Ya Sadece Enerji İçeceği İçseydin?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, enerji içecekleriyle diğer içeceklerin şeker ve kafein miktarlarını karşılaştırıyor ve düzenli tüketimin risklerini tıbbi verilerle açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Mecazi fuel your late night study session ifadesi fuel sözcüğünü bir etkinliğe enerji veya itici güç verme anlamında kullanır ve yoğun ders ya da işi doğal biçimde anlatmaya yardım eder. 2. it is estimated that dil bilgisi kalıbı kaynağı adlandırmadan tahmin sunar ve temkinli, resmî raporları tanıyıp istatistik aktarmaya yardım eder. 3. attributed this to eşdizimi gözlenen sonucu önerilen nedenlere bağlar ve kanıta dayalı açıklamalarda attribute A to B yapısını doğru kullanmaya yardım eder.
Bu derste
Whether it's to fuel your late night study session Deyimler
0:00İster gece geç saatlere kadar ders çalışırken enerji toplamak için
fuel your late night study session: mecaz anlamlı fuel fiili
Burada fuel mecaz anlamda kullanılan bir fiildir. Bir makineye benzin veya başka bir yakıt koymak değil, bir şeyin sürmesi için gereken enerjiyi sağlamak anlamına gelir. fuel your late night study session ifadesinde fuel fiilinden hemen sonra enerji sağladığı etkinlik gelir. Bu kalıp fuel + etkinlik veya süreç biçiminde başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Etkinliğe enerji sağlamak için derste kullanılan fiille cümleyi tamamlayın: A balanced snack can ____ your after-school practice.
Cevabı göster
fuel
stay alert: dikkatli ve hazır durumda kalmak
Stay alert, stay + sıfat yapısını kullanır. Stay bir durumda kalmaya devam etmek, alert ise uyanık, dikkatli ve bir şeyi fark etmeye ya da tepki vermeye hazır olmak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, bir şeyi tek bir anda fark etmeyi değil, çalışırken bu durumu sürdürmeyi anlatır.
Alıştırma
Bir sürücü uykuya dalmamıştır ancak dikkatli ve tepki vermeye hazır kalması gerekir. Bu tavsiyeyi en iyi hangi cümle ifade eder?
- You need to stay alert.
- You need to stay awake.
- You need to pay attention to the map.
Cevabı göster
You need to stay alert.
with 76% of young adults consuming them. Dilbilgisi
0:06genç yetişkinlerin %76'sı bunları tüketiyor.
with 76% of young adults consuming them: with + ad öbeği + -ing yapısı
“with 76% of young adults consuming them” ifadesi, ana önermeye ek bir durum katmak için with + ad öbeği + -ing ortaç yapısını kullanır. Burada “76% of young adults”, “consuming” eylemini gerçekleştiren öznedir; “them” ise energy drinks ifadesine gönderme yapar. Bu ifade ikinci bir tam cümle kurmak yerine içeceklerin ne kadar popüler olduğuna dair istatistiksel kanıtı kısa biçimde verir. Bu yapı, ana cümleden sonra eş zamanlı bir olguyu veya arka plan koşulunu eklemek için kullanılabilir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri ve with + ad + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The library stayed busy, ____. (many students / study / there)
Cevabı göster
with many students studying there
But what would happen if you only drank energy drinks? Dilbilgisi
0:10Peki yalnızca enerji içeceği içseydiniz ne olurdu?
what would happen if ... drank: varsayımsal bir sonucu sorma
“What would happen if ...?” bir koşulun hayali sonucunu sorar. Sonuç bölümü would + fiilin yalın hâlini kullanırken if yan cümlesi “if you only drank energy drinks” örneğindeki gibi simple past kullanır. Burada “drank”, içme eylemini geçmiş zamana yerleştirmez. Geçmiş biçimi varsayımsal bir mesafe yaratır ve durumu şimdiki ya da gelecek zamana ait gerçek dışı, hayali veya düşük olasılıklı bir durum olarak sunar.
Alıştırma
Happen ve drink fiillerinin doğru biçimlerini kullanarak varsayımsal soruyu tamamlayın: What ____ if you ____ coffee all day?
Cevabı göster
would happen · drank
One sip and the feel-good effect is almost immediate. Notlar
0:13Tek bir yudumla kendinizi iyi hissettiren etki neredeyse anında başlar.
One sip and ...: tetikleyicinin ardından gelen sonuç
“Kısa bir isim öbeği + and + tam bir cümlecik” kalıbı, bir koşulu ve sonucunu sıkıştırarak anlatabilir. Burada “One sip”, “If you take one sip” ifadesinin yerini tutar; and sonrasındaki cümlecik de sonucu verir. Bu nedenle and, eş değer iki ögeyi bağlamaktan fazlasını yapar: ikinci olayın birinciden doğduğunu ve genellikle hızlı ya da öngörülebilir biçimde gerçekleştiğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp “Küçük bir eylem, and, ardından bir sonuç” şeklindedir.
Alıştırma
“One sip and the feel-good effect is almost immediate.” cümlesinde and nasıl bir ilişki anlatıyor?
- Önce etki gerçekleşiyor ve yudum alma eylemine neden oluyor.
- Tek bir yudum, anlık etkiyi tetikleyen unsur olarak sunuluyor.
- Yudum ve etki, bir listedeki birbiriyle ilgisiz iki ögedir.
Cevabı göster
Tek bir yudum, anlık etkiyi tetikleyen unsur olarak sunuluyor.
feel-good: olumlu duygular yaratan şeyleri anlatan bir sıfat
Feel-good, “insanları mutlu, umutlu veya olumlu hissettiren” anlamına gelen, resmî olmayan bileşik bir sıfattır. Bu cümlede effect sözcüğünü niteler ve etkinin oluşturduğu hoş duyguyu anlatır. Bu ifade, etkinin kendisinin duyguları olduğu anlamına gelmez. Kısa çizgi, feel ve good sözcüklerinin “a feel-good story” örneğindeki gibi bir ismin önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede feel-good, “olumlu bir duygu yaratması muhtemel” anlamında bileşik sıfat olarak kullanılmıştır?
- The documentary ends with a feel-good reunion.
- I feel good after a full night's sleep.
- The blanket feels good against my skin.
Cevabı göster
The documentary ends with a feel-good reunion.
it triggers your brain to release dopamine, Dilbilgisi
0:18bu, beyninizin dopamin salgılamasını tetikler;
hit your taste buds: hit sözcüğünün ‘ulaşıp temas etmek’ anlamı
Burada hit, ulaşıp temas etmek anlamına gelir. Şeker molekülleri tat tomurcuklarıyla temas eder; güçlü bir darbe söz konusu değildir. Bu kullanımda hit, ışığın gözlere veya soğuk havanın yüze gelmesi gibi bir şeyin vücudun bir bölümüne, yüzeye ya da duyu organına ulaştığı anı anlatabilir.
Alıştırma
A sudden beam of sunlight hit her eyes cümlesinde hit ne anlama gelir?
- Gözlerine ulaşıp temas etti.
- Gözlerine fiziksel güçle vurdu.
- Birdenbire bir şeyi hatırlamasına neden oldu.
Cevabı göster
Gözlerine ulaşıp temas etti.
triggers your brain to release: trigger + nesne + to-infinitive
Burada trigger, bir tepkinin başlamasına neden olmak anlamında kullanılan bir fiildir. Özne olan it, önceki olaya, yani şeker moleküllerinin tat tomurcuklarıyla temas etmesine gönderme yapar. Yapı trigger + nesne + to-infinitive şeklindedir. Your brain nesnedir ve to release dopamine sonuçta gerçekleşen eylemi belirtir. Bu yapıyı açık bir neden-sonuç zincirini anlatmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi trigger fiilinin geniş zaman biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: Smoke ____ the alarm ____ sound.
Cevabı göster
triggers · to
the hormone responsible for feelings of happiness and well-being. Kalıp ifadeler
0:20dopamin, mutluluk ve esenlik duygularından sorumlu hormondur.
Responsible for: neden veya görev belirtmek
Bu cümlede responsible for, “neden olmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamındadır. Hormonun mutluluk ve iyi olma hisleriyle bağlantılı olduğunu anlatır; hormona bir insan gibi “sorumluluk sahibi” denmiyor. be responsible for + isim veya -ing biçimi bir görevi de belirtebilir: Maya is responsible for locking the door. İfadenin neden mi yoksa görev mi anlattığını bağlam gösterir.
Alıştırma
“A faulty cable was responsible for the outage,” cümlesinde responsible for ne anlama gelir?
- Elektrik kesintisine neden oldu.
- Elektrik kesintisini giderdi.
- Elektrik kesintisi sırasında dikkatliydi.
Cevabı göster
Elektrik kesintisine neden oldu.
This makes sense considering the sugar content of one can Anlatım akışı
0:24Bir kutudaki şeker miktarı düşünüldüğünde bu gayet mantıklı;
ranges from 2 teaspoons to a whopping 14 teaspoons per serving, Notlar
0:27bu miktar, porsiyon başına 2 çay kaşığından tam 14 çay kaşığına kadar değişiyor,
Bir aralığın uç noktalarını gösteren range from A to B
range from A to B kalıbı, sayısal veya durumsal bir aralığın iki uç noktasını verir. Bu cümlede 2 teaspoons başlangıç noktası, 14 teaspoons ise bitiş noktasıdır; olası miktarlar bu aralığın herhangi bir yerinde olabilir. from ve to eşleşen bir çifttir: from A'yı, to ise B'yi tanıtır. Her iki parçayı da korumak, aralığın yönünü ve sınırlarını açıkça gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan iki parçalı aralık kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Delivery times ____ two days ____ three weeks, depending on the destination.
Cevabı göster
range from · to
Şaşırtıcı derecede büyük bir miktar için a whopping + sayı
a whopping 14 teaspoons ifadesinde a whopping, bir sayının hemen önüne gelen gayriresmî bir pekiştiricidir. Hem miktarı hem de konuşanın bu miktarı şaşırtıcı derecede büyük bulduğunu dinleyiciye aktarır. Bu kullanımda whopping, vurmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp a whopping + sayı veya miktar şeklindedir ve çoğu zaman bir istatistiği çarpıcı ya da etkileyici göstermek için kullanılır.
Alıştırma
Şaşırtıcı derecede büyük bir sayıyı anlatan vurgulanmış gayriresmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tiny leak caused a repair bill of ____ $8,000.
Cevabı göster
a whopping
Makes sense considering: bir yargıyı dayanakla bağlamak
X makes sense considering Y kalıbı, Y hesaba katıldığında X’in anlaşılır olduğunu söyler. Buradaki This daha önce belirtilen etkiye gönderme yapar; şeker miktarları da bu etkinin neden şaşırtıcı olmadığını gösteren dayanağı sağlar. Considering önceki yargıyı destekleyen gerçeği tanıtır. Bu kalıpta “üzerinde düşünüyor” değil, “göz önüne alındığında” veya “hesaba katıldığında” anlamındadır. Ardından bir isim öbeği ya da yan cümle gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki üç kelimelik bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: The long wait ____ the road closure.
Cevabı göster
makes sense considering
Depending on: sonucu değiştiren bir etken eklemek
Depending on, sonucu değiştirebilecek etkeni belirtir. Burada verilen miktar her marka için aynı değildir; aralıkta hangi noktada olacağını marka belirler. Cümlenin sonunda kullanılan depending on the brand, bir koşul ekleyen tamamlayıcı bir ifadedir. Tam bir fiil cümleciği değildir; tam cümlecik It depends on the brand olurdu.
Alıştırma
Cümleyi, sonucu değiştirebilecek etkeni belirten iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The picnic will be indoors or outdoors, ____ the weather.
Cevabı göster
depending on
both your heart rate and blood pressure increase Dilbilgisi
0:34hem kalp atış hızınız hem de kan basıncınız yükselir;
Both your heart rate and blood pressure: both A and B yapısı
Both A and B, birbirine paralel iki ögeyi bağlar ve aynı ifadenin her ikisi için de geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede increase yalnızca en yakın isme değil, hem heart rate hem de blood pressure ögelerine uygulanır. Bağlanan iki isim birleşik özne oluşturduğu için fiil çoğul yapıdadır: both your heart rate and blood pressure increase. A ve B aynı dil bilgisi biçiminde olmalıdır.
Alıştırma
İki yerin de dâhil olduğunu gösteren eşleşmiş sözcüklerle cümleyi tamamlayın: ____ the museum ____ the garden are free today.
Cevabı göster
Both · and
in response to adrenaline release Kalıp ifadeler
0:36bu, adrenalin salgılanmasına verilen bir tepkidir
in response to: bir tepkiyi belirtmek
In response to, bir değişimin veya eylemin tepki verdiği tetikleyiciyi belirtir. Bu cümlede adrenalin salınımı uyarıcıdır; kalp atış hızı ile kan basıncındaki artış ise vücudun tepkisidir. Bu ifade yalnızca zaman sırasını değil, bir tepki ilişkisini anlatır: X happens in response to Y, Y’nin X’i harekete geçirdiği veya ortaya çıkardığı anlamına gelir. Tepki bilinçli, otomatik ya da kurumsal olabilir.
Alıştırma
Politika değişikliğinin şikâyetlere verilen bir tepki olduğunu gösteren ifadeyi seçin: The school changed its pickup policy ____ repeated parent complaints.
- during
- after
- in response to
Cevabı göster
in response to
caused by the introduction of caffeine into your body. Dilbilgisi
0:38ve adrenalin, vücudunuza kafein girmesiyle salgılanır.
caused by: kısaltılmış edilgen niteleyici
Caused by, adrenaline release ifadesinden sonra kullanılan kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Adrenaline release that is caused by the introduction of caffeine into your body biçiminde açılabilir; böylece salınıma neyin yol açtığını belirtir. Niteleyici adrenaline release isim öbeğinden sonra geldiği için bu öbeğe bağlanır; blood pressure ifadesine veya tüm sıralamaya bağlanmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp isim + geçmiş zaman ortacı + by + neden biçimindedir: isim etkilenen sonucu, by öbeği ise nedenini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi nedeni belirten iki sözcüklü kısaltılmış edilgen niteleyiciyle tamamlayın: The flight delay ____ heavy fog lasted three hours.
Cevabı göster
caused by
As high as + bir sayı
Bu cümlede as high as, dikkat çekici derecede yüksek olarak sunulan bir üst değeri belirtir: kafein miktarı porsiyon başına 242 mg'a ulaşabilir. Her porsiyonda tam olarak 242 mg bulunduğu anlamına gelmez. as high as + sayı yapısı; olası bir seviyenin, miktarın, oranın, fiyatın veya ölçümün şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu vurgulamak için sıkça kullanılır. Buradaki high, fiziksel yükseklik değil, sayısal seviye anlamındadır. Bu, sıradan eşitlik karşılaştırması olan as + sıfat + as + karşılaştırma hedefi yapısı değildir. Burada sayı, uç değeri gösterir.
Alıştırma
Dikkat çekici derecede yüksek olası bir üst sınırı belirten vurgulu ifadeyle cümleyi tamamlayın: During peak season, a room can cost ____ $500 a night.
Cevabı göster
as high as
a serving of brewed coffee contains 95 to 165 mg of caffeine,
0:46bir porsiyon demlenmiş kahvede 95 ila 165 mg kafein bulunur,
and a bottle of Coke contains 34 mg of caffeine.
0:55bir şişe Coca-Cola'da ise 34 mg kafein vardır.
But Unlike soda, coffee, and tea, Dilbilgisi
0:58Ancak gazlı içeceklerden, kahveden ve çaydan farklı olarak,
Unlike + isim öbeği
Unlike soda, coffee, and tea, cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. Önce bu içecekleri karşılaştırma grubu olarak belirler, ardından ana cümle enerji içeceklerinin nasıl farklı olduğunu açıklar: guarana özü eklerler. Yeniden kullanılabilen kalıp Unlike + isim öbeği, ana cümle biçimindedir. Burada unlike, aksine veya farklı olarak anlamındadır; dislike fiili değildir. Başlangıçtaki öbek, önce karşıtlığı duyurarak cümledeki bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Hangi cümlede Unlike, bir karşılaştırma başlatan edat olarak doğru kullanılmıştır?
- Unlike my old phone lasts only two hours, this one lasts all day.
- I unlike my old phone because it is slow.
- Unlike my old phone, this one lasts all day.
Cevabı göster
Unlike my old phone, this one lasts all day.
add in guarana extract: formüle bir malzeme katmak
Burada add in, “bir malzemeyi mevcut bir karışıma veya formüle koyarak onun bir parçası hâline getirmek” anlamına gelir. Cümle, guarana extract ifadesini yalnızca miktardaki bir artış olarak değil, enerji içeceklerine katılan bir bileşen olarak sunar. Kalıp add in + malzeme şeklindedir; örneğin add in the herbs. Buradaki guarana extract gibi nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelebilir. add in ayrılabilen bir öbek fiil olduğu için zamir normalde fiille ilgeç arasına gelir: add it in.
Alıştırma
“Karışıma katmak” anlamına gelen bu nottaki öbek fiille yönergeyi tamamlayın: Once the soup is hot, ____ the cooked rice.
Cevabı göster
add in
The guarana plant, which is native to South America, Kalıp ifadeler
1:03Güney Amerika'ya özgü guarana bitkisi,
native to: doğal olarak bir yerde köken almak
be native to + yer yapısında native to, “doğal olarak o yerde ortaya çıkmak veya köken almak” anlamına gelir. Buradaki ilgi cümleciği, Güney Amerika’nın guarana bitkisinin doğal köken bölgesi olduğunu söyler. Bu ifade bitkileri, hayvanları, türleri, dilleri ve gelenekleri anlatabilir. Bir şeyin yalnızca şu anda nerede bulunduğunu değil, kökenini belirtir ve sabit ilgeç to sözcüğüdür.
Alıştırma
Cümleyi “doğal olarak köken almak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: Kangaroos are ____ Australia.
Cevabı göster
native to
produces seeds which are about the same size as a coffee bean Dilbilgisi
1:06yaklaşık bir kahve çekirdeği büyüklüğünde tohumlar üretir
the same size as: eşit bir özelliği karşılaştırmak
the same + isim + as + karşılaştırma hedefi kalıbı, iki şeyin belirtilen özellik bakımından aynı olduğunu ifade eder. the same size as a coffee bean ifadesinde size özellik adıdır, a coffee bean ise karşılaştırma hedefidir. Önündeki about, eşitliğin tam değil yaklaşık olduğunu gösterir. Bu kalıp age, price ve length gibi isimlerle de kullanılabilir. the same + isim yapısından sonra than değil as kullanılır; than, larger than gibi eşit olmayan karşılaştırmalarda yer alır.
Alıştırma
Fiziksel boyutların aynı olduğunu ifade etmek için the same + noun + as kalıbıyla tamamlayın: This battery is ____ the one in my camera.
Cevabı göster
the same size as
but yield twice the caffeine content. Dilbilgisi
1:09ama bu tohumlar iki kat daha fazla kafein içerir.
twice the caffeine content: toplam miktarın iki kat olduğunu belirtmek
twice + isim öbeği kalıbı, belirtilen miktarın referans miktarın iki katı olduğunu ifade eder. Burada twice the caffeine content, önceki karşılaştırmadan anlaşılan kahve çekirdeğinin kafein miktarının %200'ü demektir. Bu yapı eklenen miktarı değil, toplam miktarı belirtir. Referans 80 mg ise twice the caffeine content 160 mg, yani %100 artış demektir. %200 artış ise 240 mg'a, başka bir deyişle ilk miktarın üç katına ulaşır.
Alıştırma
Şunu okuyun: A regular drink contains 80 mg of caffeine. A new drink has twice the caffeine content. Yeni içecek ne kadar kafein içerir?
- 240 mg
- 160 mg
- 80 mg
Cevabı göster
160 mg
Kısaltılmış koşul olarak Spread out over a day
Spread out over a day kısaltılmış bir koşuldur. “400 mg kafein günün farklı saatlerinde daha küçük miktarlarda tüketilirse” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı spread, toplam miktarın nasıl dağıtıldığını açıklar. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen sonucun geçerli olduğu koşulu sınırlar. Kafeinin fiziksel olarak bir yüzeye yayılması anlamına gelmez ve 400 mg'ın tamamını bir kerede almanın güvenli olduğunu söylemez.
Alıştırma
Kısaltılmış koşulu tamamlamak için spread out ifadesinin doğru biçimini kullanın: ____ over three days, the homework feels more manageable.
Cevabı göster
Spread out
Temkinli bir sonuç için appears to be
appears to be safe ifadesinde appears to be, sonucu temkinli hâle getirir. Mevcut kanıtlar güvenli olduğu yönündedir, ancak konuşan kişi bunun tamamen kesin olduğunu ileri sürmez. Burada appear, “bilinenlere göre öyle görünmek” anlamındadır; “görünür olmak” anlamına gelmez. appears to be + sıfat veya isim kalıbı, daha fazla kanıtla değişebilecek ya da belirtilen koşullara bağlı sonuçlar için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümledeki appears to be safe ne anlatıyor?
- Kanıtlar güvenli olduğunu düşündürüyor, ancak iddia kesin değil.
- Fiziksel görünüşü nedeniyle güvenli görünüyor.
- Tamamen güvenli olduğu kanıtlandı.
Cevabı göster
Kanıtlar güvenli olduğunu düşündürüyor, ancak iddia kesin değil.
But having more than 200 mg in a single sitting Kalıp ifadeler
1:15Ama tek seferde 200 mg'dan fazla tüketmek
in a single sitting: tek ve kesintisiz bir süreçte
In a single sitting, etkinliği farklı zamanlara bölmeden tek ve kesintisiz bir süreçte yapmak anlamına gelir. Burada kişinin oturma biçimini değil, 200 mg'dan fazla miktarın tek seferde tüketilmesini anlatır. Bu ifade, tek bir süreçte tamamlanan toplam miktarın önemli olduğu yeme, içme, okuma, izleme veya bir işi bitirme durumlarında sıkça kullanılır.
Alıştırma
Tek ve kesintisiz bir süreçte anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: He finished the entire puzzle ____.
Cevabı göster
in a single sitting
lead to + isim veya -ing biçimi
Lead to, bir şeyi neden veya katkıda bulunan etken olarak sunar ve sonucunu belirtir. Bu cümlede tek seferde 200 mg'dan fazla tüketmek nedendir; kafein zehirlenmesi ise olası sonuçtur. Lead to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to feeling sick.
Alıştırma
Yukarıda öğretilen iki kelimelik neden-sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The road closure could ____ longer travel times.
Cevabı göster
lead to
it is estimated that nearly 20,000 visits to the emergency room Dilbilgisi
1:21yaklaşık 20.000 acil servis başvurusunun
in the United States were directly related Kalıp ifadeler
1:25Amerika Birleşik Devletleri'nde doğrudan
to the effects of energy drink consumption.
1:28enerji içeceği tüketiminin etkileriyle bağlantılı olduğu tahmin ediliyor.
Raporlama kalıbı it is estimated that
it is estimated that yapısındaki it biçimsel bir öznedir; daha önce geçen bir kişiyi, nesneyi veya olayı göstermez. Edilgen raporlama yapısı, tahmini kimin yaptığını belirtmeden bir tahmini sunar. that ile başlayan yan cümle, tahmin edilen iddiayı içerir. Bu kalıp bilgiyi kanıta dayalı ancak yaklaşık olarak sunar; bu nedenle cümledeki nearly 20,000 ifadesiyle uyumludur.
Alıştırma
Dersteki dört sözcüklü raporlama kalıbıyla resmî tahmini tamamlayın: ____ around 12% of the town's water is lost through leaks each year.
Cevabı göster
It is estimated that
Bağlantı ifadesi directly related to
Burada were directly related to, acil servis başvurularını enerji içeceği tüketiminin etkileriyle ilişkilendirir. Related to bir bağlantıyı belirtirken directly bu bağlantıyı uzak veya dolaylı değil, doğrudan olarak sunar. Bu ifade tek başına söz konusu etkenin tek neden olduğunu kanıtlamaz. Kanıta dayalı yazılarda directly related to güçlü bir ilişki iddiası sunabilir, ancak caused by ile aynı değildir.
Alıştırma
Bir rapor yakın bir bağlantı buluyor ancak nedenselliğin kanıtlandığını iddia etmiyor. Hangi cümle bu kesinlik düzeyine en uygundur?
- The increase was caused entirely by changes in the schedule.
- The increase was unrelated to changes in the schedule.
- The increase was directly related to changes in the schedule.
Cevabı göster
The increase was directly related to changes in the schedule.
Most of these visits involve those between the ages of 18 to 25,
1:30Bu başvuruların çoğunu 18-25 yaş arasındakiler yaparken,
and the second largest age group being 26 to 39 years old.
1:34ikinci en büyük yaş grubunu 26-39 yaşındakiler oluşturuyordu.
So, if you started subbing your eight glasses of water
1:38Dolayısıyla, günde içtiğiniz sekiz bardak suyu
for equivalent amounts of energy drinks,
1:40aynı miktarda enerji içeceğiyle değiştirmeye başlarsanız,
the constant increases in heart rate and blood pressure
1:42kalp atış hızınız ve kan basıncınızdaki sürekli artışlar
might lead to an increased risk of developing Kalıp ifadeler
1:45şu rahatsızlıklara yakalanma riskinizi artırabilir:
a bunch of: büyük bir miktarı gayriresmî biçimde belirtme
A bunch of, many veya a large number of demenin samimi ve günlük bir yoludur. Bu cümlede teknik konuyu daha konuşma diline yakın hâle getirir. Burada yapı a bunch of + çoğul isim şeklindedir: a bunch of cardiovascular conditions. Bunch, gerçek anlamda birbirine bağlanmış bir demeti anlatmaz.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Resmî bir tıbbi raporda a bunch of cardiovascular conditions genellikle en uygun ifadedir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
including hypertension or high blood pressure. Kelime
1:50bunlara hipertansiyon, yani yüksek tansiyon da dahildir.
increased risk of developing + bir rahatsızlık
An increased risk of developing a condition, gelecekte o rahatsızlığa yakalanma veya rahatsızlığın ortaya çıkmaya başlama olasılığının daha yüksek olması demektir. Burada develop, «bir hastalığa yakalanmak veya hastalığın ortaya çıkması» anlamındadır; «ürün geliştirmek» anlamında değildir. Yapı an increased risk of + fiilin -ing biçimidir. Hem might lead to hem de risk belirsizlik bildirir: cümle kesinlikle gerçekleşecek bir şeyi değil, olası bir sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi «bir hastalığa yakalanma olasılığının daha yüksek olması» anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Heavy smoking is associated with an ____ lung disease.
Cevabı göster
increased risk of developing
hypertension or high blood pressure: resmî tıbbi terim ve gündelik ifade
Hypertension, high blood pressure ifadesinin resmî tıbbi karşılığıdır. Bu cümlede or, gündelik dille yapılmış bir yeniden açıklama getirir; dolayısıyla iki ifade de aynı rahatsızlığı adlandırır. “Teknik terim + or + tanıdık açıklama” kalıbı, konuşanın cümlenin akışını bozmadan uzmanlık terimlerini açıklamasını sağlar.
Alıştırma
“The patient has hypertension, or high blood pressure.” cümlesinde or ne yapar?
- Konuşanın hangi rahatsızlığın bulunduğundan emin olmadığını gösterir.
- Aynı rahatsızlığın gündelik dildeki adını sunar.
- Farklı, ikinci bir rahatsızlık sıralar.
Cevabı göster
Aynı rahatsızlığın gündelik dildeki adını sunar.
An observational study reviewed 7 years of data
1:52Gözlemsel bir çalışma, yedi yıllık verileri inceledi;
from calls to the Australian Poison Information Center.
1:55bu veriler Avustralya Zehir Bilgi Merkezi'ne gelen aramalardan alınmıştı.
the most common symptoms of caffeine toxicity
2:00kafein zehirlenmesinin en yaygın belirtileri arasında
Of the 297 calls analyzed: veri kümesinin sınırlarını belirtmek
Of the 297 calls analyzed, cümle bir bulguyu bildirmeden önce tüm veri kümesini tanımlayan bir giriş çerçevesidir. Okura, sıradaki örüntünün analiz edilen bu örneklem içinde bulunduğunu anlatır. Analyzed, calls sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacıdır ve calls that were analyzed anlamına gelir. Bu ifade tam bir yan cümle değildir; sonucu ana cümle bildirir.
Alıştırma
Hangi cümle 100 yolcuyu, neden veya karşıtlık eklemeden, anketin veri kümesi olarak doğru biçimde çerçeveler?
- Because 100 commuters were surveyed, 68 used public transport at least once a week.
- Although 100 commuters were surveyed, 68 used public transport at least once a week.
- Of the 100 commuters surveyed, 68 used public transport at least once a week.
Cevabı göster
Of the 100 commuters surveyed, 68 used public transport at least once a week.
gastrointestinal upset: fiziksel sindirim sistemi rahatsızlığı
Bu tıbbi belirti listesinde gastrointestinal upset, mideyi ve bağırsakları etkileyen rahatsızlık veya bozulma anlamına gelir. Tek bir kesin sorunu belirtmeden bulantı, mide ağrısı, kusma ya da ishal gibi belirtileri kapsayabilir. Burada upset, fiziksel bozulma veya rahatsızlık anlamındaki bir isimdir; mutsuzluk anlamında ya da “düzenini bozmak” anlamındaki bir fiil değildir. Bu geniş ifade, klinik veya sağlıkla ilgili metinlerde çeşitli sindirim belirtilerini birlikte gruplamayı sağlar.
Alıştırma
Dersin resmî tıbbi ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Several participants reported ____ after taking the medication.
Cevabı göster
gastrointestinal upset
And at least 128 subjects required hospitalization. Kelime
2:17En az 128 kişinin de hastaneye yatırılması gerekti.
required hospitalization: tıbben gerekli hastane yatışı
Bu raporda required hospitalization, deneklerin durumunun hastaneye yatırılmayı tıbben gerekli hâle getirdiği anlamına gelir. Required, deneklerin yaptığı bir talebi değil, durumun ciddiyetinden kaynaklanan nesnel bir ihtiyacı anlatır. İfade, hastanede yatarak tedavi ihtiyacına odaklanır. Bu nedenle, hastaneye yatış olmadan yapılan bir ziyareti de anlatabilecek went to a hospital ifadesinden daha güçlü ve kesindir.
Alıştırma
Dersin resmî raporlama ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The reaction was so severe that it ____.
Cevabı göster
required hospitalization
A cup of black coffee has fewer than 5 calories, Dilbilgisi
2:21Bir fincan sade kahve 5 kaloriden az içerir,
Sayılabilen miktarlarda fewer than
“Fewer than”, “sayısı ... değerinin altında” anlamına gelir ve burada ayrı birimleri sayan bir sayıdan önce kullanılmıştır. Bu cümlede calories sayılabilen birimler olarak ele alındığı için kalori sayısı beşin altındadır. Başka durumlara aktarılabilen yapı fewer than + sayı + sayılabilen çoğul isim biçimindedir; fewer than three attempts buna bir örnektir.
Alıştırma
Sayılabilen çoğul bir isim için kullanılan iki sözcüklü karşılaştırmayla özenli resmî İngilizce cümleyi tamamlayın: The box contains ____ ten cookies.
Cevabı göster
fewer than
but the high sugar content of energy drinks
2:24ancak enerji içeceklerinin yüksek şeker içeriği nedeniyle
at least two cans of energy drinks daily for a decade
2:40on yıl boyunca her gün en az iki kutu enerji içeceği tüketmişti.
with no prior significant health issues, Kelime
2:43Daha önce ciddi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen
with no prior significant health issues: öncesinde önemli sağlık sorunları olmadan
“With no prior significant health issues”, tıbbi geçmiş bilgisini kısa ve resmî biçimde ekler. With bu bilgiyi tarif edilen kişiye bağlar; no isim öbeğini olumsuz yapar; prior sorunları daha sonraki olayın öncesine yerleştirir; significant ise tıbben önemli anlamına gelir. Bu ifade kişinin tamamen sağlıklı olduğunu garanti etmez. Anlatıda daha önce bilinen veya konuyla ilgili olan önemli bir sağlık sorunu bulunmadığını belirtir.
Alıştırma
Bir vaka raporunda 'with no prior significant health issues' en doğru olarak ne anlama gelir?
- Olaydan önce bilinen önemli bir sağlık sorunu yoktu.
- Kişi hayatında hiçbir tür belirti veya hastalık yaşamamıştı.
- Sağlık sorunları olaydan sonra önemsiz hâle geldi.
Cevabı göster
Olaydan önce bilinen önemli bir sağlık sorunu yoktu.
he had a seizure and fell into a 3-day coma. Kalıp ifadeler
2:45nöbet geçirdi ve üç gün süren bir komaya girdi.
fell into a 3-day coma: komaya girmek
fall into a coma ifadesindeki fall into bir durum değişimini anlatır: kişi komaya girmiştir. Bu, kişinin mutlaka fiziksel olarak düştüğü anlamına gelmez. Tireli 3-day ifadesi coma sözcüğünü niteler ve süresini açıklar: koma üç gün sürmüştür. Yeniden kullanılabilir kalıp fall into a coma, bunun basit geçmiş zaman biçimi ise fell into a coma şeklindedir.
Alıştırma
fall into a coma ifadesini basit geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After the crash, he ____.
Cevabı göster
fell into a coma
to chronic sleep deprivation and overconsumption of caffeine. Kelime
2:50kronik uyku yoksunluğuna ve aşırı kafein tüketimine bağladılar.
attributed this to içindeki attribute A to B
Attribute A to B, A'yı B'nin sonucu olarak açıklamak veya B'yi A'nın nedeni olarak görmek demektir. attributed this to ifadesinde this, A'yı, yani nöbet ile komayı; chronic sleep deprivation and overconsumption of caffeine ise B'yi, yani öne sürülen nedenleri temsil eder. Sıralama önemlidir: analizi yapan kişi sonuç A'yı neden B'ye attribute eder. Edilgen biçim A is attributed to B şeklindedir.
Alıştırma
attribute A to B yapısını basit geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The investigators ____ faulty wiring.
Cevabı göster
attributed the fire to
“chronic sleep deprivation”: uzun süreli uyku yoksunluğu
Sleep deprivation, yeterince uyumamak anlamına gelir. Chronic, bu durumu uzun süre devam eden veya tekrarlanan bir hâle getirir; dolayısıyla ifade, tek bir gecelik az uykudan ziyade süregelen bir örüntüyü adlandırır. Bu cümlede, doktorların nedenlerden biri olarak değerlendirdiği bir durumu adlandıran tıbbi üslupta bir isim öbeğidir. Chronic, süreyi ve devamlılığı anlatır; yalnızca ciddi anlamına gelmez.
Alıştırma
Raporu uzun süreli uyku eksikliğini belirten tam terimle tamamlayın: Months of overnight shifts left many workers with ____.
Cevabı göster
chronic sleep deprivation
“relatively safe”: sınırlandırılmış bir güvenlik değerlendirmesi
Relatively safe, sınırlandırılmış bir güvenlik değerlendirmesidir. Relatively, güvenlik düzeyini ilgili bir alternatif veya ölçütle karşılaştırır ve safe sözcüğünün mutlak şekilde anlaşılmasını önler: bir şey relatively safe olabilir ama yine de belirli bir risk taşıyabilir. Burada değerlendirme ayrıca for infrequent consumption ifadesiyle sınırlandırılmıştır. Konuşan kişi enerji içeceklerinin her miktarda veya her tüketim biçiminde güvenli olduğunu söylemez. Genel olarak relatively + sıfat, karşılaştırmaya dayalı ve mutlak olmayan bir değerlendirme sunar.
Alıştırma
Bu cümlede relatively safe ne anlatıyor? The medicine is relatively safe when used as directed.
- Belirtildiği şekilde kullanıldığında bile güvenli değildir.
- Her durumda tamamen risksizdir.
- Belirtilen koşul altında oldukça güvenli kabul edilir, ancak bir miktar risk kalabilir.
Cevabı göster
Belirtilen koşul altında oldukça güvenli kabul edilir, ancak bir miktar risk kalabilir.
But you may not want to drink them on a regular basis. Kalıp ifadeler
2:58Ama bunları düzenli tüketmek iyi bir fikir olmayabilir.
on a regular basis: düzenli olarak
On a regular basis, “düzenli olarak” anlamına gelen bir sıklık ifadesidir: Bir şey, rutinin parçası olarak tekrar tekrar veya yerleşmiş bir düzene göre gerçekleşir. Burada bu içeceklerin ne sıklıkta içilebileceğini belirtir; dolayısıyla verilen tavsiye, bunları içmeyi normal bir alışkanlık hâline getirmemektir. Fiil + nesne + on a regular basis yapısında bu ifade sıklık bildiren bir zarf tümleci görevi görür. Basis, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; tek başına kullanıldığındaki “temel” anlamını burada taşımaz.
Alıştırma
Cümleyi öğrendiğiniz sıklık ifadesiyle tamamlayın: The clinic checks its emergency equipment ____.
Cevabı göster
on a regular basis
and thank you to Sara from Domestic Geek
3:03ve Domestic Geek'ten Sara'ya teşekkür etmek istiyoruz,
send a huge shout out: herkese açık büyük bir takdir sunmak
Send a huge shout out, birine coşkulu bir teşekkür, övgü veya takdiri herkese açık biçimde sunmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşanlar, bölümü seslendiren Sara’nın katkısını belirgin biçimde takdir ediyor; gerçek anlamda bağırmak söz konusu değildir. Dil bilgisi açısından a huge shout out, send fiilinden sonra gelen isim öbeğidir; to Sara ise takdiri alan kişiyi belirtir. Düzenlenmiş yazılarda bu sayılabilen isim genellikle shout-out biçiminde kısa çizgiyle yazılır, ancak altyazılarda ve gayriresmî çevrim içi metinlerde kısa çizgisiz shout out da yaygındır.
Alıştırma
Örnekte send a huge shout out ne anlama geliyor?
- Sara’dan başka bir bölümü seslendirmesini istemek
- Sara’ya herkese açık biçimde coşkulu teşekkür ve takdir sunmak
- Sara’ya özel mesaj göndermek
- Sara’nın adını mümkün olduğunca yüksek sesle bağırmak
Cevabı göster
Sara’ya herkese açık biçimde coşkulu teşekkür ve takdir sunmak
check it out: gidip görmek veya incelemek
Burada check it out, “önerilen şeyi gidip görmek, incelemek veya dinlemek” anlamına gelir. it zamiri Sara'nın kanalını ifade eder; yani konuşmacı izleyicilere bu kanalı ziyaret etmelerini önerir. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda zamir check ile out arasına gelmelidir: check it out veya check them out denir; check out it denmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi “gidip görmek veya incelemek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The library opened a new makerspace. You should ____ after school.
Cevabı göster
check it out
If you don't already know, dinleyiciye yönelik bir giriş ifadesi olarak
Bu cümlede If you don't already know, bazı dinleyicilerin daha önce duymuş olabileceği bir duyuruyu sunmaya hazırlayan giriş ifadesidir. Dinleyicilerin arka plan bilgilerinin farklı olabileceğini kabul eder ve konuşmacının podcast haberini herkes için yeniymiş gibi göstermeden aktarmasını sağlar. Bir if yan cümlesi biçiminde olsa da dinleyicilerin cevaplaması veya yerine getirmesi gereken gerçek bir koşul değildir. Ana ifade her iki durumda da doğru kalır; bu söz öbeği bilgiyi düzenler ve dikkati ardından gelen içeriğe yöneltir.
Alıştırma
Bu cümlede giriş ifadesinin işlevi nedir? “If you don't already know, the school concert starts at six.”
- Dinleyiciden saati bilip bilmediğini söylemesini ister.
- Bazı dinleyicilerin zaten biliyor olabileceği bir bilgiyi tanıtır.
- Konserin başlama saatini dinleyicinin bilgisine bağlı hâle getirir.
Cevabı göster
Bazı dinleyicilerin zaten biliyor olabileceği bir bilgiyi tanıtır.
Kesin bir hatırlatma için Make sure + yan cümle
Make sure, dinleyicinin unutmaması gereken eylemi tanıtır: you subscribe to it. Basit bir emre kontrol veya teyit anlamı ekleyerek dinleyiciden eylemin gerçekleşmesini sağlamasını ister. Yeniden kullanılabilen yapı make sure + özne + fiildir. Burada you, subscribe fiilinin öznesidir; make sure kelimesi kelimesine kesinlik yaratmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hatırlatmayı öğrendiğin Make sure + yan cümle yapısıyla tamamla: ____ you save your work before closing the app.
Cevabı göster
Make sure
Herhangi bir yer veya platform için wherever
Wherever, yer veya platform konusunda serbest seçim bildiren bir yan cümleyi başlatır. Burada wherever you get your podcasts, belirli bir fiziksel yer değil, dinleyicinin podcast için kullandığı herhangi bir uygulama veya hizmet anlamına gelir. wherever + özne + fiil yapısı, bütün olasılıkları tek tek saymadan bir önerinin seçilen yer veya platform ne olursa olsun geçerli olmasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi “herhangi bir platformda” anlamına gelen sözcükle tamamla: You can find the show ____ you get your podcasts.
Cevabı göster
wherever
and then we splice in all the interesting information Öbek fiiller
3:21sonra da tüm ilginç bilgileri
splice in: içeriği mevcut bir sıraya eklemek
Bu cümlede splice in, hikâyelerin ve tartışmaların akışına bilgi ve bilim içeriği eklemek anlamına gelir. Kurgu alanından bir benzetme kullanır: bir yapımcı yeni bir bölümü mevcut malzemeye ekleyebilir. Nesne all the interesting information and science ifadesidir. Throughout, bu içeriğin yalnızca bir kez eklenmediğini, programın geneline dağıtıldığını gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, malzemeyi mevcut bir sıra veya yapının parçası olacak biçimde eklemektir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki ‘mevcut bir sıraya eklemek’ anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The producer decided to ____ a short interview between the two reports.
Cevabı göster
splice in
We've almost broken up many times Öbek fiiller
3:24Birçok kez yollarımızı ayırmanın eşiğine geldik,
because we choose subjects that we disagree on. Kalıp ifadeler
3:26çünkü anlaşamadığımız konuları seçiyoruz.
broken up: yakın bir ilişkiyi veya ortaklığı bitirmenin eşiğine gelmek
Burada have almost broken up, iki kişinin tekrarlanan anlaşmazlıklar yüzünden yakın ilişkilerini veya iş ortaklıklarını bitirmeye çok yaklaşmaları anlamına gelir. Cümle bu bağın romantik, mesleki ya da ikisi birden olduğunu belirtmez; buna daha geniş bağlam karar vermelidir. Break up burada geçişsizdir: we öznesi, ilişkisi sona erebilecek olan ikiliyi gösterir. Have sonrasında broken geçmiş zaman ortacı gerekir; almost ise sonun gerçekleşmeye yaklaştığını ama gerçekleşmediğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki öbek fiilin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: Because of creative disagreements, the band has almost ____ several times.
Cevabı göster
broken up
disagree on + bir konu
disagree on a subject yapısında on, insanların farklı görüşlere sahip olduğu konuyu belirtir. Burada subjects, that we disagree on ilgi cümleciğinin içinde on edatının anlamca nesnesidir; bu nedenle sondaki on gereksiz değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp people disagree on + konu, soru veya plan şeklindedir: kişiler aynı konuyu tartışır ancak o konuda farklı görüşlere sahiptir.
Alıştırma
Hangi cümle iki iş arkadaşının uzaktan çalışma politikası hakkında farklı görüşlere sahip olduğu anlamına gelir?
- They disagree on the remote-work policy.
- They disagree to the remote-work policy.
- They disagree with the remote-work policy.
Cevabı göster
They disagree on the remote-work policy.
Cümle sonundaki though
Cümle sonundaki though, ana ifadeden sonra hafif bir karşıtlık ekler. We disagree on a lot, though, az önce söylenenlere rağmen birçok konuda anlaşmazlık yaşanmasının hâlâ karşıt bir gerçek olduğunu belirtir. Bu konumda though, yan cümlecik başlatan bir bağlaç olarak değil, sonradan eklenen bir karşıtlık sözcüğü olarak işlev görür. Sona yerleştirilmesi karşıtlığın konuşma diline özgü ve çoğu zaman daha yumuşak duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi seçenekte though, cümle sonunda konuşma diline özgü ve sonradan eklenen bir karşıtlık olarak kullanılmıştır?
- The café is though expensive, and the coffee is excellent.
- Though the café is expensive, the coffee is excellent.
- The café is expensive. The coffee is excellent, though.
Cevabı göster
The café is expensive. The coffee is excellent, though.
To the core, we are very different people. Deyimler
3:30En temelde, birbirimizden çok farklı insanlarız.
To the core: temel doğadaki bir fark
Burada To the core, cümlenin başına yerleştirilmiş bir zarf öbeğidir ve “en temel doğamız bakımından” ya da “temelden” anlamına gelir. very different ifadesini güçlendirir: fark yüzeysel değildir ve tek bir tercihle sınırlı değildir. Bu ifade bir deyimdir. core burada fiziksel bir merkezi değil, bir kişi ya da şeyin en derin ve onu tanımlayan bölümünü çağrıştırır. Genellikle different to the core örneğindeki gibi güçlendirdiği unsurdan sonra gelir; başa alınması düşünceye ek vurgu katar.
Alıştırma
“To the core, we are very different people.” cümlesindeki To the core ne anlama gelir?
- Karın bölgesi egzersizleri yaptıktan sonra
- Temel doğamız bakımından
- Bir yerin fiziksel merkezinde
- Yalnızca küçük bir alışkanlıkta
Cevabı göster
Temel doğamız bakımından
And if you want to find out about when we almost broke up,
3:33Ve neredeyse yollarımızı ayırdığımız zamanı merak ediyorsanız,