Denizkızları - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
907 kelime 159 kel/dk

Video özeti: Program, Yunan mitolojisindeki sirenleri, Mami Wata’yı ve İskoç selkilerini karşılaştırıyor; bölgeden bölgeye değişen bu denizkızı anlatılarının insanın su, doğa ve insan dışındaki varlıklarla ilişkisini yeniden düşünmeye nasıl yönelttiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. an amphibious creature, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: amphibious sözcüğünün hem karada hem suda yaşayabilen ya da çalışabilen bir şeyi kesin biçimde anlattığını kavrayın. Bu sözcüğü hayvanlar ve denizkızı gibi mitolojik varlıkların yanı sıra iki ortama göre tasarlanmış araçları, teknolojileri veya faaliyetleri anlatırken de kullanabilirsiniz. 2. carries over the basic ideas, — Phrasal verbs: carry over yapısının temel anlamı bir ifade veya bağlamdan diğerine aktarmayı anlattığını fark edin. Böylece her sözcüğü bire bir vermeden ana kavramı koruyan serbest bir çeviriyi açıklayabilir; başka bir alana devam eden bilgi, etki veya bakiyelerden de söz edebilirsiniz. 3. But then again, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Az önce söylediğinizi yeniden değerlendirip görüşünüzü dengeleyecek karşı bir noktaya geçerken bu konuşma belirtecini kullanın. Diyalogda, hiç görülmedikleri için denizkızlarından şüphe etme düşüncesini, elektrik gibi görülmeyen başka şeylere yine de inanıldığı gözlemiyle dengeler.

Bu derste

Six Minute English from BBCLearningEnglish.com.

0:01

BBCLearningEnglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Georgina.

0:12

Ve ben Georgina.

Do you believe in ghosts, Georgina? Kalıp ifadeler

0:13

Hayaletlere inanır mısın, Georgina?

Kalıp ifadeler

believe in ghosts: bir şeyin var olduğuna inanmak

Bu soruda believe in ghosts, “hayaletlerin gerçekten var olduğunu düşünmek” anlamına gelir. Bir şeyin var olduğunu ya da gerçek bir gücü veya değeri olduğunu kabul ederken believe in + isim kalıbı kullanılır ve in bu kalıbın bir parçasıdır. in olmadan believe genellikle bir kişinin doğru söylediğini ya da bir ifadenin veya hikâyenin doğru olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Bu nedenle soru, Georgina'nın hayaletlerin söylediklerine güvenip güvenmediğini sormaz.

Alıştırma

Soruyu “Uzaylıların var olduğunu düşünüyor musun?” anlamına getirecek eksik sözcükle tamamlayın: Do you believe ____ aliens?

Cevabı göster

in

Well, I've never actually seen one,

0:15

Şey, aslında daha önce hiç görmedim,

not even at Halloween.

0:18

Cadılar Bayramı'nda bile.

How about dragons then,

0:19

Peki ya ejderhalar

or fairies and elves?

0:21

veya periler ve elfler?

Have you been reading fantasy books, Neil? Dilbilgisi

0:23

Fantastik kitaplar mı okuyorsun, Neil?

Dilbilgisi

Have you been reading ...?: yakın zamanda süren bir etkinliği sormak

Have you been reading ...? yapısı present perfect continuous kullanır: have + özne + been + fiil-ing. Yakın bir zaman diliminde devam eden veya tekrarlanan ve şu anla bağlantısı olan bir etkinliği sorar. Burada konuşan kişi şu anda gördüğü bir ipucundan yola çıkarak tahminde bulunur. Odak noktası Neil'ın geçmişte tamamlanmış bir zamanda fantastik kitap okuyup okumadığı değil, yakın zamandaki okumasının şu an söylediklerini açıklayıp açıklayamayacağıdır.

Alıştırma

Maya'nın ellerinde taze boya görüyorsunuz ve yakın zamanda ne yaptığını sormak istiyorsunuz. Hangi soru en uygundur?

  1. Did you paint at school last year?
  2. Will you paint a picture tomorrow?
  3. Have you been painting?
Cevabı göster

Have you been painting?

Lord of the Rings?

0:25

Yüzüklerin Efendisi mi?

I have been reading a book, Georgina,

0:26

Bir kitap okuyorum Georgina,

but not Lord of the Rings.

0:28

ama Yüzüklerin Efendisi değil.

My book is about an amphibious creature, Kelime

0:30

Okuduğum kitap amfibik bir canlı hakkında,

a creature that lives both on land and in water. Dilbilgisi

0:33

hem karada hem de suda yaşayan bir yaratık.

Kelime

an amphibious creature: amfibi bir canlı

Amphibious, hem karada hem de suda yaşayabilen veya çalışabilen anlamına gelen bir sıfattır. Burada an amphibious creature, bu iki ortamda yaşayabilen bir canlı demektir. Virgülden sonraki sözler bu anlamı daha basit bir dille tekrar açıklar. Amphibious yalnızca kurbağalar için kullanılmaz; diğer hayvanları ve hem karada hem de suda hareket etmek üzere tasarlanmış araçları da tanımlayabilir.

Alıştırma

Hangi açıklama bir amphibious vehicle ifadesine en iyi uyar?

  1. Yalnızca su altında hareket edebilen
  2. Karada ve suda hareket edebilen
  3. Yalnızca yollarda hareket edebilen
Cevabı göster

Karada ve suda hareket edebilen

Dilbilgisi

both on land and in water: hem karada hem de suda

Both ... and ... aynı ölçüde doğru olan iki unsuru birbirine bağlar. Both on land and in water ifadesinde iki yeri bağlar ve canlının her iki ortamda da yaşadığını vurgular. İki tarafın dil bilgisi bakımından paralel olması gerekir. Burada on land ve in water farklı edatlar kullansa da ikisi de edat öbeğidir.

Alıştırma

Her boşluğa bir kelime yazarak both ... and ... yapısını tamamlayın: The school play was ____ funny ____ exciting.

Cevabı göster

both · and

Some kind of frog man? Kalıp ifadeler

0:36

Bir tür kurbağa adam falan mı?

Kalıp ifadeler

Some kind of ...: belirsiz bir tür tahmini

some kind of + isim, bir şeyin hangi kategoriye ait olduğunu kesin bilmeden yapılan temkinli bir tahmini gösterir. Bu soruda Georgina, bunun bir frog man olup olmadığını deneme amacıyla tahmin ediyor. Buradaki kind, “nazik” değil, “tür” veya “kategori” anlamındadır. Some kind of frog man? ifadesi, konuşan kişi düşünürken veya tahminini kontrol ederken kullandığı doğal, kısaltılmış bir konuşma sorusudur.

Alıştırma

Tanımadığınız bir makine görüyorsunuz ve yalnızca hangi kategoriye ait olabileceğini tahmin etmek istiyorsunuz. Hangi cümle doğaldır?

  1. Is it some kind of robot?
  2. What kind of robot is it?
  3. It is a kind robot.
Cevabı göster

Is it some kind of robot?

Mm, you've almost got the idea, Georgina, Ton ve niyet

0:38

Mm, neredeyse yaklaştın Georgina,

Ton ve niyet

You've almost got the idea: neredeyse doğru, ama tamamen değil

Burada you've almost got the idea destekleyici bir geri bildirimdir. You've got the idea, kişinin ana noktayı anladığı veya doğru çözüme ilerlediği anlamına gelir; almost ise kişinin yaklaştığını ama henüz tamamen anlamadığını gösterir. Bu ifade Georgina'nın izlediği yönü önce takdir eder ve düzeltme için alan bırakır. Georgina'nın zaten tamamen doğru cevabı verdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Birisi “You've almost got the idea” derse, cevabının tamamen doğru olduğunu ve hiçbir değişiklik gerekmediğini anlatır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

but think woman not man and fish not frog. Dilbilgisi

0:40

ama erkek değil kadın, kurbağa değil balık düşün.

Dilbilgisi

think X, not Y: dinleyicinin düşüncesini yönlendirmek

Burada think, “bunu düşüncenin yönü olarak kullan” anlamında bir yönergedir. Konuşmacı iki kısaltılmış karşıtlık verir: think woman, not man ve think fish, not frog. Her X, not Y çiftinde X seçilecek, Y ise değiştirilecek fikirdir. Bu hızlı bir ipucu olduğundan, tam cümlede bulunabilecek tekrarlanan think veya of gibi sözcükler atılır. Daha eksiksiz biçimi Think of a woman, not a man, and a fish, not a frog. olur.

Alıştırma

Bir arkadaşınızın yeşil yerine maviyi fikir olarak seçmesini istiyorsunuz. Kısa ipucunu tamamlayın: Think ____, not ____.

Cevabı göster

blue · green

Half woman, half fish. Dilbilgisi

0:44

Yarı kadın, yarı balık.

Dilbilgisi

Half woman, half fish: Half X, half Y kalıbı

Half woman, half fish, tek bir figürün kadına ve balığa benzeyen parçaları veya kimlikleri birleştirdiğini kısa biçimde anlatır. Half sözcüğünü iki ismin önünde de tekrarlamak, iki tarafa eşit ağırlık verir. Bu kısaltılmış bir betimlemedir; bu nedenle bilmecede, etikette, resim açıklamasında veya kısa sözlü yanıtta özne ve be atılabilir. Tam cümle She is half woman and half fish. olur. Kimlikler, tarzlar veya roller anlatılırken half kesin bir ölçümden çok dengeli bir karışımı ifade edebilir.

Alıştırma

Bir araba ile bir tekneyi eşit biçimde birleştiren oyuncağı betimliyorsunuz. Dengeli kalıbı tamamlayın: The toy is ____ car, ____ boat.

Cevabı göster

half · half

Mm.

0:46

Mm.

I've got it.

0:47

Anladım.

A mermaid.

0:48

Bir denizkızı.

That's right.

0:49

Doğru.

Mermaids are magical creatures,

0:50

Denizkızları büyülü yaratıklardır,

half woman, half fish,

0:52

yarı kadın, yarı balıktırlar

that feature in the myths and legends of many cultures around the world. Kelime

0:54

ve dünya çapında pek çok kültürün efsane ve masallarında yer alırlar.

Kelime

feature in the myths and legends: mit ve efsanelerde yer almak

Burada feature bir fiildir. Mermaids feature in the myths and legends, deniz kızlarının bu geleneksel anlatılarda yer aldığı veya bunların bir parçası olduğu anlamına gelir. Feature burada “özellik” anlamındaki isim olarak kullanılmaz. Kişi veya şey + feature(s) in + eser, program, haber veya etkinlik yapısını kullanabilirsin. Özne, yer alan kişi veya şeydir; in sonrasındaki bölüm onun nerede yer aldığını belirtir.

Alıştırma

A friendly dragon features in this story cümlesi ne anlama gelir?

  1. Ejderha hikâyenin bir parçası olarak yer alır.
  2. Cümle ejderhanın fiziksel bir özelliğini anlatır.
  3. Ejderha hikâyeyi insanlara anlatır.
Cevabı göster

Ejderha hikâyenin bir parçası olarak yer alır.

Like the sirens whose seductive singing Notlar

0:58

Antik Yunan mitolojisinde

shipwrecked Odysseus and his sailors in ancient Greek mythology. Kelime

1:00

baştan çıkarıcı şarkılarıyla Odysseus ve denizcilerini gemi kazasına uğratan Sirenler gibi.

Kültür

the sirens: Antik Yunan mitolojisindeki Sirenler

Burada the sirens, Antik Yunan hikâyelerindeki mitolojik varlıkları anlatır. Büyüleyici şarkılarla denizcileri tehlikeye çekmeleriyle bilinirler; Odysseus bu hikâyede adı geçen Yunan kahramanıdır. Bu nedenle onların şarkıları denizcilerin gemi kazası geçirmesiyle bağlantılıdır. Buradaki anlam, siren sözcüğünün uyarı cihazı veya alarm sesi anlamındaki modern kullanımı değildir. ancient Greek mythology, singing, Odysseus ve sailors ifadeleri mitolojik anlamı gösterir.

Alıştırma

Örnek cümlede the sirens neyi ifade ediyor?

  1. Yüksek alarm sesleri çıkaran uyarı cihazları.
  2. Bir gemide gösteri yapan sıradan şarkıcılar.
  3. Şarkılarıyla denizcileri tehlikeye çeken mitolojik varlıklar.
Cevabı göster

Şarkılarıyla denizcileri tehlikeye çeken mitolojik varlıklar.

Kelime

seductive singing: yalnızca güzel değil, ayartıcı bir şarkı

Seductive singing, insanları güçlü biçimde kendine çeken bir şarkı söyleme biçimidir: insanları dinlemeye, yaklaşmaya veya onu takip etmeye yöneltir. Seductive, yalnızca beautiful ya da pleasant demekten daha güçlüdür. Buradaki çekicilik tehlikelidir. Sirenlerin şarkısı denizcileri tehlikeye çeker; bu nedenle ifade hem çekicilik hem de uyarı taşır.

Alıştırma

Örnekte seductive singing neyi vurgular?

  1. Anlaşılamayacak kadar sessiz bir şarkı
  2. Yalnızca kulağa hoş gelen bir şarkı
  3. İnsanları güçlü biçimde ayartıp kendine çeken ve onları tehlikeye sürükleyebilen bir şarkı
Cevabı göster

İnsanları güçlü biçimde ayartıp kendine çeken ve onları tehlikeye sürükleyebilen bir şarkı

Kelime

shipwrecked Odysseus and his sailors: etken fiil olarak shipwrecked

Bu cümlede shipwrecked, birinin gemi kazası yaşamasına neden olmak anlamında geçmiş zamanda kullanılan geçişli bir fiildir. Odysseus and his sailors doğrudan nesnedir; yani olaydan etkilenen kişilerdir. Bu ifade önce nedeni —seductive singing—, sonra da kurbanları belirtir. Önünde were gibi bir yardımcı fiil olmadığı için shipwrecked burada yalnızca denizcileri tanımlayan bir sıfat değildir.

Alıştırma

shipwreck sözcüğünü geçmiş zamanda geçişli bir fiil olarak kullanın: In the story, a giant wave ____ the explorers.

Cevabı göster

shipwrecked

The sirens are perhaps the most famous, Dilbilgisi

1:05

Sirenler belki de en ünlüleridir,

but certainly not the only mermaids we'll be hearing about.

1:07

ama kesinlikle adını duyacağımız tek denizkızları değiller.

Dilbilgisi

Belki en ünlüsü, ama kesinlikle tek olan değil

perhaps the most famous, “belki de en ünlüsü” anlamına gelir ve yargıyı kesinleştirmez. but certainly not the only ise “ama kesinlikle tek olan değil” demektir ve kapsamı net biçimde sınırlar. Bu yapı önce bir örneğin en öne çıkan örnek olabileceğini kabul eder, sonra başka örneklerin de olacağını belirtir. perhaps ve certainly aynı kesinlik derecesini taşımaz.

Alıştırma

Bir şeyin belki de en popüler seçenek olduğunu, ama kesinlikle tek seçenek olmadığını anlatan cümle hangisidir?

  1. It is perhaps the most popular choice, but certainly not the only one.
  2. It is perhaps the only popular choice, but certainly not the most popular one.
  3. It is certainly the most popular choice, but perhaps not the only one.
Cevabı göster

It is perhaps the most popular choice, but certainly not the only one.

But before we dive into the program, Deyimler

1:11

Ancak programa dalmadan önce,

Deyimler

Programın içeriğine derinlemesine girmek

dive into the program ifadesindeki dive into mecazlıdır; suya dalmak değil, programın içeriğine etkin biçimde başlayıp derinlemesine girmek anlamına gelir. program, into edatının nesnesidir. before ile birlikte bir geçiş kurar: önce kısa bir hazırlık ya da ön bilgi gelir, ardından asıl içerik başlar. Suya ilişkin fiil, denizkızı temasına hafifçe gönderme yapar; ancak aktarılabilir anlamı bir konuyu derinlemesine incelemeye başlamaktır.

Alıştırma

Bir derste “Let's dive into the first chapter” ne anlama gelir?

  1. Let's begin exploring the first chapter in detail.
  2. Let's postpone the first chapter until tomorrow.
  3. Let's physically enter the first chapter.
Cevabı göster

Let's begin exploring the first chapter in detail.

it's time for my quiz question. Kalıp ifadeler

1:13

benim bilgi yarışması sorumun zamanı geldi.

Kalıp ifadeler

It's time for + isim

“It's time for + isim”, adı geçen şeyin, olayın veya etkinliğin zamanının geldiğini belirtir. Bu cümlede quiz sorusuna geçildiğini duyurur. “It” biçimsel öznedir; belirli bir şeyi göstermez. Zamanı gelen şey “for”dan sonra söylenir. Örneğin: “It's time for lunch.”

Alıştırma

Dinner isminden önce gelen sözcükle It's time yapısını tamamlayın: It's time ____ dinner.

Cevabı göster

for

The book I've been reading was, of course,

1:15

Okuduğum kitap elbette

The Little Mermaid.

1:17

Küçük Denizkızı'ydı.

Yes, I've seen the Disney movie.

1:19

Evet, Disney filmini izlemiştim.

The mermaid is called Ariel.

1:21

Denizkızının adı Ariel.

Right, but the movie was based on a fairy tale written by Hans Christian Andersen. Kalıp ifadeler

1:23

Doğru, ancak film Hans Christian Andersen tarafından yazılan bir peri masalına dayanıyordu.

Kalıp ifadeler

was based on a fairy tale: bir masala dayanıyordu

“Be based on”, bir şeyin kaynağını veya temelini belirtir. Burada “was based on a fairy tale”, filmin hikâyesine kaynak olarak masalı kullandığı anlamına gelir; her ayrıntının aynı kalması gerektiği anlamına gelmez. “Be” fiili zamana ve özneye göre değişir: “the movie was based on...” geçmiş zamandadır; şimdiki zamanda ise “is based on....” kullanılabilir. “On” edatı bu standart yapının bir parçasıdır.

Alıştırma

Bir kaynağı belirtmek için kullanılan standart ifadeyi hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. The game is based from a famous book.
  2. The game is based on a famous book.
  3. The game is based at a famous book.
Cevabı göster

The game is based on a famous book.

It became so famous that a statue of The Little Mermaid Dilbilgisi

1:28

O kadar ünlü oldu ki Küçük Denizkızı'nın bir heykeli

was built in the harbor of Andersen's birthplace.

1:31

Andersen'in doğum yerindeki limana inşa edildi.

Dilbilgisi

became so famous that: dereceyi sonuca bağlamak

so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği kalıbı, bir özelliğin yüksek bir dereceye ulaşıp bir sonuca yol açtığını gösterir. so famous that ifadesinde so, famous sözcüğünün derecesini artırır; that ise bu ün nedeniyle gerçekleşen şeyi açıklar. Burada became bir durum değişikliğini, yani ünlü hâle gelmeyi belirtir. that sonrasındaki cümlecik sonuç kalıbını tamamlar; yalnızca ek bir yorum değildir.

Alıştırma

so ... that sonuç kalıbını tamamlayın: The water was ____ cold ____ Ben pulled his hand away.

Cevabı göster

so · that

But where?

1:34

Peki ama neresi?

Was it A) Amsterdam,

1:35

A) Amsterdam,

B) Copenhagen,

1:37

B) Kopenhag,

or C) Oslo?

1:38

veya C) Oslo muydu?

I'm going to say B) Copenhagen.

1:40

B) Kopenhag diyeceğim.

Okay, Georgina.

1:43

Tamam, Georgina.

I'll tell you the answer later.

1:44

Cevabı sana daha sonra söyleyeceğim.

Disney's defenseless mermaid, Ariel,

1:46

Disney'in savunmasız denizkızı Ariel,

seems the total opposite to the seductive dangerous sirens in The Odyssey. Kalıp ifadeler

1:48

Odysseia'daki baştan çıkarıcı, tehlikeli Sirenlerin tam tersi gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

seems the total opposite to: güçlü bir karşıtlık

seems the total opposite to ifadesi güçlü bir karşılaştırma sunar. Seems, bunun konuşanın izlenimi veya değerlendirmesi olduğunu gösterir; the total opposite to ise iki tarafın önemli özellikler bakımından zıt olduğunu belirtir. Total, karşıtlığı daha da güçlendirir. Bu ifade, yalnızca farklı olmaktan çok daha güçlü bir anlam taşır. Yeniden kullanılabilecek kalıp X seems the total opposite to Y biçimindedir.

Alıştırma

Sakin ve dikkatli biriyle gürültücü ve düşünmeden davranan erkek kardeşi arasındaki en güçlü karşıtlığı hangi cümle anlatır?

  1. Nina seems a little different from her brother.
  2. Nina seems the total opposite to her brother.
  3. Nina seems similar to her brother.
Cevabı göster

Nina seems the total opposite to her brother.

In fact, Anlatım akışı

1:53

Aslında,

descriptions and stories of mermaids have always changed from place to place. Kalıp ifadeler

1:54

denizkızlarıyla ilgili tasvirler ve hikayeler her zaman bölgeden bölgeye değişmiştir.

Anlatım akışı

Daha kapsamlı veya doğru bir gerçeği bildiren In fact,

In fact bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki ifadenin az önce söyleneni daha kapsamlı veya daha doğru biçimde açıklayacağını ya da düzelteceğini bildirir. Burada açıklamayı tek bir karşılaştırmadan daha geniş bir gerçeğe taşır: Deniz kızı tasvirleri ve hikâyeleri yere göre değişir. Bu nedenle yalnızca bir duraklamayı doldurmaz, düşüncenin akışını düzenler.

Alıştırma

Büyük bir kutu küçük bir kutudan daha çok şey alacakmış gibi görünüyor. Sonraki cümlelerin hangisinde In fact doğal kullanılmıştır?

  1. In fact, my cousin watched a film yesterday.
  2. In fact, please close the door.
  3. In fact, the smaller box holds more.
Cevabı göster

In fact, the smaller box holds more.

Kalıp ifadeler

from place to place: yerler arasındaki farklılıklar

Change gibi bir fiille birlikte kullanıldığında from place to place, “farklı yerlerde farklı biçimde” veya “bulunulan yere bağlı olarak” anlamına gelir. Cümle, deniz kızı tasvirlerinin ve hikâyelerinin her yerde aynı olmadığını anlatır. Bu kalıp, yerleri karşılaştırırken change, vary ve differ fiilleriyle yaygın olarak kullanılır. Tek başına bir şeyin yolculuk ettiğini göstermez.

Alıştırma

"School rules can change from place to place" cümlesi ne anlama gelir?

  1. Okul kuralları fiziksel olarak yerler arasında yolculuk eder.
  2. Farklı yerlerdeki okulların farklı kuralları olabilir.
  3. Her okulda tamamen aynı kurallar vardır.
Cevabı göster

Farklı yerlerdeki okulların farklı kuralları olabilir.

One mermaid-like character found across Africa and the Americas is named Mami Wata. Notlar

1:58

Afrika ve Amerika kıtalarında rastlanan denizkızına benzer bir karakterin adı Mami Wata'dır.

Kelime

mermaid-like: benzerlik bildiren -like eki

-like eki bir isme eklenerek “o isme benzeyen” veya “onun bazı özelliklerine sahip olan” anlamında bir sıfat oluşturur. Bu cümlede mermaid-like, karakterin denizkızına benzediğini belirtir. Bu ek tam bir aynılığı değil, benzerliği anlatır: Karakter denizkızı özelliklerine sahip olabilir ama geleneksel anlamda bir denizkızı olmayabilir. childlike ve dreamlike de aynı yapıyı kullanır.

Alıştırma

“Buluta benzeyen” anlamındaki sıfatı tamamlayın: The shape was cloud-____.

Cevabı göster

like

Kalıp ifadeler

found across Africa and the Americas: geniş dağılımı anlatma

Bu cümlede found across Africa and the Americas, karakteri açıklayan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Karakterin her iki bölgenin birçok yerinde bulunduğu anlamına gelir; found, find fiilinin geçmiş zaman ortaç hâlidir ve birinin karakteri bulma eylemini anlatmaz. Across, bir alana geniş biçimde yayılmayı vurgular. Aynı yapı türlerin, geleneklerin, hikâyelerin veya diğer kültürel olguların dağılımını anlatabilir.

Alıştırma

“This bird is found across the region.” cümlesinde “is found across” ne anlama gelir?

  1. Kuş bölgenin birçok yerinde bulunur.
  2. Birisi kuşu bölgede az önce buldu.
  3. Kuş şu anda bölgeyi geçiyor.
Cevabı göster

Kuş bölgenin birçok yerinde bulunur.

Here's British writer Marcelle Mateki

2:04

İşte İngiliz yazar Marcelle Mateki,

talking about the origins of this legend

2:07

BBC World Service programı The Forum'da

to BBC World Service program The Forum.

2:09

bu efsanenin kökenleri hakkında konuşuyor.

Even the name Mami Wata,

2:14

Mami Wata adı bile,

which is pidgin English for mother water, Kelime

2:16

ki melez (pidgin) İngilizcede 'mother water' demektir,

Kelime

pidgin English for mother water: for anlamı belirtir

“X is [language] for Y” kalıbında for, X’in o dilde ne anlama geldiğini belirtir. Burada pidgin English for mother water, mother water ifadesinin Mami Wata adının anlamı olduğunu gösterir; for amaç bildirmez. Bu, bir sözcüğü veya adı başka bir dildeki anlamıyla ilişkilendirmenin kısa bir yoludur.

Alıştırma

Anlamı belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Gracias is Spanish ____ thank you.

Cevabı göster

for

so it's loosely translated from pidgin English Kelime

2:21

yani melez İngilizceden kabaca çevirisiyle

as the mother of water.

2:23

suyun annesidir.

Kelime

loosely translated: sözcüğü sözcüğüne değil, yaklaşık çeviri

Loosely translated, her sözcüğü veya dil bilgisi biçimini tek tek eşleştirmek yerine ana fikri koruyarak çevirmek demektir. Bu cümlede the mother of water, pidgin İngilizcesindeki ifadenin yaklaşık İngilizce karşılığı olarak sunulur. Loosely, çevirinin özensizce yapıldığı anlamına gelmez. Kullanılan ifadenin anlamayı kolaylaştırdığını ancak tam olarak kesin olmadığını belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle river spirit ifadesinin sözcüğü sözcüğüne bir çeviri değil, yalnızca ana fikri verdiğini belirtir?

  1. The name is literally translated as river spirit.
  2. The name is loosely translated as river spirit.
  3. The name is spelled as river spirit.
Cevabı göster

The name is loosely translated as river spirit.

And the characteristics are commonly shared Kalıp ifadeler

2:25

Ve Batı Afrika kıyılarında

when speaking about Mami Wata across the West African coast

2:27

Mami Wata hakkında konuşulurken genellikle paylaşılan özellik,

Kalıp ifadeler

are commonly shared: birden çok grubun ortaklaşa sahip olduğu

Bu cümlede are commonly shared, bu özelliklerin kıyı boyunca birçok yerdeki anlatımlarda görüldüğü anlamına gelir. Burada shared, bir şeyi bilerek başkasına vermek değil, “ortaklaşa sahip olmak” demektir. be commonly shared kalıbı, birkaç kişinin, grubun ya da yerin ortaklaşa sahip olduğu bir şeyi anlatır. Commonly bunun olağan veya yaygın olduğunu söyler; her örneğin bütünüyle aynı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu İngilizce cümle ne anlama gelir? These goals are commonly shared by clubs in the region.

  1. Her kulübün hedefleri tamamen aynıdır.
  2. Bölgedeki kulüpler hedeflerini her zaman herkes için yayımlar.
  3. Bölgedeki kulüplerin çoğu zaman bazı ortak hedefleri vardır.
Cevabı göster

Bölgedeki kulüplerin çoğu zaman bazı ortak hedefleri vardır.

is that this deity is the protector of the water kingdom. Notlar

2:31

bu tanrının su krallığının koruyucusu olmasıdır.

Kelime

this deity: ilahi bir varlık için resmî bir terim

Deity, bir tanrı, tanrıça veya başka bir ilahi varlık için kullanılan resmî ve genel bir sözcüktür. this deity, daha önce sözü edilen Mami Wata'yı gösterir ve bu figürü sıradan bir kişi ya da yaratık olarak değil, ilahi bir varlık olarak tanıtır. Deity sözcüğü cinsiyet belirtmez. Bu nedenle ilahi varlığın tam türü veya cinsiyeti odak noktası olmadığında din, mitoloji, tarih ve kültür anlatımlarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu resmî ve cinsiyet belirtmeyen tanımı en iyi hangi sözcük tamamlar? In the old stories, the islanders worshipped the sea ____.

  1. deity
  2. person
  3. goddess
Cevabı göster

deity

Kalıp ifadeler

the protector of ...: ... koruyucusu

the protector of + kişi, yer, grup veya bölge yapısı, onu koruma görevi olan varlığı belirtir. of sonrasındaki bölüm, kimin veya neyin korunduğunu gösterir. Burada tanrı, efsanevi su krallığını korur. Bu nedenle protector, ücretli bir koruma değil, bir koruyucu figür veya koruyucu tanrı anlamındadır.

Alıştırma

Bu yeni cümledeki kalıbı tamamlayın: In the old tale, the owl is the protector ____ the forest.

Cevabı göster

of

The name Mami Wata comes from Nigerian pidgin English, Kalıp ifadeler

2:37

Mami Wata adı Nijerya melez İngilizcesinden gelir,

Kalıp ifadeler

comes from ...: bir adın kökenini belirtmek

Özne bir ad, sözcük, gelenek veya fikir olduğunda come from, “kökeni ... olmak” anlamına gelir. The name tekil olduğu için burada geniş zaman biçimi comes from olur. Bu cümlede ifade, adın dil bakımından Nijerya Pidgin İngilizcesinden geldiğini belirtir; fiziksel bir hareket anlatmaz.

Alıştırma

Köken belirtmek için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The word karaoke ____ Japanese.

Cevabı göster

comes from

a language which has developed from a mixture of two languages Dilbilgisi

2:41

ki bu dil iki dilin karışımından gelişmiş

Dilbilgisi

which has developed from a mixture of two languages: bir dilin zamanla oluşması

which has developed from a mixture of two languages, a language'i açıklayan bir ilgi cümleciğidir. which ek bilgiyi language'e bağlar; has developed from ise dilin kaynağını ve oluşmuş sonucunu belirtir. Has developed present perfect zamanı, geçmişte başlayan bir sürecin bugün var olan dili ortaya çıkardığını gösterir. Developed from uzun süreli değişimi vurgular; tek bir anda tamamlanan kısa bir eylemi anlatmaz.

Alıştırma

Geçmişte yavaş yavaş oluşmuş ve bugün hâlâ mevcut biçimini koruyan bir geleneği en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. The tradition is developed from several older customs.
  2. The tradition developed several older customs yesterday.
  3. The tradition has developed from several older customs.
Cevabı göster

The tradition has developed from several older customs.

and is used as a way of communicating by people who do not speak each other's languages. Notlar

2:44

ve birbirlerinin dillerini konuşamayan insanlar tarafından bir iletişim aracı olarak kullanılır.

Dilbilgisi

is used as a way of communicating: amacı anlatan edilgen yapı

is used as a way of communicating, bir dilin işlevini açıklayan edilgen bir yapıdır. Özne, kullanılan şeyi gösterir; onu kimin kullandığı belirtilmez. a way of + -ing yapısında communicating, of edatından sonra gelen isim-fiildir. Bütün ifade, dilin bir iletişim aracı olarak kullanıldığı anlamına gelir; dilin kendisinin iletişim kuran bir kişi olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yöntemi anlatmak için be used as a way of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. A shared calendar is used as a way of coordinate the volunteer team.
  2. A shared calendar is used as a way of coordinating the volunteer team.
  3. A shared calendar is used as a way to coordinating the volunteer team.
Cevabı göster

A shared calendar is used as a way of coordinating the volunteer team.

Kalıp ifadeler

speak each other's languages: karşılıklı iyelik

Each other, aynı eylem veya ilişkinin insanlar arasında iki yönlü olduğunu gösterir. İyelik biçimi each other's, “diğer kişiye ya da kişilere ait” demektir. Bu yüzden speak each other's languages, insanların diğerlerinin kullandığı dilleri konuşabilmesi anlamına gelir. do not eklendiğinde cümle, birbirlerinin kullandığı dilleri konuşamadıklarını söyler. Bu yapı yalnızca herkesin ortak bir dil kullanıp kullanmadığına değil, karşılıklı ilişkiye odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi each other ifadesinin iyelik biçimiyle tamamlayın: The two friends checked ____ homework.

Cevabı göster

each other's

Marcelle says that Mami Wata means the mother of water when loosely translated.

2:49

Marcelle, kabaca çevrildiğinde Mami Wata'nın suyun annesi anlamına geldiğini söylüyor.

Translated in a way that carries over the basic ideas, Öbek fiiller

2:54

Temel fikirleri aktaracak şekilde çevrilmiş,

Öbek fiiller

carries over the basic ideas: anlamı koruyup aktarmak

Burada carry over, “bir şeyi koruyup yeni bir biçime veya duruma aktarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Carries over the basic ideas, çevirinin dili ya da sözcükleri değiştirse de özgün metnin ana anlamını iletmeye devam etmesi demektir. that carries over the basic ideas yan cümlesinde that, çeviri biçimini ifade eder; bu nedenle carry üçüncü tekil kişi biçimi olan carries olur. the basic ideas nesnesi öbek fiilin tamamından sonra gelir. Burada fiziksel olarak bir şey taşınmaz.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “yeni bir durumda devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Good teamwork habits can ____ from games to class projects.

Cevabı göster

carry over

but using words which may not be so accurate. Ton ve niyet

2:57

ancak o kadar da kesin olmayabilecek kelimeler kullanılmış.

Ton ve niyet

may not be so accurate: “o kadar doğru olmayabilir” diye temkinli konuşmak

May not, doğruluk eksikliğini kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi, sözcüklerin doğru olma ihtimalini de açık bırakır. Not so accurate ifadesindeki so, dereceyi yumuşatır: Sözcükler gerekenden daha az kesin olabilir, ancak tamamen yanlış olmak zorunda değildir. İfade bir bütün olarak temkinli ve nazik bir eleştiri oluşturur.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: The number may not be so accurate cümlesi, konuşan kişinin sayının yanlış olduğundan emin olduğu anlamına gelir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Mami Wata is also described as the protector of the water kingdom Kalıp ifadeler

3:01

Mami Wata ayrıca su krallığının koruyucusu olarak

Kalıp ifadeler

be described as + kimlik veya nitelik: “... olarak betimlenmek”

be described as + bir isim öbeği veya sıfat, bir kişinin, yerin ya da şeyin sözlerle nasıl sunulduğunu gösterir. Bu edilgen bir yapıdır: Tanımı başka biri, bir metin veya bir gelenek verir. Burada as, the protector of the water kingdom rolünü tanıtır. Bu rol Mami Wata hakkında bir tanımdır; o anda gerçekleşen bir eylem değildir.

Alıştırma

Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The village is often described ____ a quiet place.

Cevabı göster

as

and a deity, a god, goddess, or other divine being. Kelime

3:04

ve bir tanrı, tanrıça veya diğer kutsal varlık olarak da tanımlanıyor.

Kelime

god, goddess, or other divine being: deity sözcüğünü açıklama

god, goddess, or other divine being listesi, deity sözcüğünü yeniden ifade edip açıklar. God ve goddess bilinen örneklerdir; other divine being ise bu iki adın kullanılmadığı kutsal ya da tanrısal statüdeki varlıkları da kapsar. Burada divine, bir tanrıyla bağlantılı veya tanrısal statüye sahip anlamına gelir. Divine sözcüğünün daha gündelik olan harika anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

god, goddess, or other divine being ifadesinde divine being ne anlama gelir?

  1. tanrısal ya da kutsal statüdeki bir varlık
  2. sıradan bir insan
  3. tadı harika olan bir şey
Cevabı göster

tanrısal ya da kutsal statüdeki bir varlık

Another version of mermaid-like creatures called selkies Dilbilgisi

3:09

Denizkızına benzer yaratıkların bir diğer versiyonu olan selkiler,

Dilbilgisi

Another version of ... called ...: ad ekleme

Bu ifade, denizkızına benzeyen yaratıkların geniş grubu içinde farklı bir biçimi tanıtır. Another version of, sözü edilen biçimin ilk veya tek biçim olmadığını gösterir. Called selkies, creatures sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. creatures that are called selkies anlamına gelir. Called burada ana fiil değildir; dolayısıyla ifadenin tamamı tam bir cümle değil, ad öbeğidir.

Alıştırma

Hangi cümle called yapısını ad eklemek için doğru kullanırken ayrı bir ana fiili de korur?

  1. Another version of the game, called Quick Quest, lasts ten minutes.
  2. Another version of the game is called Quick Quest lasts ten minutes.
  3. Another version called of the game Quick Quest lasts ten minutes.
Cevabı göster

Another version of the game, called Quick Quest, lasts ten minutes.

are found in the remote Orkney Islands north of the Scottish mainland. Kültür

3:12

İskoç anakarasının kuzeyindeki ücra Orkney Adaları'nda bulunur.

Kültür

İskoçya ana karasının kuzeyindeki uzak Orkney Adaları

Orkney Adaları, İskoçya ana karasının kuzey kıyısının açıklarında bulunan bir adalar grubudur. Remote, büyük kasaba ve şehirlerden uzakta olduklarını anlatır. North of the Scottish mainland, konumlarını İskoçya'nın ana kara bölümünün kuzeyi olarak belirtir; Scottish mainland Büyük Britanya adasının tamamı demek değildir. Denizle çevrili bu ada ortamı, Orkney halk anlatılarında selkiler gibi denizle bağlantılı varlıkların neden yer aldığını anlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

North of the Scottish mainland, Orkney Adaları hakkında hangi bilgiyi verir?

  1. Büyük Britanya adasının tamamının güneyindedirler.
  2. İskoçya ana karasının merkezindedirler.
  3. İskoçya'nın ana kara bölümünün kuzeyindedirler.
Cevabı göster

İskoçya'nın ana kara bölümünün kuzeyindedirler.

The selkies can take human form and marry men, Kalıp ifadeler

3:17

Selkiler insan formuna girip erkeklerle evlenebilirler,

Kalıp ifadeler

take human form: insan biçimine bürünmek

Take human form, “insan şekline dönüşmek ya da insan şeklinde görünmek” demektir. Burada take “bir biçim almak”, form ise “şekil veya biçim” anlamındadır; kâğıt bir formu almak anlamına gelmez. Bu ifade, bir hikâyede insan olmayan bir varlığın insan görünümüne kavuşmasını, onun aslında baştan beri insan olduğunu söylemeden anlatır.

Alıştırma

“İnsan biçimine dönüşmek” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the legend, the dragon can ____ and speak to the villagers.

Cevabı göster

take human form

but every now and then they return to their watery kingdom under the sea. Kalıp ifadeler

3:19

ancak ara sıra denizin altındaki sularla kaplı krallıklarına dönerler.

Kalıp ifadeler

every now and then: ara sıra ve düzensiz tekrarlanma

Every now and then, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelir. Bu cümlede geri dönme eyleminin tekrarlandığını, ancak sık olmadığını ve belirli bir programa bağlı kalmadığını gösterir. Dört sözcüğü ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir kalıp ifade olarak anlayın. Bu ifade genellikle bir eylemi niteler ve cümlenin başında ya da sonunda kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “düzensiz zamanlarda, ara sıra” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I visit that little bookshop ____.

Cevabı göster

every now and then

Cristina Bacchilega is co-editor of The Penguin Book of Mermaids.

3:24

Cristina Bacchilega, The Penguin Book of Mermaids'in eş editörüdür.

According to her, these different versions of mermaids share something in common. Notlar

3:29

Ona göre, denizkızlarının bu farklı versiyonlarının ortak bir yönü var.

Anlatım akışı

According to her: bir ifadenin kaynağını belirtmek

According to her, cümlenin başında bilgi kaynağını gösteren bir yapıdır. Sonraki iddianın ondan geldiğini önceden belirtir; böylece anlatıcının kendi düşüncesini söylemediği, onun görüşünü aktardığı anlaşılır. Yapı according to + kişi veya kaynak şeklindedir; burada ardından virgül ve tam bir ifade gelir. Her, bağlamda daha önce açıkça belirtilmiş bir kadını göstermelidir. Bu kullanımda according to, “birinin söylediğine veya bildirdiğine göre” anlamına gelir; “itaat etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya checked the schedule. Sonraki cümleyi “Maya’nın söylediğine göre” anlamındaki üç sözcüklü kaynak ifadesiyle tamamlayın: ____, the library closes at six.

Cevabı göster

According to her

Kalıp ifadeler

share something in common: ortak bir yönü olmak

Share something in common, karşılaştırılan kişilerin veya şeylerin ikisinde ya da hepsinde bulunan bir özellik, nitelik veya düşünce olduğunu anlatır. Burada özne, deniz kızlarının farklı versiyonlarıdır ve ifade, aralarındaki farklılıklara rağmen bir benzerliğe işaret eder. Ortak özelliğin tam olarak ne olduğu henüz söylenmemişse iki veya daha fazla şey + share + something + in common yapısını kullanın. Sonraki bir cümle bu ortak özelliği açıklayabilir.

Alıştırma

İki planın ortak bir özelliği olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The two plans share something in common.
  2. The two plans share a same thing.
  3. The two plans are something in common.
Cevabı göster

The two plans share something in common.

They force us to question our relationship to water and other beings in the natural world, Kalıp ifadeler

3:33

Bizi, suyla ve doğal dünyadaki diğer varlıklarla olan ilişkimizi

Kalıp ifadeler

force someone to question something: birini bir şeyi sorgulamaya zorlamak

Force someone to question something, birinin bir şeyi ciddi biçimde yeniden düşünmesini veya ondan şüphe etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede ifade güçlü bir zihinsel etkiyi anlatır: özne, bir konunun görmezden gelinmesini zorlaştırır. Yapı force + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki question, bilgi istemek değil, mevcut bir inancı incelemek veya sorgulamak anlamındaki bir fiildir.

Alıştırma

“The evidence forces us to question our assumptions,” cümlesinde question ne anlama gelir?

  1. Varsayımlarımızı ciddi biçimde yeniden incelemek veya onlardan şüphe etmek
  2. Varsayımlarımızı yazılı sorulara dönüştürmek
  3. Birinden varsayımlarımızı tekrar etmesini istemek
Cevabı göster

Varsayımlarımızı ciddi biçimde yeniden incelemek veya onlardan şüphe etmek

and even to question how we see ourselves.

3:38

ve hatta kendimizi nasıl gördüğümüzü sorgulamaya zorluyorlar.

Here's Cristina explaining more in the BBC World Service's The Forum.

3:41

İşte Cristina, BBC World Service'ten The Forum'da daha fazlasını açıklıyor.

The beings, not just mermaids, Dilbilgisi

3:46

Varlıklar, sadece denizkızları değil,

but selkies and water deities and other water spirits,

3:49

ama selkiler ve su tanrıları ve diğer su ruhları,

Dilbilgisi

not just mermaids, but selkies ... ile kapsamı genişletmek

not just A, but B, A'nın kapsama dâhil olduğunu ve B'nin de eklendiğini anlatır. Kapsamı bir gruptan daha geniş bir kümeye taşır; not just, A'yı reddetmez veya dışlamaz. Burada deniz kızları söz konusu varlıkların bir türüdür; but sonrasında selkiler, su tanrıları ve diğer su ruhları da eklenir.

Alıştırma

Cümleyi not just A, but B yapısıyla tamamlayın: The festival welcomes ____ dancers, ____ musicians and actors.

Cevabı göster

not just · but

are often shapeshifters. Kelime

3:53

genellikle şekil değiştirebilirler.

Kelime

shapeshifters: fiziksel biçimini değiştiren varlıklar

Shapeshifter, fiziksel biçimini değiştirebilen, çoğu zaman bir canlı türünden başka bir türe dönüşebilen bir varlık veya karakterdir. Çoğul biçimi shapeshifters şeklindedir. Bu cümlede suyla ilişkili varlıkların dönüşebildiği anlatılır. Sözcük yalnızca kıyafet, ruh hâli veya fikir değiştirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi karakter en doğru şekilde shapeshifter olarak tanımlanır?

  1. Fiziksel biçimini değiştirebilen bir yaratık
  2. Farklı kıyafetler giyen bir kişi
  3. Ruh hâli hızla değişen biri
Cevabı göster

Fiziksel biçimini değiştirebilen bir yaratık

They have a certain kind of fluidity of being. Deyimler

3:56

Varlıklarının belirli bir tür akışkanlığı vardır.

Deyimler

fluidity of being: değişebilen bir varoluş biçimi

Burada fluidity bir mecazdır. Fluidity of being, bu canlıların biçimlerinin, kimliklerinin veya varoluş tarzlarının tamamen sabit olmadığı ve değişebildiği anlamına gelir. Bu ifade, akış fikrini bir varoluş durumuna uygular. Suyun fiziksel hareketini anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümlede fluidity of being ne anlama geliyor?

  1. Vücutları tamamen sıvıdan oluşur.
  2. Suda akıcı biçimde hareket ederler.
  3. Biçimleri veya kimlikleri tamamen sabit değildir.
Cevabı göster

Biçimleri veya kimlikleri tamamen sabit değildir.

So do we approach this world with humility Kalıp ifadeler

4:00

Peki bu dünyaya alçakgönüllülükle mi yaklaşıyoruz,

Kalıp ifadeler

approach this world with humility: approach ... with + tutum

Burada approach, fiziksel olarak yaklaşmak değil; bir şeyi ele almak, düşünmek veya onunla ilgilenmek anlamına gelir. This world, üzerinde düşünülen şeydir. Yeniden kullanılabilen yapı approach + şey + with + tutum şeklindedir. Bir kişinin bir şeyi hangi tutumla ele aldığını gösterir. With humility, insanların her şeyi bildiğini veya kontrol ettiğini varsaymadan, alçakgönüllü biçimde davranmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi tutumu tanıtan edatla tamamlayın: We should approach the new challenge ____ curiosity.

Cevabı göster

with

or do we really uphold a kind of anthropocentric view, Kelime

4:04

yoksa gerçekten antroposentrik,

human-centered view of life?

4:09

insan merkezli bir yaşam görüşünü mü destekliyoruz?

Kelime

uphold a kind of anthropocentric view: bir tür antroposentrik görüşü savunmak

An anthropocentric view, yaşamı veya doğayı değerlendirirken insanların çıkarlarını ve bakış açılarını merkeze koyan bir düşünme biçimidir. Ardından gelen human-centered view ifadesi, bu teknik terimi daha basit bir İngilizceyle yeniden açıklar. Uphold a view, bir görüşü desteklemek veya kabul etmeyi sürdürmek demektir. A kind of iddiayı daha az kesin hâle getirir: Konuşmacı, insan merkezli düşüncenin bir biçimini hâlâ destekleyip desteklemediğimizi sorar.

Alıştırma

“an anthropocentric view of nature” ne anlama gelir?

  1. Eski insanlık tarihine dair bir inceleme
  2. İnsanların çıkarlarını ve bakış açılarını merkeze koyan bir görüş
  3. Her canlıya eşit yaklaşan bir görüş
Cevabı göster

İnsanların çıkarlarını ve bakış açılarını merkeze koyan bir görüş

Mythical creatures are often shapeshifters.

4:13

Efsanevi yaratıklar genellikle şekil değiştiricilerdir (shapeshifters).

They have the power to change into a different shape or form. Kalıp ifadeler

4:16

Farklı bir şekil veya forma dönüşme gücüne sahiptirler.

Kalıp ifadeler

have the power to change into: bir şeye dönüşme gücüne sahip olmak

Have the power to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapabilme yeteneğine sahip olmak demektir. Burada power elektrik değil, yetenek anlamındadır. Change into + isim, dönüşümün sonucunu belirtir. Özne bizzat o yeni şeye veya biçime dönüşür; dolayısıyla yapının tamamı “farklı bir şeye dönüşebilmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi have the power to change into yapısıyla tamamlayın: In the game, this robot ____ a submarine.

Cevabı göster

has the power to change into

Moving between the sea and the earth, Dilbilgisi

4:19

Deniz ve toprak arasında hareket eden

Dilbilgisi

Moving between ...: cümle başında kullanılan -ing öbeği

Moving between the sea and the earth, önce arka plan eylemini veren, cümlenin başındaki bir present participle öbeğidir. Bu eylemi yapan kişi veya şey, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle belirtilir: burada hareket edenler mermaids sözcüğüyle gösterilir. Moving burada tamamlanmış bir cümlenin ana fiili değildir. Virgül, düşüncenin mermaids link two natural worlds ile devam ettiğini gösterir. Bu yapı, arka planı ana düşünceden önce vererek anlatımı daha kısa ve düzenli hâle getirir.

Alıştırma

Arka planı vermek için cümle başındaki -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Walking through the park, Mia found a feather.
  2. Walking through the park.
  3. Walking through the park, the rain started.
Cevabı göster

Walking through the park, Mia found a feather.

mermaids link two natural worlds. Anlatım akışı

4:21

denizkızları iki doğal dünyayı birbirine bağlar.

Anlatım akışı

link two natural worlds: bağlamak anlamındaki link fiili

Bu cümlede link, “bağlamak” anlamında bir fiildir. Deniz kızlarının deniz ile kara arasında hareket ettiği önceki ayrıntıyı, onların bu iki doğal dünyayı birbirine bağladığı ana düşünceye dönüştürür. Bir kişinin, nesnenin veya fikrin farklı yerleri, grupları ya da alanları nasıl bağladığını anlatmak için X links A and B veya X links two things kalıbını kullanın.

Alıştırma

İki alanı birbirine bağlayan bir cümleyi tamamlamak için link fiilinin doğru biçimini kullanın: This project ____ art and science.

Cevabı göster

links

Christina thinks that as humans,

4:24

Christina, insanlar olarak,

we should approach them with humility.

4:26

onlara alçakgönüllülükle (humility) yaklaşmamız gerektiğini düşünüyor.

Someone who has humility is not proud

4:29

Alçakgönüllülüğü olan biri gururlu değildir

and doesn't think they're better than others.

4:31

ve başkalarından daha iyi olduğunu düşünmez.

Well, Neil, I don't think I'm better than a ghost,

4:33

Şey, Neil, ben bir hayaletten,

a water spirit,

4:36

bir su ruhundan

or a mermaid.

4:37

ya da bir denizkızından daha iyi olduğumu düşünmüyorum.

It's just that I've never seen one. Ton ve niyet

4:38

Sadece daha önce hiç görmedim.

Ton ve niyet

Nazik bir açıklama için It's just that

It's just that bir açıklamayı yumuşak bir biçimde sunar. Genellikle önceki bir yanıttan sonra gelir ve sert bir itiraz gibi duyulmadan asıl kaygıyı, zorluğu veya nedeni açıklar. Burada konuşan kişi kendisinin bu yaratıklardan daha üstün olduğunu söylemiyor; yalnızca daha önce hiçbirini görmediğini açıklıyor. Aktarılabilir kalıp It's just that + tam bir yan cümle biçimindedir; ifade kelime kelime «o yalnızca şu» diye anlaşılmaz.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade It's just that ile tamamlayın: I'd love to come. ____ I have to finish my homework.

Cevabı göster

It's just that

But then again, Anlatım akışı

4:40

Ama diğer yandan,

I've never seen electricity and I believe in that.

4:41

elektriği de hiç görmedim ve ona inanıyorum.

Anlatım akışı

Düşünceyi dengeleyen ikinci bir değerlendirme için But then again

But then again ikinci bir düşünceyi sunan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciyi ilk gerekçeden veya görüşten, onu zayıflatan ya da dengeleyen yeni bir gerçeğe yönlendirir. Burada konuşan kişi önce bir şeyi görmemiş olmayı ondan şüphe etme gerekçesi sayıyor. Sonra elektriği görmeden de ona inandığını hatırlıyor; böylece ilk gerekçe daha az ikna edici hâle geliyor. Burada then zaman belirtmez, again de «bir kez daha» anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi, ilk kaygıyı dengeleyen bir gerçeği eklemek için But then again ifadesini kullanıyor?

  1. The bike is expensive. In other words, it costs a lot.
  2. The bike is expensive. But then again, it should last for years.
  3. The bike is expensive. For example, this model costs five hundred pounds.
Cevabı göster

The bike is expensive. But then again, it should last for years.

Maybe it would help if you saw a statue of a mermaid, Dilbilgisi

4:44

Gerçeğini olmasa da,

Dilbilgisi

it would help if you saw: varsayımsal ve nazik öneri

It would help if + özne + geçmiş zamanlı fiil, durumu iyileştirebilecek olası bir koşulu belirtir. Buradaki saw, görme eyleminin geçmişte gerçekleştiğini söylemez; eylemin varsayıldığını veya kesin olmadığını gösterir. it, if cümleciğinin tamamını temsil eden biçimsel bir öznedir. Maybe ve would öneriyi yumuşatır: konuşan kişi denenebilecek bir fikir sunar, işe yarayacağını garanti etmez.

Alıştırma

Nazik öneriyi tamamlayın: It would ____ the instructions again.

Cevabı göster

help if you read

if not the real thing. Dilbilgisi

4:47

bir denizkızının heykelini görsen sana yardımı olabilirdi belki.

Dilbilgisi

if not the real thing: kabul edilebilir alternatifi kısa biçimde sunmak

Burada if not the real thing, önceki düşünceye eklenen kısa bir ifadedir. Heykel gerçek bir denizkızı olmasa bile yine de yardımcı olabileceği anlamına gelir. The real thing gerçek nesneyi, heykel ise onun yerine geçen şeyi ifade eder. Bu ifade, the real thing ifadesini görmek veya elde etmek gibi tekrarlanan düşüncenin bir bölümünü atlar. Gerçek nesneyi en iyi seçenek, heykeli ise işe yarayan bir yedek seçenek olarak sunar; ayrı bir sıradan if cümleciği başlatmaz.

Alıştırma

We can study a model of the rocket, if not the rocket itself. cümlesinde if not the rocket itself ne anlama gelir?

  1. Model, gerçek roketin yararlı bir yerine geçen seçeneğidir.
  2. Model yalnızca gerçek roket olduğunda işe yarar.
  3. Konuşan kişi modellerle gerçek roketlerin aynı olduğunu söylüyor.
Cevabı göster

Model, gerçek roketin yararlı bir yerine geçen seçeneğidir.

Maybe, but where would I find one?

4:48

Belki, ama onu nerede bulabilirim ki?

In my quiz question,

4:51

Bilgi yarışması sorumda,

I asked you where you'd see the statue of Hans Christian Andersen's Little Mermaid. Dilbilgisi

4:52

Hans Christian Andersen'in Küçük Denizkızı heykelini nerede göreceğini sormuştum.

Dilbilgisi

where you'd see the statue: dolaylı soru söz dizimi

Burada where you'd see the statue, asked fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur ve bilgi yarışmasındaki sorunun içeriğini verir. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Doğrudan sorudan farklı olarak dolaylı soru, where sonrasında düz cümle sırasını kullanır: where + özne + would + fiilin yalın hâli. Bu nedenle bu cümlede where you'd see kullanılır; where would you see kullanılmaz.

Alıştırma

Where would she find the key? doğrudan sorusunu dolaylı soru içeriğine dönüştürün: I asked Maya ____.

Cevabı göster

where she would find the key

What did you say, Georgina?

4:56

Ne demiştin, Georgina?

I guessed B) Copenhagen.

4:58

B) Kopenhag diye tahmin etmiştim.

Which was the correct answer.

5:01

Ki bu doğru cevaptı.

The Little Mermaid statue is found in Andersen's birthplace of Copenhagen,

5:03

Küçük Denizkızı heykeli Andersen'in doğum yeri olan Kopenhag'da bulunur

and it really is little, Ton ve niyet

5:07

ve gerçekten küçüktür,

only 1 and 1/4 m high.

5:08

sadece 1,25 m yüksekliğindedir.

Ton ve niyet

it really is little: really ile bir tanımı doğrulama

It really is little ifadesinde really, doğrulamayı güçlendirmek için is fiilinden önce gelir: heykel gerçekten küçüktür. Little, yalnızca The Little Mermaid adındaki bir sözcük değil, heykelin gerçek boyutunu da anlatır. Özne + really + be + tanım yapısı, şaşırtıcı olabilecek bir gerçeği doğrularken veya bir tanımın gerçekten doğru olduğunu vurgularken kullanışlıdır. Burada ayrıca heykelin adıyla boyutu arasında eğlenceli bir bağ kurar.

Alıştırma

The statue really is little cümlesinde really sözcüğünün temel görevi nedir?

  1. Little sözcüğünün yalnızca heykelin adının bir parçası olduğunu söyler.
  2. Heykelin daha sonra küçülebileceğini gösterir.
  3. Heykelin gerçekten küçük olduğunu onaylar.
Cevabı göster

Heykelin gerçekten küçük olduğunu onaylar.

In this program,

5:11

Bu programda,

we've been talking about mermaids,

5:12

denizkızlarından bahsettik,

mythical half-woman, half-fish creatures

5:14

yarı kadın, yarı balık olan

which are amphibious,

5:17

ve amfibik özellik gösterip

live both on land and in water.

5:18

hem karada hem suda yaşayan efsanevi yaratıklardır.

In some cultures,

5:21

Bazı kültürlerde,

mermaids are deities or goddesses.

5:22

denizkızları tanrı ya da tanrıçalardır.

They can also be shapeshifters,

5:24

Ayrıca şekil değiştiren (shapeshifters),

imaginary creatures with the power to change into different shapes.

5:26

farklı şekillere girme gücüne sahip hayali varlıklar da olabilirler.

One African mermaid is called Mami Wata in pidgin English,

5:30

Afrika'daki bir denizkızına melez İngilizcede Mami Wata adı verilir,

a mixture of English and local languages

5:34

bu, ortak bir dili paylaşmayan insanların iletişim kurmasını sağlayan,

which enables people who do not share a common language to communicate. Dilbilgisi

5:36

İngilizce ve yerel dillerin bir karışımıdır.

Dilbilgisi

which enables people ... to communicate: işlev ve yapı

which enables ... to communicate ilgi cümleciği, önceki a mixture of English and local languages isim grubunun işlevini açıklar. Which, enables fiilinin öznesidir ve bu karışımı ifade eder. Kalıp enable + nesne + to + fiil şeklindedir: enables people to communicate. Araya giren who do not share a common language cümleciği people sözcüğünü niteler; bu nedenle people, enables fiilinin nesnesi olarak kalır ve to communicate mümkün hâle getirilen eylemdir.

Alıştırma

Enable kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The ramp enables wheelchair users ____ enter the building.

Cevabı göster

to

Mami Wata means mother water,

5:41

Mami Wata suyun annesi anlamına gelir,

but this is a loose translation,

5:44

ancak bu serbest bir çeviridir (loose translation),

a translation which carries over the basic idea,

5:45

temel fikri taşıyan,

but using words which may not be so accurate.

5:48

ancak o kadar da kesin olmayabilecek kelimelerin kullanıldığı bir çeviridir.

That's all for this program,

5:51

Bu programlık bu kadar,

but the next time you're near the sea, Dilbilgisi

5:53

ama bir sonraki sefer deniz kenarındayken,

keep an eye out for a splash in the waves. Deyimler

5:55

dalgalarda sıçrayan sulara göz kulak olun.

Dilbilgisi

the next time you're near the sea: geleceği anlatan zaman cümleciği

The next time + cümlecik, bir şeyin bir sonraki gerçekleştiği zamanı belirtir ve bir zaman cümleciği başlatır. Burada ana cümledeki yönergeden önce gelecekte deniz kenarında olunacak bir durum kurulur. Geleceği anlatan zaman cümleciklerinde İngilizce normalde şimdiki zaman biçimini kullanır: you will be değil, you're. The next time zaman cümleciğini ana cümleye zaten bağladığı için ayrıca when gerekmez.

Alıştırma

Gelecekteki bir seferi anlatan doğal ve standart İngilizce cümleyi seçin.

  1. The next time when you see Maya, give her this note.
  2. The next time you see Maya, give her this note.
  3. The next time you will see Maya, give her this note.
Cevabı göster

The next time you see Maya, give her this note.

Deyimler

keep an eye out for: ortaya çıkabilecek bir şeye dikkat etmek

keep an eye out for, biri ya da bir şey ortaya çıkarsa onu fark etmek için dikkatle bakmak demektir. Gözle ilgili gerçek anlamlı bir talimat değil, bir bütün olarak kullanılan bir deyimdir. Kalıp keep an eye out for + hedef şeklindedir. Bu cümlede hedef dalgaların arasındaki bir su sıçramasıdır; konuşmacı dinleyenden böyle bir şey ortaya çıkarsa fark etmesini istiyor.

Alıştırma

keep an eye out for sabit ifadesini tamamlayın: Keep an eye ____ for the green bus.

Cevabı göster

out

You never know what you might see. Ton ve niyet

5:57

Ne göreceğinizi asla bilemezsiniz.

Ton ve niyet

You never know what you might see: olasılığı açık bırakmak

You never know ..., ne olacağından kimsenin emin olamayacağını söyler ve beklenmedik bir şeyin mümkün olduğunu ima eder. Dinleyicinin hiçbir şey bilmediği anlamına gelmez. Bu cümlede might, ne görüleceğinin belirsiz olduğunu gösterir. Cümle kapanış sözü olarak kullanıldığında olasılığı açık bırakır ve merak ya da heyecan yaratır.

Alıştırma

You never know what you might see cümlesinde konuşmacı neyi ima ediyor?

  1. Dinleyici hiçbir şey göremez.
  2. Beklenmedik bir şey görülebilir.
  3. Konuşmacı neyin ortaya çıkacağını zaten kesin olarak biliyor.
Cevabı göster

Beklenmedik bir şey görülebilir.

Join us again soon for more discussion and vocabulary here at Six Minute English

5:59

Six Minute English'te daha fazla tartışma ve kelime için yakında tekrar bize katılın

and follow us on social media.

6:03

ve bizi sosyal medyada takip edin.

Bye for now.

6:05

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Hoşça kal.

Six Minute English from the BBC.

6:07

BBC'den Six Minute English.