Dünyadaki En Kafa Karıştırıcı Siyasi Sistem: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Video AB, AEA, Schengen, avro bölgesi ve Avrupa topraklarını karşılaştırarak Avrupa’nın neden tek bir sınırı olmadığını ve dolaşım, para birimi, vatandaşlık kurallarının nasıl örtüştüğünü gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. get used to it. (Öbek fiiller): Tekrarlanan bir sorunu kabullenmeyi isteyen doğrudan konuşma ifadesini anlayın ve uyumdan söz ederken kullanın. 2. were it not for (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): “if it were not for” yapısının resmî devrik biçimini tanıyın ve başka sonucu engelleyen etkeni belirtin. 3. by no means (Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler): Bu güçlü olumsuzluğu “hiçbir şekilde” olarak anlayın; means sözcüğünü “yöntem” sanmayın.
Bu derste
but much like the European continent itself, Kalıp ifadeler
0:03ancak tıpkı Avrupa kıtasının kendisi gibi,
the European Union also has some fuzzy edges to it. Deyimler
0:06Avrupa Birliği'nin de bazı bulanık hatları var.
much like: güçlü biçimde vurgulanan bir karşılaştırma sunmak
Much like, “...e çok benzer şekilde” anlamına gelir. Burada much, like sözcüğünü güçlendirir; büyük bir miktar ifade etmez. Bu ifade, Avrupa Birliği’nin belirsiz sınırlarını Avrupa kıtasının belirsiz sınırıyla karşılaştırır. Much like + isim öbeği, ana cümle kalıbı önce karşılaştırmayı sunar, ardından ana düşünceyi belirtir. Bilinen bir durum başka bir durumu açıklamaya yardımcı olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Güçlü bir benzerliği vurgulamak için bu cümlenin başına hangi seçenek doğru biçimde gelir? '_____ the first draft, the final design keeps the same basic shape.'
- Much alike
- Much as
- Much like
Cevabı göster
Much like
fuzzy edges: açıkça tanımlanmamış sınırlar
Fuzzy edges, keskin olmayan veya üzerinde açıkça uzlaşılmamış sınırları anlatan bir benzetmedir. Edges, üyeliğin ya da bir kuralın nerede uygulanmayı bıraktığını belirtir; fuzzy ise “belirsiz” anlamına gelir, kenarların yumuşak tüylerle kaplı olduğunu anlatmaz. Bu cümlede ifade, Avrupa Birliği’nin kusursuz biçimde düzenli tek bir alan oluşturmadığını; bağlantılı sistemlerin ve statülerin sınırlarda örtüşebildiğini düşündürür. Aynı benzetme, sınırda kalan örnekleri bulunan kategorileri, kuruluşları ve fikirleri de anlatabilir.
Alıştırma
'The club has fuzzy edges because some people join only occasionally,' cümlesinde fuzzy edges ne anlama gelir?
- Üyeleri öfkelenmeye başlamaktadır.
- Üyelik sınırı açıkça tanımlanmamıştır.
- Binasının yumuşak ve tüylü yanları vardır.
Cevabı göster
Üyelik sınırı açıkça tanımlanmamıştır.
“To start,” ile bir açıklamaya başlamak
Burada “To start,” cümlenin başında kullanılan bir söylem belirtecidir. Konuşanın düzenli bir açıklamadaki ilk adıma veya ilk bilgi bölümüne başladığını gösterir. Virgül onu ana cümleden ayırır. I pressed the button to start the machine. cümlesindeki to start gibi amaç bildirmez.
Alıştırma
Hangi cümlede “To start,” bir açıklamanın ilk adımını tanıtan açılış belirteci olarak kullanılmıştır?
- To start, check that every name is on the list.
- At first, the machine seemed too loud.
- I pressed the button to start the machine.
Cevabı göster
To start, check that every name is on the list.
The edges of the EU will probably continue to expand further out
0:25AB'nin sınırları muhtemelen daha da genişlemeye devam edecek
as there are other countries in various stages of trying to become a member. Kalıp ifadeler
0:29çünkü üye olmaya çalışan farklı aşamalardaki başka ülkeler var.
in various stages of: aynı sürecin farklı noktaları
“In various stages of”, birkaç kişinin, projenin, ülkenin veya başka unsurun aynı sürecin farklı noktalarında bulunduğunu anlatır. Burada ülkelerin hepsi üye olmaya çalışıyor, ancak aynı ölçüde ilerlemiş değiller. Yaygın kalıp, be in various stages of + süreç bildiren bir isim veya -ing biçimidir; örneğin in various stages of development veya in various stages of being reviewed. Various, grup genelindeki aşama çeşitliliğini anlatır; her ülkenin aynı anda birkaç aşamada olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, birkaç projenin aynı sürecin farklı noktalarına ulaştığı anlamına gelir?
- The projects are all at the same stage of development.
- Each project has finished every stage of development.
- The projects are in various stages of development.
Cevabı göster
The projects are in various stages of development.
a story for another time: başka bir zamana bırakılan konu
Bu cümlede a story for another time, konunun daha fazla ayrıntısı olduğunu ancak konuşmacının bunları şimdi açıklamayacağını anlatır. Buradaki story mutlaka kurgusal bir hikâye değildir; olayın tüm arka planı ya da açıklaması anlamına gelebilir. Bu ifade, yan konuyu kapatıp konuşmanın odağını korur. Konunun daha sonra ele alınabileceğini ima eder, ancak kesin bir söz vermez.
Alıştırma
Hangi cümle, yan bir konuyu sonraya bırakmak için bu ifadeyi doğal biçimde kullanıyor?
- How the old rule began is a story for another time; let's deal with today's problem.
- I read a story for another time before bed.
- The meeting starts a story for another time at nine.
Cevabı göster
How the old rule began is a story for another time; let's deal with today's problem.
citizens of member countries are automatically European Union citizens as well. Kalıp ifadeler
0:43üye ülkelerin vatandaşları otomatik olarak aynı zamanda Avrupa Birliği vatandaşıdır.
Sıralama işaretleri olarak First, ... and second, ... and third,
First, second ve third sıralama işaretleridir. Her biri dinleyiciye aynı listedeki yeni bir maddenin başladığını bildirir; böylece üç bilginin izlenmesi kolaylaşır. Second ve third öncesinde and sözcüğünün tekrarlanması, sözlü cümleye birikimli ve sohbet havasında bir ritim verir. Daha özenli yazılarda olağan kalıp First, ...; second, ...; and third, .... şeklindedir. Liste maddeleri dil bilgisi bakımından da paralel kalmalıdır.
Alıştırma
Hangi seçenek açık numaralı sıralama işaretleri ve paralel dil bilgisi kullanıyor?
- First, the plan is affordable; second, it is practical; and third, it is easy to explain.
- At first, the plan is affordable; second, practical; and third, it explains easily.
- First, the plan is affordable, after that practical, because easy to explain.
Cevabı göster
First, the plan is affordable; second, it is practical; and third, it is easy to explain.
Yan tümce sonunda as well
Burada as well, “ayrıca” veya “aynı zamanda” anlamına gelir. Kişinin zaten sahip olduğu vatandaşlığa Avrupa Birliği vatandaşlığını da ekler. Bir yan tümcenin sonunda as well, ekleme işlevli bir zarf öbeğidir. Bu yapı aynı türden bir bilgiyi daha eklemeyi sağlar; burada “aynı derecede iyi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “ayrıca” anlamına gelip normalde sonda bulunan iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Maya speaks Spanish, and she speaks Portuguese ____.
Cevabı göster
as well
This last means that if you're a citizen of any of these countries,
0:48Bu sonuncusu, eğer bu ülkelerden herhangi birinin vatandaşıysanız,
you are free to live and work and retire in any of the others,
0:50diğerlerinde yaşamakta, çalışmakta ve emekli olmakta özgürsünüz demektir,
especially if you think your country is too big Dilbilgisi
0:54özellikle de ülkenizin çok büyük olduğunu düşünüyorsanız
too big or too small ... too hot or too cold paralel kalıbı
Her çiftte too + sıfat, derecenin konuşanın kabul edilebilir bulduğu sınırı aştığını belirtir: too big, too small, too hot, too cold. Burada too, “aşırı derecede” anlamına gelir; “ayrıca” anlamına gelmez. Too + sıfat yapısını or ile tekrarlamak, olası zıt uçlardan oluşan paralel bir liste yaratır. Tekrarlanan kalıp karşılaştırmayı açık ve ritmik hâle getirir; seçenekler olası şikâyetlerdir, dört betimlemenin aynı anda doğru olduğu iddiası değildir.
Alıştırma
Her boşluğu “kabul edilebilirden daha fazla” anlamına gelen sözcükle tamamlayın: Every route we considered was ____ long or ____ steep or ____ crowded.
Cevabı göster
too · too · too
have asterisks attached to this unhelpful footnote?
1:02bu işe yaramaz dipnota bağlı yıldız işaretlerine sahip olduğunu fark ettiniz mi?
By the way: bağlantılı ek bir noktayı sunmak
By the way, dikkatin yönünde küçük bir değişiklik olduğunu bildiren bir söylem belirtecidir. Burada dikkati üç ifadenin kendisinden, hepsinin paylaştığı bir ayrıntıya yöneltir: her birinde bir yıldız işareti ve aynı dipnot vardır. Genellikle mantıksal bir sonuç göstermek yerine ek bir noktayı, hatırlatmayı veya konuyla bağlantılı bir ara sözü sunar. Yeni nokta önceki konuyla gevşek biçimde bağlantılı olabilir, ancak bu ifade dinleyiciye konuşmanın yönünün biraz değiştiğini bildirir.
Alıştırma
Şu cümleden önce konuyla bağlantılı ek bir hatırlatmayı doğal biçimde hangi ifade sunar: Your library book is due tomorrow?
- By the way
- Therefore
- For example
Cevabı göster
By the way
Get used to it: giderek alışmak
Get used to something, bir şeyi yabancı veya zor bulma durumundan onu normal ya da başa çıkılabilir bulma durumuna geçmek demektir. get used to it ifadesindeki it, izleyicinin tekrar tekrar karşılaşacağı yıldız işaretlerini ve istisnaları anlatır. Yapı get used to + isim, zamir veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden get used to working late denir, get used to work late denmez. Get used to it emir cümlesi, dinleyiciye bu durumun devam edeceğini kabul etmesini söyler.
Alıştırma
Hangi seçenek rahatsızlıktan aşinalığa geçişi vurgular? At first the early shift was hard, but after a month I ___ waking up at 6 a.m.
- got used to
- used to
- was used to
Cevabı göster
got used to
point us towards the first bit of border fuzziness Kalıp ifadeler
1:10bizi sınır bulanıklığının ilk kısmına yönlendiriyor
with Norway, Iceland, and little Liechtenstein,
1:12Norveç, İzlanda ve küçük Lihtenştayn ile birlikte,
point us towards: dikkati veya düşünceyi bir yöne yöneltmek
Bu cümlede point us towards, “dikkatimizi veya düşüncemizi bir şeye yöneltmek” anlamına gelir. Önceki üç gözlem, sınır belirsizliği konusunu açan ipuçları gibi işlev görür; burada parmakla gerçek bir yön gösterilmez. Aktarılabilir kalıp X points someone towards Y şeklindedir. X çoğunlukla bir ipucu, sonuç, işaret veya gerçektir; Y ise kişinin fark etmesine yardımcı olunan fikir, neden, kaynak ya da sonraki konudur. Burada kullanılan towards Britanya İngilizcesindeki biçimdir; toward da standarttır ve özellikle Amerikan İngilizcesinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “dikkatimizi bir şeye yöneltmek” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: These clues ____ the real cause.
Cevabı göster
point us towards
none of which: çoğul bir grup hakkında ek bilgi vermek
Which, Norveç, İzlanda ve Lihtenştayn'a gönderme yapar; none ise bu gruptaki üye sayısının sıfır olduğunu belirtir. Dolayısıyla yan cümlecik, bu üç ülkeden hiçbirinin Avrupa Birliği üyesi olmadığı bilgisini ekler. Kalıp çoğul ad öbeği, none of which + fiil şeklindedir. Tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği oluşturur: Virgül, bilginin grubun tamamı hakkında ek bir yorum olduğunu gösterir. Sayılabilen çoğul bir grup söz konusu olduğunda burada are gibi çoğul bir fiil kullanmak doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi “onların hiçbirisi” anlamındaki ilgi ifadesiyle tamamlayın: She showed me four designs, ____ matched the brief.
Cevabı göster
none of which
In exchange for freedom of movement of people, Kalıp ifadeler
1:23İnsanların serbest dolaşımı karşılığında,
they have to pay membership fees to the European Union,
1:25Avrupa Birliği'ne üyelik ücreti ödemek zorundalar,
In exchange for: karşılığında verilen şeyi belirtmek
In exchange for, bir ödeme, eylem veya fedakârlık karşılığında elde edilen yararı ya da şeyi tanıtır. Burada insanların serbest dolaşımı elde edilen yarar, üyelik aidatı ödemek ise verilen bedeldir. Bu ifade ilişkiyi yalnızca bir neden olarak değil, üzerinde anlaşılmış bir değiş tokuş veya koşul olarak gösterir. Böylece bir tarafın ne verdiği ve diğer tarafın ne aldığı açıkça anlaşılır.
Alıştırma
Karşılığında verilen şeyi tanıtan kalıbı boşluğa yazın: The museum waived the admission fee ____ a short volunteer shift.
Cevabı göster
in exchange for
Even though: gerçeğe dayalı bir karşıtlık kurmak
Even though, ana cümleyle karşıtlık oluşturan bir gerçeği tanıtır ve ana cümledeki sonucu daha beklenmedik gösterir. Burada Avrupa Birliği'nin bir parçası olmamaları normalde üyelik aidatı ödememelerini bekletirdi, fakat yine de ödeme yapmaları gerekir. Even though'dan sonra gelen yan cümle basit bir olasılık olarak değil, gerçek veya gerçek kabul edilen bir bilgi olarak sunulur. Bu nedenle yapı, bir gerçeği kabul ederken ana sonuçtan vazgeçmeyi ifade eder: bu gerçeğe rağmen ana sonuç devam eder.
Alıştırma
Beklenmedik bir sonuçtan önce gerçek bir durumu tanıtan ifadeyi seçin: ___ the train was delayed, we arrived before the meeting started.
- Even if
- Despite
- Even though
Cevabı göster
Even though
and thus don't get a say in its laws that they still have to follow. Kalıp ifadeler
1:29ve bu yüzden uymak zorunda oldukları yasaları üzerinde söz sahibi değiller.
get a say in: bir kararı etkileme fırsatı elde etmek
get a say in something ifadesinde say, bir kararda söz veya etki sahibi olmayı anlatan bir isimdir. İfade, sonucu etkileyebilecek bir görüş bildirme fırsatının kişiye verilmesi anlamına gelir. get fiili, bu fırsatın elde edilmesini ya da kişiye verilmesini vurgular. Cümlede, etkilenen tarafların yasalara uymak zorunda oldukları hâlde bu yasaların şekillendirilmesine katılamadıkları anlatılır.
Alıştırma
Sakinlerin planı etkilemesine izin verileceğini göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? For the first time, local residents will _____ how the park is redesigned.
- get to say in
- make a say in
- get a say to
- get a say in
Cevabı göster
get a say in
and it sounds like a terrible deal were it not for that asterisk Dilbilgisi
1:34ve o yıldız işareti olmasaydı kulağa berbat bir anlaşma gibi gelirdi
were it not for: resmî devrik koşul yapısı
Were it not for + isim öbeği, if it were not for + isim öbeği, yani “bu etken olmasaydı” anlamına gelir. Farklı bir sonucun ortaya çıkmasını engelleyen koşulu belirtir. Cümlede koşul devrikliği kullanılır: were, it sözcüğünün önüne geçer ve if atılır. Bu bir soruyu değil, koşulu bildiren bir ifadeyi oluşturur; were sıradan geçmiş zamanı değil, varsayımsal bir koşulu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi if it were not for anlamına gelen resmî devrik ifadeyle tamamlayın: ____ the backup generator, the clinic would lose power during the storm.
Cevabı göster
Were it not for
Iceland might care quite a lot about running themselves.
1:44İzlanda gibi bir ülkenin kendisinin yönetmeyi oldukça önemseyebileceği bir şey.
with the notable exception of Switzerland, Kalıp ifadeler
1:51dikkat çekici bir istisna olan İsviçre dışında,
who remains neutral and fiercely independent,
1:52ki tarafsız ve son derece bağımsız kalmaya devam ediyor,
with the notable exception of: önemli bir istisnayı vurgulamak
“Genel ifade + with the notable exception of + isim” kalıbında vurgulanan ifade, genel duruma uymayan bir örneği belirtir. Burada İsviçre genel tablodan özellikle ayrılır. Bu ifadede notable, mutlaka “ünlü” değil, “dikkate değer” anlamına gelir. Bu kullanım, istisnanın analiz açısından önemli olduğunu dinleyiciye bildirir.
Alıştırma
Dikkate değer bir istisnayı belirten beş kelimelik resmî hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Every national team reached the final, ____ the defending champions.
Cevabı göster
with the notable exception of
If you're from a country that keeps her borders extremely clean
1:57Eğer sınırlarını son derece temiz tutan
to take a meh approach to borders. Kalıp ifadeler
2:04sınırlara 'ne yapalım' yaklaşımı benimsemek için.
mind-blowing: aşırı şaşkınlık anlatan gayriresmî sıfat
Mind-blowing, “son derece şaşırtıcı, etkileyici veya hayal etmesi zor” anlamına gelen gayriresmî bir sıfattır. Bu cümlede konuşmacı, ülkeler arasındaki bu düzenlemenin ne kadar şaşırtıcı hissettirdiğini vurgular; zihnin gerçekten zarar görmesi kastedilmez. The idea is mind-blowing örneğindeki gibi bir bağ fiilinden sonra veya a mind-blowing idea örneğindeki gibi bir isimden önce gelebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede mind-blowing güçlü bir tepkiyi ifade etmek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- The form asks for a mind-blowing copy of your passport.
- I was mind-blowing when I saw the view.
- The view from the summit was absolutely mind-blowing.
Cevabı göster
The view from the summit was absolutely mind-blowing.
take a meh approach to: bir konuyu umursamaz bir tavırla ele almak
take a(n) + sıfat + approach to + isim veya -ing biçimi, “bir konuyu ele almak için belirli bir yol seçmek” anlamına gelir. Sıfat, yaklaşımın tarzını belirtir; a careful approach to hiring ve a flexible approach to planning buna örnektir. Burada meh, sıfat konumundadır. Düşük ilgi, az kaygı veya “pek umurumda değil” tavrı ifade eder. Cümle, sınır kontrollerinin azaltılmasını rahat ve umursamaz bir politika gibi mizahi biçimde sunar.
Alıştırma
Hangi cümle şikâyetlere karşı gündelik ve isteksiz bir tavrı doğal biçimde anlatır?
- The company is deeply concerned about every complaint.
- The company takes a meh approach to complaints.
- The company takes a rigorous approach to complaints.
Cevabı göster
The company takes a meh approach to complaints.
No border officers or passport checks of any kind.
2:09Hiçbir sınır görevlisi veya pasaport kontrolü yok.
business or pleasure?: seyahatin amacını sormak
Business or pleasure?, “Are you travelling for business or for pleasure?” anlamına gelen yaygın bir kısaltılmış sorudur. Atlanan sözcükler özellikle pasaport kontrolü, göçmenlik işlemleri veya check-in sırasında seyahat bağlamından anlaşılır. Business işle ilgili seyahati belirtir. Pleasure ise tatil gibi dinlenme veya kişisel amaçlı seyahat anlamına gelir; burada soyut bir haz duygusu değildir. Cümlede bu ifade, bir yolcunun başka bir durumda yanıtlamak zorunda kalabileceği standart soru olarak anılır.
Alıştırma
Pasaport kontrolünde bir görevli “Business or pleasure?” diye soruyor. Ne öğrenmek istiyor?
- Seyahat iş için mi yoksa tatil için mi?
- Yolcu iş toplantılarından hoşlanıyor mu?
- Yolcu business class koltuk mu istiyor?
Cevabı göster
Seyahat iş için mi yoksa tatil için mi?
means that non-Swiss can check in anytime they like,
2:21İsviçreli olmayanların istedikleri zaman giriş yapabileceği,
“kumbaya approach to borders”: alaycı bir idealizm göndermesi
Burada kumbaya, insanların uyum içinde bir araya gelmesiyle ilişkilendirilen şarkıyı çağrıştırır. Bir sınır politikasını birlik ve açıklığa idealist biçimde odaklanan bir yaklaşım olarak tanımlar. İfade tarafsız değil, hafifçe alaycıdır: konuşan kişi bu umutlu yaklaşımın safça ya da uygulanamaz olabileceğini ima eder. Kumbaya kültürel bir göndermedir; bir sınır politikasının adı değildir.
Alıştırma
Bu cümlede “kumbaya approach to borders” nasıl bir tutum aktarıyor?
- Uyumu ön plana alan idealist bir politikaya yönelik hafif alaycı bir kuşku
- Sınır kurallarının tarafsız ve teknik bir açıklaması
- Sıkı sınır kontrollerine güçlü bir övgü
Cevabı göster
Uyumu ön plana alan idealist bir politikaya yönelik hafif alaycı bir kuşku
“these fair Isles”: güzel anlamındaki fair
these fair Isles ifadesinde fair, adil veya hakkaniyetli değil; güzel, hoş ya da değer verilen anlamına gelir. Isles, islands için kullanılan edebî bir sözcüktür ve büyük I harfi ifadeye şiirsel bir lakap havası verir. Burada these, Birleşik Krallık ve İrlanda'ya gönderme yapar. Konuşan kişi resmî bir coğrafi ad yerine biraz gösterişli ve eğlenceli bir ifade kullanır.
Alıştırma
Burada “these fair Isles” ifadesinin anlamını ve tonunu en iyi koruyan açıklama hangisidir?
- resmî olarak belirlenmiş bu topraklar
- yasaları tamamen adil olan bu adalar
- hafif şiirsel ve eğlenceli bir biçimde söylenen “bu güzel adalar”
Cevabı göster
hafif şiirsel ve eğlenceli bir biçimde söylenen “bu güzel adalar”
Britannia's reluctance to get fully involved with the EU
2:37Britanya'nın AB'ye tam olarak dahil olma konusundaki isteksizliği
Geçiş ifadesi olarak brings us to the next topic
Burada brings fiziksel bir hareketi anlatmaz. Önceki düşünce, yani Britannia'nın isteksizliği, konuşmacıyı ve dinleyicileri, başka bir deyişle us grubunu, mantıksal olarak yeni bir konuya götürür: para. X brings us to Y kalıbı bir geçiş işaretidir. Az önce ele alınan noktanın bir sonraki bölümü tanıtmak için nasıl gerekçe oluşturduğunu gösterir; böylece anlatım ani değil, bağlantılı ilerler.
Alıştırma
'That final result brings us to the next topic: funding,' cümlesinde bu ifade neyi gösterir?
- Sonuç, konuşmacıları fiziksel olarak başka bir yere taşır.
- Sonuç, başka bir konu tanıtmadan tartışmayı bitirir.
- Sonuç, finansmanla ilgili bir tartışmaya mantıksal geçiş oluşturur.
Cevabı göster
Sonuç, finansmanla ilgili bir tartışmaya mantıksal geçiş oluşturur.
The European Union has its own fancy currency,
2:41Avrupa Birliği'nin kendine has süslü bir para birimi var,
but not all of the European Union members.
2:45ancak Avrupa Birliği üyelerinin tümü tarafından değil.
a country must first reach certain financial goals,
2:50bir ülke önce belirli finansal hedeflere ulaşmalıdır,
and lying about reaching those goals is certainly not something anyone would do. Ton ve niyet
2:52ve bu hedeflere ulaşmak konusunda yalan söylemek kesinlikle kimsenin yapacağı bir şey değildir.
İroni olarak certainly not something anyone would do
Yüzeyde certainly, not sözcüğünü güçlendirir; anyone ise inkârı herkesi kapsayacak hâle getirir. Böylece yalan söylemek düşünülemez bir şeymiş gibi görünür. Ancak bu bağlamda inkâr, samimi olamayacak kadar kasıtlı biçimde kesindir. Konuşmacı, karşıt anlamı, yani birinin hedeflere ulaştığı konusunda yalan söylemiş olabileceğini ima etmek için sözel ironi kullanır. Masum görünen genel bir iddia, çevredeki kanıt veya şüpheyle çelişiyorsa bunu otomatik olarak gerçek anlamıyla almak yerine olası bir ironi işareti olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bir incelemeci, açıkça yanlış olan birkaç iddiayı gösterdikten sonra 'And lying is certainly not something anyone would do.' diyor. En olası anlam nedir?
- İncelemeyi yapan kişi hiçbir insanın asla yalan söylemeyeceğine içtenlikle inanıyor.
- İncelemeyi yapan kişi ironi yapıyor ve muhtemelen birinin yalan söylediğini ima ediyor.
- İncelemeyi yapan kişi konuyu değiştiriyor ve yalan söylemek hakkında hiçbir yargıda bulunmuyor.
Cevabı göster
İncelemeyi yapan kişi ironi yapıyor ve muhtemelen birinin yalan söylediğini ima ediyor.
will ditch their local currency in favor of the euro, Kalıp ifadeler
2:59yerel para birimlerini terk edip euroyu benimseyecekler,
ditch X in favor of Y: X’i bırakıp Y’yi seçmek
“Fiil + X + in favor of + Y” yapısında seçilen seçenek Y, geride bırakılan seçenek ise X’tir. Burada avro yerel para biriminin yerini alır; ifade yalnızca avro hakkında olumlu düşünmekten daha fazlasını anlatır. İlişkiyi doğru anlamak için önceki fiile bakın: biri drops X in favor of Y dediğinde değişim X’ten Y’ye doğrudur.
Alıştırma
Yeni sistemin seçildiğini ve eskisinin bırakıldığını gösteren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school retired paper forms ____ an online system.
Cevabı göster
in favor of
isim olarak opt out: gönüllü muafiyet
Burada opt out, a permanent ifadesinden sonra gelir ve sayılabilen isim olarak kullanılır. Bir kişinin bir kurala veya sisteme katılmamayı seçmesini sağlayan kalıcı bir hak ya da düzenlemeyi anlatır. Bu seçim gönüllüdür: kişilerin düzenlemenin dışında kalmasına izin verilir. Yeterli koşulları sağlamadıkları veya başkası tarafından çıkarıldıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
A contract gives each member a permanent opt-out. Bu ne anlama gelir?
- Her üyenin katılmamayı seçme konusunda devamlı bir hakkı vardır.
- Her üye reddedilmiştir ve katılamaz.
- Her üye şimdi katılmak zorundadır ama bir kez ara verebilir.
Cevabı göster
Her üyenin katılmamayı seçme konusunda devamlı bir hakkı vardır.
despite not being in the European Union at all. Dilbilgisi
3:18Avrupa Birliği'nde hiç olmamalarına rağmen.
despite not being: şaşırtıcı bir olumsuz koşul ifade etmek
Bu cümlede despite not being in the European Union, Avrupa Birliği'nde olmadıklarını ancak bu gerçeğin ardından gelen şaşırtıcı sonucu engellemediğini belirtir. Despite, normalde farklı bir sonuç bekletebilecek bir koşul sunar. Despite bir edat olduğu için burada ardından not + being, yani bir -ing biçimi gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp despite not being + tamamlayıcıdır; despite not being ready buna bir örnektir. Bu kısa yapı, nötr ve resmî açıklamalarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi ‘o öyle olmamasına rağmen’ anlamındaki üç kelimelik hedef kalıpla tamamlayın: Lena can use the staff library ____ an employee.
Cevabı göster
despite not being
That's the big picture: genel bakışı bitirmek
That's the big picture, ayrıntıların oluşturduğu genel görünümü adlandırarak ayrıntılı bir açıklamayı bitirir. Big picture mecazidir; büyük boyutlu bir resim değil, ana durum veya genel çerçeve anlamına gelir. Buradaki that's, az önce açıklananlara gönderme yapar. Bu ifade, dinleyicinin artık genel çerçeveyi kavradığını belirtir ve bir özetin ya da açıklamanın sonraki bölümünün önünü açabilir.
Alıştırma
Takvimi, bütçeyi ve personel durumunu az önce açıkladınız. Genel özeti hangi cümle doğal biçimde bitirir?
- Could you repeat the budget figure?
- That's the big picture.
- Let's examine one small exception.
Cevabı göster
That's the big picture.
the Eurozone inside of it with a common currency,
3:24içinde ortak bir para birimi ile Euro Bölgesi,
the selective Schengen for countries that think borders
3:29sınırların uğraşmaya değmeyeceğini düşünen ülkeler için
aren't worth the hassle: uğraşa değmemek
Bu cümlede aren't worth the hassle, bu sınır kontrollerini sürdürmenin sağlayacağı yararın ortaya çıkan zahmeti haklı çıkaramayacak kadar az olduğu anlamına gelir. Olumsuz biçim, işi uğraşmaya değmeyen bir tercih olarak sunar. Kalıp be worth + isim öbeği veya -ing biçimidir: worth the hassle, worth the cost ya da worth checking. Bu kalıpta worth sözcüğünden sonra to'lu mastar kullanılmaz.
Alıştırma
Faydanın zahmeti haklı çıkaracak kadar büyük olduğunu belirten tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The installation takes an hour, but the extra security is ____.
Cevabı göster
worth the hassle
olumsuz cümlede by a long shot: yanına bile yaklaşmamak
By a long shot, büyük bir farkla veya büyük ölçüde anlamına gelen bir deyimdir. Olumsuz bir ifadenin ardından geldiğinde olumsuzluğu güçlendirir: we're not done ... by a long shot, bitirmeye henüz hiç yaklaşmadığımızı ve anlatılacak çok şey kaldığını belirtir. Buradaki shot gerçek anlamında değildir. İfadenin tamamını ateş etme ya da bir deneme olarak değil, anlamı güçlendiren bir söz olarak değerlendirin.
Alıştırma
Cümleyi yanına bile yaklaşmamak anlamındaki tam deyimle tamamlayın: The investigation isn't over ____.
Cevabı göster
by a long shot
Portugal and Spain have islands from their colonial days
3:40Portekiz ve İspanya'nın sömürge günlerinden kalma
part with something: değerli bir şeyden istemeyerek vazgeçmek
“they've never parted with” ifadesinde part with, bir şeyin mülkiyetinden veya kontrolünden vazgeçmek anlamına gelir. Burada ülkeler adaları devretmek yerine ellerinde tutmuştur. Fiil ve edat tek bir birim oluşturur: part with + nesne. Burada that adaları temsil eder ve ilgi cümleciğinde daha önce yer aldığı için with sonda kalır. İfade çoğu zaman söz konusu şeyin değerli olduğunu veya ondan vazgeçmenin zor olacağını ima eder.
Alıştırma
Cümleyi “değerli bir şeyden vazgeçmek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın. Yalın biçimi kullanın: The collector refused to ____ his rarest coin.
Cevabı göster
part with
a big deal: önemli bir mesele
A big deal, dikkat gerektirecek kadar önemli veya ciddi bir şeydir. isn't a big deal ifadesindeki olumsuz biçim, birkaç ada eklemenin etkisini küçümser. Burada deal bir iş anlaşması anlamına gelmez. until sözcüğü, Fransa hesaba katıldığında ilk değerlendirmenin değişebileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? Missing one rehearsal is not ____, but missing every rehearsal will cause problems.
- a deal
- a good deal of
- a big deal
Cevabı göster
a big deal
the queen of not letting go: mizahi ve abartılı bir etiket
the queen of + isim veya -ing ifadesi kalıbı, bir kişiye ya da şeye belirli bir özellik veya davranışla özellikle tanındığını anlatan abartılı bir unvan verir. Burada Fransa kadın olarak kişileştirilir ve şakayla karışık biçimde “bırakmama” konusunda en iyi ülke olarak etiketlenir. Bu kullanım mecazidir; gerçek bir kraliçeden söz edilmez. “Bırakmamak”, Fransa’nın eski denizaşırı topraklarını elinde tutmaya devam etmesine işaret eder. Görkemli unvan da tarafsız bir açıklama yerine ironi katar.
Alıştırma
“Nina is the queen of finding an excuse to leave early,” cümlesinde “the queen of” ne anlama gelir?
- Nina’dan erken ayrılmak için bir bahane bulması isteniyor.
- Nina bir ülkenin resmî hükümdarıdır.
- Nina, bunu yapmakta özellikle iyi olan veya bununla tanınan biri olarak mizahi biçimde anlatılıyor.
Cevabı göster
Nina, bunu yapmakta özellikle iyi olan veya bununla tanınan biri olarak mizahi biçimde anlatılıyor.
She still holds on to a bunch of islands in the Caribbean,
3:58O hala Karayipler'deki bir grup adayı elinde tutuyor,
As far as France is concerned: Fransa’nın bakış açısını belirtmek
As far as X is concerned, sabit kalıbı, sonraki ifadeyi X’in bakış açısı, çıkarları veya ilgili olduğu alanla sınırlar. Burada, Fransa’nın resmî bakış açısından denizaşırı toprakların da Fransa sayıldığı anlamına gelir. Bu kalıpta concerned “endişeli” anlamına gelmez. Giriş cümleciği genellikle virgülle biter ve ana cümle X’in bakış açısıyla sınırlanan iddiayı verir.
Alıştırma
As far as X is concerned sabit kalıbını kullanarak ve X yerine tam olarak “our team” yazarak cümleyi tamamlayın: “____, the project is finished, but the client still wants changes.”
Cevabı göster
As far as our team is concerned
which single-handedly extends the edge-to-edge distance of the European Union
4:06ki bu da Avrupa Birliği'nin bir uçtan bir uca mesafesini tek başına
Regions, and they're the result of the simple answer to empire,
4:16Bölgeler denir ve imparatorluğa verilen basit yanıtın sonucudurlar,
Karşıtlık belirteci olarak On the other hand
On the other hand, bir karşılaştırmanın bir yönünden farklı ve karşıt olan diğer yönüne geçildiğini bildirir. Burada dinleyiciye, Birleşik Krallık’ın daha önce anılan ülkelerden farklı bir şekilde ele alınacağını gösterir. Bu ifade fiziksel bir eli anlatmaz; savın akışını düzenler. İlk durum belirtilir veya bağlamdan anlaşılır, ardından On the other hand aynı konudaki ilgili karşıt yönü sunar.
Alıştırma
Söylem belirtecini kullanarak iki yönlü karşılaştırmayı tamamlayın: On the one hand, the job pays well. ____, the hours are very long.
Cevabı göster
On the other hand
the master of maintaining complicated relationships with her quasi former lands,
4:22yarı eski topraklarıyla karmaşık ilişkiler sürdürmenin ustası,
Vurgulu olumsuzluk için by no means
By no means, kesinlikle değil veya hiç değil anlamına gelen, vurgulu ve kalıplaşmış bir olumsuzluk ifadesidir. she's by no means alone ifadesinde onun tek olduğu düşüncesi güçlü biçimde reddedilir. Bu ifade alone sözcüğünü bir bütün olarak niteler. Burada means, yöntemler anlamına gelmez; bu nedenle by no means tek bir kalıp olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi hangi ifade doğru biçimde tamamlar? The task is ___ impossible; we already have a workable solution.
- by any means
- by all means
- by no means
Cevabı göster
by no means
all have what the European Union calls overseas territories.
4:32hepsi Avrupa Birliği'nin denizaşırı topraklar dediği şeye sahip.
and their associated countries,
4:42hem de ilişkili oldukları ülkelerle olan karmaşık ilişkileri nedeniyle,
Dipsiz bir yıldız işareti kuyusu
Bottomless well of asterisks bir mecazdır. Asterisks; dipnotları, istisnaları ve ek koşulları temsil eder. Bunların kaynağına dipsiz bir kuyu denmesi, yenilerinin sürekli ortaya çıktığını ve sonlarının gelmediğini düşündürür. a bottomless well of + isim kalıbı gerçek bir kuyuyu anlatmaz; bilinçli bir abartıdır. İsmi görünüşte tükenmez bir kaynak gibi sunar ve söz konusu şeyler karmaşık sorunlarsa çoğu zaman bıkkınlık ya da mizah taşır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki dört sözcüklü mecazla tamamlayın: Every claim in the contract had another footnote, so it felt like a ____.
Cevabı göster
bottomless well of asterisks
which makes it hard to say anything meaningful about them as a group, Dilbilgisi
4:44ki bu da bir grup olarak onlar hakkında anlamlı bir şey söylemeyi zorlaştırır,
makes it hard to: make + it + sıfat + to do
makes it hard to say ifadesinde make, neden olmak anlamındadır. Yapı make + it + sıfat + to-mastar şeklindedir: makes + it + hard + to say. It belirli bir şeyi göstermez; sıfatın asıl görev olan to say anything meaningful ifadesinden önce gelmesini sağlayan biçimsel bir nesnedir. Bu kalıbı bir koşulun eylemi nasıl etkilediğini açıklamak için kullanın: X makes it easy, difficult or impossible to do Y. Sıfat, eylem üzerindeki etkiyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyi aynen kullanarak tamamlayın: Heavy traffic ____ arrive on time.
Cevabı göster
makes it hard to
European Union law doesn't apply to these places,
4:49Avrupa Birliği yasaları bu yerler için geçerli değildir,
the people who live there are European Union citizens
4:52orada yaşayan insanlar Avrupa Birliği vatandaşıdır
they have the citizenship of their associated country.
4:56ilişkili oldukları ülkenin vatandaşlığına sahiptirler.
in general: geniş kapsamlı iddiaları sınırlandırmak
Burada in general, her ifadeyi genellikle doğru olan durumlarla sınırlar. Hukuki düzenlemelerde ve vatandaşlık biçimlerinde istisnalar bulunabileceğini gösterir; bu nedenle ifadeler evrensel kurallar olarak anlaşılmamalıdır. Bu ifadenin her geniş kapsamlı iddiadan önce tekrarlanması, her iddianın ayrı ayrı sınırlandırılmasını sağlar. Tekrar aynı zamanda hafif ve kuru bir mizah katar: Karmaşık bir sistemin istisnasız tek bir cümleye nadiren sığdığını hatırlatır.
Alıştırma
Bu cümledeki in general ifadesinin anlamını değerlendirin: “In general, online orders arrive within three days.”
- Yanlış: Olağan durumu açıklar, ancak istisnalara izin verir.
- Doğru: Her siparişin üç gün içinde ulaşacağını garanti eder.
Cevabı göster
Yanlış: Olağan durumu açıklar, ancak istisnalara izin verir.
they can live anywhere in the EU they want,
4:59AB'de istedikleri herhangi bir yerde yaşayabilirler,
other European Union citizens can't freely move to these territories,
5:02diğer Avrupa Birliği vatandaşları bu topraklara özgürce taşınamaz,
which makes these places a weird semipermeable membrane of the European Union proper. Deyimler
5:05ki bu da bu yerleri Avrupa Birliği'nin garip bir yarı geçirgen zarı yapar.
semipermeable membrane: seçici sınır metaforu
Yarı geçirgen bir zar, gerçek anlamıyla bazı maddelerin geçmesine izin verirken diğerlerini engeller. Burada bu bilimsel terim, hareketi herkese eşit biçimde değil, seçici olarak mümkün kılan hukuki bir sınır için metafor olarak kullanılır. Bu imge asimetriyi vurgular: Bir kişinin statüsü veya hareket yönü, geçiş izni bulunup bulunmadığını değiştirebilir. Gerçek bir zardan söz edilmez; karmaşık bir düzenleme, daha basit bir filtre imgesine dönüştürülür.
Alıştırma
semipermeable membrane metaforunda hangi özellik vurgulanıyor?
- Bazı insanlar veya hareketler geçebilirken diğerleri engellenir.
- Bu yerlerin çevresinde gerçek bir biyolojik zar vardır.
- Herkes sınırı her iki yönde de eşit koşullarda geçebilir.
Cevabı göster
Bazı insanlar veya hareketler geçebilirken diğerleri engellenir.
And the final part we're going to talk about in detail,
5:10Ve detaylı olarak konuşacağımız son kısım,
even though there are still many more one-off asterisks you might stumble upon, Öbek fiiller
5:12rastlayabileceğiniz daha pek çok tek seferlik yıldız işareti olmasına rağmen,
stumble upon: bir şeyi tesadüfen bulmak
Stumble upon, bir şeyi tesadüfen bulmak, keşfetmek veya onunla karşılaşmak demektir. Burada izleyicinin aktif olarak aramadan daha fazla sıra dışı istisnayla karşılaşabileceğini belirtir; fiziksel olarak tökezlemekten söz etmez. Yapı stumble upon + isim öbeği şeklindedir; stumble upon an article veya stumble upon a problem örneklerinde olduğu gibi. Bu ifade, genel find fiilinin her zaman aktarmadığı tesadüfilik anlamını ekler.
Alıştırma
Cümleyi stumble upon ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While checking the council website, I ____ a grant for local artists.
Cevabı göster
stumbled upon
who pretends to be part of Southwest England sometimes,
5:19bazen Güneybatı İngiltere'nin bir parçasıymış gibi davranan,
or that region in Greece where it's totally legal to ban women,
5:21veya Yunanistan'da kadınları yasaklamanın tamamen yasal olduğu o bölge,
or the Faroe Islands upon which while citizens of Denmark live,
5:28veya Danimarka vatandaşları orada yaşarken
on and on it goes: bitmek bilmeyen bir listeyi kapatmak
On and on it goes, aynı türde şeylerin devam ettiğini ve bitecek gibi görünmediğini anlatır. Burada kalan her örneği saymak yerine uzun bir özel durumlar dizisini sona erdirir. On and on ifadesinin başa alınması devamlılığı daha güçlü biçimde vurgular. Bu söyleyiş ayrıca yorgunluk veya sabırsızlık gösterir; bu yüzden yalnızca başka örnekler olduğunu bildirmekle kalmaz, liste hakkında yorum da yapar.
Alıştırma
Uzun ve tekrarlı bir listeyi en doğal biçimde bitirirken yorgun bir sabırsızlık gösteren cümle hangisidir?
- The list contains four items.
- Here is the first example.
- On and on it goes.
Cevabı göster
On and on it goes.
These asterisks almost never end, but this video must: must sonrasında fiil öbeği eksiltisi
İki yan cümle karşıtlık içinde sunulur: yıldız işaretleri neredeyse hiç bitmez, ama video bitmek zorundadır. İkinci yan cümlede must kiplik bildiren bir yardımcı fiildir ve ilk yan cümleden kolayca anlaşılabildiği için end fiil öbeği söylenmez. Bu, kiplik bildiren bir yardımcı fiilden sonra fiil öbeği eksiltisidir. end sözcüğünün tekrarını önler ve son yan cümleyi kısa ve güçlü kılar. Burada ayrıca video boyunca tekrarlanan yıldız işaretlerini yeniden gündeme getirerek kısa bir kapanış şakasına dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: These asterisks almost never end, but this video must. must sonrasında hangi ifade anlaşılır?
- continue; yani video devam etmek zorunda.
- end; yani video bitmek zorunda.
- be shown; yani video gösterilmek zorunda.
Cevabı göster
end; yani video bitmek zorunda.