Ya Sadece Enerji İçeceği İçseydin?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
629 kelime 180 kel/dk

Video özeti: Video, enerji içecekleriyle diğer içeceklerin şeker ve kafein miktarlarını karşılaştırıyor ve düzenli tüketimin risklerini tıbbi verilerle açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Mecazi fuel your late night study session ifadesi fuel sözcüğünü bir etkinliğe enerji veya itici güç verme anlamında kullanır ve yoğun ders ya da işi doğal biçimde anlatmaya yardım eder. 2. it is estimated that dil bilgisi kalıbı kaynağı adlandırmadan tahmin sunar ve temkinli, resmî raporları tanıyıp istatistik aktarmaya yardım eder. 3. attributed this to eşdizimi gözlenen sonucu önerilen nedenlere bağlar ve kanıta dayalı açıklamalarda attribute A to B yapısını doğru kullanmaya yardım eder.

Bu derste

Whether it's to fuel your late night study session Deyimler

0:00

İster gece geç saatlere kadar ders çalışırken enerji toplamak için

Deyimler

fuel your late night study session: mecaz anlamlı fuel fiili

Burada fuel mecaz anlamda kullanılan bir fiildir. Bir makineye benzin veya başka bir yakıt koymak değil, bir şeyin sürmesi için gereken enerjiyi sağlamak anlamına gelir. fuel your late night study session ifadesinde fuel fiilinden hemen sonra enerji sağladığı etkinlik gelir. Bu kalıp fuel + etkinlik veya süreç biçiminde başka durumlara aktarılabilir.

Alıştırma

Etkinliğe enerji sağlamak için derste kullanılan fiille cümleyi tamamlayın: A balanced snack can ____ your after-school practice.

Cevabı göster

fuel

or trying to stay alert on the job, Kalıp ifadeler

0:02

ister iş başında uyanık kalmak için olsun,

Kalıp ifadeler

stay alert: dikkatli ve hazır durumda kalmak

Stay alert, stay + sıfat yapısını kullanır. Stay bir durumda kalmaya devam etmek, alert ise uyanık, dikkatli ve bir şeyi fark etmeye ya da tepki vermeye hazır olmak anlamına gelir. Bu cümlede ifade, bir şeyi tek bir anda fark etmeyi değil, çalışırken bu durumu sürdürmeyi anlatır.

Alıştırma

Bir sürücü uykuya dalmamıştır ancak dikkatli ve tepki vermeye hazır kalması gerekir. Bu tavsiyeyi en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. You need to stay alert.
  2. You need to stay awake.
  3. You need to pay attention to the map.
Cevabı göster

You need to stay alert.

energy drinks are very popular

0:04

enerji içecekleri oldukça popüler;

with 76% of young adults consuming them. Dilbilgisi

0:06

genç yetişkinlerin %76'sı bunları tüketiyor.

Dilbilgisi

with 76% of young adults consuming them: with + ad öbeği + -ing yapısı

“with 76% of young adults consuming them” ifadesi, ana önermeye ek bir durum katmak için with + ad öbeği + -ing ortaç yapısını kullanır. Burada “76% of young adults”, “consuming” eylemini gerçekleştiren öznedir; “them” ise energy drinks ifadesine gönderme yapar. Bu ifade ikinci bir tam cümle kurmak yerine içeceklerin ne kadar popüler olduğuna dair istatistiksel kanıtı kısa biçimde verir. Bu yapı, ana cümleden sonra eş zamanlı bir olguyu veya arka plan koşulunu eklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Parantez içindeki sözcükleri ve with + ad + -ing yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The library stayed busy, ____. (many students / study / there)

Cevabı göster

with many students studying there

But what would happen if you only drank energy drinks? Dilbilgisi

0:10

Peki yalnızca enerji içeceği içseydiniz ne olurdu?

Dilbilgisi

what would happen if ... drank: varsayımsal bir sonucu sorma

“What would happen if ...?” bir koşulun hayali sonucunu sorar. Sonuç bölümü would + fiilin yalın hâlini kullanırken if yan cümlesi “if you only drank energy drinks” örneğindeki gibi simple past kullanır. Burada “drank”, içme eylemini geçmiş zamana yerleştirmez. Geçmiş biçimi varsayımsal bir mesafe yaratır ve durumu şimdiki ya da gelecek zamana ait gerçek dışı, hayali veya düşük olasılıklı bir durum olarak sunar.

Alıştırma

Happen ve drink fiillerinin doğru biçimlerini kullanarak varsayımsal soruyu tamamlayın: What ____ if you ____ coffee all day?

Cevabı göster

would happen · drank

One sip and the feel-good effect is almost immediate. Notlar

0:13

Tek bir yudumla kendinizi iyi hissettiren etki neredeyse anında başlar.

Dilbilgisi

One sip and ...: tetikleyicinin ardından gelen sonuç

“Kısa bir isim öbeği + and + tam bir cümlecik” kalıbı, bir koşulu ve sonucunu sıkıştırarak anlatabilir. Burada “One sip”, “If you take one sip” ifadesinin yerini tutar; and sonrasındaki cümlecik de sonucu verir. Bu nedenle and, eş değer iki ögeyi bağlamaktan fazlasını yapar: ikinci olayın birinciden doğduğunu ve genellikle hızlı ya da öngörülebilir biçimde gerçekleştiğini gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp “Küçük bir eylem, and, ardından bir sonuç” şeklindedir.

Alıştırma

“One sip and the feel-good effect is almost immediate.” cümlesinde and nasıl bir ilişki anlatıyor?

  1. Önce etki gerçekleşiyor ve yudum alma eylemine neden oluyor.
  2. Tek bir yudum, anlık etkiyi tetikleyen unsur olarak sunuluyor.
  3. Yudum ve etki, bir listedeki birbiriyle ilgisiz iki ögedir.
Cevabı göster

Tek bir yudum, anlık etkiyi tetikleyen unsur olarak sunuluyor.

Kelime

feel-good: olumlu duygular yaratan şeyleri anlatan bir sıfat

Feel-good, “insanları mutlu, umutlu veya olumlu hissettiren” anlamına gelen, resmî olmayan bileşik bir sıfattır. Bu cümlede effect sözcüğünü niteler ve etkinin oluşturduğu hoş duyguyu anlatır. Bu ifade, etkinin kendisinin duyguları olduğu anlamına gelmez. Kısa çizgi, feel ve good sözcüklerinin “a feel-good story” örneğindeki gibi bir ismin önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede feel-good, “olumlu bir duygu yaratması muhtemel” anlamında bileşik sıfat olarak kullanılmıştır?

  1. The documentary ends with a feel-good reunion.
  2. I feel good after a full night's sleep.
  3. The blanket feels good against my skin.
Cevabı göster

The documentary ends with a feel-good reunion.

When the sugar molecules hit your taste buds, Kelime

0:16

Şeker molekülleri tat tomurcuklarınıza ulaştığında,

it triggers your brain to release dopamine, Dilbilgisi

0:18

bu, beyninizin dopamin salgılamasını tetikler;

Kelime

hit your taste buds: hit sözcüğünün ‘ulaşıp temas etmek’ anlamı

Burada hit, ulaşıp temas etmek anlamına gelir. Şeker molekülleri tat tomurcuklarıyla temas eder; güçlü bir darbe söz konusu değildir. Bu kullanımda hit, ışığın gözlere veya soğuk havanın yüze gelmesi gibi bir şeyin vücudun bir bölümüne, yüzeye ya da duyu organına ulaştığı anı anlatabilir.

Alıştırma

A sudden beam of sunlight hit her eyes cümlesinde hit ne anlama gelir?

  1. Gözlerine ulaşıp temas etti.
  2. Gözlerine fiziksel güçle vurdu.
  3. Birdenbire bir şeyi hatırlamasına neden oldu.
Cevabı göster

Gözlerine ulaşıp temas etti.

Dilbilgisi

triggers your brain to release: trigger + nesne + to-infinitive

Burada trigger, bir tepkinin başlamasına neden olmak anlamında kullanılan bir fiildir. Özne olan it, önceki olaya, yani şeker moleküllerinin tat tomurcuklarıyla temas etmesine gönderme yapar. Yapı trigger + nesne + to-infinitive şeklindedir. Your brain nesnedir ve to release dopamine sonuçta gerçekleşen eylemi belirtir. Bu yapıyı açık bir neden-sonuç zincirini anlatmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi trigger fiilinin geniş zaman biçimi ve mastar işaretiyle tamamlayın: Smoke ____ the alarm ____ sound.

Cevabı göster

triggers · to

the hormone responsible for feelings of happiness and well-being. Kalıp ifadeler

0:20

dopamin, mutluluk ve esenlik duygularından sorumlu hormondur.

Kalıp ifadeler

Responsible for: neden veya görev belirtmek

Bu cümlede responsible for, “neden olmak” veya “ortaya çıkarmak” anlamındadır. Hormonun mutluluk ve iyi olma hisleriyle bağlantılı olduğunu anlatır; hormona bir insan gibi “sorumluluk sahibi” denmiyor. be responsible for + isim veya -ing biçimi bir görevi de belirtebilir: Maya is responsible for locking the door. İfadenin neden mi yoksa görev mi anlattığını bağlam gösterir.

Alıştırma

“A faulty cable was responsible for the outage,” cümlesinde responsible for ne anlama gelir?

  1. Elektrik kesintisine neden oldu.
  2. Elektrik kesintisini giderdi.
  3. Elektrik kesintisi sırasında dikkatliydi.
Cevabı göster

Elektrik kesintisine neden oldu.

This makes sense considering the sugar content of one can Anlatım akışı

0:24

Bir kutudaki şeker miktarı düşünüldüğünde bu gayet mantıklı;

ranges from 2 teaspoons to a whopping 14 teaspoons per serving, Notlar

0:27

bu miktar, porsiyon başına 2 çay kaşığından tam 14 çay kaşığına kadar değişiyor,

Dilbilgisi

Bir aralığın uç noktalarını gösteren range from A to B

range from A to B kalıbı, sayısal veya durumsal bir aralığın iki uç noktasını verir. Bu cümlede 2 teaspoons başlangıç noktası, 14 teaspoons ise bitiş noktasıdır; olası miktarlar bu aralığın herhangi bir yerinde olabilir. from ve to eşleşen bir çifttir: from A'yı, to ise B'yi tanıtır. Her iki parçayı da korumak, aralığın yönünü ve sınırlarını açıkça gösterir.

Alıştırma

Vurgulanan iki parçalı aralık kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Delivery times ____ two days ____ three weeks, depending on the destination.

Cevabı göster

range from · to

Kelime

Şaşırtıcı derecede büyük bir miktar için a whopping + sayı

a whopping 14 teaspoons ifadesinde a whopping, bir sayının hemen önüne gelen gayriresmî bir pekiştiricidir. Hem miktarı hem de konuşanın bu miktarı şaşırtıcı derecede büyük bulduğunu dinleyiciye aktarır. Bu kullanımda whopping, vurmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp a whopping + sayı veya miktar şeklindedir ve çoğu zaman bir istatistiği çarpıcı ya da etkileyici göstermek için kullanılır.

Alıştırma

Şaşırtıcı derecede büyük bir sayıyı anlatan vurgulanmış gayriresmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The tiny leak caused a repair bill of ____ $8,000.

Cevabı göster

a whopping

depending on the brand. Kalıp ifadeler

0:32

tabii markaya bağlı olarak.

Anlatım akışı

Makes sense considering: bir yargıyı dayanakla bağlamak

X makes sense considering Y kalıbı, Y hesaba katıldığında X’in anlaşılır olduğunu söyler. Buradaki This daha önce belirtilen etkiye gönderme yapar; şeker miktarları da bu etkinin neden şaşırtıcı olmadığını gösteren dayanağı sağlar. Considering önceki yargıyı destekleyen gerçeği tanıtır. Bu kalıpta “üzerinde düşünüyor” değil, “göz önüne alındığında” veya “hesaba katıldığında” anlamındadır. Ardından bir isim öbeği ya da yan cümle gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç kelimelik bağlayıcı ifadeyle tamamlayın: The long wait ____ the road closure.

Cevabı göster

makes sense considering

Kalıp ifadeler

Depending on: sonucu değiştiren bir etken eklemek

Depending on, sonucu değiştirebilecek etkeni belirtir. Burada verilen miktar her marka için aynı değildir; aralıkta hangi noktada olacağını marka belirler. Cümlenin sonunda kullanılan depending on the brand, bir koşul ekleyen tamamlayıcı bir ifadedir. Tam bir fiil cümleciği değildir; tam cümlecik It depends on the brand olurdu.

Alıştırma

Cümleyi, sonucu değiştirebilecek etkeni belirten iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The picnic will be indoors or outdoors, ____ the weather.

Cevabı göster

depending on

Within 10 minutes,

0:34

10 dakika içinde,

both your heart rate and blood pressure increase Dilbilgisi

0:34

hem kalp atış hızınız hem de kan basıncınız yükselir;

Dilbilgisi

Both your heart rate and blood pressure: both A and B yapısı

Both A and B, birbirine paralel iki ögeyi bağlar ve aynı ifadenin her ikisi için de geçerli olduğunu belirtir. Bu cümlede increase yalnızca en yakın isme değil, hem heart rate hem de blood pressure ögelerine uygulanır. Bağlanan iki isim birleşik özne oluşturduğu için fiil çoğul yapıdadır: both your heart rate and blood pressure increase. A ve B aynı dil bilgisi biçiminde olmalıdır.

Alıştırma

İki yerin de dâhil olduğunu gösteren eşleşmiş sözcüklerle cümleyi tamamlayın: ____ the museum ____ the garden are free today.

Cevabı göster

Both · and

in response to adrenaline release Kalıp ifadeler

0:36

bu, adrenalin salgılanmasına verilen bir tepkidir

Kalıp ifadeler

in response to: bir tepkiyi belirtmek

In response to, bir değişimin veya eylemin tepki verdiği tetikleyiciyi belirtir. Bu cümlede adrenalin salınımı uyarıcıdır; kalp atış hızı ile kan basıncındaki artış ise vücudun tepkisidir. Bu ifade yalnızca zaman sırasını değil, bir tepki ilişkisini anlatır: X happens in response to Y, Y’nin X’i harekete geçirdiği veya ortaya çıkardığı anlamına gelir. Tepki bilinçli, otomatik ya da kurumsal olabilir.

Alıştırma

Politika değişikliğinin şikâyetlere verilen bir tepki olduğunu gösteren ifadeyi seçin: The school changed its pickup policy ____ repeated parent complaints.

  1. during
  2. after
  3. in response to
Cevabı göster

in response to

caused by the introduction of caffeine into your body. Dilbilgisi

0:38

ve adrenalin, vücudunuza kafein girmesiyle salgılanır.

Dilbilgisi

caused by: kısaltılmış edilgen niteleyici

Caused by, adrenaline release ifadesinden sonra kullanılan kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir. Adrenaline release that is caused by the introduction of caffeine into your body biçiminde açılabilir; böylece salınıma neyin yol açtığını belirtir. Niteleyici adrenaline release isim öbeğinden sonra geldiği için bu öbeğe bağlanır; blood pressure ifadesine veya tüm sıralamaya bağlanmaz. Yeniden kullanılabilir kalıp isim + geçmiş zaman ortacı + by + neden biçimindedir: isim etkilenen sonucu, by öbeği ise nedenini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi nedeni belirten iki sözcüklü kısaltılmış edilgen niteleyiciyle tamamlayın: The flight delay ____ heavy fog lasted three hours.

Cevabı göster

caused by

How much caffeine?

0:41

Ne kadar kafeinden mi bahsediyoruz?

As high as 242 mg per serving. Kalıp ifadeler

0:42

Porsiyon başına 242 mg'a kadar çıkabiliyor.

Kalıp ifadeler

As high as + bir sayı

Bu cümlede as high as, dikkat çekici derecede yüksek olarak sunulan bir üst değeri belirtir: kafein miktarı porsiyon başına 242 mg'a ulaşabilir. Her porsiyonda tam olarak 242 mg bulunduğu anlamına gelmez. as high as + sayı yapısı; olası bir seviyenin, miktarın, oranın, fiyatın veya ölçümün şaşırtıcı derecede yüksek olduğunu vurgulamak için sıkça kullanılır. Buradaki high, fiziksel yükseklik değil, sayısal seviye anlamındadır. Bu, sıradan eşitlik karşılaştırması olan as + sıfat + as + karşılaştırma hedefi yapısı değildir. Burada sayı, uç değeri gösterir.

Alıştırma

Dikkat çekici derecede yüksek olası bir üst sınırı belirten vurgulu ifadeyle cümleyi tamamlayın: During peak season, a room can cost ____ $500 a night.

Cevabı göster

as high as

To compare,

0:45

Karşılaştırmak gerekirse,

a serving of brewed coffee contains 95 to 165 mg of caffeine,

0:46

bir porsiyon demlenmiş kahvede 95 ila 165 mg kafein bulunur,

brewed black tea contains 25 to 38 mg,

0:51

demlenmiş siyah çayda 25 ila 38 mg,

and a bottle of Coke contains 34 mg of caffeine.

0:55

bir şişe Coca-Cola'da ise 34 mg kafein vardır.

But Unlike soda, coffee, and tea, Dilbilgisi

0:58

Ancak gazlı içeceklerden, kahveden ve çaydan farklı olarak,

energy drinks add in guarana extract. Öbek fiiller

1:00

enerji içeceklerine guarana özütü eklenir.

Dilbilgisi

Unlike + isim öbeği

Unlike soda, coffee, and tea, cümlenin başına getirilmiş bir edat öbeğidir. Önce bu içecekleri karşılaştırma grubu olarak belirler, ardından ana cümle enerji içeceklerinin nasıl farklı olduğunu açıklar: guarana özü eklerler. Yeniden kullanılabilen kalıp Unlike + isim öbeği, ana cümle biçimindedir. Burada unlike, aksine veya farklı olarak anlamındadır; dislike fiili değildir. Başlangıçtaki öbek, önce karşıtlığı duyurarak cümledeki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Hangi cümlede Unlike, bir karşılaştırma başlatan edat olarak doğru kullanılmıştır?

  1. Unlike my old phone lasts only two hours, this one lasts all day.
  2. I unlike my old phone because it is slow.
  3. Unlike my old phone, this one lasts all day.
Cevabı göster

Unlike my old phone, this one lasts all day.

Öbek fiiller

add in guarana extract: formüle bir malzeme katmak

Burada add in, “bir malzemeyi mevcut bir karışıma veya formüle koyarak onun bir parçası hâline getirmek” anlamına gelir. Cümle, guarana extract ifadesini yalnızca miktardaki bir artış olarak değil, enerji içeceklerine katılan bir bileşen olarak sunar. Kalıp add in + malzeme şeklindedir; örneğin add in the herbs. Buradaki guarana extract gibi nesne, öbek fiilin tamamından sonra gelebilir. add in ayrılabilen bir öbek fiil olduğu için zamir normalde fiille ilgeç arasına gelir: add it in.

Alıştırma

“Karışıma katmak” anlamına gelen bu nottaki öbek fiille yönergeyi tamamlayın: Once the soup is hot, ____ the cooked rice.

Cevabı göster

add in

The guarana plant, which is native to South America, Kalıp ifadeler

1:03

Güney Amerika'ya özgü guarana bitkisi,

Kalıp ifadeler

native to: doğal olarak bir yerde köken almak

be native to + yer yapısında native to, “doğal olarak o yerde ortaya çıkmak veya köken almak” anlamına gelir. Buradaki ilgi cümleciği, Güney Amerika’nın guarana bitkisinin doğal köken bölgesi olduğunu söyler. Bu ifade bitkileri, hayvanları, türleri, dilleri ve gelenekleri anlatabilir. Bir şeyin yalnızca şu anda nerede bulunduğunu değil, kökenini belirtir ve sabit ilgeç to sözcüğüdür.

Alıştırma

Cümleyi “doğal olarak köken almak” anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: Kangaroos are ____ Australia.

Cevabı göster

native to

produces seeds which are about the same size as a coffee bean Dilbilgisi

1:06

yaklaşık bir kahve çekirdeği büyüklüğünde tohumlar üretir

Dilbilgisi

the same size as: eşit bir özelliği karşılaştırmak

the same + isim + as + karşılaştırma hedefi kalıbı, iki şeyin belirtilen özellik bakımından aynı olduğunu ifade eder. the same size as a coffee bean ifadesinde size özellik adıdır, a coffee bean ise karşılaştırma hedefidir. Önündeki about, eşitliğin tam değil yaklaşık olduğunu gösterir. Bu kalıp age, price ve length gibi isimlerle de kullanılabilir. the same + isim yapısından sonra than değil as kullanılır; than, larger than gibi eşit olmayan karşılaştırmalarda yer alır.

Alıştırma

Fiziksel boyutların aynı olduğunu ifade etmek için the same + noun + as kalıbıyla tamamlayın: This battery is ____ the one in my camera.

Cevabı göster

the same size as

but yield twice the caffeine content. Dilbilgisi

1:09

ama bu tohumlar iki kat daha fazla kafein içerir.

Dilbilgisi

twice the caffeine content: toplam miktarın iki kat olduğunu belirtmek

twice + isim öbeği kalıbı, belirtilen miktarın referans miktarın iki katı olduğunu ifade eder. Burada twice the caffeine content, önceki karşılaştırmadan anlaşılan kahve çekirdeğinin kafein miktarının %200'ü demektir. Bu yapı eklenen miktarı değil, toplam miktarı belirtir. Referans 80 mg ise twice the caffeine content 160 mg, yani %100 artış demektir. %200 artış ise 240 mg'a, başka bir deyişle ilk miktarın üç katına ulaşır.

Alıştırma

Şunu okuyun: A regular drink contains 80 mg of caffeine. A new drink has twice the caffeine content. Yeni içecek ne kadar kafein içerir?

  1. 240 mg
  2. 160 mg
  3. 80 mg
Cevabı göster

160 mg

Spread out over a day, Dilbilgisi

1:11

Gün içine yayılarak tüketildiğinde,

400 mg of caffeine appears to be safe. Ton ve niyet

1:12

400 mg kafein güvenli görünüyor.

Dilbilgisi

Kısaltılmış koşul olarak Spread out over a day

Spread out over a day kısaltılmış bir koşuldur. “400 mg kafein günün farklı saatlerinde daha küçük miktarlarda tüketilirse” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı spread, toplam miktarın nasıl dağıtıldığını açıklar. Cümlenin başındaki bu ifade, ardından gelen sonucun geçerli olduğu koşulu sınırlar. Kafeinin fiziksel olarak bir yüzeye yayılması anlamına gelmez ve 400 mg'ın tamamını bir kerede almanın güvenli olduğunu söylemez.

Alıştırma

Kısaltılmış koşulu tamamlamak için spread out ifadesinin doğru biçimini kullanın: ____ over three days, the homework feels more manageable.

Cevabı göster

Spread out

Ton ve niyet

Temkinli bir sonuç için appears to be

appears to be safe ifadesinde appears to be, sonucu temkinli hâle getirir. Mevcut kanıtlar güvenli olduğu yönündedir, ancak konuşan kişi bunun tamamen kesin olduğunu ileri sürmez. Burada appear, “bilinenlere göre öyle görünmek” anlamındadır; “görünür olmak” anlamına gelmez. appears to be + sıfat veya isim kalıbı, daha fazla kanıtla değişebilecek ya da belirtilen koşullara bağlı sonuçlar için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümledeki appears to be safe ne anlatıyor?

  1. Kanıtlar güvenli olduğunu düşündürüyor, ancak iddia kesin değil.
  2. Fiziksel görünüşü nedeniyle güvenli görünüyor.
  3. Tamamen güvenli olduğu kanıtlandı.
Cevabı göster

Kanıtlar güvenli olduğunu düşündürüyor, ancak iddia kesin değil.

But having more than 200 mg in a single sitting Kalıp ifadeler

1:15

Ama tek seferde 200 mg'dan fazla tüketmek

can lead to caffeine intoxication. Kalıp ifadeler

1:18

kafein zehirlenmesine yol açabilir.

Kalıp ifadeler

in a single sitting: tek ve kesintisiz bir süreçte

In a single sitting, etkinliği farklı zamanlara bölmeden tek ve kesintisiz bir süreçte yapmak anlamına gelir. Burada kişinin oturma biçimini değil, 200 mg'dan fazla miktarın tek seferde tüketilmesini anlatır. Bu ifade, tek bir süreçte tamamlanan toplam miktarın önemli olduğu yeme, içme, okuma, izleme veya bir işi bitirme durumlarında sıkça kullanılır.

Alıştırma

Tek ve kesintisiz bir süreçte anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: He finished the entire puzzle ____.

Cevabı göster

in a single sitting

Kalıp ifadeler

lead to + isim veya -ing biçimi

Lead to, bir şeyi neden veya katkıda bulunan etken olarak sunar ve sonucunu belirtir. Bu cümlede tek seferde 200 mg'dan fazla tüketmek nedendir; kafein zehirlenmesi ise olası sonuçtur. Lead to yapısındaki to bir edattır; bu nedenle ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: lead to problems; lead to feeling sick.

Alıştırma

Yukarıda öğretilen iki kelimelik neden-sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The road closure could ____ longer travel times.

Cevabı göster

lead to

In 2011,

1:20

2011'de,

it is estimated that nearly 20,000 visits to the emergency room Dilbilgisi

1:21

yaklaşık 20.000 acil servis başvurusunun

in the United States were directly related Kalıp ifadeler

1:25

Amerika Birleşik Devletleri'nde doğrudan

to the effects of energy drink consumption.

1:28

enerji içeceği tüketiminin etkileriyle bağlantılı olduğu tahmin ediliyor.

Dilbilgisi

Raporlama kalıbı it is estimated that

it is estimated that yapısındaki it biçimsel bir öznedir; daha önce geçen bir kişiyi, nesneyi veya olayı göstermez. Edilgen raporlama yapısı, tahmini kimin yaptığını belirtmeden bir tahmini sunar. that ile başlayan yan cümle, tahmin edilen iddiayı içerir. Bu kalıp bilgiyi kanıta dayalı ancak yaklaşık olarak sunar; bu nedenle cümledeki nearly 20,000 ifadesiyle uyumludur.

Alıştırma

Dersteki dört sözcüklü raporlama kalıbıyla resmî tahmini tamamlayın: ____ around 12% of the town's water is lost through leaks each year.

Cevabı göster

It is estimated that

Kalıp ifadeler

Bağlantı ifadesi directly related to

Burada were directly related to, acil servis başvurularını enerji içeceği tüketiminin etkileriyle ilişkilendirir. Related to bir bağlantıyı belirtirken directly bu bağlantıyı uzak veya dolaylı değil, doğrudan olarak sunar. Bu ifade tek başına söz konusu etkenin tek neden olduğunu kanıtlamaz. Kanıta dayalı yazılarda directly related to güçlü bir ilişki iddiası sunabilir, ancak caused by ile aynı değildir.

Alıştırma

Bir rapor yakın bir bağlantı buluyor ancak nedenselliğin kanıtlandığını iddia etmiyor. Hangi cümle bu kesinlik düzeyine en uygundur?

  1. The increase was caused entirely by changes in the schedule.
  2. The increase was unrelated to changes in the schedule.
  3. The increase was directly related to changes in the schedule.
Cevabı göster

The increase was directly related to changes in the schedule.

Most of these visits involve those between the ages of 18 to 25,

1:30

Bu başvuruların çoğunu 18-25 yaş arasındakiler yaparken,

and the second largest age group being 26 to 39 years old.

1:34

ikinci en büyük yaş grubunu 26-39 yaşındakiler oluşturuyordu.

So, if you started subbing your eight glasses of water

1:38

Dolayısıyla, günde içtiğiniz sekiz bardak suyu

for equivalent amounts of energy drinks,

1:40

aynı miktarda enerji içeceğiyle değiştirmeye başlarsanız,

the constant increases in heart rate and blood pressure

1:42

kalp atış hızınız ve kan basıncınızdaki sürekli artışlar

might lead to an increased risk of developing Kalıp ifadeler

1:45

şu rahatsızlıklara yakalanma riskinizi artırabilir:

a bunch of cardiovascular conditions, Kelime

1:47

çeşitli kardiyovasküler hastalıklar;

Kelime

a bunch of: büyük bir miktarı gayriresmî biçimde belirtme

A bunch of, many veya a large number of demenin samimi ve günlük bir yoludur. Bu cümlede teknik konuyu daha konuşma diline yakın hâle getirir. Burada yapı a bunch of + çoğul isim şeklindedir: a bunch of cardiovascular conditions. Bunch, gerçek anlamda birbirine bağlanmış bir demeti anlatmaz.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Resmî bir tıbbi raporda a bunch of cardiovascular conditions genellikle en uygun ifadedir.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

including hypertension or high blood pressure. Kelime

1:50

bunlara hipertansiyon, yani yüksek tansiyon da dahildir.

Kalıp ifadeler

increased risk of developing + bir rahatsızlık

An increased risk of developing a condition, gelecekte o rahatsızlığa yakalanma veya rahatsızlığın ortaya çıkmaya başlama olasılığının daha yüksek olması demektir. Burada develop, «bir hastalığa yakalanmak veya hastalığın ortaya çıkması» anlamındadır; «ürün geliştirmek» anlamında değildir. Yapı an increased risk of + fiilin -ing biçimidir. Hem might lead to hem de risk belirsizlik bildirir: cümle kesinlikle gerçekleşecek bir şeyi değil, olası bir sonucu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi «bir hastalığa yakalanma olasılığının daha yüksek olması» anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Heavy smoking is associated with an ____ lung disease.

Cevabı göster

increased risk of developing

Kelime

hypertension or high blood pressure: resmî tıbbi terim ve gündelik ifade

Hypertension, high blood pressure ifadesinin resmî tıbbi karşılığıdır. Bu cümlede or, gündelik dille yapılmış bir yeniden açıklama getirir; dolayısıyla iki ifade de aynı rahatsızlığı adlandırır. “Teknik terim + or + tanıdık açıklama” kalıbı, konuşanın cümlenin akışını bozmadan uzmanlık terimlerini açıklamasını sağlar.

Alıştırma

“The patient has hypertension, or high blood pressure.” cümlesinde or ne yapar?

  1. Konuşanın hangi rahatsızlığın bulunduğundan emin olmadığını gösterir.
  2. Aynı rahatsızlığın gündelik dildeki adını sunar.
  3. Farklı, ikinci bir rahatsızlık sıralar.
Cevabı göster

Aynı rahatsızlığın gündelik dildeki adını sunar.

An observational study reviewed 7 years of data

1:52

Gözlemsel bir çalışma, yedi yıllık verileri inceledi;

from calls to the Australian Poison Information Center.

1:55

bu veriler Avustralya Zehir Bilgi Merkezi'ne gelen aramalardan alınmıştı.

Of the 297 calls analyzed, Anlatım akışı

1:57

İncelenen 297 aramada,

the most common symptoms of caffeine toxicity

2:00

kafein zehirlenmesinin en yaygın belirtileri arasında

included palpitations, agitation, tremor,

2:02

çarpıntı, huzursuzluk, titreme

and gastrointestinal upset. Kelime

2:05

ve mide-bağırsak rahatsızlıkları vardı.

Anlatım akışı

Of the 297 calls analyzed: veri kümesinin sınırlarını belirtmek

Of the 297 calls analyzed, cümle bir bulguyu bildirmeden önce tüm veri kümesini tanımlayan bir giriş çerçevesidir. Okura, sıradaki örüntünün analiz edilen bu örneklem içinde bulunduğunu anlatır. Analyzed, calls sözcüğünden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacıdır ve calls that were analyzed anlamına gelir. Bu ifade tam bir yan cümle değildir; sonucu ana cümle bildirir.

Alıştırma

Hangi cümle 100 yolcuyu, neden veya karşıtlık eklemeden, anketin veri kümesi olarak doğru biçimde çerçeveler?

  1. Because 100 commuters were surveyed, 68 used public transport at least once a week.
  2. Although 100 commuters were surveyed, 68 used public transport at least once a week.
  3. Of the 100 commuters surveyed, 68 used public transport at least once a week.
Cevabı göster

Of the 100 commuters surveyed, 68 used public transport at least once a week.

Kelime

gastrointestinal upset: fiziksel sindirim sistemi rahatsızlığı

Bu tıbbi belirti listesinde gastrointestinal upset, mideyi ve bağırsakları etkileyen rahatsızlık veya bozulma anlamına gelir. Tek bir kesin sorunu belirtmeden bulantı, mide ağrısı, kusma ya da ishal gibi belirtileri kapsayabilir. Burada upset, fiziksel bozulma veya rahatsızlık anlamındaki bir isimdir; mutsuzluk anlamında ya da “düzenini bozmak” anlamındaki bir fiil değildir. Bu geniş ifade, klinik veya sağlıkla ilgili metinlerde çeşitli sindirim belirtilerini birlikte gruplamayı sağlar.

Alıştırma

Dersin resmî tıbbi ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: Several participants reported ____ after taking the medication.

Cevabı göster

gastrointestinal upset

21 cases had signs of serious cardiac

2:08

21 vakada ciddi kardiyak

or neurological toxicity,

2:11

veya nörolojik zehirlenme belirtileri görüldü;

including hallucinations, seizures, arrhythmias,

2:12

bunlar arasında halüsinasyon, nöbet, aritmi

or cardiac ischemia.

2:15

ya da kardiyak iskemi vardı.

And at least 128 subjects required hospitalization. Kelime

2:17

En az 128 kişinin de hastaneye yatırılması gerekti.

Kelime

required hospitalization: tıbben gerekli hastane yatışı

Bu raporda required hospitalization, deneklerin durumunun hastaneye yatırılmayı tıbben gerekli hâle getirdiği anlamına gelir. Required, deneklerin yaptığı bir talebi değil, durumun ciddiyetinden kaynaklanan nesnel bir ihtiyacı anlatır. İfade, hastanede yatarak tedavi ihtiyacına odaklanır. Bu nedenle, hastaneye yatış olmadan yapılan bir ziyareti de anlatabilecek went to a hospital ifadesinden daha güçlü ve kesindir.

Alıştırma

Dersin resmî raporlama ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: The reaction was so severe that it ____.

Cevabı göster

required hospitalization

A cup of black coffee has fewer than 5 calories, Dilbilgisi

2:21

Bir fincan sade kahve 5 kaloriden az içerir,

Dilbilgisi

Sayılabilen miktarlarda fewer than

“Fewer than”, “sayısı ... değerinin altında” anlamına gelir ve burada ayrı birimleri sayan bir sayıdan önce kullanılmıştır. Bu cümlede calories sayılabilen birimler olarak ele alındığı için kalori sayısı beşin altındadır. Başka durumlara aktarılabilen yapı fewer than + sayı + sayılabilen çoğul isim biçimindedir; fewer than three attempts buna bir örnektir.

Alıştırma

Sayılabilen çoğul bir isim için kullanılan iki sözcüklü karşılaştırmayla özenli resmî İngilizce cümleyi tamamlayın: The box contains ____ ten cookies.

Cevabı göster

fewer than

but the high sugar content of energy drinks

2:24

ancak enerji içeceklerinin yüksek şeker içeriği nedeniyle

means a calorie count of about 850 calories

2:26

toplam enerji değeri yaklaşık 850 kaloriye ulaşır,

in 8 cups of Red Bull.

2:30

sekiz bardak Red Bull söz konusu olduğunda.

This increases your risk for obesity

2:31

Bu, obeziteye

and developing type 2 diabetes.

2:33

ve tip 2 diyabete yakalanma riskinizi artırır.

But some of the risks are unpredictable,

2:36

Ama bazı riskler öngörülemez,

such as a 26-year-old man who drank

2:38

örneğin 26 yaşındaki bir adam

at least two cans of energy drinks daily for a decade

2:40

on yıl boyunca her gün en az iki kutu enerji içeceği tüketmişti.

with no prior significant health issues, Kelime

2:43

Daha önce ciddi bir sağlık sorunu olmamasına rağmen

Kelime

with no prior significant health issues: öncesinde önemli sağlık sorunları olmadan

“With no prior significant health issues”, tıbbi geçmiş bilgisini kısa ve resmî biçimde ekler. With bu bilgiyi tarif edilen kişiye bağlar; no isim öbeğini olumsuz yapar; prior sorunları daha sonraki olayın öncesine yerleştirir; significant ise tıbben önemli anlamına gelir. Bu ifade kişinin tamamen sağlıklı olduğunu garanti etmez. Anlatıda daha önce bilinen veya konuyla ilgili olan önemli bir sağlık sorunu bulunmadığını belirtir.

Alıştırma

Bir vaka raporunda 'with no prior significant health issues' en doğru olarak ne anlama gelir?

  1. Olaydan önce bilinen önemli bir sağlık sorunu yoktu.
  2. Kişi hayatında hiçbir tür belirti veya hastalık yaşamamıştı.
  3. Sağlık sorunları olaydan sonra önemsiz hâle geldi.
Cevabı göster

Olaydan önce bilinen önemli bir sağlık sorunu yoktu.

he had a seizure and fell into a 3-day coma. Kalıp ifadeler

2:45

nöbet geçirdi ve üç gün süren bir komaya girdi.

Kalıp ifadeler

fell into a 3-day coma: komaya girmek

fall into a coma ifadesindeki fall into bir durum değişimini anlatır: kişi komaya girmiştir. Bu, kişinin mutlaka fiziksel olarak düştüğü anlamına gelmez. Tireli 3-day ifadesi coma sözcüğünü niteler ve süresini açıklar: koma üç gün sürmüştür. Yeniden kullanılabilir kalıp fall into a coma, bunun basit geçmiş zaman biçimi ise fell into a coma şeklindedir.

Alıştırma

fall into a coma ifadesini basit geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: After the crash, he ____.

Cevabı göster

fell into a coma

Doctors ultimately attributed this Kalıp ifadeler

2:49

Doktorlar sonunda bu durumu

to chronic sleep deprivation and overconsumption of caffeine. Kelime

2:50

kronik uyku yoksunluğuna ve aşırı kafein tüketimine bağladılar.

Kalıp ifadeler

attributed this to içindeki attribute A to B

Attribute A to B, A'yı B'nin sonucu olarak açıklamak veya B'yi A'nın nedeni olarak görmek demektir. attributed this to ifadesinde this, A'yı, yani nöbet ile komayı; chronic sleep deprivation and overconsumption of caffeine ise B'yi, yani öne sürülen nedenleri temsil eder. Sıralama önemlidir: analizi yapan kişi sonuç A'yı neden B'ye attribute eder. Edilgen biçim A is attributed to B şeklindedir.

Alıştırma

attribute A to B yapısını basit geçmiş zamanda kullanarak cümleyi tamamlayın: The investigators ____ faulty wiring.

Cevabı göster

attributed the fire to

Kelime

“chronic sleep deprivation”: uzun süreli uyku yoksunluğu

Sleep deprivation, yeterince uyumamak anlamına gelir. Chronic, bu durumu uzun süre devam eden veya tekrarlanan bir hâle getirir; dolayısıyla ifade, tek bir gecelik az uykudan ziyade süregelen bir örüntüyü adlandırır. Bu cümlede, doktorların nedenlerden biri olarak değerlendirdiği bir durumu adlandıran tıbbi üslupta bir isim öbeğidir. Chronic, süreyi ve devamlılığı anlatır; yalnızca ciddi anlamına gelmez.

Alıştırma

Raporu uzun süreli uyku eksikliğini belirten tam terimle tamamlayın: Months of overnight shifts left many workers with ____.

Cevabı göster

chronic sleep deprivation

Overall, energy drinks are relatively safe Ton ve niyet

2:54

Genel olarak enerji içecekleri,

for infrequent consumption.

2:56

seyrek tüketildiklerinde nispeten güvenlidir.

Ton ve niyet

“relatively safe”: sınırlandırılmış bir güvenlik değerlendirmesi

Relatively safe, sınırlandırılmış bir güvenlik değerlendirmesidir. Relatively, güvenlik düzeyini ilgili bir alternatif veya ölçütle karşılaştırır ve safe sözcüğünün mutlak şekilde anlaşılmasını önler: bir şey relatively safe olabilir ama yine de belirli bir risk taşıyabilir. Burada değerlendirme ayrıca for infrequent consumption ifadesiyle sınırlandırılmıştır. Konuşan kişi enerji içeceklerinin her miktarda veya her tüketim biçiminde güvenli olduğunu söylemez. Genel olarak relatively + sıfat, karşılaştırmaya dayalı ve mutlak olmayan bir değerlendirme sunar.

Alıştırma

Bu cümlede relatively safe ne anlatıyor? The medicine is relatively safe when used as directed.

  1. Belirtildiği şekilde kullanıldığında bile güvenli değildir.
  2. Her durumda tamamen risksizdir.
  3. Belirtilen koşul altında oldukça güvenli kabul edilir, ancak bir miktar risk kalabilir.
Cevabı göster

Belirtilen koşul altında oldukça güvenli kabul edilir, ancak bir miktar risk kalabilir.

But you may not want to drink them on a regular basis. Kalıp ifadeler

2:58

Ama bunları düzenli tüketmek iyi bir fikir olmayabilir.

Kalıp ifadeler

on a regular basis: düzenli olarak

On a regular basis, “düzenli olarak” anlamına gelen bir sıklık ifadesidir: Bir şey, rutinin parçası olarak tekrar tekrar veya yerleşmiş bir düzene göre gerçekleşir. Burada bu içeceklerin ne sıklıkta içilebileceğini belirtir; dolayısıyla verilen tavsiye, bunları içmeyi normal bir alışkanlık hâline getirmemektir. Fiil + nesne + on a regular basis yapısında bu ifade sıklık bildiren bir zarf tümleci görevi görür. Basis, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; tek başına kullanıldığındaki “temel” anlamını burada taşımaz.

Alıştırma

Cümleyi öğrendiğiniz sıklık ifadesiyle tamamlayın: The clinic checks its emergency equipment ____.

Cevabı göster

on a regular basis

Hey, we want to send a huge shout out Deyimler

3:02

Bu arada, buradan kocaman bir selam göndermek

and thank you to Sara from Domestic Geek

3:03

ve Domestic Geek'ten Sara'ya teşekkür etmek istiyoruz,

for narrating this episode while we were away.

3:05

biz yokken bu bölümü seslendirdiği için.

Deyimler

send a huge shout out: herkese açık büyük bir takdir sunmak

Send a huge shout out, birine coşkulu bir teşekkür, övgü veya takdiri herkese açık biçimde sunmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşanlar, bölümü seslendiren Sara’nın katkısını belirgin biçimde takdir ediyor; gerçek anlamda bağırmak söz konusu değildir. Dil bilgisi açısından a huge shout out, send fiilinden sonra gelen isim öbeğidir; to Sara ise takdiri alan kişiyi belirtir. Düzenlenmiş yazılarda bu sayılabilen isim genellikle shout-out biçiminde kısa çizgiyle yazılır, ancak altyazılarda ve gayriresmî çevrim içi metinlerde kısa çizgisiz shout out da yaygındır.

Alıştırma

Örnekte send a huge shout out ne anlama geliyor?

  1. Sara’dan başka bir bölümü seslendirmesini istemek
  2. Sara’ya herkese açık biçimde coşkulu teşekkür ve takdir sunmak
  3. Sara’ya özel mesaj göndermek
  4. Sara’nın adını mümkün olduğunca yüksek sesle bağırmak
Cevabı göster

Sara’ya herkese açık biçimde coşkulu teşekkür ve takdir sunmak

We're going to put a link over to her channel,

3:08

Kanalına giden bağlantıyı buraya ekleyeceğiz,

which is awesome.

3:09

ki kanalı gerçekten harika.

You should check it out over there. Öbek fiiller

3:10

Siz de oraya gidip mutlaka göz atın.

Öbek fiiller

check it out: gidip görmek veya incelemek

Burada check it out, “önerilen şeyi gidip görmek, incelemek veya dinlemek” anlamına gelir. it zamiri Sara'nın kanalını ifade eder; yani konuşmacı izleyicilere bu kanalı ziyaret etmelerini önerir. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda zamir check ile out arasına gelmelidir: check it out veya check them out denir; check out it denmez.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “gidip görmek veya incelemek” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The library opened a new makerspace. You should ____ after school.

Cevabı göster

check it out

If you don't already know, Anlatım akışı

3:12

Henüz bilmiyorsanız,

we started our podcast called Sidenote.

3:13

Sidenote adında bir podcast başlattık.

Anlatım akışı

If you don't already know, dinleyiciye yönelik bir giriş ifadesi olarak

Bu cümlede If you don't already know, bazı dinleyicilerin daha önce duymuş olabileceği bir duyuruyu sunmaya hazırlayan giriş ifadesidir. Dinleyicilerin arka plan bilgilerinin farklı olabileceğini kabul eder ve konuşmacının podcast haberini herkes için yeniymiş gibi göstermeden aktarmasını sağlar. Bir if yan cümlesi biçiminde olsa da dinleyicilerin cevaplaması veya yerine getirmesi gereken gerçek bir koşul değildir. Ana ifade her iki durumda da doğru kalır; bu söz öbeği bilgiyi düzenler ve dikkati ardından gelen içeriğe yöneltir.

Alıştırma

Bu cümlede giriş ifadesinin işlevi nedir? “If you don't already know, the school concert starts at six.”

  1. Dinleyiciden saati bilip bilmediğini söylemesini ister.
  2. Bazı dinleyicilerin zaten biliyor olabileceği bir bilgiyi tanıtır.
  3. Konserin başlama saatini dinleyicinin bilgisine bağlı hâle getirir.
Cevabı göster

Bazı dinleyicilerin zaten biliyor olabileceği bir bilgiyi tanıtır.

Make sure you subscribe to it Kalıp ifadeler

3:15

Ona mutlaka abone olun,

wherever you get your podcasts. Dilbilgisi

3:16

podcastlerinizi nereden dinliyorsanız oradan.

Kalıp ifadeler

Kesin bir hatırlatma için Make sure + yan cümle

Make sure, dinleyicinin unutmaması gereken eylemi tanıtır: you subscribe to it. Basit bir emre kontrol veya teyit anlamı ekleyerek dinleyiciden eylemin gerçekleşmesini sağlamasını ister. Yeniden kullanılabilen yapı make sure + özne + fiildir. Burada you, subscribe fiilinin öznesidir; make sure kelimesi kelimesine kesinlik yaratmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hatırlatmayı öğrendiğin Make sure + yan cümle yapısıyla tamamla: ____ you save your work before closing the app.

Cevabı göster

Make sure

Dilbilgisi

Herhangi bir yer veya platform için wherever

Wherever, yer veya platform konusunda serbest seçim bildiren bir yan cümleyi başlatır. Burada wherever you get your podcasts, belirli bir fiziksel yer değil, dinleyicinin podcast için kullandığı herhangi bir uygulama veya hizmet anlamına gelir. wherever + özne + fiil yapısı, bütün olasılıkları tek tek saymadan bir önerinin seçilen yer veya platform ne olursa olsun geçerli olmasını sağlar.

Alıştırma

Cümleyi “herhangi bir platformda” anlamına gelen sözcükle tamamla: You can find the show ____ you get your podcasts.

Cevabı göster

wherever

We tell stories, we debate,

3:19

Hikâyeler anlatıyor, tartışıyoruz,

and then we splice in all the interesting information Öbek fiiller

3:21

sonra da tüm ilginç bilgileri

and science throughout.

3:23

ve bilimsel detayları bölümün her yerine serpiştiriyoruz.

Öbek fiiller

splice in: içeriği mevcut bir sıraya eklemek

Bu cümlede splice in, hikâyelerin ve tartışmaların akışına bilgi ve bilim içeriği eklemek anlamına gelir. Kurgu alanından bir benzetme kullanır: bir yapımcı yeni bir bölümü mevcut malzemeye ekleyebilir. Nesne all the interesting information and science ifadesidir. Throughout, bu içeriğin yalnızca bir kez eklenmediğini, programın geneline dağıtıldığını gösterir. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, malzemeyi mevcut bir sıra veya yapının parçası olacak biçimde eklemektir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki ‘mevcut bir sıraya eklemek’ anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The producer decided to ____ a short interview between the two reports.

Cevabı göster

splice in

We've almost broken up many times Öbek fiiller

3:24

Birçok kez yollarımızı ayırmanın eşiğine geldik,

because we choose subjects that we disagree on. Kalıp ifadeler

3:26

çünkü anlaşamadığımız konuları seçiyoruz.

Öbek fiiller

broken up: yakın bir ilişkiyi veya ortaklığı bitirmenin eşiğine gelmek

Burada have almost broken up, iki kişinin tekrarlanan anlaşmazlıklar yüzünden yakın ilişkilerini veya iş ortaklıklarını bitirmeye çok yaklaşmaları anlamına gelir. Cümle bu bağın romantik, mesleki ya da ikisi birden olduğunu belirtmez; buna daha geniş bağlam karar vermelidir. Break up burada geçişsizdir: we öznesi, ilişkisi sona erebilecek olan ikiliyi gösterir. Have sonrasında broken geçmiş zaman ortacı gerekir; almost ise sonun gerçekleşmeye yaklaştığını ama gerçekleşmediğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki öbek fiilin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: Because of creative disagreements, the band has almost ____ several times.

Cevabı göster

broken up

Kalıp ifadeler

disagree on + bir konu

disagree on a subject yapısında on, insanların farklı görüşlere sahip olduğu konuyu belirtir. Burada subjects, that we disagree on ilgi cümleciğinin içinde on edatının anlamca nesnesidir; bu nedenle sondaki on gereksiz değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp people disagree on + konu, soru veya plan şeklindedir: kişiler aynı konuyu tartışır ancak o konuda farklı görüşlere sahiptir.

Alıştırma

Hangi cümle iki iş arkadaşının uzaktan çalışma politikası hakkında farklı görüşlere sahip olduğu anlamına gelir?

  1. They disagree on the remote-work policy.
  2. They disagree to the remote-work policy.
  3. They disagree with the remote-work policy.
Cevabı göster

They disagree on the remote-work policy.

We disagree on a lot, though. Ton ve niyet

3:28

Gerçi birçok konuda anlaşamıyoruz.

Ton ve niyet

Cümle sonundaki though

Cümle sonundaki though, ana ifadeden sonra hafif bir karşıtlık ekler. We disagree on a lot, though, az önce söylenenlere rağmen birçok konuda anlaşmazlık yaşanmasının hâlâ karşıt bir gerçek olduğunu belirtir. Bu konumda though, yan cümlecik başlatan bir bağlaç olarak değil, sonradan eklenen bir karşıtlık sözcüğü olarak işlev görür. Sona yerleştirilmesi karşıtlığın konuşma diline özgü ve çoğu zaman daha yumuşak duyulmasını sağlar.

Alıştırma

Hangi seçenekte though, cümle sonunda konuşma diline özgü ve sonradan eklenen bir karşıtlık olarak kullanılmıştır?

  1. The café is though expensive, and the coffee is excellent.
  2. Though the café is expensive, the coffee is excellent.
  3. The café is expensive. The coffee is excellent, though.
Cevabı göster

The café is expensive. The coffee is excellent, though.

That's true.

3:29

Doğru.

To the core, we are very different people. Deyimler

3:30

En temelde, birbirimizden çok farklı insanlarız.

Deyimler

To the core: temel doğadaki bir fark

Burada To the core, cümlenin başına yerleştirilmiş bir zarf öbeğidir ve “en temel doğamız bakımından” ya da “temelden” anlamına gelir. very different ifadesini güçlendirir: fark yüzeysel değildir ve tek bir tercihle sınırlı değildir. Bu ifade bir deyimdir. core burada fiziksel bir merkezi değil, bir kişi ya da şeyin en derin ve onu tanımlayan bölümünü çağrıştırır. Genellikle different to the core örneğindeki gibi güçlendirdiği unsurdan sonra gelir; başa alınması düşünceye ek vurgu katar.

Alıştırma

“To the core, we are very different people.” cümlesindeki To the core ne anlama gelir?

  1. Karın bölgesi egzersizleri yaptıktan sonra
  2. Temel doğamız bakımından
  3. Bir yerin fiziksel merkezinde
  4. Yalnızca küçük bir alışkanlıkta
Cevabı göster

Temel doğamız bakımından

But it's fun.

3:31

Ama bu eğlenceli.

It is fun.

3:32

Gerçekten eğlenceli.

And if you want to find out about when we almost broke up,

3:33

Ve neredeyse yollarımızı ayırdığımız zamanı merak ediyorsanız,

listen to the podcast Sidenote.

3:35

Sidenote podcastini dinleyin.

Subscribe to our YouTube channel.

3:37

YouTube kanalımıza abone olun.

And the podcast.

3:38

Podcastimize de.

Oh, yeah.

3:39

Aa, evet.

Right.

3:39

Doğru.

Subscribe to two things.

3:40

İki şeye birden abone olun.

Oh, lots of things.

3:41

Ah, bir sürü şeye.

Um, and we will see you next Thursday

3:42

Ee, gelecek perşembe görüşürüz,

for a new video.

3:43

yeni bir videoyla.

See you.

3:45

Görüşürüz.

Peace.

3:45

Hoşça kalın.