Oyuncak Dolabı 🐷🧸️ @Peppa Pig Türkçe - Resmi Kanal: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ile George oyuncaklarını koyacak bir yere ihtiyaç duyar, ancak parçalar hâlindeki dolap talimatsız gelir. Başarısız bir denemeden sonra dolabı Bay Zebra kurar; yine de aile, son iki oyuncağın çocukların yataklarında kalması gerektiğini anlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Miss Peppa Pig / Master George. — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Miss unvanının kız çocukları, Master unvanının ise erkek çocukları için geleneksel olarak kullanıldığını anlayın. Özellikle İngiliz çocuk hikâyelerinde ve resmî teslimat duyurularında bunları karakter adlarının parçası sanmazsınız. 2. take it apart — Öbek Fiiller: Kurulmuş bir nesneyi yeniden parçalarına ayırmayı anlatan bu ifadeyi öğrenin; mobilya tamir ederken, oyuncağı baştan kurarken veya montaj hatasını düzeltirken kullanabilirsiniz. 3. That's why it's such a good idea. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: That's why... ile bir nedeni sonuca bağlayarak kararın neden mantıklı olduğunu açıklayın; özellikle tartışmayı sonlandırırken veya önerilen çözümü gerekçelendirirken kullanışlıdır.
Bu derste
That's where they live: yeri belirtme
That's where + yan cümle yapısı bir yeri işaret eder ve oranın birinin yaşadığı, bir şeyin saklandığı ya da bir olayın gerçekleştiği yer olduğunu belirtir. Bu cümlede where they live, That's ifadesinin anlamını tamamlar; where soru sormaz. Bu kalıbı, daha önce gösterilmiş veya sözü edilmiş bir yeri orada olan şeyle ilişkilendirmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Köpeğin uyuduğu yeri belirtmek için cümleyi tamamlayın: This is the dog's bed. That's ____ it sleeps.
Cevabı göster
where
Quickly, put the toys away in your toy basket. Öbek fiiller
0:15Çabuk, oyuncakları oyuncak sepetinize kaldırın.
put the toys away: eşyaları uygun yerine kaldırma
Put something away, bir şeyi ortada kalmaması için uygun yerine kaldırmak demektir. Burada put the toys away, çocuklara oyuncakları oyuncak sepetine koyarak toplamalarını söyler; away uzak bir yere anlamına gelmez. Put away ayrılabilen bir öbek fiildir: isim, away sözcüğünden sonra veya put ile away arasına gelebilir (put away the toys / put the toys away). Zamir mutlaka ortada olmalıdır: put them away denir, put away them denmez.
Alıştırma
Put away yapısını kullanın, “the blocks” yerine “them” getirin ve yönergeyi tamamlayın: Put ____ after the game.
Cevabı göster
them away
so it is: yeni fark ettiğiniz bir gerçeği kabul etme
“Oh, so it is” ifadesinde so, başka birinin az önce söylediği bir gerçeğe gönderme yapar. Konuşan kişi durumu kontrol eder ya da fark eder ve söylenenin doğru olduğunu kabul eder: “Haklısın, gerçekten öyle.” Bu, “It was late, so we left.” cümlesinde sonuç bildiren so değildir. Burada so, it öznesi ve is fiiliyle kısa bir onay cevabı oluşturur.
Alıştırma
Bir arkadaşınız “The window is open.” diyor. Bakıp bunun doğru olduğunu görüyorsunuz. “Oh, so it is” ne anlatır?
- Konuşan kişi pencerenin neden açık olduğunu açıklıyor.
- Konuşan kişi arkadaşının haklı olduğunu az önce doğruladı.
- Konuşan kişi pencereyi açacağına söz veriyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi arkadaşının haklı olduğunu az önce doğruladı.
I could make one: olası bir çözüm önermek
“I could make one” ifadesinde could, bir şey yapmayı olası bir çözüm ya da teklif olarak sunar. Burada geçmişteki bir yeteneği anlatmaz. I will ile karşılaştırıldığında konuşmaya açık bir alan bırakır ve kesin bir söz gibi duyulmaz. could sözcüğünden sonra make fiilinin yalın hâli gelir. One, daha önce konuşulan tekil ve sayılabilen nesnenin yerine geçer; böylece isim tekrar edilmez.
Alıştırma
could, make ve one sözcüklerini kullanarak temkinli öneriyi tamamlayın: We need a name tag. I ____ before the event.
Cevabı göster
could make one
The last thing you made, Daddy Pig, was this shelf. Dilbilgisi
0:28En son yaptığın şey, Baba Domuz, bu raftı.
The last thing you made ... was this shelf: en son yaptığın şey bu raftı
The last thing you made, “en son yaptığın şey” anlamına gelir. You made bölümü thing sözcüğünü niteler; temel kalıp The last thing + kişi + geçmiş zamanlı fiil + was... şeklindedir. Daddy Pig, dinleyiciye doğrudan hitaptır ve cümlenin yapısını değiştirmez. Burada Peppa, Daddy Pig'in becerisini sorgularken önceki bir sonucu kanıt olarak gösterir. Bu kalıp yalnızca en yakın zamanda ne olduğunu bildirebilir, ancak bu bağlamda hafif bir sorgulama gibi de duyulur.
Alıştırma
Cümleyi “Maya'nın en son yaptığı nesne” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The ____ was a birdhouse.
Cevabı göster
last thing Maya made
proud of that shelf: o rafla gurur duymak
Be proud of + isim veya zamir, bir kişi, nesne ya da başarı nedeniyle gurur ve memnuniyet hissetmek anlamına gelir. Of, gurura yol açan kişiyi veya şeyi tanıtır. Burada that shelf, Daddy Pig'in kendi yaptığı bir üründür; dolayısıyla yaptığı şeyden çok memnun olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Sabit ifadeyi tamamlayın: She's ____ the progress she has made.
Cevabı göster
proud of
We use it as a slide for Teddy and Mr. Dinosaur. Kalıp ifadeler
0:37Biz onu Teddy ve Bay Dinozor için kaydırak olarak kullanıyoruz.
use A as B: onu kaydırak olarak kullanmak
use A as B kalıbı, A'yı B işlevinde kullanmak demektir. A gerçek nesnedir; B ise o durumda ne işe yaradığını belirtir. Bu cümlede it ile belirtilen nesne aslında bir kaydırak değildir, ancak oyuncaklar için kaydırak göreviyle kullanılır. Buradaki as işlev bildirir, benzerlik bildirmez.
Alıştırma
Kavanozun işlevini gösteren kelimeyle cümleyi tamamlayın: She uses the jar ____ a pencil holder.
Cevabı göster
as
Let's buy...: ortak bir eylem önermek
Let's + fiilin yalın hâli, bir gruba birlikte bir şey yapmayı önermenin veya grubu davet etmenin yaygın bir yoludur. Let's, let us ifadesinin kısaltmasıdır. Konuşan kişi de eyleme dahildir. Buradaki Let's buy... grubun dolabı almasını önerir; dinleyiciye dolabı tek başına almasını söyleyen bir emir değildir.
Alıştırma
Ortak öneriyi let us ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ take a short break.
Cevabı göster
Let's
on the computer: bir şeyi bilgisayarla yapmak
Bu cümlede on the computer, 'bilgisayar kullanarak' veya 'bilgisayar aracılığıyla' anlamına gelir. Bir şeyi satın alırken kullanılan cihazı ya da aracı belirtir. Buradaki on, nesnenin fiziksel olarak bilgisayarın üstünde olduğu anlamına gelmez. Bu kullanım satın alma, yazma veya bir şeye bakma gibi bir cihaz üzerinden yapılan etkinliklerde yaygındır.
Alıştırma
Bazı fotoğraflara bakmak için bilgisayar kullandın. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- I put the photos on top of the computer.
- I looked at the photos on the computer.
- I stood beside the computer and looked at the photos.
Cevabı göster
I looked at the photos on the computer.
Mummy Pig is using the computer to buy a toy cupboard.
0:51Anne Domuz oyuncak dolabı almak için bilgisayarı kullanıyor.
Which one shall we get?: hangisini seçeceğimize birlikte karar vermek
Which one, bilinen bir seçenek grubundan tek bir nesne seçilmesini ister. One, durumdan zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin yerine geçer. Shall we get...? konuşan kişiyle dinleyiciyi birlikte karar vermeye çağırır. Burada get, seçmek veya satın almak anlamındadır. Shall we bir emir değil, anlaşma davetidir.
Alıştırma
Bir arkadaşınla üç sırt çantasına bakıyorsunuz ve birlikte birini seçmek istiyorsunuz. En uygun soru hangisidir?
- Which ones shall we get?
- What shall we get?
- Which one shall we get?
Cevabı göster
Which one shall we get?
Kibar bir istek olarak Can we have this one, please?
Can we have this one, please? işaret edilen şeyi seçmek, almak veya satın almak için kibarca istekte bulunur. Can we...? bu isteğe izin verilip verilmediğini sorar; have ise burada “zaten sahip olmak” değil, “almak” veya “seçmek” anlamındadır. This one, görünen veya hangisi olduğu önceden belirlenmiş tek bir nesnenin adının yerine geçer. Please isteği yumuşatır.
Alıştırma
Ailenizle birlikte bir fırında bir pasta seçiyorsunuz. İşaret ettiğiniz pastayı kibarca isteyen cümle hangisidir?
- Can we have this one, please?
- We already have this one.
- You must give us this one.
Cevabı göster
Can we have this one, please?
Congratulations, your toy cupboard is ordered. Dilbilgisi
1:06Tebrikler, oyuncak dolabınız sipariş edildi.
your toy cupboard is ordered: edilgen sipariş durumu
your toy cupboard is ordered ifadesinde is + ordered edilgen bir yapı oluşturur. Oyuncak dolabı eylemden etkilenen şeydir: birisi onun için sipariş vermiştir. Cümle siparişi kimin verdiğine değil, siparişin durumuna odaklanır. Alışveriş onayı bağlamı ordered sözcüğüne “sipariş verilerek satın alınmış” anlamını verir. Dolabın düzenli veya derli toplu olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir çevrim içi alışveriş onayında your toy cupboard is ordered ne anlama gelir?
- Oyuncak dolabı için sipariş verilmiştir.
- Oyuncak dolabı birisine talimat vermektedir.
- Oyuncak dolabı derli toplu hâle getirilmiştir.
Cevabı göster
Oyuncak dolabı için sipariş verilmiştir.
It is morning, and Mr. Zebra the postman has a special delivery. Kültür
1:14Sabah oldu ve postacı Bay Zebra'nın özel bir teslimatı var.
Mr. Zebra the postman: addan sonra gelen görev belirten apposition
the postman, aynı kişiyi açıklayan bir apposition, yani isim tamlamasıdır: Mr. Zebra adından sonra gelir ve aynı kişiyi gösterir. Kişinin mesleğini ekler; bu nedenle ifade Mr. Zebra'nın postacı olduğu anlamına gelir. Bu ifade adının bir parçası değildir. Hikâyelerde karakter tanıtılırken meslek veya rol adı, kısa bir etiket gibi doğrudan kişinin adından sonra gelebilir. Normal düzyazıda meslek yalnızca ek bilgi veriyorsa virgüller arasına alınması da yaygındır: Mr. Zebra, the postman, has a delivery.
Alıştırma
Lina the pilot waved from the gate cümlesinde the pilot ne yapar?
- Lina'nın bir pilotu olduğu anlamına gelir
- Lina'nın mesleğini apposition olarak ekler
- Lina'nın adının bir parçasını oluşturur
Cevabı göster
Lina'nın mesleğini apposition olarak ekler
Special delivery for Miss Peppa Pig and Master George. Notlar
1:22Bayan Peppa Domuz ve Küçük Bey George için özel teslimat.
Special delivery: posta ve kurye hizmetlerinde kullanılan kalıp ifade
Special delivery, özel bir teslimat hizmetiyle gönderilen veya özel olarak işlenen bir gönderiyi anlatan, posta ve kurye alanlarında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede kısa bir duyuru görevi görür: postacı, alıcılara kendileri için özel bir teslimat olduğunu söyler. Buradaki special, paketin kalitesini değil, teslimat hizmetini veya düzenlemesini belirtir. Bu ifade paketin çok iyi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Özel bir hizmet olarak işlem gören gönderi için kullanılan kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: There is a ____ for you at the front desk.
Cevabı göster
special delivery
Miss Peppa Pig ... Master George: çocuklar için geleneksel hitaplar
Miss ve Master, bir kişinin adının önüne gelen hitap unvanlarıdır. Bu teslimat anonsunda Miss Peppa Pig bir kız çocuğu için kullanılan resmî bir hitap, Master George ise bir erkek çocuk için kullanılan geleneksel bir hitaptır. Buradaki Master eski veya resmî bir erkek çocuk hitabıdır; George'un sahip ya da uzman olduğu anlamına gelmez. Tam unvanların kullanılması teslimat anonsuna törensel ve eğlenceli bir hava verir.
Alıştırma
“Special delivery for Miss Peppa Pig and Master George” cümlesinde Master George ne anlama gelir?
- George paketin sahibidir
- George yetenekli bir ustadır
- George adlı bir erkek çocuk için geleneksel veya resmî bir hitap
Cevabı göster
George adlı bir erkek çocuk için geleneksel veya resmî bir hitap
looks a bit flat: görünüşü yumuşak biçimde anlatmak
Look + sıfat, bir şeyin görünen hâlini anlatır. looks a bit flat ifadesinde a bit “biraz” anlamına gelir ve yorumu yumuşatır; yani konuşan kişi kesin ve sert bir yargı değil, nazik bir gözlem yapar. Burada flat nesnenin şeklini anlatır: nesne ince veya bastırılmış, fazla derinliği yokmuş gibi görünür. İngiliz İngilizcesindeki “daire” anlamına gelmez; görsel bağlam şekilden söz edildiğini gösterir.
Alıştırma
Bir şeklin görünüşü hakkında nazikçe yorum yapmak için look + a bit + sıfat yapısını kullanan cümle hangisidir?
- It looks a bit flat.
- It looks flat enough.
- It is a bit flat.
Cevabı göster
It looks a bit flat.
you'll build it yourself: vurgulayıcı yourself
you'll build it yourself ifadesinde yourself, tekil you sözcüğüne gönderme yapar ve vurgu ekler: işi başka birine yaptırmak yerine sen yapacaksın. Burada build, düz paket içindeki parçaları monte etmek anlamındadır. Aktarılabilir kalıp özne + fiil + nesne + özneyle uyumlu self zamiridir. Yourself sözcüğünü nesneden sonra kullanmak, kişinin eylemi bizzat yaptığını ve işi başka birine devretmediğini vurgular.
Alıştırma
Tek bir dinleyenin işi bizzat yapacağını vurgulamak için cümleyi uygun self zamiriyle tamamla: You'll paint the box ____.
Cevabı göster
yourself
It'll be very easy for your mummy and daddy to build. Dilbilgisi
1:38Annen ve baban için kurması çok kolay olacak.
easy for someone to do: eylemi kimin yaptığını belirtme
something + be + easy for someone to do kalıbı, bir eylemin o kişi için zor olmadığı anlamına gelir. for sözcüğünden sonraki isim öbeği, to-mastarındaki eylemi yapan kişi veya kişileri belirtir. Bu cümlede build eylemini your mummy and daddy yapar; it ise onların monte ettiği şeydir. Very yalnızca easy sözcüğünü güçlendirir, kalıbı değiştirmez.
Alıştırma
Cümleyi easy for someone to do kalıbını oluşturan iki sözcükle tamamla: The instructions are easy ____ new users ____ follow.
Cevabı göster
for · to
There aren't any instructions (Hiç talimat yok)
There aren't any + çoğul isim, olumsuz bir varlık yapısıdır. Sözü edilen şeylerden hiçbirinin bulunmadığını veya mevcut olmadığını anlatır. Bu cümlede hiçbir talimatın bulunmadığı söyleniyor. Any, aren't gibi olumsuz bir fiilden sonra sıkça kullanılır ve miktarın sıfır olduğunu ifade etmeye yardımcı olur. Instructions çoğul olduğu için aren't kullanılır.
Alıştırma
Aynı There aren't any kalıbıyla cümleyi tamamlayın: There ____ clean plates on the table.
Cevabı göster
aren't any
so easy to build ... it doesn't need instructions (talimat gerektirmeyecek kadar kolay kuruluyor)
Burada so, easy to build sıfat öbeğini niteler ve bir sonuç doğuracak kadar yüksek bir dereceyi anlatır. Ortaya çıkan sonuç it doesn't need instructions bölümüdür. Daha açık biçimi It's so easy to build that it doesn't need instructions. şeklindedir. Konuşma dilinde that atılabilir ve iki bölüm bir duraklamayla ayrılabilir. Özenli yazıda that korunur. Buradaki so, «bu yüzden» değil, «öyle bir derecede» anlamındadır.
Alıştırma
Standart so...that derece-sonuç yapısını bir kelimeyle tamamlayın: The suitcase was so light ____ Leo carried it upstairs by himself.
Cevabı göster
that
Here's...: bir nesneyi sunmak veya uzatmak
Here's + tekil isim, görünen, yeni getirilmiş ya da dinleyiciye uzatılan bir şeyi sunar. Burada konuşan kişi yeşil rafı uzatıyor; bu nedenle ifade hem teslim etme işlevini yerine getiriyor hem de dikkati nesneye çekiyor. Yalnızca konum bildirmiyor. Here's, here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Çoğul bir isimle, özenli standart İngilizcede here are kullanılır.
Alıştırma
Birine kalem uzatırken here içeren kısaltılmış sunma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ a pen for you.
Cevabı göster
Here's
We'll have this done: have + nesne + geçmiş zaman ortacı
Have + nesne + geçmiş zaman ortacı, nesnenin belirtilen sonuca ulaşmasını sağlamak veya buna ulaşacağından emin olmak anlamına gelir. We'll have this done ifadesinde done, this sözcüğünün son durumunu anlatır; have ise sahip olmak anlamına gelmez. Bu yapı, öznenin işi bizzat yapmasını da başka birine yaptırmasını da kapsayabilir. İşi kimin yaptığı bağlamdan anlaşılır; ifade tamamlanmış sonuca odaklanır.
Alıştırma
Hedef yapıyı have ve do fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: We'll ____ the job ____ by noon.
Cevabı göster
have · done
in no time: çok kısa sürede
In no time, “çok hızlı bir şekilde” veya “çok kısa bir süre sonra” anlamına gelen bir deyimdir. Bu cümlede konuşanın işin yakında biteceğine güvendiğini gösterir. Buradaki no, kullanılabilir hiç zaman olmadığı anlamına gelmez. in no time ifadesinin tamamını tek bir zaman ifadesi olarak düşünün.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “çok kısa bir süre sonra” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: With everyone's help, we'll finish the decorations ____.
Cevabı göster
in no time
Well done: iyi bir sonucu övmek
Well done!, bir şeyi başarıyla yapan kişiyi övmek için kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Burada konuşan kişi, işi tamamladığı için Anne Pig'i tebrik ediyor. Well ve done birlikte bir övgü ifadesi oluşturur. Bu ifade yalnızca bir şeyin bittiğini tarafsız biçimde bildirmez.
Alıştırma
Arkadaşınız zor bir yapbozu henüz çözdü. Hangi karşılık arkadaşınızı doğrudan över?
- It's done. That was a hard puzzle.
- Well done! That was a hard puzzle.
- Are you done? That was a hard puzzle.
Cevabı göster
Well done! That was a hard puzzle.
fit inside: bir alanın içine sığmak
Bu soruda fit inside, “boyutu uygun olduğu için mevcut alanın içine tamamen girebilmek” anlamına gelir. Özne toys sözcüğüdür; inside ise bağlamdan zaten anlaşılan bir kabı ya da iç alanı belirtir. Buradaki fit, boyut ile mevcut alanın uyuşmasını anlatır; fiziksel olarak sağlıklı olmak anlamında değildir. Yaygın kalıp “nesne + fit inside + kap” şeklindedir. Kap bağlamdan belliyse yalnızca fit inside da kullanılabilir.
Alıştırma
Soruyu fit inside ile tamamlayın: Will this large book ____ the drawer?
Cevabı göster
fit inside
a little small: boyutla ilgili eleştiriyi yumuşatmak
Burada a little, small sıfatından önce gelir ve “biraz” anlamını taşır. Dereceyi azaltıp olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır: nesne istenenden biraz daha küçüktür, ancak konuşan kişi bunu ciddi bir sorun olarak sunmaz. a little + sıfat kalıbı, hafif bir eleştirinin daha yumuşak duyulmasını sağlar. Burada a little derece bildirir; fiziksel olarak küçük bir miktar anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, ceketin kullanılamaz olduğunu söylemeden istenenden biraz küçük olduğunu yumuşak bir şekilde ifade eder?
- The jacket is a little large for me.
- The jacket is too small for me.
- The jacket is a little small for me.
Cevabı göster
The jacket is a little small for me.
another bit ... all these bits: küçük parçalar için günlük kullanım
Bu montaj sahnesinde bit, küçük ve adı belirtilmeyen fiziksel bir nesneyi ya da parçayı anlatan günlük bir isimdir. another bit böyle bir parçadan bir tane daha demektir; all these bits ise bu tür parçalardan birkaçını anlatır. Bağlam bunun fiziksel parça anlamı olduğunu gösterir; burada bilgisayardaki veri birimi olan bit kastedilmez. Hangi anlamın geçerli olduğunu konuşmanın konusu belirler.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyin ve duyduğunuz cümleyi tam olarak seçin. bits kelimesinin sonundaki /s/ sesine dikkat edin.
- These bits are for the shelf.
- This bit is for the shelf.
Cevabı göster
These bits are for the shelf.
The cupboard is tiny because Mummy Pig has not used all the pieces. Dilbilgisi
2:53Dolap minik çünkü Anne Domuz bütün parçaları kullanmamış.
Mummy Pig bütün parçaları kullanmadı: nedeni belirten because
because bir sonucun nedenini bildirir. Burada, The cupboard is tiny sonuçtur; because Mummy Pig has not used all the pieces ise dolabın neden küçük olduğunu açıklar. because'dan sonra özne ve fiil içeren tam bir yan cümle gelir. Yapı sonuç + because + tam cümledir. Yani ilgisiz başka bir olay eklemez; nedeni belirtir.
Alıştırma
'The cupboard is tiny because Mummy Pig has not used all the pieces.' cümlesini hangi seçenek doğru açıklar?
- because dolabın küçük olma nedenini belirtir.
- because Mummy Pig'in bulduğu yeni bir nesneyi tanıtır.
- because cümleyi soru cümlesine dönüştürür.
Cevabı göster
because dolabın küçük olma nedenini belirtir.
We'll just have to take it apart and start again. Notlar
2:57Sadece parçalarına ayırıp yeniden başlamamız gerekecek.
take it apart: bir şeyi parçalarına ayırmak
Take something apart, monte edilmiş bir nesneyi parçalarına ayırmak anlamına gelir. Bu cümlede take it apart, nesneyi yeniden kurmadan önce sökmek demektir. Apart, parçaların birbirinden ayrılmasını anlatır; nesnenin başka bir yere götürülmesi anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için take ve apart sözcüklerini doğru sırada kullanın: Before we repair the clock, we need to ____.
Cevabı göster
take it apart
start again: baştan yeniden başlamak
Start again, genellikle önceki deneme kullanılamadığı için bir göreve veya sürece yeniden başlamak anlamına gelir. Burada mevcut çalışma sökülecek ve montaj, ulaşılan noktadan devam etmek yerine en baştan yeniden yapılacaktır.
Alıştırma
Kayıt kullanılamıyor ve tüm süreç en baştan yapılmalı. Hangi cümle uygundur?
- We need to pause for a moment.
- We need to start again.
- We need to continue.
Cevabı göster
We need to start again.
If only we had the instructions: şimdiki zamanla ilgili bir dilek
If only + özne + geçmiş zaman biçimi, şu anda gerçek olmayan bir durumla ilgili güçlü bir dileği ifade eder. Bu cümlede konuşanın şu anda talimatları yoktur, ancak onların elinde olmasını istemektedir. Had geçmiş zaman biçimi gibi görünse de burada şimdiki gerçeklikten uzaklığı gösterir; konuşanın geçmişte talimatlara sahip olduğunu söylemez.
Alıştırma
Şimdiki zamanla ilgili güçlü bir dileği ifade etmek için cümleyi tamamlayın: If only we ____ the instructions.
Cevabı göster
had
Who can that be?: kimliği bilinmeyen birini tahmin etmek
Who can that be?, fark ettiğiniz ancak henüz kim olduğunu belirleyemediğiniz birinin kimliğini tahmin etmek için kullanılan doğal bir sorudur. Bu cümlede can olasılık ifade eder: konuşan, bu kişinin kim olabileceğini merak etmektedir. Soru, kişinin bir şeyi yapma becerisi olup olmadığını sormaz. Bu anlam için can do that gibi farklı bir fiil öbeği gerekir.
Alıştırma
Telefonda tanımadığınız birini duyuyorsunuz. Who can that be? sorusundaki can, arayan kişinin becerisini sorar. Doğru veya Yanlış seçeneğini seçin.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
I've just found this: have just + past participle
I've just found this cümlesi present perfect yapısını kullanır. I've, I have ifadesinin kısaltmasıdır; found ise find fiilinin past participle biçimidir. Just, bulma eyleminin çok kısa süre önce gerçekleştiğini belirtir. have/has + just + past participle yapısı, çok yakın zamanda gerçekleşen bir olayı şu an önemli olan bir sonuçla birlikte sunar. Buradaki önemli sonuç, konuşanın artık nesneye sahip olması ve onu gösterebilmesi veya kullanabilmesidir.
Alıştırma
Cümleyi just ve find fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I discovered your note a moment ago, and I have it now. I've ____ your note.
Cevabı göster
just found
make things a lot easier: make + nesne + sıfat
make things a lot easier ifadesinde make, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: things nesnedir, easier ise ortaya çıkan durumu açıklar. Burada things fiziksel nesneleri değil, görevi veya durumu ifade eder. A lot, karşılaştırma biçimi olan easier sözcüğünü güçlendirir ve değişimin büyük olduğunu gösterir.
Alıştırma
make + nesne + sıfat yapısını ve things, a lot, easy sözcüklerini kullanarak cümleyi tamamlayın: A clear checklist will ____.
Cevabı göster
make things a lot easier
It's no good: bir şeyin işe yaramadığını söylemek
Bu cümlede It's no good, “işe yaramıyor” veya “bu amaç için çalışmayacak” anlamına gelir. Konuşan kişi, sorunu çözemediği için bir nesneyi, yöntemi ya da denemeyi reddeder. Buradaki good, ahlaki iyiliği değil, etkililiği veya kullanışlılığı anlatır. it belirli bir nesneye ya da az önce denenen yöntemin tamamına işaret edebilir.
Alıştırma
Bir yazıcı her sayfayı sıkıştırıyor. "This printer is no good" cümlesindeki "It's no good" ne anlama gelir?
- Yazıcı çekici görünmektedir.
- Yazıcı düzgün çalışmadığı için kullanışlı değildir.
- Yazıcı ahlaka aykırı davranmaktadır.
Cevabı göster
Yazıcı düzgün çalışmadığı için kullanışlı değildir.
Leave it to me: sorumluluğu üstlenmek
Leave it to me, “bu işle benim ilgilenmeme izin ver” anlamına gelir. Konuşan kişi sorumluluğu etkin biçimde üstlenir ve çoğunlukla kendinden emin ya da güven verici bir tavır gösterir. Buradaki leave, “ayrılmak” değil, “emanet etmek” anlamındadır. Yapı leave + şey veya görev + to + kişi şeklindedir: it mevcut sorundur, me ise onunla ilgilenecek kişidir.
Alıştırma
“Bunu benim halletmeme izin ver” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Leave it ____ me.
Cevabı göster
to
I quite enjoy putting these things together. Notlar
3:27Bu şeyleri birleştirmekten oldukça keyif alırım.
quite enjoy: olumlu bir tercihi ölçülü biçimde ifade etmek
Bu cümlede quite enjoy, konuşanın etkinlikten gerçekten hoşlandığını fakat bu duyguyu ölçülü ve sakin bir şekilde ifade ettiğini gösterir. Günlük Britanya İngilizcesinde enjoy fiilinden önce gelen quite, çoğu zaman fairly veya rather sözcüklerine yakın, orta düzeyde bir vurgu katar. Anlam olumludur ancak genellikle really enjoy veya love kadar coşkulu değildir.
Alıştırma
Günlük Britanya İngilizcesi bağlamında "I quite enjoy solving puzzles" en doğal olarak ne anlatır?
- Konuşan bunu her şeyden daha çok seviyor.
- Konuşan bundan hoşlanmıyor, fakat yine de yapıyor.
- Konuşan bundan gerçekten hoşlanıyor, ancak duygusunu ölçülü ve sakin bir şekilde ifade ediyor.
Cevabı göster
Konuşan bundan gerçekten hoşlanıyor, ancak duygusunu ölçülü ve sakin bir şekilde ifade ediyor.
putting these things together: ayrı parçaları monte etmek
Burada putting these things together, ayrı parçaları birleştirerek tamamlanmış nesneler oluşturmak demektir. Together, parçaların tek bir bütün hâline gelmesi anlamını verir. Yeniden kullanılabilir kalıp put + nesne + together şeklindedir. Burada putting kullanılır, çünkü enjoy bir etkinliği nesne olarak aldığında ardından -ing biçimi gelir: enjoy putting things together.
Alıştırma
Cümleyi, monte etmek anlamındaki put ... together ile tamamlayın: Mia enjoys ____ model robots ____.
Cevabı göster
putting · together
Can we help in any way?: ucu açık bir yardım teklifi
Can we help in any way? kibar ve ucu açık bir yardım teklifidir. Can we help? genel olarak yardım teklif eder; in any way ise karşıdaki kişinin yararlı olabilecek herhangi bir yardım türünü önerebileceğini açıkça gösterir. Buradaki can, yeteneği sınamak yerine yardım etme isteğini ifade eder. We, konuşanın bir grup adına yardım teklif ettiğini gösterir; tek bir kişi Can I help in any way? diyebilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız bunalmış görünüyor, ancak nasıl bir yardıma ihtiyacı olduğunu bilmiyorsunuz. Hangi cümle kibar ve ucu açık bir yardım teklifi sunar?
- Can we help in any way?
- How did you help?
- Can you help us right now?
Cevabı göster
Can we help in any way?
put the kettle on: suyu ısıtmaya başlamak
Put the kettle on, elektrikli su ısıtıcısını çalıştırmak veya ocak üstü çaydanlığı ısı kaynağının üzerine koyarak suyu ısıtmaya başlamak anlamına gelen yaygın bir Britanya İngilizcesi ifadesidir. Bu genellikle çay veya başka bir sıcak içecek hazırlamak için yapılır. Bu kalıplaşmış ifadede on, ısıtma işleminin başlamasını belirtir. Çaydanlığı yalnızca belirsiz bir yüzeyin üzerine koymak anlamına gelmez ve ifade, içeceği daha sonra hazırlama aşamasını kendi başına kapsamaz.
Alıştırma
Bir Britanya evinde biri "I'll put the kettle on." diyor. Büyük olasılıkla ne yapıyordur?
- Su kaynadıktan sonra su ısıtıcısını kapatmak.
- Su ısıtıcısını dolaba kaldırmak.
- Muhtemelen sıcak bir içecek için suyu ısıtmaya başlamak.
Cevabı göster
Muhtemelen sıcak bir içecek için suyu ısıtmaya başlamak.
I'll have a nice cup of tea: sipariş verirken içecek seçmek
I'll have + yiyecek veya içecek yapısı, özellikle sipariş verirken ya da bir ikramı kabul ederken neyi seçtiğinizi bildirir. Buradaki have, sahip olmak değil, seçip servis edilmesini istemek anlamındadır. a nice cup of tea ifadesindeki nice, sıcak ve olumlu bir hava katar: konuşan kişi keyifli bir fincan çay içmeyi beklemektedir. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp I'll have + item şeklindedir.
Alıştırma
Kafedeki siparişi bu dersteki iki sözcüklü sipariş ifadesiyle tamamlayın: ____ a hot chocolate, please.
Cevabı göster
I'll have
with six sugars, please: içecek tercihi eklemek
Ana içecekten sonra with + malzeme veya değişiklik kullanarak nasıl hazırlanmasını istediğinizi eklersiniz. Please bu ek isteği nazik hâle getirir. Buradaki six sugars, altı çeşit şeker değil; altı kaşık, küp veya paket gibi ayrı ayrı altı porsiyon şeker anlamındadır. İçecek siparişlerinde normalde sayılamayan sugar adı, her sugar bir porsiyon anlamına geldiğinde sayılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan with + sayı + sugar kalıbını kullanarak bir porsiyon şekerli kahve siparişini tamamlayın: I'll have a coffee ____, please.
Cevabı göster
with one sugar
Everyone is preparing tea and biscuits for Mr. Zebra. Kültür
3:40Herkes Bay Zebra için çay ve bisküvi hazırlıyor.
Britanya usulü ikram olarak tea and biscuits
Bu Britanya bağlamında tea and biscuits, içecek olarak çayın yanında küçük ve genellikle gevrek fırınlanmış atıştırmalıklar anlamına gelir. Bu genellikle hafif bir ikramdır, tam bir öğün değildir. Çalışan ya da ziyarete gelen birine bu ikramları sunmak, Britanya'da yaygın olan basit bir ağırlama biçimidir. Bu sahnede Bay Zebra'ya gösterilen özen ve misafirperverliği anlatır.
Alıştırma
Bu Britanya usulü ağırlama bağlamında tea and biscuits büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çayın eşlik ettiği tam bir akşam yemeği
- Küçük ve genellikle gevrek fırınlanmış atıştırmalıklarla sunulan çay
- Yumuşak ve ekmeğe benzeyen Amerikan biscuitleriyle sunulan çay
Cevabı göster
Küçük ve genellikle gevrek fırınlanmış atıştırmalıklarla sunulan çay
there's no room for...: yer veya kapasite yok
there's no room for + bir kişi, nesne veya etkinlik kalıbı; bir yerin, kabın, programın ya da planın onu alacak kadar boş alanı veya kapasitesi olmadığını belirtir. Örnekteki these last two, hâlâ sığdırılması gereken son iki nesneyi ifade eder. Burada room, “kullanılabilir alan” veya “kapasite” anlamındadır. Bu anlamda sayılamaz ve bir binadaki ayrı bir odayı ifade etmez. Bu kalıp hem fiziksel alan hem de fiziksel olmayan sınırlar için kullanılabilir.
Alıştırma
“Kullanılabilir alan yok” anlamındaki üç kelimelik ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The suitcase is full. There's ____ another pair of shoes.
Cevabı göster
no room for
poor Teddy and Mr. Dinosaur: poor üzüntü ve şefkat belirtir
Burada poor, Teddy ve Mr. Dinosaur adlarının önüne gelerek acıma ve yakınlık gösterir: Konuşan kişi, hoş olmayan bir durumda oldukları için onlar adına üzülür. Bu, paralarının az olduğu anlamına gelmez. Oh, poor + kişi veya ad! kalıbında poor, birinin içinde bulunduğu durum hakkında yorum yapar ve şefkatli ya da acıyan bir tepkiyi gösterir.
Alıştırma
'Oh, poor Teddy and Mr. Dinosaur,' cümlesinde poor ne anlama gelir?
- Oyuncaklar kötü yapılmış.
- Onların çok az parası var.
- Konuşan kişi Teddy ve Mr. Dinosaur için üzülüyor.
Cevabı göster
Konuşan kişi Teddy ve Mr. Dinosaur için üzülüyor.
Where are they going to live?: gelecekteki yaşam düzenini sormak
Bu soru Where + be + özne + going to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır: Where are they going to live? Gelecekteki bir plan veya beklenen düzenlemede yerin neresi olduğunu sorar. Burada going to, live ile birlikte geleceği belirtir. Fiziksel olarak bir yere gitmekte oldukları anlamına gelmez.
Alıştırma
Soruyu be going to yapısıyla tamamlayın: Where ____ live next year?
Cevabı göster
are they going to
Why not simply order another easy to make cupboard? Notlar
4:08Neden yapımı kolay başka bir dolap sipariş etmiyorsunuz?
Why not simply order...?: doğrudan bir öneride bulunmak
Why not + fiilin yalın hâli, bir eylem önermenin kısa bir yoludur. Burada Why not simply order...? “Sipariş vermeyi öneriyorum...” anlamındadır; sipariş vermemek için gerçekten bir neden sorulmaz. Simply, önerilen eylemi en doğrudan veya en az karmaşık çözüm olarak sunar. Öneriye “doğrudan” ya da “öylece” gibi bir anlam katar.
Alıştırma
Why not simply + fiilin yalın hâli kalıbını call ile tamamlayın: Why not simply ____ the hotel?
Cevabı göster
call
easy to make cupboard: isimden önce easy-to-make niteleyicisi
easy to make cupboard ifadesinde easy to make, cupboard sözcüğünden önce gelir ve dolabı niteler: dolabın yapılması veya monte edilmesi kolaydır. to make mastarı, easy sözcüğünün anlamını tamamlar; birinin şu anda dolabı yaptığını anlatmaz. Düzenlenmiş yazılı metinlerde, isimden önce gelen çok sözcüklü bir niteleyici genellikle kısa çizgilerle yazılır: an easy-to-make cupboard. İfade bir bağlayıcı fiilden sonra gelirse kısa çizgi kullanılmaz. Konuşmada bu yazılı kısa çizgiler duyulmadığı için iki biçimin telaffuzu aynıdır.
Alıştırma
easy to make ifadesini doğru kısa çizgilerle kullanarak cümleyi tamamlayın: We need an ____ desk.
Cevabı göster
easy-to-make
I've got a better idea: daha iyi bir alternatif önermek
I've got a better idea, konuşanın daha iyi olduğunu düşündüğü bir fikri olduğunu belirtir. Buradaki I've got, konuşma dilinde I have demenin yaygın bir yoludur; konuşanın şu anda sahip olduğu şeyi anlatır, bunu mutlaka az önce edindiği anlamına gelmez. Bir tartışmada bu cümle konuşma sırasını devralır ve farklı bir planın geleceğini bildirir. Better, yeni fikri daha önce değerlendirilen fikirle karşılaştırır; bu yüzden çok sert söylenirse kendinden fazla emin veya karşı tarafın fikrini küçümsüyor gibi duyulabilir.
Alıştırma
Daha iyi bir plan sunan hedef ifadeyi tamamlayın: I've got a ____. Let's take the train instead.
Cevabı göster
better idea
But Mummy, that's where they lived before. Anlatım akışı
4:19Ama Anne, orası daha önce yaşadıkları yerdi.
that's where they lived before: bir yeri önceki durumla ilişkilendirmek
That's where they lived before, that ile işaret edilen yeri belirler; buranın daha önce yaşadıkları yer olduğu anlamına gelir. Where yan tümcesi dinleyiciye hangi yerin kastedildiğini söyler ve o anda işaret edilen yeri daha önce verilen bilgiye bağlar. Buradaki before önceki düzenlemeyi gösterir. Bu nedenle cümle, önerilen çözümün onları asıl yerlerine geri götürdüğünü ortaya çıkarır. Böylece son, belirsiz bir geçmiş zamandan söz etmek yerine başlangıç noktasına geri döner.
Alıştırma
Bir binayı gösterip oranın eski okulunuz olduğunu belirtmek istiyorsunuz. Hangi cümle bilgiyi doğru şekilde düzenler?
- That's why I went to school before.
- That's where I went to school before.
- That's when I went to school before.
Cevabı göster
That's where I went to school before.
That's why ...: önceki bir nedenden sonuç çıkarma
That's why, daha önce belirtilmiş bir nedene dayanarak sonucu veya çıkarımı sunar. That önceki duruma gönderme yapar ve ifadenin tamamı “bu nedenle” anlamına gelir; why burada soru sormaz. Bu cümlede it's such a good idea sonuçtur. Yeniden kullanılabilen kalıp şöyledir: önce nedeni söyleyin, ardından That's why + sonuç yapısını kullanın.
Alıştırma
Neden-sonuç bağlantısını hedef ifadeyle tamamlayın: The bus was delayed. ____ Mia arrived late.
Cevabı göster
That's why