Fortnite vs PUBG: En İyi Battle Royale Oyunu Hangisi?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video Özeti: İnceleme Fortnite Battle Royale ile PUBG'yi esin kaynakları, görsel tarz, haritalar, taktikler, fiyat, oyuncu artışı, eleştiriler ve anketlerle karşılaştırıp kazananın ölçüte bağlı olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce Öğrenme Noktaları: 1. take inspiration from, bir eseri etkileyen kaynağı, kopyalandığını söylemeden belirten kalıplaşmış söz öbeği ve eşdizimdir. 2. a matter of taste, seçimin nesnel bir kazanana değil kişisel tercihe bağlı olduğunu anlatan deyimsel ve mecazlı ifadedir; karşılaştırmayı yumuşatır. 3. That said, bir iddiadan sonra karşı görüş ekleyen söylem, anlatı ve retorik geçişidir; dengeli bir sav kurmaya yardımcı olur.
Bu derste
The two games we are going to talk about today seem to be in the media almost daily. Dilbilgisi
0:00Bugün hakkında konuşacağımız iki oyun neredeyse her gün medyada yer alıyor gibi görünüyor.
seem to be: temkinli bir izlenim belirtmek
Seem to be, bir açıklamayı tamamen doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir izlenim veya değerlendirme olarak sunar. Burada medyanın oyunlara tekrar tekrar yer vermesi, oyunların düzenli olarak kamuoyunun karşısında olduğu izlenimini yaratır. Yapı şöyledir: özne + seem/seems to be + durum veya kimlik açıklaması. Çoğul öznelerle seem, tekil öznelerle seems kullanılır: The games seem to be popular; the game seems to be popular.
Alıştırma
Hangi cümle popülerliği doğrulanmış bir gerçek yerine bir izlenim olarak sunar?
- The new app used to be popular with younger users.
- The new app seems to be popular with younger users.
- The new app is popular with younger users.
Cevabı göster
The new app seems to be popular with younger users.
Both are survival games and take inspiration from the Japanese dystopian thriller movie Battle Royale. Notlar
0:04Her ikisi de hayatta kalma oyunudur ve Japon distopik gerilim filmi Battle Royale'den ilham almıştır.
take inspiration from: yaratıcı etkinin kaynağını belirtmek
Take inspiration from, bir kişiyi veya şeyi fikir kaynağı olarak kullanmak anlamına gelir. Bu cümlede oyunlar Battle Royale'den yaratıcı fikirler alır; ifade tek başına filmi doğrudan kopyaladıkları anlamına gelmez. Yapı şöyledir: take/takes inspiration from + kaynak. İngilizcede üçüncü tekil şahıs özneleriyle takes; I, you, we, they veya çoğul öznelerle take kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi take inspiration from ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The costume designer ____ traditional paper art.
Cevabı göster
took inspiration from
Battle Royale: film adı ve tür adı
Burada Battle Royale, bir Japon distopik gerilim filminin adıdır; yalnızca Fortnite'taki bir modun adı değildir. Film, katılımcıların yalnızca son bir kişi kalana kadar birbirlerini elemesi üzerine kuruludur. Bu da filmin neden hayatta kalma oyunlarına ilham kaynağı olarak gösterildiğini açıklar. Film adı daha sonra, son hayatta kalan yarışmacıyı konu alan oyunlar veya hikâyeler için kullanılan genel battle royale terimiyle de ilişkilendirilmiştir. Bu nedenle büyük harf kullanımı ve bağlam, belirli eser Battle Royale ile daha geniş tür veya mod battle royale arasındaki ayrımı gösterir.
Alıştırma
Örnek cümlede Battle Royale en doğrudan neyi ifade ediyor?
- Tüm hayatta kalma oyunlarının genel adı
- Sıradan royal sıfatı
- Bir Japon distopik gerilim filminin adı
- Yalnızca Fortnite'taki bir oyun modu
Cevabı göster
Bir Japon distopik gerilim filminin adı
As the saying goes: bilinen bir deyişi tanıtmak
As the saying goes, ardından gelen sözlerin tanıdık bir deyiş veya yaygın biçimde tekrarlanan bir bilgelik olduğunu belirten bir söylem çerçevesidir. Cümlede dinleyiciyi, it's a fight to the death ifadesini durumun alışılmış bir özeti olarak algılamaya hazırlar. Bu ifade, kaynağı belirten çerçeveyi daha sonra alıntılanan veya başka sözlerle aktarılan deyişten ayırarak bilgiyi düzenler. Ardından mutlaka resmî bir atasözü geleceğini garanti etmez; tanınan sloganlar veya sık tekrarlanan genellemeler için de kullanılır.
Alıştırma
Bilinen bir bilgeliği tanıtan dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, absence makes the heart grow fonder.
Cevabı göster
As the saying goes
a fight to the death: ölümüne mücadele
A fight to the death, taraflardan biri ölene kadar süren bir dövüştür. Bir hayatta kalma oyunu bağlamında ifade bu gerçek anlama yakın olabilir. Gerçek bir dövüşün dışında ise bu ifade çoğu zaman bilinçli bir abartıdır. Tarafların biri tamamen yenilene kadar durmak istemediği ya da duramadığı kadar şiddetli bir rekabeti anlatır.
Alıştırma
“The two game studios are in a fight to the death for the top spot,” cümlesinde “a fight to the death” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Sakin biçimde yarışıp birinciliği paylaşmaya karar verdiler.
- Son derece sert bir şekilde rekabet ediyorlar ve iki taraf da geri adım atmak istemiyor.
- Kesinlikle birbirlerini öldürmeye çalışıyorlar.
Cevabı göster
Son derece sert bir şekilde rekabet ediyorlar ve iki taraf da geri adım atmak istemiyor.
and a 50/50 mode that was released by Fortnite Battle Royale on occasions.
0:15ve zaman zaman Fortnite Battle Royale tarafından yayınlanan 50/50 modu gibi.
players are asked to work together rather than just exterminate everything they see. Dilbilgisi
0:20oyunculardan sadece gördükleri her şeyi yok etmeleri değil, birlikte çalışmaları istenir.
In that case: bu durumda
“In that case”, az önce sözü edilen belirli bir duruma veya koşula gönderme yapar. “Durum buysa” anlamına gelir ve dinleyiciyi bundan kaynaklanan bir sonuç, karar veya kurala hazırlar. Burada case, hukuki bir dava değil, “durum” anlamındadır. İfade, sonraki açıklamayı önceki koşula bağlayarak bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümleyi “durum buysa” anlamındaki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamla: “Your flight has been canceled. ____, let's take the train instead.”
Cevabı göster
In that case
rather than: bir eylemi seçip diğerini reddetmek
Rather than, reddedilen veya seçilmeyen eylemi belirtir. Burada oyunculardan gördükleri her hedefi yok etmek yerine birlikte çalışmaları beklenir. Tekrar kullanılabilen A rather than B kalıbı iki seçeneği karşı karşıya getirir. İlk bölüm tercih edilen, amaçlanan veya gerçekten seçilen seçenektir; ikinci bölüm ise reddedilen alternatiftir.
Alıştırma
A rather than B kalıbını “ve ... değil” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: We decided to walk ____ wait for another bus.
Cevabı göster
rather than
Both games have been received well by critics and players alike Dilbilgisi
0:24Her iki oyun da hem eleştirmenler hem de oyuncular tarafından olumlu karşılandı
critics and players alike: X and Y alike kalıbı
critics and players alike ifadesinde alike, birbirine bağlanan iki grubun ardından gelir ve söylenen şeyin iki gruba da eşit biçimde uygulandığını belirtir. Oyunlar hem eleştirmenler hem de oyuncular tarafından iyi karşılanmıştır. Tekrar kullanılabilen X and Y alike kalıbı, iki gruptan hiçbirinin dışarıda bırakılmadığını vurgular. Burada alike, critics ve players üzerinde etkili olan bir zarftır; bir ismin önüne gelen sıfat değildir.
Alıştırma
X and Y alike kalıbını tamamlayın: The science club welcomes beginners and experienced students ____.
Cevabı göster
alike
and have garnered millions of fans in quite a short space of time. Kalıp ifadeler
0:27ve oldukça kısa bir sürede milyonlarca hayran kazandı.
Milyonlarca hayran kazanmak
Burada garnered millions of fans, “milyonlarca insanın ilgisini ve desteğini kazandı” anlamına gelir. Garner, insanların oyunlara olumlu tepki vermesi sonucunda hayran kitlesinin büyüdüğünü anlatır. Garner fiilinden sonra elde edilen şey gelir. Bu fiil support, attention, praise, votes, interest ve fans gibi sonuç bildiren sözcüklerle sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi garner fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The new science channel ____ millions of fans in its first year.
Cevabı göster
garnered
Oldukça kısa bir süre içinde
In quite a short space of time, “belirgin biçimde kısa bir süre içinde” anlamına gelir. Buradaki space fiziksel alanı değil, belirli bir zaman miktarını veya aralığını ifade eder. İfadenin tamamı zaman bildiren bir zarf tümlecidir ve bir şeyin ne kadar hızlı gerçekleştiğini açıklar. Quite, short sözcüğünü güçlendirir; böylece konuşan kişi sürenin özellikle kısa olduğunu belirtir.
Alıştırma
“Belirgin biçimde kısa bir süre içinde” anlamına gelen dersteki ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: The small app reached one million users ____.
Cevabı göster
in quite a short space of time
“That's what we'll find out today” ile sorudan araştırmaya geçiş
“That's what we'll find out today” cümlesindeki what, hemen önce sorulan sorunun cevabına gönderme yapar. Cümle cevabı henüz vermez; cevabın birazdan ortaya çıkacağını bildirir. Bu, sorudan içeriğin yol haritasına geçmek için kullanışlı bir ifadedir: önce temel bir soru sorulur, ardından yapılacak karşılaştırma, test veya açıklamanın cevabı göstereceğini belirtmek için That's what we'll find out denir. Find out, “bir bilgiyi öğrenmek veya keşfetmek” demektir; “bir nesnenin yerini bulmak” değildir.
Alıştırma
Bir sunucu az önce “Can this filter clean muddy water?” diye sordu. Hangi cümle bu soruyu doğal biçimde testin amacına dönüştürür?
- That's where we'll put the filter today.
- That's what we found yesterday.
- That's what we'll find out today.
Cevabı göster
That's what we'll find out today.
Fortnite Battle Royale versus PlayerUnknown's Battlegrounds.
0:35Fortnite Battle Royale, PlayerUnknown's Battlegrounds'a karşı.
We'll start with Fortnite's Battle Royale mode.
0:38Fortnite'ın Battle Royale modu ile başlayacağız.
it was developed by Epic Games and People Can Fly.
0:42Epic Games ve People Can Fly tarafından geliştirildi.
“Released in 2017” ile cümle başında geçmiş zaman ortacı kullanımı
Released in 2017, edilgen anlam taşıyan ve cümlenin başına yerleştirilmiş bir geçmiş zaman ortacı yan cümlesidir. “the game, which was released in 2017” gibi bir ilgi cümleciğiyle aynı türde arka plan bilgisi verir, ancak burada ana cümlenin önüne getirilmiştir. Çekimli ana fiil Released değil, was developed ifadesidir. Released sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi it ile aynı olmalıdır. Daha açık biçimi “It was released in 2017, and it was developed ...” olur; kısaltılmış yapı it was tekrarını önler ve kısa tanıtımlarda yaygındır.
Alıştırma
Şu cümleyi değerlendirin: “Built in 1890, tourists still visit the bridge.” Baştaki geçmiş zaman ortacı yan cümlesi, ana cümlenin öznesini doğru biçimde niteliyor mu?
- Evet: Baştaki yan cümle tourists öznesini doğru biçimde niteler.
- Hayır: Baştaki yan cümle the bridge yerine tourists öznesini niteler.
Cevabı göster
Hayır: Baştaki yan cümle the bridge yerine tourists öznesini niteler.
except for the element of having to survive and kill lots of zombie-like things. Kalıp ifadeler
0:48hayatta kalmak ve zombi benzeri bir sürü şeyi öldürmek zorunda olmak dışında.
has been compared to Minecraft: Minecraft'a benzetilmiştir
has been compared to Minecraft ifadesindeki edilgen be compared to + isim kalıbı, insanların oyun ile Minecraft arasında önemli benzerlikler gördüğünü anlatır. Minecraft, izleyicinin daha az bilinen oyunu hızla gözünde canlandırmasına yardımcı olan bir karşılaştırma noktasıdır. Bu karşılaştırma, iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez. Önce genel bir benzerlik kurar; ardından except for gibi bir ifadeyle bu benzerliğin sınırı belirtilebilir.
Alıştırma
Cümlede has been compared to Minecraft ne anlama gelir?
- İnsanlar bu oyun ile Minecraft arasında önemli benzerlikler görmüştür.
- Bu oyun Minecraft'ın yapımcıları tarafından geliştirilmiştir.
- Bu oyun Minecraft ile tamamen aynıdır.
Cevabı göster
İnsanlar bu oyun ile Minecraft arasında önemli benzerlikler görmüştür.
except for: bir istisna belirtmek
Except for, genel bir ifadenin dışında kalan tek bölümü belirtir. Burada oyun önce genel olarak Minecraft'a benzetilir; ardından except for, hayatta kalma ve savaşma unsurunu önemli fark olarak gösterir. Kalıp genel ifade + except for + istisna şeklindedir. Böylece ifade kesin ve sınırsız görünmek yerine daha doğru hâle gelir.
Alıştırma
Tek farklı özelliği belirtecek şekilde cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The two phones are very similar, ... the camera design.
- except for
- including
- because of
Cevabı göster
except for
dropped into: bir ortama aniden yerleştirilmek
Burada dropped into, bir ortama veya duruma aniden yerleştirilmek demektir. Oyuncular kelimenin gerçek anlamıyla yüksekten düşmez; oyun başladığında zaten zorlu ortamın içindedirler. be dropped into + yer veya durum edilgen kalıbı, kişinin başına gelene odaklanır. Çoğu zaman az hazırlık veya kontrol iması taşır; birinin zorlu bir role ya da alışık olmadığı bir konuşmaya aniden sokulması gibi mecazi kullanımları da vardır.
Alıştırma
Bir oyun tanıtımında The player is dropped into a frozen city en doğal olarak ne anlama gelir?
- Oyuncu yüksek bir yerden fiziksel olarak şehrin içine düşer.
- Oyun, oyuncuyu çok az hazırlıkla donmuş şehrin içine yerleştirir.
- Oyuncu donmuş şehri oyundan kaldırır.
Cevabı göster
Oyun, oyuncuyu çok az hazırlıkla donmuş şehrin içine yerleştirir.
Players don't start with much in terms of weapons, Kalıp ifadeler
0:57Oyuncular silah açısından çok fazla şeyle başlamazlar,
in terms of: bir ifadeyi tek bir yönle sınırlamak
In terms of, bir şeyi değerlendirirken veya açıklarken kullanılan belirli yönü tanıtır. Burada Players don't start with much ifadesi yalnızca silahlarla sınırlandırılır; oyuncuların her şeyden yoksun olduğu söylenmez. in terms of + isim veya isim grubu kalıbı, o yön açısından anlamına gelir. Genel bir ifadeyi ya da karşılaştırmayı daha kesin hâle getirir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tek bir yönle sınırlayan ve in ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The two laptops are similar, but this one is better ____ battery life.
Cevabı göster
in terms of
but from there they go out and scavenge and attempt to be the last man standing. Notlar
0:59ancak oradan dışarı çıkıp malzeme toplarlar ve hayatta kalan son kişi olmaya çalışırlar.
Sonraki aşamaya geçiş olarak from there
Bu cümlede from there, neredeyse silahsız başlanan durumu bir sürecin noktası olarak ele alır. “O aşamadan başlayarak” anlamına gelir; mutlaka “o fiziksel yerden ayrılarak” demek değildir. Bilgiyi düzenleyen bir ifade olarak, az önce belirlenen durum ile daha sonra olanları birbirine bağlar: başlangıç noktası netleşince oyuncular dışarı çıkar, malzeme arar ve hayatta kalmaya çalışır. Daha genel olarak bir hikâyeyi, açıklamayı veya planı daha önce belirtilmiş bir noktadan ileri taşıyabilir.
Alıştırma
Altyazıda “from there” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Oyuncuların önceki bir aşamaya döndüğü anlamına gelir.
- Oyuncuların belirli bir fiziksel yeri terk etmesi gerektiğini söyler.
- Az önce açıklanan durumu sürecin bir sonraki aşamasına bağlar.
Cevabı göster
Az önce açıklanan durumu sürecin bir sonraki aşamasına bağlar.
The last man standing ifadesinin mecaz anlamı
Burada the last man standing, diğer herkes elendikten veya yenildikten sonra yarışmada kalan tek rakibi anlatan bir deyimdir. Standing mecazidir; kazananın fiziksel olarak ayakta durması gerekmez. Bu ifade yarışmalarda, hayatta kalma oyunlarında ve daha geniş rekabet mecazlarında yaygındır. Geleneksel söyleyişte man genel anlamda insanı belirtse de isim duruma göre the last player standing, the last team standing veya the last person standing şeklinde uyarlanabilir.
Alıştırma
Altyazıda “the last man standing” kimdir?
- Fiziksel olarak en uzun süre ayakta kalan kişi.
- Diğerleri elendikten sonra oyunda kalan tek rakip.
- Oyuna en son giren erkek rakip.
Cevabı göster
Diğerleri elendikten sonra oyunda kalan tek rakip.
PlayerUnknown's Battlegrounds isn't much different.
1:04PlayerUnknown's Battlegrounds pek farklı değil.
Also released in 2017 and also available across various platforms,
1:07Yine 2017'de piyasaya sürülen ve çeşitli platformlarda da mevcut olan oyun,
Acil rekabet mecazı olarak a race to survive
a race to survive ifadesinde race mecaz anlamda kullanılır. Organize edilmiş bir koşu yarışı değil, acil bir rekabeti veya mücadeleyi anlatır. to survive mastarı, bu rekabetin hedefini belirtir. Aktarılabilir a race to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir sonucu insanların, takımların, kuruluşların veya başka tarafların acilen ulaşmak için yarıştığı bir hedef olarak sunar. Genellikle rakipler başarmadan veya süre dolmadan önce sonuca ulaşma düşüncesi vardır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: With the deadline approaching and three teams competing, it became ____ complete the prototype.
Cevabı göster
a race to
it was actually released before Fortnite Battle Royale,
1:15aslında Fortnite Battle Royale'den önce yayınlandı,
and must scavenge for things that will help them survive.
1:23ve hayatta kalmalarına yardımcı olacak şeyleri toplamak zorundadır.
with this kind of game now being held as the genre of the day.
1:28bu tür oyunlar artık günümüzün türü olarak kabul ediliyor.
While the games are similar in concept, Dilbilgisi
1:31Oyunlar konsept olarak birbirine benzese de,
While ... they are quite different: karşıtlıktan önce ödünleme
Burada While, bir benzerliği kabul eden ödünleme yan cümlesini başlatır: oyunlar kavram bakımından benzerdir. Ardından ana cümle, konuşanın asıl vurgulamak istediği noktayı öne çıkarır: görünüşleri oldukça farklıdır. Dengeli bir karşıtlık kurmak için While + yan cümle, ana cümle yapısını kullanın: önce A'yı kabul edin, sonra B'yi vurgulayın. Bu kullanımda while, although veya whereas anlamındadır; during the time that anlamına gelmez ve ana cümlede but gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede While, önce bir benzerliği kabul edip ardından bir farkı vurgulamak için doğru kullanılmıştır?
- While the two plans are equally priced, they differ in flexibility.
- While the manager reviewed one plan, the team discussed the other.
- While the two plans are equally priced, but they differ in flexibility.
Cevabı göster
While the two plans are equally priced, they differ in flexibility.
fantasy-esque içindeki tarz bildiren -esque eki
fantasy-esque sözcüğündeki -esque eki, “... tarzında veya biçiminde” ya da “... benzeri” anlamına gelir. Konuşmacı, oyunun kesin olarak belirli bir türe ait olduğunu söylemeden Fortnite’ın görsel tarzını fanteziyi andıran bir tarz olarak tanımlar. “İsim + -esque” yapısı, özellikle yorumlarda esnek biçimde niteleyici sıfatlar üretmeye yarar: a film-esque opening, an art-deco-esque lobby. Genellikle birebir aynı olmayı değil, tanınabilir bir hissi veya tarzı vurgular.
Alıştırma
Cümleyi fantasy-esque içindeki “... tarzında” anlamına gelen dört harfli ekle tamamlayın: The hotel has a castle-____ entrance, but it is a modern building.
Cevabı göster
esque
Konu değiştiren bir ifade olarak As for ...
As for the maps, bir sonraki konunun haritalar olacağını belirten bilinçli bir geçiştir. Dinleyiciye “Şimdi bu yönü ele alacağım” mesajını vererek karşılaştırmayı düzenler. Yapı, As for + isim öbeği biçimindedir ve ardından o konu hakkında bir yorum gelir. “... konusuna gelince” veya “... söz konusu olduğunda” anlamına gelir; neden bildirmez ve tek başına onay ya da eleştiri ifade etmez.
Alıştırma
Bir incelemeci grafiklerden söz etmeyi bitirmiş ve şimdi kontrolleri bir sonraki konu olarak tanıtmak istiyor. Bu geçişi hangi cümle doğal biçimde yapar?
- The reviewer is in favor of the controls.
- Because of the controls, the game runs more smoothly now.
- As for the controls, they feel much smoother now.
Cevabı göster
As for the controls, they feel much smoother now.
keep being released: tekrarlanan edilgen eylem
Keep + -ing, bir eylemin devam ettiğini veya tekrar tekrar gerçekleştiğini anlatır. Burada keep, edilgen fiil öbeğinin tamamı olan being released yapısını kapsar. Being + released edilgen yapıdır: yeni haritalar bir şeyi yayımlayan değil, yayımlanma eylemine maruz kalan taraftır. Bu nedenle ifade, zaman içinde yeni haritaların sunulmaya devam ettiğini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi keep ve release fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: New versions ____.
Cevabı göster
keep being released
it was reported that PUBG will get its third in-game map sometime in early summer.
1:50PUBG'nin yaz başlarında üçüncü oyun içi haritasını alacağı bildirilmişti.
about to finish: gerçekleşmek üzere olan bir olay
Be about to + fiilin yalın hâli, bir şeyin çok yakında, genellikle birkaç dakika ya da an içinde gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. About bu yapıda “hakkında” anlamına gelmez. Cümlede about to finish, sezonun yazı yazıldığı sırada bitişine çok yaklaşmış olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi be about to ve close ile tamamlayın: The doors will shut in a few seconds. They ____.
Cevabı göster
are about to close
but you will know that by now. Kalıp ifadeler
2:01ama bunu muhtemelen şimdiye kadar öğrenmişsinizdir.
By now: mevcut zamandan önce gerçekleşmesi beklenen şey
“By now”, “izleyicinin videoyu izlediği zamana kadar” anlamına gelir. İzleyicinin içinde bulunduğu anı son nokta olarak belirler ve bilginin o zamana kadar zaten öğrenilmiş olduğunu düşündürür. Kayıt ve izleme farklı zamanlarda gerçekleşir. “You will know that by now” kayıt anından geleceğe bakar, ancak izleyicinin izlediği sırada zaten doğru olacak bir durumdan söz eder.
Alıştırma
Bu cümlede “izleyicinin içinde bulunduğu zamandan daha geç olmamak üzere” anlamına en uygun ifade hangisidir? “You probably know the result ___.”
- right now
- for now
- by now
Cevabı göster
by now
Having to traverse large tracts of land brings attention to you, Dilbilgisi
2:07Geniş arazileri geçmek zorunda olmak dikkatleri üzerinize çeker,
Having to ... brings: özne olarak kullanılan -ing'li yan cümle
“Having to traverse large tracts of land”, özne olarak kullanılan -ing'li bir yan cümledir. Having, uzun bir mesafeyi aşma zorunluluğunun tamamını cümlenin sözünü ettiği konu hâline getirir. Yan cümlenin tamamı tek bir durum sayıldığı için geniş zamanda bring değil, tekil biçim olan brings kullanılır. Burada brings attention to you, “başkalarının sizi fark etmesine neden olur” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi make fiilinin doğru geniş zaman biçimiyle tamamlayın: Having to carry a heavy bag every day ____ my shoulder hurt.
Cevabı göster
makes
while Battle Royale has been called absolute chaos.
2:17Battle Royale tam bir kaos olarak adlandırılmıştır.
Position yourself better: daha avantajlı bir konum seçmek
Position yourself, kendi bedenini veya oyun karakterini bilinçli olarak belirli bir yere yerleştirmek demektir. Better daha yararlı veya güvenli bir konumu belirtir; dolayısıyla ifade burada yalnızca daha hızlı hareket etmeyi değil, taktiksel konumlanmayı anlatır. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I position myself, you position yourself ve they position themselves. Aynı yapı gerçek bir konumlanmayı veya avantaj elde etmek için bilinçli biçimde hazırlanmayı anlatabilir.
Alıştırma
"Before the photo, position yourself better," cümlesinde kişi ne yapmalıdır?
- Görüşünü daha açık anlatmak.
- Herkese iş unvanını söylemek.
- Daha uygun bir noktaya geçmek.
Cevabı göster
Daha uygun bir noktaya geçmek.
it's a matter of taste as to which environment you prefer. Deyimler
2:20hangi ortamı tercih edeceğiniz bir zevk meselesidir.
A matter of taste: olgu değil, kişisel tercih
A matter of taste, cevabın kişisel tercihe bağlı olduğu ve bu nedenle birden fazla seçimin makul olabileceği anlamına gelir. Buradaki taste, fiziksel tat alma duyusunu değil; bir kişinin tarz, eğlence, tasarım veya benzer alanlarda nelerden hoşlandığını ifade eder. Yaygın kalıplar X is a matter of taste ve It is a matter of taste whether/which.... biçimleridir. Bunlar bir anlaşmazlığı, kanıtlanabilir tek bir doğru cevabı olan bir soru yerine öznel bir konu olarak sunar.
Alıştırma
Seçimin kişisel tercihe bağlı olduğunu belirten sabit ifadeyle cümleyi tamamlayın: There is no single best color for a backpack; it is ____.
Cevabı göster
a matter of taste
İş birliğine dayalı bir davet olarak take a look at
let's take a look at ... içinde take a look at tek bir kalıp olarak bakmak veya incelemek anlamına gelir. Burada take, bir şeyi fiziksel olarak taşımak ya da ortadan kaldırmak demek değildir. let's ile konuşmacı, dinleyicileri sıradaki konuyu birlikte incelemeye davet eder. Bu ifade sayılara, örneklere, grafiklere veya başka bilgilere akıcı ve iş birliğine dayalı bir geçiş sağlar.
Alıştırma
Cümleyi take ile başlayan ve kısaca incelemek anlamına gelen dört kelimelik kalıpla tamamlayın: Let's ____ the results together.
Cevabı göster
take a look at
and a further 4 million copies for Xbox One. Dilbilgisi
2:28ve Xbox One için 4 milyon kopya daha sattı.
Ek miktar için a further + sayı
a further 4 million ifadesinde further, ek veya ilave anlamına gelir. Dört milyon Xbox kopyası, daha önce belirtilen sayıya eklenir; fiziksel bir uzaklığı anlatmaz. a further + sayı veya miktar kalıbı, ilk miktardan sonra ikinci bir ek miktar bildirirken yaygın olarak kullanılır: X ve buna ek olarak Y.
Alıştırma
Raporu, bu derste geçen ve ek bir miktar anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The clinic treated 200 patients in April and ____ 50 in May.
Cevabı göster
a further
It's thought: doğrulanmamış tahmin için kişisiz edilgen yapı
Buradaki It's thought, It is thought ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Bu, kişisiz bir aktarım edilgenidir: it biçimsel özne görevi görürken asıl görüş veya tahmin sonraki yan cümlede verilir. It is thought (that) + yan cümle kalıbı, bilgiyi konuşanın bizzat doğruladığı bir şey yerine dışarıdan bir görüş olarak sunar. Bu cümlede gelir rakamının kesinleşmiş bir gerçek değil, tahmin gibi anlaşılmasını sağlar.
Alıştırma
Kişisiz aktarım edilgeni oluşturmak için thought kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ that the manuscript is over five hundred years old.
Cevabı göster
It is thought
in all: birleşik toplam
In all, “toplamda” veya “parçalar birleştirildikten sonraki toplam olarak” anlamına gelen bir zarf ifadesidir. Burada ilgili kaynaklardan elde edilen genel tutarın yaklaşık 712 milyon dolar olduğunu belirtir. Genellikle sayıdan sonra veya yan cümlenin sonunda gelir; three fees came to $40 in all buna örnektir. Bir hesaplamayı özetler; “her şeyin içinde” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Birleşik toplam olarak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The meal was $24 and the tip was $6, so I paid $30 ____.
Cevabı göster
in all
Fortnite's Battle Royale mode had over 10 million users
2:34Fortnite'ın Battle Royale modu, piyasaya sürülmesinden sonraki 2 hafta içinde
within 2 weeks of its release: bir olaydan sonraki zaman sınırı
Within + bir süre + of + bir olay yapısı, olayın gerçekleştiği anda başlayan ve belirtilen süre dolduğunda sona eren bir zaman aralığı oluşturur. Burada başlangıç noktası oyunun piyasaya çıkışıdır ve kullanıcı sayısı bu iki haftalık aralık sona ermeden 10 milyonu aşmıştır. Bu yapı “piyasaya çıktıktan sonra en geç iki hafta içinde” demektir; “piyasaya çıktıktan tam iki hafta sonra” demek değildir. Bir sonucun lansman, başvuru, karar veya başka bir olaydan sonra ne kadar hızlı gerçekleştiğini belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi three days ve its submission kullanan bir within + time + of + event ifadesiyle tamamlayın: The team approved the request ____.
Cevabı göster
within three days of its submission
topped PUBG: ‘geçmek’ anlamındaki top fiili
Burada topped, top fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve belirtilen bir ölçütte PUBG'yi geçtiği veya ondan daha üst sıraya çıktığı anlamına gelir. Sınırlayıcı in terms of concurrent players ifadesi tam olarak hangi ölçütün aşıldığını belirtir. Bu kullanım, oyunun her bakımdan daha iyi olduğunu iddia etmez. Sıralama, satış, izleyici, spor veya veri analiziyle ilgili haberlerde top + rakip, rekor veya önceki sayı yapısı, ilgili ölçütte onu aşmak anlamına gelebilir.
Alıştırma
“Daha üst sırada yer aldı” anlamında top fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanın: In the battery test, the new model ____ every competing phone.
Cevabı göster
topped
in terms of concurrent players: karşılaştırma ölçütünü belirtmek
In terms of X, bir iddianın dayandığı ölçütü veya boyutu belirler. Burada oyun PUBG'yi yalnızca eşzamanlı oyuncu sayısına göre yapılan karşılaştırmada geçmiştir; her ölçütte önde olduğu iddia edilmez. Concurrent players, aynı anda oyun oynayan kişilerdir; kayıtlı kullanıcıların tümü veya bugüne kadar oyunu oynamış herkes değildir. Bu ifade, veri karşılaştırmasını kesinleştirir ve tek bir ölçütteki üstünlüğün genel bir üstünlük gibi görünmesini önler.
Alıştırma
Cümle neyi iddia ediyor?
- Oyun, popülerlik ve başarının her ölçütünde PUBG'yi geçti.
- Oyunun toplam kayıtlı kullanıcı sayısı PUBG'den daha fazladır.
- Oyun, yalnızca aynı anda çevrimiçi olan oyuncu sayısında PUBG'yi geçti.
Cevabı göster
Oyun, yalnızca aynı anda çevrimiçi olan oyuncu sayısında PUBG'yi geçti.
might have something to do with: olası bir bağlantı önermek
Might have something to do with X, X'in durumla bağlantılı olabileceği veya durumu kısmen açıklayabileceği anlamına gelir. Burada maliyet, kanıtlanmış bir neden olarak değil, olası bir etken olarak sunulur. Might belirsizliği gösterirken something bağlantının tam niteliğini bilinçli olarak muğlak bırakır. Bu yapı, konuşanın korelasyonu kesin bir nedensellik hâline getirmeden temkinli bir açıklama önermesini sağlar.
Alıştırma
Bir araştırmacı yalnızca erken aşamadaki bir korelasyon bulmuştur. "The change might have something to do with the new schedule" demek uygun mudur?
- Evet, çünkü bağlantıyı geçici bir olasılık olarak sunuyor.
- Hayır, çünkü ifade kanıtlanmış bir nedeni belirtiyor.
Cevabı göster
Evet, çünkü bağlantıyı geçici bir olasılık olarak sunuyor.
can be paid for with game credits you already earned Kalıp ifadeler
2:57zaten kazanmış olduğunuz oyun kredileri ile ödenebilir
pay for something with something: satın alınan şey ve ödeme aracı
paid for with game credits ifadesindeki paid, pay fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı pay for + ürün veya hizmet + with + ödeme aracı şeklindedir. Burada satın alınan şey sezon bileti, ödeme aracı ise oyun kredileridir. İki görevi birbirinden ayırın: for, “ne satın alındı?” sorusunu; with ise “ödeme neyle yapıldı?” sorusunu yanıtlar. Aynı yapı pay for the meal with cash veya will pay for it with points örneklerinde olduğu gibi başka zamanlarda da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi pay for something with something yapısıyla tamamlayın: Yesterday, we ____ the concert tickets ____ a gift card.
Cevabı göster
paid for · with
Another thing to mention is that: bağlantılı bir nokta eklemek
Another thing to mention is that kalıbı, mevcut konuyla bağlantılı yeni bir noktanın ekleneceğini gösterir. Another thing bunun sıradaki bilgi olduğunu belirtir, to mention konunun dile getirilmeye değer olduğunu gösterir ve that tam bir yan cümleyi başlatır. Bu ifade bir yönlendirme işareti gibi çalışır: Dinleyenler, konu değiştirmek yerine aynı açıklamayı genişlettiğinizi anlar. Yeni bilgiyi that sonrasına yerleştirin.
Alıştırma
Bir kütüphanenin neden yararlı olduğu hakkında düzenli bir sunum yapıyorsunuz. Hangi cümle konuyla ilgili başka bir bilgiyi açıkça ekler?
- Another thing to mention is that the library stays open late.
- By the way, my shoes are new.
- The library is useful, or maybe not.
Cevabı göster
Another thing to mention is that the library stays open late.
and Battle Royale isn't even available in China yet. Dilbilgisi
3:06ve Battle Royale'in henüz Çin'de mevcut olmamasıdır.
isn't even available ... yet: beklenmedik biçimde süren olumsuz bir durum
Olumsuz not even ... yet kalıbında even, durumun beklenenden daha şaşırtıcı veya dikkat çekici olduğunu belirtir. Burada isn't even available, erişilebilir olması beklenebilecekken bunun hâlâ gerçekleşmediğini anlatır. Yet, zaman sınırını konuşanın o anki referans noktasına koyar: durum o ana kadar sürmüştür, ancak daha sonra değişme olasılığı açıktır.
Alıştırma
Durumun şimdiye kadar hâlâ geçerli olmasına şaşırdığınızı göstermek için cümleyi vurgulanan kalıpla tamamlayın: The game is hugely popular elsewhere, but it ____ here ____.
Cevabı göster
isn't even available · yet
it looks like Battle Royale is winning, Dilbilgisi
3:10sunucularında sorunlara yol açmasına rağmen,
although this has led to problems with its servers. Kalıp ifadeler
3:11Battle Royale kazanıyor gibi görünüyor.
it looks like + cümlecik: kanıta dayalı temkinli bir çıkarım
It looks like + cümlecik, o anda mevcut olan işaretlere veya kanıtlara dayalı bir sonuç çıkarır. Burada like sözcüğünü tam cümlecik Battle Royale is winning izler; look, birinin bilerek baktığı anlamına gelmez. Bu yapı iddiayı yumuşatır. Konuşan kişi kazanma durumunu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanmış bir gerçek olarak değil, şu anki en iyi yorum olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle mevcut kanıtlara dayanarak temkinli bir sonuç çıkarıyor?
- It looks like the train will arrive on time.
- The train will definitely arrive on time.
- The train looks clean and comfortable.
Cevabı göster
It looks like the train will arrive on time.
led to problems: bir nedeni ve sonucunu belirtmek
Bu cümlede led to problems, bir durumun sonuç olarak sorunlara yol açtığını belirtir. Led, lead fiilinin geçmiş zaman biçimidir; this ise daha önce sözü edilen hızlı büyümeye gönderme yapar. Yapı lead to + isim veya -ing biçimidir. Buradaki to bir edattır; bu yüzden ardından fiilin yalın biçimi değil, problems gibi bir isim gelir.
Alıştırma
Cümleyi lead to ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: The broken traffic light ____ a long delay.
Cevabı göster
led to
people have complained about servers for both games.
3:14insanlar her iki oyunun da sunucularından şikayetçi oldular.
That said: önceki bir noktayı dengelemek
That said, hemen önce söylenen noktayı sınırlayan veya dengeleyen yeni bir nokta sunar. Konuşan kişi önceki iddiayı geçersiz kılmaz; onu kabul eder ve ardından farklı bir yöne işaret eden bilgi ekler. Cümle başında söylem belirleyicisi olarak kullanılır ve genellikle ardından virgül gelir. Bir şeyin kelimenin tam anlamıyla söylendiğini değil, "buna rağmen" veya "bununla birlikte" anlamını taşır.
Alıştırma
İlk noktayı kabul ettikten sonra ona karşıt bir açıklama ekleyen bağlayıcıyı seçin: The bike is expensive. _____, it should last for years.
- As a result
- That said
- For example
Cevabı göster
That said
gained lots of accolades: birçok övgü ve ödül kazanmak
Bu cümlede gained lots of accolades, “birçok onur, ödül veya güçlü takdir ifadesi aldı” anlamına gelir. Accolades ismi hem resmî ödülleri hem de eleştirmenlerden gelen güçlü övgüleri kapsayabilir; ardından yılın oyunu ödüllerinden söz edilmesi bunu somutlaştırır. gain accolades kalıbı, takdiri başarı yoluyla kazanılan veya biriktirilen bir şey olarak sunar. İncelemelerde, profesyonel profillerde ve haberlerde başarıyı anlatmanın kısa ve nispeten resmî bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “birçok onur veya ödül aldı” anlamına gelen dört kelimelik ifadenin aynısıyla tamamlayın: The young architect has ____ for her sustainable designs.
Cevabı göster
gained lots of accolades
Battle Royale hasn't garnered anything close to the same attention, Dilbilgisi
3:23Battle Royale aynı dikkati yakınından bile geçemedi,
hasn't garnered anything close to the same attention: aynı düzeyde ilgi görmenin yanına bile yaklaşmadı
Burada anything close to the same attention, “diğer oyunun gördüğü ilgiye az da olsa yaklaşık olarak eşit bir ilgi miktarı” anlamına gelir. hasn't olumsuzluk sağladığı için tüm yan cümle Battle Royale'in yalnızca biraz değil, çok daha az ilgi gördüğünü söyler. close to burada fiziksel mesafeyi değil, derece veya miktar benzerliğini anlatır. Aktarılabilir yapı, “olumsuz cümle + anything close to + isim öbeği” biçimindedir ve gerçek sonucun ölçütün çok altında kaldığını güçlü biçimde vurgular.
Alıştırma
Küçük bir çevrim içi lansman 500 görüntülenme alırken önceki lansman 50.000 görüntülenme aldı. Yeni lansmanın çok daha az ilgi gördüğünü en güçlü ve doğal biçimde hangi cümle anlatır?
- The new launch didn't receive exactly the same attention.
- The new launch didn't receive anything close to the same attention.
- The new launch received close to the same attention.
Cevabı göster
The new launch didn't receive anything close to the same attention.
Daha geç bir çıkışı anlatan “came out later”
Burada came out, “resmen yayımlandı veya halka sunuldu” anlamına gelir. Özne olan it bir oyun moduna gönderme yaptığı için came out later, bu modun diğer oyundan sonra piyasaya çıktığını belirtir. come out ifadesinin bu kullanımı filmler, oyunlar, kitaplar, albümler ve ürünler için yaygındır. Geçmiş zamanda come, came olur: X came out in June / X came out later.
Alıştırma
Cümleyi “daha geç piyasaya çıktı” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The rival game launched in May, but this one ____.
Cevabı göster
came out later
Sonuca varmayı erteleyen “time will tell”
Time will tell, cevabın veya sonucun şu anda belli olmadığı ve olaylar geliştikçe ortaya çıkacağı anlamına gelir. Bu cümlede konuşan kişi, mevcut farkı nihai sonuç olarak değerlendirmekten kaçınır. Bu deyim, genellikle bir tahminin veya belirsizliğin ardından tam bir yorum olarak kullanılır: Bir şey olabilir, ama sonucu zaman gösterecek. Zamanın kelimenin gerçek anlamıyla konuşması demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan deyimle tamamlayın: The new strategy looks promising, but we need months of results before we can judge it. ____.
Cevabı göster
Time will tell
Metacritic: incelemelerden oluşturulan birleşik puan
Metacritic; oyun, film, müzik ve diğer medya ürünleriyle ilgili incelemeleri toplayan ve mevcut sayısal değerlendirmeleri birleşik bir puana dönüştüren bir internet sitesidir. Buradaki 85, bu birleşik sonucun puanıdır. Metacritic'in tek bir eleştirmen olduğu veya her eleştirmenin tam olarak 85 verdiği anlamına gelmez.
Alıştırma
"The game has a Metacritic score of 85," cümlesinde 85 en doğal olarak neyi ifade eder?
- Tek bir Metacritic eleştirmeninin verdiği puan
- Birden fazla incelemenin puanlarına dayanan birleşik bir sonuç
- Her eleştirmenin ayrı ayrı verdiği aynı puan
Cevabı göster
Birden fazla incelemenin puanlarına dayanan birleşik bir sonuç
It was also called by some the best multiplayer game ever.
3:33Bazıları tarafından şimdiye kadarki en iyi çok oyunculu oyun olarak da adlandırıldı.
but there is no separate score for the Battle Royale mode. Kalıp ifadeler
3:39ancak Battle Royale modu için ayrı bir puan yok.
no separate score for: bağımsız olarak yayımlanmış puan yok
no separate score for the Battle Royale mode ifadesinde separate, score sözcüğünü niteler. İfade, bu mod için bağımsız olarak hesaplanmış veya yayımlanmış özel bir puan bulunmadığını anlatır. Bu ayrım, bir ürünün genel puanı varken belirli bir bölümünün veya özelliğinin ayrı puanı olmadığında önemlidir. Hiç puan bulunmadığını söylemez; Fortnite'ın genel puanı hâlâ 74'tür.
Alıştırma
Bir alt kategori için bağımsız olarak yayımlanmış puan olmadığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The app has an overall score, but there is ____ its privacy features.
Cevabı göster
no separate score for
but it didn't receive the same kind of superlatives as PUBG did. Dilbilgisi
3:43ancak PUBG'nin aldığı türden övgüleri almadı.
the same kind of superlatives as PUBG did: PUBG'nin aldığı türden aynı üstün övgüler
“the same kind of superlatives as PUBG did” ifadesinde the same + isim + as kalıbı, iki oyunun aldığı övgülerin türünü karşılaştırır. Ana cümle olumsuz olduğu için ilk oyunun PUBG’ninkilerle karşılaştırılabilecek türde övgüler almadığını anlatır. Buradaki superlatives, yalnızca dilbilgisindeki üstünlük derecesini değil, “the best” gibi son derece olumlu nitelemeleri veya övgüleri belirtir. PUBG did, PUBG received that kind of superlative praise yapısının yerine geçer. Geçmiş zaman yardımcı fiili did, karşılaştırmayı paralel tutar ve received fiilinin tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
Karşılaştırmayı same ... as kalıbıyla ve receive fiilinin geçmiş zaman yerine geçen sözcüğüyle tamamlayın: The new model didn't receive the ____ amount of attention ____ the old one ____.
Cevabı göster
same · as · did
But things might be changing: ama işler değişiyor olabilir
Burada But, önceki örüntüden farklı bir yönü gösteren yeni kanıtlara geçişi belirtir. Cümle bir köprü görevi görür: dinleyiciyi önceki görüşü değiştirebilecek bilgilere hazırlar. Things fiziksel nesneleri değil, genel durumu geniş anlamda belirtir. Might be changing, belirsizliği devam eden bir süreçle birleştirir; böylece konuşan kişi değişimin çoktan başlamış olabileceğini söyler, ancak bunun kanıtlandığını iddia etmez.
Alıştırma
Yerleşik bir durumun çoktan değişmeye başlamış olabileceğine ilişkin ilk kanıtları kesinlik iddiasında bulunmadan en iyi hangi cümle sunar?
- Things might change someday.
- Things are changing.
- Things might be changing.
Cevabı göster
Things might be changing.
NFL star J.J. Watt posted a poll on Twitter in 2018
3:48NFL yıldızı J.J. Watt, 2018'de Twitter'da bir anket yayınladı
this was not just addressed to the Battle Royale mode for Fortnite.
4:03bu sadece Fortnite için Battle Royale moduna yönelik değildi.
with some people saying they preferred PUBG Dilbilgisi
4:10bazı insanlar PUBG'yi tercih ettiklerini söylerken,
such a difference: daha önce belirtilen dereceye gönderme yapmak
Bu cümlede such a difference, “az önce sözü edilen fark kadar büyük veya belirgin bir fark” anlamına gelir. Önceki %74'e karşı %26 sonucu güçlü bir fark ortaya koymuştu; Reddit tartışmalarında ise bu derecede bir fark görülmedi. such a + tekil sayılabilen isim yapısı, konuşmada daha önce belirtilmiş bir türü veya dereceyi işaret edebilir. Burada such yalnızca farkı “böyle bir fark” olarak sınıflandırmaz; farkın büyüklüğünü öncekiyle karşılaştırmanızı sağlar.
Alıştırma
İlk anket çok büyük bir fark gösterdi. Devamındaki yorumu doğru tamamlayan ifadeyi seçin: The new survey did not show ___.
- such difference
- so a difference
- such a difference
Cevabı göster
such a difference
with some people saying ... and others preferring ...: paralel ayrıntılar eklemek
with ile başlayan bölüm, ana ifadeyi destekleyen koşulları ekler: İnsanlar farklı tercihlerini dile getirdiği için Reddit başlıkları tek taraflı görünmüyordu. with + isim grubu + -ing yapısında isim grubu, -ing eylemini yapan kişiyi veya şeyi belirtir. Some people saying ... and others preferring ... iki grubu paralel biçimde sunar. Others diğer insanlar anlamına gelir; saying ve preferring ise aynı with ek yapısı içindeki -ing biçimleridir.
Alıştırma
with + isim + -ing ek yapısını doğru kullanan ve iki grubu paralel tutan cümleyi seçin.
- The class had mixed reactions because some students cheered while others looked disappointed.
- The class had mixed reactions, with some students cheering and others looking disappointed.
- The class had mixed reactions, with some students cheering and others looked disappointed.
Cevabı göster
The class had mixed reactions, with some students cheering and others looking disappointed.
be sure to check out our other video called Xbox versus PlayStation.
4:18Xbox PlayStation'a Karşı adlı diğer videomuza da göz atmayı unutmayın.