Çocukların söz sahibi olduğu okul ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
863 kelime 151 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, Tayland’daki Bamboo School’u tanıtıyor. Öğrenciler okulun işletilmesine katılıyor, uygulamalı sorumluluklar üstleniyor ve ücretsiz eğitim karşılığında ağaç dikiyor; sınıftaki öğretimden ise yetişkinler sorumlu olmaya devam ediyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. school run by students for students. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: which is bölümünün atıldığı kısaltılmış ilgi cümleciğinin, okulu kimin yönettiğini ve okulun kime hizmet ettiğini kısa biçimde nasıl tanımladığını anlayın; aynı yapıyı kurum, proje veya hizmetleri anlatırken kullanın. 2. hands-on experience, — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Bu ifadenin yalnızca gözlemlemek veya konuşmak yerine doğrudan katılımla edinilen uygulamalı deneyimi anlattığını fark edin; eğitim, mesleki kurs veya iş başında öğrenmeden söz ederken doğal biçimde kullanın. 3. quite conventional in some ways and really innovative, or even radical, in others. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: in some ways ile in others ifadelerinin dengeli bir karşıtlık kurduğunu, or even ifadesinin ise ikinci değerlendirmeyi güçlendirdiğini öğrenin; bu çerçeveyi hem alışılmış hem de sıra dışı özellikler taşıyan bir sistemi incelerken uygulayın.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:00

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.

I'm Phil.

0:12

Ben Phil.

And I'm Georgie.

0:12

Ve ben Georgie.

Some people remember their school days as the best time of their lives. Kalıp ifadeler

0:14

Bazı insanlar okul günlerini hayatlarının en güzel zamanı olarak hatırlar.

Kalıp ifadeler

remember A as B: A'yı B olarak hatırlamak

Remember A as B, A'yı B kimliği, özelliği veya genel değerlendirmesiyle hatırlamak demektir. Bu cümlede A, their school days; B ise the best time of their lives ifadesidir. As, hatırlanan kişi, şey veya dönem ile ona ilişkin izlenimi birbirine bağlar. School days belirli bir günü değil, birinin okula gittiği dönemi anlatır.

Alıştırma

Remember A as B kalıbında A ile B izlenimini bağlayan sözcüğü yazın: Mia remembers her first teacher ____ a patient and encouraging person.

Cevabı göster

as

For others, it was the worst.

0:19

Diğerleri içinse en kötüsüydü.

Did you enjoy school, Georgie?

0:21

Okulu sever miydin, Georgie?

Um most of the time, yes. Kalıp ifadeler

0:23

Hımm çoğunlukla, evet.

Kalıp ifadeler

most of the time: çoğu zaman

Most of the time, “çoğu durumda” veya “genellikle, ama her zaman değil” demektir. Zamanın miktarını ya da uzunluğunu değil, sıklığı anlatır. Burada yes cevabını sınırlar: genel cevap olumludur, ancak istisnalara yer bırakır. Bu ifade cevabı daha az kesin hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümle “Okula genellikle yürüyerek giderim, ama bazen otobüse binerim” anlamına gelir?

  1. I walk to school all the time.
  2. I walk to school most of the time.
  3. I never walk to school.
Cevabı göster

I walk to school most of the time.

But there was one thing I didn't like.

0:25

Ama sevmediğim bir şey vardı.

The school rules.

0:27

Okul kuralları.

Luckily, that's not a problem for pupils at the Bamboo School in Thailand, Kelime

0:29

Neyse ki, Tayland'daki Bamboo School'daki öğrenciler için bu bir sorun değil,

because there the children, Anlatım akışı

0:34

çünkü orada çocukların,

not the teachers, make the rules. Kalıp ifadeler

0:35

öğretmenlerin değil, kuralları koyduğu yer.

Kelime

pupils: Britanya İngilizcesinde okul çağındaki öğrenciler

Bu okul bağlamında pupils, okula devam eden çocuklar anlamına gelir. Britanya İngilizcesinde pupil özellikle ilkokul veya ortaöğretim çağındaki bir çocuk için yaygın olarak kullanılır. Pupil aynı zamanda gözün ortasındaki koyu açıklık, yani göz bebeği anlamına da gelebilir. Ancak school, children ve teachers sözcükleri burada okul öğrencisi anlamının kastedildiğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Standart Britanya İngilizcesinde hangi cümle öğrenim gören kişiler için pupils sözcüğünü en doğal şekilde kullanır?

  1. The adult evening class has 30 pupils.
  2. The primary school has 240 pupils.
  3. The university has 20,000 pupils.
Cevabı göster

The primary school has 240 pupils.

Anlatım akışı

children, not the teachers: A, not B karşıtlığı

Araya yerleştirilen karşıtlık çıkarıldığında ana cümle the children make the rules olur. not the teachers ifadesi öznenin içinde yer alır ve eylemi yapanların öğretmenler olmadığını belirtir. Bu A, not B düzeni önce önemli bilgi olarak A’yı sunar, ardından beklenebilecek B alternatifini düzeltir. Burada normalde kuralları öğretmenlerin koyması beklenebilecekken, kuralları çocukların koyduğu vurgulanır.

Alıştırma

A, not B yapısını tamamlayın. Tabelayı Mia’nın değil Leo’nun boyadığını vurgulayın: Leo, ____, painted the sign.

Cevabı göster

not Mia

Kalıp ifadeler

make the rules: kuralları koymak

Make the rules, insanların uyması gereken kuralları belirlemek ve koymak demektir. Buradaki make, fiziksel bir nesne üretmek anlamına gelmez. Bu cümlede neye izin verileceğine karar verme yetkisi öğretmenlerde değil, çocuklardadır. Bu ifade bir okulda, grupta veya oyunda bu karar yetkisinin kimde olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Kulüp üyeleri herkesin neye uyması gerektiğine karar veriyor. Bu düşünceyi hangi cümle ifade eder?

  1. The club members write the rules on the board.
  2. The club members follow the rules.
  3. The club members make the rules.
Cevabı göster

The club members make the rules.

Children at the Bamboo School are responsible for every part of running the school, Kalıp ifadeler

0:38

Bamboo School'daki çocuklar, okulun işletilmesinin her aşamasından sorumludur,

Kalıp ifadeler

be responsible for every part of running the school: okulun yönetiminin her bölümünden sorumlu olmak

Be responsible for, bir şeyle ilgilenme veya bir işi yapma sorumluluğuna sahip olmak demektir. For sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi gelir: responsible for the budget; responsible for organizing the event. Bu cümlede every part of, sorumluluğun tam ve geniş kapsamlı olduğunu gösterir. Running the school, fiziksel olarak koşmak değil, okulun günlük işlerini yönetmek anlamına gelir.

Alıştırma

Hedef yapıyı bir kelimeyle tamamlayın: Mia is responsible ____ organizing the school concert.

Cevabı göster

for

from buying food for the kitchens Dilbilgisi

0:43

mutfaklar için yiyecek satın almaktan

to disciplining fellow students and even hiring new staff.

0:45

öğrenci arkadaşlarına disiplin cezası vermeye ve hatta yeni personel işe almaya kadar.

Dilbilgisi

from buying ... to disciplining ...: bir kapsam belirtmek

from ... to ... kalıbı, bir listenin kapsadığı aralığı gösterir. Burada buying food eyleminden disciplining students eylemine uzanır; yerler arasında hareketi anlatmaz. from ve to’dan sonra paralel -ing biçimleri kullanılır: from buying ... to disciplining .... Ardından gelen and even hiring new staff, daha şaşırtıcı bir sorumluluk ekleyerek listeyi genişletir.

Alıştırma

Aralık bildiren ifadeyi bir kelimeyle tamamlayın: The club handles everything from planning events ____ welcoming new members.

Cevabı göster

to

It's a school run by students for students. Dilbilgisi

0:50

Öğrenciler tarafından öğrenciler için yönetilen bir okul.

Dilbilgisi

a school run by students for students: kimin yönettiği ve kime hizmet ettiği

run by students ifadesi school sözcüğünü niteler. Geçmiş zaman ortacıyla kurulmuş bir ifadedir ve which is run by students yapısının kısaltılmış hâlidir. Burada run yönetmek anlamına gelir; by students ise okulu kimin yönettiğini gösterir. for students ifadesi okulun hizmet vermeyi amaçladığı kişileri gösterir. Kısa a school run by X for Y kalıbı, hem bir şeyi kimin yönettiğini hem de onun kimler için olduğunu anlatır.

Alıştırma

Hangi cümle, bir aile tarafından yerel müşteriler için işletilen bir dükkânı doğru şekilde anlatır?

  1. It is a shop run for a family by local customers.
  2. It is a shop running by a family for local customers.
  3. It is a shop run by a family for local customers.
Cevabı göster

It is a shop run by a family for local customers.

Yes.

0:53

Evet.

In this program, we'll be hearing about the Bamboo School, Anlatım akışı

0:54

Bu programda Bamboo School'u dinleyeceğiz,

Anlatım akışı

In this program, we'll be hearing about ...: programın konusunu önceden belirtmek

In this program, ardından gelecek içeriğin çerçevesini belirler; we'll be hearing about ise sıradaki konuyu duyurur. İfadenin tamamı, programın gündemini belirleyen ve dinleyiciye programda nelerin ele alınacağını gösteren bir açılıştır. Burada hearing about, yalnızca bir sesi fark etmek değil, bir şey hakkında bilgi almak veya öğrenmek anlamına gelir. Konu about sözcüğünden sonra gelir; about the Bamboo School ve about how birds migrate buna örnektir.

Alıştırma

Sunucunun açılışını, konuyu önceden duyuran tam ifadeyle tamamlayın: In today's program, ____ how bees make honey.

Cevabı göster

we'll be hearing about

a unique school where the children call the shots. Deyimler

0:58

çocukların kararları aldığı eşsiz bir okul.

They have the power to make the decisions.

1:01

Karar verme yetkisine sahipler.

Deyimler

call the shots: önemli kararları kontrol etmek

Call the shots, önemli veya nihai kararları vererek olanları kontrol etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. call sözcüğünden önceki özne kararları veren kişidir; burada bu güç çocuklardadır. İfadeyi tek bir bütün olarak anlayın. Bu cümlede shots; fotoğraf, oyundaki bir deneme veya silah sesi anlamına gelmez. Sonraki They have the power to make the decisions cümlesi deyimin doğrudan anlamını verir.

Alıştırma

Cümleyi call the shots ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: At this club, Maya ____ because she makes the final decisions.

Cevabı göster

calls the shots

We'll also be learning some useful new vocabulary,

1:04

Ayrıca bazı yararlı yeni kelimeler öğreneceğiz,

and before you ask, Phil, Ton ve niyet

1:06

ve sen sormadan önce, Phil,

yes, the Bamboo School really is made of bamboo. Dilbilgisi

1:08

evet, Bamboo School gerçekten bambudan yapılmış.

Ton ve niyet

before you ask: beklenen soruyu önceden cevaplamak

Before you ask, karşıdaki kişiye “Ne soracağını bildiğimi düşünüyorum, bu yüzden şimdi cevap vereceğim” mesajını verir. Burada konuşmacı, Phil'in Bambu Okulunun gerçekten bambudan yapılıp yapılmadığını merak edeceğini tahmin eder ve cevaba yes ile başlar. Bu ifade, olayların zaman sırasını dikkatle anlatmaktan çok konuşmada soruya önceden cevap verme işlevi görür. Konuşmacı soruyu tahmin etmenin kolay olduğunu düşünüyormuş gibi davrandığı için konuşmayı canlı ve biraz eğlenceli hâle getirebilir.

Alıştırma

Muhtemel bir soruya daha sorulmadan cevap veren ifadeyle cümleyi tamamlayın: And ____, yes, pets are allowed here.

Cevabı göster

before you ask

Dilbilgisi

made of bamboo: malzemeyi belirtmek

Be made of + material, bir nesnenin veya yapının hangi maddeden oluştuğunu belirtir. made of bamboo ifadesinde bamboo, yapım malzemesidir. Özneye ve zamana uygun be biçimini kullanın; made of birlikte kalır. Bu yapı, günlük eşyaların ve binaların malzemelerini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Tanınabilir bir malzemeyi belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: This shelf is ____ solid bamboo.

Cevabı göster

made of

Sounds good, Georgie.

1:13

Kulağa harika geliyor, Georgie.

But first, I have a question for you.

1:14

Ama önce, sana bir sorum var.

The Bamboo School is a private school for poorer children who can't afford school fees. Kalıp ifadeler

1:18

Bamboo School, okul ücretlerini karşılayamayan daha yoksul çocuklar için özel bir okuldur.

Kalıp ifadeler

who can't afford school fees: okul ücretlerini karşılayamayan çocuklar

who can't afford school fees ilgi cümleciği, poorer children ifadesindeki çocukların kim olduğunu açıklar: Bu çocukların okula devam etme ücretlerini ödeyecek kadar parası yoktur. Afford doğrudan bir masrafı veya şeyi alabilir; bu yüzden afford school fees tek başına tamamlanmış bir yapıdır. School fees, okula devam etmek için ödenen ücretlerdir.

Alıştırma

Cümleyi can't afford ifadesinin hemen ardından the course fees getirerek tamamlayın: They want to enrol, but they ____.

Cevabı göster

can't afford the course fees

Bamboo school children get educated for free, Kalıp ifadeler

1:24

Bamboo School çocukları ücretsiz eğitim alıyor,

Kalıp ifadeler

get educated for free: ücretsiz eğitim almak

Get educated, eğitim almak veya eğitimli hâle gelmek demektir. For free, ödeme yapmadan anlamına gelir; bu nedenle ifadenin tamamı çocukların ücretsiz eğitim aldığını söyler. Buradaki free, kişisel özgürlüğü değil eğitimin ücretini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi get educated ifadesinin ardından for free getirerek tamamlayın: The charity runs a school, so local children can ____.

Cevabı göster

get educated for free

but have to do something in return. Kalıp ifadeler

1:28

ama karşılığında bir şeyler yapmak zorundalar.

Kalıp ifadeler

have to do something in return: karşılığında bir şey yapmak zorunda olmak

Have to do something in return, çocukların ücretsiz eğitim aldıkları için karşılığında bir görev yapmak zorunda oldukları anlamına gelir. Have to zorunluluğu ifade eder; in return ise bu görevi bir karşılık ya da alışverişin parçası olarak sunar. In return, birinin verdiği ya da yaptığı şeyi başka birinden aldığı faydayla ilişkilendirir. Burada return, kalıplaşmış in return ifadesinin parçasıdır; bir yere geri dönmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan ifadede bulunan ve “karşılık olarak” anlamına gelen iki kelimeyle cümleyi tamamlayın: Mia helped me with my homework, so I helped her clean up ____.

Cevabı göster

in return

But what?

1:31

Ama ne?

Is it A, teach lessons,

1:32

A, ders vermek mi,

B, plant trees,

1:36

B, ağaç dikmek mi,

or C, learn English?

1:38

yoksa C, İngilizce öğrenmek mi?

Mm,

1:40

Hımm,

I guess they have to learn English.

1:41

Sanırım İngilizce öğrenmek zorundalar.

Okay, Georgie.

1:44

Pekala, Georgie.

I'll reveal the answer at the end of the program. Anlatım akışı

1:45

Cevabı programın sonunda açıklayacağım.

Anlatım akışı

I'll reveal the answer at the end of the program: cevabı programın sonunda açıklamak

Konuşmacı cevabı daha sonraya bırakır: I'll reveal the answer, cevabı ileride açıklama sözü verir; at the end of the program ise bunun programın tam olarak hangi bölümünde olacağını belirtir. Bu cümle programın bilgi akışını önceden gösterir. Yarışma sorusunu bir süre yanıtsız bırakır ve dinleyiciye son bölüme kadar devam etmesi için bir neden verir. Burada reveal, saklı tutulan bir bilgiyi açıklamak demektir; bir nesnenin üzerini fiziksel olarak açmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir sunucu, yarışma sorusunun cevabını programın son bölümüne kadar gizli tutmak istiyor. Bu planı en iyi hangi cümle önceden bildirir?

  1. I'll leave the answer out of the program.
  2. I'll reveal the answer before the program begins.
  3. I'll reveal the answer at the end of the program.
Cevabı göster

I'll reveal the answer at the end of the program.

The idea behind the Bamboo School is simple. Kalıp ifadeler

1:48

Bamboo School'un ardındaki fikir basit.

Teaching children responsibility by letting them run their own school. Dilbilgisi

1:52

Kendi okullarını yönetmelerine izin vererek çocuklara sorumluluk öğretmek.

Kalıp ifadeler

The idea behind the Bamboo School: amaç ve tasarım fikri

The idea behind X kalıbı, X'in neden var olduğunu veya neden o şekilde işlediğini açıklayan temel amacı, nedeni ya da tasarım fikrini belirtir. Burada behind mecazidir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu örnekte ifade, okula yön veren ana fikri tanıtır. Sonraki cümle bu fikri açıklar: çocuklar okulu kendileri yöneterek sorumluluk öğrenir.

Alıştırma

Yeni bir geri dönüşüm programının amacını veya tasarım fikrini soran soru hangisidir?

  1. Who had the idea for the new recycling program?
  2. What is the idea behind the new recycling program?
  3. What do you think of the idea of starting a new recycling program?
Cevabı göster

What is the idea behind the new recycling program?

Dilbilgisi

by letting them run their own school: yöntemi gösterme

By + fiilin -ing biçimi, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi gösterir. Burada by letting ..., çocuklara sorumluluğun nasıl öğretildiğini açıklar: çocukların okulu kendilerinin yönetmesine izin verilir. Let sonrasında nesne + fiilin yalın biçimi kullanılır: letting them run doğrudur; letting them to run denmez. Bu cümlede run a school, hızlı hareket etmek değil, bir okulu yönetmek veya işletmek anlamına gelir.

Alıştırma

by + let + them + choose ögelerini doğru biçimlerde kullanın: We teach children to make decisions ____ their own projects.

Cevabı göster

by letting them choose

The school doesn't employ cooks, gardeners or cleaners.

1:56

Okul aşçı, bahçıvan veya temizlikçi çalıştırmıyor.

It's all done by the pupils. Dilbilgisi

2:00

Her şey öğrenciler tarafından yapılıyor.

Dilbilgisi

It's all done by the pupils: edilgen yapı ve by ile belirtilen işi yapan kişi

Burada it, daha önce söz edilen tüm işleri, yani yemek yapmayı, bahçe işleriyle uğraşmayı ve temizliği ifade eder. is done, be + geçmiş zaman ortacı şeklindeki edilgen kalıbı kullanır; by the pupils ise işi yapanların öğrenciler olduğunu belirtir. all, bu işlerden hiçbirinin dışarıda kalmadığını anlatır. Bu edilgen sıralama, işi konu olarak korur ve önemli yeni bilgiyi, yani öğrencileri, sona yerleştirir.

Alıştırma

Bütün sınıfların öğrenciler tarafından temizlendiğini edilgen yapıyla doğru ifade eden cümle hangisidir?

  1. The pupils are cleaned by all the classrooms.
  2. All the classrooms are cleaned by the pupils.
  3. All the classrooms clean by the pupils.
Cevabı göster

All the classrooms are cleaned by the pupils.

Twice a week,

2:03

Haftada iki kez,

children go to the vegetable market with a school officer

2:04

çocuklar bir okul görevlisi ile sebze pazarına gidiyor

and buy food for all 150 students.

2:07

ve 150 öğrencinin tamamı için yiyecek alıyor.

The prices are then carefully checked by other students like Nooneem

2:11

Fiyatlar daha sonra yemek hesaplarını yöneten

who manages the food accounts. Kalıp ifadeler

2:15

Nooneem gibi diğer öğrenciler tarafından dikkatlice kontrol ediliyor.

Kalıp ifadeler

manages the food accounts: yiyeceklerle ilgili mali kayıtları yönetmek

Bu cümlede manages, “düzenleme ve kontrol etme sorumluluğunu üstlenir” anlamındadır. the food accounts; fiyatlar, satın alımlar ve ödemeler gibi yiyecek için harcanan paraya ait mali kayıtları ifade eder. Burada accounts çevrim içi profiller anlamına gelmez. prices ve food sözcükleri, ifadenin yiyecek parasını takip etmekle ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “Maya manages the food accounts for the camp.” Maya ne yapıyor?

  1. Yiyeceklerle ilgili mali kayıtları denetler.
  2. Kampın yiyeceklerle ilgili sosyal medya profillerini yönetir.
  3. Kamptaki her öğünü pişirir.
Cevabı göster

Yiyeceklerle ilgili mali kayıtları denetler.

Here's Nooneem speaking with William Kremer,

2:17

İşte BBC World Service programı People Fixing the World muhabiri

reporter for BBC World Service program People Fixing the World.

2:19

William Kremer ile konuşan Nooneem.

I am interested in accounting to begin with, Notlar

2:24

Başından beri muhasebeye ilgim var,

Kalıp ifadeler

interested in accounting: be interested in + isim veya -ing biçimi

Be interested in + isim, bir konu ya da etkinliğin ilgini çektiğini ve onun hakkında daha fazla şey bilmek istediğini anlatır. Burada accounting, in'den sonra gelen isimdir; yani konuşan kişi muhasebenin ilgi alanlarından biri olduğunu söylüyor. Be interested in ifadesinden sonra -ing biçimi de gelebilir: I am interested in learning about money. Edat olan in bu kalıbın bir parçasıdır.

Alıştırma

Sabit kalıbı tamamla: Mia is interested ____ learning about space.

Cevabı göster

in

Anlatım akışı

to begin with: ilk nedeni veya başlangıç noktasını sunmak

To begin with, konuşmayı düzenleyen sabit bir ifadedir. Bu cümlede muhasebeyle ilgilenmeyi ilk temel gerçek ya da neden olarak sunar; konuşan kişi ardından başka bilgiler ekleyebilir. Cümlenin başında veya buradaki gibi açıkladığı noktadan sonra gelebilir. Burada with kelimesini “birlikte” diye anlamlandırma; ifadenin tamamı tek bir düzenleyici olarak çalışır.

Alıştırma

Cümleyi to begin with ifadesiyle tamamla: ____, this game is easy to learn.

Cevabı göster

To begin with

so I get excited by it. Kalıp ifadeler

2:27

bu yüzden beni heyecanlandırıyor.

Kalıp ifadeler

get excited by it: bir şey yüzünden heyecanlanmak

get excited ifadesinde get, “elde etmek” değil, “bir duruma gelmek” anlamında kullanılan bir bağ fiilidir. Excited konuşanın duygusunu anlatır; bu yüzden get excited, heyecanlanmaya başlamak demektir. By it, bu duyguyu neyin tetiklediğini belirtir. Buradaki it, muhasebe veya hesapları yönetme işini anlatır. get + duygu bildiren sıfat + by something kalıbı, bir şeyin duygusal bir değişime neden olduğunu gösterebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, deneyin Maya’yı heyecanlandırdığı anlamına gelir?

  1. Maya gets excitement by the experiment.
  2. Maya gets excited by the experiment.
  3. Maya gets exciting by the experiment.
Cevabı göster

Maya gets excited by the experiment.

When I actually get to do it, Kalıp ifadeler

2:29

Bunu gerçekten yapma fırsatı bulduğumda,

I enjoyed it a lot.

2:31

bundan çok keyif aldım.

Kalıp ifadeler

get to do it: bir şeyi yapma fırsatına sahip olmak

Get to + fiilin yalın hâli, “bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak” demektir. Bu yapı çoğu zaman fırsatın sevindirici, özel ya da her zaman bulunmayan bir fırsat olduğunu düşündürür. get to do it ifadesinde do fiilin yalın hâlidir ve it muhasebe görevini anlatır. Burada get “ulaşmak” anlamına gelmez; ifade, konuşanın göreve gerçekten katılabildiğini belirtir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste öğrendiğiniz ve “fırsatına sahip olmak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Tomorrow, I ____ feed the penguins at the zoo.

Cevabı göster

get to

Since we are doing the actual job, Dilbilgisi

2:32

Gerçek işi yaptığımız için,

with this hands-on experience, Kelime

2:34

bu uygulamalı deneyimle,

we see the school's real spending and the things we purchased.

2:36

okulun gerçek harcamalarını ve satın aldığımız şeyleri görüyoruz.

Dilbilgisi

Since we are doing the actual job: ‘çünkü’ anlamındaki since

Burada since, ‘çünkü’ veya ‘-dığı için’ anlamına gelir. Since we are doing the actual job bir neden yan cümlesidir; konuşanların okulun gerçek harcamalarını ve satın alınan şeyleri neden görebildiklerini açıklar. Neden bildiren since yan cümlesi, sonucu veren ana cümleden önce gelebilir. Bu cümlede since bir başlangıç zamanını göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede since ne anlama gelir? Since the bus is late, we'll walk.

  1. Otobüsün ne zaman gecikmeye başladığını gösterir.
  2. Nedeni verir: otobüs gecikiyor.
  3. Yürümenin otobüs gecikmeden önce gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Nedeni verir: otobüs gecikiyor.

Kelime

hands-on experience: yaparak kazanılan deneyim

Hands-on experience, yalnızca bir şey hakkında okumakla veya başkasını izlemekle değil, bir görevi gerçekten yaparak kazandığınız deneyimdir. Bu cümlede gerçek işi yapmak, konuşanlara doğrudan uygulamalı bilgi kazandırır. Hands-on, experience sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgi, iki sözcüğün isimden önce birlikte çalıştığını gösterir.

Alıştırma

İlk sözcüğünde kısa çizgi bulunan iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın. İfade, bir şeyi kendiniz yaparak kazandığınız deneyim anlamına gelir: The robotics workshop gives children valuable ____.

Cevabı göster

hands-on experience

So, you went to a local school before,

2:40

Yani, daha önce yerel bir okula gitmiştin,

just in this area?

2:43

sadece bu bölgede mi?

What are the differences between that school and this school and

2:44

O okul ile bu okul arasındaki farklar neler ve...

My old school wasn't like this.

2:49

Eski okulum böyle değildi.

It was just classes and then home.

2:51

Sadece dersler ve sonra eve gitmekti.

Here, I get to try so many things,

2:54

Burada pek çok şeyi deneme fırsatı buluyorum,

gain real-world experience, and work on my leadership skills with my friends. Notlar

2:56

gerçek dünya deneyimi kazanıyorum ve arkadaşlarımla liderlik becerilerim üzerinde çalışıyorum.

Kelime

gain real-world experience: gerçek yaşam deneyimi kazanmak

Gain experience, bir şeyi yaparak bilgi ve beceri edinmek demektir. Burada real-world, deneyimin yalnızca derslerden, alıştırmalardan veya hayalî örneklerden değil, gerçek etkinliklerden ve durumlardan geldiğini gösterir. Bir bütün olarak gain real-world experience, uygulamalı durumlara katılarak işlerin gerçekte nasıl yürüdüğünü öğrenmek anlamına gelir.

Alıştırma

Bir müze, çocukların sergi hakkında yalnızca okumaları yerine gerçek bir serginin kurulmasına yardım etmelerine izin veriyor. Ne kazandıklarını en iyi anlatan cümle hangisidir?

  1. They gain experience only from a textbook.
  2. They gain real-world experience.
  3. They avoid doing any practical work.
Cevabı göster

They gain real-world experience.

Kalıp ifadeler

work on my leadership skills: liderlik becerilerimi geliştirmek

Work on something, bir şeyi geliştirmek, ilerletmek veya ele almak için zaman ve çaba harcamak demektir. Bu cümlede work on my leadership skills, bir gruba rehberlik etme ve destek olma becerisini uygulamayla güçlendirmek anlamına gelir. Kalıp work on + beceri, sorun, görev veya projedir. İşin hemen bitirilmesinden çok, devam eden çabaya odaklanır.

Alıştırma

work on + a skill kalıbını tamamlayın: I want to work ____ my drawing skills.

Cevabı göster

on

I never had these opportunities before,

3:01

Daha önce hiç bu fırsatlara sahip olmamıştım,

and the school has been amazing.

3:03

ve okul tek kelimeyle harika.

Nooneem says shopping at the market is a hands-on experience.

3:05

Nooneem pazarda alışveriş yapmanın 'hands-on' (uygulamalı) bir deneyim olduğunu söylüyor.

She's actively involved in doing something practical,

3:09

Pratik bir şeyler yapmaya aktif olarak dahil oluyor,

rather than getting someone else to do it. Dilbilgisi

3:13

bunu başka birine yaptırmak yerine.

Dilbilgisi

rather than getting someone else to do it: başka bir seçeneği elemek

Rather than, seçilmeyen bir alternatifi belirtir. Cümle, onun uygulamalı işi bizzat yaptığını; getting someone else to do it seçeneğinin ise elendiğini söyler. Doing ve getting sözcüklerinin ikisi de -ing biçimindedir, bu yüzden iki eylem açıkça paralel şekilde karşılaştırılır. Get someone to do something, birinden bir şey yapmasını istemek, onu ikna etmek ya da bunu ayarlamak anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle Ava’nın işi kendisinin yaptığını ve başkasına yaptırma seçeneğini elediğini anlatır?

  1. Ava got someone else to do the task rather than doing it herself.
  2. Ava did the task herself rather than getting someone else to do it.
  3. Ava did the task herself after asking someone else for advice.
Cevabı göster

Ava did the task herself rather than getting someone else to do it.

She enjoys managing the food accounts

3:16

Yemek hesaplarını yönetmekten keyif alıyor

because it's real-world experience.

3:17

çünkü bu 'real-world' (gerçek dünya) deneyimi.

The phrase real-world describes how the world works in reality,

3:20

'real-world' ifadesi, dünyanın gerçekte nasıl işlediğini tanımlar,

rather than someone's idea of it,

3:25

birinin o hakkındaki fikrinden ziyade,

which might be unrealistic.

3:26

ki bu gerçekçi olmayabilir.

Children at the Bamboo School get opportunities Kalıp ifadeler

3:29

Bamboo School'daki çocuklar fırsatlar elde ediyor

to try something new and different outside the classroom,

3:31

sınıfın dışında yeni ve farklı şeyler denemek için,

Kalıp ifadeler

get opportunities to try something: deneme fırsatları bulmak

Get opportunities to try something, bir şeyi deneme fırsatları bulmak anlamına gelir. Burada çocuklara sınıf dışında yeni etkinlikleri deneyimleme fırsatları verilir. Opportunity veya opportunities sonrasında kullanılan to + fiilin yalın biçimi, mümkün olan eylemi belirtir: an opportunity to try, opportunities to learn.

Alıştırma

Öğrenilen yapıda opportunities ile fiilin yalın biçimini bağlayan sözcüğü yazın: At camp, children get opportunities ____ try new sports.

Cevabı göster

to

increasing the chances they'll find something they're really good at. Dilbilgisi

3:35

bu da gerçekten iyi oldukları bir şeyi bulma şanslarını artırıyor.

Dilbilgisi

Sonuç eklemek için increasing the chances they'll find ... kullanımı

Burada increasing the chances ..., önceki yan cümledeki eylemin sonucunu ekleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir. Önceki eylemin keşfetme olasılığını artırdığını anlatır; increasing ayrı bir yeni eylemi değil, bu etkiyi belirtir. the chances they'll find ... yapısında chances sözcüğünden sonra that anlaşılır ancak yazılmaz. something they're really good at içinde de ilgi zamiri that anlaşılır; at ise be good at kalıbının parçası olduğu için sonda kalır.

Alıştırma

Önceki eylemin sonucunu göstermek için -ing öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The town opened more sports clubs, increase the chances children will find an activity they enjoy.
  2. The town opened more sports clubs, increasing the chances children will find an activity they enjoy.
  3. The town opened more sports clubs, to increased the chances children will find an activity they enjoy.
Cevabı göster

The town opened more sports clubs, increasing the chances children will find an activity they enjoy.

Of course, there are some adults.

3:39

Elbette, bazı yetişkinler de var.

Every school needs teachers,

3:42

Her okulun öğretmenlere ihtiyacı vardır,

but what's special is how children are trusted and respond positively to that trust. Notlar

3:44

ancak özel olan şey çocuklara nasıl güvenildiği ve bu güvene nasıl olumlu yanıt verdikleridir.

Dilbilgisi

Ayırt edici özelliğe odaklanmak için what's special is how ... kullanımı

What's special is ... ifadesi, özel olan şeyin devamında açıklandığını belirtir. What's special, what ile başlayan ve cümlenin öznesi görevini gören bir isim cümleciğidir; soru değildir. is sonrasındaki how cümleciği, bir şeyi özel yapan biçimi veya durumu belirtir. Burada odak yalnızca güvenin var olması değil, çocuklara güvenilme ve onların bu güvene olumlu karşılık verme biçimidir.

Alıştırma

Hangi cümle doğal biçimde çocukların bir sorunu çözme yöntemine odaklanır?

  1. What's special is that the children solve the problem together.
  2. What special is how the children solve the problem together.
  3. What's special is how the children solve the problem together.
Cevabı göster

What's special is how the children solve the problem together.

Kalıp ifadeler

respond positively to that trust: o güvene olumlu karşılık vermek

Respond positively to something, bir şeye olumlu, istekli veya yapıcı bir şekilde tepki vermek anlamına gelir. Respond yalnızca sözlü cevap vermek demek değildir; davranış veya tutumla verilen karşılığı da anlatabilir. Bu cümlede that trust, yetişkinlerin çocuklara duyduğu güveni ifade eder. Bu ifade, çocukların davranışlarını kendilerine güvenilmesine verdikleri yapıcı karşılık olarak sunar; yalnızca söylenen sözlere cevap vermeleri anlamına gelmez.

Alıştırma

Yeni bir plana olumlu tepkiyi anlatmak için respond positively to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The team responded positively the new schedule.
  2. The team responded positive to the new schedule.
  3. The team responded positively to the new schedule.
Cevabı göster

The team responded positively to the new schedule.

Here's reporter William Kremer again,

3:50

İşte muhabir William Kremer yeniden,

speaking with Myra Anubi for BBC World Service program People Fixing the World.

3:53

BBC World Service programı People Fixing the World için Myra Anubi ile konuşuyor.

So, just to be clear, Ton ve niyet

3:59

Yani, sadece netleştirmek için,

Ton ve niyet

So, just to be clear: anladığını kibarca doğrulamak

So, just to be clear, bir bilgiyi yeniden ifade etmeden veya kontrol sorusu sormadan önce kullanılan kibar bir söylem ifadesidir. Konuşanın bilgiyi doğru anlayıp anlamadığını kontrol etmek istediğini gösterir. Burada So, açıklamayı az önce konuşulan konuya bağlar; just ise bu girişimi yumuşatır. Bu ifade, karşı tarafın mutlaka anlaşılmaz konuştuğunu eleştirmez. Devamındaki sözü dikkatli bir kontrol olarak sunar.

Alıştırma

Konuşanın toplantı saatini anlayıp anlamadığını kibarca kontrol eden cümle hangisidir?

  1. So, just to be clear, are we meeting at the library at three?
  2. You were unclear. Are we meeting at the library at three?
  3. Be clear: are we meeting at the library at three?
Cevabı göster

So, just to be clear, are we meeting at the library at three?

it seems like the grown-ups are still in charge in the classrooms, Notlar

4:00

sınıflarda yetişkinler hala kontroldeymiş gibi görünüyor,

Ton ve niyet

it seems like: temkinli bir çıkarım yapmak

It seems like, konuşanın gördüğü veya duyduğu bilgilere dayanarak vardığı bir sonucu ifade eder. Bu cümlede konuşan, bunun kanıtlanmış olduğunu söylemek yerine yetişkinlerin sınıflarda hâlâ sorumlu olduğu çıkarımını yapıyor. Bu ifade yargıyı yumuşatır: kesinlik derecesini azaltır ve düzeltmeye açık bir alan bırakır. Yaygın yapı it seems like + cümlecik şeklindedir; örneğin It seems like everyone is ready.

Alıştırma

Herkesin hazır göründüğünü en temkinli biçimde söyleyen cümle hangisidir?

  1. It seems like everyone is ready.
  2. Everyone is ready, without a doubt.
  3. Everyone is definitely ready.
Cevabı göster

It seems like everyone is ready.

Kalıp ifadeler

in charge: sorumlu ve yönetimde

Be in charge, olanlardan sorumlu olmak ve karar verme yetkisine sahip olmak demektir. Burada yetişkinler sınıfları hâlâ yönetiyor ve önemli kararları veriyor. Bu kalıp ifadede charge, “ücret” veya “pili şarj etme” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “sorumlu” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Ms Lee is ____ of the school play.

Cevabı göster

in charge

but outside it's the kids who run stuff. Kelime

4:05

ama dışarıda işleri yürütenler çocuklar.

Kelime

grown-ups ve kids: yaş grupları için gayriresmî sözcükler

Grown-ups yetişkinler, kids ise çocuklar anlamına gelir. Her ikisi de günlük dilde kullanılan gayriresmî isimlerdir. Burada birlikte kullanıldıklarında karşıtlığa resmî değil, rahat ve konuşma diline özgü bir ton verirler. Daha tarafsız ikili adults ve children sözcükleridir. Anlatılan kişiler değişmez; yalnızca resmiyet düzeyi değişir.

Alıştırma

Resmî bir okul raporu için en uygun tarafsız sözcükleri kullanan cümle hangisidir?

  1. The report includes responses from adults and children.
  2. The report includes responses from grown-ups and kids.
  3. The report includes responses from adults and kids.
Cevabı göster

The report includes responses from adults and children.

Kelime

run stuff: run sözcüğünün yönetmek anlamı

Run stuff ifadesinde run, hızlı yürüyerek ya da koşarak ilerlemek değil, yönetmek veya düzenlemek anlamına gelir. Stuff, tek tek adı söylenmeyen işler, etkinlikler veya görevler için kullanılan gündelik ve genel bir sözcüktür. Bu yüzden cümle, sınıfların dışında olanları çocukların idare edip yönettiğini söylüyor.

Alıştırma

“The kids run stuff at the festival,” cümlesinde run stuff ne anlama gelir?

  1. Çeşitli işleri yönetirler.
  2. Bir yerden başka bir yere koşarlar.
  3. Eşyaları çantalara koyarlar.
Cevabı göster

Çeşitli işleri yönetirler.

Yeah, I think that's broadly right. Ton ve niyet

4:08

Evet, bence bu genel olarak doğru.

Ton ve niyet

broadly right: ana hatlarıyla doğru

Burada broadly right, “ana hatlarıyla doğru” ya da “genel olarak doğru” demektir. Broadly, değerlendirmenin ne ölçüde geçerli olduğunu gösterir; fiziksel anlamda “genişçe” demek değildir. Konuşan kişi ana fikri kabul eder, ancak ayrıntı ekleme veya düzeltme payı bırakır. I think bu onayı biraz daha az kesin gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız ana fikri anladı, ancak küçük bir ayrıntıyı yanlış söyledi. En uygun yanıt hangisidir?

  1. That's completely wrong.
  2. That's broadly right.
  3. That's exactly right in every detail.
Cevabı göster

That's broadly right.

And I think one of the things that's interesting about this school Dilbilgisi

4:10

Ve bence bu okul hakkında ilginç olan şeylerden biri

is it manages to be quite conventional in some ways Notlar

4:12

bazı yönlerden oldukça geleneksel olmayı başarırken

and really innovative, or even radical, in others.

4:16

diğerlerinde gerçekten yenilikçi, hatta radikal olabilmesi.

Dilbilgisi

one of the things that's interesting about ... is ...: ilginç bir özelliği tanıtmak

One of the things that's interesting about X is ... X'in dikkat çekici bir özelliğini tanıtmak için kullanılan bir kalıptır. Birkaç olası özellik olduğunu sezdirir, sonra bunlardan birine odaklanır; ana bilgi sondaki is sözcüğünden sonra gelir. one of ifadesinden sonra tekil thing değil, çoğul things kullanılır. Burada that's, that is ifadesinin kısaltmasıdır. Sondaki is ana kalıbın parçasıdır ve seçilen noktayla ilgili bilgiyi sunar.

Alıştırma

İlginç bir özelliği tanıtan kalıbı tamamlayın: ____ that's interesting about this museum is its garden on the roof.

Cevabı göster

One of the things

Kalıp ifadeler

it manages to be: beklenmedik bir birleşimi başarmak

Manage to + fiil, genellikle zor olan veya sonucu şaşırtan bir şeyi başarmak anlamına gelir. Buradaki it manages to be, okulun birbirine zıt yönlere gidiyor gibi görünen özellikleri bir araya getirmeyi başardığını anlatır. Yalnızca it is demekle karşılaştırıldığında manages to be, bu birleşimi bir başarı veya beklenmedik sonuç olarak sunar. Bu yapıda manage, “yönetmek” ya da “kontrol etmek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi manage to be yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The tiny apartment ____ bright and spacious.

Cevabı göster

manages to be

Anlatım akışı

in some ways ... in others: farklı yönleri karşılaştırmak

X in some ways and Y in others kalıbı, aynı konuyu farklı yönlere ayırarak anlatır. Burada okulun bazı yönlerden geleneksel, başka yönlerden ise yenilikçi olduğu söylenir; in others, in other ways ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Ardından konuşmacı, or even radical diyerek innovative ifadesini güçlendirir. Bu yapı, tek ve kesin bir etiket kullanmak yerine dengeli bir tanım oluşturur: Birbirine zıt görünen açıklamalar farklı kısımlara aitse ikisi de doğru olabilir.

Alıştırma

Cümleyi in some ways ... in others ile tamamlayın: The new library is traditional ____ and futuristic ____.

Cevabı göster

in some ways · in others

At the Bamboo School,

4:20

Bamboo School'da,

the grown-ups, another word for adults,

4:21

yetişkinler için başka bir kelime olan 'grown-ups',

are still in charge in the classroom,

4:24

sınıfta hala kontrole sahip,

but it's the kids, or children, who run everything.

4:27

ama her şeyi yönetenler 'kids', yani çocuklar.

It's a radical idea and means that besides lessons, Notlar

4:31

Bu radikal bir fikir ve derslerin yanı sıra,

there's lots of work to be done. Dilbilgisi

4:35

yapılacak çok iş olduğu anlamına geliyor.

Kelime

It's a radical idea: alışılmış yöntemden köklü bir kopuş

a radical idea ifadesinde radical, alışılmış yöntemden çok farklı ve onu temelden değiştirebilecek bir şey anlamına gelir. Fikrin yalnızca yeni veya sıra dışı değil, çok daha cesur olduğunu gösterir. Burada alışılmadık olan, çocukların derslere katılmanın yanı sıra okulun yönetilmesine de yardım etmesidir. Kelime, fikrin normal okul uygulamalarından ne kadar uzaklaştığını anlatır; bu cümlede siyasi bir etiket değildir.

Alıştırma

Hangi plan en doğal biçimde radical olarak nitelenebilir?

  1. Bir sandalyeyi birkaç santimetre oynatmak.
  2. Nesneleri camın arkasında tutmak yerine ziyaretçilerin her sergi parçasına dokunmasına izin vermek.
  3. Bütün kuralları tamamen aynı tutmak.
Cevabı göster

Nesneleri camın arkasında tutmak yerine ziyaretçilerin her sergi parçasına dokunmasına izin vermek.

Kalıp ifadeler

that besides lessons: derslere ek olarak başka bir şey eklemek

means that yapısında that, fikrin ne anlama geldiğini açıklayan içeriği başlatır. Bu yan cümle içinde besides lessons, “derslere ek olarak” anlamına gelir. Besides burada bir edattır ve ardından lessons ismi gelir. Dersleri dışarıda bırakmadan başka bir kategori ekler: dersler devam eder ve bunların yanında başka işler de vardır.

Alıştırma

Cümleyi besides veya beside ile tamamlayın. “Bir şeye ek olarak” anlamındaki kelimeyi kullanın: ____ science, the club offers art and music.

Cevabı göster

Besides

Dilbilgisi

there's lots of work to be done: hâlâ tamamlanması gereken iş

there's lots of work to be done ifadesinde work, tamamlanması gereken şeydir. to be done, be ile geçmiş zaman ortacı done kullanılarak kurulan edilgen mastardır. Bu ifade, birinin hâlâ yapmasını bekleyen işleri anlatır. İşin zaten tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

İşin hâlâ bitmediğini göstermek için cümleyi do fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The room is not ready, and there's still a lot of work ____.

Cevabı göster

to be done

Children do 2 hours of community service. Kültür

4:37

Çocuklar 2 saat 'community service' (toplum hizmeti) yapıyor.

That's work that is done without pay

4:40

Bu, her hafta bir topluluktaki insanlara yardım etmek için

to help people in a community every week.

4:42

ücretsiz yapılan iştir.

Kültür

community service: topluma yardımcı olan ücretsiz çalışma

Community service, bir topluma veya halka yardımcı olmak için düzenli biçimde yapılan ve genellikle ücret alınmayan iştir. Bu örnekte sonraki cümle, anlamın iki parçasını doğrudan açıklar: ücret almamak ve toplumdaki insanlara yardımcı olmak.

Alıştırma

Hangi faaliyet community service için en açık örnektir?

  1. Ücret almadan halka açık bir parkta çöp toplamak
  2. Bir kafede ücret ödeyen müşterilere hizmet etmek
  3. Evde kendi ödevini yapmak
Cevabı göster

Ücret almadan halka açık bir parkta çöp toplamak

Anyway, I think it's time to reveal the answer to your question.

4:45

Her neyse, sanırım sorunun cevabını açıklamanın zamanı geldi.

Yes, we just heard that kids go to the Bamboo School for free,

4:49

Evet, az önce çocukların Bamboo School'a ücretsiz gittiğini duyduk,

but do something in return.

4:53

ama karşılığında bir şeyler yapmak zorundalar.

But what?

4:55

Ama ne?

Georgie guessed it was learning English,

4:56

Georgie bunun İngilizce öğrenmek olduğunu tahmin etti,

which was the wrong answer, I'm afraid. Ton ve niyet

4:59

korkarım ki yanlış cevaptı.

Ton ve niyet

Kötü haberi nazikçe yumuşatan I'm afraid

Burada I'm afraid, konuşanın korktuğu anlamına gelmez. unfortunately gibi işleyerek Georgie'nin tahmininin yanlış olduğunu nazikçe bildirir. Buradaki gibi cümlenin sonunda kullanıldığında, kötü haber verildikten sonra düzeltmenin tonunu yumuşatır. Başta da kullanılabilir: I'm afraid the answer is wrong.

Alıştırma

Hiç bilet kalmadığı yönündeki üzücü haberi hangi cümle nazikçe verir?

  1. Luckily, there are no tickets left.
  2. I'm afraid of the tickets.
  3. I'm afraid there are no tickets left.
Cevabı göster

I'm afraid there are no tickets left.

In fact, pupils at the school have to plant trees, Anlatım akışı

5:03

Aslında okuldaki öğrenciler ağaç dikmek zorundalar,

400 of them every year.

5:07

her yıl 400 tane.

Anlatım akışı

Önceki bilgiyi düzeltmek için In fact

In fact, dinleyiciye sıradaki bilginin daha önceki bir düşünceyi düzelttiğini veya onun yerine geçtiğini bildirir. Burada önceki tahmin yanlıştır ve In fact, öğrencilerin gerçekte ne yapmak zorunda olduğunu açıklar. Daha kesin veya şaşırtıcı bir gerçeği de tanıtabilir. Anlamsız bir giriş değildir; yeni ifadenin önce söylenenlerle ilişkisini gösterir.

Alıştırma

Bir arkadaşınız mağazanın altıda kapandığını söylüyor, ancak siz yedide kapandığını biliyorsunuz. Hangi cevap önceki bilgiyi açıkça düzeltir?

  1. Also, it closes at seven.
  2. For example, it closes at seven.
  3. In fact, it closes at seven.
Cevabı göster

In fact, it closes at seven.

Right, let's recap the vocabulary we've learned from this program Anlatım akışı

5:10

Pekala, bu programdan öğrendiğimiz kelimeleri tekrar edelim

Anlatım akışı

Right, let's recap: gözden geçirme bölümüne geçiş

Cümlenin başındaki Right, “peki” veya “şimdi” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. “Doğru” ya da solun karşıtı olan “sağ” anlamına gelmez. Konuşanın bir aşamayı kapatıp sıradaki aşamayı yönetmeye başladığını gösterir. Let's recap, sıradaki aşamada ana noktaların kısaca gözden geçirileceğini bildirir. Right, let's recap bir bütün olarak dinleyicileri ana içerikten özet bölümüne açıkça geçirir.

Alıştırma

Bir öğretmen dersin sonunda ana fikirleri gözden geçirmek üzere. Bu geçişi doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. Right means the opposite of left.
  2. Right, let's recap what we learned today.
  3. Let's start a completely different lesson.
Cevabı göster

Right, let's recap what we learned today.

about a school where the kids, or children,

5:14

çocukların yani 'kids'in,

call the shots.

5:17

« call the shots » (kararları aldığı) bir okul hakkında.

A phrase meaning have the power to make the important decisions.

5:18

Önemli kararları alma gücüne sahip olmak anlamına gelen bir ifade.

Hands-on experience means being actively involved in doing something practical,

5:22

« Hands-on experience », sadece onun hakkında konuşmak veya başkasına yaptırmak yerine,

rather than just talking about it or getting someone else to do it.

5:28

pratik bir şeyler yapmaya aktif olarak dahil olmak anlamına gelir.

The phrase real-world is used to describe how the world really is,

5:32

« real-world » ifadesi dünyanın gerçekten nasıl olduğunu açıklamak için kullanılır,

rather than someone's idea of it,

5:36

birinin o hakkındaki fikrinden ziyade,

which may be unrealistic or untypical.

5:38

ki bu gerçek dışı veya tipik olmayabilir.

A grown-up is an informal word for an adult,

5:41

Bir « grown-up », bir yetişkin için resmi olmayan bir kelimedir,

and a kid is an informal word for a child.

5:45

ve bir « kid », bir çocuk için resmi olmayan bir kelimedir.

And finally,

5:48

Ve son olarak,

community service is work that is done without pay to help people in a community.

5:49

« community service », bir topluluktaki insanlara yardım etmek için ücretsiz yapılan çalışmadır.

Once again, our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:55

Bir kez daha, 6 dakikamız doldu.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan sürenin bittiğini söylemek

“Bir zaman dilimi + be up” yapısında up, “yukarıda” değil, “bitmiş” veya “tükenmiş” anlamına gelir. Our 6 minutes are up, ayrılan altı dakikalık sürenin bittiğini ve durma ya da sonraki adıma geçme zamanının geldiğini söyler. Fiil zaman ifadesiyle uyum gösterir: one minute is up, ancak six minutes are up. En yaygın genel duyuru Time is up veya Time's up şeklindedir.

Alıştırma

Duyuruyu be up ifadesiyle tamamlayın: Your one minute ____.

Cevabı göster

is up

But remember to join us again next time

5:57

Ama bir dahaki sefere tekrar bize katılmayı unutmayın

for more trending topics and useful vocabulary

5:59

daha fazla trend konu ve faydalı kelimeler için

here at 6 Minute English.

6:02

burada 6 Minute English'te.

Goodbye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Bye.

6:05

Güle güle.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:08

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.