gorgon'du.

In others,

5:10

Diğerlerinde,

like the ancient Roman poet Ovid's, Kültür

5:11

antik Romalı şair Ovid'in eserinde olduğu gibi,

she had a sympathetic human backstory Kelime

5:13

sempatik bir insan geçmişine sahipti

Kültür

ancient Roman poet Ovid's: iyelik biçiminden sonra atılan isim

Ovidius, Antik Roma şairiydi ve eseri burada karşılaştırılan antik edebî kaynaktır. Bu cümlede Ovid's, “Ovid's version” veya “Ovid's account” anlamına gelir. Karşılaştırmadan hangi ismin kastedildiği anlaşılabildiği için bu isim kullanılmamıştır. Bu, bağımsız kullanılan bir iyelik biçimidir. İngilizcede eksik ismin ne olduğu bağlamdan açıkça anlaşılıyorsa iyelik biçiminden sonra tekrarlanan isim atılabilir. Buradaki 's iyelik bildirir; is kısaltması değildir.

Alıştırma

“The museum displayed two reconstructions. The newer one differs from Dr. Chen's.” cümlesinde Dr. Chen's neyin yerini alır?

  1. Dr. Chen's reconstruction
  2. Dr. Chen's museum
  3. Dr. Chen is
Cevabı göster

Dr. Chen's reconstruction

as a woman who'd experienced cruelty and injustice,

5:17

zulüm ve adaletsizlik yaşamış bir kadın olarak,

Kelime

a sympathetic human backstory: merhamet uyandıran insani bir geçmiş

Burada sympathetic, geçmiş hikâyenin izleyici üzerindeki etkisini anlatır: onun geçmişi, insanların ona acımasını ve onu daha iyi anlamasını sağlar. Geçmiş hikâyenin başka birine acıdığı anlamına gelmez. Human backstory, onu yalnızca korkutucu bir figür olarak değil, bir hayatı ve acı verici deneyimleri olan bir kadın olarak sunar. Ardından gelen as ifadesi, yaşadığı acımasızlığı ve adaletsizliği belirterek bu geçmişi açıklar.

Alıştırma

“The novel gives the thief a sympathetic backstory.” cümlesinde sympathetic ne anlama gelir?

  1. Geçmiş hikâye hiçbir duygu olmadan anlatılır.
  2. Geçmiş hikâye, hırsızın herkese acıdığını gösterir.
  3. Geçmiş hikâye, okuyucuların hırsıza acımasını sağlar.
Cevabı göster

Geçmiş hikâye, okuyucuların hırsıza acımasını sağlar.

not just a simple monster to slay. Anlatım akışı

5:21

sadece öldürülecek basit bir canavar olarak değil.

Anlatım akışı

In many versions ... In others: anlatı gruplarını karşılaştırmak

In many versions ... In others ... anlatıları iki gruba ayıran paralel bir yapıdır. İlk ifade bir grup anlatının ne söylediğini tanıtır; ikinci ifade farklı bir gruba ve onun karşıt anlatımına geçer. Others, other versions ifadesinin yerini alarak tekrarı önler. Bu yapı, yalnızca bir anlatının doğru olduğunu iddia etmeden farklılıkları veya çeşitlenmeyi düzenler.

Alıştırma

Grupları karşılaştırmak için hedef paralel yapıyı tamamlayın: ____ versions, the traveler returns home. ____, the traveler settles abroad.

Cevabı göster

In many · In others

Anlatım akışı

sadece öldürülecek basit bir canavar değil

not just... aşırı basit bir etiketi reddeder: söz konusu varlık yalnızca basit bir canavar değildir. Burada a monster to slay bir isim öbeğidir; to slay, kahramanlık anlatısında canavarın saldırılıp öldürülecek hedef olduğunu açıklar. Bu ifade sonucu, tanıdık ve basitleştirilmiş bir bakıştan daha kapsamlı bir anlayışa taşır. Konuşan kişi, söz konusu varlığın daha karmaşık bir yönünün görülmesini ister.

Alıştırma

Hangi cümle tek taraflı bir etiketin ötesine geçmek için not just... kullanıyor?

  1. The story presents the rival as an enemy to defeat and gives no further information about her.
  2. The story presents the rival as not just an enemy to defeat; it also shows her fear and hope.
  3. The story presents the rival as just an enemy to defeat, not as a person with her own fears.
Cevabı göster

The story presents the rival as not just an enemy to defeat; it also shows her fear and hope.

We've made our first ever physical game, Kalıp ifadeler

5:27

İlk fiziksel oyunumuzu yaptık,

Kalıp ifadeler

ilk fiziksel oyunumuz

First ever, yapımcının ya da ekibin tarihinde veya deneyiminde ilk olan şeyi ifade eder; ever bunun daha önce hiç olmadığını vurgular. Yalnızca belirli bir sıradaki ilk öğe demek değildir. Burada physical game, dijital oyunun karşıtı olan, elde tutulabilen ve dijital olmayan bir oyun ürününü belirtir. Birlikte kullanıldığında ifade, ürünü bir dönüm noktası olarak sunar; bu kullanım tanıtımlarda yaygındır.

Alıştırma

Stüdyo daha önce hiç masa oyunu çıkarmadı. Hangi cümle bu dönüm noktasını vurgulamak için first ever ifadesini doğru kullanıyor?

  1. The studio has released its first board game this year.
  2. The studio has released a new board game this year.
  3. The studio has released its first ever board game.
Cevabı göster

The studio has released its first ever board game.

custom-tailored for all of you mythology lovers, Kalıp ifadeler

5:29

siz mitoloji severler için özel olarak tasarlandı,

Kalıp ifadeler

custom-tailored for all of you mythology lovers: mitoloji tutkunları için özel tasarlanmış

Custom-tailored for + hedef kitle, bir şeyin o kitlenin ilgi alanlarına veya ihtiyaçlarına uyacak şekilde özel olarak tasarlandığını belirtir. Tailor aslında bedene uygun giysi dikmekle ilgilidir; ancak custom-tailored burada mecaz anlamdadır. All of you mythology lovers, hedef kitleye, yani videoyu izleyen bütün mitoloji tutkunlarına doğrudan seslenir. Bu ifade, tanıtımın özellikle o gruba yöneltildiği hissini verir.

Alıştırma

Ürün tanıtımını, custom-tailored ifadesinden sonra hedef kitleyi getiren edatla tamamlayın: This guide is custom-tailored ____ first-time hikers.

Cevabı göster

for

Pandora's Legacy.

5:32

Pandora'nın Mirası.

Play as Pandora as you try to set right the chaos Notlar

5:34

Zeus'un kutusundan salıverilen kaosu düzeltmeye çalışırken

Kelime

Play as Pandora: play as + karakter

Oyun tanıtımlarında play as + karakter, o karakteri kontrol etmek veya onun rolünü üstlenmek anlamına gelir. Bu nedenle Play as Pandora, oyuncuya oynanabilir karakterin Pandora olduğunu söyler. Burada play sonrasındaki as, rolü veya kimliği belirtir. Daha sonraki as you try... bölümündeki as ise farklıdır ve oyun sırasında gerçekleşen şeyi anlatan yapıyı başlatır.

Alıştırma

Oynanabilir rolü getiren edatla oyun tanıtımını tamamlayın: In this mystery game, you play ____ a detective searching for a missing painting.

Cevabı göster

as

Deyimler

set right the chaos: karmaşayı düzene sokmak

Set right, bir şeyi düzeltmek, onarmak veya olması gereken duruma geri getirmek demektir. set right the chaos ifadesinde chaos, yeniden kontrol altına alınan sorundur; right fiziksel bir yön veya konum anlamına gelmez. Bu ifade, edebi veya dramatik bir sözcük dizilişiyle set right yapısını nesnesi chaos kelimesinden önce getirir. Günlük İngilizcede aynı eylem daha çok set things right veya restore order şeklinde ifade edilir.

Alıştırma

Hangi cümlede set things right, bir sorunu düzeltip durumu yeniden iyi hâle getirmek anlamında kullanılmıştır?

  1. They worked together to set things right after the misunderstanding.
  2. They worked together to set things aside after the misunderstanding.
  3. They worked together to set things down after the misunderstanding.
Cevabı göster

They worked together to set things right after the misunderstanding.

that has been unleashed by Zeus's box Deyimler

5:37

Pandora olarak oynayın

Deyimler

has been unleashed by Zeus's box: Zeus'un kutusu tarafından serbest bırakılmış

Unleash, güçlü, yoğun veya kontrol edilmesi zor bir gücü serbest bırakmak anlamına gelir. Has been unleashed by Zeus's box ifadesinde chaos, kapalı bir kaynaktan serbest bırakılan bir güç olarak anlatılır; bu nedenle ifade, düzensizlik ve tehlikenin yayılmaya başladığını düşündürür. Has been unleashed, present perfect zamanının edilgen hâlidir: serbest bırakma şimdi­den önce gerçekleşmiştir, eylemi yapan belirtilmez ve sonuç hâlâ önemlidir. By Zeus's box, serbest bırakmanın bağlandığı kaynağı gösterir.

Alıştırma

Unleash fiilinin present perfect edilgen biçimiyle cümleyi tamamlayın: A wave of creativity ____ by the new tools.

Cevabı göster

has been unleashed

in a beautifully illustrated jigsaw puzzle escape room game. Kelime

5:39

güzel resimlerle süslenmiş bir yapboz bulmacalı odadan kaçış oyununda.

Kelime

jigsaw puzzle escape room game: baş ismi bulma

Son isim olan game, yani “oyun”, baş isimdir; tüm ifadenin bir oyunu adlandırdığını gösterir. Escape room bir meydan okuma türünü, jigsaw puzzle ise başka bir oyun biçimini veya mekaniğini belirtir. Birlikte jigsaw puzzle escape room game, yapboz öğelerini kaçış odası tarzı oynanışla birleştiren bir oyunu anlatır. İngilizcede bir ürünü kısa biçimde adlandırmak için baş ismin önüne birden fazla isim getirilebilir. Her kelimeyi tek tek çevirmek yerine sağdaki game’den başlayın ve soldaki kelimeleri gruplar halinde ekleyin.

Alıştırma

jigsaw puzzle escape room game isim grubunda baş isim, yani adlandırılan ürün hangisidir?

  1. puzzle
  2. game
  3. room
Cevabı göster

game

Click here to learn more.

5:43

Daha fazlasını öğrenmek için buraya tıklayın.