Kafein Dünyanın En İyi İlacıdır: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Bu animasyon, kafeini kahve yetiştiriciliğinden toksisiteye, bağımlılığa, sağlık etkilerine ve modern çalışma kültürüyle ilişkisine kadar izliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “three times as much coffee a day as the average American.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: miktarları karşılaştırmak için çarpan + as much + sayılamayan ad + as yapısını kullanın. 2. “a Faustian bargain” — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: bir yararı yıkıcı bedelle takas etme göndermesini ve bunun kahve için neden reddedildiğini anlayın. 3. “Moving right along.” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: rahatsız edici şakayı kapatıp yeni bir tarihsel iddiaya geçen hızlı ifadeyi ayırt edin.
Bu derste
enough for one cup of coffee for every man, woman, and child. Dilbilgisi
0:02bu da her erkek, kadın ve çocuk için bir fincan kahveye yetecek bir miktar.
Sonucu ekleyen enough for ... for every person yapısı
Virgülden sonra enough ile başlayan ifade, 300 tons of caffeine miktarının sonucunu ekler: bu miktar dünyadaki her kişiye bir fincan kahve sağlamaya yeter. Bu, bağımsız bir cümle değildir; enough hemen önce belirtilen miktara gönderme yapar. enough for one cup of coffee içinde for, miktarın sağlamaya yettiği şeyi tanıtır. for every man, woman, and child içinde ise for, alıcıları veya dağıtımı belirtir: kişi başına bir fincan. Bu yapı, toplam bir miktarın ne sağlayabileceğini kısa ve yoğun biçimde gösterir.
Alıştırma
Vurgulanan ifade, 300 ton kafein hakkında ne söylüyor?
- Bu, tek bir fincan kahvede bulunan kafein miktarıdır.
- Her kişiye bir fincan kahve sağlamaya yeterdi.
- Yalnızca yetişkinler bir fincan kahve alırdı.
Cevabı göster
Her kişiye bir fincan kahve sağlamaya yeterdi.
has to import nearly all of this as the coffee trees from which caffeine is harvested Dilbilgisi
0:07kafeinin elde edildiği kahve ağaçlarının
Bir kaynağı belirten from which
From which, coffee trees ifadesini niteleyen bir ilgi cümleciğini başlatır. from edatı which sözcüğünün önüne getirilmiştir; bu nedenle yapı ABD'yi değil, 'kafeinin elde edildiği kahve ağaçlarını' anlatır. Caffeine is harvested edilgen yapıdadır; eylem caffeine üzerinde gerçekleşir. Burada harvested, bitkiden toplanmak veya elde edilmek anlamındadır; ağaçların kendisinin kesildiği anlamına gelmez. Edat + which yapısı, bir kaynağı kısa ve nispeten resmî biçimde açıklamanın yoludur.
Alıştırma
'O kaynaktan' anlamındaki iki sözcüklü resmî ilgi ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The spring ____ the town gets its water is protected.
Cevabı göster
from which
in an area called the coffee belt. Kültür
0:14kahve kuşağı adı verilen bir alanda ticari düzeyde yetişmesi nedeniyle, bunun neredeyse tamamını ithal etmek zorundadır.
Yengeç Dönencesi ile Oğlak Dönencesi arasında
Yengeç Dönencesi, ekvatorun kuzeyindeki özel adlı enlem çizgisidir; Oğlak Dönencesi ise bunun güneydeki karşılığıdır. Bu iki çizgi, geniş anlamdaki tropikal bölgenin dış sınırlarını belirler. Bu cümlede between ... and ..., ticari kahve yetiştiriciliğinin bu tropikal bölgenin içinde yoğunlaştığını belirtir. Buradaki Cancer, bir burç adına dayanan coğrafi adın parçasıdır; hastalık olan kanser anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede between the Tropic of Cancer and the Tropic of Capricorn hangi alanı belirtir?
- Cancer ve Capricorn adlı iki ülkenin arasındaki bölge
- Resmî olarak belirlenmiş tek bir kahve yetiştirme ili
- Kuzeydeki ve güneydeki iki enlem çizgisi arasında kalan geniş tropikal bölge
- Kanser hastalığının adını taşıyan bir sağlık bölgesi
Cevabı göster
Kuzeydeki ve güneydeki iki enlem çizgisi arasında kalan geniş tropikal bölge
kahve kuşağı
Burada belt, bele takılan bir kemeri değil, geniş bir coğrafi bölgeyi ifade eder. Coffee belt, koşulların ticari ölçekte kahve yetiştirmeye uygun olduğu dünya çapındaki tropikal kuşaktır.
Alıştırma
Cümlede coffee belt ifadesinin anlamına en uygun açıklama hangisidir?
- Kahve üreten tek bir ülkenin resmî adı
- Kahve hazırlayan kişilerin taktığı gerçek bir kemer
- Kahvenin ticari ölçekte yetiştirilebildiği geniş tropikal bölge
- Bir şehir içinde yasal olarak belirlenmiş bir bölge
Cevabı göster
Kahvenin ticari ölçekte yetiştirilebildiği geniş tropikal bölge
the United States is only the largest buyer because it's so populous.
0:19Amerika Birleşik Devletleri sadece çok nüfuslu olduğu için en büyük alıcıdır.
The most enthusiastic coffee drinkers per capita are, Kelime
0:21Kişi başına en hevesli kahve içicileri,
per capita: kişi başına ortalama
Per capita, “her bir kişi için” veya “kişi başına ortalama” anlamına gelir. Bu cümlede ülkeler, toplam kahve miktarına göre değil, kahve tüketiminin nüfusa bölünmesiyle bulunan değere göre karşılaştırılır. Bu ölçü, farklı büyüklükteki nüfusları aynı temelde karşılaştırmayı sağlar. İstatistiksel bir ortalamadır; herkesin gerçekte bu miktarı tükettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
“Kişi başına ortalama” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The country has the highest coffee consumption ____.
Cevabı göster
per capita
the Netherlands, Denmark, Iceland, Norway, and the world champions, Finland,
0:25Hollanda, Danimarka, İzlanda, Norveç ve dünya şampiyonu Finlandiya'dır;
in increasing order: en düşükten en yükseğe
In increasing order, dinleyiciye sonraki listenin nasıl düzenlendiğini bildirir: Her öğenin değeri bir öncekinden daha yüksektir. Burada ülkeler sayıldıkça kahve tüketimi değerleri yükselir; bu nedenle Finlandiya en yüksek değerle en sonda yer alır. Bu ifade, bilgilerin nasıl düzenlendiğini gösteren bir işarettir. Dinleyicinin listeyi duymadan önce sıralamanın yönünü anlamasını sağlar.
Alıştırma
“En düşükten en yükseğe” anlamına gelen bu dersteki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The scores are listed ____: 42, 57, 81.
Cevabı göster
in increasing order
where they drink three times as much coffee a day as the average American. Dilbilgisi
0:29burada günde ortalama bir Amerikalının içtiğinin üç katı kahve içerler.
three times as much coffee ... as ...: kahve miktarının üç katı
Three times as much coffee ... as miktarları karşılaştırır. Yapı, çarpan + as much + sayılamayan isim + as + karşılaştırma hedefi şeklindedir. Burada coffee içilen miktarı anlattığı için sayılamayan isim olarak kullanılır. Bu ifade, günlük toplam miktarın Amerikan ortalamasının üç katı olduğunu söyler. Buna ek olarak üç kat daha fazla demek değildir: referans miktar 1 birimse karşılaştırılan miktar 3 birimdir, 4 değil.
Alıştırma
Karşılaştırmayı three times as much ... as yapısıyla tamamlayın: This printer uses ____ ink ____ the old printer.
Cevabı göster
three times as much · as
All of these countries are outside the coffee belt and must import 100% of their caffeine supply.
0:32Bu ülkelerin tamamı kahve kuşağının dışındadır ve kafein kaynaklarının %100'ünü ithal etmek zorundadır.
first bees must pollinate the flowers of a coffee tree,
0:37önce arıların bir kahve ağacının çiçeklerini polenlemesi gerekir,
and these flowers develop into bright red berries. Kalıp ifadeler
0:39ve bu çiçekler parlak kırmızı meyvelere dönüşür.
develop into: zamanla yeni bir biçime ulaşmak
Develop into, zaman içinde büyüyerek veya değişerek yeni bir biçime ya da sonuca ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede çiçekler doğal olarak değişir ve parlak kırmızı meyveler hâline gelir. Yapı X develops into Y şeklindedir. Into sürecin sonucunu tanıtır; bu nedenle ifade, become ile kurulan basit bir cümleye göre değişimin ilerleyişini daha çok vurgular.
Alıştırma
Cümleyi develop into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Over several years, the local club ____ a national organization.
Cevabı göster
developed into
the coffee tree does not ripen all its berries at the same time,
0:44kahve ağacı tüm meyvelerini aynı anda olgunlaştırmaz,
Unlike more cooperative domestic plants: bakımı daha kolay kültür bitkilerinin aksine
Unlike burada bir edattır ve bu nedenle more cooperative domestic plants isim öbeğini başlatır. Bu öbek cümlenin başına getirilerek önce karşılaştırma çerçevesi kurulur; ardından ana cümle kahve ağacının nasıl farklı olduğunu açıklar. Cooperative sözcüğü burada bitkileri insan gibi gösteren esprili bir kişileştirmedir. Diğer kültür bitkilerinin yönetilmesinin veya hasat edilmesinin daha kolay olduğu anlamına gelir; bitkilerin gerçekten yardım etmeyi seçtiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede unlike karşılaştırma kurmak için doğru kullanılmıştır?
- Unlike my old phone, this one charges quickly.
- Unlike I used my old phone, this one charges quickly.
- Unlike my old phone was slow, this one charges quickly.
Cevabı göster
Unlike my old phone, this one charges quickly.
so they need to be handpicked and sorted. Dilbilgisi
0:46bu yüzden bunların elle toplanması ve sınıflandırılması gerekir.
need to be handpicked and sorted: edilgen yapıyla gereklilik
need to be + past participle kalıbı, öznenin maruz kalması gereken zorunlu bir eylemi ifade eder. Burada kahve meyveleri iki eyleme maruz kalır: insanların onları elle toplaması ve ayırması gerekir. Tek bir be, and ile bağlanan iki past participle için de kullanılır: need to be handpicked and [be] sorted. Bu tarım bağlamında handpicked, elle toplanmış demektir; en iyi olduğu için özel olarak seçilmiş demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi need to be ile check ve approve fiillerinin edilgen biçimlerini kullanarak tamamlayın: Before the files are published, they ____.
Cevabı göster
need to be checked and approved
Once picked: kısaltılmış edilgen zaman yan tümcesi
“Once picked”, edilgen bir zaman yan tümcesinin kısaltılmış biçimidir. “once the berries have been picked” ya da daha basit biçimde “once the berries are picked” şeklinde açılabilir. Once önceki adımın tamamlandığını, picked ise edilgen anlamı belirtir. Normalde kısaltılmış yan tümcede söylenmeyen özne, ana tümcenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada picked mantıken berries sözcüğünü nitelerken ana tümce the coffee bean ile başlıyor. Süreç bağlantıyı anlaşılır kılsa da dil bilgisel bağ biraz gevşektir.
Alıştırma
Once + past participle kısaltmasını açık biçimde kullanan cümle hangisidir?
- Once approved, the application is sent to the finance team.
- Once approved, we send the application to the finance team.
- Once approved, the clerk sends the application to the finance team.
Cevabı göster
Once approved, the application is sent to the finance team.
This young seedling of the tree is then dried, heated, ground,
0:51Ağacın bu genç fidesi daha sonra kurutulur, ısıtılır, öğütülür,
and submerged in boiling water to get out the precious, precious caffeine. Kalıp ifadeler
0:53ve o çok ama çok değerli kafeini çıkarmak için kaynar suya daldırılır.
submerged in boiling water: tamamen sıvıya batırma
“Submerged in boiling water”, malzemenin suyla çevrelenmesi için kaynar suyun yüzeyinin tamamen altına konması demektir. Submerged, “is then dried, heated, ground, and submerged” edilgen sıralamasındaki bir past participle biçimidir; in ise onu çevreleyen sıvıyı belirtir. Bu fiil kesin anlamlı ve biraz resmîdir. Bu nedenle bilimsel işlemlerde, teknik açıklamalarda, yemek talimatlarında ve raporlarda sık görülür.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve “yüzeyin tamamen altına yerleştirilmiş” anlamına gelen resmî ifadeyle tamamlayın: For the test, the sealed tube was ____ the water bath.
Cevabı göster
submerged in
It takes about 40 coffee beans to make one shot of espresso. Dilbilgisi
0:56Bir shot espresso yapmak için yaklaşık 40 kahve çekirdeği gerekir.
It takes ... to make ... yapısı
Burada It takes + miktar veya kaynak + to + fiilin yalın hâli yapısı, sonuca ulaşmak için o miktarın gerekli olduğunu belirtir. It biçimsel öznedir; asıl eylem to ile kurulan mastar yapısında yer alır. Takes burada bir şeyi gerektirmek veya tüketmek anlamındadır, alıp götürmek anlamında değildir. Bu cümlede about 40 coffee beans yaklaşık olarak gereken kaynağı, to make one shot of espresso ise ulaşılacak sonucu belirtir. A shot of espresso, küçük bir porsiyon yoğun kahvedir.
Alıştırma
Aynı gereklilik yapısını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ three people ____ move the piano safely.
Cevabı göster
It takes · to
But why is caffeine in the coffee beans in the first place? Kalıp ifadeler
1:00Peki ama kafein kahve çekirdeklerinde en başta neden bulunur?
in the first place ile ilk nedeni sormak
Why ile kurulan bir soruda in the first place, başlangıçta veya en başta anlamına gelir. Bir şeyin doğru olmasının altında yatan nedeni sorar ve çoğu zaman tartışmayı başlangıç noktasına götürür. Burada konuşan kişi kafeinin nerede olduğunu sormuyor. Kahve çekirdeklerinin neden kafein içerdiğini soruyor.
Alıştırma
Hangi cümle bir eylemin başlangıçtaki nedenini soruyor?
- Why did you call them in the first place?
- The first place we visited was the museum.
- At first, I thought the shop was closed.
Cevabı göster
Why did you call them in the first place?
It's not like the coffee trees want to have humans cutting bits off of them Ton ve niyet
1:02Kahve ağaçlarının, insanların kendilerinden parçalar kesip
and committing a holocaust of their offspring. Kelime
1:05yavrularına soykırım yapmasını istemesi gibi bir durum söz konusu değildir.
It's not like + yan cümle: örtük bir varsayımı reddetmek
It's not like + yan cümle, daha önce dile getirilmiş veya kolayca çıkarılabilen bir varsayıma karşı çıkar. Konuşan kişi iki şeyin görünüşünü karşılaştırmaz; bu varsayımın doğru kabul edilmemesi gerektiğini söyler. Burada want, kahve ağaçlarına insana özgü niyetler yükler. Konuşan kişi, ağaçların insanların kendilerinden parçalar kesmesini istediği yönündeki saçma fikri reddeder. Bu abartı, itirazı alaycı ve mizahi hâle getirir.
Alıştırma
Hangi cümle, yalnızca kanıtı değerlendirmek yerine Mia'nın dizüstü bilgisayara bilerek zarar verdiği varsayımına doğrudan karşı çıkar?
- Mia isn't like someone who breaks laptops on purpose.
- It doesn't look like Mia broke the laptop on purpose.
- It's not like Mia broke the laptop on purpose.
Cevabı göster
It's not like Mia broke the laptop on purpose.
holocaust: kitlesel yıkım için son derece hassas bir terim
Bu cümlede küçük harfle yazılan holocaust, kahve ağaçlarının yavrularının geniş çapta yok edilmesini anlatan abartılı bir mecazdır. Kişileştirme ve aşırı sözcük seçimi kara mizah yaratır; gerçek bir tarihsel olayın düz anlamlı anlatımı değildir. Küçük harfle yazılsa bile holocaust, destruction sözcüğünün tarafsız bir eş anlamlısı değildir. Günümüz okurları bunu, Nazilerin altı milyon Yahudiye uyguladığı soykırımı ve milyonlarca başka insana yönelik daha geniş çaplı Nazi zulmü ile katliamını ifade eden the Holocaust ile güçlü biçimde ilişkilendirir. Bu yüzden mecaz olağanüstü bir tarihsel ve duygusal ağırlık taşır.
Alıştırma
Küçük bir rahatsızlıkla ilgili sıradan bir şikâyette şu ifadeyi değerlendirin: “The printer jam was a total holocaust.”
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
Well, the trees, of course, don't want or feel anything.
1:07Tabii ki ağaçlar hiçbir şey istemez veya hissetmezler.
They originally evolved caffeine for their own benefit. Kalıp ifadeler
1:10Başlangıçta kafeini kendi çıkarları için evrimleştirmişlerdir.
for their own benefit: avantajı aynı taraf elde eder
Burada for their own benefit, avantajı kahve ağaçlarının kendilerinin elde ettiği anlamına gelir. İyelik sözcüğü their ağaçlara gönderme yapar; own ise avantajın başka bir canlıya değil, yine onlara döndüğünü vurgular. Kalıp for + iyelik belirleyicisi + own benefit şeklindedir: for my own benefit, for your own benefit, for its own benefit. Evrimle ilgili bir açıklamada bu ifade, ağacın bilinçli bir kararını değil, böceklerden korunma gibi yararlı bir etkiyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi for one's own benefit ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: He negotiated a later deadline ____.
Cevabı göster
for his own benefit
Caffeine is an insecticide that effectively paralyzes or kills bugs chomping on the tree. Kelime
1:12Kafein, ağacı kemiren böcekleri etkili bir şekilde felç eden veya öldüren bir böcek ilacıdır.
chomping on: güçlü yemeyi canlı biçimde anlatmak
Chomping on, bir şeyi enerjik biçimde ısırıp çiğnemek anlamına gelir ve çoğu zaman tekrarlanan ya da sesli ısırıkları düşündürür. Bilimsel açıklamaya tarafsız bir yeme fikri yerine canlı ve gündelik bir görüntü katar. Dil bilgisi bakımından chomping on the tree, bugs sözcüğünü niteleyen -ing biçimli bir ortaç öbeğidir ve hangi böceklerin etkilendiğini gösterir. On, ısırılan veya çiğnenen şeyi tanıtır ve yaygın chomp on + nesne kalıbının bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi chomp fiilinin -ing biçimi ve yaygın edatıyla tamamlayın: The goats were ____ a pile of carrots.
Cevabı göster
chomping on
Whether or not these insects go out experiencing the greatest caffeine high ever is not known. Dilbilgisi
1:17Bu böceklerin ölürken gelmiş geçmiş en büyük kafein kafasını yaşayıp yaşamadıkları bilinmiyor.
Whether or not ... is not known yapısı
“Whether or not these insects go out experiencing the greatest caffeine high ever” yan cümlesinin tamamı dil bilgisel öznedir. Whether or not, evet ya da hayır cevabı olan bir soru ortaya koyar ve iki olasılığı da kapsar: gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesi. Ana yüklem “is not known” ifadesidir. Bu, sorunun tamamına verilecek cevabın bilinmediğini söyler. “Whether or not + yan cümle + is not known” kalıbı, belirsizliğin kendisini özne konumuna yerleştirmenin resmî bir yoludur. Burada “go out” mizahi biçimde ölmek, “caffeine high” ise kafeinin yarattığı yoğun uyarılma hissi anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle whether yan cümlesini doğru biçimde özne olarak kullanıyor ve is not known ifadesini ana yüklem olarak koruyor?
- Whether or not the road will reopen tomorrow are not known.
- Whether or not the road will reopen tomorrow is not known.
- If or not the road will reopen tomorrow is not known.
Cevabı göster
Whether or not the road will reopen tomorrow is not known.
so you'd really have to try to win this Darwin award. Kültür
1:26bu yüzden bu Darwin ödülünü kazanmak için gerçekten çabalamanız gerekir.
Kara mizah içeren bir hakaret olarak Darwin Award
Darwin Award resmî bir ödül değil, gayriresmî ve hicivli bir yaftadır. Olağanüstü derecede aptalca ve önlenebilir bir davranışla kendi ölümüne neden olan ya da üreme yetisini kaybeden kişiyi anlatır. Bu ad, Darwin’in doğal seçilim kuramına dayanan bir kara mizah şakasıdır. Burada “win this Darwin award”, çok daha büyük bir primatın ölümcül miktarda kafein tüketmek için saçma derecede kararlı bir çaba göstermesi gerektiği anlamına gelir. Anlatıcı bu pervasız davranışla alay ediyor; onu övmüyor veya Charles Darwin’in bilimsel başarılarını tartışmıyor.
Alıştırma
Cümlede win this Darwin award ne anlama geliyor?
- Evrim araştırması için resmî bir ödül almak
- İnsanlar böceklerden çok daha büyük olduğu için kafeinden sağ çıkmak
- Olağanüstü derecede aptalca bir risk alarak kendi sonunu hazırlamak
Cevabı göster
Olağanüstü derecede aptalca bir risk alarak kendi sonunu hazırlamak
if you must: isteksizce verilen izin
“If you must”, “gerçekten başka seçeneğiniz olmadığını düşünüyorsanız” anlamına gelir. Tek başına bir yanıt olarak veya cümle sonunda kullanıldığında isteksizce izin verir: konuşan kişi eylemi artık engellemez ama yapılmamasını tercih eder. Baştaki But bu çekinceyi güçlendirir. Burada ifade, tehlikeli bir seçimi dinleyicinin yapmakta ısrar ettiği bir şey gibi sunarak kuru ve kara mizahı destekler; samimi bir teşvik değildir.
Alıştırma
If you must burada en doğal olarak hangi tutumu ifade eder? “You can bring the muddy boots inside if you must.”
- İsteksiz izin: konuşan kişi aslında karşısındakinin bunu yapmamasını tercih eder.
- Kesin emir: konuşan kişi karşısındakine bunu yapmasını emreder.
- Coşkulu teşvik: konuşan kişi bunun olmasını çok ister.
Cevabı göster
İsteksiz izin: konuşan kişi aslında karşısındakinin bunu yapmamasını tercih eder.
to calculate the dose of caffeine you'll need to ingest to have a 50% chance of death,
1:30%50 ölüm şansına sahip olmak için almanız gereken kafein dozunu hesaplamak amacıyla,
take your mass in kilograms and multiply it by 150 mg.
1:34kilogram cinsinden kütlenizi alın ve 150 mg ile çarpın.
you need to drink one latte to get a visit from the Grim Reaper. Kültür
1:40Azrail'in ziyaretini almak için bir latte içmeniz gerekir.
in terms of coffee: ölçüm çerçevesini değiştirmek
“In terms of + isim”, devamındaki bilginin hangi bakış açısı, kategori veya ölçüm çerçevesiyle anlaşılması gerektiğini gösterir. Bilgiyi seçilen boyuta göre düzenleyen bir ifadedir. Bu cümlede doz, latte sayısına dönüştürülür. Bu nedenle in terms of coffee, “aynı miktar kahve üzerinden ifade edildiğinde” anlamına gelir. “Kahveyle ilgili terimler kullanarak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Karşılaştırma boyutunu belirleyen hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: “____ storage space, the smaller plan is enough for us.”
Cevabı göster
In terms of
for every kilogram ... one latte: orantı bildiren bir kalıp
“For every + unit”, iki miktar arasında orantılı bir ilişki kurar. Burada her bir kilogram vücut kütlesi bir latte ile eşleştirilir; bu yapı bir şeyin zaman içinde ne sıklıkla gerçekleştiğini anlatmaz. Her bir A birimine veya A grubuna ne kadar B düştüğünü belirtmek için “for every A, B” kalıbını kullan. Bu kalıp fiyat, doz, hız ve karışım oranlarında kullanılabilir.
Alıştırma
Bu orantı kuralını hedefteki iki kelimelik ifadeyle tamamla: ____ five books sold, the store donates one book.
Cevabı göster
For every
a visit from the Grim Reaper: ölüme dolaylı bir gönderme
“The Grim Reaper”, ölümün kişileştirilmiş hâlidir ve genellikle koyu renk cübbe giyen, elinde tırpan taşıyan bir figür olarak tasvir edilir. Tarihî bir kişi değil, kültürel bir simgedir. “a visit from the Grim Reaper” ifadesindeki “visit” gerçek anlamda bir ziyaret değildir. Ölümü mizahi ve dolaylı biçimde anlatır; böylece cümle resmî bir tıbbi iddia değil, kara mizah içeren bir uyarı olur.
Alıştırma
“That stunt could earn you a visit from the Grim Reaper,” cümlesindeki ifade büyük olasılıkla ne anlama geliyor?
- Evine bir ziyaretçi gelebilir.
- Ölebilirsin.
- Ünlü bir tarihî kişiyle tanışabilirsin.
Cevabı göster
Ölebilirsin.
so it's not surprising that there are no recorded deaths in healthy adults from this method. Dilbilgisi
1:44bu nedenle bu yöntemden dolayı sağlıklı yetişkinlerde kaydedilmiş bir ölüm olmaması şaşırtıcı değildir.
It's not surprising that + yan cümle
“It's not surprising that + yan cümle” yapısında hazırlayıcı özne it kullanılır; değerlendirilen olgu sonraki that yan cümlesinde yer alır. Burada “there are no recorded deaths”, beklenen bir sonuç olarak sunulur. Bu kalıp, önceki kanıtları ölçülü bir sonuca dönüştürür. “Obviously” demekten daha tarafsızdır; çünkü herkesin sonucu hemen görmesi gerektiğini ileri sürmek yerine sonucun kanıtlarla uyumlu olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle, sonucun önemsiz olduğunu söylemeden, önceki kanıtlara göre beklenen bir sonuç sunduğunu gösterir?
- Surprisingly, the device passed every safety check.
- It's not important that the device passed every safety check.
- It's not surprising that the device passed every safety check.
Cevabı göster
It's not surprising that the device passed every safety check.
because while you're busy getting coffee in, Anlatım akışı
1:49çünkü siz meşgul bir şekilde kahveyi içinize alırken,
your body is busy getting it out by one way or another. Deyimler
1:51vücudunuz da meşgul bir şekilde onu bir yolla veya başka bir yolla dışarı atıyordur.
while ... be busy getting ... in/out ile paralel karşıtlık
İki yan cümle de aynı kalıbı, be busy + -ing yapısını kullanır ancak zıt yönleri gösterir: getting coffee in kahveyi tüketmek anlamına gelirken getting it out, vücudun onu işleyip dışarı atmasını konuşma dilinde özetler. Dil bilgisel olarak it zamiri coffee sözcüğüne gönderme yapar. While, iki süreci aynı anda gerçekleşen olaylar olarak yan yana getirir. Aynı yapının tekrarlanması ve in yerine out kullanılması açık bir paralel karşıtlık oluşturur; böylece dinleyici alım ve atılım süreçlerini hızla karşılaştırabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, aynı anda gerçekleşen zıt yönlü iki süreci göstermek için aynı paralel kalıbı en iyi şekilde kullanır?
- While returns are in the warehouse, the shipping team is busy.
- While the warehouse team is busy bringing returns in, the shipping team is busy sending new orders out.
- Because the warehouse team brings returns in, the shipping team will send new orders out.
Cevabı göster
While the warehouse team is busy bringing returns in, the shipping team is busy sending new orders out.
one way or another: belirtilmemiş bir yöntem
One way or another, “kesin yöntem bilinmese veya önemli olmasa bile bir şekilde” anlamına gelir. Dikkati izlenen yoldan sonuca kaydırır. Bu cümlede, vücudun maddeyi bir bedensel süreçle dışarı atacağını belirtir; yalnızca iki olası yolu adlandırmaz. İfade, bir şeyin gerçekleşeceğine duyulan güveni veya onu gerçekleştirme kararlılığını da gösterebilir.
Alıştırma
“Yöntem bilinmese bile bir şekilde” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We will get the package there ____.
Cevabı göster
one way or another
The rare recorded deaths from caffeine are from diet pills, pep pills,
1:54Kafeinden kaynaklanan nadir ölüm vakaları diyet hapları, uyarıcı haplar,
and crazy people who eat the drug in its pure form.
1:57ve bu ilacı saf haliyle yiyen çılgın insanlardan kaynaklanmaktadır.
you do still develop an addiction to this stuff, Dilbilgisi
2:01yine de bu maddeye karşı bir bağımlılık geliştirirsiniz,
Poison though caffeine is: öne alınmış ödünleme tamamlayıcısı
Poison though caffeine is, işaretli bir ödünleme yan cümlesidir. Poison, caffeine öznesinin yüklem tamamlayıcısıdır, ancak başa taşınmıştır: tamamlayıcı + though + özne + be. Normal sözcük sırasındaki karşılığı Although caffeine is poison biçimidir. Yan cümle önce bir noktayı — kafeinin zehir olduğunu — kabul eder; ardından ana cümle buna karşıt bir bilgi ekler. poison sözcüğünü başa almak, kabul edilen düşünceyi daha fazla vurgular. though öne alınan tamamlayıcıdan sonra gelse de ödünleme anlamını vermeye devam eder.
Alıştırma
Ödünleme yan cümlesini tamamlayıcıyı öne alma kalıbı ve though ile yeniden yazın: Although the repair is costly, we cannot postpone it. Yeni cümle: Costly ____, we cannot postpone it.
Cevabı göster
though the repair is
“do still develop an addiction” ifadesindeki vurgulu do
Burada do soru ya da olumsuzluk oluşturmuyor. Bu olumlu cümlede vurgu yardımcı fiilidir: you do develop, “kesinlikle bağımlılık geliştirirsiniz” veya “bağımlılık geliştirdiğiniz doğrudur” anlamına gelir. do’dan sonra asıl fiil yalın hâlde kalır. Still, önceki ödünleme rağmen sonucun geçerli olmaya devam ettiği anlamını ekler. do still develop birlikte, bağımlılığın oluşmayacağı yönündeki olası beklentiye karşı çıkar: buna rağmen bağımlılık gerçekten oluşur. Develop an addiction, kasıtlı olarak bir şey üretmek değil, “bağımlı hâle gelmek” demektir.
Alıştırma
Cümleyi, vurgulu bir olumlu düzeltme yapan ve devamlılık anlamını koruyan iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: Some people say the problem is gone, but the errors ____ appear.
Cevabı göster
do still
not a wimpy psychological addiction like people claim for video games and the internet.
2:05insanların video oyunları ve internet için iddia ettiği gibi zayıf bir psikolojik bağımlılık değildir.
It might make you cranky and give you a wicked headache, Kelime
2:11Sizi huysuzlaştırabilir ve şiddetli bir baş ağrısı verebilir,
Çok şiddetli baş ağrısı anlamındaki “wicked headache”
wicked headache ifadesinde wicked, “çok kötü” veya “şiddetli” anlamına gelen, resmî olmayan bir pekiştirme sıfatıdır. Baş ağrısının şiddetini anlatır; ahlaki kötülüğü anlatmaz. Headache gibi rahatsız edici bir belirtiyle kullanıldığında çevresindeki bağlam bu güçlü olumsuz anlamı gösterir.
Alıştırma
“I woke up with a wicked headache,” cümlesinde wicked ne anlama gelir?
- şaşırtıcı derecede hoş bir baş ağrısı
- çok şiddetli bir baş ağrısı
- ahlaken kötü bir baş ağrısı
Cevabı göster
çok şiddetli bir baş ağrısı
but since caffeine releases dopamine to make you happy and it gets rid of headaches, Öbek fiiller
2:14ancak kafein sizi mutlu etmek için dopamin salgıladığından ve baş ağrılarını geçirdiğinden,
gets rid of headaches: get rid of + isim kalıbı
Bu cümlede it kafeini belirtir; gets rid of headaches, kafeinin baş ağrılarını ortadan kaldırması demektir. Get rid of birden fazla sözcükten oluşan bir fiil gibi çalışır; burada rid tek başına bu anlamı vermez. Get rid of + isim veya zamir yapısını ortadan kaldırılan, sona erdirilen ya da kurtulunan şey için kullanın. Özne it üçüncü tekil kişi olduğu için get, gets olur; ortadan kaldırılan şey of'tan sonra gelir: gets rid of headaches.
Alıştırma
Cümleyi ortadan kaldırmak anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This update should ____ several security problems.
Cevabı göster
get rid of
there's really no reason to ever stop using this stuff.
2:17bu maddeyi kullanmayı bırakmak için gerçekten hiçbir neden yoktur.
give it up: give up ile zamirin yeri
Burada give it up, kafein tüketmeyi bırakmak veya bu alışkanlıktan vazgeçmek demektir. Soru retoriktir: konuşan kişi çoğu insanın bırakmak istemeyeceğini düşünür. Give up nesne aldığında ayrılabilir. İsimle hem give up caffeine hem de give caffeine up mümkündür. Zamir kullanıldığında zamir ortaya gelmelidir: give it up denir, give up it denmez.
Alıştırma
Hangi cümle give up ifadesini bir alışkanlığı bırakmak anlamında doğru kullanıyor ve zamiri doğru yere koyuyor?
- Mia wants to stop drinking soda, but she finds it hard to give it away.
- Mia wants to stop drinking soda, but she finds it hard to give up it.
- Mia wants to stop drinking soda, but she finds it hard to give it up.
Cevabı göster
Mia wants to stop drinking soda, but she finds it hard to give it up.
I mean, aside from converts to Mormonism and Rastafarianism. Kültür
2:21Yani, Mormonluk ve Rastafaryanizm'e geçenler dışında.
Mormonluk ve Rastafaryanlığın mizahi bir kestirme olarak kullanılması
Bu iki ad, anlatıcının yaygın kafein kullanımının olası istisnaları olarak gösterdiği kişilerin geçtiği dini gelenekleri belirtir. İsa Mesih’in Son Zaman Azizleri Kilisesi üyelerine kahve ve çaydan kaçınmaları öğretilir; Rastafari uygulamaları ise çeşitlidir, ancak bazı takipçiler kahve veya uyarıcılardan da kaçınır. Mizah, bu farklı uygulamaların ‘kafein kullanmıyor olabilecek kişiler’ şeklinde kısa bir listeye sıkıştırılmasından doğar. Bu, komik bir kestirme ifadedir; iki geleneğe geçen herkesin her türlü kafeinden kaçındığını gösteren güvenilir bir kural değildir.
Alıştırma
Bu yorumu değerlendirin: Cümle mizahi bir kestirme ifadedir; iki geleneğin tüm takipçilerinin her türlü kafeinden kaçındığının kanıtı değildir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Caffeine is the world's most used psychoactive drug, Kelime
2:24Kafein dünyanın en çok kullanılan psikoaktif ilacıdır,
Psychoactive drug ifadesinin bilimsel anlamı
Psychoactive drug, beynin veya merkezî sinir sisteminin çalışma biçimini değiştirerek uyanıklığı, ruh hâlini, algıyı, düşünmeyi ya da davranışı etkileyen bir madde için kullanılan bilimsel bir terimdir. Kafeine drug denmesi, drug sözcüğünün geniş bilimsel anlamını kullanır. İfade günlük konuşmaya göre daha güçlü duyulur, ancak kafeini yalnızca etkisine göre sınıflandırır; yasa dışı veya halüsinojen olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, ‘beyin işlevini etkileyen madde’ anlamındaki iki sözcüklü bilimsel terimle tamamlayın: Caffeine is a ____ that can increase alertness.
Cevabı göster
psychoactive drug
It increases concentration, decreases fatigue, and gives you better memory.
2:28Konsantrasyonu artırır, yorgunluğu azaltır ve size daha iyi bir hafıza verir.
these are real effects replicable in a laboratory. Kelime
2:33bunlar bir laboratuvarda tekrarlanabilen gerçek etkilerdir.
placebo: yalnızca bir sahtekârlık değil, araştırma kontrolü
Burada placebo, hedef etkin maddeyi içermeyen karşılaştırma tedavisidir; daha geniş anlamda ise bununla bağlantılı, beklentiye dayalı açıklamayı ifade edebilir. Klinik bir deneyde gerçek tedaviye benzeyecek şekilde hazırlanır, ancak incelenen etkin maddeyi içermez. Konuşmacı this isn't just a placebo diyerek sonucun yalnızca beklentiden kaynaklandığı düşüncesini reddeder. Bu, plasebo tepkilerinin hayal ürünü olduğu anlamına gelmez; insanlar bunları gerçekten yaşayabilir. Cümle, bunlara ek olarak ölçülebilen ve tekrar gözlemlenebilen etkiler bulunduğunu ileri sürer.
Alıştırma
Cümlede a placebo büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?
- Ölçülen biyolojik etkiyi oluşturduğu önceden kanıtlanmış bir ilaç
- Hedef etkin maddeyi içermeyen bir karşılaştırma tedavisi veya esas olarak beklentinin oluşturduğu bir etki
- Hastaları aldatmak için satılan yasa dışı sahte bir ürün
Cevabı göster
Hedef etkin maddeyi içermeyen bir karşılaştırma tedavisi veya esas olarak beklentinin oluşturduğu bir etki
replicable in a laboratory: kontrollü koşullarda tekrarlanabilir
Replicable, effects sözcüğünü niteler. Replicable in a laboratory, araştırmacıların ilgili testi kontrollü laboratuvar koşullarında tekrarlayıp benzer etkileri yeniden gözlemleyebileceği anlamına gelir. İfade, sonucun tek seferlik kişisel bir anlatı olmadığının kanıtı olarak tekrarlanabilirliği gösterir. Her defasında tamamen aynı sayının elde edileceğini vadetmez ve bir nesnenin kelimenin gerçek anlamıyla kopyalanmasını ifade etmez.
Alıştırma
replicable in a laboratory, etkiler hakkında ne söylüyor?
- Etkiler yalnızca laboratuvar personeli tarafından yazılı olarak açıklanabilir.
- Ekipman başka bir binada kullanılmak üzere tamamen aynı şekilde kopyalanabilir.
- Test kontrollü laboratuvar koşullarında tekrarlandığında benzer etkiler yeniden gözlemlenebilir.
Cevabı göster
Test kontrollü laboratuvar koşullarında tekrarlandığında benzer etkiler yeniden gözlemlenebilir.
drinking coffee isn't a Faustian bargain where the devil gives you the ability to work faster, Kültür
2:37kahve içmek, şeytanın size daha hızlı çalışma yeteneği verdiği,
contrary to popular belief: bir düzeltmeye işaret etmek
Contrary to popular belief, ardından gelen iddianın birçok insanın yaygın olarak düşündüğü şeyle çeliştiğini belirten kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Burada anlatıcının kahve hakkındaki bilinen bir düşünceyi reddetmek üzere olduğunu gösterir. Contrary to bir edat olarak işlev görür; bu nedenle ardından popular belief gibi bir isim öbeği gelir. İfadenin tamamı, düzeltilmiş iddiayı vermeden önce bir düzeltme yapılacağını bildirerek savı düzenler.
Alıştırma
Cümleyi, popular belief içeren ve bir düzeltmeye işaret eden kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: ____, octopuses have three hearts.
Cevabı göster
Contrary to popular belief
but in exchange makes your life shorter. Kalıp ifadeler
2:41ancak karşılığında ömrünüzü kısalttığı Faustvari bir pazarlık değildir.
a Faustian bargain: yıkıcı bir bedel karşılığında çekici kazanç
A Faustian bargain, çekici bir fayda sunarken aşırı, çoğu zaman yıkıcı ya da ahlaken kaygı verici bir bedel isteyen anlaşmanın mecazıdır. Bu cümlede hayalî fayda daha hızlı çalışmak, sözde bedel ise daha kısa bir ömürdür; anlatıcı kahvenin böyle bir pazarlık olduğunu reddeder. Adı, güç ya da bilgi karşılığında şeytanla anlaşma yapan Faust'un hikâyelerinden gelir. Hikâyenin ayrıntılarını bilmeniz gerekmez; temel fikir, çekici bir kazancın sonunda değerinden çok daha fazlasına mal olabilmesidir.
Alıştırma
Hangi durum en iyi a Faustian bargain olarak tanımlanır?
- Bir yolcu para biriktirmek için biraz daha yavaş bir trene biner.
- Bir siyasetçi güç kazanmak için yozlaşmış bir desteği kabul eder ve bu düzenlemenin ülkeyi yok edebileceğini bilir.
- Bir müşteri daha uzun süre dayanacağı için bir paltoya daha fazla para öder.
Cevabı göster
Bir siyasetçi güç kazanmak için yozlaşmış bir desteği kabul eder ve bu düzenlemenin ülkeyi yok edebileceğini bilir.
in exchange: bir yararı bedeli veya karşılığıyla ilişkilendirmek
In exchange, bir yararı onu elde etmek için verilen bedel veya karşılıkla ilişkilendirir. Burada anlaşmanın olumsuz tarafını gösterir: bir şey yarar sağlar, ancak bunun bedeli olarak ömrü kısaltır. Bu ifade, makes fiilinin öznesi değil, bir zarf öbeğidir; özne önceki cümlecikten devam eder. Değişimin diğer tarafı belliyse tek başına kullanılabilir. Diğer taraf açıkça söylenecekse in exchange for + isim veya -ing biçimi kullanılır: in exchange for help.
Alıştırma
Dört günlük çalışma haftasının, daha düşük ücreti kabul etmenin karşılığı olduğunu belirten ifadeyi seçin. Cümleyi tamamlayın: They accepted lower pay, and ______ they received a four-day week.
- in exchange
- for example
- by mistake
Cevabı göster
in exchange
Coffee and the caffeine within it may even have medical benefits
2:45Kahve ve içindeki kafeinin tıbbi faydaları bile olabilir;
such as protection from cardiovascular disease, diabetes, and Parkinson's.
2:48kalp damar hastalıkları, diyabet ve Parkinson'dan koruma gibi.
but the amount required and the method of ingestion is uncomfortable. Kelime
2:53ancak gereken miktar ve alınma yöntemi rahatsız edicidir.
the method of ingestion: bir maddenin vücuda alınma biçimi
Ingestion, bir maddenin vücuda alınmasını anlatan resmî bir tıp ve bilim terimidir; genellikle maddenin yenmesi, içilmesi veya yutulmasıyla ağızdan alınmasını ifade eder. Bu nedenle the method of ingestion, maddenin vücuda alınma biçimi demektir; ifade tek başına belirli yöntemi söylemez. method of + isim yapısında isim, nasıl gerçekleştiği anlatılan süreci belirtir. Burada süreç ingestion, method ise bunun nasıl gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Bir güvenlik raporunda temizlik sıvısının yutulduğu yazıyor. Sıvının vücuda alınma biçimini hangi resmî ifade belirtir?
- the method of ingestion
- the process of digestion
- the route of administration
Cevabı göster
the method of ingestion
Moving right along: hızlı bir sözlü geçiş
Moving right along, 'bu konuyu bırakalım ve bir sonrakine geçelim' anlamına gelen sözlü bir geçiş ifadesidir. Burada moving fiziksel bir hareketi, right ise sağ yönünü anlatmaz; ifade bir bütün olarak konuşmayı hızlıca ileri taşır. İfade, rahatsız edici bir şakanın hemen ardından geldiği için hızlı geçişin kendisi mizah yaratır: konuşmacı durup tepki vermek için hiçbir neden yokmuş gibi davranır. Daha genel olarak bu ifade, konuşmanın hızını kontrol etmeye ve belirgin bir konu değişikliğini bildirmeye yarar.
Alıştırma
Bir sunucu şöyle diyor: 'That demo did not go as planned. Moving right along. Here is our next feature.' Moving right along burada ne yapıyor?
- Birine sağ tarafa doğru yürümesini söyler.
- Dinleyicilerden başarısız gösteriyi daha uzun süre tartışmalarını ister.
- Rahatsız edici konuyu hızla kapatır ve bir sonrakini tanıtır.
Cevabı göster
Rahatsız edici konuyu hızla kapatır ve bir sonrakini tanıtır.
You know what else you can thank caffeine for? Anlatım akışı
2:58Kafeine başka ne için teşekkür edebileceğinizi biliyor musunuz?
You know what else...? A little thing called... ile merak ve ironik küçümseme yaratmak
You know what else you can thank caffeine for? sorusu retoriktir; dinleyiciden gerçekten bir cevap vermesini istemez. Cevabı açıklamadan önce duraklama yaratır, merak uyandırır ve birazdan söylenecek sonucun nedeni olarak kafeini gösterir. Buradaki thank caffeine for, kafeine gerçekten teşekkür etmek değil, sonucun oluşmasında kafeine mizahi biçimde pay vermek anlamındadır. Ardından A little thing called the Enlightenment ile beklenmedik derecede büyük bir cevap açıklanır. Aydınlanma tarihsel olarak 'little' olmaktan çok uzak olduğu için a little thing called... bilinçli bir küçümsemedir. Bu uyumsuzluk, cevabın önemini vurgularken iddiayı nükteli ve çarpıcı kılar.
Alıştırma
Bu iki cümlenin dinleyicinin ilgisini nasıl çektiğini en iyi hangi açıklama anlatır? You know what else you can thank caffeine for? A little thing called the Enlightenment.
- A little thing, the Enlightenment etkisinin önemsiz olduğunu gösterir.
- Soru merak uyandırır ve a little thing cevabın önemini ironik biçimde küçümser.
- Konuşmacı cevabı bilmediği için gerçek bir bilgi ister.
Cevabı göster
Soru merak uyandırır ve a little thing cevabın önemini ironik biçimde küçümser.
the Enlightenment: tarihsel Aydınlanma hareketi
Aydınlanma, özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda Avrupa'da gelişen önemli bir düşünce hareketinin yerleşik adıdır. Akıl yürütmeyi ve bilimsel araştırmayı öne çıkarmış, bireysel haklarla ilgili etkili fikirler geliştirmiştir. Burada büyük harfle başlayan ifade, bir kişinin aniden bir şeyi kavramasını değil, bu tarihsel hareketi adlandırır. Çevredeki sav, kahve ve çayı artan düşünsel etkinlikle ilişkilendirir; kafeinin Aydınlanma'ya neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
“A little thing called the Enlightenment,” cümlesinde “the Enlightenment” neyi ifade eder?
- Akıl, bilim ve bireysel hakları öne çıkaran bir Avrupa düşünce hareketi
- Bir kişinin aniden yaşadığı özel bir fark ediş
- Kafeinli bir içecek türü
Cevabı göster
Akıl, bilim ve bireysel hakları öne çıkaran bir Avrupa düşünce hareketi
people switched from a depressant to a stimulant. Kalıp ifadeler
3:07insanlar bir depresandan bir uyarıcıya geçiş yaptılar.
switch from A to B: A'dan B'ye geçmek
Switch from A to B, yönü açıkça belli olan bir değişimi anlatır: A başlangıçtaki seçim veya durum, B ise yenisidir. Burada switched geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede insanlar, baskılayıcı bir madde olan alkolden, içindeki kafein uyarıcı olan kahve ve çaya geçmiştir. Depressant, merkezî sinir sisteminin etkinliğini azaltan bir maddeyi belirtir; mutlaka depresyona neden olan bir şey demek değildir.
Alıştırma
Değişimin yönünü gösteren iki sözcükle cümleyi tamamlayın: After the pilot program, the library switched ____ printed notices ____ email updates.
Cevabı göster
from · to
It's not surprising then that this time was an intellectual boon compared to earlier centuries. Kelime
3:09Dolayısıyla bu dönemin önceki yüzyıllara kıyasla entelektüel bir nimet olması şaşırtıcı değildir.
an intellectual boon: düşünsel yaşama büyük bir katkı
Burada an intellectual boon, öğrenmeye, düşünmeye ve fikir alışverişine büyük ölçüde yardımcı olan bir şeyi ifade eder. Boon, önemli ve memnuniyet verici bir yarar anlamındaki sayılabilir bir isimdir; intellectual ise yararın türünü belirtir. Bu ifade, benefit gibi tarafsız bir sözcükten daha güçlü bir değerlendirme içerir: Bu dönem yalnızca yararlı değil, düşünsel yaşam için özellikle elverişliydi.
Alıştırma
Bu cümlede an intellectual boon ne anlama geliyor?
- Öğrenme ve düşünmeye büyük bir katkı
- Ekonomik faaliyette ani bir artış
- Yakın bir düşünsel arkadaş
Cevabı göster
Öğrenme ve düşünmeye büyük bir katkı
Ben Franklin and Edward Lloyd loved their coffee for the same reason that modern workers and students do. Dilbilgisi
3:13Ben Franklin ve Edward Lloyd, modern işçilerin ve öğrencilerin kahveyi sevdiği aynı nedenden ötürü kahvelerini çok sevdiler.
for the same reason that ... do: ikame fiili do
Bu cümlede do bir ikame fiilidir. Önceki love their coffee fiil öbeğinin yerine geçer; dolayısıyla modern workers and students do, modern workers and students love their coffee anlamına gelir. Bu tür ikame, fiil öbeğinin tamamını tekrarlamayı önler. Biçim, yeni özneye ve zamana uyar: workers and students ile do, şimdiki zamanda üçüncü tekil şahıs özneyle ise does kullanılır.
Alıştırma
Enjoy the quiet library ifadesini tekrarlamayı önleyen ikame fiili kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya enjoys the quiet library for the same reason that her classmates ____.
Cevabı göster
do
It's invaluable for staying awake and concentrating Kalıp ifadeler
3:17Uyanık kalmak ve konsantre olmak için paha biçilmezdir;
when you need to finish a TPS report or get through that boring physics class. Notlar
3:19bir TPS raporunu bitirmeniz gerektiğinde veya o sıkıcı fizik dersini atlatmak için.
invaluable for staying awake and concentrating: uyanık kalmak ve odaklanmak için son derece yararlı
Bu cümlede invaluable, “değersiz” değil, “son derece yararlı” anlamına gelir. Kahve veya kafein, birinin uyanık kalması ve odaklanması gerektiğinde güçlü bir yardımcı olarak anlatılır. be invaluable for + isim veya -ing biçimi, bir şeyin hangi amaç için özellikle yararlı olduğunu belirtir. Staying ve concentrating, for sonrasında paralel kullanılan iki -ing biçimidir.
Alıştırma
invaluable for ifadesini ve stay awake ile concentrate fiillerinin -ing biçimlerini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: During a night shift, coffee can be ____.
Cevabı göster
invaluable for staying awake and concentrating
Office Space göndermesi olarak TPS report
Buradaki TPS report, sıkıcı ve tekrarlanan ofis evraklarını temsil ettiği Office Space filmine bir göndermedir. Daha sonra, özellikle bu göndermeyi anlayan kişiler arasında bürokratik raporları esprili biçimde anlatan bir ifadeye dönüşmüştür. Cümle, bir TPS report ile sıkıcı bir fizik dersini yan yana getirerek zahmetli iş ve eğitim görevlerini aynı grupta toplar. TPS, gerçek bir rapor türünün evrensel olarak tanımlanmış adı değildir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Bir şirket TPS ifadesini hiç tanımlamamıştır, ancak bir çalışan resmî e-postada “Please submit a TPS report by Friday.” diye yazar.
- Uygun: TPS report her tür iş raporunun standart resmî terimidir.
- Uygun değil: TPS report evrensel bir resmî rapor adı değildir.
Cevabı göster
Uygun değil: TPS report evrensel bir resmî rapor adı değildir.
get through that boring physics class: o sıkıcı fizik dersini sonuna kadar atlatmak
Burada get through, zor veya sıkıcı bir döneme dayanıp sonuna ulaşmak anlamına gelir. Nesne olan that boring physics class, fiziksel olarak içinden geçilen bir yer değil, deneyimin tamamıdır. Vurgu, ders bitene kadar durumla başa çıkmaktadır. Fizik dersinden geçtiğinizi veya iyi bir not aldığınızı söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, Maya'nın sıkıcı bir derse sonuna kadar dayandığını ancak geçer not alıp almadığını söylemediğini ifade eder?
- Maya got through the dull class.
- Maya reviewed the dull class.
- Maya passed the dull class.
Cevabı göster
Maya got through the dull class.
Mecaz olarak the fuel of the modern world
Fuel, gerçek anlamıyla bir şeyi çalıştıran enerjiyi sağlar. Burada the fuel of the modern world bir mecazdır: Kahve, insanların çalışmasını ve modern yaşamın ilerlemesini sağlayan enerji olarak sunulur. Bu, vurgulu bir özettir; kahvenin gerçekten yakıt olarak yakıldığı veya modern ilerlemeyi tek başına yarattığı yönünde bilimsel bir iddia değildir. X is the fuel of Y kalıbı, Y'ye enerji veren, onu motive eden veya devam etmesini sağlayan şeyi anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede the fuel of the modern world ne anlama geliyor?
- Kahvenin modern ilerlemenin tek nedeni olduğu bilimsel olarak kanıtlanmıştır.
- Modern makineler gerçek yakıt olarak kahve yakacak şekilde tasarlanmıştır.
- Kahve, modern yaşamın ilerlemesini sağlayan enerji olarak sunuluyor.
Cevabı göster
Kahve, modern yaşamın ilerlemesini sağlayan enerji olarak sunuluyor.
so go grab a cup guilt-free and get working smarter and faster. Notlar
3:24bu yüzden gidin ve suçluluk duymadan bir fincan alın, daha akıllıca ve daha hızlı çalışmaya başlayın.
guilt-free: suçluluk hissetmeden
Bu cümlede guilt-free, bir fincan almaya giderken takınılan tutumu anlatır: kişi suçluluk hissetmeden veya yanlış bir şey yaptığını düşünmeden bunu yapabilir. Burada isimden önce değil, eylemden sonra kullanılmıştır. Kısa çizgi, guilt ve free sözcüklerini “suçluluk duygusundan uzak” anlamındaki tek bir birleşik ifadeye dönüştürür. Başka durumlara aktarılabilecek temel anlam, bu duygusal yükün olmamasıdır.
Alıştırma
Cümleyi “suçluluk hissetmeden” anlamına gelen kısa çizgili ifadeyle tamamlayın: After saving enough money, Leo bought the concert ticket ____.
Cevabı göster
guilt-free
get working smarter and faster: hemen başlamak ve çalışma biçimini geliştirmek
Get working, “çalışmaya başlamak” veya “harekete geçmek” anlamına gelir. Bu cümlede get, almak veya elde etmek anlamında değildir; çalışmama durumundan çalışma durumuna geçişi belirtir. Smarter ve faster, nasıl çalışıldığını anlatan karşılaştırmalı zarflardır. Smarter, daha iyi veya daha verimli bir yöntemle; faster ise daha yüksek hızda demektir. İfade bir bütün olarak hemen başlamayı ve çalışma biçimini geliştirmeyi teşvik eder.
Alıştırma
Bu cümlede get working smarter and faster ne anlama gelir? “The new checklist will help us get working smarter and faster.”
- daha verimli bir yöntemle ve daha yüksek hızda çalışmaya başlamak
- daha iyi bir yöntem öğrenmeden önce çalışmayı bitirmek
- daha akıllı ve hızlı bir işe sahip olmak
Cevabı göster
daha verimli bir yöntemle ve daha yüksek hızda çalışmaya başlamak