En Özel | Kütüphane | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Muffin, babasının turuncu ışıkta geçmesini özel bir durum olarak açıkladığını duyar; özel olmayı genel kurallara uymama izni şeklinde yorumlar ve bu düşünceyi Bluey ile Bingo’nun kütüphane oyununa taşır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Orange light, — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Avustralya İngilizcesinde aile ve trafik konuşmalarında orange sözcüğünün trafik lambasındaki sarı ya da kehribar ışığı anlatabileceğini kavrayın. Böylece çocuğun uyarısını takip edebilir, ifadeyi yalnızca bir renk betimlemesi sanmak yerine trafik kuralıyla ilgili bağlamı fark edebilirsiniz. 2. I'm special. — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Güven vermek amacıyla söylenen bir iltifatın çocuk tarafından kuralların dışında tutulma gerekçesi olarak yeniden yorumlanışına dikkat edin. Bu, olumlu görünen sözlerin ne zaman basit bir öz tanım yerine ayrıcalık duygusu veya özel muamele beklentisi ilettiğini ayırt etmenize yardım eder. 3. Feel free to — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Bir etkinlik önermeden önce karşı tarafa sıcak ve baskısız biçimde izin vermeyi öğrenin. Bu kalıbı hizmet, karşılama, sınıf ya da rol yapma ortamlarında, dinleyici özgürce seçim yapmaya veya harekete geçmeye davet edildiğinde tanıyıp doğal biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
So, that's why I'm going to write a letter to the toilet fairy. Notlar
0:01İşte bu yüzden tuvalet perisine bir mektup yazacağım.
that's why: bir nedeni sonucuna bağlamak
That's why daha önce verilmiş bir nedene gönderme yapar ve bu nedenin doğurduğu sonucu, kararı ya da eylemi getirir. Burada önceki nedeni mektup yazma kararına bağlar; why bir soru sormaz. Baştaki So da konuşanın bir sonuca vardığını gösterir. Kullanışlı bilgi düzeni şöyledir: önce neden, ardından That's why + sonuç.
Alıştırma
Belirtilen nedeni sonucuna, “neden bu” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle bağlayın: The library is closed. ____ we're studying at home.
Cevabı göster
That's why
I'm going to + fiilin yalın hâli: plan belirtmek
I'm going to + fiilin yalın hâli, konuşanın önceden sahip olduğu bir planı veya niyeti anlatır. Bu cümlede write fiilin yalın hâlidir; yani konuşan kişi bir mektup yazmaya karar vermiştir. Buradaki going to bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Yapı be + going to + fiilin yalın hâlidir; be, özneye göre değişir: I'm going to, she's going to ve we're going to gibi.
Alıştırma
Önceden yapılmış bir planı göstermek için cümleyi be going to yapısının birinci tekil kişi biçimiyle tamamlayın: ____ bake a cake for Dad's birthday; I already bought the ingredients.
Cevabı göster
I'm going to
write a letter to + alıcı
write a letter to someone kalıbında to, mektubu alacak kişiyi ya da varlığı, yani alıcıyı belirtir. Buradaki alıcı the toilet fairy'dir. Kalıp write + a letter + to + alıcı şeklindedir. to'dan sonraki bölüm mektubun yazılma amacını anlatmaz; amaç genellikle to ask for help örneğindeki gibi ayrıca belirtilir.
Alıştırma
Alıcıyı belirten edatı yazarak cümleyi tamamlayın: Maya wrote a letter ____ her cousin.
Cevabı göster
to
Well, that's the only way things will change. Dilbilgisi
0:05Eh, bir şeylerin değişmesinin tek yolu bu.
the only way + sonuç bildiren yan cümle
that's the only way things will change ifadesinde way fiziksel bir yol değil, yöntem demektir. things will change yan cümlesi way'den hemen sonra gelir ve ortaya çıkacak sonucu belirtir; that eklenebilir, ancak zorunlu değildir: the only way that things will change. Only, başka seçenek bırakmayan bir anlam katar: konuşan kişi başka hiçbir yöntemin bu sonucu doğurmayacağına inanır. Yeniden kullanılabilecek kalıp X is the only way (that) + özne + can/will + fiil şeklindedir.
Alıştırma
Konuşan kişi "That's the only way things will change" derken neyi kastediyor?
- Başka hiçbir yöntem bir şeylerin değişmesini sağlamaz.
- Bir şeyler yalnızca yolda seyahat ederken değişir.
- Hiçbir şey yapmadan da bir şeylerin değişeceği kesindir.
Cevabı göster
Başka hiçbir yöntem bir şeylerin değişmesini sağlamaz.
Trafik sinyalindeki sarı ışık anlamında Orange light
Bu cümlede orange light, trafik lambasının sarı veya kehribar rengi evresini, yani ışığın yeşilden kırmızıya geçerken gösterdiği sinyali ifade eder. Çocuk gördüğü rengi turuncu diye adlandırır; bu, Avustralyalı çocukların konuşma bağlamında doğal ve gündelik bir seçimdir. Turuncu renkli dekoratif bir lamba kastedilmez.
Alıştırma
Bu sürüş sahnesinde orange light ne anlama geliyor?
- Trafik lambasının sarı veya kehribar rengi evresi
- Aracın içindeki turuncu bir uyarı ışığı
- Turuncu renkli dekoratif bir lamba
Cevabı göster
Trafik lambasının sarı veya kehribar rengi evresi
Trafikte drove through an orange light
Trafik bağlamında drove through an orange light, araç sarı veya kehribar rengi ışık yanarken kavşaktan geçmeye devam etti demektir. Drove, drive fiilinin geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla cümle daha önce gerçekleşmiş bir eylemi anlatır. Buradaki through, ışığın kontrol ettiği kavşaktan geçmeyi ifade eder. Fiziksel lambanın içinden geçmek veya yol kenarındaki bir lambanın yanından sürüp geçmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi drive through ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The driver ____ the red light even though it was unsafe to continue.
Cevabı göster
drove through
But orange light means slow down and stop. Anlatım akışı
0:18Ama turuncu ışık yavaşla ve dur demektir.
orange light means slow down and stop: sinyali eyleme bağlayan bir kural
Burada X means + eylem yapısı, bir işaretin veya sinyalin insanlardan ne yapmalarını istediğini açıklar. orange light sinyali adlandırırken slow down and stop bu sinyalle bağlantılı eylemleri belirtir; means burada sözlük tanımı vermez. Bu kalıp, bir kuralı sinyalden tepkiye doğru düzenler: önce insanların gördüğü veya duyduğu sinyal belirtilir, ardından yapmaları gereken eylem söylenir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir sinyalin gerektirdiği eylemi belirtmek için means kullanıyor?
- At the pool, one whistle means get out of the water.
- At the pool, one whistle means the lesson has ended.
- At the pool, the coach means to blow one whistle.
Cevabı göster
At the pool, one whistle means get out of the water.
Why didn't you slow down and stop?: eleştirel bir why sorusu
Why didn't you + fiilin yalın hâli? birinin bir şeyi neden yapmadığını sorar. Burada konuşan kişi kuralı az önce belirtmiştir; bu nedenle soru, dinleyiciyi kurala uymadığı için sorgulama işlevi de görür. Bu yapı her zaman suçlayıcı değildir. Önceden var olan beklenti, kişiler arasındaki ilişki ve ses tonu sorunun ne kadar sert duyulacağını belirler. Ancak bu cümlede tarafsızca bilgi istemek yerine düzeltme amacı taşır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Biri bilinen bir kuralı ihlal ettikten sonra Why didn't you stop? hem neden sorabilir hem de eleştiri ifade edebilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
a special case: normal kuralın istisnası
Bu cümlede a special case, genel kuralın istisnası olarak ele alınması gereken bir durum anlamına gelir. Konuşan kişi, normal kuralın neden geçerli olmadığını açıklamak için bu ifadeyi kullanır. Burada special bir kişiyi değil, case sözcüğünü niteler. Birinin eşsiz veya önemli olduğunu söyleyen bir övgü değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede a special case, normal kuralın bir istisnası anlamına gelir?
- Everyone needs a ticket, but this is a special case.
- They planned a special occasion for the whole family.
- She bought a special case for her glasses.
Cevabı göster
Everyone needs a ticket, but this is a special case.
Well, a little. ile yumuşak bir kabul
Bu kısa yanıtta a little, az bir ölçüde anlamına gelir ve sorudaki special sıfatının anlamını devam ettirir. İki kişi de hangi özellikten söz edildiğini bildiği için konuşan kişi special sözcüğünü tekrar etmez. Well yanıtı daha az doğrudan yapar, a little ise dereceyi sınırlar. Birlikte, güçlü bir iddia yerine biraz şakacı veya mütevazı bir tonda yumuşak bir kabul oluştururlar.
Alıştırma
Bir arkadaşınız Are you nervous? diye soruyor. Hangi yanıt biraz gergin olduğunuzu yumuşak biçimde kabul eder?
- Yes, extremely.
- Well, a little.
- No, not at all.
Cevabı göster
Well, a little.
Muffy you're the most special kid in the whole world. Dilbilgisi
0:37Muffy, sen dünyadaki en özel çocuksun.
the most special kid in the whole world: sevgi dolu üstünlük övgüsü
The most special burada kullanılan üstünlük yapısıdır: the + most + sıfat. In the whole world son derece geniş bir karşılaştırma alanı verir ve övgüyü olabildiğince güçlendirir. Bu aile konuşmasında ifade, sevgi dolu bir abartıdır. Konuşan kişi Muffy'yi rahatlatıp sevgisini gösteriyor; onun ölçülebilir biçimde diğer tüm çocuklardan üstün olduğunu iddia etmiyor.
Alıştırma
Special sıfatının üstünlük biçimiyle sevgi dolu övgüyü tamamlayın: My sister is ____ person in the whole world.
Cevabı göster
the most special
Ooh, interesting.: yeni bilgiyi fark edip üzerinde düşünmek
Ooh, yeni bir bilginin konuşanın dikkatini çektiği anı gösterir. Ardından interesting, bu bilgiyi yalnızca eğlenceli değil, üzerinde düşünmeye değer bir şey olarak sunar. Burada çocuk, “özel” olmanın kendisi için ne anlama gelebileceğini düşünmeye başlar. Bu kısa tepki, bilgiyi yalnızca duymaktan olası sonuçlarını değerlendirmeye geçişi gösterir.
Alıştırma
Bir arkadaşı Maya'ya müzenin cuma günleri ücretsiz olduğunu söylüyor. Maya, “Ooh, interesting.” diye yanıt veriyor. Bu yanıt büyük olasılıkla neyi gösterir?
- Yeni bilgiyi fark etti ve bunun ne anlama gelebileceğini düşünüyor.
- Müzenin kendisinin eğlenceli olduğunu söylüyor.
- Bilgiyi duymadı.
Cevabı göster
Yeni bilgiyi fark etti ve bunun ne anlama gelebileceğini düşünüyor.
Coming!: seslenmeye verilen kısa yanıt
Coming!, I'm coming! ifadesinin konuşma dilindeki kısa hâlidir. Biri size seslendiğinde, kapıyı çaldığında veya acele edip yanına gelmenizi istediğinde “Duydum, şimdi geliyorum” anlamına gelir. Buradaki coming, size ihtiyaç duyan kişiye veya yere doğru hareket etmeyi anlatır. Bu durumda yarım kalmış bir -ing ifadesi değil, tek başına tamamlanmış bir sözlü yanıttır.
Alıştırma
Biri ön kapıdan size sesleniyor. I'm coming ifadesinin yaygın, tek sözcüklük kısa biçimini tamamlayın: ____!
Cevabı göster
Coming
wipe your feet on the towel: ayakkabı tabanlarını temizlemek
wipe your feet, ayak tabanlarındaki veya ayakkabı tabanlarındaki suyu ya da çamuru bir şeye sürterek temizlemek anlamına gelir. on the towel, silmek için kullanılan yüzeyin havlu olduğunu belirtir. Girişte yapılan bir uyarıda feet, ayakkabı tabanlarını temizleme eylemini de kapsayabilir; yalnızca çıplak ayak anlamına gelmek zorunda değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp wipe your feet on + bir yüzey biçimindedir.
Alıştırma
Hangi yönerge, birinden ayakkabı tabanlarındaki çamuru paspasa sürterek temizlemesini doğal biçimde ister?
- Please wipe the mat on your feet before you come in.
- Please wipe your feet under the mat before you come in.
- Please wipe your feet on the mat before you come in.
Cevabı göster
Please wipe your feet on the mat before you come in.
honey: tonu yumuşatan sevgi dolu bir hitap
Burada honey, ailedeki daha büyük birinin bir çocuğa sevgiyle seslenme biçimidir; arıların ürettiği yiyecek anlamında değildir. Bu hitap wipe your feet talimatından sonra kullanıldığında sıcaklık katar ve hatırlatmayı daha yumuşak gösterir. Samimi bir hitap, istenen eylemi değiştirmeden bir rica veya talimatın tonunu değiştirebilir.
Alıştırma
Bu cümlenin sonundaki honey ne işe yarıyor?
- Çocuğun yemesi gereken bir şeyin adını verir.
- Hatırlatmayı resmî bir kurala dönüştürür.
- Sevgi dolu bir hitaptır ve hatırlatmayı daha yumuşak yapar.
Cevabı göster
Sevgi dolu bir hitaptır ve hatırlatmayı daha yumuşak yapar.
don't have to: zorunluluk yok, yasak değil
Don't have to bir eylemin gerekli veya zorunlu olmadığını belirtir. Burada wipe my feet, önceki hatırlatmadan anlaşıldığı için söylenmemiştir; yani çocuk ayaklarını silmek zorunda olmadığını söylüyor. Olumsuzluk yükümlülüğü kaldırır, eylemi yasaklamaz. Çocuk yine de ayaklarını silebilir.
Alıştırma
Akşam yemeğine kalmanın isteğe bağlı olduğunu göstermek için cümleyi dersteki tam kısaltmayla tamamlayın: You can stay for dinner, but you ____ if you already have plans.
Cevabı göster
don't have to
I'm special. ile kendine istisna istemek
Burada I'm special. çocuğu olumlu biçimde tanımlamaktan daha fazlasını yapar. Önceki I don't have to iddiasına bir gerekçe sunar: çocuk, özel olmasını normal kuralın kendisi için geçerli olmadığının kanıtı gibi görür. Önemli nokta, cümlenin bir muafiyet iddiasından sonra gelmesidir. Bu konumda I'm special., special başka bağlamlarda genellikle övgü bildirse de özel muamele talebi gibi duyulabilir.
Alıştırma
“I don't need to wait. I'm special.” cümlesinde konuşan kişi “I'm special.” ile ne yapıyor?
- Adını söyleyerek kendini tanıtmak
- Normal kuralın kendisi için neden geçerli olmaması gerektiğini açıklamak
- Ek bir kurala uyması gerektiğini söylemek
Cevabı göster
Normal kuralın kendisi için neden geçerli olmaması gerektiğini açıklamak
Bit muddy out there. ve düşürülen It's a
Bit muddy out there. ifadesi, It's a bit muddy out there. anlamına gelen gündelik bir sözlü yorumdur. Bağlamdan kolayca tamamlanabilen baştaki It's a düşürülür; bit muddy dereceyi, out there ise yeri gösterir. Bu düşürme, anlık bir gözlemi kısa ve konuşma diline uygun hâle getirir. Burada bit'i fiil olarak okumayın: “biraz” anlamındaki a bit ifadesinden gelir.
Alıştırma
Baştaki “It's a” bölümünü düşürerek “It's a bit cold outside.” cümlesini yeniden yazın: ____ cold outside.
Cevabı göster
Bit
playing library: kütüphane rol oyunu oynamak
We're playing library cümlesindeki playing library, bir kütüphane işletiyormuş gibi oynamak demektir. Çocuklar kütüphaneci ya da ziyaretçi rolüne girip kitap ödünç alma veya kitaplara damga basma gibi etkinlikleri taklit edebilir. play + ortam adı kalıbı, özellikle çocukların rol oyunlarında hayalî bir etkinliğe ad verebilir. Burada library oyunun temasını adlandırır; çocukların nerede oynadığını söylemez.
Alıştırma
play + ortam adı hospital yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: The children are ____, and one is the doctor.
Cevabı göster
playing hospital
I've got: şu anda sahip olmayı anlatmak
I've got a stamp and a computer cümlesinde I've got, I have anlamına gelir. Konuşan kişi şu anda sahip olduğu veya kullanabileceği şeyleri sıralar; bunları geçmişte edinme olayına odaklanmaz. Have got, günlük Britanya İngilizcesinde şimdiki sahipliği anlatmak için özellikle yaygındır. got geçmiş zaman biçimine benzese de burada bütün ifade şimdiki bir durumu anlatır.
Alıştırma
Şimdiki sahipliği anlatmak için have got ifadesinin kısaltılmış biçimini kullanın: ____ two clean towels.
Cevabı göster
I've got
And this is the book dooter where you get your books out. Kelime
1:14Bu da kitaplarını aldığın kitap okuyucu.
get your books out: kütüphaneden kitap ödünç almak
Bu kütüphane bağlamında get your books out, ödünç alma işlemini tamamlayıp kitapları ödünç almak anlamına gelir. Yalnızca kitapları dışarı taşımak anlamına gelmez. Bu, bağlama bağlı ve Britanya İngilizcesine özgü gündelik bir get ... out kullanımıdır. Daha açık olmak için borrow the books veya check the books out denebilir.
Alıştırma
Bir kütüphanede get these books out büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kitapları bir kabın içinden çıkarmak
- Kitapları dışarı taşımak
- Kitapları kütüphaneden ödünç almak
Cevabı göster
Kitapları kütüphaneden ödünç almak
And this is where you return those books. Kalıp ifadeler
1:17Burası da o kitapları iade ettiğin yer.
return those books: return + nesne
return those books ifadesinde return, ödünç alınan şeyleri geri vermek anlamına gelir. those books doğrudan nesnedir; dolayısıyla yeniden kullanılabilen yapı return + nesne şeklindedir. Bir kişinin geri dönmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi «geri vermek» anlamındaki hedef fiille tamamlayın: Please ____ these library books by Friday.
Cevabı göster
return
Oh, this is a sign to say no talking loud. Notlar
1:19Oh, bu yüksek sesle konuşulmaz diyen bir tabela.
a sign to say: bir işaretin mesajını aktarma
a sign to say ... yapısında to say mastarı, işaretin hangi mesajı iletmek için orada olduğunu açıklar. Burada say, “sesli konuşmak” değil, “bir mesajı göstermek veya iletmek” anlamındadır. say sonrasındaki sözler işaretin içeriğini verir. Bu nedenle ifade bu cümlede “... olduğunu belirten bir işaret” şeklinde anlaşılır.
Alıştırma
“There is a sign to say no bikes.” cümlesindeki say ne anlama gelir?
- İşaret, bisikletlere izin verilmediğini bildiriyor.
- Birisi işarete konuşmaya başlamasını söylüyor.
- İşaret bu sözleri yüksek sesle söylüyor.
Cevabı göster
İşaret, bisikletlere izin verilmediğini bildiriyor.
no talking loud: no + -ing ile yasak bildirme
Tabelalarda ve kısa kurallarda no + -ing biçimi yasak bildirir: no talking, “konuşmak yasaktır” anlamına gelir. Tabela ifadelerinde özne ve tam bir fiil yapısı çoğu zaman kullanılmaz. Loud, konuşmanın nasıl yapıldığını belirtir. Çocuk dilindeki bu replikte olduğu gibi, gündelik İngilizcede loud bazen zarf olarak kullanılır; özenli standart anlatımda ise genellikle loudly tercih edilir. Mesajın tamamı yüksek sesle konuşmanın yasak olduğunu belirtir.
Alıştırma
Havuz kenarında koşmayı yasaklayan kısa tabelayı tamamlayın: No ____ by the pool.
Cevabı göster
running
Let's get you a library card: get + kişi + şey
Let's get you a library card, dinleyici için bir kütüphane kartı çıkarmayı veya temin etmeyi yararlı bir sonraki adım olarak dostça önermenin bir yoludur. Burada get “elde etmek, hazırlamak veya ayarlamak” anlamındadır; “yakalamak” anlamında değildir. get + kişi + şey yapısı, o kişi için bir şeyi elde etmek veya sağlamak demektir. Let's, işi çoğunlukla konuşan kişi yapacak olsa bile eylemi birlikte atılan bir sonraki adım gibi gösterir.
Alıştırma
get + kişi + şey yapısını kullanarak dostça teklifi tamamlayın: Let's ____ you a clean towel.
Cevabı göster
get
I'll just: sonraki adımı küçük göstermek
I'll just take your picture cümlesinde I'll, konuşanın birazdan ne yapacağını bildirir; just ise bunu küçük, hızlı ve rutin bir adım olarak sunar. Böylece bildirim yumuşar ve hizmet süreci daha az zahmetli görünür. Buradaki just “adil biçimde” anlamına gelmez ve fotoğraf çekmenin tek işlem olduğunu da zorunlu olarak belirtmez. Temel görevi, sıradaki eylemin büyüklüğünü veya vereceği rahatsızlığı daha az göstermektir.
Alıştırma
“I'll just check your booking,” cümlesinde just temel olarak ne yapar?
- Konuşanın rezervasyonu kontrol etmeyi reddettiği anlamına gelir.
- Kontrolün tamamen adil olacağını söyler.
- Kontrolü küçük ve rutin bir sonraki adım olarak gösterir.
Cevabı göster
Kontrolü küçük ve rutin bir sonraki adım olarak gösterir.
take your picture: birinin fotoğrafını çekmek
take someone's picture kalıbında take “fotoğrafını çekmek” anlamına gelir; iyelik biçimi de fotoğrafta yer alan kişiyi gösterir. Burada picture “fotoğraf” demektir. Bu nedenle take your picture, “senin fotoğrafını çekmek” anlamına gelir. Kamerayla fotoğraf çekmek için take a picture veya take someone's picture kullanılır. Do a picture ve make a picture normalde “birinin fotoğrafını çekmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşanın dinleyenin fotoğrafını çekeceğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- I'll show you your picture.
- I'll take your picture.
- I'll draw a picture of you.
Cevabı göster
I'll take your picture.
Just waiting ...: atılan I'm ve wait for + nesne + to ... yapısı
“Just waiting ...”, “I'm just waiting ...” ifadesinin konuşmada kullanılan kısaltılmış biçimidir. Bağlam anlamı açık ettiği için özne I ve yardımcı fiil am söylenmez. wait for + nesne + to + fiil yapısında nesne, bir eylemi yapması veya bir duruma gelmesi beklenen kişi ya da şeydir. waiting for it to be ready ifadesinde hazır hâle gelecek olan it'tir; konuşan kişi “ben hazırım” dememektedir.
Alıştırma
“Just waiting for it to be ready.” ile aynı anlama gelen tam cümleyi seçin.
- I'm ready now, so I have stopped waiting.
- I'm just waiting for it to be ready.
- I'm just waiting for someone to get me ready.
Cevabı göster
I'm just waiting for it to be ready.
There you go: bir şeyi uzatmak veya işin tamamlandığını belirtmek
Bu cümlede There you go., hazırlanmış kart birine uzatılırken söylenen kalıplaşmış bir ifadedir. “Buyur, senin için” veya “Tamamlandı” anlamına gelir; “O yere git” demek değildir. Bu ifade, basit bir teslim anını veya bir adımın başarıyla tamamlandığını belirtir. Anlamı there ve go sözcüklerinin birebir anlamlarından değil, yapılan hareketten ve durumdan gelir.
Alıştırma
Bir arkadaşınıza istediği içeceği uzatıyorsunuz. Söylenebilecek en doğal ifade hangisidir?
- There you are going.
- Go there.
- There you go.
Cevabı göster
There you go.
pink one: one ile tekil sayılabilen bir ismin yerini tutmak
pink one ifadesinde one, daha önce anlaşılmış olan tekil ve sayılabilen library card isminin yerini tutar. İfade “pembe bir kütüphane kartı” anlamına gelir ve card sözcüğünün tekrarlanmasını önler. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı belirleyici + sıfat + one şeklindedir; a small one ve the blue one buna örnektir. Burada one bir ismin yerine geçer; vurgu 1 sayısında değil, hangi nesnenin istendiğindedir.
Alıştırma
Şapkalar arasından seçim yapıyorsunuz. hat sözcüğünü tekrarlamadan cümleyi tamamlayın: The black hat is too dark. I'd like a red ____.
Cevabı göster
one
Library cards are orange: genel bir kuralı belirtmek için artikelsiz çoğul
Burada Library cards çoğul isim öbeğinin önünde artikel yoktur. Bu öbek kütüphane kartlarını bir sınıf olarak bütünüyle ifade eder; dolayısıyla cümle turuncu rengin tek bir kartın rengi olduğunu değil, bu kartlar için genel kural ya da standart olduğunu söyler. “Artikelsiz çoğul özne + are gibi çoğul fiil” kalıbı genel bir olgu veya kural belirtebilir. Konuşanların bildiği belirli tek bir kartı tarif etmek için İngilizcede genellikle the ile tekil biçim kullanılır: The library card is orange.
Alıştırma
Bir müze rehberi tek bir kişiyi tarif etmek yerine tüm ziyaretçiler için geçerli genel kuralı söylemek istiyor. Hangi cümle uygundur?
- A visitor is wearing a badge.
- Visitors wear badges.
- The visitor wears a badge.
Cevabı göster
Visitors wear badges.
I'll do a pink one: bir versiyonu yapmak veya hazırlamak anlamında do
I'll do a pink one ifadesinde do, tam olarak hangi eylemin kastedildiği bağlamdan anlaşılmak üzere “yapmak ya da hazırlamak” anlamına gelir. One, daha önce konuşulan tekil ve sayılabilen ismin yerini tutar; bu nedenle a pink one “o nesnenin pembe bir versiyonu” demektir. Cümle, istenen seçimi ya da değişikliği samimi bir dille kabul eder: konuşan kişi pembe olanı sağlayacağını söyler. Daha önceki nesne veya etkinlik açık değilse hem do hem de one fazla belirsiz gelebilir.
Alıştırma
Bir mağaza görevlisi siparişe göre hediye çantaları hazırlıyor. Müşteri mavi istediğinde söylenen I'll do a blue one en doğal olarak ne anlama gelir?
- Mavi renk hakkında bir ödevi bitireceğim.
- Mavi bir hediye çantasının yanında gösteri yapacağım.
- Mavi bir hediye çantası hazırlayacağım.
Cevabı göster
Mavi bir hediye çantası hazırlayacağım.
Dostça izin vermek için Feel free to
Feel free to + fiilin yalın hâli, karşı tarafa dostça izin verir. “İstersen bunu yapabilirsin” demektir; kelimesi kelimesine “özgür hisset” anlamına gelmez. Bu cümlede konuşan kişi, kitap seçmeden önce yeniden izin istemeye gerek olmadığını belirtir. Eyleme izin vardır, ancak eylem zorunlu değildir.
Alıştırma
Feel ile başlayın ve bu açıklamadaki üç kelimelik ifadeyi kullanarak dostça izin cümlesini tamamlayın: ____ use any empty seat.
Cevabı göster
Feel free to
Yumuşak bir hatırlatma için Just remember to
Just remember to + fiilin yalın hâli, kişiye hâlâ yapması gereken bir şeyi hatırlatır. Burada keep quiet, akılda tutulması gereken koşul olarak sunulur. Just, hatırlatmayı küçük bir not gibi gösterir ve doğrudan bir emirden daha yumuşak duyurur. Söyleyişi yumuşatır, ancak kural hâlâ önemlidir.
Alıştırma
Just ile başlayın ve bu açıklamadaki üç kelimelik ifadeyi kullanarak yumuşak hatırlatmayı tamamlayın: ____ bring your library card.
Cevabı göster
Just remember to
keep quiet: devam eden bir durum için keep + sıfat
Keep quiet, sessiz kalmak veya çok az gürültü yapmak demektir. Bu cümlede keep sözcüğünden sonra quiet sıfatı gelir ve keep, o durumda kalmaya devam etmek anlamındadır. Burada keep, bir eşyayı saklamak veya elde tutmak anlamına gelmez. keep + sıfat kalıbı, keep calm veya keep still örneklerinde olduğu gibi devam eden bir durumu anlatabilir.
Alıştırma
“Sessiz kalmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle hatırlatmayı tamamlayın: Please ____ while the baby is sleeping.
Cevabı göster
keep quiet