Seçiciler Kurulu Nasıl Çalışır: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Amerikalıların başkanı neden doğrudan seçmediği, Electoral College sisteminin işleyişi ve belirleyici oyun neden kasımdan sonra verildiği açıklanır. İngilizce noktaları: 1. Electoral College. (Kültür ve gerçek yaşam): bunun okul değil seçiciler kurulu olduğunu öğrenip 538 oyla ilgili haberleri anlayın. 2. no votes from the Electoral College do they get. (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): olumsuz öğe ile yardımcı fiil devrikliğini soru değil, vurgulu bildirim olarak tanıyın. 3. on the citizens' behalf. (Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler): on someone's behalf sözünü temsilci olarak hareket etmek veya karar vermek için kullanın; bunu yalnızca birinin yararına iş yapmaktan ayırın.
Bu derste
when Americans everywhere cast their ballot for the next President of the United States. Kalıp ifadeler
0:02Amerikalıların her yerde Amerika Birleşik Devletleri'nin bir sonraki Başkanı için oy kullandığı zaman.
cast their ballot: resmî seçimlerde oy kullanma ifadesi
Seçim bağlamında cast a ballot, resmî olarak oy kullanmak, yani oy pusulası vererek oy kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede their ballot, her Amerikalının verdiği oy pusulasını; for the next President ise oyun hangi başkan adayına verildiğini belirtir. Cast kelimesinin “fırlatmak” gibi genel bir anlamı da vardır; ancak ballot ile birlikte seçimlerde kullanılan kalıplaşmış bir ifade olur. Bu ifade adayı veya seçilecek makamı değil, oy kullanma eylemini anlatır.
Alıştırma
Resmî bir seçim bağlamında bu cümleyi doğal biçimde tamamlayan ifade hangisidir? Voters may ___ at the town library.
- throw a ballot
- cast for a ballot
- cast a ballot
Cevabı göster
cast a ballot
Americans don't directly vote for President.
0:07Amerikalılar doğrudan Başkan için oy kullanmazlar.
Except not really: hızlı bir öz düzeltme
Except not really. eksiltili bir öz düzeltmedir: except bir istisna veya sınırlama olduğunu belirtir, not really ise önceki ifadenin tamamen doğru olmadığını söyler. Burada except bir isim öbeği getirmez. Geniş bir iddianın ardından kullanıldığında ifade hızlı bir dönüş yaratır ve dinleyiciyi daha doğru bir açıklamaya hazırlar. Bu bağlamda, Amerikalıların başkanı doğrudan seçtiği şeklindeki aşırı basitleştirilmiş düşünceyi düzeltir.
Alıştırma
Yargı: “The shop is open all night” dedikten sonra “Except not really” eklemek, bu iddiayı düzeltmenin veya sınırlamanın doğal bir yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
because of something called the Electoral College. Kültür
0:12çünkü Seçici Kurul (Electoral College) adı verilen bir şey var.
Electoral College: ABD Seçiciler Kurulu
Electoral College, belirlenen seçicilerin başkan ve başkan yardımcısı için resmî oyları kullandığı ABD sistemidir. Bu adlandırmada college, bir okul değil, resmî olarak oluşturulmuş bir insan topluluğu anlamına gelir. İfadenin tamamını özel bir ad olarak tanımak, konuşmacının bir eğitim kurumunu değil, bir seçim sistemini tanıttığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede Electoral College ne anlama geliyor?
- seçim hukuku öğreten bir üniversite
- her kişinin oyunu doğrudan toplayan ulusal bir sayım
- seçicilerin başkan için resmî oy kullandığı ABD sistemi
Cevabı göster
seçicilerin başkan için resmî oy kullandığı ABD sistemi
think of the Electoral College as a collection of 538 votes Dilbilgisi
0:15Seçici Kurul'u, 538 oyluk bir koleksiyon olarak düşünün;
To keep things simple for now: şimdilik basitleştirmek
To keep things simple for now bir yönlendirme ifadesidir: konuşmacı bu aşamada bilinçli olarak daha basit bir açıklama kullanır. To + fiil, devamında yapılan şeyin amacını belirtir; for now ise bu tercihi mevcut aşamayla sınırlar. Bu ifade, dinleyiciye bilgiyi nasıl düzenleyeceğini söyler: önce geçici modeli kabul etmesini, ayrıntıların veya düzeltmelerin daha sonra gelmesini beklemesini sağlar. Basitleştirilmiş anlatımın eksiksiz ve kalıcı açıklama olduğunu ileri sürmez.
Alıştırma
Cümleyi geçici bir basitleştirme başlatan ifadeyle tamamlayın: “____, think of the network as one big map.”
Cevabı göster
To keep things simple for now
think of the Electoral College as ...: think of A as B ile açıklayıcı bir model kurmak
think of A as B kalıbı, dinleyiciden A'yı B modeli veya kategorisi üzerinden anlamasını ister. Burada A, the Electoral College; B ise a collection of 538 votes ifadesidir. Baştaki To keep things simple for now ifadesi, B'nin eksiksiz bir hukuki tanım değil, geçici bir basitleştirme olduğunu gösterir. Bu kalıpta as korunmalıdır; think of A B bu anlamda dil bilgisine uygun değildir.
Alıştırma
Cümleyi think of A as B kalıbıyla tamamlayın: To understand the app, ____ its home screen ____ a control panel.
Cevabı göster
think of · as
that determine who the President of the United States will be.
0:18bu oylar Amerika Birleşik Devletleri Başkanının kim olacağını belirler.
100, plus the number of representatives,
0:23100 ile Temsilciler Meclisi'ndeki temsilcilerin sayısı olan
So how does the Electoral College give out the votes?
0:37Peki Seçici Kurul oyları nasıl dağıtıyor?
Each state, no matter how populous or not, Dilbilgisi
0:40Her eyalet, nüfusu ne kadar kalabalık olursa olsun ya da olmasın,
no matter how populous or not: nüfus büyüklüğü sonucu değiştirmez
no matter how + sıfat kalıbı, derece ne olursa olsun sonucun aynı kaldığını belirtir. Bu, dereceye dayalı bir ödünleme yapısıdır. Burada bir eyaletin nüfus büyüklüğü, başlangıçta aldığı üç oyu değiştirmez. Populous, çok insanın yaşadığı bir yeri tanımlayan sıfattır. or not ile konuşmacı daha az nüfuslu tarafı da açıkça kapsar; ancak no matter how populous zaten tüm ölçeği içerdiği için or not anlaşılır olsa da gereksiz bir tekrardır.
Alıştırma
Değerlendirin: Bu yeniden yazım anlamı korurken en açık standart biçimi kullanıyor mu? Each state, no matter how populous, gets three votes to start.
- Hayır, korumuyor.
- Evet, koruyor.
Cevabı göster
Evet, koruyor.
in proportion to the population of the state. Kalıp ifadeler
0:44eyaletin nüfusuyla orantılı olarak dağıtılır.
in proportion to: göreli büyüklüğe göre dağıtım
In proportion to, bir miktarın başka bir miktarın göreli büyüklüğüne göre belirlendiğini veya dağıtıldığını anlatır. Yapı in proportion to + isim öbeğidir. Bu cümlede kalan oylar her eyaletin nüfusuna göre dağıtılır. Roughly, bu eşleşmenin matematiksel olarak tam değil, yaklaşık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi göreli büyüklüğe göre anlamındaki üç sözcüklü kalıp ifadeyle tamamlayın: The food aid was distributed ____ the number of residents in each area.
Cevabı göster
in proportion to
The more ..., the more ...: bağlantılı değişimler
The more ..., the more ... iki parçalı bir karşılaştırma yapısıdır. İlk yan cümle değişen koşulu, ikinci yan cümle ise buna bağlı sonucu belirtir. Burada bir eyaletin nüfusu arttıkça aldığı oy sayısı da artar. Her bölümün kendi yan cümlesi vardır: the more people the state has ve the more votes it gets. Bu yapıda the, belirli tanımlık değildir; iki karşılaştırmalı değişim arasındaki ilişkiyi işaretler. Her iki bölümde de the kullanılmalıdır.
Alıştırma
İkili karşılaştırmayı tamamlamak için her more sözcüğünün önüne gereken sözcüğü ekleyin: ____ more you practice speaking, ____ more confident you become.
Cevabı göster
The · the
equal to one Electoral College vote for President.
0:53Başkanlık için bir Seçici Kurul oyuna eşitleyerek yapıyor.
it's also a map of where people live
0:59bu aynı zamanda insanların nerede yaşadığını gösteren bir haritadır;
Ara söz biçimindeki ödünleme: though not completely
Burada though not completely, mostly ifadesini sınırlayan kısaltılmış bir ödünleme açıklamasıdır. Seçiciler Kurulu oylarının genel olarak nüfusu takip ettiğini, ancak bu eşleşmenin istisnaları bulunduğunu anlatır. Virgüller arasındaki ara ifade, ana açıklamanın ilerlemesini sağlarken mostly ifadesinin kusursuz bir kural gibi anlaşılmasını önler. Bu kalıp, genel bir iddianın arasına girerek hızlı bir sınırlama ekleyebilir. Though burada tam bir yan cümle başlatmaz; genişletilmiş biçimi although they do not do so completely olabilir.
Alıştırma
Dersin kısa ara söz biçimindeki ödünleme ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The filter removed the smoke, ____, from the room.
Cevabı göster
though not completely
to make them a bit bigger than they would otherwise be. Dilbilgisi
1:02normalde olacaklarından biraz daha büyük olmaları için bir bonus verilmiştir.
would otherwise be yapısındaki karşıolgusal temel
Than they would otherwise be yapısında otherwise, 'ek pay verilmeseydi' anlamına gelir. 'Başka bakımlardan' şeklindeki ayrı anlamı değil, açıkça söylenmemiş alternatif bir koşulu ifade eder. Küçük eyaletlerin gerçek ağırlığı, ek pay olmadan sahip olacakları daha düşük ağırlıkla karşılaştırılır. Would varsayımsal sonucu belirtirken be, tanımını daha önceki bigger karşılaştırmasından alır. Yeniden kullanılabilen make veya keep something + karşılaştırma + than it would otherwise be kalıbı, bir eylemin sonucu hiçbir şey yapılmayan temel duruma göre nasıl değiştirdiğini anlatır.
Alıştırma
Dersin kısa karşıolgusal temel ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Extra insulation keeps the house warmer than it ____.
Cevabı göster
would otherwise be
how they want it to use its electoral votes.
1:09bu seçici oyları nasıl kullanmasını istediklerini söylüyorlar.
Go to the polls: seçimde oy kullanmak
Burada go to the polls, “bir seçimde oy kullanmak” anlamına gelir. Vatandaşların oylamaya katılmasını anlatır; bir ankete cevap vermek anlamına gelmez. Polls çoğul biçimdedir ve oy verme sürecini ya da oyların kullanıldığı yerleri ifade edebilir. Bu kalıplaşmış ifadede anlamı seçim bağlamı belirler.
Alıştırma
Seçim haberini kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: On Thursday, voters across the country will ____.
Cevabı göster
go to the polls
to the candidate who wins a majority in their state.
1:15kendi eyaletlerinde çoğunluğu kazanan adaya verir.
Take Florida, for example: somut bir örnek sunmak
Take Florida, for example, Florida'nın konuşmacının dinleyiciden ele almasını istediği somut örnek olduğunu gösterir. Burada take, “bu örneği değerlendirmek” anlamına gelir; “yerden almak” ya da “taşımak” anlamında değildir. Take X, for example kalıbı, genel bir iddia veya kuraldan somut bir örneğe geçiş yapar. For example ara söz işlevindedir; bu nedenle cümle devam ediyorsa genellikle virgüllerle ayrılır.
Alıştırma
Take X, for example kalıbını tekil ad öbeği a bicycle ile tamamlayın: Many short trips do not require a car. ____, for example: it is cheap to run and easy to park.
Cevabı göster
Take a bicycle
no matter how small that majority: çoğunluk ne kadar küçük olursa olsun
Bu cümlede no matter how small that majority, “bu çoğunluk çok küçük olsa bile” anlamına gelir. Bir ödünleme bildirir: derece değişebilir, ancak sonuç değişmez. Buradaki how small bir soru değildir. That majority, if'li yan cümledeki a majority ifadesine gönderme yapar. Bu, is sözcüğünün anlaşıldığı kısa bir biçimdir: no matter how small that majority is. Başka durumlarda da kullanılabilen no matter how + sıfat kalıbı, derecedeki farkın sonucu etkilemediğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam no matter how + sıfat kalıbıyla tamamlayın: Every contribution counts, ____ it is.
Cevabı göster
no matter how small
to get more than half of the Electoral College votes
1:28Seçici Kurul oylarının yarısından fazlasını elde et,
path to the White House: başkanlığa giden yol
Path to the White House mecazi bir ifadedir. Path, üzerinde yürünecek gerçek bir yol değil, bir hedefe götürebilecek güzergâh, adımlar veya strateji anlamına gelir. Buradaki the White House, ABD başkanlık makamını temsil eder. İfade bir bütün olarak başkanlığı kazanmanın yolu demektir. path to + hedef kalıbı, bir başarının nasıl elde edilebileceğini anlatabilir.
Alıştırma
Bu cümlede path to the White House ne anlama gelir? “For the candidate, strong support in the Midwest could be the path to the White House.”
- Başkanın konutunun içinde rehberli bir gezi
- Beyaz Saray binasına giden halka açık bir yol
- ABD başkanlığını kazanma stratejisi veya yolu
Cevabı göster
ABD başkanlığını kazanma stratejisi veya yolu
Sit at the big desk: başkanlığın mizahi bir simgesi
Bu cümlede “sit at the big desk” yalnızca birinin nerede oturduğunu anlatmaz. “Büyük masa”, başkanın çalışma yerini ve yetkisini temsil eder; dolayısıyla ifade, başkan olmak ve ülkenin en yüksek makamına gelmek anlamındadır. Bu, mizahi bir ad aktarmasıdır: Bir görevle yakından bağlantılı olan bir nesne, görevin kendisini temsil eder. Çevredeki siyasi bağlam, anlamın gerçek anlamlı olmadığını gösterir.
Alıştırma
Örnekte “sit at the big desk” ne anlama geliyor?
- Gerçek anlamda oturmak için büyük bir masa seçmek.
- Başkan olmak ve ülkenin en yüksek makamına gelmek.
- Beyaz Saray’da asistan olarak çalışmak.
Cevabı göster
Başkan olmak ve ülkenin en yüksek makamına gelmek.
Left out: bentuk pasif leave out
Leave out, birini veya bir şeyi bir açıklamaya, listeye, plana ya da yazıya dahil etmemek demektir. Burada birkaç ayrıntı basit açıklamaya dahil edilmemiştir. Ayrılabilen bir öbek fiildir: leave something out. Cümlede edilgen yapıda kullanılmıştır: details were left out. Nesne bir zamirse onu ortaya koyun: leave it out; leave out it demeyin.
Alıştırma
Cümleyi leave out ifadesinin geçmiş zaman ortacı biçimiyle tamamlayın: The editor checked the summary and found that one key fact had been ____.
Cevabı göster
left out
but what about: gözden kaçan bir durumu gündeme getirmek
Burada but, o ana kadarki açıklamayla karşıtlık kurarken what about bu açıklamanın kapsamadığı bir grubu gündeme getirir. Birlikte kullanılan but what about yalnızca bilgi istemez; bir eksikliğe dikkat çekerek mevcut açıklamanın yeterliliğini sorgular. Genel bir iddiadan istisnaya, gözden kaçan bir duruma veya cevapsız bir soruna geçmek için iddia, but what about durum? kalıbını kullanın. Bu ifade çoğu zaman savın bir sonraki bölümünü başlatır.
Alıştırma
Örnekteki but what about ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Seçiciler Kurulunun basit bir tanımını ister.
- Tamamen ilgisiz bir konuya geçer.
- Önceki açıklamanın kapsamadığı bir duruma dikkat çeker.
Cevabı göster
Önceki açıklamanın kapsamadığı bir duruma dikkat çeker.
There are about 600,000 in the District of Columbia,
1:43Columbia Bölgesi'nde (Washington DC) yaklaşık 600.000 kişi yaşıyor;
set aside: bir şeyi belirli bir amaç için ayırmak
Burada set aside, bir şeyi belirli bir amaç için resmen ayırmak veya tahsis etmek anlamına gelir. An area set aside, an area that was set aside anlamındaki edilgen ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. Nesne arazi, zaman, para, alan veya başka bir kaynak olabilir. Ardından gelen for öbeği ya da to ile kurulan mastar genellikle amacı belirtir; bu cümlede specifically not to be a state bölge için amaçlanan statüyü açıklar.
Alıştırma
Cümleyi ‘belirli bir amaç için ayrılmış’ anlamındaki öbek fiille tamamlayın: A quiet room was ____ for private interviews.
Cevabı göster
set aside
For most of the United States history,
1:50Amerika Birleşik Devletleri tarihinin büyük bir bölümünde,
Constitution was amended: resmî bir hukuki değişiklik
Bu cümlede was amended edilgen yapıdadır: yetkili bir makam Anayasa'nın metnini veya etkisini resmî olarak değiştirmiştir. Odak, değişikliği kimin onayladığında değil, Anayasa'da ve hukuki değişikliktedir. Amend; yasalar, anayasalar, sözleşmeler, teklifler ve diğer resmî metinler için yaygın olarak kullanılan resmî bir fiildir. be amended to + fiil yapısı değişikliğin amacını veya sonucunu açıklar; burada değişiklik, Washington'a belirli sayıda seçici kurul oyu vermek için yapılmıştır.
Alıştırma
Hangi cümlede amend resmî anlamıyla doğal biçimde kullanılmıştır?
- She amended her bedroom by painting it blue.
- The council amended the rule after public feedback.
- The mechanic amended the broken engine.
Cevabı göster
The council amended the rule after public feedback.
Eşitlik karşılaştırmalarında the same ... as
The same ... as eşitlik karşılaştırması kurar. Burada the same number of votes ortak miktarı belirtir; as ise karşılaştırma hedefini, yani nüfusu en az olan Wyoming eyaletini tanıtır. İki kişi veya şey miktar, tür, sonuç ya da başka bir özellik bakımından eşitse the same + isim + as + karşılaştırma hedefi yapısını kullanın. the same sonrasında than değil, as kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki eşitlik kalıbıyla tamamlayın: My tablet has the ____ amount of storage ____ yours.
Cevabı göster
same · as
But you know who it doesn't like?: merak yaratan bir soru
But, konuyu Washington DC'den karşıt bir duruma çevirir. You know who ...? dinleyiciye doğrudan seslenir ve cevap öncesinde bir duraklama yaratır; bu yüzden ardından gelen The territories, cevabın açıklanması gibi etkili olur. Burada Seçiciler Kurulu kişileştirilir. Like gerçek bir duyguyu anlatmaz; Washington DC'ye seçici oyları vererek ona avantajlı davranılmasını temsil eder. Soru retoriktir: dinleyiciden gerçek bir cevap istemek yerine karşıtlığı düzenler.
Alıştırma
Bu bölümde But you know who it doesn't like? sorusunun temel işlevi nedir?
- Dinleyiciden Seçiciler Kurulunun duygularını açıklamasını ister.
- Karşıt bir grubu tanıtır ve adını söylemeden önce merak yaratır.
- Bölgelerin resmî bir tanımını verir.
Cevabı göster
Karşıt bir grubu tanıtır ve adını söylemeden önce merak yaratır.
ABD'ye bağlı topraklar olarak Puerto Rico, Guam, US Virgin Islands ve Northern Mariana Islands
Bu dört ad, anlatıcının the territories derken neyi kastettiğini belirtir: Puerto Rico, Guam, US Virgin Islands ve Northern Mariana Islands, ABD eyaletleri değil, ABD'ye bağlı topraklardır. Burada anlatılan başkanlık seçimi sisteminde bu bölgelerin Seçiciler Kurulu oyu yoktur. ABD egemenliği altında olmak bir yeri kendiliğinden eyalet yapmaz veya ona seçici oyları kazandırmaz; Washington, DC'nin ayrı bir anayasal düzenlemesi vardır.
Alıştırma
Parçada kullanılan siyasi kategoriyi tamamlayın: Puerto Rico and Guam are U.S. ____, not states.
Cevabı göster
territories
considering they're part of the United States
2:14Amerika Birleşik Devletleri'nin bir parçası olduklarını
and everyone who lives there is a citizen.
2:15ve orada yaşayan herkesin vatandaş olduğunu düşünürsek.
which is a bit odd considering: ölçülü değerlendirme ve ardından destekleyici gerçek
İlgi zamiri which, tek bir isme değil, az önce sözü edilen durumun tamamına gönderme yapar. Bu durumu konuşanın yorum konusu hâline getirir; a bit, odd sözcüğünü yumuşatarak değerlendirmeyi daha ölçülü yapar. Ardından considering, durumu şaşırtıcı gösteren gerçeği sunar. Burada “-dığı göz önüne alındığında” anlamındadır ve ardından they're part of the United States ... yan cümlesi gelir; birinin bir seçeneği değerlendirdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle önce ölçülü bir değerlendirme yapıp sonra bunu ilgili bir gerçekle destekliyor?
- The fee increased again, because the company is considering a new service.
- The fee increased again, which is odd, and the service may change later.
- The fee increased again, which is a bit odd considering the service has not changed.
Cevabı göster
The fee increased again, which is a bit odd considering the service has not changed.
for most practical purposes: kapsamı sınırlı bir karşılaştırma
For most practical purposes, karşılaştırmanın kapsamını sınırlar. “Burada önemli olan gerçek dünyadaki etkilerin neredeyse tümüne baktığımızda” anlamına gelir; dolayısıyla they're just like DC, tam bir hukuki özdeşlik iddiası değil, yararlı bir pratik özettir. Most sözcüğü bilinçli olarak istisnalara yer bırakır. Cümle başındaki bu ifade, cümlenin geri kalanı için bir çerçeve oluşturur ve normalde virgülle ayrılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “gerçek dünyadaki etkilerin neredeyse tümünde” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, the two plans cost the same.
Cevabı göster
For most practical purposes
South Dakota, Alaska, and Delaware combined.
2:25Güney Dakota, Alaska ve Delaware'nin toplam nüfusundan fazladır.
might not sound like a lot, but: bir izlenimi kabul edip düzeltmek
“might not sound like a lot”, dinleyicinin ilk izlenimini kabul eder: sayı küçük veya önemsiz görünebilir. Buradaki “sound like”, bir tür ses çıkarmak değil, “bir izlenim vermek” anlamındadır. Ardından “but” bir düzeltmeye geçileceğini gösterir. Sonraki karşılaştırma daha büyük bir referans noktası sunarak dinleyicinin sayıyı yeniden değerlendirmesini sağlar. Bu kalıp, önce beklenen bir tepkiyi kabul edip sonra kanıtla ona karşı çıkarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Başlangıçtaki “That might not sound like a lot, but...” bölümü ne işe yarar?
- Sayının kesinlikle küçük olduğunu ve karşılaştırmanın bunu doğrulayacağını söyler.
- Konuyu nüfustan sayının çıkardığı fiziksel sese değiştirir.
- Önce sayının küçük görünebileceğini kabul eder, sonra bu izlenime karşı çıkan kanıt sunar.
Cevabı göster
Önce sayının küçük görünebileceğini kabul eder, sonra bu izlenime karşı çıkan kanıt sunar.
No votes from the Electoral College do they get: olumsuz nesneyi başa alma
“No votes from the Electoral College” ifadesi, sıfır oy sonucuna güçlü bir vurgu yapmak için cümlenin başına taşınır. Olumsuz bir nesne yan cümlenin başında olduğu için İngilizcede yardımcı fiil–özne devrikliği kullanılır: “they get” değil, “do they get”. Bu bir soru değil, bildirme cümlesidir. Nötr sıralama “They get no votes from the Electoral College.” şeklindedir. Başa alınan biçim aynı temel gerçeği daha güçlü ve retorik bir vurguyla ifade eder.
Alıştırma
Hangi cümle olumsuz nesnenin başa alınmasıyla kurulmuş, dilbilgisel olarak doğru bir vurgulu bildirme cümlesidir?
- Did they receive no support from the board?
- No support from the board they received.
- No support from the board did they receive.
Cevabı göster
No support from the board did they receive.
when you consider the final group of Americans Kalıp ifadeler
2:33eyaletlerde yaşamayan son Amerikalı grubunu
when you consider: bir savunmaya dikkate alınacak unsur eklemek
Bu cümlede when you consider, dinleyicinin akıl yürütmeye katması gereken bir gerçeği sunar. Yaklaşık olarak “bunu hesaba kattığınızda” veya “… olduğunu düşündüğünüzde” anlamına gelir; “düşünmekte olduğunuz sırada” biçiminde bir zaman anlamı taşımaz. Yaygın yapı “yargı veya sonuç + when you consider + isim öbeği ya da that yan cümlesi” şeklindedir. Eklenen unsur, önceki yargıyı genellikle daha ikna edici, şaşırtıcı veya ciddi gösterir. Burada yurt dışında yaşayan 6,3 milyon Amerikalıyı hesaba katmak, durumu daha da tuhaf gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede when you consider, bir değerlendirmeyi destekleyen unsur eklemek için kullanılmıştır?
- When you consider the proposal tomorrow, make a list of its costs.
- The apartment is a good deal, so please consider it carefully.
- The apartment is a good deal when you consider that heating is included.
Cevabı göster
The apartment is a good deal when you consider that heating is included.
Britanya seçim İngilizcesinde postal vote
Postal vote, oy pusulasının sandık yerinden uzakta doldurulup posta yoluyla geri gönderilmesiyle kullanılan oy veya bu yöntemle yapılan oylamadır. Cümlede send a postal vote, doldurulmuş oy pusulasını kişinin son ikamet ettiği eyalete göndermek anlamına gelir. Postal vote, Britanya seçim İngilizcesindeki standart ifadedir. Hem bu oy verme yöntemini hem de bu yöntemle kullanılan bir oyu anlatabilir; posta hizmetinin düzenlediği bir kamuoyu araştırması anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir Britanya seçim rehberinde postal vote ne anlama gelir?
- Sandık yeri dışında doldurulup postayla geri gönderilen bir oy pusulası
- Posta çalışanlarının yaptığı bir kamuoyu araştırması
- Yalnızca postane çalışanları için düzenlenen bir oylama
Cevabı göster
Sandık yeri dışında doldurulup postayla geri gönderilen bir oy pusulası
Devam eden bir süreyi veya koşulu anlatan “as long as”
Bu cümlede as long as, “... olduğu sürenin tamamı boyunca” anlamına gelir. Kişi bir ABD toprağında yaşadığı süre boyunca başkanlık seçiminde oy kullanma hakkını kaybetmiş olur. Orada yaşamak aynı zamanda kuralın yürürlükte kalmasını sağlayan koşul olduğu için ifade, “orada yaşamaya devam etmeniz koşuluyla” şeklinde de anlaşılabilir. Burada zaman ve koşul anlamları örtüşür; long fiziksel uzunluğu anlatmaz.
Alıştırma
“You keep the housing benefit as long as you live in the district,” cümlesinde as long as temel olarak neyi gösterir?
- Bölge çok uzak bir mesafededir.
- Yardımı yalnızca bölgeden ayrıldıktan sonra alırsınız.
- Yardım, bölgede yaşadığınız sürenin tamamında devam eder.
Cevabı göster
Yardım, bölgede yaşadığınız sürenin tamamında devam eder.
where Americans are not allowed to vote for president.
2:50Amerikalıların başkan için oy kullanmasına izin verilmeyen tek yerler yapıyor.
Actually, they're the only spots in the whole universe Anlatım akışı
2:52Aslında, tüm evrendeki tek yerler oralarıdır
Kapsamı genişleten bir düzeltme olarak “Actually ... the whole universe”
Actually, dinleyiciye önceki iddiayı yeniden değerlendirmesini söyler; ancak “tüm Dünya” ifadesini yanlış olarak göstermez. Anlatıcı, karşılaştırma çerçevesini değiştirerek iddiayı daha kesin hâle getirir. Kapsam daha sonra Dünya'dan tüm evrene sıçrar. Astronotların uzaydan oy kullanabildiğine ilişkin sonraki bilgi bu daha geniş çerçeveyi destekler; böylece düzeltme hem sonuç hem de mizahi bir yükseltme olur.
Alıştırma
Şu kısa açıklamayı okuyun: “This is the largest telescope in the country. Actually, it is the largest telescope on the continent.” İkinci cümle hangi görevi yerine getiriyor?
- Konuyu teleskoplardan ülke sınırlarına değiştirir.
- Teleskop büyük olmadığı için iddiayı geri çeker.
- İlk iddiayı yeniden ele alır ve karşılaştırmayı ülkeden kıtaya genişletir.
Cevabı göster
İlk iddiayı yeniden ele alır ve karşılaştırmayı ülkeden kıtaya genişletir.
has to do with: zorunluluk değil, ilişki
Bu cümlede has to do with, “... ile ilgili olmak” ya da “...i konu almak” anlamına gelir. Son karmaşık nokta oyların kendisiyle ilgilidir. has to do with ifadesini tek bir bütün olarak düşünün: have/has özneye göre değişir. Buradaki has zorunluluk bildirmez. Yeniden kullanılabilir kalıp özne + have/has to do with + konu şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “... ile ilgili” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The delay ____ a broken signal.
Cevabı göster
has to do with
That's just a simplified way to think about it Anlatım akışı
3:05Bu sadece düşünmenin basitleştirilmiş bir yoludur
a simplified way to think about it: yararlı bir model
Bu ifade, önceki açıklamayı bazı ayrıntılar çıkarıldığı için anlaşılması daha kolay olan zihinsel bir model olarak tanımlar. Simplified, daha az ayrıntılı demektir; doğrudan yanlış anlamına gelmez. Bir söylem işareti olarak önceki açıklamanın eksiksiz olmadığını belirtir, ardından because daha karmaşık gerçeği sunar. Yeniden kullanılabilir a simplified way to think about X kalıbı, yararlı bir ilk model ile eksiksiz teknik açıklamayı birbirinden ayırmaya yardım eder.
Alıştırma
Bir konuşmacı “That's a simplified way to think about it.” diyor. Bununla neyi belirtiyor?
- Açıklama yanlıştır ve göz ardı edilmelidir.
- Açıklama eksiksiz teknik anlatımdır.
- Açıklama yararlı bir modeldir ancak bazı ayrıntıları dışarıda bırakır.
Cevabı göster
Açıklama yararlı bir modeldir ancak bazı ayrıntıları dışarıda bırakır.
is a group of electors appointed by the political parties
3:11vatandaşlar adına başkanı seçmek üzere
who choose the president on the citizens' behalf. Kalıp ifadeler
3:14siyasi partiler tarafından atanan bir grup seçicidir (elector).
on the citizens' behalf: vatandaşlar adına
On the citizens' behalf, “vatandaşların temsilcileri olarak” anlamına gelir. Seçiciler, temsil ettikleri vatandaşlar adına başkanı seçme eylemini gerçekleştirir. Yapı on + iyelik biçimi + behalf şeklindedir: on my behalf, on her behalf, on the citizens' behalf. Citizens çoğul olduğu için iyelik biçimi citizens' olur. On behalf of + isim de aynı anlamı taşıyan doğru bir yapıdır.
Alıştırma
Cümleyi “onun temsilcisi olarak” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Maya could not attend, so I accepted the award ____.
Cevabı göster
on her behalf
the state is allowed to send to a collegiate meeting
3:20bir kurul toplantısına göndermesine izin verilen
What makes it odd is that ...: bunu garip yapan şey...
What makes it odd is that, odd değerlendirmesine neden olan gerçeği tanıtır. What makes it odd yan cümlesinin tamamı özne olarak görev yapar. Buradaki What yaklaşık olarak “bunu böyle yapan şey” anlamındadır; bir soru başlatmaz. is that bölümünden sonra konuşan kişi açıklamayı verir. What makes + nesne + sıfat + is that + yan cümle kalıbı, önce bir değerlendirme belirtmenizi, sonra da dikkati bu değerlendirmeyi açıklayan gerçeğe yöneltmenizi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi What makes + nesne + sıfat + is that kalıbını kullanarak tamamlayın: ____ the app frustrating ____ it logs users out without warning.
Cevabı göster
What makes · is that
aren't required to do so: bunu yapmak zorunda değiller
Be required to + fiil, bir kuralın, yetkili makamın veya durumun bir eylemi zorunlu kıldığını gösterir. Cümlede aren't required kullanıldığı için söz konusu eylemi yapma zorunluluğu yoktur; bu, eylemin yasak olduğu anlamına gelmez. Do so, daha önce belirtilmiş bir eylemin yerine geçer. Burada önceki eyleme gönderme yaparak fiil öbeğinin tamamının tekrarlanmasını önler ve cümleye kısa, nispeten resmî bir üslup kazandırır.
Alıştırma
Aynı eylemin zorunlu olduğunu belirten resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: Staff must show identification at the desk, and visitors are also ____.
Cevabı göster
required to do so
While this has never swung an election, Kelime
3:34Bu durum hiçbir seçimin sonucunu değiştirmemiş olsa da,
swing an election: seçim sonucunu değiştirmek veya belirlemek
Seçim dilinde swing an election, sonucu bir tarafa doğru kaydırmak ve çoğu zaman kazananı değiştirecek veya belirleyecek kadar etkilemek anlamına gelir. Swung, swing fiilinin düzensiz geçmiş zaman ve geçmiş ortaç biçimidir. Bu cümlede has never swung an election, söz konusu durumun nihai kazananı hiçbir zaman değiştirmediği anlamına gelir. İfade fiziksel bir sallanmayı veya seçim düzenlemeyi değil, sonuç üzerindeki etkiyi anlatır.
Alıştırma
A few undecided voters could swing the election cümlesinde swing the election ne anlama gelir?
- Oy verme ekipmanını hareket ettirmek
- Oy verme sürecini düzenlemek
- Hangi tarafın kazandığını değiştirmek veya belirlemek
Cevabı göster
Hangi tarafın kazandığını değiştirmek veya belirlemek
electors have voted against the wishes Kalıp ifadeler
3:36seçiciler, kendilerini seçen insanların isteklerine
against the wishes of: birinin isteklerine aykırı olarak
Against the wishes of someone, bir kişi veya grup farklı bir sonuç istediği hâlde buna aykırı bir eylem yapıldığını belirtir. Bu cümlede seçicilerin oy kullanma biçimi, onları seçen kişilerin istediği şeyle çatışmaktadır. Kalıp against the wishes of + kişi veya grup şeklindedir. Burada wishes, özel bir günle ilgili dilekleri değil, tercihleri veya niyetleri ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi “birinin istediğine karşı” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The committee released the report ____ its chair.
Cevabı göster
against the wishes of
the very people who: tam da o insanlar
the very people who ifadesinde very, “son derece” anlamına gelmez. the sözcüğünden sonra tam kimliği vurgular: başkaları değil, tam da o insanlar. who ile başlayan ilgi cümleciği bu kişilerin kim olduğunu belirtir. Bu vurgulu yapı, çoğu zaman bu kişilerin kimliğiyle yaptıkları şey arasındaki şaşırtıcı veya ironik karşıtlığı öne çıkarır.
Alıştırma
Projeyi sonunda kurtaranların, daha önce projeye karşı çıkan kişilerin tam olarak kendileri olduğu şaşırtıcı gerçeğini en güçlü biçimde hangi cümle vurgular?
- The very people who opposed the project later saved it.
- The people who opposed the project later saved it.
- Some people who opposed the project later saved it.
Cevabı göster
The very people who opposed the project later saved it.
the general public: sıradan insanların tümü
The general public, özellikle uzman, resmî görevli veya kurum içi kişilerden oluşan bir grubun dışında kalan sıradan insanların tümü anlamına gelir. Bu cümlede ifade, az tanınan karar vericileri sıradan vatandaşlarla karşılaştırır. General, public kelimesinin kapsamını toplumun tamamına genişletir. Bu anlamda yaygın sabit biçim belirli tanımlığı içerir: the general public.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? After the review, the agency will publish the findings for _____.
- general publics
- the general public
- a general public
Cevabı göster
the general public
are the ones who really decide on the president? Dilbilgisi
3:44böylesine çılgın bir sistem kurulsun ki?
set up: kurmak ve işler hâle getirmek
Burada set up, bir şeyi kurmak ve işler hâle getirmek anlamındadır. Nesnesinin this crazy system olması, kurumsal anlamı açıkça gösterir; fiziksel bir nesneyi dik konuma getirmekten söz edilmez. Tekrar kullanılabilecek kalıp set up + bir sistem, kuruluş, hesap veya süreç şeklindedir. İsim olan nesne set up a system örneğindeki gibi ifadenin ardından gelebilir; zamir ise normalde set it up örneğindeki gibi iki parçanın arasına girer.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi phrasal verb tamamlar? The school plans to _____ a new online registration system next month.
- take up
- stand up
- set up
Cevabı göster
set up
are the ones who really decide: asıl karar verenleri vurgulamak
be the ones who + fiil kalıbı, belirli bir grubu bir eylemden sorumlu kişiler olarak öne çıkarır. Burada ones, people sözcüğünün yerini alır; who ise really decide ilgi cümleciğini başlatır. Grup çoğul olarak anlaşıldığı için cümlede is değil are kullanılır. Really karşıtlık vurgusu ekler: belirleyici role halk ya da beklenen başka bir grup değil, pek tanınmayan bu küçük grup sahiptir. Gerçekte bir işi kimin yaptığına ilişkin bir varsayımı düzeltirken bu kalıbı kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi odaklama kalıbı the ones who ile tamamlayın: In our club, Maya and Leo ____ approve every new project.
Cevabı göster
are the ones who
godspeed: eski moda ve ciddi bir uğurlama dileği
Godspeed, başarı ve esenlik dileyen kalıplaşmış bir uğurlama sözüdür. Geleneksel olarak biri yolculuğa çıkarken veya zorlu bir göreve başlarken söylenir; hızlı hareket etmekle ilgili bir yorum değildir. Bu cümlede godspeed, good sir ifadesi ve atlı haberciyle birlikte eski ve törensel bir anlatım tarzını taklit eder. Bilerek abartılan bu eski moda ton mizahı güçlendirir.
Alıştırma
Godspeed hangi durumda en doğal duyulur?
- Ofise yeni gelmiş bir iş arkadaşınızı selamlarsınız.
- Bir komutan, tehlikeli bir göreve çıkan ekibi resmî bir şekilde uğurlar.
- Geç kaldığınız için bir sürücüden daha hızlı gitmesini istersiniz.
Cevabı göster
Bir komutan, tehlikeli bir göreve çıkan ekibi resmî bir şekilde uğurlar.
Kuzey Amerika'nın eski sınır bölgesi bağlamında Indians
Bu cümlede Indians, Hindistanlılar anlamına gelmez. Sınır bölgesindeki yolculuk ve tehlike göndermeleri, sözcüğü Kuzey Amerika'nın eski sınır bölgesi klişesine yerleştirir; burada Yerli halklar için genelleyici bir etiket olarak kullanılmıştır. Cümle, yolculuğun son derece yavaş ve tehlikeli görünmesini sağlamak için bu eski imgeyi kullanır. Tarihsel anlamı tanımak, bu etiketi günümüzde tarafsız bir ad olarak görmeden şakayı anlamanızı sağlar.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Güncel bir iş yeri raporu, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birkaç farklı Yerli topluluğu kendilerini nasıl tanımladıklarını kontrol etmeden Indians olarak adlandırıyor.
- Uygun değil
- Uygun
Cevabı göster
Uygun değil
die of + hastalık
die of dysentery ifadesinde of edatı ölüm nedenini belirtir; dysentery ise ölüme yol açan hastalıktır. Yeniden kullanılabilir kalıp die of + hastalık veya içsel sağlık durumu şeklindedir: die of cancer, die of pneumonia, die of heart failure. Hastalığın kendisi doğrudan ölüm nedeni olarak verildiğinde en yerleşik seçim budur.
Alıştırma
Bir hastalık doğrudan ölüm nedeni olarak verildiğinde en yerleşik edatı kullanan cümle hangisidir?
- Many people died of cholera during the outbreak.
- Many people died by cholera during the outbreak.
- Many people died at cholera during the outbreak.
Cevabı göster
Many people died of cholera during the outbreak.
the idea was to send all the electors to Washington Dilbilgisi
4:03fikir tüm seçicileri Washington'a göndermekti;
the idea was to + fiil: ilk planı belirtmek
Burada the idea was to, düzenlemenin arkasındaki planı, yani tüm seçiciler kurulu üyelerini Washington'a gönderme planını tanıtır. Idea, aniden ortaya çıkan kişisel bir düşünceyi değil, yönlendirici bir tasarımı veya öneriyi belirtir. Kalıp the idea is/was to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir sistemin, politikanın veya projenin ne yapmasının amaçlandığını belirtir; planın gerçekten başarılı olup olmadığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi ilk planı tanıtan ifadeyle tamamlayın: Because news travelled slowly, ____ bring the representatives together in one city.
Cevabı göster
the idea was to
most up-to-date information: yalnızca yeni değil, güncel bilgi
Up-to-date, ilgili en son değişikliklere göre güncel tutulmuş demektir. Most, mevcut kaynakları karşılaştırır: bu bilgi yalnızca yeni oluşturulmuş değil, o sırada en güncel olan bilgi şeklinde sunulur. most up-to-date information ifadesinde up-to-date, information isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. Kısa çizgiler, üç sözcüğün tek bir niteleme olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir kaynağın yalnızca yakın zamanda üretilmiş olduğunu değil, güncel gerçekleri yansıttığını açıkça belirtir?
- The website was launched yesterday.
- The website has a colourful new design.
- The website provides the most up-to-date information.
Cevabı göster
The website provides the most up-to-date information.
rather than on the backs of herd animals, Dilbilgisi
4:14fiber optik kablolardaki ışık hüzmeleri üzerinde taşısak da,
rather than: paralel yöntemleri karşılaştırma
Rather than kullanılmayan diğer seçeneği tanıtır. Burada bilgi hayvanların sırtında değil, ışık demetleri üzerinde taşınır. Bu ifade birbiriyle eşleşen iki edat öbeğini bağlar: on beams of light ve on the backs of herd animals. İkinci on sözcüğünü korumak karşılaştırmayı açık ve dengeli kılar. Genel olarak rather than ifadesinin iki yanında dilbilgisel olarak paralel biçimler kullanın.
Alıştırma
İki yöntemi paralel edat öbekleri hâlinde en iyi koruyan cümle hangisidir?
- We sent the invitation rather than by email by post.
- We sent the invitation by email rather than the manager.
- We sent the invitation by email rather than by post.
Cevabı göster
We sent the invitation by email rather than by post.
out of date: artık güncel veya uygun olmayan
Out of date, artık güncel olmayan veya mevcut koşullara uygun düşmeyen anlamında kalıplaşmış bir sıfat öbeğidir. Burada Seçiciler Kurulunun bir yönünü modern iletişimin bulunduğu bir dünyaya uygun olmayabilecek şekilde tanımlar. Yalnızca old anlamına gelmez. Eski bir şey hâlâ iyi çalışabilir veya doğru olabilir; out of date olan bir şey ise güncel ihtiyaçların, bilgilerin, teknolojinin ya da tarzın gerisinde kalmıştır.
Alıştırma
'This map is out of date' cümlesindeki out of date ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Harita eski ama hâlâ tamamen doğru.
- Harita artık güncel değil.
- Harita yanlış bir takvim tarihiyle basıldı.
Cevabı göster
Harita artık güncel değil.
Güçlü bir ödünleme geçişi olarak Nonetheless,
Nonetheless, az önce söylenenlere rağmen ardından gelen ifadenin hâlâ doğru olduğunu gösterir. Burada önceki noktayı kabul eder ve ardından dikkati genel beklentiye uymayan bir gerçeğe yöneltir. Cümlenin başında kullanıldığında dinleyiciye önceki bilgiyi akılda tutmasını, ancak yeni ifadeyi sıradaki önemli nokta olarak görmesini söyler. Anlamı even so veya despite that ifadelerine yakındır; neden ya da sonuç bildirmez.
Alıştırma
Nonetheless bu cümlede hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Önceki noktaya rağmen sonraki ifade hâlâ doğrudur.
- Konuşmacı önceki noktaya bir örnek vermektedir.
- Sonraki ifadeye önceki nokta neden olmuştur.
Cevabı göster
Önceki noktaya rağmen sonraki ifade hâlâ doğrudur.
takes place: bir olayın ne zaman gerçekleştiğini söylemek
takes place, “gerçekleşmek” veya “düzenlenmek” anlamındaki sabit ve geçişsiz take place ifadesinin geniş zamanda üçüncü tekil kişi biçimidir. Bu cümlede insanların seçimin ne zaman gerçekleştiğini düşündüğünü belirtir; sondaki it doesn't, tekrarlanacak olan take place in early November ifadesini düşürür. Özne genellikle bir olay, toplantı, tören, süreç veya değişimdir; bilinçli olarak bir eylem yapan kişi değildir. Sözcükler fiziksel bir yeri almak veya işgal etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadenin yalın biçimiyle tamamlayın: The robotics competition will ____ in the gym on Saturday.
Cevabı göster
take place