Bubble tea baloncuklarını nasıl aldı ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
856 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bölüm, baloncuklu çayın Liu Han-Chieh tarafından 1987’de Tayvan’da icat edilmesinden dünya çapında popülerleşmesine uzanan süreci anlatıyor. Süt, buz ve çiğnenebilir tapyoka toplarını açıklıyor; bu modern eğilimi Britanya’nın çay alışkanlıklarıyla ilişkilendirerek Britanyalıların %59’unun hâlâ düzenli çay içtiğini belirtiyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. almost twice as much coffee as tea. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Sayılamayan miktarları veya satış verilerini karşılaştıran twice as much A as B yapısını ve almost sözcüğünün oranın tam değil yaklaşık olduğunu gösterdiğini anlamak; anketleri yorumlarken ve sayısal verileri açıkça aktarırken bu kalıbı kullanmak. 2. signature ingredient. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: signature sözcüğünün bir yiyecek, ürün ya da üreticinin özellikle tanındığı ayırt edici özelliği anlattığını kavramak; signature ingredient ile tapyoka toplarının içeceği tanımlayan malzeme olduğunu belirtmek ve ifadeyi yemeklere, tarzlara ve markalara uyarlamak. 3. spread like wildfire. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunun gerçek bir yangını değil, bir şeyin çok hızlı tanınmasını veya popülerleşmesini anlattığını anlamak; kısa sürede çok sayıda kişiye ulaşan haberler, eğilimler, fikirler ve ürünler için doğal biçimde kullanmak.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:07

Merhaba, BBC Learning English'ten 6 Minute English'e hoş geldiniz.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:12

Ve ben Beth.

Are you a tea or coffee drinker, Neil? Kalıp ifadeler

0:13

Çay mı yoksa kahve mi seversin, Neil?

Kalıp ifadeler

tea or coffee drinker: içecek adı + drinker

tea drinker ve coffee drinker gibi birleşimlerde, drinker sözcüğünden önce gelen içecek adı o içeceği düzenli olarak ya da alışkanlıkla içen kişiyi belirtir. tea or coffee drinker ifadesindeki or iki seçeneği bağlar ve hangisinin Neil'i tanımladığını sorar. Bu soru, kişinin o anda ne içtiğini değil, genel tercihini sorar. drinker tek başına kullanıldığında alkol içen birini anlatabilse de burada tea veya coffee gibi belirli bir içecek anlamı belirler.

Alıştırma

Cümleyi içecek adı + drinker yapısındaki isimle tamamlayın: Maya usually chooses tea. She is a tea ____.

Cevabı göster

drinker

Well, I usually drink a cup of coffee in the morning.

0:16

Şey, genelde sabahları bir fincan kahve içerim.

How about you, Beth? Ton ve niyet

0:19

Peki ya sen, Beth?

Ton ve niyet

How about you?: aynı soruyu karşı tarafa yöneltmek

How about you? mevcut soruyu veya konuyu karşıdaki kişiye yöneltir. Burada önceki soru çay mı yoksa kahve mi içildiğiyle ilgilidir; bu nedenle tüm cümleyi tekrarlamadan Are you a tea or coffee drinker, Beth? anlamını verir. you sözcüğü odağı Beth'e çevirir. Bu kısa soru aynı konuyu sürdürürken Beth'i cevap vermeye davet eder.

Alıştırma

Okuldan sonra ne yaptığınızı söylediniz ve karşıdaki kişiye aynı soruyu sormak istiyorsunuz. En uygun ifade hangisidir?

  1. How are you?
  2. How about you?
  3. What about it?
Cevabı göster

How about you?

I'm definitely a tea drinker.

0:20

Ben kesinlikle bir çay tiryakisiyim.

There's nothing like a good cuppa to start the day. Notlar

0:23

Güne başlamak için güzel bir bardak çayın yerini hiçbir şey tutamaz.

Deyimler

There's nothing like ...: güçlü bir keyif ifade etmek

There's nothing like ... ifadesi, ardından gelen şeyle olumlu açıdan hiçbir şeyin kıyaslanamayacağı anlamına gelir. Bir şeyin özellikle keyifli veya tatmin edici olduğunu sıcak ve vurgulu biçimde söyler; gerçek anlamda benzerlikten söz etmez. Bu cümlede övülen deneyim a good cuppa'dır; to start the day ise amacı belirtir. Bu kalıp yiyecek, dinlenme, hava durumu veya başka hoş deneyimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

Kalıbı tek bir kelimeyle tamamlayın: There's ____ like a quiet walk after dinner.

Cevabı göster

nothing

Kelime

cuppa: bir fincan çay için kullanılan gayriresmî İngiliz ifadesi

cuppa, İngiliz İngilizcesinde a cup of tea, yani bir fincan çay anlamına gelen gayriresmî bir kelimedir. a good cuppa ifadesindeki good, çayın hoş ve tatmin edici olduğunu belirtir; cuppa bir kişi adı veya marka değildir. İngilizlerin günlük konuşmalarını anlamak için yararlıdır. Daha nötr ve açık bir ifade gerektiğinde a cup of tea kullanılır.

Alıştırma

Bir fincan çay anlamındaki gayriresmî İngiliz kelimesini tamamlayın: Would you like a ____?

Cevabı göster

cuppa

Yes, a cuppa.

0:25

Evet, bir bardak çay (cuppa).

It's a word in British English meaning a cup of tea, right?

0:27

İngiliz İngilizcesinde bir fincan çay anlamına gelen bir kelime, değil mi?

But there are many different types of tea.

0:31

Ancak pek çok farklı çay türü var.

Which tea do you like?

0:33

Sen hangi çayı seviyorsun?

Well, I usually drink English breakfast tea in the morning Kültür

0:35

Ben genelde sabahları İngiliz kahvaltı çayı,

Kültür

English breakfast tea: bir çayın adı

English breakfast tea, yaygın bir siyah çay harmanının adıdır. English breakfast ifadesinin tamamı tea sözcüğünü niteler; dolayısıyla tam bir İngiliz kahvaltısını değil, bir çayı anlatır. Bu çay genellikle kahvaltıda içilir, ancak yalnızca sabaha özgü değildir; günün başka saatlerinde de içilebilir.

Alıştırma

Bir kafe menüsünde English breakfast tea neyi ifade eder?

  1. Tam bir İngiliz kahvaltısı
  2. Bir siyah çay türü
  3. Çay aromalı kahvaltılık yiyecek
Cevabı göster

Bir siyah çay türü

and then a matcha tea at lunch

0:39

öğle yemeğinde matcha çayı

and then maybe a calming herbal tea before bed.

0:42

ve yatmadan önce de sakinleştirici bir bitki çayı içerim.

Wow, it sounds like you're a real tea addict, Beth. Notlar

0:45

Vay canına, gerçek bir çay bağımlısı gibi görünüyorsun, Beth.

Kalıp ifadeler

It sounds like + yan cümle

It sounds like + yan cümle, duyduğunuz bir şeye veya birinin az önce verdiği bilgiye dayanarak tahmin ya da sonuç belirtir. Burada Beth çaydan söz ettiği için konuşan kişi onun tam bir çay tutkunu olduğunu tahmin ediyor. Bu kalıp düşünceyi kesin ve sert bir gerçek gibi değil, bir izlenim olarak sunar. Bu nedenle doğrudan You're a real tea addict demekten daha yumuşaktır. Like sözcüğünden sonra you're a real tea addict gibi tam bir yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi tamamlayın: Maya told us about three long meetings. It ____ she had a tiring day.

Cevabı göster

sounds like

Kelime

şakacı bir abartı olarak a real tea addict

Bu cümlede a real tea addict, çayı çok seven biri için şakacı bir şekilde kullanılır. Real anlatımı güçlendirir; addict ise ciddi bir teşhis değil, bilinçli bir abartıdır. Bu kullanım, bir nesne veya etkinliğin ardından addict getirilerek başka durumlara aktarılabilir. Günlük konuşmada bir şeye aşırı derecede meraklı kişiyi anlatabilir, ancak şaka etkisi duruma bağlıdır.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Resmî bir tanıştırmada, tanımadığınız birine a coffee addict demek her zaman nazik ve güvenlidir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

So, you'll love this program because we're discussing an exciting drink called bubble tea.

0:48

O zaman bu programı çok seveceksin çünkü bubble tea (baloncuklu çay) adlı heyecan verici bir içeceği tartışıyoruz.

And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well.

0:54

Ve her zamanki gibi, yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Great.

0:59

Harika.

But first, I have a question for you, Neil.

1:00

Ama önce, sana bir sorum var, Neil.

Today, British supermarkets sell almost twice as much coffee as tea. Dilbilgisi

1:03

Bugün İngiliz süpermarketleri çayın neredeyse iki katı kadar kahve satıyor.

Dilbilgisi

almost twice as much coffee as tea: çayın neredeyse iki katı kadar kahve

almost twice as much A as B kalıbı, A miktarının B miktarının iki katına yakın olduğunu ancak iki katın biraz altında kaldığını anlatır. Burada süpermarketlerin sattığı kahve miktarı, sattıkları çay miktarının neredeyse iki katıdır. Sözcük sırası almost + twice + as much + A + as + B şeklindedir. Almost, twice sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade tam olarak iki kat anlamına gelmez.

Alıştırma

almost ve miktar bildiren as ... as kalıbını kullanarak cümleyi dört sözcükle tamamlayın: This tank holds ____ water as that one.

Cevabı göster

almost twice as much

And consumer surveys have found that a majority of Brits prefer drinking coffee. Kalıp ifadeler

1:08

Tüketici anketleri de İngilizlerin çoğunluğunun kahve içmeyi tercih ettiğini gösteriyor.

Kalıp ifadeler

a majority of Brits: yarısından fazlası

“a majority of Brits” ifadesinde a majority, sayılan Britanyalıların yarısından fazlası anlamına gelir. Yalnızca sayının çok olduğunu değil, oranın %50'nin üzerinde olduğunu belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı a majority of + bir grubu belirten çoğul isim şeklindedir: a majority of voters, parents veya customers. Brits, British people ifadesinin yaygın bir kısa biçimidir.

Alıştırma

Bir ankette seçmenlerin %60'ının planı desteklediği belirlendi. Raporu tamamlayın: A ____ the voters supported the plan.

Cevabı göster

majority of

So, what proportion of Brits do you think still regularly drink tea? Kalıp ifadeler

1:14

Sence İngilizlerin yüzde kaçı hala düzenli olarak çay içiyor?

Kalıp ifadeler

what proportion of Brits: oran sormak

“What proportion of Brits”, Britanyalıların ne kadarının ardından gelen koşulu karşıladığını sorar. Cevap genellikle bir yüzde, kesir veya yaklaşık oran olur; belirli bir kişi sayısı olmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı what proportion of + grup şeklindedir. Tam sorudaki do you think, dinleyicinin tahminini ister; asıl istenen bilgi, hâlâ düzenli olarak çay içenlerin oranıdır.

Alıştırma

Bir yüzde veya oran sormak için soruyu proportion ile tamamlayın: ____ the class chose the blue design?

Cevabı göster

What proportion of

Is it A, 39%,

1:20

A, %39 mu,

B, 49%,

1:23

B, %49 mu,

or C, 59%?

1:25

yoksa C, %59 mu?

Well, let me think about that. Ton ve niyet

1:28

Şey, bunu bir düşüneyim.

Ton ve niyet

let me think about that.: yanıtlamadan önce kibarca düşünme zamanı istemek

Let me think about that. bir soruya ya da fikre cevap vermeden önce kısa bir süre düşünmek istemenin kibar bir yoludur. Buradaki that, karşı tarafın az önce söylediği veya sorduğu şeye gönderme yapar. Konuşmada bir duraklama işareti gibi çalışır: konuşan kişi beklenmedik bir sessizlik bırakmak yerine cevap vereceğini bildirir.

Alıştırma

Biri size zor bir soru soruyor. Cevaplamadan önce biraz zaman istiyorsunuz. Hangi cümle doğal звучur?

  1. Wait for me.
  2. Tell me the answer.
  3. Let me think about that.
Cevabı göster

Let me think about that.

I'm going to say B, 49%. Ton ve niyet

1:30

Bence B, %49.

Ton ve niyet

I'm going to say ...: kesin olmayan bir cevap vermek

Bir quizde, tahmin oyununda veya başka bir belirsiz seçimde I'm going to say ... konuşanın seçtiği ya da tahmin ettiği cevabı sunar. Burada say, ardından gelen cevabı söylemeye yarar; sadece ileride konuşacağına dair bir söz değildir. Bu ifade genellikle sınırlı bir güven gösterir. Seçenekleri düşündüğünüz hâlde emin olmadığınız durumlara uygundur.

Alıştırma

Bir quizde emin değilsiniz ama C seçeneğini seçiyorsunuz. Tahmininizi doğal biçimde veren cümle hangisi?

  1. I'm going to say to C.
  2. I'm going to say C.
  3. I'm going to tell C.
Cevabı göster

I'm going to say C.

Okay, Neil.

1:33

Tamam, Neil.

I will reveal the answer at the end of the program. Kalıp ifadeler

1:34

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

reveal the answer at the end: cevabı sonunda açıklamak

“Reveal the answer”, gizli tutulan veya henüz bilinmeyen bir cevabı açıklamak demektir. “At the end”, bunun programın yalnızca son bölümünde gerçekleşeceğini belirtir. Burada reveal, tell someone the answer ifadesinden biraz daha resmî ve dramatiktir. İnsanların planlanmış açıklamadan önce beklediği duygusunu verir.

Alıştırma

Reveal fiilinin doğru biçimini kullanın: The quiz host will ____ the answer at the end.

Cevabı göster

reveal

People have been drinking tea for centuries, Dilbilgisi

1:37

İnsanlar yüzyıllardır çay içiyorlar,

Dilbilgisi

have been drinking ... for centuries: yüzyıllardır süren bir eylem

“Have been drinking”, İngilizcedeki present perfect continuous yapısını kullanır: have/has been + fiil-ing. Çay içme alışkanlığının geçmişte başladığını ve tekrarlanan bir insan davranışı olarak bugüne kadar sürdüğünü gösterir; insanların hiç durmadan çay içtiği anlamına gelmez. “For centuries”, bu sürenin ne kadar uzun olduğunu belirtir. for bir süre uzunluğundan önce kullanılır; bu nedenle cümle geçmişteki tek bir olayı değil, uzun süredir devam eden bir alışkanlığı anlatır.

Alıştırma

Play fiilinin present perfect continuous biçimini ve süre için doğru edatı kullanın: Mia ____ the piano ____ two years.

Cevabı göster

has been playing · for

but that doesn't mean tea drinking hasn't changed over the years. Dilbilgisi

1:40

ancak bu, çay içme alışkanlıklarının yıllar içinde değişmediği anlamına gelmiyor.

Dilbilgisi

doesn't mean ... hasn't changed: bir sonucu reddetmek

doesn't mean ifadesi, kendisinden sonra gelen sonucu reddeder. Burada reddedilen sonuç tea drinking hasn't changed over the years, yani çay içme alışkanlığının yıllar içinde değişmediği düşüncesidir. İki olumsuz yapının görevleri farklıdır: doesn't mean bu çıkarımı reddederken hasn't changed değişiklik olmadığını ifade eder. Cümle tek başına çay içme alışkanlığının değiştiğini kanıtlamaz, ancak dinleyiciyi değişiklikler hakkında bilgi duymaya hazırlar.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama geliyor? The school is old, but that doesn't mean it hasn't changed.

  1. Eski olması, okulun aynı kaldığını kanıtlamaz.
  2. Okul eski değildir.
  3. Eski olması, okulun aynı kaldığını kanıtlar.
Cevabı göster

Eski olması, okulun aynı kaldığını kanıtlamaz.

Here in Britain, new trends such as iced tea and green matcha tea Kalıp ifadeler

1:45

Burada, İngiltere'de, buzlu çay ve yeşil matcha çayı gibi yeni trendler

Kalıp ifadeler

such as iced tea and green matcha tea: örnek verme

such as ifadesi, daha büyük bir grubun belirli örneklerini tanıtır. Burada iced tea ve green matcha tea, new trends için verilen örneklerdir. Yaygın yapı kategori + such as + bir veya daha fazla örnektir. Verilen örneklerin eksiksiz bir liste olması gerekmez.

Alıştırma

Cümleyi örnekleri tanıtan iki kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: Outdoor games ____ football and tennis are popular.

Cevabı göster

such as

have become as popular as the traditional English cuppa, Dilbilgisi

1:50

herkesin bildiği gibi azıcık süt eklenmiş siyah çay olan geleneksel İngiliz çayı (cuppa) kadar

Dilbilgisi

have become as popular as: değişim ve eşitlik karşılaştırması

Have become, geçmişte başlayıp sonucu bugüne ulaşan bir durum değişimini gösterir. As popular as eşitlik karşılaştırması yapar: ilk unsur artık geleneksel İngiliz çayıyla yaklaşık aynı popülerlik düzeyindedir. Kullanılabilir kalıp have/has become + as + sıfat + as + karşılaştırılan unsur biçimindedir. Tekil öznede has; I, you, we, they veya çoğul öznede have kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi have become ve popular kullanılan as ... as kalıbıyla tamamlayın: Online games ____ board games in our club.

Cevabı göster

have become as popular as

which, as everyone knows, is black tea with a splash of milk. Kelime

1:53

popüler hale geldi.

Kelime

a splash of milk: içecekte az miktarda süt

Bir içecekte a splash of milk, hızla dökülen az miktarda süt anlamına gelir. Bu yaklaşık bir miktardır, kesin bir ölçü değildir. Burada splash, az miktarda sıvı eklemeyi adlandırır. Sütün gerçekten etrafa sıçradığı veya döküldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

“Could I have tea with a splash of milk?” cümlesinde “a splash of milk” ne anlama gelir?

  1. Ayrı olarak servis edilen bir bardak dolusu süt
  2. Fincanın çevresine dökülmüş süt
  3. Az ve yaklaşık miktarda süt
Cevabı göster

Az ve yaklaşık miktarda süt

One of the latest tea trends is pearl milk tea,

1:57

En son çay trendlerinden biri inci sütlü çay,

also called bubble tea.

2:01

aynı zamanda bubble tea olarak da adlandırılıyor.

But if you've never heard of it, Öbek fiiller

2:03

Eğer adını daha önce hiç duymadıysan,

don't worry.

2:04

endişelenme.

Öbek fiiller

heard of it: var olduğunu bilmek

hear of someone or something, o kişinin ya da şeyin var olduğunu bilmek veya ayrıntıları bilinmese bile adını tanımak anlamına gelir. you've never heard of it ifadesinde have + heard, İngilizcedeki present perfect yapısını kurar; bu yüzden ifade şu ana kadarki tüm zamanı kapsar. Buradaki it, konuşulan şeyi gösterir. Konuşan kişi, bu şeyi ilk kez öğrenenleri rahatlatmaktadır.

Alıştırma

“Var olduğunu bilmek” anlamını vermek için cümleyi hear of ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: I've never ____ that website.

Cevabı göster

heard of

Here's presenter Ben Henderson explaining more

2:05

İşte sunucu Ben Henderson

for BBC World Service program Witness History.

2:08

BBC World Service programı Witness History'de bunu daha ayrıntılı açıklıyor.

For those who don't know, Anlatım akışı

2:11

Bilmeyenler için,

Anlatım akışı

For those who don't know: arka plan bilgisi sunmak

For those who don't know, arka plan bilgisinden önce kullanılan bir giriş ifadesidir. Those “o kişiler” anlamına gelir; who don't know ise bu bilgiye sahip olmayan dinleyicileri belirtir. Bu ifade, farklı bilgi düzeylerine sahip bir grup için mesajı düzenler: Konuya yeni olanlar gerekli bağlamı edinir, zaten bilenler de konuşanın neden kısa bir açıklama yaptığını anlar.

Alıştırma

Hem yeni hem de bilgili dinleyicilerin bulunduğu bir gruba arka plan bilgisi veriyorsunuz. Hangi cümle giriş ifadesini doğru kullanıyor?

  1. For those who don't know, the museum is free on Sundays.
  2. Those people don't know that the museum is free on Sundays.
  3. Ask those who don't know whether the museum is free on Sundays.
Cevabı göster

For those who don't know, the museum is free on Sundays.

pearl milk tea or bubble tea

2:13

inci sütlü çayı veya bubble tea

is tea usually mixed with milk, crushed ice, Kalıp ifadeler

2:15

genellikle süt ve kırık buzla karıştırılmış,

and filled with its signature chewy tapioca balls. Kültür

2:18

ve imza niteliğindeki çiğnenebilir tapyoka toplarıyla doldurulmuş çaydır.

Kalıp ifadeler

Paralel anlatımlar olarak mixed with ... ve filled with ...

Mixed with, bir şeyle birleştirilen malzemeleri belirtir. Filled with ise içine ne konduğunu veya belirgin miktarda ne içerdiğini belirtir. Burada mixed with ... ve filled with ..., tea sözcüğünü niteleyen paralel geçmiş zaman ortacı öbekleridir. Açık biçimi tea that is usually mixed with milk and crushed ice and filled with tapioca balls olurdu; that is sözcükleri çıkarılmıştır. Sonucun, işi yapan kişiden daha önemli olduğu yiyecek ve süreç açıklamalarında bu kısa edilgen anlatım sık kullanılır.

Alıştırma

İş yönergesini dersteki iki edilgen ifadeyle doğru sırada tamamlayın: The concrete is ____ gravel, and the trench is ____ concrete.

Cevabı göster

mixed with · filled with

Kültür

Bubble tea içindeki chewy tapioca balls

Chewy tapioca balls, manyoktan elde edilen tapioka nişastasından yapılan küçük, yumuşak ama esnek toplardır. Bunlara tapioca pearls veya boba da denir. Bubble tea içinde kalın bir pipetle çekilip çiğnenen tanınmış parçalardır. Günlük kullanımda buradaki bubbles, içeceği gazlı yapan hava kabarcıklarını değil, bu yuvarlak incileri anlatır.

Alıştırma

Bir bubble tea menüsünde chewy tapioca balls nedir?

  1. Tapioka nişastasından yapılan küçük, çiğnenebilir inciler
  2. Çayı gazlı yapan gaz kabarcıkları
  3. Yuvarlak kırılmış buz parçaları
Cevabı göster

Tapioka nişastasından yapılan küçük, çiğnenebilir inciler

But customers can then add whatever flavors they want. Dilbilgisi

2:21

Daha sonra müşteriler istedikleri lezzetleri ekleyebilirler.

Dilbilgisi

whatever flavors they want: açık bir seçim

Bu cümlede whatever flavors they want, onların seçtiği herhangi bir tat anlamına gelir. İfadenin tamamı müşterilerin ekleyebileceği şeyi belirtir; they want ise seçimi kimin yaptığını gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp whatever + isim + özne + fiil şeklindedir. Tek bir seçeneği belirtmek yerine açık bir seçim sunar: whatever books you like, sevdiğin herhangi bir kitap anlamına gelir.

Alıştırma

whatever, toppings, you ve like sözcüklerini whatever + isim + yan cümle kalıbına yerleştirerek cümleyi tamamla: You can choose ____.

Cevabı göster

whatever toppings you like

It's innovative and exciting. Kelime

2:24

Yenilikçi ve heyecan verici.

Kelime

innovative: gerçekten yeni bir yaklaşım kullanmak

Innovative, yeni ve yaratıcı bir yaklaşım kullanan fikir, ürün, tasarım veya yöntemi tanımlar. Burada konuşan kişi söz konusu şeyi özgün ve yaratıcı bularak över; exciting ise ayrıca güçlü bir ilgi veya heyecan uyandırdığını belirtir.

Alıştırma

Hangi İngilizce cümlede innovative doğru bir nedenle kullanılmıştır?

  1. The tool solves the problem in a new way, so it is innovative.
  2. The shop made one more copy of the same old tool, so it is innovative.
  3. The tool is heavy, so it is innovative.
Cevabı göster

The tool solves the problem in a new way, so it is innovative.

Pearl milk tea or bubble tea, as it's often called,

2:26

İnci sütlü çay veya sıkça adlandırıldığı gibi bubble tea,

was invented in 1987 by Taiwanese teashop owner Liu Han-Chieh. Dilbilgisi

2:29

1987 yılında Tayvanlı çay dükkanı sahibi Liu Han-Chieh tarafından icat edilmiştir.

Dilbilgisi

was invented in ... by ...: zamanı ve mucidi belirtmek

was invented, invent fiilinin basit geçmiş zamandaki edilgen biçimidir. İcat eden kişi yerine icat edilen şeyi öne çıkarır. in 1987 zamanı belirtirken by ... mucidi belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp şey + was/were invented + zaman + by + mucit şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi invent fiilinin geçmiş zamandaki edilgen biçimiyle ve mucidi tanıtan sözcükle tamamlayın: The board game ____ in 2005 ____ two teachers.

Cevabı göster

was invented · by

The bubbles in a glass of bubble tea

2:36

Bir bardak bubble tea'deki baloncuklar

are made from balls of a chewy starch called tapioca. Kalıp ifadeler

2:38

tapyoka adı verilen çiğnenebilir bir nişastadan yapılmış toplardır.

Kalıp ifadeler

are made from: dönüşmüş bir kaynak malzemeyi belirtmek

are made from, bir şeyin üretildiği kaynak malzemeyi belirten geniş zamandaki edilgen bir ifadedir. Burada taneleri, malzemeleri olan tapioka nişastasıyla ilişkilendirir. İşleme sırasında ilk malzeme değişiyor ve bitmiş üründe kolayca tanınamıyorsa be made from kullanılır.

Alıştırma

Bir fabrika odun hamurunu kâğıda dönüştürüyor, bu yüzden ilk hâliyle ahşap artık tanınamıyor. En doğal cümle hangisidir?

  1. Paper is made from wood.
  2. Paper is made of wood.
  3. Paper is made with wood.
Cevabı göster

Paper is made from wood.

Food which is chewy Kelime

2:43

Çiğnenebilir (chewy) yiyecekler

needs to be chewed a lot before it becomes soft enough to swallow. Dilbilgisi

2:44

yutulacak kadar yumuşayana dek çokça çiğnenmeye ihtiyaç duyar.

Kelime

which is chewy içindeki is

Burada is, which is chewy ilgi cümleciğindeki bağlayıcı fiildir. Which, önceki Food sözcüğüne gönderme yapar; is ise onu chewy sıfatına bağlar. which is chewy bütünü, hangi tür yiyeceğin kastedildiğini açıklar. which + be + sıfat yapısında be, which sözcüğünün gönderme yaptığı isimle uyumlu olur. Food burada sayılamayan ve dil bilgisel olarak tekil bir isimdir; bu yüzden doğru biçim is olur.

Alıştırma

Cümleyi be fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Bread which ____ fresh smells wonderful.

Cevabı göster

is

Dilbilgisi

soft enough to swallow: sıfat + enough + to

Soft enough to swallow, yiyeceğin birinin onu yutabilmesi için gereken yumuşaklık derecesine ulaştığını belirtir. Burada yiyecek, yutan değil yutulan şeydir; örtük anlam soft enough for someone to swallow it şeklindedir. Tekrar kullanılabilen kalıp sıfat + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Enough sıfattan sonra gelir. to + fiil bölümü, hangi eylemin mümkün hâle geldiğini gösterir: soft enough to swallow, clear enough to understand veya strong enough to lift it.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için enough, to ve drink sözcüklerini doğru sıraya koyun: The milk is cool ____.

Cevabı göster

enough to drink

It's these tapioca balls which give bubble tea its name. Kalıp ifadeler

2:49

Bubble tea'ye adını veren işte bu tapyoka toplarıdır.

Kalıp ifadeler

give bubble tea its name: bir adın kaynağını açıklamak

Bu cümlede give bubble tea its name, “bubble tea'nin bu adı almasını sağlamak” anlamına gelir. Tapyoka topları, adın kaynağındaki özellik olarak sunulur. A gives B its name yapısı, B'nin adının nereden geldiğini açıklar. Burada give bir nesneyi birine vermek anlamında değildir; A'nın ada kaynaklık eden özelliği ya da fikri sağladığını belirtir.

Alıştırma

Silver Lake, parlak gri suyundan dolayı bu adı almıştır. give Silver Lake its name ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The shiny gray water ____.

Cevabı göster

gives Silver Lake its name

You might say they're bubble tea's signature ingredient. Kelime

2:53

Onlar için bubble tea'nin imza (signature) bileşeni diyebiliriz.

Kelime

signature ingredient: ayırt edici ve tanınan bir malzeme

Burada signature ingredient, bir yiyecek ya da içeceği en güçlü biçimde temsil eden veya tanımayı sağlayan malzeme demektir. Tapyoka topları, insanların bubble tea ile yakından ilişkilendirdiği özellik olarak anlatılır. Signature bir isimden önce sıfat olarak kullanıldığında bir kişi, yer, marka ya da ürünle güçlü biçimde ilişkilendirilen ayırt edici bir özellik anlamına gelir. Elle atılan imza anlamında değildir.

Alıştırma

Bir kafe birçok kekte lavanta kullandığını açıkça belirtir ve müşteriler bu tadı hemen tanır. Lavantayı en iyi hangi cümle anlatır?

  1. Lavender is the café's main ingredient.
  2. Lavender is the café's secret ingredient.
  3. Lavender is the café's signature ingredient.
Cevabı göster

Lavender is the café's signature ingredient.

They're a special feature for which something is particularly known.

2:57

Bunlar, bir şeyin özellikle tanındığı o özel özelliklerdir.

For example, paella is the signature dish of Spain.

3:00

Örneğin, paella İspanya'nın imza (signature) yemeğidir.

What's more, Anlatım akışı

3:04

Dahası,

Anlatım akışı

What's more: başka bir destekleyici nokta eklemek

What's more, aynı düşünceyi destekleyen ek bir gerçeği veya yararı sunan bir bağlama ifadesidir. Burada konuşanın yön değiştirmediğini, başka bir destekleyici noktaya geçtiğini gösterir. Genellikle cümlenin başında yer alır ve ardından virgül gelir. Düşünceleri yalnızca and ile bağlamaya göre eklenen bilgiye daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

The app is easy to use. cümlesinden sonra hangi ikinci cümle başka bir yararı en iyi şekilde ekler?

  1. However, it works offline.
  2. For example, it works offline.
  3. What's more, it works offline.
Cevabı göster

What's more, it works offline.

because tapioca doesn't have a strong taste,

3:05

tapyokanın güçlü bir tadı olmadığından,

different flavors can be added,

3:08

farklı tatlar eklenebilir,

making bubble tea an innovative, Dilbilgisi

3:10

bu da bubble tea'yi yenilikçi (innovative),

meaning new and original, drink.

3:13

yani yeni ve orijinal bir içecek yapar.

Dilbilgisi

making bubble tea an innovative ... drink: sonuç göstermek

making bubble tea an innovative ... drink ifadesinde making, önceki durumun sonucunu veren bir şimdiki zaman sıfat-fiil öbeğini başlatır: farklı aromaların eklenmesi, baloncuklu çayı yenilikçi bir içecek hâline getirir. Kalıp, cümle, making + nesne + tümleç biçimindedir. Bubble tea nesnedir. An innovative drink, onun ne hâle geldiğini anlatan nesne tümlecidir. meaning new and original sözleri innovative kelimesini kısaca açıklar; bu nedenle daha büyük olan an innovative ... drink öbeğinin arasına girer.

Alıştırma

Sonuç bölümünü make fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The new signs showed each turn clearly, ____ the trail easier to follow.

Cevabı göster

making

Liu Han-Chieh's invention was inspired by a trip to Japan, Kalıp ifadeler

3:16

Liu Han-Chieh'in bu icadı, Japonya'ya yaptığı bir geziden ilham almıştı,

Kalıp ifadeler

was inspired by: ilham kaynağını belirtmek

Was inspired by, bir şeyin öznenin arkasındaki fikri veya yaratıcı etkiyi sağladığını anlatır. Burada Japonya gezisi, Liu Han-Chieh'e icadın arkasındaki fikri vermiştir. Yapı be + inspired by + ilham kaynağı şeklindedir. Özne bir icat, tasarım, hikâye veya kişi olabilir.

Alıştırma

Be inspired by ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The robot ____ a beetle.

Cevabı göster

was inspired by

where he saw people enjoying iced milk tea on a hot summer's day.

3:20

orada sıcak bir yaz gününde insanların buzlu sütlü çayların tadını çıkardığını gördü.

When he added tapioca balls,

3:25

Tayvan'a döndüğünde,

which he found in a local market,

3:27

yerel bir pazarda bulduğu

on his return to Taiwan, Kalıp ifadeler

3:29

tapyoka toplarını çaya eklediğinde,

the bubbly new beverage was born. Deyimler

3:31

bu baloncuklu yeni içecek doğmuş oldu.

Kalıp ifadeler

on his return to Taiwan: resmî bir zaman ifadesi

On his return to Taiwan, “Tayvan'a döndüğünde” veya “döndükten kısa süre sonra” anlamına gelir. Burada on, sonraki eylemin gerçekleştiği zamanı belirtir; “üstünde” anlamına gelmez. Yapı on + iyelik bildiren sözcük + eylem adı şeklindedir; on her arrival ve on their return buna örnektir. Anlatımı kısa ve daha yazılı bir üsluba uygun hâle getirir.

Alıştırma

Leo came back home from camp. Bu sözcükleri resmî zaman ifadesi oluşturacak şekilde sıralayın: return / home / on / his. ____, Leo called his mother.

Cevabı göster

On his return home

Deyimler

was born: Yeni bir şeyin ortaya çıktığını anlatmak

Burada was born mecaz anlamda kullanılır. Bir içecek gerçekten doğmaz; bu ifade, malzemeler birleştirildiğinde yeni içeceğin ortaya çıktığını anlatır. Bu kullanım, bir köken hikâyesini daha canlı kılar. Bir fikrin, ürünün, kuruluşun veya geleneğin başlangıcını anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Ortaya çıktı” anlamındaki mecaz ifadeyle köken hikâyesini tamamlayın: After weeks of planning, a new school festival ____.

Cevabı göster

was born

But it was only when famous international celebrities, Dilbilgisi

3:33

Ancak Liu Han-Chieh'in bubble tea'sinin çay içme dünyasında bir devrim başlatması,

including basketball player Michael Jordan and movie star Jackie Chan,

3:36

basketbolcu Michael Jordan ve film yıldızı Jackie Chan gibi

started visiting his teashop

3:41

ünlü uluslararası isimlerin

that Liu Han-Chieh's bubble tea began a revolution in the tea-drinking world. Deyimler

3:43

onun çay dükkanını ziyaret etmeye başlamasıyla gerçekleşti.

Dilbilgisi

it was only when ... that ...: Tetikleyici olayı vurgulamak

it was only when X that Y kalıbı, Y’nin sonunda gerçekleşmesini sağlayan zamanı veya olayı özellikle vurgular. X, only when ifadesinden sonra; ana sonuç olan Y ise that ifadesinden sonra gelir. Bu cümlede ünlülerin ziyaretleri X, çayın daha geniş etkisi ise Y’dir. Kalıp, büyük değişimin bu ziyaretlerden önce başlamadığını anlatır.

Alıştırma

Vurgu kalıbını tamamlayın: ____ I read the final clue ____ I solved the mystery.

Cevabı göster

It was only when · that

Deyimler

began a revolution in the tea-drinking world: çay dünyasında bir devrim başlattı

Burada began a revolution mecaz anlamdadır: baloncuklu çay siyasi bir ayaklanmaya değil, büyük ve geniş kapsamlı bir değişime yol açmıştır. Bu güçlü ifade, etkisinin çarpıcı ve kalıcı olduğunu anlatır. The tea-drinking world, çay içmeyle bağlantılı geniş kültürü, alışkanlıkları ve iş dünyasını ifade eder. Aktarılabilir begin a revolution in + alan kalıbı, o alanda büyük bir dönüşüm başlatmak anlamına gelir.

Alıştırma

Yeni bir batarya, sektör genelinde elektrikli otomobil tasarımını değiştiriyor. Bu geniş ve çarpıcı değişimi en iyi vurgulayan cümle hangisidir?

  1. The new battery began a revolution in electric-car design.
  2. The new battery was displayed beside an old model.
  3. The new battery received a routine safety check.
Cevabı göster

The new battery began a revolution in electric-car design.

Here is Liu Han-Chieh telling more

3:48

İşte Liu Han-Chieh

to BBC World Service program Witness History.

3:51

BBC World Service'in Witness History programına daha fazlasını anlatıyor.

Pearl milk tea got huge media coverage Kalıp ifadeler

3:55

İnci sütlü çay medyada çok büyük yer buldu

Kalıp ifadeler

got huge media coverage: medyada çok geniş yer buldu

Got huge media coverage ifadesinde got, “aldı” anlamına gelir. Media coverage; gazeteler, televizyon, internet siteleri ve diğer haber kaynaklarındaki haberleri ifade eder. Bu nedenle ifade, birçok medya kuruluşunun incili sütlü çayı haber yaptığını anlatır. Coverage bu anlamda normalde sayılamayan bir isimdir. Huge, extensive veya a lot of gibi sözler haberlerin miktarını ya da erişim alanını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, “birçok haber kuruluşu tarafından haber yapıldı” anlamındaki derste geçen tam ifadeyle tamamlayın: The discovery ____ around the world.

Cevabı göster

got huge media coverage

and it spread like wildfire. Deyimler

3:58

ve orman yangını gibi yayıldı.

Deyimler

spread like wildfire: son derece hızlı yayılmak

Spread like wildfire, “bir kişiden ya da yerden diğerine son derece hızlı yayılmak” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede bir şeyin çok kısa sürede yaygın biçimde tanındığını veya popüler olduğunu anlatır; gerçek bir yangından söz etmez.

Alıştırma

Cümleyi “son derece hızlı yayılmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: The rumor ____ across the town.

Cevabı göster

spread like wildfire

But I always say,

4:00

Ama ben her zaman söylerim,

we have many other products

4:01

başka pek çok ürünümüz var

and the reason pearl milk tea became so popular was pure luck. Dilbilgisi

4:03

ve inci sütlü çayın bu kadar popüler olmasının nedeni tamamen şanstı.

Dilbilgisi

The reason ... was ...: sonucu nedenden önce belirtmek

The reason + yan cümle + was + neden kalıbı, önce açıklanacak sonucu söyler ve was sonrasında açıklamayı verir. Burada pearl milk tea became so popular açıklanan sonuç, pure luck ise neden olarak sunulur. The reason sonrasındaki yan cümle, soru cümlesi değil normal bildirme cümlesi sırasını kullanır: The reason pearl milk tea became so popular .... Şimdiki bir açıklama için is, geçmişteki bir açıklama için was kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi The reason ... was ... kalıbıyla tamamlayın: ____ the match ended early ____ the heavy rain.

Cevabı göster

The reason · was

It was a miracle. Kelime

4:07

Bir mucizeydi.

Kelime

a miracle: şaşırtıcı derecede şanslı bir sonuç

Bu cümlede a miracle, gerçekleşmesi pek olası görünmeyen son derece şanslı bir sonucu ifade eder. Konuşan kişi hayretini dile getirir; mutlaka dinî veya doğaüstü bir olaydan söz etmez. Günlük İngilizcede bir şeye a miracle demek bilinçli bir abartı olabilir: sonuç o kadar beklenmediktir ki neredeyse imkânsızmış gibi gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede miracle, şaşırtıcı derecede şanslı bir sonuç anlamında kullanılmıştır?

  1. She put the clean cups on the table.
  2. The map shows the road to the museum.
  3. It was a miracle that everyone got out safely.
Cevabı göster

It was a miracle that everyone got out safely.

Thanks to its celebrity fans, Kalıp ifadeler

4:10

Ünlü hayranları sayesinde,

Kalıp ifadeler

Thanks to + isim öbeği: yararlı bir nedeni belirtmek

Thanks to + isim öbeği, bir sonucun nedenini belirtir. Bu neden genellikle konuşan kişinin yararlı veya olumlu gördüğü bir şeydir. Burada its celebrity fans, destekleriyle sonraki sonucu ortaya çıkaran kişileri belirtir. Bu neden öbeği cümlenin başında olduğunda, ana cümleden önce genellikle ardından virgül gelir. Burada Thanks to tek bir kalıptır; hayranlara doğrudan “teşekkür ederim” demez.

Alıştırma

Cümleyi Thanks ile başlayan iki sözcüklü neden kalıbıyla tamamlayın: ____ your careful notes, I found the answer.

Cevabı göster

Thanks to

Liu Han-Chieh's bubble tea became an international bestseller Kelime

4:12

Liu Han-Chieh'in bubble tea'si uluslararası çapta en çok satanlardan biri oldu

Kelime

an international bestseller: birçok ülkede çok satan ürün

Bu cümlede an international bestseller, birçok ülkede çok yüksek satış yapan bir şeyi anlatan bir isim öbeğidir. Buradaki bestseller yalnızca kitaplar için kullanılmaz; Liu Han-Chieh'in bubble tea'sini satışları çok yüksek bir ürün olarak tanımlar. international, başarının birden fazla ülke pazarına yayıldığını gösterir. Bu ifade yalnızca kalitenin veya beğenilmenin değil, satış başarısının altını çizer. İçeceğe an international bestseller demek, onu birçok yerde büyük ticari başarı kazanmış bir ürün olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bestseller kelimesini kitap olmayan ve birçok ülkede çok yüksek satış yapan bir ürün için isim olarak doğru kullanır?

  1. The new board game became an international bestseller.
  2. The new board game became an internationally best-selling product.
  3. The new board game became a popular product in one town.
Cevabı göster

The new board game became an international bestseller.

and news of his exciting new drink spread like wildfire,

4:17

ve heyecan verici yeni içeceğinin haberleri orman yangını gibi yayıldı (spread like wildfire),

an idiom meaning it became quickly known by many people.

4:21

bu, çok sayıda kişi tarafından hızla bilindiği anlamına gelen bir deyimdir.

As more and more people tried it and fell in love with its smooth chewy taste, Notlar

4:26

Giderek daha fazla insan onu deneyip pürüzsüz ve çiğnenebilir tadına aşık oldukça,

Dilbilgisi

As more and more people tried: kademeli artışı ilgili bir değişime bağlamak

As more and more people tried ifadesindeki as, ardından gelen değişimle birlikte gelişen bir arka plan değişikliğini başlatır. Burada bunu tek seferlik bir when gibi değil, sayı yavaş yavaş arttıkça anlamında düşünmek daha doğrudur. More and more people, onu deneyen insanların sayısının sürekli arttığını gösterir. as cümleciği sonraki sonucu aynı gelişim sürecinin bir parçası olarak çerçeveler; yalnızca tek ve yalıtılmış bir olayı anlatmaz.

Alıştırma

Doğrudan bir nedeni belirtmek yerine kademeli bir artışı ilgili bir değişime bağlamak için as kullanan cümle hangisidir?

  1. Because more and more people used the library, it became busier.
  2. As more and more people used the library, it became busier.
  3. When more and more people used the library, it became busier.
Cevabı göster

As more and more people used the library, it became busier.

Deyimler

fell in love with: bir şeyi çok sevmeye başlamak

Bu cümlede fell in love with, “çok sevmeye başladılar” anlamına gelir. Ardından its smooth chewy taste geldiği için ifade romantik aşkı değil, insanların bu tat ve dokuyu çok beğenmesini anlatır. Kalıp fall in love with + kişi veya şey biçimindedir. Fell, fall fiilinin geçmiş zaman biçimidir. With'ten sonraki isim, ifadenin romantik aşk mı yoksa bir şeyi çok sevmeye başlamak mı anlattığını gösterir.

Alıştırma

“Çok sevmeye başladı” anlamındaki ifadeyi yazın: Zoe tried skating and ____ it.

Cevabı göster

fell in love with

bubble tea spread to neighboring countries like South Korea and China

4:30

bubble tea Güney Kore ve Çin gibi komşu ülkelere

and then to the rest of the world. Kalıp ifadeler

4:34

ve ardından tüm dünyaya yayıldı.

Kalıp ifadeler

and then to the rest of the world: sonraki aşamayı eklemek

And then bir sıralamadaki sonraki adımı gösterir. To the rest of the world, komşu ülkeler zaten belirtildikten sonra “dünyanın diğer tüm bölgelerine” anlamına gelir. Önceki spread fiili burada yeniden anlaşılır; tam düşünce and then spread to the rest of the world biçimindedir. İngilizcede benzer yapılı cümle bölümlerinde tekrarlanan bir fiil söylenmeyebilir. Genel olarak the rest of + isim, bir bütünden bir parça belirtildikten sonra geriye kalan kısmı veya kişileri gösterir.

Alıştırma

Rehberin daha sonra gruptaki diğer herkesle konuştuğunu anlatan devamı seçin: The guide spoke to two visitors and then...

  1. to the rest of the group
  2. to the whole group
  3. to another group
Cevabı göster

to the rest of the group

For Liu Han-Chieh,

4:36

Liu Han-Chieh için,

it was a miracle,

4:38

bu bir mucizeydi (miracle),

a very lucky event that is surprising and unexpected.

4:39

şaşırtıcı ve beklenmedik derecede şanslı bir olaydı.

It's great to hear about something that gives a modern twist Deyimler

4:43

Bir ülkenin geleneksel kültürünün bir parçası olan bir içeceğe

to a drink that's part of a country's traditional culture.

4:47

modern bir dokunuş katan bir şeyler duymak harika.

Deyimler

gives a modern twist to: çağdaş bir değişiklik katmak

give a modern twist to + isim kalıbı, bir şeyin tanınabilir temelini korurken ona çağdaş bir fikir, tarz, malzeme veya yöntem eklemek anlamına gelir. Buradaki twist mecazidir: fiziksel bir döndürmeyi değil, yeni bir değişikliği ifade eder. İçecek, geleneksel yönünü koruyan ama yeni biçimde uyarlanmış bir şey olarak sunulur.

Alıştırma

'Özgün tasarımı korurken çağdaş bir değişiklik ekler' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The artist ____ the traditional pattern.

Cevabı göster

gives a modern twist to

Maybe that's what we need here in Britain, too.

4:50

Belki burada, İngiltere'de bizim de ihtiyacımız olan şey budur.

Yes, your question was about the fact that nowadays,

4:53

Evet, sorun günümüzde

more people in Britain prefer coffee than tea.

4:56

İngiltere'deki daha fazla insanın çay yerine kahveyi tercih etmesiyle ilgiliydi.

I think it's time you revealed the answer. Dilbilgisi

4:59

Sanırım cevabı açıklamanın zamanı geldi.

Dilbilgisi

it's time you revealed the ...: şimdi yapılması gereken eylem için geçmiş biçim

it's time + özne + geçmiş zaman biçimindeki fiil kalıbı, öznenin şimdi veya çok yakında harekete geçmesi gerektiğini anlatır. Örnekteki revealed biçim olarak geçmiş zamandadır, ancak geçmişteki bir olayı anlatmaz. Geçmiş zaman biçiminin bu kullanımı, eylemin yapılma vaktinin zaten geldiğini düşündürür. Bu nedenle cümle bir hatırlatma veya hafif bir ısrar gibi duyulabilir.

Alıştırma

Şu ana yönelik bir hatırlatmayı tamamlamak için leave fiilinin doğru biçimini kullanın: It's time we ____ for school.

Cevabı göster

left

Right.

5:01

Doğru.

I asked you what percent of Brits still regularly prefer drinking tea over coffee Kalıp ifadeler

5:02

Sana İngilizlerin yüzde kaçının düzenli olarak kahve yerine çay içmeyi tercih ettiğini sormuştum,

Kalıp ifadeler

prefer drinking tea over coffee: prefer A over B kalıbı

Prefer A over B, B yerine A’yı daha çok sevmek veya seçmek demektir. prefer drinking tea over coffee ifadesinde A drinking tea, B ise coffee sözcüğüdür; buradaki coffee, drinking coffee anlamında anlaşılır. Daha çok tercih edilen seçenek prefer sözcüğünden hemen sonra, karşılaştırılan diğer seçenek ise over sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp iki seçeneği açıkça gösterdiği için kişisel tercihler ve anket sonuçları için kullanışlıdır.

Alıştırma

prefer A over B kalıbını tamamlayın: I prefer drawing ____ watching TV.

Cevabı göster

over

and you said 49%, which was

5:08

ve sen %49 demiştin, ki bu

the wrong answer, I'm afraid, Neil. Ton ve niyet

5:11

korkarım yanlış cevap, Neil.

Ton ve niyet

I'm afraid: kötü haberi veya bir düzeltmeyi yumuşatmak

Bu cümlede I'm afraid korku bildirmez. Ne yazık ki ifadesine benzer bir anlam taşır ve konuşanın kötü bir haber vereceğini ya da birini düzelteceğini kibarca belirtir. Burada düzeltmeden sonra ek bir yorum olarak gelir: the answer is wrong, I'm afraid. Doğrudan olumsuz ifadeyi yumuşatır, ancak mesaj yine de açıktır.

Alıştırma

Yargıyı değerlendirin. Şu cümleyi okuyun: I'm afraid the library is closed today. Konuşan kişi mutlaka korku hissediyor.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

In fact,

5:14

Aslında,

around 59% of Brits still regularly drink tea.

5:14

İngilizlerin yaklaşık %59'u hala düzenli olarak çay içiyor.

Maybe it's time for a bubble tea revolution over here. Ton ve niyet

5:19

Belki buralarda da bir bubble tea devriminin zamanı gelmiştir.

Ton ve niyet

it's time for ... over here: yerel bir değişikliği esprili biçimde önermek

It's time for + isim kalıbı, konuşanın bir şeyin artık başlaması, ortaya çıkması veya kullanılabilir olması gerektiğini düşündüğünü anlatır. Buradaki a bubble tea revolution, esprili bir abartıdır: gerçek bir siyasi devrimi değil, bubble tea'nin çok daha popüler olmasını ifade eder. Over here, konuşanın bulunduğu yer veya bölge anlamına gelir. Maybe sayesinde cümle kesin bir talepten çok hafif ve dostça bir öneri gibi duyulur.

Alıştırma

Nazik öneriyi hedef yapıyla tamamlayın: Maybe ____ a bike lane over here.

Cevabı göster

it's time for

Okay,

5:22

Pekala,

let's recap the vocabulary we've learnt in this program, Anlatım akışı

5:23

bu programda öğrendiğimiz kelimeleri tekrarlayalım,

Anlatım akışı

let's recap the vocabulary: kısa bir tekrara geçmek

Let's recap the vocabulary, ana dersten kısa bir tekrara geçildiğini gösterir. Let's, konuşanı ve dinleyenleri bunu birlikte yapmaya davet eder; recap ise ana noktaları kısaca yeniden söylemek anlamına gelir. Gözden geçirilecek içeriği recap sözcüğünün hemen arkasına getirin: recap the vocabulary, recap the story veya recap the main ideas. Bu yapı dinleyenlerin dikkatini yönlendirir ve özet bölümünün başladığını gösterir.

Alıştırma

Kısa bir tekrara geçiş cümlesini tamamlayın: Before we finish, let's ____ the main ideas.

Cevabı göster

recap

starting with cuppa,

5:26

'cuppa' ile başlıyoruz,

an informal word in British English for a cup of tea.

5:28

İngiliz İngilizcesinde bir fincan çay için kullanılan resmi olmayan bir kelime.

The word signature describes a special feature for which something is particularly known.

5:31

'Signature' kelimesi, bir şeyin özellikle tanınmasını sağlayan özel bir özelliği tanımlar.

If food is chewy,

5:36

Eğer bir yiyecek çiğnenebilirse (chewy),

it needs to be chewed a lot before it's soft enough to swallow.

5:37

yutulacak kadar yumuşaması için çokça çiğnenmesi gerekir.

The adjective innovative means new and original.

5:41

Yenilikçi (innovative) sıfatı, yeni ve orijinal anlamına gelir.

If something spreads like wildfire,

5:45

Eğer bir şey orman yangını gibi yayılırsa (spreads like wildfire),

it becomes quickly known by more and more people.

5:47

hızla giderek daha fazla insan tarafından bilinir hale gelir.

And finally,

5:50

Ve son olarak,

a miracle is a very lucky event that is surprising and unexpected.

5:51

mucize (miracle), şaşırtıcı ve beklenmedik derecede şanslı bir olaydır.

Once again, Anlatım akışı

5:55

Bir kez daha,

our 6 minutes are up,

5:56

6 dakikamız doldu,

Anlatım akışı

Once again, our 6 minutes are up: ayrılan altı dakika yine doldu

Bu kapanış cümlesinde our 6 minutes are up, programın altı dakikalık süresinin bittiği anlamına gelir. Bir süre + be up kalıbı, ayrılan ya da planlanan sürenin dolduğunu ve etkinliğin sona ermesi gerektiğini anlatır. Once again, programın daha önceki gibi aynı tanıdık sona yeniden ulaştığını gösterir. Konuşmacının ana içerikten kapanışa geçmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Verilen sürenin bittiğini göstermek için cümleyi be up yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: Your five minutes ____, so please stop now.

Cevabı göster

are up

but remember to join us again next time for more topical discussion and useful vocabulary

5:57

ancak daha güncel tartışmalar ve yararlı kelimeler için bir dahaki sefere bize yeniden katılmayı unutmayın

here at 6 Minute English.

6:02

burada, 6 Minute English'te.

Goodbye for now.

6:03

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:04

Hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:06

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.