Ateş kristali çalındığında her şey değişti - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Dört çırak, Toprak ve Su kristallerini taşıyanları doğru söylemeye, Ateş ve Hava kristallerini taşıyanları ise yalan söylemeye zorlayan element kristallerini yutar. Anlatıcı, Sumi’nin suçlamasını sınayıp ortaya çıkan çelişki nedeniyle varsayımı reddederek dönüşümler başlamadan her kristalin sahibini belirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. tripped the magical alarms — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: trip an alarm ifadesinin alarma takılıp düşmek değil, alarmı etkinleştirmek ya da çaldırmak anlamına geldiğini kavrayın; bu güvenlik eşdizimini izinsiz girişleri, kazaları veya ani uyarıları anlatırken kullanın. 2. technique known as proof by contradiction. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: known as yapısını resmî bir terimi doğal biçimde tanıtmanın yolu olarak tanıyın; proof by contradiction ifadesini de bir varsayımın bağdaşmayan sonuçlar doğurduğunu göstererek onu çürüten akıl yürütme yöntemi olarak anlayın. 3. The only one left who could have it is Jonah. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Diğer adaylar elendikten sonra kalan tek olasılığı belirtmek için bu kalıbı kullanın. Mantık bulmacalarında, araştırmalarda, sorun gidermede ve gündelik kararlarda işe yarar.
Bu derste
Someone has tripped the magical alarms in the element temple. Kalıp ifadeler
0:07Birisi element tapınağındaki sihirli alarmları tetikledi.
trip an alarm: alarmı tetiklemek
Bu cümlede tripped fiilinin nesnesi the magical alarms ifadesidir. Birinin alarmları etkinleştirmesine veya çaldırmasına neden olduğu anlamına gelir; birinin tökezlediği anlamına gelmez. Bu, trip fiilinin ettirgen kullanımıdır. Bir kişi, eylem veya olay trip an alarm ya da trip a sensor yapısıyla cihazı tetikleyebilir.
Alıştırma
“A bird flew through the beam and tripped the security alarm,” cümlesinde “tripped the security alarm” ne anlama gelir?
- güvenlik alarmını kapattı
- güvenlik alarmını etkinleştirdi
- güvenlik alarmına takılıp tökezledi
Cevabı göster
güvenlik alarmını etkinleştirdi
By the time: bir zaman sınırı belirlemek
By the time bir zaman sınırı belirtir; burada bu sınır, senin ve diğer keşişlerin vardığı andır. Ana cümle, o anda zaten doğru veya açık olan durumu söyler. Bu ifade, bir durumun başka bir durumdan önce ya da en geç o durum gerçekleştiğinde tamamlandığını veya kesinleştiğini sıkça gösterir. Gelecek anlamında, by the time sonrasındaki yan cümlede normalde will değil geniş zaman kullanılır: By the time we arrive, the store will be closed.
Alıştırma
By ile başlayan ve bir zaman sınırı belirten üç sözcüklü ifadeyi tamamlayın: ____ the bus arrives, we will have finished packing.
Cevabı göster
By the time
arrive on the scene: olay yerine ulaşmak
Bu cümlede arrive on the scene, “önemli bir olayın veya sorunun yaşandığı yere ulaşmak” anlamına gelir. Scene burada bir tiyatro ya da film sahnesini değil, olay yerini belirtir. Bu ifade, kişilerin devam eden bir duruma dâhil oluşunu gösterir. Varışlarıyla birlikte acil duruma, soruşturmaya veya başka önemli bir olaya müdahil olmaya başladıklarında özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “acil durumun yaşandığı yere ulaştı” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The rescue team ____ before dark.
Cevabı göster
arrived on the scene
have a disaster on your hands: ilgilenilmesi gereken ciddi bir sorunla karşılaşmak
Burada have a disaster on your hands, “artık ilgilenmeniz gereken felaket boyutunda bir durumla karşı karşıya olmak” anlamına gelir. Hiç kimse gerçek anlamda elinde bir şey tutmuyor. have + a problem, crisis, mess veya benzer bir isim + on your hands kalıbı hem durumun zorluğunu hem de ona müdahale etme sorumluluğunu ya da baskısını vurgular.
Alıştırma
“We have a crisis on our hands” ifadesinin en doğrudan anlamı nedir?
- Krizi çoktan çözdük.
- İlgilenmemiz gereken bir krizle karşı karşıyayız.
- Kriz denilen bir şeyi fiziksel olarak taşıyoruz.
Cevabı göster
İlgilenmemiz gereken bir krizle karşı karşıyayız.
Overnight, four young apprentices broke into the temple's inner chamber Öbek fiiller
0:17Bir gecede, dört genç çırak tapınağın iç odasına gizlice girerek
break into: bir yere yasa dışı biçimde girmek
Break into, bir binaya, odaya, araca veya başka bir kapalı yere izinsiz, çoğu zaman zor kullanarak girmek demektir. Bu cümlede çıraklar kristalleri çalabilmek için iç odaya yasa dışı biçimde girdiler. Broke, break fiilinin geçmiş zaman biçimidir; bu nedenle broke into tamamlanmış bir geçmiş eylemi anlatır. Break into ifadesini tek bir öbek fiil olarak düşünün; odanın kendisini gerçekten kırdıkları anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Yasa dışı biçimde girmek’ anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: The thieves tried to ____ the locked store after midnight.
Cevabı göster
break into
they panicked and each of them swallowed the crystal they held
0:26paniğe kapıldılar ve her biri tuttuğu kristali yuttu
the alarm went off: alarm çalmaya başladı
Özne alarm olduğunda go off, alarmın çalmaya veya uyarı sesi çıkarmaya başlaması demektir. Burada the alarm went off, alarmın aniden etkinleşip insanları uyardığını anlatır. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Anlam, go off öbek fiilinin tamamından ve alarm öznesinden gelir; alarmın bir yere gittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
‘Çalmaya başladı’ anlamındaki geçmiş zaman öbek fiiliyle cümleyi tamamlayın: The fire alarm ____ during lunch.
Cevabı göster
went off
right before: aralarında neredeyse hiç zaman olmayan olaylar
Right before, “hemen önce” ya da “çok kısa bir süre önce” anlamına gelir. Right, before sözcüğünü güçlendirerek iki olay arasındaki zaman aralığının çok küçük olduğunu vurgular. Özgün cümlede önce kristalleri yutuyor, hemen ardından da yakalanıyorlar. Bu ifade, bir anlatıda olayların hem sırasını hem de zaman bakımından yakınlığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “hemen önce” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The dog ran inside ____ the storm began.
Cevabı göster
right before
With no idea how to control the crystals' vast powers, Dilbilgisi
0:32Kristallerin muazzam güçlerini nasıl kontrol edeceklerini bilmediklerinden,
they'll soon transform into uncontrollable elemental spirits. Kalıp ifadeler
0:36yakında kontrol edilemeyen element ruhlarına dönüşecekler.
With no idea how to control: sonuçtan önce arka planı verme
With no idea how to control..., cümlenin başında kullanılan bir with öbeğidir. Ana cümledeki they zamirinin belirttiği kişilerin durumunu anlatır: Bu güçleri nasıl kontrol edeceklerini bilmiyorlar. Yapı with + no idea + how to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu arka planı ana cümleden önce vermek, ardından gelen sonucu açıklamaya yardımcı olur. Zor durumu ve sonucunu tek ve kısa bir cümlede birleştirir.
Alıştırma
Cümleyi “nasıl yapılacağını bilmemek” anlamındaki hedef başlangıç yapısıyla tamamlayın: ____ solve the puzzle, Maya looked for a clue.
Cevabı göster
With no idea how to
transform into + değişimden sonraki biçim veya durum
Transform into, “değişip farklı bir biçime, duruma veya kimliğe dönüşmek” demektir. Bu cümlede değişen varlıklar they ile belirtilir; uncontrollable elemental spirits ise onların neye dönüştüğünü gösterir. Kalıp özne + transform into + sonuç şeklindedir. into'dan sonraki isim öbeği, fiziksel bir biçim, durum ya da kimlik olabilen nihai sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi transform into ile tamamlayın: During the show, the empty stage will ____ a colorful forest.
Cevabı göster
transform into
Improbably enough, the old monk next to you has seen something similar happen before. Notlar
0:41İnanılmaz bir şekilde, yanınızdaki yaşlı rahip daha önce benzer bir şeyin olduğuna şahit olmuştu.
Improbably enough: düşük olasılıklı ama doğru bir gerçeği belirtmek
Improbably enough, cümlenin başında yer alıp ardından gelen gerçeğin tamamını değerlendiren bir yorumdur. Bu gerçeğin pek olası görünmediğini veya şaşırtıcı olduğunu, ama yine de doğru olduğunu belirtir. Virgül, anlatıcının bu yorumunu ana ifadeden ayırır. Burada keşişin önceki deneyimini sıradan bir ayrıntı olarak değil, beklenmedik bir tesadüf olarak sunar.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Improbably enough ne işe yarar?
- Sonraki gerçeğin düşük olasılıklı ama doğru olduğunu belirtir.
- Sonraki gerçeğin doğru olamayacağını söyler.
- Sonraki gerçeğin düzenli olarak gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Sonraki gerçeğin düşük olasılıklı ama doğru olduğunu belirtir.
see + nesne + yalın fiil: seen something similar happen
has seen something similar happen yapısında see bir algı fiilidir. Something similar nesnedir; happen ise to almayan yalın fiil biçimidir. Bu yapı, keşişin benzer bir olayın gerçekleştiğini doğrudan gördüğünü anlatır. Gözlemlediğiniz eylemi tamamlanmış bir olay olarak sunarken see + nesne + yalın fiil yapısını kullanın. Bu yapıya to eklemeyin; see something to happen bu anlamda standart bir kullanım değildir.
Alıştırma
Cümleyi see fiilinin doğru geçmiş zaman biçimi, nesne ve yalın fiille tamamlayın: At the park, we ____ into the pond. (see / the dog / jump)
Cevabı göster
saw the dog jump
He explains, "You must determine who ate which crystal Dilbilgisi
0:47Şöyle açıklar: "Kim hangi kristali yedi belirlemeli
and get each into the proper containment field Kalıp ifadeler
0:51ve her birini uygun koruma alanına koymalısın,
determine + dolaylı soru: who ate which crystal
Must determine yapısında who ate which crystal yan cümlesinin tamamı determine fiilinin nesnesidir. Yan cümle, bulunması gereken bilgiyi, yani kimin neyi yediğini belirtir. Bu, daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde kullanılan dolaylı sorudur; doğrudan soru değildir. Who zaten ate fiilinin öznesi, which crystal ise nesnesidir. Bu nedenle did veya soru devriği olmadan who ate which crystal kullanılır.
Alıştırma
Doğrudan soruyu determine sonrasında dolaylı soruya dönüştürün: Who chose which book? The librarian must determine ____.
Cevabı göster
who chose which book
get each into the proper containment field: get + nesne + into + yer
get + nesne + into + yer yapısı, birinin veya bir şeyin o yere girmesini sağlamak, buna yardımcı olmak ya da bunu ayarlamak anlamına gelir. Vurgu, içeri girme sonucunun gerçekleşmesindedir; get burada almak demek değildir. get each into the proper containment field ifadesinde each, söz konusu edilen kişilerin her birini gösteren bir zamirdir. proper ise o kişi için doğru olan alanı belirtir. Talimat, dönüşüm gerçekleşmeden önce herkesin doğru alana yerleştirilmesini ister.
Alıştırma
get + nesne + into + yer yapısını tamamlayın: Please ____ the dog ____ the house before the storm starts.
Cevabı göster
get · into
compel their masters: güçlü ve resmî zorlama
Compel, güçlü bir kuvvet, baskı veya otorite yoluyla birini davranmaya zorlamak ve ona çok az gerçek seçim bırakmak anlamına gelir. Genellikle ciddi ve resmî bir tınısı vardır. The elements compel their masters. cümlesinde their masters, compel fiilinden hemen sonra gelir ve cümle belirli bir eylem belirtmez. Elementler, kendilerine sahip olan kişileri kontrol eden veya yönlendiren güçler olarak sunulur. Eylem belirtildiğinde yaygın yapı compel someone to do something şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle resmî ve bağlayıcı bir gerekliliği en açık biçimde ifade eder?
- The law compels factories to follow the safety rule.
- The law asks factories to review the safety rule.
- The law encourages factories to consider the safety rule.
Cevabı göster
The law compels factories to follow the safety rule.
Those who ate the Earth and Water crystals must speak the truth, Dilbilgisi
0:59Toprak ve Su kristallerini yiyenler doğruyu söylemek zorundadır,
while those who consumed Fire and Air must lie." Anlatım akışı
1:03Ateş ve Hava tüketenler ise yalan söylemek zorundadır."
Those who...: Bir insan grubunu tanımlama
Those who..., “... yapan kişiler” anlamına gelir. Those bir insan grubuna işaret eder; who ile başlayan ilgi cümleciği de hangi kişilerin bu gruba girdiğini gösterir. Bu cümlede who ate the Earth and Water crystals grubu tanımlar, must speak the truth ise bu grubun uyması gereken kuralı verir. Yeniden kullanılabilen kalıp Those who + grubu tanımlayan cümlecik + ana ifadedir.
Alıştırma
Bu kuraldaki Those who yapısını tamamlayın: Those ____ finish the quiz early may read quietly.
Cevabı göster
who
while: Karşıt bilgileri bağlama
Burada while, karşıt kurallar bildiren iki cümleciği bağlar. “Whereas” ya da “oysa” anlamındadır; “... olduğu sırada” biçimindeki zaman anlamında değildir. İkinci grubu while sonrasına yerleştirmek, iki grubu yan yana karşılaştırır: biri doğruyu söylemek, diğeri ise yalan söylemek zorundadır. While’ın bu kullanımı karşılaştırmayı açık biçimde düzenler.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: The red route is shorter, while the blue route is safer. while burada ne yapıyor?
- Bir olayın başka bir olay sırasında gerçekleştiğini gösterir.
- Rotalarla ilgili iki bilgiyi karşılaştırır.
- Mavi rotanın neden daha güvenli olduğunu açıklar.
Cevabı göster
Rotalarla ilgili iki bilgiyi karşılaştırır.
The youths are too scared to confess their own transgressions. Notlar
1:08Gençler kendi suçlarını itiraf edemeyecek kadar korkmuş durumdalar.
too scared to confess: too + sıfat + to kalıbı
are too scared to confess ifadesi be + too + sıfat + to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır. Bir özellik ya da duygunun eylemi engelleyecek dereceye ulaştığını gösterir: korku, gençlerin itiraf etmesini engeller. Burada too yalnızca “çok” anlamına gelmez; itirafın gerçekleşmediği sonucunu da bildirir. Tekrar kullanılabilecek kalıp be + too + sıfat + to + fiildir.
Alıştırma
too + sıfat + to + fiil kalıbını tamamlayın: Leo was too nervous ____ speak in front of the class.
Cevabı göster
to
confess their own transgressions: yanlışı ciddi ve resmî bir tonda itiraf etmek
Confess their own transgressions, kendilerinin işlediği yanlışları açıkça kabul etmek anlamına gelir. Confess, gizlenmiş ya da kabul edilmesi zor bir yanlışı açıklamayı düşündürür; their own ise kişisel sorumluluğu vurgular. Transgressions, ahlaki, dinî veya başka kuralların ihlalleri için kullanılan resmî bir sözcüktür. İfade bir bütün olarak admit their mistakes sözünden farklı şekilde gündelik değil, ciddi ve ahlaki ağırlığı olan bir tını taşır.
Alıştırma
Yargılayın: Kalemi unutmakla ilgili sıradan bir konuşmada "I confess my transgressions" doğal ve tarafsız bir seçimdir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Instead, they fall to accusing each other. Kelime
1:12Bunun yerine birbirlerini suçlamaya başlarlar.
fall to accusing: anlatıda suçlamaya başlamak
Bu cümlede fall to + -ing, genellikle ani bir tepki olarak “bir şeyi yapmaya başlamak” anlamına gelir. they fall to accusing each other, birbirlerini suçlamaya yöneldiklerini anlatır. Instead bir karşıtlık kurar: daha yararlı bir şey yapmak yerine, sonraki hareketleri birbirlerini suçlamak olur. fall to kullanımı eyleme hikâye anlatımına özgü, biraz dramatik bir hava verir.
Alıştırma
“The neighbors fell to arguing” cümlesinde fell to arguing ne anlama gelir?
- Tartışmaktan kaçındılar.
- Tartışırken yere düştüler.
- Tartışmaya başladılar.
Cevabı göster
Tartışmaya başladılar.
“Rikku took the Water crystal," Sumi blurts out. Öbek fiiller
1:15Sumi aniden atılır, "Rikku Su kristalini aldı."
blurts out: bir şeyi aniden söylemek
Blurt out, düşünmeye veya kendini durdurmaya zaman bulamadan bir şeyi aniden söylemek demektir. Yalnızca ne söylendiğini değil, nasıl söylendiğini de anlatır: dikkatle hazırlanmış bir ifade olarak değil, hızlı ve fazla kontrol edilmeden. Burada blurts out, alıntıdan sonra konuşma biçimini bildiren bir ifade olarak gelir ve Sumi’nin suçlamayı aniden söylediğini gösterir. Söylenen içerik de blurt out the answer örneğinde olduğu gibi öbek fiilden sonra gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi blurt out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Without thinking, Maya ____ the answer before the teacher called on her.
Cevabı göster
blurted out
So Bella yells, "Jonah ate the Air crystal.
1:22Böylece Bella bağırır, "Jonah Hava kristalini yedi.
Jonah looks up timidly and shakes his head. Kalıp ifadeler
1:26Jonah çekinerek başını kaldırır ve kafasını sallar.
shakes his head: konuşmadan hayır demek
To shake one's head, başı iki yana hareket ettirmek demektir. Bu cümlede hareket sessiz bir cevap işlevi görür: Jonah hayır dediğini, inkârı veya karşı çıkmayı ifade eder. İyelik belirleyicisi kişiye göre değişir: I shake my head, she shakes her head ve they shake their heads. Jonah üçüncü tekil şahıs özne olduğu için fiil shakes, iyelik belirleyicisi ise his olur.
Alıştırma
Cümleyi shake one's head ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When Leo silently answered no, he ____.
Cevabı göster
shook his head
There's no getting around it: kaçınılmaz bir gerçekle yüzleşmek
There's no getting around it, bir gerçeğin, sorunun veya gerekli bir adımın önlenemeyeceği ve onunla yüzleşilmesi gerektiği anlamına gelir. Burada get around, bir şeyin çevresinde hareket etmek değil, “kaçınmak” veya “atlatmak” anlamındadır. There's no + -ing kalıbı, o eylemi yapmanın mümkün bir yolu olmadığını belirtir. It, bağlamdan zaten anlaşılan bir konuyu gösterir; There's no getting around the deadline örneğinde olduğu gibi, it yerine belirli bir isim grubu kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir sorundan kaçılamayacağı anlamına gelir?
- I'll walk around it.
- I can't get around to it.
- There's no getting around it.
Cevabı göster
There's no getting around it.
some trial and error: tekrarlanan denemelerle öğrenmek
Trial and error, bir yöntemi denemek, neyin işe yaramadığını fark etmek ve bir çözüm bulana kadar yöntemi değiştirmek demektir. Tek bir trial sonrasında tek bir error yaşanmasını değil, tekrarlanan bir öğrenme sürecini anlatır. Bu cümlede take some trial and error, başarılı olmak için bu süreçten geçmek gerekeceğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, tekrarlanan denemelerden ve hatalardan öğrenmek anlamına gelen kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Getting the robot to turn correctly took some ____.
Cevabı göster
trial and error
that's not a bad thing: ölçülü bir olumlu değerlendirme
That's not a bad thing ifadesi, olumsuz bir değerlendirmeyi reddederek hafif olumlu bir değerlendirme yapar. Durumun kabul edilebilir olduğunu, hatta bir yararı olabileceğini anlatır. Bu, olumlu düşünceyi ölçülü biçimde ifade etme yoludur: That's great sözünden daha sakin ve daha az heyecanlı duyulur. İlk başta zor veya zahmetli görünen bir durumu farklı açıdan değerlendirmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız yeni programın herkese hazırlanmak için daha fazla zaman verdiğini söylüyor. Hangi yanıt sakin ve hafif olumlu bir değerlendirme yapar?
- That's absolutely wonderful!
- That's not a bad thing.
- That's a bad thing.
Cevabı göster
That's not a bad thing.
where our conclusions contradict each other. Kelime
1:51vardığımız sonuçların birbiriyle çeliştiği.
If we make..., we'll...: olası bir koşul ve sonucu
Bu cümle, olası bir koşulu bu koşulun beklenen gelecekteki sonucuna bağlar. If we make a wrong guess koşulu belirtir; we'll eventually reach... ise akıl yürütme sürdükçe ne olacağını belirtir. Bu kalıpta koşul yan cümlesinde if + geniş zaman, sonuç cümlesinde will + fiilin yalın hâli kullanılır. Koşul gelecekle ilgili olsa da normalde If we will make değil, If we make denir.
Alıştırma
Parantez içindeki fiilleri kullanarak geleceğe yönelik olası koşul cümlesini tamamlayın: If we ____ (miss) the bus, we'll ____ (call) a taxi.
Cevabı göster
miss · call
reach a point where: belirli bir aşamaya kadar ilerlemek
reach a point where, belirli bir aşamaya veya duruma kadar ilerlemek anlamına gelir. Bu cümlede akıl yürütme, sonuçların birbiriyle çeliştiği aşamaya kadar ilerler. Buradaki point soyuttur; bir nokta ya da fiziksel bir yer değildir. Where, o aşamada ne olduğunu veya hangi durumun geçerli olduğunu açıklayan yan cümleyi başlatır.
Alıştırma
reach a point where ifadesini doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: The project ____ everyone had to choose one plan.
Cevabı göster
reached a point where
conclusions contradict each other: birbiriyle bağdaşmayan sonuçlar
Sonuçlar aynı anda doğru olamayacak iddialar içerdiğinde contradict each other ifadesi kullanılır. Contradict fiili each other'ı doğrudan nesne olarak alır; with gerekmez. Each other, her sonucun diğeriyle çatıştığını gösterir. Bu ifade, akıl yürütmede bir tutarsızlık ortaya çıktığında kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle sonuçların aynı anda doğru olamayacağını belirtir?
- The conclusions repeat each other.
- The conclusions support each other.
- The conclusions contradict each other.
Cevabı göster
The conclusions contradict each other.
That would allow us to confirm that our initial guess was wrong Dilbilgisi
1:54Bu, ilk tahminimizin yanlış olduğunu onaylamamızı sağlar
would allow us to confirm that: varsayımsal bir koşula bağlı sonuç
Would allow us to confirm that, varsayımsal bir durumun olası yararını veya sonucunu anlatır. Buradaki would, hayal edilen koşula gönderme yapar; doğrulamanın zaten gerçekleştiğini söylemez. Kalıp would allow + kişi + to + fiil şeklindedir. Ardından confirm that, kontrol edilecek iddiayı getirir: our initial guess was wrong.
Alıştırma
Varsayımsal sonuç yapısını dersteki sözcüklerle tamamlayın: A second test ____ the measurements are accurate.
Cevabı göster
would allow us to confirm that
work from there: mevcut sonucu başlangıç noktası olarak kullanmak
work from there ifadesindeki there, mutlaka fiziksel bir yeri değil, az önce ulaşılan sonucu veya aşamayı gösterir. İfade, o noktayı bundan sonra yapılacaklar için temel almak anlamına gelir. Bu cümlede ilk tahminin yanlış olduğu gösterildiğinde, doğrulanan bu gerçek akıl yürütmenin sonraki bölümünün başlangıç noktası olur.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: We'll confirm the facts and work from there. work from there ne anlama gelir?
- Çalışmayı daha uzaktaki bir yere taşımak.
- Gerçekler doğrulanır doğrulanmaz durmak.
- Doğrulanan gerçekleri sonraki adımların başlangıç noktası olarak kullanmak.
Cevabı göster
Doğrulanan gerçekleri sonraki adımların başlangıç noktası olarak kullanmak.
This is a technique known as proof by contradiction. Kelime
1:58Bu, çelişki ile ispat olarak bilinen bir tekniktir.
a technique known as proof by contradiction: bir terimi tanıtmak
a technique known as proof by contradiction isim öbeği, proof by contradiction olarak adlandırılan bir teknik anlamına gelir. Known as proof by contradiction, technique sözcüğünü niteleyen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir; that is known as proof by contradiction biçiminde genişletilebilir. Proof by contradiction, mantık ve matematikte kullanılan bir yöntemdir: kanıtlamak istediğiniz şeyin tersini varsayar ve bu varsayımın bir çelişkiye yol açtığını gösterirsiniz. Bu yapıda known as, yöntemin kabul edilen adını belirtir.
Alıştırma
Ad belirten yapıyı tamamlayın: The process of water turning into vapor is known ____ evaporation.
Cevabı göster
as
The trick is in being strategic: işin püf noktası stratejik davranmaktır
The trick is in ..., “bir işi başarıyla yapmanın anahtarı ...dır” anlamına gelir ve en önemli yöntemi öne çıkarır. Burada başarılı tahmin için başlangıç noktasını akıllıca ve planlı biçimde seçmenin önemli olduğu anlatılır. in bir edattır; bu yüzden ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir: The trick is in being strategic. The trick is in + isim/-ing biçimi kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.
Alıştırma
The trick is in ve plan fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ your questions carefully.
Cevabı göster
The trick is in planning
Some assumptions might not lead to contradictions Kalıp ifadeler
2:07Bazı varsayımlar çelişkilere yol açmayabilir
not lead to contradictions: çelişkilere yol açmamak
Lead to, “neden olmak” veya “sonuç olarak ortaya çıkarmak” anlamına gelir. lead to contradictions ifadesinde to bir edattır ve ardından sonucu belirten contradictions ismi gelir. Olumsuz not lead to contradictions biçimi, varsayımların mantıksal olarak birbiriyle bağdaşmayan sonuçlar üretmeyebileceğini anlatır. Without making further assumptions bir koşul ekler: Çelişki ancak başka varsayımlar eklendikten sonra ortaya çıkabilir. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp özne + lead to + sonuç biçimindedir.
Alıştırma
not lead ve gerekli edatı kullanın: These assumptions might ____ contradictions on their own.
Cevabı göster
not lead to
without making further assumptions: without + -ing kullanımı
Without + -ing biçimi, bir eylemin gerçekleşmediğini veya dışarıda bırakıldığını anlatır. Burada without making further assumptions, “ek varsayımlar yapılmazsa” anlamına gelir. Bu ifade might not lead to contradictions bölümünden sonra geldiği için olumsuz sonucun koşulunu belirtir: başka varsayımlar eklenmezse bazı varsayımlar çelişki oluşturmayabilir. without bir edattır; ardından make değil, making kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi ask fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Mia finished the puzzle without ____ for a hint.
Cevabı göster
asking
that creates the most constraints on its own Anlatım akışı
2:13tek başına en çok kısıtlamayı yaratan
when it turns out to be right or wrong. Öbek fiiller
2:18doğru ya da yanlış olduğu ortaya çıktığında.
that creates the most constraints on its own: seçim ölçütünü belirtmek
One, mevcut seçenekler arasındaki bir varsayımı temsil eder. that creates the most constraints on its own belirleyici ilgi cümleciği, hangisinin seçileceğini belirtir ve seçim ölçütünü genel anlamlı one sözcüğünün hemen arkasına yerleştirir. Bu ölçütün içinde the most bütün seçenekleri karşılaştırır; on its own ise ek varsayımların desteği olmadan anlamına gelir. Böylece ilgi cümleciği, one sözcüğünü bağımsız olarak en fazla kısıtlamayı oluşturan seçenekle sınırlar.
Alıştırma
Hangi cümle, seçim ölçütünü karşılayan kuralı belirlemek için ilgi cümleciğini doğru kullanır?
- We need a rule that it removes the most possibilities on its own.
- We need a rule that removes the most possibilities on its own.
- We need a rule what removes the most possibilities on its own.
Cevabı göster
We need a rule that removes the most possibilities on its own.
thus gives us the most information: thus ile sonucu belirtmek
Burada thus, “bu nedenle” veya “bunun sonucunda” anlamına gelir. Önceki gerçeğe, yani bir seçeneğin en fazla kısıtlamayı oluşturmasına gönderme yapar ve “gives us the most information” bölümünü bu gerçeğin sonucu olarak gösterir. A and thus B yapısında and iki paralel düşünceyi bağlarken thus mantıksal ilişkiyi açıklar: A, B sonucuna yol açar. Böylece dinleyen kişi iki ilgisiz gerçek duymak yerine akıl yürütme zincirini takip eder.
Alıştırma
Hangi cümle, bir gerçeğin sonraki sonuca yol açtığını göstermek için thus kullanır?
- The new map shows every exit and thus helps visitors find their way out.
- The new map shows every exit, and then the guide opened the door.
- The new map shows every exit, but it was printed yesterday.
Cevabı göster
The new map shows every exit and thus helps visitors find their way out.
turns out to be right or wrong: sonuç ortaya çıkıyor
Turn out to be, daha fazla bilgi elde edildikten sonra bir şeyin belli bir durumda olduğunun keşfedilmesi veya kanıtlanması anlamına gelir. Burada seçeneğin doğru mu yanlış mı olduğu daha sonra ortaya çıkar. Bu ifade bir değişimi değil, sonucun açığa çıkmasını anlatır: seçenek o anda doğruya veya yanlışa dönüşmez; test etmek, zaten hangisi olduğunu anlamamızı sağlar.
Alıştırma
turn out to be ifadesinin geçmiş zaman biçimini kullanın: After we checked the records, the rumor ____ false.
Cevabı göster
turned out to be
Somut bir örnek sunmak için Take, for example, ...
Take, for example, genel bir ifade veya yöntemden sonra belirli bir örnek sunar. Burada dinleyiciyi incelenecek bir sonraki durum olarak Sumi'nin ifadesine yönlendirir. Bu yapıda take, fiziksel olarak almak ya da taşımak değil, değerlendirmek üzere seçmek anlamındadır. Yaygın kalıp Take, for example, + isim öbeği şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle genel bir iddiadan somut bir örneğe doğal biçimde geçer?
- For take an example, a bicycle has square wheels.
- Take, for example, a bicycle with square wheels.
- Take away, for example, a bicycle with square wheels.
Cevabı göster
Take, for example, a bicycle with square wheels.
she's telling the truth: tell the truth kalıbı
Tell the truth, dürüstçe konuşmak veya olayları gerçekte olduğu gibi anlatmak için kullanılan standart bir kalıptır. Bu cümlede she's telling the truth, onun söylediklerinin gerçeklerle örtüştüğüne inanıldığını belirtir. Burada she's, she is ifadesinin kısaltmasıdır ve telling ile birlikte şimdiki zamanın devam biçimini oluşturur. Başka durumlara aktarılabilen ifade tell the truth kalıbıdır; tell gerektiğinde tells, told veya telling biçimine girer.
Alıştırma
Dürüstçe konuşmak anlamına gelen sabit kalıbı tamamlayın: Please tell the ____ about what happened.
Cevabı göster
truth
we'd know the identity of both truth tellers.
2:26doğruyu söyleyen her iki kişinin kimliğini bilirdik.
Geçici bir öncülle akıl yürütmek için If we assume ...
If we assume + yan cümle, akıl yürütmeye devam edebilmek için kanıtlanmamış bir fikri geçici olarak doğru kabul eder. Bu, fikrin doğrulandığı anlamına gelmez. If yan cümlesi koşulu belirler; we'd know, yani we would know ise bu koşul altında ortaya çıkan sonucu ifade eder. Burada onun doğruyu söylemesi, doğru söyleyen iki kişiyi belirlemek için kullanılan geçici öncüldür.
Alıştırma
Hangi cümle anahtarın yerini akıl yürütme için geçici bir öncül olarak ele alır?
- If we assume the key is in this room, we'd search here first.
- The key was found in this room yesterday.
- We know for certain that the key is in this room, so we'll search here first.
Cevabı göster
If we assume the key is in this room, we'd search here first.
and since she's not lying about him: neden bildiren since
Burada since, because yani “çünkü” anlamına gelir. since she's not lying about him yan cümlesi, Sumi’nin Toprak kristaline sahip olacağı sonucunun nedenini verir. Neden bildiren since ifadesinden sonra, başka bir ifadenin neden doğru olduğunu açıklayan bir yan cümle gelir. not lying about him ifadesinde about, “onunla ilgili veya onun hakkındaki bilgiler konusunda” anlamındadır; onu eleştirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede since, because anlamına gelir?
- Since the door is locked, we'll use the back entrance.
- She has been awake since sunrise.
- I have lived here since 2020.
Cevabı göster
Since the door is locked, we'll use the back entrance.
So Bella would have the Fire crystal, as Rikku says.
2:35Rikku'nun dediği gibi, Bella'da Ateş kristali olurdu.
But then Bella would have to be lying Dilbilgisi
2:38Ancak o zaman Bella'nın yalan söylemesi gerekirdi
then Bella would have to be lying: varsayımsal zorunlu sonuç
Burada then, akıl yürütme zincirindeki bir sonraki adımı işaretler. would have to be lying, önceki varsayım doğruysa Bella'nın yalan söylüyor olmasının zorunlu sonuç olduğu anlamına gelir. would sonucu varsayımsal bir koşula bağlar, have to ise mantıksal zorunluluk belirtir; sıradan bir geleceği anlatmaz. Kalıp would have to + fiilin yalın hâlidir. would have to be lying içinde be lying süreklilik biçimindedir ve bu varsayım altında Bella'nın yapmakta olmak zorunda olduğu şeyin yalan söylemek olduğunu gösterir.
Alıştırma
would have to ve lie fiilinin -ing biçimini kullanarak çıkarımı tamamlayın: Nina checked the security log, which shows 1:00, but she says she arrived at noon. If the log is accurate, Nina ____ about her arrival time.
Cevabı göster
would have to be lying
And yet: beklentiyle çelişen bir sonuç getirmek
Cümlenin başındaki And yet, önceki düşünceye bağlanır ve o düşüncenin normalde doğuracağı beklentiyle çelişen bir gerçek veya sonuç getirir. Burada bir seçenek kabul edilemez görünür, ancak yine de geriye kalan tek seçenektir. And düşünceleri birbirine bağlı tutar; yet ise nevertheless anlamına yakın bir karşıtlık sağlar. Bu ifade bir neden vermek veya yalnızca sıradaki olayı eklemek yerine şaşırtıcı bir çelişkiyi vurgular.
Alıştırma
Hangi seçenek And yet kullanarak beklenen sonuçla çelişen bir gerçeği getirir?
- The backpack looked empty. And yet, it was surprisingly heavy.
- The backpack looked empty. It was under the desk.
- The backpack looked empty. So I put it on the chair.
Cevabı göster
The backpack looked empty. And yet, it was surprisingly heavy.
and it tells us our initial assumption was wrong.
2:47ve bize ilk varsayımımızın yanlış olduğunu söyler.
This is a contradiction: mantıksal bir çatışmayı belirlemek
Mantıksal bir argümanda a contradiction, iki iddianın aynı anda doğru olamayacağı bir sonuçtur. Burada This, az önce bulunan çatışmaya işaret eder ve onu bir çelişki olarak tanımlar. Diğer olgular ve akıl yürütme adımları sağlamsa çelişkiye yol açan varsayım reddedilmelidir. Bu nedenle konuşmacı, başlangıçtaki varsayımın yanlış olduğu sonucuna varır.
Alıştırma
Mia, “Bu anahtarı daha önce hiç görmedim,” diyor. Bir dakika sonra, “Bu anahtarı dün kullandım,” diyor. Bu iki iddia için en uygun mantıksal tanım hangisidir?
- A request
- A prediction
- A contradiction
Cevabı göster
A contradiction
can go back to the start: ilk adıma dönmek
Burada can go back to the start, fiziksel olarak bir yere geri dönmek anlamına gelmez. Akıl yürütmenin ilk adımına dönmek ve yeni bilgilerle adımları yeniden incelemek anlamına gelir. Can, bu sonraki hamlenin artık mümkün olduğunu gösterir. Bu ifade bir çözümün, planın veya tartışmanın başına dönmesi gerektiğinde de kullanılabilir.
Alıştırma
Eksik ipucunu buldunuz. “Artık ilk adıma dönebiliriz” anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: We ____ and check every step again.
Cevabı göster
can go back to the start
with the added knowledge that...: yeni bilgiyle yeniden değerlendirmek
With the added knowledge that + yan cümle, yeni bir bilgiyi kullanarak bir şeyi yeniden yapmak anlamına gelir. That ile başlayan yan cümle, yeni bilginin ne olduğunu açıklar. Burada başa dönmek, hiçbir şey değişmeden yeniden başlamak değildir. Konuşmacı, Sumi'nin yalan söylediğini bilerek durumu tekrar değerlendirecektir.
Alıştırma
Yeni öğrenilen bir gerçeğin ikinci incelemeyi değiştirdiğini göstermek için cümleyi hedef ifadeyle tamamlayın: We reviewed the map again ____ the north gate was locked.
Cevabı göster
with the added knowledge that
Sumi must have either the Fire or Air crystal. Dilbilgisi
2:58Sumi'de Ateş ya da Hava kristali olmalıdır.
As a liar: As + kimliği bir öncül olarak kullanmak
Cümle başındaki As + isim öbeği, sonraki ifadenin dayandığı bir kimliği veya rolü belirtir. As a liar, Sumi'nin yalancı olma durumunu kristalle ilgili sonucun öncülü hâline getirir. Burada as, “bu kimlik veya sıfatla” anlamındadır; “benzer şekilde” ya da “iken” anlamında değildir. Başlangıç öbeğinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan Sumi'dir.
Alıştırma
Ben gerçekten bir cankurtarandır ve cümle bu rolden doğan bir görevi açıklamaktadır. Hangi cümle doğrudur?
- Like a lifeguard, Ben must watch the pool.
- As a lifeguard, Ben must watch the pool.
Cevabı göster
As a lifeguard, Ben must watch the pool.
either the Fire or Air: either A or B seçim yapısı
Either A or B iki seçenek sunar. Bu cümledeki iki olasılık the Fire crystal ve the Air crystal'dır; cümlede tek bir kristalden söz edildiği için bunun bu ikisinden biri olduğu sonucuna varılır. Seçenekler sondaki bir ismi ortak kullanıyorsa bu isim yalnızca bir kez söylenebilir: either the Fire or Air crystal. Bu ifade yine either the Fire crystal or the Air crystal anlamına gelir, ancak hangisi olduğunu belirtmez.
Alıştırma
İki olası yeri belirten ikili yapıyla cümleyi tamamlayın: The keys are ____ in the kitchen ____ in the car.
Cevabı göster
either · or
That means Jonah was telling the truth about her. Anlatım akışı
3:01Bu, Jonah'nın onun hakkında doğruyu söylediği anlamına gelir.
That means: önceki bilgiyi bir sonuca dönüştürme
That, az önce söylenen olguya veya sonuca gönderme yapar. Means ise bundan çıkan anlamı getirir; dolayısıyla That means, “Önceki bilgiden çıkardığım sonuç şudur” sinyalini verir. Yeni bir konu başlatmak yerine önceki bilgiyi bir sonraki çıkarım adımına bağlayarak düşünce akışını düzenler. Burada önceki ipucu, Jonah'nın onun hakkında doğruyu söylediği sonucuna götürür.
Alıştırma
Şunu okuyun: “The roads are icy. That means the game may be canceled.” That means neyi gösteriyor?
- İkinci cümle ilgisiz bir konu başlatır.
- İkinci cümle, birinci cümledeki dil bilgisi hatasını düzeltir.
- İkinci cümle, birinci cümleden çıkarılan bir sonuçtur.
Cevabı göster
İkinci cümle, birinci cümleden çıkarılan bir sonuçtur.
can't have taken: geçmiş hakkında olumsuz çıkarım
Can't have + geçmiş zaman ortacı, geçmişteki bir olay hakkında güçlü bir olumsuz çıkarım bildirir: konuşan kişi eldeki kanıtlara dayanarak olayın gerçekleşmiş olamayacağını düşünür. Burada taken, take fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Olumsuz bir cümlede either of those, “sözü edilen iki şeyden hiçbiri” anlamına gelir. Bu nedenle cümle yalnızca birini değil, iki seçeneği de eler.
Alıştırma
Paket kaybolduğunda kamera Leo'nun başka bir odada olduğunu gösteriyor. Hangi cümle doğru çıkarımı verir?
- Leo can't take the package.
- Leo can't have taken the package.
- Leo doesn't have to take the package.
Cevabı göster
Leo can't have taken the package.
And that means Bella was lying about him.
3:07Ve bu da Bella'nın onun hakkında yalan söylediği anlamına gelir.
The only one left who could have it is Jonah. Dilbilgisi
3:17Onu alabilecek geriye kalan tek kişi Jonah'tır.
The only one left who could... is...: geriye kalan tek ihtimali belirtme
The only one left, eleme işleminin sonucunu gösterir: diğer bütün adaylar elenmiştir. who could have it ilgi cümleciği, geriye kalan kişinin karşılaması gereken koşulu açıklar; is Jonah ise bu kişinin adını verir. Adayları değerlendirip geriye kalan tek ihtimali belirtirken The only one/person/option left who/that could... is... kalıbını yeniden kullanabilirsiniz. could have it ifadesindeki have, “sahip olmak” anlamındaki yalın fiildir; could have + geçmiş zaman ortacı yapısının bir parçası değildir.
Alıştırma
Ekip, Omar dışındaki bütün teknisyenleri elemiştir. Hangi cümle geriye kalan tek ihtimali doğal biçimde ifade eder?
- The only technician left who could repair the server is Omar.
- The technician only left who could repair the server is Omar.
- The only technician who left could repair the server is Omar.
Cevabı göster
The only technician left who could repair the server is Omar.
And because we've already identified the two liars,
3:20Ve iki yalancıyı zaten belirlediğimiz için,
That means Bella has the Fire crystal and Sumi has Air.
3:26Bu, Bella'nın Ateş ve Sumi'nin Hava kristaline sahip olduğu anlamına gelir.
You manage to get them all in the proper containment fields Kalıp ifadeler
3:30Hepsini uygun koruma alanlarına yerleştirmeyi başarıyorsunuz
just as the crystals' magic begins to manifest. Notlar
3:33tam da kristallerin sihri kendini göstermeye başlarken.
manage to get them all in the proper containment fields: hepsini uygun muhafaza alanlarına sokmayı başarmak
manage to + fiilin yalın hâli, eylem zor veya çaba gerektirse de sonunda başarıldığını gösterir. Burada manage to get, yalnızca denemeye değil, elde edilen başarılı sonuca odaklanır. get + nesne + in + yer yapısı, nesnenin bir yere girmesini sağlamayı anlatır: them nesnedir, all hiçbirinin dışarıda kalmadığını vurgular ve in the proper containment fields hedef yeri gösterir. Cümle, hepsinin sonunda doğru alanlara girdiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle tüm yavru kedileri taşıma çantasına koymanın zor olduğunu ama sonunda başarıldığını anlatır?
- We tried to get every kitten into the carrier before the storm arrived.
- We managed to get every kitten into the carrier before the storm arrived.
- We planned to get every kitten into the carrier before the storm arrived.
Cevabı göster
We managed to get every kitten into the carrier before the storm arrived.
just as the crystals' magic begins to manifest: kristallerin büyüsü kendini göstermeye başlarken
just as + cümle, iki olayın neredeyse aynı anda gerçekleştiğini gösterir. Burada hepsini yerleştirme işi, kristallerin büyüsü kendini göstermeye başladığı anda gerçekleşir. Bir hikâyede bu kadar yakın zamanlama aciliyet ve gerilim yaratır. just as olayları zaman bakımından bağlar; tek başına bir olayın diğerine neden olduğunu göstermez.
Alıştırma
Hangi cümle alarmın biz ön kapıya ulaştığımız anda çalmaya başladığını anlatır?
- The alarm began to ring before we reached the front door.
- The alarm began to ring just as we reached the front door.
- The alarm began to ring long after we reached the front door.
Cevabı göster
The alarm began to ring just as we reached the front door.
manifest: işaretlerle gözlemlenebilir hâle gelmek
Burada manifest, “işaretler veya etkiler yoluyla gözlemlenebilir hâle gelmek” anlamına gelen geçişsiz bir fiildir. Büyü zaten vardır veya gelişmektedir ve şimdi kendini göstermeye başlamaktadır. Bu kullanım genellikle gizli bir gücün, durumun, duygunun veya özelliğin fark edilir hâle gelmesini anlatır. Bir kişinin ya da nesnenin yalnızca ortaya çıktığını söylemekten daha özeldir.
Alıştırma
Hangi cümlede manifest, içsel bir durumun gözlemlenebilir hâle gelmesi anlamında doğal kullanılmıştır?
- The meeting manifested at three o'clock.
- The bus manifested at the station at noon.
- The stress began to manifest as sleeplessness.
Cevabı göster
The stress began to manifest as sleeplessness.
Compared with the difficult task of training these kids Dilbilgisi
3:37Bu çocukları eğitme gibi zorlu bir görevle kıyaslandığında
figuring out who had which crystal was elementary. Notlar
3:41kimin hangi kristale sahip olduğunu bulmak çocuk oyuncağıydı.
Compared with...: karşılaştırma ölçütü belirlemek
Compared with + bir isim veya -ing öbeği, ana cümleyi değerlendirirken kullanılan karşılaştırma ölçütünü tanıtır. Burada çocukları eğitmek daha zor olan ölçüttür; bu yüzden kristalleri belirlemek onun yanında çok kolay görünür. Cümlenin başında kullanıldığında bu öbek, değerlendirmeden önce referans noktasını verir. Ana cümledeki yargı görecelidir; ikinci işin kendi başına mutlaka kolay olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısa sınavın final sınavına göre kolay geldiğini söylemek için Compared with... yapısını kullanın: ____, this quiz felt easy.
Cevabı göster
Compared with the final exam
figuring out who had which crystal ifadesini -ing öbeğiyle özne yapmak
figuring out who had which crystal ifadesinin tamamı cümlenin öznesidir. Figuring, figure fiilinin -ing biçimidir; figure out ise düşünerek bulmak ya da anlamak demektir. who had which crystal, bulunması gereken bilgiyi belirtir. Eylem isim görevli bir -ing öbeğine dönüştürülünce konuşmacı araştırmanın tamamını tek bir görev olarak ele alır; bu yüzden tekil was kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle -ing öbeğini doğru biçimde özne yapar ve görevin tamamını tekil kabul eder?
- Figuring out who took the key was easy.
- Figuring out who took the key were easy.
- Figure out who took the key was easy.
Cevabı göster
Figuring out who took the key was easy.
was elementary: “basit” anlamı ve element kelime oyunu
was elementary ifadesinde was bir bağ fiilidir ve elementary, kristalleri belirleme görevinin tamamını niteler. Burada elementary, görevin temel ve çözülmesi kolay olduğu anlamına gelir; ilkokula gönderme yapmaz. Bu ifade aynı zamanda bir kelime oyunu oluşturur: elementary, aynı kökü paylaştığı element sözcüğünü çağrıştırır ve kristaller de elementlerle bağlantılıdır. Böylece cümle görevin kolay olduğunu söylerken element temasına esprili biçimde geri döner.
Alıştırma
Bu cümlede was elementary ifadesinin en doğru yorumu hangisidir?
- Görevin bütün kimyasal elementleri ezberlemeyi gerektirdiğini söyler.
- Görevin temel ve kolay olduğunu söylerken element fikrini de çağrıştırır.
- Görevin yalnızca ilkokul öğrencileri için hazırlandığını söyler.
Cevabı göster
Görevin temel ve kolay olduğunu söylerken element fikrini de çağrıştırır.
If you'd like to continue to expand your logical toolkit, Deyimler
3:45Eğer mantıksal araç kutunuzu genişletmeye devam etmek isterseniz,
your logical toolkit: mantıksal becerileri alet çantasına benzeten bir mecaz
Burada toolkit bir mecazdır. Gerçek bir alet çantasında aletler bulunur; your logical toolkit ise gerektiğinde kullanabileceğiniz akıl yürütme yöntemleri ve problem çözme becerileri bütünüdür. Bu alet çantasını genişletmek, bir soruna daha fazla yoldan yaklaşabilmek için yeni yöntemler öğrenmek demektir. Bu kalıp yazma, iletişim ve liderlik gibi alanlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
“build your writing toolkit” ifadesinde toolkit büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Aletleri saklamak için kullanılan fiziksel bir kutu
- Her sorunu çözen tek bir kural
- Mantıksal yöntemler ve beceriler bütünü
Cevabı göster
Mantıksal yöntemler ve beceriler bütünü
look no further than...: kendinden emin bir öneri
Look no further than X, X’i önermek için kullanılan kalıplaşmış ve gerçek anlamlı olmayan bir ifadedir. X’in dinleyicinin aradığı şeyin cevabı olduğunu, bu yüzden başka bir yerde aramaya devam etmeye gerek olmadığını belirtir. Emir kipindeki look öneriyi başlatır; than sözcüğünden sonra önerilen kişi, yer, ürün veya hizmet gelir. Burada brilliant.org, mantıksal becerilerini geliştirmeyi sürdürmek isteyen biri için hazır cevap olarak sunulur.
Alıştırma
“Başka bir yerde aramanıza gerek yok” anlamındaki kendinden emin öneriyi tamamlayın: For a quick science activity, ____ this experiment guide.
Cevabı göster
look no further than
Brilliant is a problem solving based platform Dilbilgisi
3:51Brilliant problem çözme tabanlı bir platformdur
a problem solving based platform: tek bir bileşik niteleyici
İfadedeki ana sözcük platform adıdır. problem solving based sözcükleri, bu adın önünde tek bir niteleyici olarak birlikte çalışır. Bu nedenle ifade, yaklaşımı problem çözmeye dayanan bir platform anlamına gelir. İngilizcede daha uzun bir fikir, çoğu zaman bir adın önündeki bileşik niteleyiciye sıkıştırılır. Burada a platform based on problem solving, özenli yazıda a problem-solving-based platform biçimine dönüşür.
Alıştırma
Özenli bir yazıda, platformun problem çözmeye dayandığını en açık biçimde hangisi gösterir?
- a problem-solving based platform
- a problem solving-based platform
- a problem-solving-based platform
Cevabı göster
a problem-solving-based platform
has over 60 courses: over, “-den fazla” demektir
Bir sayıdan önce gelen over, “-den fazla” anlamına gelir. Bu nedenle has over 60 courses, kurs sayısının 60'tan fazla olduğunu söyler; tam olarak 60 bu anlama dâhil değildir. Bu, over sözcüğünün miktar bildiren anlamıdır. a lamp over the table gibi bir ifadede bulunan konumsal anlamından farklıdır.
Alıştırma
Bu İngilizce cümle ne anlama gelir? The library has over 10,000 books.
- Kütüphanede yaklaşık 10.000 kitap vardır.
- Kütüphanede tam olarak 10.000 kitap vardır.
- Kütüphanede 10.000'den fazla kitap vardır.
Cevabı göster
Kütüphanede 10.000'den fazla kitap vardır.
You can brush up on your mathematical concepts Öbek fiiller
3:59Matematiksel kavramlarınızı tazeleyebilir,
brush up on: daha önce öğrenilen bir şeyi tekrar etmek
Brush up on, daha önce öğrendiğin bir şeyi yeniden hatırlamak için gözden geçirmek veya onun üzerinde pratik yapmak demektir. Burada matematik kavramlarını ilk kez öğrenmekten değil, tekrar etmekten söz ediliyor. Yaygın yapı brush up on + ders, konu veya beceri şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi brush up on ile tamamla: I need to ____ my multiplication facts before the quiz.
Cevabı göster
brush up on
play with interactive features: deneyerek keşfetmek
Play with interactive features ifadesindeki play with, özellikleri deneyip ayarlayarak ne işe yaradıklarını keşfetmek demektir. Bir çocuk oyunu oynamak anlamına gelmez. Nesne bir araç, ayar veya fikir olduğunda play with, tek bir sabit yöntemi izlemek yerine rahat ve uygulamalı biçimde denemeyi anlatır.
Alıştırma
"Play with the new drawing tools and see what they can do," cümlesinde play with ne anlama gelir?
- Araçları rahatça deneyip keşfetmek
- Bir oyunda araçlara karşı yarışmak
- Araçları kullanmaktan kaçınmak
Cevabı göster
Araçları rahatça deneyip keşfetmek
solve your way through: çözerek adım adım ilerlemek
Solve your way through, “bir şeyin parçalarını çözerek onun içinde ilerlemek” anlamına gelir. Solve ilerlemeyi sağlayan eylemi, through ise adım adım tamamlanan görevler dizisini gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp verb + possessive + way through + noun biçimindedir. İyelik sözcüğünü özneye göre değiştirin: I work my way through the list; she reads her way through the chapter; they solve their way through the maze. Bu kalıp yalnızca sonuca ulaşmayı değil, ilerleme sürecini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi solve your way through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Maya ____ the entire puzzle book, one page at a time.
Cevabı göster
solved her way through
a virtually endless stockpile of riddles: bolluğu canlı biçimde anlatmak
Stockpile, gelecekte kullanılmak üzere saklanan büyük bir stoktur. Riddles için stockpile denmesi, onları kullanılmayı bekleyen dev bir stok gibi gösterir; bu nedenle ifade, yalnızca many riddles demekten daha canlı ve tanıtım amaçlıdır. Virtually endless, “pratikte neredeyse sonsuz” anlamına gelir. Bu, bilinçli bir abartıdır: stok gerçekten sonsuz değildir, ancak bitirilemeyecek kadar büyük görünür.
Alıştırma
Burada a virtually endless stockpile of riddles neyi düşündürüyor?
- Bilmeceleri neredeyse tükenmez görünen, depolanmış dev bir stok olarak sunar.
- Bilmecelerin yalnızca sanal bir dünyada çözülebileceğini söyler.
- Stokun gerçekten sonsuz olduğunun kanıtlandığını söyler.
Cevabı göster
Bilmeceleri neredeyse tükenmez görünen, depolanmış dev bir stok olarak sunar.
Visit brilliant.org/teded to check it out. Öbek fiiller
4:09İncelemek için brilliant.org/teded adresini ziyaret edin.
to check it ... out: “gidip bakmak” ve sözcük dizilişi
to check it out ifadesindeki to amaç bildirir: siteyi ziyaret etmenin amacı içeriğe bakmak ve onun hakkında daha fazla bilgi edinmektir. Check it out, “gidip bak, incele veya daha fazla bilgi edin” anlamına gelir; burada önerilen kaynağı görmeye yönelik samimi bir davettir. Check out ayrılabilen bir phrasal verb'dür. Nesne it zamiri olduğunda check ile out arasına gelmelidir: check it out denir, check out it denmez.
Alıştırma
check ... out içinde it zamirini doğru yere koyarak cümleyi tamamlayın: This new puzzle app looks fun. Let's ____.
Cevabı göster
check it out
Plus, the first 833 of you to visit using that link
4:12Ayrıca, bu bağlantıyı kullanarak ziyaret eden ilk 833 kişi
will receive 20% off the annual premium subscription fee. Kelime
4:15yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim alacak.
20% off the annual premium subscription fee: indirimi hesaplamak
Bir fiyat ifadesinde 20% off, asıl fiyatın %20'sinin çıkarılması anlamına gelir. Bu nedenle müşteri asıl tutarın %80'ini öder. Burada indirim özellikle yıllık premium abonelik ücretine uygulanır. Yeniden kullanılabilen yapı “yüzde + off + ürün veya ücret” şeklindedir; örneğin 15% off all notebooks. Off, son ödenen miktarı değil, fiyattan çıkarılan miktarı gösterir.
Alıştırma
Yıllık bir plan $100 tutuyor. Teklif, ücrette 20% off sağlıyor. Ne kadar ödersiniz?
- $20
- $80
- $120
Cevabı göster
$80