Video Oyunları Sizi Daha Zeki Yapabilir mi?: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Araştırmalar video oyunlarını hafıza, dikkat, okuma, görme ve cerrahi beceriyle ilişkilendiriyor; ancak olası yararlar yine de ölçülü kullanım gerektiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Take a look at — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: bir gösterimde dikkati doğal biçimde yöneltin; take burada bir nesneyi götürmek değildir. 2. have been shown to — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: araştırmacıları anmadan kanıtlı bir sonucu ihtiyatla bildiren edilgen yapıyı tanıyın ve bunu evrensel garanti sanmayın. 3. inside scoop — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bu samimi medya sözünü içeriden ya da önceden edinilen bilgi olarak anlayın, gerçek bir kepçe olarak değil.
Bu derste
Video games provide a fun escape from reality. Kalıp ifadeler
0:00Video oyunları gerçeklikten eğlenceli bir kaçış sunar.
escape from reality: gerçeklikten geçici olarak uzaklaşma
Bu cümlede escape from reality, fiziksel olarak bir yerden kaçmak anlamına gelmez. Günlük baskılardan, sorunlardan veya koşullardan zihnen bir süre uzaklaşmak anlamına gelir; video oyunları bu geçici rahatlamayı sağlar. Bu ifade, eğlence, okuma, seyahat veya hayal gücünün bir kişinin gerçek hayatı kısa bir süre düşünmemesine nasıl yardımcı olduğunu anlatmak için sıkça kullanılır. Tek başına, sorumlulukları kalıcı olarak terk etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Günlük baskılardan geçici olarak uzaklaşmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a stressful week, reading fantasy novels helps me ____.
Cevabı göster
escape from reality
Though they're often portrayed as violent, Kalıp ifadeler
0:02Bazıları video oyunlarını sık sık şiddet içerikli,
lazy, and a waste of time by some, Kalıp ifadeler
0:04insanı tembelleştiren bir zaman kaybı olarak gösterse de
portrayed as: ileri sürülen gerçek değil, yansıtılan imge
Portray X as Y, X'i izleyicinin onu Y olarak görmesini sağlayacak biçimde sunmak veya betimlemek anlamına gelir. Edilgen X is portrayed as Y yapısı X'i öne çıkarır ve Y'yi ona atanan imge olarak gösterir. Burada they video oyunlarını, by some ise bu etiketleri veren kişileri belirtir. Violent, lazy ve a waste of time aktarılan yargılardır; konuşmacının bunları mutlaka onayladığı anlamına gelmez.
Alıştırma
portray X as Y yapısını doğru biçimlerle tamamlayın: Critics often ____ the film ____ too sentimental.
Cevabı göster
portray · as
a waste of time: harcanan zamana değmeyen şey
“A waste of time”, bir etkinliğin ona harcanan zamana değmediğini belirten kalıplaşmış bir isim öbeğidir. Bu cümlede video oyunları hakkında oldukça olumsuz bir yargıyı aktarır. “A waste of time” kalıbını eksiksiz kullanın. Burada “time” sayılamayan bir addır; “a” ise sayılabilen “waste” adını merkez alan yapının parçasıdır.
Alıştırma
“Harcanan zamana değmemek” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The meeting was ____.
Cevabı göster
a waste of time
raged on: şiddetle devam etti
“Raged on”, “rage on” öbek fiilinin geçmiş zaman ortaç biçimidir. Özne bir tartışma olduğunda, tartışmanın yoğun biçimde sürdüğünü ve çözümsüz kaldığını belirtir. Burada “rage”, bir kişinin öfkesini değil, süren anlaşmazlığın şiddetini anlatır; “on” ise devam etme anlamını katar.
Alıştırma
“Şiddetle devam etti” anlamındaki iki sözcüklü geçmiş zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Despite the peace talks, the war ____ for another year.
Cevabı göster
raged on
Can video games actually make you smarter?
0:10Video oyunları sizi gerçekten daha zeki yapabilir mi?
get ahead of ourselves: çok erken sonuca varmak
Bu cümlede get ahead of ourselves, gerçekler veya önceki adımlar henüz desteklemediği hâlde bir sonuca varmak ya da ileriye dönük plan yapmak anlamına gelir. Konuşan kişi tartışmayı yavaşlatmaktadır; fiziksel olarak öne geçmekten veya önde olmaktan söz etmez. Yaygın kalıp get ahead of oneself biçimindedir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I get ahead of myself, you get ahead of yourself ve we get ahead of ourselves.
Alıştırma
'Çok erken sonuca varmak' anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: We have one promising result, but let's not ____.
Cevabı göster
get ahead of ourselves
it's important to note that too much of anything is bad,
0:14her şeyin fazlasının zararlı olduğunu unutmamak gerek;
extremely high doses of broccoli can actually be toxic.
0:18aşırı yüksek dozlarda brokoli gerçekten zehirli olabilir.
So, if you binge and do nothing but play video games, Dilbilgisi
0:23Yani kendinizi kaptırıp video oyunu oynamaktan başka hiçbir şey yapmazsanız,
do nothing but + yalın fiil: başka hiçbir etkinlik yapmamak
Do nothing but play video games, başka hiçbir etkinlik yapmadan bütün zamanı yalnızca video oyunu oynayarak geçirmek anlamına gelir. Buradaki but, karşıtlık bildiren bir bağlaç değil, «dışında» anlamındadır. do nothing but + fiil yapısında fiil normalde yalın biçimde gelir: do nothing but play denir, do nothing but to play denmez. Bu kalıp tek bir eylem dışında hiçbir şey yapılmadığını güçlü biçimde vurgular ve çoğu zaman davranışın aşırı olduğunu düşündürür.
Alıştırma
Cümleyi do nothing but yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: During long train rides, Ben ____ read mystery novels.
Cevabı göster
does nothing but
the risks probably outweigh any benefits. Kalıp ifadeler
0:26riskler muhtemelen her türlü faydadan daha ağır basar.
Risk-fayda karşılaştırmasında outweigh any benefits
Bu cümlede outweigh, bir karşılaştırmada “bir şeyden daha önemli, ciddi ya da etkili olmak” anlamına gelir. Risklerin olası tüm faydalardan daha önemli olduğu değerlendirilir; gerçek anlamda ağırlık ölçmekten söz edilmez. Probably, sonucu kesin bir iddia yerine temkinli bir değerlendirme hâline getirir. Aktarılabilir kalıp A outweighs B şeklindedir ve maliyetleri, riskleri, dezavantajları ya da faydaları karşılaştırırken sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “daha önemli olmak” anlamına gelen fiille tamamlayın: In this decision, the long-term risks ____ the short-term benefits.
Cevabı göster
outweigh
we have an entire video devoted to what would happen if you stopped going outside Kalıp ifadeler
0:29dışarı çıkmayı bırakırsanız neler olacağını
Bir konuya devoted to olmak
Burada devoted to, videonun içeriğinin neye ayrıldığını anlatır: videonun tamamı, birinin dışarı çıkmayı bırakması durumunda ne olacağını ele almaya ayrılmıştır. Özne bir medya içeriği, etkinlik, bölüm ya da kaynak olduğunda be devoted to, “tamamen ya da büyük ölçüde bir konuya odaklanmak” anlamına gelir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle ardından isim, -ing biçimi veya what would happen gibi bir içerik yan cümlesi gelebilir. Burada devoted to ile başlayan ifade video sözcüğünü sonradan niteler ve kabaca “bu soruya odaklanan bir video” anlamına gelir.
Alıştırma
Dersteki iki sözcüklü ifadeyi kullanın: The final chapter is ____ practical safety tips.
Cevabı göster
devoted to
and the negative effects of sitting,
0:33ve oturmanın olumsuz etkilerini ele alan ayrı bir videomuz bile var;
Having said that: yön değiştirmeden önce önceki noktayı korumak
Having said that, önceki noktayı geçerli tutarken onu sınırlayan veya savı farklı bir yöne taşıyan bilgiyi sunan bir söylem belirtecidir. Burada konuşmacının daha önce belirtilen riskleri kabul edip uyarıyı geri çekmeden olası yararlara geçmesini sağlar. Konuşmanın bittiğini bildirmek için değil, dengeli bir yön değişikliği yapmak için kullanılır.
Alıştırma
İlk noktayı kabul ettikten sonra yön değiştiren üç sözcüklü geçiş ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Too much screen time can be unhealthy. ____, some games can support problem-solving.
Cevabı göster
Having said that
many studies have actually shown increases in cognitive function after playing video games. Kelime
0:37birçok araştırma, video oyunu oynadıktan sonra bilişsel işlevlerde artış olduğunu gösterdi.
cognitive function: genel zihinsel süreçler
Bu araştırma cümlesinde cognitive function, zihnin bilgiyi alma, saklama ve kullanma biçimini kapsayan geniş bir terimdir; dikkat, bellek, akıl yürütme ve ilgili süreçleri içerir. Yalnızca zeki olmak anlamına gelmez. Bir artış, tüm zihinsel yetilerin aynı anda gelişmesi yerine ölçülen bir veya birkaç yetiyle ilgili olabilir.
Alıştırma
“The treatment improved cognitive function,” cümlesinde cognitive function büyük olasılıkla neyi ifade eder?
- Yalnızca kişinin IQ puanı
- Her zihinsel yetinin eşit ölçüde gelişmesi
- Dikkat, bellek ve akıl yürütme gibi genel zihinsel süreçler
- Beynin fiziksel gücü
Cevabı göster
Dikkat, bellek ve akıl yürütme gibi genel zihinsel süreçler
One study in particular had participants play Super Mario 64
0:41Özellikle bir araştırmada katılımcılara Super Mario 64
30 minutes a day: günde 30 dakika
Burada 30 minutes a day, her gün 30 dakika anlamına gelir; yani 30 minutes each day veya 30 minutes per day ile aynıdır. “Süre miktarı + a day” kalıbı belirli bir günü değil, günlük bir oranı veya rutini anlatır. Her gün bir saat ders çalışmak ya da her gün yirmi dakika yürümek gibi tekrarlanan programları anlatabilir. Bu cümlede günlük rutin iki aylık bir dönem boyunca devam eder.
Alıştırma
Cümleyi “her gün” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: She practices the piano for 30 minutes ____.
Cevabı göster
a day
the brains of these participants saw an increase of gray matter Kelime
0:47bu katılımcıların beyinlerindeki gri madde miktarında artış görüldü;
gray matter: gri madde
Gray matter, beyinde ve omurilikte bulunan, çok sayıda sinir hücresi gövdesi içeren ve bilginin işlenmesine yardımcı olan dokuyu ifade eden bir sinirbilim terimidir. Bu cümlede an increase of gray matter, araştırmacıların bu dokuda artış gözlemlediği anlamına gelir. Burada matter, fiziksel madde veya doku anlamındadır. Konu ya da sorun anlamına gelmez ve “önemli olmak” anlamındaki fiil de değildir.
Alıştırma
“Exercise may increase gray matter,” cümlesinde gray matter ne anlama gelir?
- Çözülmesi gereken zor bir sorun
- Egzersizin önemi
- Beyin ve omurilikteki sinir dokusu
Cevabı göster
Beyin ve omurilikteki sinir dokusu
in areas associated with memory, strategic planning, Kalıp ifadeler
0:50bu artış hafıza, stratejik planlama
and fine motor skills of the hands Kelime
0:53ve ellerin ince motor becerileriyle ilişkili bölgelerdeydi
associated with: neden iddia etmeden bağlantı göstermek
Bu cümlede associated with, beyin bölgelerini hafıza, stratejik planlama ve ellerin hassas hareketleriyle ilişkilendirir. Yapı be associated with + isim veya isim öbeğidir. İki şey arasında bir ilişki veya bağlantı bulunduğunu söyler. Bu ifade tek başına birinin diğerine neden olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: In the study, daily reading was associated with a larger vocabulary. Bu cümle güvenli biçimde neyi iddia eder?
- Araştırma, her gün okumanın daha geniş bir kelime dağarcığının tek nedeni olduğunu kanıtladı.
- Araştırma bir bağlantı buldu, ancak bu cümle tek başına okumanın farkı yarattığını kanıtlamaz.
- Araştırma, her gün okuma ile kelime dağarcığı arasında hiçbir ilişki bulmadı.
Cevabı göster
Araştırma bir bağlantı buldu, ancak bu cümle tek başına okumanın farkı yarattığını kanıtlamaz.
fine motor skills: küçük ve hassas hareketler
Fine motor skills, özellikle parmaklar, eller ve bileklerle yapılan küçük ve kontrollü hareketler için gereken becerilerdir. Buradaki of the hands, konuşulan vücut bölümünün eller olduğunu açıkça belirtir. Bu terimde fine, küçük ve hassas anlamına gelir. İyi, kabul edilebilir veya sağlıklı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi etkinlikte esas olarak fine motor skills kullanılır?
- Alçak bir ipin üzerinden atlamak
- Oyun alanında koşmak
- Küçük boncukları ipe dizmek
Cevabı göster
Küçük boncukları ipe dizmek
oynamamış olanlarla karşılaştırıldığında
Burada compared to, karşılaştırmada temel alınan grubu tanıtır. Bir grubun sonucu diğer grubun sonucuyla karşılaştırılır. Those, daha önce sözü edilen çoğul kişilerin yerine kullanılır; bu bağlamda oyunu oynamayan katılımcıları belirtir. Böylece participants sözcüğü tekrarlanmaz. Had not played past perfect yapıdadır, çünkü oynamama durumu daha sonraki ölçüm veya karşılaştırmadan önce gerçekleşmiştir.
Alıştırma
participants sözcüğünü tekrarlamayı önleyen çoğul yerine geçme sözcüğüyle karşılaştırmayı tamamlayın: The participants who played responded faster compared to ____ who had not played.
Cevabı göster
those
These are particularly encouraging results for mental disorders
0:56Bu sonuçlar özellikle ruhsal bozuklukların tedavisi açısından umut verici;
which cause these brain regions to shrink
0:59çünkü bu bozukluklar söz konusu beyin bölgelerinin küçülmesine yol açıyor
action games can also increase attention to detail in individuals. Kalıp ifadeler
1:04aksiyon oyunları kişinin ayrıntılara dikkat etme becerisini de artırabilir.
ayrıntılara dikkat
Attention to detail, küçük bilgileri, özellikleri veya hataları dikkatle fark edip ele almak demektir. Cümlede, aksiyon oyunlarının bireylerde artırabileceği bir beceriyi adlandırır. To edatı bu yerleşik ifadenin bir parçasıdır. Yaygın ifade attention to detail biçimindedir; burada detail, ayrı ayrı ayrıntıların bir listesini değil, genel bir ayrıntı kavramını belirtir.
Alıştırma
Küçük bilgileri dikkatle fark etme anlamındaki sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: The editor's ____ helped her catch a missing date.
Cevabı göster
attention to detail
Take a look at: dikkati doğal bir şekilde yönlendirmek
Take a look at, “bir şeye kısaca bakmak veya dikkati ona vermek” demektir. Bu cümlede izleyicinin dikkatini ekrandaki kelimelere yönlendirir. take, kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; fiziksel olarak bir şeyi alıp taşımak anlamına gelmez. Kalıp take a look at + nesne şeklindedir. Birinin dikkatini belirli bir şeye yönlendirmenin doğal bir yoludur ve genellikle doğrudan look at emrinden biraz daha az sert duyulur.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “kısaca bakmak” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın. Before you answer, ____ the picture on page ten.
Cevabı göster
take a look at
and yell out what color the word is as fast as you can. Notlar
1:10ve kelimenin hangi renkte olduğunu olabildiğince hızlı bağırın.
Yell out: bir şeyi yüksek sesle söylemek
Yell out, “başkalarının duyabilmesi için bir şeyi çok yüksek sesle söylemek veya bağırmak” demektir. Bu talimatta izleyiciler renk cevabını hızlı ve yüksek sesle söylemelidir. Out, sözlerin açıkça seslendirildiğini vurgular; bir yönü anlatmaz. Yaygın kalıp yell out + answer/name/warning veya yell out that + cümlecik şeklindedir. İfadenin ardından gelen şey söylenen bilgidir; öfkeli bağırışın yöneltildiği kişi değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede yell out, bir bilgiyi yüksek sesle söylemek anlamında kullanılmıştır?
- He whispered the answer to the teacher.
- Yell out your name when your team is called.
- She yelled at her brother for breaking the toy.
Cevabı göster
Yell out your name when your team is called.
as fast as you can: as ... as you can yapısı
“As fast as you can”, “yapabildiğin en yüksek hızda” anlamına gelir. Üst sınırı başka biriyle yapılan karşılaştırma değil, dinleyenin kendi yeteneği belirler. Yeniden kullanılabilen yapı as + zarf + as + özne + can biçimindedir: as clearly as you can, as carefully as she can. Birinden, zarfın belirttiği niteliği uygulamada ulaşabileceği en yüksek dereceye çıkarmasını ister.
Alıştırma
carefully ile as + zarf + as you can yapısını kullanın: Please carry the glass ____.
Cevabı göster
as carefully as you can
because there's a conflict between the word itself and its color.
1:31çünkü kelimenin kendisiyle rengi birbiriyle çelişiyor.
Chances are if you play more than 5 to 10 hours of action games a week, Ton ve niyet
1:34Haftada 5 ila 10 saat veya daha fazla aksiyon oyunu oynuyorsanız,
Chances are: olası bir sonucu sunmak
“Chances are”, konuşanın doğru olma ihtimalini yüksek gördüğü ancak yine de belirsizlik taşıyan bir yargıyı sunar. Burada sonraki ifadeyi garantili bir gerçek olarak değil, olası bir sonuç olarak çerçeveler. Normalde ardından tam bir cümlecik gelir: Chances are (that) + özne + fiil. Bu kalıplaşmış ifadede chances çoğul kalır ve kesin bir sayısal olasılık verilmez.
Alıştırma
Hangi cümle otobüsün geç kalmasının olası ancak kesin olmadığını söylüyor?
- Chances are, the bus will be late.
- The bus will definitely be late.
- There's a small chance the bus will be late.
Cevabı göster
Chances are, the bus will be late.
you're able to solve these problems much more quickly.
1:38bu sorunları çok daha hızlı çözebiliyor olmanız muhtemel.
This is because your brain is actually more efficient in the regions associated with attention.
1:40Bunun nedeni, beyninizin dikkatle ilişkili bölgelerde daha verimli çalışmasıdır.
And while you may not be playing some of your favorite games for this purpose,
1:48En sevdiğiniz oyunlardan bazılarını bu amaçla oynamıyor olabilirsiniz,
there are certainly many games that are used as effective teaching tools
1:51ama etkili eğitim araçları olarak kullanılan pek çok oyun kesinlikle var;
both young and old: iki yaş grubunu da kapsamak
both A and B yapısı, A ile B’nin ikisinin de dâhil olduğunu belirtir. Burada young ve old, young people ve old people yerine kullanılan sıfatlardır. Genel bir ifadede yaş aralığının iki ucunu birlikte söylemek, bir şeyin yalnızca tek bir yaş grubuna değil, birçok yaştan insana yönelik olduğunu anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi, gençleri ve yaşlıları kapsamak için both kullanan dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The library runs free workshops for ____.
Cevabı göster
both young and old
They may even help kids who suffer from dyslexia Kalıp ifadeler
1:55Hatta disleksisi olan çocukların
suffer from dyslexia: zorluğu vurgulamak
Suffer from + bir durum, o durum yüzünden zorluk, acı veya başka olumsuz etkiler yaşamak anlamına gelir. Bu cümlede suffer from dyslexia, disleksiyi çocuklar için bir zorluk kaynağı olarak sunar. Disleksi, okuma ve yazılı dili işleme üzerinde etkili olabilen bir öğrenme farklılığıdır. suffer fiili zorluğa odaklanan olumsuz bir bakış ekler; birinin disleksisi olduğunu söylemenin tamamen tarafsız bir yolu değildir.
Alıştırma
Ağrı veya sıkıntıdan söz edilmeyen bir bağlamda şu ifadeyi değerlendirin: “Maya suffers from dyslexia.”
- Uygun: suffer from burada tamamen tarafsızdır.
- Daha iyi düzeltme: “Maya has dyslexia” burada daha tarafsızdır.
Cevabı göster
Daha iyi düzeltme: “Maya has dyslexia” burada daha tarafsızdır.
dyslexic children who played regular video games
2:00sıradan video oyunları oynayan disleksili çocuklar
ended up reading faster and more accurately, Öbek fiiller
2:02sonunda daha hızlı ve daha doğru okumaya başladı;
ended up reading: end up + -ing yapısı
Bu cümlede ended up reading, çocuklar normal video oyunları oynadıktan sonra daha hızlı ve daha doğru okumanın nihai sonuç hâline geldiğini belirtir. Sonuç, bir süreç sonunda ulaşılan ve çoğu zaman planlanmamış ya da beklenmemiş bir durum olarak sunulur. Başka durumlara aktarılabilen yapı end up + -ing şeklindedir. Zaman end üzerinde gösterilir: end up reading, ended up reading. Up, öbek fiilin bir parçasıdır ve fiziksel olarak yukarı hareket anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We planned to leave after lunch, but the storm continued, so we ____ staying overnight.
Cevabı göster
ended up
once again relating to improved attention skills.
2:05bu da yine gelişmiş dikkat becerileriyle bağlantılıydı.
other studies have found improvements in eyesight.
2:09başka araştırmalar görme yetisinde de iyileşme olduğunu ortaya koydu.
Not only can they see smaller details more clearly like tiny writing, Dilbilgisi
2:11Küçük yazılar gibi ufak ayrıntıları daha net görmekle kalmıyor,
but they have an easier time differentiating levels of gray. Dilbilgisi
2:14gri tonlarını birbirinden daha kolay ayırt edebiliyorlar.
Not only ... but ... ve yan cümle başında devrik yapı
Not only ... but ... birbiriyle ilişkili iki olguyu sunar ve ikincisini ek veya daha güçlü bir nokta olarak ekler. Burada ilk yarar küçük ayrıntıları daha net görmek, ikinci yarar ise gri tonlarını daha kolay ayırt etmektir; but burada karşıtlık bildirmez. Not only ilk yan cümlenin başında olduğu için kiplik fiili veya yardımcı fiil özneden önce gelir: Not only can they see .... Bu, soru değil, bildirme cümlesindeki devrik yapıdır. İkinci yan cümle normal sözcük sırasını korur: but they have .... But sözcüğünden sonra also gelebilir, ancak zorunlu değildir.
Alıştırma
Yan cümle başındaki Not only ... but ... yapısını doğru kullanan cümleyi seçin.
- Not only the new route saved time, but it also reduced fuel use.
- Not only did the new route save time, but it also reduced fuel use.
- Not only did the new route saved time, but it also reduced fuel use.
Cevabı göster
Not only did the new route save time, but it also reduced fuel use.
have an easier time + -ing ile daha az zorluk ifade etmek
Bu cümlede have an easier time differentiating, “ayırt etmeyi daha kolay bulmak” anlamına gelir. Time, have an easy/hard time + -ing kalıbının bir parçasıdır; daha fazla kullanılabilir zaman olduğu anlamına gelmez. Bir etkinlik bir kişi veya grup için diğerine göre daha kolaysa ya da bir değişiklikten sonra kolaylaşmışsa have an easier time + -ing kullanılır. Karşılaştırılan taraf açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: After we labeled the boxes, I had ____ finding the right toy.
Cevabı göster
an easier time
Very practiced action gamers were 58% better at perceiving fine differences in contrast,
2:17Aksiyon oyunlarında çok deneyimli oyuncular, kontrasttaki ince farkları algılamada %58 daha başarılıydı;
which is important as this is one of the first things to diminish with age. Kalıp ifadeler
2:23bu önemli, çünkü yaşla birlikte ilk zayıflayan yetilerden biri budur.
diminish with age ile yaşa bağlı kademeli azalmayı anlatmak
Bu cümlede diminish, “giderek zayıflamak veya daha az etkili olmak”; with age ise “insanlar yaşlandıkça” anlamına gelir. Özne, this sözcüğünün işaret ettiği yetidir; dolayısıyla cümle bu yetinin zamanla azalma eğiliminde olduğunu söyler. İfade yaşla ilgili genel bir eğilimi anlatır. Kesin bir yaş belirtmez ve değişimin her insanda aynı biçimde gerçekleştiğini iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef resmî ifadeyle tamamlayın: Some aspects of short-term memory ____.
Cevabı göster
diminish with age
topluluk bildiren isim öbeği olarak the elderly
Burada elderly sıfatı, yaşlı insanları topluca belirtmek için the ile kullanılır. Belirli bir kişiyi betimlemez; ifadenin tamamı çoğul anlamlı bir grup adı gibi işlev görür. Aynı the + sıfat yapısı the rich ve the unemployed gibi ifadelerde de görülür. Günümüz İngilizcesinde insanlardan doğrudan söz ederken, yalnızca yaş etiketi kullanmak yerine kişileri öne çıkaran older people veya older adults çoğu zaman tercih edilir.
Alıştırma
'Support services are available for the elderly,' cümlesinde 'the elderly' neyi belirtir?
- grup olarak ele alınan yaşlı insanlar
- belirli bir yaşlı kişi
- yaşlanma süreci
Cevabı göster
grup olarak ele alınan yaşlı insanlar
specially designed brain-teasing video games
2:30özel olarak tasarlanmış, zihni zorlayan video oyunlarının
have been shown to + fiilin yalın biçimi
have been shown to slow yapısında have been shown, show fiilinin present perfect edilgen biçimidir; to slow ise bildirilen etkiyi belirten to'lu mastardır. Çoğul özne video games, have kullanımını gerektirir; tekil özneyle has been shown to kullanılır. Bu yapı, araştırmacıları veya çalışmaları ana cümlede belirtmeden bugüne kadar mevcut olan kanıtları özetler. Kanıtların sonucu desteklediğini bildirir; sonucun her oyun veya her kişi için garanti edildiğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen edilgen kanıt bildirme yapısıyla tamamlayın: These exercises ____ improve balance.
Cevabı göster
have been shown to
up to 7 years: garanti değil, üst sınır
“Up to 7 years” ifadesinde up to bir üst sınır belirler. Gerçek değer bu sınırın altında olabilir; yedi yıl yalnızca belirtilen en yüksek değerdir. By ile birlikte kullanıldığında ifade, azalmanın mümkün olan en yüksek miktarını anlatır. Her durumda azalmanın tam olarak yedi yıl olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi üst sınır belirten iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: “Delivery can take ____ ten business days.”
Cevabı göster
up to
Think you're able to keep track of what's in front of your eyes? Kalıp ifadeler
2:40Gözünüzün önündekileri takip edebildiğinizi mi düşünüyorsunuz?
keep track of: zaman içinde güncel bilgiyi korumak
Keep track of, bir şeyin nerede olduğunu, hangi durumda bulunduğunu veya zaman içinde nasıl değiştiğini sürekli bilmek anlamına gelir. Bir şeyi yalnızca bir kez fark etmeyi değil, devam eden dikkat veya hafızayı içerir. Burada nesnesi “what's in front of your eyes” yan cümlesidir: amaç, durum değişirken görülen şeylerin farkında kalmaktır. Yapı keep track of + isim, zamir veya yan cümledir.
Alıştırma
Cümleyi “bir şeyin durumunu bilmeye devam etmek” anlamındaki üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: “I use a calendar to ____ all my appointments.”
Cevabı göster
keep track of
Keep an eye on: izlemeye veya takip etmeye devam etmek
Keep an eye on, birini veya bir şeyi izlemeye, takip etmeye ya da gözetmeye devam etmek anlamına gelen kalıplaşmış bir deyimdir. Bu cümlede izleyiciye mavi daireye yalnızca bir kez bakması değil, onu izlemeye devam etmesi söylenir. Göz imgesi mecazidir; bir gözün gerçekten bir yere konması söz konusu değildir. Başka durumlara aktarılabilen yapı keep an eye on + kişi veya şey biçimindedir ve on sabit edattır.
Alıştırma
Cümleyi “izlemeye devam etmek” anlamındaki sabit deyimle tamamlayın: The soup may boil over, so ____ it.
Cevabı göster
keep an eye on
I will then point to a circle and you tell me if it was originally blue.
2:48Ardından bir daireyi göstereceğim; siz de başlangıçta mavi olup olmadığını söyleyeceksiniz.
then you're a functioning human being: mizahi övgü
Then, sonraki cümleciği açıkça belli olan cevabı fark etmenin sonucu olarak sunar. İzleyiciye a functioning human being denmesi, çok kolay bir başarıyı temel insan yeterliliğinin kanıtı gibi kasıtlı biçimde gösterir; bu nedenle övgü komik ve abartılıdır. Buradaki functioning, sözün tıbbi veya psikolojik bir değerlendirme olduğu anlamına gelmez. Konuşmacının asıl mesajı ilk görevin son derece kolay olduğudur; söz, kimseye teşhis koymak yerine doğru cevap verenleri şakacı biçimde kutlar.
Alıştırma
Yargı: Bu sözde konuşmacı, izleyici hakkında ciddi bir tıbbi değerlendirme yapmaktadır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Staring at the middle of the screen can help to keep track of the blue circles.
2:57Ekranın ortasına bakmak, mavi daireleri takip etmenize yardımcı olabilir.
If you said no, you'd be right: varsayımsal cevap değerlendirmesi
Bu, bir test cevabına yönelik varsayımsal geri bildirimdir. If yan cümlesinde say fiilinin geçmiş biçimi said, ana cümlede ise would kullanılır: if + geçmiş biçim, would + fiilin yalın biçimi. Sunucu, her izleyicinin gerçekte ne söylediğini bildiğini iddia etmez. Bu kalıp olası bir cevaba dönüp bakar ve no cevabını veren kişinin doğru cevap verdiğini anlatır. Buradaki geçmiş biçim yalnızca geçmiş zamanı değil, bilinen bir olguya karşı mesafeyi gösterir.
Alıştırma
Say fiilini ve dersteki varsayımsal cevap değerlendirme kalıbını kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: If you ____ no, ____ be right.
Cevabı göster
said · you'd
It turns out the average person can track about three to four objects Anlatım akışı
3:19Ortalama bir insanın yaklaşık üç ila dört nesneyi takip edebildiği ortaya çıktı;
It turns out: keşfedilen bir sonucu sunmak
It turns out, bir sonucu sunan ifadedir. Ardından gelen bilginin bir test, araştırma veya sonradan edinilen bilgiler sayesinde açıklığa kavuştuğunu gösterir. Burada açıklamayı önceki takip etkinliğinden, ortalama bir insanın kaç nesneyi takip edebildiğine ilişkin genel bulguya taşır. Sonucu temelsiz bir gerçek gibi sunmak yerine ona bir keşif duygusu katar.
Alıştırma
Araştırmacılar iki filtreyi de karşılaştırdı ve artık sonuçlara sahip. Hangi cümle keşfettikleri şeyi en doğal biçimde sunar?
- It turns out the new filter works better.
- In fact, the new filter works better.
- It seems the new filter works better.
Cevabı göster
It turns out the new filter works better.
while practiced action gamers can track around six to seven.
3:23deneyimli aksiyon oyuncularıysa yaklaşık altı ila yedi nesneyi takip edebiliyor.
surgeries are being completed with the insertion of cameras and remote controlled tools.
3:29ameliyatlar vücuda kameralar ve uzaktan kumandalı aletler yerleştirilerek yapılıyor.
And these surgeries have very clear parallels to video games Kalıp ifadeler
3:33Bu ameliyatlarla video oyunları arasında da çok belirgin benzerlikler var:
Have clear parallels to ile belirgin benzerlik kurma
Bu cümlede have very clear parallels to, ameliyatların ve video oyunlarının açık ve ilgili ortak özellikler taşıdığı anlamına gelir: ikisinde de ekran ve kontrol araçları üzerinden hassas hareketler yapılır. Buradaki parallels, geometrik çizgileri değil soyut benzerlik ve karşılıkları anlatır. X has parallels to Y kalıbı, X ile Y'nin karşılık gelen özelliklerini karşılaştırır; ancak X ile Y'nin aynı olduğunu ileri sürmez. Very, clear sözcüğünü güçlendirir fakat karşılaştırmayı tam bir eşitliğe dönüştürmez.
Alıştırma
Dersteki analitik ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The two systems share several corresponding design features. The new simulator ____ the older training program.
Cevabı göster
has clear parallels to
young doctors with previous exposure to video games Kalıp ifadeler
3:39daha önce video oyunlarıyla deneyimi olan genç doktorlar
Previous exposure to + isim
Previous exposure to video games, genç doktorların söz konusu dönemden önce video oyunlarıyla karşılaşmış veya onları kullanmış olduğu anlamına gelir. Burada exposure, önceki teması veya deneyimi anlatır; mutlaka resmî eğitim alındığını göstermez. previous exposure to + isim kalıbı, bir konu, araç, ortam veya etkinlikle daha önce temas edildiğini belirtir. Bu kalıp tek başına temasın ne kadar sık olduğunu göstermez ve beceri ya da ustalık kanıtlamaz.
Alıştırma
Okul, başvuranların resmî eğitim aldığını ima etmeden yalnızca ekipmanla daha önce karşılaşıp karşılaşmadığını öğrenmek istiyorsa İngilizce cümleyi en iyi hangi seçenek tamamlar? Applicants should report any ____ laboratory equipment.
- expertise with
- previous exposure to
- professional training in
Cevabı göster
previous exposure to
show fewer errors and faster completion than those without. Dilbilgisi
3:42deneyimi olmayanlara göre daha az hata yapıyor ve işlemleri daha hızlı tamamlıyor.
fewer errors and faster completion than those without ile paralel karşılaştırma
Fewer errors ve faster completion, show'dan sonra paralel biçimde kullanılan iki karşılaştırmalı isim öbeğidir. Tek bir than öbeği, iki sonucu da aynı referans grubuyla karşılaştırır. Errors ayrı ayrı sayılabilen hataları anlattığı için fewer kullanılır. Those, karşılaştırılan kişileri belirten çoğul ismin yerine geçer; burada genç doktorları anlatır. Without sonrasında, önceki video oyunu deneyimi gibi bağlamdan anlaşılabilen bir tamamlayıcı söylenmez. Böylece those without, referans grubunun tam tanımını tekrarlamayı önler.
Alıştırma
Karşılaştırmayı, sayılabilen hataların daha az olduğunu belirten standart sözcükle ve önceden simülasyon pratiği yapmamış kursiyerleri anlatan kısa ifadeyle tamamlayın: Trainees with prior simulation practice made ____ mistakes and finished faster than ____.
Cevabı göster
fewer · those without
all of these skills are only useful if you use them,
3:45tüm bu beceriler yalnızca onları kullanırsanız işe yarar;
which you can't if all you do is play video games. Dilbilgisi
3:48sadece video oyunu oynarsanız bunu yapamazsınız.
all you do is play video games ile tek etkinliği vurgulama
All you do is play video games, video oyunu oynamanın yaptığın tek etkinlik olduğunu belirten bir odaklama yapısıdır. All kişinin bütün eylemlerini kapsayan kümeyi sunar, you do bu kümeyi tanımlayan yan cümleyi oluşturur ve is bu kümeyi dolduran tek etkinliği belirtir. Bu yapıda do'dan sonra odaklanan eylem genellikle fiilin yalın hâliyle kullanılır: all you do is play denir, all you do is to play denmez. Bu yapı, only içeren basit bir cümleden daha vurguludur ve çoğu zaman başka yararlı hiçbir şey yapılmadığı eleştirisini destekler.
Alıştırma
Mesajlarını kontrol etmenin onun tek etkinliği olduğunu anlatan odaklama yapısını tamamlayın: All he ____ is ____ his messages.
Cevabı göster
does · check
So, enjoy your downtime and relax with your games in moderation, Kalıp ifadeler
3:50O yüzden boş zamanınızın tadını çıkarın ve ölçülü biçimde oyun oynayarak rahatlayın,
in moderation: aşırıya kaçmadan keyif almak
In moderation, istediğiniz kadar veya istediğiniz sıklıkta değil, “sınırlı ve makul bir miktarda” anlamına gelir. Burada oyunlardan nasıl keyif alınması gerektiğini sınırlar. Dengeli bir tutum ifade eder: Etkinliğe izin vardır, ancak etkinlik bütün zamanınızı veya hayatınızı kaplamamalıdır. Bu ifade tek bir sabit miktar belirlemez; uygun sınır etkinliğe ve duruma göre değişir.
Alıştırma
Öneriyi “aşırıya kaçmadan” anlamına gelen iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: You can enjoy dessert ____, but not after every meal.
Cevabı göster
in moderation
but get out there and keep your life diverse as well, Kalıp ifadeler
3:53ama dışarı çıkıp hayatınızı çeşitlendirmeyi de unutmayın;
get out there: harekete geçip hayata katılmak
Get out there, pasif veya alışılmış bir düzenden çıkıp daha geniş dünyaya etkin biçimde katılmaya yönelik samimi bir teşviktir. Bu cümlede there belirli bir yere işaret etmez. Burada ifade, dinleyiciyi gerçek yaşam etkinliklerine katılmaya ve hayatını çeşitli tutmaya teşvik eder. Daha genel olarak insanlarla tanışmayı, bir şey denemeyi, performans göstermeyi, başvuru yapmayı veya başka bir şekilde harekete geçmeyi teşvik edebilir.
Alıştırma
Teşviki “etkin biçimde katılmaya başlamak” anlamına gelen üç kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: If you want to make new friends, ____ and join a club.
Cevabı göster
get out there
because that's how you'll win at the game of life. Deyimler
3:56çünkü hayat oyununu böyle kazanırsınız.
“Hayat oyunu” metaforu
Burada hayat oyunu bir metafordur: hayat; seçimleri, zorlukları ve başarılı olma yolları olan bir oyuna benzetilir. Bu, hayatın tek bir kural dizisi veya puanı olan gerçek bir yarışma olduğu anlamına gelmez. win at the game of life ifadesindeki win, hayatı iyi yönetmek veya güzel bir hayat kurmak anlamına gelir. game sözcüğünün tekrarlanması, son bölümü videonun daha önceki video oyunları konusuna da bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede win at the game of life ne anlama geliyor?
- Bir masa oyununun bütün kurallarını öğrenmek
- Hayatı iyi yönetmek ve güzel bir hayat kurmak
- Kesin skoru olan resmî bir oyunu kazanmak
Cevabı göster
Hayatı iyi yönetmek ve güzel bir hayat kurmak
Got a burning question you want answered? Deyimler
3:59Cevabını çok merak ettiğiniz bir soru mu var?
Güçlü merakı anlatan burning question
Burning question, birinin yanıtını çok öğrenmek istediği sorudur. Burning, güçlü bir merak veya önem duygusu katar; gerçekte yanan bir şey yoktur. Got a burning question...? cümlesinde bu ifade daveti daha canlı hâle getirir ve izleyicileri gerçekten öğrenmek istedikleri bir şeyi göndermeye teşvik eder.
Alıştırma
Yanıtını çok öğrenmek istediğin bir soruyu anlatan ifadeyle daveti tamamla: Do you have a ____ about the ocean?
Cevabı göster
burning question
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
4:01Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.
And if you want the inside scoop on upcoming episode ideas and behind the scenes, Deyimler
4:03Gelecek bölüm fikirleri ve kamera arkası hakkında özel bilgiler istiyorsanız,
Inside scoop deyimi
Bu cümlede inside scoop, bir projeye veya olaya yakın kişilerden gelen özel ya da önceden öğrenilmiş bilgi anlamındaki gündelik bir deyimdir. Genel halkın henüz bilmediği ayrıntıların verileceğini belirtir. Inside, içerideki bir bilgi kaynağına erişimi anlatırken scoop burada önemli bir haber anlamına gelir. Bu iki sözcük birlikte fiziksel olarak bir şeyi kepçeyle almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, içerideki bir kaynaktan gelen özel bilgi anlamındaki iki sözcüklü İngilizce deyimle tamamlayın: Because Mia helps the organizers, she has the ____ on the surprise event.
Cevabı göster
inside scoop
check out our personal Instagram and Twitter handles. Kelime
4:07kişisel Instagram ve Twitter hesaplarımıza göz atın.
Sosyal medya handles
Burada handles, insanların sosyal medyada birini bulmak, ondan söz etmek veya onu etiketlemek için kullandıkları hesap adları anlamına gelir. Instagram ve Twitter adları, sözcüğün dijital medya anlamında kullanıldığını gösterir. Bir handle hesabı tanımlar ve görüntülenirken @ ile başlayabilir. Hesap sahibinin gerçek adıyla aynı olmak zorunda değildir.
Alıştırma
Bu cümlede handle ne anlama geliyor?: Send me your social media handle so I can tag you.
- Bir cihazın elle tutulan bölümü
- Birini bulmak veya anmak için kullanılan hesap tanımlayıcısı
- Zor bir durumu yönetme eylemi
Cevabı göster
Birini bulmak veya anmak için kullanılan hesap tanımlayıcısı
And subscribe for more weekly science videos.
4:09Her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.