Titanic'teki Tüm Cesetler Nereye Kayboldu?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Titanic kurbanlarının çoğunun neden bulunamadığını, hatalardan ve fırtınadan aramalara, ayrışmaya ve alanın hukuki korunmasına kadar açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. came at a cost. — Deyimler ve mecaz: bir mühendislik başarısının ciddi ve gizli sonuçlar taşıdığını, ifadenin yalnızca parasal maliyet olmadığını anlayın. 2. unaccounted for, — Sözcük anlamı ve kullanım: yeri veya akıbeti doğrulanamayan kişiler için resmî terimi tanıyın; bunu dead ile aynı saymayın. 3. should any exist, — Dil bilgisi: if any exist anlamındaki resmî devrik koşulu ayırt edin ve belirsiz kanıtlardan temkinli bir olasılık sunma işlevini anlayın.
Bu derste
The company that built it wanted the largest ship with state-of-the-art technology Kalıp ifadeler
0:09Onu inşa eden şirket, son teknolojiye sahip en büyük gemiyi
state-of-the-art technology: mevcut öncü seviye
State-of-the-art, technology sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Burada geminin, o dönemde mevcut olan en ileri teknolojilerden biri sayılan teknolojiyle tasarlandığını belirtir; kısa çizgilerle bağlanan sözcükler tek bir niteleme olarak işlev görür. Bu ifade belirli bir zamana ve alana göre değerlendirilir. Sanatla ilgili bir anlam değil, o anki öncü seviyeyi ifade eder; teknolojinin sonsuza kadar en iyi kalacağını veya kusursuz çalışacağını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi “şu anda mevcut olan en ileri teknolojiyi kullanan” anlamındaki kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: The research center is equipped with ____ technology.
Cevabı göster
state-of-the-art
many watched as the looming figure of the seemingly perfect ship vanished into the distance. Kalıp ifadeler
0:22görünüşte mükemmel olan geminin devasa silüetinin uzaklarda kayboluşunu birçok kişi izledi.
vanished into the distance: uzaklaşıp gözden kaybolmak
Vanished into the distance ifadesinde vanished, gemi uzaklaştıkça artık görülemez hâle geldiği anlamına gelir. Into the distance hareketin yönünü gösterir ve aşamalı bir görsel son nokta oluşturur: gözlemciler geminin uzaklaştığını görür, ardından onu artık göremez. Buradaki vanish sihir, gizem veya açıklanamayan bir kayıp anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek kalıp, görüş alanından uzaklaşan bir kişi, araç ya da başka görünür bir şekil için X vanishes/vanished into the distance biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin doğru biçimiyle tamamlayın: We watched the cyclist ride farther and farther away until she ____.
Cevabı göster
vanished into the distance
None expected it to sink just four days later.
0:27Hiç kimse onun sadece dört gün sonra batacağını beklemiyordu.
The Titanic was the brainchild of the White Star Line, Deyimler
0:38Titanic, döneminin diğer şirketleriyle doğrudan rekabet halinde olan bir gemi inşa şirketi olan
the brainchild of: bir fikri ilk kimin ortaya attığını belirtmek
Bu cümlede was the brainchild of, Titanik'i White Star Line tarafından başlatılan bir fikir olarak sunar. Brainchild mecazidir: çocuk anlamına değil, birinin ilk kez tasarladığı fikir, plan veya eser anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp X is/was the brainchild of Y şeklindedir. X proje ya da eserdir; Y ise ilk fikri ortaya çıkardığı kabul edilen kişi veya kuruluştur.
Alıştırma
Projeyi kimin tasarladığını belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The neighborhood book exchange was ____ a local librarian.
Cevabı göster
the brainchild of
a shipbuilding company in direct competition with the other companies of the time. Kalıp ifadeler
0:41White Star Line'ın buluşuydu.
in direct competition with: doğrudan rakibi belirtmek
Burada in direct competition with the other companies of the time, şirketin o firmalarla ilişkisini açıklar: aynı sektörde onlarla doğrudan rekabet ediyordu. Yeniden kullanılabilir kalıplar be in direct competition with + rival ve noun + in direct competition with + rival şeklindedir. With, rekabet edilen kişi veya kuruluşu tanıtır; direct ise hedef, pazar veya kitle bakımından önemli bir örtüşme olduğunu gösterir.
Alıştırma
Doğrudan pazar rekabeti ilişkisini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Because both shops sell to the same commuters, the new bakery is ____ the café next door.
Cevabı göster
in direct competition with
Lusitania of these, Cunard, had built the Lusitania and Mauretania in 1907,
0:47Bunlardan biri olan Cunard, 1907'de Lusitania ve Mauretania'yı inşa etmişti;
nautical masterpieces that crossed the Atlantic at record-breaking speeds
0:49rekor hızlarla Atlantik'i geçen bu denizcilik şaheserleri,
and thereby earned their builders widespread acclaim and recognition.
0:53inşaatçılarına geniş çapta beğeni ve tanınma kazandırmıştı.
Not to be upstaged: gölgede kalmamak
Burada Not to be upstaged, White Star'ın bir rakibin bütün ilgiyi ya da itibarı toplamasına ve kendisini daha az etkileyici göstermesine izin vermeyeceği anlamına gelir. Upstaged mecazidir; kimse sahnenin arka tarafına taşınmıyor. Not to be upstaged cümle başında kullanıldığında sonraki eylemin nedenini verir. Başka birinin etkileyici hamlesine karşı rekabetçi bir tepki geleceğini gösterir.
Alıştırma
'Not to be upstaged, Maya revealed her own surprise,' cümlesinde Maya neden harekete geçiyor?
- Başka birinin bütün ilgiyi üzerine çekmesini istemiyor.
- Tiyatro sahnesinde daha geriye gitmek istiyor.
- Rekabetten sessizce ayrılmaya karar verdi.
Cevabı göster
Başka birinin bütün ilgiyi üzerine çekmesini istemiyor.
White Star set about to make not one, but three passenger ships Dilbilgisi
0:58White Star, sadece bir değil, üç yolcu gemisi yapmaya girişti
not one, but three: bir değil, üç
not one, but three kalıbı önce daha küçük sayıyı reddeder, ardından onu daha büyük ve daha şaşırtıcı sayıyla değiştirir. Burada but, iki tam cümle arasındaki sıradan bir karşıtlıktan çok düzeltme ve vurgu işareti olarak çalışır. Yeniden kullanılabilen not X, but Y kalıbında temel bilgi Y'dir. Daha zayıf veya daha az doğru bir beklentiyi düzelterek miktarları, seçimleri ya da sonuçları vurgulayabilir.
Alıştırma
Sayının bir değil üç olduğunu vurgulamak için cümleyi not X, but Y kalıbıyla tamamlayın: The coach chose ____ goalkeepers for the tournament.
Cevabı göster
not one but three
to surpass all others in both size and luxury. Dilbilgisi
1:02hem boyut hem de lüks açısından diğerlerini geride bırakmak için.
both size and luxury: both A and B yapısı
Both A and B, iki ögenin de eşit biçimde kapsandığını gösteren bağıntılı bir yapıdır. in both size and luxury ifadesinde in edatı iki isme de bağlanır; dolayısıyla başarı size ve luxury olmak üzere iki açıdan değerlendirilir. İki öge dil bilgisi bakımından paralel olmalıdır. Burada size ve luxury birer isimdir; başka bir cümlede bu çift iki sıfat, iki fiil veya yapısı birbiriyle eşleşen iki söz öbeğinden oluşabilir.
Alıştırma
Cümleyi both ... and yapısıyla tamamlayın: The training improved ____ speed ____ accuracy.
Cevabı göster
both · and
builders Harland and Wolff succeeded in creating what were the world's largest man-made objects that moved. Kalıp ifadeler
1:08inşaatçılar Harland and Wolff dünyanın o dönemdeki hareket eden en büyük insan yapımı nesnelerini yaratmayı başardılar.
To their credit: olumlu bir noktayı adil biçimde takdir etmek
To someone's credit, bir kişi veya grupla ilgili olumlu bir nokta olarak takdir edilmesi gereken bir gerçeği belirtir. Burada yapımcılar, olağanüstü derecede iddialı bir inşa başarısını gerçekleştirdikleri için adil biçimde övülür. Bir yan tümcenin başında kullanıldığında bu ifade, konuşanın değerlendirmesini çerçeveler ve normalde ardından virgül gelir. Karma bir değerlendirmede çoğu zaman ödünleyici bir işlev görür: diğer eleştiriler geçerliliğini koruyabilir, ancak bu olumlu gerçek de kabul edilmelidir.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki ifade ne anlama geliyor? To Maya's credit, she admitted the error before anyone confronted her.
- Maya'nın hatayı kabul ettiği için para aldığını söyler.
- Maya'nın davranışını olumlu bir nokta olarak adil biçimde takdir eder.
- Maya'yı çok uzun süre beklediği için suçlar.
Cevabı göster
Maya'nın davranışını olumlu bir nokta olarak adil biçimde takdir eder.
succeeded in creating içindeki succeed in + -ing yapısı
“Succeeded in creating”, “yaratmayı başardı” veya “başarıyla yarattı” anlamına gelir. Yaratma eylemini, çoğu zaman çaba ya da zorluklardan sonra ulaşılmış bir hedef olarak sunar. Yapı succeed in + isim veya -ing biçimidir. Burada in bir edattır, bu nedenle creating doğrudur; bu anlamda succeed to create standart yapı değildir. Zamana göre succeed değişir: succeed in doing, succeeded in doing veya will succeed in doing.
Alıştırma
Cümleyi succeed in yapısının doğru geçmiş zaman biçimi ve solve fiiliyle tamamlayın: After months of testing, the engineers finally ____ the battery problem.
Cevabı göster
succeeded in solving
came at a cost ifadesinin anlamı
“Came at a cost”, bir başarı veya yararın beraberinde dezavantaj, fedakârlık, risk ya da başka bir olumsuz sonuç getirdiğini anlatır. Cost yalnızca para anlamına gelmez. Bu ifade çoğu zaman mesajda bir dönüş yaratır: Önce bir şey başarılı veya yararlı görünür, ardından konuşan kişi neyin kaybedildiğini ya da riske atıldığını belirtir. Belirli bedelin ne olduğunu çevredeki bağlam gösterir.
Alıştırma
Come at a cost ifadesini geçmiş zamanda kullanın: The new shortcut saved ten minutes, but it ____: the route was much more dangerous.
Cevabı göster
came at a cost
The quantity of materials needed for these vessels was immense.
1:15Bu gemiler için ihtiyaç duyulan malzeme miktarı devasaydı.
they were forced to use inferior versions, Dilbilgisi
1:21daha düşük kaliteli versiyonlarını kullanmak zorunda kaldılar,
held together with lower-grade plates and rivets.
1:23düşük kaliteli plakalar ve perçinlerle bir arada tutuldular.
were forced to use: dış baskı ve seçenek yokluğu
Edilgen be forced to + fiilin yalın hâli yapısında özne, dışarıdan gelen bir güç veya kısıtlama kabul edilebilir başka bir seçenek bırakmadığı için bir eylemde bulunur. Buradaki were forced to use, stoklar azaldığı için inşaatçıların kalitesiz malzemeleri seçmek zorunda kaldığı anlamına gelir; bir kişinin onlara emir vermiş olması gerekmez. Yalnızca had to kullanımına kıyasla were forced to, seçim hakkının kaybedilmesini ve eyleme yol açan baskıyı daha güçlü biçimde vurgular. Bu güç bir kişiden, kuraldan, olaydan veya pratik bir koşuldan kaynaklanabilir.
Alıştırma
Cümleyi force fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve take fiiliyle tamamlayın: The airport closed unexpectedly, so we ____ the overnight train.
Cevabı göster
were forced to take
Many believed the Titanic was doomed from the beginning.
1:26Çoğu kişi Titanic'in en başından beri lanetli olduğuna inandı.
evidence suggests that instead of bending as high-quality steel would do, Dilbilgisi
1:29kanıtlar, yüksek kaliteli çeliğin yapacağı gibi bükülmek yerine,
pieces of the hull shattered and rivets broke
1:33gövdenin parçalarının parçalandığını ve perçinlerin kırıldığını gösteriyor
as the vessel made impact with an iceberg off the Newfoundland coast.
1:36gemi Newfoundland kıyılarında bir buzdağına çarptığında.
instead of bending: beklenen eylem ve gerçek sonuç
Instead of + -ing, gerçekleşmeyen eylemi veya sonucu tanıtır ve bunu gerçekte olanla karşılaştırır. Bu cümlede bending, yüksek kaliteli çelikten beklenen davranıştır; shattered ve broke ise gerçek sonucu anlatır. of bir edat olduğu için instead of ifadesinin hemen ardından gelen fiil normalde -ing biçimini alır: instead of bend değil, instead of bending. Bending eyleminin örtük öznesi, sonraki cümlenin öznesi olan pieces of the hull ifadesidir.
Alıştırma
Cümleyi instead of ve slow down fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The driver sped up ____ near the school.
Cevabı göster
instead of slowing down
the Titanic had been dubbed unsinkable due to its believed infallible design. Kelime
1:43Titanic, hatasız olduğuna inanılan tasarımı nedeniyle batmaz olarak adlandırılmıştı.
dubbed unsinkable: dub A B ile bir ad vermek
had been dubbed unsinkable ifadesinde dub, “bir kişiye veya şeye bir ad ya da tanımlayıcı bir etiket vermek” anlamındadır. Etken yapı dub A B şeklindedir; bu edilgen yapıda A Titanik, B ise unsinkable’dır. Had been dubbed, past perfect edilgen yapıdır; dolayısıyla adlandırma anlatılan geçmiş noktadan önce gerçekleşmiştir. Unsinkable kanıtlanmış bir gerçeği değil, bir ünü veya inancı aktarır.
Alıştırma
Cümleyi dub fiilinin simple past edilgen biçimiyle tamamlayın: Because of its tiny size, the robot ____ "Pocket Helper" by the design team.
Cevabı göster
was dubbed
It not only had electronic controls and a wireless communication system, Dilbilgisi
1:48Sadece elektronik kontrollere ve kablosuz bir iletişim sistemine sahip olmakla kalmıyor,
but was equipped with sealable compartments to keep it afloat. Kalıp ifadeler
1:52aynı zamanda su üstünde kalmasını sağlayacak mühürlenebilir bölmelerle de donatılmıştı.
not only ... but: vurgulanan ikinci bir nokta eklemek
Not only A but B, ikisi de doğru olan iki bilgi sunar ve B’ye ek vurgu verir. Burada A, had electronic controls and a wireless communication system; B ise was equipped with sealable compartments bölümüdür. İki bölüm de It öznesini paylaşır; bu yüzden was equipped öncesinde özneyi tekrarlamak gerekmez. İki bölüm paralel yüklem öbekleridir. but, not only ile başlayan yapıyı tamamlar ve ilk bilginin yanlış olduğunu göstermez.
Alıştırma
İki faydayı vurgulayan eşli yapıyı tamamlayın: The update ____ fixes the login problem ____ also makes the app faster.
Cevabı göster
not only · but
Was equipped with: sağlanan özellikleri betimleme
Be equipped with, bir şeyin belirli bir eşya, sistem veya özellikle donatılmış olduğunu belirtir. Örnekte özne, tasarımının bir parçası olarak sızdırmaz biçimde kapatılabilen bölmelere sahipti. Yapı be + equipped + with + isim öbeğidir. Buradaki was anlatımı geçmiş zamana taşır ve edilgen biçim verir; ancak tüm ifade çoğu zaman kimin kurduğunu vurgulamak yerine mevcut bir donanımı betimler.
Alıştırma
Cümleyi, geniş zamandaki tekil özneye uygun be equipped with biçimiyle tamamlayın: The rescue boat ____ a satellite phone.
Cevabı göster
is equipped with
as the ship veered left in a failed attempt to avoid the iceberg,
1:55gemi buzdağından kaçınmak için başarısız bir girişimde bulunarak sola saptığında,
nearly 300 ft of holes were knocked into its right hand side.
1:59sağ tarafında yaklaşık 300 fitlik delikler açıldı.
Water flowed into six of the supposed watertight compartments
2:02Su, sözde su geçirmez bölmelerden altısına doldu
Many believed this event was mostly due to human error.
2:08Birçok kişi bu olayın büyük ölçüde insan hatasından kaynaklandığına inandı.
Dismissed as unimportant: bir şeyi değerlendirmeye dayanarak reddetme
Dismiss A as B, A'nın B olduğuna hükmedildiği için A'yı reddetmek, göz ardı etmek veya artık ciddiye almamak anlamına gelir. Örnekte telsizle iletilen uyarı A, unimportant ise B değerlendirmesidir. Edilgen A was dismissed as B biçimi, göz ardı edilen şeyi ön plana çıkarır ve değerlendirmeyi kimin yaptığını belirtmez. Buradaki dismiss, birini işten çıkarmak veya toplantıyı bitirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi dismiss A as B yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After checking the source, the editor ____ the rumor ____ unreliable.
Cevabı göster
dismissed · as
The lookouts responsible for sighting obstacles Kalıp ifadeler
2:16Engelleri görmekten sorumlu gözcüler
responsible for sighting: görev ve -ing biçimi
Burada responsible for sighting, engelleri fark etmenin gözcülere verilmiş görevin bir parçası olduğunu gösterir. Sight burada tespit etmek veya görmek anlamında bir fiildir ve for'dan sonra -ing biçimi olan sighting gelir. be responsible for + isim/-ing kalıbı, bir kişinin görev alanını belirtebilir. Bu cümlede görev tanımlanır; ifade tek başına gözcülerin kazaya neden olduğunu veya hukuken kusurlu olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi responsible for + -ing hedef kalıbıyla tamamlayın: The analyst is ____ the figures before publication.
Cevabı göster
responsible for checking
Even the captain may have pressed on in hopes of making record speeds. Notlar
2:20Kaptan bile rekor hızlara ulaşmak umuduyla yola devam etmiş olabilir.
pressed on: zorluğa rağmen devam etmek
Pressed on, zorluk, belirsizlik veya riske rağmen ilerlemeye ya da hareket etmeye devam etmek demektir. Bu cümlede kaptanın rekor hıza ulaşmak için yolculuğa devam etmiş olabileceği anlatılır; fiziksel olarak bir şeye bastığı söylenmez. Fiil burada geçişsizdir: press on tek başına kullanılabilir veya ardından with + görev ya da toward/to + varış noktası gelebilir. May have pressed on geçmişteki bir olasılığı belirtir; bu nedenle cümle kaptanın hareketini kesin bir gerçek olarak sunmaz.
Alıştırma
İngilizce cümlenin tamamını dinleyip duyduğunuzla tam olarak eşleşen seçeneği seçin. İfadenin pressed on mı yoksa pressed forward mı olduğuna odaklanın.
- The hikers pressed forward toward the cabin.
- The hikers pressed on toward the cabin.
Cevabı göster
The hikers pressed on toward the cabin.
in hopes of making: umut edilen bir sonucu ifade etmek
“In hopes of making”, kaptanın yoluna devam ederken ulaşmayı umduğu sonucu veya devam etme nedenini belirtir. Yapı in hopes of + ulaç biçimindedir; bu nedenle of edatından sonra making gelir. Bu ifade kesin bir sonucu değil, arzulanan bir sonucu anlatır: kaptan rekor hızlara ulaşmayı umduğu için devam etmiş olabilir, ancak ifade bunu başardığını söylemez.
Alıştırma
'Umuduyla' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The researchers repeated the test ____ getting clearer results.
Cevabı göster
in hopes of
nearby ships could not tell the Titanic was sinking.
2:30yakındaki gemiler Titanic'in battığını anlayamadı.
The lack of aid in addition to the shortage of lifeboats Anlatım akışı
2:33Can filikalarının eksikliğine ek olarak yardım eksikliği,
in addition to: başka bir etken eklemek
“In addition to”, cankurtaran filikalarının yetersizliğini yardım eksikliğinin yanına başka bir etken olarak ekler. Cümle böylece önce bir nedeni belirtir, ardından sonucu söylemeden önce ona paralel ikinci bir neden ekler. Burada to bir edattır; bu nedenle ardından the shortage of lifeboats isim öbeği gelir. Dil bilgisi açısından in addition to ile başlayan öbek ilk özneyi tamamlar ve and ile bağlanan birleşik bir özneyle tamamen aynı işlevi görmez. Resmî özne-yüklem uyumunda fiil genellikle ilk özneye göre biçimlenir.
Alıştırma
Ek bir isim öbeğini tanıtan üç sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: The package includes technical support ____ regular software updates.
Cevabı göster
in addition to
resulted in a profound loss of life: resmî neden-sonuç anlatımı
Burada resulted in, bir şeyin sonuç olarak başka bir şeye yol açtığını belirtir. Özne, bir araya gelen nedenleri; in sonrasındaki isim öbeği ise bunların sonucunu gösterir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp neden veya durum + result in + sonuç şeklindedir. Loss of life, insanların ölmesini ifade eden resmî bir kullanımdır. Profound, sonucun son derece ağır olduğunu vurgular; bu nedenle yan cümle ciddi ölümleri nesnel ve rapor tarzı bir dille aktarır.
Alıştırma
Cümleyi result in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Faulty wiring ____ a fire that closed the building.
Cevabı göster
resulted in
leaving 400 empty seats and over 1,500 people stranded.
2:42400 boş koltuk ve 1.500'den fazla insan mahsur kaldı.
As the front of the ship sank with the weight of incoming water,
2:47Geminin ön kısmı içeri giren suyun ağırlığıyla batarken,
Mounting pressure eventually caused it to crack, Dilbilgisi
2:52Artan basınç sonunda onun çatlamasına neden oldu,
caused it to crack: cause + nesne + to mastarı
Caused it to crack yapısında caused sözcüğünü it nesnesi izler; burada it, geminin yapısını belirtir. Ardından to mastarı olan to crack gelir. Nesne etkilenen şeyi, mastar ise nedenin ortaya çıkardığı değişimi gösterir. Bir olay veya koşul başka bir şeyde doğrudan bir eylem ya da değişim oluşturduğunda cause + nesne + to + fiil kalıbını kullanın. Cause sonrasında to korunur: caused it to crack denir; caused it crack veya caused it cracking denmez.
Alıştırma
Cause + nesne + to mastarı kalıbını tamamlayın: The impact caused the window ____ shatter.
Cevabı göster
to
The 710 who survived were rescued by the Carpathia,
3:03Hatta hayatta kalan 710 kişi Carpathia tarafından kurtarıldı,
highlighting the remains of the less fortunate,
3:17daha az şanslı olanların kalıntılarını aydınlatarak,
The Carpathia was forced to navigate around multiple icebergs
3:21Carpathia birden fazla buzdağının etrafından dolaşmak zorunda kaldı
and passed floating bodies to reach those still alive.
3:24ve hala hayatta olanlara ulaşmak için yüzen cesetlerin yanından geçti.
some of those rescued later died and were buried at sea.
3:29kurtarılanlardan bazıları daha sonra öldü ve denize gömüldü.
Despite its best efforts ifadesinin ödünleme anlamı
Buradaki its, Carpathia adlı kurtarma gemisini ifade eder. Despite its best efforts, geminin elinden gelenin en iyisini yaptığını, ancak bazı insanların daha sonra yine de hayatını kaybettiğini anlatır. Baştaki ifade, üzücü sonucu vermeden önce gösterilen çabayı kabul eder. Despite sözcüğünden sonra bir isim öbeği gelir; buradaki yapı despite + iyelik + best efforts şeklindedir. Daha genel olarak despite X, X nedeniyle farklı bir sonuç beklenebileceğini, fakat gerçek sonucun farklı olduğunu gösterir.
Alıştırma
Başarısız bir sonuçtan önce elden gelen tüm çabanın gösterildiğini kabul eden ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, the rescue team could not reach every hiker before dark.
Cevabı göster
Despite its best efforts
Compounding the tragedy further was the fact that of those who perished, Anlatım akışı
3:35Trajediyi daha da ağırlaştıran gerçek ise ölenlerden,
Compounding the tragedy further was the fact that ... yapısındaki devriklik
Cümle, bilgiyi düzenlemek için devrik yapı kullanır. Uzun özne olan the fact that ... only 340 were found, was sözcüğünden sonra gelir. Öne alınan -ing yan cümlesi Compounding the tragedy further ilk sırada yer alır; böylece anlatıcı, ardından gelen gerçeğin nasıl yorumlanması gerektiğini hemen belirtir: bu gerçek, zaten trajik olan durumu daha da kötüleştirir. Normal söz diziminde düşünce The fact that ... was compounding the tragedy further şeklinde olurdu. Burada compound, kötü bir şeye yenisini ekleyerek onu ağırlaştırmak anlamındadır; bileşik faiz kazandırmak anlamında değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, yeni bir gerçeği önce durumu kötüleştiren bir unsur olarak tanımlayıp ardından bu gerçeği açıklayan aynı resmî bilgi düzenini kullanıyor?
- Compounding the delay further was the fact that the replacement part arrived damaged.
- The replacement part arrived damaged, so the repair took longer.
- Although the replacement part arrived damaged, the team finished on time.
Cevabı göster
Compounding the delay further was the fact that the replacement part arrived damaged.
Some believe that these low numbers were in part due to weather. Kalıp ifadeler
3:41Bazıları bu düşük sayıların kısmen hava koşullarından kaynaklandığına inanıyor.
in part due to: sonucun yalnızca bir kısmını bir nedene bağlamak
In part due to, ardından gelen nedenin sonucun bir kısmını açıkladığını, ancak tamamını açıklamadığını belirtir. Burada hava koşulları, sayıların düşük olmasına katkıda bulunan nedenlerden biri olarak sunuluyor. In part, due to ifadesinin nedensellik gücünü sınırlar ve başka nedenlere yer bırakır. Kanıtlar tek bir nedene tamamen bağlanan bir açıklama yerine çok nedenli bir açıklamayı desteklediğinde kullanışlıdır.
Alıştırma
Sonucun yalnızca bir kısmını trafiğe bağlayan dört kelimelik ifadeyi yazın: The delay was ____ traffic.
Cevabı göster
in part due to
scattering those adrift over as many as 50 miles. Dilbilgisi
3:48ve sürüklenenleri 50 mil uzağa kadar dağıttığına dair kanıtlar var.
as many as 50 miles: şaşırtıcı derecede geniş bir kapsamı vurgulamak
As many as + sayı, bir miktarın veya kapsamın şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgular. Burada 50 mil, denizde sürüklenen insanların dağılmış olabileceği dikkat çekici bir alan olarak sunuluyor; iki grubun sayılarının eşitliğini karşılaştırmıyor. Miles sayılabilen çoğul bir birimdir, bu yüzden many ölçülen mesafeyi niteleyebilir. Kalıp, bağlama göre yüksek bir gerçek değeri veya yüksek bir tahmini üst sınırı vurgulayabilir.
Alıştırma
800 sayısını şaşırtıcı derecede yüksek gösteren üç kelimelik ifadeyi yazın: The shelter can house ____ 800 people during an emergency.
Cevabı göster
as many as
by the time: daha sonraki bir noktada zaten oluşmuş sonuç
By the time daha sonraki bir referans noktasını, burada gemilerin gelişini tanıtır. Ana cümle, o noktadan önce ya da en geç o noktaya kadar oluşmuş durumu belirtir: birçok cesedi çıkarmak artık mümkün değildi. Bir olayın veya durumun başka bir olay gerçekleşmeden önce tamamlanmış ya da yerleşmiş olduğunu göstermek için kullanılır. Geçmiş anlatılarında daha erken sonuç çoğu zaman past perfect ile verilir; ancak özgün cümledeki gibi bir durum anlatılırken başka bir geçmiş zaman da kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle mağazanın Maya gelmeden önce zaten kapanmış olduğunu en açık biçimde gösterir?
- By the time Maya arrived, the store had already closed.
- When Maya arrived, the store closed.
- After Maya arrived, the store closed.
Cevabı göster
By the time Maya arrived, the store had already closed.
continue to be discovered throughout April and May.
4:00Nisan ve Mayıs ayları boyunca keşfedilmeye devam etti.
and tagging their bodies for return to families or for burial.
4:07ve cesetlerini ailelerine teslim etmek ya da gömmek için etiketlemekle geçirdi.
spent days pulling out: spend + süre + doing
Spent, spend fiilinin geçmiş zaman biçimidir. spend + süre + doing kalıbında zaman ifadesi, öznenin bir etkinliği ne kadar süre sürdürdüğünü gösterir. Burada days süreyi, pulling ise -ing biçimini verir; gemiler bu görev üzerinde birkaç gün çalıştı. Bu bağlamda pull out, cesetleri sudan çıkarmak anlamına gelir. Bir anlaşmadan veya etkinlikten çekilmek anlamına gelmez.
Alıştırma
spend + time + doing kalıbını kullanmak için check sözcüğünü doğru biçime getirerek cümleyi tamamlayın: Leo spent two hours ____ the figures before the meeting.
Cevabı göster
checking
strapped to life jackets: kayışlarla fiziksel sabitleme
Burada strapped to life jackets, insanların kayışlarla can yeleklerine fiziksel olarak sıkıca bağlanmış olduğunu ifade eder. Edilgen be + strapped + to + nesne yapısı, insanları sabitlenen unsur, can yeleklerini ise onların sabitlendiği şey olarak gösterir. Bu, fiziksel olarak bağlama anlamındaki gerçek kullanımdır. Strapped başka bağlamlarda parasızlığı anlatabilir, ancak bu anlam fiziksel ekipmanla ilgili bu bağlama uymaz.
Alıştırma
Cümleyi strap ile kurulan iki sözcüklü edilgen ifadeyle tamamlayın: Before takeoff, the oxygen tank was ____ the stretcher.
Cevabı göster
strapped to
some operations were unprepared for the corpses that remained.
4:12bazı operasyonlar geride kalan cesetler için hazırlıksızdı.
bodies of third-class passengers were tossed overboard
4:18üçüncü sınıf yolcuların cesetlerinin denize atıldığına
in favor of those from first. Kalıp ifadeler
4:21birinci sınıftakilere yer açmak için dair raporlar var.
ran out of space: kullanılabilir yer kalmaması
Ran out of space, gemilerde kullanılabilir hiçbir yerin kalmadığı noktaya gelindiğini ifade eder. Run out of + isim, zaman, para, yakıt, malzeme veya alan gibi bir kaynağın tükenmesini ya da artık elde bulunmamasını anlatan yaygın bir kalıptır. Fiil burada basit geçmiş zamandadır: run, ran biçimine dönüşür. Vessels dil bilgisel öznedir; of sonrasındaki space ise kaynaktır. Buradaki run hızlı hareket etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi run out of ifadesinin üç sözcüklü geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The print shop stopped because it ____ paper.
Cevabı göster
ran out of
in favor of: bir seçenek yerine diğerini tercih etmek
Bu cümlede in favor of, iki grup arasında yapılan bir tercihi gösterir: birinci sınıf yolcuların cesetlerine öncelik verilmiş, üçüncü sınıf yolcuların cesetleri ise yer açmak için uzaklaştırılmıştır. Kalıp sıkça reject, remove veya give up X in favor of Y biçiminde görülür. Seçilen ya da elde tutulan seçenek Y’dir; bu nedenle ifade, bir kararın kimin çıkarlarını gözettiğini de gösterebilir.
Alıştırma
İkinci seçeneğin tercih edildiğini belirten üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The museum abandoned the costly expansion plan ____ a smaller renovation.
Cevabı göster
in favor of
watery graves: denizde ölümü anlatan bir metafor
Watery graves bir metafordur: deniz, orada ölen insanların mezarı olarak tasvir edilir. Buradaki lifted from their watery graves, cesetlerin sudan çıkarıldığı anlamına gelir; su altında gerçekten inşa edilmiş mezarlardan söz edilmez. Bu kısa ama kasvetli imge, ölümün gerçekleştiği yeri mezara dönüştürür. Böylece kayıp duygusunu ve ölülerin aksi hâlde suyun altında kalabileceği düşüncesini vurgular.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: Divers recovered two sailors from their watery graves. watery graves ne anlama gelir?
- Denizcilerin öldüğü su
- Yağmurla kazara dolmuş mezarlar
- Denizin altına yapılmış süslü mezarlar
- Denizcilerin saklandığı güvenli bir yer
Cevabı göster
Denizcilerin öldüğü su
upwards of a thousand: yaklaşık bir alt sınır
Bu cümlede upwards of a thousand, binden fazla anlamına gelir ve sayı kesin bir sayım değil, tahmin olarak sunulur. Upwards burada fiziksel olarak yukarı hareketi değil, sayı ölçeğinde yukarı yönü gösterir. upwards of + sayı kalıbı yaklaşık bir alt sınır verir: gerçek toplam bu sayının üzerindedir, ancak tam olarak ne kadar yüksek olduğu belirtilmez. Özellikle büyük miktarlar bildirilirken yaygındır.
Alıştırma
Bir haberde 'Upwards of 5,000 homes lost power.' deniyor. Bu ne anlama gelir?
- Toplam yaklaşık olarak verilmek üzere 5.000'den fazla ev.
- En fazla 5.000 ev.
- Tam olarak 5.000 ev.
Cevabı göster
Toplam yaklaşık olarak verilmek üzere 5.000'den fazla ev.
unaccounted for: durum henüz doğrulanmadı
Burada unaccounted for, sayımdan sonra kişilerin nerede olduklarının veya durumlarının doğrulanamadığı anlamına gelir. be unaccounted for kalıbı çözüme kavuşmamış bir sonucu anlatır: nerede olduklarını açıklayan güvenilir bir kayıt ya da doğrulama yoktur. İfade tek başına ölü oldukları anlamına gelmez. Bu cümledeki kasvetli bağlam kaybolduklarını ve hiç bulunamadıklarını düşündürür; ancak ifadenin kendisi yalnızca bulunamadıklarını veya durumlarının doğrulanamadığını belirtir.
Alıştırma
Bir acil durum raporunda 'Ten residents are unaccounted for' cümlesi tek başına on kişinin de öldüğünü doğrular mı?
- Evet. Yetkililer öldüklerini doğrulamıştır.
- Hayır. Durumları veya nerede oldukları hâlâ doğrulanmamıştır.
Cevabı göster
Hayır. Durumları veya nerede oldukları hâlâ doğrulanmamıştır.
What is left of those who were scattered all over the ocean's surface remains unknown.
4:30Okyanusun yüzeyine dağılmış olanlardan geriye ne kaldığı hala bilinmiyor.
it's believed that a majority of those missing went down with the ship. Deyimler
4:35bu kayıpların çoğunun gemiyle birlikte battığına inanılıyor.
went down with the ship: gerçek ve mecazi anlamlar
Bu cümlede went down with the ship, denizcilikle ilgili gerçek anlamında kullanılır: kayıp kişilerin gemide kaldığı, gemiyle birlikte battığı ve muhtemelen bunun sonucunda öldüğü düşünülmektedir. Bağlamda kayıp kişilerden ve gerçek bir gemiden söz edilmesi, fiziksel anlamı ön plana çıkarır. Daha genel olarak go down with the ship mecazi de olabilir: başarısızlığa giden bir kuruma, plana veya davaya bağlı kalmak ve onun yenilgisini ya da yıkımını paylaşmak anlamına gelir. Ship sözcüğünün gerçek bir gemi mi yoksa başarısızlığa giden bir şeyin metaforu mu olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
“Several sailors went down with the ship during the storm,” cümlesinde “went down with the ship” ne anlama gelir?
- Gemi batmadan önce gemiyi terk ettiler.
- Başarısızlığa giden bir kuruma sadık kaldılar.
- Gemi battığında onlar da battı ve öldü.
Cevabı göster
Gemi battığında onlar da battı ve öldü.
discovered miles below the surface of the Atlantic,
4:41Atlantik'in yüzeyinin kilometrelerce altında keşfedildi,
holds countless indicators of death on a massive scale. Kalıp ifadeler
4:43devasa ölçekte sayısız ölüm belirtisi barındırıyor.
on a massive scale: cakupan yang sangat luas
On a massive scale, bir şeyin son derece büyük bir kapsam, yayılım veya hacimde gerçekleştiğini belirten, zarf görevindeki bir edat öbeğidir. Burada ölüm fikrini niteler: enkaz, tek tek ölümlerin değil, çok büyük sayıda insanı kapsayan bir felaketin kanıtlarını içerir. Scale burada bir olayın veya faaliyetin genel büyüklüğünü ya da erişim alanını ifade eder; tartı aleti veya harita ölçeği anlamına gelmez. Yaygın kalıp, eylem veya olay + on a large/massive/global scale biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi “son derece geniş bir kapsamda” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After the cyclone, emergency housing was needed ____.
Cevabı göster
on a massive scale
A haunting photo from the surrounding seabed reveals boots and a jacket
4:46Çevredeki deniz tabanından gelen unutulmaz bir fotoğraf botları ve bir ceketi ortaya koyuyor
in positions to indicate that they once covered a body.
4:50bir zamanlar bir bedeni örttüklerini gösteren pozisyonlarda.
This suggests the presence of what would have been a corpse, Dilbilgisi
4:53Bu bir ceset olabilecek bir şeyin varlığına işaret ediyor,
would have been a corpse: geçmiş bir durumu yeniden kurmak
Burada would have been, eldeki kanıtlardan geçmişteki bir durumu yeniden kurar: izlerin gösterdiği şeyin o dönemde bir ceset olduğu anlaşılır, ancak artık doğrudan gözlemlenemez. Kipsel perfect yapı would have been, şimdiki tartışma noktasından tamamlanmış bir geçmiş duruma bakar. Kanıta dayalı bu kullanımda would, yalnızca geçmişte gelecek anlamını değil, gerekçeli bir çıkarımı belirtir.
Alıştırma
Bir arkeolog bir sıra direk çukuru görüyor, ancak giriş görünmüyor. Hangi cümle kayıp yapıyı kanıtlardan hareketle geçmiş bir durum olarak en iyi biçimde yeniden kurar?
- The postholes indicate where the entrance would have been.
- The postholes indicate where the entrance will be.
- The postholes indicate where the entrance may be now.
Cevabı göster
The postholes indicate where the entrance would have been.
Experts explain that what was a body and then a skeleton
4:58Uzmanlar bir beden ve ardından bir iskelet olan şeyin
may have long ago turned to sediment. Dilbilgisi
5:01çoktan tortuya dönüşmüş olabileceğini açıklıyor.
may have long ago turned to sediment: belirsiz bir geçmiş olasılığı
May have turned, tortuya dönüşme olayını doğrulanmış bir gerçek olarak değil, geçmişte gerçekleşmiş olabilecek bir olay olarak sunar. may belirsizliği gösterirken have ile geçmiş ortaç turned, bu olasılığı şimdiki zamandan önceye yerleştirir. Long ago, turned fiilini niteler ve olası değişimi uzak geçmişe yerleştirir. Kanıt bir olasılığı destekliyor ancak kesinlik sağlamıyorsa may have ve geçmiş ortaç yapısı kullanılabilir.
Alıştırma
Araştırmacılar alışılmadık derecede koyu toprak buluyor, ancak hiçbir bitki kalıntısı yok. Hangi cümle kesinlik iddia etmeden olası bir geçmiş açıklaması sunar?
- The plants decomposed long ago.
- The plants may have decomposed long ago.
- The plants must have decomposed long ago.
Cevabı göster
The plants may have decomposed long ago.
a ghostly reminder of tragedy long ago.
5:06uzun zaman önceki bir trajedinin hayaletimsi bir hatırlatıcısı.
Some who have ventured inside of what's left of the Titanic
5:08Titanic'ten geriye kalanların içine girmeye cesaret eden bazıları
A few explorers in the area claim to have found both a ring and a finger, Dilbilgisi
5:13Bölgedeki birkaç kaşif hem bir yüzük hem de bir parmak bulduklarını iddia ediyor,
claim to have found: daha önceki bir keşfi iddia olarak aktarmak
claim to have found yapısında claim, kâşiflerin ileri sürdüğü şeyi aktarırken bu iddiayı kanıtlanmış bir olgudan ayrı tutar. Bu ifade onların gerçekten bir şey bulduğunu doğrulamaz. Tamamlanmış mastar yapısı to have found, bulma eylemini iddiadan önceye yerleştirir: şimdi, daha önce bir keşif gerçekleştiğini iddia ederler. Aktarılabilir claim to have + geçmiş zaman ortacı kalıbı, tamamlandığı ileri sürülen bir eylemi bildirir.
Alıştırma
Daha önceki keşfi doğrulamadan yürüyüşçülerin iddiasına dayandıracak şekilde cümleyi tamamlayın: The hikers ____ the missing camera near the trail.
Cevabı göster
claim to have found
without a trace: algılanabilir hiçbir iz kalmaması
Without a trace, algılanabilir hiçbir işaret, iz, ipucu veya kanıtın kalmadığını belirten zarf işlevli bir edat öbeğidir. Burada yeniden gömmenin sonucunu anlatır: başkalarını nesnelere götürebilecek veya anlatılanları doğrulayabilecek hiçbir şey kalmamıştır. Bu ifadede trace bir isimdir. Odak noktası bulunabilecek hiçbir şeyin kalmaması olduğunda ifade disappear, vanish, remove veya erase gibi eylemlerden sonra yeniden kullanılabilir.
Alıştırma
Algılanabilir hiçbir işaretin kalmadığı anlamına gelen canlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: After its tracking signal stopped, the small boat vanished ____.
Cevabı göster
without a trace
The evidence that corpses once surrounded the Titanic and rested within its outermost structure is strong.
5:22Bir zamanlar cesetlerin Titanic'i çevrelediği ve en dış yapısında dinlendiğine dair kanıtlar güçlüdür.
what is deep within the wreck is up for debate. Kalıp ifadeler
5:28enkazın derinliklerinde ne olduğu tartışmaya açıktır.
is up for debate: çözümlenmemiş ve tartışmalı bir konu
Bu cümlede is up for debate, sorunun henüz çözüme kavuşmadığı ve makul insanların cevap konusunda hâlâ farklı görüşlere sahip olabileceği anlamına gelir. what is deep within the wreck öznesi, resmî bir münazara için planlanmış bir etkinlik olarak değil, çözülmemiş bir konu olarak sunulur. Bu ifade, bir konuyu farklı yorumlara veya kanıtlara açık olarak gösterir. Genellikle görüş ayrılığına işaret eder; unknown ise yalnızca bilginin mevcut olmadığını belirtebilir.
Alıştırma
Hangi cümle, uzmanların yalnızca bilgi eksikliği yaşadığını değil, hâlâ görüş ayrılığında olduğunu en iyi anlatır?
- Whether the artifact is authentic is up for debate.
- A debate about whether the artifact is authentic has been scheduled.
- Whether the artifact is authentic is unknown.
Cevabı göster
Whether the artifact is authentic is up for debate.
Some believe that hundreds died inside and remain there still.
5:31Bazıları içeride yüzlerce kişinin öldüğüne ve hala orada kaldığına inanıyor.
If this is true, it's possible that: çifte ihtiyatlı sınırlama
Baştaki If this is true yan cümlesi sonucu koşullu hâle getirir: Sonuç yalnızca önceki iddia doğruysa geçerlidir. Ardından gelen It's possible that, sonucun kendisine yönelik kesinliği azaltır ve onu bir gerçek değil, olası sonuçlardan biri olarak sunar. İki bölüm birlikte çifte ihtiyat oluşturur. Konuşan kişi ne öncülü doğrular ne de sonucun yüksek ihtimalli olduğunu söyler; possible yüksek olasılığı değil, mantıksal olarak mümkün olmayı ifade eder.
Alıştırma
Bir araştırmacının doğrulanmamış bir raporu var ve en ihtiyatlı çıkarımı yapmak istiyor. Hangi cümle uygundur?
- If this is true, it's possible that the species survives in this valley.
- Since this is true, the species definitely survives in this valley.
- If this is true, it's likely that the species survives in this valley.
Cevabı göster
If this is true, it's possible that the species survives in this valley.
in the most interior areas closed off from currents Öbek fiiller
5:40akıntılardan kapalı en iç bölgelerde
bodies would be free of fish or worms. Kalıp ifadeler
5:45bedenler balık veya solucanlardan arınmış olacaktır.
After all, destekleyici bir gerekçe sunar
After all, az önce ifade edilen bir iddia veya çıkarımı destekleyen gerekçeyi sunan bir söylem belirtecidir. Burada akıntılardan yalıtılmış ve oksijen bakımından fakir koşullar, cesetlerin balıklar veya solucanlar tarafından bozulmayacağını düşünmenin dayanağı olarak sunulur. Bu ifade çoğu zaman “Bu, zaten biliyor olabileceğiniz veya gözden kaçırmış olabileceğiniz ilgili bir gerçektir” mesajını verir. Bu kullanımda tartışmayı bir sonuç ya da beklentiden onun gerekçesine geçirerek düzenler; “diğer her şeyden sonra” anlamına gelmez.
Alıştırma
After all bu cümlede hangi işlevi görüyor?
- Bir istisna sunarak iddiayı zayıflatır.
- Kronolojik bir sıradaki son olayı belirtir.
- Dinleyicinin zaten biliyor olabileceği destekleyici bir gerekçe sunar.
Cevabı göster
Dinleyicinin zaten biliyor olabileceği destekleyici bir gerekçe sunar.
closed off from currents: akıntılardan yalıtılmış
Closed off from currents, iç bölgelerin hareket eden deniz suyundan ayrıldığını ve akıntıların bu bölgelere kolayca giremediğini veya ulaşamadığını anlatır. Closed off, bir işletmeyi kapatma eylemini değil, bağlantının engellenmesini veya yalıtılmış bir durumu vurgular. Kalıp close something off from something şeklindedir ve sıklıkla something is closed off from something biçiminde edilgen kullanılır. from sözcüğünden sonraki ifade, artık yalıtılmış bölgeye ulaşamayan kaynağı, yeri veya akışı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi close off ... from kalıbıyla tamamlayın: During the chemical spill, the laboratory was ____ the rest of the building.
Cevabı göster
closed off from
free of fish or worms: “içermeyen” anlamında free of
be free of + isim yapısında free, “özgür” değil, “... içermeyen” veya “... etkisinden uzak” anlamına gelir. Burada cesetlere ulaşabilecek ya da onlarla beslenebilecek balık veya solucanların çevrede bulunmaması kastedilir. Bu yapı, bir şeyde belirli bir madde, sorun, organizma veya başka bir unsurun hiç bulunmadığını ifade etmeyi sağlar.
Alıştırma
Ürün açıklamasını “içermeyen” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The certified product is ____ artificial colors.
Cevabı göster
free of
pressurized environments without access to a current
5:53basınçlı ortamlarda bırakılan organik maddeler
It would seem that inside the ship and nowhere else
5:59Öyle görünüyor ki, geminin içinden başka hiçbir yerde
should any exist: resmî koşul devrikliği
Should any exist, if any recognizable remains exist anlamına gelen resmî bir devrik koşul yapısıdır. Any, daha önce geçen çoğul isim öbeği recognizable remains yerine kullanılır. Bu yan cümle should kelimesini öznenin önüne getirir ve if kelimesini atar: should + özne + fiilin yalın hâli. Buradaki should, temkinli bir varsayımsal olasılık belirtir; görev veya tavsiye ifade etmez.
Alıştırma
Cümleyi olası yedek kopyalara gönderme yapan resmî devrik koşul yapısıyla tamamlayın: We will examine the backup copies, ____.
Cevabı göster
should any exist
those at rest within the Titanic will be left in peace. Kelime
6:06Titanic'in içinde yatanlar huzur içinde bırakılacak.
Ölüler için saygılı bir örtmece olarak at rest
Bu cümlede at rest, bir kişinin öldüğünü ve bir yerde yattığını saygılı biçimde anlatan bir örtmecedir. Geçici olarak dinlenen insanları değil, gemi enkazında ölen kişileri ifade eder. Ölümle ilgili bağlam, ifadenin yorumunu değiştirir. at rest; kurbanları, insan kalıntılarını, mezarları veya anma yerlerindeki kişileri tanımladığında, çoğunlukla ölülerin rahatsız edilmeden bırakılması gerektiğini de ima eder.
Alıştırma
Bu İngilizce cümlede at rest büyük olasılıkla ne anlama gelir: "The victims remain at rest beneath the memorial"?
- Kısa bir mola vermektedirler.
- Yolculuk etmek için beklemektedirler.
- Ölmüşlerdir ve kendilerinden saygıyla söz edilmektedir.
Cevabı göster
Ölmüşlerdir ve kendilerinden saygıyla söz edilmektedir.
making damage or pillage to the site illegal.
6:16bölgeye zarar vermeyi veya yağmalamayı yasa dışı kılıyor.
falls under the protection of: hukuki veya kurumsal koruma kapsamına girmek
Falls under the protection of, “sağlanan hukuki veya kurumsal korumanın kapsamına girer” anlamındadır. Burada UNESCO Sözleşmesi, kuralları Titanik alanını kapsayan çerçevedir; fall aşağı doğru hareketi anlatmaz. Yapı, özne + fall under the protection of + yasa, anlaşma, yetkili kurum veya kuruluş şeklindedir. Bir şeyin koruyucu bir sistemin kapsamında sınıflandırıldığını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: After it was added to the national register, the lighthouse ____ historic-preservation law.
Cevabı göster
falls under the protection of
2001 tarihli UNESCO Sözleşmesi
“the 2001 UNESCO Convention” ifadesi, UNESCO'nun 2001 tarihli Sualtı Kültürel Mirasının Korunması Sözleşmesi'ni belirtir. Buradaki gerekli asgari kurumsal bilgi şudur: tarihî değeri olan su altı alanları, izinsiz zarar verme ve yağmaya karşı uluslararası koruma kapsamına alınabilir. “2001” sözleşmenin yılını belirtir; Titanic'in battığı ya da keşfedildiği yıl değildir. Bu cümlede sözleşme, batık alanına zarar vermenin veya alanı yağmalamanın neden yasa dışı olarak tanımlandığını açıklar.
Alıştırma
İngilizce “the 2001 UNESCO Convention” ifadesindeki “2001” neyi belirtir?
- Titanic'in keşfedildiği yıl
- Sözleşmenin kabul edildiği yıl
- Titanic'in battığı yıl
Cevabı göster
Sözleşmenin kabul edildiği yıl
are the people still trapped within the Titanic?
6:20insanlar hala Titanic'in içinde sıkışıp kalmış mıdır?
Have they been preserved or are they now a form of sediment,
6:24Korunmuşlar mıdır yoksa şimdi bir çeşit tortu mudurlar,
be sure to check out our other video called 50 Facts about Titanic you didn't know.
6:31Titanic Hakkında Bilmediğiniz 50 Gerçek adlı diğer videomuzu da mutlaka izleyin.