Gelmiş geçmiş en zengin insanlardan biri: Mansa Musa - Jessica Smith: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, Mansa Musa’nın yükselişini, Mekke yolculuğunda sergilediği muazzam serveti ve Mali üzerindeki kalıcı etkisini anlatıyor. Ticaret yolları ile doğal kaynakların imparatorluğu nasıl güçlendirdiğini; camilerin, okulların ve bilimsel çalışmaların Timbuktu’yu önemli bir öğrenim merkezine nasıl dönüştürdüğünü açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. If someone asked you who the richest people in history were, who would you name? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Açılıştaki varsayımsal sorunun dinleyicilerin ön kabullerini nasıl harekete geçirdiğini ve tarihî konuyu nasıl doğal biçimde sunduğunu öğrenin. Bu kancayı, okur ya da dinleyiciyi önce kendi cevabını düşünmeye çağıran konuşma ve deneme girişlerine uyarlayabilirsiniz. 2. literally put his empire and himself on the map. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: on the map ifadesindeki çift anlamı fark edin: Mansa Musa ile Mali geniş çapta tanınmış, aynı zamanda gerçek bir Orta Çağ haritasında yer almıştır. Böylece bir deyimin hem mecazlı hem de gerçek bağlama uyduğu kelime oyunlarını anlayabilir ve benzerlerini kurabilirsiniz. 3. had the Great Djinguereber Mosque built — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: have + nesne + geçmiş zaman ortacı yapısının, kişinin işi bizzat yapmak yerine başkasına yaptırdığını veya tamamlanmasını sağladığını anlattığını kavrayın. Bu ettirgen kalıbı sipariş edilen yapılar, onarımlar, hizmetler ve devredilen diğer işler için kullanabilirsiniz.
Bu derste
If someone asked you..., who would you name?: bir konuyu varsayımsal soruyla tanıtmak
Cümle, önce hayalî bir durum kurar: biri size bir soru soruyor. Sondaki who would you name? ifadesi dinleyeni bir cevap seçmeye davet eder; böylece dinleyici, konuşmacı asıl noktayı sunmadan önce düşünmeye başlar. Bu, bir konuşmayı, yazıyı, dersi veya tartışmayı açmak için kullanışlı bir giriş kancasıdır. Bilgi şu sırayla düzenlenir: önce bir soru durumu hayal edilir, sonra konu ya da cevap tanıtılır. Dinleyenin gerçek bir kişisel deneyimi sorulmaz.
Alıştırma
Dinleyicileri ana fikri duymadan önce bir görüş oluşturmaya davet ederek kısa bir konuşmayı başlatmak için hangi cümle en uygundur?
- If someone asked you which invention changed the world most, what would you choose?
- The invention changed the world more than any other.
- Please turn to page five and copy the definition.
Cevabı göster
If someone asked you which invention changed the world most, what would you choose?
who the richest people in history were: gömülü sorularda kelime sırası
who the richest people in history were, asked you ifadesinden sonra gelen gömülü bir sorudur. Birinin ne sorabileceğini belirtir; soru anlamı taşısa da bildirme cümlesi söz dizimini korur: the richest people öznesi were fiilinden önce gelir. Bağımsız bir doğrudan soruda Who were the richest people in history? denir ve were öznenin önüne geçer. ask, know veya wonder gibi fiillerden sonra gömülü soruda doğrudan sorunun devrik söz dizimini kullanmayın.
Alıştırma
Gömülü soruyu doğal kelime sırasıyla tamamlayın: She asked me ____.
Cevabı göster
who the winners were
a corporate mogul: güçlü bir iş dünyası devi
Bu cümlede a corporate mogul, büyük şirketler dünyasında son derece güçlü ve başarılı bir kişiyi anlatır. Mogul, yalnızca bir şirkette çalışan veya şirket yöneten birini değil, büyük servete ve şirketler ya da bir sektör üzerinde güçlü etkiye sahip birini ifade eder. Corporate sözcüğü iş dünyası bağlamını belirtir; asıl isim mogul sözcüğüdür. Mogul, tarafsız rich businessperson ifadesinden çok daha güçlü bir 'sektör devi' anlamı taşır.
Alıştırma
Hangi kişi en doğru şekilde a corporate mogul olarak tanımlanabilir?
- Küçük bir yerel ofisin yöneticisi
- Birkaç büyük şirketi kontrol eden güçlü bir iş dünyası lideri
- Bir şirkette çalışan herhangi bir kişi
Cevabı göster
Birkaç büyük şirketi kontrol eden güçlü bir iş dünyası lideri
Ruling the Mali Empire in the 14th century CE, Notlar
0:20MS 14. yüzyılda Mali İmparatorluğu'nu yöneten
in the 14th century CE: CE ile tarih belirtme
“In the 14th century CE”, “Ortak Çağ’ın 14. yüzyılında” demektir. CE, Common Era’nın kısaltmasıdır ve AD ile aynı yıl numaralandırmasını kullanır. Ortak Çağ’ın 14. yüzyılı 1301’den 1400’e kadar sürmüştür. Burada zaman ifadesi, Mansa Musa’nın yönetimini belirli bir tarihsel döneme yerleştirir. CE bir tarihlendirme işaretidir; bir ülkenin veya kuruluşun adı değildir.
Alıştırma
Bir müze etiketinde “made in the 5th century BCE.” yazıyor. Hangi dönemi gösterir?
- Ortak Çağ’dan önceki 5. yüzyıl
- Ortak Çağ’ın 5. yüzyılı
- Ortak Çağ’ın 15. yüzyılı
Cevabı göster
Ortak Çağ’dan önceki 5. yüzyıl
or the king of kings: açıklayıcı or ve bir unvan
Virgülle ayrılan “or the king of kings,” ifadesinde or, aynı kişi için başka bir unvan sunar. Burada “yani” veya “diğer adıyla” anlamına gelir; iki kişi arasında seçim anlamı taşımaz. “The king of kings”, Mansa Musa’yı diğer yöneticilerin üzerinde bir yönetici olarak sunan yüceltici bir unvandır. Virgüller bunu ek kimlik bilgisi olarak gösterir; biyografilerde ad, or unvan, ... kalıbı aynı kişiye ait iki adlandırmayı birbirine bağlar.
Alıştırma
“Mars, or the Red Planet, has two small moons,” cümlesinde or ne işe yarar?
- Konuşanın hangi gezegenin kastedildiğinden emin olmadığını gösterir.
- İki gezegen arasında seçim sunar.
- Mars için başka bir ad ekler.
Cevabı göster
Mars için başka bir ad ekler.
that possibly made him one of the wealthiest people who ever lived. Dilbilgisi
0:28bu muhtemelen onu gelmiş geçmiş en zengin insanlardan biri yaptı.
Ruling the Mali Empire...: cümle başında bir -ing öbeği
Cümlenin başındaki Ruling the Mali Empire in the 14th century CE sözleri bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeği oluşturur. Ana ifadeden önce özne hakkında arka plan bilgisi verir; Ruling, ana cümlenin çekimli fiili değildir. Ruling sözcüğünün örtük öznesi, ardından gelen Mansa Musa'dır. Ana cümlenin iskeleti Mansa Musa ... amassed a fortune olduğu için ana fiil amassed sözcüğüdür. Bu yapı arka plan bilgisini sıkıştırır ve odağı ana cümledeki olay üzerinde tutar.
Alıştırma
“Working from home, Leo saved two hours each day,” cümlesinde ana cümlenin fiili hangi sözcüktür?
- home
- Working
- saved
Cevabı göster
saved
amassed a fortune: büyük bir servet biriktirdi
amassed a fortune, zaman içinde çok büyük bir serveti yavaş yavaş biriktirmek anlamına gelir. Amass, toplam miktarın azar azar artıp çok büyümesine vurgu yapar; fortune ise burada şans değil, büyük servet demektir. Bu, özellikle biyografilerde, tarih anlatılarında ve finansal yazılarda kullanılan kısa ve resmî bir ifadedir. Tek seferde para almak ya da şans eseri büyük bir kazanç elde etmek anlamını taşımaz.
Alıştırma
Zaman içinde büyük bir servet biriktirme anlamındaki resmî ifadeyi tamamlayın: Over three decades of investing, Lena ____.
Cevabı göster
amassed a fortune
made him one of the wealthiest people who ever lived: onu tarihin en zengin insanlarından biri yaptı
made him one of the wealthiest people who ever lived, make + nesne + tamamlayıcı yapısını kullanır. Him nesnedir; one of the wealthiest people who ever lived ise onun ortaya çıkan statüsünü açıklayan tamamlayıcıdır. Buradaki made, onu fiziksel olarak üretmek değil, onun bu grubun bir parçası olarak görülmesine yol açmak anlamındadır. one of the wealthiest people who ever lived, insanlık tarihindeki en zenginler grubuna dahil olan bir kişi demektir. Bu yapı bir başarının, olayın veya koşulun nasıl yeni bir statü ya da değerlendirme doğurduğunu anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
Bir keşfin onu ünlü bir bilim insanı yaptığını anlatmak için make + nesne + tamamlayıcı yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- The discovery made her to be a famous scientist.
- The discovery made her a famous scientist.
- The discovery made a famous scientist her.
Cevabı göster
The discovery made her a famous scientist.
But his vast wealth was only one piece of his rich legacy. Deyimler
0:32Ancak engin serveti, zengin mirasının sadece bir parçasıydı.
only one piece of his rich legacy: daha büyük bir bütünün parçası
One piece of his rich legacy, mirası birkaç parçadan oluşan bir bütün gibi gösterir. Burada piece fiziksel bir parça değil, soyut bir bileşen anlamındadır; rich ise daha fazla para değil, geniş ve önemli bir miras anlatır. Only, servete verilen ağırlığı azaltır. Parası önemliydi, ancak tarihsel etkisinin tamamı değildi. only one piece of ... kalıbı, iyi bilinen tek bir özellikten daha geniş katkılara geçiş yapmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Her best-selling book was only one piece of her rich legacy. Vurgulanan düşünce ne anlama geliyor?
- Geride bıraktığı tek şey kitabıydı.
- Kitabı, daha geniş ve çeşitli bir mirasın bir parçasıydı.
- Mirası kırılmış fiziksel bir nesneydi.
Cevabı göster
Kitabı, daha geniş ve çeşitli bir mirasın bir parçasıydı.
came to power: yönetmeye başladı
Came to power, come to power ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir kişinin, siyasi grubun veya hükümetin yönetme yetkisini elde ettiğini belirtir. Buradaki power; elektrik, fiziksel güç veya genel yetenek değil, siyasi denetimdir. Bu ifade, king ya da president gibi belirli bir unvanı veya yönetimin tam olarak nasıl elde edildiğini söylemeden yönetendeki değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi come to power ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the election, the new party ____.
Cevabı göster
came to power
much of Europe was racked by famine and civil wars. Kelime
0:40Avrupa'nın büyük bir kısmı kıtlık ve iç savaşlarla sarsılıyordu.
was racked by famine and civil wars: kıtlık ve iç savaşlarla ağır biçimde sarsılmak
was racked by famine and civil wars ifadesinde Avrupa'nın büyük bir bölümü acı çeken taraf olarak sunulur. be racked by + ciddi bir sorun pasif yapısı, o sorun yüzünden ağır biçimde etkilenmek veya büyük acı çekmek anlamına gelir; famine and civil wars bu acının nedenlerini gösterir, Avrupa'nın bu olaylara yalnızca sahip olduğunu değil. Buradaki racked, ağır biçimde sıkıntıya sokmak anlamındaki fiildir; rack adlı isim değildir. was racked by resmî ve güçlü bir ifadedir. Tarih, haber ve ciddi anlatımlarda krizlerin yol açtığı zararı vurgulamak için kullanılır.
Alıştırma
Ciddi biçimde acı çekmeyi anlatan hedef ifadeyi doğru biçimde tamamlayın: The nation ____ years of political violence.
Cevabı göster
was racked by
But many African kingdoms and the Islamic world were flourishing, Anlatım akışı
0:44Fakat birçok Afrika krallığı ve İslam dünyası gelişiyordu,
in bringing the fruits of this flourishing to his own realm. Deyimler
0:50bu gelişimin meyvelerini kendi krallığına getirmede büyük bir rol oynadı.
But many African kingdoms and the Islamic world were flourishing: karşıtlık kurup anlatının odağını değiştirmek
Buradaki But, Avrupa'nın büyük bir bölümünün kıtlık ve iç savaşlardan zarar gördüğünü söyleyen önceki ifadeyle karşıtlık kurar. Önceki ifadenin yanlış olduğunu söylemez; aynı dönemde başka bölgelerin farklı bir durumda olduğunu ekler. Bir söylem işareti olarak But, tarih anlatısının çerçevesini değiştirir ve dikkati Avrupa'nın sorunlarından birçok Afrika krallığının ve İslam dünyasının refahına yöneltir. Bu da Mansa Musa'nın rolünün açıklanmasına hazırlık yapar.
Alıştırma
Bir sorundan sonra karşıt bir durumu en iyi hangi bağlaç başlatır?
- Because
- But
- And
Cevabı göster
But
played a great role in bringing: bir şeyi yapmada büyük rol oynamak
Played a great role in bringing, bir şeyi getirmeye önemli ölçüde katkıda bulundu anlamına gelir. Başka durumlara aktarılabilen yapı play a great role in + isim veya -ing biçimidir. Burada in bir edattır; bu yüzden ardından bring değil, bringing gelir. Great, katkının önemli olduğunu vurgular. Bu yapı bir süreç veya sonuç üzerindeki etkiyi anlatır; her şeyi tek bir kişinin tek başına gerçekleştirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “önemli bir katkıda bulundu” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Volunteers ____ rebuilding the playground.
Cevabı göster
played a great role in
bringing the fruits of this flourishing to ...: gerçek meyve değil, refahın faydalarını taşımak
the fruits of this flourishing ifadesindeki fruits, bir refah döneminin ürettiği yararlı sonuçları veya faydaları anlatan bir benzetmedir; yiyecek anlamına gelmez. this flourishing, daha önce anlatılan Afrika krallıkları ile İslam dünyasının refahını ifade eder. bring the fruits of X to Y yapısı, bu faydaları yeni bir yerde veya yeni bir grup için erişilebilir hâle getirmek demektir. Daha genel olarak the fruits of + çalışma, araştırma, büyüme ve benzeri süreçler, bu süreçlerin yararlı sonuçlarını anlatır.
Alıştırma
“The museum brings the fruits of new research to its visitors,” cümlesinde “the fruits of new research” ne anlama gelir?
- Araştırma sırasında kullanılan meyve parçaları
- Araştırmanın ürettiği yararlı sonuçlar
- Araştırmacılara ödenen para
Cevabı göster
Araştırmanın ürettiği yararlı sonuçlar
Stratejik olarak ilhak ederek
By strategically annexing, by + -ing yapısıyla başlayan bir ifadedir. Ana cümledeki sonucun hangi yöntemle elde edildiğini, yani bu sonuca hangi eylem aracılığıyla ulaşıldığını açıklar. Strategically, annexing fiilini niteler ve eylemin tesadüfi değil, planlı olduğunu gösterir. Bu bölüm yöntemi belirtir, sonucu değil. Ardından gelen ana cümle neyin başarıldığını açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede yöntemi doğru biçimde gösteren ifade hangisidir? ____, the team finished on time.
- Without planning ahead
- By planning ahead
- After planning ahead
Cevabı göster
By planning ahead
Timbuktu şehrini ilhak etmek ... Gao şehri üzerindeki gücü yeniden kurmak
annexing the city of Timbuktu, Timbuktu'yu bir yöneticinin siyasi topraklarına veya denetimine resmen katmak anlamına gelir. Annexing siyasi bir eylemdir; şehri başka bir yere basitçe bağlamak anlamına gelmez. reestablishing power over the city of Gao, Gao üzerindeki yetkiyi veya yönetimi yeniden kurmak demektir. re- ön eki, bu gücün daha önce var olduğunu ve sonra kaybedildiğini ya da zayıfladığını gösterir. İki ifade birlikte, bir yerde gücün genişlemesini ve başka bir yerde denetimin geri kazanılmasını anlatır.
Alıştırma
Cümlede vurgulanan iki eylemi en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Timbuktu'yu resmen topraklara katmak ve Gao üzerindeki önceki yetkiyi geri kazanmak
- Timbuktu'yu Gao'ya bağlamak ve Gao'nun denetimini ilk kez ele geçirmek
- Her iki şehri ziyaret etmek ve pazarlarını yeniden açmak
Cevabı göster
Timbuktu'yu resmen topraklara katmak ve Gao üzerindeki önceki yetkiyi geri kazanmak
he gained control over important trade routes Kalıp ifadeler
1:00Akdeniz ile Batı Afrika kıyıları arasındaki
between the Mediterranean and the West African coast,
1:03önemli ticaret yollarının kontrolünü ele geçirdi,
gain control over + something: bir şeyin kontrolünü ele geçirmek
gained control over, bir şeyi yönetme veya yönlendirme gücünü ya da yetkisini elde etmek demektir. Gained bir değişimi vurgular: daha önce bu kontrole sahip değildi, sonra elde etti. Over, kontrol edilen şeyi tanıtır: important trade routes. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp gain control over + isim şeklindedir. Burada yolları kontrol etmek, yolların her parçasına fiziksel olarak sahip olmak değil, bu yollardaki hareket ve ticaret üzerinde güç sahibi olmak anlamına gelir.
Alıştırma
Eksik edatı yazarak cümleyi tamamlayın: After the merger, the company gained control ____ the regional rail network.
Cevabı göster
over
continuing ... which dramatically increased ...: ortaç yan cümlesi ve ilgi cümleciği
Continuing a period of expansion, önceki ana cümleye bilgi ekleyen bir ortaç yan cümlesidir. Önceki eylemin genişleme dönemini sürdürdüğünü anlatır. Continuing kendi zamanı olan yeni bir ana fiil değildir; bu nedenle öznesini ve zamanını önceki cümleden alır. which dramatically increased Mali's size ilgi cümleciği a period of expansion ifadesini niteler ve sonucunu açıklar. Bilgiyi şu sırayla okuyun: önceki eylem genişlemeyi sürdürdü ve bu genişleme Mali'nin topraklarını çok daha büyük hâle getirdi.
Alıştırma
Vurgulanan yapıda which hangi sözcükleri niteler?
- Mali's size
- continuing
- a period of expansion
Cevabı göster
a period of expansion
The territory of the Mali Empire was rich in natural resources Kalıp ifadeler
1:12Mali İmparatorluğu'nun toprakları,
was rich in natural resources: be rich in + isim
was rich in natural resources ifadesindeki be rich in + isim, bir şeyi büyük miktarda içermek veya ona bolca sahip olmak demektir. Özne bölgedir; bu nedenle rich, toprağın neleri bolca barındırdığını anlatır, toprağın parasının çok olduğunu değil. Bu yapı minerals ve vitamins gibi somut şeylerle de history ve culture gibi soyut özelliklerle de kullanılabilir. Buradaki such as gold and salt, doğal kaynaklara örnek verir.
Alıştırma
Eksik edatla kalıp ifadeyi tamamlayın: This soil is rich ____ minerals.
Cevabı göster
in
The world first witnessed the extent of Mansa Musa's wealth in 1324, Notlar
1:18Dünya, Mansa Musa'nın servetinin boyutlarına ilk kez 1324'te,
The world first witnessed the extent...: tarihsel bir geçiş çerçevesi
The world first witnessed... ifadesinde the world, olayın gerçekleştiği yerin dışındaki insanları veya daha geniş kamuoyunu genel olarak anlatır. Witnessed, herkesin olayı doğrudan gördüğü anlamına gelmez; boyutun görünür veya yaygın biçimde bilinir hâle geldiğini belirtir. First witnessed the extent of... tarihsel anlatıyı arka plan bilgisinden ilk açıklayıcı olaya taşır. The extent of Mansa Musa's wealth, Mansa Musa'nın servetinin ne kadar büyük olduğu demektir; dolayısıyla bu kalıp, sonraki olayın bu boyutu göstereceğini haber verir.
Alıştırma
Resmî bir anlatıda “The world first witnessed the extent of the damage” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Dünyadaki herkes hasarı kendi gözleriyle gördü.
- Mahkemedeki bir tanık hasarın kesin maliyetini hesapladı.
- Daha geniş kamuoyu, hasarın ne kadar büyük olduğunu ilk kez fark etti.
Cevabı göster
Daha geniş kamuoyu, hasarın ne kadar büyük olduğunu ilk kez fark etti.
the extent of Mansa Musa's wealth: Mansa Musa'nın servetinin boyutu
Bu cümlede the extent of Mansa Musa's wealth, Mansa Musa'nın servetinin ne kadar büyük olduğunu anlatır. Extent burada bir şeyi fiziksel olarak uzatma eylemini değil, dereceyi ya da boyutu ifade eder. the extent of + isim kalıbı; derecesi, boyutu, kapsamı veya ciddiyeti ölçülen şeyi belirtir. Açıklayıcı ve resmî metinlerde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi, bir şeyin ne kadar ciddi veya büyük olduğunu belirten dersteki kalıpla tamamlayın: The inspection revealed ____ the damage.
Cevabı göster
the extent of
took his pilgrimage to Mecca: Mekke'ye hac yolculuğuna çıkmak
Burada took his pilgrimage to Mecca, dinî bir amaçla Mekke'ye gittiği anlamına gelir. Pilgrimage, sıradan bir tatil değil, inancın gereği olarak kutsal bir yere yapılan yolculuktur. Mekke, İslam'ın en kutsal şehri ve hac ibadetinin varış noktasıdır. Bu bilgi, yolculuğun neden özel bir dinî öneme sahip olduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede pilgrimage ne anlama geliyor?
- İş için yeni bir şehre taşınma.
- Dinî bir amaçla kutsal bir yere yapılan yolculuk.
- Çoğunlukla gezip dinlenmek için yapılan tatil.
Cevabı göster
Dinî bir amaçla kutsal bir yere yapılan yolculuk.
Not one to travel: genel bir kişilik özelliğini anlatmak
Not one to + fiilin yalın hâli, birinin normalde o davranışı yapan türden bir insan olmadığını anlatır. Buradaki one, bir sayısı değil, o türden bir kişi anlamına gelir; bu yüzden Not one to travel, yalnız seyahat etmemek anlamına gelmez. Ana cümleden önce kullanılan bu ifade, kişinin genel bir özelliğini özetler ve bu özellikle uyumlu davranışa zemin hazırlar. Bu cümlede hafif alaycı ton, ucuza seyahat etmenin o kişiye göre olmadığını ima eder ve gösterişli bir yolculuğun geleceğini hissettirir.
Alıştırma
Hangi cümle Elena'yı genellikle zor konuşmalardan kaçınmayan biri olarak doğal biçimde anlatır?
- Not one avoided difficult conversations, Elena spoke honestly.
- Not one to avoid difficult conversations, Elena spoke honestly.
- Not one for avoid difficult conversations, Elena spoke honestly.
Cevabı göster
Not one to avoid difficult conversations, Elena spoke honestly.
travel on a budget: seyahat masraflarını düşük tutmak
travel on a budget, harcamaları sınırlayarak seyahat etmek anlamına gelir; bunun için genellikle daha ucuz ulaşım, konaklama, yemek veya etkinlik seçenekleri tercih edilir. Buradaki budget bir harcama sınırını ifade eder, zaman çizelgesi ya da seyahat planını değil. İfade Not one to yapısından sonra geldiği için bu bağlamda olumsuzlanır: kişi, normalde seyahat masraflarını düşük tutmayan biri olarak sunulur. on a budget kalıbı cook, shop veya decorate gibi başka etkinliklerle de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “seyahat masraflarını düşük tutarak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: We chose free walking tours because we were traveling ____.
Cevabı göster
on a budget
stretching as far as the eye could see: gözün görebildiği yere kadar uzanan
as far as the eye could see ifadesi, bir şeyin gözün görebildiği en uzak noktaya kadar devam ettiğini ve bu yüzden sonu yokmuş gibi göründüğünü anlatır. Bu cümlede stretching, caravan sözcüğünü niteler ve kervanın uzunluğunu abartılı biçimde vurgular. Kervan görünür alanın tamamını dolduracak kadar uzundur. İfade, birinin görme yeteneğinden kelimesi kelimesine söz etmez; sahnenin olağanüstü genişliğini vurgular.
Alıştırma
A field of sunflowers stretched as far as the eye could see. Bu ifade burada ne anlama geliyor?
- Tarla görülebilen en uzak noktaya kadar devam ediyordu.
- Konuşan kişi görme keskinliğini test ediyordu.
- Tarla karanlık olduğu için zor görünüyordu.
Cevabı göster
Tarla görülebilen en uzak noktaya kadar devam ediyordu.
Accounts of this journey are mostly based on an oral testimony Anlatım akışı
1:31Bu yolculuğun anlatıları daha çok sözlü tanıklıklara
so it's difficult to determine the exact details. Dilbilgisi
1:36kesin ayrıntıları belirlemek zordur.
are mostly based on an oral testimony and differing written records: kaynaklara dayanıyor ama ayrıntılar belirsiz
are mostly based on ... ifadesi, anlatımların arkasındaki başlıca kaynakları belirtir: bir sözlü tanıklık ve birbiriyle tam olarak uyuşmayan yazılı kayıtlar. Kaynaklar önce verildiği için cümle, kesin ayrıntıları belirlemenin neden zor olduğunu açıklar. mostly iddiayı sınırlar ve daha temkinli yapar. Bu kaynaklar genel anlatımı destekler, ancak her ayrıntıyı kesinleştirmez. Bu, bütün hikâyenin yanlış olduğu anlamına değil, kesin ayrıntılarda belirsizlik bulunduğu anlamına gelir.
Alıştırma
The account is mostly based on interviews and conflicting documents. mostly based on bize ne anlatıyor?
- Anlatım, tamamen güvenilir tek bir belgeyle kanıtlandı.
- Görüşmeler ve belgeler başlıca kaynaklardır, ancak her ayrıntıyı kesinleştiremeyebilirler.
- Anlatım hiçbir kanıt olmadan uyduruldu.
Cevabı göster
Görüşmeler ve belgeler başlıca kaynaklardır, ancak her ayrıntıyı kesinleştiremeyebilirler.
it's difficult to determine...: It is + sıfat + to-mastar kalıbı
it's kısaltması it is anlamına gelir. it's difficult to determine the exact details yan cümlesinde it belirli bir şeyi göstermez. Eylemden önce difficult değerlendirmesinin verilmesini sağlayan biçimsel bir öznedir. to determine the exact details mastar yapısı, değerlendirilen eylemi belirtir. Bir şeyi yapmanın zor, kolay, önemli veya benzeri olduğunu söylemek için It is + sıfat + to-mastar yapısını kullanabilirsin.
Alıştırma
Cümleyi determine kullanarak tam It is difficult to + fiil kalıbıyla tamamla: ____ the cause without more evidence.
Cevabı göster
It is difficult to determine
what most agree on is...: ortak bir sonucu belirtmek
what most agree on ifadesindeki most, most people yani insanların çoğu anlamına gelir. Burada what bir soru sormaz. İnsanların üzerinde anlaştığı şey anlamını taşır ve agree on ifadesinin nesnesini tamamlar. what most agree on yan cümlesinin tamamı özne görevindedir; is ise ortak sonucu tanıtır. Bu kalıp, belirsiz veya tartışmalı bilgileri düzenlemeye yardımcı olur. İnsanların anlaşamayabileceği ayrıntılardan, geniş ölçüde kabul gören tek bir noktaya geçiş yapar.
Alıştırma
Cümleyi what + most + agree on + is ile kurulan uzlaşma kalıbıyla tamamla: ____ that the park needs more shade.
Cevabı göster
What most agree on is
Gezinin aşırı gösterişli boyutu
Burada scale, gezinin büyüklüğü ve kapsamı anlamına gelir; bir ölçüm ölçeği anlamında değildir. Extravagant, yalnızca büyük olmayı değil, alışılmadık derecede gösterişli veya gereğinden fazla olmayı da anlatır. Bu nedenle ifade, gezinin hem devasa hem de aşırı lüks olduğunu değerlendirir. the extravagant scale of the excursion bir isim öbeğidir: sıfat + isim + of öbeği. Excursion, planlanmış bir geziyi veya gezintiyi anlatan oldukça resmî bir kelimedir; bu yüzden ifade özet cümleye yazılı, tarihsel ve değerlendirmeye dayalı bir hava verir.
Alıştırma
Bu cümlede the extravagant scale of the excursion ne anlama geliyor?
- Gezi çok büyük ve alışılmadık derecede lükstü.
- Gezi pahalıydı ama boyutu normaldi.
- Gezi küçüktü ve dikkatle kontrol ediliyordu.
Cevabı göster
Gezi çok büyük ve alışılmadık derecede lükstü.
Chroniclers describe an entourage of tens of thousands of soldiers, Notlar
1:44Tarihçiler on binlerce asker,
Kronik yazarları bir maiyeti anlatıyor
Chroniclers, olayları tarihî anlatımlarda kayda geçiren kişilerdir. Bu cümlede describe, bilginin sıradan bir gözlemcinin rastgele gözleminden değil, bu tarihî kayıtlardan geldiğini gösterir. An entourage, önemli bir kişiyle birlikte yolculuk eden gruptur. an entourage of + kişiler veya gruplar kalıbı, bu refakatçi grubun kimlerden oluştuğunu tanıtır; yalnızca herhangi bir kalabalığı veya orduyu ifade etmez.
Alıştırma
Chroniclers describe an entourage of... ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Askerler kendi başına hareket eden bir orduyu anlatır.
- Tarihî kayıt tutan kişiler, önemli bir kişiye eşlik eden grubu anlatır.
- Turistler bir etkinliği izleyen seyirci grubunu anlatır.
Cevabı göster
Tarihî kayıt tutan kişiler, önemli bir kişiye eşlik eden grubu anlatır.
tens of thousands of ...: yaklaşık on binlerce miktar
tens of thousands of, kesin bir toplamı değil, on binler düzeyindeki büyük ve yaklaşık bir miktarı anlatır. Bu cümlede maiyetin on binlerce askerden oluştuğunu belirtir. Temel yapı tens of thousands of + çoğul sayılabilen isimdir. Kesin bir sayı vermeden büyük bir ölçek belirtir; buradaki tens yalnızca on ya da onlu sayılar anlamına gelmez.
Alıştırma
Yaklaşık on binlerce anlamındaki tam ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ trees were planted after the storm.
Cevabı göster
Tens of thousands of
500 heralds bearing gold staffs and dressed in fine silks, Notlar
1:50altın asalar taşıyan ve ince ipeklere bürünmüş 500 haberciyi,
bearing gold staffs: törensel nesneleri resmî biçimde taşımak
bearing gold staffs, heralds sözcüğünü niteleyen bir ortaç öbeğidir ve habercilerin hangi nesneleri taşıdığını anlatır. Burada bearing, ‘taşımak’ ya da ‘elinde tutmak’ anlamındadır; ‘katlanmak’ anlamında değildir. Bear, ‘taşımak’ anlamıyla resmî veya edebî betimlemelerde kullanılabilir. Özellikle törensel, simgesel ya da resmî nesnelerle birlikte görülür. Bu nedenle ifade sahneye resmî ve törensel bir hava verir.
Alıştırma
'The messenger arrived bearing a sealed letter' cümlesinde bearing ne anlama gelir?
- katlanan
- taşıyan
- doğuran
Cevabı göster
taşıyan
dressed in fine silks: giyim durumunu anlatmak
dressed in fine silks, heralds sözcüğünü niteleyen bir kıyafet açıklamasıdır. Bu ifade, bu kişilerin zaten kaliteli ipek giysiler giydiğini anlatır; giyinme eylemini anlatmaz. dressed in + giysi, renk veya malzeme kalıbı başka kişileri betimlerken de kullanılabilir. Burada fine silks, yüksek kaliteli ipekten yapılmış giysileri anlatır ve zarif, biraz edebî bir hava verir.
Alıştırma
Hangi cümle dressed in ifadesini giyinme eylemi için değil, giyinmiş olma durumunu anlatmak için kullanıyor?
- The children were choosing warm coats.
- The children were dressed in warm coats.
- The children were putting on warm coats.
Cevabı göster
The children were dressed in warm coats.
an abundance of gold bars: büyük miktarı anlatan resmî ifade
an abundance of gold bars, an abundance of + isim yapısından oluşan bir isim öbeğidir. Çok fazla altın külçesi olduğunu ve miktarın bol olduğunu anlatır. abundance tek bir nesneyi değil, büyük miktarı ifade eder. Bu cümlede ifade, taşınan altının ölçeğini vurgular. an abundance of, a lot of ifadesinden daha resmîdir. Fırsatlar, kanıtlar ve tatlı su anlamındaki opportunities, evidence ve fresh water gibi çoğul sayılabilen veya sayılamayan isimlerden önce kullanılabilir.
Alıştırma
‘Çok büyük bir miktar’ anlamındaki resmî ifadeyi seçin: The region has ____ fresh water.
- a shortage of
- a small amount of
- an abundance of
Cevabı göster
an abundance of
Mansa Musa is said to have spent massive quantities of gold, Notlar
2:02Mansa Musa'nın çok büyük miktarlarda altın harcadığı,
Stopping in cities such as Cairo: cümle başındaki -ing yan cümlesi
Stopping in cities such as Cairo, ana ifadenin arka planını veren, cümle başındaki bir -ing yan cümlesidir. Altın harcama eyleminin Mansa Musa bu şehirlerde dururken gerçekleştiğini belirtir. Stopping cümlenin temel fiili değildir. Anlamca öznesi, ardından gelen Mansa Musa'dır. Böylece cümle önce arka plan eylemini, virgülden sonra da ana iddiayı verir.
Alıştırma
Hangi cümle arka plan vermek için cümle başındaki -ing yan cümlesini doğru kullanıyor?
- Crossing the street, Ben saw the bus.
- Crossing the street, the traffic light was red.
- Crossing the street, the rain began.
Cevabı göster
Crossing the street, Ben saw the bus.
is said to have spent: daha önceki bir eylemi aktarmak
is said to have spent, insanların Mansa Musa'nın bir şeyi harcadığını söylediği anlamına gelen edilgen bir aktarım yapısıdır. Harcama eylemini yazarın doğrudan doğruladığı bir gerçek olarak değil, aktarılan bir iddia olarak sunar. Tamamlanmış mastar to have spent, harcama eylemini şimdiki zamandaki aktarım fiili is said'den önceye yerleştirir. be said to have done kalıbı, daha önceki bir olayı aktarırken tarih ve haber metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi is said ve discover fiilinin tamamlanmış mastarıyla tamamlayın: The explorer ____ the island in 1520.
Cevabı göster
is said to have discovered
massive quantities of gold, olağanüstü büyük ölçeği vurgulama
Massive quantities of gold, “olağanüstü büyük miktarda altın” anlamına gelir. Massive güçlü bir vurgu yapar; quantities of ise gold miktarının büyük ölçülerle ifade edildiğini gösterir. Bu ifade a lot of gold sözünden daha resmî ve vurguludur. Aynı yapı sayılamayan isimlerle ve çoğul sayılabilen isimlerle kullanılabilir: massive quantities of data, water, food veya supplies. Odak tek tek parçalar değil, toplam ölçektir.
Alıştırma
Son derece büyük bir miktarı vurgulamak için bu resmî cümleyi hangi ifade en iyi tamamlar? The research center analyzes ___ data every day.
- a small amount of
- a single piece of
- massive quantities of
Cevabı göster
massive quantities of
and even having mosques built along the way. Notlar
2:08ve hatta yol boyunca camiler yaptırdığı söyleniyor.
and even having mosques built
And even having mosques built, have + nesne + past participle yapısını kullanır. Mosques eylemden etkilenen nesnedir ve built tamamlanmış sonucu anlatır. Bu nedenle ifade, camileri kendisinin inşa etmesi değil, başkalarının inşa etmesini ayarlaması anlamına gelir. Burada having, giving ve buying ile paralel kullanılmıştır. İnşaatı ayarlamak yolculukta yaptığı başka bir etkinlik olarak sunulur; even ise bunun özellikle şaşırtıcı bir örnek olduğunu vurgular.
Alıştırma
Konuşanın salonu başka birine dekore ettirdiği anlamına gelen cümle hangisidir?
- We had the hall decorated before the ceremony.
- We had decorated the hall ourselves before the ceremony.
- We decorated the hall ourselves before the ceremony.
Cevabı göster
We had the hall decorated before the ceremony.
along the way: yolculuk veya süreç sırasında
Along the way burada “bir yolculuk sırasında farklı noktalarda” anlamına gelir. Camiler yalnızca tek bir yolun kenarına değil, hac güzergâhındaki çeşitli yerlere inşa edilmiştir. Bu ifade bir deneyim veya süreç için de kullanılabilir: bir hedefe doğru ilerlerken bir şeyin gerçekleştiğini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede along the way ne anlama geliyor? I met many helpful people along the way.
- yolculuk başlamadan önce
- yolculuk veya süreç sırasında
- yalnızca gerçek bir yolun kenarında
Cevabı göster
yolculuk veya süreç sırasında
In fact, his spending may have destabilized the regional economy, Notlar
2:11Aslında, yaptığı harcamalar bölgesel ekonomiyi istikrarsızlaştırmış
may have destabilized: geçmişteki belirsiz bir olasılık
May have destabilized, may + have + geçmiş zaman ortacı yapısını kullanır. Harcamaların geçmişte ekonomiyi istikrarsız hâle getirmiş olabileceği anlamına gelir. May, iddianın kesin olmadığını gösterirken have destabilized etkiyi geçmişe yöneltir. Eylemin şu anda gerçekleşiyor olabileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Geçmişteki belirsiz bir sonuçla ilgili cümleyi may + have + cause fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: The power cut ____ the failure.
Cevabı göster
may have caused
destabilized the regional economy, causing mass inflation: bölgesel ekonomiyi istikrarsızlaştırıp yaygın enflasyona yol açtı
Destabilized, “daha az istikrarlı hâle getirdi” anlamına gelir. Öncesindeki may have ile birlikte geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir etkiyi anlatır: Harcamalar, bölgesel ekonominin normal işleyişini bozmuş olabilir. Causing mass inflation, sonucu bildiren bir -ing yapısıdır. Yaygın enflasyonu, yani fiyatların genel olarak yükselmesini ve satın alma gücünün azalmasını bu bozulmanın sonucu olarak sunar.
Alıştırma
Vurgulanan ifade ne olduğunu söylüyor?
- Bölgesel ekonomi istikrarsızlaştı ve fiyatlar genel olarak yükseldi.
- Ekonominin yalnızca fiziksel boyutu büyüdü.
- Fiyatlar düştüğü için bölgesel ekonomi daha istikrarlı hâle geldi.
Cevabı göster
Bölgesel ekonomi istikrarsızlaştı ve fiyatlar genel olarak yükseldi.
This journey reportedly took over a year, Kalıp ifadeler
2:18Bu yolculuğun bir yıldan fazla sürdüğü bildiriliyor,
reportedly took over a year: aktarılanlara göre bir yıldan uzun sürdü
take + süre yapısında olay veya görev özne olur; süre ise ne kadar sürdüğünü belirtir. This journey took over a year, yolculuğun bir yıldan uzun sürdüğü anlamına gelir; burada over, “-den fazla” demektir. Reportedly, bu sürenin anlatıcının kişisel olarak doğruladığı bir bilgi değil, raporlardan veya tarihî kayıtlardan alınan bir bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “bir yıldan uzun sürdüğü söyleniyor” anlamına gelen tam beş kelimelik yapıyla tamamlayın: The restoration ____.
Cevabı göster
reportedly took over a year
by the time Mansa Musa returned: geçmişte bir sınır noktası
By the time Mansa Musa returned, onun dönüşünü geçmişteki bir sınır noktası olarak belirler. Ana cümle, hikâyelerin o zamana kadar zaten yayılmış olduğunu söyler. Bu yapı, daha sonraki zamanı göstermek için genellikle by the time + simple past, daha önceki eylem veya sonucu göstermek için past perfect kullanır. İki olayı aynı anda olmuş gibi sunmaz; sınır noktasından geriye bakarak önceden doğru olan durumu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, Mia'nın babası eve gelmeden önce ödevini zaten bitirmiş olduğunu anlatır?
- When Dad came home, Mia started her homework.
- Before Dad came home, Mia had not started her homework.
- By the time Dad came home, Mia had finished her homework.
Cevabı göster
By the time Dad came home, Mia had finished her homework.
tales of his amazing wealth had spread: past perfect
Özne tales of his amazing wealth ifadesidir; had spread ise had + geçmiş zaman ortacı spread biçimindeki past perfect yapısıdır. Yayılma olayını geçmişteki başka bir olaydan önceye yerleştirir. Burada daha sonra gerçekleşen olay Mansa Musa'nın dönüşüdür. Zaman sırası şöyledir: önce hikâyeler yayıldı, sonra o geri döndü. Past perfect, geçmişte anlatılan bir olaydan daha önceki eylem veya sonucu göstermeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi spread fiilinin past perfect biçimiyle tamamlayın: By 8:00, the news ____ across town.
Cevabı göster
had spread
Mali and its king were elevated to near legendary status, Kalıp ifadeler
2:27Mali ve kralı, neredeyse efsanevi bir statüye yükseldi,
cemented by their inclusion on the 1375 Catalan Atlas. Kültür
2:31ve bu durum, 1375 Katalan Atlası'nda yer almalarıyla pekişti.
were elevated to near legendary status: neredeyse efsanevi bir statüye yükseltildi
be elevated to ... status yapısında elevated, fiziksel olarak yukarı kaldırılmak değil; rütbe, itibar veya toplumdaki önemin artması anlamına gelir. Edilgen were elevated yapısı, bu değişimi yaşayan Mali ve kralına odaklanır. Near legendary status, itibarın neredeyse efsane düzeyine ulaşması demektir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp elevate someone or something to + belirli bir statü veya düzey şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede elevate, itibar veya toplumsal konumdaki bir değişimi anlatır?
- The new platform elevated the boxes two feet above the floor.
- The crane elevated the beam above the roof.
- The documentary elevated the local activist to national prominence.
Cevabı göster
The documentary elevated the local activist to national prominence.
cemented by their inclusion on the 1375 Catalan Atlas: 1375 Katalan Atlası'nda yer almalarıyla pekişen
1375 tarihli Katalan Atlası, Mali hükümdarı Mansa Musa'yı gösteren önemli bir Orta Çağ dünya haritasıydı. Bu haritada yer almak, Avrupalı izleyicilere Mali ve kralı hakkında akılda kalıcı bir görsel sundu. Burada cemented mecaz anlamdadır: atlas içinde yer almaları, zaten yükselmekte olan itibarlarını daha sağlam hâle getirdi. Cemented by ... bu itibarın nasıl güçlendiğini ekler; by ise onu güçlendiren etkeni tanıtır.
Alıştırma
Cümlede cemented by their inclusion ifadesinin en yakın anlamı nedir?
- yükselmekte olan itibarlarını daha sağlam hâle getirdi
- onları haritanın dışında bırakarak itibarlarını azalttı
- onları çimentoyla fiziksel olarak atlasa yapıştırdı
Cevabı göster
yükselmekte olan itibarlarını daha sağlam hâle getirdi
One of the most important world maps of medieval Europe, Dilbilgisi
2:36Orta Çağ Avrupa'sının en önemli dünya haritalarından biri olan bu eserde,
One of the most important ..., it ... ile öne alınmış ad öbeği açıklaması
One of the most important world maps of medieval Europe, ana cümleden önce yer alan bir ad öbeğidir. Önce Catalan Atlas'ın kimliğini belirtip onu değerlendirir; ardından cümle atlasın neyi gösterdiğini söyler. one of the + üstünlük derecesi + çoğul ad yapısında maps çoğuldur, çünkü atlas bir grubun üyelerinden biridir. Virgül düşünceyi bitirmez. Ardından gelen it aynı atlası gösterir ve ana cümleyi başlatır: ... it depicted .... Bu altyazı parçasını o cümleyle birlikte okuyun.
Alıştırma
Hangi cümlede öne alınmış ad öbeği, ardından gelen ana cümlenin öznesini doğru biçimde açıklar?
- One of the oldest trees in the park, it is protected by a fence.
- One of the oldest trees in the park is protected by a fence.
- One of the oldest trees in the park, the playground was built nearby.
Cevabı göster
One of the oldest trees in the park, it is protected by a fence.
depicted the king holding ...: depict + nesne + -ing
depicted the king holding a scepter ifadesinde depicted ana fiildir, the king onun nesnesidir ve holding a scepter, kralın tasvirdeki hareketini veya duruşunu gösteren bir -ing yan cümlesidir. Yeniden kullanılabilen depict + nesne + -ing kalıbı, birini veya bir şeyi bir eylemi yaparken tasvir etmek anlamına gelir. -ing yan cümlesi gösterilen eylemi belirtir; ikinci bir ana olay değildir.
Alıştırma
depict + nesne + -ing kalıbını tamamlamak için cross fiilinin -ing biçimini kullanın: The photo depicts the runners ____ the finish line.
Cevabı göster
crossing
Mansa Musa had literally put his empire and himself on the map. Deyimler
2:44Mansa Musa, imparatorluğunu ve kendisini haritaya tam anlamıyla kazımıştı.
imparatorluğunu ve kendisini kelimenin tam anlamıyla haritaya koydu
Put someone or something on the map, “bir kişiyi, yeri ya da şeyi geniş çevrelerce tanınır veya önemli hâle getirmek” anlamında bir deyimdir. Bu cümlede Mansa Musa ve imparatorluğu ün kazanmıştır. İfade, Mansa Musa gerçek bir haritada tasvir edildiği için sözcük anlamıyla da doğrudur. Literally bu doğrudan anlama işaret eder; dolayısıyla burada yalnızca vurgu değil, bilinçli bir çift anlam vardır.
Alıştırma
Özgün cümlede literally put his empire and himself on the map ne anlatıyor?
- İmparatorluğunu gizlice başka bir bölgeye taşıdı.
- Haritanın her bölümünü kendisi çizdi.
- Ünü arttı ve hem kendisi hem de imparatorluğu gerçek bir haritada tasvir edildi.
Cevabı göster
Ünü arttı ve hem kendisi hem de imparatorluğu gerçek bir haritada tasvir edildi.
But material riches weren't the king's only concern. Anlatım akışı
2:49Ancak kralın tek ilgilendiği maddi zenginlikler değildi.
maddi zenginlikler kralın tek ilgi alanı değildi
But, anlatımda bir yön değişikliğine işaret eder. Anlatıcı o ana kadar zenginlikten söz etmiştir; weren't the king's only concern ise zenginliğin kralın önceliklerinden yalnızca biri olduğunu ve sırada başka bir konu bulunduğunu gösterir. Burada concern, mutlaka “onu kaygılandıran bir şey” değil, “önemsediği veya dikkat verdiği bir şey” demektir. X wasn't the only concern kalıbı, dinleyicinin ek bir unsurun geleceğini tahmin etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
“Cost wasn't our only concern,” cümlesini okuduktan sonra ne gelmesini beklersiniz?
- Önemli olan başka bir unsur
- Cost sözcüğünün tanımı
- Maliyetin hiç önemli olmadığını gösteren bir kanıt
Cevabı göster
Önemli olan başka bir unsur
Dindar bir Müslüman olarak
As + kimlik veya rol, öznenin hangi konumdan hareket ettiğini ya da düşündüğünü gösterebilir. As a devout Muslim, onun dinî kimliğini Timbuktu'ya özel ilgi göstermesinin ilgili arka planı olarak sunar. Buradaki as, “olarak” anlamındadır; “-dığında” anlamındaki “when” değildir. Virgülden sonraki özne, bu kimliğe sahip kişi olmalıdır.
Alıştırma
Öznenin eylemini kimlik veya rolle açıklayan As + kimlik veya rol cümlesi hangisidir?
- As the bell rang, the class became quiet.
- He is as careful as his sister.
- As a parent, Nina checks the school’s messages.
Cevabı göster
As a parent, Nina checks the school’s messages.
took a particular interest in Timbuktu
Take an interest in bir şeyle ilgilenmeye başlamak veya ona etkin biçimde dikkat vermek anlamına gelir. took a particular interest in Timbuktu ifadesinde particular, ilgisinin özel ve özellikle yoğun olduğunu vurgular; took ise bu ilgiyi geçmişe yerleştirir. Buradaki took sabit ifadenin bir parçasıdır; fiziksel olarak bir şeyi “almak” anlamına gelmez. Yapı take veya took an interest in + isim ya da -ing biçimidir ve be interested in ifadesine göre genellikle daha resmî veya anlatısal bir tını taşır.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlayın: He took a particular interest ____ astronomy。
Cevabı göster
in
zaten bir din ve eğitim merkeziydi
already, Timbuktu'nun din ve eğitim merkezi olma konumunu ilhaktan önceki döneme yerleştirir. Yani bu rol daha önceden vardı; ilhak, bu konumun ilk kez ortaya çıktığı an değildi. Tarihsel anlatımda already, olayların zaman sırasıyla ilgili olası bir yanlış varsayımı düzeltir. Daha sonraki yöneticiler şehri büyütmüş veya güçlendirmiş olabilir, ancak ifade onların şehrin dinî ve akademik önemini sıfırdan yarattığını söylemez.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Cümle, Timbuktu'nun ancak ilhak edildikten sonra ilk kez bir din ve eğitim merkezi olduğunu söylüyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
ilhak edilmesinden önce
Prior to, önce anlamına gelir. Burada its, Timbuktu'yu belirtir; annexation ise bir yerin başka bir devletin veya yöneticinin denetimi altına alınmasıdır. Yapı prior to + isim öbeğidir: prior to its annexation. Bir olaydan önceki zamanı kısa ve resmî bir biçimde belirtir.
Alıştırma
Resmî cümleyi prior to ile tamamlayın: The documents were checked ____ publication.
Cevabı göster
prior to
Resmî bir zaman başlangıcı olarak Upon returning from ...
Upon returning from his pilgrimage, “hac yolculuğundan döndüğünde veya döndükten hemen sonra” anlamına gelir. Burada upon bir yeri değil, sonraki olayı başlatan zamanı belirtir. Bu yapıda upon sözcüğünden sonra -ing biçimindeki returning gelir; ana cümle de ardından ne olduğunu anlatır. Cümle başında bir niteleyici olarak kullanıldığında returning fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada dönen ve ardından inşaatı ayarlayan kişi he ile gösterilen kişidir. Bu kısa yapı When he returned from ... veya After he returned from ... ile yeniden ifade edilebilir.
Alıştırma
Cümleyi “after Nina returned from” ifadesinin resmî Upon + -ing biçimiyle tamamlayın: ____ lunch, Nina finished the report.
Cevabı göster
Upon returning from
Ettirgen yapı had the Great Djinguereber Mosque built
had + nesne + geçmiş zaman ortacı kalıbı, ettirgen have yapısının geçmiş biçimidir. Burada the Great Djinguereber Mosque, built eylemine maruz kalan nesnedir; dolayısıyla cümle, onun caminin yapımını ayarladığını veya sipariş ettiğini anlatır. Cümle, onun neyin gerçekleşmesini sağladığına odaklanır; fiziksel inşaat işini bizzat yaptığını söylemez. Had, have fiilinin geçmiş biçimi; built ise build fiilinin geçmiş zaman ortacıdır.
Alıştırma
Bir ayarlamayı anlatmak için had, her portrait ve take fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanarak tamamlayın: Mia ____ by a professional.
Cevabı göster
had her portrait taken
with the help of an Andalusian architect. Kalıp ifadeler
3:06oraya Büyük Djinguereber Camii'ni inşa ettirdi.
Büyük Djinguereber Camii ... Endülüslü mimar
Büyük Djinguereber Camii, Timbuktu'daki önemli bir camidir. Burada Andalusian, architect sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; kişinin adı değildir. Mimarı İber Yarımadası'ndaki Endülüs'e ve bu tarihsel bağlamda bölgenin İslam kültürü geleneğine bağlar. İki ifade birlikte, inşaat projesinin Timbuktu dışından uzmanlıktan yararlandığını ve şehri daha geniş İslam dünyasına bağladığını gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeler inşaat projesi hakkında ne gösteriyor?
- Andalusian mimarın kişisel adıydı.
- Proje, Timbuktu'yu İslam dünyasının başka bir bölgesinden gelen mimari uzmanlıkla buluşturdu.
- Caminin kendisi Endülüs'ten Timbuktu'ya taşındı.
Cevabı göster
Proje, Timbuktu'yu İslam dünyasının başka bir bölgesinden gelen mimari uzmanlıkla buluşturdu.
with the help of: yardımın kaynağını belirtme
with the help of, “... yardımıyla” veya “... desteği sayesinde” anlamına gelir. Bir işi kolaylaştıran ya da mümkün kılan kişiyi, grubu, aracı veya kaynağı belirtir. Yapı with the help of + isim veya zamir şeklindedir. Bu kalıpta the sözcüğü korunmalıdır; with help of standart bir kullanım değildir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “... yardımıyla” anlamındaki kalıpla tamamlayın: Nora built the shelf ____ her uncle.
Cevabı göster
with the help of
established a major university: bina değil, kurum oluşturmak
Burada established a major university, önemli bir üniversiteyi kurup resmî olarak var olan bir kurum hâline getirdi demektir. Established fiili yalnızca kampüs binaları inşa etmeye değil, çalışabilecek bir kurum oluşturmaya odaklanır. Establish; kurumlar, kuruluşlar, sistemler, ilişkiler ve itibar gibi sözcüklerle sık kullanılan, oldukça resmî bir fiildir. Bu cümlede major, üniversitedeki ana dal değil, önemli veya etkili anlamındadır.
Alıştırma
Kasabanın bir kurum olarak halk kütüphanesi kurduğunu en iyi hangi cümle ifade eder?
- The town established a public library.
- The town built a wall around a public library.
- The town repaired a public library.
Cevabı göster
The town established a public library.
further elevating ... and attracting ...: paralel -ing yapılarıyla sonuç belirtmek
Further elevating ... ve attracting ... ifadeleri, and ile bağlanan iki paralel -ing yapısıdır. Önceki eyleme bağlanarak bu eylemin iki sonucunu gösterir: şehrin itibarının daha da güçlenmesi ve şehre daha fazla bilgin ile öğrencinin gelmesi. Further burada daha uzağa değil, öncekinden daha yüksek bir dereceye anlamına gelir. İki fiili de -ing biçiminde tutmak, iki sonucun aynı dil bilgisel görevi taşıdığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Sonuçları göstermek için paralel iki -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The new library opened downtown, increased access to books and attracting more visitors.
- The new library opened downtown, increasing access to books and attracting more visitors.
- The new library opened downtown, increasing access to books and attracted more visitors.
Cevabı göster
The new library opened downtown, increasing access to books and attracting more visitors.
from all over the Islamic world: İslam dünyasının dört bir yanından
From all over + yer, “o yerin birçok farklı bölgesinden” anlamına gelir. Kaynakların geniş bir alana yayıldığını vurgular; istisnasız her bir noktadan birinin geldiği anlamına gelmez. Bu cümlede the Islamic world, İslam dini ile İslam kültürü ve ilmi aracılığıyla birbirine bağlı geniş bölgeler topluluğunu ifade eder. Buradaki world, tüm gezegen değil, kültürel ve dinî bir çevredir.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade from all over ile tamamlayın: Musicians came ____ the country for the festival.
Cevabı göster
from all over
Under Mansa Musa, the empire became urbanized: Mansa Musa yönetiminde imparatorluk kentleşti
Under + lider, hükûmet veya yönetim, “o kişi ya da grup kontrolü elinde tutarken” anlamına gelir. Ardından gelen değişimi bir liderlik çerçevesine yerleştirir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Burada Under Mansa Musa, imparatorluğun kentleşmesini onun hüküm sürdüğü döneme yerleştirir ve bunu onun yönetimi altında gerçekleşen bir gelişme olarak sunar. Yapı, liderliğiyle bir bağlantı olduğunu düşündürebilir; ancak her değişime bizzat onun neden olduğunu tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Under + lider yapısını ve the new coach sözcüklerini kullanın: ____, the team learned a faster style of play.
Cevabı göster
Under the new coach
became urbanized ... densely populated towns: kentleşme ve yoğun nüfuslu kasabalar
became urbanized bir değişimi anlatır: imparatorlukta daha fazla kasaba ve şehir gelişmiş, nüfus ile etkinlikler buralarda daha çok yoğunlaşmıştır. Yalnızca “modernleşti” anlamına gelmez. densely populated towns, çok sayıda insanın birbirine yakın yaşadığı kasabalardır. Burada densely, populated sözcüğünü niteler; okullar ve camilerle birlikte bu ifade kentsel büyümeyi, nüfus yoğunlaşmasını ve kurumların çoğalmasını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle hem kentleşmeyi hem de nüfusun yoğunlaştığı kasabaları anlatır?
- The region modernized its farm tools, but most people remained scattered across the countryside.
- The region became urbanized, and trade expanded in its densely populated towns.
- The region became isolated, and its towns steadily lost residents.
Cevabı göster
The region became urbanized, and trade expanded in its densely populated towns.
The king's rich legacy persisted for generations, Kalıp ifadeler
3:26Kralın zengin mirası nesiller boyu devam etti,
legacy persisted for generations: nesiller boyu süren miras
Legacy, bir kişinin, hükümdarın veya dönemin bıraktığı uzun süreli etki ya da sonuçlardır. Burada kralın rich legacy ifadesi, yalnızca geride bıraktığı eşya veya parayı değil, inşa ettiği ve desteklediği şeylerin etkilerini de kapsar. Persisted, bir şeyin yok olmak yerine var olmaya devam ettiğini anlatır. persist for + süre kalıbı, bir şeyin ne kadar devam ettiğini gösterir. Bu nedenle persisted for generations, mirasın etkisinin birkaç nesil sürdüğü anlamına gelir; generations kesin bir yıl sayısı değil, geniş bir zaman aralığıdır.
Alıştırma
Geleneğin birçok nesil boyunca devam ettiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The custom ____.
Cevabı göster
persisted for generations
and to this day there are mausoleums, Kalıp ifadeler
3:29ve bugüne kadar varlığını sürdüren türbeler,
to this day: geçmişten bugüne süren durum
To this day, “geçmişteki bir noktadan bugüne kadar ve şu anda da hâlâ geçerli” demektir. Bu cümlede ifade, günümüze ulaşan anıt mezarları, kütüphaneleri ve camileri Mali'nin altın çağının bugün hâlâ görülebilen bir mirası olduğunun güncel kanıtları olarak sunar. Bu ifade belirli bir takvim tarihini göstermez. Geçmişteki bir durumu, olayı, anıyı veya etkiyi bugüne bağlar ve genellikle vurgu katar.
Alıştırma
Geçmişteki bir şeyin bugün de sürdüğünü vurgulamak için to this day ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- On this day, the village festival begins at noon.
- To this day, the village celebrates the harvest festival.
- By that day, the village had finished the celebration.
Cevabı göster
To this day, the village celebrates the harvest festival.
stand as a testament to ...: kalıcı bir kanıt olmak
Stand as a testament to ..., “…nın güçlü ve görünür bir kanıtı olarak var olmak” demektir. Buradaki that, anıt mezarlara, kütüphanelere ve camilere gönderme yaptığı için fiil stands değil stand biçimindedir. Bu yapıların varlığını sürdürmesi, Mali'nin altın çağındaki başarıların kanıtıdır. Stand burada yalnızca fiziksel olarak “ayakta durmak” anlamına gelmez. Bu kalıpta stand as, “…olarak hizmet etmek veya varlığını sürdürmek” anlamındadır; testament ise bir şeyin önemini, niteliğini veya doğruluğunu gösteren kanıttır.
Alıştırma
Cümleyi “…nın kalıcı kanıtı olarak hizmet eder” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The restored theater ____ the community's love of the arts.
Cevabı göster
stands as a testament to
“this golden age of Mali's history”: Mali tarihinde refah ve başarı dönemi
“This golden age of Mali's history”, Mali'nin geçmişinde özellikle refahın ve önemli başarıların görüldüğü bir dönemi ifade eder. Buradaki golden mecazidir: Bu dönemi tarihsel bir doruk noktası olarak değerlendirir; yalnızca Mali'de çok miktarda altın bulunduğunu söylemez. Bu bağlamda ifade, Mansa Musa'nın yönetimiyle ilişkilendirilen zenginliği, öğrenimin gelişmesini, dinî yapıların inşasını ve kentlerin büyümesini tek bir genel tarihsel değerlendirmede bir araya getirir.
Alıştırma
“The city entered a golden age of science.” cümlesinde golden age ne anlama gelir?
- Sırf insanların altına sahip olması nedeniyle seçilen bir dönem
- Belirli bir altın renkli nesnenin yaşı
- Olağanüstü başarı ve yaratıcılığın görüldüğü bir dönem
Cevabı göster
Olağanüstü başarı ve yaratıcılığın görüldüğü bir dönem