Denizkızları - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Program, Yunan mitolojisindeki sirenleri, Mami Wata’yı ve İskoç selkilerini karşılaştırıyor; bölgeden bölgeye değişen bu denizkızı anlatılarının insanın su, doğa ve insan dışındaki varlıklarla ilişkisini yeniden düşünmeye nasıl yönelttiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. an amphibious creature, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: amphibious sözcüğünün hem karada hem suda yaşayabilen ya da çalışabilen bir şeyi kesin biçimde anlattığını kavrayın. Bu sözcüğü hayvanlar ve denizkızı gibi mitolojik varlıkların yanı sıra iki ortama göre tasarlanmış araçları, teknolojileri veya faaliyetleri anlatırken de kullanabilirsiniz. 2. carries over the basic ideas, — Phrasal verbs: carry over yapısının temel anlamı bir ifade veya bağlamdan diğerine aktarmayı anlattığını fark edin. Böylece her sözcüğü bire bir vermeden ana kavramı koruyan serbest bir çeviriyi açıklayabilir; başka bir alana devam eden bilgi, etki veya bakiyelerden de söz edebilirsiniz. 3. But then again, — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Az önce söylediğinizi yeniden değerlendirip görüşünüzü dengeleyecek karşı bir noktaya geçerken bu konuşma belirtecini kullanın. Diyalogda, hiç görülmedikleri için denizkızlarından şüphe etme düşüncesini, elektrik gibi görülmeyen başka şeylere yine de inanıldığı gözlemiyle dengeler.
Bu derste
Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.
believe in ghosts: bir şeyin var olduğuna inanmak
Bu soruda believe in ghosts, “hayaletlerin gerçekten var olduğunu düşünmek” anlamına gelir. Bir şeyin var olduğunu ya da gerçek bir gücü veya değeri olduğunu kabul ederken believe in + isim kalıbı kullanılır ve in bu kalıbın bir parçasıdır. in olmadan believe genellikle bir kişinin doğru söylediğini ya da bir ifadenin veya hikâyenin doğru olduğunu kabul etmek anlamına gelir. Bu nedenle soru, Georgina'nın hayaletlerin söylediklerine güvenip güvenmediğini sormaz.
Alıştırma
Soruyu “Uzaylıların var olduğunu düşünüyor musun?” anlamına getirecek eksik sözcükle tamamlayın: Do you believe ____ aliens?
Cevabı göster
in
Have you been reading ...?: yakın zamanda süren bir etkinliği sormak
Have you been reading ...? yapısı present perfect continuous kullanır: have + özne + been + fiil-ing. Yakın bir zaman diliminde devam eden veya tekrarlanan ve şu anla bağlantısı olan bir etkinliği sorar. Burada konuşan kişi şu anda gördüğü bir ipucundan yola çıkarak tahminde bulunur. Odak noktası Neil'ın geçmişte tamamlanmış bir zamanda fantastik kitap okuyup okumadığı değil, yakın zamandaki okumasının şu an söylediklerini açıklayıp açıklayamayacağıdır.
Alıştırma
Maya'nın ellerinde taze boya görüyorsunuz ve yakın zamanda ne yaptığını sormak istiyorsunuz. Hangi soru en uygundur?
- Did you paint at school last year?
- Will you paint a picture tomorrow?
- Have you been painting?
Cevabı göster
Have you been painting?
a creature that lives both on land and in water. Dilbilgisi
0:33hem karada hem de suda yaşayan bir yaratık.
an amphibious creature: amfibi bir canlı
Amphibious, hem karada hem de suda yaşayabilen veya çalışabilen anlamına gelen bir sıfattır. Burada an amphibious creature, bu iki ortamda yaşayabilen bir canlı demektir. Virgülden sonraki sözler bu anlamı daha basit bir dille tekrar açıklar. Amphibious yalnızca kurbağalar için kullanılmaz; diğer hayvanları ve hem karada hem de suda hareket etmek üzere tasarlanmış araçları da tanımlayabilir.
Alıştırma
Hangi açıklama bir amphibious vehicle ifadesine en iyi uyar?
- Yalnızca su altında hareket edebilen
- Karada ve suda hareket edebilen
- Yalnızca yollarda hareket edebilen
Cevabı göster
Karada ve suda hareket edebilen
both on land and in water: hem karada hem de suda
Both ... and ... aynı ölçüde doğru olan iki unsuru birbirine bağlar. Both on land and in water ifadesinde iki yeri bağlar ve canlının her iki ortamda da yaşadığını vurgular. İki tarafın dil bilgisi bakımından paralel olması gerekir. Burada on land ve in water farklı edatlar kullansa da ikisi de edat öbeğidir.
Alıştırma
Her boşluğa bir kelime yazarak both ... and ... yapısını tamamlayın: The school play was ____ funny ____ exciting.
Cevabı göster
both · and
Some kind of ...: belirsiz bir tür tahmini
some kind of + isim, bir şeyin hangi kategoriye ait olduğunu kesin bilmeden yapılan temkinli bir tahmini gösterir. Bu soruda Georgina, bunun bir frog man olup olmadığını deneme amacıyla tahmin ediyor. Buradaki kind, “nazik” değil, “tür” veya “kategori” anlamındadır. Some kind of frog man? ifadesi, konuşan kişi düşünürken veya tahminini kontrol ederken kullandığı doğal, kısaltılmış bir konuşma sorusudur.
Alıştırma
Tanımadığınız bir makine görüyorsunuz ve yalnızca hangi kategoriye ait olabileceğini tahmin etmek istiyorsunuz. Hangi cümle doğaldır?
- Is it some kind of robot?
- What kind of robot is it?
- It is a kind robot.
Cevabı göster
Is it some kind of robot?
You've almost got the idea: neredeyse doğru, ama tamamen değil
Burada you've almost got the idea destekleyici bir geri bildirimdir. You've got the idea, kişinin ana noktayı anladığı veya doğru çözüme ilerlediği anlamına gelir; almost ise kişinin yaklaştığını ama henüz tamamen anlamadığını gösterir. Bu ifade Georgina'nın izlediği yönü önce takdir eder ve düzeltme için alan bırakır. Georgina'nın zaten tamamen doğru cevabı verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Birisi “You've almost got the idea” derse, cevabının tamamen doğru olduğunu ve hiçbir değişiklik gerekmediğini anlatır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
but think woman not man and fish not frog. Dilbilgisi
0:40ama erkek değil kadın, kurbağa değil balık düşün.
think X, not Y: dinleyicinin düşüncesini yönlendirmek
Burada think, “bunu düşüncenin yönü olarak kullan” anlamında bir yönergedir. Konuşmacı iki kısaltılmış karşıtlık verir: think woman, not man ve think fish, not frog. Her X, not Y çiftinde X seçilecek, Y ise değiştirilecek fikirdir. Bu hızlı bir ipucu olduğundan, tam cümlede bulunabilecek tekrarlanan think veya of gibi sözcükler atılır. Daha eksiksiz biçimi Think of a woman, not a man, and a fish, not a frog. olur.
Alıştırma
Bir arkadaşınızın yeşil yerine maviyi fikir olarak seçmesini istiyorsunuz. Kısa ipucunu tamamlayın: Think ____, not ____.
Cevabı göster
blue · green
Half woman, half fish: Half X, half Y kalıbı
Half woman, half fish, tek bir figürün kadına ve balığa benzeyen parçaları veya kimlikleri birleştirdiğini kısa biçimde anlatır. Half sözcüğünü iki ismin önünde de tekrarlamak, iki tarafa eşit ağırlık verir. Bu kısaltılmış bir betimlemedir; bu nedenle bilmecede, etikette, resim açıklamasında veya kısa sözlü yanıtta özne ve be atılabilir. Tam cümle She is half woman and half fish. olur. Kimlikler, tarzlar veya roller anlatılırken half kesin bir ölçümden çok dengeli bir karışımı ifade edebilir.
Alıştırma
Bir araba ile bir tekneyi eşit biçimde birleştiren oyuncağı betimliyorsunuz. Dengeli kalıbı tamamlayın: The toy is ____ car, ____ boat.
Cevabı göster
half · half
that feature in the myths and legends of many cultures around the world. Kelime
0:54ve dünya çapında pek çok kültürün efsane ve masallarında yer alırlar.
feature in the myths and legends: mit ve efsanelerde yer almak
Burada feature bir fiildir. Mermaids feature in the myths and legends, deniz kızlarının bu geleneksel anlatılarda yer aldığı veya bunların bir parçası olduğu anlamına gelir. Feature burada “özellik” anlamındaki isim olarak kullanılmaz. Kişi veya şey + feature(s) in + eser, program, haber veya etkinlik yapısını kullanabilirsin. Özne, yer alan kişi veya şeydir; in sonrasındaki bölüm onun nerede yer aldığını belirtir.
Alıştırma
A friendly dragon features in this story cümlesi ne anlama gelir?
- Ejderha hikâyenin bir parçası olarak yer alır.
- Cümle ejderhanın fiziksel bir özelliğini anlatır.
- Ejderha hikâyeyi insanlara anlatır.
Cevabı göster
Ejderha hikâyenin bir parçası olarak yer alır.
shipwrecked Odysseus and his sailors in ancient Greek mythology. Kelime
1:00baştan çıkarıcı şarkılarıyla Odysseus ve denizcilerini gemi kazasına uğratan Sirenler gibi.
the sirens: Antik Yunan mitolojisindeki Sirenler
Burada the sirens, Antik Yunan hikâyelerindeki mitolojik varlıkları anlatır. Büyüleyici şarkılarla denizcileri tehlikeye çekmeleriyle bilinirler; Odysseus bu hikâyede adı geçen Yunan kahramanıdır. Bu nedenle onların şarkıları denizcilerin gemi kazası geçirmesiyle bağlantılıdır. Buradaki anlam, siren sözcüğünün uyarı cihazı veya alarm sesi anlamındaki modern kullanımı değildir. ancient Greek mythology, singing, Odysseus ve sailors ifadeleri mitolojik anlamı gösterir.
Alıştırma
Örnek cümlede the sirens neyi ifade ediyor?
- Yüksek alarm sesleri çıkaran uyarı cihazları.
- Bir gemide gösteri yapan sıradan şarkıcılar.
- Şarkılarıyla denizcileri tehlikeye çeken mitolojik varlıklar.
Cevabı göster
Şarkılarıyla denizcileri tehlikeye çeken mitolojik varlıklar.
seductive singing: yalnızca güzel değil, ayartıcı bir şarkı
Seductive singing, insanları güçlü biçimde kendine çeken bir şarkı söyleme biçimidir: insanları dinlemeye, yaklaşmaya veya onu takip etmeye yöneltir. Seductive, yalnızca beautiful ya da pleasant demekten daha güçlüdür. Buradaki çekicilik tehlikelidir. Sirenlerin şarkısı denizcileri tehlikeye çeker; bu nedenle ifade hem çekicilik hem de uyarı taşır.
Alıştırma
Örnekte seductive singing neyi vurgular?
- Anlaşılamayacak kadar sessiz bir şarkı
- Yalnızca kulağa hoş gelen bir şarkı
- İnsanları güçlü biçimde ayartıp kendine çeken ve onları tehlikeye sürükleyebilen bir şarkı
Cevabı göster
İnsanları güçlü biçimde ayartıp kendine çeken ve onları tehlikeye sürükleyebilen bir şarkı
shipwrecked Odysseus and his sailors: etken fiil olarak shipwrecked
Bu cümlede shipwrecked, birinin gemi kazası yaşamasına neden olmak anlamında geçmiş zamanda kullanılan geçişli bir fiildir. Odysseus and his sailors doğrudan nesnedir; yani olaydan etkilenen kişilerdir. Bu ifade önce nedeni —seductive singing—, sonra da kurbanları belirtir. Önünde were gibi bir yardımcı fiil olmadığı için shipwrecked burada yalnızca denizcileri tanımlayan bir sıfat değildir.
Alıştırma
shipwreck sözcüğünü geçmiş zamanda geçişli bir fiil olarak kullanın: In the story, a giant wave ____ the explorers.
Cevabı göster
shipwrecked
but certainly not the only mermaids we'll be hearing about.
1:07ama kesinlikle adını duyacağımız tek denizkızları değiller.
Belki en ünlüsü, ama kesinlikle tek olan değil
perhaps the most famous, “belki de en ünlüsü” anlamına gelir ve yargıyı kesinleştirmez. but certainly not the only ise “ama kesinlikle tek olan değil” demektir ve kapsamı net biçimde sınırlar. Bu yapı önce bir örneğin en öne çıkan örnek olabileceğini kabul eder, sonra başka örneklerin de olacağını belirtir. perhaps ve certainly aynı kesinlik derecesini taşımaz.
Alıştırma
Bir şeyin belki de en popüler seçenek olduğunu, ama kesinlikle tek seçenek olmadığını anlatan cümle hangisidir?
- It is perhaps the most popular choice, but certainly not the only one.
- It is perhaps the only popular choice, but certainly not the most popular one.
- It is certainly the most popular choice, but perhaps not the only one.
Cevabı göster
It is perhaps the most popular choice, but certainly not the only one.
Programın içeriğine derinlemesine girmek
dive into the program ifadesindeki dive into mecazlıdır; suya dalmak değil, programın içeriğine etkin biçimde başlayıp derinlemesine girmek anlamına gelir. program, into edatının nesnesidir. before ile birlikte bir geçiş kurar: önce kısa bir hazırlık ya da ön bilgi gelir, ardından asıl içerik başlar. Suya ilişkin fiil, denizkızı temasına hafifçe gönderme yapar; ancak aktarılabilir anlamı bir konuyu derinlemesine incelemeye başlamaktır.
Alıştırma
Bir derste “Let's dive into the first chapter” ne anlama gelir?
- Let's begin exploring the first chapter in detail.
- Let's postpone the first chapter until tomorrow.
- Let's physically enter the first chapter.
Cevabı göster
Let's begin exploring the first chapter in detail.
It's time for + isim
“It's time for + isim”, adı geçen şeyin, olayın veya etkinliğin zamanının geldiğini belirtir. Bu cümlede quiz sorusuna geçildiğini duyurur. “It” biçimsel öznedir; belirli bir şeyi göstermez. Zamanı gelen şey “for”dan sonra söylenir. Örneğin: “It's time for lunch.”
Alıştırma
Dinner isminden önce gelen sözcükle It's time yapısını tamamlayın: It's time ____ dinner.
Cevabı göster
for
Right, but the movie was based on a fairy tale written by Hans Christian Andersen. Kalıp ifadeler
1:23Doğru, ancak film Hans Christian Andersen tarafından yazılan bir peri masalına dayanıyordu.
was based on a fairy tale: bir masala dayanıyordu
“Be based on”, bir şeyin kaynağını veya temelini belirtir. Burada “was based on a fairy tale”, filmin hikâyesine kaynak olarak masalı kullandığı anlamına gelir; her ayrıntının aynı kalması gerektiği anlamına gelmez. “Be” fiili zamana ve özneye göre değişir: “the movie was based on...” geçmiş zamandadır; şimdiki zamanda ise “is based on....” kullanılabilir. “On” edatı bu standart yapının bir parçasıdır.
Alıştırma
Bir kaynağı belirtmek için kullanılan standart ifadeyi hangi cümle doğru kullanıyor?
- The game is based from a famous book.
- The game is based on a famous book.
- The game is based at a famous book.
Cevabı göster
The game is based on a famous book.
It became so famous that a statue of The Little Mermaid Dilbilgisi
1:28O kadar ünlü oldu ki Küçük Denizkızı'nın bir heykeli
was built in the harbor of Andersen's birthplace.
1:31Andersen'in doğum yerindeki limana inşa edildi.
became so famous that: dereceyi sonuca bağlamak
so + sıfat/zarf + that + sonuç cümleciği kalıbı, bir özelliğin yüksek bir dereceye ulaşıp bir sonuca yol açtığını gösterir. so famous that ifadesinde so, famous sözcüğünün derecesini artırır; that ise bu ün nedeniyle gerçekleşen şeyi açıklar. Burada became bir durum değişikliğini, yani ünlü hâle gelmeyi belirtir. that sonrasındaki cümlecik sonuç kalıbını tamamlar; yalnızca ek bir yorum değildir.
Alıştırma
so ... that sonuç kalıbını tamamlayın: The water was ____ cold ____ Ben pulled his hand away.
Cevabı göster
so · that
seems the total opposite to the seductive dangerous sirens in The Odyssey. Kalıp ifadeler
1:48Odysseia'daki baştan çıkarıcı, tehlikeli Sirenlerin tam tersi gibi görünüyor.
seems the total opposite to: güçlü bir karşıtlık
seems the total opposite to ifadesi güçlü bir karşılaştırma sunar. Seems, bunun konuşanın izlenimi veya değerlendirmesi olduğunu gösterir; the total opposite to ise iki tarafın önemli özellikler bakımından zıt olduğunu belirtir. Total, karşıtlığı daha da güçlendirir. Bu ifade, yalnızca farklı olmaktan çok daha güçlü bir anlam taşır. Yeniden kullanılabilecek kalıp X seems the total opposite to Y biçimindedir.
Alıştırma
Sakin ve dikkatli biriyle gürültücü ve düşünmeden davranan erkek kardeşi arasındaki en güçlü karşıtlığı hangi cümle anlatır?
- Nina seems a little different from her brother.
- Nina seems the total opposite to her brother.
- Nina seems similar to her brother.
Cevabı göster
Nina seems the total opposite to her brother.
descriptions and stories of mermaids have always changed from place to place. Kalıp ifadeler
1:54denizkızlarıyla ilgili tasvirler ve hikayeler her zaman bölgeden bölgeye değişmiştir.
Daha kapsamlı veya doğru bir gerçeği bildiren In fact,
In fact bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki ifadenin az önce söyleneni daha kapsamlı veya daha doğru biçimde açıklayacağını ya da düzelteceğini bildirir. Burada açıklamayı tek bir karşılaştırmadan daha geniş bir gerçeğe taşır: Deniz kızı tasvirleri ve hikâyeleri yere göre değişir. Bu nedenle yalnızca bir duraklamayı doldurmaz, düşüncenin akışını düzenler.
Alıştırma
Büyük bir kutu küçük bir kutudan daha çok şey alacakmış gibi görünüyor. Sonraki cümlelerin hangisinde In fact doğal kullanılmıştır?
- In fact, my cousin watched a film yesterday.
- In fact, please close the door.
- In fact, the smaller box holds more.
Cevabı göster
In fact, the smaller box holds more.
from place to place: yerler arasındaki farklılıklar
Change gibi bir fiille birlikte kullanıldığında from place to place, “farklı yerlerde farklı biçimde” veya “bulunulan yere bağlı olarak” anlamına gelir. Cümle, deniz kızı tasvirlerinin ve hikâyelerinin her yerde aynı olmadığını anlatır. Bu kalıp, yerleri karşılaştırırken change, vary ve differ fiilleriyle yaygın olarak kullanılır. Tek başına bir şeyin yolculuk ettiğini göstermez.
Alıştırma
"School rules can change from place to place" cümlesi ne anlama gelir?
- Okul kuralları fiziksel olarak yerler arasında yolculuk eder.
- Farklı yerlerdeki okulların farklı kuralları olabilir.
- Her okulda tamamen aynı kurallar vardır.
Cevabı göster
Farklı yerlerdeki okulların farklı kuralları olabilir.
One mermaid-like character found across Africa and the Americas is named Mami Wata. Notlar
1:58Afrika ve Amerika kıtalarında rastlanan denizkızına benzer bir karakterin adı Mami Wata'dır.
mermaid-like: benzerlik bildiren -like eki
-like eki bir isme eklenerek “o isme benzeyen” veya “onun bazı özelliklerine sahip olan” anlamında bir sıfat oluşturur. Bu cümlede mermaid-like, karakterin denizkızına benzediğini belirtir. Bu ek tam bir aynılığı değil, benzerliği anlatır: Karakter denizkızı özelliklerine sahip olabilir ama geleneksel anlamda bir denizkızı olmayabilir. childlike ve dreamlike de aynı yapıyı kullanır.
Alıştırma
“Buluta benzeyen” anlamındaki sıfatı tamamlayın: The shape was cloud-____.
Cevabı göster
like
found across Africa and the Americas: geniş dağılımı anlatma
Bu cümlede found across Africa and the Americas, karakteri açıklayan kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Karakterin her iki bölgenin birçok yerinde bulunduğu anlamına gelir; found, find fiilinin geçmiş zaman ortaç hâlidir ve birinin karakteri bulma eylemini anlatmaz. Across, bir alana geniş biçimde yayılmayı vurgular. Aynı yapı türlerin, geleneklerin, hikâyelerin veya diğer kültürel olguların dağılımını anlatabilir.
Alıştırma
“This bird is found across the region.” cümlesinde “is found across” ne anlama gelir?
- Kuş bölgenin birçok yerinde bulunur.
- Birisi kuşu bölgede az önce buldu.
- Kuş şu anda bölgeyi geçiyor.
Cevabı göster
Kuş bölgenin birçok yerinde bulunur.
which is pidgin English for mother water, Kelime
2:16ki melez (pidgin) İngilizcede 'mother water' demektir,
pidgin English for mother water: for anlamı belirtir
“X is [language] for Y” kalıbında for, X’in o dilde ne anlama geldiğini belirtir. Burada pidgin English for mother water, mother water ifadesinin Mami Wata adının anlamı olduğunu gösterir; for amaç bildirmez. Bu, bir sözcüğü veya adı başka bir dildeki anlamıyla ilişkilendirmenin kısa bir yoludur.
Alıştırma
Anlamı belirten sözcükle cümleyi tamamlayın: Gracias is Spanish ____ thank you.
Cevabı göster
for
loosely translated: sözcüğü sözcüğüne değil, yaklaşık çeviri
Loosely translated, her sözcüğü veya dil bilgisi biçimini tek tek eşleştirmek yerine ana fikri koruyarak çevirmek demektir. Bu cümlede the mother of water, pidgin İngilizcesindeki ifadenin yaklaşık İngilizce karşılığı olarak sunulur. Loosely, çevirinin özensizce yapıldığı anlamına gelmez. Kullanılan ifadenin anlamayı kolaylaştırdığını ancak tam olarak kesin olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle river spirit ifadesinin sözcüğü sözcüğüne bir çeviri değil, yalnızca ana fikri verdiğini belirtir?
- The name is literally translated as river spirit.
- The name is loosely translated as river spirit.
- The name is spelled as river spirit.
Cevabı göster
The name is loosely translated as river spirit.
when speaking about Mami Wata across the West African coast
2:27Mami Wata hakkında konuşulurken genellikle paylaşılan özellik,
are commonly shared: birden çok grubun ortaklaşa sahip olduğu
Bu cümlede are commonly shared, bu özelliklerin kıyı boyunca birçok yerdeki anlatımlarda görüldüğü anlamına gelir. Burada shared, bir şeyi bilerek başkasına vermek değil, “ortaklaşa sahip olmak” demektir. be commonly shared kalıbı, birkaç kişinin, grubun ya da yerin ortaklaşa sahip olduğu bir şeyi anlatır. Commonly bunun olağan veya yaygın olduğunu söyler; her örneğin bütünüyle aynı olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu İngilizce cümle ne anlama gelir? These goals are commonly shared by clubs in the region.
- Her kulübün hedefleri tamamen aynıdır.
- Bölgedeki kulüpler hedeflerini her zaman herkes için yayımlar.
- Bölgedeki kulüplerin çoğu zaman bazı ortak hedefleri vardır.
Cevabı göster
Bölgedeki kulüplerin çoğu zaman bazı ortak hedefleri vardır.
is that this deity is the protector of the water kingdom. Notlar
2:31bu tanrının su krallığının koruyucusu olmasıdır.
this deity: ilahi bir varlık için resmî bir terim
Deity, bir tanrı, tanrıça veya başka bir ilahi varlık için kullanılan resmî ve genel bir sözcüktür. this deity, daha önce sözü edilen Mami Wata'yı gösterir ve bu figürü sıradan bir kişi ya da yaratık olarak değil, ilahi bir varlık olarak tanıtır. Deity sözcüğü cinsiyet belirtmez. Bu nedenle ilahi varlığın tam türü veya cinsiyeti odak noktası olmadığında din, mitoloji, tarih ve kültür anlatımlarında kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu resmî ve cinsiyet belirtmeyen tanımı en iyi hangi sözcük tamamlar? In the old stories, the islanders worshipped the sea ____.
- deity
- person
- goddess
Cevabı göster
deity
the protector of ...: ... koruyucusu
the protector of + kişi, yer, grup veya bölge yapısı, onu koruma görevi olan varlığı belirtir. of sonrasındaki bölüm, kimin veya neyin korunduğunu gösterir. Burada tanrı, efsanevi su krallığını korur. Bu nedenle protector, ücretli bir koruma değil, bir koruyucu figür veya koruyucu tanrı anlamındadır.
Alıştırma
Bu yeni cümledeki kalıbı tamamlayın: In the old tale, the owl is the protector ____ the forest.
Cevabı göster
of
The name Mami Wata comes from Nigerian pidgin English, Kalıp ifadeler
2:37Mami Wata adı Nijerya melez İngilizcesinden gelir,
comes from ...: bir adın kökenini belirtmek
Özne bir ad, sözcük, gelenek veya fikir olduğunda come from, “kökeni ... olmak” anlamına gelir. The name tekil olduğu için burada geniş zaman biçimi comes from olur. Bu cümlede ifade, adın dil bakımından Nijerya Pidgin İngilizcesinden geldiğini belirtir; fiziksel bir hareket anlatmaz.
Alıştırma
Köken belirtmek için dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The word karaoke ____ Japanese.
Cevabı göster
comes from
a language which has developed from a mixture of two languages Dilbilgisi
2:41ki bu dil iki dilin karışımından gelişmiş
which has developed from a mixture of two languages: bir dilin zamanla oluşması
which has developed from a mixture of two languages, a language'i açıklayan bir ilgi cümleciğidir. which ek bilgiyi language'e bağlar; has developed from ise dilin kaynağını ve oluşmuş sonucunu belirtir. Has developed present perfect zamanı, geçmişte başlayan bir sürecin bugün var olan dili ortaya çıkardığını gösterir. Developed from uzun süreli değişimi vurgular; tek bir anda tamamlanan kısa bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Geçmişte yavaş yavaş oluşmuş ve bugün hâlâ mevcut biçimini koruyan bir geleneği en iyi anlatan cümle hangisidir?
- The tradition is developed from several older customs.
- The tradition developed several older customs yesterday.
- The tradition has developed from several older customs.
Cevabı göster
The tradition has developed from several older customs.
and is used as a way of communicating by people who do not speak each other's languages. Notlar
2:44ve birbirlerinin dillerini konuşamayan insanlar tarafından bir iletişim aracı olarak kullanılır.
is used as a way of communicating: amacı anlatan edilgen yapı
is used as a way of communicating, bir dilin işlevini açıklayan edilgen bir yapıdır. Özne, kullanılan şeyi gösterir; onu kimin kullandığı belirtilmez. a way of + -ing yapısında communicating, of edatından sonra gelen isim-fiildir. Bütün ifade, dilin bir iletişim aracı olarak kullanıldığı anlamına gelir; dilin kendisinin iletişim kuran bir kişi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir yöntemi anlatmak için be used as a way of + -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- A shared calendar is used as a way of coordinate the volunteer team.
- A shared calendar is used as a way of coordinating the volunteer team.
- A shared calendar is used as a way to coordinating the volunteer team.
Cevabı göster
A shared calendar is used as a way of coordinating the volunteer team.
speak each other's languages: karşılıklı iyelik
Each other, aynı eylem veya ilişkinin insanlar arasında iki yönlü olduğunu gösterir. İyelik biçimi each other's, “diğer kişiye ya da kişilere ait” demektir. Bu yüzden speak each other's languages, insanların diğerlerinin kullandığı dilleri konuşabilmesi anlamına gelir. do not eklendiğinde cümle, birbirlerinin kullandığı dilleri konuşamadıklarını söyler. Bu yapı yalnızca herkesin ortak bir dil kullanıp kullanmadığına değil, karşılıklı ilişkiye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi each other ifadesinin iyelik biçimiyle tamamlayın: The two friends checked ____ homework.
Cevabı göster
each other's
Marcelle says that Mami Wata means the mother of water when loosely translated.
2:49Marcelle, kabaca çevrildiğinde Mami Wata'nın suyun annesi anlamına geldiğini söylüyor.
Translated in a way that carries over the basic ideas, Öbek fiiller
2:54Temel fikirleri aktaracak şekilde çevrilmiş,
carries over the basic ideas: anlamı koruyup aktarmak
Burada carry over, “bir şeyi koruyup yeni bir biçime veya duruma aktarmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Carries over the basic ideas, çevirinin dili ya da sözcükleri değiştirse de özgün metnin ana anlamını iletmeye devam etmesi demektir. that carries over the basic ideas yan cümlesinde that, çeviri biçimini ifade eder; bu nedenle carry üçüncü tekil kişi biçimi olan carries olur. the basic ideas nesnesi öbek fiilin tamamından sonra gelir. Burada fiziksel olarak bir şey taşınmaz.
Alıştırma
Bu derste geçen ve “yeni bir durumda devam etmek” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille cümleyi tamamlayın: Good teamwork habits can ____ from games to class projects.
Cevabı göster
carry over
but using words which may not be so accurate. Ton ve niyet
2:57ancak o kadar da kesin olmayabilecek kelimeler kullanılmış.
may not be so accurate: “o kadar doğru olmayabilir” diye temkinli konuşmak
May not, doğruluk eksikliğini kesinleşmiş bir gerçek olarak değil, bir olasılık olarak sunar. Konuşan kişi, sözcüklerin doğru olma ihtimalini de açık bırakır. Not so accurate ifadesindeki so, dereceyi yumuşatır: Sözcükler gerekenden daha az kesin olabilir, ancak tamamen yanlış olmak zorunda değildir. İfade bir bütün olarak temkinli ve nazik bir eleştiri oluşturur.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: The number may not be so accurate cümlesi, konuşan kişinin sayının yanlış olduğundan emin olduğu anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Mami Wata is also described as the protector of the water kingdom Kalıp ifadeler
3:01Mami Wata ayrıca su krallığının koruyucusu olarak
be described as + kimlik veya nitelik: “... olarak betimlenmek”
be described as + bir isim öbeği veya sıfat, bir kişinin, yerin ya da şeyin sözlerle nasıl sunulduğunu gösterir. Bu edilgen bir yapıdır: Tanımı başka biri, bir metin veya bir gelenek verir. Burada as, the protector of the water kingdom rolünü tanıtır. Bu rol Mami Wata hakkında bir tanımdır; o anda gerçekleşen bir eylem değildir.
Alıştırma
Kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The village is often described ____ a quiet place.
Cevabı göster
as
and a deity, a god, goddess, or other divine being. Kelime
3:04ve bir tanrı, tanrıça veya diğer kutsal varlık olarak da tanımlanıyor.
god, goddess, or other divine being: deity sözcüğünü açıklama
god, goddess, or other divine being listesi, deity sözcüğünü yeniden ifade edip açıklar. God ve goddess bilinen örneklerdir; other divine being ise bu iki adın kullanılmadığı kutsal ya da tanrısal statüdeki varlıkları da kapsar. Burada divine, bir tanrıyla bağlantılı veya tanrısal statüye sahip anlamına gelir. Divine sözcüğünün daha gündelik olan harika anlamında kullanılmamıştır.
Alıştırma
god, goddess, or other divine being ifadesinde divine being ne anlama gelir?
- tanrısal ya da kutsal statüdeki bir varlık
- sıradan bir insan
- tadı harika olan bir şey
Cevabı göster
tanrısal ya da kutsal statüdeki bir varlık
Another version of mermaid-like creatures called selkies Dilbilgisi
3:09Denizkızına benzer yaratıkların bir diğer versiyonu olan selkiler,
Another version of ... called ...: ad ekleme
Bu ifade, denizkızına benzeyen yaratıkların geniş grubu içinde farklı bir biçimi tanıtır. Another version of, sözü edilen biçimin ilk veya tek biçim olmadığını gösterir. Called selkies, creatures sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. creatures that are called selkies anlamına gelir. Called burada ana fiil değildir; dolayısıyla ifadenin tamamı tam bir cümle değil, ad öbeğidir.
Alıştırma
Hangi cümle called yapısını ad eklemek için doğru kullanırken ayrı bir ana fiili de korur?
- Another version of the game, called Quick Quest, lasts ten minutes.
- Another version of the game is called Quick Quest lasts ten minutes.
- Another version called of the game Quick Quest lasts ten minutes.
Cevabı göster
Another version of the game, called Quick Quest, lasts ten minutes.
are found in the remote Orkney Islands north of the Scottish mainland. Kültür
3:12İskoç anakarasının kuzeyindeki ücra Orkney Adaları'nda bulunur.
İskoçya ana karasının kuzeyindeki uzak Orkney Adaları
Orkney Adaları, İskoçya ana karasının kuzey kıyısının açıklarında bulunan bir adalar grubudur. Remote, büyük kasaba ve şehirlerden uzakta olduklarını anlatır. North of the Scottish mainland, konumlarını İskoçya'nın ana kara bölümünün kuzeyi olarak belirtir; Scottish mainland Büyük Britanya adasının tamamı demek değildir. Denizle çevrili bu ada ortamı, Orkney halk anlatılarında selkiler gibi denizle bağlantılı varlıkların neden yer aldığını anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
North of the Scottish mainland, Orkney Adaları hakkında hangi bilgiyi verir?
- Büyük Britanya adasının tamamının güneyindedirler.
- İskoçya ana karasının merkezindedirler.
- İskoçya'nın ana kara bölümünün kuzeyindedirler.
Cevabı göster
İskoçya'nın ana kara bölümünün kuzeyindedirler.
The selkies can take human form and marry men, Kalıp ifadeler
3:17Selkiler insan formuna girip erkeklerle evlenebilirler,
take human form: insan biçimine bürünmek
Take human form, “insan şekline dönüşmek ya da insan şeklinde görünmek” demektir. Burada take “bir biçim almak”, form ise “şekil veya biçim” anlamındadır; kâğıt bir formu almak anlamına gelmez. Bu ifade, bir hikâyede insan olmayan bir varlığın insan görünümüne kavuşmasını, onun aslında baştan beri insan olduğunu söylemeden anlatır.
Alıştırma
“İnsan biçimine dönüşmek” anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the legend, the dragon can ____ and speak to the villagers.
Cevabı göster
take human form
but every now and then they return to their watery kingdom under the sea. Kalıp ifadeler
3:19ancak ara sıra denizin altındaki sularla kaplı krallıklarına dönerler.
every now and then: ara sıra ve düzensiz tekrarlanma
Every now and then, “ara sıra” veya “zaman zaman” anlamına gelir. Bu cümlede geri dönme eyleminin tekrarlandığını, ancak sık olmadığını ve belirli bir programa bağlı kalmadığını gösterir. Dört sözcüğü ayrı ayrı yorumlamak yerine tek bir kalıp ifade olarak anlayın. Bu ifade genellikle bir eylemi niteler ve cümlenin başında ya da sonunda kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “düzensiz zamanlarda, ara sıra” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: I visit that little bookshop ____.
Cevabı göster
every now and then
Cristina Bacchilega is co-editor of The Penguin Book of Mermaids.
3:24Cristina Bacchilega, The Penguin Book of Mermaids'in eş editörüdür.
According to her, these different versions of mermaids share something in common. Notlar
3:29Ona göre, denizkızlarının bu farklı versiyonlarının ortak bir yönü var.
According to her: bir ifadenin kaynağını belirtmek
According to her, cümlenin başında bilgi kaynağını gösteren bir yapıdır. Sonraki iddianın ondan geldiğini önceden belirtir; böylece anlatıcının kendi düşüncesini söylemediği, onun görüşünü aktardığı anlaşılır. Yapı according to + kişi veya kaynak şeklindedir; burada ardından virgül ve tam bir ifade gelir. Her, bağlamda daha önce açıkça belirtilmiş bir kadını göstermelidir. Bu kullanımda according to, “birinin söylediğine veya bildirdiğine göre” anlamına gelir; “itaat etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya checked the schedule. Sonraki cümleyi “Maya’nın söylediğine göre” anlamındaki üç sözcüklü kaynak ifadesiyle tamamlayın: ____, the library closes at six.
Cevabı göster
According to her
share something in common: ortak bir yönü olmak
Share something in common, karşılaştırılan kişilerin veya şeylerin ikisinde ya da hepsinde bulunan bir özellik, nitelik veya düşünce olduğunu anlatır. Burada özne, deniz kızlarının farklı versiyonlarıdır ve ifade, aralarındaki farklılıklara rağmen bir benzerliğe işaret eder. Ortak özelliğin tam olarak ne olduğu henüz söylenmemişse iki veya daha fazla şey + share + something + in common yapısını kullanın. Sonraki bir cümle bu ortak özelliği açıklayabilir.
Alıştırma
İki planın ortak bir özelliği olduğunu doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The two plans share something in common.
- The two plans share a same thing.
- The two plans are something in common.
Cevabı göster
The two plans share something in common.
They force us to question our relationship to water and other beings in the natural world, Kalıp ifadeler
3:33Bizi, suyla ve doğal dünyadaki diğer varlıklarla olan ilişkimizi
force someone to question something: birini bir şeyi sorgulamaya zorlamak
Force someone to question something, birinin bir şeyi ciddi biçimde yeniden düşünmesini veya ondan şüphe etmesini sağlamak demektir. Bu cümlede ifade güçlü bir zihinsel etkiyi anlatır: özne, bir konunun görmezden gelinmesini zorlaştırır. Yapı force + kişi + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Buradaki question, bilgi istemek değil, mevcut bir inancı incelemek veya sorgulamak anlamındaki bir fiildir.
Alıştırma
“The evidence forces us to question our assumptions,” cümlesinde question ne anlama gelir?
- Varsayımlarımızı ciddi biçimde yeniden incelemek veya onlardan şüphe etmek
- Varsayımlarımızı yazılı sorulara dönüştürmek
- Birinden varsayımlarımızı tekrar etmesini istemek
Cevabı göster
Varsayımlarımızı ciddi biçimde yeniden incelemek veya onlardan şüphe etmek
and even to question how we see ourselves.
3:38ve hatta kendimizi nasıl gördüğümüzü sorgulamaya zorluyorlar.
Here's Cristina explaining more in the BBC World Service's The Forum.
3:41İşte Cristina, BBC World Service'ten The Forum'da daha fazlasını açıklıyor.
but selkies and water deities and other water spirits,
3:49ama selkiler ve su tanrıları ve diğer su ruhları,
not just mermaids, but selkies ... ile kapsamı genişletmek
not just A, but B, A'nın kapsama dâhil olduğunu ve B'nin de eklendiğini anlatır. Kapsamı bir gruptan daha geniş bir kümeye taşır; not just, A'yı reddetmez veya dışlamaz. Burada deniz kızları söz konusu varlıkların bir türüdür; but sonrasında selkiler, su tanrıları ve diğer su ruhları da eklenir.
Alıştırma
Cümleyi not just A, but B yapısıyla tamamlayın: The festival welcomes ____ dancers, ____ musicians and actors.
Cevabı göster
not just · but
shapeshifters: fiziksel biçimini değiştiren varlıklar
Shapeshifter, fiziksel biçimini değiştirebilen, çoğu zaman bir canlı türünden başka bir türe dönüşebilen bir varlık veya karakterdir. Çoğul biçimi shapeshifters şeklindedir. Bu cümlede suyla ilişkili varlıkların dönüşebildiği anlatılır. Sözcük yalnızca kıyafet, ruh hâli veya fikir değiştirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi karakter en doğru şekilde shapeshifter olarak tanımlanır?
- Fiziksel biçimini değiştirebilen bir yaratık
- Farklı kıyafetler giyen bir kişi
- Ruh hâli hızla değişen biri
Cevabı göster
Fiziksel biçimini değiştirebilen bir yaratık
They have a certain kind of fluidity of being. Deyimler
3:56Varlıklarının belirli bir tür akışkanlığı vardır.
fluidity of being: değişebilen bir varoluş biçimi
Burada fluidity bir mecazdır. Fluidity of being, bu canlıların biçimlerinin, kimliklerinin veya varoluş tarzlarının tamamen sabit olmadığı ve değişebildiği anlamına gelir. Bu ifade, akış fikrini bir varoluş durumuna uygular. Suyun fiziksel hareketini anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede fluidity of being ne anlama geliyor?
- Vücutları tamamen sıvıdan oluşur.
- Suda akıcı biçimde hareket ederler.
- Biçimleri veya kimlikleri tamamen sabit değildir.
Cevabı göster
Biçimleri veya kimlikleri tamamen sabit değildir.
So do we approach this world with humility Kalıp ifadeler
4:00Peki bu dünyaya alçakgönüllülükle mi yaklaşıyoruz,
approach this world with humility: approach ... with + tutum
Burada approach, fiziksel olarak yaklaşmak değil; bir şeyi ele almak, düşünmek veya onunla ilgilenmek anlamına gelir. This world, üzerinde düşünülen şeydir. Yeniden kullanılabilen yapı approach + şey + with + tutum şeklindedir. Bir kişinin bir şeyi hangi tutumla ele aldığını gösterir. With humility, insanların her şeyi bildiğini veya kontrol ettiğini varsaymadan, alçakgönüllü biçimde davranmak demektir.
Alıştırma
Cümleyi tutumu tanıtan edatla tamamlayın: We should approach the new challenge ____ curiosity.
Cevabı göster
with
uphold a kind of anthropocentric view: bir tür antroposentrik görüşü savunmak
An anthropocentric view, yaşamı veya doğayı değerlendirirken insanların çıkarlarını ve bakış açılarını merkeze koyan bir düşünme biçimidir. Ardından gelen human-centered view ifadesi, bu teknik terimi daha basit bir İngilizceyle yeniden açıklar. Uphold a view, bir görüşü desteklemek veya kabul etmeyi sürdürmek demektir. A kind of iddiayı daha az kesin hâle getirir: Konuşmacı, insan merkezli düşüncenin bir biçimini hâlâ destekleyip desteklemediğimizi sorar.
Alıştırma
“an anthropocentric view of nature” ne anlama gelir?
- Eski insanlık tarihine dair bir inceleme
- İnsanların çıkarlarını ve bakış açılarını merkeze koyan bir görüş
- Her canlıya eşit yaklaşan bir görüş
Cevabı göster
İnsanların çıkarlarını ve bakış açılarını merkeze koyan bir görüş
Mythical creatures are often shapeshifters.
4:13Efsanevi yaratıklar genellikle şekil değiştiricilerdir (shapeshifters).
They have the power to change into a different shape or form. Kalıp ifadeler
4:16Farklı bir şekil veya forma dönüşme gücüne sahiptirler.
have the power to change into: bir şeye dönüşme gücüne sahip olmak
Have the power to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapabilme yeteneğine sahip olmak demektir. Burada power elektrik değil, yetenek anlamındadır. Change into + isim, dönüşümün sonucunu belirtir. Özne bizzat o yeni şeye veya biçime dönüşür; dolayısıyla yapının tamamı “farklı bir şeye dönüşebilmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi have the power to change into yapısıyla tamamlayın: In the game, this robot ____ a submarine.
Cevabı göster
has the power to change into
Moving between ...: cümle başında kullanılan -ing öbeği
Moving between the sea and the earth, önce arka plan eylemini veren, cümlenin başındaki bir present participle öbeğidir. Bu eylemi yapan kişi veya şey, ardından gelen ana cümlenin öznesiyle belirtilir: burada hareket edenler mermaids sözcüğüyle gösterilir. Moving burada tamamlanmış bir cümlenin ana fiili değildir. Virgül, düşüncenin mermaids link two natural worlds ile devam ettiğini gösterir. Bu yapı, arka planı ana düşünceden önce vererek anlatımı daha kısa ve düzenli hâle getirir.
Alıştırma
Arka planı vermek için cümle başındaki -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Walking through the park, Mia found a feather.
- Walking through the park.
- Walking through the park, the rain started.
Cevabı göster
Walking through the park, Mia found a feather.
mermaids link two natural worlds. Anlatım akışı
4:21denizkızları iki doğal dünyayı birbirine bağlar.
link two natural worlds: bağlamak anlamındaki link fiili
Bu cümlede link, “bağlamak” anlamında bir fiildir. Deniz kızlarının deniz ile kara arasında hareket ettiği önceki ayrıntıyı, onların bu iki doğal dünyayı birbirine bağladığı ana düşünceye dönüştürür. Bir kişinin, nesnenin veya fikrin farklı yerleri, grupları ya da alanları nasıl bağladığını anlatmak için X links A and B veya X links two things kalıbını kullanın.
Alıştırma
İki alanı birbirine bağlayan bir cümleyi tamamlamak için link fiilinin doğru biçimini kullanın: This project ____ art and science.
Cevabı göster
links
we should approach them with humility.
4:26onlara alçakgönüllülükle (humility) yaklaşmamız gerektiğini düşünüyor.
Nazik bir açıklama için It's just that
It's just that bir açıklamayı yumuşak bir biçimde sunar. Genellikle önceki bir yanıttan sonra gelir ve sert bir itiraz gibi duyulmadan asıl kaygıyı, zorluğu veya nedeni açıklar. Burada konuşan kişi kendisinin bu yaratıklardan daha üstün olduğunu söylemiyor; yalnızca daha önce hiçbirini görmediğini açıklıyor. Aktarılabilir kalıp It's just that + tam bir yan cümle biçimindedir; ifade kelime kelime «o yalnızca şu» diye anlaşılmaz.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifade It's just that ile tamamlayın: I'd love to come. ____ I have to finish my homework.
Cevabı göster
It's just that
I've never seen electricity and I believe in that.
4:41elektriği de hiç görmedim ve ona inanıyorum.
Düşünceyi dengeleyen ikinci bir değerlendirme için But then again
But then again ikinci bir düşünceyi sunan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciyi ilk gerekçeden veya görüşten, onu zayıflatan ya da dengeleyen yeni bir gerçeğe yönlendirir. Burada konuşan kişi önce bir şeyi görmemiş olmayı ondan şüphe etme gerekçesi sayıyor. Sonra elektriği görmeden de ona inandığını hatırlıyor; böylece ilk gerekçe daha az ikna edici hâle geliyor. Burada then zaman belirtmez, again de «bir kez daha» anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi, ilk kaygıyı dengeleyen bir gerçeği eklemek için But then again ifadesini kullanıyor?
- The bike is expensive. In other words, it costs a lot.
- The bike is expensive. But then again, it should last for years.
- The bike is expensive. For example, this model costs five hundred pounds.
Cevabı göster
The bike is expensive. But then again, it should last for years.
it would help if you saw: varsayımsal ve nazik öneri
It would help if + özne + geçmiş zamanlı fiil, durumu iyileştirebilecek olası bir koşulu belirtir. Buradaki saw, görme eyleminin geçmişte gerçekleştiğini söylemez; eylemin varsayıldığını veya kesin olmadığını gösterir. it, if cümleciğinin tamamını temsil eden biçimsel bir öznedir. Maybe ve would öneriyi yumuşatır: konuşan kişi denenebilecek bir fikir sunar, işe yarayacağını garanti etmez.
Alıştırma
Nazik öneriyi tamamlayın: It would ____ the instructions again.
Cevabı göster
help if you read
if not the real thing. Dilbilgisi
4:47bir denizkızının heykelini görsen sana yardımı olabilirdi belki.
if not the real thing: kabul edilebilir alternatifi kısa biçimde sunmak
Burada if not the real thing, önceki düşünceye eklenen kısa bir ifadedir. Heykel gerçek bir denizkızı olmasa bile yine de yardımcı olabileceği anlamına gelir. The real thing gerçek nesneyi, heykel ise onun yerine geçen şeyi ifade eder. Bu ifade, the real thing ifadesini görmek veya elde etmek gibi tekrarlanan düşüncenin bir bölümünü atlar. Gerçek nesneyi en iyi seçenek, heykeli ise işe yarayan bir yedek seçenek olarak sunar; ayrı bir sıradan if cümleciği başlatmaz.
Alıştırma
We can study a model of the rocket, if not the rocket itself. cümlesinde if not the rocket itself ne anlama gelir?
- Model, gerçek roketin yararlı bir yerine geçen seçeneğidir.
- Model yalnızca gerçek roket olduğunda işe yarar.
- Konuşan kişi modellerle gerçek roketlerin aynı olduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Model, gerçek roketin yararlı bir yerine geçen seçeneğidir.
I asked you where you'd see the statue of Hans Christian Andersen's Little Mermaid. Dilbilgisi
4:52Hans Christian Andersen'in Küçük Denizkızı heykelini nerede göreceğini sormuştum.
where you'd see the statue: dolaylı soru söz dizimi
Burada where you'd see the statue, asked fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur ve bilgi yarışmasındaki sorunun içeriğini verir. You'd, you would ifadesinin kısaltmasıdır. Doğrudan sorudan farklı olarak dolaylı soru, where sonrasında düz cümle sırasını kullanır: where + özne + would + fiilin yalın hâli. Bu nedenle bu cümlede where you'd see kullanılır; where would you see kullanılmaz.
Alıştırma
Where would she find the key? doğrudan sorusunu dolaylı soru içeriğine dönüştürün: I asked Maya ____.
Cevabı göster
where she would find the key
The Little Mermaid statue is found in Andersen's birthplace of Copenhagen,
5:03Küçük Denizkızı heykeli Andersen'in doğum yeri olan Kopenhag'da bulunur
it really is little: really ile bir tanımı doğrulama
It really is little ifadesinde really, doğrulamayı güçlendirmek için is fiilinden önce gelir: heykel gerçekten küçüktür. Little, yalnızca The Little Mermaid adındaki bir sözcük değil, heykelin gerçek boyutunu da anlatır. Özne + really + be + tanım yapısı, şaşırtıcı olabilecek bir gerçeği doğrularken veya bir tanımın gerçekten doğru olduğunu vurgularken kullanışlıdır. Burada ayrıca heykelin adıyla boyutu arasında eğlenceli bir bağ kurar.
Alıştırma
The statue really is little cümlesinde really sözcüğünün temel görevi nedir?
- Little sözcüğünün yalnızca heykelin adının bir parçası olduğunu söyler.
- Heykelin daha sonra küçülebileceğini gösterir.
- Heykelin gerçekten küçük olduğunu onaylar.
Cevabı göster
Heykelin gerçekten küçük olduğunu onaylar.
imaginary creatures with the power to change into different shapes.
5:26farklı şekillere girme gücüne sahip hayali varlıklar da olabilirler.
One African mermaid is called Mami Wata in pidgin English,
5:30Afrika'daki bir denizkızına melez İngilizcede Mami Wata adı verilir,
a mixture of English and local languages
5:34bu, ortak bir dili paylaşmayan insanların iletişim kurmasını sağlayan,
which enables people who do not share a common language to communicate. Dilbilgisi
5:36İngilizce ve yerel dillerin bir karışımıdır.
which enables people ... to communicate: işlev ve yapı
which enables ... to communicate ilgi cümleciği, önceki a mixture of English and local languages isim grubunun işlevini açıklar. Which, enables fiilinin öznesidir ve bu karışımı ifade eder. Kalıp enable + nesne + to + fiil şeklindedir: enables people to communicate. Araya giren who do not share a common language cümleciği people sözcüğünü niteler; bu nedenle people, enables fiilinin nesnesi olarak kalır ve to communicate mümkün hâle getirilen eylemdir.
Alıştırma
Enable kalıbını tek sözcükle tamamlayın: The ramp enables wheelchair users ____ enter the building.
Cevabı göster
to
but using words which may not be so accurate.
5:48ancak o kadar da kesin olmayabilecek kelimelerin kullanıldığı bir çeviridir.
the next time you're near the sea: geleceği anlatan zaman cümleciği
The next time + cümlecik, bir şeyin bir sonraki gerçekleştiği zamanı belirtir ve bir zaman cümleciği başlatır. Burada ana cümledeki yönergeden önce gelecekte deniz kenarında olunacak bir durum kurulur. Geleceği anlatan zaman cümleciklerinde İngilizce normalde şimdiki zaman biçimini kullanır: you will be değil, you're. The next time zaman cümleciğini ana cümleye zaten bağladığı için ayrıca when gerekmez.
Alıştırma
Gelecekteki bir seferi anlatan doğal ve standart İngilizce cümleyi seçin.
- The next time when you see Maya, give her this note.
- The next time you see Maya, give her this note.
- The next time you will see Maya, give her this note.
Cevabı göster
The next time you see Maya, give her this note.
keep an eye out for: ortaya çıkabilecek bir şeye dikkat etmek
keep an eye out for, biri ya da bir şey ortaya çıkarsa onu fark etmek için dikkatle bakmak demektir. Gözle ilgili gerçek anlamlı bir talimat değil, bir bütün olarak kullanılan bir deyimdir. Kalıp keep an eye out for + hedef şeklindedir. Bu cümlede hedef dalgaların arasındaki bir su sıçramasıdır; konuşmacı dinleyenden böyle bir şey ortaya çıkarsa fark etmesini istiyor.
Alıştırma
keep an eye out for sabit ifadesini tamamlayın: Keep an eye ____ for the green bus.
Cevabı göster
out
You never know what you might see: olasılığı açık bırakmak
You never know ..., ne olacağından kimsenin emin olamayacağını söyler ve beklenmedik bir şeyin mümkün olduğunu ima eder. Dinleyicinin hiçbir şey bilmediği anlamına gelmez. Bu cümlede might, ne görüleceğinin belirsiz olduğunu gösterir. Cümle kapanış sözü olarak kullanıldığında olasılığı açık bırakır ve merak ya da heyecan yaratır.
Alıştırma
You never know what you might see cümlesinde konuşmacı neyi ima ediyor?
- Dinleyici hiçbir şey göremez.
- Beklenmedik bir şey görülebilir.
- Konuşmacı neyin ortaya çıkacağını zaten kesin olarak biliyor.
Cevabı göster
Beklenmedik bir şey görülebilir.
Join us again soon for more discussion and vocabulary here at Six Minute English
5:59Six Minute English'te daha fazla tartışma ve kelime için yakında tekrar bize katılın