Video Oyunları Sizi Daha Zeki Yapabilir mi?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
759 kelime 204 kel/dk

Video özeti: Araştırmalar video oyunlarını hafıza, dikkat, okuma, görme ve cerrahi beceriyle ilişkilendiriyor; ancak olası yararlar yine de ölçülü kullanım gerektiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Take a look at — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: bir gösterimde dikkati doğal biçimde yöneltin; take burada bir nesneyi götürmek değildir. 2. have been shown to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: araştırmacıları anmadan kanıtlı bir sonucu ihtiyatla bildiren edilgen yapıyı tanıyın ve bunu evrensel garanti sanmayın. 3. inside scoop — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bu samimi medya sözünü içeriden ya da önceden edinilen bilgi olarak anlayın, gerçek bir kepçe olarak değil.

Bu derste

Video games provide a fun escape from reality. Kalıp ifadeler

0:00

Video oyunları gerçeklikten eğlenceli bir kaçış sunar.

Kalıp ifadeler

escape from reality: gerçeklikten geçici olarak uzaklaşma

Bu cümlede escape from reality, fiziksel olarak bir yerden kaçmak anlamına gelmez. Günlük baskılardan, sorunlardan veya koşullardan zihnen bir süre uzaklaşmak anlamına gelir; video oyunları bu geçici rahatlamayı sağlar. Bu ifade, eğlence, okuma, seyahat veya hayal gücünün bir kişinin gerçek hayatı kısa bir süre düşünmemesine nasıl yardımcı olduğunu anlatmak için sıkça kullanılır. Tek başına, sorumlulukları kalıcı olarak terk etmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Günlük baskılardan geçici olarak uzaklaşmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a stressful week, reading fantasy novels helps me ____.

Cevabı göster

escape from reality

Though they're often portrayed as violent, Kalıp ifadeler

0:02

Bazıları video oyunlarını sık sık şiddet içerikli,

lazy, and a waste of time by some, Kalıp ifadeler

0:04

insanı tembelleştiren bir zaman kaybı olarak gösterse de

Kalıp ifadeler

portrayed as: ileri sürülen gerçek değil, yansıtılan imge

Portray X as Y, X'i izleyicinin onu Y olarak görmesini sağlayacak biçimde sunmak veya betimlemek anlamına gelir. Edilgen X is portrayed as Y yapısı X'i öne çıkarır ve Y'yi ona atanan imge olarak gösterir. Burada they video oyunlarını, by some ise bu etiketleri veren kişileri belirtir. Violent, lazy ve a waste of time aktarılan yargılardır; konuşmacının bunları mutlaka onayladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

portray X as Y yapısını doğru biçimlerle tamamlayın: Critics often ____ the film ____ too sentimental.

Cevabı göster

portray · as

Kalıp ifadeler

a waste of time: harcanan zamana değmeyen şey

“A waste of time”, bir etkinliğin ona harcanan zamana değmediğini belirten kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede video oyunları hakkında oldukça olumsuz bir yargıyı aktarır. “A waste of time” kalıbını eksiksiz kullanın. Burada “time” sayılamayan bir addır; “a” ise sayılabilen “waste” adını merkez alan yapının parçasıdır.

Alıştırma

“Harcanan zamana değmemek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The meeting was ____.

Cevabı göster

a waste of time

the debate has raged on for years. Öbek fiiller

0:06

bu tartışma yıllardır sürüp gidiyor.

Öbek fiiller

raged on: şiddetle devam etti

“Raged on”, “rage on” öbek fiilinin geçmiş zaman ortaç biçimidir. Özne bir tartışma olduğunda, tartışmanın yoğun biçimde sürdüğünü ve çözümsüz kaldığını belirtir. Burada “rage”, bir kişinin öfkesini değil, süren anlaşmazlığın şiddetini anlatır; “on” ise devam etme anlamını katar.

Alıştırma

“Şiddetle devam etti” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Despite the peace talks, the war ____ for another year.

Cevabı göster

raged on

So, are there any positive effects?

0:08

Peki, olumlu etkileri var mı?

Can video games actually make you smarter?

0:10

Video oyunları sizi gerçekten daha zeki yapabilir mi?

Before we get ahead of ourselves, Deyimler

0:13

Fazla ileri gitmeden önce,

Deyimler

get ahead of ourselves: çok erken sonuca varmak

Bu cümlede get ahead of ourselves, gerçekler veya önceki adımlar henüz desteklemediği hâlde bir sonuca varmak ya da ileriye dönük plan yapmak anlamına gelir. Konuşan kişi tartışmayı yavaşlatmaktadır; fiziksel olarak öne geçmekten veya önde olmaktan söz etmez. Yaygın kalıp get ahead of oneself biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I get ahead of myself, you get ahead of yourself ve we get ahead of ourselves.

Alıştırma

'Çok erken sonuca varmak' anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We have one promising result, but let's not ____.

Cevabı göster

get ahead of ourselves

it's important to note that too much of anything is bad,

0:14

her şeyin fazlasının zararlı olduğunu unutmamak gerek;

even broccoli.

0:17

brokoli bile buna dahil.

Seriously,

0:18

Cidden,

extremely high doses of broccoli can actually be toxic.

0:18

aşırı yüksek dozlarda brokoli gerçekten zehirli olabilir.

Heck,

0:21

Hatta,

even water toxicity exists.

0:21

su zehirlenmesi diye bir şey bile var.

So, if you binge and do nothing but play video games, Dilbilgisi

0:23

Yani kendinizi kaptırıp video oyunu oynamaktan başka hiçbir şey yapmazsanız,

Dilbilgisi

do nothing but + yalın fiil: başka hiçbir etkinlik yapmamak

Do nothing but play video games, başka hiçbir etkinlik yapmadan bütün zamanı yalnızca video oyunu oynayarak geçirmek anlamına gelir. Buradaki but, karşıtlık bildiren bir bağlaç değil, «dışında» anlamındadır. do nothing but + fiil yapısında fiil normalde yalın biçimde gelir: do nothing but play denir, do nothing but to play denmez. Bu kalıp tek bir eylem dışında hiçbir şey yapılmadığını güçlü biçimde vurgular ve çoğu zaman davranışın aşırı olduğunu düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi do nothing but yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: During long train rides, Ben ____ read mystery novels.

Cevabı göster

does nothing but

the risks probably outweigh any benefits. Kalıp ifadeler

0:26

riskler muhtemelen her türlü faydadan daha ağır basar.

Kalıp ifadeler

Risk-fayda karşılaştırmasında outweigh any benefits

Bu cümlede outweigh, bir karşılaştırmada “bir şeyden daha önemli, ciddi ya da etkili olmak” anlamına gelir. Risklerin olası tüm faydalardan daha önemli olduğu değerlendirilir; gerçek anlamda ağırlık ölçmekten söz edilmez. Probably, sonucu kesin bir iddia yerine temkinli bir değerlendirme hâline getirir. Aktarılabilir kalıp A outweighs B şeklindedir ve maliyetleri, riskleri, dezavantajları ya da faydaları karşılaştırırken sık kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “daha önemli olmak” anlamına gelen fiille tamamlayın: In this decision, the long-term risks ____ the short-term benefits.

Cevabı göster

outweigh

In fact,

0:29

Aslında,

we have an entire video devoted to what would happen if you stopped going outside Kalıp ifadeler

0:29

dışarı çıkmayı bırakırsanız neler olacağını

Kalıp ifadeler

Bir konuya devoted to olmak

Burada devoted to, videonun içeriğinin neye ayrıldığını anlatır: videonun tamamı, birinin dışarı çıkmayı bırakması durumunda ne olacağını ele almaya ayrılmıştır. Özne bir medya içeriği, etkinlik, bölüm ya da kaynak olduğunda be devoted to, “tamamen ya da büyük ölçüde bir konuya odaklanmak” anlamına gelir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle ardından isim, -ing biçimi veya what would happen gibi bir içerik yan cümlesi gelebilir. Burada devoted to ile başlayan ifade video sözcüğünü sonradan niteler ve kabaca “bu soruya odaklanan bir video” anlamına gelir.

Alıştırma

Dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The final chapter is ____ practical safety tips.

Cevabı göster

devoted to

and the negative effects of sitting,

0:33

ve oturmanın olumsuz etkilerini ele alan ayrı bir videomuz bile var;

link in the description.

0:35

bağlantısı açıklamada.

Having said that, Anlatım akışı

0:36

Bununla birlikte,

Anlatım akışı

Having said that: yön değiştirmeden önce önceki noktayı korumak

Having said that, önceki noktayı geçerli tutarken onu sınırlayan veya savı farklı bir yöne taşıyan bilgiyi sunan bir söylem belirtecidir. Burada konuşmacının daha önce belirtilen riskleri kabul edip uyarıyı geri çekmeden olası yararlara geçmesini sağlar. Konuşmanın bittiğini bildirmek için değil, dengeli bir yön değişikliği yapmak için kullanılır.

Alıştırma

İlk noktayı kabul ettikten sonra yön değiştiren üç sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Too much screen time can be unhealthy. ____, some games can support problem-solving.

Cevabı göster

Having said that

many studies have actually shown increases in cognitive function after playing video games. Kelime

0:37

birçok araştırma, video oyunu oynadıktan sonra bilişsel işlevlerde artış olduğunu gösterdi.

Kelime

cognitive function: genel zihinsel süreçler

Bu araştırma cümlesinde cognitive function, zihnin bilgiyi alma, saklama ve kullanma biçimini kapsayan geniş bir terimdir; dikkat, bellek, akıl yürütme ve ilgili süreçleri içerir. Yalnızca zeki olmak anlamına gelmez. Bir artış, tüm zihinsel yetilerin aynı anda gelişmesi yerine ölçülen bir veya birkaç yetiyle ilgili olabilir.

Alıştırma

“The treatment improved cognitive function,” cümlesinde cognitive function büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Yalnızca kişinin IQ puanı
  2. Her zihinsel yetinin eşit ölçüde gelişmesi
  3. Dikkat, bellek ve akıl yürütme gibi genel zihinsel süreçler
  4. Beynin fiziksel gücü
Cevabı göster

Dikkat, bellek ve akıl yürütme gibi genel zihinsel süreçler

One study in particular had participants play Super Mario 64

0:41

Özellikle bir araştırmada katılımcılara Super Mario 64

for 30 minutes a day over 2 months. Dilbilgisi

0:45

iki ay boyunca günde 30 dakika oynatıldı.

Dilbilgisi

30 minutes a day: günde 30 dakika

Burada 30 minutes a day, her gün 30 dakika anlamına gelir; yani 30 minutes each day veya 30 minutes per day ile aynıdır. “Süre miktarı + a day” kalıbı belirli bir günü değil, günlük bir oranı veya rutini anlatır. Her gün bir saat ders çalışmak ya da her gün yirmi dakika yürümek gibi tekrarlanan programları anlatabilir. Bu cümlede günlük rutin iki aylık bir dönem boyunca devam eder.

Alıştırma

Cümleyi “her gün” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: She practices the piano for 30 minutes ____.

Cevabı göster

a day

Afterwards,

0:47

Sonrasında,

the brains of these participants saw an increase of gray matter Kelime

0:47

bu katılımcıların beyinlerindeki gri madde miktarında artış görüldü;

Kelime

gray matter: gri madde

Gray matter, beyinde ve omurilikte bulunan, çok sayıda sinir hücresi gövdesi içeren ve bilginin işlenmesine yardımcı olan dokuyu ifade eden bir sinirbilim terimidir. Bu cümlede an increase of gray matter, araştırmacıların bu dokuda artış gözlemlediği anlamına gelir. Burada matter, fiziksel madde veya doku anlamındadır. Konu ya da sorun anlamına gelmez ve “önemli olmak” anlamındaki fiil de değildir.

Alıştırma

“Exercise may increase gray matter,” cümlesinde gray matter ne anlama gelir?

  1. Çözülmesi gereken zor bir sorun
  2. Egzersizin önemi
  3. Beyin ve omurilikteki sinir dokusu
Cevabı göster

Beyin ve omurilikteki sinir dokusu

in areas associated with memory, strategic planning, Kalıp ifadeler

0:50

bu artış hafıza, stratejik planlama

and fine motor skills of the hands Kelime

0:53

ve ellerin ince motor becerileriyle ilişkili bölgelerdeydi

Kalıp ifadeler

associated with: neden iddia etmeden bağlantı göstermek

Bu cümlede associated with, beyin bölgelerini hafıza, stratejik planlama ve ellerin hassas hareketleriyle ilişkilendirir. Yapı be associated with + isim veya isim öbeğidir. İki şey arasında bir ilişki veya bağlantı bulunduğunu söyler. Bu ifade tek başına birinin diğerine neden olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: In the study, daily reading was associated with a larger vocabulary. Bu cümle güvenli biçimde neyi iddia eder?

  1. Araştırma, her gün okumanın daha geniş bir kelime dağarcığının tek nedeni olduğunu kanıtladı.
  2. Araştırma bir bağlantı buldu, ancak bu cümle tek başına okumanın farkı yarattığını kanıtlamaz.
  3. Araştırma, her gün okuma ile kelime dağarcığı arasında hiçbir ilişki bulmadı.
Cevabı göster

Araştırma bir bağlantı buldu, ancak bu cümle tek başına okumanın farkı yarattığını kanıtlamaz.

Kelime

fine motor skills: küçük ve hassas hareketler

Fine motor skills, özellikle parmaklar, eller ve bileklerle yapılan küçük ve kontrollü hareketler için gereken becerilerdir. Buradaki of the hands, konuşulan vücut bölümünün eller olduğunu açıkça belirtir. Bu terimde fine, küçük ve hassas anlamına gelir. İyi, kabul edilebilir veya sağlıklı anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi etkinlikte esas olarak fine motor skills kullanılır?

  1. Alçak bir ipin üzerinden atlamak
  2. Oyun alanında koşmak
  3. Küçük boncukları ipe dizmek
Cevabı göster

Küçük boncukları ipe dizmek

compared to those who had not played. Dilbilgisi

0:54

ve oyun oynamayanlara kıyasla belirgindi.

Dilbilgisi

oynamamış olanlarla karşılaştırıldığında

Burada compared to, karşılaştırmada temel alınan grubu tanıtır. Bir grubun sonucu diğer grubun sonucuyla karşılaştırılır. Those, daha önce sözü edilen çoğul kişilerin yerine kullanılır; bu bağlamda oyunu oynamayan katılımcıları belirtir. Böylece participants sözcüğü tekrarlanmaz. Had not played past perfect yapıdadır, çünkü oynamama durumu daha sonraki ölçüm veya karşılaştırmadan önce gerçekleşmiştir.

Alıştırma

participants sözcüğünü tekrarlamayı önleyen çoğul yerine geçme sözcüğüyle karşılaştırmayı tamamlayın: The participants who played responded faster compared to ____ who had not played.

Cevabı göster

those

These are particularly encouraging results for mental disorders

0:56

Bu sonuçlar özellikle ruhsal bozuklukların tedavisi açısından umut verici;

which cause these brain regions to shrink

0:59

çünkü bu bozukluklar söz konusu beyin bölgelerinin küçülmesine yol açıyor

using video games as a therapy.

1:01

ve video oyunları bir terapi yöntemi olarak kullanılabilir.

Surprisingly,

1:04

Şaşırtıcı biçimde,

action games can also increase attention to detail in individuals. Kalıp ifadeler

1:04

aksiyon oyunları kişinin ayrıntılara dikkat etme becerisini de artırabilir.

Kalıp ifadeler

ayrıntılara dikkat

Attention to detail, küçük bilgileri, özellikleri veya hataları dikkatle fark edip ele almak demektir. Cümlede, aksiyon oyunlarının bireylerde artırabileceği bir beceriyi adlandırır. To edatı bu yerleşik ifadenin bir parçasıdır. Yaygın ifade attention to detail biçimindedir; burada detail, ayrı ayrı ayrıntıların bir listesini değil, genel bir ayrıntı kavramını belirtir.

Alıştırma

Küçük bilgileri dikkatle fark etme anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The editor's ____ helped her catch a missing date.

Cevabı göster

attention to detail

Take a look at the following words on screen Kalıp ifadeler

1:08

Ekrandaki şu kelimelere bakın

Kalıp ifadeler

Take a look at: dikkati doğal bir şekilde yönlendirmek

Take a look at, “bir şeye kısaca bakmak veya dikkati ona vermek” demektir. Bu cümlede izleyicinin dikkatini ekrandaki kelimelere yönlendirir. take, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; fiziksel olarak bir şeyi alıp taşımak anlamına gelmez. Kalıp take a look at + nesne şeklindedir. Birinin dikkatini belirli bir şeye yönlendirmenin doğal bir yoludur ve genellikle doğrudan look at emrinden biraz daha az sert duyulur.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “kısaca bakmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın. Before you answer, ____ the picture on page ten.

Cevabı göster

take a look at

and yell out what color the word is as fast as you can. Notlar

1:10

ve kelimenin hangi renkte olduğunu olabildiğince hızlı bağırın.

Öbek fiiller

Yell out: bir şeyi yüksek sesle söylemek

Yell out, “başkalarının duyabilmesi için bir şeyi çok yüksek sesle söylemek veya bağırmak” demektir. Bu talimatta izleyiciler renk cevabını hızlı ve yüksek sesle söylemelidir. Out, sözlerin açıkça seslendirildiğini vurgular; bir yönü anlatmaz. Yaygın kalıp yell out + answer/name/warning veya yell out that + cümlecik şeklindedir. İfadenin ardından gelen şey söylenen bilgidir; öfkeli bağırışın yöneltildiği kişi değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede yell out, bir bilgiyi yüksek sesle söylemek anlamında kullanılmıştır?

  1. He whispered the answer to the teacher.
  2. Yell out your name when your team is called.
  3. She yelled at her brother for breaking the toy.
Cevabı göster

Yell out your name when your team is called.

Dilbilgisi

as fast as you can: as ... as you can yapısı

“As fast as you can”, “yapabildiğin en yüksek hızda” anlamına gelir. Üst sınırı başka biriyle yapılan karşılaştırma değil, dinleyenin kendi yeteneği belirler. Yeniden kullanılabilen yapı as + zarf + as + özne + can biçimindedir: as clearly as you can, as carefully as she can. Birinden, zarfın belirttiği niteliği uygulamada ulaşabileceği en yüksek dereceye çıkarmasını ister.

Alıştırma

carefully ile as + zarf + as you can yapısını kullanın: Please carry the glass ____.

Cevabı göster

as carefully as you can

So,

1:13

Hadi,

green,

1:14

yeşil,

blue,

1:15

mavi,

orange.

1:17

turuncu.

Okay,

1:18

Tamam,

now try a bit faster without me.

1:18

şimdi ben olmadan biraz daha hızlı deneyin.

As we continue,

1:29

Devam ettikçe

it becomes more difficult

1:30

iş zorlaşıyor,

because there's a conflict between the word itself and its color.

1:31

çünkü kelimenin kendisiyle rengi birbiriyle çelişiyor.

Chances are if you play more than 5 to 10 hours of action games a week, Ton ve niyet

1:34

Haftada 5 ila 10 saat veya daha fazla aksiyon oyunu oynuyorsanız,

Ton ve niyet

Chances are: olası bir sonucu sunmak

“Chances are”, konuşanın doğru olma ihtimalini yüksek gördüğü ancak yine de belirsizlik taşıyan bir yargıyı sunar. Burada sonraki ifadeyi garantili bir gerçek olarak değil, olası bir sonuç olarak çerçeveler. Normalde ardından tam bir cümlecik gelir: Chances are (that) + özne + fiil. Bu kalıplaşmış ifadede chances çoğul kalır ve kesin bir sayısal olasılık verilmez.

Alıştırma

Hangi cümle otobüsün geç kalmasının olası ancak kesin olmadığını söylüyor?

  1. Chances are, the bus will be late.
  2. The bus will definitely be late.
  3. There's a small chance the bus will be late.
Cevabı göster

Chances are, the bus will be late.

you're able to solve these problems much more quickly.

1:38

bu sorunları çok daha hızlı çözebiliyor olmanız muhtemel.

This is because your brain is actually more efficient in the regions associated with attention.

1:40

Bunun nedeni, beyninizin dikkatle ilişkili bölgelerde daha verimli çalışmasıdır.

Of course,

1:45

Elbette,

video games can also be incredibly educational.

1:45

video oyunları son derece eğitici de olabilir.

And while you may not be playing some of your favorite games for this purpose,

1:48

En sevdiğiniz oyunlardan bazılarını bu amaçla oynamıyor olabilirsiniz,

there are certainly many games that are used as effective teaching tools

1:51

ama etkili eğitim araçları olarak kullanılan pek çok oyun kesinlikle var;

for both young and old. Kalıp ifadeler

1:54

ve bunlar hem gençlere hem de yaşlılara yöneliktir.

Kalıp ifadeler

both young and old: iki yaş grubunu da kapsamak

both A and B yapısı, A ile B’nin ikisinin de dâhil olduğunu belirtir. Burada young ve old, young people ve old people yerine kullanılan sıfatlardır. Genel bir ifadede yaş aralığının iki ucunu birlikte söylemek, bir şeyin yalnızca tek bir yaş grubuna değil, birçok yaştan insana yönelik olduğunu anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi, gençleri ve yaşlıları kapsamak için both kullanan dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The library runs free workshops for ____.

Cevabı göster

both young and old

They may even help kids who suffer from dyslexia Kalıp ifadeler

1:55

Hatta disleksisi olan çocukların

read more effectively.

1:58

daha etkili okumasına yardımcı olabilirler.

Kalıp ifadeler

suffer from dyslexia: zorluğu vurgulamak

Suffer from + bir durum, o durum yüzünden zorluk, acı veya başka olumsuz etkiler yaşamak anlamına gelir. Bu cümlede suffer from dyslexia, disleksiyi çocuklar için bir zorluk kaynağı olarak sunar. Disleksi, okuma ve yazılı dili işleme üzerinde etkili olabilen bir öğrenme farklılığıdır. suffer fiili zorluğa odaklanan olumsuz bir bakış ekler; birinin disleksisi olduğunu söylemenin tamamen tarafsız bir yolu değildir.

Alıştırma

Ağrı veya sıkıntıdan söz edilmeyen bir bağlamda şu ifadeyi değerlendirin: “Maya suffers from dyslexia.”

  1. Uygun: suffer from burada tamamen tarafsızdır.
  2. Daha iyi düzeltme: “Maya has dyslexia” burada daha tarafsızdır.
Cevabı göster

Daha iyi düzeltme: “Maya has dyslexia” burada daha tarafsızdır.

In a small study,

1:59

Küçük çaplı bir araştırmada,

dyslexic children who played regular video games

2:00

sıradan video oyunları oynayan disleksili çocuklar

ended up reading faster and more accurately, Öbek fiiller

2:02

sonunda daha hızlı ve daha doğru okumaya başladı;

Öbek fiiller

ended up reading: end up + -ing yapısı

Bu cümlede ended up reading, çocuklar normal video oyunları oynadıktan sonra daha hızlı ve daha doğru okumanın nihai sonuç hâline geldiğini belirtir. Sonuç, bir süreç sonunda ulaşılan ve çoğu zaman planlanmamış ya da beklenmemiş bir durum olarak sunulur. Başka durumlara aktarılabilen yapı end up + -ing şeklindedir. Zaman end üzerinde gösterilir: end up reading, ended up reading. Up, öbek fiilin bir parçasıdır ve fiziksel olarak yukarı hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We planned to leave after lunch, but the storm continued, so we ____ staying overnight.

Cevabı göster

ended up

once again relating to improved attention skills.

2:05

bu da yine gelişmiş dikkat becerileriyle bağlantılıydı.

Meanwhile,

2:08

Bu arada,

other studies have found improvements in eyesight.

2:09

başka araştırmalar görme yetisinde de iyileşme olduğunu ortaya koydu.

Not only can they see smaller details more clearly like tiny writing, Dilbilgisi

2:11

Küçük yazılar gibi ufak ayrıntıları daha net görmekle kalmıyor,

but they have an easier time differentiating levels of gray. Dilbilgisi

2:14

gri tonlarını birbirinden daha kolay ayırt edebiliyorlar.

Dilbilgisi

Not only ... but ... ve yan cümle başında devrik yapı

Not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki olguyu sunar ve ikincisini ek veya daha güçlü bir nokta olarak ekler. Burada ilk yarar küçük ayrıntıları daha net görmek, ikinci yarar ise gri tonlarını daha kolay ayırt etmektir; but burada karşıtlık bildirmez. Not only ilk yan cümlenin başında olduğu için kiplik fiili veya yardımcı fiil özneden önce gelir: Not only can they see .... Bu, soru değil, bildirme cümlesindeki devrik yapıdır. İkinci yan cümle normal sözcük sırasını korur: but they have .... But sözcüğünden sonra also gelebilir, ancak zorunlu değildir.

Alıştırma

Yan cümle başındaki Not only ... but ... yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Not only the new route saved time, but it also reduced fuel use.
  2. Not only did the new route save time, but it also reduced fuel use.
  3. Not only did the new route saved time, but it also reduced fuel use.
Cevabı göster

Not only did the new route save time, but it also reduced fuel use.

Dilbilgisi

have an easier time + -ing ile daha az zorluk ifade etmek

Bu cümlede have an easier time differentiating, “ayırt etmeyi daha kolay bulmak” anlamına gelir. Time, have an easy/hard time + -ing kalıbının bir parçasıdır; daha fazla kullanılabilir zaman olduğu anlamına gelmez. Bir etkinlik bir kişi veya grup için diğerine göre daha kolaysa ya da bir değişiklikten sonra kolaylaşmışsa have an easier time + -ing kullanılır. Karşılaştırılan taraf açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: After we labeled the boxes, I had ____ finding the right toy.

Cevabı göster

an easier time

Very practiced action gamers were 58% better at perceiving fine differences in contrast,

2:17

Aksiyon oyunlarında çok deneyimli oyuncular, kontrasttaki ince farkları algılamada %58 daha başarılıydı;

which is important as this is one of the first things to diminish with age. Kalıp ifadeler

2:23

bu önemli, çünkü yaşla birlikte ilk zayıflayan yetilerden biri budur.

Kalıp ifadeler

diminish with age ile yaşa bağlı kademeli azalmayı anlatmak

Bu cümlede diminish, “giderek zayıflamak veya daha az etkili olmak”; with age ise “insanlar yaşlandıkça” anlamına gelir. Özne, this sözcüğünün işaret ettiği yetidir; dolayısıyla cümle bu yetinin zamanla azalma eğiliminde olduğunu söyler. İfade yaşla ilgili genel bir eğilimi anlatır. Kesin bir yaş belirtmez ve değişimin her insanda aynı biçimde gerçekleştiğini iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi hedef resmî ifadeyle tamamlayın: Some aspects of short-term memory ____.

Cevabı göster

diminish with age

Even in the elderly, Kelime

2:26

Yaşlılarda bile

Kelime

topluluk bildiren isim öbeği olarak the elderly

Burada elderly sıfatı, yaşlı insanları topluca belirtmek için the ile kullanılır. Belirli bir kişiyi betimlemez; ifadenin tamamı çoğul anlamlı bir grup adı gibi işlev görür. Aynı the + sıfat yapısı the rich ve the unemployed gibi ifadelerde de görülür. Günümüz İngilizcesinde insanlardan doğrudan söz ederken, yalnızca yaş etiketi kullanmak yerine kişileri öne çıkaran older people veya older adults çoğu zaman tercih edilir.

Alıştırma

'Support services are available for the elderly,' cümlesinde 'the elderly' neyi belirtir?

  1. grup olarak ele alınan yaşlı insanlar
  2. belirli bir yaşlı kişi
  3. yaşlanma süreci
Cevabı göster

grup olarak ele alınan yaşlı insanlar

improved memory and focus is seen.

2:27

hafıza ve odaklanmada gelişme görülüyor.

More importantly,

2:29

Daha da önemlisi,

specially designed brain-teasing video games

2:30

özel olarak tasarlanmış, zihni zorlayan video oyunlarının

have been shown to slow the aging process of the brain Dilbilgisi

2:32

beynin yaşlanma sürecini

Dilbilgisi

have been shown to + fiilin yalın biçimi

have been shown to slow yapısında have been shown, show fiilinin present perfect edilgen biçimidir; to slow ise bildirilen etkiyi belirten to'lu mastardır. Çoğul özne video games, have kullanımını gerektirir; tekil özneyle has been shown to kullanılır. Bu yapı, araştırmacıları veya çalışmaları ana cümlede belirtmeden bugüne kadar mevcut olan kanıtları özetler. Kanıtların sonucu desteklediğini bildirir; sonucun her oyun veya her kişi için garanti edildiğini söylemez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen edilgen kanıt bildirme yapısıyla tamamlayın: These exercises ____ improve balance.

Cevabı göster

have been shown to

by up to 7 years. Kalıp ifadeler

2:35

7 yıla kadar yavaşlatabildiği gösterildi.

Kalıp ifadeler

up to 7 years: garanti değil, üst sınır

“Up to 7 years” ifadesinde up to bir üst sınır belirler. Gerçek değer bu sınırın altında olabilir; yedi yıl yalnızca belirtilen en yüksek değerdir. By ile birlikte kullanıldığında ifade, azalmanın mümkün olan en yüksek miktarını anlatır. Her durumda azalmanın tam olarak yedi yıl olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi üst sınır belirten iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: “Delivery can take ____ ten business days.”

Cevabı göster

up to

This is because they are cognitively complex

2:37

Çünkü bu oyunlar bilişsel açıdan karmaşıktır

and require mental energy.

2:39

ve zihinsel enerji gerektirir.

Think you're able to keep track of what's in front of your eyes? Kalıp ifadeler

2:40

Gözünüzün önündekileri takip edebildiğinizi mi düşünüyorsunuz?

Kalıp ifadeler

keep track of: zaman içinde güncel bilgiyi korumak

Keep track of, bir şeyin nerede olduğunu, hangi durumda bulunduğunu veya zaman içinde nasıl değiştiğini sürekli bilmek anlamına gelir. Bir şeyi yalnızca bir kez fark etmeyi değil, devam eden dikkat veya hafızayı içerir. Burada nesnesi “what's in front of your eyes” yan cümlesidir: amaç, durum değişirken görülen şeylerin farkında kalmaktır. Yapı keep track of + isim, zamir veya yan cümledir.

Alıştırma

Cümleyi “bir şeyin durumunu bilmeye devam etmek” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: “I use a calendar to ____ all my appointments.”

Cevabı göster

keep track of

Keep an eye on the blue circle here. Deyimler

2:43

Buradaki mavi daireyi gözden kaçırmayın.

Deyimler

Keep an eye on: izlemeye veya takip etmeye devam etmek

Keep an eye on, birini veya bir şeyi izlemeye, takip etmeye ya da gözetmeye devam etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Bu cümlede izleyiciye mavi daireye yalnızca bir kez bakması değil, onu izlemeye devam etmesi söylenir. Göz imgesi mecazidir; bir gözün gerçekten bir yere konması söz konusu değildir. Başka durumlara aktarılabilen yapı keep an eye on + kişi veya şey biçimindedir ve on sabit edattır.

Alıştırma

Cümleyi “izlemeye devam etmek” anlamındaki sabit deyimle tamamlayın: The soup may boil over, so ____ it.

Cevabı göster

keep an eye on

Eventually,

2:46

Bir süre sonra

it will turn yellow like all the others.

2:46

diğerlerinin tümü gibi sarıya dönecek.

I will then point to a circle and you tell me if it was originally blue.

2:48

Ardından bir daireyi göstereceğim; siz de başlangıçta mavi olup olmadığını söyleyeceksiniz.

If you knew this ball wasn't blue,

2:52

Bu topun mavi olmadığını bildiyseniz,

then you're a functioning human being. Ton ve niyet

2:54

normal çalışan bir insansınız demektir.

Ton ve niyet

then you're a functioning human being: mizahi övgü

Then, sonraki cümleciği açıkça belli olan cevabı fark etmenin sonucu olarak sunar. İzleyiciye a functioning human being denmesi, çok kolay bir başarıyı temel insan yeterliliğinin kanıtı gibi kasıtlı biçimde gösterir; bu nedenle övgü komik ve abartılıdır. Buradaki functioning, sözün tıbbi veya psikolojik bir değerlendirme olduğu anlamına gelmez. Konuşmacının asıl mesajı ilk görevin son derece kolay olduğudur; söz, kimseye teşhis koymak yerine doğru cevap verenleri şakacı biçimde kutlar.

Alıştırma

Yargı: Bu sözde konuşmacı, izleyici hakkında ciddi bir tıbbi değerlendirme yapmaktadır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

But let's make it harder.

2:56

Ama işi biraz zorlaştıralım.

Staring at the middle of the screen can help to keep track of the blue circles.

2:57

Ekranın ortasına bakmak, mavi daireleri takip etmenize yardımcı olabilir.

Was this circle originally blue?

3:04

Bu daire başlangıçta mavi miydi?

If you said no, Dilbilgisi

3:06

Hayır dediyseniz,

you'd be right.

3:07

doğru bildiniz.

Dilbilgisi

If you said no, you'd be right: varsayımsal cevap değerlendirmesi

Bu, bir test cevabına yönelik varsayımsal geri bildirimdir. If yan cümlesinde say fiilinin geçmiş biçimi said, ana cümlede ise would kullanılır: if + geçmiş biçim, would + fiilin yalın biçimi. Sunucu, her izleyicinin gerçekte ne söylediğini bildiğini iddia etmez. Bu kalıp olası bir cevaba dönüp bakar ve no cevabını veren kişinin doğru cevap verdiğini anlatır. Buradaki geçmiş biçim yalnızca geçmiş zamanı değil, bilinen bir olguya karşı mesafeyi gösterir.

Alıştırma

Say fiilini ve dersteki varsayımsal cevap değerlendirme kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: If you ____ no, ____ be right.

Cevabı göster

said · you'd

One more time,

3:08

Bir kez daha,

but with five blue circles.

3:09

ama bu kez beş mavi daireyle.

Was this one originally blue?

3:16

Bu başlangıçta mavi miydi?

Yep,

3:18

Evet,

it was.

3:19

maviydi.

It turns out the average person can track about three to four objects Anlatım akışı

3:19

Ortalama bir insanın yaklaşık üç ila dört nesneyi takip edebildiği ortaya çıktı;

Anlatım akışı

It turns out: keşfedilen bir sonucu sunmak

It turns out, bir sonucu sunan ifadedir. Ardından gelen bilginin bir test, araştırma veya sonradan edinilen bilgiler sayesinde açıklığa kavuştuğunu gösterir. Burada açıklamayı önceki takip etkinliğinden, ortalama bir insanın kaç nesneyi takip edebildiğine ilişkin genel bulguya taşır. Sonucu temelsiz bir gerçek gibi sunmak yerine ona bir keşif duygusu katar.

Alıştırma

Araştırmacılar iki filtreyi de karşılaştırdı ve artık sonuçlara sahip. Hangi cümle keşfettikleri şeyi en doğal biçimde sunar?

  1. It turns out the new filter works better.
  2. In fact, the new filter works better.
  3. It seems the new filter works better.
Cevabı göster

It turns out the new filter works better.

while practiced action gamers can track around six to seven.

3:23

deneyimli aksiyon oyuncularıysa yaklaşık altı ila yedi nesneyi takip edebiliyor.

Finally,

3:26

Son olarak,

as technology continues to transform medicine,

3:27

teknoloji tıbbı dönüştürmeye devam ederken,

surgeries are being completed with the insertion of cameras and remote controlled tools.

3:29

ameliyatlar vücuda kameralar ve uzaktan kumandalı aletler yerleştirilerek yapılıyor.

And these surgeries have very clear parallels to video games Kalıp ifadeler

3:33

Bu ameliyatlarla video oyunları arasında da çok belirgin benzerlikler var:

Kalıp ifadeler

Have clear parallels to ile belirgin benzerlik kurma

Bu cümlede have very clear parallels to, ameliyatların ve video oyunlarının açık ve ilgili ortak özellikler taşıdığı anlamına gelir: ikisinde de ekran ve kontrol araçları üzerinden hassas hareketler yapılır. Buradaki parallels, geometrik çizgileri değil soyut benzerlik ve karşılıkları anlatır. X has parallels to Y kalıbı, X ile Y'nin karşılık gelen özelliklerini karşılaştırır; ancak X ile Y'nin aynı olduğunu ileri sürmez. Very, clear sözcüğünü güçlendirir fakat karşılaştırmayı tam bir eşitliğe dönüştürmez.

Alıştırma

Dersteki analitik ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The two systems share several corresponding design features. The new simulator ____ the older training program.

Cevabı göster

has clear parallels to

with a screen and a controlling device.

3:36

ikisinde de bir ekran ve kontrol cihazı kullanılıyor.

Not surprisingly,

3:38

Şaşırtıcı olmayan bir şekilde,

young doctors with previous exposure to video games Kalıp ifadeler

3:39

daha önce video oyunlarıyla deneyimi olan genç doktorlar

Kalıp ifadeler

Previous exposure to + isim

Previous exposure to video games, genç doktorların söz konusu dönemden önce video oyunlarıyla karşılaşmış veya onları kullanmış olduğu anlamına gelir. Burada exposure, önceki teması veya deneyimi anlatır; mutlaka resmî eğitim alındığını göstermez. previous exposure to + isim kalıbı, bir konu, araç, ortam veya etkinlikle daha önce temas edildiğini belirtir. Bu kalıp tek başına temasın ne kadar sık olduğunu göstermez ve beceri ya da ustalık kanıtlamaz.

Alıştırma

Okul, başvuranların resmî eğitim aldığını ima etmeden yalnızca ekipmanla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığını öğrenmek istiyorsa İngilizce cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? Applicants should report any ____ laboratory equipment.

  1. expertise with
  2. previous exposure to
  3. professional training in
Cevabı göster

previous exposure to

show fewer errors and faster completion than those without. Dilbilgisi

3:42

deneyimi olmayanlara göre daha az hata yapıyor ve işlemleri daha hızlı tamamlıyor.

Dilbilgisi

fewer errors and faster completion than those without ile paralel karşılaştırma

Fewer errors ve faster completion, show'dan sonra paralel biçimde kullanılan iki karşılaştırmalı isim öbeğidir. Tek bir than öbeği, iki sonucu da aynı referans grubuyla karşılaştırır. Errors ayrı ayrı sayılabilen hataları anlattığı için fewer kullanılır. Those, karşılaştırılan kişileri belirten çoğul ismin yerine geçer; burada genç doktorları anlatır. Without sonrasında, önceki video oyunu deneyimi gibi bağlamdan anlaşılabilen bir tamamlayıcı söylenmez. Böylece those without, referans grubunun tam tanımını tekrarlamayı önler.

Alıştırma

Karşılaştırmayı, sayılabilen hataların daha az olduğunu belirten standart sözcükle ve önceden simülasyon pratiği yapmamış kursiyerleri anlatan kısa ifadeyle tamamlayın: Trainees with prior simulation practice made ____ mistakes and finished faster than ____.

Cevabı göster

fewer · those without

Of course,

3:45

Elbette,

all of these skills are only useful if you use them,

3:45

tüm bu beceriler yalnızca onları kullanırsanız işe yarar;

which you can't if all you do is play video games. Dilbilgisi

3:48

sadece video oyunu oynarsanız bunu yapamazsınız.

Dilbilgisi

all you do is play video games ile tek etkinliği vurgulama

All you do is play video games, video oyunu oynamanın yaptığın tek etkinlik olduğunu belirten bir odaklama yapısıdır. All kişinin bütün eylemlerini kapsayan kümeyi sunar, you do bu kümeyi tanımlayan yan cümleyi oluşturur ve is bu kümeyi dolduran tek etkinliği belirtir. Bu yapıda do'dan sonra odaklanan eylem genellikle fiilin yalın hâliyle kullanılır: all you do is play denir, all you do is to play denmez. Bu yapı, only içeren basit bir cümleden daha vurguludur ve çoğu zaman başka yararlı hiçbir şey yapılmadığı eleştirisini destekler.

Alıştırma

Mesajlarını kontrol etmenin onun tek etkinliği olduğunu anlatan odaklama yapısını tamamlayın: All he ____ is ____ his messages.

Cevabı göster

does · check

So, enjoy your downtime and relax with your games in moderation, Kalıp ifadeler

3:50

O yüzden boş zamanınızın tadını çıkarın ve ölçülü biçimde oyun oynayarak rahatlayın,

Kalıp ifadeler

in moderation: aşırıya kaçmadan keyif almak

In moderation, istediğiniz kadar veya istediğiniz sıklıkta değil, “sınırlı ve makul bir miktarda” anlamına gelir. Burada oyunlardan nasıl keyif alınması gerektiğini sınırlar. Dengeli bir tutum ifade eder: Etkinliğe izin vardır, ancak etkinlik bütün zamanınızı veya hayatınızı kaplamamalıdır. Bu ifade tek bir sabit miktar belirlemez; uygun sınır etkinliğe ve duruma göre değişir.

Alıştırma

Öneriyi “aşırıya kaçmadan” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: You can enjoy dessert ____, but not after every meal.

Cevabı göster

in moderation

but get out there and keep your life diverse as well, Kalıp ifadeler

3:53

ama dışarı çıkıp hayatınızı çeşitlendirmeyi de unutmayın;

Kalıp ifadeler

get out there: harekete geçip hayata katılmak

Get out there, pasif veya alışılmış bir düzenden çıkıp daha geniş dünyaya etkin biçimde katılmaya yönelik samimi bir teşviktir. Bu cümlede there belirli bir yere işaret etmez. Burada ifade, dinleyiciyi gerçek yaşam etkinliklerine katılmaya ve hayatını çeşitli tutmaya teşvik eder. Daha genel olarak insanlarla tanışmayı, bir şey denemeyi, performans göstermeyi, başvuru yapmayı veya başka bir şekilde harekete geçmeyi teşvik edebilir.

Alıştırma

Teşviki “etkin biçimde katılmaya başlamak” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: If you want to make new friends, ____ and join a club.

Cevabı göster

get out there

because that's how you'll win at the game of life. Deyimler

3:56

çünkü hayat oyununu böyle kazanırsınız.

Deyimler

“Hayat oyunu” metaforu

Burada hayat oyunu bir metafordur: hayat; seçimleri, zorlukları ve başarılı olma yolları olan bir oyuna benzetilir. Bu, hayatın tek bir kural dizisi veya puanı olan gerçek bir yarışma olduğu anlamına gelmez. win at the game of life ifadesindeki win, hayatı iyi yönetmek veya güzel bir hayat kurmak anlamına gelir. game sözcüğünün tekrarlanması, son bölümü videonun daha önceki video oyunları konusuna da bağlar.

Alıştırma

Bu cümlede win at the game of life ne anlama geliyor?

  1. Bir masa oyununun bütün kurallarını öğrenmek
  2. Hayatı iyi yönetmek ve güzel bir hayat kurmak
  3. Kesin skoru olan resmî bir oyunu kazanmak
Cevabı göster

Hayatı iyi yönetmek ve güzel bir hayat kurmak

Got a burning question you want answered? Deyimler

3:59

Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?

Deyimler

Güçlü merakı anlatan burning question

Burning question, birinin yanıtını çok öğrenmek istediği sorudur. Burning, güçlü bir merak veya önem duygusu katar; gerçekte yanan bir şey yoktur. Got a burning question...? cümlesinde bu ifade daveti daha canlı hâle getirir ve izleyicileri gerçekten öğrenmek istedikleri bir şeyi göndermeye teşvik eder.

Alıştırma

Yanıtını çok öğrenmek istediğin bir soruyu anlatan ifadeyle daveti tamamla: Do you have a ____ about the ocean?

Cevabı göster

burning question

Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.

4:01

Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.

And if you want the inside scoop on upcoming episode ideas and behind the scenes, Deyimler

4:03

Gelecek bölüm fikirleri ve kamera arkası hakkında özel bilgiler istiyorsanız,

Deyimler

Inside scoop deyimi

Bu cümlede inside scoop, bir projeye veya olaya yakın kişilerden gelen özel ya da önceden öğrenilmiş bilgi anlamındaki gündelik bir deyimdir. Genel halkın henüz bilmediği ayrıntıların verileceğini belirtir. Inside, içerideki bir bilgi kaynağına erişimi anlatırken scoop burada önemli bir haber anlamına gelir. Bu iki sözcük birlikte fiziksel olarak bir şeyi kepçeyle almak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, içerideki bir kaynaktan gelen özel bilgi anlamındaki iki sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: Because Mia helps the organizers, she has the ____ on the surprise event.

Cevabı göster

inside scoop

check out our personal Instagram and Twitter handles. Kelime

4:07

kişisel Instagram ve Twitter hesaplarımıza göz atın.

Kelime

Sosyal medya handles

Burada handles, insanların sosyal medyada birini bulmak, ondan söz etmek veya onu etiketlemek için kullandıkları hesap adları anlamına gelir. Instagram ve Twitter adları, sözcüğün dijital medya anlamında kullanıldığını gösterir. Bir handle hesabı tanımlar ve görüntülenirken @ ile başlayabilir. Hesap sahibinin gerçek adıyla aynı olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Bu cümlede handle ne anlama geliyor?: Send me your social media handle so I can tag you.

  1. Bir cihazın elle tutulan bölümü
  2. Birini bulmak veya anmak için kullanılan hesap tanımlayıcısı
  3. Zor bir durumu yönetme eylemi
Cevabı göster

Birini bulmak veya anmak için kullanılan hesap tanımlayıcısı

And subscribe for more weekly science videos.

4:09

Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.