Bir saniyenin ne kadar süreceğine kim karar veriyor? - John Kitching: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
696 kelime 136 kel/dk

Video özeti: Video, saniyenin günün astronomik olarak bölünmesine dayanan bir birimden atomik standarda dönüşmesini anlatıyor. Hassas ve küresel zaman ölçümünün neden gerekli hâle geldiğini, sezyum-133’ün nasıl seçildiğini ve bir saniyenin neden tam 9.192.631.770 atom salınımı olarak tanımlandığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Just how long is a second? — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. just how ifadesinin, cevabı ilk bakışta basit görünen bir soruyu ilgi çekici bir bilimsel açılışa nasıl dönüştürdüğünü öğrenin. Bu kullanım, dinleyiciyi tanıdık bir kavramı yeniden düşünmeye ve daha kesin, beklenmedik bir cevaba hazırlamaya yarar. 2. It wasn't until / that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları. Demiryolları ile şehirlerin zamanı eşleştirmesi anlatılırken kullanılan bu vurgulu zaman yapısını tanıyın; önemli bir değişikliği sonunda mümkün kılan koşulu veya tarihsel anı öne çıkarmak için kullanın. 3. second to none. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Bu ifadenin kelimesi kelimesine ikinci sırada olmak değil, rakipsiz olmak anlamına geldiğini kavrayın. Ayrıca atom saatlerinin hassasiyetini överken videonun merkezindeki zaman birimi second sözcüğünü yankılayan bilinçli kelime oyununu fark edin.

Bu derste

In 1967, researchers from around the world gathered to answer a long-running scientific question. Notlar

0:06

1967'de, dünyanın dört bir yanından araştırmacılar uzun zamandır devam eden bilimsel bir soruyu cevaplamak için toplandılar.

Kalıp ifadeler

from around the world: geniş bir coğrafi köken

From around the world, dünyanın birçok farklı yerinden gelmek anlamına gelir. Burada researchers sözcüğünden sonra gelir ve araştırmacıların geniş bir coğrafi alandan geldiğini belirtir; her ülkenin temsil edildiği anlamına gelmez. People or things from around the world kalıbında bu ifade, bir grubu uluslararası olarak sunar. From sözcüğünden sonra geldiği için around the world burada dünyanın çevresinde hareket etmeyi değil, kökeni belirtir.

Alıştırma

Takımların dünyanın birçok farklı yerinden geldiğini anlatacak şekilde cümleyi tamamlayan seçeneği belirleyin: The science fair welcomed teams ___.

  1. from around the world
  2. from nearby schools
  3. for an online workshop
Cevabı göster

from around the world

Kalıp ifadeler

gathered to answer: bir amaç için bir araya gelmek

Gathered to answer, geçmiş zamandaki gathered fiilini amaç bildiren to mastarıyla birleştirir. Araştırmacılar soruyu yanıtlamak amacıyla bir araya gelmiştir; dolayısıyla yanıtlamak, yalnızca sonraki olay değil, ortak hedefleridir. Bir grup belirli bir amaç için bilinçli olarak bir araya geldiğinde people gather or gathered to + base verb kalıbını kullanın. To sözcüğünden sonra to answer veya to discuss örneklerinde olduğu gibi fiilin yalın biçimi gelir.

Alıştırma

Bir araya gelme amacının sorunu konuşmak olduğunu belirten seçeneği seçin: The neighbors ___ the traffic problem.

  1. gathered to discuss
  2. left before discussing
  3. gathered after discussing
Cevabı göster

gathered to discuss

Kelime

long-running scientific question: yıllardır süren bir mesele

Burada long-running, bir şeyin uzun süredir devam ettiğini veya var olduğunu belirten birleşik bir sıfattır. Bu bilimsel soru araştırmacıları yıllardır meşgul etmektedir; gerçek anlamda koşan bir şey yoktur. scientific question ifadesinden önce gelen long-running, soruyu uzun bir geçmişi olan bir mesele olarak sunar. Aynı yapı tartışma, dizi, kampanya veya anlaşmazlık gibi süregelen faaliyet ve durumlarla da sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir televizyon dizisinin yıllardır devam ettiğini açıkça anlatır?

  1. It is a long television series.
  2. It is a television series about running.
  3. It is a long-running television series.
Cevabı göster

It is a long-running television series.

Just how long is a second? Anlatım akışı

0:14

Bir saniye tam olarak ne kadar uzundur?

Anlatım akışı

Just how long...? ile vurgulu bir açılış sorusu

Just how long...? yapısında just, how sözcüğünü güçlendirir ve tam olarak ne kadar ya da gerçekte ne kadar anlamı verir. Yalnızca anlamına gelmez. Konuşmacı, tanıdık bir fikri daha yakından düşünülmesi gereken bir soruya dönüştürür. Açılışta kullanıldığında bu soru, açıklama başlamadan önce merak uyandırır. Yeniden kullanılabilen yapı just how + derece bildiren bir sözcük + soru biçimindedir; Just how deep...? veya Just how quickly...? örneklerinde olduğu gibi.

Alıştırma

'Just how far can this bird fly?' sorusunda just how ne işe yarar?

  1. Kuşun yalnızca kısa bir mesafe uçabildiği anlamına gelir.
  2. Soruyu bir emre dönüştürür.
  3. Kesin mesafeyi vurgular ve güçlü bir merak gösterir.
Cevabı göster

Kesin mesafeyi vurgular ve güçlü bir merak gösterir.

It might seem obvious at first, Anlatım akışı

0:17

İlk başta çok açıkmış gibi görünebilir,

Anlatım akışı

It might seem obvious at first: ilk izlenimi çerçevelemek

It might seem obvious at first, obvious yargısını yalnızca ilk ve yüzeysel bir izlenim olarak sunar. might seem bunun kesinlikle doğru olduğunu söylemez; at first ise yargıyı başlangıçla sınırlar. Bu giriş, dinleyicinin veya okuyucunun olası sezgisini önce kabul eder; ardından bir düzeltme, karşıtlık ya da daha karmaşık bir açıklama için alan açar.

Alıştırma

Bir açıklamada It might seem obvious at first ne işe yarar?

  1. Fikrin ancak uzun bir süreçten sonra açık hâle geldiğini söyler.
  2. Sonucun kesinlikle doğru ve nihai olduğunu belirtir.
  3. İlk izlenimi sunar ve daha sonra düzeltilebilmesi için alan bırakır.
Cevabı göster

İlk izlenimi sunar ve daha sonra düzeltilebilmesi için alan bırakır.

a second is the tick of a clock,

0:20

bir saniye, bir saatin tik tak sesidir,

the swing of a pendulum,

0:21

bir sarkacın salınımıdır,

the time it takes to count to one. Dilbilgisi

0:23

bire kadar saymak için geçen süredir.

Dilbilgisi

the time it takes to...: gereken süreyi ifade etmek

the time it takes to count to one isim öbeği, bire kadar saymak için gereken süre anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen kalıp the time it takes to + fiilin yalın hâlidir. Burada it yer tutucu özne olarak kullanılır; to ile başlayan bölüm ise süresi ölçülen eylemi belirtir. Başka bir eylemin ne kadar zaman gerektirdiğini anlatmak için to sonrasındaki fiil öbeğini değiştirin.

Alıştırma

the time it takes to + verb kalıbını tam olarak tamamlayın: The chart shows the time ____ to cross the bridge on foot.

Cevabı göster

it takes

But how precise are those measurements? Anlatım akışı

0:25

Peki ama bu ölçümler ne kadar hassas?

Anlatım akışı

But how precise are those measurements?: odağı hassasiyete çevirme

Burada But, açıklamanın yönünü değiştirir. Önceki düşüncenin yanlış olduğunu doğrudan söylemez; önceki tartışmada önemli bir sorunun hâlâ yanıtsız kaldığını gösterir. how precise are those measurements? sorusu hassasiyetin derecesini sorar. Konuşan kişi bu soruyla, ölçümlerin var olduğunu bilmekten onların ne kadar hassas olduğunu incelemeye geçer.

Alıştırma

Bu soruda But ne işe yarıyor?

  1. Tartışmayı hassasiyetle ilgili henüz yanıtlanmamış bir soruya taşır.
  2. Önceki ölçümlerin hepsinin yanlış olduğunu söyler.
  3. Aynı işlevi gören başka bir ölçüm ekler.
Cevabı göster

Tartışmayı hassasiyetle ilgili henüz yanıtlanmamış bir soruya taşır.

What is that length based on? Kalıp ifadeler

0:28

Bu uzunluk neye dayanıyor?

Kalıp ifadeler

be based on: bir şeyin dayanağını belirtmek

Be based on, bir şeyi temel, kaynak veya destekleyici gerekçe olarak almak anlamına gelir. Buradaki soru, bu uzunluğun hangi ölçüte ya da olguya dayandığını sorar. What is that length based on? cümlesinde what, on sözcüğünden sonra eksik olan bilgiyi sorar; bu nedenle sorunun başına gelir. Düz cümlenin kalıbı X is based on Y, buna karşılık gelen soru ise What is X based on? şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ‘tarafından desteklenen’ anlamındaki sabit ifadeyle tamamlayın: The recommendation is ____ the latest safety data.

Cevabı göster

based on

And how can we scientifically define this fundamental unit of time? Kelime

0:30

Ve bu temel zaman birimini bilimsel olarak nasıl tanımlayabiliriz?

Kelime

this fundamental unit of time: zamanın bu temel birimi

Bu soruda this fundamental unit of time, “zamanı ölçmek için kullanılan temel birim” anlamına gelir. Fundamental, bu birimin bir ölçüm sisteminin temelini oluşturan parçalardan biri olduğunu; of time ise ölçülen büyüklüğün zaman olduğunu belirtir. This, daha önce ele alınmış belirli bir birime gönderme yapar. “Adjective + unit of + measured quantity” kalıbı bilimsel metinlerde yaygındır. a standard unit of mass örneğinde olduğu gibi, birimin niteliğini ve neyi ölçtüğünü tek bir isim öbeğinde birleştirir.

Alıştırma

Bu cümlede fundamental unit of time ne anlama gelir?

  1. Zaman ölçen bir cihazın içindeki bir parça
  2. Zamanı ölçmek için kullanılan temel birim
  3. Tarihte özellikle önemli bir dönem
Cevabı göster

Zamanı ölçmek için kullanılan temel birim

For most of human history, Anlatım akışı

0:35

İnsanlık tarihinin büyük bir bölümünde,

ancient civilizations measured time with unique calendars

0:37

eski medeniyetler zamanı, gece gökyüzünün istikrarlı ilerleyişini izleyen

that tracked the steady march of the night sky. Deyimler

0:41

benzersiz takvimlerle ölçtüler.

Anlatım akışı

For most of human history: insanlık tarihinin büyük bölümünde

For most of human history, ana açıklamadan önce geniş bir zaman çerçevesi kurar. “İnsanların var olduğu dönemin büyük bölümünde” anlamına gelir; her anı ya da tek ve kesin bir çağı anlatmaz. Cümlenin başında kullanıldığında, okuyucuya devamındaki bilgiyi uzun süre devam etmiş tarihsel bir düzen olarak anlaması gerektiğini gösterir. Bilim ve tarih metinleri, daha sonraki bir değişimi veya günümüzle karşıtlığı tanıtmadan önce bu tür çerçeveleri sıkça kullanır.

Alıştırma

Cümlenin başındaki For most of human history ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Olayın yalnızca bir kez gerçekleştiğini göstermek
  2. Olayın gerçekleştiği kesin yılı belirtmek
  3. Açıklama için geniş bir tarihsel zaman çerçevesi kurmak
Cevabı göster

Açıklama için geniş bir tarihsel zaman çerçevesi kurmak

Deyimler

the steady march of the night sky: düzenli ve sürekli ilerleyiş

Bu ifade, march sözcüğünü gece gökyüzünde görülen düzenli ve sürekli hareket için bir mecaz olarak kullanır. Bir yürüyüş, düzenli biçimde ileri doğru hareket etmeyi çağrıştırır; bu nedenle değişim rastgele veya ani değil, düzenli ve aşamalı görünür. Steady, sabit bir hız fikrini daha da güçlendirir. Gece gökyüzü gerçekten yürümüyor; ifade, onun süregelen hareketini istikrarlı bir ilerleyiş gibi sunuyor.

Alıştırma

Cümlede the steady march of the night sky ne anlatıyor?

  1. Gece gökyüzü aniden değişmeyi bırakır.
  2. Gece gökyüzü düzenli ve sürekli biçimde değişiyor gibi görünür.
  3. Gece gökyüzü gerçekten yürüyen bir asker grubudur.
Cevabı göster

Gece gökyüzü düzenli ve sürekli biçimde değişiyor gibi görünür.

In fact,

0:45

Aslında,

the second as we know it wasn't introduced until the late 1500s, Notlar

0:45

bildiğimiz anlamıyla saniye 1500'lerin sonlarına kadar kullanılmamıştı,

Kalıp ifadeler

as we know it: bugün bildiğimiz tanıdık biçim

Bir isimden sonra kullanılan as we know it, “insanların bugün bildiği biçimiyle” anlamına gelir. Burada the second ifadesini niteler ve bugün bildiğimiz saniye birimini, zamanı bölmenin veya ölçmenin daha eski yollarından ayırır. Bu ifade yalnızca insanların saniye hakkında bir gerçeği bildiğini söylemez. Bir şeyin bugün tanıdık olan biçimine odaklanır ve o şeyin zaman içinde nasıl geliştiğini veya değiştiğini anlatırken sıkça kullanılır.

Alıştırma

as, we, know ve it sözcüklerini doğru sıraya koyun: The school ____ began with a major rebuilding project.

Cevabı göster

as we know it

Dilbilgisi

wasn't introduced until: ancak geç bir tarihte kullanıma girdi

Wasn't introduced until + zaman yapısı, bir şeyin o zamandan önce kullanıma girmediğini; ancak o anda veya o dönem civarında kullanıma girdiğini anlatır. Vurgu, hiç kullanılmamasında değil, olayın geç gerçekleşmesindedir. Introduced edilgen yapıdadır çünkü cümle, onu kimin tanıttığına değil, söz konusu şeyin ne zaman kullanılmaya başlandığına odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi kısaltılmış edilgen not ... until yapısıyla tamamlayın: This safety rule ____ 2018.

Cevabı göster

wasn't introduced until

when the Gregorian calendar began to spread across the globe Kalıp ifadeler

0:51

ta ki Gregoryen takvimi tüm dünyaya yayılmaya başlayana dek,

alongside British colonialism. Kültür

0:55

İngiliz sömürgeciliğiyle birlikte.

Kalıp ifadeler

began to spread across the globe: dünya geneline yayılmaya başladı

Began to bir sürecin başlangıç noktasını gösterir. Spread across the globe, bir şeyin daha küçük bir bölgeden dünyanın birçok yerine yayıldığını anlatır. İfade bir bütün olarak küresel yayılmanın o sırada başladığını belirtir; yayılmanın hemen tamamlandığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Begin to yapısının geçmiş zamanını ve dünya çapındaki kapsamı belirten across the globe ifadesini kullanın: The music style ____ spread ____ in the 1990s.

Cevabı göster

began to · across the globe

Kültür

alongside British colonialism: paralel tarihsel süreçler

Burada alongside, “aynı zamanda ve aynı bağlam içinde” anlamına gelir. Gregoryen takviminin dünya çapında yayılmasını Britanya’nın sömürgeci genişlemesiyle aynı tarihsel sürece yerleştirir. Bu ifade önemli bir arka plana dikkat çeker: imparatorluk gücü genişlerken kurumlar ve standartlar da yayılabiliyordu. Ancak alongside tek başına eşlik etme veya paralel gelişme bildirir; sömürgeciliğin tek neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Orijinal cümlede alongside esas olarak nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Takvim ancak sömürgecilik sona erdikten sonra yayıldı.
  2. İki tarihsel süreç birlikte gelişti.
  3. Sömürgeciliğin takvimin yayılmasının tek nedeni olduğu kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

İki tarihsel süreç birlikte gelişti.

The Gregorian calendar defined a day as a single revolution of the Earth about its axis. Notlar

0:57

Gregoryen takvimi, bir günü Dünya'nın kendi ekseni etrafında tek bir tam dönüşü olarak tanımladı.

Kalıp ifadeler

defined a day as ifadesinde define X as Y

Defined a day as, define X as Y kalıbını kullanır. X tanımlanan terim veya kavramdır; Y ise ona verilen anlam, ölçü ya da kuraldır. Bu cümlede a day X, a single revolution of the Earth about its axis ise Y’dir. Bu kalıp resmî bir tanım verir; bu nedenle bilimde, hukukta, politikalarda ve kurallarda yaygındır. Fiilin zamanı değişebilir, ancak as yine Y’yi tanıtır: defines X as Y veya defined X as Y.

Alıştırma

Eksik sözcüğü yazarak resmî tanımı tamamlayın: The glossary defines habitat ____ the natural home of a plant or animal.

Cevabı göster

as

Kelime

about its axis: about sözcüğünün etrafında anlamı

about its axis ifadesinde about, etrafında anlamına gelir. Axis, Dünya'nın dönüşünün merkezindeki çizgiyi gösterir; its ise Earth sözcüğüne gönderme yapar. A single revolution, tam bir dönüş demektir. Revolution, rotate veya turn gibi dairesel hareket bildiren sözcüklerden sonra about + bir eksen ya da nokta, hareketin merkezini gösterebilir. Burada about bir konu başlatmaz.

Alıştırma

“The wheel turns about its axis,” cümlesinde about ne işe yarar?

  1. Ekseni dönüş hareketinin merkezi olarak belirtir.
  2. Dönüş miktarının yalnızca yaklaşık olduğunu belirtir.
  3. Bir konuşmanın konusunu tanıtır.
Cevabı göster

Ekseni dönüş hareketinin merkezi olarak belirtir.

Each day could be divided into 24 hours, Dilbilgisi

1:04

Her gün 24 saate,

each hour into 60 minutes,

1:07

her saat 60 dakikaya,

and each minute into 60 seconds.

1:09

ve her dakika 60 saniyeye bölünebiliyordu.

Dilbilgisi

could be divided into: bir bütünün parçalara ayrılması

Could be divided into, şu yapıda bir kiplik fiilli edilgen çatıdır: bütün + could be divided into + parçalar. Özne bütünü adlandırır, be divided bütünün eylemden etkilendiğini gösterir, into ise ortaya çıkan birimleri tanıtır. Could, bu bölmenin mümkün olduğunu belirtir. Cümlenin kalanında each hour ve each minute ifadelerinden sonra could be divided söylenmez: each hour [could be divided] into 60 minutes. Bu paralel eksiltme aynı sözcüklerin tekrarını önler.

Alıştırma

Bütün + could + divide + sonuçtaki parçalar edilgen kalıbını tamamlayın. Divide sözcüğünün doğru biçimini ve gereken edatı kullanın: The field guide ____ five short chapters.

Cevabı göster

could be divided into

However,

1:12

Ancak,

when it was first defined,

1:13

ilk tanımlandığında,

the second was more of a mathematical idea than a useful unit of time. Dilbilgisi

1:15

saniye faydalı bir zaman biriminden ziyade daha çok matematiksel bir kavramdı.

Dilbilgisi

more of a mathematical idea than a useful unit of time: kullanışlı bir zaman biriminden çok matematiksel bir fikir

more of A than B kalıbı, A açıklamasının veya kategorisinin B’den daha uygun olduğunu belirtir. Miktarları karşılaştırmaz. Burada saniye, kullanışlı bir zaman biriminden çok matematiksel bir fikre yakın olarak sınıflandırılır. A ve B, kategori bildiren tekil sayılabilir isimlerse more of a/an A than a/an B biçimi sık kullanılır.

Alıştırma

more of A than B kategori karşılaştırma kalıbını tamamlayın: The meeting was more ____ an informal chat than a formal interview.

Cevabı göster

of

Measuring days and hours was sufficient for most tasks in pastoral communities. Notlar

1:20

Günleri ve saatleri ölçmek göçebe topluluklarındaki görevlerin çoğu için yeterliydi.

Kalıp ifadeler

was sufficient for: belirli bir ihtiyaç için yeterliydi

Be sufficient for, “belirli bir ihtiyaç, amaç, görev veya durum için yeterli olmak” anlamına gelir. for’dan sonra bir isim öbeği gelir. Bu cümlede günleri ve saatleri ölçmek, hayvancılıkla uğraşan topluluklardaki çoğu işin ihtiyacını karşılıyordu. Bu ifade bir şeyin gerekli düzeye ulaşıp ulaşmadığını değerlendirir; ideal veya gereğinden fazla olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî sufficient for kalıbını tamamlayın: One bottle of water is sufficient ____ this short walk.

Cevabı göster

for

Kelime

pastoral communities: hayvancılığı merkeze alan topluluklar

Bu cümlede pastoral communities, yaşam biçimi ve ekonomisi hayvan gütme ve yetiştirme üzerine kurulu topluluklar demektir. Buradaki pastoral, yalnızca güzel bir kır ortamını değil, toplumsal ve ekonomik bir düzeni anlatır. Bu anlam, zaman ölçümüyle ilgili noktayı açıklar: hayvanlara, gün ışığına ve mevsimlere göre düzenlenen işler için şehirlerin dakika ve saniyeleri tam olarak eşleştirmesi çoğu zaman gerekmiyordu.

Alıştırma

Örnekte pastoral communities ne anlama geliyor?

  1. Büyük bir şehrin dışında bulunan herhangi bir topluluk.
  2. Geçimleri hayvan yetiştirmeye ve gütmeye dayanan topluluklar.
  3. Huzurlu kır resimlerinden hoşlanan topluluklar.
Cevabı göster

Geçimleri hayvan yetiştirmeye ve gütmeye dayanan topluluklar.

It wasn't until society became interconnected through fast-moving railways Dilbilgisi

1:26

Toplum hızlı hareket eden demiryolları aracılığıyla birbirine bağlanana kadar

that cities needed to agree on exact timekeeping. Kalıp ifadeler

1:31

şehirlerin tam zaman işleyişi üzerinde anlaşması gerekmemişti.

Dilbilgisi

It wasn't until X that Y: geç gerçekleşen bir dönüm noktasını vurgulamak

It wasn't until X that Y, Y’nin X’ten önce gerçekleşmediğini veya doğru hâle gelmediğini; X’in ise dönüm noktası olduğunu anlatır. Bu vurgu yapısı özellikle X’i öne çıkarır. Burada toplumun hızlı demir yollarıyla birbirine bağlanması, şehirlerin ortak ve kesin bir zaman ölçümüne ihtiyaç duymaya başladığı nokta olarak sunulur. Yapı şöyledir: It wasn't until + zaman veya olay + that + sonuç. Sonuç cümleciğinde normal düz cümle sırası kullanılır: that cities needed...; that did cities need... kullanılmaz.

Alıştırma

“Ancak X’ten sonra Y oldu” anlamındaki vurgu kalıbını tamamlayın: It ____ until the power returned ____ we could finish the experiment.

Cevabı göster

wasn't · that

Kalıp ifadeler

agree on exact timekeeping: kesin zaman ölçümü konusunda anlaşmak

agree on exact timekeeping ifadesinde agree on, “bir konu hakkında ortak karara varmak” anlamına gelir. on sonrasındaki nesne, birlikte karar verilen konuyu veya standardı belirtir: exact timekeeping. Kullanılabilir kalıp, kişiler veya gruplar + agree on + konu, seçenek veya standart şeklindedir. Burada ifade, farklı şehirlerin zamanı ölçmek için aynı kesin yöntemi seçmek zorunda olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hedef ifade agree on ile tamamlayın: Before we print the posters, we need to ____ a date.

Cevabı göster

agree on

By the 1950s,

1:34

1950'lere gelindiğinde,

numerous global systems required every second to be perfectly accounted for, Öbek fiiller

1:36

çok sayıda küresel sistem, her saniyenin mükemmel bir şekilde hesaba katılmasını gerektiriyordu,

Öbek fiiller

accounted for: hiçbir şey eksik kalmadan dâhil edilmiş veya takip edilmiş

be accounted for edilgen yapısı, “hiçbir şey eksik kalmayacak şekilde dâhil edilmek, takip edilmek veya ele alınmak” anlamına gelir. every second ve perfectly ifadeleri, sistemlerin hiçbir zaman birimini sayım dışında bırakamadığını gösterir. Bu anlam mali muhasebeden daha geniştir. Aktarılabilir temel fikir eksiksizliktir: her kişi, eşya, maliyet veya zaman birimi is accounted for olduğunda, bağlama göre her biri bulunmuş, kaydedilmiş, açıklanmış veya dâhil edilmiş demektir.

Alıştırma

Bu cümlede accounted for ne anlama gelir? After the inventory check, every laptop was accounted for.

  1. Her dizüstü bilgisayar ücretsiz tamir edilmişti.
  2. Her dizüstü bilgisayar envanter sorununa neden olmuştu.
  3. Her dizüstü bilgisayar bulunmuş veya kaydedilmişti; bu nedenle hiçbiri eksik değildi.
Cevabı göster

Her dizüstü bilgisayar bulunmuş veya kaydedilmişti; bu nedenle hiçbiri eksik değildi.

with as much precision as possible. Kalıp ifadeler

1:41

olabildiğince büyük bir hassasiyetle.

Kalıp ifadeler

with as much precision as possible: mümkün olduğunca yüksek bir kesinlikle

Bu cümlede with, bir eylemin nasıl yapıldığını gösterir: eylem yüksek bir kesinlik düzeyiyle yapılır. as much + sayılamayan isim + as possible kalıbı, “koşulların izin verdiği en yüksek miktar veya derece” anlamına gelir. Burada precision sayılamayan bir isimdir, bu yüzden much kullanılır. Bu kalıp detail, care veya information gibi başka sayılamayan isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

as much ... as possible kalıbını tamamlayın: Please describe the map with as ____ detail as ____.

Cevabı göster

much · possible

And what could be more precise than the atomic scale? Anlatım akışı

1:44

Ve atomik ölçekten daha kesin ne olabilirdi?

Anlatım akışı

What could be more precise than...?: vurgulamak ve geçiş yapmak için retorik soru

Bu bir retorik sorudur: Konuşmacı dinleyicilerden gerçekten daha hassas bir şey söylemelerini istemez. Soru, atom ölçeğini özellikle hassas bir seçenek olarak güçlü biçimde sunar. Baştaki And, cümleyi önceki düşünceye bağlar. Konuşmacı sonraki konuyu doğrudan söylemek yerine, ima edilen cevabı ilerideki konuya işaret eden bir soru sorar ve sonraki açıklamaya doğal bir geçiş yapar.

Alıştırma

Bir sunumda konuşmacı “What could be clearer than a simple diagram?” diye sorarak ne yapar?

  1. Basit bir diyagramı özellikle anlaşılır bir seçenek olarak sunar ve onu anlatmaya geçer.
  2. Dinleyicilerden mümkün olan tüm görsel araçları sıralamalarını ister.
  3. Neyin anlaşılır olacağını bilmediğini kabul eder.
Cevabı göster

Basit bir diyagramı özellikle anlaşılır bir seçenek olarak sunar ve onu anlatmaya geçer.

As early as 1955, Kalıp ifadeler

1:49

1955 gibi erken bir tarihte,

Kalıp ifadeler

As early as 1955: beklenenden erken bir tarih

Burada As early as 1955, «daha 1955 gibi erken bir tarihte» anlamına gelir ve bu yılın dinleyicinin bekleyebileceğinden daha erken olduğunu vurgular. Yalnızca tarih vermekle kalmaz, zamanın şaşırtıcı derecede erken olduğunu da belirtir. as early as + zaman kalıbından sonra yıl, tarih veya yaş gelebilir. Bunun gibi olgusal bir tarih anlatımında, belgelenmiş erken bir zamanı gösterir; «1955'ten önce» anlamına gelmez.

Alıştırma

«Şaşırtıcı biçimde daha 1905'te» anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The town had electric streetlights ____ 1905.

Cevabı göster

as early as

researchers began to develop atomic clocks,

1:51

araştırmacılar atomik saatler geliştirmeye başladılar,

which relied on the unchanging laws of physics to establish a new foundation for timekeeping. Notlar

1:54

bu saatler zaman tutmada yeni bir temel oluşturmak için fiziğin değişmeyen yasalarına dayanıyordu.

Dilbilgisi

which relied on ... to establish: rely on X to do Y yapısı

which ile başlayan ilgi cümleciği atomic clocks hakkında ek bilgi verir. rely on X to do Y yapısında X güvenilir temeli, aracı veya kaynağı belirtir; to do Y ise bu desteğin mümkün kıldığı amacı ya da işlevi gösterir. Burada saatler, zaman ölçümü için yeni bir temel oluşturmak (Y) amacıyla fiziğin değişmez yasalarına (X) dayanıyordu. Yapı, bir şeyin neye dayandığı ile bu desteğin neyi mümkün kıldığı arasında bağlantı kurar.

Alıştırma

rely on X to do Y yapısını tamamlayın: The camera relies ____ infrared light ____ detect movement in the dark.

Cevabı göster

on · to

Deyimler

zaman ölçümü için yeni bir temel

Foundation sözcüğü kelime anlamıyla bir binayı destekleyen temeldir. Burada ise bir sistemin dayandığı temel desteği anlatan bir benzetmedir. A new foundation for timekeeping, zamanı ölçmek için yeni ve güvenilir bir dayanak anlamına gelir. a foundation for + isim yapısı, bu dayanağın kurulmasına veya geliştirilmesine yardımcı olduğu etkinliği ya da sistemi belirtir.

Alıştırma

“Reliable measurements provide a foundation for good science.” cümlesinde “a foundation for good science” ne anlama gelir?

  1. bir laboratuvarın altındaki beton zemin
  2. bilimsel çalışmaya sonradan eklenen bir süs
  3. iyi bilimin üzerine kurulabileceği temel destek
Cevabı göster

iyi bilimin üzerine kurulabileceği temel destek

An atom consists of negatively charged electrons orbiting a positively charged nucleus Kalıp ifadeler

2:01

Bir atom, pozitif yüklü bir çekirdeğin etrafında dönen negatif yüklü elektronlardan oluşur,

Kalıp ifadeler

consists of: …den oluşmak

Consists of, bir bütünün of sözcüğünden sonra belirtilen parçalardan oluştuğu anlamına gelir. Özne bütünü, of sözcüğünden sonraki ifadeler ise onun parçalarını belirtir. Bu cümlede atom bütündür; elektronlar ve çekirdek onun bileşenleridir. Bu yapı, bileşimi doğrudan belirttiği için tanımlarda ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

consist of ifadesini doğru biçimde kullanın: The science club ____ twelve members.

Cevabı göster

consists of

at a consistent frequency. Kalıp ifadeler

2:07

tutarlı bir frekansta.

Kalıp ifadeler

at a consistent frequency: sabit bir frekansta

At a ... frequency, bir şeyin hangi hızda tekrarlandığını belirtir. Bir çalışma veya tekrarlanma frekansı söylenirken frequency sözcüğünden önce genellikle at edatı kullanılır. Burada consistent, frekansın öngörülemez biçimde değişmek yerine sabit kaldığını belirtir. İfade, yörünge hareketini sabit bir hızda tekrarlanan bir hareket olarak anlatır.

Alıştırma

Cümleyi at a consistent frequency kullanarak tamamlayın: The beacon flashes ____, so its timing stays steady.

Cevabı göster

at a consistent frequency

The laws of quantum mechanics keep these electrons in place, Kalıp ifadeler

2:10

Kuantum mekaniğinin yasaları bu elektronları yerinde tutar,

Kalıp ifadeler

keep these electrons in place: bu elektronları kararlı durumda tutmak

Keep + object + in place, bir şeyi olması gereken yerde tutmak veya güvenli biçimde yerleşmiş halde bırakmak demektir. Bu yapıda these electrons nesnedir; in place ise sürdürülen durumu anlatır. Bu cümlede in place, elektronların tamamen hareketsiz olduğu anlamına gelmez. Yasaların onları kararlı bir durumda veya düzende tuttuğunu anlatır.

Alıştırma

The papers might slide off the stand. Sonraki cümleyi keep + object + in place ile tamamlayın: These clips ____ during the presentation.

Cevabı göster

keep the papers in place

but if you expose an atom to an electromagnetic field, Kalıp ifadeler

2:14

ancak bir atomu elektromanyetik bir alana maruz bırakırsanız,

such as light or radio waves, Kalıp ifadeler

2:17

ışık veya radyo dalgaları gibi,

Kalıp ifadeler

such as light or radio waves: örnekleri tanıtma

Such as, az önce belirtilen daha geniş bir kategoriden bir veya daha fazla örnek verir. Burada light ve radio waves, önceki electromagnetic field düşüncesini daha somut hâle getirir. Such as ifadesinden sonra normalde isimler veya isim öbekleri gelir. Verilen örnekler kategoriyi açıklar; genellikle listenin eksiksiz olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“Many insects, such as bees and butterflies, help pollinate plants,” cümlesinde such as ne yapar?

  1. Böceklerin nasıl hareket ettiğini karşılaştırır.
  2. Böcek örnekleri verir.
  3. Tüm böceklerin arı veya kelebek olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Böcek örnekleri verir.

you can slightly disturb an electron's orientation. Kelime

2:20

bir elektronun yönelimini hafifçe bozabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

expose an atom to an electromagnetic field: expose X to Y kalıbı

expose X to Y kalıbı, Y’nin X’i etkileyebilmesi için X’i Y ile temas ettirmek anlamına gelir. Burada X bir atom, Y ise bir elektromanyetik alandır; maruz bırakma, bilinçli bir deney işlemidir. X teması alan kişi veya şeydir; Y ise karşılaşılan madde, koşul ya da etkidir. Edilgen be exposed to Y biçimi, X’i bu teması alan taraf olarak gösterir.

Alıştırma

expose X to Y kalıbını tamamlayın: In the lab, the technician exposed the sample ____ ultraviolet light.

Cevabı göster

to

Kelime

disturb an electron's orientation: fiziksel bir durumu değiştirmek

Bilimsel İngilizcede disturb, fiziksel bir durumu değiştirmek veya onu mevcut durumundan uzaklaştırmak anlamına gelebilir. Buradaki nesne an electron's orientation olduğundan disturb, bir kişinin rahatsız edilmesini değil, elektronun yöneliminin değişmesini anlatır. Slightly, değişimin küçük olduğunu gösterir. Bir kuvvet, ölçüm veya başka bir dış etki; bir sistemi, dengeyi, sinyali ya da başka bir fiziksel durumu değiştirdiğinde disturb bu anlamda kullanılabilir.

Alıştırma

A weak pulse disturbed the molecule's orientation. cümlesinde disturbed ne anlama gelir?

  1. Molekülün fiziksel yönelimini değiştirdi.
  2. Atımı bir süre durdurdu.
  3. Molekülü rahatsız etti.
Cevabı göster

Molekülün fiziksel yönelimini değiştirdi.

And if you briefly tweak an electron at just the right frequency, Kalıp ifadeler

2:24

Ve bir elektronu tam da doğru frekansta kısaca ayarlarsanız,

you can create a vibration that resembles a ticking pendulum. Kalıp ifadeler

2:28

tik tak eden bir sarkacı andıran bir titreşim yaratabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

at just the right frequency: tam olarak uygun bir frekans

At + frequency, bir eylemin hangi frekansta gerçekleştiğini belirtir. just the right frequency ifadesinde right, istenen sonuç için uygun anlamına gelir; just ise tam uyum fikrini güçlendirir: frekans ne çok yüksek ne de çok düşüktür. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp just the right + isim şeklindedir. Örneğin just the right temperature, just the right time veya just the right tone denebilir. Bu kalıp, belirli bir ihtiyacı tam olarak karşılayan koşulu anlatır.

Alıştırma

just the right + isim hedef kalıbını tamamlayın: The bathwater is at ____ temperature.

Cevabı göster

just the right

Kalıp ifadeler

resembles a ticking pendulum: resemble ile doğrudan karşılaştırma

Burada resembles a ticking pendulum, titreşimin tik tak eden bir sarkacınki gibi düzenli, saat benzeri bir ritme sahip olduğunu anlatır. Bu bir benzetmedir; titreşim gerçekten bir sarkaç değildir. Resemble, A resembles B kalıbında kullanılan geçişli bir karşılaştırma fiilidir. that resembles a ticking pendulum ilgi cümleciği vibration sözcüğünü niteler ve karşılaştırılan öge resemble fiilinden hemen sonra, like olmadan gelir.

Alıştırma

Cümleyi resemble fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new library ____ a glass cube.

Cevabı göster

resembles

Unlike regular pendulums that quickly lose energy, Notlar

2:34

Enerjiyi hızla kaybeden normal sarkaçların aksine,

Kalıp ifadeler

quickly lose energy: hızla enerji kaybetmek

Bu cümlede lose energy, sarkacın mekanik enerjisinin zamanla azalması anlamına gelir. Bunun nedeni çoğu zaman sürtünme ve hava direncinin bu enerjinin bir kısmını çevreye aktarmasıdır. Quickly, bu değişimin ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtir. İngilizcede lose yalnızca kaybedilebilen somut nesnelerle değil, soyut şeylerle de kullanılabilir: lose energy, lose speed, lose power veya lose momentum denebilir. Burada sarkacın bir şeyi kaybettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

“The moving cart slowly lost energy because of friction.” cümlesinde lost energy ne anlama gelir?

  1. Daha hızlı hareket edecek kadar enerji kazandı.
  2. Mekanik enerjisi zamanla azaldı.
  3. Bataryasını kaybetti.
Cevabı göster

Mekanik enerjisi zamanla azaldı.

electrons can tick for centuries.

2:37

elektronlar yüzyıllar boyunca tik tak edebilir.

Anlatım akışı

Unlike regular pendulums...: karşıtlığı önce kurmak

Unlike regular pendulums that quickly lose energy, cümlenin başında bir karşıtlık çerçevesi kurar. Önce başvuru noktasını ve onun sınırlamasını sunar; ana cümle daha sonra elektronları ve yüzyıllar boyunca tik tak edebilmeleri şeklindeki çarpıcı farkı belirtir. Burada Unlike bir edattır ve ardından regular pendulums isim öbeği gelir; that quickly lose energy bu isim öbeğini genişletir. Yeniden kullanılabilir bilgi kalıbı Unlike + isim öbeği, özne + fiil biçimindedir: önce karşılaştırma temeli kurulur, ardından ana fikir belirtilir.

Alıştırma

Karşıtlığı Unlike ile tamamlayın: ____ desktop computers, tablets are easy to carry.

Cevabı göster

Unlike

To maintain consistency and make ticks easier to measure, Dilbilgisi

2:40

Tutarlılığı korumak ve tik takları ölçmeyi daha kolay hale getirmek için,

Dilbilgisi

To maintain ... and make ... easier to measure: iki paralel amaç belirtmek

Baştaki To + fiilin yalın hâli, ardından gelen eylemin amacını belirtir: bir şeyi belirli bir amaçla yapmak. Burada iki paralel amaç verilir: maintain consistency ve make ticks easier to measure. Baştaki tek To, yalın hâldeki maintain ve make fiillerinin ikisi için de geçerlidir. Make ticks easier to measure yapısında make fiilinden sonra bir nesne olan ticks ve sıfat tamamlayıcısı olan easier gelir. To measure, kolaylaşan eylemi belirtir; ölçülen şey ticks'tir.

Alıştırma

Parantezdeki fiillerin doğru biçimleriyle paralel amaç ifadesini tamamlayın: ____ time and ____ the instructions easier to follow, we added pictures. (save; make)

Cevabı göster

To save · make

researchers vaporize the atoms, Kelime

2:44

araştırmacılar atomları buharlaştırarak,

Kelime

vaporize the atoms: atomları gaz hâline getirmek

vaporize the atoms ifadesinde vaporize, atomların buhara dönüşmesini veya gaz hâline geçmesini sağlamak anlamına gelen geçişli bir fiildir. Eylemi researchers gerçekleştirir ve the atoms doğrudan nesnedir. Bilimsel ve teknik açıklamalarda vaporize, süreci kısa ve resmî biçimde anlatan bir fiildir. İşlem adımını make the atoms into a gas gibi daha uzun bir ifadeden daha kesin biçimde adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeyi buhara dönüştürmek anlamına gelen vaporize biçimiyle tamamlayın: The laser ____ a thin layer of the sample.

Cevabı göster

vaporizes

converting them to a less interactive and volatile state. Dilbilgisi

2:46

onları daha az etkileşimli ve uçucu bir duruma dönüştürürler.

Dilbilgisi

converting them to ... ile sonucu belirtme

Converting them to ..., önceki eylemin sonucunu ekleyen bir -ing ortaç yan cümlesidir. Burada them, atomları belirtir: atomları buharlaştırmak onların durumunu değiştirme sonucunu doğurur. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp ana cümle, converting A to B biçimindedir. Convert yapısında A değişen şeyi, B ise yeni biçimi veya durumu gösterir. -ing yan cümlesi, bir süreç açıklamasında eylemi sonucuna doğrudan bağlar.

Alıştırma

Sonuç ifadesini convert A to B yapısının -ing biçimiyle tamamlayın: The machine cools the gas, ____ a liquid.

Cevabı göster

converting it to

But this process doesn't slow down the atoms' remarkably fast ticking. Öbek fiiller

2:51

Fakat bu işlem atomların inanılmaz derecede hızlı tik taklarını yavaşlatmaz.

Öbek fiiller

doesn't slow down + nesne: bir şeyi yavaşlatmaz

Slow down, bir şeyin hareketini, gerçekleşmesini veya çalışmasını yavaşlatmak demektir. Burada the atoms' remarkably fast ticking nesnesini alır; dolayısıyla süreç bu ritmi daha yavaş hâle getirmez. Bir şey başka bir şeyin ya da sürecin hızını düşürdüğünde slow down + nesne kalıbını kullan. Nesne olmadan slow down, The car slowed down. örneğindeki gibi kendiliğinden yavaşlamak anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Trenin daha yavaş hareket etmesini sağlamak anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamla: Ice on the tracks can ____ the train.

Cevabı göster

slow down

Some atoms can oscillate over 9 billion times per second, Kelime

2:55

Bazı atomlar saniyede 9 milyardan fazla kez titreşebilir,

Kelime

over 9 billion times per second: saniyede 9 milyardan fazla

Burada over bir sayıdan önce gelir ve “-den fazla” anlamındadır. over 9 billion times per second, atomların salınım hızının saniyede 9 milyardan fazla olduğunu söyler; over burada bir şeyin üstündeki konumu anlatmaz. Aktarılabilir kalıp over + sayı biçimindedir. Ölçümlerde, istatistiklerde ve haberlerde bir alt sınır koyar: gerçek miktar verilen sayıdan büyüktür.

Alıştırma

Bu cümlede over ne anlama gelir? The engine spins over 5,000 times per minute.

  1. en fazla 5.000
  2. yaklaşık 5.000
  3. 5.000'den fazla
Cevabı göster

5.000'den fazla

giving atomic clocks an unparalleled resolution for measuring time. Dilbilgisi

3:00

atomik saatlere zamanı ölçmek için benzersiz bir çözünürlük kazandırır.

Dilbilgisi

giving atomic clocks...: sonucu bildiren bir -ing yan cümlesi

giving atomic clocks... virgülden sonra gelen, -ing biçimli bir İngilizce yan cümledir. Önceki olgunun sonucunu gösterir: atomların son derece hızlı salınması, atom saatlerinin zamanı çok yüksek hassasiyetle ölçmesini sağlar. give A B yapısında A, B’yi alır veya kazanır. Burada A atomic clocks, B ise an unparalleled resolution bölümüdür. Ana cümle, giving + alan + sonuç kalıbı bir olguyu doğurduğu sonuca bağlar.

Alıştırma

İlk yan cümlenin sonucunu göstermek için -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The update reduces errors, gave users more reliable results.
  2. The update reduces errors, giving users more reliable results.
  3. The update reduces errors, give users more reliable results.
Cevabı göster

The update reduces errors, giving users more reliable results.

And since every atom of a given elemental isotope is identical, Notlar

3:05

Ve belirli bir element izotopunun her atomu birbirinin aynısı olduğundan,

Kelime

a given elemental isotope: belirli bir element izotopu

a given elemental isotope ifadesinde given, “ele alınan konu için belirli ve sabitlenmiş” demektir. İddiayı incelenen tek bir izotopla sınırlar; ardından cümle, aynı izotopa ait bütün atomların özdeş olduğunu söyler. Burada given, isimden önce gelen bir sıfattır; bir şeyin teslim edilmesi ya da sağlanması anlamına gelmez. a given + tekil isim kalıbı çoğu zaman “belirtilmiş bir durum veya değer” demektir.

Alıştırma

Teknik bir açıklamada a given temperature ne anlama gelir?

  1. açıklama için sabitlenmiş belirli bir sıcaklık
  2. birine teslim edilmiş bir sıcaklık
  3. sürekli yükselen bir sıcaklık
Cevabı göster

açıklama için sabitlenmiş belirli bir sıcaklık

two researchers using the same element and the same electromagnetic wave

3:10

aynı elementi ve aynı elektromanyetik dalgayı kullanan iki araştırmacı

should produce perfectly consistent clocks.

3:14

mükemmel bir şekilde tutarlı saatler üretmelidir.

Dilbilgisi

since ... should produce ...: neden ve mantıksal beklenti

Since nedeni sunar; should produce ise bu koşullardan mantıken beklenen sonucu gösterir. Akıl yürütme şöyledir: atomlar aynı olduğuna göre, aynı koşullarda yapılan saatlerin birbiriyle uyuşması beklenir. Buradaki should görev veya emir bildirmez. Açıklama ve tahminlerde should + fiilin yalın hâli, belirtilen koşullar geçerliyse bir şeyin beklendiği veya muhtemelen gerçekleşeceği anlamına gelebilir.

Alıştırma

Bir nedeni beklenen sonucuna bağlamak için since ve should ile tamamlayın: ____ both devices use the same settings, they ____ produce similar results.

Cevabı göster

Since · should

But before timekeeping could go fully atomic, Kelime

3:18

Fakat zaman tutma işlemi tamamen atomik hale gelmeden önce,

Kelime

go fully atomic: tamamen atomik sisteme geçmek

go fully atomic ifadesinde go, “olmak” veya “yeni bir duruma geçmek” anlamında bağlayıcı fiil olarak kullanılır. İfade, zaman ölçümünün tamamen atom temelli bir sisteme geçebileceğini söyler; herhangi bir yere hareket etmekten söz etmez. Atomic yeni sistem türünü belirtir, fully ise değişimin derecesinin tam olduğunu vurgular. Yeniden kullanılabilen go + sıfat kalıbı, go digital ve go public gibi yerleşik ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Tam bir sistem değişikliğini anlatmak için cümleyi go, fully ve digital ile tamamlayın: The clinic plans to ____ next year.

Cevabı göster

go fully digital

countries had to decide which atom would work best. Kelime

3:21

ülkelerin hangi atomun en iyi sonucu vereceğine karar vermesi gerekiyordu.

Kelime

which atom would work best: work kelimesinin etkili olmak anlamı

which atom would work best ifadesinde work, “bir işte çalışmak” değil, “amaca uygun veya etkili olmak” anlamına gelir. Best mevcut atomları karşılaştırır ve hangi seçeneğin en uygun sonucu vereceğini sorar. Bu cümlede which ile başlayan bölümün tamamı ülkelerin karar vermesi gereken konudur. Yöntemleri, araçları, malzemeleri ya da başka seçenekleri karşılaştırırken bu kalıbı yeniden kullanabilirsin: decide which ... would work best.

Alıştırma

Şu cümleyi oku: We tested several filters to find which one would work best. work best ne anlama gelir?

  1. en uzun süre istihdam edilmek
  2. en fazla miktarda emek harcamak
  3. en etkili seçenek olmak
Cevabı göster

en etkili seçenek olmak

This was the discussion in 1967 at the 13th General Conference Kültür

3:25

Bu, 1967'de 13. Genel Konferansı'nda tartışılan konuydu,

of the International Committee for Weights and Measures.

3:31

Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Komitesi'nin.

Kültür

Uluslararası Ağırlıklar ve Ölçüler Komitesinin 13. Genel Konferansı: uluslararası standart belirleme bağlamı

Toplantının uzun adı, ölçüm standartlarının kararlaştırıldığı resmî ve uluslararası bir ortamı gösterir. Bu cümlede This was the discussion, bir laboratuvardaki gayriresmî bir tartışmaya değil, saniyeyi tanımlamak için atomik bir temel seçilmesine gönderme yapar. 1967 yılına yapılan gönderme, ülkelerin neden birlikte karar vermek zorunda olduğunu açıklar: ölçümlerin ülkeler arasında tutarlı kalması için ortak bir zaman birimi üzerinde uluslararası anlaşma gerekiyordu.

Alıştırma

1967'deki uluslararası konferanstan söz edilmesi izleyicinin esas olarak neyi anlamasına yardımcı olur?

  1. Bu seçimin neden uluslararası olarak kabul edilmiş bir ölçüm standardına dönüşmesi gerektiği
  2. Tartışmanın neden atom silahlarıyla ilgili olduğu
  3. Bir laboratuvarın neden kendi özel saatini korumak istediği
Cevabı göster

Bu seçimin neden uluslararası olarak kabul edilmiş bir ölçüm standardına dönüşmesi gerektiği

There are 118 elements on the periodic table,

3:35

Periyodik tabloda 118 element vardır,

each with their own unique properties. Dilbilgisi

3:39

her birinin kendine özgü benzersiz özellikleri bulunur.

Dilbilgisi

each with their own unique properties: her üyeye ait bir özellik eklemek

Virgülden sonraki ifade, her elementin bir özelliğini ekler. Bu, tam bir yan cümle değil, ek bilgi veren bir öbektir: each her seferinde bir elementi gösterir ve with o elementin sahip olduğu şeyi belirtir. Their önceki elements sözcüğüne dönerken each “birer birer” anlamı verir. Aktarılabilir yapı, bir grup hakkında tamamlanmış bir cümlenin ardından each with + isim öbeğinin gelmesidir. Buradaki tam yan cümleli biçim and they each have their own unique properties olurdu; ancak kısa yapı açıklamayı daha öz tutar.

Alıştırma

Kısa each with ek bilgi yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The club has five teams, ____ a different color.

Cevabı göster

each with

For this task,

3:41

Bu görev için,

the researchers were looking for several things.

3:42

araştırmacılar birkaç şey arıyorlardı.

The element needed to have long-lived and high-frequency electron oscillation Notlar

3:45

Elementin uzun ömürlü ve yüksek frekanslı bir elektron salınımına sahip olması gerekiyordu,

Kelime

long-lived and high-frequency electron oscillation: katmanlı niteleyiciler

Baş isim oscillation'dır. Electron, neyin salındığını belirtir; electron oscillation, “elektron salınımı” anlamına gelir. Long-lived ve high-frequency, bu salınımı paralel biçimde niteleyen bileşik sıfatlardır. Kısa çizgiler, long + lived ve high + frequency yapılarının her birinin tek bir niteleme birimi olarak çalıştığını gösterir. Dolayısıyla gereken özellik, uzun süren ve yüksek frekansta gerçekleşen bir elektron salınımıdır.

Alıştırma

Vurgulanan isim öbeğini doğru açıklayan analiz hangisidir?

  1. Long-lived, frequency sözcüğünü niteler; bu nedenle ifade yalnızca tek bir özellik verir.
  2. Baş isim oscillation'dır; electron neyin salındığını belirtir, long-lived ve high-frequency ise salınımı niteler.
  3. Baş isim electron'dır ve oscillation onu niteler.
Cevabı göster

Baş isim oscillation'dır; electron neyin salındığını belirtir, long-lived ve high-frequency ise salınımı niteler.

for precise long-term timekeeping.

3:50

kesin, uzun vadeli bir zaman işleyişi için.

Dilbilgisi

needed to have X for Y: bir amaç için gerekli koşulu belirtmek

Needed to have, yalnızca yararlı bir özelliği değil, gerekli bir koşulu belirtir. Gereken özellik long-lived and high-frequency electron oscillation ifadesidir; for precise long-term timekeeping ise bu özelliği gerekli kılan amacı açıklar. Aktarılabilir kalıp özne + need(s)/needed to have + X + for + Y şeklindedir. Need biçimini özneye ve zamana göre değiştirin: needed geçmiş zamandır, şimdiki zamanda tekil özne ise needs alır.

Alıştırma

Need to have X for Y kalıbını şimdiki zamanda tamamlayın: A rain jacket ____ sealed seams ____ hiking in heavy storms.

Cevabı göster

needs to have · for

To easily track this oscillation, Dilbilgisi

3:54

Bu salınımı kolayca takip edebilmek için,

it also needed to have a reliably measurable quantum spin, Kelime

3:56

aynı zamanda güvenilir bir şekilde ölçülebilir bir kuantum spinine sahip olması gerekiyordu,

Dilbilgisi

To easily track this oscillation: amaç bildiren mastar

To easily track this oscillation, amaç bildiren bir mastar öbeğidir. Cümlenin başında To + fiilin yalın hâli, “Hangi amaçla?” sorusunu yanıtlar: salınımın kolayca izlenebilmesi için ardından belirtilen koşul gereklidir. Easily, track fiilini niteler; needed fiilini nitelemez. Virgül, cümlenin başındaki amaç öbeğinin bittiğini ve ana cümlenin başladığını gösterir.

Alıştırma

Cümle başındaki amaç öbeğini To + easily + measure fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: ____ the temperature, we installed a sensor.

Cevabı göster

To easily measure

Kelime

reliably measurable quantum spin: katmanlı niteleyiciler

Bu isim öbeğinin ana öğesi, söz konusu bilimsel kavram olan quantum spin'dir. Measurable, spinin ölçülebilir olduğunu belirtir; reliably zarfı da doğrudan measurable sözcüğünü niteler: ölçüm, güvenilecek kadar tutarlı biçimde yapılabilir. Üst üste gelen niteleyicileri ana öğeden dışa doğru okuyun: quantum spin → measurable quantum spin → reliably measurable quantum spin. Bu yöntem, bilgi yoğun teknik isim öbeklerini çözmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Reliably measurable quantum spin ifadesinde reliably en doğrudan hangi sözcüğü niteler?

  1. quantum
  2. spin
  3. measurable
Cevabı göster

measurable

meaning the orientation of the axis about which the electron rotates, Dilbilgisi

4:00

yani elektronun etrafında döndüğü eksenin yönelimi,

Dilbilgisi

the axis about which the electron rotates: edatın öne alınması

Temel isim axis'tir. About which the electron rotates ilgi cümleciği bu ekseni tanımlar: elektron o eksen etrafında döner. About edatı, ilgi zamiri which'in önüne getirilir; böylece isim + edat + which + özne + fiil kalıbı oluşur. Aynı ilişki, about sonda olacak şekilde the axis which the electron rotates about biçiminde de anlatılabilir. Edatı öne almak temel ilişkiyi değil, resmiyet düzeyini değiştirir.

Alıştırma

Hangi cümle, edatın öne alındığı resmî bir ilgi cümleciğini doğru kullanır?

  1. This is the topic about which they spoke about.
  2. This is the topic about which they spoke.
  3. This is the topic which they spoke about.
Cevabı göster

This is the topic about which they spoke.

as well as a simple energy level structure, Kelime

4:05

ve de basit bir enerji seviyesi yapısına sahip olmalıydı,

meaning the active electrons are few and their state is simple to identify. Dilbilgisi

4:09

yani aktif elektronlar az olmalı ve durumları kolayca belirlenebilmeliydi.

Kelime

simple energy level structure: basit enerji düzeyi yapısı

Bir enerji düzeyi yapısı, bir atomda izin verilen enerji düzeylerinin nasıl düzenlendiğini anlatır. Bu, fizik alanında kullanılan bir isim öbeğidir: energy level tek bir birim gibi çalışır; structure ise düzeni adlandırır. Simple, energy level structure ifadesinin tamamını niteler. Burada simple, düzenin karmaşık olmadığı anlamına gelir. Meaning ile başlayan sonraki bölüm sonucu açıklar: etkin elektronlar azdır, bu yüzden durumlarını belirlemek daha kolaydır.

Alıştırma

Bu fizik cümlesinde energy level structure ne anlama gelir?

  1. şu anda kullanılan enerji miktarı
  2. izin verilen enerji düzeylerinin düzenlenişi
  3. enerji depolayan fiziksel bir yapı
Cevabı göster

izin verilen enerji düzeylerinin düzenlenişi

Dilbilgisi

simple to identify: sıfat + to-infinitive

their state is simple to identify ifadesinde simple sözcüğünü to-infinitive yapısındaki to identify izler. simple to identify birlikte, belirleme işinin ne kadar kolay olduğunu anlatır. their state dilbilgisel öznedir, ancak aynı zamanda birinin identify ettiği şeydir. Anlam, It is simple to identify their state. şeklinde yeniden ifade edilebilir. Aynı yapı easy to use ve hard to detect ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Bir nesneyi tanımanın ne kadar kolay olduğunu anlatmak için sıfat + to-infinitive yapısını hangi cümle doğru kullanır?

  1. The symbol is simply to identifying.
  2. The symbol is simple to identify.
  3. The symbol is simple for identify.
Cevabı göster

The symbol is simple to identify.

Finally,

4:14

Son olarak,

it needed to be easy to vaporize. Dilbilgisi

4:15

buharlaştırılması kolay olmalıydı.

Dilbilgisi

be easy to vaporize: zorluğu değerlendirmek

be + easy + to-infinitive kalıbı, bir eylemin ne kadar zor olduğunu değerlendirir. Burada be easy to vaporize, onu buhara dönüştürmenin çok az çaba gerektirmesi gerektiğini anlatır. it öznesi, vaporize eyleminden etkilenen şeydir; ancak mastar biçim olarak etkendir. İngilizcede bu kalıpta something is easy to do doğal kullanımdır; genellikle easy to be vaporized gibi edilgen bir biçime gerek yoktur.

Alıştırma

Cümleyi easy to + follow fiiliyle tamamlayın: These steps are ____, even for beginners.

Cevabı göster

easy to follow

The winning atom, Anlatım akışı

4:18

Kazanan atom,

cesium-133.

4:19

sezyum-133.

Anlatım akışı

The winning atom, cesium-133: açıklayıcı isim öbeğiyle sonuç duyurma

Bu, bir isim öbeği parçasıdır: The winning atom önce bir etiket verir; cesium-133 ise bu etikete hangi atomun uyduğunu belirten bir açıklayıcı isim öbeğidir. Etiketi önce, adı sonra söylemek cevabı kısa bir süre geciktirir. Tam cümle The winning atom was cesium-133. biçiminde olurdu. Fiilin çıkarılması açıklamayı daha kısa ve etkili yapar; virgül de cevaptan önceki duraklamayı gösterir.

Alıştırma

Hangi seçenek, etkili bir açıklama yapmak için isim öbeği ve ardından açıklayıcı bir ad kullanıp fiili çıkarır?

  1. The winning design was Model C.
  2. The winning design because Model C.
  3. The winning design, Model C.
Cevabı göster

The winning design, Model C.

Cesium was already a popular element for atomic clock research, Kalıp ifadeler

4:22

Sezyum, atom saati araştırmaları için halihazırda popüler bir elementti,

Kalıp ifadeler

a popular element for atomic clock research: atom saati araştırmalarında yaygın kullanılan bir element

Burada popular, “genel halk tarafından sevilen” değil, “yaygın olarak seçilen veya kullanılan” anlamındadır. Sezyum, atom saati araştırmalarında zaten sık tercih edilen bir seçenekti. For ile başlayan ifade, bir şeyin yaygın bir seçim olduğu amacı veya alanı belirtir. a popular element for research örneğindeki gibi bir isim öbeğinden sonra gelebilir ya da popular for + -ing yapısında kullanılabilir.

Alıştırma

Amacı belirtmek için cümleyi popular ve doğru edatla tamamlayın: This material is ____ making lightweight batteries.

Cevabı göster

popular for

and by 1968,

4:26

ve 1968'e gelindiğinde,

some cesium clocks were even commercially available. Kelime

4:28

bazı sezyum saatleri ticari olarak bile mevcuttu.

Kelime

even commercially available: ticari olarak bile satışta

Commercially available, bir ürünün müşterilerin satın alabileceği veya edinebileceği şekilde ticari kanallardan sunulduğu anlamına gelir. Cümlede bazı sezyum saatleri araştırma aşamasını geçmiş ve piyasadan edinilebilir hâle gelmişti. Even, 1968 yılına gelindiğinde bu ilerlemenin dinleyicinin bekleyebileceğinden daha ileri veya daha şaşırtıcı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Cümleyi “ticari kanallardan satın alınabilir” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The home version became ____ in 2022.

Cevabı göster

commercially available

All that was left was to determine Dilbilgisi

4:32

Geriye kalan tek şey

Dilbilgisi

All that was left was to + fiil: geriye kalan son iş

All that was left, gerekli diğer bütün adımların zaten tamamlandığını anlatır. Bu cümlede was to determine, geriye kalan tek işin “belirlemek” olduğunu gösterir. Bir dizi adımı sonuca bağlayıp son eylemi veya çözülmesi gereken son sorunu belirtmek için All that was left was to + fiilin yalın hâli kalıbını kullanın.

Alıştırma

Geriye kalan tek işi belirten sabit kalıbı tamamlayın: All that was left ____ lock the door.

Cevabı göster

was to

how many ticks of a cesium atom were in a second. Dilbilgisi

4:33

bir saniyede bir sezyum atomunun kaç tık attığını belirlemekti.

Dilbilgisi

how many ticks ... were ...: dolaylı soruda düz cümle sırası

how many ticks of a cesium atom were in a second yan cümlesi determine sözcüğünden sonra gelir ve neyin belirlenmesi gerektiğini açıklar. Bu, how many ile kurulan dolaylı bir sorudur; bu nedenle bağımsız bir soru değil, daha büyük bir cümlenin parçasıdır. how many ticks of a cesium atom ifadesinin tamamı yan cümlenin öznesidir ve ardından were in a second gelir. Dolaylı sorularda düz cümle sırası kullanılır. Burada doğrudan özne sorusu da were sözcüğünü özneden sonra tutar: How many ticks were in a second?

Alıştırma

Hangi cümle how many ile kurulan dolaylı bir soruda düz cümle sırasını doğru kullanır?

  1. Can you find out how many batteries the toy needs?
  2. Can you find out does the toy need how many batteries?
  3. Can you find out how many batteries does the toy need?
Cevabı göster

Can you find out how many batteries the toy needs?

The conference used the most precise astronomical measurement of a second available at the time,

4:37

Konferans, o dönemde mevcut olan en kesin astronomik saniye ölçümünü kullandı,

beginning with the number of days in a year and dividing down. Kalıp ifadeler

4:43

bir yıldaki gün sayısından başlayarak aşağı doğru bölerek.

Kalıp ifadeler

beginning with ... and dividing down ile ardışık bölme anlatımı

Bu cümlede beginning with ... and dividing down, bir saniyenin uzunluğunu hesaplamak için kullanılan yöntemi açıklar. Süreç bir yıldaki gün sayısıyla başlar ve ardından bölme işlemiyle giderek daha küçük zaman birimlerine ilerler. Beginning ve dividing, birbirine paralel iki -ing biçimidir. Bu paralel yapı, başlangıç değerini belirlemek ve ardından bölerek hesaplamayı sürdürmek şeklindeki bağlantılı iki adımı sunar. Buradaki down, büyük bir birimden veya toplamdan daha küçük birimlere geçişi belirtir; fiziksel bir aşağı yönü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi beginning with ... and dividing down hedef kalıbıyla tamamlayın: We found the per-minute rate, ____ the hourly total and ____ by 60.

Cevabı göster

beginning with · dividing down

When compared to the atoms' ticking rate, Dilbilgisi

4:48

Atomların tıklama hızıyla karşılaştırıldığında,

the results formally defined 1 second as exactly Kalıp ifadeler

4:50

sonuçlar 1 saniyeyi resmi olarak tam

9,192,631,770 ticks of a cesium-133 atom.

4:54

9.192.631.770 sezyum-133 atomu tıklaması olarak tanımladı.

Dilbilgisi

Kısaltılmış edilgen yan cümle olarak When compared to ...

When compared to ... kısaltılmış edilgen bir yan cümledir. Buradaki tam biçimi when the results were compared to the atoms' ticking rate şeklindedir. İngilizcede ortak özne ve be fiilinin bir biçimi çıkarılabilir; böylece daha kısa bir karşılaştırma için when + geçmiş zaman ortacı kalır. Eksik özne, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Compared edilgendir: sonuçlar karşılaştırmaya tabi tutulur; karşılaştırmayı yapan kişi veya araç değildir.

Alıştırma

Kısaltılmış yan cümleyi, ana cümlenin öznesi karşılaştırılan unsur olacak şekilde doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. When compared to the older model, the engineers lowered the phone's power use.
  2. When compared to the older model, this phone uses less power.
  3. When comparing to the older model, less power is used by this phone.
Cevabı göster

When compared to the older model, this phone uses less power.

Kalıp ifadeler

Formally defined X as exactly Y: X’i tam olarak Y şeklinde resmen tanımlamak

formally define X as Y kalıbı, Y’yi X’in resmî tanımı olarak belirlemek anlamına gelir. Bu cümlede X, 1 second; Y ise ardından gelen sezyum-133 titreşimlerinin kesin sayısıdır. Formally, tanımın sıradan bir açıklamadan değil, kabul edilmiş bir standart belirleme sürecinden geldiğini gösterir. Exactly ise sayının yaklaşık değil, kesin ve sabit olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi formally define X as Y kalıbıyla tamamlayın: The policy ____ a minor ____ anyone under eighteen.

Cevabı göster

formally defines · as

Today,

5:06

Bugün,

atomic clocks are used all over the Earth and beyond it. Kalıp ifadeler

5:07

atom saatleri Dünya'nın her yerinde ve hatta ötesinde kullanılmaktadır.

Kalıp ifadeler

Used all over the Earth and beyond it: Dünya’nın her yerinde ve ötesinde kullanılan

used all over the Earth and beyond it ifadesinde all over the Earth, gezegenin farklı yerlerini kapsar. Ardından and beyond it, kapsamı Dünya’nın dışına taşır; it, the Earth ifadesine gönderme yapar. Bu ifade kapsamı iki adımda kurar: önce adı verilen alanın tamamındaki yerleri, sonra da onun sınırlarının ötesindeki yerleri belirtir. Burada hem Dünya’daki hem de uzaydaki kullanımlar dahildir.

Alıştırma

Hangi cümle cihazların hem Dünya’nın her yerinde hem de Dünya’nın dışında çalıştığını açıkça ifade eder?

  1. These navigation devices operate all over the Earth but nowhere else.
  2. These navigation devices operate in one region of the Earth and nowhere beyond it.
  3. These navigation devices operate all over the Earth and beyond it.
Cevabı göster

These navigation devices operate all over the Earth and beyond it.

From radio signal transmitters to satellites for global positioning systems, Dilbilgisi

5:12

Radyo sinyali vericilerinden küresel konumlama sistemleri için uydulara kadar,

Dilbilgisi

Radyo sinyali vericilerinden küresel konumlandırma uydularına kadar: From X to Y ile kapsam belirtme

From X to Y, bir listenin kapsamını belirtmek için iki temsilî uç nokta kullanır. Burada radyo sinyali vericilerinden küresel konumlandırma sistemlerinde kullanılan uydulara kadar çeşitli cihazları kapsar; bir hareketi anlatmaz. Bu girişten sonra, bu aralıktaki ögelerin ortak yönünü açıklayan bir ana cümle gelir. X ve Y’nin eksiksiz bir liste oluşturması gerekmez; daha geniş bir kümeyi temsil edebilirler.

Alıştırma

Geniş bir aralığı belirten ikili yapıyı tamamlayın: ____ small cafés ____ large hotels, the app is widely used.

Cevabı göster

From · to

these devices have been synchronized to help us maintain a globally consistent time Dilbilgisi

5:16

bu cihazlar küresel olarak tutarlı bir zamanı korumamıza yardımcı olmak için senkronize edilmiştir,

with precision that's second to none. Deyimler

5:22

eşi benzeri olmayan bir hassasiyetle.

Dilbilgisi

have been synchronized to help us maintain: present perfect edilgen yapı ve amaç

have been synchronized, present perfect edilgen yapıdır: have been + geçmiş zaman ortacı. Cihazlar eyleme maruz kalmıştır ve senkronize durumları şu anda da geçerlidir. to help us maintain ... amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Senkronizasyonun neden yapıldığını açıklar; help us ifadesinden sonra maintain yalın fiil biçiminde kalır. Yeniden kullanılabilecek kalıp özne + have/has been + geçmiş zaman ortacı + to + fiilin yalın biçimidir.

Alıştırma

Present perfect edilgen yapı ile amacı tamamlamak için synchronize, help ve maintain sözcüklerini kullanın: The backup servers ____ consistent records.

Cevabı göster

have been synchronized to help us maintain

Deyimler

second to none: eşsiz

Second to none, herhangi bir rakip kadar iyi veya ondan daha iyi, yani eşsiz ya da en iyiler arasında olmak anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. precision that's second to none ifadesinde that's second to none yan cümlesi precision sözcüğünü açıklar ve çok güçlü bir övgü belirtir. Videonun konusu zaman birimi olan second olduğu için deyim bu sözcüğü hafifçe çağrıştıran bir kelime oyunu da oluşturur. Ancak hassasiyetin ikinci sırada olduğunu söylemez ve bir zaman birimini ifade etmez; deyimi bir bütün olarak anlamak gerekir.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “eşsiz” anlamına gelen üç sözcüklük deyimle tamamlayın: Her attention to detail is ____.

Cevabı göster

second to none

Even with the help of these absurdly accurate clocks, Dilbilgisi

5:26

Bu akıl almaz derecede doğru saatlerin yardımıyla bile,

Dilbilgisi

Even with the help of ...: yardım güçlüğü ortadan kaldırmaz

Even with the help of + isim öbeği bir ödünleme ilişkisi kurar. Yararlı bir yardımın mevcut olduğunu, ancak ana cümlenin devam eden bir güçlüğü, sınırlamayı veya şaşırtıcı sonucu bildireceğini anlatır. Even karşıtlığı güçlendirir. Vurgulanan sözcükler cümle başındaki bir edat öbeğini oluşturur; tek başına tam bir cümle değildir. Bu nedenle virgülden sonra yine de ne olduğunu açıklayan bir ana cümle gelmelidir.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “yardım alınmasına rağmen” anlamına gelen beş sözcüklük ödünleme ifadesiyle tamamlayın: ____ a map, we still got lost.

Cevabı göster

Even with the help of

it can be difficult to make the most of your time. Deyimler

5:29

zamanınızı en iyi şekilde değerlendirmek zor olabilir.

Deyimler

make the most of your time: zamanı en iyi şekilde değerlendirmek

Make the most of your time, sahip olduğunuz zamanı olabildiğince iyi kullanmak ve ondan mümkün olan en yüksek yararı sağlamak demektir. Daha fazla zaman yaratmak anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen kalıp make the most of + isim şeklindedir. İsim; sınırlı zamanı, bir fırsatı, bir kaynağı, bir deneyimi, hatta zor bir durumu belirtebilir.

Alıştırma

Fırsatı olabildiğince iyi değerlendirmek anlamına gelen sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: We have only one chance to ask questions, so let's ____ it.

Cevabı göster

make the most of

We get interrupted, Dilbilgisi

5:32

Sözümüz kesilir,

overwhelmed,

5:34

bunalırız,

or try to do too much all at once. Kalıp ifadeler

5:34

ya da aynı anda çok fazla şey yapmaya çalışırız.

Dilbilgisi

get interrupted, overwhelmed, or try...: bağlamada paylaşılan sözcükler

Cümle, gerçekleşebilecek üç şeyi birbirine bağlar. Tam yapı We get interrupted, We get overwhelmed, or We try to do too much all at once şeklinde açılabilir. Asıl cümlede ikinci öge tekrarlanan get sözcüğünü kullanmazken üçüncü öge try ile farklı bir fiil öbeği başlatır. Birbirine bağlanan bir listedeki ögeler, iç yapıları tamamen aynı olmasa bile özneyi ve tekrarlanan bazı sözcükleri paylaşabilir. Her ögenin We ile nasıl bağlantı kurduğunu görmek için eksik sözcükleri zihninizde yeniden ekleyin.

Alıştırma

Hangi cümle get ile kurulan iki durumu ve ardından ayrı bir fiil öbeğini doğal biçimde sıralar?

  1. We get tired, frustrated, or stop paying attention.
  2. We tired, frustrated, or get stop paying attention.
  3. We get tired, frustrating, or stopping paying attention.
Cevabı göster

We get tired, frustrated, or stop paying attention.

Kalıp ifadeler

too much all at once: bir kerede çok fazla şey

Bu cümlede all at once “aynı anda” ya da “tek seferde hepsi” anlamına gelir. Too much, iş miktarının zaten fazla olduğunu; all at once ise bunların aynı zamana sıkıştırıldığını gösterir. Bu anlam, birkaç görev veya büyük miktarda iş küçük adımlara bölünmek yerine birlikte yapıldığında kullanılır. Başka bağlamlarda all at once “birdenbire” anlamına gelebilir, ancak buradaki do too much sözleri eş zamanlılık anlamını açıkça gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede all at once “aynı anda” anlamına gelir?

  1. We carried the boxes one by one.
  2. We tried to carry all the boxes all at once.
  3. All at once, the alarm started ringing.
Cevabı göster

We tried to carry all the boxes all at once.

So is there any way we can get better at managing our time? Kalıp ifadeler

5:37

Peki zamanımızı yönetme konusunda daha iyi olabileceğimiz bir yol var mı?

Kalıp ifadeler

get better at managing our time: zamanı yönetmede daha iyi olmak

Get better at managing our time, elimizdeki zamanı kullanma ve planlama becerimizi geliştirmek anlamına gelir. Get better, daha düşük bir düzeyden daha yüksek bir düzeye ilerlemeyi gösterir; becerinin zaten kusursuz olduğu anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı get better at + isim veya -ing biçimidir. Burada at bir edattır, bu nedenle manage managing olur: get better at managing denir, get better at manage denmez.

Alıştırma

Cümleyi get better at + -ing yapısıyla tamamlayın: With practice, you can get better ____ your notes.

Cevabı göster

at organizing

Check out this video to see what strategies we can learn from computers.

5:40

Bilgisayarlardan hangi stratejileri öğrenebileceğimizi görmek için bu videoya göz atın.