Çocukların söz sahibi olduğu okul ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, Tayland’daki Bamboo School’u tanıtıyor. Öğrenciler okulun işletilmesine katılıyor, uygulamalı sorumluluklar üstleniyor ve ücretsiz eğitim karşılığında ağaç dikiyor; sınıftaki öğretimden ise yetişkinler sorumlu olmaya devam ediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. school run by students for students. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: which is bölümünün atıldığı kısaltılmış ilgi cümleciğinin, okulu kimin yönettiğini ve okulun kime hizmet ettiğini kısa biçimde nasıl tanımladığını anlayın; aynı yapıyı kurum, proje veya hizmetleri anlatırken kullanın. 2. hands-on experience, — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bu ifadenin yalnızca gözlemlemek veya konuşmak yerine doğrudan katılımla edinilen uygulamalı deneyimi anlattığını fark edin; eğitim, mesleki kurs veya iş başında öğrenmeden söz ederken doğal biçimde kullanın. 3. quite conventional in some ways and really innovative, or even radical, in others. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: in some ways ile in others ifadelerinin dengeli bir karşıtlık kurduğunu, or even ifadesinin ise ikinci değerlendirmeyi güçlendirdiğini öğrenin; bu çerçeveyi hem alışılmış hem de sıra dışı özellikler taşıyan bir sistemi incelerken uygulayın.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:08Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Some people remember their school days as the best time of their lives. Kalıp ifadeler
0:14Bazı insanlar okul günlerini hayatlarının en güzel zamanı olarak hatırlar.
remember A as B: A'yı B olarak hatırlamak
Remember A as B, A'yı B kimliği, özelliği veya genel değerlendirmesiyle hatırlamak demektir. Bu cümlede A, their school days; B ise the best time of their lives ifadesidir. As, hatırlanan kişi, şey veya dönem ile ona ilişkin izlenimi birbirine bağlar. School days belirli bir günü değil, birinin okula gittiği dönemi anlatır.
Alıştırma
Remember A as B kalıbında A ile B izlenimini bağlayan sözcüğü yazın: Mia remembers her first teacher ____ a patient and encouraging person.
Cevabı göster
as
most of the time: çoğu zaman
Most of the time, “çoğu durumda” veya “genellikle, ama her zaman değil” demektir. Zamanın miktarını ya da uzunluğunu değil, sıklığı anlatır. Burada yes cevabını sınırlar: genel cevap olumludur, ancak istisnalara yer bırakır. Bu ifade cevabı daha az kesin hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle “Okula genellikle yürüyerek giderim, ama bazen otobüse binerim” anlamına gelir?
- I walk to school all the time.
- I walk to school most of the time.
- I never walk to school.
Cevabı göster
I walk to school most of the time.
pupils: Britanya İngilizcesinde okul çağındaki öğrenciler
Bu okul bağlamında pupils, okula devam eden çocuklar anlamına gelir. Britanya İngilizcesinde pupil özellikle ilkokul veya ortaöğretim çağındaki bir çocuk için yaygın olarak kullanılır. Pupil aynı zamanda gözün ortasındaki koyu açıklık, yani göz bebeği anlamına da gelebilir. Ancak school, children ve teachers sözcükleri burada okul öğrencisi anlamının kastedildiğini açıkça gösterir.
Alıştırma
Standart Britanya İngilizcesinde hangi cümle öğrenim gören kişiler için pupils sözcüğünü en doğal şekilde kullanır?
- The adult evening class has 30 pupils.
- The primary school has 240 pupils.
- The university has 20,000 pupils.
Cevabı göster
The primary school has 240 pupils.
children, not the teachers: A, not B karşıtlığı
Araya yerleştirilen karşıtlık çıkarıldığında ana cümle the children make the rules olur. not the teachers ifadesi öznenin içinde yer alır ve eylemi yapanların öğretmenler olmadığını belirtir. Bu A, not B düzeni önce önemli bilgi olarak A’yı sunar, ardından beklenebilecek B alternatifini düzeltir. Burada normalde kuralları öğretmenlerin koyması beklenebilecekken, kuralları çocukların koyduğu vurgulanır.
Alıştırma
A, not B yapısını tamamlayın. Tabelayı Mia’nın değil Leo’nun boyadığını vurgulayın: Leo, ____, painted the sign.
Cevabı göster
not Mia
make the rules: kuralları koymak
Make the rules, insanların uyması gereken kuralları belirlemek ve koymak demektir. Buradaki make, fiziksel bir nesne üretmek anlamına gelmez. Bu cümlede neye izin verileceğine karar verme yetkisi öğretmenlerde değil, çocuklardadır. Bu ifade bir okulda, grupta veya oyunda bu karar yetkisinin kimde olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Kulüp üyeleri herkesin neye uyması gerektiğine karar veriyor. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?
- The club members write the rules on the board.
- The club members follow the rules.
- The club members make the rules.
Cevabı göster
The club members make the rules.
Children at the Bamboo School are responsible for every part of running the school, Kalıp ifadeler
0:38Bamboo School'daki çocuklar, okulun işletilmesinin her aşamasından sorumludur,
be responsible for every part of running the school: okulun yönetiminin her bölümünden sorumlu olmak
Be responsible for, bir şeyle ilgilenme veya bir işi yapma sorumluluğuna sahip olmak demektir. For sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelir: responsible for the budget; responsible for organizing the event. Bu cümlede every part of, sorumluluğun tam ve geniş kapsamlı olduğunu gösterir. Running the school, fiziksel olarak koşmak değil, okulun günlük işlerini yönetmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hedef yapıyı bir kelimeyle tamamlayın: Mia is responsible ____ organizing the school concert.
Cevabı göster
for
to disciplining fellow students and even hiring new staff.
0:45öğrenci arkadaşlarına disiplin cezası vermeye ve hatta yeni personel işe almaya kadar.
from buying ... to disciplining ...: bir kapsam belirtmek
from ... to ... kalıbı, bir listenin kapsadığı aralığı gösterir. Burada buying food eyleminden disciplining students eylemine uzanır; yerler arasında hareketi anlatmaz. from ve to’dan sonra paralel -ing biçimleri kullanılır: from buying ... to disciplining .... Ardından gelen and even hiring new staff, daha şaşırtıcı bir sorumluluk ekleyerek listeyi genişletir.
Alıştırma
Aralık bildiren ifadeyi bir kelimeyle tamamlayın: The club handles everything from planning events ____ welcoming new members.
Cevabı göster
to
It's a school run by students for students. Dilbilgisi
0:50Öğrenciler tarafından öğrenciler için yönetilen bir okul.
a school run by students for students: kimin yönettiği ve kime hizmet ettiği
run by students ifadesi school sözcüğünü niteler. Geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir ifadedir ve which is run by students yapısının kısaltılmış hâlidir. Burada run yönetmek anlamına gelir; by students ise okulu kimin yönettiğini gösterir. for students ifadesi okulun hizmet vermeyi amaçladığı kişileri gösterir. Kısa a school run by X for Y kalıbı, hem bir şeyi kimin yönettiğini hem de onun kimler için olduğunu anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir aile tarafından yerel müşteriler için işletilen bir dükkânı doğru şekilde anlatır?
- It is a shop run for a family by local customers.
- It is a shop running by a family for local customers.
- It is a shop run by a family for local customers.
Cevabı göster
It is a shop run by a family for local customers.
In this program, we'll be hearing about the Bamboo School, Anlatım akışı
0:54Bu programda Bamboo School'u dinleyeceğiz,
In this program, we'll be hearing about ...: programın konusunu önceden belirtmek
In this program, ardından gelecek içeriğin çerçevesini belirler; we'll be hearing about ise sıradaki konuyu duyurur. İfadenin tamamı, programın gündemini belirleyen ve dinleyiciye programda nelerin ele alınacağını gösteren bir açılıştır. Burada hearing about, yalnızca bir sesi fark etmek değil, bir şey hakkında bilgi almak veya öğrenmek anlamına gelir. Konu about sözcüğünden sonra gelir; about the Bamboo School ve about how birds migrate buna örnektir.
Alıştırma
Sunucunun açılışını, konuyu önceden duyuran tam ifadeyle tamamlayın: In today's program, ____ how bees make honey.
Cevabı göster
we'll be hearing about
call the shots: önemli kararları kontrol etmek
Call the shots, önemli veya nihai kararları vererek olanları kontrol etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. call sözcüğünden önceki özne kararları veren kişidir; burada bu güç çocuklardadır. İfadeyi tek bir bütün olarak anlayın. Bu cümlede shots; fotoğraf, oyundaki bir deneme veya silah sesi anlamına gelmez. Sonraki They have the power to make the decisions cümlesi deyimin doğrudan anlamını verir.
Alıştırma
Cümleyi call the shots ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At this club, Maya ____ because she makes the final decisions.
Cevabı göster
calls the shots
We'll also be learning some useful new vocabulary,
1:04Ayrıca bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz,
yes, the Bamboo School really is made of bamboo. Dilbilgisi
1:08evet, Bamboo School gerçekten bambudan yapılmış.
before you ask: beklenen soruyu önceden cevaplamak
Before you ask, karşıdaki kişiye “Ne soracağını bildiğimi düşünüyorum, bu yüzden şimdi cevap vereceğim” mesajını verir. Burada konuşmacı, Phil'in Bambu Okulunun gerçekten bambudan yapılıp yapılmadığını merak edeceğini tahmin eder ve cevaba yes ile başlar. Bu ifade, olayların zaman sırasını dikkatle anlatmaktan çok konuşmada soruya önceden cevap verme işlevi görür. Konuşmacı soruyu tahmin etmenin kolay olduğunu düşünüyormuş gibi davrandığı için konuşmayı canlı ve biraz eğlenceli hâle getirebilir.
Alıştırma
Muhtemel bir soruya daha sorulmadan cevap veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: And ____, yes, pets are allowed here.
Cevabı göster
before you ask
made of bamboo: malzemeyi belirtmek
Be made of + material, bir nesnenin veya yapının hangi maddeden oluştuğunu belirtir. made of bamboo ifadesinde bamboo, yapım malzemesidir. Özneye ve zamana uygun be biçimini kullanın; made of birlikte kalır. Bu yapı, günlük eşyaların ve binaların malzemelerini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Tanınabilir bir malzemeyi belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: This shelf is ____ solid bamboo.
Cevabı göster
made of
The Bamboo School is a private school for poorer children who can't afford school fees. Kalıp ifadeler
1:18Bamboo School, okul ücretlerini karşılayamayan daha yoksul çocuklar için özel bir okuldur.
who can't afford school fees: okul ücretlerini karşılayamayan çocuklar
who can't afford school fees ilgi cümleciği, poorer children ifadesindeki çocukların kim olduğunu açıklar: Bu çocukların okula devam etme ücretlerini ödeyecek kadar parası yoktur. Afford doğrudan bir masrafı veya şeyi alabilir; bu yüzden afford school fees tek başına tamamlanmış bir yapıdır. School fees, okula devam etmek için ödenen ücretlerdir.
Alıştırma
Cümleyi can't afford ifadesinin hemen ardından the course fees getirerek tamamlayın: They want to enrol, but they ____.
Cevabı göster
can't afford the course fees
Bamboo school children get educated for free, Kalıp ifadeler
1:24Bamboo School çocukları ücretsiz eğitim alıyor,
get educated for free: ücretsiz eğitim almak
Get educated, eğitim almak veya eğitimli hâle gelmek demektir. For free, ödeme yapmadan anlamına gelir; bu nedenle ifadenin tamamı çocukların ücretsiz eğitim aldığını söyler. Buradaki free, kişisel özgürlüğü değil eğitimin ücretini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get educated ifadesinin ardından for free getirerek tamamlayın: The charity runs a school, so local children can ____.
Cevabı göster
get educated for free
but have to do something in return. Kalıp ifadeler
1:28ama karşılığında bir şeyler yapmak zorundalar.
have to do something in return: karşılığında bir şey yapmak zorunda olmak
Have to do something in return, çocukların ücretsiz eğitim aldıkları için karşılığında bir görev yapmak zorunda oldukları anlamına gelir. Have to zorunluluğu ifade eder; in return ise bu görevi bir karşılık ya da alışverişin parçası olarak sunar. In return, birinin verdiği ya da yaptığı şeyi başka birinden aldığı faydayla ilişkilendirir. Burada return, kalıplaşmış in return ifadesinin parçasıdır; bir yere geri dönmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadede bulunan ve “karşılık olarak” anlamına gelen iki kelimeyle cümleyi tamamlayın: Mia helped me with my homework, so I helped her clean up ____.
Cevabı göster
in return
I'll reveal the answer at the end of the program. Anlatım akışı
1:45Cevabı programın sonunda açıklayacağım.
I'll reveal the answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak
Konuşmacı cevabı daha sonraya bırakır: I'll reveal the answer, cevabı ileride açıklama sözü verir; at the end of the program ise bunun programın tam olarak hangi bölümünde olacağını belirtir. Bu cümle programın bilgi akışını önceden gösterir. Yarışma sorusunu bir süre yanıtsız bırakır ve dinleyiciye son bölüme kadar devam etmesi için bir neden verir. Burada reveal, saklı tutulan bir bilgiyi açıklamak demektir; bir nesnenin üzerini fiziksel olarak açmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir sunucu, yarışma sorusunun cevabını programın son bölümüne kadar gizli tutmak istiyor. Bu planı en iyi hangi cümle önceden bildirir?
- I'll leave the answer out of the program.
- I'll reveal the answer before the program begins.
- I'll reveal the answer at the end of the program.
Cevabı göster
I'll reveal the answer at the end of the program.
The idea behind the Bamboo School is simple. Kalıp ifadeler
1:48Bamboo School'un ardındaki fikir basit.
Teaching children responsibility by letting them run their own school. Dilbilgisi
1:52Kendi okullarını yönetmelerine izin vererek çocuklara sorumluluk öğretmek.
The idea behind the Bamboo School: amaç ve tasarım fikri
The idea behind X kalıbı, X'in neden var olduğunu veya neden o şekilde işlediğini açıklayan temel amacı, nedeni ya da tasarım fikrini belirtir. Burada behind mecazidir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu örnekte ifade, okula yön veren ana fikri tanıtır. Sonraki cümle bu fikri açıklar: çocuklar okulu kendileri yöneterek sorumluluk öğrenir.
Alıştırma
Yeni bir geri dönüşüm programının amacını veya tasarım fikrini soran soru hangisidir?
- Who had the idea for the new recycling program?
- What is the idea behind the new recycling program?
- What do you think of the idea of starting a new recycling program?
Cevabı göster
What is the idea behind the new recycling program?
by letting them run their own school: yöntemi gösterme
By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by letting ..., çocuklara sorumluluğun nasıl öğretildiğini açıklar: çocukların okulu kendilerinin yönetmesine izin verilir. Let sonrasında nesne + fiilin yalın biçimi kullanılır: letting them run doğrudur; letting them to run denmez. Bu cümlede run a school, hızlı hareket etmek değil, bir okulu yönetmek veya işletmek anlamına gelir.
Alıştırma
by + let + them + choose ögelerini doğru biçimlerde kullanın: We teach children to make decisions ____ their own projects.
Cevabı göster
by letting them choose
The school doesn't employ cooks, gardeners or cleaners.
1:56Okul aşçı, bahçıvan veya temizlikçi çalıştırmıyor.
It's all done by the pupils: edilgen yapı ve by ile belirtilen işi yapan kişi
Burada it, daha önce söz edilen tüm işleri, yani yemek yapmayı, bahçe işleriyle uğraşmayı ve temizliği ifade eder. is done, be + geçmiş zaman ortacı şeklindeki edilgen kalıbı kullanır; by the pupils ise işi yapanların öğrenciler olduğunu belirtir. all, bu işlerden hiçbirinin dışarıda kalmadığını anlatır. Bu edilgen sıralama, işi konu olarak korur ve önemli yeni bilgiyi, yani öğrencileri, sona yerleştirir.
Alıştırma
Bütün sınıfların öğrenciler tarafından temizlendiğini edilgen yapıyla doğru ifade eden cümle hangisidir?
- The pupils are cleaned by all the classrooms.
- All the classrooms are cleaned by the pupils.
- All the classrooms clean by the pupils.
Cevabı göster
All the classrooms are cleaned by the pupils.
children go to the vegetable market with a school officer
2:04çocuklar bir okul görevlisi ile sebze pazarına gidiyor
The prices are then carefully checked by other students like Nooneem
2:11Fiyatlar daha sonra yemek hesaplarını yöneten
who manages the food accounts. Kalıp ifadeler
2:15Nooneem gibi diğer öğrenciler tarafından dikkatlice kontrol ediliyor.
manages the food accounts: yiyeceklerle ilgili mali kayıtları yönetmek
Bu cümlede manages, “düzenleme ve kontrol etme sorumluluğunu üstlenir” anlamındadır. the food accounts; fiyatlar, satın alımlar ve ödemeler gibi yiyecek için harcanan paraya ait mali kayıtları ifade eder. Burada accounts çevrim içi profiller anlamına gelmez. prices ve food sözcükleri, ifadenin yiyecek parasını takip etmekle ilgili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: “Maya manages the food accounts for the camp.” Maya ne yapıyor?
- Yiyeceklerle ilgili mali kayıtları denetler.
- Kampın yiyeceklerle ilgili sosyal medya profillerini yönetir.
- Kamptaki her öğünü pişirir.
Cevabı göster
Yiyeceklerle ilgili mali kayıtları denetler.
Here's Nooneem speaking with William Kremer,
2:17İşte BBC World Service programı People Fixing the World muhabiri
reporter for BBC World Service program People Fixing the World.
2:19William Kremer ile konuşan Nooneem.
interested in accounting: be interested in + isim veya -ing biçimi
Be interested in + isim, bir konu ya da etkinliğin ilgini çektiğini ve onun hakkında daha fazla şey bilmek istediğini anlatır. Burada accounting, in'den sonra gelen isimdir; yani konuşan kişi muhasebenin ilgi alanlarından biri olduğunu söylüyor. Be interested in ifadesinden sonra -ing biçimi de gelebilir: I am interested in learning about money. Edat olan in bu kalıbın bir parçasıdır.
Alıştırma
Sabit kalıbı tamamla: Mia is interested ____ learning about space.
Cevabı göster
in
to begin with: ilk nedeni veya başlangıç noktasını sunmak
To begin with, konuşmayı düzenleyen sabit bir ifadedir. Bu cümlede muhasebeyle ilgilenmeyi ilk temel gerçek ya da neden olarak sunar; konuşan kişi ardından başka bilgiler ekleyebilir. Cümlenin başında veya buradaki gibi açıkladığı noktadan sonra gelebilir. Burada with kelimesini “birlikte” diye anlamlandırma; ifadenin tamamı tek bir düzenleyici olarak çalışır.
Alıştırma
Cümleyi to begin with ifadesiyle tamamla: ____, this game is easy to learn.
Cevabı göster
To begin with
get excited by it: bir şey yüzünden heyecanlanmak
get excited ifadesinde get, “elde etmek” değil, “bir duruma gelmek” anlamında kullanılan bir bağ fiilidir. Excited konuşanın duygusunu anlatır; bu yüzden get excited, heyecanlanmaya başlamak demektir. By it, bu duyguyu neyin tetiklediğini belirtir. Buradaki it, muhasebe veya hesapları yönetme işini anlatır. get + duygu bildiren sıfat + by something kalıbı, bir şeyin duygusal bir değişime neden olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, deneyin Maya’yı heyecanlandırdığı anlamına gelir?
- Maya gets excitement by the experiment.
- Maya gets excited by the experiment.
- Maya gets exciting by the experiment.
Cevabı göster
Maya gets excited by the experiment.
get to do it: bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak
Get to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak” demektir. Bu yapı çoğu zaman fırsatın sevindirici, özel ya da her zaman bulunmayan bir fırsat olduğunu düşündürür. get to do it ifadesinde do fiilin yalın hâlidir ve it muhasebe görevini anlatır. Burada get “ulaşmak” anlamına gelmez; ifade, konuşanın göreve gerçekten katılabildiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “fırsatına sahip olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Tomorrow, I ____ feed the penguins at the zoo.
Cevabı göster
get to
we see the school's real spending and the things we purchased.
2:36okulun gerçek harcamalarını ve satın aldığımız şeyleri görüyoruz.
Since we are doing the actual job: ‘çünkü’ anlamındaki since
Burada since, ‘çünkü’ veya ‘-dığı için’ anlamına gelir. Since we are doing the actual job bir neden yan cümlesidir; konuşanların okulun gerçek harcamalarını ve satın alınan şeyleri neden görebildiklerini açıklar. Neden bildiren since yan cümlesi, sonucu veren ana cümleden önce gelebilir. Bu cümlede since bir başlangıç zamanını göstermez.
Alıştırma
Bu cümlede since ne anlama gelir? Since the bus is late, we'll walk.
- Otobüsün ne zaman gecikmeye başladığını gösterir.
- Nedeni verir: otobüs gecikiyor.
- Yürümenin otobüs gecikmeden önce gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster
Nedeni verir: otobüs gecikiyor.
hands-on experience: yaparak kazanılan deneyim
Hands-on experience, yalnızca bir şey hakkında okumakla veya başkasını izlemekle değil, bir görevi gerçekten yaparak kazandığınız deneyimdir. Bu cümlede gerçek işi yapmak, konuşanlara doğrudan uygulamalı bilgi kazandırır. Hands-on, experience sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, iki sözcüğün isimden önce birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
İlk sözcüğünde kısa çizgi bulunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın. İfade, bir şeyi kendiniz yaparak kazandığınız deneyim anlamına gelir: The robotics workshop gives children valuable ____.
Cevabı göster
hands-on experience
What are the differences between that school and this school and
2:44O okul ile bu okul arasındaki farklar neler ve...
gain real-world experience, and work on my leadership skills with my friends. Notlar
2:56gerçek dünya deneyimi kazanıyorum ve arkadaşlarımla liderlik becerilerim üzerinde çalışıyorum.
gain real-world experience: gerçek yaşam deneyimi kazanmak
Gain experience, bir şeyi yaparak bilgi ve beceri edinmek demektir. Burada real-world, deneyimin yalnızca derslerden, alıştırmalardan veya hayalî örneklerden değil, gerçek etkinliklerden ve durumlardan geldiğini gösterir. Bir bütün olarak gain real-world experience, uygulamalı durumlara katılarak işlerin gerçekte nasıl yürüdüğünü öğrenmek anlamına gelir.
Alıştırma
Bir müze, çocukların sergi hakkında yalnızca okumaları yerine gerçek bir serginin kurulmasına yardım etmelerine izin veriyor. Ne kazandıklarını en iyi anlatan cümle hangisidir?
- They gain experience only from a textbook.
- They gain real-world experience.
- They avoid doing any practical work.
Cevabı göster
They gain real-world experience.
work on my leadership skills: liderlik becerilerimi geliştirmek
Work on something, bir şeyi geliştirmek, ilerletmek veya ele almak için zaman ve çaba harcamak demektir. Bu cümlede work on my leadership skills, bir gruba rehberlik etme ve destek olma becerisini uygulamayla güçlendirmek anlamına gelir. Kalıp work on + beceri, sorun, görev veya projedir. İşin hemen bitirilmesinden çok, devam eden çabaya odaklanır.
Alıştırma
work on + a skill kalıbını tamamlayın: I want to work ____ my drawing skills.
Cevabı göster
on
Nooneem says shopping at the market is a hands-on experience.
3:05Nooneem pazarda alışveriş yapmanın 'hands-on' (uygulamalı) bir deneyim olduğunu söylüyor.
She's actively involved in doing something practical,
3:09Pratik bir şeyler yapmaya aktif olarak dahil oluyor,
rather than getting someone else to do it: başka bir seçeneği elemek
Rather than, seçilmeyen bir alternatifi belirtir. Cümle, onun uygulamalı işi bizzat yaptığını; getting someone else to do it seçeneğinin ise elendiğini söyler. Doing ve getting sözcüklerinin ikisi de -ing biçimindedir, bu yüzden iki eylem açıkça paralel şekilde karşılaştırılır. Get someone to do something, birinden bir şey yapmasını istemek, onu ikna etmek ya da bunu ayarlamak anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle Ava’nın işi kendisinin yaptığını ve başkasına yaptırma seçeneğini elediğini anlatır?
- Ava got someone else to do the task rather than doing it herself.
- Ava did the task herself rather than getting someone else to do it.
- Ava did the task herself after asking someone else for advice.
Cevabı göster
Ava did the task herself rather than getting someone else to do it.
The phrase real-world describes how the world works in reality,
3:20'real-world' ifadesi, dünyanın gerçekte nasıl işlediğini tanımlar,
Children at the Bamboo School get opportunities Kalıp ifadeler
3:29Bamboo School'daki çocuklar fırsatlar elde ediyor
to try something new and different outside the classroom,
3:31sınıfın dışında yeni ve farklı şeyler denemek için,
get opportunities to try something: deneme fırsatları bulmak
Get opportunities to try something, bir şeyi deneme fırsatları bulmak anlamına gelir. Burada çocuklara sınıf dışında yeni etkinlikleri deneyimleme fırsatları verilir. Opportunity veya opportunities sonrasında kullanılan to + fiilin yalın biçimi, mümkün olan eylemi belirtir: an opportunity to try, opportunities to learn.
Alıştırma
Öğrenilen yapıda opportunities ile fiilin yalın biçimini bağlayan sözcüğü yazın: At camp, children get opportunities ____ try new sports.
Cevabı göster
to
increasing the chances they'll find something they're really good at. Dilbilgisi
3:35bu da gerçekten iyi oldukları bir şeyi bulma şanslarını artırıyor.
Sonuç eklemek için increasing the chances they'll find ... kullanımı
Burada increasing the chances ..., önceki yan cümledeki eylemin sonucunu ekleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Önceki eylemin keşfetme olasılığını artırdığını anlatır; increasing ayrı bir yeni eylemi değil, bu etkiyi belirtir. the chances they'll find ... yapısında chances sözcüğünden sonra that anlaşılır ancak yazılmaz. something they're really good at içinde de ilgi zamiri that anlaşılır; at ise be good at kalıbının parçası olduğu için sonda kalır.
Alıştırma
Önceki eylemin sonucunu göstermek için -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The town opened more sports clubs, increase the chances children will find an activity they enjoy.
- The town opened more sports clubs, increasing the chances children will find an activity they enjoy.
- The town opened more sports clubs, to increased the chances children will find an activity they enjoy.
Cevabı göster
The town opened more sports clubs, increasing the chances children will find an activity they enjoy.
but what's special is how children are trusted and respond positively to that trust. Notlar
3:44ancak özel olan şey çocuklara nasıl güvenildiği ve bu güvene nasıl olumlu yanıt verdikleridir.
Ayırt edici özelliğe odaklanmak için what's special is how ... kullanımı
What's special is ... ifadesi, özel olan şeyin devamında açıklandığını belirtir. What's special, what ile başlayan ve cümlenin öznesi görevini gören bir isim cümleciğidir; soru değildir. is sonrasındaki how cümleciği, bir şeyi özel yapan biçimi veya durumu belirtir. Burada odak yalnızca güvenin var olması değil, çocuklara güvenilme ve onların bu güvene olumlu karşılık verme biçimidir.
Alıştırma
Hangi cümle doğal biçimde çocukların bir sorunu çözme yöntemine odaklanır?
- What's special is that the children solve the problem together.
- What special is how the children solve the problem together.
- What's special is how the children solve the problem together.
Cevabı göster
What's special is how the children solve the problem together.
respond positively to that trust: o güvene olumlu karşılık vermek
Respond positively to something, bir şeye olumlu, istekli veya yapıcı bir şekilde tepki vermek anlamına gelir. Respond yalnızca sözlü cevap vermek demek değildir; davranış veya tutumla verilen karşılığı da anlatabilir. Bu cümlede that trust, yetişkinlerin çocuklara duyduğu güveni ifade eder. Bu ifade, çocukların davranışlarını kendilerine güvenilmesine verdikleri yapıcı karşılık olarak sunar; yalnızca söylenen sözlere cevap vermeleri anlamına gelmez.
Alıştırma
Yeni bir plana olumlu tepkiyi anlatmak için respond positively to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The team responded positively the new schedule.
- The team responded positive to the new schedule.
- The team responded positively to the new schedule.
Cevabı göster
The team responded positively to the new schedule.
speaking with Myra Anubi for BBC World Service program People Fixing the World.
3:53BBC World Service programı People Fixing the World için Myra Anubi ile konuşuyor.
So, just to be clear: anladığını kibarca doğrulamak
So, just to be clear, bir bilgiyi yeniden ifade etmeden veya kontrol sorusu sormadan önce kullanılan kibar bir söylem ifadesidir. Konuşanın bilgiyi doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek istediğini gösterir. Burada So, açıklamayı az önce konuşulan konuya bağlar; just ise bu girişimi yumuşatır. Bu ifade, karşı tarafın mutlaka anlaşılmaz konuştuğunu eleştirmez. Devamındaki sözü dikkatli bir kontrol olarak sunar.
Alıştırma
Konuşanın toplantı saatini anlayıp anlamadığını kibarca kontrol eden cümle hangisidir?
- So, just to be clear, are we meeting at the library at three?
- You were unclear. Are we meeting at the library at three?
- Be clear: are we meeting at the library at three?
Cevabı göster
So, just to be clear, are we meeting at the library at three?
it seems like the grown-ups are still in charge in the classrooms, Notlar
4:00sınıflarda yetişkinler hala kontroldeymiş gibi görünüyor,
it seems like: temkinli bir çıkarım yapmak
It seems like, konuşanın gördüğü veya duyduğu bilgilere dayanarak vardığı bir sonucu ifade eder. Bu cümlede konuşan, bunun kanıtlanmış olduğunu söylemek yerine yetişkinlerin sınıflarda hâlâ sorumlu olduğu çıkarımını yapıyor. Bu ifade yargıyı yumuşatır: kesinlik derecesini azaltır ve düzeltmeye açık bir alan bırakır. Yaygın yapı it seems like + cümlecik şeklindedir; örneğin It seems like everyone is ready.
Alıştırma
Herkesin hazır göründüğünü en temkinli biçimde söyleyen cümle hangisidir?
- It seems like everyone is ready.
- Everyone is ready, without a doubt.
- Everyone is definitely ready.
Cevabı göster
It seems like everyone is ready.
in charge: sorumlu ve yönetimde
Be in charge, olanlardan sorumlu olmak ve karar verme yetkisine sahip olmak demektir. Burada yetişkinler sınıfları hâlâ yönetiyor ve önemli kararları veriyor. Bu kalıp ifadede charge, “ücret” veya “pili şarj etme” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “sorumlu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Ms Lee is ____ of the school play.
Cevabı göster
in charge
grown-ups ve kids: yaş grupları için gayriresmî sözcükler
Grown-ups yetişkinler, kids ise çocuklar anlamına gelir. Her ikisi de günlük dilde kullanılan gayriresmî isimlerdir. Burada birlikte kullanıldıklarında karşıtlığa resmî değil, rahat ve konuşma diline özgü bir ton verirler. Daha tarafsız ikili adults ve children sözcükleridir. Anlatılan kişiler değişmez; yalnızca resmiyet düzeyi değişir.
Alıştırma
Resmî bir okul raporu için en uygun tarafsız sözcükleri kullanan cümle hangisidir?
- The report includes responses from adults and children.
- The report includes responses from grown-ups and kids.
- The report includes responses from adults and kids.
Cevabı göster
The report includes responses from adults and children.
run stuff: run sözcüğünün yönetmek anlamı
Run stuff ifadesinde run, hızlı yürüyerek ya da koşarak ilerlemek değil, yönetmek veya düzenlemek anlamına gelir. Stuff, tek tek adı söylenmeyen işler, etkinlikler veya görevler için kullanılan gündelik ve genel bir sözcüktür. Bu yüzden cümle, sınıfların dışında olanları çocukların idare edip yönettiğini söylüyor.
Alıştırma
“The kids run stuff at the festival,” cümlesinde run stuff ne anlama gelir?
- Çeşitli işleri yönetirler.
- Bir yerden başka bir yere koşarlar.
- Eşyaları çantalara koyarlar.
Cevabı göster
Çeşitli işleri yönetirler.
broadly right: ana hatlarıyla doğru
Burada broadly right, “ana hatlarıyla doğru” ya da “genel olarak doğru” demektir. Broadly, değerlendirmenin ne ölçüde geçerli olduğunu gösterir; fiziksel anlamda “genişçe” demek değildir. Konuşan kişi ana fikri kabul eder, ancak ayrıntı ekleme veya düzeltme payı bırakır. I think bu onayı biraz daha az kesin gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız ana fikri anladı, ancak küçük bir ayrıntıyı yanlış söyledi. En uygun yanıt hangisidir?
- That's completely wrong.
- That's broadly right.
- That's exactly right in every detail.
Cevabı göster
That's broadly right.
And I think one of the things that's interesting about this school Dilbilgisi
4:10Ve bence bu okul hakkında ilginç olan şeylerden biri
and really innovative, or even radical, in others.
4:16diğerlerinde gerçekten yenilikçi, hatta radikal olabilmesi.
one of the things that's interesting about ... is ...: ilginç bir özelliği tanıtmak
One of the things that's interesting about X is ... X'in dikkat çekici bir özelliğini tanıtmak için kullanılan bir kalıptır. Birkaç olası özellik olduğunu sezdirir, sonra bunlardan birine odaklanır; ana bilgi sondaki is sözcüğünden sonra gelir. one of ifadesinden sonra tekil thing değil, çoğul things kullanılır. Burada that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. Sondaki is ana kalıbın parçasıdır ve seçilen noktayla ilgili bilgiyi sunar.
Alıştırma
İlginç bir özelliği tanıtan kalıbı tamamlayın: ____ that's interesting about this museum is its garden on the roof.
Cevabı göster
One of the things
it manages to be: beklenmedik bir birleşimi başarmak
Manage to + fiil, genellikle zor olan veya sonucu şaşırtan bir şeyi başarmak anlamına gelir. Buradaki it manages to be, okulun birbirine zıt yönlere gidiyor gibi görünen özellikleri bir araya getirmeyi başardığını anlatır. Yalnızca it is demekle karşılaştırıldığında manages to be, bu birleşimi bir başarı veya beklenmedik sonuç olarak sunar. Bu yapıda manage, “yönetmek” ya da “kontrol etmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi manage to be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The tiny apartment ____ bright and spacious.
Cevabı göster
manages to be
in some ways ... in others: farklı yönleri karşılaştırmak
X in some ways and Y in others kalıbı, aynı konuyu farklı yönlere ayırarak anlatır. Burada okulun bazı yönlerden geleneksel, başka yönlerden ise yenilikçi olduğu söylenir; in others, in other ways ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ardından konuşmacı, or even radical diyerek innovative ifadesini güçlendirir. Bu yapı, tek ve kesin bir etiket kullanmak yerine dengeli bir tanım oluşturur: Birbirine zıt görünen açıklamalar farklı kısımlara aitse ikisi de doğru olabilir.
Alıştırma
Cümleyi in some ways ... in others ile tamamlayın: The new library is traditional ____ and futuristic ____.
Cevabı göster
in some ways · in others
but it's the kids, or children, who run everything.
4:27ama her şeyi yönetenler 'kids', yani çocuklar.
It's a radical idea: alışılmış yöntemden köklü bir kopuş
a radical idea ifadesinde radical, alışılmış yöntemden çok farklı ve onu temelden değiştirebilecek bir şey anlamına gelir. Fikrin yalnızca yeni veya sıra dışı değil, çok daha cesur olduğunu gösterir. Burada alışılmadık olan, çocukların derslere katılmanın yanı sıra okulun yönetilmesine de yardım etmesidir. Kelime, fikrin normal okul uygulamalarından ne kadar uzaklaştığını anlatır; bu cümlede siyasi bir etiket değildir.
Alıştırma
Hangi plan en doğal biçimde radical olarak nitelenebilir?
- Bir sandalyeyi birkaç santimetre oynatmak.
- Nesneleri camın arkasında tutmak yerine ziyaretçilerin her sergi parçasına dokunmasına izin vermek.
- Bütün kuralları tamamen aynı tutmak.
Cevabı göster
Nesneleri camın arkasında tutmak yerine ziyaretçilerin her sergi parçasına dokunmasına izin vermek.
that besides lessons: derslere ek olarak başka bir şey eklemek
means that yapısında that, fikrin ne anlama geldiğini açıklayan içeriği başlatır. Bu yan cümle içinde besides lessons, “derslere ek olarak” anlamına gelir. Besides burada bir edattır ve ardından lessons ismi gelir. Dersleri dışarıda bırakmadan başka bir kategori ekler: dersler devam eder ve bunların yanında başka işler de vardır.
Alıştırma
Cümleyi besides veya beside ile tamamlayın. “Bir şeye ek olarak” anlamındaki kelimeyi kullanın: ____ science, the club offers art and music.
Cevabı göster
Besides
there's lots of work to be done: hâlâ tamamlanması gereken iş
there's lots of work to be done ifadesinde work, tamamlanması gereken şeydir. to be done, be ile geçmiş zaman ortacı done kullanılarak kurulan edilgen mastardır. Bu ifade, birinin hâlâ yapmasını bekleyen işleri anlatır. İşin zaten tamamlandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
İşin hâlâ bitmediğini göstermek için cümleyi do fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The room is not ready, and there's still a lot of work ____.
Cevabı göster
to be done
That's work that is done without pay
4:40Bu, her hafta bir topluluktaki insanlara yardım etmek için
community service: topluma yardımcı olan ücretsiz çalışma
Community service, bir topluma veya halka yardımcı olmak için düzenli biçimde yapılan ve genellikle ücret alınmayan iştir. Bu örnekte sonraki cümle, anlamın iki parçasını doğrudan açıklar: ücret almamak ve toplumdaki insanlara yardımcı olmak.
Alıştırma
Hangi faaliyet community service için en açık örnektir?
- Ücret almadan halka açık bir parkta çöp toplamak
- Bir kafede ücret ödeyen müşterilere hizmet etmek
- Evde kendi ödevini yapmak
Cevabı göster
Ücret almadan halka açık bir parkta çöp toplamak
Anyway, I think it's time to reveal the answer to your question.
4:45Her neyse, sanırım sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi.
Yes, we just heard that kids go to the Bamboo School for free,
4:49Evet, az önce çocukların Bamboo School'a ücretsiz gittiğini duyduk,
Georgie guessed it was learning English,
4:56Georgie bunun İngilizce öğrenmek olduğunu tahmin etti,
Kötü haberi nazikçe yumuşatan I'm afraid
Burada I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. unfortunately gibi işleyerek Georgie'nin tahmininin yanlış olduğunu nazikçe bildirir. Buradaki gibi cümlenin sonunda kullanıldığında, kötü haber verildikten sonra düzeltmenin tonunu yumuşatır. Başta da kullanılabilir: I'm afraid the answer is wrong.
Alıştırma
Hiç bilet kalmadığı yönündeki üzücü haberi hangi cümle nazikçe verir?
- Luckily, there are no tickets left.
- I'm afraid of the tickets.
- I'm afraid there are no tickets left.
Cevabı göster
I'm afraid there are no tickets left.
In fact, pupils at the school have to plant trees, Anlatım akışı
5:03Aslında okuldaki öğrenciler ağaç dikmek zorundalar,
Önceki bilgiyi düzeltmek için In fact
In fact, dinleyiciye sıradaki bilginin daha önceki bir düşünceyi düzelttiğini veya onun yerine geçtiğini bildirir. Burada önceki tahmin yanlıştır ve In fact, öğrencilerin gerçekte ne yapmak zorunda olduğunu açıklar. Daha kesin veya şaşırtıcı bir gerçeği de tanıtabilir. Anlamsız bir giriş değildir; yeni ifadenin önce söylenenlerle ilişkisini gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşınız mağazanın altıda kapandığını söylüyor, ancak siz yedide kapandığını biliyorsunuz. Hangi cevap önceki bilgiyi açıkça düzeltir?
- Also, it closes at seven.
- For example, it closes at seven.
- In fact, it closes at seven.
Cevabı göster
In fact, it closes at seven.
Right, let's recap the vocabulary we've learned from this program Anlatım akışı
5:10Pekala, bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim
Right, let's recap: gözden geçirme bölümüne geçiş
Cümlenin başındaki Right, “peki” veya “şimdi” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. “Doğru” ya da solun karşıtı olan “sağ” anlamına gelmez. Konuşanın bir aşamayı kapatıp sıradaki aşamayı yönetmeye başladığını gösterir. Let's recap, sıradaki aşamada ana noktaların kısaca gözden geçirileceğini bildirir. Right, let's recap bir bütün olarak dinleyicileri ana içerikten özet bölümüne açıkça geçirir.
Alıştırma
Bir öğretmen dersin sonunda ana fikirleri gözden geçirmek üzere. Bu geçişi doğal biçimde belirten cümle hangisidir?
- Right means the opposite of left.
- Right, let's recap what we learned today.
- Let's start a completely different lesson.
Cevabı göster
Right, let's recap what we learned today.
A phrase meaning have the power to make the important decisions.
5:18Önemli kararları alma gücüne sahip olmak anlamına gelen bir ifade.
Hands-on experience means being actively involved in doing something practical,
5:22« Hands-on experience », sadece onun hakkında konuşmak veya başkasına yaptırmak yerine,
rather than just talking about it or getting someone else to do it.
5:28pratik bir şeyler yapmaya aktif olarak dahil olmak anlamına gelir.
The phrase real-world is used to describe how the world really is,
5:32« real-world » ifadesi dünyanın gerçekten nasıl olduğunu açıklamak için kullanılır,
A grown-up is an informal word for an adult,
5:41Bir « grown-up », bir yetişkin için resmi olmayan bir kelimedir,
and a kid is an informal word for a child.
5:45ve bir « kid », bir çocuk için resmi olmayan bir kelimedir.
community service is work that is done without pay to help people in a community.
5:49« community service », bir topluluktaki insanlara yardım etmek için ücretsiz yapılan çalışmadır.
our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek
“Bir zaman dilimi + be up” yapısında up, “yukarıda” değil, “bitmiş” veya “tükenmiş” anlamına gelir. Our 6 minutes are up, ayrılan altı dakikalık sürenin bittiğini ve durma ya da sonraki adıma geçme zamanının geldiğini söyler. Fiil zaman ifadesiyle uyum gösterir: one minute is up, ancak six minutes are up. En yaygın genel duyuru Time is up veya Time's up şeklindedir.
Alıştırma
Duyuruyu be up ifadesiyle tamamlayın: Your one minute ____.
Cevabı göster
is up