Olimpiyat Sporcuları Nasıl Değişti (1924-2014): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Bu bilim videosu, jimnastik, kayakla atlama ve hokey verileriyle branşa özgü seçilimin Olimpiyat sporcularının vücut yapılarını nasıl değiştirdiğini anlatıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. not only ... also iki yargıyı bağlayıp ikinciyi vurgular; öğrenci iki parçayı paralel tutarak daha güçlü bir gözlem ekleyebilir. 2. weeding them out içindeki weed out, elemede daha az uygun adayların ayıklanmasını mecazen anlatır; insanları, seçenekleri veya fikirleri süzmek için de kullanılabilir. 3. a thing of the past. artık yaygın olmayan bir alışkanlık, düşünce ya da durumu belirtir; eski bir norm ile değişmiş bugünü karşılaştırır.
Bu derste
The athletes of today are not only much better than those of the past, Dilbilgisi
0:04Günümüz sporcuları geçmiştekilerden yalnızca çok daha iyi olmakla kalmıyor,
İkinci noktayı güçlendiren not only ... also
Not only, ilk yargının iki parçalı bir iletinin ilk bölümü olduğunu gösterir. Also eklenen yargıyı getirir ve ona daha fazla vurgu yapar: günümüz sporcuları daha iyidir ve bunun da ötesinde çok farklı görünürler. İkinci bölüm, they ile yeni bir yan cümle başlatır. Burada yaygın tam biçim not only ... but also ... içindeki but çıkarılmış olsa da iki işaretleyici eşleşmiş olarak çalışmaya devam eder.
Alıştırma
Cümleyi not only ... also ile tamamlayın: The school garden is ____ beautiful; it is ____ useful for science lessons.
Cevabı göster
not only · also
scientists know that the human body hasn't evolved that dramatically in the past 100 years. Kelime
0:10bilim insanları, insan vücudunun son 100 yılda böylesine köklü bir evrim geçirmediğini biliyor.
The weird thing is, + şaşırtıcı bir gerçek
The weird thing is, ifadesi ardından gelen bilgiyi şaşırtıcı olarak çerçeveler. Dinleyiciye bir sonraki gerçeğin az önce söylenenlerle tam olarak uyuşmadığını bildirir ve açıklama sürmeden önce küçük bir bilmece yaratır. Burada weird, insan vücudunu değil durumu veya karşıtlığı anlatır. Konuşmada duraklamadan sonra tam bir yan cümle gelebilir; daha standart yazılı İngilizcede The weird thing is that + yan cümle yaygındır.
Alıştırma
Hangi giriş, bir sonraki gerçeğin şaşırtıcı olduğunu dinleyiciye en iyi şekilde anlatır?
- The weird thing is, the door was already open.
- One more thing is, the door was already open.
- The main thing is, the door was already open.
Cevabı göster
The weird thing is, the door was already open.
Derece ifadesi olarak that dramatically
hasn't evolved that dramatically ifadesinde that, dramatically sözcüğünü niteleyen bir derece zarfıdır. “O kadar büyük bir ölçüde” veya “o kadar çarpıcı bir derecede” anlamına gelir ve olumsuzluk değişimin derecesini etkiler. Cümle, bir miktar evrim veya değişimin gerçekleşmiş olmasına izin verir; değişimin, karşılaştırmanın düşündürebileceği kadar çarpıcı olmadığını söyler. Bu derece kullanımı not that big ve not that quickly gibi yapılarda da görülür.
Alıştırma
Örnekte hasn't evolved that dramatically ne anlama geliyor?
- Bilim insanları insan vücudunun değişip değişmediğinden emin değildir.
- İnsan vücudu o kadar çarpıcı bir ölçüde değişmemiştir.
- İnsan vücudu hiçbir şekilde değişmemiştir.
Cevabı göster
İnsan vücudu o kadar çarpıcı bir ölçüde değişmemiştir.
So why do Olympic athletes look so different now Anlatım akışı
0:14Peki bugünün Olimpiyat sporcuları neden bu kadar farklı görünüyorlar—
compared to the first Winter Olympics in 1924?
0:171924'teki ilk Kış Olimpiyatları'na katılanlara kıyasla?
Açıklamaya yön veren bir soru olarak So why ...?
Soru, önceki gözlemi açıklamanın temel sorununa dönüştürmek için So ile başlar: İnsan vücudu büyük ölçüde değişmediyse günümüz sporcuları neden bu kadar farklı görünüyor? Görünürdeki çelişkiyi bir neden arayışına bağlar. Konuşmacı, dinleyicilerin cevap vermesini beklemek için durmaz. Soru, açıklamanın sonraki bölümünü işaret eder ve konuyu günümüz sporcularıyla 1924 Kış Olimpiyatları'ndaki sporcular arasındaki tarihsel karşılaştırmayla sınırlar.
Alıştırma
Vurgulanan soru açıklamada nasıl bir rol oynuyor?
- Önceki karşıtlığı konuşmacının sırada yanıtlayacağı temel soruya dönüştürür.
- İnsan evriminin sporcuların farklı görünümünü tamamen açıkladığı sonucuna varır.
- İzleyicilerden videoyu durdurup 1924 sporcularıyla ilgili bilgileri aktarmalarını ister.
Cevabı göster
Önceki karşıtlığı konuşmacının sırada yanıtlayacağı temel soruya dönüştürür.
the ideal athlete was based on classical human proportions. Kültür
0:21ideal sporcu anlayışı klasik insan vücudu oranlarına dayanıyordu.
classical human proportions: klasik insan vücudu oranları
Burada classical human proportions, dengeli bir bedene ilişkin geleneksel bir ideali anlatır: baş, gövde, kollar ve bacakların boyutlarının uyumlu oranlar oluşturduğu düşünülürdü. Bu tarihsel karşılaştırmada ideal, modern spor dallarında görülen özel amaçlı vücut tiplerinden çok, oldukça yaygın ve dengeli bir yapıyı öne çıkarıyordu. Classical, eski sanata dayanan bir ideali belirtir; klasik müziği ya da yalnızca eski olan herhangi bir şeyi anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümlede classical human proportions ne anlama gelir?
- Klasik sanattaki idealler gibi geleneksel olarak dengeli bir vücut biçimi
- Tek bir modern spor için özel olarak çalıştırılmış bir beden
- Klasik müzik çalmaya uygun bir vücut biçimi
Cevabı göster
Klasik sanattaki idealler gibi geleneksel olarak dengeli bir vücut biçimi
with extreme body types being on the far ends,
0:27uç vücut tipleri eğrinin iki ucunda yer alırken,
it was the middle of the curve that was considered the best physical build. Dilbilgisi
0:29en iyi fiziksel yapının eğrinin ortasında olduğu düşünülüyordu.
a bell curve: çan eğrisi
A bell curve, yuvarlak bir çana benzeyen grafiktir. Yaygın değerler yüksek orta bölümde toplanırken, daha az yaygın ve daha uç değerler iki uca doğru yer alır. Konuşmacı bu eğriyi, vücut tiplerinin nasıl dağılabileceğini düşünmenin bir yolu olarak kullanıyor. Burada bu, açıklayıcı bir modeldir; belirli bir grafiğin gerçekten ölçüldüğü veya çizildiği iddiası değildir.
Alıştırma
Bir bell curve üzerinde en yaygın değerler genellikle nerede gösterilir?
- Yalnızca en uzak iki uçta
- Eğrinin ortasına yakın
- Grafiğin dışında
Cevabı göster
Eğrinin ortasına yakın
It was the middle of the curve that ...: bölünmüş cümleyle odağa alma
It was + odak + that + yan cümle biçimindeki bölünmüş cümle yapısında, was ile that arasındaki sözler özellikle vurgulanır. Burada the middle of the curve odağa alınır ve en iyi fiziksel yapıya sahip olduğu düşünülen bölümün tam olarak eğrinin ortası olduğu belirtilir. It, daha önce sözü edilen belirli bir şeyi gösteren zamir değil, yapısal bir yer tutucudur. Tarafsız biçim The middle of the curve was considered the best physical build cümlesidir; bölünmüş yapı ise çoğu zaman eğrinin diğer noktalarıyla karşılaştırmak için the middle of the curve bölümünü özellikle öne çıkarır.
Alıştırma
the blue key odak bilgi olacak şekilde bölünmüş cümleyi tamamlayın: ____ the blue key ____ opened the locked drawer.
Cevabı göster
It was · that
were deemed as ideal for the Olympic pursuit.
0:38Olimpiyatlarda yarışmak için ideal kabul ediliyordu.
not too tall, but not too short ...: orta bir aralık tanımlama
Tekrarlanan not too + sıfat, but not too + karşıt sıfat kalıbı, istenmeyen iki uç noktayı da dışarıda bırakır. not too tall, “uygun olandan daha uzun değil” anlamına gelir; “kısa” demek değildir. Ardından but not too short diğer taraftaki sınırı belirler. Aynı biçimin bulky/skinny ile tekrarlanması dengeli ve paralel bir betimleme oluşturur. Bu kalıp yalnızca average demekten daha kesin biçimde kabul edilebilir bir orta aralık tanımlar ve boyut, maliyet, hız, resmiyet derecesi gibi başka ölçeklerde de kullanılabilir.
Alıştırma
Şu cümle için doğru yorum hangisidir: Choose a drink that is not too hot, but not too cold?
- İçecek çok soğuk olmadığı için sıcak olmalıdır.
- İçecek çok sıcak olmadığı için soğuk olmalıdır.
- İçecek hem aşırı sıcaklıktan hem de aşırı soğukluktan kaçınmalıdır.
Cevabı göster
İçecek hem aşırı sıcaklıktan hem de aşırı soğukluktan kaçınmalıdır.
Geçiş noktası olarak “But this has all changed.”
But, önceki durumla bir karşıtlık kurar. This, az önce açıklanan ölçütlerin tümüne gönderme yapar; has changed ise anlatımı bugüne taşır: Eski durum artık geçerli değildir. All, değişimin kapsamını vurgular. Dünyadaki her şeyin değiştiğini değil, söz konusu durumun genel ve önemli ölçüde değiştiğini anlatır. Bu cümle eski arka planı kapatır ve dinleyiciyi yeni eğilime hazırlar.
Alıştırma
Şunu okuyun: “Our family once watched movies only on TV. But this has all changed. We now watch them on phones and tablets.” Burada “But this has all changed.” ne işe yarar?
- Eski durum hakkında bir ayrıntı daha verir.
- Dünyadaki her gerçeğin farklı olduğunu söyler.
- Eski durumdan onunla karşıtlık oluşturan yeni bir duruma geçer.
Cevabı göster
Eski durumdan onunla karşıtlık oluşturan yeni bir duruma geçer.
Now athletes succeed based on their highly specialized body types,
0:42Günümüzde sporcular, son derece özelleşmiş vücut tipleri sayesinde başarılı oluyorlar;
which allow them to excel in a world of growing competitiveness. Kalıp ifadeler
0:45bu yapılar, rekabetin giderek arttığı bir dünyada üstün performans göstermelerini sağlıyor.
excel in: bir alanda üstün başarı göstermek
Excel in, “bir alan veya ortam içinde olağanüstü başarı göstermek” anlamına gelir. Bu cümlede sporcuların özelleşmiş vücut tipleri, giderek daha rekabetçi olan bir dünyada çok yüksek düzeyde performans göstermelerini sağlar. Kalıp, excel in + geniş bir alan veya ortam şeklindedir. Örneğin excel in science ya da excel in a demanding industry denebilir. Excel, basitçe be good demekten daha güçlü ve biraz daha resmîdir.
Alıştırma
“Geniş bir alanda son derece başarılı olmak” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Nina hopes to ____ music.
Cevabı göster
excel in
For example, athletes who are required to spin in the air,
0:48Örneğin, havada dönmeleri gereken sporcular—
have been getting smaller: devam eden bir eğilim
Şimdiki zamana etkisi süren geçmiş zaman yapısı have been getting, geçmişte başlayan bir değişimi bugüne bağlar. Get + karşılaştırma sıfatı, ilgili özelliğin giderek artması anlamına gelir; bu yüzden getting smaller ortalama boyutun yavaş yavaş küçülmesini anlatır. Buradaki özne, zaman içinde bir grup olarak sporcuları ifade eder. Aynı sporcuların bedenlerinin sürekli küçüldüğü anlamına gelmez; bu düzeye ulaşan sporcuların giderek daha küçük yapılı olma eğilimini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi get quieter ifadesinin şimdiki zamana etkisi süren geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Since the new rule began, the hallways ____.
Cevabı göster
have been getting quieter
These athletes with short specialized body types
0:54Kısa boylu ve branşlarına özel vücut yapısına sahip bu sporcular,
have an advantage over average or tall athletes, Kalıp ifadeler
0:56ortalama boydaki ya da uzun sporculara karşı avantajlı oluyorlar
weeding them out at the elite level. Öbek fiiller
0:59ve onları elit düzeyde saf dışı bırakıyorlar.
have an advantage over: rakipleri karşılaştırmak
Have an advantage over, başka bir kişiye, gruba veya seçeneğe göre daha elverişli bir konumda olmak demektir. Over karşılaştırılan kişi ya da şeyi tanıtır; mekânsal bir konumu anlatmaz. Bu cümlede kısa ve branşa özgü vücut tipleri bazı sporcuları dönme hareketlerine daha uygun hâle getirir. Bu nedenle elit düzeyde başarılı olma olasılıkları ortalama veya uzun boylu sporculara göre daha yüksektir.
Alıştırma
Cümleyi have an advantage over ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Because it needs no fuel, this hand-crank radio ____ battery-powered models during long outages.
Cevabı göster
has an advantage over
weeding them out: eleme süreciyle ayıklamak
To weed someone or something out, daha az uygun oldukları için kişi ya da şeyleri belirleyip elemek demektir. İfade yabani otları ayıklama fikrinden gelir, ancak burada mecaz anlamlı bir öbek fiildir. Bu cümlede them, ortalama boylu veya uzun sporcuları gösterir. İfade, elit düzeydeki rekabet baskısının zamanla bu sporculardan daha azının kalmasına yol açtığını anlatır; mutlaka birinin onları bilerek uzaklaştırdığı anlamına gelmez. Weed out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamir olduğunda iki parçanın arasına gelir: weed them out; weed out them denmez.
Alıştırma
Cümleyi weed out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The first review is designed to ____ applications that are missing required documents.
Cevabı göster
weed out
the average professional gymnast has shrunk from 5 ft 3 to 4 ft 9. Dilbilgisi
1:02profesyonel jimnastikçilerin ortalama boyu 5 fit 3 inçten 4 fit 9 inçe düştü.
has shrunk from 5 ft 3 to 4 ft 9: ölçülmüş bir değişim
Has shrunk, İngilizcede present perfect yapısıdır: has + geçmiş zaman ortacı shrunk. Güncel sayıya ulaşan bir dönem boyunca gerçekleşen değişimi anlatır. From 5 ft 3 to 4 ft 9 önce başlangıç değerini, sonra bitiş değerini verir. Özne olan the average professional gymnast, profesyonel jimnastikçi grubundaki tipik boyu ifade eder. Cümle, grubun ortalamasının zamanla değiştiğini bildirir; tek bir jimnastikçinin fiziksel olarak kısaldığını söylemez. Bu kalıp ölçülebilen başka eğilimlere de aktarılabilir: has/have + değişim fiili + from A to B.
Alıştırma
Raporu shrink fiilinin present perfect biçimi ve from ... to ... kalıbıyla tamamlayın: Over the last decade, the company's workforce ____ 800 employees ____ 500.
Cevabı göster
has shrunk from · to
Computer simulations studying the physics of ski jumping Dilbilgisi
1:06Kayakla atlamanın fiziğini inceleyen bilgisayar simülasyonları,
Computer simulations studying ...: -ing son niteleyicisi
Vurgulanan isim öbeğinin tamamı cümlenin öznesidir. studying the physics of ski jumping, hangi simülasyonlardan söz edildiğini belirtmek için simulations sözcüğünden sonra gelen bir -ing sıfat-fiil yan cümleciğidir. Burada that are studying the physics of ski jumping biçiminde açılabilir. Bu nedenle studying fiilinin mantıksal öznesi simulations sözcüğüdür. Ana çekimli fiil öbeği studying değil, have proven ifadesidir.
Alıştırma
“Computer simulations studying the physics of ski jumping have proven a relationship,” cümlesinde ana çekimli fiil öbeğini hangi sözcükler oluşturur?
- studying
- have proven
- ski jumping
Cevabı göster
have proven
have proven that: güçlü kanıtlarla desteklenen bir sonucu bildirmek
have proven that, kanıtların desteklediği sonuç olarak tam bir yan cümlecik getirir. Burada have proven present perfect yapıdadır ve that, simülasyonların ortaya koyduğu içeriği belirtir. Bu ifade kanıt konusunda güçlü bir iddia taşır: konuşmacı sonraki önermeyi yalnızca olası değil, kanıtlanmış bir sonuç olarak sunar. İfadenin gücü, kanıtın niteliği ve miktarıyla uyumlu olmalıdır.
Alıştırma
Hangi kanıt durumu “The studies have proven that the treatment is effective” iddiasını en doğal biçimde destekler?
- Küçük bir erken dönem çalışma sonuca yalnızca işaret etmektedir.
- Birden fazla titiz ve tekrarlanmış çalışma sonucu kesin biçimde ortaya koymuştur.
- Tedaviyi henüz hiçbir çalışma test etmemiştir.
Cevabı göster
Birden fazla titiz ve tekrarlanmış çalışma sonucu kesin biçimde ortaya koymuştur.
increases drastically with a decrease in ...: başka bir miktar azalırken büyük ölçüde artmak
A increases with a decrease in B kalıbı, B azalırken A'nın arttığı anlamına gelir. Bu cümlede vücut ağırlığı düştüğünde atlayış mesafesi çok artar; drastically, değişimin büyük olduğunu belirtir. With sözcüğü, değişen iki miktarı birbirine bağlar. Eğilimler arasında bir ilişki olduğunu bildirir, ancak with tek başına bu tür her ilişkinin doğrudan neden-sonuç ilişkisi olduğunu kanıtlamaz. A decrease in body weight gibi bir isim öbeği, araştırma ve grafik açıklamalarında özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Dışarıdaki sıcaklık düştükçe ısıtma masraflarının arttığını söylemek için with sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Heating costs increase by a decrease in outdoor temperature.
- Heating costs cause a decrease in outdoor temperature.
- Heating costs increase with a decrease in outdoor temperature.
Cevabı göster
Heating costs increase with a decrease in outdoor temperature.
this has caused world-class ski jumpers to become extremely underweight, Dilbilgisi
1:14bu durum, üst düzey kayakla atlama sporcularının aşırı zayıf hâle gelmesine yol açtı;
has caused ... to become extremely underweight: birinin aşırı derecede zayıflamasına neden olmak
Cause + nesne + to become + sıfat yapısı, bir şeyin bir kişiyi veya nesneyi yeni bir duruma soktuğu anlamına gelir. Burada this neden, world-class ski jumpers nesne ve extremely underweight yeni durumdur. Has caused, present perfect biçimindedir; bu nedenle son yıllardaki değişimleri şimdiki durumla bağlar. Cause sonrasında mastar to sözcüğünü korur: caused them to become denir, caused them become denmez.
Alıştırma
Cümleyi cause + nesne + to become yapısının gerektirdiği sözcüklerle tamamlayın: The sudden cold caused the road ____ slippery.
Cevabı göster
to become
With women competing in the Olympic ski jumping event for the first time this year, Dilbilgisi
1:19Kadınlar bu yıl Olimpiyatlardaki kayakla atlama yarışında ilk kez mücadele ederken,
their bodies are stockier and broader than their male counterparts. Kelime
1:23vücutları erkek sporculara göre daha tıknaz ve geniş yapılı.
With women competing in the Olympic ski jumping event: arka plan veren with + isim + -ing yapısı
Baştaki ifadede with, kadınlarla birlikte anlamına gelmez. with + isim + -ing yapısını başlatır. Women, competing eylemini yapan öge, yani onun mantıksal öznesidir. İfadenin tamamı ana cümle için arka plan oluşturur. Çoğu zaman kadınlar yarışırken veya kadınlar yarıştığı için şeklinde anlaşılabilir; ancak with tek başına ilişkinin zaman mı yoksa neden mi olduğunu kesinleştirmez. Bunu bağlam belirler. Burada for the first time this year, competing ifadesini niteler.
Alıştırma
Cümleyi With ve compete fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ both teams ____ hard, the crowd cheered loudly.
Cevabı göster
With · competing
stockier and broader than: tek bir than ifadesini paylaşan iki karşılaştırma biçimi
Stockier, stocky sözcüğünün karşılaştırma biçimidir: sondaki y, i olur ve -er eklenir. Stocky; oldukça kısa, geniş ve sağlam bir yapıyı anlatır, yalnızca fat anlamına gelmez. Broader, daha geniş demektir. Stockier ve broader, and ile bağlanan paralel karşılaştırma biçimleridir. Tek bir than ifadesi olan than their male counterparts her iki karşılaştırmayı da tamamlar: stockier than their male counterparts ve broader than their male counterparts.
Alıştırma
Cümleyi sırasıyla stocky ve broad sözcüklerinin karşılaştırma biçimleriyle tamamlayın: This model is ____ and ____ than the last one.
Cevabı göster
stockier · broader
male counterparts: karşılık gelen erkek sporcular
Bu cümlede male counterparts, aynı Olimpiyat yarışmasındaki erkek kayakla atlama sporcularını ifade eder. Bunlar karşılaştırma için kullanılan, rol bakımından karşılık gelen gruptur. Counterpart, başka bir grup veya ortamda karşılık gelen bir rol ya da işleve sahip kişi, grup, kuruluş veya şeydir. Sözcük tek başına rakip, iş ortağı ya da tamamen aynı kopya anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede male counterparts kimi ifade ediyor?
- Aynı kayakla atlama yarışmasındaki erkek sporcular
- Kadınları çalıştıran antrenörler
- Başka bir kış sporunda kadınların rakipleri
Cevabı göster
Aynı kayakla atlama yarışmasındaki erkek sporcular
As female ski jumping becomes more popular and competitive in the future, Dilbilgisi
1:26Kadınlar arasındaki kayakla atlama sporu gelecekte daha popüler ve rekabetçi hâle geldikçe,
the extremely thin ski jumping body type dominate the sport.
1:31kayakla atlamaya özgü aşırı zayıf vücut tipi bu spora hâkim olacak.
As ... becomes more popular and competitive: “... hâle geldikçe”
Burada As, “bu değişim geliştikçe” veya “bu eğilimle birlikte” anlamına gelir. Baştaki yan cümle değişen bir arka plan sunar: kadın kayakla atlamanın popülerliğinin ve rekabet düzeyinin artması beklenirken ana cümle bununla birlikte gelişecek bir vücut tipi eğilimini öngörür. Bu kullanım çoğu zaman gelişmelerin bağlantılı olduğunu düşündürür, ancak because kadar açık biçimde tek bir doğrudan neden belirtmez. Yeniden kullanılabilir yapı As + değişen durum, + bağlantılı gelişme şeklindedir.
Alıştırma
Bir eğilimin başka bir eğilimle birlikte geliştiğini göstermek için as sözcüğünü en iyi kullanan cümle hangisidir?
- As a manager, Priya approves the budget.
- The package is as heavy as the suitcase.
- As online orders increase, the store is hiring more delivery drivers.
Cevabı göster
As online orders increase, the store is hiring more delivery drivers.
we'll see ... dominate: see + nesne + fiilin yalın hâli
we'll see the extremely thin ski jumping body type dominate ifadesinde see + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır. The body type nesnedir; dominate ise bu nesnenin ne yaptığını anlatan fiildir. Dominate fiilinden önce to kullanılmaz. Buradaki see yalnızca “gözle bakmak” değil, “bir gelişmeye tanık olmak” anlamındadır. Cümle, gelecekte insanların bu vücut tipinin sporda baskın hâle gelmesine tanık olacağını öngörür.
Alıştırma
see fiilinden sonra dominate fiilinin yalın hâlini kullanarak cümleyi tamamlayın: Experts think we'll see smaller teams ____ the league next year.
Cevabı göster
dominate
Hockey is also an example of visible body changes.
1:34Hokey de gözle görülür vücut değişimlerine bir örnek.
found a steady increase through the years
1:39yıllar içinde düzenli bir artış olduğunu ortaya koydu—
variables measured: kısaltılmış edilgen ilgi cümleciği
variables measured yapısında measured, variables isminden sonra gelen bir geçmiş zaman ortacıdır. variables that were measured yapısının kısaltılmış hâlidir. Variables eyleme maruz kalır; yani birisi onları ölçmüştür. Cümlenin ana fiili found fiilidir. Measured başka bir ana fiil değildir; çalışmaların hangi variables ögelerini içerdiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi measure fiilinin kısaltılmış edilgen biçimiyle tamamlayın: The temperatures ____ overnight were lower than expected.
Cevabı göster
measured
This included height, mass, body mass index,
1:43Artış görülen ölçümler arasında boy, vücut ağırlığı, vücut kitle indeksi,
aerobic and anaerobic fitness, and even grip strength.
1:45aerobik ve anaerobik kondisyon, hatta kavrama gücü bile vardı.
hockey players have increased nearly 4 inches on average,
1:50hokey oyuncularının ortalama boyu yaklaşık 4 inç arttı;
Since the 1920s + present perfect
Since the 1920s... ifadesinde since, günümüze kadar devam eden bir dönemin başlangıç noktasını gösterir. '1920'lerden şimdiye kadar' anlamına gelir; 'çünkü' anlamında değildir. Present perfect yapısındaki have increased, artışı bu dönem boyunca birikerek bugüne ulaşan bir değişim olarak sunar. Eğilimleri anlatmak için şu yapı kullanılabilir: Since + geçmişteki başlangıç noktası, özne + has/have + fiilin üçüncü hâli.
Alıştırma
Başlangıç noktasını gösteren sözcükle eğilim cümlesini tamamlayın: The town has doubled in size ____ 1990.
Cevabı göster
since
So clearly the average Joe Olympian is a thing of the past. Deyimler
1:55Açıkça görülüyor ki ortalama yapılı Olimpiyat sporcusu artık tarihe karıştı.
Gündelik average Joe deyimi
Average Joe, özel bir konumu, şöhreti veya sıra dışı bir avantajı olmayan sıradan bir kişiyi anlatan gündelik bir deyimdir. Buradaki Joe belirli bir kişinin adı değildir. Average Joe Olympian ifadesinde Olympian sözcüğü deyime esprili bir şekilde eklenmiştir. Sıradan ve ortalama yapılı Olimpiyat sporcusu türünün artık tipik olmadığı anlamına gelir. Bir yazar average Joe ifadesinden sonra bir rol eklediğinde aynı söz oyunu bu şekilde anlaşılabilir.
Alıştırma
Bu cümlede average Joe ne anlama geliyor? The app was designed so that the average Joe could use it easily.
- Joe adlı belirli bir kullanıcı
- Özel bir konumu olmayan sıradan bir kişi
- Nadir becerileri olan bir uzman
Cevabı göster
Özel bir konumu olmayan sıradan bir kişi
a thing of the past: artık güncel olmayan bir şey
Bu cümlede a thing of the past, eskiden normal olan bir şeyin artık tipik olmadığını veya günümüze uygun düşmediğini belirtir. Burada kastedilen, bir Olimpiyat sporcusu için tek bir ortalama vücut tipi olduğu fikridir; tarihten gelen bir nesne değildir. Bu deyim eski bir gerçeklikten yenisine geçişi gösterir. Genellikle bir şeyin büyük ölçüde ortadan kalktığını veya çağ dışı kaldığını düşündürür, ancak hiç örneğinin kalmadığı anlamına gelmeyebilir.
Alıştırma
Artık yaygın olmayan bir şeyi anlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: Fax machines are now largely ____.
Cevabı göster
a thing of the past
But Science says the Games may now be a realistic goal
1:58Ancak bilime göre Olimpiyatlara katılmak artık gerçekçi bir hedef olabilir—
for people of many different sizes and shapes.
2:01hem de farklı boy ve vücut yapılarındaki pek çok insan için.
Our amazing partners at the CBC already have five of the videos up now
2:07CBC'deki harika ortaklarımız bu videolardan beşini şimdiden yayımladı,
But we also want to know your questions
2:17Ama hangi soruları merak ettiğinizi de öğrenmek istiyoruz—
and let us know your burning Olympic questions. Deyimler
2:22ve Olimpiyatlarla ilgili aklınızı kurcalayan soruları bize iletin.
burning Olympic questions: insanların yanıtını acilen öğrenmek istediği sorular
Burada burning, soruların özellikle önemli ve görmezden gelinmesi zor olduğunu hissettirir; bunlar insanların yanıtını çok istediği sorulardır. Olympic soruların konusunu sınırlar. Burning, bir şeyin gerçekten yandığı veya soruyu soran kişinin kızgın olduğu anlamına gelmez. Burning question, acil bir merak konusu için kullanılan mecazi bir kalıptır. Important question ifadesinden daha güçlüdür ve davete çoğu zaman enerjik ya da eğlenceli bir ton katar.
Alıştırma
Birinin yanıtını acilen öğrenmek istediği soruyu anlatan kalıp ifadeyi tamamlayın: At the end of the interview, Mia finally asked her ____: Could people live on Mars?
Cevabı göster
burning question
And subscribe for more awesome science videos.
2:24Daha fazla harika bilim videosu için kanalımıza abone olun.