Çikolatalı Yumurtayı Kurtarmak 🥚🏝️ | Bluey 2. Sezon Öne Çıkanlar - Halı Adası | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
185 kelime 156 kel/dk

Video özeti: Halı Adası’ndaki hayalî oyunda çocuklar bir topu çikolata yumurtası sayar ve onu geri almaya gelen yetişkine karşı koyar. Yetişkin maceralarına katılıp “yumurtayı” kurtarınca çocuklar onu törensel bir duyuruyla hayal dünyalarına kabul eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It's like the outside world doesn't exist. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: It’s like ifadesinden sonra tam bir yan cümle getirerek öznel bir izlenim veya hayalî bir benzetme anlatıldığını kavrayın. Bu yapıyı, gündelik gerçeklikten kopukmuş gibi hissettiren bir yeri ya da deneyimi betimlemek için kullanabilir; like sözcüğünü yalnızca isimden önce gelen bir edat olarak değerlendirmemeyi öğrenebilirsiniz. 2. What's with all the pens? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Göze çarpan, tuhaf veya beklenmedik bir şeyin nedenini ya da açıklamasını sormaya yarayan gündelik bir soru olduğunu tanıyın. What’s with ...? kalıbıyla alışılmadık bir duruma doğal biçimde tepki verebilir; ifadeyi kelimesi kelimesine çevirmekten veya sebebi daha resmî bir soruyla sormaktan kaçınabilirsiniz. 3. was just trying to — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir davranış yanlış anlaşıldığında veya eleştirildiğinde kişinin ilk niyetini nasıl açıkladığını öğrenin. I was just trying to ... kalıbını kullanarak amacınızın sınırlı ya da zararsız olduğunu nazikçe savunabilir ve yaşananları doğrudan inkâr etmeden üzerinizdeki suçlama etkisini azaltabilirsiniz.

Bu derste

Life's so simple here. Anlatım akışı

0:00

Burada hayat çok basit.

Anlatım akışı

Life's so simple here: kısa bir değerlendirmeyle ortamı kurmak

Life's so simple here kısa bir değerlendirme cümlesidir. Ayrıntı vermek yerine “burayı” hemen sade ve kendi başına bir dünya gibi göstererek sakin ve dışarıdan kopuk bir hava oluşturur. Açılış cümlesi olarak, sonraki düşünce burayı dış dünyayla karşılaştırmadan önce dinleyiciye bir bakış açısı verir. Bu nedenle simple sözcüğü sahneyi kurmaya yardım eder; buradaki hayatın hiç zorluğu olmadığına dair nesnel bir iddia olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bu açılış cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Burayı hızlıca sade ve dış dünyadan ayrı bir yer olarak sunar.
  2. Dış dünyanın nerede olduğunu sorar.
  3. Buradaki hayatın hiçbir sorunu olmadığını nesnel olarak kanıtlar.
Cevabı göster

Burayı hızlıca sade ve dış dünyadan ayrı bir yer olarak sunar.

It's like the outside world doesn't exist. Dilbilgisi

0:02

Sanki dış dünya yokmuş gibi.

Dilbilgisi

It's like + tam cümlecik: öznel bir duyguyu anlatmak

Burada It's like ifadesinden sonra the outside world doesn't exist tam cümleciği gelir. It's like + özne + fiil kalıbı, “sanki … gibi hissettiriyor” veya “durum sanki … gibi görünüyor” anlamına gelir. Konuşan kişi öznel, neredeyse hayalî bir izlenimi anlatmaktadır. Dış dünya hâlâ vardır; cümlecik, ayrılık ya da kendini ortama kaptırma hissinin ne kadar güçlü olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “durum sanki … gibi hissettiriyor” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The station is completely silent. ____ time has stopped.

Cevabı göster

It's like

Ah!

0:06

Ah!

What was that?

0:07

O da neydi?

Ah!

0:08

Ah!

Look,

0:09

Bakın,

a white chocolate egg.

0:10

beyaz çikolatadan bir yumurta.

Wow!

0:12

Vay canına!

I'll get it, Lucky. Kelime

0:16

Gidip alacağım, Lucky.

Kelime

I'll get it: bir şeyi gidip almak

Burada get, “gidip o şeyi almak ya da getirmek” anlamındadır; it ise az önce fark edilen nesneyi gösterir. I'll get it, konuşanın bu işi yapmaya gönüllü olduğunu belirtir. Bu kullanım bir şeyi gidip alma veya yerden kaldırma eylemiyle ilgilidir. “Onu anlayacağım” anlamına gelmez; get it ifadesinin hangi anlamda olduğu bağlamdan anlaşılır.

Alıştırma

“The ball rolled under the table. I'll get it,” cümlesinde I'll get it ne anlama gelir?

  1. Topun ne anlama geldiğini anlıyorum.
  2. Birisi daha sonra bana bir top verecek.
  3. Gidip topu alacağım.
Cevabı göster

Gidip topu alacağım.

A grown-up. Kelime

0:20

Bir yetişkin.

Kelime

Yetişkin anlamında isim olarak grown-up

Burada a grown-up, “bir yetişkin” anlamına gelen sayılabilen bir isimdir. Baştaki a tanımlığı, grown-up sözcüğünün bu cümlede bir kişiyi adlandırdığını gösterir; burada “olgun” anlamına gelmez. Grown-up çoğu zaman yetişkinleri bir çocuğun bakış açısından anlatır. Adult sözcüğüne göre daha konuşma diline özgü ve çocuk merkezli bir ifadedir.

Alıştırma

Çocukların bakış açısından sık kullanılan gayriresmî ismi kullanın: If you are lost, ask a ____ for help.

Cevabı göster

grown-up

We have to hide. Dilbilgisi

0:21

Saklanmalıyız.

Dilbilgisi

Gereklilik bildiren have to + fiilin yalın biçimi

Have to + fiilin yalın biçimi, bir durumun, kuralın veya sorumluluğun eylemi gerekli hâle getirdiğini anlatır. Burada have to hide, yakın tehlike yüzünden saklanmanın gerekli olduğu anlamına gelir. Have to yapısını, have sözcüğünü “sahip olmak” anlamında düşünerek parçalamayın; bunu tek bir dil bilgisi kalıbı olarak öğrenin. Ardından have to hide ve have to leave örneklerindeki gibi fiilin yalın biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi have to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The station is closing, so we ____ leave now.

Cevabı göster

have to

What?

0:22

Ne?

Where did it go? Dilbilgisi

0:26

Nereye gitti?

Dilbilgisi

Where did ... go? ile birinin veya bir şeyin nereye gittiğini sormak

Where did + özne + go? bir kişinin veya nesnenin nereye gittiğini sorar; özellikle de o kişi ya da nesne beklenen yerde artık yoksa kullanılır. Bu cümlede it, kaybolan nesneyi ifade eder. Geçmiş zaman bilgisi did üzerindedir. Bu nedenle ana fiil yalın biçimde go olarak kalır; went kullanılmaz. Sıralama Where + did + özne + go? şeklindedir.

Alıştırma

Kedinin nereye gittiğini hangi cümle doğru şekilde sorar?

  1. Where did the cat go?
  2. Where did the cat went?
  3. Where the cat did go?
Cevabı göster

Where did the cat go?

He's walking into water.

0:28

Suyun içine yürüyor.

It must be some sort of grown-up magic. Notlar

0:29

Bu bir tür yetişkin büyüsü olmalı.

Dilbilgisi

Güçlü bir çıkarım için must be

Burada must be, “Gördüklerime veya bildiklerime dayanarak bunun doğru olduğundan çok eminim” anlamına gelir. Bir kural ya da emir değil, güçlü bir çıkarım bildirir. must be + isim öbeği, sıfat veya yer yapısı bir şeyin ne ya da nasıl olduğunu belirtmek için kullanılabilir: It must be magic; She must be tired; He must be at home.

Alıştırma

Güçlü çıkarımı hedef ifadeyle tamamlayın: The lights are on, so Maya ____ at home.

Cevabı göster

must be

Kalıp ifadeler

Belirsiz bir kategori için some sort of

Some sort of + isim, konuşan kişi tam adı bilmediğinde veya vermek istemediğinde bir şeyi geniş bir kategoriye yerleştirir. Burada açıklanamayan şey bir tür “yetişkin sihri” olarak adlandırılır, ancak bu tanımın belirsiz olduğu korunur. Bu ifadede sort, “tür” ya da “çeşit” anlamında bir isimdir. Nesneleri sıraya dizmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Kesin kategoriyi belirleyemediğinizi göstermek için üç sözcüklü hedef ifadeyi yazın: The object looks like ____ camera.

Cevabı göster

some sort of

What does it want?

0:32

Ne istiyor?

Well, he wants the ball.

0:34

Şey, topu istiyor.

I mean, the egg. Ton ve niyet

0:35

Yani, yumurtayı.

Ton ve niyet

I mean ile anında kendini düzeltme

Burada I mean, söylenen şeyi anında düzeltir. Konuşan kişi nesneye önce ball der, sonra bunu the egg ile değiştirir; dinleyen kişi I mean ifadesinden sonrasını asıl söylenmek istenen biçim olarak anlamalıdır. Konuşmada kalıp şöyledir: ilk ifade + I mean + düzeltilmiş veya daha kesin ifade. Bu kullanımda I mean yalnızca soyut olarak anlamdan söz edip bitmez; düzeltme genellikle hemen arkasından gelir.

Alıştırma

I mean kullanarak öz düzeltmeyi tamamlayın: We need six chairs—____, seven.

Cevabı göster

I mean

It's his. Dilbilgisi

0:36

O onun.

Dilbilgisi

It's his: bağımsız iyelik zamiri olarak his

It's his. cümlesinde his tek başına kullanılır ve bağlamdan bilinen nesnenin ona ait olduğunu belirtir. Hangi nesneden söz edildiği zaten bellidir; bu nedenle his, his ball gibi bir ifadenin yerini alır ve cümleyi tamamlar. Bir isimden önce his, iyelik belirleyicisi olarak kullanılır: his ball. be fiilinden sonra isim söylenmediğinde ise iyelik zamiridir: The ball is his. Diğer birçok iyelik biçiminden farklı olarak his, iki görevde de aynı biçimdedir.

Alıştırma

Bağımsız iyelik zamiri his ile cümleyi tamamlayın: This umbrella belongs to Leo. It's ____.

Cevabı göster

his

No way. Ton ve niyet

0:37

Asla.

Ton ve niyet

No way: güçlü ve gündelik bir ret

No way güçlü ve gündelik bir yanıttır. Bu cümlede “Bunu kesinlikle reddediyorum” veya “Bu kesinlikle olmayacak” anlamına gelir; kelimesi kelimesine bir yolun bulunmamasını anlatmaz. Aynı ifade güçlü bir inanamama duygusu da gösterebilir. Ancak burada bir öneriye yanıt verdiği için reddetme anlamındadır. Yalnızca no demekten daha sert ve duygulu gelir.

Alıştırma

Resmî bir iş görüşmesinde, görüşmecinin önerdiği programı reddederken No way. genellikle kibar bir yanıt mıdır?

  1. Hayır, genellikle fazla serttir.
  2. Evet, yeterince kibardır.
Cevabı göster

Hayır, genellikle fazla serttir.

We're keeping it. Dilbilgisi

0:38

Onu biz tutacağız.

Dilbilgisi

We're keeping it: kesinleşmiş bir kararı anlatan present continuous

We're keeping it, be + fiilin -ing biçimi yapısındadır. Burada keeping esas olarak hâlihazırda süren bir eylemi anlatmaz; konuşan kesinleşmiş bir kararı duyurur: “Onu elimizde tutmaya karar verdik.” Present continuous, planlanmış bir gelecek eylemini veya kesin bir niyeti, düzenlenmiş ya da kararlaştırılmış bir durum olarak sunabilir. Bunun şu anda olan bir eylem değil, bir plan olduğunu bağlam ve çoğu zaman gelecek zaman ifadesi gösterir.

Alıştırma

Kesinleşmiş bir planı göstermek için cümleyi leave fiilinin kısaltılmış present continuous biçimiyle tamamlayın: ____ on Sunday.

Cevabı göster

We're leaving

Well, yeah,

0:40

Şey, evet,

but we have to give him his ball back, Bingo. Öbek fiiller

0:40

ama topunu ona geri vermeliyiz, Bingo.

Öbek fiiller

give him his ball back: bir şeyi birine geri vermek

Give someone something back, bir şeyi o kişiye geri vermek anlamına gelir. Burada him alan kişiyi, his ball geri verilen nesneyi gösterir; back ise nesnenin önceki sahibine döndüğünü anlatır. Bu cümlede give + kişi + nesne + back sırası kullanılır. Alan kişi ile nesne, give ve back arasına gelir: give him his ball back.

Alıştırma

give + kişi + nesne + back yapısını kullanarak anahtarlarının sana geri verilmesini isteyen cümleyi tamamla: Please give ____ my keys ____.

Cevabı göster

me · back

But it's not a ball, it's an egg. Anlatım akışı

0:43

Ama bu bir top değil, bu bir yumurta.

Anlatım akışı

not X, it's Y: bir adı veya kategoriyi düzeltmek

not X, it's Y kalıbı önce X adını veya kategorisini reddeder, ardından onu Y ile değiştirir. Yeni bilgi ve ana nokta virgülden sonra gelir: Konuşanın kabul edilmesini istediği ad Y'dir. Burada çocuk hayali bir oyunun kurallarını koruyor. Nesne gerçek hayatta bir top olabilir, ancak çocuk oyunun içinde ona yumurta denmesi gerektiğinde ısrar ediyor.

Alıştırma

Arkadaşın bir çizime fotoğraf diyor. not X, it's Y kalıbını ve photo ile drawing sözcüklerini kullanarak düzeltmeyi tamamla: It's ____, it's ____.

Cevabı göster

not a photo · a drawing

Well, yeah, Ton ve niyet

0:45

Şey, evet,

but just in the game. Kültür

0:46

ama sadece oyunda.

Ton ve niyet

Well, yeah, but: sınırlama getirmeden önce kabul etmek

“Well, yeah, but...” ifadesinde well başlangıcı yumuşatır, yeah az önce söylenenlerin bir bölümünü kabul eder ve but bir sınırlama getirir. Burada konuşan kişi, tanımın bir bakımdan geçerli olduğunu kabul edip ardından bunu oyunla sınırlar. Asıl nokta genellikle but sözcüğünden sonra gelir. Bu nedenle yeah tam değil, kısmi bir kabul belirtir.

Alıştırma

Konuşan kişi “Well, yeah, but” dediğinde genellikle ne anlatır?

  1. Yanıt vermeden konuyu değiştirir.
  2. Bir sınırlama eklemeden önce görüşün bir bölümünü kabul eder.
  3. Hiçbir çekince olmadan tamamen aynı fikirde olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Bir sınırlama eklemeden önce görüşün bir bölümünü kabul eder.

Kültür

just in the game: bir iddiayı hayal oyunuyla sınırlamak

Just, önceki iddiayı oyunun dünyası veya kurallarıyla sınırlar. Oyun sırasında nesneye “yumurta” denebilir, ancak nesne gerçek hayatta yumurta değildir. Buradaki game, özellikle bir video oyununu değil, çocukların birlikte oynadığı hayal oyununu ifade eder. Bu ifade, hayal dünyası ile gerçeklik arasında bir sınır çizer.

Alıştırma

Bu cümlede “just in the game” ne anlama gelir?

  1. İddia yalnızca hayal oyununun içinde geçerlidir.
  2. Nesne yalnızca bir spor sahasında kullanılabilir.
  3. Olay yalnızca bir video oyununun içinde gerçekleşir.
Cevabı göster

İddia yalnızca hayal oyununun içinde geçerlidir.

Oh.

0:48

Oh.

Oh.

0:48

Oh.

No.

0:49

Hayır.

I told you, Bingo. Ton ve niyet

0:53

Sana söylemiştim, Bingo.

Ton ve niyet

I told you: “Ben haklıydım” diye hatırlatma

Bu cümlede I told you, “Şu anda olan şey daha önceki uyarımın doğru olduğunu kanıtlıyor” anlamına gelir. Konuşanın daha önce söylediği belirli bir şeye gönderme yapar; yalnızca geçmişteki bir konuşmayı tarafsız biçimde aktarmakla kalmaz. Bu ifade çoğu zaman “Ben haklıydım” tavrı taşır. Ses tonuna göre bir hatırlatma, şakacı bir zafer duygusu veya hafif bir suçlama olabilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız uyarınızı dikkate almadı ve sonra tam da tahmin ettiğiniz sorunla karşılaştı. I told you hafif bir suçlama gibi duyulabilir mi?

  1. Hayır
  2. Evet
Cevabı göster

Evet

Grown-ups don't belong on Rug Island. Kalıp ifadeler

0:55

Yetişkinler Rug Island'a ait değildir.

Kalıp ifadeler

don't belong on ...: bir yere ait veya uygun olmamak

Burada don't belong on + yer, “o yerin doğal ya da kabul edilen bir parçası olmamak” veya “orada bulunmaması gerek” anlamına gelir. Cümle, yetişkinlerin çocukların hayal ettiği Rug Island dünyasına uymadığını söyler; yetişkinlerin sahibinin kim olduğundan söz etmez. Rug Island bir ada olarak düşünüldüğü için on kullanılır. Başka bir yerle belong, in veya başka bir yer edatı alabilir.

Alıştırma

Cümleyi don't belong ve doğru edatla tamamlayın: These shoes ____ the table.

Cevabı göster

don't belong on

Hey, Bandit.

1:00

Hey, Bandit.

What's with all the pens? Deyimler

1:01

Bu kadar kalem de neyin nesi?

Deyimler

Beklenmedik bir durumu sormak için What's with ...?

What's with + isim öbeği? olağan dışı bir şeyin neden bulunduğunu veya yaşandığını sormanın günlük ve samimi bir yoludur. Bu cümlede çok sayıdaki kalem dikkat çekici ve beklenmedik olduğu için konuşan kişi açıklama istiyor. Bu ifade, bir şeyin kalemlerle birlikte olduğunu soran kelimesi kelimesine bir soru değildir. Söyleyiş tonuna göre merak, şaşkınlık, kafa karışıklığı veya hafif rahatsızlık ifade edebilir.

Alıştırma

Beklenmedik bir kutu yığını görüyorsunuz ve genel olarak bunun açıklamasını sormak istiyorsunuz. Bu niyete en uygun samimi soru hangisidir?

  1. Who brought all these boxes?
  2. Where are all these boxes?
  3. What's with all these boxes?
Cevabı göster

What's with all these boxes?

Oh, um,

1:03

Oh, şey,

it's hard to explain. Ton ve niyet

1:04

bunu açıklamak zor.

Ton ve niyet

Konuşmada geçiş ifadesi olarak It's hard to explain

It's hard to explain, It's + sıfat + to-infinitive kalıbını kullanır: hard, explain eylemini zor olarak değerlendirir. Konuşmada bu cümle bir geçiş veya oyalama ifadesi olarak da kullanılabilir. Konuşan kişi durumun karmaşık, rahatsız edici ya da özel olduğunu kastedebilir veya yalnızca ayrıntıları erteleyebilir. Bu, açıklama yapmanın her zaman imkânsız olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir arkadaşınız karmaşık bir kişisel durumu soruyor. Henüz ayrıntıları vermeye hazır değilsiniz, ancak daha sonra açıklayabilirsiniz. İş birliğine açık bir geçiş ifadesi olarak en uygun yanıt hangisidir?

  1. It's hard to explain, but I'll tell you later.
  2. There's nothing to explain.
  3. I've already explained everything.
Cevabı göster

It's hard to explain, but I'll tell you later.

Uh,

1:06

Ih,

just need the ball. Ton ve niyet

1:07

sadece topa ihtiyacım var.

Ton ve niyet

Just need ...: günlük konuşmada I öznesini düşürme

Just need the ball, günlük konuşmada kullanılan eksiltili bir ifadedir. Anlaşılan özne I olduğundan tam cümle I just need the ball şeklindedir. Konuşma bağlamından kimin konuştuğu belliyse İngilizcede kısa cevaplarda veya bir ihtiyacı hızlıca belirtirken I bazen düşürülür. Burada just “yalnızca” anlamındadır: konuşanın ihtiyacı topla sınırlıdır; başka bir isteği veya amacı yoktur. Bu, ifadeyi doğrudan bir emirden daha az talepkâr gösterebilir, ancak tonlama yine de önemlidir.

Alıştırma

need fiilini just ile kullanın ve I öznesini düşürün: ____ one more minute.

Cevabı göster

Just need

Uh, yeah.

1:08

Ih, evet.

Well,

1:09

Şey,

the thing is, Anlatım akışı

1:13

mesele şu ki,

Anlatım akışı

The thing is: asıl noktayı açıklamaya giriş

The thing is, konuşma dilinde kullanılan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki bilginin önceki durumu nasıl anlaması gerektiğini değiştiren temel gerçek, sorun veya açıklama olduğunu bildirir. Genellikle fiziksel bir “şey”den söz etmez. Bağlama göre “asıl nokta şu” ya da “sorun şu” diye anlaşılabilir. Ardından genellikle asıl açıklama gelir.

Alıştırma

Temel zorluğu açıklamaya başlamak için hedef ifadeyi kullanın: ____, we don't have enough time.

Cevabı göster

The thing is

Bandit?

1:15

Bandit?

Uh,

1:16

Ih,

yep, yep.

1:16

evet, evet.

Here you go. Ton ve niyet

1:17

Al bakalım.

Ton ve niyet

Here you go: bir şeyi uzatırken kullanılan ifade

Here you go, birine bir şey uzatırken veya istediği şeyi sunarken söylenen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede teslim etme eylemini doğrudan gerçekleştirir ve yaklaşık olarak Bu senin için ya da İstediğin şey burada anlamına gelir. go sözcüğünü gerçek anlamda hareket etmek olarak yorumlamayın. İfade, konuşmada tek bir bütün olarak işlev görür; bu nedenle tamamını bir kalıp olarak öğrenin.

Alıştırma

Bir kafe çalışanı müşterinin sipariş ettiği içeceği tezgâha koyuyor. Hangi ifade teslimi en doğrudan biçimde tamamlar?

  1. Here it is.
  2. Here you go.
  3. There it goes.
Cevabı göster

Here you go.

Snake!

1:19

Yılan!

Get it off me! Öbek fiiller

1:20

Onu üzerimden alın!

Öbek fiiller

Get it off me!: bir şeyi kişinin üzerinden uzaklaştırmak

get + nesne + off + kişi veya yer kalıbı, nesnenin o kişiden ya da yerden uzaklaştırılmasını sağlamak anlamına gelir. Get it off me! cümlesinde it, konuşana değen veya onun üzerine yapışmış olan şeyi; off me ise bunun konuşanın bedeninden uzaklaştırılmasını belirtir. Emir kipi ve ünlem bu sözü genellikle korku, acı veya güçlü rahatsızlık ifade eden acil bir emre dönüştürür. Burada get, elde etmek değil, uzaklaştırılmasını sağlamak anlamındadır.

Alıştırma

Boynunuzda bir böcek geziniyor. Bedenden uzaklaştırma anlamı veren tek sözcüklü edatla acil emri tamamlayın: Get it ____ me!

Cevabı göster

off

Get the grown-up.

1:22

Yetişkini yakalayın.

Banana attack!

1:23

Muz saldırısı!

You naughty grown-up. Kelime

1:33

Seni yaramaz yetişkin.

Kelime

You naughty grown-up: çocukça bir azarlama

Naughty çoğu zaman yaramazlık yapan bir çocuğu anlatır. Burada bir çocuk bu sözü bir grown-up için kullanarak yetişkinin çocuğu azarladığı alışılmış durumu tersine çevirir. You naughty grown-up, fiil içermeyen bir ad öbeği olsa da doğrudan azarlama işlevi görür. Bu oyunlu bağlamda yetişkinin kötü davrandığını kasıtlı olarak çocukça bir sesle söyler; ciddi bir ahlaki suçlama değildir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Resmî bir disiplin toplantısında ciddi bir suçlamada bulunmak için You naughty manager demek doğal ve uygundur.

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun değil

Oh,

1:34

Oh,

I was just trying to get the ball back. Notlar

1:35

sadece topu geri almaya çalışıyordum.

Ton ve niyet

was just trying to: asıl niyeti açıklamak

Was trying to + fiilin yalın hâli, geçmişteki bir anda devam eden bir girişimi veya niyeti geriye dönük olarak anlatır. Just eklendiğinde amaç sınırlandırılır: I was just trying to ... konuşanın tek niyetinin o eylemi yapmak olduğunu belirtir. Bu ifade genellikle kişi yanlış anlaşıldıktan veya bir eylem istenmeyen bir sonuç doğurduktan sonra kullanılır. Bir açıklama ya da hafif bir savunma gibi duyulur. Buradaki just yalnızca anlamındadır; kısa süre önce anlamına gelmez.

Alıştırma

Yanlış anlaşıldıktan sonra dersteki ifadeyi tamamlayın: I ____ help.

Cevabı göster

was just trying to

Öbek fiiller

get the ball back: topu geri almak

get + nesne + back kalıbı, daha önce sahip olduğunuz, ödünç verdiğiniz veya kaybettiğiniz bir şeyi yeniden elde etmek anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi topun yeniden kendisinde olmasını istiyor. Buradaki back, sahipliğin yeniden kazanıldığı sonucu anlatır. Geri dönüp sonra topu almak şeklinde bir eylem sırası anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi get + nesne + back yapısıyla tamamlayın: I need to ____ from Maya before practice.

Cevabı göster

get my ball back

It's not a ball.

1:38

O bir top değil.

Yeah,

1:40

Evet,

it's an egg.

1:40

o bir yumurta.

For good bravery and rescuing the chocolate egg, Anlatım akışı

1:46

Büyük cesaretin ve çikolata yumurtayı kurtardığın için,

you are now not a grown-up.

1:49

artık bir yetişkin değilsin.

Anlatım akışı

For ..., you are now ...: önce gerekçe, sonra resmî duyuru

Baştaki For ... öbeği, takdir edilen eylemi veya niteliği önce sunar. Ana cümledeki you are now ... ise sonucu resmî tınlayan bir duyuru olarak verir. Önce gerekçeyi, sonra sonucu sunan bu sıra ödüllerde, onurlandırmalarda ve oyun içindeki törenlerde yaygındır. Burada çocuklar ciddi tören kalıbını oyuna taşır: çikolata yumurtayı kurtarmak, artık yetişkin olmama gibi komik bir statüye yol açar. Resmî ton, hayalî kuralı gerçek bir karar gibi duyurur.

Alıştırma

Hangi cümle önce gerekçeyi verip sonra yeni bir statüyü törensel biçimde duyurur?

  1. For your patience and leadership, you are now captain of the team.
  2. You are now captain of the team because you showed patience and leadership.
  3. Your patience and leadership helped the team choose a captain.
Cevabı göster

For your patience and leadership, you are now captain of the team.

Congratulations.

1:51

Tebrikler.

Hooray!

1:53

Yaşasın!

Now,

1:54

Şimdi,

let us lick the egg. Dilbilgisi

1:55

yumurtayı yalayalım.

Dilbilgisi

let us lick: bilerek resmî tutulan bir öneri

Let us + fiilin yalın hâli, konuşan kişinin ve diğer insanların birlikte bir şey yapmasını önermek için kullanılabilir. Burada lick yalın hâlde kalır ve let us lick, grubun bu eylemi birlikte yapmasını önerir. Konuşan kişi, sanki bir töreni yönetiyormuş gibi bir sonraki adımı duyurur. Tam biçim let us, gündelik let's biçimine göre daha resmî ve bilinçli bir seçim gibi duyulur; bu da eğlenceli bir etki yaratır. Bu cümlede izin isteme değil, birlikte hareket etme önerisi vardır.

Alıştırma

Sunucunun duyurusunu tam ve bilerek resmî tutulan öneri biçimiyle tamamlayın: Now, ____ welcome our final speaker.

Cevabı göster

let us